Etiket: eğitim nöbeti

  • Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan açıklama: Bize Söz değil yasa lazım-VİDEO

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan açıklama: Bize Söz değil yasa lazım-VİDEO

    PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş ve güvenceli çalışma talebi ile başlatmış olduğu Eğitim Nöbeti’nin 33. gününde, “Söz değil yasa lazım” diyerek sürece ilişkin basın açıklaması yaptı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Sekreteri Umut Erkurt, “Yüz binlerce öğretmene verilen söz tutulmadı” dedi. 

    TBMM Çankaya girişindeki Milli Egemenlik Parkı’nda sürdürülen Eğitim Nöbeti ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile yapılan görüşme ile ilgili bir basın toplantısı gerçekleştirildi.
    Mülkiyeliler Birliği binasında yapılan açıklamada basın metnini Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Sekreteri Umut Erkurt okudu.

    “HAKLI Bİ DAVA YÜRÜTÜYORUZ”

    Taban maaş talebinin özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce öğretmeni ilgilendirdiğini belirten Erkurt, “Bu anlamı ile talebimiz sendikanın ayağa diktiği, görünür kıldığı haysiyet mücadelesinin özlü ifadesidir. Sendikamız, bu talebi kendi sınırlarında görmüyor. Taban maaş talebi başta tüm öğretmenler olmak üzere, toplumun geniş kesimleri, eğitim sendikaları, meslek odaları ve emekçiler tarafından desteklenmektedir. Bu doğal sonuca canhıraş bir mücadele sonucu ulaştık. Haklıyız! Haklı bir dava yürütüyoruz. Öğretmenler asgari ücret düzenine mahkum edilemez ediyoruz. Mesleğin itibarını ve emeğin onurunu gözeten bu yaklaşım bir hakikat olarak söze ve eyleme dönüşmüştür. Arkamıza, geldiğimiz şehirlere ve çalıştığımız iş yerlerine baktığımızda burada olmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz. En başta bunu belirtmek isteriz” dedi.

    “SENDİKAMIZ SORUMLULUK DUYGUSU YÜKSEK BİR SENDİKADIR”

    Sendikanın genç bir öğretmen sendikası olduğunu belirten Umut Erkurt, “Sendikamız üyeleri itibari ile de gençtir. Sendikamız bu gençliğin güzel ve yürekli yanlarını taşımaktadır. Sendikamız aynı zamanda olgun bir sendikadır. Faaliyet yürüttüğü alanla ilgili tespite varan görüşleri vardır ve bu görüşler gün geçtikçe doğrulanmaktadır. Sendikamız sorumluluk duygusu yüksek bir sendikadır. Ne kadar özel de olsa bu eğitim alanının kamusal bir alan olduğunu bilmekte ve eğitimin tüm paydaşlarının eğitim odaklı çıkarlarını öne çıkarmaktadır. Sendikamız sadece eylem yapmayan, taleplerini kampanyalar ve bir dizi bilgilendirme çalışmaları ile ilgili herkese götüren bir sendikadır. Sendikamız gerek özlük hakları konusunda patronlar, kurum idarecileri, bakanlık yetkilileri ile gerek iş kolu sorunu konusunda Çalışma Bakanlığı ve iş kolundaki sendikalar ile muhataplık geliştirmek isteyen, karşılık bulduğu zamanlarda ise görüşmeler gerçekleştirmiş bir sendikadır. Bu hatırlatmaları yapmayı zorunlu buluyoruz. Sendikamızı kısa sürede tüm zorluklara rağmen 13 bin üye ile buluşturan onun düzenli ve bir plana dayanan çalışmasıdır.” diye ekledi.

    “YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMENE VERİLEN SÖZ TUTULMADI”

    Umut Erkurt, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşmelerine ve başlattıkları eğitim nöbetine ilişkin detayları şu maddeler ile sıraladı:

    1. 29 Ocak tarihinde Meclis önünde yaptığımız eylem sonucunda taban maaş talebimiz ile ilgili Sayın Yusuf Tekin ile bir görüşme gerçekleştirdik. Başta Sayın Yusuf Tekin olmak üzere bakanlığın yetkili ağızları bizlere, taban ücret uygulaması ile ilgili bir çalışmanın içinde olduklarını ifade etti. Söz konusu çalışma ÖMK ile ilgili yapılacak değişikliğin içinde yer alacak ve öğretmenlik özel ve kamu fark etmeksizin bir statüde eşitlenecek denildi. Tarih olarak ise Nisan ayı işaret edildi. Bu düzenleme Maliye Bakanlığının kabul etmesi gereken formüllere dayanıyordu.
    2. Bu düzenleme hayata geçmedi. Yüz binlerce öğretmene verilen söz tutulmadı.
    3. Bunun üzerine 26 Mayıs’ta Ankara’ya gelindi. Eğitim nöbeti başladı ve bazı demokratik eylemlerimize polis müdahalesi gerçekleşti.
    4. Devamında patron derneklerinin temsilcileri ile uzun bir süredir olması için çaba gösterdiğimiz görüşmeler gerçekleşti.
    5. Bu görüşmelerde patron dernekleri taban ücret uygulamasına karşı olmadıklarını fakat kamu ile özel arasındaki brüt farkının fazla olduğunu, kendilerinin de maliyette eşitlik istediğini ifade ettiler. Kendilerinden çözüm noktasında önerilerini istedik.
    6. Çözüm odaklı davrandığımızı, talebimizin hayata geçmesi noktasında bazı eşikleri atlaması gerektiğini düşünerek ve dönemin de bazı gerçeklerini hesaba katarak talepte esnedik. Asgari ücretle öğretmen çalıştırmanın önüne geçecek bir yasal düzenlemenin şart olduğunu ifade ettik.

    “TABAN MAAŞ UYGULAMASININ OLMAMASI KÖLELİK İLİŞKİSİ YARATIYOR”

    7. Bakanlık yetkilileri ve milli eğitim komisyonu üyesi milletvekilleri yaptığımız görüşmelerde taban ücret uygulamasının hukuki sınırlar açısından ÖMK’ye dahil edilemeyeceğini ama 5580 sayılı özel öğretim kurumları kanununa dahil edilebileceğini ifade ettiler. Sorunun çözümü noktasında yasal bir düzenlemeyi işaret ettiği için buna da olur yanıtını verdik.
    8. Çağrılmadığımız yerlerde olma isteğimiz ve görüşme çabamız sorunlarımızın çözümü için ne kadar istekli, samimi olduğumuzun karşılığıdır.
    9. Neden taban maaş önemli? Çünkü mayıs ya da haziran aylarında bir sonraki dönem için bize sunulan teklif üzerinde herhangi bir pazarlık ve itiraz hakkımız bulunmuyor. Dayatılan ücreti kabul etmediğimizde bu istifa etmemiz anlamına geliyor. İstifa ettiğimizde geriye dönük biriken haklarımızı kaybediyoruz. Taban maaş uygulamasının olmaması tam anlamı ile kölelik ilişkisi yaratıyor.
    Mayıs ya da haziran aylarında kabul edilmek zorunda olunan aylık ücret yeni eğitim-öğretim döneminin başında, Ekim ayında öğretmenin hesabına yatıyor. Bu, mevcut enflasyon koşullarında anlaşılan ücretin daha da geriye gitmesi, erimesi demek. Asgari ücret üzerinde yıl içinde yapılan değişiklikleri de düşündüğümüzde öğretmenin aldığı maaşın asgari seviyesine ya da onun altına indiğini görüyoruz. Bu bir döngü. Bu duruma son verecek olan yine taban maaş uygulamasıdır.
    10. Çarşamba günü Sayın Kemal Şamlıoğlu ile yaptığımız görüşmede kendisi sendikamıza özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin sorunlarını Bakanlığın çözülmesi gereken temel sorunlardan biri olarak gördüğünü açıklamıştır. Fakat taban maaşa dair bir düzenlemenin ne şekilde yapılacağı ve ne zaman yapılacağı konusunda herhangi bir bilgi vermemiştir. Maalesef görüşme iki gün önce Sayın Tekin ile yaptığımız görüşmedeki ilerlemenin gerisi düşmüştür. Çözüm odaklı, gerçekçi ve koşulları gözeten taleplerimizin yeninden bir muğlaklığa mahkum edilmesi bizler için kabul edilebilir değildir.
    11. Özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce emekçi Milli Eğitim Bakanlığından öğretmenliğin itibarı ve güvenceli koşullar için bir hamle beklemektedir. Bu hamle asla biz süreci takip ediyoruz, patronları uyardık şeklinde belirsiz, gözlemi zor, yaptırımı olmayan adımlar değildir. Öğretmenlerin koşullarını değiştirecek, öğretmenleri güvende hissettirecek şey apaçık ortadadır. Asgari ücret düzenini bitmesi ve insanca çalışma koşulları için bize Söz değil yasa lazım!

    Basın açıklamasının ardından sendika üyeleri basın mensuplarının sorularını cevapladı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Özel Sektör Öğretmenlerinden MEB’e: Biz öldüğümüzde mi öğretmen oluyoruz?- VİDEO

    Özel Sektör Öğretmenlerinden MEB’e: Biz öldüğümüzde mi öğretmen oluyoruz?- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Meclis Parkı’nda tuttukları eğitim nöbetinde PİRHA’ya konuşan Sendika Genel Başkanı Eren Edebali ve Ankara İl Temsilcisi Betül Koca, haklarını almadan eylemlere son vermeyeceklerini belirttiler. Her iki öğretmen de binlerce öğretmenin asgari ücrete ve altına çalıştırıldığını belirterek, hükümeti sorumlu davranmaya çağırdı.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş ve diğer özlük hakları için kendilerine verilen sözün tutulmadığını belirterek, geçen günlerde Meclis Parkın’da ‘eğitim nöbeti’ tutmaya başladı. Öğretmenlerin nöbetine siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar ziyaretlerde bulunarak destek veriyor.

    Özel Sektör Öğretmenlerinin eğitim nöbetleri ülke genelinde devam ediyor.

    PİRHA’ya konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ve Ankara İl Temsilcisi Betül Koca, süreci değerlendirerek taleplerini yineledi.

    “HAKLARIMIZIN ALINMASI PATRONLARA DAVET ÇIKARDI”

    Yüz binlerce öğretmenin eğitim kurumlarında asgari ücret ile çalıştırıldığını belirten Eren Edebali, “Vasıflı bir meslek grubuna ait olan öğretmen asgari ücrete çalıştırılamaz diyoruz. Bunu bakanlığın da söylemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu hükümetin de söylemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bir milli eğitim politikasının, bir öğretmen politikasının bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 2014 yılında elimizden bu hak alındı. Bu hakkın elimizden alınması patronlara davet çıkardı. Bu alan tamamen patronlara bırakılmış durumda. Denetimsizlikle, güvencesizlikle, özlük haklarından yoksun bir şekilde çalıştırılan öğretmenler, ucuz iş gücü haline getirilerek patronların aslında bir bakıma kar alanları, kar odakları haline gelmiş durumda. Biz bunun karşısında çok sahici, gerçek bir talebin peşindeyiz. Taban maaşı hakkımızın geri gelmesini istiyoruz” dedi.

    “ÇOK SAYIDA İLDE EĞİTİM NÖBETİNE BAŞLADIK, VERİLEN SÖZLER BİR YALANA DÖNÜŞTÜ”

    Pazar gününden beri eğitim nöbetine devam ettiklerini hatırlatan Eren Edebali, 29 Ocak’ta Meclis önünde yapılan eylemin ardından Bakan Tekin ile görüştüklerini ve verilen sözlerin tutulmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Şu an çok sayıda ilde arkadaşlarımız eğitim nöbetine başladı. Niçin buradayız? Öğretmenlik Meslek Kanunu ikinci kez meclise geliyor. Çünkü bir önceki Öğretmenlik Meslek Kanunu eksik bulundu. Değiştirilmesi gereken noktalar Anayasa Mahkemesi tarafından ifade edildi. Biz 29 Ocak’ta Meclis önünde bir eylem yaptığımızda bir koşul olarak Milli Eğitim Bakanı’yla bir görüşme yapmak istemiştik. Orada bu görüşmeyi aldık. Kendileri bakanlıktaki diğer yetkililer de taban maaş hakkımızın hatta diğer yan haklarımızın yeni çıkacak olan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na dahil edileceğini, özel kamu fark etmeksizin öğretmen statüde eşitleneceğini ifade ettiler. ‘Siz istiyorsunuz diye değil, biz bu çalışmayı zaten yapıyoruz’ dediler ve Nisan ayına işaret ettiler. İki ay geçmeden Sayın Bakan televizyona çıktı ve ‘benim böyle bir yetkim yok. Böyle bir şey mümkün değil’ dedi. Bu verilen söz tam bir yalana dönüştü.”

    “EĞİTİM BİR ÇÖKÜŞ İÇERİSİNDE”

    Eğitimin bir çöküş içerisinde olduğunun altını çizen Edebali, şunları kaydetti:

    “Gayet bilinçli politikalar yürütülüyor. Maarif Eğitim programı açıklandı. Eğitimin içeriğine dair toplumu daha ileri taşıyacak, öğrencilerin, dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilecek hatta dönemi aşabilecekleri bir içeriği taşımıyor müfredat. Haliyle özel öğretim kurumları, Türkiye’nin yakın siyasi tarihi bunu apaçık ortaya koyuyor. Burada Bakan STK olarak nitelendiriyor ama işte burada cemaatler, tarikatlar vesaire çok sinsi politikalar yürütüyor. Biz özel öğretim kurumlarında bunlarla karşı karşıyayız. Bunu bir uyarı olarak ifade ediyoruz. Burada bir politika yapmıyoruz sadece. Burada bir düşünce, bir ideolojik hat yerleşiyor, yaygınlaşıyor. Özel öğretim kurumları da bunun bir alanı. ÇEDES programı zaten vakıflar üzerinden buradan ürüyor. Biz toplumun kendisine sesleniyoruz. Bütün emekçilere sesleniyoruz. Velilere sesleniyoruz. Kendi çocuklarına sahip çıkmak istiyorlarsa bugün eğitimle ilgili bir savunma hattına geçmeleri lazım. Eğitimi savunmaları lazım.”

    “BİZ ÖLDÜĞÜMÜZDE Mİ ÖĞRETMEN OLUYORUZ?”

    Öğretmen Betül Koca ise taban maaş haklarının gasp edilmesinin yanı sıra kadın olarak da bir çok sorunla karşı karşıya olduklarını kaydetti.

    Koca konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Asgari ücrete ve altına çalıştırmaya çalışıyor patronlar ve kurumlar bizleri. Ekstra olarak kadın olmanın getirdiği dezavantajlar oluyor. Daha düşük ücretlere çalıştırmak istiyorlar ya da doğum izni gibi haklarımız olmuyor. Zaten sözleşmelerimiz biliyorsunuz yıllık, on aylık olabiliyor bu bazen. Burada bir kıdem tazminatı hakkı yok yani öğretmenler ciddi bir güvencesizlik altında çalıştırılıyor. Üç yıldır aslında taban maaş talepli bir hak mücadelesi veriyoruz. Geldiğimiz nokta gerçekten anlamlı, kıymetli. Çeşitli görüşmeler de yaptık Bakanlıkla. Bize verdiği sözleri ne yazık ki tutmadı. Bakan çıktığı bir kanalda ‘benim böyle bir şeye yetkim yok’ dedi. Yani binlerce öğretmenin, yüz binlerce öğretmenin asgari ücrete ve altına çalıştırdığı yerde sorumlu kimdir? Milli Eğitim Bakanı değilse bunun sorumlusu kim olabilir? Bu kadar öğretmeni öğretmenden mi saymıyorlar? Bir öğretmen öldürüldüğünde diyor ki kamu görevlisi yaptırımları uygulanacak ancak o zaman kendileri bunu itiraf ediyor. Kamuda da özelde de öğretmen ayrımı yoktur deniliyor. Ama iş özlük haklara gelince bunu kabul etmiyorlar. Biz öldüğümüzde mi öğretmen oluyoruz? Hükümet henüz bu eylemimize bir cevap vermedi, herhangi bir somut adım ne yazık ki göremiyoruz. Çeşitli siyasi partilerden, muhalif partilerden ziyarete gelenler oldu ama biz bununla sınırlı kalmamasını istiyoruz. Bütün STK’lar olabilir, diğer sendikalar olabilir, emek güçleri olabilir ve bu işin muhataplarının bir an önce sesimizi duymasını istiyoruz. Burada nöbetimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

    Eren GÜVEN-Buse Nehir DEMİR /PİRHA

     

     

     

     

  • Eğitim Sen’den, Öğretmen Sendikası’nın eğitim nöbetine destek!

    Eğitim Sen’den, Öğretmen Sendikası’nın eğitim nöbetine destek!

    PİRHA-Eğitim Sen MYK üyeleri, Öğretmen Sendikası’nın Meclis Parkı’nda yaptığı eğitim nöbetini ziyaret ederek mücadeleyi ortaklaştırdıklarını ilan etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Öğretmen Sendikası’nın asgari ücret düzenine son verilmesi ve taban maaş hakkı talebi başta olmak üzere özlük hakları için başlattığı eylemde yanlarında olduklarının altını çizdi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara Meclis Parkı’nda yaptığı eğitim nöbetini ziyaret etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak konuya ilişkin açıklama yaptı.

    “ÖĞRENCİYİ VE VELİYİ ÖZEL OKULLARIN PİYASACI BATAĞINA NASIL İTTİĞİNİZİN FARKINDAYIZ”

    Eğitimin her alanının bir saldırı ve kuşatma altında olduğunu altını çizen Kemal Irmak, “Biz öğretmenler, öğrenciler, veliler, eğitimin her kademesinde görevli eğitim emekçileri bu kuşatma ve saldırılardan en ağır şekilde etkilenen kesimler durumundayız. İtibarsızlaştırılan öğretmenler, geleceksizleştirilen öğrenciler, her gün kaygıdan kaygıya sürüklenen veliler, ağır çalışma ve yaşam koşulları altında ezilen eğitim ve bilim emekçileri” dedi.

     Irmak, dün MEB tarafından kabul edilen “müfredat programı” ile öğrencilerin bir itaat ve biat programı ile eğitilmek istendiğini, diğer yandan da eğitimin ticarileştirilmesi hamlelerinin son hız devam ettiğini belirterek, ” Her şeyi biliyoruz, her şeyi görüyoruz, her şeyin farkındayız. Uygulamaya çalıştığınız eğitim sistemi bir refah toplumunun eğitim sistemi değil sizin beka ve ikbalinizi garanti altına alan bir eğitim sistemidir. Tarikat ve cemaatlerin gerici ve çağdışı yaklaşımlarının özünü oluşturduğu bir eğitim sistemi olamaz. Devlet okullarına dayattığınız programlarla niteliksizleştirilen okullardan kaçan yüzbinlerce öğrenci ve veliyi özel okulların piyasacı bataklığına nasıl ittiğinizin farkındayız” ifadelerini kullandı.

    “PARASIZ VE EŞİT EĞİTİM, TOZLU RAFLARDAKİ BİR KİTAP SAYFASI OLARAK DURMAKTA”

    Irmak şöyle devam etti:

    “Yarattığınız iklimle son 5 yılda özel okula giden öğrenci sayısı 10 kat arttı. Devletin asli görevi ve anayasal hak olan parasız ve eşit eğitim hakkı tozlu raflarda ki bir kitap sayfası olarak durmakta. Milyonlara ulaşan fiyatları ile adeta bacasız fabrikalara dönen özel okullar, kamunun kaynaklarını ve vatandaşın parasını kendine transfer etmekte. Bir rıza mekanizması kurulmuş, bir tarafta bilimsel ve pedogojik formasyondan uzak devlet okulları diğer tarafta sözde daha demokratik ve özgür eğitim vahaları ile bir algı oluşturulmaya çalışılmakta. Bu algının yaldızı kaldırıldığında ise altında çok ağır ve acımasız bir emek sömürüsü ile özel okulda çalışan eğitim emekçileri bulunmakta. Asgari ücrete dahi yaklaşamayan ücretlerle geçinmek zorunda kalan, haftada 40-45 saatlik çalışma yükünün altında ezilen, okul yönetimi ve velilerin türlü mobbingleri ile karşı karşıya kalan eğitim emekçileri. Neredeyse mafyatik organizasyonlar haline gelmiş özel okul zincirleri… Devletin her türlü kolaylaştırıcılığından faydalanan özel okul patronlarının kurduğu vakıflar ve derneklerle şekillenen özel okul sistemi.”

    “EĞİTİMİN TÜM BİLEŞENLERİ İLE ORTAKLAŞMA ARTIK BİR ZORUNLULUK HALİDİR”

    Bizler aynı fakültelerden mezun olmuş, aynı eğitimi almış nesil inşacılarıyız. Atamalardaki garabet yüzünden aynı işi yaparken şu anda 6 parçaya bölünmüş eğitim emekçileriyiz. Özel okullarda çalışan, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş şeklinde mesleğimizin başına sıfatlar konularak bizi paramparça etmeye çalışsalar da her birimiz aynı işi yaptığımızın farkındayız. Aynı işi yapanlara aynı sosyal, ekonomik, özlük haklar sağlanmasını savunanlarız. Kısa zaman dilimi içinde getireceğiniz öğretmenlik meslek kanununun bu çerçeve de ele alınmasını isteyenleriz. Hedef haline getirilen eğitim emekçilerinin kaybolan itibarının tekrar tahsis edilmesi için mücadele ediyoruz. Her bir kelimesine kitaplar dolusu makaleler yazılan ‘Kamusal, bilimsel, parasız, laik, anadilinde eğitim’ bizim temel şiarımız, temel mücadele alanlarımız. O yüzden değerli arkadaşlar eğitimin tüm bileşenleri ile ortaklaşma, birleşme, dayanışma ile mücadelemizi büyütmek artık bir zorunluluk halidir.”

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYOR, ORTAK HAREKET ETTİĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ”

    Kemal Irmak, “Öğretmen Sendikası”nın talepleri üzerinden şunları sıraladı:

    • ÖMK ile yaşanılacak hak kayıplarına karşı,
    • Özel okul, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş gibi sıfatlarla öğretmenlik mesleğine dayatılan parçalı istihdama karşı,
    • Atama yönetmeliğindeki hukuksuzluğa karşı,
    • Eğitimin ticari ve piyasacı uygulamalarına karşı ortak hatta ilerleme için,
    • Eşit işe eşit ücret için,
    Mesleğimiz, onurumuz, geleceğimiz için, mücadeleyi büyütüyor, ortak hareket ettiğimizi ilan ediyoruz.

    PİRHA/ANKARA