Etiket: eğitim se

  • Veli Der Antalya Şubesi: Eğitim Sen yalnız değildir!

    Veli Der Antalya Şubesi: Eğitim Sen yalnız değildir!

    PİRHA- Veli Der Antalya Şubesi, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası MYK üyelerine verilen bir haftalık ev hapsi kararına tepki göstererek, “Eğitim Sen MYK üyelerine yönelik iki haftalık ev hapsi ve bir haftalık imza ile adli kontrol kararı verilmesinin hukuki dayanağı yoktur”dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından üniversite öğrencilerinin boykot kararını desteklemiş ve bir günlük iş bırakma kararı almıştı. Eğitim Sen’in eylem kararı ardından hızlıca soruşturma açılmıştı.

    Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, İstanbul Başsavcılığı tarafından “suç işlemeye alenen tahrik etmek” iddiasıyla başlatılan soruşturma ve ayrıca Ankara Başsavcılığı tarafından da resen açılan soruşturma kapsamında ifade verdi.

    Ankara 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen tüm MYK üyeleri hakkında bir haftalık ev hapsi cezası ve ardından adli kontrol tedbiri uygulama kararı verildi.

    “ÖĞRENCİLER BASKILARA KARŞI DEMOKRATİK ANAYASAL HAKLARINI KULLANMAKTADIR”

    Veli Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerine yönelik kararın yargının araçsallaştırıldığına dikkat çekerek, “Toplumun tüm kesimlerinin susturulmaya çalışıldığına tanık oluyoruz. Üniversite öğrencileri; biriken sorunları, yoksulluk, geleceksizlik, hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına ve baskılara karşı demokratik haklarını kullanmaktadır” dedi.

    “EĞİTİM EMEKÇİLERİNE YÖNELİK VERİLEN CEZALARIN HUKUKİ DAYANAĞI YOKTUR”

    Tülin Koç, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Öğrencilerin anayasal haklarını kullanma iradelerine saygı duyuyoruz. Uluslararası sözleşmeler ve Anayasamızca güvence altına alınan, yargısal içtihatlarla teminat altına alınmış sendikal faaliyet üretme ve örgütlenme hakkına sahiptir.

    HER ZAMAN LAİK BİLİMSEL PARASIZ VE KAMUSAL EĞİTİM HAKKINI SAVUNAN EĞİTİM SENİN YANINDAYIZ

    Laik, bilimsel, parasız, kamusal eğitim hakkı mücadelemizde her zaman dayanışma içinde birlikte mücadele ettiğimiz Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasına yönelik açılan soruşturmanın ve verilen kararın hukuki dayanağı yoktur. Bu hak mücadelesinin itibarsızlaştırılması ve sendikal hakların yok sayılmasından başka bir şey değildir. Eğitim Sen tüm baskılara ve antidemokratik uygulamalara karşı her zaman kararlılıkla sendikal faaliyet üretmeye devam edecektir.

    Öğrenci Veli Derneği olarak; hakları ve özgürlükleri için demokratik protesto hakkını kullanan öğrencilerimizin, öğrencilerin eğitim öğrenim hakları için sendikal faaliyet üreten Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının yanındayız.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Eğitim Sen: Virüs bahane edilerek, eğitim sistemi oldu bittiye getirilemez

    Eğitim Sen: Virüs bahane edilerek, eğitim sistemi oldu bittiye getirilemez

    PİRHA – Eğitim Sen, YÖK tarafından kamuoyuna yapılan çağrıya ilişkin bir açıklama yaparak “23 Mart 2020 tarihinden itibaren uzaktan öğretimin devam edeceği açıklamalarına üzülerek görmekteyiz ki bu süreç oldu bittiye getirilmek istenmektedir” dedi.

    Eğitim-Sen, koronavirüs salgınının yaşandığı süreçte eğitime dair açıklama yaparak eğitim sisteminin oldu bitti durumuna getirilmesine tepki gösterdi.

    Eğitimde çok ciddi sıkıntıların yaşandığı ifade edilen açıklamada şunlar belirtildi:

    “13 Mart 2020 tarihinde üniversitelere gönderdiği yazıda, içinde bulunduğumuz süreçte ara verilen yüksek öğretimi uzaktan öğretim yöntemleri ile sürdürebilmek adına bazı bilgiler istemiş, 18 Mart 2020 tarihine kadar üniversitelerden gelen yanıtlar doğrultusunda bir uzaktan öğretim planlaması oluşturmuştur. Bu planlamaya göre üniversitelerde ara verilen öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihinden itibaren uzaktan öğretim ile devam edecektir.

    “EĞİTİM, KORONAVİRÜS BAHANE EDİLEREK OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ”

    Üzülerek görmekteyiz ki bu süreç “oldu bitti”ye getirilmektedir. 2 yıl önce başlatılan “Yüksek öğretimde Dijital Dönüşüm Projesi” kapsamında yapılanlar ya da 120 üniversitede uzaktan eğitim ve uygulama merkezinin (UZEM) var olması, Türkiye yüksek öğretim sistemindeki sayıları 4 milyonu bulan örgün öğretim öğrencisine uzaktan eğitim verilebileceği anlamına gelmemektedir. Aynı şekilde 6 bin öğretim elemanına  “dijital çağda yüksek öğretimde öğrenme ve öğretme” eğitiminin verilmiş olması da sayıları 170 bini bulan akademisyenin uzaktan öğretim sistemine hazır olduğu anlamına gelmemektedir. Bünyesinde UZEM olan üniversitelerin çoğunda uzaktan eğitim alt yapısı henüz oluşmamıştır, hatta bu üniversitelerin çoğunda UZEM sadece bir tabeladan ibarettir. Sadece bunlar düşünüldüğünde bile 23 Mart 2020 tarihinde başlatılması planlanan uzaktan öğretim sisteminin işlemeyecek olmasını görmek kaçınılmazdır.

    “ÖRGÜN, UZAKTAN, AÇIK ÖĞRETİM SİSTEMLERİ FARKLI EĞİTİM YÖNTEMLERİDİR”

    Her şeyden önce vurgulanmalıdır ki, “örgün eğitim”, “uzaktan eğitim” ve “açık öğretim” sistemleri birbirinden farklı öğretim yöntemleridir. Birbirlerinden farklı özelliklere ve dinamiklere sahip bu farklı yöntemleri birbirleri yerine ikame etmek doğru değildir.

    İçinden geçtiğimiz dönemin kendine has olağanüstülüğü dolayısıyla bu ayrımı göz ardı etsek bile, uygulanmak istenen uzaktan eğitim sistemi işlemeyecek, çoğu yerde ve çoğu bölüm programı için bir fiyasko ile sonuçlanacaktır. Sadece aşağıdaki soruların yanıtlarının olmaması bile bunu görmeye yeterlidir:

    – Uygulaması olan dersler için uygulama nasıl yapılacaktır?

    – Derslerin değerlendirilmesi nasıl yapılacaktır?

    – Üniversitelerimizin alt yapısının yanında uzaktan öğretim alacak olan yaklaşık 4 milyon öğrenci gerekli alt yapıya sahip midir ve uzaktan öğretim araçları ile tanışık mıdır?

    – Kendisi devasa bir uzmanlık ve araştırma alanı olan uzaktan öğretim, İnternet ortamına yüklenen ders notu ya da videolarının öğrenciler tarafından okunması ya da izlenmesi sürecine indirebilir mi?

    “SÜREÇ SAĞLIKLI İŞLETİLMELİ, İŞİN ÖZNELERİNDEN GÖRÜŞ ALINMALIDIR”

    Ülkemizde uzaktan öğretim ve açık öğretim gibi sistemlerde uzmanlaşmış üniversiteler mevcuttur ve yıllar boyunca sahip oldukları deneyim ve birikimle kimi programlarda uzaktan öğretim ya da açık öğretim hizmeti sunabilmektedir. Ancak kimi programlar için, değil Türkiye’de, dünyada henüz uzaktan öğretim örneği yoktur. İktisadi idari bilimler fakültesinin bir programının uzaktan öğretimle yürütüldüğü şekliyle fen fakültesi fizik bölümü programı nasıl yürütülebilecektir? Aynı şekilde güzel sanatlar fakültesi heykel programı ya da konservatuvardaki herhangi bir program nasıl yürütülebilir?

    Eğitim ve bilim emekçileri olarak, işte bu ve benzeri sorular YÖK’ün 23 Mart 2020 tarihinde başlayacağını duyurduğu uzaktan öğretim yönteminin uygulanmasını olanaksız kılmaktadır. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Olağanüstü koşullarda hayatın olağan akışını sürdürmek olağanüstü araçlara sahip olmayı gerektirir ve yazık ki ülke olarak henüz bu araçlara sahip değiliz. Bu nedenle, bu süreçte yüksek öğretimin nasıl sürdürülebileceği problemi “Ben yaptım oldu.” mantığı ile değil başta eğitim fakültelerindeki konunun uzmanlarının ve tüm ilgili bileşenlerin görüşü alınarak çözülebilir. YÖK’e bu yanlıştan dönmesini ve süreci sağlıklı bir şekilde işletebilmek için işin öznelerinden görüş alarak yeniden olabilir bir çözüm üretmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA