Etiket: eğitim sen antalya şubesi

  • Eğitim Sen Antalya Şubesi: Kadınları güçlendirmeyen politikalar şiddeti de önleyemez

    Eğitim Sen Antalya Şubesi: Kadınları güçlendirmeyen politikalar şiddeti de önleyemez

    PİRHA- Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde öğretmen Aslıhan Öztürk B. ile babası Cafer Tayyar Öztürk’ün öldürüldüğü katliamın ardından Eğitim Sen Antalya Şube Sekreteri Özlem Yavuz, kadınları korumayan politikaların toplumu da koruyamayacağını belirterek, erkek şiddetiyle etkin mücadele, toplumsal cinsiyet eşitliği ve İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çekti.

    Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde coğrafya öğretmeni Orhan B., öğretmen olan eşi Aslıhan Öztürk B. ile kayınpederi Cafer Tayyar Öztürk’ü evlerinde pompalı tüfekle öldürdü. Saldırı sırasında evde bulunan üç çocuk ise annelerinin son anda yaptığı uyarı sayesinde hayatta kaldı.

    Eğitim Sen Antalya Şubesi konuya yönelik basın metni yayınladı..Eğitim Sen Antalya Şube Sekreteri Özlem Yavuz imzasıyla yapılan yazılı açıklamada kadınları korumayan politikaların toplumu da koruyamayacağı ifade edildi.

    Yavuz açıklamada, “Bir kadın daha en yakınındaki erkek tarafından yaşamdan koparıldı. Bir baba kızını korumaya çalışırken öldürüldü. Üç çocuk ise yaşamları boyunca taşıyacakları ağır bir travmayla baş başa bırakıldı” diyerek, aileyi kutsayan söylemlerin bu acılar karşısında yanıt vermesi gerektiğini belirtti.

    Kadınlara kaç çocuk doğuracağının söylendiğini, aileyi toplumun temeli olarak tanımlayan anlayışın kadınların yaşamlarını eve sıkıştırmaya çalıştığını ifade eden Yavuz, bugün yaşanan katliamın bu politikaların sorgulanmasını zorunlu kıldığını dile getirdi.

    “ERKEK ŞİDDETİYLE YÜZLEŞİLMEDİ”

    Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin tesadüf olmadığını vurgulayan Özlem Yavuz, kadınlara sürekli aileyi koruma görevi yüklenirken erkek şiddetinin nedenlerinin konuşulmadığını söyledi. Kadınlara sabretmelerinin öğütlendiğini ancak erkeklerden hesap sorulmadığını belirten Yavuz, yaşam hakkı yerine ailenin devamlılığının tartışıldığını ifade etti.

    Yavuz, boşanmak isteyen kadınların hedef gösterildiğini, nafaka hakkının tartışmaya açıldığını, 6284 Sayılı Kanun’un sürekli saldırı altında bırakıldığını ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının kadınların korunmasına zarar verdiğini kaydetti.

    “GÜÇLÜ AİLE SÖYLEMİ YENİDEN DÜŞÜNÜLMELİ”

    İktidarın “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan ettiği bir dönemde Antalya’da yaşanan katliamın dikkat çekici olduğunu belirten Özlem Yavuz, aileyi güçlendirme iddiasındaki politikaların gerçekte neyi güçlendirdiğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

    Kadınların kendi yaşamları hakkında karar almak istediğinde ya da güvenlikleri için adım attığında karşılarına erkek egemen tahakkümün çıkabildiğini ifade eden Yavuz, “Benden habersiz nasıl karar alırsın?” anlayışının kadınları aile içinde söz hakkı olmayan bireyler olarak gören zihniyetle aynı kökten beslendiğini dile getirdi.

    “LAİKLİK KADINLAR İÇİN YAŞAMSAL BİR GÜVENCEDİR”

    Özlem Yavuz, laikliğin kadınların önce bir erkeğin eşi ya da bir ailenin üyesi olarak değil, kendi iradesi ve hakları olan bağımsız yurttaşlar olarak tanınmasının güvencesi olduğunu belirtti. İtaat yerine eşitlik temelinde kurulacak bir toplumsal düzenin hem kadınların yaşam hakkını hem de çocukların geleceğini koruyacağını söyledi.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR”

    Kadınları yaşatacak olanın aileyi kutsayan politikalar değil eşitlik olduğunu vurgulayan Yavuz, çocukları koruyacak olanın da nüfus hedefleri değil özgür ve şiddetsiz bir yaşam olduğunu ifade etti.

    Özlem Yavuz, “Kadınları güçlendirmeyen hiçbir politika toplumu güçlendiremez. Toplumsal cinsiyet eşitliğini reddeden hiçbir anlayış şiddeti önleyemez. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Eşitlik yaşatır, laiklik yaşatır, özgürlük yaşatır” sözleriyle çağrısını yineledi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Öztürk: Antalya’daki proje okullarına yandaş sendikaya yakın isimleri atıyorlar! -VİDEO

    Öztürk: Antalya’daki proje okullarına yandaş sendikaya yakın isimleri atıyorlar! -VİDEO

    PİRHA- Proje okullarında yapılan atamalara tepki gösteren Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Okulların içeriği boşaltılarak bilimsellikten, laiklikten, kamusallıktan uzak bir eğitim sistem yaratılmak isteniyor” diye konuştu. Öztürk ayrıca proje okullarına iktidara yakın sendikalardan atamalar yapıldığını kaydetti. 

    Milli Eğiti Bakanlığı tarafından proje okullarında görev yapan süresi dolmamış öğretmenlerin Milli Eğiti Bakanlığı tarafından başka okullarda görevlendirilmelerine ilişkin Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, PİRHA’ ya açıklamalarda bulundu.

    Proje okullarının 2014 yıllarında AKP tarafından hayata geçirildiğini belirten Kadir Öztürk, “Millî Eğitim Bakanlığı proje okullarının içeriğini boşaltmak için yeni adımlar atmaya başladı. AKP hükümeti eğitimde 9 tane bakan değiştirdi. Bunun değiştirilmesinde en büyük sebeplerinden birisi okulları imam hatipleştirmek okulları tarikatlara cemaatlere peşkeş çekmek” dedi.

    “BÜTÜN PROJE OKULLARINA KENDİLERİNE YAKIN İSİMLERİ ATIYORLAR”

    Proje okulları iktidara yakın isimlerin atandığını belirten Öztürk,” Kendi insanlarını kendi yandaşlarını atamak için uğraştılar. Örneğin şöyle bir duyum da aldık. Antalya’da da başka yerlerde de AKP’li yöneticilerin hepsine kontenjan verilmiş söyleyin tanıdıklarınıza isim varsa sizinkilerini atayalım şeklinde böyle söylentiler de geziyor ortalıkta. Antalya’ya ele aldığımızda köklü okulların içini boşaltmanın bir adımı bunu da başarıyorlar. Eğer biz tepki vermezsek veliler tepki vermezse öğrenciler biliyorsunuz bu konuda sokaklara çıktılar okullar bir bir elden gidecek” dedi.

    “YANDAŞ SENDİKA ÜZERİNDEN ATAMALAR GÖREVLENDİRMELER YAPILIYOR

    Proje okullarına görev yapan öğretmenlerin henüz 8 yıllık zaman dilimini doldurmadığını ifade eden Öztürk,” Bakanlık İl Milli Eğitim Müdürlüğü burada hiçbir liyakata bakmadan tamamen tarikatların cemaatlerin yanında sendikaların isimleri üzerinden okul öğretmenleri ve yöneticileri belirlenmiştir” dedi.

    Antalya’da ve Türkiye genelinde yandaş sendikanın listesinde olanların okullara öğretmen ve yönetici olarak atandığına dikkat çeken Öztürk,” Okulların içeriği boşaltılmıştır. Tamamen bilimsellikten laiklikten kamusallıktan tamamen uzak bir sistem uygulanmaktadır.  Burada da en son hedefleri şu diye düşünüyoruz Evet eğer bunların iktidarı devam ederse proje okullarını (proje okulları doğru bir şey değildi) kapatıp kendi yandaşlarının kadrolaşması o okullarda sabit kalacaklar ona uğraşıyorlar. Proje okullarını kapattıktan sonra da o okulda ölünceye kadar ya da emekli oluncaya kadar çalışabilecek bunu hayata geçirmeye çalışıyorlar” diye ifade etti.

    “OKULLAR TARİKATLARA VE CEMAATLARE PEŞKEŞ ÇEKLİYOR”

    Özellikle önemli okulları tarikatlar ve cemaatlere peşkeş çekildiğini sözlerine ekleyen Öztürk şöyle devam etti:

    “Örneğin Zeytinköy’deki Antalya Anadolu Lisesi Türkiye’nin çok başarılı ve Türkiye’nin birçok yerine öğrenci vermiş. İyi yerlerde ilk beşe girmiş öğrenciler çıkmasına rağmen orayı şimdi İlçe Eğitim Müdürlüğü ile birlikte orada Kur’an kursları sürdürülüyor İftar yemekleri vermeye çalışıyorlar. Ramazan ayında okulları bu duruma getirdiler çünkü atadıkları okul müdürleri şimdi tamamen yandaş sendikanın tetikçiliğini yapıyorlar. Yöneticilikten uzak insanları yönetici olarak atıyorlar. İdareci dediğiniz tüm öğrencilere eşit yaklaşması öğretmenleri ise aynı gözle görmesi gerekir.”

    “VELİLER, ÇOCUKLARININ HAKLARINI ARAMALILAR”

    Öztürk, velilerin kendileriyle diyaloga geçip dilekçe vermeleri çağrısında bulunarak, “Başta aileler ve veliler bir an evvel birbirleriyle diyaloğa geçip birbirleriyle örgütlenmeliler ve buna karşı çıkmaları lazım. Sürekli dilekçe vermeleri sokakta bizimle birlikte eylem yapmaları lazım. Yoksa bunlara bırakıldığında bunlar eğitimi en geri noktaya götürmek için ellerinden geleni yapacaklar. Bu ülkenin geleceği karanlığa gidiyor. Buradaki en büyük suçlu AKP ve tek adam rejimidir O yüzden veliler ne olursa olsun, dünya görüşleri ne olursa olsun tüm velilerin ortak davranması gerekiyor. Aydınlığa çıkmak için birlikte davranıp okulların bilimsel kamusal laik bir eğitimle sürdürülmesi devam ettirilmesi için yolların açılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Tüm öğrencilerin eşit şartlarda eğitim alması için gerekli adımlar acilen atılmalıdır’-VİDEO

    ‘Tüm öğrencilerin eşit şartlarda eğitim alması için gerekli adımlar acilen atılmalıdır’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Antalya Şubesi, yeni eğitim öğretim yılına ilişkin basın toplantısı yaptı. Toplantıda, “Eğitimde giderek artan piyasalaştırma ve ticarileştirme politikaları yerine, bilimsel laik anadilinde kamusal eğitim anlayışı benimsenerek eğitime erişimin önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve tüm öğrencilerin eşit şartlarda eğitim alması için gerekli adımlar acilen atılmalıdır” denildi.

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi, 2024-2025 eğitim öğretim yılına ilişkin dernek binasında basın toplantısı yaptı. Basın metnini Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk okudu.

    “OKULDA OLMASI GEREKEN NARİN NE YAZIK Kİ KATLEDİLDİ”

    Okulların açıldığı ilk günde tüm ülkede hüznün hâkim olduğunu ifade eden Kadir Öztürk, “Cezasızlık politikaları nedeniyle çocuk ve kadın mezarlığına dönen ülkemizde bir kız çocuğunu daha kötülüklerden ölümden koruyamadık. Olayda sorumluluğu olan herkes yargı önüne çıkarılıp adalet yerini buluncaya kadar bizler de olayın takipçisi olacağız. Bugün okulda sırasında olması gereken Narin ne yazık ki katledildi. Üzgünüz ve öfkeliyiz çocuklarımızın yaşaması için mücadelemizi daha da yükselteceğiz. Katledilen tüm çocuklarımızı saygıyla anıyoruz” diye belirtti.

    “ARTAN OKUL VE KIRTASİYE MASRAFLARI VELİLERİN EKONOMİSİNİ ZORLUYOR”

    2024-2025 eğitim öğretim yılı başında öğrenciler ve veliler, artan okul ve kırtasiye masraflarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Kadir Öztürk, “Özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik zorluklar, yüksek enflasyon ve derinleşen ekonomik kriz, eğitim giderlerini de ciddi anlamda katlanmasına neden olmuştur. Yüksek kayıt ücretleri ve zorunlu bağış uygulaması, kırtasiye ürünlerinin fiyatlarında yaşanan artışlar, okul kıyafetleri, servis ücretleri vb. gibi temel okul ihtiyaçlarına gelen fahiş zamlar, öğrenci ailelerin bütçelerinde büyük gedikler açmaya başlamıştır. Bu durum, özellikle dar ve orta gelirli ailelerin eğitim masraflarını karşılamalarını zorlaştırmaktadır. Veliler, bir öğrencinin okul masraflarını karşılamak için temel kırtasiye malzemelerinden okul kıyafetlerine, spor ayakkabısından beslenme masraflarına kadar geniş bir yelpazede harcama yapmak zorunda kalmaktadır. 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bu masraflar, geçen yıla kıyasla önemli ölçüde artmıştır. Geçtiğimiz iki yıldaki fiyat karşılaştırması, çocuğunu devlet okuluna gönderen velilerin sırtındaki yükün belirgin şekilde artmaya başladığını göstermektedir” dedi.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BİATÇI BİR NESİL OLUŞTURMA AMACINDA”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES ve yeni müfredat ile kendi ideolojisine hizmet edecek insan tipi yetiştirmeyi amaçladığını vurgulayan Öztürk, “Bilimden, sanattan, düşünmekten ve sorgulamaktan uzak; düşünmeyen sorgulamayan kayıtsız şartsız her şeyi kabul eden biatçı bir nesil oluşturma çabasındadır. Milli ve manevi değerler kavramlarının arkasına saklanarak ataerkil toplum düzenini hayata geçirmeye çalışmaktadır. Kadını yok sayan erkek egemen zihniyeti yerleştirmeye çalışan bu cinsiyetçi ve gerici anlayış reddediyoruz. Eğitim hakkı her çocuğun temel hakkı olmasına rağmen artan eğitim masrafları ve MEB’in uygulamaları bu temel hakkın kullanılabilirliğini giderek zorlaştırmaktadır. Eğitimde giderek artan piyasalaştırma ve ticarileştirme politikaları yerine, bilimsel laik anadilinde kamusal eğitim anlayışı benimsenerek eğitime erişimin önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve tüm öğrencilerin eşit şartlarda eğitim alması için gerekli adımlar acilen atılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANTALYA