Etiket: eğitim-sen dersim şubesi

  • Eğitim Sen Dersim Şubesi: Öğretmenlerin karşısına barikat değil, çözüm konulmalıdır- VİDEO

    Eğitim Sen Dersim Şubesi: Öğretmenlerin karşısına barikat değil, çözüm konulmalıdır- VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Dersim Şubesi, Ankara’da eylemlerini sürdüren özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepki gösterdi. Şube Sekreteri İlhan Öner, öğretmenlerin taban maaş, güvenceli çalışma ve hak kayıplarının giderilmesi taleplerinin karşılanmasını isteyerek, polis şiddeti ve gözaltı uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi, Ankara’da sekiz gündür eylemlerini sürdüren Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ve mülakat mağduru öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepki gösterdi. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “ÖĞRETMENLERİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

    Öner açıklamada, özel sektörde çalışan öğretmenlerin taban maaş, güvenceli çalışma, insanca yaşam koşulları ve özlük haklarının güvence altına alınması, mülakat mağduru öğretmenlerin ise yaşadıkları hak kayıplarının giderilmesi talebiyle Ankara’da eylem yaptıkları belirtildi. Yetkililerin taleplere yanıt vermemesi nedeniyle öğretmenlerin yedi gündür açlık grevinde olduğu ifade edildi.

    POLİS MÜDAHALESİNE TEPKİ

    Eğitim Sen’in açıklamasında, öğretmenlerin seslerini duyurmak amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilciliği önünden Madenci Anıtı’na yürümek istediği ancak polis engeliyle karşılaştığı kaydedildi. Müdahale sırasında biber gazı kullanıldığı, öğretmenlerin darbedildiği, sürüklendiği ve çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    Öğretmenlere yönelik müdahalelerin artık istisnai olmaktan çıktığı ifade edilen açıklamada, anayasal haklarını kullanmak isteyen eğitim emekçilerinin günlerdir polis ablukası ve gözaltılarla karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı.

    “HAK ARAMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    Açıklamada, öğretmenlerin neden günlerdir sokakta olduğu sorusunun yanıtlanması gerektiği belirtilerek, çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların çözülmesi yerine taleplerin polis şiddetiyle karşılanmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.

    “Basın açıklaması yapmak, yürümek ve sendikal mücadele yürütmek demokratik ve anayasal bir haktır” denilen açıklamada, öğretmenlerin taleplerine yönelik baskı ve gözaltı uygulamalarına son verilmesi çağrısı yapıldı.

    “SORUN TÜM ÖĞRETMENLERİN ORTAK SORUNUDUR”

    Eğitim Sen Dersim Şubesi, yaşananların yalnızca özel sektörde çalışan öğretmenlerin ya da mülakat mağdurlarının sorunu olmadığını belirterek, öğretmenlik mesleğinin yıllardır güvencesizlik, düşük ücret, işsizlik, sözleşmeli ve ücretli istihdam politikalarıyla itibarsızlaştırıldığını dile getirdi.

    Özel okul öğretmenlerinin düşük ücretlere ve keyfi uygulamalara mahkûm edildiği, atama bekleyen öğretmenlerin ise mülakat sistemi nedeniyle mağdur edildiği belirtilen açıklamada, öğretmen emeğinin parçalandığı ve değersizleştirildiği ifade edildi.

    EĞİTİM SEN’DEN ÇAĞRI

    Eğitim Sen Dersim Şubesi, özel sektör öğretmenlerinin taban maaş ve güvenceli çalışma taleplerinin karşılanmasını, mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesini, açlık grevindeki öğretmenlerin taleplerine yanıt verilmesini ve polis müdahalelerinin son bulmasını istedi.

    Açıklama, “Öğretmenlerin karşısına barikat değil, çözüm konulmalıdır. Öğretmenlerin emeği, mesleği ve onuru gözaltına alınamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir” sözleriyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim Sen Dersim Şubesi: Bakanlığın süslü söylemleri bir ‘Maarif Masalı’dır- VİDEO

    Eğitim Sen Dersim Şubesi: Bakanlığın süslü söylemleri bir ‘Maarif Masalı’dır- VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Dersim Şubesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki üç yıllık uygulamalarını Sanat Sokağı’nda yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Açıklamada eğitimin dinselleştirildiği, piyasalaştırıldığı ve bilimsel-laik eğitim anlayışından uzaklaştırıldığı belirtilerek kamusal eğitim çağrısı yapıldı.

     

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki üç yıllık dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim Sen Dersim Şubesi, eğitim politikalarının dinselleştirme, piyasalaştırma ve kamusal eğitimi tasfiye etme ekseninde şekillendiğini belirterek Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın tarafından okunan açıklamada, eğitim alanında yaşanan sorunlara dikkat çekildi.

    Açıklamada, Yusuf Tekin’in göreve geldiği günden bu yana tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunduğu belirtilerek, bu yapıların “sivil toplum kuruluşu” olarak tanımlanmasının laik eğitim anlayışına aykırı olduğu vurgulandı.

    Açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakıf ve derneklerle yüzlerce protokol imzaladığına dikkat çekilerek, bu kurumların tamamının kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmadığı ifade edildi. Eğitim Sen, okulların bilimsel eğitimin verildiği kamusal kurumlar olmaktan uzaklaştırıldığını ve çeşitli protokoller aracılığıyla dinselleştirme politikalarının uygulama alanına dönüştürüldüğünü savundu.

    “YENİ MÜFREDAT İDEOLOJİK BİR ÇERÇEVEYE SIKIŞTIRILMIŞTIR”

    Basın açıklamasında, Yusuf Tekin döneminde yürürlüğe giren yeni müfredat da eleştirildi. Müfredat değişikliğinin yeterli tartışma yürütülmeden ve pilot uygulama yapılmadan hayata geçirildiği belirtilen açıklamada, evrim kuramı, bilimsel yöntem ve eleştirel düşünmenin geri plana itildiği öne sürüldü.

    Eğitim Sen, yeni müfredatın dinsel ve milliyetçi referansları merkeze alan tek tipleştirici bir anlayışı güçlendirdiğini belirterek, öğrencilerin özgür düşünen bireyler olarak yetiştirilmesi yerine belirli kalıplara göre şekillendirilmeye çalışıldığını ifade etti.

    “ÇOCUKLAR UCUZ İŞ GÜCÜ OLARAK ÇALIŞTIRILMAKTADIR”

    Açıklamada Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarına da değinildi. Eğitim Sen, çocukların eğitim adı altında ağır ve tehlikeli iş kollarında çalıştırıldığını savunarak, çocuk emeğinin sömürülmesinin ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların eğitim politikalarının geldiği noktayı ortaya koyduğunu kaydetti.

    Sendika, eğitimin çocukların üstün yararı yerine sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildiğini ileri sürdü.

    “OKULLARDA SABUN VAR AMA ÇEŞMEDEN SU AKMIYOR”

    Eğitim Sen’in açıklamasında okul bütçelerinin yetersiz bırakıldığı, temizlik ve hijyen sorunlarının giderek derinleştiği belirtildi. Velilerin temel ihtiyaçların karşılanmasında maddi yük altına sokulduğu ifade edilen açıklamada, Bakan Yusuf Tekin’in Meclis’te kullandığı “Okullarda sabun var ama çeşmeden su akmıyor” sözlerinin okullardaki altyapı sorunlarının itirafı niteliğinde olduğu dile getirildi.

    “EĞİTİM HAKKI PİYASA KOŞULLARINA TERK EDİLİYOR”

    Açıklamada özel okul sayılarındaki artışa da dikkat çekildi. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre özel okul sayısının son yıllarda yükseldiği belirtilerek, devlet okullarında kalabalık sınıflar, ikili eğitim, temizlik ve beslenme sorunları sürerken özel öğretim alanının genişletilmesinin eğitim hakkının piyasa koşullarına terk edildiğinin göstergesi olduğu ifade edildi.

    “ÖĞRETMENLER GÜVENCESİZLİK VE AYRIMCILIK KISKACINDA”

    Öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da yer verilen açıklamada, mülakat sistemi ve öğretmen atamalarındaki uygulamaların liyakat ilkesini zedelediği belirtildi. Öğretmenlik Mesleği Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi uygulamaları eleştirilirken, yüz binlerce atanamayan öğretmenin işsizlikle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.

    Görevde bulunan öğretmenlerin ise ekonomik sorunlar, mobbing, angarya çalışma ve ayrımcılık koşullarında çalışmak zorunda kaldıkları kaydedildi.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi açıklamasının sonunda, Yusuf Tekin’in görevde bulunduğu üç yıllık dönemin eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, öğrencilerin temel ihtiyaçlara erişimde sorun yaşadığı, tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı ve eğitimin piyasalaştırıldığı bir süreç olarak değerlendirildiği belirtildi.

    Açıklamada, gerçek bir eğitim reformunun propaganda faaliyetleriyle değil,kamusal, parasız, demokratik, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve ana dilinde eğitim anlayışının tüm okullarda hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını vurguladı.

    Sanat Sokağı’nda yapılan açıklama, “Yaşasın Eğitim Sen, Yaşasın KESK, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim Sen Dersim: Kamusal eğitim dini takvime göre düzenlenemez!

    Eğitim Sen Dersim: Kamusal eğitim dini takvime göre düzenlenemez!

    PİRHA- Eğitim Sen Dersim Şubesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Ramazan ayı kapsamında eğitim kurumlarında planladığı ve idari yazılarla uygulamaya konulması öngörülen etkinliklere yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, kamusal eğitimin tarafsızlığına dikkat çekilerek, öğrencilerin inanç temelli etkinliklere velilerinin açık onayı olmadan dahil edilmemesi gerektiği vurgulandı.

    Şube tarafından yapılan açıklamada, 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi kapalı spor salonunda düzenlenmesi planlanan etkinliklerin, davul ve manilerle karşılama, Ramazan’ın önemine ilişkin anlatılar, Ramazan şarkıları ile rozet ve hediye takdimi gibi içerikler barındırdığı belirtildi. Bu durumun, organizasyonun yalnızca kültürel değil, belirli bir dini dönemin sembolleri üzerinden kurgulanmış kurumsal bir etkinlik olduğunu gösterdiği ifade edildi.

    “KAMUSAL ALANDA HİÇBİR İNANÇ KURUMSAL NORM HALİNE GETİRİLEMEZ”

    Sendika tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Kamusal eğitim, herhangi bir inancın kurumsal norm haline getirildiği bir alan değildir. Devlet, bu hizmeti tüm yurttaşlara eşit mesafede sunmakla yükümlüdür. Eğitim hakkı; inanç temelli yönlendirmelerden uzak, tarafsız ve eşit bir ortamda kullanılmalıdır.”

    Açıklamanın devamında, bu tür etkinliklerin farklı inanç kimliklerine sahip öğrenciler açısından eşitsizlik yarattığına değinildi: “Alevi inancına mensup öğrencilerin, kendi inanç pratikleri kamusal alanda karşılık bulmazken başka bir dini dönemin sembolleri altında etkinliklere yönlendirilmesi; kamusal eğitimin eşitlik, tarafsızlık ve çoğulculuk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır” denildi.

    “YAŞAM ALANI DİNİ TAKVİME GÖRE DÜZENLENEMEZ”

    Eğitim Sen, sorunun yalnızca ilkokullarla sınırlı olmadığını, anaokullarında ve yükseköğretimde de benzer uygulamaların görüldüğünü açıkladı. Munzur Üniversitesi’nde Ramazan ayı boyunca rektörlük binasındaki çay ocaklarının kapalı tutulmasının da kamusal alanın dini bir takvime göre düzenlenmesi anlamına geldiği aktarıldı.

    Açıklamaya göre, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi yazısıyla organize edilen etkinliklerde, davul ve manilerle karşılama, Ramazan’ın önemine ilişkin anlatılar, Ramazan şarkıları ile rozet ve hediye takdimi yer alıyor. Bu içeriklerin, yalnızca kültürel bir faaliyet değil, belirli bir inanç döneminin sembolleri temelinde kurgulanmış kurumsal bir etkinlik olduğu ifade edildi.

    Eğitim Sen, öğretmen ve personelin görevlendirilmesinin öngörüldüğü ve etkinliğin kamusal bir eğitim mekânında yapılmasının, farklı inançlara sahip öğrenciler açısından eşitsizlik doğurduğunu kaydetti. Alevi öğrencilerin, kendi inançlarının kamusal alanda temsil bulmazken başka bir dini dönemin sembollerine yönlendirilmesinin laiklik ve çoğulculuk ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.

    “VELİ ONAYI ŞART”

    Sendika, velilerin çocuklarının istemleri dışında dini içerikli etkinliklere katılmasına engel olma hakkına sahip olduğunu hatırlattı. Öğrencilerin bu tür etkinliklere ancak velinin yazılı ve açık onayı ile katılabileceği, aksi durumda yönlendirilmemesi gerektiği vurgulandı.

    Son olarak, Alevi örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve kentte sorumluluk taşıyan tüm kesimlere çağrı yapılarak, kamusal alanın laik ve çoğulcu niteliğinin korunması için ortak bir tutum geliştirilmesi istendi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Doç. Dr. Yalçın Çakmak’a açılan soruşturma farklı sesleri bastırmayı amaçlamaktadır!’

    ‘Doç. Dr. Yalçın Çakmak’a açılan soruşturma farklı sesleri bastırmayı amaçlamaktadır!’

    PİRHA- Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Munzur Üniversitesi Rektörlüğü’nün, Doç. Dr. Yalçın Çakmak hakkında idari inceleme başlatmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Bu saldırılar yalnızca bir akademisyeni değil, aynı zamanda Dersim’in toplumsal değerlerini ve farklı inançların eşit yurttaşlık hakkını da hedef almaktadır” denildi.

    Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın, Alevi inancının mitsel anlatımlarından en önemlisi olan “Kırklar Meclisi”ne dair geçtiğimiz yıl yaptığı paylaşımın hedef gösterilmesi sonrası Rektörlük tarafından inceleme başlatıldı.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Munzur Üniversitesi Rektörlüğü’nün, yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle Doç. Dr. Yalçın Çakmak hakkında idari inceleme başlatmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “ÜNİVERSİTEYİ SUSKUNLUK ORTAMINA MAHKÛM ETMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”

    Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın son günlerde haksız saldırıların ve soruşturmaların hedefi haline getirildiği belirtilen açıklamada, “Bu saldırılar yalnızca bir akademisyeni değil, aynı zamanda Dersim’in toplumsal değerlerini ve farklı inançların eşit yurttaşlık hakkını da hedef almaktadır. Doç. Dr. Yalçın Çakmak, üniversitenin keyfi kararlarına karşı açık tavrıyla tanınır. Şimdi sosyal medya hesabındaki bir paylaşım gerekçe gösterilerek hakkında inceleme başlatılması, aslında bu muhalif kişiliği hedef almanın yeni bir yoludur. Bu yöntem, farklı sesleri bastırmayı amaçlamakta ve üniversiteyi suskunluk ortamına mahkûm etmeyi hedeflemektedir” denildi.

    “BU KARALAMA VE YILDIRMA GİRİŞİMLERİ SONUÇSUZ KALACAK”

    Söz konusu paylaşımda yer alan ifade, “Kırklar Meclisi’ne peygamberlik ya da mertebe ile girilmez” anlayışını aktaran ve Alevi inancının temelinde yer alan bir öğreti olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bu sözün bağlamından koparılarak “peygambere hakaret” iddiasıyla gündeme getirilmesi hem asılsızdır hem de doğrudan Alevi kimliğine ve inancına yönelik bir saldırı anlamına gelmektedir. Tüm bu gelişmeler karşısında Eğitim Sen Dersim Şubesi olarak üyemizin yanında olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz. Bu karalama ve yıldırma girişimleri sonuçsuz kalacak; bizler laik, bilimsel ve demokratik eğitim mücadelesinden, halkların eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerinden asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Bu da oldu; Üniversite kampüsünün ortasına adliye!

    Bu da oldu; Üniversite kampüsünün ortasına adliye!

    PİRHA- Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesine tepki göstererek, “Bu karar eğitim ve bilimin mekanına doğrudan müdahaledir” dedi.

    Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan ve öğrenciler ile akademisyenler tarafından yoğun biçimde kullanılan kütüphane binasının, “depreme hazırlık” gerekçesiyle adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edileceği açıklandı.

    Kararın ardından kampüs bileşenlerinden tepki gelirken, Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın süreci PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BİLİM ORTAMINI ZEDELEYECEK BİR KARAR” 

    Kütüphane binasının adliyeye dönüştürülmesini “bilimin mekanına doğrudan müdahale” olarak nitelendiren Aşkın, bu kararın üniversitenin asli işlevi olan eğitim, araştırma ve özgür düşünce ortamını zedeleyeceğini vurguladı.

    Adliyenin kampüs içerisine taşınmasının kabul edilemez olduğunu belirten Aşkın, “Üniversitenin içinde adliyenin ne işi var? Depreme hazırlık için başka bir yer mi bulunamadı da üniversite kampüsü tercih edildi? Kampüs içinde başka bir seçenek yok muydu da özellikle kütüphane binası seçildi? Üstelik kampüs alanında adliyenin izole edilmesi de oldukça zordur; bu durum öğrencilerin gündelik yaşamını doğrudan etkileyecektir. Bizim için şaşırtıcı olan, bu durum başlı başına anormal olmasına rağmen muhatapların kampüs içinde bir adliyenin uygun olmayacağını düşünmemiş olmasıdır” diye konuştu.

    “ÜNİVERSİTE BİLEŞENLERİ YOK SAYILDI”

    Rektörlüğün bu kararı üniversite bileşenlerinin görüşü alınmadan tek taraflı biçimde almasına da tepki gösteren Aşkın, “Rektörün, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin haklarını savunmak yerine bu taşınmaya hevesle destek vermesi, üniversitenin önceliğinin bilim değil bürokratik kurumların ihtiyaçları olduğunu gösteriyor” dedi.

    Aşkın, üniversite yönetiminin temel sorumluluğunun öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin haklarını ve özgür araştırma ortamını korumak olduğunu vurgulayarak, “Bu karardan derhal vazgeçilmeli, kampüs içerisindeki eğitim alanları kamusal ve bilimsel işlevlerine uygun biçimde korunmalıdır” çağrısında bulundu.

    PİRHA/ DERSİM

     

  • ‘Demokratikleşme ile birlikte ana dilde eğitimin de hak ettiği yeri alacağına inanıyoruz’-VİDEO

    ‘Demokratikleşme ile birlikte ana dilde eğitimin de hak ettiği yeri alacağına inanıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Tekçi ve inkârcı sistemlerde ana dilin yok sayılıp, eğitim ve kamusal alandan uzaklaştırıldığını belirten Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, “Ancak içinde bulunduğumuz süreçte demokratikleşme ile birlikte ana dilde eğitimin de hak ettiği yeri alacağına inanıyoruz” dedi.

    Türkiye’de 2025-2026 eğitim ve öğretim yılı, yıllardır çözüme kavuşturulamayan zorunlu din dersleri tartışmaları, laik, bilimsel, ücretsiz ve ana dilde eğitim talebi ile açıldı.

    Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, ana dilde eğitime ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DİL BİR TOPLUMUN KÜLTÜRÜNÜ, HAFIZASINI VE KİMLİĞİNİ ORTAYA KOYAR”

    Evrensel bir hak olan ana dilde eğitim hakkını önemsediklerini belirten Mehmet Aşkın, “Ana dilde eğitim hem pedagojik açıdan önemlidir hem de çocuğun gelişimi açısından gereklidir. Dil bir toplumun kültürünü, hafızasını ve kimliğini ortaya koyar. Bizler ana dilde eğitimi çoğulcu ve demokratik sistemlerde görürüz. Bunun karşısında tekçi ve inkârcı sistemlerde ise ana dil toptan yok sayılır, eğitim ve kamusal alandan uzaklaştırılır” dedi.

    “DEMOKRATİKLEŞME ANA DİLİN GÜÇLENMESİNİ SAĞLAYACAK”

    Ana dil sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda toplumların kimliğini, kültürünü ve ortak hafızasını yansıttığının altını çizen Aşkın, “Otoriter rejimler de kendisi gibi olmayan kültürü ve kimliği ötekileştirerek şiddet uygular. Bu şiddetin başka bir boyutu da o ana dilin sadece eğitim alanından uzaklaştırılması değil aynı zamanda toplumda bir suç unsuru olarak gösterilmesidir. Ülkemizde şu an yeterli düzeyde olmadığını biliyoruz. Ancak içinde bulunduğumuz süreçte demokratikleşme ile birlikte ana dilde eğitimin de hak ettiği yeri alacağına inanıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Okul ve kırtasiye masrafları velilerin sırtına yıkılamaz-VİDEO

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Okul ve kırtasiye masrafları velilerin sırtına yıkılamaz-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı’nın başlamasıyla okul ve kırtasiye masraflarının artmasına dikkat çekmek için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Bugün ilkokul seviyesindeki bir öğrencinin okul çantası ortalama 3 bin liraya, ortaokul ve lise seviyesinde ise 5 bin liraya dolmaktadır. Asgari ücretli bir aile için yalnızca bir çocuğun kırtasiye masrafı aylık gelirin %15–20’sine denk gelmektedir” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı’nın başlamasıyla okul ve kırtasiye masraflarının artmasına dikkat çekmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın okudu. Açıklamada, ‘Çocuklarımızın okul çantasını bile dolduramayan düzene karşı kamusal, nitelikli, parasız ve ana dilinde eğitimi, savunuyoruz’ pankartı açıldı.

    “EĞİTİM HARCAMALARINDAKİ ARTIŞ 560’IN ÜZERİNDEDİR”

    Okul ve kırtasiye masraflarını artık velilerin karşılayamayacağı bir noktaya geldiğini belirten Mehmet Aşkın, “Bu gidişat tesadüf değildir; iktidarın sürdürdüğü siyasal ve ekonomi politikalarının doğrudan sonucudur. Bugün ilkokul seviyesindeki bir öğrencinin okul çantası ortalama 3 bin liraya, ortaokul ve lise seviyesinde ise 5 bin liraya dolmaktadır. Asgari ücretli bir aile için yalnızca bir çocuğun kırtasiye masrafı aylık gelirin %15–20’sine denk gelmektedir. TÜİK verileri enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu iddia etse de eğitim harcamalarındaki artış %60’ın üzerindedir. Bu çelişki, resmi istatistiklerle toplumsal gerçeklik arasındaki uçurumu ortaya koymaktadır. İktidarın neoliberal politikaları, okulları ticarethane, velileri müşteri konumuna indirgemiş; çocukların eğitim hakkını piyasa ilişkilerinin insafına bırakmıştır” dedi.

    “EĞİTİM BİR HAKTIR VE PİYASANIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”

    Kırtasiye ve okul masraflarındaki artışın eşitsizlikleri derinleştirdiğini vurgulayan Aşkın, “Bu durum yoksul ve dar gelirli ailelerin çocuklarını daha baştan dezavantajlı konuma mahkûm etmektedir. Bu yalnızca bireysel bir ekonomik güçlük değil; toplumsal eşitsizliğin kurumsallaşmasıdır. Eğitim Sen Dersim Şubesi olarak, eğitimin bir hak olduğunu ve piyasanın insafına bırakılamayacağını vurguluyoruz. Çocuklarımızın kalem, defter ve çantaya erişimi aile bütçesine bağlı olamaz. Devletin asli görevi bu hakkı güvence altına almaktır. Öğrencilere ücretsiz kırtasiye ve temel okul malzemeleri sağlanmalı, zorunlu bağış uygulamalarına son verilmelidir. Eğitim bütçesi en az iki katına çıkarılmalı, tüm okulların ihtiyaçları kamusal kaynaklarla karşılanmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Mazgirt’te lise kapandı, veliler tepkili: Lisenin yeniden açılmasını istiyoruz

    Dersim Mazgirt’te lise kapandı, veliler tepkili: Lisenin yeniden açılmasını istiyoruz

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt ilçesinde bulunan Fatih Çok Programlı Anadolu Lisesi, öğrenci sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle kapatılmasına veliler tepki göstererek, “Biz veliler olarak yeniden ilçemizde lisenin açılmasını istiyoruz” dedi.

    Dersim’in Mazgirt ilçesinde bulunan Fatih Çok Programlı Anadolu Lisesi, öğrenci sayısının 16’ya düşmesi gerekçesiyle kapatıldı. Önceki dönem AKP’li Belediye Başkanı Murat Becerikli tarafından öğrenci yurdunun yıkılması, öğrenci sayısının düşmesindeki en önemli neden olarak gösteriliyor. Öğrenci yurdunun yıkılması nedeniyle ilçedeki öğrencilerin bu yılki kayıtlarını Dersim merkez ve Mazgirt’in Akpazar beldesindeki okullara yaptırdı.

    Öğrenci velileri ve Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Mazgirt ilçesinde bulunan tek lisenin kapatılmasına tepki gösterdi.

    “İLÇEMİZDEKİ LİSENİN YENİDEN AÇILMASINI İSTİYORUZ”

    Çok mağdur olduklarını ifade eden öğrenci velisi İbrahim Tayhava, “İlçede lise kapanıyor ama Akpazar beldesinde lise açılıyor bu nasıl bir sistem. Benim çocuğum nasıl Dersim merkeze ya da Akpazar’a gidecek. Ben zaten asgari ücretle çalışıyorum biz aile olarak bunu nasıl karşılayacağız. Talebimiz ilçemizdeki lise yeniden açılsın” dedi.

    Mazgirt’te lise kapandığı için Dersim merkeze gideceklerini ve çok mağdur olduklarını belirten öğrenci velisi Dağıştan Şahin, “İlçemizde öğrenci yurdu vardı o yıkıldığı için buraya öğrenci de gelmiyor. Biz yeniden ilçemizde lisenin açılmasını istiyoruz” diye belirtti.

     “MAZGİRT’İN TEK LİSESİ KAPATILAMAZ”

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Bir ilçedeki tek lisenin kapatılması, eğitim hakkının açıkça gasp edilmesidir. Gençlerin kendi ilçelerinde nitelikli eğitime erişimini engelleyecek bu adım, öğrencileri, velileri ve eğitim emekçilerini mağdur etmekte; uzun vadede ilçedeki nüfusun azalmasını hızlandırmakta ve ilçenin yaşam kalitesini düşürmektedir. Mazgirt, öğrencisine lise eğitimi dahi sunamayan bir ilçe olarak anılması halinde ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda da geriye gidecektir. Bu karar, Mazgirt halkının, öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin görüşü alınmadan, merkezden dayatılan tepeden inme bir uygulamadır. Yerelin sesini ve halkın iradesini yok sayan bu anlayış, yalnızca eğitim hakkını değil, demokratik katılım hakkını da hiçe saymaktadır.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi olarak Mazgirt’in tek lisesinin kapatılmasının ilçenin geleceğini karartmak olduğunu açıkça ifade ediyor ve buna en güçlü şekilde itiraz ettiğimizi belirtiyoruz. Eğitim hakkı hiçbir gerekçeyle sınırlandırılamaz, hiçbir rakamla pazarlık konusu edilemez. İlkesel olarak herkes için laik, bilimsel, demokratik ve ana dilinde eğitim hakkını ve öğrencilerin bir öğün sağlıklı yemek ile temiz içme suyu hakkını savunmaya devam ettiğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Çocuklarımızın geleceğini karartmaya yönelik her girişimin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Öğrencilere zorunlu iftar programı dayatması Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    Öğrencilere zorunlu iftar programı dayatması Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğrencilerin ve velilerin onayı alınmadan dayatılan zorunlu iftar programına tepki göstermek için açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Öğrencilere belirli bir inanç doğrultusunda dini pratiklerin zorla benimsetilmeye çalışılması, pedagojik değil, ideolojik bir tercihtir. Farklı inançlara mensup ya da inançsız öğrencileri baskı altında bırakmaktadır” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi’nin Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğrencilerin ve velilerin onayı alınmadan dayatılan zorunlu iftar programına tepki göstermek için Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Spor Lisesi pansiyonu önünde yapmak istediği açıklama polis tarafından engellenirken, basının görüntü çekmesi de ‘turkuaz basın kartın yok’ denilerek izin verilmedi.

    Pansiyon önünde izin verilmemesinin ardından kitle Yeraltı Çarşısı üstünde açıklama yaptı. Açıklamayı Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın okudu. Açıklamada ‘Laik, bilimsel ve demokratik eğitimi savunuyoruz’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti, demokratik kitle örgütleri ve inanç kurumlarının temsilcileri destek verdi.

    “ÖĞRENCİLER BASKI ALTINDA BIRAKILMAKTADIR”

    Öğrenci ve velilerin bilgisi ve onayı alınmaksızın planlanan etkinliğin Alevi öğrencilerin inanç ve kimliklerini yok sayan dayatmacı bir yaklaşımın ürünü olduğunu belirten Mehmet Aşkın, “Zorunlu tutuma dönüşen bu uygulama, kamusal eğitimin laiklik ilkesine aykırıdır. Öğrencilere belirli bir inanç doğrultusunda dini pratiklerin zorla benimsetilmeye çalışılması, pedagojik değil, ideolojik bir tercihtir. Bu durum çocukların psikolojik ve sosyal bütünlüğünü zedelemekte, farklı inançlara mensup ya da inançsız öğrencileri baskı altında bırakmaktadır” dedi.

    “HİÇBİR ÖĞRENCİNİN DİNİ RİTÜELLERE ZORLANMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Kamusal eğitimin laik, bilimsel, demokratik ve eşit olması gerektiğini vurgulayan Aşkın, “Hiçbir öğrencinin inancı ya da inançsızlığı üzerinden ayrımcılığa uğramasına, baskı altına alınmasına ve dini ritüellere zorlanmasına izin vermeyeceğiz. Tüm kamuoyunu, bu dayatmalara karşı ses çıkarmaya; çocukların özgür, eşit ve laik bir eğitim ortamında büyümesi için mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Yükseköğretim Kurulu kapatılmalı’-VİDEO

    ‘Yükseköğretim Kurulu kapatılmalı’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Dersim Şubesi, YÖK’ün 43. kuruluş yılı sebebiyle açıklama yaptı.  Okunan basın metninde “YÖK, üniversitelerin toplumsal sorunlara mesafeli duracak şekilde konumlandırılması görevini üstlenmiş; hiyerarşik, baskıcı ve otoriter yapısıyla siyasi iktidarların üniversiteler üzerindeki kontrolü için kullanışlı bir araç olmuştur” denildi.

    12 Eylül askeri darbesi sonrası kurulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerin özgürlüğünü ortadan kaldırdığı gerekçesiyle eleştirilmeye devam ediliyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Dersim Şubesi, YÖK’ün 43. kuruluş yılında sendika binasında açıklama yaptı. Açıklamayı Eğitim-Sen Munzur Üniversitesi Yüksek Öğretim Bürosu Temsilcisi Eren Şahin okudu.

    “ÖZERKLİĞİNE YAPILAN BİR DARBEDİR”

    Yükseköğretim Kurulu’nun üniversiteler üzerinde müdahale aracı olma görevine 43 yıldır devam ettiğini vurgulayan Eren Şahin, “2547 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 6 Kasım 1981’den bugüne YÖK, üniversitelerin toplumsal sorunlara mesafeli duracak şekilde konumlandırılması görevini üstlenmiş; hiyerarşik, baskıcı ve otoriter yapısıyla siyasi iktidarların üniversiteler üzerindeki kontrolü için kullanışlı bir araç olmuştur. YÖK’ün kuruluşu, doğası gereği özgür olması gereken üniversitelerin özerkliğine yapılan bir darbe olarak önümüzde durmaktadır. Neo-liberalizm ile Türkiye’de devlet ve devlet kurumları yeniden yapılandırılırken YÖK, üniversitenin piyasaların ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürülmesinin aparatı olmuştur. Her şehre bir üniversite mantığıyla üniversitelerin sayısı artarken ortaya çıkan nitelik problemleri göz ardı edildi. Üniversiteler iktidarın kontrol mekanizmalarına dönüştürülerek; üniversiteyi üniversite yapan değerlere yapılan saldırılarla, kadrolaşma ve yozlaşmanın önünü açıldı. Gitgide otoriterleşen iktidar, etki alanını artırarak bu süreçten kazançlı çıktı. Artık tek başına YÖK’ün kaldırılması yetersizdir. Onun bugüne kadar yerleştirdiği bu düzenin köklerinden sökülüp atılması gerekmektedir. Ancak, üniversitelerin yeniden özgürlüklerine kavuşabilmelerinin ve insan, toplum, doğa yararına faaliyet gösterebilmelerinin yolu, tam da bugüne kadar uygulanan politikaların terk edilmesiyle mümkün olabilecektir” dedi.

    “YÖK KAPATILMALI, KATILIMCI MODELLER HAYATA GEÇİRİLMELİ”

    Eren Şahin, üniversitelerde yaşanan sorunlara ilişkin tespit ve önerilerini şu şekilde açıkladı:

    -Akademik özgürlüğün siyasi-ideolojik saldırılar sonucu ayaklar altına alınması bugün üniversitelerin yaşadığı sorunların temel nedenlerinden biridir.

    -Üniversitelerin yönetim mekanizmalarının hızlıca demokratik ve katılımcı yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Üniversiteler, Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörler tarafından değil, üniversite bileşenlerinin ortak iradesiyle seçilen kurullar eliyle yönetilmelidir.

    -Rektörlerin aşırı yetkilerinden birisini düzenleyen 2547 sayılı kanunun 13-b/4 maddesi iptal edilmeli, bu madde ile rektörlerin akademik ve idari/teknik personeli keyfi biçimde sürgün edebilmesi, görev yerini değiştirebilmesi engellenmelidir.

    -Devlet ve Vakıf üniversitelerinde 50/d, 33/a ile istihdam edilen araştırma görevlileri arasında görev ve haklar açısından yapılan her türlü ayrımcılık engellenmeli, araştırma görevlilerinin 50/d ile istihdamına son verilmeli, güvenceli istihdam temel alınmalıdır.

    -35. Madde ile görevlendirilen araştırma görevlilerinin uğradığı her türlü mobbing ve ayrımcılığa son verilmelidir.

    -Kadro sorunları bekletilmeden çözülmelidir.

    -Üniversitelerdeki idari ve teknik personel görmezden gelinmekte, ağır biçimde ayrımcı uygulamalara maruz kalmaktadır.

    -Lojman, servis hizmetleri, yemekhane ve sosyal tesislerin kullanımında kısıtlamalara ve ayrımcılığa son verilmelidir.

    -İtibardan tasarruf etmeyen iktidar, kamu kaynaklarını sermayeye, tarikat ve cemaatlere aktarmaktadır. Kamuda tasarruf tedbirleri ile zaten yetersiz olan üniversite bütçelerinde daha fazla kesintiye gidilmektedir. Oysa kamusal eğitim, siyasal iktidarın ve bir bütün olarak devletin ekonomik ve demokratik talepleri karşılaması için zorunlu bir koşul; eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır.

    -Neredeyse tüm üniversitelerde yemekhane ücretlerine sürekli fahiş düzeyde zam yapılmakta, beslenme hakkı yok sayılmaktadır. Eğitimin tüm kademelerinde bütçe payı arttırılmalı, üniversitelerde ulaşım, beslenme, barınma ve kreş hakkı ücretsiz olarak sağlanmalıdır.

    -Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması sendikamızın en önemli taleplerinden birisidir. Sendikal eğitimlerimizin tümünde ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ konusu anlatılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu aracılığıyla uluslararası sözleşmelere atılan imzaların gereğini yapmalı, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi tüm kademelerde ve üniversitelerin tüm bölümlerinde ders olarak okutulmalıdır.

    -İktidarın kültürel hegemonya yaratma projesinin odak noktası eğitim alanıdır. Bir taraftan üniversiteler siyasi-ideolojik saldırıların hedefi haline getirilirken diğer taraftan üniversiteler tarikat ve cemaatlerin cirit attığı dinci, gerici yapıların odağı haline getirilmektedir. Demokratik, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi bir eğitimin hayata geçmesi toplumun geleceği açısından asıl unsurdur.

    -Yükseköğretime ayrılan bütçeler yetersizdir! Üniversitelerde özgürce akademik faaliyet yürütebilmenin en temel koşullarından birisi yeterli kamusal finansmanın sağlanmasıdır.

    -Demokratik Üniversite fikrinin önündeki en temel engellerden birisi olan Yükseköğretim Kurulu kapatılmalı ve üniversiteler arasında koordinasyonu sağlayacak, demokratik, katılımcı ve çoğulcu modeller hayata geçirilmelidir.

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Öğrencilerimizin geleceği için eğitim alanlarını savunuyoruz-VİDEO

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi: Öğrencilerimizin geleceği için eğitim alanlarını savunuyoruz-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasına tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmının, camiye ait olduğu iddiasıyla yıkılarak okuldan alınması, öğrencilerimizin eğitim hakkını ve güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir girişimdir. Munzur Ortaokulu velileri, öğretmenleri ve kentin demokratik kitle örgütleri olarak bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz” denildi. 

    Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 300 öğrencinin eğitim-öğretim gördüğü Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmı bitişiğindeki cami bahçesinin arsasına geçtiği gerekçesiyle geçtiğimiz günlerde daraltılarak müftülük talebiyle yeniden düzenlendi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesi, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasına tepki göstererek Munzur Ortaokulu önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını Eğitim Sen Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu. Açıklamada, ‘Öğrencilerimizin geleceği için eğitim alanlarını savunuyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİKLERİ HİÇE SAYILMAKTADIR”

    Eğitim alanlarını ve öğrencilerin güvenliğini savunduklarını belirten İlhan Öner, “Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmının, camiye ait olduğu iddiasıyla yıkılarak okuldan alınması, öğrencilerimizin eğitim hakkını ve güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir girişimdir. Munzur Ortaokulu velileri, öğretmenleri ve kentin demokratik kitle örgütleri olarak bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Müftülük, yaz tatili sırasında hiçbir bilgilendirme yapmadan iş makineleriyle okul duvarını yıkarak hem öğrencilerin güvenliğini tehlikeye atan hem de eğitim alanını daraltan bir adım atmıştır. Bahçenin bir kısmının cami alanına dâhil edilmesi, öğrencilerin oyun ve spor alanlarını kısıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda onların güvenliğini riske atmaktadır. Zaten yetersiz olan okul bahçesi, bu müdahaleyle daha da küçültülmüştür. Bu durum, öğrenciler için kazalara yol açabilecek tehlikeli bir ortam yaratmaktadır. Müftülüğün bu sorumsuz tavrı, yaklaşık 300 öğrenciyi güvenliksiz ve yetersiz bir alana hapsederek onların fiziksel gelişimlerini ve güvenliklerini hiçe saymaktadır” dedi.

    “OKUL BAHÇESİ ÖĞRENCİLERİMİZE GERİ VERİLMELİDİR”

    Okullarda yeterli oyun alanlarının olması çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimleri için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Öner, ” Munzur Ortaokulu bahçesinin daraltılması, öğrencilerin spor yapma, dinlenme ve sosyal etkileşim imkânlarını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Ders aralarında rahatlayacak alan bulamayan öğrenciler, bu durumdan olumsuz etkilenecek ve eğitim performansları düşecektir. Bu yalnızca fiziksel bir daralma değil, çocuklarımızın geleceğine yönelik bir tehdittir. Öğrencilerimizin geleceğini, eğitim haklarını ve güvenliğini savunmak bizim için en öncelikli konudur. Öğrencilerimizin güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamına sahip olma hakkı, müftülüğün ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sorumsuz kararlarıyla ellerinden alınamaz. Güvenli ve sağlıklı bir eğitim alanı için yıkılan duvar acilen eski yerinde yeniden inşa edilmeli ve okul bahçesi öğrencilerimize geri verilmelidir. Aksi takdirde yaşanacak olumsuzluklardan müftülük ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü sorumlu olacaktır. Çocuklarımızın geleceği için eğitim alanlarına hep birlikte sahip çıkacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de okul bahçesine cami ayarına tepki: Öğrencilerin hayatını etkiliyor-VİDEO
    -Kordu: Okul ile camiyi yan yana inşa etmek tesadüf değil; inancımıza Sünni aklı dayatıyorlar
    -Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılması Meclis gündemine taşındı

  • ‘2023-2024 eğitim yılında bilim ve laiklik karşıtı uygulamalar artarak sürdü’-VİDEO

    ‘2023-2024 eğitim yılında bilim ve laiklik karşıtı uygulamalar artarak sürdü’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sonunda eğitimin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “İktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar artarak sürmüştür” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sonunda eğitimin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    Dünyanın her yerinde eğitim sisteminin, toplumların temel değerlerinin çocuklara ve gençlere aktarılması üzerine kurulduğunu belirten İlhan Öner, “Bu haliyle de eğitim sistemi ve okullar, aynı zamanda toplumsal ve kültürel değerlerin yeniden üretim yerleridir. Eğitim sisteminde yaşanan dönüşümler, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, toplumsal ve siyasal sistemin gelişim süreçlerinden ayrı ya da bağımsız değildir. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde laiklik ve laik-bilimsel eğitim mücadelesi, okulda ve toplumda yürütülen başta çocuk hakları olmak üzere temel haklar, eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinden ayrı değildir. Herkese eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmeden, bunun için ülke çapında kamusal eğitim uygulamaları için somut adımlar atılmadan, ekonomik krizle satın alım gücü ciddi anlamda azalan, çocuklarını okula aç göndermek zorunda bırakılan halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarındaki artışı durdurabilmek mümkün değildir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, başta müfredat değişiklikleri olmak üzere, iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar artarak sürmüştür” dedi.

    “LAİK, BİLİMSEL VE ANA DİLİNDE EĞİTİMİ SAVUNMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

    Öner, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim düzeninde velinin de öğrenicinin de eğitimcinin de kendi haklarını elde etmesini tek yolu, hiç kimseyi dışlamayacak, herkes için gerçek anlamda eşit bir eğitim düzenin kurulmasıdır. Bunun için tüm eğitim masraflarının devlet tarafından üstlenildiği, zenginle fakirin aynı eğitimi aldığı koşulların oluşturulması gerekmektedir. Eğitim sistemi ve okullar ya tamamen egemen ideolojiye teslim edilecek ya da çocuk ve gençlerin nasıl bir eğitim alması, nasıl bir toplumda yaşaması isteniyorsa, onun için mücadele edilecektir. Sendikamız iktidarın ‘piyasa ve din merkezli’ politikalarına karşı kamusal, demokratik, laik, bilimsel ve ana dilinde eğitimi savunmayı sürdürecektir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Eğitim Sen Dersim Şubesi: Laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz-VİDEO

    Eğitim Sen Dersim Şubesi: Laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Dersim Şubesi, MEB’in yeni müfredatına tepki göstererek, basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Eğitim müfredatı olmaktan çok siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” denildi.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi, MEB’in yeni müfredatına tepki göstererek, basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “YENİ MÜFREDAT SORGULAMAYAN NESİLLER YETİŞTİRMEK AMACIYLA HAZIRLANDI”

    Yeni müfredatın düşünmeyen, sorgulamayan ve eleştirmeyen nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandığını belirten İlhan Öner, “Bugün karşımızda eğitim programlarında yapılan teknik değişikliklerden çok, iktidarın siyasal programına paralel olarak hazırlanmış bir eğitim müfredatı bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni müfredata yönelik eleştiriler sadece pedagojik değil, aynı zamanda siyasal bir nitelik taşımak zorundadır. Çocuklarımızın eğitiminde telafisi güç olumsuzluklar yaratacak bu müfredat değişikliği kabul edilemez. Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Aşkın: Okullara müftü istemiyoruz, veliler dilekçeyle okullara başvurmalı-VİDEO

    Aşkın: Okullara müftü istemiyoruz, veliler dilekçeyle okullara başvurmalı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Müftülükle imzaladığı protokol gereği liselerde öğrencilere Kudüs’le ilgili seminer verilmek istendiği ortaya çıktı. Buna karşı durduklarını belirten Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, “Veliler bir dilekçeyle okul müdürlüklerine başvurdukları zaman bu çalışmanın da önüne geçmiş olabilirler. Bu şekilde sorunun Dersim özelinde büyük bir oranda çözüleceğini düşünüyoruz” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-tek mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin tercihlerini görmezden gelen hükümetin politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmaları devam ediyor.

    Dersim’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün müftülükle beraber, Kudüs’le ilgili bir çalışma yapıp, bunu liselerde öğrencilere seminer halinde sunmak istedikleri ortaya çıktı.

    Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, buna karşı durduklarını belirterek, Dersim’deki dincileştirme çalışmalarını ve buna karşı velilerin yapabileceklerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “MÜFTÜLÜĞÜN OKULLARA GİRMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Milli Eğitim Müdürlüğü ile il Müftülüğü arasında bir protokol yapıldığını ve buna göre müftülüğün okullarda öğrencilere ilgili alanlarda seminer verebildiğini belirten Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, “Bu protokoller tamamen zora dayalı, hiçbir şekilde rızaya dayalı olmayan öğrencinin, velinin, idarenin, öğretmenin, hiç kimsenin fikri, onayı ve izni alınmadan tepeden inen direktiflerle yapılan bir çalışmaydı. Bu yüzden biz de Eğitim-Sen olarak bunun karşısında durduk. Çünkü müftülüğün okullara girmesini istemiyoruz” dedi.

    “ÖĞRENCİLERİMİZİ CAMİLERE GÖTÜRMEK İSTİYORLAR”

    İktidarın amacının eğitimi tamamen dinselleştirmek olduğunu, bu dinselleştirmeye karşı Eğitim-Sen olarak mücadele edeceklerini ifade eden Aşkın, Dersim’deki ÇEDES faaliyetlerini şöyle anlattı:

    “Gördüğümüz en büyük faaliyetleri, her lise için bir Kudüs programı, semineri hazırlamışlardı ve bunu çok hızlı bir şekilde kimseye duyurmadan mümkün olan en kısa şekilde yapmaya çalıştılar. Tabii bunun tarafımızdan duyulması da zaman aldı. Farkına vardığımız zaman zaten okulların birkaçına uğramışlardı. Ondan sonra ancak bundan haberimiz oldu ve buna karşı bir çalışma yürütebildik. Liselerde özellikle Kudüs’le ilgili iktidarın kendi propagandasını, öğrenciye ulaşma propagandasını yaptıklarını gördük. Biz de buna karşı Eğitim-Sen olarak bir karşı duruş sergiledik. Velilerimizi, öğrencilerini bu tür çalışmalara katmamaları konusunda uyardık.

    Bize ulaşan bilgilere göre, şu an basit bir şekilde başlıyorlar. Öncelikle din öğretmenleri sayesinde öğrencileri kütüphaneye götürme planları var. Bundan sonraki amaçları da okul dışı geziler ve biz bu okul dışı gezilerin en başında öğrencilerin camilere götürülmek istendiğini zaten duyuyoruz ve biliyoruz.”

    “DERSİM’DE VELİLERİN DİLEKÇEYLE BAŞVURMALARI YETERLİDİR”

    Öğrenci velileriyle şu an henüz tam anlamıyla bir koordinasyon sağlayamadıklarını ama okul idarelerine verilmek üzere velilere yönelik bir dilekçe hazırladıklarını söyleyen Mehmet Aşkın, velilerin ÇEDES’e karşı yapabileceklerini şöyle dile getirdi:

    “’Öğrencimin bu tür çalışmalara, ÇEDES faaliyetlerine katılmasını istemiyorum’ şeklinde bir dilekçe var. Bu dilekçeyle okul müdürlüklerine başvurdukları zaman bu çalışmanın da önüne geçmiş olabilirler. Bu şekilde sorunun Dersim özelinde büyük bir oranda çözüleceğini düşünüyoruz. Bizim çalışmamız bu yönde. Çalışmayı veli üzerinden yürütmek zorundayız. Öğretmen ya da idare üzerinden bu çalışmayı yürütemiyoruz. Sonuçta resmi bir protokol var ellerinde. İktidar gücünü bu şekilde kullanarak öğretmeni, idareyi mecbur kılıyor. Ancak veli üzerinden hareket edersek bu sorunun çözülebileceğini düşünüyoruz.

    “VELİ İZİN VERMEDİĞİ SÜRECE ÖĞRENCİYİ DERS DIŞI FAALİYETLERE KATAMAZLAR”

    Normal koşullarda öğrencinin ders dışı faaliyetlere katılmasının velinin iznine bağlı olduğunun altını çizen Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, şunları kaydetti:

    “Veli bu izni vermediği sürece öğrenciyi bu tür faaliyetlere katamazlar. ÇEDES, iktidarın Milli Eğitim alanındaki dinselleşmede büyük bir adımıdır. Bunu velilerin bilmesi gerekiyor. Protokolün amacı veliyle, öğrenciyle Diyaneti bir araya getirmek, buluşturmaktır. Dersim’de bunu okul dışında yapamazlar. Yapabilmenin tek yolu Diyanet’in müftülüğün okula gitmesidir. Bu protokolle de bunun yolu açılmıştır.

    “BU PROTOKOLLE DİYANET VE ÖĞRENCİ ARASINDA ARTIK BİR ENGEL KALMADI”

    Bu vesileyle Diyanet okullara gidip istediği çalışmayı yürütebilir, seminerler verebilir, manevi danışmanlık yapabilir. Velilerimizin şunun farkında olması gerekiyor. Bu protokolle Diyanet ve öğrenci arasında artık bir engel kalmadı. Artık Diyanet öğrenciye istediği gibi ulaşabilir. Dolayısıyla veliye de görev düşüyor. Veli bunu bilmeli ve buna göre de öğrencisinin bu tür faaliyetlere katılmasını istemiyorsa dilekçeyle müdürlüklere başvurup tavrını net bir şekilde ortaya koymalıdır.”

    Dilekçe Örneğini indirmek için tıklayınız…

    PİRHA/DERSİM

     

  • Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 12. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi-VİDEO

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 12. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 12. Olağan Genel Kurulu’nu yaptı. Türkiye’deki mevcut koşullardan dolayı seslerinin duvara çarpıp geri döndüğünü söyleyen Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, “Demokratik eylem ve taleplerin dikkate alınıp karşılık bulması için ülkede asgari düzeyde de olsa demokratik bir yönetimin olması gerekir” dedi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 12. Olağan Genel Kurulu’nu yaptı. Genel kurulun yapıldı salona, “Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasındaki tüm protokoller iptal edilsin” , “Laik, bilimsel ve anadilinde eğitimi savunuyoruz” , “Manevi danışmanlık ve ÇEDES’e hayır” , “KHK’lar gidecek biz kalacağız” pankartları asıldı.

    “SESİMİZ DUVARA ÇARPIP GERİ DÖNÜYOR”

    Kongerde konuşan ve Türkiye’deki mevcut koşullardan dolayı seslerinin duvara çarpıp geri döndüğünü söyleyen Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, “Çünkü demokratik eylem ve taleplerin dikkate alınıp karşılık bulması için ülkede asgari düzeyde de olsa demokratik bir yönetimin olması gerekir. Asimilasyon aracı olarak kullanılan dini yozlaştırma, eğitim sisteminde de toplumsal faylar yaratılmıştır. Toplum arasında yaratılan bu fay hatları ülkenin demokratikleşmesindeki en büyük engellerden biridir” dedi.

    “ÜLKENİN EĞİTİM DURUMU ÇOK KÖTÜ DURUMDA”

    Ülkenin eğitim durumunun çok kötü durumda olduğunu vurgulayan HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız da, “Bizlere göre anadilde eğitim çok önemli. Her yerde ana dil üzerine çalışmalar olmalı. Kentimizdeki cemevinde asimilasyon uygulanıyor, bizi sünnileştirmeye çalışıyorlar. Eğitim-Sen bu anlamda önemli çalışmalar ortaya koyacaktır” diye belirtti.

    “ŞİMDİ, BİR ARADA OLMAK ÇOK DAHA ÖNEMLİ”

    Eğitim-Sen’in 12. Olağan Genel Kurulu’nda bulunmalarının kendilerini onurlandırdığını dile getiren Dersim Baro Başkanı Fatma Kalsen ise, “Türkiye’de yıllarca devam eden emek ve demokrasi mücadelesi sadece siyasi partilerin değil aynı zamanda sivil toplum örgütlerinin de büyük bir fedakârlıkla yürüttüğü bir mücadele. Şu anda bulunduğumuz süreç geçmişten daha da zor, o yüzden şimdi bir arada olmak çok daha önemli” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından tek listeyle seçime gidildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘AİHM ve AYM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir’-VİDEO

    ‘AİHM ve AYM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunlara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Alevi öğrencilere zorunlu din dersi dayatmaları din hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunlara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Naciye Turan okudu. Açıklamada, ‘Kamusal eğitim haktır’, ‘Ana dilde, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi eğitim istiyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÇÖZÜMSÜZLÜK POLİTİKALARI İKTİDAR VE MEB ELİYLE SÜRDÜRÜLMEKTEDİR”

    2022-2023 eğitim öğretim yılının büyüyerek gelen sorunların gölgesinde başladığını belirten Naciye Turan, “Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları bizzat iktidar ve MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde sürdürülmektedir. Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemektedir” dedi.

    “ANA DİLDE EĞİTİM HAKKI ENGELLENMEKTEDİR”

    Türkiye’de eğitimin bilimsel ve laik bir içeriğe sahip olmadığını vurgulayan Turan, “Din ve vicdan özgürlüğünün tanımı açıkken, tek dinli yapıyı pekiştirme konusundaki ısrar sürmektedir. Türkiye, taraf olduğu Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı hareket etmekte, AİHM’in son olarak Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Şehrimiz özelinde de bu durum Alevi çocukları üzerinden sürdürülmektedir. Alevi öğrencilere zorunlu din dersi dayatmaları din hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca yaşadığımız bölgede ana dilinde eğitim hakkı engellenmektedir. Ana dilde eğitim hakkı seçmeli derslere indirgenemez. İktidarın bu yöndeki samimiyeti Kurmanci ve Kırmancki öğretmen atamalarında ortaya çıkmaktadır. Her yıl yapılan öğretmen atamalarında bu iki branş birkaç kadro ile geçiştirilmekte asimilasyon bilinçli bir şekilde sürdürülmektedir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Anket, inanç ve kültürel asimilasyon amacı taşımıyorsa hangi amacı taşımaktadır’

    ‘Anket, inanç ve kültürel asimilasyon amacı taşımıyorsa hangi amacı taşımaktadır’

    PİRHA-Eğitim Sen Dersim Şubesi, Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesinde bulunan öğrencilerin ailelerine İmam Hatip Ortaokulu açılmasına yönelik gönderilen anket sorularına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Nüfusunun büyük çoğunluğunun Alevilerden oluştuğu bilinen Akpazar beldemize İmam Hatip Ortaokulu açma çabalarının hedefi inanç ve kültür asimilasyonudur” denildi.

    Dersim’in Mazgirt ilçesinde bağlı Akpazar (Peri) Beldesinde, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü, ilkokul öğrencilerinin ailelerine İmam Hatip Ortaokulu hakkındaki düşüncelerine yönelik anket soruları yönelttiği ortaya çıktı. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) Dersim Şubesi, konuya ilişkin şube binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Eğitim Sen Şube Bakanı Hüseyin Kasun okudu.

    Demokratik ülkelerde anayasa çoğulculuğu ve çok sesliliğin esas alındığını belirten Kasun, “Anayasada bunu sağlayan maddelerin en önemlisi laikliktir. Doğrudan iktidar eliyle Anayasanın çiğnenmiş ve laiklik ilkesi yok sayılmıştır. İlimizde de bu politikalar doğrultusunda İmam Hatip Okulları talebi olmamasına rağmen imam hatip okulları açılmış ve yenilerinin açılması için akla ve izaha sığmayan çabalar sarf edilmektedir. Bu uygulamaların sonuncusu ise Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğünce başlatılmıştır” dedi.

    “İMAM HATİP OKULU AÇMAK İÇİN ANKET YAPILMASI DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR”

    Ankette velilere İmam Hatip Ortaokulu açılmalı mı, açılırsa çocuğunuzu yollar mısınız, İmam Hatip Ortaokulunun gelişmesine katkıda bulunur musunuz şeklinde sorular sorulduğunu belirten Kasun, “Belirtmek gerekir ki nüfusunun büyük çoğunluğunun Alevilerden oluştuğu bilinen Akpazar beldemize İmam Hatip Ortaokulu açma çabalarının hedefi inanç ve kültür asimilasyonudur. Elazığ’ın bir alevi köyüne okul yapılmasını verimlilik açısından uygun bulmayanların Dersim’in Akpazar beldesine imam hatip okulu açmak için anket yapması düşündürücüdür” diye konuştu.

    “EĞİTİM KURUMLARININ ASİMİLASYON ARAÇLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMEMESİ İÇİN BÜTÜN ÇABAMIZLA DİRENECEĞİZ”

    Dersim merkezde bu politikalar çerçevesinde 2018 yılında Tunceli İmam Hatip Ortaokulunun açıldığını dile getiren Kasun şunları söyledi:

    “Çeşitli teşvik ve maddi desteklerle alevi öğrencilerin kayıt yaptırması amaçlanmıştır. Bütün bu çabalara rağmen şu an kayıt yaptıran öğrenci sayısının 18 civarı olduğu bilinmektedir. Verilen rakamlara bakıldığında anketlere gerek kalmadan Dersim Halkının tercihi çok açık bir şekilde, kentimizde İmam Hatip Okulları açılmaması yönündedir. Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne soruyoruz, İmam hatip okulu açma çabaları inanç ve kültürel asimilasyon amacı taşımıyorsa hangi amacı taşımaktadır. Eğitim kurumlarının asimilasyon araçları haline dönüştürülmemesi için bütün çabamızla direneceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM