Etiket: Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç

  • ‘Yasaklamalar, faşizan baskı ve uygulamalar iktidarın ömrünü kısaltıyor’-VİDEO

    ‘Yasaklamalar, faşizan baskı ve uygulamalar iktidarın ömrünü kısaltıyor’-VİDEO

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu, ‘İşimize, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz, KHK’lar gidecek biz kalacağız’ şiarıyla 129’uncu kez sokağa çıkarak basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) binlerce kamu çalışanın ihraç edilmesini ve açığa alınmasını Karşıyaka İskele karşısında protesto ettiği oturma eyleminin 129. haftasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya birçok sivil toplum örgütünün yanında KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen katıldı.

    Eylemin 129. haftasında konuşan Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, iktidarın tek tip sendika ve tek tip sendikacı yaratmak istediğine vurgu yaparak, “Bu koşullarda hak ve özgürlükler mücadelesi yürüten bizler, her şeye rağmen demokrasi ve emek mücadelesini bedeli ne olursa olsun sürdürmekte kararlıyız. Yasaklamalar, zulüm, faşizan baskı ve uygulamalar iktidarın siyasal ömrünü kısaltmaktan başka bir işe yaramayacaktır. İşçi sınıfının, emekçilerin yüzyıllardır bin bir türlü bedel ödeyerek elde ettiği hak ve özgürlüklerin hangi gerekçe ile olursa olsun ortadan kaldırılmasına yönelik girişimlere karşı fiili ve meşru mücadele hakkımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

    “İKTİDAR, SÜREYİ BİLİNÇLİ OLARAK UZATIYOR”

    Kılıç, AKP hükümetin OHAL’i fırsata çevirerek on binlerce kamu emekçisinin çalışma hakkını herhangi bir yargısal süreç işletmeden, savunma almadan ve somut belge bilgiye dayanmadan ellerinden aldığını ve ihraç ettiğini söyledi.

    Son üç yılda KESK’e bağlı sendikaların üyelerinden 4283’ün OHAL KHK’leriyle ve 487’sini Yüksek Disiplin Kurulları kararlarıyla olmak üzere 4770 KESK’linin çalışma hakkı gasp edilerek ihraç edildiğini hatırlatan Kılıç, “OHAL Komisyonu kararıyla 358 arkadaşımız görevlerine iade edilirken 1023’ünün başvurusu ret edilmiştir. Halen 2900 üyemiz ise başvurularının ele alınmasını beklemektedir. Bizler bu meydanda 3 yıla yakın bir zamandır işimizi geri almak için mücadele ediyoruz. Bizim için 1 gün bile çok önemliyken iktidar bu süreyi bilinçli bir şekilde uzatabildiği kadar uzatıyor”diye konuştu.

    “OHAL UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR”

    “İktidar bir hakkı bir gecede gasp ettiğinde gayet hızlı davranırken yapılan itirazlara yanıt vermeyi ise oldukça ağırdan almakta, yıllara yaymaktadır” diyen Kılıç, OHAL İşlemleri İncemele Komisyonu’nun görevini bir yıl daha uzatılmasına tepki gösterdi. Kılıç, “İktidar süreyi uzatmakla zaman kazanıyor bir yandan da ihraçlarla boşalttığı yerlere kendi kadrolarını yerleştiriyor. Bildiğiniz üzere sadece darbe girişimi ile ilgili olarak ve sınırlı süre için tedbirler alınacağı belirtilmişti. Şimdi ise, Türkiye’nin siyasal-toplumsal yapısını değiştirmeye dönük kalıcı düzenlemeler KHK’ler eliyle yapılmış, OHAL’in kaldırılması sonrasında ise uygulamaları devam ettirilmiştir” dedi.

    “KAYYIM, ÜYELERİMİZE BASKI POLİTİKASI UYGULUYOR”

    OHAL uygulaması olarak giderek bir yönetim biçimi haline gelen kayyım atamalarına da değinen Kılıç, kayyım atanan bölgelerde üyelerine ve kamu emekçilerini doğrudan bir yönelimin olduğunu kaydetti.

    Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kayyım atanan yerlerde kayyumların ilk icraatlarından biri de sendikalarımız üyelerine yönelik ayrımcı ve baskıcı politikaları devreye sokmaktır. Sadece son bir ayda kayyım atanan il ve ilçe belediyelerinde en az 50 dolayında TÜM BEL-SEN üyesi açığa alınmıştır. Kayyımlar adeta yandaş sendikaların temsilcisi gibi hareket etmekte, farklı sendikalara üye olmanın kamu emekçileri için iyi olmayacağı algısı oluşturmakta, açıktan sendikal ayrımcılık suçu işlemektedirler. OHAL sürecinde ve sonrasında kamu hizmetlerinin piyasaya açılması politikaları hız kazanmış, güvencesiz, sözleşmeli ve taşeron çalıştırma daha da yaygınlaştırılmış, kayıt dışılık ve kuralsızlaştırma artmış, on binlerce kamu emekçisinin ihraç edilmesi nedeniyle iş yükünün artması sonucu kamu emekçileri nefes alamaz duruma gelmiştir. İşyerlerinde mobing ve iş kazaları/işçi cinayetleri yoğunlaşmıştır. OHAL fırsatçılığıyla performans sisteminin yaygınlaştırılmasıyla ve ekonomik krizin derinleşmesiyle, işsizliğin rekor üstüne rekor kırmasıyla intihar vakaları artmıştır.”

    ”FAŞİZAN UYGULAMALAR İKTİDARIN ÖMRÜNÜ KISALTMAKTA”

    Kılıç, adı kalksa da uygulamaları devam eden OHAL koşullarında sendikal mücadele yürüttüklerine vurgu yaptı.

    Sivil darbe hukukuna karşı fiili, meşru ve demokratik direnişlerini ve hukuki mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizen Kılıç, “İktidarın, tek tip sendika ve tek tip sendikacı yaratmak istediği bu koşullarda hak ve özgürlükler mücadelesi yürüten bizler, her şeye rağmen demokrasi ve emek mücadelesini bedeli ne olursa olsun sürdürmekte kararlıyız. Yasaklamalar, zulüm, faşizan baskı ve uygulamalar iktidarın siyasal ömrünü kısaltmaktan başka bir işe yaramayacaktır. İşçi sınıfının, emekçilerin yüzyıllardır bin bir türlü bedel ödeyerek elde ettiği hak ve özgürlüklerin hangi gerekçe ile olursa olsun ortadan kaldırılmasına yönelik girişimlere karşı fiili ve meşru mücadele hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. İşlerimize dönünceye kadar direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • OHAL Komisyonu Başkanı’na: Hukuksuzluk karşısında rahat uyuyabiliyor musunuz?

    OHAL Komisyonu Başkanı’na: Hukuksuzluk karşısında rahat uyuyabiliyor musunuz?

    PİRHA- Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, OHAL İnceleme komisyonunun çalışma süresinin bir yıl daha uzatılmasına tepki göstererek, “Açlıkla terbiye etme politikalarını bir yıl daha sürdürecekler. Vicdanları bir yıl daha hiç acımadan bu hukuksuz uygulamaları uzatacaklar” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev süresi 1 yıl daha uzatıldı. Komisyonu’nun görev süresinin uzatılmasına Eğitim-Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç’tan tepki geldi.

    “AÇLIKLA TERBİYE ETME POLİTİKALARI SÜRÜYOR”

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL’de sendikal hak ve özgürlüklerin tümden askıya alındığı bir dönem yaşadıklarını söyleyen Kılıç, yaratılan korku iklimi nedeniyle kamu emekçilerinin karşı karşıya kaldıkları ihlalleri rapor etmekten imtina etmekte, ihraç edilme kaygısı nedeniyle baskıları sineye çekmeyi tercih ettiğini ifade etti.

    Kılıç, 4 bin 283’ü OHAL KHK’leriyle ve 487’si Yüksek Disiplin Kurulları kararlarıyla olmak üzere 4 bin 770 KESK’linin çalışma hakkının gasp edilerek ihraç edildiğini hatırlattı.

    OHAL İnceleme komisyonunun çalışma süresinin bir yıl daha uzatılmasının açlıkla terbiye etme politikalarının bir yıl daha süreceği anlamına geldiğini kaydeden Kılıç, “Vicdanları bir yıl daha hiç acımadan bu hukuksuz uygulamaları uzatacaklar” dedi.

    “3 YILDIR DİLEKÇELERİMİZE CEVAP VERİLMEDİ”

    Komisyon Başkanı Salih Tanrıkulu’nun, “Hukukun emrinde çalışıyoruz. Teknik, detaylı aynı zamanda vicdani bir işlem yapıyoruz. Belirlenen usul ve esaslara göre başvuruları değerlendiriyoruz. Komisyon tarafsız ve objektif bir iş yapıyor” dediğini hatırlatan Kılıç, “Sayın Tanrıkulu bize yaşatılan bu hukuksuz uygulamaları sahte noter misali onaylamanız sizi hiç rahatsız etmiyor mu?”sorusunu yöneltti.

    OHAL Komisyonu kararıyla 358 KESK’linin görevlerine iade edilirken, bin 23’ünün başvurusunun ret edildiğini ve halen 2 bin 900 dolayında başvurunun ele alınmasını beklediğine vurgu yapan Kılıç, “3 yıldır itiraz dilekçelerimize cevap vermeyen bir komisyon çalışması var, hukuk bunun neresine sığıyor? Kamu çalışanlarını 41 ay işsiz bırakarak özel sektörlerde çalışmalarını yasaklayarak, seyahat özgürlüklerini kısıtlayarak, yurt dışındaki eşine, kardeşine, annesine, babasına gitmesine engel olarak, okuyan çocuklarına harçlık vermesini engelleyerek, kirasını ve faturalarını ödemez hale düşürerek mi vicdani davrandınız? Hangi vicdan? Demokrasiyi, hukuku, laikliği savundukları için sendikal mücadeleye katıldıkları için verdiğiniz RED kararlarıyla mı tarafsız davrandınız. Sayın Tanrıkulu bize yaşatılan bu hukuksuz uygulamaları sahte noter misali onaylamanız sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz?” ifadelerini kullandı.

    “SİZ SAHTE NOTER, BİZ İSE EMEKÇİLER OLARAK ANILACAĞIZ”

    Kılıç, İşçi sınıfının, emekçilerin yüzyıllardır bin bir türlü bedel ödeyerek elde ettiği hak ve özgürlüklerin hangi gerekçe ile olursa olsun ortadan kaldırılmasına yönelik girişimlere karşı fiili ve meşru mücadele haklarını sonuna kadar kullanacaklarının altını çizdi.

    Komisyon başkanı Salih Tanrıkulu’nun “empati” yapmasını isteyen Kılıç, bir gece yarısı KHK’leri ile işten atılan ve 41 aydır işsiz olan emekçileri hatırlattı. Kılıç şunları söyledi:

    “Bir empati yapın. Siz hiç bir soruşturma geçirmeden adli idari yargılanmadan gece yarısı bir KHK ile işinizden atılsaydınız 41 ay işsiz kalsaydınız, çalışmanız engellenseydi, çocuklarınızın ihtiyaçlarını karşılamasaydınız şimdi ne düşünürdünüz? Hiç düşündünüz mü? Geceleri yatmadan önce işine el koyulan çocuk sahibi mesleğini onurlu bir şekilde sürdüren kamu çalışanlarının işsiz kalmasını onaylamanız sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Rahat uyuyabiliyor musunuz? Bizler her şeye rağmen onurlu duruşumuzla yaşamımızı sürdürüyoruz. Dayanışma ile daha güçleniyoruz. Barış demokrasi hukuk ve hakikatler mücadelemizi sürdürüyoruz. 128 haftadır İzmir Karşıyaka’da işimize geri dönmek için oturma eylemleri yapıyoruz. Yarın çocuklarınız sizi hukuksuzlukları onaylayan bir sahte noter görevi yapmakla anacak. Bizi ise işi ekmeği ve çocuklarının geleceği için mücadele edenler olarak anacak. Bunu böyle biliyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • ‘Gece yarısı KHK’leri ortada iken öğretmeni yere göğe sığdırmayan sözler karın doyurmuyor’

    ‘Gece yarısı KHK’leri ortada iken öğretmeni yere göğe sığdırmayan sözler karın doyurmuyor’

    PİRHA- 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne dair PİRHA’ya konuşan Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, “Öğretmenin ekonomik, demokratik özlük haklarının gasp edildiği, iş güvencesinin bir gece yarısı KHK’sine bağlandığı bir süreçte hamaset nutuklarla öğretmenleri yere göğe sığdırmayan söylemler öğretmenin karnını doyurmuyor” dedi.

    Her yıl olduğu gibi bir kez daha 24 Kasım Öğretmenler Günü, atanamayan ve ihraç edilen öğretmenler için buruk karşılanıyor. Sayıları on binleri bulan ihraç öğretmenler, yaşamlarını devam ettirebilmek farklı işler yapmak zorunda kalıyor. Düşük ücretlere rağmen mesleğini idame eden öğretmenler ise birçok zorluk ve baskıyla karşı karşıya kalıyor. Bu baskılar ve ihraçlar çoğu zaman eğitim emekçilerinin intiharlarıyla sonuçlanabiliyor.

    Eğitim Sen, 24 Kasım öğretmenler günü nedeniyle öğretmenlerin sorunlarını ele alan rapor ve 4 bin 657 öğretmen arasında yapılan  anket sonuçlarını yayınladı. Öğretmenlerin yüzde 97’sinin son bir yıl içerisinde satın alma gücünün azaldığı, yüzde 78’i de son bir yıl içerisinde borçlarının arttığı belirlendi. Öğretmenlerin yüzde 69’u ekonomik koşulları daha iyi olan bir iş teklifi aldığında mesleğini bırakabileceğini söylerken, yüzde 64’ü ise kendisini iş yerinde değerli hissetmiyor.

    24 Kasım’ı öğretmenlerin yoksullaşma sürecinde önemli bir basamak olarak değerlendiren  Kılıç, eğitim emekçilerinin bugünkü ekonomik, sosyal, kültürel, özlük haklar noktasındaki geriliğin yegane sorumlusunun öğretmenlerin örgütsüzlüğe mahkum edildiği 12 Eylül dönemi olduğuna vurgu yaptı.

    “ÖĞRETMENLER SOSYAL ÖLÜ KONUMUNA SÜRÜKLENDİ”

    24 Kasım vesile ise iktidar cephesinin yaptığı açıklamalara değinen Kılıç, KHK’ler ile ihraç edilen öğretmenleri hatırlattı. Kılıç, öğretmenlerin sosyal bir ölü haline getirilmeye çalışıldığını söyleyerek, “İktidar cephesi, Milli Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanı’na kadar öğretmenlerin itibarı, saygı kazandırılması ile ilgili çeşitli sözler söylüyor. Öğretmenlerin ekonomik, demokratik sorunları değil de daha çok ‘eli öpülesi öğretmen’, ‘öğretmenler yere göğe sığdırılmaz’ gibi söylemleri oldu. 15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek on binlerce öğretmenin sorgusuz sualsiz, hiçbir adli ve idari soruşturması olmaksızın bir gece yarısı KHK’si ile işleri elinden alındı. İşleri elinden alınmakla kalınmadı, mesleklerini bir özel sektörde sürdürmesinin önü kesildi. Adeta öğretmen çocuğuna harçlık vermesin, evine ekmek götürmesin, topluma çıkmasın ve iktidara biat eden sosyal bir ölü olsun  konumuna sürüklendi” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRETMEN BU KADAR DÜŞÜRÜLMEMİŞ, RENCİDE EDİLMEMİŞTİ”

    “Bu zihniyet öğretmene itibarı, saygınlığı bir tarafa bırak öğretmeni öğretmen olarak görmüyor” diyen Kılıç, iktidarın öğretmeni düşüren ve rencide eden politikaları ile karşı karşıya odluklarını ifade etti. OHAL incelemesi komisyonunun 3 yılı aşkın süredir ihraç edilen eğitim emekçilerinin dosyalarına halen bakmadığına değinen Kılıç şunlara dikkat çekti:

    “Öğretmenler bugün bir yere müdür veya müdür yardımcısı olmak istediklerinde ya bir sendikaya giderek destur alıyor, buna boyun bükerek o sendikaya üye oluyor  yada tayin alabilmek içim iktidar partisinin kapısını çalıyor. Öğretmeni bu kadar düşüren ve rencide eden bir hükümet politikası ile karşı karşıyayız. OHAL incelemesi komisyonu 3 yılı aşkındır ihraç edilen on binlerce öğretmenin dosyalarına henüz bakmamıştır. Bu öğretmenlik mesleğini, öğretmen onurunu hiçe saymaktır. Seçimlerde belediye başkanı veya meclis üyesi seçilen öğretmenin seçilmişliği iptal ediliyor. Siyasal iktidar tarafından seçilme hakkı gasp ediliyor. Halkın iradesi yok sayılıyor. Buda yetmiyor pasaport hakkı yasaklanıyor. Öğretmen yurtdışında eşi ile buluşamıyor. Kardeşinin, babasının yanında gidemiyor.  Bu ülkede iş olanaklarını tamamen sınırlayan bu iktidar karşısında çareyi yurt dışına çıkıp iş bulmada gören öğretmene yurt dışı yasağı konuluyor.”

    “16 ÇEYREK ALTIN ALAN ÖĞRETMEN ŞİMDİ İSE 9 ALTIN ALMAKTA”

    Başta insanca yaşayacak ücret talepleri olmak üzere, eğitim emekçilerinin bugüne kadar yaşadığı ekonomik mağduriyetlerin giderilmesi ve son 17 yıl içinde satın alım gücündeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışı sağlanması çağrısında bulunan Kılıç, “24 Haziran seçimlerine gitmeden önce bütün siyasi partiler öğretmenlere ek göstergenin 3600’ e çıkması için söz verdi, vaatte bulundu. Temmuz ve Ağustos ayında yapılan toplu görüşmelerde  yüzde 3-4 zam ile direk maaşına yansıyan 70 lira, diğer taraftan artan vergi dilimi oranı ile 200 lira olarak cepten çıktı. Temmuz’da yapılan görüşmelerde öğretmen eksi 130 lira ile başlamış oldu. 2009’da 3’üncü derecenin 1’nci kademesinde 16 çeyrek altın alan bir öğretmen bugün ise 9 çeyrek altın alabilmektedir. 2010 ve 2019 yılları yılları arasında öğretmenin dolar olarak maaşı karşılandığında öğretmenin 1404 lira maaş kaybı vardır” dedi.

    “5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜ TANIYORUZ”

    Kılıç, öğretmenlik mesleği açısından uluslararası anlamda tek öğretmenler gününün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olduğunu, 12 Eylül sonrasında ilan edilen 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün resmi olarak kutlandığını söyledi.

    Her fırsatta mağdur edilen eğitim emekçilerinin kutsal bir görevde bulunduğunu belirten Kılıç, acil çözüm bekleyen en temel sorunları bile gündeme getirilmeden “resmi bir gün” olarak kutlandığını ifade etti. Kılıç şöyle devam etti:

    “12 Eylül faşist darbesinin bize dayattığı 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü biz demokratik, laik, bilimsel, anadilde eğitimi savunan öğretmenler olarak kabul etmiyoruz. Esas olarak bizim günümüz 5 Ekim 1966’da UNESCO tarafından da kabul edilen ve bizimde ülke olarak altına imza attığımız 5 Ekim Öğretmenler Günü’nü tanıyoruz. Onu kutluyoruz. O gün öğretmenlerin statüsünün uluslararası alanda kabul edildiği ve eş değer konumda yaşanması istenen, sözleşmelerle güvence altına alınan öğretmenin statüsüne kavuşmasını istiyoruz.Öğretmenin ekonomik, demokratik özlük haklarının gasp edildiği, iş güvencesinin bir gece yarısı KHK’sine bağlandığı bir süreçte hamaset nutuklarla öğretmenleri yere göğe sığdırmayan söylemler öğretmenin karnını doyurmuyor. Öğretmenin karnını esas olarak da öğretmene saygınlık, itibar, örgütlenme özgürlüğünün önünün açılması ve demokratik bir anayasa ile yaşayacağı bir ülke ile doyurabilirsiniz.”

    Kılıç, ayrıca Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın, “Haklarımız, geleceğimiz ve öğrencilerimizin eğitim hakkı” şiarıyla 23 Kasım günü Ankara’da düzenlediği mitingde eğitim emekçilerinin taleplerinin çok net olduğunun altını çizerek, “23 Kasıım’da Ankara’ya ülkenin dört bir yanından gelen öğretmenlerin talepleri de öğretmene saygınlığın kazandırılması, itibarının sağlanması, ihraç edilen öğretmenlerin bir an önce işine dönmesi, özlük ve ekonomik  haklarının bir an önce verilmesidir. Gerçekten öğretmenleri düşünüyor iseler dünkü Eğitim Sen öncülüğünde Tandoğan Meydanı’nda yapılan miting öğretmenlerin taleplerini en ayrıntılı şekilde dile getirmiştir” diye konuştu.

    PİRHA / İZMİR 

  • ‘Eğitim dinselleşiyor; okullar duayla açılıp duayla kapanacak’ -VİDEO

    ‘Eğitim dinselleşiyor; okullar duayla açılıp duayla kapanacak’ -VİDEO

    PİRHA- Foça ve Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Kuran okuma ve yetişkinler için Kuran kursu açma gibi uygulamalarına tepki gösteren İzmir Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç,  “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına dayalı olarak gerçekleştirilen dini içerikli kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, okulların adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması sağlanmıştır” ifadeleri kullandı.

    Haberin Videosu

    Eğitim Sen 2 Nolu Şube, Foça ve Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Kuran okuma ve yetişkinler için Kuran kursu açma gibi uygulamalarına tepki göstererek basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İzmir Foça Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, tüm imam hatip okullarında ilçede bulunan Halk Eğitim Merkezi Müdürlükleri üzerinden Kuran-ı Kerim Kursu açılması için öğrenciler vasıtasıyla velilere pusula formu yollamış, diğer yandan Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ise seminer çalışmaları sonunda ‘Kur’an okuma’ etkinliği düzenlemişti. Yaşanan olaylar kamuoyunda tepki ile karşılanmıştı.

    “EĞİTİM DİNİ KURALLARA GÖRE DÜZENLENİYOR”

    Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, Türkiye’de eğitim sisteminin, önceden belirlenmiş siyasal-ideolojik hedefler doğrultusunda kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlendiğini ifade etti.

    Okulların adeta bir inanç mezhebinin uygulamaları ile kuşatıldığı vurgulayan Kılıç, “Bugüne kadar eğitimin devlet eliyle dinselleştirilmesi sürecinde, bir taraftan yeterli talep olmamasına rağmen imam hatip okullarının sayılarının arttırılması politikası sürdürülürken, diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıf ve derneklerle imzalanan ‘işbirliği’ protokolleri mahkeme kararlarına rağmen ısrarla sürdürülmektedir. Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan bir sorun olarak dikkat çekerken, okulların adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması sağlanmıştır. Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır” diye konuştu.

    “OKULLAR DUA İLE AÇILIP KAPANACAK”

    Kılıç, Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmenlik mesleğinin en çok yıpratıldığı, ‘pamuk ipliğine bağlı’ çalışmak istemeyen sözleşmeli öğretmenlerin, ataması yapılmayan meslektaşlarının peş peşe intihar ettiği bir dönemde ‘Öğretmene saygı yürüyüşü ve Kuran okutulması’ düzenlenmesinin dikkat çekici olduğuna vurguda bulundu.

    Kılıç, şöyle konuştu:

    “Eğitim sisteminin dini kural ve referanslara göre biçimlendirilmesi sürecine öğretmenlerin seminer döneminin de dahil edilmek istenmesi düşündürücüdür. Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 18-22 Kasım ara tatilinde yapılacak seminer çalışmaları ile ilgili bir etkinlik takvimi yayınlamıştır. Etkinlik takviminin son gününde ‘Öğretmene saygı yürüyüşü’ ve ‘Şehit öğretmenler için Kur’an okuma’ etkinliği yer almaktadır. Öğretmenlerin ve öğretmenlik mesleğinin en çok yıpratıldığı, ‘pamuk ipliğine bağlı’ çalışmak istemeyen sözleşmeli öğretmenlerin, ataması yapılmayan meslektaşlarımızın peş peşe intihar ettiği bir dönemde ‘Öğretmene saygı yürüyüşü’ düzenlenmesi dikkat çekicidir. Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün seminer çalışmaları sonunda ‘Kur’an okuma’ etkinliği düzenlemesi ile eğitim sisteminin dini kural ve ritüellere göre biçimlendirilmesi yönündeki uygulamaların geldiği noktayı görmek açısından önemlidir. Bu uygulamanın bir sonraki adımı okulların duayla açılıp duayla kapanması olacaktır.”

    “OKULLARDA DİNİ ETKİNLİKLERİN ORGANİZE EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    “MEB başta olmak üzere, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin eğitimin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine, kendilerini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yerine koyarak hareket etmesi laik eğitim ilkesine aykırıdır” diyen Kılıç okullarda dini etkinliklerin organize edilmesinin kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

    Foça İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün tüm okullara yazı göndererek Halk Eğitim Merkezleri üzerinden ‘Hayat Boyu aydınlık Projesi’ kapsamında yetişkinler için Kur’an kursu açılmasını ve katılımın sağlanarak aktif hale getirilmesinin istemesinin ise, ‘tek din, tek mezhep anlayışına hizmet ettiğine dikkat çeken Kılıç şunları vurguladı:

    “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına dayalı olarak gerçekleştirilen dini içerikli kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması dikkat çekicidir. Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun bir toplumsal yapı oluşturma yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiş durumdadır. Bu konuda özellikle eğitim sisteminin ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına uygun olarak dini kurallara göre biçimlendirilmek istenmesi kabul edilemez. Eğitim Sen olarak eğitim sisteminin iktidarın dünya görüşü doğrultusunda biçimlendirilmesi yönünde atılan her adımın takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.”

    PİRHA / İZMİR

  • ‘Uluslararası sendikal faaliyetlerimiz engelleniyor’ – VİDEO

    ‘Uluslararası sendikal faaliyetlerimiz engelleniyor’ – VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç ve Şube Sekreteri Dilek Kanlıbaş Demir, Alman öğretmen sendikasının davet ettiği etkinliğe pasaportlarına konulan şerh nedeniyle katılamadı. Hasan Ali Kılıç, uluslar arası sendikal çalışmalarının engellendiğini belirterek yasakların kaldırılmasını istedi. 

    Haberin Videosu

    Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç ve Şube Sekreteri Dilek Kanlıbaş Demir, Alman öğretmen sendikasının (GEW) davet ettiği uluslararası sendikal faaliyetlerin tartışılacağı programa, pasaportlarına konulan şerh nedeniyle katılamadı.

    Konuya ilişkin basın toplantısı düzenleyen Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç “İhracımızın ardından uygulanan bu hukuksuzluğu da kınıyoruz” dedi.   Kılıç, “Alman öğretmen sendikası (GEW) ve bağlı konfederasyonu, uluslararası sendikal faaliyetleri karşılaştırma, iş güvencesi ve sendikal mücadeleyi değerlendirme, uluslararası sendikal dayanışmayı sağlama başlıklarında görüş alışverişinde bulunma, Almanya’daki öğretmen sendikaları ve bağlı konfederasyonları ziyaret etme, planlanan toplantılara katılmak için 27 Ekim-3 Kasım tarihlerinde Almanya’ya davet edildik. Davetiyeler ve uçak biletleri çağrıcılar tarafından alındı, ancak pasaportlarımıza konulan şerh nedeniyle bu uluslararası sendikal faaliyete katılamadık” dedi.

    “BU HUKUKSUZLUK SON BULSUN”

    Sendikal faaliyetlerinin ülke içinde engellediği yetmiyormuş gibi bir de uluslararası alanda engellendiğini ifade eden Kılıç, “Bu daveti sevinçle karşıladık ancak pasaportlarımızda bir şerh olduğunu öğrenmiş olduk, davet ettiklerinde başvurduğumuz zaman ve bu şerhin kalkması için İzmir Valiliğine gittik ve durumu anlattık. Günlerce beklememize rağmen cevap gelmedi. Daha sonra ise, ‘sizin pasaport şerhiniz var, çünkü siz ihraç edilmişsiniz’ bu kapsamda sizin pasaportlarınıza set koymuşuz’ dediler” diyerek konuya ilişkin iki yönlü değerlendirmelerde bulundu.

    Kılıç, “Birincisi seyahat özgürlüğümüz kısıtlandı, ikincisi de bizim sendikal faaliyetlerimizi hem ülke içinde hem de uluslararası alanda sendika faaliyetlerimizi sürdürmemiz engellenmiş oldu” dedi ve ekledi: “Sonuç olarak bu yasa bu şerhi koyan her kimse bu haklarımızı bir kez daha çiğnemiştir. Bizim sendikal faaliyetlerimizi, seyahat özgürlüğümüz, seçme seçilme hakkımız, özel sektörde çalışma hakkımız engellemesini kınıyoruz ve bunu hukuksuzluk olarak görüyoruz” PİRHA/İZMİR