Etiket: eğitim sen izmir 6 nolu şube

  • ‘Zorunlu din dersleri; eğitim sistemindeki siyasal-ideolojik hedeflerin yansımasıdır!’-VİDEO

    ‘Zorunlu din dersleri; eğitim sistemindeki siyasal-ideolojik hedeflerin yansımasıdır!’-VİDEO

    PİRHA- Milyonlarca öğrenci ana dilinde eğitimden yoksun ve zorunlu din derslerine tabi bir şekilde yeni eğitim yılını karşıladı. Zorunlu din derslerinin eğitim sistemindeki siyasal-ideolojik hedeflerin yansıması olduğunu söyleyen Eğitimci Bülent Karakaş, anadilinde eğitim alma hakkının da en insani hak olduğunu kaydetti. 

    Proje okullarına yapılan atamalarda sürecin somut, ölçülebilir ve nesnel hiçbir kritere dayanmadığı, tamamen siyasi ve idari takdirle şekillendiği eleştirileri vardi. Bu projenin uygulandığı alanlardan birisi de İzmir olmuştu.

    ÇEDES vb. uygulamalarla birlikte bu eğitim yılı da ‘zorunlu din dersi’ ve ‘ana dilin eğitim’ tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Milyonlarca öğrenci ana dilinde eğitimden yoksun ve zorunlu din derslerin tabi bir şekilde yeni eğitim ve öğretim yılını karşıladı.

    Din derslerinin içeriğinin Sünni İslam ağırlıklı olması sonucu uzun yıllar boyunca toplumun farklı kesimlerinden itirazlar yükseldi. Söz konusu ders içerikleri yerel ve uluslararası mahkemelerce de yasalara aykırı bulundu. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı, din derslerinin tek bir dine yönelen ders olmadığını savunsa da veliler, bir bütün olarak din derslerinin müfredattan kaldırılması yönündeki talebini sürdürüyor.

    Zorunlu din dersi dayatması ulusal ve uluslararası mahkemelerde alınan kararlara karşın sürüyor. Yürütülen kampanyalar ve hak talepleri on yıllardır görmezlikten gelinirken, AKP döneminde ‘dinselleştirilmiş’ eğitim modeline geçildi. Özelikle Kürtçe ana dilde eğitim önündeki engeller ülkedeki milyonlarca Kürt’ün temel meselesi. Kürtçe’nin lehçeleri “Yaşayan Dil ve Lehçeler” adı altında ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulsa da bu konuda öğrencilere sınırlamalar getiriliyor ya da derslerin verilmesi engelleniyor.

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube Başkanı Bülent Karakaş yeni eğitim döneminde proje okul atamaları, zorunlu din dersleri, ÇEDES uygulamaları ve anadilinde eğitim meselesine dair konuştu.

    “KEYFİ KARARLA BİNLERCE İNSAN MAĞDUR EDİLDİ”

    Proje okulu uygulamasının en son 8 Nisan’da yapıldığını ve yüzlerce eğitim emekçisinin kritersiz bir şekilde görevden alındığını ifade eden Bülent Karakaş, Eğitim-Sen olarak “Proje Okulları”nın durdurulmasına karşı dava açtıklarını belirtti.

    Davanın reddedildiğini ve şu an uygulamanın devam ettiğini sözlerine ekleyen Karakaş, asıl amacın imam hatip okullarına çekilemeyen öğrencilerin, proje okullarına bu atamalarının gerçekleştirdiğini söyledi. Atamalara dair hiçbir kriterin olmadığını belirten Karakaş, “Kimilerinde hizmet puanının önde olduğu söyleniyor. Hizmet puanına göre yapıldığı söyleniyor. Ama böyle bir durum genel olarak yok. Sonradan 4 yıllık süreden hesaplanırken uzman ve başöğretmenlik sürelerinin dikkate alınmadığını gördük. Diğer taraftan iller arasında atamalar yapıldığında bunu hizmet puanına göre atadıklarını gördük. Kısacası MEB keyfi karar alarak yüzlerce, binlerce insanı mağdur etmiş durumda” dedi.

    “TERCİH HAKLARIMIZ VERİLMEDİ, DAVALARIMIZ DEVAM EDİYOR”

    Okullarda yaklaşık 50 bin öğretmenin süresinin dolduğunu dile getiren Karakaş, bunlardan dokuz bini görevlerine iade edilmediğini ve bunun da az bir sayı olmadığını hatırlattı. Kendisinin de mağdur edilen öğretmenlerden biri olduğunu aktaran Karakaş, “Dolayısıyla bu hiçbir kritere dayanmayan, keyfi ilişkiler sonucunda görevlendirilmeler söz konusu oldu. Bu neden biz Eğitim-Sen olarak  buna dava açmıştık. Bireysel davalar da açtık. Bazı yerlerde kazanımlarımız var. Yürütmenin durdurulması davasını da açtık. Yürütmenin durdurulması davası bazı illerde kabul edildi ama bazı illerde özellikle İzmir’de maalesef yürütmenin durdurulması davasını kazanamadık. Esas davalarımız devam ediyor. Biz kendi okulumuzda 4 yılı doldurduk ama başka okullara da tercih hakkı istedik. Onlara da tercih hakkı verilmediğini gördük. Dolayısıyla bizi oralara dağıtamadılar. Sadece kendi okullarımızda atamamazlık yapmadılar. Başka tercih ettiğimiz proje okullarına da atamadılar. Ayrıca sonuçlar açıklandığında şunu da gördük bazı yerlerde puanlar daha doğrusu kadro açıkları oluştuğu halde atama yapmadılar” diye konuştu.

    Bakanlığın atama koşullarını yönetmeliğe göre hatırlatan Karakaş, MEB’in bu projeyi eline yüzüne bulaştırdığını ve çok sayıda eğitimcinin mağdur edildiğini anımsattı. Karakaş, yapılan atamaların kesinlikle iptal edilmesi kanaatinde olduğunu vurgulayarak, “Atamaların bir keyfiyete, liyakatsizliğe göre değil, yeniden ve kriterlere göre yapılması gerekiyor” şeklinde tepki gösterdi.

    “SEÇMELİ AMA DİN DERSİNİ MUTLAK SEÇMEK ZORUNDASIN”

    Zorunlu din derslerine de değinen Karakaş, konuyla ilgili bir çizelgenin yayınlandığını ve din dersi “seçmeli zorunlu din dersi” haline getirildiğini ifade etti. Karakaş, “Yani seçiyorsun ama din dersini mutlaka seçmek zorundasın. Bu şekilde iktidar kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda eğitim yapılanmasına gitti. Burada da ayrıca bildiğimiz gibi ÇEDES ve benzeri projelerle yürütmeye çalışıyor. Bazı okullarda, ilçelerde bu ÇEDES Projesi’nin uygulandığını görüyoruz yapısı itibariyle. Dolayısıyla burada bir siyasi ideolojik hedef var. O da nedir?  Tekçi, bir mezhebe, bir dine, bir dile, bir ırka, bir eğitim sistemi yaratama çabası var. Dolayısıyla bu seçmeli din derslerinin zorunlu hale getirilmesi de bununla ilgili bir durum” dedi.

    Ailelerin, çocuklarının bu din derslerine girmemesi için dilekçe verdiklerini hatırlatan Karakaş, ailelerin yaptığı başvurunun kabul edildiğini, fakat bu kararın bireysel olarak görülmesinden kaynaklı bir emsal teşkil etmediğini dile getirdi.

    “ANADİLİNDE EĞİTİM SU GİBİ TEMEL HAKTIR”

    Ana dilinde eğitim sorununa da değinen Karakaş, şunları ifade etti:

    “Zorunlu din dersinin yanında anadilde eğitim sorunu var. Birleşmiş Milletlerin Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 30’uncu maddesin de zaten çocukların, azınlık çocuklarının kendi anadilinde eğitim hakkının olduğunu söylüyor. Bu da maalesef ülkemizde yıllardır kangren haline gelen bir sorun. Ülke bölünür paronayasıyla oluşturulan bir düşünce sistematiği var. Çocuklar kendi ana dillerinde eğitim aldıkların o düşündükleri anadilleriyle ilgili daha etkili daha performansı yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu pedegojik olarak da biliyoruz. Uzmanların zaten böyle açıklamaları da var. Dolayısıyla herkesin ana dilinde eğitim alma hakkı var. Biz Eğitim-Sen olarak tüzüğümüzde de bunu yazmışız. Kamusal, laik, bilimsel, demokratik, anadilde eğitimi savunuyoruz. Dolayısıyla anadilde eğitim hakkı bir su, bir yemek kadar haktır ve bu hakkın her zaman yanında olduğunu belirtmek isteriz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube’den sürgün tepkisi: Cezalandırılmak isteniyoruz

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube’den sürgün tepkisi: Cezalandırılmak isteniyoruz

    PİRHA- Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şubesi, şube sekterleri olan Tuna Atlı Uysal’ın sürgün edilmesini protesto etmek amaçlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan Eğitim Sen 6 Nolu Şube Başkanı İsmet Süzer, Balçova ilçe Milli Eğitim Müdürü Erhan Atilla’nın yanlış ve keyfi uygulamalarının sendikaları tarafından teşhir edilmesi ve bazı uygulamalarının yargıya taşınmasının bir sonucu olarak sürgünlerle cezalandırılmak istenildiğine dikkat çekerek”Bu saldırı aslında şube sekreterimiz üzerinden sendikamıza yapılmış bir saldırıdır” dedi.

    Eğitim Sen 6 Nolu Şube Sekreteri Tuna Atlı Uysal’ın sürgün edilmesi Balçova Milli Eğitim Müdürlüğü önünde protesto edildi. Açıklamaya Eğitim-Sen İzmir Şube üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 6 Nolu Şube Başkanı İsmet Süzer, İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün usulsüz uygulamalarına karşı sendikalarının yaptığı girişimlerin bir sonucu olarak Tuna Atlı Uysal’ın hedef seçilerek sürgün edildiğini ifade etti.

    İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün talimatı üzerine Eğitim-Sen Şube Sekreteri Tuna Atlı Uysal’ın dilekçesinin kabul edilmediği ve işleme sokulmadığının altını çizen Süzer, en temel yurttaşlık haklarını dahi kullanamadıkları bir kurumdan eğitimin sorunlarına dair adil, bilimsel, eşitlikçi ve çağdaş bir yaklaşım üretmesini beklemediklerini dile getirdi.

    “SENDİKAL FAALİYETLERİMİZ POLİS ÇAĞRILARAK ENGELLENDİ”

    Balçova ilçe Milli Eğitim Müdürü Erhan Atilla’nın sendikal çalışmalarını engellemeye dönük tutum takındığına değinen Süzer, suç duyurusunda bulunmalarına rağmen kaymakamın soruşturma izni vermemesinden dolayı savcılığın soruşturma yürütemediğini ifade etti. Süzer şunları vurguladı:

    “Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, liyakat gözetilerek atanmayan yöneticilerden biri olan Balçova ilçe Milli Eğitim Müdürü Erhan Atilla’nın yanlış ve keyfi uygulamalarını, sendikamız tarafından teşhir etmemiz ve bazı uygulamalarını yargıya taşımamızın bir sonucu olarak sürgünlerle cezalandırılıyoruz. Şubemizin çalışma alanı Balçova’da çok sorun yaşadık. Balçova ilçe Milli Eğitim Müdürü Erhan Atilla sendika çalışmalarımızı engellemeye dönük tutum takınmış, hiçbir hukuki süreç işletilmeden ihraç edilen şube başkanımız İsmet SÜZER’in Balçova’da sendikal faaliyet yürütmesini engellemek için okul müdürlerine talimat vermiştir. Hiçbir yasal dayanağı olmayan bu talimat ile Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulu müdürleri 5 şube yürütme kurulu üyesinin katılımı ile yapılacak iş yeri gezisini okula polis çağırarak engellemişlerdir. Yaşananlardan sonra İlçe Milli Eğitim müdürü ve okul müdürleri ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmamıza rağmen Kaymakamın soruşturma izni vermemesi nedeni ile savcılık soruşturma yürütememiştir.”

    “EŞİNİ MÜDÜR YARDIMCISI OLARAK ATADI, KADRO İŞGAL EDİYOR”

    İlçe Milli Eğitim Müdürü Erhan Atilla’nın norm fazlası olduğu iddia edilen eşine kadro sağlamak için müdür yardımcısı olarak olarak atadığı ve müdür yardımcılığını ise başka bir öğretmeni görevlendirme yöntemi yürüttüğünün altını çizen Süzer, ayrıca okul müdür ve müdüreleri tarafından üyelerine sendikalarından ayrılma baskısı yapıldığını kaydetti. Süzer sözlerine şöyle devam etti:

    “Bazı okul müdürleri muhtemelen ilçe Milli Eğitim Müdürünün bu tavrindan güç alarak sendikamıza açık saldırıda bulunmuşlardır. Örneğin; Balçova 80. Yıl Orhangazi Ortaokulu Müdüresi üyemizi çağırip “Bu Terörist sendikada neden duruyorsun” diye istifa etmesini söylemiştir. İlçe Milli Eğitim Müdürü, norm fazlası eşine kadro açmak için önce onu Salih Dede Anadolu Lisesine müdür yardımcısı olarak atanmasını sağlayıp Müdür Yardımcisı kadrosunda olmasına rağmen eşi Nurcan ATILLA müdür yardımcılığı yapmamiş, o bu okulda öğretmen olarak çalışırken kadrosunu isgal ettiği müdür yardımcılığini bir başka öğretmen görevlendirme yöntemi ile yürütmüştür. Burada çok açık bir kadro işgali söz konusudur. Eşinin asli görevini yerine getirmemesine göz yummuştur.”

    “Ertuğrul Gazi Ortaokulunda üyemizle ilgili açılan bir soruşturmada, soruşturmayı talep eden okul müdürü olmasına rağmen usule uygun olmayacak şekilde muhakkik olarak atanmıştır. Üyemiz, Münevver Özmen’in atamasını usulsüzce engellemeye kalkmış, sendikamiz devreye girmiş ve atamanın yapılmasını sağlamıştır. Bunu içine sindiremediğinden olacak ki kurum müdürünü kullanarak soruşturmalar açtırılmış bu soruşturmalarda kurum müdürünün disiplin suçu oluşturacak davranışları göz ardı edilmiştir. Bu durum il disiplin kurulu itiraz görüşmelerinde hukuk sekreterimiz tarafından şerh olarak kayda girmiştir.”

    “DİLEKÇE VERME HAKKIMIZ ENGELLENİYOR” 

    Şube sekreterlerine verilen savunma isteminde, “Olumlu olan okul iklimimizin bozulmasına neden olduğunuz” denildiğine vurgu yapan Süzer, aksine şube sekreterlerinin yıllarda çalıştığı okulda kurum kültürüne çok şey şey kattığını söyledi. En temel hakları olan dilekçe verme haklarını bile kullanamadıklarını sözlerine ekleyen Süzer, haklarını bile kullanamadıkları bir kurumdan eğitimin sorunlarına dair adil, bilimsel, eşitlikçi ve çağdaş bir yaklaşım üretmesini beklemediklerini belirtti. Süzer konuşmasının sonunda şunlara dikkat çekti:

    Şube Sekreterimize verilen savunma isteminde “Olumlu olan okul iklimimizin bozulmasına neden olduğunuz” iddia edilmektedir. Denmektedir. Yıllardır olumlu olan okul iklimi bozulmuşsa bunun nedeni şube sekreterimiz olamaz. Çünkü şube sekreterimiz yıllardır bu okulda çalışmaktadır ve kurum kültürü ve okul ikliminin olumlu olmasına katkı sağlamıştır. Uzun süre vekaletle yönetilen okula neden yönetici atanmadığı sorulduğunda “Kafama göre yönetici bulamadım” diyen İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün kafasına göre atadığı okul yöneticisi, yöneticilik vasfından yoksun Fehmi Yılmaz görevlendirildikten sonra okulun iş barışı bozulmuştur. Biz bu ilçede en temel yurttaşlık hakkı olan, dilekçe verme hakkımızı bile kullanamadık. ilçe Milli Eğitim Müdürü sekreterinin “Müdürün talimatı var o havale etmeden kayda giremem” demesi üzerine şube müdürleri ile görüştük. Kısacası 3 sendika görevlisi, 2 şube müdürü şube sekreterimiz Tuna Atlı Uysal’ın dosya istemi dilekçesini müdürlükte kayda girdiremedik. Ancak ek bir şikayet dilekçesi ile kaymakamlık makamına ve yine kaymakamın onayı alınmadan işleme koyduramadık. Ancak kaymakamla görüşme sonrası dilekçemizi işleme koydurabildik. En temel yurttaşlık haklarımızı bile kullanamadığımız bir kurumdan çok acıdır ki eğitimin sorunlarına dair adil, bilimsel, eşitlikçi ve çağdaş bir yaklaşım üretmesini beklemiyoruz. Baskılar, sürgünler bizi yıldıramaz. Korkmuyoruz, susmuyoruz, biat etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bilimsel, Laik, anadilde eğitim mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA / İZMİR

  • Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube: Tehdit ediliyor, iftira ve mobinge maruz kalıyoruz

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube: Tehdit ediliyor, iftira ve mobinge maruz kalıyoruz

    PİRHA- Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube üyeleri bir basın toplantısı ile 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde yerelde yaşadıkları sorunları kamuoyuna açıkladı.

    Açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 6 Nolu Şube Başkanı İsmet Süzer, Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün hiçbir hukuki süreç işletilmeksizin ihraç edilen üyelerine ve sendikal çalışmaların engellemesine dönük tutum takındığına vurgu yaptı.

    Aynı şekilde İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından üyelerinin tehdit edildiğine, iftiralara maruz kaldığına ve mobing uygulandığına dikkat çeken Süzer, “Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal- ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında  hayata geçirilen “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalar ; yetki alanımızdaki okullarımızda da başta öğrencilerimiz  olmak üzere, öğretmenler ,  eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir” dedi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “SİYASİ İKTİDAR UZANTILARI PİYASALAŞIYOR”

    Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal- ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında  hayata geçirilen “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalar ; yetki alanımızdaki okullarımızda da başta öğrencilerimiz  olmak üzere, öğretmenler ,  eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir. Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken liyakat gözetilerek atanmayan siyasi iktidarın uzantısı yöneticiler ve fiili uygulamaları ile okullarımız her geçen gün daha da piyasalaştırılmıştır. Eğitimde yaşanan tüm sorunların yansıması olarak veli ve öğrenciler de daha iyi okul arayışına gitmiş ve sürekli nakiller ile  o  okuldan bu okula, nafile bir çaba ile memnuniyetsizlik çok görünür bir duruma gelmiştir.

    “İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ YASA TANIMAMAKTA”

    Özellikle yetkimiz alanındaki Balçova İlçe Milli Eğitime bağlı  okullarımızda da bahsettiğimiz nedenlerle liyakat gözetilmeden atanan yöneticiler keyfi uygulamaları ile 2018-2019 eğitim- öğretim yılı planlamasını yürütememiştir. Yıkım ve güçlendirme çalışması yapılmasına karar verilen Sacide Ayaz İmam Hatip Lisesi, Balçova Anadolu Lisesi B bloğuna taşınmış, bundan dolayı Balçova Anadolu Lisesinin  fiziki şartları ciddi daralmış ve eğitim öğretimi engelleyen bir yıl geçirilmiştir. Aynı durum ilçemizin Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulları için de geçerlidir. Her iki okulun öğrencileri Vali Kutlu Aktaş binasını kullanmak durumunda kalmıştır ve bu eğitim öğretim yılını ikili eğitim yaparak ancak tamamlayabilmişlerdir. “Mecburuz başka çare yok” açıklamaları havanda su dövme basiretsizliğinden başka bir şey değildir. Çünkü ülkemizde sınav sistemi düşünüldüğünde hedefleri olan,  geleceklerini kurma çabasında ki pırıl pırıl çocuklarımızın bırakın kaybedecek bir yılı  , bir saati bile değersiz değildir. Yani mecburen taşıdık yer yok demek çocuklarımızın eğitim hakkının gaspıdır. Çocuklarımızın eğitim öğretim hakları gasp edilirken, Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürü yasa ve yönetmelik tanımamakta ve kadrosundaki öğretmenlere eşit ve adil davranmamaktadır. Norm fazlası eşine kadro açmak için önce onunun Salih Dede Anadolu Lisesine müdür yardımcısı olarak atanmasını sağlamıştır.Müdür Yardımcısı  kadrosunda olmasına rağmen eşi Nurcan ATİLLA müdür yardımcılığı yapmamış,o bu okulda öğretmen olarak çalışırken kadrosunu işgal ettiği müdür yardımcılığını  sendikasından istifa etmesi koşulu ile bir başka öğretmen görevlendirme yöntemi ile yürütmüştür. Burada çok açık bir kadro işgali söz konusudur.

    “SENDİKAL FAALİYETLERİMİZ ENGELLENMEKTE”

    Yine Balçova İlçe Milli Eğitim müdürü Erhan ATİLLA sendika çalışmalarımızı engellemeye dönük tutum takınmış, hiçbir hukuki süreç  işletilmeden ihraç edilen şube başkanımız İsmet SÜZER’in Balçova’da sendikal faaliyet yürütmesini engellemek için okul müdürlerine talimat vermiştir. Hiçbir yasal dayanağı olmayan bu talimat ile Vali Kutlu Aktaş ve Asil Nadir Ortaokulu müdürleri 5 şube yürütme kurulu üyesinin katılımı ile yapılacak işyeri gezisini okula polis çağırarak engellemişlerdir. Polis tarafından kimliklerimiz alınarak 4 saat okulda alıkonduk. Yaşananlardan sonra İlçe Milli Eğitim müdürü ve okul müdürleri ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Kaymakamın soruşturma izni vermemesinden dolayı savcılıktan başvurumuza ret gelmiştir.

    TEHDİT, İFTİRA VE MOBİNG UYGULANIYOR

    Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürünün hukuksuzluklarından referansla Balçova Anadolu Lisesi müdürü Fehmi YIMAZ, şube sekreterimiz Tuna ATLI UYSAL’a mobing uyguluyor. İftiralarla okul yönetmeye çalışıyor. Buna karşı çıkan öğretmenlerimizi odasına çağırıp tehdit ediyor. Balçova 80. Yıl Orhangazi Ortaokulu Müdüresi üyemizi çağırıp “Bu Terörist sendikada neden duruyorsun” diye istifa etmesini söyleyebiliyor. Halk Eğitim’de müdür yardımcısı olan üyemiz Münevver ÖZMEN’ e resmen mobing uygulanıyor. Arkadaşımız şikayet ettiğinde ise soruşturma sonucu görev yeri değiştiriliyor. Öğretmen olarak Narlıdere’ye atanıyor. Sacide Ayaz İmam Hatip Lisesinde de üyemize mobing uygulanıyor. Arkadaşımızın verdiği dilekçelerin işleme konulmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Açıkça ders programı değişikliği ile tehdit ediliyor.

    “SORUŞTURMA EVRAKLARI VERİLMİYOR”

    Ertuğrul Gazi Ortaokulu üyelerimize mobing uyguluyor.Arkadaşlarımıza öğrencileri örgütleyerek soruşturma açılmasını sağlıyor. Açtığı soruşturmaya bilinçli olarak kendisi muhakkik atanıyor. Arkadaşlarımız suçlama nedenlerini görmek istediğinde ise soruşturma evrakları verilmiyor. İl Milli Eğitim Hukuk Bürosu’na rağmen soruşturma dosyaları arkadaşlarımıza verilmiyor. Sadece bir kısmını koyduğumuz bu yaşananlar da gösteriyor ki Balçova İlçe Milli Eğitim “başarısız” sözcüğünün bile yetmeyeceği bir karne ile eğitim öğretim yılını tamamlamıştır. Liyakatsiz atamalarla yönetilen bir kurumun sergilediği bu tablo şaşırtıcı değil ancak çok üzücüdür.

    PİRHA/İZMİR