PİRHA-1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Eğitim -Sen Mersin Şubesi 3. Ulusal Resim Sergisi’ni “Emek ve İnsan” başlığıyla sanatseverlerle buluşturdu.
Yenişehir Belediyesi Ahmet Yeşil Sanat Galerisi’nde açılan sergi 30 Eylül’e kadar gezilebilecek. Açılışı yapılan sergide konuşan Eğitim -Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, emeğin ve dayanışmanın önemine vurgu yaparak, “Umarım bu sergi Türkiye’nin birçok merkezinde sanatseverlerle buluşur” dedi.
Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de, sergiye katılan ressamlara teşekkür ederek, belediye olarak gerekli desteği sunmaya devam edeceklerini belirtti.
Ressam Veli Mert ise, serginin geçmişini paylaşarak, “45 sanatçı 54 resimle sergiyi açtık. Sanatçıları hiç boş bırakmayacağız. Hep hedef koyup daha iyisini yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından sanatseverler galerideki resimleri inceledi.
PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın tanıklarından Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Nermin Karasu, katliamın hesabının verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “O gün sadece insanlar değil umutlarımız da katledildi. Biz adaletin yerini bulmasını bekliyoruz. Katliamın hesabı verilmelidir” dedi.
Türkiye tarihinin en büyük katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçti. Barış talebiyle bir araya gelen on binlerce insanın hedef alındığı saldırıda, 103 kişi yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı.Saldırının tanıkları, yaşadıkları acıyı hala ilk günkü tazeliğiyle taşıyor.
O tanıklardan biri de Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Nermin Karasu. PİRHA’ya konuşan Karasu, “Bizi barışa giderken katlettiler. O gün orada sadece insan değil, umut öldürüldü” sözleriyle hafızalara kazınan o karanlık günü anlattı.
“SESSİZLİK HEPİMİZ TEDİRGİN ETTİ”
Katliam günü hiçbir güvenlik önleminin alınmadığını söyleyen Nermin Karasu, alanda polisin olmadığını ve derin sessizliği herkesin kaygı verici bulduğunu aktardı. Karasu, “Biz umut ve taleplerle yola çıkmıştık. Şiddetin karşısında, savaşsız ve sömürüsüz bir yaşam talep ediyorduk. Bu yüzden biz o yolculuğa “umut yolculuğu” diyorduk. Mersin’den otobüslere binerek sabahın erken saatlerinde Ankara’ya vardık. Alana vardığımızda ise alışık olduğumuz güvenlik önlemlerinin hiçbirinin olmadığını fark ettik. Ne bir polis, ne bir bariyer… Sessizlik çok büyüktü. Kendi aramızda ‘Bu kadar sessizlik hayra alamet değil, sakın kötü bir şey olmasın’ diye konuşmaya başladık. O an içimizde bir tedirginlik oluştu” dedi.
“BARIŞA VE UMUDA KAN BULAŞTI”
Karasu, o gün yaşananları şöyle anlattı:
“Kortej başlamadan önce, birkaç kadın arkadaş çay almak için mitingin kenarındaki ağaçların yanına yöneldik. Tam o an… sadece bir adım attık ve patlama oldu. İnsanlar havaya uçtu. Gördüğüm ilk şey, ağaçtan damlayan kandı. Ağaçtan et parçaları dökülüyordu. Önümüzde kopmuş bir kol vardı. Etrafta onlarca insan yerdeydi. Ne yapacağımızı bilemeden hemen bayrakları aldık. O bayraklarla bedenlerin üzerini örttük. Çığlıklar yükseliyordu. Ellerimiz kana bulandı. Barışa kan bulaştı. Umuda kan bulaştı. Ankara Garı’na, tarihe kan bulaştı. Yüzlerce yaralı yerdeydi. Kimi kucağında bir yaralıyla, kimi bir cenazeyle en yakın hastaneye doğru koştu. Ama yollar kapalıydı. Polis tomaları gelmişti ama yaralılara yol açılmıyordu.”
“DEVLET ÖNLEMEDİ, HALA HESAP SORMUYOR”
Katliamın ardından geçen 10 yıla rağmen ne faillerin tam olarak ortaya çıkarıldığını ne de adaletin sağlandığını belirten Nermin Karasu, devletin hem saldırı öncesinde hem sonrasında sorumluluğunu yerine getirmediğini vurguladı. Güvenlik zafiyetine ve yargı sürecindeki belirsizliklere dikkat çeken Karasu, “Biz arkadaşlarımızı sonsuzluğa uğurladık ama adalet hala sağlanmadı. O saldırganların Antep’ten giriş yaptığı, istihbarat birimlerine bilgi verildiği sonradan ortaya çıktı. O halde neden önlem alınmadı? Bu insanlar araç değiştirerek nasıl Ankara’nın göbeğine kadar gelebildi? Neden o gün bir tane bile güvenlik önlemi yoktu? Bu sorular hala cevap bekliyor. Biz, arkadaşlarımızın anısına yürütülen mücadeleyi sahipleniyoruz ve unutmayacağız. Bir daha böyle bir vahşetin, böyle bir katliamın yaşanmaması için hafızamızı diri tutacağız” diye konuştu.
ADALET TALEBİ
Katliamın yarattığı travmanın bireysel değil, toplumsal bir yara olduğunun altını çizen Karasu, barış ve özgürlük talebiyle yola çıkanların adalet arayışının da bitmediğini ifade etti:
“O gün sadece insanlar değil, umutlarımız da katledildi. Barışın istenmediği, özgürlüğün reddedildiği çok açık bir şekilde ortaya kondu. O günden sonra hiçbirimiz aynı kalamadık. O kanın bulaştığı yerden bir daha eskisi gibi dönemedik. Hepimizin içinde o yaralı taraf kaldı. Bir toplumun barış içinde yaşayabilmesi için adaletin işlemesi gerekir. Birbirini ötekileştirmeden, düşmanlaştırmadan yaşamak ancak ortak duyguda, barış ve özgürlük talebinde buluşmakla mümkündür. Ancak 10 yıldır süren bu yargı süreci ne tamamlanabildi ne de gerçek sorumlular yargı önüne çıkarıldı. Zaman aşımı tehlikesi artık çok yakın. Daha önce başka davalarda da zaman aşımlarının nasıl işlediğini gördük. Biz adaletin yerini bulmasını bekliyoruz. Katliamın hesabı verilmelidir. Adalet hakkımız, ölüm değil yaşam bizim hakkımız. Çünkü biz yaşamak için gitmiştik. Ölümle geri döndük.”
PİRHA- Eğitim Sen Mersin Şubesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla ‘Emek ve İnsan’ resim sergisi düzenledi. Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “1 Mayıs’ın sadece mitingle geçiştirilen bir noktada olmasını istemedik, sanatsal faaliyetlerle güçlendirelim istediğimiz için bu sergiyi hazırladık” dedi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinlikleri kapsamında ‘Emek ve İnsan’ resim sergisi düzenledi. Denizcilik müzesinde yapılan sergi açılışına çok sayıda eğitimci, STK temsilcisi ve sanatsever katıldı.
Eğitim Sen üyelerinin yaptığı resimlerden oluşan sergide 45 eser yer alıyor. Sergiye ilişkin PİRHA‘ya konuşan Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “Üyelerimizin eserleriyle başlayıp, il dışından ve ülke dışından katılımlarla gelişen bir sergi. Bu sergiyi Eğitim Sen üyelerinin emeğin değişik boyutlarını tuvale yansıttıkları bir sanat faaliyeti olarak büyütmeye çalışıyoruz. 1 Mayıs’ın bir güne değil, haftalara yayılan emek mücadelesinin farklı bir versiyonu olsun diye böyle bir sergi açmayı hedefledik. Sergimiz iki hafta boyunca sanatseverler için açık olacak” dedi.
Sümbül, 1 Mayıs Perşembe günü yapılacak mitinge de çağrı yaparak, “1 Mayıs günü saat 14.30’da eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünde buluşarak Cumhuriyet Alanına yürüyeceğiz. Emeğe, demokrasiye, barışa, kadına, eğitime, sağlığa dair tüm taleplerimizi dile getireceğiz. Tüm Mersinlileri 1 Mayıs’a katılmaya, sesimize ses olmaya çağırıyoruz” sözlerini kullandı.
PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda öğretmenlere önlük giyilmesini şart koşan uygulamaya tepki gösterdi. Sümbül, “Bizim önlük sorunumuz yok. Bizim özlük hakları, insanca yaşayacak ücret, eğitime daha çok bütçe ayrılması ve geleceğin gençlerinin bilimle yetişmesi gibi ihtiyaçlarımız var. Milli Eğitim bütçesi buralara harcanmalı” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) öğretmenlerin okulda önlük giymesini şart koşan genelge yayımlamasına ilişkin tartışmalar gündemdeki yerini koruyorken, öğretmenlerden hediye önlük için beden ölçüsü istenmesi tepkilere neden oldu.
Konuya dair okul müdürlüklerine gönderilen yazıda “Bakanımız Yusuf Tekin tarafından bakanlığımıza bağlı okul/ kurumlarda görev yapan öğretmenlerimize ‘öğretmen önlüğü’ hediye edilecektir. Bu nedenle beden ölçüsü bilgi formunun doldurulması gerekmektedir” ifadeleri yer aldı.
Yıllardır okullarda ‘Özgür Kıyafet’ eylemini yürüten Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) bu karara karşı olduklarını duyurdu.
Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, önlük meselesinin tek tipleşmenin yanında işyerlerinde mobbinge evrilen bir uygulama haline geldiğini belirtti.
Birçok kentte olduğu gibi Mersin’de de okul müdürlerinin listeler dolaştırarak öğretmenlerin bedenlerini not etmelerini, ya da formlar oluşturarak oradan beden tercihlerini yazmalarını isteyerek dayatma başlattığını söyleyen Sümbül, “Önlük giymek istemeyen arkadaşlarımızı bu şekilde zor durumda bırakan, hatta bazı okullarda istemeyenlere dilekçe ver neden istemiyorsun gibi öğretmenleri zorlayan, onları dilekçe vb. yöntemlerle yıldırmaya çalışan yöntemler var. Bunu doğru bulmuyoruz, kabul etmeyeceğiz. Bizler eğitim ve bilim emekçileri olarak okullara istediğimiz kıyafetlerle gideceğiz” dedi.
“KADINLAR İÇİN ÖRTÜNMEYE DÖNÜŞECEK BİR UYGULAMA”
Önlük dayatmasının kadın eğitimciler için örtünmeye dönüşeceğini vurgulayan Mahmut Sümbül, “Ana amaçlarından birisi bu, kadın arkadaşlarımızın kıyafetlerinin örtünmeye dönüşmesi. İkincisi zaten kılık kıyafet yönetmeliği diye AKP yandaşlarının kendi istedikleri kıyafet türlerini çıkardıktan sonra diğer eğitim emekçilerini düşünmek gibi bir şeyleri yok. Bunun yerine kendi dayatmaları üzerinden beyaz önlük, ak önlük adı altında öğretmenleri kalıba sokmaya çalışan bir uygulamaları var” diye konuştu.
“ÖNLÜK EĞİTİMDEKİ SORUNLARIN ÜZERİNİ KAPATAMAZ”
Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin birçok sorun yaşadığına işaret eden Sümbül, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e bu sorunların çözümü için çağrıda bulundu:
“Önlük; öğrencilerin açlığının, eğitim ve bilim emekçilerinin yoksulluk ücretiyle çalışmalarının, öğretmenlerin eşitsizlikler içerisinde çalışmalarının üzerini kapatamaz. Bizim önlük sorunumuz yok. Bizim özlük hakları, insanca yaşayacak ücret, eğitime daha çok bütçe ayrılması ve geleceğin gençlerinin bilimle yetişmesi gibi ihtiyaçlarımız var. Milli Eğitim bütçesi buralara harcanmalı”
PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, eğitim durumu raporunu paylaşarak var olan sorunların üzerine yenilerinin eklendiğini belirtti. Sümbül, “Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları bizzat iktidar ve MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde sürdürülmektedir. Eğitim sistemi adeta enkaz altında kalmıştır” dedi.
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte eğitim sistemindeki çözülmeyen sorunlar bir kez daha gündeme geldi. Bu problemleri içeren ‘Mersin’de Eğitim Durumu Raporu’na ilişkin Eğitim-Sen Mersin Şubesi basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya sendika temsilcileri, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, HDP İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ile emek ve demokrasi güçleri katıldı.
Açıklamayı yapan Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaların bizzat iktidar ve MEB eliyle yapıldığını ileri süren Sümbül, “Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemektedir” dedi.
Sümbül; Engellilerin eğitim hakkı, anadilde eğitim hakkı, kız çocuklarının ve mülteci çocuklarının eğitime erişimi, ekonomik krizin eğitim üzerindeki olumsuz etkileri, ataması yapılmayan öğretmenlerin durumu, özel sektör sorunları, ihraç edilen eğitimciler, 4+4+4 sisteminin yarattığı sorunlar, depremin eğitime etkileri gibi konulara değindi.
“ÇEDES’E KARŞI ALANLARDA OLACAĞIZ”
Okullara imam atanmasına ilişkin de konuşan Sümbül, ÇEDES ve benzeri projelere karşı bilimsel eğitimi savunan herkesi 16 Eylül İzmir Gündoğdu meydanında yapılacak mitinge davet etti. Sümbül, “Okullarda verilen eğitimin içerik bakımından dini değil, bilimsel esaslara dayalı olması, eğitimin gerçek anlamda laik ve demokratik bir yapıda örgütlenmesi için tüm emek ve demokrasi güçleriyle birlikte mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir” şeklinde konuştu.
PİRHA – Eğitim Sen Mersin Şubesi ve Mersin Cemevi’nin birlikte düzenlediği ‘’Çocuk akademisi 1. bilim şenliği’ cemevi bahçesinde yapıldı. Çocuk Akademisi kapsamında oluşturulan bilim, sanat ve felsefe atölyelerinde enerji başlığıyla çocuklar yan yana gelerek doyasıya eğlendiler.
Eğitim-SEN Mersin Şubesi ve Mersin Cemevi’nin düzenlediği ‘Çocuk Akademisi 1.Bilim Şenliği’ cemevi bahçesinde yapıldı.
Eğitim-Sen Üyesi Veli Mert “Bugün burada Çocuk akademisi adlı sosyal sorumluluk projesi Cemevi- Eğitim-sen birlikte organize etti. Felsefe atölyesi, bilim atölyesi, drama atölyesi,resim atölyesi, müzik atölyesi, öykü atölyesi olmak üzere 6 atölyede gerçekleşti. Her atölyede öğrencilerimiz enerji konusunu her bilim kendi branşında yorumladı. Bu yorumlamayı her çocuk kendi yaş aralığına göre yorumladı. Bu atölyede bilgi evrenini pratiğe dönüştürdüler. Çocukların hakikati anlamasına ortam sağlandı ” diye konuştu.
Etkinlikte konuşan Eğitim- Sen Üyesi Esra Kilim, “Okul sistemi içerisinde bazı şeyleri öğrenirken bazı şeylerin kaybettiklerini gördük. Çeşitli bilgi dallarında içerisinde bölünmüş gerçeklik vardır. Bu bilgileri öğrendikten sonra uzmanlaşarak derinleşiyor. Ve sonrasında derinleştikleri konuları bilimleştiremiyorlar. Bu da çocukların dünyayı eksik yorumlamasına neden oluyor. Pilot uygulamayla bu atölyelerle eğitim sistemini yeniden düşünmek için bize şans verir diye umut ediyorum” ifadelerini kullandı.
Mersin Cemevi Şube Sekreteri Nuran Kılıçkaya Engin “Eğitim-Sen ve Mersin Cemevi’nin ortaklaşa yaptığı çocuk bilim şenliği gerçekleştirdik. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.
ALTERNATİF EĞİTİM ÇALIŞMASI
Mersin Cemevi Kadın Kolları Başkanı Zeynep Kaya, “Var olan eğitim anlayışına alternatif eğitim çalışması ve atölyelerin oluşturulması bizim için önemliydi. 6 atölyede toplam 60 çocuk katıldı diye konuştu. Sonrasında konuşan
Mersin Cemevi Kadın Kolları Üyesi Fatma Sarıyaroğlu ise şunları kaydetti:
“Eğitim-Sen alternatif eğitimi bizi çok heyecanlandırdı. Onların emeklerine katkıda bulunmak bizi mutlu etti. Atölyede yapılan bu çalışmalarla Hocalarımızda gerçekten alternatif olarak ,öğretmenliğin ne olduğunu bu çalışmalarda hissetti.”