Etiket: eğitimciler

  • İzmir’de veli ve eğitimcilerden proje okullarına atamalarına tepki-VİDEO

    İzmir’de veli ve eğitimcilerden proje okullarına atamalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de veliler ve eğitimciler yaptıkları basın açıklamasıyla proje okullarında yapılan atamalara tepki gösterilerek “Proje okullarının tamamında yaşanan haksız, adaletsiz ve şeffaflıktan yoksun atamaların karşısındayız” dedi.

    İzmir Atatürk Lisesi öğrencilerinin velileri ve İzmir’de bulunan eğitim sendikaları, proje okullarında yapılan atamalara ilişkin Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Atatürk Lisesi önünde bir araya gelen veliler, sendikalar ve yüzlerce lise öğrencisi sloganlar atarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Burada yapılan açıklamada “İzmir Atatürk Lisesi susar mı sandın” ve “Lise biat etmez” pankartı taşındı. “AKP elini öğrencilerden çek”, “Karanlığa teslim olmayacağız” ve “Öğretmenime dokunma” dövizlerinin taşındığı açıklamada sık sık “Laik, bilimsel, demokratik eğitim”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” ve “Bakan istifa” sloganları atıldı. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekilleri Gökçe Gökçen ve Ümit Özlale de katıldı. Açıklamanın basın metnini İzmir Atatürk Lisesi Veli Sözcüsü Halis Çalık okudu.

    ATAMALAR TEKNİK VE SIRADAN DEĞİL

    Proje okullarına yapılan öğretmen atamalarının liyakatten ve şeffaflıktan uzak olduğunu vurgulayan Çalık, atamaların siyasi ve idari takdirle şekillendiğini söyledi. Yapılan atamalarla eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunun zedelendiğine dikkat çeken Çalık, “Yapılan bu atamalar sonucunda; bizlerin de çocuklarımızın okumakta olduğu İzmir Atatürk Lisesinde; yıllardır bu okulun kültürünün oluşmasında ve gelişmesinde emeği olan 50 öğretmenimize tekrar görev verilmemiş ve norm kadrosu fazlası duruma düşürülmüştür. Görev verilmeyen elli öğretmen İzmir Atatürk Lisesi öğretmen toplamının üçte ikisini oluşturmaktadır. Biz İzmir Atatürk Lisesi velileri olarak bir okuldaki öğretmenlerin üçte ikisinin bir anda okuldaki görevinden alınmasını teknik, sıradan bir öğretmen ataması olarak görmüyoruz. Bu atama biçimi bu okulun onlarca hatta okulumuz adına 150 yıllık laik, bilimsel, çağdaş ve sorgulayan birey yetiştirme kültürünü sıfırlama amacı güttüğü ve çocuklarımızın eğitim alma hakkından çok siyasi saiklerle yapılan bir uygulama olduğunu görüyoruz ve bu adaletsiz uygulamanın bir an önce durdurulması için ses veriyoruz. Bu uygulama öyle bir uyulama ki, Çocuklarımız eylül ayında okula başladıklarında bu okulun öğrencisine yabancı, bu okulun kültürüne yabancı bir öğretmen topluluğu ile karşı karşıya kalacaklardır. Bu eğitim öğretim sürecinin bütünselliğine tamamen ters, bilimin ve pedagojinin hiçbir ilkesi ile açıklanabilir bir durum değildir” dedi.

    ‘ŞEFFAFLIKTAN UZAK ATAMALARIN KARŞIDINDAYIZ’

    Yapılan atamaları kabul etmediklerini belirten Çalık, öğrencilerin bu eğitim ve öğretimlerinin olumsuz etkileneceğini aktardı. Çalık, “Biz İzmir Atatürk Lisesi velileri olarak yalnızca İzmir Atatürk Lisesinde değil proje okullarının tamamında yaşanan haksız, adaletsiz ve şeffaflıktan yoksun atamaların karşısındayız. Proje okullarının önemi yalnızca verdikleri eğitimle, binalarıyla, puanlarla, sıralamalarla ölçülemez; bu okulların yıllardan gelen ve çocukların bir parçası olmaktan gurur duydukları okul kültürleri vardır. Bizim çocuklarımızın birçoğu İzmir’de ve başka illerde daha yüksek sıralamalarla öğrenci alan başka okullara da yerleşebilecekken öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve mezunlar  sayesinde oluşan İzmir Atatürk Liseli olmak bu kültürle anılmak istedikleri için bu okulu seçmişlerdir. Şimdi yapılan bu hukuksuz atamayla bu kültürün öğretmen ayağı ortadan kaldırılmak istenmektedir” şeklinde konuştu.

    Çalık, son olarak atamaların durdurulmasını ve yeni yapılacak atamaların da şeffaf olmasını talep etti.

    Açıklama atılan sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Hatay’da eğitimciler ve veliler tepkili: Konteynerlerde eğitim istemiyoruz

    Hatay’da eğitimciler ve veliler tepkili: Konteynerlerde eğitim istemiyoruz

    PİRHA-Hatay’daki veliler ve eğitimciler, depremzede öğrencilerin konteynerlerde eğitim görmeye devam etmesine tepki göstererek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Öğrenciler yaşadıkları büyük kaygıyı 21 metrekareye sığdıramıyor. Konteynerlerde eğitim istemiyoruz” denildi. 

    6 Şubat depremlerinin üzerinden 16 ay geçmesine rağmen depremzede öğrenciler konteynerlerde eğitim görmeye devam ediyor. Hatay’daki veliler ve eğitimciler, depremzede öğrencilerin konteynerlerde eğitim görmeye devam etmesine tepki göstererek, Kardeşlik Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    “GÜVENLİ OKULLARDA EĞİTİM GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Eylemde depremzedeler adına konuşan Huzurlu Mahallesi sakini ve aynı zamanda Hatay Depremzede Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selma Kara, şunları dile getirdi:

    “Barınmadan suya, elektrikten sağlığa kadar her alandaki ihtiyaçlarımız güncelliğini koruyor. Koşullarımız iyileştirilmiyor ve yaşamlarımızı sorunlarla boğuşarak tüketiyoruz. Devam eden sorunlarımızdan biri de eğitim. 6 Şubat ve akabindeki depremlerde bazı okullar yıkıldı, bazıları hasar gördü. Hasar görmeyen okulların bir kısmı ise kamu kurumlarınca kullanılmakta. Bu okulların öğrencileri ya başka okullarda  ya da  konteynerde ikili eğitime devam ediyor. Konteynerlerde eğitimin çocuklarımızın geleceğini olumsuz etkileyeceğine dair yaptığımız tüm uyarılara rağmen yetkililer kulaklarını kapatmış ve öğrencilerimizi büyük bir geleceksizliğe terk etmişlerdir. Çocuklarımızın geleceksiz bırakılmasını kabul etmiyor, geleceklerinden aldıklarınızla, çaldıklarınızla öğrencilerimize borcunuz olduğunu buradan tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz. Çocuklarımız merkezi ve ortak sınavlara konteynerlerde hazırlanıyor, yaşadıkları büyük kaygıyı 21 metrekareye sığdıramıyor,  şartlardan ötürü daha da kaygılanıyor. Konteynerlerde ses ve ısı yalıtımı da yok. Ders esnasında sınıfların sesi birbirine karışıyor. Elektrik sorunu yoğun çabalarımız sonucunda üç dönem sonunda zar zor o da kısmen çözüldü.  Çocuklarımız kış aylarında ya sabah karanlığında okuldaydı ya akşam karanlığında.  O zamana kadar karanlık ve buz gibi sınıflarda ders işlendi, şimdi kavurucu sıcaklarda işleniyor. Bizler bıktık ve önümüzdeki eylül ayında, konteynerlerde değil güvenli okul binalarında eğitim görmek istiyoruz. Çocuklarımızın geleceğine, eğitim hakkına, sağlıklı ve güvenli eğitim ortamının sağlanmasına yönelik bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

    Basın açıklaması sonrası mahallelilerden öğrenci velisi Gülay Kara ve Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş da söz aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, veli dernekleri, eğitimciler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin içinde yer aldığı “Müfredatı Geri Çekin Platformu”, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredatın geri çekilmesi için birçok kentte oturma eylemi düzenleyerek açıklama yaptı. 

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) tüm itirazlara rağmen onayladığı müfredat gelecek yıl 1-5 ve 9. sınıflarda uygulamaya konulacak. AKP’nin eğitimde bugüne kadar uyguladığı gerici ve piyasacı uygulamaların programı olacak müfredata yönelik tepkiler sürerken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İstanbul Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesinde müfredatı tanıtmıştı. İktidar bu toplantılarda müfredat güzellemeleri yaparken Alevi örgütleri, sendikalar, eğitimciler, siyasi partiler, veli dernekleri ve meslek odaları da, “Laik, bilimsel, demokratik olmayan ve ana dilinde eğitime karşı olan bu müfredatı reddediyoruz!” diyerek alanlara çıktı.

    “Müfredatı Geri Çekin Platformu” olarak bir araya gelen kurum ve kuruluşlar, boykot ve eylem kararı kapsamında ülkenin bir çok kentinde basın açıklaması gerçekleştirerek oturma eylemi yaptı.

    Öte yandan platformda yer alan kurumlar okulların kapandığı 14 Haziran gününde de yeni müfredatın anayasa ve laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı hakkında suç duyurusunda bulunacak.

    ANKARA: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA YÜRÜNDÜ

    Müfredatı Geri Çek Platformu, Ankara’da TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne yürüdü.

    “Laik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz! Geri çekin” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Gerici müfredat istemiyoruz”, “Mücadele dersini öğretmenler veriyor”, “Laik, bilimsel, ana dilde eğitim” sloganları atıldı.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Veli Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, birlikte mücadeleye davet ederek, “26 Nisan’dan beri bu gerici, tarikatçı müfredatı reddettik. Bu müfredatı reddediyoruz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkıyor, müfredatı reddediyoruz. Oku öncesi eğitimden üniversitelere kadar bilimsellikten uzak dinsel ögelere göre şekillenmektedir. Bütün eğitim kurumları iktidarın mezhepçi, tarikatci eliyle bilimsel eğitimden uzaklaşmıştır. Müfredat dinselleştirme uygulamalarının sonuncusu ve en tehlikelisi olarak karşımızdadır. Devlet eğitimi dini esaslara göre değil laik ve bilimsel ögelere göre düzenlemelidir. Bugün ülke genelinde çocuklarımızı okullara göndermiyor, yeni müfredatı protesto ediyoruz. Uyarılarımızın dikkate alınmaması durumunda gelecek dönemde daha geniş eylemler yapılacağını bildiriyoruz” dedi.

    “BU MÜFREDAT ÇAĞ DIŞIDIR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise “AKP döneminde 4 ayrı program değişikliği yapıldı. Eğitimi her geçen gün bilimsel olmaktan, laik ve demokratik olmaktan uzak kaldılar. Bu müfredat jet hızıyla gündeme geldi ve hızla olaydan geçti. Bakan umarım bu kadar kurumun eleştirisini duyabilir. Sayın Bakan bu müfredatı değiştirme gerekçeniz neydi? Müfredat için araştırma yaptınız mı? 10 yıl hazırlık yapılıyor dediniz, kiminle yaptınız? Bunu ısrarla bizden saklıyorsunuz. Tarikatlarla bu müfredatı yaptığınızı biliyoruz. Neden pilot uygulaması yapılmadı? Kendinizi kandırmayın sayın Bakan. Bu müfredat çağ dışıdır sayın Bakan. Din odaklı bir müfredat yaptığınız için karşıyız. Örgün eğitimin içinde Diyanet İşleri gelip ders veriyor bu yüzden karşıyız sayın Bakan. Liyakati kaldırdınız sayın Bakan. Çocuklarımızı yıllardır yok sayıyorsunuz. Bu müfredatın eleştirilmesini istemediler. Bilimsel olmayan eleştiriden kaçar. O yüzden jet hızıyla geçirdiler müfredatı. İdeolojik olarak hazırladığınız müfredata karşı çıkıştı bilimselliğin ışığında ideolojik olacaktır. Eğitimi siyasetinizin ve ticaretinizin malzemesi haline getirdiniz. Kendi bildiğiniz için, farklı kimlikleri, farklı inançları yok sayarak bu müfredatı yaptığınız için size karşılar. Bakan gelin birlikte laik, bilimsel, kapsayıcı bi müfredat yapalım. Bu eylem sadece bir uyarıdır, bu platform yazın ve okulların açıldığı dönemde bir çok eylem önüne koyacak ve elinden geleni yapacaktır. Bu müfredatı geri çekin diyoruz” diye konuştu.

    ANTALYA

    Antalya’da da gerici müfredata karşı alanlara çıkıldı. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk kurumlar adına yaptığı açıklamada, “Bu iktidar giderayak çocuklarımızın ve gençlerimizin ruh sağlığıyla oynuyor. Kendi cinsiyetçi, tekçi, ötekileştirici anlayışlarını körpecik beyinlere vermek; çağıyla uyuşmayan, teknoloji ve bilimden uzak, medeni insanlık dünyasından çıkacak bir geleceğin peşine düşmüş durumdalar. Biz kabul etmiyoruz siz de etmeyin. Kendi çocuklarını Amerika’da, Avrupa’da en iyi koşullarda okutmak isteyenler bize Orta Çağı gösteriyorlar. Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz.  Tüm siyasi partileri, demokratik ve sivil toplum örgütlerini bu gerici-ırkçı iktidarın ihtiyacı doğrultusunda yapılmak istenen müfredat ve ders programlarına karşı çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    İSTANBUL

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu, Kadıköy Rıhtım’da “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne ilişkin kitlesel açıklama yaptı. “Laik, bilimsel, demokratik eğitim karşıtı müfredatı reddediyoruz!” pankartının taşındığı açıklamada “Laik, Parasız, bilimsel, demokratik eğitim, Birleşe birleşe kazanacağız, Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atıldı.

    Ortak basın açıklaması öncesinde söz alan Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Türkiye, sistem olarak tamamen bir kayyımlar sistemiyle yönetilir hale geldi. Evet belediyelere kayyım atanıyor, yeni maarif modeliyle geleceğimize de kayyım atandı. Bu çocuklarımızın geleceğine kayyımdır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilerin geleceğine kayyım atandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadınların özgür, eş yaşam ve geleceğine, İstanbul Sözleşmesi’ne kayyım atandı. Uluslararası maden şirketleriyle doğamıza, zenginliklerimize kayyım atandı. Şimdi bu programla çocuklarımızın zihnine, aklına, beynine kayyım atanıyor. Bugüne kadar alanlarda çok mücadele ettik ama bu çok önemli değerli canlar! Asla teslim olmayacağız, öyle güzel mücadeleler öreceğiz ki şaşacaksınız! Ve biz çocuklarımızın geleceğini bu gerici müfredata asla teslim etmeyeceğiz! Bu da bir Alevi sözü olsun!” diye konuştu.

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu adına ortak metni Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Bengi Şahin okudu.

    “DİNİ ESASLARA DAYALI, LAİKLİK VE BİLİM KARŞITI YENİ MÜFREDATI REDDEDİYORUZ!”

    Ortak basın metninde MEB’in ÇEDES ve benzeri projeler üzerinden eğitim sistemi içine faaliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla iç içe olan dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. kurumların tıpkı bir örümcek ağı gibi çepeçevre kuşatılmış durumda olduğuna, yeni müfredat değişikliklerinin eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturduğuna dikkat çekilerek “Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” vurgusu yapıldı.

    İZMİR: YÜZLERCE KİŞİYLE OTURMA EYLEMİ

    İzmir Müfredata Hayır Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kitle Konak YKM önünden sloganlarla yürüyerek Eski Sümerbank önünde basın açıklaması yaptı. Yürüyüşte sık sık AKP elini çocuklardan çek”, “Laik bilimsel anadilde eğitim”, “Irkçı gerici müfredata hayır” ve “Sermayeye değil eğitime bütçe” sloganları atıldı.

    5 dakikalık oturma eyleminden sonra açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli MEB’in müfredat değişiklikleri ile asıl hedefi düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen itaatkâr nesiller yetiştirmek olduğunu söyledi. Danyeli, tek adam rejiminin siyasal ve ideolojik hedeflerinin eğitim müfredatına yerleştirildiğini belirterek, Bireycilikle, milliyetçilikle, dini-milli değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden zayıf, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı bir eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. İzmir Müfredata Hayır Platformu olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    DERSİM

    Müfredatı Geri Çekin Platformu, Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu. Açıklamada, “Gerici müfredat değil; laik, bilimsel ve anadilinde eğitim istiyoruz” pankartı açıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler tarafından okulların kuşatıldığını söyleyen Öner, “Yeni müfredat değişiklikleri eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitimin bilimsel esaslara dayanmasından çok, iktidarın siyasal ideolojisinin eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden açık ve gizli olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağı başlığının “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak belirlenmiş olması bu nedenle tesadüf değildir. Yeni eğitim müfredatı, farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlerin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal çizgisine paralel şekilde hazırlanmıştır” diye konuştu.

    ADIYAMAN

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) onayladığı yeni eğitim sistemi Adıyaman’da biraraya gelen sivil toplum örgütleri, ve inanç grupları tarafından tepkiyle karşılandı.

    Adıyaman Demokrasi Parkı’nda açıklama yapan eğitim sen ve sivil toplum örgütü, ‘Müfredatı reddediyoruz, geri çekin’ pankartını açtı.

    Basın açıklamasını okuyan Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime, laik, demokratik ve anadilinde eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

     

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL-İZMİR-DERSİM-ANTALYA

  • Öğretmenler Ankara’dan seslendi: Eşit işe eşit ücret istiyoruz-VİDEO

    Öğretmenler Ankara’dan seslendi: Eşit işe eşit ücret istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Kariyer Basamakları Sınavı sonucunda oluşan ücret eşitsizliklerine karşı açıklama yapan Eğitim Sen üyeleri, “Kamusal, bilimsel, ana dilde eğitim mücadelemizi sürdüreceğiz’ mesajı verdi. Öğretmenler eşit işe eşit ücret istediklerini dile getirdi. 

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), üç ilde ‘Eşit işe eşit ücret’ talebiyle alanlara çıktı.
    Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya gelen eğitim emekçileri, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Kariyer Basamakları Sınavı sonucunda oluşan ücret eşitsizliklerine karşı, ‘eşit işe eşit ücret’ taleplerini haykırarak ‘eğitimin durumu’ raporlarını kamuoyuyla paylaşmak istedi. Ancak polis eğitimcilerin bakanlık önündeki eylemine izin vermedi.
    Bunun üzerine Eğitim Sen 1 Nolu Şubesi önüne gelen eğitimciler açıklamalarını burada yaptı.
    ‘Eşit işe eşit ücret istiyoruz’ pankartının açıldığı eylemde sık sık ‘Zafer direnen emekçinin olacak’, ‘İş, ekmek, özgürlük’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘Kariyer değil dayanışma”, ‘Gerici, ırkçı eğitime son’ sloganları attı.

    “EĞİTİMİN ONLARCA SORUNU VAR”

    İlk olarak sözü Eğitim Sen üyesi Cemalettin Ünal aldı. Ünal, MEB önünde yapılmak istenen eylemin engellemesinin keyfi bir tutum olduğunu söyleyerek, “Bugün 2022 2023 eğitim öğretim yılının karnelerini verdik. Bakanlığında karnesini hazırladık. Siz nasıl bir toplum istiyorsanız ona göre müfredat hazırlar ona göre bütçe hazırlarsiniz. Bugün gerici iktidar karma eğitimi hedef almaya başladı. Eğitimin onlarca sorunu var. Halk yoksul. Özellikle kız öğrenciler okullardan uzaklaşıyor. Din dersleri dayatılıyor. İmam hatiplere zorla yönlendiriliyor öğrenciler. Eğitim sistemi değiştirilmelidir” dedi.

    “EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İSTİYORUZ”

    Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı Sacit Ünal okudu. Ünal şunları dile getirdi:

    “Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) düzenlemesinin 14 Şubat 2022 tarihinde Resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından 19 Kasım 2022 tarihinde Kariyer Basamakları Sınavı yapılmış ve kamuda yıllardır uygulanan “eşit işe eşit ücret” ilkesi fiilen ortadan kaldırılmıştır.
    Türkiye’deki bütün eğitim kurumlarında 15 Ocak 2023 itibariyle “eşit işe eşit ücret” uygulaması bizzat siyasi iktidar ve MEB eliyle kaldırılmış bulunmaktadır. ÖMK çerçevesinde yapılan Kariyer Basamakları Sınavı sonrasında “başöğretmen” ve “uzman öğretmen” unvanı alan öğretmenler aynı derece ve kademede görev yapan öğretmenlerden daha yüksek maaş alacaktır. Örneğin 1. ve 2. derecede olan bir “başöğretmen” aynı derece ve kademedeki diğer meslektaşlarından net 4 bin 944 TL; “Uzman öğretmen” ise aynı derece ve kademedeki meslektaşından farklı bir iş yapmadığı halde net 2 bin 472 TL daha fazla maaş alacaktır.
    ÖMK sonrasında bir okulda aynı derse girip, tamamen aynı müfredatı işleyen ve 25 yıllık kıdemi olan üç öğretmenden kariyer basamakları sınavına girmeyen normal bir öğretmenin 14 bin 480 TL, “uzman öğretmen”in 16 bin 930 TL, “başöğretmen”in 19 bin 385 TL maaş alması haksız ve adaletsiz bir uygulamadır. Aynı işi yapan öğretmenler arasında sadece derece ve kademeden kaynaklı maaş farklılığı olabilir. Bu kadar yüksek maaş farklılığının olduğu bir eğitim sisteminde eşitlikten, adaletten ve nitelikli eğitimden bahsetmek mümkün değildir.
    Öğretmenlik mesleği ve öğretmenin saygınlığı ÖMK üzerinden polemiğe açılmış, öğretmenlik mesleği daha da itibarsız hale getirilmiştir. Önümüzdeki dönemde çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında sorunlar yaşanması kaçınılmazdır. Bu durum ayrıca çocuğunu “uzman” ya da “başöğretmen” sınıfına yazdırmak isteyen velilerden yüksek miktarlarda “kayıt parası” ya da “bağış” talep edilmesini kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir.
    Türkiye’de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan aynı işi yaptığı halde bu kadar farklı ücretlendirme yapılan başka bir meslek grubu bulmak mümkün değildir. ÖMK ile öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklenirken, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenlik mesleği de dahil edilmiş, aynı derece ve kademedeki öğretmenlere yönelik farklı ücretlendirme politikası sonucunda iş yerlerimizde huzursuzluk artmıştır.
    Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve Kariyer Basamakları Sınavı (KBS) sonrasında aynı sınıfta, aynı konuyu anlatan bir öğretmenin sırf unvanı farklı olduğu için farklı maaş alması doğru değildir. Eğitim Sen olarak talebimiz ÖMK sonucunda oluşan ücret farklarının “eşit işe eşit ücret” ilkesi doğrultusunda düzenlenmesi, derece ve kademe gibi kriterler dikkate alınarak en düşük öğretmen maaşının yoksulluk sınırı üzerinde belirlenmesidir.
    2022/23 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’ineğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermiştir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam etmektedir.

    “BAŞARILI OLMASI MÜMKÜN DEĞİL”

    Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.
    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.”

    “AYLARDIR BAKANLIKTAN RANDEVU ALAMIYORUZ”

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul ise, “Aslında burada olmayacaktık. Bakanlık önünde taleplerimizi dile getirecektik. Ancak maalesef otoriter bir iktidar var ve anayasal haklarımızı kullanamıyoruz. Kamusal Eğitim laik, bilimsel, parasız ve ana dilde olmalıdır. Bakanlık bizim vergilerimizle çalışıyor. Ancak eğitime kaynak aktarılmıyor. Zenginlerden vergi alınmıyor. Halbuki alınsa eğitim tamamen ücretsiz olur. Bizler aylardır bakanlıktan randevu alamıyoruz. Bakanlığın karnesi sıfırlarla dolu. Öğretmenlerimiz rakip hale getirildi. Demokrasiye aykırıdır bu. Bakanlığı şikayet ediyoruz” dedi.

    Ardından Milli Eğitim Bakanlığı için hazırlanan karne okundu.

    PİRHA-ANKARA

  • KHK’yle ihraçlara karşı KESK 135. haftada da eylem gerçekleştirdi – VİDEO

    KHK’yle ihraçlara karşı KESK 135. haftada da eylem gerçekleştirdi – VİDEO

    PİRHA – İzmir’de KHK ile ihraç edilen KESK üyesi emekçileri 135 haftadır oturma eylemi düzenleyerek, yapılan hukuksuzluğun son bulması çağrısı yaptı. 

    Haberin Videosu

    İzmir’de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerine son verilen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyesi emekçilerin her hafta düzenledikleri eylemin 135’inci haftasında da bir araya geldi. Eylemde sık sık  “Birleşe birleşe kazanacağız”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız” sloganları atıldı. Karşıyaka İskele Karşısında bir araya gelen KESK’li emekçiler adına açıklamayı Kamu emekçileri Sendikası İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Ali Kılıç okudu.

    Gasp edilen işleri için oturma eylemi yaptıklarını söyleyen Kılıç, “Gençlik yıllarımızı ve ömrümüzün önemli bir bölümünü vererek bin bir emekle elde ettiğimiz mesleklerimizi AKP’nin talimatlarıyla gece yarısı çıkardıkları iki satırlık yazıyla gasp ettikleri işimizi geri almanın mücadelesini birlikte yürütüyoruz” dedi.

    “BU NASIL ADALET?”

    OHAL Komisyonu Meslekten ihraç edilen 122 bin 715 kişinin başvuru yaptığı, bugüne kadar karar verdiği başvuru sayısının 101 bin 500’e ulaştığını, geriye kalan 24 bin 800 dosyayı ise bu yıl içinde tamamlayacağını açıklamıştı.

    OHAL Komisyonun görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına tepki gösteren Hasan Ali Kılıç, “Dosya sayısı 122 bin 715 ken 4 bin 500 dosya KESK’li ihraçların dosyasıydı. Bugün 24 bin 800 bakılmayan dosyanın 3 bini KESK’li üyelerimizin dosyası. Bu tesadüfü bir durum mu? Yoksa verilen talimatlar sonucu mu? Raporda adaletli davrandığınızı anlatmışsınız, bu nasıl adalet?” diye sordu.

    “AKP’NİN NAZİ VARI UYGULAMALARINA BOYUN EĞMİYORUZ”

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Büro Emekçileri Sendikası (BES) Diyarbakır Şube Başkanı Ahmet Çoban hayatını kaybettikten sonra işine iade edilmesini hatırlatan Kılıç, OHAL Komisyonuna şu soruları yöneltti:

    • Daha kaç arkadaşımızın ölümünden sonra iade kararları vereceksiniz?
    • Bu dosyaları incelerken hangi hukuku ölçü alarak inceliyorsunuz?
    • Bu yaşananlar dünyanın başka yerinde yaşanıyor mu?
    • Bu ve benzer sorular sorulduğunda hiç rahatsız oluyor musunuz?… Yeter artık!

    Yapılan Hukuksuzluğun son bulması çağrısı yapan Hasan Ali Kılıç,”Mücadeleyle emekle elde ettiğimiz haklarımızı ve mesleklerimizi kullanmak istiyoruz. İsminde adalet olan, kendisinin dışındaki bütün kesimlere her türlü adaletsizliği uygulayan AKP’nin Nazi vari uygulamalarına dün olduğu gibi bugün de boyun eğmeyeceğiz. Baskı ve ihraçlarla arkadaşlarımızı korkutup sindirmeyi düşünenler artık yanıldıklarını çok iyi anladılar. Yalanlarla iftiralarla da hakikatlerin üstü örtülemedi. AKP ‘nin Irkçı milliyetçi ve güvenlikçi politikaları, beka söylemleri, halkları kutuplaştıran, ötekileştiren uygulamaları bizleri ve arkadaşlarımızı emek barış ve demokrasi mücadelesinden alıkoyamadı” diye konuştu.

    “OHAL İnceleme Komisyonunu lağvedilsin!” diyen Kılıç, 41 aydır işleri elinden alınanların işe iade edilmelerini istedi. PİRHA/İZMİR

  • Açlık grevindeki Gülmen ile Özakça’da şiddetli böbrek ve sırt ağrısı var

    Açlık grevindeki Gülmen ile Özakça’da şiddetli böbrek ve sırt ağrısı var

    PİRHA- KHK ile ihraç edildikleri işlerine dönmek için başlattıkları açlık grevi 197. gününde olan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatları, eğitimcilerin şiddetli böbrek ve sırt ağrısı şikayetleri olduğunu söyledi. 

    KHK ile işlerinden ihraç edilen eğitimci Özakça ve Gülmen ‘işimi geri istiyorum’ diyerek başlattıkları açlık grevi 197. gününde. Açlık grevindeki Özakça ve Gülmen avukatlarına kendi doktorlarıyla görüşmek istediklerini aktardı.

    “HAREKET KABİLİYETLERİ SINIRLANDI” 

    Avukatlar Duygu Demirel ve Derviş Emre Aydın, iki eğitimcinin son durumunu Evrensel’e değerlendirdi.

    Gülmen ve Özakça’nın moral ve motivasyon açısından durumlarının iyi olduğunu söyleyen Demirel, açlık grevinin 200’lü günlere yaklaştığına dikkat çekerek, eğitimcilerin hareket kabiliyetinin sınırlandığını ifade etti.

    Nuriye Gülmen’in daha önceki görüşmelerde yanlarına gelerek sarılıp tekrar yatağına gidebildiğini söyleyen Demirel, son görüşmelerde Gülmen’in artık yatağından kalkamadığını ifade etti. Yargılandıkları davanın ilk duruşmasına getirilmeyen  Gülmen ve Özakça’nın hem duruşma salonunda hem de dışarıdaki kamuoyu desteği için teşekkür ettiğini vurgulayan Demirel, iki eğitimcinin de 28 Eylül’de gerçekleşecek 2. duruşmada savunma yapmak istediğini belirtti.

    Özakça’nın duruşmaya ilişkin hazırlıklarının bittiğini ancak Gülmen’in yazamadığı için biraz zorlandığını belirten Demirel, bir sonraki duruşmada avukat sınırlandırması olması halinde iki eğitimcinin de bu duruma tepki geliştirebileceğini de dile getirdi.

    “BİR SONRAKİ DURUŞMA SİNCAN CEZAEVİ KAMPÜSÜ’NDE”

    Gülmen ve Özakça’yla bu hafta görüşen Avukat Derviş Emre Aydın da, Gülmen ve Özakça’nın kendi doktorlarıyla görüştürülmedikleri için sağlık durumlarına ilişkin net bilgiye sahip olamadıklarını söyledi. Her iki eğitimcinin de kendi doktorlarıyla görüşmek istediklerini vurgulayan Aydın, iki eğitimcinin de ilerlemiş açlıktan kaynaklı ciddi yürüme sorunları çektiğini, şiddetli böbrek ve sırt ağrısı şikayetleri olduğunu kaydetti.

    Bir sonraki duruşmanın Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan duruşma salonlarında gerçekleşeceğini belirten Aydın, mahkeme heyetinin duruşmaya hazır edilmeleri için gereken yazıları yazdığını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gülmen ve Özakça için cezaevlerinde açlık grevi başlıyor: Eylemlerine güç vereceğiz

    Gülmen ve Özakça için cezaevlerinde açlık grevi başlıyor: Eylemlerine güç vereceğiz

     PİRHA – 129 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için cezaevlerindeki siyasi tutuklular açlık grevine başlıyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Deniz Kaya, “eylemlerine eylemlerimizle güç veriyoruz” dedi. 

    Cezaevinde bulunan siyasi tutuklular 129 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için açlık grevine başlıyor.

    Konuyla ilgili açıklama, cezaevinde bulunan PKK ve PAJK’lı (Kadın Özgürlük Partisi) tutuklular adına Deniz Kaya’dan geldi.

    Yapılan yazılı açıklamada hükümetin politikaları eleştirilirken, ‘FETÖ’ ile mücadele adı altında zamanında bu yapıya karşı mücadele verenlerin hedef alındığı belirtildi.

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    Büyük bir irade davası ve direniş ortaya koyan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın eylemini sahiplenmek her onurlu insanın görevidir. Bu iki onurlu insan tüm emekçilerin hak-hukuk mücadelesini savunuyorlar.  Nuriye ve Semih’in eylemini sahipleniyor, eylemin kendi eylemimiz olarak görüyor, eylemlerine eylemlerimizle güç veriyoruz. Bu tarihten itibaren emekçi arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu her zindanda 3’er kişiyle 3 günlük protesto ve dayanışma açlık grevine gireceğiz.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam ettikleri açlık grevi eylemi bugün 129’uncu gününde.

    “İşimi geri istiyorum” sloganıyla başlattıkları açlık grevini cezaevinde sürdüren Gülmen ve Özakça’nın zihinleri ve bilinçleri açık olsa da eğitimcilerin sağlık durumu gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor.

    Eğitimciler için Yüksel Caddesi’nde eylemler yapılıyor. Ancak bu eylemler gözaltılar ve polis müdahaleleri ile bastırılıyor.

    Son olarak Yüksel eylemcilerinden 54 gündür açlık grevinde olan Esra Özakça, Acun Karadağ, Nazife Onay, Erdoğan Canpolat ve Nazan Bozkurt’a ev hapsi verildi.

  • Eğitimciler Özakça ve Gülmen’in açlık grevi 119. gününde

    Eğitimciler Özakça ve Gülmen’in açlık grevi 119. gününde

    ‘İşimizi geri istiyoruz’ talebi ile 119 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça artık yürümekte zorlanıyorlar. 

    OHAL kapsamında ilan edilen KHK’lerle hukuksuz şekilde işlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın ‘işimizi geri istiyoruz’ talebi ile başlattıkları açlık grevi 119 gününde devam ediyor.

    Özakça ve Gülmen artık yürümekte zorlanıyorlar. Eğitimcilerin sağlığı her gün biraz daha kötüye giderken Semih Özakça’nın annesi ve eşi de 44 gündür açlık grevinde.

    KHK ile atıldığı işine geri dönmek için açlık grevi direnişini sürdüren tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen’in kardeşi Beyza Gülmen’in, ablasına destek için ‘dilek feneri uçurduğu ve halay çektiği’ gerekçesiyle yurttan atılmak istendiği öğrenildi.

    Eğitimci Semih Özakça ve Nuriye Gülmen açlık grevine başladıklarında Nuriye 59, Semih 86 kiloydu. Şu an Nuriye 44, Semih 61 kiloya düşmüş durumda.