Etiket: eğitimde dinselleşme

  • Irmak: Okullarda imamların görevlendirilmesi cihatçı anlayışı çağrıştırıyor, ÇEDES iptal edilmeli-VİDEO

    Irmak: Okullarda imamların görevlendirilmesi cihatçı anlayışı çağrıştırıyor, ÇEDES iptal edilmeli-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, İzmir Bornova’da 99 okula ÇEDES projesi kapsamında cami imamlarının görevlendirilmesinin, çocuklara camide ders verilmesinin laik eğitim ve laik yaşama müdahale olduğunu söyledi. Bu uygulamaların Anayasa’ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı olduğunu belirten Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet etti.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet, Gençlik ve Spor Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi İzmir’in Bornova ilçesinde hayata geçiriliyor. ÇEDES Projesi için iki yıl önce İzmir ve Eskişehir’i pilot il seçen Milli Eğitim Bakanlığı, ÇEDES projesi kapsamında aralarında anaokullarının da bulunduğu 99 okula din görevlileri atamasına tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak konuya ilişkin açıklama yaptı.

    “OKULLARA İMAM GÖREVLENDİRİLMESİ SUÇTUR, BU UYGULAMALAR İDEOLOJİKTİR”

    Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 2 Aralık 2024 tarihinde okullara gönderdiği yazı ile ÇEDES Projesi kapsamında lise, ortaokul, ilkokul ve anaokullarından oluşan 99 okula cami imamları görevlendirdiğini belirten Kemal Irmak, “Okullarda imam görevlendirilmesi, laik ve bilimsel eğitime meydan okumak, laik ve seküler yaşamı ortadan kaldırmaya yönelik bir tutumdur. Eğitim sisteminde okul öncesinden yüksek öğrenime kadar bütün alanlarda dini kural ve referanslara göre biçimlendirme çalışmaları siyasal iktidar tarafından devam etmektedir. Laik eğitim ve laik yaşama meydan okuyan politika ve uygulamalarını sürdürmeye devam ediyor. Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 2 Aralık 2024 tarihinde okullara gönderdiği yazı ile ÇEDES Projesi kapsamında lise, ortaokul, ilkokul ve anaokullarından oluşan 99 okula cami imamları görevlendirmiştir. Hangi gerekçeyle olursa olsun, okullarda imamların görevlendirilmesi hem anayasanın ilgili maddesine hem de 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırıdır ve suçtur. Okulda dersi öğretmen verir. Bu uygulamalar ideolojiktir” dedi.

    “BU UYGULAMALAR CİHATÇI BİR ANLAYIŞI ÇAĞRIŞTIRMAKTADIR”

    Milli Eğitim Bakanı’nın tüm enerjisini, eğitimi dinselleştirme uygulamalarına harcadığının altını çizen Irmak, şöyle devam etti:

    “AKP’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin eleştirilere ‘bunlar ideolojik eleştiriler’ dese de aslında kendi ideolojik anlayışını gizlemeye yönelik uygulamalardır, ataklardır bunlar. Bu uygulamalar cihatçı bir anlayışı çağrıştırmaktadır. Eğitim sistemini, bilimsel ve laik eğitimden uzaklaştırarak dini içeriklerin ön planda tutulduğu bir yapıya dönüştürmek istenmektedir. Anaokulları başta olmak üzere eğitimin bütün kademelerinde uygulanan bu tür görevlendirmeler, çocukların gelişim süreçlerini ideolojik bir biçimde yönlendirme amacını taşımakta ve pedagojik esaslara aykırılık teşkil etmektedir. Eğitimde kronikleşmiş pek çok sorun dururken kalabalık sınıflar, temizlik ve hijyen sorunları, öğretmen ve yardımcı personel açıkları ve benzeri gibi birçok sorunla boğuşurken okullar, okullarda imam görevlendirilmesi kabul edilemez bir uygulamadır. Milli Eğitim Bakanı bu tür sorunları bırakmış tüm enerjisini, eğitimi dinselleştirme uygulamalarına harcamaktadır.”

    “YUSUF TEKİN’İ İSTİFAYA DAVET EDİYORUZ”

    Bu tür uygulamaların Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre de doğrudan çocuğu siyasal istismarı anlamına gelmekte olduğu belirten Kemal Irmak, Yusuf Tekin’i bu uygulamalarından ötürü bir kez daha istifaya davet ettiklerini belirti.

    Irmak şunları kaydetti:

    “Öğrencilerin iktidarın siyasal ideolojik hedefleri doğrultusunda okul içinde ve dışındaki dini etkinliklere katılmasının sağlanması çocuğun üstün yararı ilkesine de aykırıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre de doğrudan çocuğun siyasal istismarı anlamına gelmektedir. Okullarda dini dernek ve vakıflar üzerinden yürütülen dini etkinlikler son olarak ÇEDES uygulaması anayasadaki laiklik ilkesine, din ve vicdan hürriyetine aykırı bir uygulamadır ve derhal iptal edilmelidir. Bornova’da gerçekleşen bu uygulama eğitim sisteminin laik ve bilimsel olma niteliğini açıktan tehdit etmektedir. Bu uygulamaların İzmir, Eskişehir, Tekirdağ gibi yerlerde halkın büyük çoğunluğunun, laik yaşamdan yana olan yerlerde uygulanması ise ayrıca ve oldukça manidardır. Eğitim kurumları ve okullar dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, pedagoji biliminin mekanları olmak durumundadır. Eğitim-Sen olarak laik eğitimi ve laik yaşama meydan okumak anlamına gelen her türlü politika ve uygulamaya karşı başta eğitim emekçileri olmak üzere tüm öğrencileri, velileri ve demokratik kamuoyunu ÇEDES ve benzeri uygulamalara karşı birlikte tutum almaya ve ortak mücadeleye devam ederken Yusuf Tekin’i de bu uygulamalarından ötürü bir kez daha istifaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Artık sabır noktası taşıyor’; LGS’ye katılacak öğrenciler ve velileri, sabah namazına çağrıldı

    ‘Artık sabır noktası taşıyor’; LGS’ye katılacak öğrenciler ve velileri, sabah namazına çağrıldı

    PİRHA- Mamak İlçe Müftülüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek, ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında LGS’ye girecek öğrencileri ve velilerini sınav öncesi sabah namazına çağırdı. Konuya ilişkin konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Eğitimin dinsel öğelerle kurtarılacak bir şey gibi görülmesi sadece akıl tutulması ile izah edilebilir.Bütün bunlara sert tepkiler vermemiz gerekiyor” dedi.

    Mamak Kaymakamlığı’na bağlı İlçe Müftülüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek, ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında düzenlenecek etkinliklere LGS’ye girecek öğrenciler ve velilerinin çağrılmasını istedi.

    ÇEDES projesine ve eğitimde dinselleşmeye yönelik tepkiler günden güne büyümeye devam ederken gönderilen yazıda, LGS’ye girecek öğrencilere moral ve motivasyon açısından, 1 Haziran’da Mamak Merkez Camii’nde Sabah Namazı Kur’an-ı Kerim Tilaveti, Namaz, Tesbihat ve Dua ile “Ailecek Huzurda Kıyamdayız, Gençler için Duadayız” programı gerçekleştirileceği bilgisi yer aldı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TOPLUMU TEPETAKLAK ETMEYE KARARLI”

    Kemal Irmak, eğitimin dinselleşerek bilimsellikten uzaklaşmasına karşı öncelikli olarak velilerin sert tepkiler göstermesi gerektiğinin altını çizdi. Irmak şunları söyledi:

    “Bu müfredat değişikliği ile eğitimi çok sorun ediyorlarmış ve yol arıyorlarmış gibi gözükmeye çalışıyorlar ama görüldüğü üzere; her kesimin aynı inancı varmış gibi, herkes camiye gidiyormuş gibi, belli kesimleri de yok sayarak, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir yaklaşımla, ÇEDES kapsamında bu faaliyetleri yapıyor olmaları artık bardağı taşıran son damla oluyor. Bugün 1 No’lu Şubemiz ÇEDES’e karşı bir açıklama yaptı ve ailelere de bir çağrı da bulundu. Yapılması planlana etkinlik bu çağrılan çocukların birçoğu muhafazakâr aileden bile olsa duygu durumunu olumsuz etkileyecek bir şey. Milli Eğitim ile alakası olmayan bir kurumun Milli Eğitim politikalarının içine sızmış olması artık sabır noktalarını taşırıyor. Bu müfredat ile dinsel uygulamaları taçlandırmaya çalışıyorlar. Bütün bunlara sert tepkiler vermemiz gerekiyor. Velilerin çok sert tepkiler koyması gerekiyor. Yoksa Milli Eğitim Bakanlığı, saray bu toplumu tepetaklak etmeye kararlı.”

    “GİDİŞAT BİZİ ORTA ÇAĞ KARANLIĞINA SÜRÜKLEYECEK”

    Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şubesi’nin yarın Kaymakamlığın önünde açıklama yapmayı planladığını belirten Irmak, “Karanlığa doğru bir gidişi zorluyorlar, ülkemiz çok şey kaybedecek. Eğitimin dinsel öğelerle kurtarılacak bir şey gibi görülmesi sadece akıl tutulması ile izah edilebilir. Oysa dünya başka bir yere doğru gidiyor, dünya teknolojik gelişmeler ışığında yapay zekayı konuşuyor. Umarım toplum buna karşı harekete geçer de bu gidişata bir yeter der. Yoksa gidişat bizi orta çağ karanlığına sürükleyecek. Bilimin yolundan gitmeyen her türlü eylem karanlığa sürüklüyor bizi” diye ekledi.

     PİRHA/ANKARA

  • ÇEDES’e ve yeni müfredata tepki: Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    ÇEDES’e ve yeni müfredata tepki: Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, AKP’nin müfredatına ve eğitimde dinselleşmeye tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz. Her okulda, her mahallede, her sokakta halk düşmanı “Maarif modelinizle, ÇEDES’inizle, örümcekleşmiş rantçı zihniyetinizle mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi. 

    Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, ÇEDES’e ve yeni müfredata hayır demek için Mamak’taki Açıkalın İlkokulu’nun önünde basın açıklaması yaptı. ‘ÇEDES-maarif modeli değil, laik, bilimsel eğitim istiyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Cinsiyetçi eğitim istemiyoruz” sloganları atıldı.

    Açıklamayı platform adına Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Sekreteri Sibel Gökçe Evci okudu.

    “YENİ MÜFREDAT İLE NEYİ AMAÇLADIĞINIZI BİLİYORUZ”

    “AKP tarafından yeni müfredat diye duyurulan ve ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla yaşama geçirilmek istenen eğitim modelinizle neyi amaçladığınızı biliyoruz” diyen Sibel Gökçe Evci, “Bu müfredatla: Tek dini, tek mezhebi ve tek milleti dayatacaksınız; buna da yerli ve millî diyeceksiniz. Çocuklarımızı, erkeğin kadından daha üstün olduğuna inandırmaya çalışacak, buna da fıtrat diyeceksiniz. Karma eğitimi tartıştıracak, kız çocuklarımızı okullardan almanın yollarını arayacak, buna da ahlâk diyeceksiniz. Çocuklarımızı yoksulluğa itecek, çocuk yaşta sömürü çarklarında yaralanmalarına, ölmelerine sebep olacak; buna da kader diyeceksiniz. Okullara manevi danışmanlar olarak atadığınız imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocalarıyla çocuklarımıza cami avlusu ve mezar temizliği yaptıracak; buna da çevre diyeceksiniz. Kanaat, şükür, iffet, mahremiyet gibi değer yargılarınızı yüceltecek buna da ÇEDES diyeceksiniz” dedi.

    “İKTİDARINIZ, TEPKİLERE RAĞMEN ‘MAARİF MODELİNE’ SIKI SIKIYA SARILIYOR”

    Bu modelin, bir halkın eğitim yoluyla nasıl karanlığa sürüklendiğinin belgesi olduğunun altını çizen Evci, “Üniversiteleri çoktandır bilim yuvaları olmaktan çıkaran iktidarınız temel eğitimi de cemaatlerin, sermayenin ve uluslararası güçlerin istekleri doğrultusunda şekillendiriyor.
    Bu müfredat taslağını istemiyoruz, diyen yüzlerce kurumun yüzlerce tepkisine rağmen, toplumun tepkilerinin artarak devam etmesine rağmen iktidarınız ‘Maarif Modeline’ sıkı sıkıya sarılmaya devam ediyor. AKP; velilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin, halkın beklenti ve isteklerine kulaklarını tıkadığını bir kez daha ilan etti” diye belirtti.

    “BU MİLYON DOLARLARI, MİLYAR DOLARLARA ÇEVİRMEK İSTEYENLERİN MÜFREDATIDIR”

    67 bin 284 görüş bildirilen müfredatı bir hafta gibi kısa sürede değerlendiren Talim ve Terbiye Kurulu, ardından da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in , 26 Mayıs’ta onayladığı hatırlatılan açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Oysa Bakanlık, müfredat taslağını öğretmenlerin seminer döneminde inceleyeceğini ve raporlaştıracağını belirtmişti. Eğitimin en önemli parçası olan öğretmenlerin görüşlerini almadan yangından mal kaçırır gibi, pilot uygulamalara bile tabi tutmadan yayımladı. Milyonlarca liraya basılacak kitapların matbaaları belirlenmiş, dağıtım ihaleleri az çok belli olmuş, sözde bir katılımcılıkla demokrasi oyunu oynadığınızı zaten biliyoruz.

    Biz, çocuklarımızı ÇEDES ile okullara soktuğunuz cemaatlerden/tarikatlardan nasıl koruyacağız diye düşünürken; bugün, okullarda uygulanacak olan çağdışı müfredatınızla çocuklarımızı okullardan nasıl koruyacağız diye endişelenmeye başladık.
    Sermayenin, zenginlerin ihtiyacı olan bu eğitim müfredatının; emekçilere, bu halka ve ülkeye bir saldırı olduğunu biliyoruz. Kökü dışarıda olan cemaat ve tarikatlar, tıpkı FETÖ gibi kullanılıyor. Her bir tarikatınız milyon dolarları yönetiyor. Milyon dolarlarını, milyar dolarlara çevirmek isteyenlerin müfredatıdır bu müfredat.”

    “ÇOCUKLARI ORTA ÇAĞ KARANLIĞINA SÜRÜKLEDİĞİNİZİN FARKINDAYIZ”

    Eğitimde dinselleşmenin son sürat devam ettiğine vurgu yapılan açıklamada, “Müfredata soktuğunuz çok sayıda din dersinizle, STK’lar dediğiniz tarikat ve cemaatlerinizle, cihadınızla, bilimin, mantığın, felsefenin son kırıntılarını okullardan çıkarıp attığınız, tek dine, tek mezhebe, tek millete indirgediğiniz Maarif modelinizle çocuklarımızı Orta Çağ karanlığına nasıl sürüklediğinizin farkındayız: Bizler, çocuklarımıza vadettiğiniz bu dünyayı ve geleceği reddediyoruz. Ama siz de şunun farkında olun ki: Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz. Her okulda, her mahallede, her sokakta halk düşmanı “Maarif modelinizle, ÇEDES’inizle, örümcekleşmiş rantçı zihniyetinizle mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

    Açıklama, velilere bildiri dağıtılarak sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Toplumun tepkisine rağmen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ MEB tarafından onaylandı

    Toplumun tepkisine rağmen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ MEB tarafından onaylandı

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın tartışmalara neden olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli onaylandı.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının kabul sürecinden geçen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni onayladı.

    Milli Eğitim Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce 9 dersin öğretim programı ile ortak metni, Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce 10 dersin öğretim programı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce 7 dersin öğretim programı 26 Nisan’da kamuoyunun görüş ve önerisine sunuldu. 10 Mayıs’a kadar askıda kalan taslağa bu sürede 67 bin 284 görüş ve öneri iletildi.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” için iletilen görüş ve önerilerin öğretim programlarına yansıtılması için ilgili komisyonlar gerekli tasnif ve değerlendirmeleri yaptıktan sonra yeni müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’nun onayına sunuldu.

    Yeni müfredat taslağına öğretmenlerden 38 bin 865 görüş ve öneri gelirken müfredat taslağına katkı sunmak isteyen sivil toplum kuruluşları, eğitim platformları ile eğitimin diğer paydaşları ise 28 bin 419 görüş bildirdi.

    Müfredat için görüş ve önerilerin yüzde 58’i öğretmenlerden, yüzde 42’si ise diğer paydaşlardan geldi.

    Yeni müfredat, gelecek eğitim-öğretim döneminden itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak.

    Eski müfredat ve yeni müfredatı karşılaştıran eğitim uzmanları din içerikli derslerin “kültür” dersi olmaktan çıkıp “dini eğitime” dönüştüğü eleştirisi dile getirmişti. Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitim müfredatının geri çekilmesi için imza toplamış ve kapsamlı bir raporla birlikte MEB’e teslim etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mehmet Aydoğdu: Eğitim bir yıkıma doğru gidiyor, İran’da bu kadar din dersi yok!-VİDEO

    Mehmet Aydoğdu: Eğitim bir yıkıma doğru gidiyor, İran’da bu kadar din dersi yok!-VİDEO

    PİRHA- Ankara Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, MEB’in açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatına tepki gösterdi. Aydoğdu, “Yeni müfredat; laikliği ve bilimi yok etmek, bilimsel eğitim sürecini tırpanlamak amacıyla konulmuş. Bilimsel eğitim ve laik bir eğitim istiyoruz” dedi.

    Hükümetin eğitim sistemi üzerindeki gerici projeleri hız kesmeden devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzaladığı “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) Projesi kapsamında, okullarda yapılan dini içerikli etkinlikler tepkiyle karşılanıyor. Bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla müfredat taslağını da gündeme getirdi. Bilimsel birçok konunun kaldırıldığı yeni müfredatta sıkça ‘ahlak’ ve ‘değer’ kelimelerinin kullanıldı.

    Ankara Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunulan müfredata ilişkin PİRHA’ya değerlendirme yaptı.

    “BİR ÇOCUK MEZUN OLMAK İÇİN 32 TANE DİN DERSİ ALMAK ZORUNDA”

    Mehmet Aydoğdu, yeni müfredat ile bütün eşitsizliklerin üzerini örtmek için “milli ve manevi” değerler vurgusu yapıldığının altını çizdi.

    Aydoğdu, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ isminin dahi tartışmalı bir konu olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “‘Türkiye Yüzyılı’ bir partinin sloganı, ‘Maarif’ ise Türkçe bir kelime değil. ‘Dilimizin zenginlikleri’ diyerek de bütün derslere bunu yediriyorlar. Arapça ve Farsça kelimeleri çeşitli derslere yedirip çeşitli kulüp etkinlikleri ile bu çalışmaları yürütüyorlar zaten. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile yapılan müfredat değişikliği aslında karşımıza ilk defa çıkan bir şey değil. 4+4+4’den sonra bütün ders kitaplarının içeriği, niteliği değiştirilmiş, sınırlandırmalar olmuş. Şu an ilkokula başlayan bir çocuk liseden mezun olurken toplam 32 tane din dersi almak zorunda.

    Müfredat değişikliğinde yüzde 35 sadeleştirmeden bahsediyorlar. Bu sadeleştirmeye baktığımızda aslında felsefenin, müziğin, beden eğitiminin, resim derslerinin kaldırılıp yerine din derslerinin konulduğu, ana sınıflarında ve kreşlerde değerler eğitimi adı altında tek din, tek mezhep anlayışı verildiğini görüyoruz. Bu aslında 12 Eylül modelidir, 12 Eylül’ün bugün tam olarak eğitim alanında kendini ifade etmesidir. Adım adım, zorunlu din dersleri neticesinde buraya kadar getirdiler. Bir eğitim, toplumun beklentilerine, gelecek inşasına göre yapılması gerekirken, tam olarak bir yıkıma doğru gidiyor. Biyoloji dersinden daha önce evrim kuramını çıkarmışlardı şimdi de yaradılış kuramını koymuşlar. Evrim kuramı olmazsa aşı olmaz, antibiyotik olmaz. Ya da matematikten integral kaldırılıyor, integralin kaldırılması mühendislik alanının yok edilmesi demektir. Nitelikli bir mühendisliğin önü kesilmiş oluyor.”

     “YENİ MÜFREDAT LAİKLİĞİ, BİLİMİ YOK ETMEK İÇİN KONULMUŞ”

    Yeni müfredat ile eğitimin daha da gericileştirildiğini belirten Aydoğdu, ÇEDES’in yarattığı nitelik kaybına da vurgu yaptı: Aydoğdu, gelişmelere dair şunları söyledi:

    “Tarikatlar, cemaatler birbirleriyle yarışıyor. Çocukları cami temizletmeye götürüyorlar! Bütün bunlar pedagojik eğitim almayan imam ve vaizler tarafından yapılıyor. Bu sene çıkartmış oldukları ‘Manevi rehberlik’ de aslında bu müfredatla birleşince ortaya başka bir şey çıkıyor. Suudi Arabistan’da, İran’da bu kadar din, şeriat dersi yok. Demek ki burada başka şeyler var. Vakıflara aktarılan milyarlarca para var. Bu yeni müfredat, laikliği, bilimi yok etmek, bilimsel eğitim sürecini tırpanlamak amacıyla konulmuş. Bu durum öğretmenlere sorulmuyor. Birtakım cemaat ve tarikatlar ile iş birliği yapılarak, alelacele, ne olduğu bilinmeden, daha bir eleştiriye tabi tutulmadan beş günlük bir süreçle açıp önümüze koydular. Okuldaki öğretmenlerin, zümre başkanlarının, velilerin haberi yok!”

    “HASAN ALİ YÜCEL’DEN GELDİĞİMİZ YER YUSUF TEKİN!”

    Mehmet Aydoğdu, toplumun her kesimiyle yan yana gelerek eğitimdeki gerici politikalara karşı duracaklarını belirtti. Aydoğdu, Milli Eğitim Bakanı Tekin’in görüşme taleplerine cevap vermediğini, bunun yerine yerel seçimlerde AKP adayları ile okulları gezdiğini de söyledi.

    Aydoğdu, şöyle devam etti:

    “Her kesimin bu modele karşı bir şey söylemesi, itirazlarda bulunması gerekir. Bizim de Eğitim Sen 1 No’lu Şube olarak Mamak Eğitim Platformu’muzla beraber, içerisinde sadece Eğitim Sen’in olmadığı, okul aile birliklerinin, muhtarların, köy derneklerinin olduğu, demokratik kitle örgütlerinden partilere kadar, yan yana geleceğiz. Toplumun tüm kesimleriyle yan yana geleceğiz.

    Bilimsel eğitim olmadan bir ülke nasıl gelişebilir? Eğitim bilimsel olmadan, bilimsel içerikler yok edilerek nasıl gelecek kurulabilir? Bakanın bize karşı gözü kör, kulağı duymaz halde. Eğitim Sen Genel Başkanımız, Bakan Tekin’den defalarca randevu istedi. Bakan ise o sırada yerel belediye başkan adaylarıyla okul okul gezdi. Özellikle Mamak’taki okulları Asım Balcı’yla gezdi. ‘Çocukları kullanamazsınız, orada burada mitinglere götüremezsiniz!’ derken onlar bu işlerle meşguldü.

    Türkiye Orta Çağ’a sürükleniyor. Köy enstitülerini kuran Hasan Ali Yücel’den geldiğimiz yer Yusuf Tekin! ‘Devrim’ diye bahsediyorlar. Neyin devrimi? Bitirmişsiniz, tüketmişsiniz, yok etmişsiniz. Öğrencilerin ne olduğunu, neden olduğunu, nasıl olduğunu sorgulatmıyorsunuz. Evet, ezberci bir eğitim vardı. Ezberci eğitim diye tartışamıyoruz artık.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • Adıyaman’da ÇEDES projesi: Çocuklara cami temizliği ve dekorasyonu yaptırıldı

    Adıyaman’da ÇEDES projesi: Çocuklara cami temizliği ve dekorasyonu yaptırıldı

    PİRHA- Adıyaman’da, ÇEDES projesi kapsamından ortaokul öğrencilerine cami temizliği ve dekorasyonu yaptırıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ortak çalışması olan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında ortaokul öğrencilerine cami temizliği ve dekorasyonu yaptırıldı.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Adıyaman Kahta Gençlik Merkezi, Kadir Gecesinin yaklaşması nedeni ile Kahta Müftülüğü ve Girne Ortaokulu öğrencileri; Muhammediye Camisi’nde cemaatle öğle namazı kıldılar, Gazze ve oruç temalı sohbete katıldılar. Ardından çocukların eline temizlik bezleri verildi. Çocuklar, cam silip toz aldılar. Temizliğin ardından çocuklar camiyi Kadir Gecesi teması ile süslediler.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir, mücadele ediyoruz’-VİDEO

    ‘ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir, mücadele ediyoruz’-VİDEO

    PİRHA-ÇEDES projesinin temel amacının eğitimi dinselleştirip kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek olduğunu belirten Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, “Velilere çağrımız ÇEDES ve benzeri faaliyetlere çocuklarını dâhil etmemeleridir. ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-tek mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelinerek, dini eğitimin ağırlığı hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanete tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir başta olmak üzere birçok ilde okullara “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), okul öncesi eğitim kurumlarında da mescidi zorunlu hale getirdi.

    Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES EĞİTİMİN DİNSELLŞEMESİNE HİZMET EDEN BİR PROJEDİR”

    ÇEDES projesinin temel amacının eğitimi dinselleştirip kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek olduğunu belirten Hüseyin Tosu, “ÇEDES projesinde sabır değerleri adı altında mezar başında ağıt yakma, Kâbe maketine şeytan taşlama, toplu olarak sabah namazına götürülmesi gibi faaliyetler çocukların psikolojisini olumsuz etkilemektedir” dedi.

    Çocukların henüz soyut düşünemediğini vurgulayan Hüseyin Tosu şöyle devam etti:

    “Bütün bu uygulamalar çocukları dini ve manevi değerler ile kuşatarak çocukların alması gereken bilimsel eğitimi engelleyen uygulamalardır. Bu yaştaki çocuklar daha somut düşünmektedir. Soyut bir takım kavramlar ve değerler çocuklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur. Siyasal iktidarın 20 yıllık eğitim politikası adım adım uygulanarak bugün son haline gelmiştir. Milli ve manevi değerler adı altında dini eğitimi kurumsal hale getiren uygulamalar, ne yazık ki önümüzdeki dönemde yapılacak müfredat değişikliğiyle biraz daha kurumsallaşacağa benziyor. İktidarın eğitimi dinselleştirme politikasına karşı bizim de bilimsel, demokratik, laik, ana dilde eğitim mücadelemiz var. Biz bulunduğumuz alanlarda dinsel eğitimin gerçekleşmemesi için çalışmalar yürütüyoruz. Velilere çağrımız ÇEDES ve benzeri faaliyetlere çocuklarını dâhil etmemeleridir. ÇEDES eğitimin dinselleşmesine hizmet eden bir projedir” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

  • TÜGVA, proje kapsamında öğrencileri tesettüre soktu

    TÜGVA, proje kapsamında öğrencileri tesettüre soktu

    PİRHA- TÜGVA’nın ‘Vakıf Okul’ projesi kapsamında İstanbul Büyükçekmece’deki bir okulda öğrencilerin tesettüre sokulduğu ortaya çıktı. Görüntüler, TÜGVA’nın sosyal medya hesabında paylaşıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile “sivil toplum kuruluşları” adı altında cemaat ve tarikatlarla imzalanan protokollerle öğrenciler hedef alınırken Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) ‘Vakıf Okulu’ adı altında öğrenciler tesettüre soktuğu ortaya çıktı. Ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerini hedef alan proje kapsamında TÜGVA İstanbul Büyükçekmece Temsilciliği’nin sosyal medya hesabında ‘Ben Varım’ projesinde ortaokul öğrencilerinin tesettüre sokulduğu öğrenildi.

    “PROJE KAPSAMINDA GERİCİ ETKİNLİKLER DÜZENLENİYOR”

    BİRGÜN‘de Deniz Güngör’ün haberine göre, sosyal medya hesaplarında paylaşılan görüntülerde MEB’e bağlı bir okulda 11 Aralık 2023 tarihinde yapılan etkinlikte öğrencilere tesettür anlatıldığı ve birçok çocuğun tesettüre sokulduğu görüldü. Söz konusu etkinlik kapsamında paylaşılan görüntüler ise sosyal medya hesaplarında “Ben Varım projesinin 3. haftasında konumuz tesettürdü. ‘Başımızın üstünde yerin var tesettür’ dedik ve vakıf okulu öğrencilerimiz ile tesettürün önemine dair konuştuk. Konu başlığı tesettür olan tabu kartları hazırladık ve bir günlerini tesettürlü bir şekilde geçirmelerine vesile olduk” ifadeleriyle paylaşıldı.

    Ayrıca Büyükçekmece İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte ortaokul öğrencisi erkek çocuklara ise imam cübbesi giydirildiği ortaya çıktı.

    Kitap Kurdu etkinliği kapsamında İstanbul Büyükçekmece TÜGVA Temsilciliği’nin yine MEB’e bağlı ortaokulları gezerek sınıflarda öğrencilere broşür dağıttığı ortaya çıktı. Temsilciliğin sosyal medya hesabında ortaokul öğrencilerinin Fatih Camisi’ne götürüldüğü görüntüler ise, “Asımın nesli yetişiyor inşallah” ifadeleriyle paylaşıldı.

    TÜGVA’nın İstanbul Kartal Şubesi’nin tarafından okullarda ‘Vakıf Okul’ kapsamında etkinlikler düzenlendiği ortaya çıktı. Şubenin sosyal medya hesabında ise ilkokul öğrencileriyle etkinlik düzenlendiği, namaz kıldırıldığını gösteren görüntüler yer aldı.

    Fatma Aliye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ise “Zarafet Okulumuzu” adlı ders işlendi. Aynı zamanda Eyüp Genç İlkokulu öğrencilerinin ise Büyük Çamlıca Camisi’ne ve İslam Medeniyetleri Müzesi’ne götürüldüğüne ilişkin birçok görüntü yine sosyal medya hesaplarında yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat’tan Bakan’a: Dini ağırlıklı konuların seçilmesinde velilerin ve öğrencilerin onayı alınmış mıdır?

    Fırat’tan Bakan’a: Dini ağırlıklı konuların seçilmesinde velilerin ve öğrencilerin onayı alınmış mıdır?

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, eğitimde yaşanan sorunlara karşı çözüm üretilmezken, dincileşme yolunda her geçen gün yeni bir uygulama başlatılmasına ilişkin Meclis Başkanlığı’na soru önergesi sundu. Fırat, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e cematlerle ve eğitim dışı hangi kurumlarla ne tür protokoller ve iş birlikleri yapılmıştır?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, eğitimde yaşanan sorunlara karşı çözüm üretilmezken, dinselleşme yolunda her geçen gün yeni bir uygulama başlatıldığını belirterek, konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    Fırat, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e cevaplaması için soru önergesi sundu.

    “DİNİ ÖGELER EĞİTİM SÜRECİNE ADIM ADIM YERLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR”

    Fırat, soru önergesinin gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Diyanet İşleri Başkanlığının, ilkokul öğrencilerine yönelik yeni bir ‘değerler eğitim’ projesi başlatacağı, projenin, 10 Şubat’ta; aralarında İstanbul ve Ankara’nın da olduğu 10 pilot ilde uygulanacağı haberlere yansımıştır.

    Buna göre; ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin, her hafta sonu lise veya üniversite öğrencileri ile bir camide ya da bir Diyanet gençlik hizmet mekânında buluşturulacağı hedeflenmektedir. Din görevlilerinin ilkokul öğrencilerinin ödevlerine yardım edeceği, etkinliklerin, ‘öğle namazı buluşması’ ile sona ereceği, proje kapsamında çocuklarla cami bahçesinde günübirlik kamp programı düzenleneceği öngörülmektedir.

    Projede; lise ve üniversite öğrencisi Diyanet Gençlik Gönüllülerinin, ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerine ‘rol model’ olacağı, onlara rehberlik edeceği, ayrıca, öğrencilerin cinsiyetlerine göre gruplara ayrılacağı belirtilmektedir.

    Projenin amaçları ve hedefleri; Adana, Afyonkarahisar, Bursa, Konya, Manisa, Samsun, Şırnak, Tekirdağ, İstanbul’un Ümraniye, Beykoz ve Sarıyer ile Ankara’nın Yenimahalle ve Keçiören ilçelerinde test edileceği açıklanmıştır. Proje doğrultusunda hazırlanan ‘Faaliyet Rehberi’ ne göre; etkinlikler 10 Şubat ile 10 Haziran arasındaki tüm hafta sonlarında yapılacaktır.

    Her haftanın; ‘Zamanımı verimli kullanıyorum’, ‘İnanıyorum mutluyum’, ‘İbadetlerimi öğreniyorum’, ‘Dinimin direği namaz’, ‘Berat kandili’, ‘İncitmeden yardımlaşıyorum’, ‘Ramazan ve Oruç’, ‘Mahremiyet bilinci’, ‘Teknolojiyi faydayı kullanıyorum’, ‘Çanakkale Zaferi ve önemi’, ‘Kuranla buluşuyorum’, ‘Kadir gecesi’, ‘Merhametli davranıyorum’, ‘Ramazan Bayramı’, ‘Sağlık ve Güvenlik’, ‘Peygamber ve çocuk’, ‘Trafik kurallarına uyuyorum’, ‘Peygamberimizin örnek davranışlarını öğreniyorum’, ‘Engeller engel değildir’, ‘Fetih ve fatih’, ‘Çocuk ve dua’, ‘Anne ve baba: Cennetin iki kapısı’ ve ‘Ailem ve ben’ başlıklı temalar kapsamında etkinlikler düzenlenecektir.

    Bu etkinliklerde sohbetler de yapılacağı, film ve kitapların kritik edileceği, ‘sanatsal, sportif faaliyetler’ yapılacağı, ‘kadim oyunlar’ oynanacağı, projeye dahil olan tüm çocuklar ve velilerin katılımıyla yerel şartlar dikkate alınarak, müftülüklerin uygun gördüğü vakitte, bir defa ‘camide buluşuyorum’ etkinliği yapılacağı, ayrıca farklı bir zaman diliminde ise programa katılan çocuklarla cami bahçesinde günü birlik kamp programı düzenleneceği öğrenilmiştir.

    MEB tarafından eğitim müfredatının dini değerler çerçevesinde biçimlendirilmesinden okullarda dini etkinlikler üzerinden somut uygulamalara kadar hemen her alanda dini ögeler eğitim sürecine adım adım yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durum, son 22 yıl içinde, eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayılarak hayata geçirilen dinselleştirme adımları, öğrenciler ve veliler üzerinde yoğun psikolojik baskı oluşturmaktadır.

    “OKULLARDA DİNSELLEŞME KAYGI VERİCİ BOYUTA ULAŞMIŞTIR”

    Her türden dini inancı istismar ederek çocuklarımızı ve toplumu ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ‘tek tip’ hale getirmeye çalışma girişimlerini kabul etmek mümkün değildir. Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan temel bir sorun olarak dikkat çekmektedir. MEB, Diyanet, dini vakıf ve derneklerin iş birliği ile okul içinde ve dışında öğrencilere yönelik olarak hayata geçirilen dini faaliyetler, eğitim sisteminin adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması anlamına gelmektedir.

    Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır. Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiştir.

    ” LAİKLİĞE TEMELDEN AYKIRIDIR”

    Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı ‘manevi değerleri’ benimsemiş insanlardan oluşmaz. Laiklik anlayışı gereği farklı, inanç, düşünce ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece bir dinin ve mezhebin öğretilerini, sadece belli bir inancın benimsediği manevi değerleri öğrencilere ‘tek doğru’ olarak öğretmeye çalışması Aleviler gibi farklı inançtan öğrencilere yönelik ayrımcılık yapmak anlamına gelmektedir.

    ÇEDES projesi başta olmak üzere, öğrencilere yönelik olarak sadece belli bir inancın benimsemiş olduğu dini değerler üzerinden etkinlik düzenlemek hem laikliğe hem de laik eğitim anlayışına temelden aykırıdır.

    Türkiye’de yıllardır bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik her türlü uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, dini vakıf ve derneklerin okullardaki faaliyetlerine son verilmelidir.

    Çocuklarımızın siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirdiği dini içerikli projelerin parçası haline getirilmesi kabul edilemez.”

    “ETKİNLİKLERDE DİNİ AĞIRLIKLI KONULARIN SEÇİLMESİNDE VELİLERİN VE ÖĞRENCİLERİN ONAYI ALINDI MI?”

    Milletvekili Celal Fırat, bu bağlamda; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e şu soruları yöneltti:

    1- İlkokul öğrencilerine “değerler eğitimi” adı altında aralarında ‘camide namaz kıldırma’, ‘cami bahçesinde kamp’ gibi etkinliklerde bulunduğu dini ağırlıklı konuların seçilmesinde velilerin ve öğrencilerin onayı alınmış mıdır?

    2- İlkokul öğrencilerinin, değerler eğitimi adı altında farklı inançları yok sayan tek tip dinsel ağırlıklı etkinliklere katılması zorunlu mudur? Katılmak istemeyenlerin olması halinde ne tür bir uygulama yapılacaktır?

    3- Cematlerle ve eğitim dışı hangi kurumlarla ne tür protokoller ve iş birlikleri yapılmıştır?

    4- Eğitim alanına ilişkin bu tür faaliyetlere yönelik başta eğitim sendikaları olmak üzere gelen eleştiri ve şikayetlere karşı neler yapılmıştır?

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitimci-Yazar Balkız’dan, okul öncesi din dayatmasına tepki: Taliban müfredatı hedefleri!

    Eğitimci-Yazar Balkız’dan, okul öncesi din dayatmasına tepki: Taliban müfredatı hedefleri!

    PİRHA- Millî eğitim sistemi için tavsiye kararları almak üzere toplanan 20. Millî Eğitim Şûrası çalışmalarını tamamladı. Ancak şurada gündeme getirilen “Okul öncesi öğretim programında din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” önerisi tartışmalara neden oldu. Eğitimci Ali Balkız, “IŞID kafası, Taliban müfredatı hedefleridir” diyerek yapılan şurayı eleştirdi.

    Milli Eğitim için tavsiye kararları almak üzere 7 yıl aranın ardından toplanan 20. Milli Eğitim Şurası, tartışmalı kararlarla sona buldu. Şurada alınan kararlar arasında en tartışmalı olanı, “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” tavsiye kararıydı.

    “MEB, ŞERİATÇI KURUMLARLA BÜTÜNLEŞMİŞTİR”

    “Okul öncesinde din eğitimi verilmesi pedagoji anlamında nasıl yorumlanır?” sorusuna önceki dönem Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı olan Ali Balkız cevap verdi. Aynı zamanda eğitimci olan Balkız, “Bu son öneriyle de görüldü ki; Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ne Bakanlıktır, ne de Millidir” dedi. Ali Balkız, “MEB, 4+4+4’den buyana, artık bir vakıftır. Tıpkı TÜRGEV, TUGVA, ENSAR gibi. Bu şeriatçı kurumlarla, protokoller yoluyla bütünleşmişken, yetmemiş, dini eğitimi, her dersin, her sınıfın, her konunun içine yerleştirerek, sıkıştırarak imam hatipleştirmiştir” ifadelerini kullandı.

    TALİBAN MÜFREDATI HEDEFLERİDİR”

    Eğitimci-Yazar Ali Balkız, eğitim sisteminin günden güne dinselleştiğini vurgulayarak “IŞID kafası, Taliban müfredatı hedefleridir” dedi. Balkız, 1-3 Aralık’ta yapılan Milli Eğitim Şurası’nda farklı çevrelerce gündeme getirilen maddelerin iktidar tarafınca belirlendiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Laik, Bilimsel, Deneysel, özgür, sorgulayıcı bir eğitim yerine, eğitim-öğretimi, Cumhuriyet öncesi, mektep-medrese düzeyine indirgemek istemektedir. Bu Şura’da alınan (Aslında aldırttırılan) karar da, bir adım daha ileriye gidilebilmenin gerekçesi olacaktır. Bu anlamda MEB, Bakanlık da değildir. O bir türlü başaramadıkları kültürel, sanatsal dönüşümü sağlayacak araç olacaktır, akıllarınca.

    Peki bunu başarabilirler mi? Hayır, başaramazlar. Sadece kafasını gözünü yaralar, nesilleri sakatlar, çocuklarımızı bunalıma sokarlar.

    Şöyle ki; 4-6 yaşındaki çocuklarımız, henüz; zihinsel, fiziksel, beyinsel gelişimini tamamlayamamıştır. O bir çocuktur. Soyut şeyleri ona anlatamazsınız, öğretemezsiniz. Günah-sevap, hayır-şer, dünya-ahiret, cennet-cehennem, ruh, cin, peri, tanrı, allah, melek gibi sözcüklerle onları sadece korkutursunuz. Gece rüyalarının kabusu yaparsınız. Bu yaşta çocuk, elinde oyuncağı ile evinde kuşu, balığı, kedisi, köpeği ile beş duyusuyla birlikte oynar. En çok da kardeşleri ve arkadaşlarıyla…

    Dini ve değer eğitimi-öğretimi verilirken güya ‘çocuğun yaşı dikkate alınacakmış. Hangi dikkat?”

    “GİDERAYAK, ‘DAHA FAZLA NASIL ZARAR VEREBİLİRİMİN’ DERDİNDE”

    Ali Balkız, zorunlu din derslerinin okul öncesinde de hayata geçirilmesinin hukuksal anlamda hiçbir karşılığı olmadığının altını çizdi. Eğitimci Balkız, “Aslında; AKP işin sonuna geldiğinin ayırdında” diyerek şu yorumu yaptı:

    “Zorunlu din dersleri ve diğer uygulamalar yetmezmiş gibi, bu projenin de hayata geçirilmesi hazırlığı, mevcut uygulamalar gibi; Anayasanın Din ve Vicdan Özgürlüğü, Milli Eğitim Temel Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi hükümlere aykırı olmanın dışında, velinin, çocuğu üzerindeki haklarına, ahlaka, vicdana, toplumsal düzene de aykırıdır. Çocuk, okul ile evi, sokak (park) ile okul arasında kalacak, giderek ne ona, ne de buna inanacaktır.

    Bu konuda bu çocuğun, ‘kimin çocuğu?’ olduğunun hiçbir önemi yoktur. Türk, Kürt, Alevi Sünni…

    Peki başarabilirler mi? Hayır, başaramazlar. Çünkü hiçbir anne-baba, çocuğunun elinden alınmasına, ruhen sakatlanmasına, evde çatışma çıkmasına izin vermez. Çünkü; onca tahribata karşın; laik, demokrat, özgür, bilimsel, kamusal, karma, eşitlikçi eğitimden yana olan, siyasi partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, basın yayın kuruluşları, aydınlar, yazarlar, eğitimciler, pedagoglar, sosyologlar buna izin vermezler.

    Aslında; AKP işin sonuna geldiğinin ayırdında. Yıllardır işgal kuvvetleri mantığı ile paylaşabildiği kadar ganimet paylaştı. Giderayak, ‘daha fazla nasıl zarar verebilirimin’ derdinde.

    Tahribat’ın tamiratı, belki zaman alacaktır ama olanaklıdır. Yeter ki; demokrasiden, eşitlikten, barıştan, kardeşlikten, özgürlükten yana olan güçler; ‘Gelin canlar bir olalım’ olsun.”

    Eren GÜVEN/ANKARA