Etiket: eğitimsen adıyaman şube

  • Adıyaman Eğitim-Sen Başkanı: Laik, bilimsel ve anadilinde kamusal bir eğitim olmalı-VİDEO

    Adıyaman Eğitim-Sen Başkanı: Laik, bilimsel ve anadilinde kamusal bir eğitim olmalı-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’deki eğitim sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunan Eğitim -Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren, “Türkiye’de laik, bilimsel, demokratik; zorunlu din derslerinin olmadığı ve anadilinde kamusal bir eğitimin yapılması gerekiyor” dedi.

    Son yıllarda sürekli değişen eğitim sistemi ile eğitimin giderek bilimsellikten uzaklaşması ve okullarda dini eğitimin daha çok yaygınlaşması, eğitim sisteminde birçok sorunun ortaya çıkmasına sebep oldu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın derneklerle yaptığı protokollerle eğitim sisteminin giderek dinselleşmesi, dini eğitimin kreşlere kadar inmesi ve bazı okulların bahçesinde okutulan mevlitlere öğrencilerin katılımının zorunlu hale getirilmesi ile ilgili Eğitim- Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren PİRHA’ya konuştu.

    “ÖĞRENCİ BİLİMSEL YÖNTEMLERLE GELECEĞİNE IŞIK TUTAR”

    Dağdeviren, “Bazı bilgileri açıklamakta fayda var. Siyasi iktidarın, bugüne önüne koyduğu iki hedef var. Biri dini eğitim aracılığıyla okullarımızın daha çok ticarileştirilmesi ve ticarileşme sonuncunda da özelleştirmenin tam anlamıyla yaşatılmasıdır” dedi.

    Dağdeviren şu ifadeleri kullandı:

    “Bütün hepsinin ana kaynağında da şu olduğunu görüyoruz: Aslında iş güvencemizin elimizden alındığı, esnek çalışma modelinin dayatılmaya çalışıldığı bir süreci yaşamaktayız. Dini eğitim aracılığıyla örüldüğü özelleştirme politikalarına hızla yön verildiği bir sürecin içerisindeyiz. Uzun bir süredir Milli Eğitim Bakanlığı kimi derneklerle protokol anlaşması yaptı. Bu protokollerle daha çok dini eğitim üzerine öğrencilerin yönlendirilmesini sağlayan bir şey. Ama işin özü böyle değil. Biliyoruz ki eğer bir öğrencide gereken bir hedefe ulaşılmak isteniyorsa bunun yolu yöntemi bilimsel yöntemlerdir. Öğrencinin de bilimsel yöntemlerle geleceğine ışık tutabileceği gerçeği önümüzde duruyor.”

    “DİNİ EĞİTİMİN KREŞLERE KADAR İNDİRİLMESİ TARTIŞILAN BİR DURUM”

    “Eğitim-Sen bir ay önce Ensar Vakfı ile yapılan sözleşmeyi örgün eğitim boyutuyla kaldırdı. Diğer derneklerle ve müftülüklerle yapılan çalışmaların da iptal edilmesi ile ilgili çalışmalarımız sürmektedir” diyen Dağdeviren şöyle devam etti:

    “Hepimizin de bildiği gibi 1980 darbesi ile birlikte 4’üncü ve 5’inci sınıflara din dersi getirildi. Darbenin ürünü olan 4’üncü ve 5’inci sınıflara din dersi uygulaması yeterli görülmemiş olacak ki; darbeye karşı tutum sergileyenlerin de bu süreci kaldırmak yerine ana sınıflarına kadar, hatta kreşlere kadar indirmesi şu anda en çok tartışılan konulardan bir tanesi. Biz Eğitim-Sen olarak çağdaş, bilimsel, lâik ve anadilinde eğitimden yanayız. Elbette ki ailelerin inançları boyutunda çocuklarını yetiştirmek istedikleri bir alan varsa bundan daha doğal bir şey olamaz. Zaten laikliğin esası da budur. Devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasıdır. Bizim ülkemizde de eğer aileler çocuklarını dini değerler doğrultusunda yetiştirmek istiyorlarsa elbette ki devletin bu insanlara her türlü anlamda destek olması gerekir. Fakat bu inancı ya da bu inanç sistemi üzerinden çocuklarının eğitim almasını istemeyen insanlara da hoşgörüyle yaklaşılmaması çok doğru bir yaklaşım değil.”

    “DEMOKRATİK, LAİK VE ANADİLİNDE EĞİTİM İNSANLARI GÜVENDE HİSSETTİRİR”

    “İmam hatip okullarına öğrenci kayıtlarının yeterli olmadığı ve okulların doluluk oranının TEOK ve LGS yerleştirmelerine göre beklenmiş olan kontenjanların % 50’lik oranında hatta bu yılın istatistikleri yayınlandığında çok daha düşük kayıtların yapıldığını görebiliyoruz” ifadelerini kullanan Dağdeviren şunlara vurgu yaptı:

    “Hepimizin bildiği gibi eğer ülkeler demokratikse insanlar istedikleri inancı, istedikleri düşünceyi savunabilirler. Ama demokratik olmayan zeminlerde eğer insanlar kendini güvende hissetmiyorsa elbette ki adı ne olursa olsun ya da yönelimi ne olursa olsun bu tarz eğitim durumlarında çekinceli davranmakta, kendilerini ifade edebilecek bir yönelime girmemektedirler. Doğrusu, yapılması gereken şey, Eğitim-Sen’in ısrarla savunduğu şey Türkiye’de laik, bilimsel, demokratik ve anadilinde kamusal bir eğitimin yapılması. Eğer bu yapılırsa insanlar kendilerini gerçekten güvende hissederler. İstedikleri inanç boyutuyla kendilerini ifade edebilecekler.

    “OKULLARDA DİNİ EĞİTİMİ DAYATMAK ÇOCUKLARI DİNDEN UZAKLAŞTIRACAKTIR”

    “Aleviler üzerinde değerlendirme yaptığımızda ise AİHM’in bir kararı var zorunlu din dersleri ile ilgili. Bugün baktığımızda da ana sınıflarında şöyle bir çalışma var. ‘Eğer çocuğunuz ve aileler istemiyorsa bir dilekçe verin, çocuğunuz bunu almaz’ ibaresinden yola çıkılıyor” diyen Eğitim -Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren, şunlara dikkat çekti:

    “Fakat çocuk bu derse girmediği zaman yalnız kalabiliyor. Bir de bunun bilimsel yönünü araştırmakta fayda var. Yani 4 yaşındaki çocuğun ya da 5 yaşındaki çocuğun soyut kavramlar üzerinde ille de bu öğretiyi alsın algısını oluşturmanın pedagojik açıdan ve eğitim dili açısından hiç yararı ve faydası olmayacaktır. Belki ilerleyen süreçlerde bunu herkes kendisi daha iyi görecektir. Bu çocuklar dine sarılmak ya da dini eğitime sarılmak yerine daha da uzaklaşacaktır. Nitekim imam hatip liselerinde kimi okullarda yapılan çalışmalarda deizmin artmasının ya da ölçülebilir bir duruma gelmesinin temel nedeni de bu olsa gerek.”

    MUSTAFA YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Adıyaman Eğitim- Sen Başkanından tepki: Kadınları cinsel obje olarak görmek bilime hakarettir

    Adıyaman Eğitim- Sen Başkanından tepki: Kadınları cinsel obje olarak görmek bilime hakarettir

    PİRHA- Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’nün, “Yabancı bir kadın ile tokalaşmanın ateş tutmaktan daha korkunç” şeklindeki sözlerine Eğitim- Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren tepki gösterdi. Dağdeviren, “Kadınlarımızı ve çocuklarımızı sadece birer cinsel obje olarak görmek bilime de yapılmış bir ihanettir. Fikirler bir yerlere yaranmak için değil, bilime, çağdaşlığa, demokrasiye, barışa, sevgiye, hoşgörüye, birlik ve beraberliğe hizmet ettiği sürece anlam kazanır” dedi. 

    Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, sosyal medya hesabından “Nikahsız kadınla erkeğin el ele tutuşması caiz mi?” diye sordu. Gönüllü, yayınladığı skandal fetva ile “Bir erkek ve kadının, nikahsız olarak ellerinin birbirine değmesi ve yalnız kalmaları caiz değildir” “Yabancı bir kadın ile tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç” paylaşımlarına tepkiler genişliyor.

    Rektörün sözlerine ilişkin Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ASLA KABUL EDİLEMEZ”

    “Çocuklar erken yaşta evlendiriliyor, çocuk yaşta bebek sahibi olabiliyor veya tecavüz sonucu hamile kalabiliyorlar. Şimdi bu gerçekler ortadayken müftülere nikah kıyma yetkisi veriliyor. Bunların tesadüf olmadığını düşünüyoruz” ifadelerini kullanan Dağdeviren, “Tüm bu gerçekler yaşanırken bu sorunlara bilimsel çözüm bulunması gereken kurumun başındaki Adıyaman Üniversitesi Rektörü Talha Gönüllü, hadis ve ayetleri de fikrine delil göstererek, ‘Nikahsız ve yabancı bir kadının elini tutmanın ateş tutmaktan daha tehlikeli’ olduğunu belirtmektedir, bu asla kabul edilemez” dedi.

     “HUZURUN ŞEHRİ OLARAK GÖSTERİLEN İLİMİZ YAŞAM ENDEKSİNDE 69’NCU”

    “Huzur ve barışın şehri olarak gösterilen Adıyaman yaşam endeksinde 69. olan ilimiz bilim, sanat, teknoloji ve eğitimde daha iyi bir yerde olması gerekirken bilim merkezinin başında bulunan rektörden bu açıklamaların yapılması açıkça, nereye varmak istediğini sorgulatır duruma gelmiştir” diye konuştu.

    Dağdeviren, “Şimdi sormak istiyoruz; bilim ve aydınlık yolunda barış, demokrasi, özgürlükler, eğitimde fırsat eşitliği,430 bin ataması yapılmamış öğretmen adayı varken, işsiz gençlerimiz umutsuzluğa sürüklenirken çözümler aranmaz da neden bu açıklamalar yapılır? diye sordu.

    “KADINLARI CİNSEL OBJE OLARAK GÖRMEK BİLİME HAKARETTİR”

    “Bu bir bilinçaltı durumudur bilinmez ancak fikir ve zikir ilişkisi olduğu açıktır” ifadelerini kullanan Dağdeviren, “Kadınlarımızı ve çocuklarımızı sadece birer cinsel obje olarak görmek bilime de yapılmış bir ihanettir. Kadın erkek ilişkisine bu bakışla bakmak İslam inancına da hakarettir. Fikirler bir yerlere yaranmak için değil, bilime, çağdaşlığa, demokrasiye, barışa, sevgiye, hoşgörüye, birlik ve beraberliğe hizmet ettiği sürece anlam kazanır” dedi.

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN