Etiket: ekoloji birliği

  • Ekolojistlerden siyasi partilere çağrı

    Ekolojistlerden siyasi partilere çağrı

    Yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan Ekoloji Birliği, siyasi partilere çağrıda bulunarak öneri ve taleplerini sıraladı. 

    Ekoloji Birliği, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Yerel yönetimlerin her türlü tahakkümden, baskıdan, kayyım politikalarından uzak bir şekilde halkın, ekoloji, kadın ve emek hareketlerinin taleplerini gözetmesi gerektiği belirtilen açıklamada, “Yerel yönetimlerde adaylık süreçleri kapanmadan ve listeler 20 Şubat’ta İl-İlçe Seçim Kurulları’na verilmeden önce ekoloji hareketi içindeki dostlarımızı yerel yönetim süreçlerine müdahil olmaya, destekledikleri partilerden veya bağımsız aday olmaya çağırıyoruz” denildi.

    TALEPLER SIRALANDI

    Ekoloji hareketinden aday adaylığı için başvuru yapanların seçilebilir yerlere ve sıralara yerleştirilmesi çağrısı yapılan açıklamada, siyasi partilerden şu taleplerde bulunuldu:

    “* Sadece insan merkezli değil, insan ve tüm diğer canlılarla birlikte doğayı bir bütün olarak gören bakış aşısını esas almanızı,
    * Sermayenin değil, halkın çıkarlarını ve doğanın yararını öncelemenizi,
    * Rant ve beton-asfalt belediyeciliği değil, toplumsal hizmet belediyeciliği uygulamanızı,
    * İklim ve afet acil eylem planlarını hazırlamanızı ve uygulamanızı,
    * Yerel yönetimlerde ‘iklim değişikliği birimi’ kurmanızı,
    * Strateji planlarını hazırlarken doğanın korunmasını, iklim değişikliğini, toplumsal cinsiyet eşitliğini, toplumun tüm dezavantajlı grupların ihtiyaçlarını gözetmeniz
    * Yoksulluğun önlenmesi için ihtiyaç sahibi yurttaşlara, kadınlara dönük istihdam arttırıcı projeleri yaşama geçirmenizi,
    * Tüm kararları halk meclisleri, mahalle meclisleri gibi katılımcı, şeffaf ve eşitlikçi mekanizmalarla birlikte almanızı, kent konseylerine işlerlik kazandırmanızı ve denetime açık olmanızı,
    * Ekolojik bir bakış açısı ile düzenlenmiş ücretsiz okul öncesi eğitim kurumları ve sağlık birimleri açmanızı,
    * Yurttaşın sağlıklı ve ucuz gıda gereksinimini sağlamak üzere ekolojik üretici ile tüketiciyi buluşturan yerel pazarlar, kapitalist ilişkileri yeniden üretmeyecek sosyal marketler, kooperatifler açmanızı,
    * Enerji sarfiyatının azaltılması için enerji tasarrufu, enerji verimliliği, akıllı binalar konusunda somut politikalar geliştirmenizi,
    * Kuraklığın iyice arttığı günümüz Türkiyesi’nde, yaşamın kaynağı olan su kaynaklarına sahip çıkmanızı ve suyun tüm canlılara ücretsiz ve temiz bir şekilde ulaştırılması için gerekli önlemleri almanızı,
    * Suyun ticarileşmesini önleyecek yerel çalışmalar yapmanızı,
    * Ekokırıma yol açan projelere karşı havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması konusunda somut adımlar atmanızı ve ekokırımın suç sayılması ve cezalandırılması konusunda yürütülen kampanyaya destek vermenizi istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mera arazisine OSB yapılmasını istemeyen köylüler, kolluk tarafından darp edildi!-VİDEO

    Mera arazisine OSB yapılmasını istemeyen köylüler, kolluk tarafından darp edildi!-VİDEO

    PİRHA – Amasya’nın Taşova ilçesi Çambükü köylüleri, organize sanayi bölgesi (OSB) yapımına karşı çıktı. Topraklarını savunan köylüler, kolluk güçlerinin sert müdahalesine maruz kaldı.

    Amasya Taşova’daki çevre felaketine karşı çıkan köylülere, askerler tarafından sert müdahalede bulunuldu. Ekoloji Birliği tarafından paylaşılan görüntülerde köylülere saldıran jandarma komutanı “yaşına başına bakmayacağım, ona göre” ifadelerini kullandı.

    Çambükü köylüleri, mera alanlarının gasp edildiğini ifade ederek OSB projesi ile köylerinin betona boğulacağını belirtiyor. Çambükü köyü meraları ve tarım arazilerinin neredeyse tamamını kaplayacak organize sanayi bölgesine karşı yurttaşlar uzun süredir seslerinin duyulması için eylemler yapıyor.

    “ÇOK ZOR DURUMDAYIZ”

    Konuya ilişkin paylaşımda bulunan Ekoloji Birliği, hukuki sürecin devam ettiğine işaret ederek “Valilik kararı ile katliam yapılıyor! Amasya Taşova Çambükü’lü köylülerin çığlığına ses verelim: Kadınlarımız analarımız dövülüyor ve biz suçlu ilan ediliyoruz. Çok zor durumdayız. Çambükü kadınlarının mücadelesine ses olun!” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ekoloji Birliği: Yargılama ve yıldırmaya yönelik kesilen tüm cezalar hükümsüzdür

    Ekoloji Birliği: Yargılama ve yıldırmaya yönelik kesilen tüm cezalar hükümsüzdür

    PİRHA- 1 Mayıs ve çevre eylemlerini, sosyal medya hesaplarından yazdığı şiirleri örgüt üyeliğine delil sayıldı; ekoloji aktivistine “örgüt üyeliği” cezası verildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Ekoloji Birliği, “Doğaya ve yaşam alanlarına yönelik yıkım ve talanın önünü açmaya hizmet eden saldırılar karşısında birliğimizi ve dayanışmamızı büyütüyoruz. Saldırılara yanıtımız ekoloji mücadelesini büyütmek olacaktır” dedi.

     

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Özkan Arslan’a “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davada altı yıl üç ay hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti Arslan’ın katıldığı 1 Mayıs ve çevre eylemlerini, sosyal medya hesaplarından yazdığı şiirleri örgüt üyeliğine delil olarak gösterdi. Arslan, Dersim Peri Vadisi’ne yönelik doğa talanına karşı eylemlere katıldığı için de hapis cezalarına çarptırılmış ve köyüne giriş yasağı konmuştu.

    Ekoloji Birliği, Arslan’a ceza verilmesinin ardından bir açıklama yaptı. Nerede bir hak arayışı, baskıya, sömürüye ve talana karşı koyuş varsa gecikmeksizin saldırıların hedefi oluyor diyen Ekoloji Birliği, “Anayasal hakları için ayağa kalkan, talepleri uğruna mücadele eden hak savunucuları çeşitli suçlamalarla sindirilmeye çalışılıyor. Bu yoğun baskı suçlama, tehdit, gözaltı ve tutuklamalara ekoloji mücadelesinde öne çıkan isimlerde maruz kalıyor. Öyle ki bu saldırılar sistematik olarak rutin hale getirilip kabullenmemiz bekleniyor” denildi.

    Ekoloji Birliği,  Munzur Çevre Derneği üye ve yöneticileri hakkında süren gözaltı, tutuklama ve hapis cezaları ekoloji mücadelesine yöneltilmiş sindirme politikalarından bağımsız olmadığına dikkat çekti.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Ekber Barmağıç’ın haksızca tutuklanmasının ardından, ceza verilerek tahliye edilmesini, Dersim Temsilcisi Özkan Arslan’ın “yargılandığı” mahkeme tarafından “cezalandırılması” takip etti. Nasıl ki, anılarını bayraklaştırmaya çalıştığımız Metin Lokumcu, Ali-Aysin Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesi, Aydın’da Cennet ve Ali Coşkun ailesinin ölüm tehdidi altında yaşaması ekoloji mücadelesini sindirmek, susturmak adına yapıldıysa da, karşı karşıya kaldığımız her darp, şiddet, tehdit, gözaltı, tutuklama ve hapis cezası aksine mücadelelerimizi daha da güçlendirecektir. Doğanın, yaşam alanlarının, halkın geçim kaynaklarının yıkıma uğratılması, rant uğruna yağmalanmasına seyirci kalmayacağız, saldırılara karşı koymaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Bu kararın ardından da hiçbir baskının, tutuklamanın ve gözaltının ekoloji mücadelesini yıldıramayacağını vurgulayan Ekoloji Birliği, “Ekoloji mücadelesi anayasal haktır, yargılama ve yıldırmaya yönelik kesilen tüm cezalar hükümsüzdür. Doğaya ve yaşam alanlarına yönelik yıkım ve talanın önünü açmaya hizmet eden saldırılar karşısında birliğimizi ve dayanışmamızı büyütüyoruz. Saldırılara yanıtımız ekoloji mücadelesini büyütmek olacaktır” denilerek, Munzur Çevre Derneği’yle dayanışmayı büyütme çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Munzur Çevre Derneği üyesi Özkan Arslan’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi

     

  • Ekoloji Birliği: Yaşamı ve barışı ısrarla savunuyoruz

    Ekoloji Birliği: Yaşamı ve barışı ısrarla savunuyoruz

    PİRHA- Ekoloji Birliği yaptığı açıklamada, “Emperyalistlerce geçtiğimiz yüzyıldan bugünkü kuşaklara miras diye bırakılabilen barış değil, estirilen savaş rüzgarları”na vurgu yaparak, “Başlı başına bir yıkım olan savaşların aynı zamanda ekolojik bir yıkım da olduğunun farkında olarak, tüm dünyada, Orta Doğu’da ve yanı başımızda Azerbaycan ve Ermenistan’da savaşa karşı çıkıyoruz. Ekoloji Birliği olarak, yaşamı ve barışı ısrarla savunuyoruz” denildi.  

    Ekoloji Birliği Eşsözcüleri Süheyla Doğan ve Coşkun Özbucak imzasıyla devam eden Azerbaycan-Ermenistan savaşına dair açıklama yayınladı.

    “EMPERYALİSTLERİN BUGÜNKÜ KUŞAKLARA MİRAS DİYE BIRAKTIKLARI SAVAŞTIR”

    Açıklama metninde Orta Doğu’dan Afrika’ya yayılan savaşlara Ermenistan-Azerbaycan savaşının da eklendiği ifade edilerek, şunlar aktarıldı:

    “Ermenistan ve Azerbaycan halklarının birbiriyle kardeşçe yaşama hakları, emperyalistlerin ve işbirlikçi iktidarların paylaşım ve egemenlik politikaları nedeniyle ellerinden alınmak isteniyor. Halklar savaş değil, birlikte barış içinde bir arada yaşamak istiyor. Halklara rağmen egemenlerce uygulanan savaş politikaları, Ermeni ve Azeri halklarını birbirine kırdırmaya çalışıyor. Savaş tarihinin en korkunçlarından birisi, insanlık adına bir utanç belgeseli sayılması gereken 2. Dünya Paylaşım Savaşı idi. İnsanlık geçtiğimiz yüzyılın daha başında bu savaş ile karşı karşıya geldi. Bu paylaşım savaşının yarattığı yıkım, öylesine korkunç ve büyüktü ki yeryüzü adeta bir kan deryasına dönüştü. Sonra tam da ‘artık devletler bu vahşetten gerekli dersleri almıştır, o kara günler bir daha yaşanmaz’ derken, bu kez de bölgesel savaşlar dünya savaşlarını aratmaz oldu. Bugün ise yeni bir yüzyıla daha adım atarken, ne yazık ki kin ve nefret söylemli diplomasi dilinin ve savaş tahrikçisi politikaların varlığını görüyoruz. Emperyalistlerce geçtiğimiz yüzyıldan bugünkü kuşaklara miras diye bırakılabilen barış değil, estirilen savaş rüzgarları.”

    “ACI KAN VE GÖZYAŞINA NEDEN OLACAK SAVAŞIN ÇIĞIRTKANLIĞINI YAPMAK, BU YÜZYILIN EN BÜYÜK ÇILGINLIĞI DEMEK OLACAKTIR”

    “Savaşlar yalnız insanları yok etmiyor, ekolojik bir kırıma da yol açıyor” denilen açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

    “Bombalanan, yakılan yıkılan şehirler, ormanlar, tarlalar, su kaynakları… Bu süreçte yok olan yaban hayat ve biyoçeşitlilik. Yaşanılan iklim değişikliği nedeniyle iklim krizi geri dönülmez noktalara gelmişken bir de bu kırıma savaşın neden olduğu ekolojik krizin de eklenmesi ile kriz katmerlenerek büyüyor.  Her geçen gün etkisini daha da hissettiren iklim krizinin, tüm dünyayı etkisi altında tutan Kovid-19 pandemisine yol açtığı bilimsel araştırmalarla ortaya konuldu. Kovid-19 pandemisi bizlere tarihi bir uyarıdır. Pandemi bir milyondan fazla insanı aramızdan almışken, daha fazla ölüm yaratacak, acı kan ve gözyaşına neden olacak savaşın çığırtkanlığını yapmak, bu yüzyılın en büyük çılgınlığı demek olacaktır.”

    Açıklamada, iklim krizi ve pandemi günlerinde doğanın insanlığa verdiği mesajın iyi okunması halinde dünyaya hakim olan savaş çığırtkanlığına karşı barışı cesaretle savunmak gerektiğinin altı çizilerek, “Başlı başına bir yıkım olan savaşların aynı zamanda ekolojik bir yıkım da olduğunun farkında olarak, tüm dünyada, Orta Doğu’da ve yanı başımızda Azerbeycan ve Ermenistan’da savaşa karşı çıkıyoruz. Ekoloji Birliği olarak, yaşamı ve barışı ısrarla savunuyoruz” denildi.

  • Ekoloji Birliği: Evde kal sürecini iktidar ve şirketler fırsata dönüştürdü

    Ekoloji Birliği: Evde kal sürecini iktidar ve şirketler fırsata dönüştürdü

    PİRHA – Ekoloji Birliği, koronavirüs nedeniyle insanların evlerine çekildiği bir sürecin sermaye ve iktidarın tarafından fırsata çevrildiği belirtildi. Birlik, bu süreçte yapılan tahribatları hazırladığı raporla paylaştı. 
    Ekoloji Birliği, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını sürecinde halkın “evde kal”dığı süreçlerde  sermaye ve iktidar tarafından ekolojik yıkım projelerine devam edildiğini belirtti. Ekoloji Birliği, bu süreçte yaşanan ekolojik tahribata ilişkin rapor yayınlandı. Ekolojik yıkım projelerinin bir an önce durdurulması gerekildiği belirtilen raporda, yaşamın, kapitalist sistemin yarattığı ekolojik tahribat nedeniyle ciddi tehdit altında olduğunu vurguladı. Türkiye’de sermaye ve siyasi iktidarın koronavirüs (Kovid-19) salgınını bile doğaya yönelik sömürünün sürmesi için projelerini uygulama yönünde bir fırsata dönüştürme çabası olduğu vurgulanan raporda, aç gözlülüğün dur durak bilmediği ifade edildi.
    Ekoloji Birliği raporunda koronavirüs sürecinde ekolojik yıkıma yol açan projelerin bir bölümü şöyle;
    “* Çanakkale Kumarlar köyünde baraj inşa etmek isteyen Doğu Biga Madencilik isimli şirket tarafından, köylülere mera alanlarını boşaltmaları için baskı yapıldı.
    * Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi Rize Güneysu Gürgen köyünde halkın tepkisine rağmen HES projesini yürüten şirket, koronavirüs gündemini fırsat bilerek çalışmalarını hızlandırdı.
    * Artvin’deki maden ve HES çalışmaları devam ediyor. Cengiz Holding’e ait Eti Bakır’ın işlettiği Artvin Cerattepe ve Murgul’daki maden sahalarında faaliyete ara verilmedi.
    * Artvin Yusufeli’nde ilçe halkının itiraz ettiği HES projesiyle ilgili çalışmalara başlanıldı.
    *Salda Gölü 1’inci derece doğal sit ve korunan alan statüsüne sahip olmasına rağmen, millet bahçesi yapmak amacıyla iş makineleri ile Salda’ya girip bölgeye özel kumulları taşıdılar ve Millet Bahçesi kapsamında yapacakları yol ve otopark alanına serdiler. Tepkiler üzerine faaliyet durdu.
    * UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilen Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır Sur’ları ile Dicle Nehri arasındaki bir bölgede yer alıyor. Kültürel bir miras olan bu alan, millet bahçesine dönüştürülmek isteniyor.
    *Cumhurbaşkanı kararıyla, Adana’dan 9, Artvin’den 1, Bolu’dan 3, Erzurum’dan 7. toplamda 14 Bin Dönümlük alan, ‘Yayla Alanı’ olmaktan çıkarıldı.
    * Ilısu Barajı’nın su toplaması sonucunda, Hasankeyf ve 40 köy bütünüyle sular altında kalırken, 60 köyde de evlerin ve tarım arazilerinin büyük bir bölümü suya gömüldü.
    * Mersin Karaduvar’da Polipropilen Fabrikası: Mersin’de doğayı kirleteceği iddiasıyla büyük tepkiye neden olmasına rağmen yapılmak istenen polipropilen tesisi için Toros Tarım AŞ’nin olduğu bölge Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi.
    * Eskişehir’de 9 adet Jeotermal kaynak arama sahası için ruhsat verileceği açıklandı.
    * Kanal İstanbul projesi öncesi iki köprünün taşınmasıyla ilgili ihale yapıldı. İhale meslek odalarınca dava edildi.
    *  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Afşin’e üçüncü termik santrale “ÇED Olumlu” kararı verdi.
    * Bursa’ya bağlı Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla köyü sınırları içindeki alanda Lübnanlı Maden Şirketi Meyra tarafından bakır ve çinko madeni için zenginleştirme tesisi yapılması amacıyla ağaç kesilmeye başlandı. Köylüler direniyor.
    * Bursa Nilüfer ilçesine bağlı Çalı Mahallesi’nde HES Projesi çalışmaları başladı.
    * Bartın ırmağı ‘’Kesin Korunacak Hassas Alanlar’’ statüsünde iken bir alta çekerek ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanına indirildi.
    * Ordu-Fatsa’da altın madeni için alan genişletme faaliyetleri tekrardan başladı. Yeraltı ve yerüstü suları zehirlendi.
    * Muğla’nın Milas ilçesinde İkizköy mevkiinde yer alan termik santralin su ihtiyacı giderilmesi amacıyla, İkizköy susuz bırakıldı.
    * Aydın Efeler’e bağlı Kızılcaköy’de yapılmak istenen jeotermal enerji santrali için ‘ÇED Olumlu’ kararı verildi. Kızılcaköylüler dava hazırlığı içinde.
    * Ordu ilinde Perşembe-Gürgentepe-Fatsa ilçelerinde 1.967.61 hektarlık alanda maden arama için ihale yapıldı, ruhsat verildi.
    * Çanakkale Orman Müdürlüğü Kaz dağlarında 270’inci güne ulaşan çadır nöbet alanının tahliyesi için tebliğde bulundu. Karara STK’lar Çanakkale Valiliği’ne dilekçelerle itiraz ettiler.
    * Samsun, Kavak Şahin Dağlarında TÜPRAG Madencilik tarafından 12 bin hektarı kapsayan alanda toplam 6 adet saha için maden arama ruhsatı alınmış ve bu sahalardan ikisinde maden arama faaliyetleri kapsamında sondaj çalışmalarına hız verilmiş durumda.
    * TMSF’nin daha önce el koyduğu Koza Altın İşletmeleri, Eskişehir Sivrihisar’da yaşam alanlarının yakınına siyanürlü ikinci atık depolama tesisi yapılması için çalışmalara başladı.
    * Özelleştirilen Tekirdağ Uluslararası Limanı, şimdiki adıyla Ceyport Tekirdağ Uluslararası Limanı’nda kurulması planlanan likit tank çiftliği projesi kapsamındaki kimyasal depolama alanının temelleri deniz kıyısında atıldı. Kimyasalların depolanacağı alanın 500 metre ötesinden aktif fay hattının geçmesi nedeniyle projeye tepki gösteriliyor.
    * Dersim’de her geçen gün sayıları artan kum ve taş ocaklarının yerleşim ve yaşam alanlarına, verimli tarım arazilerine, bağ bahçelere ve ürünlere ciddi zararlar vermesi nedeniyle DEDEF tarafından taş ve kum ocaklarına karşı kampanya başlatıldığı açıklandı.
    * Balya Orhanlar köyünde Bahar Madencilik A.Ş. tarafından altın madeni arama faaliyetleri sürdürülüyor.
    * 17 Ocak’ta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ihale edilen 305 maden alanının ihalesinin iptali için doğa koruma örgütleri dava açtı.
    * Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca Muğla ili Fethiye ilçesi Kayaköy Mahallesi ve Ölüdeniz Mahallesi sınırlarında bulunan 2 bin 182 hektarlık alan sondaj yöntemi ile Jeotermal kaynaklar arama faaliyeti adı altında ihale edildi. Bu bölgede korunan alanlar bulunmakta.
    * Datça-Emecik-Alavara mevkiinde mutlak korunması gereken bir alanın sit statüsü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, 34954 sayılı Olur ile 18 Şubat tarihli Resmi Gazete’de ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak ilan edilerek yapılaşma ve madencilik faaliyetlerinin önü açıldı.
    * Tokat’ın Yağmurlu ve Mercimek köyleri yakınında yapılmak istenen taş ocağı projesi için ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verildi. Köylüler kararı dava etmeye hazırlanıyor.
    * Aydın İli Efeler İlçesi Yılmazköy’de ÇED kararı ve üretim lisansı iptal edilmiş olan Maren Enerji’nin kuyuları başka tesise bağlama girişimi sırasında jeotermal borularında patlama meydana geldi.”
    (HABER MERKEZİ)
  • Munzur Koruma Kurulu: Korunan alanlarımıza dokunma

    Munzur Koruma Kurulu: Korunan alanlarımıza dokunma

    PİRHA- Ekoloji Birliği bileşeni Munzur Koruma Kurulu yaptığı açıklamada, tüm ülkenin koronavirüs salgını ile uğraşırken iktidarın boş durmadığını ve  Korunan Alan Yönetmeliği’ni değiştirerek korunan alanları madencilere, turizmcilere, barajlara açtığına işaret ederek “Geleceğimizin güvencesi olan korunan alanlarımıza dokunmayın!” dedi.

    Munzur Koruma Kurulu, 16 Mart 2020 günlü ve 31070 sayılı Resmi Gazetede yer alan “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile korunan alanların madencilere, turizmcilere ve barajlara açıldığını açıkladı.

    Kurul tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tüm ülke olarak aklımız koronavirüsü salgınındayken iktidar boş durmadı, “Korunan Alan Yönetmeliği”ni değiştirerek korunan alanları madencilere, turizmcilere, barajlara açtı. 16 Mart 2020 gününde yayımlanan yönetmelik değişikliği ile doğal sit alanı kategorilerinden olan “Nitelikli Doğal Koruma Alanları”nın ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”nın ve Anıt Ağaçların ayırt edici özellikleri ve tanımları değiştirildi.  Doğal sit alanlarında tanımlanan bu yeni faaliyetlerin bir kısmı, Bakanlığın 2017 ve 2019’da yayımladığı 99, 105 ve 109 sayılı ilke kararları ile uygulamaya sokulmaya çalışılmıştı. Ekoloji Kolektifi bu ilke kararına dava açmıştı. Birinci davada yürütmeyi durdurma alınmış olup davalar sürmektedir. Yapılan bu değişikler ile zaten işgal altında olan ormanlarımızın yanı sıra “korunan alanlarımız” da madencilerin, sanayicilerin, baraj yatırımcılarının talanına açılmış oldu. Korunması gereken endemik türlerimiz, biyo çeşitliliğimiz, yaban hayatımız yok olma tehdidi ile karşı karşıya.”

    “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanlar, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgeleri bizim hazinelerimizdir, mutlak korunması gerekir” denilen açıklamada “Koronavirüsden ders almayan iktidar, kullanılması değil korunması gereken bu önemli alanları daha fazla talana açarak yeni salgınlara davetiye mi çıkarıyor? İktidarı söz konusu yönetmeliği bir an önce iptal etmeye çağırıyoruz! Ekoloji Birliği olarak yönetmeliğin iptali için yasal haklarımızı kullanacağımızı duyuruyor, kamuoyunu da desteğe davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • AKP’den koronavirüs fırsatçılığı: ‘Korunan alanlar’ sessiz sedasız talana açıldı!

    AKP’den koronavirüs fırsatçılığı: ‘Korunan alanlar’ sessiz sedasız talana açıldı!

    Tüm ülke koronavirüs salgına odaklanmışken iktidar, ‘korunan alanlar’ı madenlere, turizme ve barajlara açtı. Ekoloji Birliği’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada “İktidar yeni salgınlara davetiye mi çıkarıyor?” diye soruldu.

    Ülke koronavirüs salgınıyla boğuşurken AKP iktidarı “Korunan Alan Yönetmeliği”ni değiştirerek, korunan alanlarını talana açtı. Yönetmelik milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı ve sulak alanların tescil, onay ve ilanı ile tabiat varlığı, doğal sit alanı ve özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirliyor.

    16 Mart 2020 günü ve 31070 sayılı Resmi Gazete’de “Korunan Alanların Tespit. Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlandı. Yönetmelik değişikliği ile doğal sit alanı kategorilerinde olan “Nitelikli Doğal Koruma Alanları“ ile “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”nın ve Anıt Ağaçların ayırt edici özellikleri ve tanımları değiştirildi.

    “Nitelikli Doğal Koruma Alanları”nda yapılabilecek faaliyetler’ Yönetmelik değişikliği öncesinde. Örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı. Bungalov ve günübirlik faaliyetler şeklinde tanımlanmışken Yönetmelik değişikliği ile bu faaliyetlere, tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları, hayvancılık, balıkçı barınağı, iskele, doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulamalar, içme suyu amaçlı baraj ve göletler, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri doğal göl ve denizler hariç kültür balıkçılığı faaliyetleri, zorunlu teknik altyapı uygulamaları eklendi.

    MADENLERE AÇILDI

    Yapılan diğer bir değişiklikle birlikte de “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”na, entegre tesisler ve maden işletmesi yapılabilecek.

    ORMANLARIN TALANI YETMEDİ!

    Değişiklikle, AKP’nin talana açtığı ormanların yanında bir de “korunan alanlar“  madencilerin, sanayicilerin, baraj yatırımcılarının talanına açılmış oldu. Söz konusu alanlardaki endemik bitki türleri, biyoçeşitlilik ve yaban hayat ise yok olma tehdidi ile karşı karşıya getirildi.

    EKOLOJİ BİRLİĞİ: İKTİDAR YENİ SALGINLARA DAVETİYE Mİ ÇIKARIYOR?

    Ekoloji Birliği’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Milli parklar, tabiat parkları. tabiat anıtları. tabiatı koruma alanları ve sulak alanlar, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgeleri bizim hazinelerimizdir, mutlak korunması gerekir. Korona virüsünden ders almayan iktidar, kullanılması değil korunması gereken bu önemli alanları daha fazla talana açarak yeni salgınlara davetiye mi çıkarıyor?” diye soruldu.

    İktidara yapılan çağrıda, söz konusu yönetmeliğin bir an önce iptal edilmesi yönünde çağrı yapılırken,  Ekoloji Birliği olarak yönetmeliğin iptali için yasal haklarımızı kullanacağımızı duyuruyor, kamuoyunu da desteğe davet ediyoruz” denildi.

  • DEDEF: Karadeniz Yanıyor, İnandırıcı Açıklama Bekliyoruz

    DEDEF: Karadeniz Yanıyor, İnandırıcı Açıklama Bekliyoruz

    PİRHA- Munzur Koruma Kurulu, Karadeniz Bölgesi’nde Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu dağlarını da içine alan 69 ayrı yangına dair yaptığı açıklamada “Bu kadar yangının aynı anda olması tesadüf mü diyeceğiz? Yetkililerden araştırmalara dayanan bir açıklama bekliyoruz. Yeni yangınların olmaması için acil önlemelerin artırılmasını istiyoruz” denildi.

    Munzur Koruma Kurulu Karadeniz bölgesinde çıkan yangılara ilşkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada yetkililerden yangınlara yönelik acil önlem almaları konusunda daha önce de uyarılar yaptıklarını belirtilerek şunlar ifade edildi;

    “Yaz sıcaklarında, operasyonlarda orman yangınların tanık olduk ama kış ayında hem de Karadeniz’de yangın görmemiştik. O da oldu. Türkiye gerçeğinde yangından sonra orman alanlarının imara açılması sonucu dev otel, villa inşaatlarının yükseldiğini gördük. Bu nedenle her yangın olayında kuşkularımız yenileniyor. Karadeniz Bölgesi’nde Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu dağları alev içinde kaldı. 69 ayrı yangından söz ediliyor. Bir değil, üç değil. Bu kadar yangının aynı anda olması tesadüf mü diyeceğiz? Bu konuda “lodos”, “kuraklık”, “sıcak” gerekçesi yanında üreticilerin bahçelerindeki otları ve küçük dalları yakmalarını mı gerekçe yapacağız? Ekoloji Birliği olarak yetkililerden araştırmalara dayanan gerçekleri açıklamalarını istiyoruz. Yetkililerin “tahmini” açıklama hakkı yok. Yanan ormanların soğutma çalışması sonrası yenilenme çalışmalarının başlatılmasının, imara açılıp açılmayacağının takipçisi olacağız. Bölge halkı, maden işletmelerinin köstebek yuvası gibi her tarafta patlaması nedeniyle endişeleniyor. Karadeniz Bölgesi’nin ekolojik yapısını değiştiren HES, taş ocakları ve özellikle de maden işletmelerinin artırılması iklim değişikliğini hızlandırmaktadır. Karadeniz Bölgesi’nde bu aylarda yağışın olmaması iklim değişikliğinin de bir göstergesidir.”

    ​“Yangınlarda bir sabotaj olma iddiaları konusunda bir soruşturma var mı? İklim değişikliğinin etkisi araştırılmakta mıdır?” sorularının sorulduğu açıklamada “Ekoloji Birliği olarak yeniden vurguluyor: Yetkililerden araştırmalara dayanan bir açıklama bekliyoruz. Yeni yangınların olmaması için acil önlemelerin artırılmasını istiyoruz” diyerek sonlandırıldı.

    HABER MERKEZİ

  • Ankara Valiliği İklim Krizi Mitingi’ne yasak getirdi

    Ankara Valiliği İklim Krizi Mitingi’ne yasak getirdi

    PİRHA – Ekoloji Birliği tarafından 26 Ekim Cumartesi günü Ankara’da “İklim Krizine ve Ekolojik Yıkıma DUR Diyoruz” çağrısıyla yapılması planlanan miting Ankara Valiliği tarafından yasaklandı.
    Ekoloji Birliği’nin iklim krizine dikkat çekmek amacıyla Cumartesi günü yapmayı planladığı mitinge valilik tarafından yasaklandı.
    Karara tepki gösteren Ekoloji Birliği “Yaşamı savunma mücadelemize getirilen bu antidemokratik yasaklama kararını protesto ediyoruz” diyerek şu açıklamayı paylaştı:
    “Mitingden bir gün öncesine kadar bu kararın açıklanmaması ayrı bir demokrasi ayıbıdır. Yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır. İklim Krizine, ekolojik yıkıma, talana, ve soyguna daha gür sesle DUR demeye devam edeceğiz.”
    Çevreciler, valilik yasağına dair TÜM BEL SEN Genel Merkezinde, saat 13.00’te basın açıklaması yapacaklarını da duyurdu.
    PİRHA/ANKARA
  • ‘Orman yangınlarına göz yummayacağız, gerekli önlemler alınsın’-VİDEO

    ‘Orman yangınlarına göz yummayacağız, gerekli önlemler alınsın’-VİDEO

    PİRHA – Ekoloji Birliği ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi, bölgedeki orman yangınlarına dair açıklama yaptı. İhmal, tarla açma, kapitalist kar hırsı ile yatırım alanı yaratma ya da güvenlik vb. gerekçelerle çıkan orman yangınlarına dikkat çeken Ekoloji Birliği bir an önce önlem alınması çağrısında bulundu.

    Ekoloji Birliği ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi, orman yangınlarına ilişkin İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Dersim Barosu, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, Demokratik Alevi Dernekleri, Halkların Demokratik Partisi, Dersim Dernekler Federasyonu, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Emek Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin desteklediği açıklamaya kurum ve siyasi parti temsilcileri katılım gösterdi.

    “SORUMLULAR; İHMALCİ, RANTÇI, SÖMÜRGECİ ZİHNİYETTİR”

    Açıklamayı okuyan Ekolojist Özen Meral Yıldız, “Ormanlar birkaç milyar yıllık bir geçmişe sahip, tür çeşitliliğinin en önemli alanlarındandır.  İnsan ve insan dışı canlıların yaşadığı en büyük ekosistemlerdendir. Endemik türlere ev sahipliği yapar. Havamızı temizler, tüm canlılara sınırsız ürünler sunar. Bu vazgeçilmez yaşam alanlarında zaman zaman yangınlar meydana gelmektedir. Yangınlar bazen ihmal nedeniyle çıkmakta, bazen de ya tarla açma, kapitalist kar hırsı ile yatırım alanı yaratma, ya da güvenlik vb. gerekçeleriyle, bilerek çıkartılmaktadır. Orman yangınlarının sorumluları, ihmalci, rantçı, sömürgeci ve baskıcı zihniyet ve bu zihniyete hizmet eden kişi ve kurumlardır” ifadelerini kullandı.

    “GÖZ YUMMAK; VİCDANSIZLIKTIR, HUKUKSUZLUKTUR”

    “Her ne sebeple çıkarsa çıksın, meydana gelen yangınlara göz yummak vicdansızlıktır, hukuksuzluktur. Hukukun işletilmesi ve bilinçli yapılan bu katliamların sorumlularının cezalandırılması gerekmektedir. Rant düzeninde, tarım, turizm, maden ve inşaat sektörlerinin ihtiyacı için faili meçhul yangınlar çıkarılarak orman alanların vasfının yitirilmesi sağlanmaktadır. Bu sektörler nereyi işaret ederse ertesi gün o ormanlar bir yangına kurban verilmekte, yaşam ve doğa yok edilmektedir” diyerek çağrıda bulunan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Anız yakmalardan kaynaklı devasa tarım arazilerini kaplayan yangınlar ormanlık alanlara da yayılmakta, toprakta yaşayan onlarca canlı ve mikroorganizma yok olmaktadır.

    Turizm sektörü de rant mekanı olarak belirledikleri  bir çok orman alanını gerek yasal düzenlemelerle, gerekse de yakmak yoluyla, orman vasfından çıkarıp turizm alanına çevirmektedir. Diğer taraftan, yasal yollarla ormanlık alanlar kiralanmakta ve ağaç kesimleri yapılarak alan yaratılmaktadır.

    Madencilik yapılacak alanlarda da geniş ormanlık alanlar madencilere üç kuruşa tahsis edilmekte ve büyük ormanlık alanlar göz göre göre kesilmekte ve ekosistem tahrip edilmektedir.

    Havaalanları, duble yollar, konut ve yapılaşma nedeniyle de ormanlık alanlar kesilmekte, büyük barajlar ormanlık alanları su altında bırakmaktadır.

    “KÜRT COĞRAFYASINDA YANGINLAR YIKICI ETKİDE”

    Güvenlik gerekçesiyle Kürt coğrafyasında uzun yıllardır çıkartılan orman yangınlarının da bir başka yıkıcı etki yaratmakta olduğunu ifade eden Yıldız, şöyle devam etti:

    “Doksanlı yıllarda köy boşaltmaları hep orman yangınları üzerinden yapılmış ve yangınlar yöntem olarak kullanılmıştır. Ne yazık ki günümüzde bu anlayış  hala aynı şekilde devam etmektedir. Askeri operasyonlardan kaynaklı her yıl birçok ormanlık alanda yangınlar yaşanmakta ve bu alanlar küle dönmektedir. Her yıl günlerce süren orman yangınlarında binlerce hektar ormanlık alan yok olmaktadır. Yörede yaşayanların can ve mal kaybı olmakta, ormanda yaşayan canlıların en temel hakkı olan yaşam hakkı yok sayılmaktadır. Çıkan/çıkarılan orman yangınlarının söndürülmesi engellenmektedir.”

    “YAŞAMIN KORUYUCUSU VE SAVUNUCUSU OLACAĞIZ”

    “Gerek merkezi iktidar gerekse yerel yönetimler şimdiden kendi sınırları içindeki ormanların korunması için gerekli makine ve  ekipmanı hazırlamalı ve çalışanlarına eğitimler vererek yangınlara hazırlıklı olmalıdır. Olası yangınların hızlı ve etkin bir biçimde söndürülebilmesi için karayolları bölge bakım merkezlerine benzer, orman yangınlarına yerel(bölgesel-lokal) müdahale merkezleri oluşturulmalı ve buralarda en az bir yangın helikopteri veya uçağının bulundurulması sağlanmalıdır” diyen Yıldız, şöyle çağrı yaptı:

    “Sorumluların söylem ve gerekçeleri ne olursa olsun yetkili kurumları yangınların çıkması-çıkarılması konusunda vicdani olarak sorumlu davranmaya ve anayasa ile koruma altına alınmış olan ormanları korumaya davet ediyoruz.

    Şimdiden uyarıyoruz; Her yıl olduğu gibi bu yılda muhtemel çıkacak yangınları “iyi niyetle” karşılayıp sineye çekmeyeceğiz. Söz konusu alanlarda meydana gelecek orman yangınlarına göz yummayacağız. Bir bütün olarak yaşam alanlarını tehdit eden bu durumu kimse geçiştiremez. Sorumlu kişi ve kuruluşları gerekli önleyici planlamalar yapmaya çağırıyoruz.

    Konunun takipçisi olacağımızı ve ormanlarımızın ve yaşamın koruyucusu ve savunucusu olacağımızı tüm kamuoyuna ve ilgili kurumlara bildiririz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ekoloji Birliği: Ormanlar yanarken seyirci kalmak, vicdansızlıktır, Anayasal suçtur!

    Ekoloji Birliği: Ormanlar yanarken seyirci kalmak, vicdansızlıktır, Anayasal suçtur!

    Ekoloji Birliği, Dersim başta olmak üzere Bölge illerinde yaşanan orman yangınlarına yeterli müdahalenin yapılmamasına tepki gösterdi.

    Ekoloji Birliği Bölge’de devam eden yangınlarla ilgili yazılı açıklama yaptı. Dersim başta olmak üzere Bölge’nin birçok yerinde yanan ormanlara devlet kurumlarının müdahale etmemesini “Anayasal suç” olarak tanımlayan Ekoloji Birliği açıklamasında, “Ülke yangın yeriyken bayram yapılmaz” denildi.

    EN ÖNEMLİ NEDEN ASKERİ OPERASYONLAR

    Bölge’de her yaz çıkan/çıkarılan orman yangınlarının bu yaz da şiddetli bir şekilde devam ettiğinin altını çizen Ekoloji Birliği, bu orman yangınlarının birçok sebebi olmakla beraber en önemli sebebinin askeri operasyonlar olduğunu dile getirdi.

    Bölgede devam eden çatışmaların olumsuz etkilerinin arasında ekolojik yıkımın da olduğuna vurgu yapan Ekoloji Birliği, “Bölgede yaşanan ve devam eden orman yangınlarına OHAL’i aşan uygulamalar ve güvenlik nedeniyle halkın müdahale etmesine ve bilgi edinmesine bir şekilde izin verilmemektedir. Bölgede ekoloji mücadelesi yürüten aktivistlerin ve gönüllülerin hazırladıkları raporlar ve edindikleri izlenim/gözlemler ışığında askeri karakol ve noktalara yakın ormanlık alanların yandığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte süren operasyonlar ve çıkan çatışmalarda ateşli silahlar kullanıldığından dolayı ormanlar yanmaktadır/yakılmaktadır” dedi.

    DEVLETE VE İKTİDAR MEDYASINA GÖRE YANGIN YOK!

    Devletin resmi kurumlarının yangınlara hiçbir müdahalede bulunmadığı gibi basına ve kamuoyuna orman yangınlarının olmadığına dair demeçler verildiğine dikkat çeken Ekoloji Birliği, iktidara yakın medyada da orman yangınlarına dair tek bir bilgi yer almadığını ifade etti. Dersim’de orman yangınlarının yaşandığı bölgelerde halkın köyleri boşaltmak zorunda kaldığına, duman ve gazdan etkilenen insanların hastaneye kaldırıldığına dikkat çeken Ekoloji Birliği, birçok hayvanın da yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını dile getirdi.

    ENDEMİK BİTKİ VE HAYVAN TÜRLERİ YOK OLUYOR

    Yangınlardan dolayı bölgedeki ekosistemin geri dönülmez bir şekilde tahrip edildiğini ifade eden Ekoloji Birliği açıklamasında, “Yangının yaşandığı bölgelerde askeri engellemeleri aşıp yangına müdahale eden yerel halk birçok endemik bitki ve hayvan türlerinin yandığını tespit etmiştir. Dersim yaylalarında geçimlerini hayvancılık faaliyetleri ile sürdüren bölge halkı hem maddi hem de manevi zarara uğramaktadır. Ayrıca Dersim’de yerel halk tarafından kutsal kabul edilen mekânların da yanma tehlikesi bulunmaktadır” denildi.

    DEVLET TÜM OLANAKLARI İLE YANGINA MÜDAHALE ETMELİ

    Yangına müdahale edilmediği takdirde toplumsal, ekonomik ve ekolojik tahribatların geri dönülmez bir noktaya geleceği uyarısında bulunan Ekoloji Birliği açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

    “Devlet, bütün olanaklarıyla bu yangınlara bir an önce müdahale etmelidir. Ülkenin herhangi bir yerinde ormanlar yanarken seyirci kalmak, görmezden gelmek vicdansızlıktır, hukuksuzluktur. Devlet kurumları ise görevi ihmal ve Anayasal suç işlemektedirler. Devlet Anayasaya göre ormanları korumak zorundadır. Ülkenin ormanları, o ormanlardaki canlı cansız varlıklar yanarken, ülke yangın yeriyken bayram yapılmaz!”

    EKOLOJİ BİRLİĞİ

    Ekoloji Birliği, ülkenin değişik bölgelerinde ekoloji mücadelesi yürüten 56 örgüt tarafından 24-25 Mart 2018 tarihinde yapılan toplantılar sonrası kuruluşunu ilan etti. Birlik, ekoloji örgütlerinin ortak eylem ve mücadele biriliğini oluşturmanın yanı sıra deneyim paylaşımı ve saldırıları birlikte göğüslemek için de bir arada olunması gerektiğine vurgu yapıyor. Ekoloji Birliği, doğayı savunmanın yanı sıra barışı savunmanın da ekoloji mücadelesinin en önemli görevleri arasında olduğu görüşünde. Ekoloji Birliği kuruluş deklarasyonunda, hükümetin sermaye işbirliğiyle doğa ve yaşam alanları üzerinde yarattığı talan ve yıkımdaki sistematik artışın artık dayanılmaz boyuta geldiğine dikkat çekilerek,  toplumsal bir ekolojik muhalefet yaratılmasının acil bir ihtiyaç dile getirilerek, ekoloji mücadelesinin temelde sorunu yaratan sisteme, kapitalizme karşı bir mücadele olduğu vurgusu yapılıyor.

    (HABER MERKEZİ)