Etiket: Ekrem İmamoğlu

  • İBB Davası’nda ara karar Nisan sonunda verilecek

    İBB Davası’nda ara karar Nisan sonunda verilecek

    PİRHA- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 402 kişinin yargılandığı davada, İmamoğlu , ‘Ben ilk seçimde iktidar olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım ve 1 yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım,’ dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık, ‘İBB davası’ için Silivri’de hakim karşısına çıktı.

    Dünkü ilk duruşmanın başında söz almak isteyen İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında tartışma çıkmıştı. Mahkemede, avukatların yaptığı reddi hakim talebi de kabul edilmedi.

    Salı günkü duruşma da gergin başladı. Avukatlar, kimlik kontrolüyle salona alınmayı reddetti. Daha sonra avukatlar iki saatlik bekleyişin ardından salona girebildi.

    İddianamenin özetinin okunmasından ardından İmamoğlu daha sonra söz alarak kürsüye geldi.

    “BEN DERTLİYİM ÜÇ BİN YILLA YARGILANIYORUM”

    Mahkemenin kendisini dinlememesinin kanunlara uygun olmadığını söyleyen İmamoğlu şunları söyledi: ”Az önce iddianamenin özetini okudunuz, her satırda ismimin geçtiği özeti aktardınız. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli siyasi davlardan biri başlatılıyor. Burada ‘Sizi dinlemiyorum’ ya da ‘Size söz hakkı vermiyorum’ demenizin yüce Türk yargısına, kanunlara uygun olmadığını düşünüyorum. Burada avukatlarımın ‘bir seslensin’ demesi de budur. Kısıtlamayı anlatmam, talebimi anlatmam için. Benim burada camide miting yapanlar gibi miting yapacak halim yok. Ben dertliyim üç bin yılla yargılanıyorum. Bu ‘iftiraname’ üzerinden baskı altında bir sistemle karşı karşıyayız. Ben size güvenmek istiyorum. Ben ilk seçimde iktidar olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım ve bir yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım. Burada savunma sıralamasının da tutarsız olduğunu düşünüyorum. Bırakın Ekrem İmamoğlu’nu ilk dinlemeyi, son dinlemeyi arada bile dinlemeniz gerekir. Ekrem İmamoğlu olarak savunmaların başında, ortasında, sonunda, karar zamanında çoklu savunma hakkım olduğunu düşünüyorum.”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında tutuklanan eski CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, duruşmada savunmasını sundu. İddianame kapsamında 20 numaralı eylemden sorumlu tutulan Erdoğdu, kendisine yöneltilen iddiaların asılsız olduğunu öne sürdü.

    Mahkeme başkanı, duruşmaların nasıl devam edeceğini açıkladı. Buna göre her tutuklu sanığın ardından avukatları da savunma yapacak. 19 Mart’a kadar duruşmalar devam edecek. Nisan sonunda ara karar verilerek tutukluluk değerlendirmesi yapılacak.

    Avukatların önerileri ise reddedildi.

    DAVA SÜRECİ

    İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği 23 Mart 2025’te tutuklanmıştı. Soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

    Soruşturmayla ilgili iddianamenin tamamlanması ise 237 günü buldu.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve 3 bin 700 sayfayı aşan iddianamede toplam 400’ün üzerinde kişi sanık olarak yer alıyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede savcılık, Ekrem İmamoğlu’nun ‘yolsuzluk amacıyla kurulduğu öne sürülen bir örgütün kurucusu ve lideri’ olduğunu iddia ediyor. İddianamede İmamoğlu hakkında 142 ayrı suçlama yöneltilirken 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

    HABER MERKEZİ

  • İBB soruşturmasında kritik adım: İddianame tamamlandı

    İBB soruşturmasında kritik adım: İddianame tamamlandı

    PİRHA-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB iddianamesinin saat 15.00 sularında mahkemeye sunulacağını duyurdu. Savcılık, iddianameye ilişkin teknik bilgileri de kamuoyuyla paylaştı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü soruşturmasında önemli bir adım attı. Başsavcılık, örgüt kapsamında toplam 105’i tutuklu, 19’u adli kontrollü, 7’si yakalama emriyle aranan şüpheli hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldığını duyurdu.

    İddianamede, örgütün kurucusu ve lideri olduğu belirtilen Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü kurma, rüşvet, suç gelirlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşlarına dolandırıcılık gibi suçlardan toplam 142 eylemi işlediği öne sürüldü. Ayrıca örgüt mensupları tarafından işlenen kişisel verilerin kaydedilmesi, ele geçirilmesi ve yayılması, ihale yolsuzlukları, çevreyi kasten kirletme ve vergi kanununa muhalefet gibi suçlarda da lider olarak sorumlu tutulduğu kaydedildi.

    Başsavcılık, diğer şüphelilerden 99’unun örgüt üyesi, 6’sının yöneticisi ve geri kalanların örgütle bağlantılı suçlar işleyen kişiler olduğunu belirtti. Soruşturmanın bazı şüpheliler yönünden devam ettiği ifade edildi.

    HABER MERKEZİ

     

     

     

  • Barış ve Demokrasi Çalıştayı’nın sonuç bildigesi açıklandı: Mücadeleyi büyütelim!

    Barış ve Demokrasi Çalıştayı’nın sonuç bildigesi açıklandı: Mücadeleyi büyütelim!

    PİRHA- Sosyalist örgütler tarafından Barış ve Demokrasi için Buluşuyoruz Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz” başlığı ile Ankara’da yapılan Çalıştay’ın sonuç bildirgesi açıklanırken, “Özgürlükler için mücadeleyi büyütmede kararlıyız” denildi.

    Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)  “Barış ve Demokrasi için Buluşuyoruz Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz” başlığı ile Ankara’da çalıştay gerçekleştirdi.

    Makina Mühendisleri Odası’nda iki gün süren Çalıştay’ın sonuç bildirgesinin okunması ile sona erdi.

    “ÖZGÜRLÜKLER İÇİN MÜCADELEYİ BÜYÜTMEKTE KARARLIYIZ”

    DEM Parti Örgütlenmeden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Özlem Gündüz‘ün okuduğu sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “DEM Parti, EHP, EMEP, SMF, TİP ve TÖP olarak düzenlediğimiz ‘Demokrasi ve Barış İçin Buluşuyoruz, Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz’ başlıklı çalıştayımızı 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirdik. Çalıştayda, Türkiye’de anayasal düzenin bugünkü durumu, hak ve özgürlüklerin geleceği, yerel yönetimlerden parti kongrelerine uzanan kayyum uygulamaları, otoriterleşme ve temsil krizinin boyutları, Türkiye’deki yönetim deneyimleri ve yeni dönemde barış arayışlarının imkanları üzerine kapsamlı tartışmalar yürüttük. Yapılan değerlendirmeler sonucunda çalıştayın sonuç metni aşağıdaki gibi şekillenmiştir.

    Bugün anayasal bir düzenin varlığından söz edilemeyen Türkiye, KHK’ler ve torba yasalarla yönetilen bir hukuksuzluk rejimine sürüklenmektedir. Siyasal iktidarın hukuk tanımaz tutumu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamaması, yargı üzerinde kurduğu fiili denetim, adalet duygusunu bütünüyle zedelemektedir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, Ekrem İmamoğlu gibi siyasi tutsakların özgürlüklerinin gasp edilmesi ve devam eden gözaltı-tutuklamalar, grevlerin yasaklanması, toplu sözleşme hakkının fiilen ortadan kaldırılması, hasta tutsaklara yönelik ihlaller, umut hakkından söz edilmemesi ve yaşam hakkını tehdit eden uygulamalar, bu düzenin adaletsizliğini her gün gözler önüne sermektedir.

    Kayyum uygulamaları halkın seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir. İktidarın seçimle kazanamadığı belediyelere kayyum atayarak el koyması, halkın iradesinin gaspıdır. Bu gasp ve beraberinde gelen tutuklamalar, HDP / DEM Parti’nin kazandığı yerel yönetimlerden başlamış; CHP’nin kazandığı yerel yönetimlere kadar genişleyerek devam etmiştir. Kayyum atamaları, yerelin sosyal ve kültürel dokusunu yok saymakta, halkı kendi kentine yabancılaştırmaktadır. Aynı anlayışla basın özgürlüğüne yönelen saldırılar, Tele1 örneğinde olduğu gibi medya kurumlarının kayyuma devredilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün açık biçimde ortadan kaldırıldığını göstermektedir.

    Siyasal iktidar son yıllarda çıkardığı yasalar, eğitimin müfredatı yanında tüm boyutlarına ve düzeylerine yönelik müdahaleler ve 11. Yargı Paketi gibi hazırlığı yapılan yargı paketleri ile tek merkezli, hukuk dışı, cinsiyetçi ve keyfiyete bağlı bir yönetim inşa etmektedir. ‘Hukuk arkadan gelir’ anlayışıyla yürütülen bu fiili yönetim biçimi, toplumsal hakları gasp eden ve doğayı, emeği, halkı hedef alan politikaları kalıcılaştırmaktadır. Ekolojik yıkıma, köylülerin ve emekçilerin mülksüzleştirilmesine ve sermaye ile işbirliğine dayanan bu düzenin otoriter ve faşizan karakteri gün geçtikçe güçlenmektedir.

    Ekonomik alanda ise 12’inci Kalkınma Planı, OVP (orta vadeli program) ve bütçe politikalarıyla işçilerin, üretici köylülerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin, küçük esnafın ve yoksul halkın yaşam koşulları daha da ağırlaşmaktadır. İşsizlik, yoksulluk, güvencesiz çalışma ve sefaletin derinleştiği bu günlerde, biliyoruz ki ekmek ve adalet mücadelesi, barış mücadelesinden ayrı değildir. Emek, adalet, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağı apaçıktır.

    Bugün içinde bulunduğumuz ağır siyasal ve ekonomik koşullarda, Ortadoğu’daki gelişmelerin de etkisiyle iktidarın hala “barış” olarak adlandıramadığı bir süreci yaşıyoruz. Elbette silahların devreden çıkması, toplumsal ve siyasi olarak çözüm olanaklarının geliştirilmesi için zeminin oluşması önemlidir. Ancak baskıcı, yasakçı, sansürcü ve keyfi politikalarıyla malul siyasi iktidarın, siyasi haklar, cezaevleri ve siyasi tutsaklar bakımından adım atmaması, Kürt halkının anadilinin kullanımı dahil Kürt sorununun demokratik, eşit haklara dayalı barışçı çözümü için gerekliliklerin gündeme bile gelmemesi bu sürecin, demokratikleşmeye değil, demokrasisiz bir barışa doğru evriltilmeye çalışıldığını göstermektedir.

    Bizler biliyoruz ki; sahici barış, hukukun ve adaletin tesis edilmesi ve demokrasi mücadelesinin birlikte yürütülmesi ile mümkündür. Kayyum kararlarının geri çekilmesi, hasta tutsakların serbest bırakılması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için hiçbir yasal engel yoktur; yalnızca siyasi irade eksiktir. Bizler, Kürt sorununun eşit haklara dayalı çözümünü ve ülkenin demokratikleşmesini temel alan bir barış hattını önemsiyoruz. Emek, demokrasi ve barış güçleri olarak bugün bu hattı birlikte örmek, demokratik hakları ve siyasal özgürlükleri kazanmak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.

    İktidarın siyasal, ekonomik ve toplumsal düzeyde uyguladığı politikaların tekabül ettiği hattın ve bir bütün olarak muhalefeti dağıtmaya ve daraltmaya yönelik politikalarının farkındalığıyla; ekonomik, demokratik haklar, siyasal özgürlükler için mücadeleyi büyütmekte kararlıyız. Emperyalist güçlerin bölgedeki savaş politikalarına ve halkların kendi kendilerini yönetmesine saygı duymayan, kadın düşmanı, doğa ve çocuk düşmanı, halk sağlığını görmezden gelen, tek mezhep ve inancı hâkim kılmaya çalışan anlayışlara karşı; bölgede ve ülkede halkların kardeşliğini, eşitliği, özgürlüğü ve demokrasiyi esas alan bir barış hattını güçlendirmeye devam edeceğiz.

    Barış ve demokrasi mücadelesi, iktidardan beklentiyle ve bekleyerek değil; ancak halkın kendi özgücüyle, birleşik mücadelesiyle kazanılabilir.  Demokrasinin güçlenmesi yerelden yükselen bir örgütlenme ve halkın bizzat kendi kendini yönettiği, denetim yetkisine sahip olduğu bir yerel demokrasi anlayışı ile mümkün olabilir. Bu nedenle barış ve demokrasi mücadelemizi, yerel talepler ve yerelin mücadele güçleriyle birlikte büyütmekte kararlıyız. Kürt sorununun eşit haklara dayalı barışçı çözümü, bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Emek ve demokrasi güçleri olarak; partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin, kadın ve gençlik inisiyatiflerinin, inanç örgütlerinin, ekoloji ve köylü hareketlerinin, doğasını, suyunu, toprağını ve varlığını savunan tüm halk örgütleri ile demokrasi ve barışı esas alan siyasi yapıların özgünlükleriyle dahil olduğu ortak-birleşik bir mücadele hattında buluşması gerekliliği her zamankinden daha açıktır. Bugün değiştirici ve dönüştürücü gücü açığa çıkaracak olan, halkın örgütlülüğü ve birleşik mücadelesidir.

    Bu inançla, çağrımız; barışın, demokrasinin ve özgürlüğün ortak mücadele imkanının güçlendirilmesi ve büyütülmesi için bu sorumluluğu duyan tüm toplumsal ve siyasal kesimlere; tarihin, an’ın ve geleceğin dönüştürücü gücünedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan tutuklandı

    Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan tutuklandı

    PİRHA- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “siyasal casusluk” iddiasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan tutuklandı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “siyasal casusluk” iddiasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan tutuklandı. Adliyeye çıkarılan İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik, İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ın üzerlerine atılı suçlamadan tutuklanmasına karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Özgür Özel yeniden CHP genel başkanı seçildi

    Özgür Özel yeniden CHP genel başkanı seçildi

    PİRHA-CHP’nin 22. Olağanüstü Kurultayı’nda Özgür Özel, yeniden genel başkan seçildi. Özgür Özel, kurultayda yaptığı konuşmada, “Bir mücadele için, büyük bir haksızlığa direnmek ve tekrar kilitlenmek için buradayız. Demokrasi sınavı kazanınca değil kaybedince verilir. İktidar partisi ilk kez kaybedince yaptıklarıyla demokrasi sınavından geçemediklerini gösterdi. Karşımızdaki karanlık yapı planladığı darbe girişimini öne aldı” dedi.

    Özgür Özel, CHP’nin 22. Olağanüstü Kurultayı’nda yeniden genel başkan seçildi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), 22. Olağanüstü Kurultayı Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tek aday olduğu kurultayda, İstanbul il delegeleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri ile Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri oy kullanmadı.

    Parti tüzüğündeki madde doğrultusunda Genel Başkan, 60 üyeli Parti Meclisi ve 15 üyeli Yüksek Disiplin Kurulu için güven oylaması yapıldı. Özel’in isteğiyle delegeler “güvensizlik oyu” verdi. Ardından blok liste yöntemiyle genel başkan ve parti organlarının seçimine geçildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 835 geçerli oyun tamamını alarak yeniden Genel Başkan seçildi. Oylamada kullanılan 917 oyun 835’i geçerli, 82 oy ise geçersiz sayıldı.

    “ZALİMİN ZULMÜ VARSA, MAZLUMUN DA UMUDU VAR”

    Kurultayda tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajı da okundu. İmamoğlu, mesajında, “Yol açtığı yoksulluk ve işsizlikle zulmediyor, yarattığı eşitsizlik ve adaletsizliklerle zulmediyor. Ama zalimin zulmü varsa, mazlumun da haysiyeti var, yüreği var, aklı var, umudu var” dedi.

    “BÜYÜK BİR HAKSZILIĞA DİRENMEK İÇİN BURADAYIZ”

    Özgür Özel, kurultayda yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

    “Bir mücadele için, büyük bir haksızlığa direnmek ve tekrar kilitlenmek için buradayız. Aramızda olmayan, zindanlarda tutulan tüm başkanlarımıza selam olsun. Demokrasi sınavı kazanınca değil kaybedince verilir. İktidar partisi ilk kez kaybedince yaptıklarıyla demokrasi sınavından geçemediklerini gösterdi. Karşımızdaki karanlık yapı planladığı darbe girişimini öne aldı. Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı önseçimini açıkladığı gün düğmeye bastılar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde iktidara seslendi: Kutsallarımızı geri alacağız-VİDEO

    Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde iktidara seslendi: Kutsallarımızı geri alacağız-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaptığı konuşmada, barış sürecine değinerek, “İnsanlar ‘bugünkü iktidarla ne işiniz var?’ diyebiliyorlar ama Meclis, bir siyasi partinin değil, milletindir. Eğer bir çözüm gelecekse bir siyasi partinin lütfuyla değil bu milletin barışa olan inancıyla gelecektir. Hiç şüphesiz cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu sorun bir an önce çözülmelidir” dedi. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise,  iktidara seslenerek “Toplumsal barış için önce hakikatle yüzleşmek gerekir” dedi. 

    62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri devam ediyor. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan akşam programına yurdun dört bir yanından binlerce kişi katıldı.

    Etkinlikler kapsamında ilk olarak Hacıbektaş Kültür ve Sanat Topluluğu Semah Ekibi, Adıyaman Yaşlılar Semah Ekibi ile Hacı Bektaş Abdallar ve Müzisyenler grubu sahne aldı.

    “HACI BEKTAŞ, YOLUMUZU AYDINLATTI”

    Programın ilerleyen saatlerinde protokol konuşmaları yapıldı. Gecenin ilk konuşmacısı Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim oldu.

    Hacı Bektaş Veli felsefesine dikkat çeken Kaim, “Barış içinde insanların birbirlerini sevmesine dikkat çekmiştir. Toplumsal hayatta kadının yerine önem verip yolumuzu aydınlatmıştır. Hacı Bektaş, milyonlarca insanın iman noktası olmasına rağmen gerekli önemi gösterilmiyor. Bu konuyu ilgili makamlara buradan birkez daha iletiyorum” diye konuştu.

    SİLİVRİ’DEN HACIBEKTAŞ’A MESAJ!

    Programın devamında tutuklu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajı okundu.

    İmamoğlu, şu mesajı gönderdi:

    “Bugün Aramızda olama yaşımın hüznü çok derinden yaşıyorum. Bu toprakların insanları, hak ettikleri insanca yaşama, kardeşçe bir yaşama, onurlu bir hayata, adil bir ülkeye kavuşsunlar diye çıktığımız yolda baskıyla, hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Zindanlar bizim için adaletin ve sabrın imtihan yeridir. Bu meydanda bulunan her can, zalime ‘Eyvallah’ dememeyi Alevi Bektaşi Yol’unun bir gereği sayar. Bizim Yol’umuz eşitliğin, uzlaşmanın yoludur. Camiler bizim olduğu kadar cemevleri de bizimdir. Bu ülkenin Sünnisi ile Alevisi ile Türkü ile Kürdü ile bu ülkenin evlatları adil ve eşitlik yurttaşlık temelinde kardeşçe yaşamalıdır.”

    “HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATTIK!”

    Avrupa Alevi Birlikleri Kınfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat da program kapsamında konuşma yaptı. “Birarada olmanın gururunu yaşıyoruz” diyerek halkı selamlayan Mat, şu konuşmayı yaptı:

    “Biz Aleviyiz, Bektaşiyiz, Kızılbaşız. Biz rızasız lokmaya el uzatmayan inancın mensuplarıyız. Alevilik hak yoludur. Köle olan bu yola sığmaz. Türk, Kürt, Ermeni, Sünni, inanan, inanmayan… Sorun, bunları ‘sorun’ olarak gören zihniyettedir.

    Size bir haberimiz var, Alevi kurumları olarak dergahlarımızın gerçek sahiplerine iade edilmesi için hukuki süreci başlatmış bulunmaktayız. Kutsallarımızı geri alacağız ve yolumuza, sırrımıza, hakikatimize uygun bir şekilde yeniden faaliyete sokacağız. Alevilerin rızalık vermediği Hacı Bektaş Veli’nin ortaya koyduğu değerlerle asla örtüşmeyen bir ucube kuruma, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından korsan etkinlik yapıldı. Alevilere don biçmekten vazgeçin. Bu başkanlığı derhal kaldırın. Tanımıyoruz, yok hükmündedir. Alevi toplumunu kutuplaştırmaktan vazgeçin.

    Cemevileri Avrupa’da inaç olarak kabul edildi. Kiliseler, havralar, camiler hangi haklara sahipse cemevleri de o haklara sahip oldu. Latin Amerika’da yaşayan Aleviler de haklarına kavuştu. Buradan soruyoruz, kim doğrusunu yapıyor? Avrupa mı siz mi? Artık Alevileri tanımak zorundadır. Bu ülke hepimizin. Bizi köklerimizden koparamazsınız. Laik ve demokratik bir cumhuriyet için mğcadelemizi büyüteceğiz.

    Yeni bir Alevi açılımından bahsediliyor. Alevilerin talepleri güvence altına almalıdır. Aleviler olarak, cumhurbaşkanı yardımcısı olmak gibi bir talebimiz de yok. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Alevilerle masaya oturmak istiyorsanız önce cemevlerini ibadet olarak kabul ettiğinizi açıklayın. Gerçek barış, sadece silahların susmasıyla değil, toplumsal barışla mümkündür. Barış sadece Diyarbakır’dan geçmez. Barış aynı zamanda Dersim’den, Hacıbektaş’tan da geçer. İnadına ‘onurlu barış’ diyoruz.

    “AÇILIN KAPILAR ŞAHA GİDELİM”

    Suriye’de Alevi katliamı barbarca devam ediyor. Peki Suriye’deki katliama kulak tıkayan bir anlayışla nasıl barışacağız. Derhal o bölgeye bir koridor açılmalı. Dünyanın neresinde Aleviler yaşıyorsa biraaraya gelmeli. Serimizi meydana, yüzümüzü pirin darına döndük.

    Amaçları, bize biat ettirmek, devletin Alevisi olmak. Bize dayatılan bu politikalar karşısında biat etmeyen bu örgütlerin yanında olmaya devam edecek misiniz? Duymayan iktidar bir kez daha duysun, Hakk aşkına açılın kapılar şaha gidelim.”

    “HERKESTEN YAPICI TAVIR BEKLİYORUZ”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasına “Eğer bu ülke arınacaksa mazlumun yanında cesaretle duranlarla kurtulacaktır” diye başladı.

    Özel, Mecliste kurulan komisyon çalışmalarına da değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Madımak’taki acı hala devam ediyor. Ama Hünkarın yolundan gidenler asla zalim olmadı. Bugün Alevilerin çözüm bekleyen, ertelenmiş, bazen söz verip unutulmuş, bazen siyasete alet edilmiş sorunları halen gündemdedir. İnsanlar ‘bugünkü iktidarla ne işiniz var?’ diyebiliyorlar ama Meclis, bir siyasi partinin değil, milletindir. Eğer bir çözüm gelecekse bir siyasi partinin lütfuyla değil bu milletin barışa olan inancıyla gelecektir. Biz de 29 maddelik bir Demokratikleşme Paketi sunduk. O pakette hem Kürt sorunun çözülmesi ile ilgili hem de Alevi canların sorunlarının çözülmesi açısından önemli içerikler bulunuyor. Hiç şüphesiz cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu sorun bir an önce çözülmelidir. Herkesten yapıcı, destekleyici bir tavır bekliyoruz.

    Biz doğru olacağız dostluk kapısını açık tutacağız ama yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Dergahın önündeki karadutun gölgesinde durmaya söz veriyorum. Hiçbir gün zalim olmamaya söz veriyoruz. Kardeşliğe inanmaya ve barışı korumaya and olsun.”

    “BU ÖDÜLÜ KALBİMİN ORTA YERİNE KOYUYORUM”

    Program, Hacı Bektaş Veli Ödül Törenleri ile devam etti. Bu yılın ‘Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü’ Mustafa Özgün Dedeye verildi. Özgün, yaptığı konuşmada “92 yaşındayım. 68 yıldır bu Yol’un ehli olmaya çalışıyorum. Her sene sorgudan, görgüden arınmaya çalışıyorum. Hakk ile Hakk olmaya çalışıyorum. Cümle canlara aşkı niyazlarımı sunuyorum. Bana verilen bu kıymetli ödülü, dünyada Pir Hacı Bektaş Veli’yi Hakk gören cümle canlar adına alıp, kalbimin orta yerine koyuyorum” dedi.

    “BU ÖDÜLÜ, KALBİ İLE ÇALANLAR ADINA ALIYORUM”

    ‘Kültür Sanat Ödülü’ ise Sanatçı Erdal Erzincan’a verildi. Erzincan’a ödülünü İBB Başkanvekili Nuri Aslan iletti.
    Sanatçı Erzincan, konuşmasında “Ben bu ödülü en sadık dostum bağlamama kabul ediyorum. Bağlamayı kalbi ile çalan herkesin adına alıyorum. Siyaset bize müsaade ederse biz toplumun akordunu da yapalım. Seçici kurula çok teşekkürlerimi iletiyorum. Sizlerden aldığım sıcak duyguları Silivri’ye iletiyorum. Onlardan biri de kardeşim. Hepsine hepsine sevgilerimi iletiyorum.”

    Bu yılın ‘Akademik Araştırmalar Ödülü’ ise Şah Hüseyin Şahin’e verildi. Şahin’e ödülünü DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan takdim etti.

    ‘Dostluk ve Barış Ödülü’ ise Sanatçı Zülfü Livaneli’ye verildi. Livaneli’ye ödülünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel takdim etti.
    Özel “İyi ki dostluğun, barışın böyle bir temsilcisi var. Zülfü Livaneli’ye ödül vermek benim için ödüllerin en büyüğüdür” diye belirtti.

    Zülfü Livaneli ise konuşmasında “Ben 10 yaşında Aleviliğe aşık oldum. Türkiye’deki Alevi canlar, beni, müziğimi çok destekledi. Umarım daha aydınlık günlerde görüşeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Program, sanatçı Garip Kutlutürk, Dertli Divani, Türküler Sevdamız ile Mustafa Özarslan konserleriyle devam etti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

  • ‘Sahte diploma’ iddianamesi hazırlandı: 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak istendi

    ‘Sahte diploma’ iddianamesi hazırlandı: 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak istendi

    PİRHA – İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “usulsüz yatay geçiş yaparak diploma aldığı” iddiasıyla yürütülen soruşturmada iddianame hazırlandı. İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası ile siyasi yasak istenildi.

    Silivri Cezaevinde tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesinin ardından başlatılan soruşturma tamamlandı. Savcılık,  “zincirleme şekilde sahtecilik” suçlamasıyla iddianame hazırladı. İddianamede, “Ekrem İmamoğlu diplomayı hileli şekilde aldı ve sahtecilik suçuna iştirak etti” ifadelerine yer verildi. Savcılık, İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti heyeti, sürece ilişkin tutuklu siyasetçilerle görüşmek üzere Silivri’de-VİDEO

    DEM Parti heyeti, sürece ilişkin tutuklu siyasetçilerle görüşmek üzere Silivri’de-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Marmara Cezaevi’nde olan tutuklularla sürece ilişkin görüşmeler yapacak.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Eş Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki’den oluşan DEM Parti heyeti, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü gündemiyle Silivri’deki Marmara Cezaevi’ndeki tutuklu siyasetçi ve gazetecilerle görüşecek.

    Heyet, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Van önceki dönem Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, gazeteci Ercüment Akdeniz siyasetçiler Halil Aksoy, Nesimi Aday ve Ahmet Saymadi ile görüşecek.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Eş Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki’den oluşan DEM Parti heyeti görüşmelerini gerçekleştirmek üzere cezaevine giriş yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Sanatçılara yönelik Efes Antik Kent yasağı utanç vericidir’

    ‘Sanatçılara yönelik Efes Antik Kent yasağı utanç vericidir’

    PİRHA – Kültür Bakanlığı’nın, Saraçhane’de eylem yapan öğrencilere destek verip, ardından Efes Antik Kenti’nde konser için başvuru yapan sanatçılar için “red” kararı vermesi Meclis gündemine taşındı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ve Saraçhane’de eylem yapan öğrencilere destek verdiği gerekçesiyle “kara listeye” alınan sanatçılara dair tartışma süregidiyor.

    Kimi sanatçıların, antik tiyatrolarda konser vermesi için yaptıkları başvuruların olumsuz sonuçlanması TBMM gündemine getirildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, iktidarın bu tutumunun “utanç verici” olduğunu söyledi.

    Sanat dünyasında büyük yankı uyandıran yasaklama kararına ilişkin, bakanlıktan hala resmi bir açıklama yapılmadı.

    “UTANÇ VESİKASI”

    CHP’li Ulaş Karasu, sanatçıların demokratik haklarını kullanarak düşüncelerini dile getirdiğini belirtti. Karasu, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Her eleştiriyi düşmanlık olarak algılayan ve hedefe koyan bu iktidarın sanatçılara yönelik tutumu, bir utanç vesikası olarak tarihe geçmiştir. Sanatçıların konserlerinin yasaklanması iktidar sansürünün çok açık bir ilanıdır. İktidarın sanata, kültüre yönelik baskı ve sansür uygulamaları ilk değil, son da olmayacak. Düşünceye, ifade özgürlüğüne, çağdaş ve özgür sanata adeta savaş açan bu iktidarın, sanatçıların Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu’na destek verdikleri için iptal etmesi; özgür düşünceye karşı açtığı savaş ilanının ve yaşadığı korkunun göstergesidir. Ama korkunun faydası yok; ne bizleri, ne de sanatçılarımızı susturamayacaklar.”

    BU UTANÇ VERİCİ DURUMUN GEREKÇESİ NEDİR?”

    Ulaş Karasu, Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a özetle şu soruları sordu:

    “Bakanlığınız bünyesinde konserlerin gerçekleştirilmesi konusunda karar verici bir komisyon bulunmakta mıdır? Komisyon var ise, komisyon kararını belirleyen kriterler nelerdir?

    2025 yılı için adı geçen sanatçıların sosyal medya paylaşımları, sahnedeki söylemlerine bakıldığı ve ‘ret’ kararında sanatçıların muhalif paylaşımları, Ekrem İmamoğlu’na ve Saraçhane eylemlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan öğrencilere destek oldukları, LGBTİ bireylere desteklerinin birinci derecede etkili olduğu iddiası doğru mudur?

    2025 yılı konserleri için bakanlığınızın organizasyon şirketlerinin anlaşmak istediği sanatçılara yazılı olarak onay vermesine karşın fiilen engeller çıkardığına ilişkin basına da yansıyan iddialar doğru mudur? Doğru ise bu utanç verici durumun gerekçesi nedir? Değil ise bu iddiaların kaynağı ve dayanağı nedir?

    Antik tiyatrolar gibi tarihi ve kültürel mekanların, sanatın evrensel bir platformu olması beklenirken, bakanlığınızın tutumu nedeniyle bu alanların ‘sansür’, ‘yasak’ vb. ile anılması hakkında bakanlığınızın görüşü nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • İBB operasyonunda 4. dalga: 44 kişi gözaltına alındı!

    İBB operasyonunda 4. dalga: 44 kişi gözaltına alındı!

    PİRHA – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturmasında yeni gözaltı kararları çıktı. Aralarında KİPTAŞ ve İSTAÇ genel müdürleri ve Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun da bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

    İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İBB’ye yönelik düzenlenen yolsuzluk soruşturması kapsamında, İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay, İbrahim Bülbüllü, Nezahat Kurt ve Koruma Müdürü Mustafa Akın’ın da aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul, İzmir, Trabzon, Antalya, Tunceli ve Kocaeli’de eş zamanlı düzenlenen operasyonda hakkında gözaltı kararı verilenlerden 42’si gözaltına alındı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İBB’de 3. dalga operasyon: 22 kişi gözaltına alındı!

    İBB’de 3. dalga operasyon: 22 kişi gözaltına alındı!

    PİRHA – İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik “yolsuzluk” soruşturması kapsamında 22 kişi daha gözaltına alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İBB’ye yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla yapılan soruşturmada 22 kişi gözaltına alındı.

    3. Dalga operasyonda İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, Çeşme Belediye Başkan yardımcısı Onur Gülin ve Taner Çetin’in asistanı Arzu Can da yer gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan bazı isimler şunlar: İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay, Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, Ayniyatçı Musa Özışık, Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Mandacı.

    OPERASYONA DAİR SAVCILIK AÇIKLAMASI

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmaya dair açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’ndan itibaren irtibatlı olan Taner Çetin isimli şahsın , Murat Ongun’a bağlı olarak Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.’de karıştığı eylemlere ilişkin yapılan soruşturmada , Başsavcılığın bulgularına göre Taner Çetin, kendisine yakın şirketler üzerine ihaleler organize etmiş; ihaleleri alan şirketlerden rüşvet olarak maddi menfaat temin etmiş, bu menfaatler ile bir takım taşınır ve taşınmaz malvarlıkları ilde ettiği tespit edilmiştir. MASAK tarafından dosyaya sunulan bilgilere göre Taner Çetin, söz konusu satın almalarında ödemeleri direk Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.’den iş alan firmalara yaptırmış; yine bu şirketlerden Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.’nin başkaca personellerine para gönderildiği tespit edilmiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ekrem İmamoğlu: Barış artık Meclis çatısı altında yeşermeli

    Ekrem İmamoğlu: Barış artık Meclis çatısı altında yeşermeli

    PİRHA- Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yaptığı açıklamada PKK’nin kongre kararına işaret ederek, “Barış artık yüce Meclis çatısı altında yeşermeli” dedi

    Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, PKK’nin aldığı kongre kararları sonrası iktidara çağrı yaptı.

    “MİLLETİMİZİN EN DERİN ÖZLEMİ KÖK SALABİLECEK BİR BARIŞ”

    Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamada İmamoğlu, “Güzel ülkemiz kırk küsur yıldır terör ve şiddet sarmalında yaşadı. Anneler gözyaşlarında boğuldu, gençlerin umutları yarım kaldı. Oysa ne güzel korkusuzca yan yana yürüyebilmek, bir nefeste aynı havayı soluyabilmek. Şimdi milletimizin en derin özlemi yeniden kök salabilecek bir barış, kimselerin üstüne gölgesini bile düşüremeyeceği bir kardeşlik türküsü” ifadelerine yer verdi.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    İktidara çağrıda bulunan İmamoğlu, “Bu toprağın insanı barışa öyle susamış ki, sizin hayallerinizin ötesinde bir değer biçiyor bu hasrete. Barış, kardeşlik ve koşulsuz sevgi insanımızın yegâne değeridir. Bu sürecin artık milletimizin gözü önünde, TBMM’de yürümesi adına gereğini yapın. Milletimizden çekinmeyin. Barış artık yüce Meclis çatısı altında yeşermeli. Çekinmeyin bu halkın ferasetinden” dedi.

    İmamoğlu, “Melayê Cizîrî ne güzel demiş: ‘Gönül bağıyla birleşenler, barışın bahçesinde çiçek açar.’ Bizim de gönlümüz o barış bahçesine açılmaya hazır, kardeşliğin en güzel rengiyle” diye kaydetti.

    “TOPLUMSAL BARIŞI İNŞA ETMEKHEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR”

    Ekrem İmamoğlu, şunları ekledi:

    “Yıllardır içimizi kavuran bu şiddet ve terör yangınına en anlamlı cevap, işte o barışın serinletici nefesidir. Gönül bilgemiz Yunus Emre’nin dediği gibi ‘dövene elsiz, sövene dilsiz gerek; gönül kırmamağa gerek, yapmağa gerek.’ Gerçek bir barış ancak sevgiyle, hoşgörüyle yoğrulur. Gönül yıkan değil, gönül yapan eller uzanmalı birbirine. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında aklın ve bilimin yolunda ilerleyerek, sanayide, teknolojide, eğitimde yepyeni bir sayfa açmak istiyoruz. Bu yolda yürürken, tüm Türkiye’yi aydınlatmak, omuz omuza vererek toplumsal barışı inşa etmek hepimizin boynunun borcudur.

    İnanıyorum ki sizler de bu sorumluluğun bilincindesiniz, gönül yapmaktan yana tavır alacaksınız. İşte o zaman, Mevlana’nın dediği gibi, ‘Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır’ sözü gerçek olacak. Ve Anadolumuzun gönül mimarı Hacı Bektaş Veli’nin o güzel öğüdüyle, ‘Gelin canlar bir olalım’ diyerek, sizlerle kucaklaşacağımız günü hasretle bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mersinli kadınlar, öğrencilerin KYK yurtlarından uzaklaştırılmasını protesto etti-VİDEO

    Mersinli kadınlar, öğrencilerin KYK yurtlarından uzaklaştırılmasını protesto etti-VİDEO

    PİRHA- KYK Kız Öğrenci Yurdundan uzaklaştırma alan öğrenciler için eylem yapan Mersin Kadın Platformu’na müdahale eden polisler pankartı yırtıp megafonu almaya çalışması üzerine kısa süreli arbede yaşandı. Engellemelere rağmen kadınlar yurt önünde açıklama yaptı.

    Mersin Üniversitesi’ne bağlı KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanamasını protesto eden öğrencilere soruşturma açılıp 2 ay uzaklaştırma almalarına ilişkin Mersin Kadın Platformu basın açıklaması yapmak için yurt önünde bir araya geldi. Burada basın açıklaması yapmak isteyen kadınlar, polisin müdahalesi ve tehditleri ile karşı karşıya kaldı. Polisin, kadınların pankartı yırtıp megafonları almaya çalışması üzerine kısa süreli bir arbede yaşandı.

    Kadınlar, tüm engellemelere rağmen yurdun önünde basın açıklaması yaptı.

    “BARINMA HAKKINI SAVUNMAK İÇİN SOKAKTAYIZ”

    Açıklamayı okuyan Güneş Doğdu, eyleme katılmayan öğrencilerin dahi soruşturmaya dahil edildiklerini belirterek, “Eyleme katılan kadın öğrencilerin yanı sıra katılmadığı belirtenlerde dahil olmak üzere çok sayıda öğrenci hakkında disiplin soruşturması açıldı. Kadınlar, yürütülen soruşturma sonucunda sadece bahçede bulundukları için ‘izinsiz gösteriye katıldıkları’ gerekçesiyle 1 ay yurttan uzaklaştırma cezası aldı. Bazı öğrenciler hakkındaki disiplin cezaları bir ay daha uzatıldı. Her yeni güne kadın cinayetleriyle, çocuk istismarıyla uyanan ve yoksullaştırma politikalarıyla gün be gün yaşam koşulları kötüye giden kadınların haklarını aramalarını gerekçe göstererek barınma haklarının ellerinden alınmasına karşı sokaklarda olacağız” dedi.

    YURT YÖNETİMİNE ÇAĞRI

    Yurt yönetimine seslenen Doğdu, şunları söyledi:

    “Kadın öğrencileri barınma sorunuyla karşı karşıya bırakarak baskı altına almaya çalışan yurt yönetimine karşı da bir çift sözümüz var. Yürüttüğünüz disiplin sürecine ve verdiğiniz cezalara karşı mücadelemiz de isyanımız da barınma hakkını gasp ettiğiniz kadınlar yurda geri dönene kadar devam edecek! Ne birbirimizden ne sokaklardan ne de haklarımızdan vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz!”

    PİRHA/ MERSİN 

  • ‘Siyaset sansürle, yasaklamayla değil halkın iradesiyle yapılmalıdır’

    ‘Siyaset sansürle, yasaklamayla değil halkın iradesiyle yapılmalıdır’

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesaplarına getirilen kısıtlamalara dair Meclis genel kurulunda konuştu. Fırat, “Sosyal medya hesabına getirilen erişim engelinin hukuki bir gerekçesi, kaynağı var mıdır?” sorusunu gündeme getirerek “Siyaset sansürle, yasaklamayla değil, halkın iradesiyle yapılmalıdır” dedi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesaplarına getirilen kısıtlamaları kınadı.

    BUGÜN İMAMOĞLU’NUN, YARIN HERKESİN SESİ KISILABİLİR”

    Milletvekili Celal Fırat, “Siyaset sansürle, yasaklamayla değil halkın iradesiyle yapılmalıdır” diyerek şu konuşmayı gerçekleştirdi:

    “Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere cezaevindeki bütün tutsak arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

    Türkiye’deki demokrasi ve hukuk düzenine ilişkin maalesef iyi şeyler söylemek mümkün değil. Sayın İmamoğlu’nun sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi sadece kişiye yönelik siyasi bir müdahale değil, aynı zamanda halkın haber alma hakkına, ifade özgürlüğüne, seçim güvenliğine yapılmış açık bir müdahaledir. Bir siyasetçinin, bir seçilmişin paylaşımları nedeniyle sosyal medya hesabına erişim engeli getirmek hangi hukukla açıklanabilir? Paylaşımlarda bir sorun varsa elbette ki bu, bağımsız, adil yargının işi olmalıdır ancak burada tümden bir yasak getirilmiştir, üstelik hiçbir teknik rapor, bilirkişi görüşü, ikna edici bir gerekçe ortaya konulmamıştır. Bu kararın keyfî olduğu, siyasi saiklerle yapıldığı çok açıktır. Yasaklamalar, sansürler halkın haber alma hakkına, siyasete katılım hakkına yapılmış açık müdahalelerdir. Siz bu ülkenin en büyük şehri olan İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanını cezaevine koyup bütün iletişim kanallarını kısıtlarsanız en hafif deyimle halkın iradesine saygı göstermemiş olursunuz. Ayrıca, bundan sonra yapılacak olan seçimlerin adil olup olmadığı konusunda da çokça tartışmalar olacaktır.

    Değerli milletvekilleri, biz bu uygulamaların herhangi bir yurttaşa veya kime yapılırsa yapılsın yanlış olduğunu söylüyor, kabul etmiyoruz. Bugün İmamoğlu’nun, yarın herkesin sesi kısılabilir. Bu Meclisin görevi özgürlükleri, demokrasiyi, temel insan haklarını, ifade özgürlüğünü, hukukun ve halkın iradesini korumak olmalıdır. İşte bu nedenledir ki sadece Sayın İmamoğlu’na değil ülkemizin demokrasiye inanan tüm yurttaşlarına yapılan bu müdahalenin bir an önce son bulmasını bekliyoruz.

    Buradan sormak istiyorum: Sosyal medya hesabına getirilen erişim engelinin hukuki bir gerekçesi, kaynağı var mıdır; uygulama biçimi, teknik gerekçesi neye dayanmaktadır? İfade özgürlüğü siyasal haklara nasıl bir zarar vermektedir?

    Değerli milletvekilleri, toplumsal barışı en çok konuştuğumuz bugünlerde, eşitlik, kardeşlik ikliminin çiçeklendiği böylesi zamanlarda demokrasinin, özgürlüklerin daha da kökleşmesi için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. O yüzden, yasaklama, sansürcülük değil özgürlük diyoruz; ötekileştirme değil kardeşlik ve eşitlik olsun diyoruz. Bırakalım, barış, kardeşlik içinde herkes özgürce siyaset yapsın, özgürce kendini ifade etsin, dilini, kimliğini, inancını özgür bir şekilde ifade etsin.

    Bir kez daha söylemek gerekirse bu ve benzeri erişim engelleri, bu tür yasaklamalar derhâl

    kaldırılmalıdır. Siyaset sansürle, yasaklamayla değil halkın iradesiyle yapılmalıdır. Bu ülkenin geleceği için adaleti, şeffaflığı, demokrasiyi hep birlikte yeniden tesis etmeliyiz ve korumalıyız diyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özel: Saldırgan İBB’ye geldi, ‘İmamoğlu’na suikast yapılacak’ dedi-VİDEO

    Özel: Saldırgan İBB’ye geldi, ‘İmamoğlu’na suikast yapılacak’ dedi-VİDEO

    PİRHA- Pazar günü uğradığı fiziksel saldırı sonrası Mecliste konuşan Özel, “Canımı yakan, o gün uzun uzun Önder’in yaptıkları, hayatı konuşulacakken, barış, kardeşlik konuşulacakken saldırı konuşuldu” dedi. Özel, saldırıyla kendilerine, “Ankara’ya dönün ve partinizde oturun” mesajı verildiğini söyledi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Özel saldırgan Selçuk Tengioğlu’nun ocak ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesine gelip “Koğuşta birlikte yattığım arkadaşlara talimat verildi. İmamoğlu’na suikast yapılacak” ihbarında bulunduğunu ve olayın polise iletildiğini aktardı ve konunun araştırılmasını istedi. Özel, “İmamoğlu’na suikast yapılacak, diyen adam herkesin gözünün önünde ana muhalefet liderine saldırıyor, bu adamı birileri böyle kullanıyor, bunların konusu ‘Sen niye jammer açtın’…” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

    Özel, konuşmasına 6 Mayıs 1972’de katledilen 68 kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anarak başladı ve “Üç fidanımızın önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum” dedi.

    “BARIŞ VE KARDEŞLİK KONUŞULACAK İKEN SALDIRI KONUŞULDU”

    İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde pazar günü Sırrı Süreyya Önder için düzenlenen cenaze töreninden çıkışında Selçuk Tengioğlu isimli şahsın saldırısına uğrayan Özel, “Sırrı ağabeyi cennete yollayacağımız gün başla bir şey oldu, bir saldırı gerçekleşti. O evlat katili bizim canımızı yakamaz. Canımı yakan, o gün uzun uzun Önder’in yaptıkları, hayatı konuşulacakken, barış, kardeşlik konuşulacakken saldırı konuşuldu” dedi.

    Saldırıya dair değerlendirmesini paylaşan Özel, “Saldırı bize, bana, size, hepimize yazılmış bir açık mektuptur. Bir ihtar çektiler. İlk gün dediğim yerdeyim. Hiçbir siyasi partiyi, oluşumu doğrudan sorumlu tutmuyorum. Kimin yaptığını araştırmak savcının, polisin, devletin görevidir. Bütün bağlantılarına ulaşmak görevleridir. AKP yönetimi, iktidarının 23’üncü yılında bir büyük sınav verecek. Eğer bu işin uzandığı her yere kadar dosdoğru bir soruşturma ve kovuşturma yapılırsa ne ala, hiçbir problem yok. Ama işin ucu bir yerlere gittiğinde tıkanırsa, o zaman o bir yeri de bunun üstüne gitmeyeni de konuşmak benim hakkım olur” dedi.

    “BİRİLERİ ‘ANKARA’YA DÖNÜN VE PARTİNİZDE OTURUN’ DİYOR”

    Geçmiş olsun dileklerini iletenlere teşekkür eden Özel şöyle devam etti:

    “Birileri bize şunu söylüyor: ‘Biz Türkiye’yi bir noktaya getirdik, bir şeye karar verdik. Siz bu kararın önünde engelsiniz. Direniyorsunuz, itiraz ediyorsunuz hatta yaptığımız işi darbe olarak nitelendirip bu kurduğumuz planı bozmak için mücadele ediyorsunuz. Sokağa çıkıyorsunuz. Meydanları dolduruyorsunuz. Her hafta miting, sürekli gündemde tutuyorsunuz. Durun, oturun, Ankara’ya dönün ve partinizde oturun.’ Bunu da çok net bir şekilde mektubu kalın kalın yazarak yollamışlar. Kimi yolluyor, bir evlat katilini! Diyor ki ‘Evladını öldürmüş sana mı kıymayacak. Evladını öldürmüş birinin eli sana değdi, bugün eli boştu, yarın başka bir şey olabilir’ diyor. ‘Sen beyanına bakma, onu biz yolladık. Geçeceği güzergahı bildirdik, onu iki saat orada biz beklettik ve sana sokakta saldırttık’ diyor. Yoksa AKM’de yanıma da oturtabilirlerdi onu. ‘Artık dönün, partinizde oturun, planımızı bozmaya, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya, hakkınızı aramaya kalkmayın’ diyor.”

    “VAN VE İZMİR’DE OLACAĞIZ”

    “Bu mektubu yazdılar, yolladılar, okuduk. Bir cevabımız olacak mı, olacak. Yarın akşam Beyazıt Meydanı’ndayız. Cumartesi Van’dayız. 19 Mayıs’ta İzmir’deyiz. Cevabımız budur. Okudunuz mu cevabımızı! Hadi oradan! O evlat katilinin elini çıplak yollayana söylüyorum, cesaretin varsa doldur da yolla! Hodri meydan!”

    “TENGİOĞLU ‘İMAMOĞLU’NA SUİKAST YAPILACAK’ DEMİŞ”

    “Bilgi vereyim. Arkadaşlar detaylarını paylaşsınlar. Bu yılın ocak ayında evlat katili saldırgan İBB’ye gelir. -Şimdi tutuklamaya sevk etmişler. Işık hızıyla da tutuklamışlar. Bu soru sorulmadıysa bir geri çağırsınlar.- İBB’ye gelmiş. ‘Koğuşta birlikte yattığım arkadaşlara talimat verildi. İmamoğlu’na suikast yapılacak’ demiş. ‘İhbar etmeye geldim’ demiş. Bakın, nasıl bir koğuşta yatmış? Bu irtibatta olduğu arkadaşları kimmiş? Bizimkiler polisi çağırıp, iki polise vermişler. ‘Alın, dinleyin, bu böyle iddiada bulunuyor’ diye. Savcı bey baktın mı o koğuşa? Koğuş arkadaşları nerede? ‘İmamoğlu’na suikast yapılacak’ diyen adam herkesin gözünün önünde ana muhalefet liderine saldırıyor, bu adamı birileri böyle kullanıyor, bunların konusu ‘Sen niye jammer açtın’!”

    “KIBRIS’TA TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASI İFLAS ETTİ”

    “Değinmezsek olmayacak bir konu; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Erdoğan’ın oraya saray yapması, külliye yapması ayrı mevzu. Trump’ın baskısıyla ve Avrupa Birliği’nin teşviğiyle, bizim Kuzey Kıbrıs’ı tanısınlar diye beklediğimiz Türk cumhuriyetlerin gidip Güney Kıbrıs’ı tanıması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni işgalci olarak gösteren kararları tanımaları Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasının tam anlamıyla iflasıdır. Trump korkusudur. Türkiye’nin tezlerinin terk edilmesi, güvendiği dağlara kar yağmasıdır. Kıbrıs’taki konuşmada bu konuya bir kelime değinilmemesi, nasıl bir teslimiyet içinde olunduğunun kanıtıdır.”

    FALYALI CİNAYETİ VE ŞANTAJ KASETLERİ

    “Geçmişte gizli kasasının, sonra devletin örtülü ödeneğinin emanet olduğu kişinin oğlunu meslekten gelmeden Dışişleri Bakanlığına alan, bakan yardımcısı yapan, Kuzey Kıbrıs’a büyükelçi atayan, 6 ay sonra da apar topar alan Erdoğan’a sorular sordum, susuyor. Yasin Ekrem Serim’in öldürülen Halil Falyalı’yla ortak olduğu ortada. Halil Falyalı’nın 45 şantaj kasedi olduğu iddiaları ortada. Bu iddiaların peşine Süleyman Soylu’nun Dubai’lere gittiğinin, neler yaptığının hep kanıtları devletin elinde, senin bilginde. Ondan sonraki İçişleri Bakanı zaten biliyor kendinden önce olanı. Oraya büyükelçi yaptığını aniden çektin. 45 kasetin 40’ı elde edilmiş, 5’i kayıpmış…”

    “CEMİL ÖNAL’I VURDULAR, SUSTURDULAR”

    “Bununla ilgili Cemil Önal diye birisi başladı anlatmaya. Kıbrıs basını yazabildi, bizim basın yazamadı. Bütün dünya bildi. Hatta birisi sonradan çarpıtıyor, ‘Seni aradığımı ispat et’ diye. ‘Beni aradın’ demedim ki… Haber yolluyorsun arada gazeteciyle, onunla bununla. ‘O kasetlerde bir ben mi varım, o kasetlere dönün bakın, Binali Bey’in oğlu yok mu, Hakan Fidan’ın ailesi yok mu, Erdoğan’ın ailesine bakın’ diyen sensin. Ben o gün de dedim. Aileyle uğraşmayız, emin olmadığımız şeyi varmış gibi söylemeyiz. Ama bu işe bir baksın bu devlet dedik. Bunlar bu işe bakacakken Cemil Önal’ı otelinde vurdular, susturdular. Erdoğan; bunları söyleyen kişi öldürüldü. Muhasebecisiydi, ortağıydı Halil Falyalı’nın. Halil Falyalı öldürüldü, kasetler ondaydı. Adamın ortağını Kıbrıs’a büyükelçi yaptın. Yaptınsa neden yaptın? Aldınsa neden aldın? Bunu bir bize anlatman lazım. Ama ağızlarını bıçak açmıyor. Hepsi birbirini biliyor. Hepsi kimin bu işin en orta noktasında olduğunu biliyor. ‘Binali Bey’i de söylesin, Hakan Fidan’ı da söylesin, Erdoğan’ın çocukları var söylesin’… Yolla kasetin bir nüshasını, var mı, görelim. Madem ki o kadar eminsin, bir de sonra dönüp, ‘Ben Özgür Özel’i aradıysam ispatlasın’. Bugün de gitmiş bir yerde kariyer planlama günleri yapıyormuş, çocuklar da onu dinliyormuş. Kariyerini ona uyup da planlayan evladımın vay haline.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İBB’ye yönelik yeni operasyonda 47 kişi gözaltına alındı!

    İBB’ye yönelik yeni operasyonda 47 kişi gözaltına alındı!

    PİRHA – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında yeni gözaltılar yapıldı. Sabah saatlerinde yapılan operasyonlarda İBB Genel Sekreter Yardımcısı, İSKİ Genel Müdürü, İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun özel kalemi de dahil en az 47 kişi gözaltına alındı.

    İBB’ye yönelik yürütülen ‘terör’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında 19 Mart’ta gözaltına alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart’ta tutuklanmıştı. İmamoğlu, “yolsuzluk” suçlaması kapsamında, “ihaleye fesat, kişisel verileri kaydetme, rüşvet ve örgüt kurma” iddialarıyla tutuklanmıştı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca İBB’ye yönelik, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve kurulan örgüte üye olma’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘rüşvet’, ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından yeni bir operasyon düzenlendi.

    İBB’de üstü düzey yöneticilerin de aralarında bulunduğu 47 kişi gözaltına alındı. Toplam 53 kişi hakkında gözaltı kararının olduğu bilgisi paylaşılırken, sabah saatlerinde İstanbul, Ankara ve Tekirdağ’da çok sayıda adrese eş zamanlı baskınlar düzenledi.

    Hakkında gözaltı kararı çıkarılan isimler arasında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay, İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Begüm Çelikdelen, İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun özel kalemi Kadriye Kasapoğlu, Zabıtadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı, İBB Teknoloji Grup Başkanı Erol Özgüner, Eski Mezarlık İşleri Dairesi Başkanı Ayhan Koç, eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Cevdet Kaya ve 19 Mart operasyonunda tutuklanan Medya A.Ş. Genel Müdürü Murat Ongun’un eşi Gözdem Ongun’un da yer aldığı öğrenildi.

    KONUYA İLİŞKİN BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA!

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyona ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:

    “Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında; 19.03.2025 tarihinde yapılan eş zamanlı operasyon neticesinde 101 şüpheli şahıs hakkında işlem tesis edilmiştir.

    Operasyon sonrası devam eden çalışmalarda tespit edilen 53 şüpheli hakkında 26.04.2025 tarihinde İstanbul, Ankara ve Tekirdağ illerinde yapılan eş zamanlı operasyonda 47 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmış, firari 6 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Ev ve işyerlerinde de aramalar sürmektedir.”

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Ali Rıza Akyüz – Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı

    Turan Aydoğan – CHP Eski İstanbul Milletvekili (2018–2023)

    Şafak Baş’a – İSKİ Genel Müdürü

    Zeynep Ayten Gözde Ongun – Murat Ongun’un Eşi

    Elçin Karaoğlu – İBB Boğaziçi İmar Müdürü

    Turgut Tuncay Önübilgin – İBB Eski Genel Sekreteri

    Murat Yazıcı – İBB Eski Genel Sekreteri

    Mehmet Çakılcıoğlu – İBB Eski Genel Sekreteri

    Arif Gürkan Alpay – İBB Genel Sekreter Yardımcısı

    Fatih Özçelik – İBB Emlak Yönetimi Başkan Vekili

    Begüm Çelikdelen – İSKİ Genel Müdür Yardımcısı

    Ramazan Gülten – İBB İmar Şube Müdürü

    Hakan Aplak – İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürü

    Nazan Başelli – İBB Anadolu Yakası Zabıta Müdürü

    Onur Soytürk – İstanbul İmar İnşaat Anonim Şirketi Eski Genel Müdürü

    Engin Ulusoy – İBB Eski Zabıta Daire Başkanı

    Murat Sevil – İBB Eski Mali Hizmetler Daire Başkanı

    Nurten Uğursoy – İBB Yazı İşleri ve Kararlar Daire Başkanı

    Serap Öbekci – İBB Etüd ve Proje Daire Başkanı

    İhsan Yılmaz – İBB Etüd ve Proje Daire Başkanı

    Ali Akyüce – İBB Eski Emlak Yönetimi Daire Başkanı

    Adem Şanlısoy – İSKİ Çevre Denetim Dairesi Başkanı

    Naim Erol Özgüner – İBB Eski Bilgi İşlem Daire Başkanı

    Kadriye Kasapoğlu – Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalemi

    Melih Geçek – İSBAK Eski Yönetim Kurulu Üyesi

    Erdinç Çolak – Kültür A.Ş. GMY

    Onur Aldı – Kültür A.Ş. GMY

    Hakan Karaköse – Kültür A.Ş. Reklam Müdür Yardımcısı

    Yakup Üner – Danışman – İBB Mühendisi

    Hülya Kırlıkova – Kültür A.Ş. Çalışanı

    Yeşim Özay – Kültür A.Ş. Çalışanı

    Oya Özman – Kültür A.Ş. Çalışanı

    Mustafa Kemal Özgençiz – Kültür A.Ş. Çalışanı

    Onur Can Tekbaş – Kültür A.Ş. Çalışanı

    Faik Özberk – Kültür A.Ş. Çalışanı

    Gökhan Köseoğlu – Kültür A.Ş. Reklam Şefi

    Metin Bal – Kültür A.Ş. Reklam Şefi

    Songül Car – İSPER Uzman

    Fikret Şimşek – İş Adamı

    Yılmaz Şimşek – İş Adamı

    Dursun Balcıoğlu – İş Adamı

    Rasim Kaya – İş Adamı

    Mete Mağden – İş Adamı

    Meral Çakır – Mali Müşavir

    Cevat Kaya – Emekli (Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi)

    Mehmet Şahin – Emlak Danışmanı

    Çağlar Türkmen – Güvenlik

    PİRHA/İSTANBUL

  • Berlin’de binlerce kişi İstanbul’daki irade gaspına karşı yürüdü 

    Berlin’de binlerce kişi İstanbul’daki irade gaspına karşı yürüdü 

    PİRHA- Berlin’de binlerce kişi İstanbul’daki irade gaspına karşı yürüyerek kayyım politikalarına karşı mücadele edeceklerini belirtti.

    İstanbul Büyük Şehir Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu ile birlikte 100’ü aşkın kişinin 19 Mart’ta gözaltına alınması ve İmamoğlu ile bir çok kişinin tutuklanmasının ardından protestolar devam ediyor.

    ‘Berlin Demokrasi Platformu’ adıyla oluşturulan oluşumda Akdağ Dayanışma ve Destekleme Derneği, Aşnan Tiyatro Topluluğu, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Bahadın Derneği Berlin, BDAJ Berlin, BDAS Berlin, Berlin Alevi Toplumu-Cemevi, Berlin Al-Dersim Spor, Berlin Arap Aleviler Birliği e.V, Berlin Dersim Kültür Derneği, Berlin Gaziantep Çepnileri Derneği, Berlin HUV, Berlin Omcalı Kültür ve Dayanışma Derneği, Berlin Sivaslı Canlar Derneği, CHP Berlin, Çorum Derneği Eğitim ve Kültür Merkezi, Dem Parti, die Ahali e.V, DİDF Berlin, Erzincan Küçükotlukbeli Derneği Berlin, Halkçı Devrimci Birliği – HDB, Institutê Ziwan ȗ Kulturê Kirmanci (Zaza) İKK, Nav-Berlin, Sol Parti, TİP, Yeşilev, Soli25 İnisiyatifi yer alarak destek sundu.

    Aralarında Berlin Alevi Toplum’u (BAT) Cemevi’nin de bulunduğu ‘Berlin Demokrasi Platformu’ tarafından organize edilen yürüyüş öncesi platform üyesi bileşenler ve binlerce kişi Alexanderplatz’da bir araya geldi. AKP-MHP rejimini protesto eden döviz ve pankartların taşındığı yürüyüş öncesi ortak basın metnini Türkçe İsmail Erol, Almancasını Betül Havva Yılmaz, İngilizcesini de Iken Brockstedt Riegger okudu.

    “Türkiye’deki mevcut AKP-MHP iktidarının yargı eliyle gerçekleştirdiği kirli bir darbe haline gelmiştir” vurgusuyla yapılan ortak açıklamada, “Yıllardır Kürt halkının iradesi ile seçilen belediyelere kayyumlar atanıyor, temsilcileri cezaevine konularak halkın seçme ve seçilme hakkı elinden alınıyordu. Daha sonra İstanbul’un bazı ilçelerinde kayyumlar ile “kent uzlaşısı” sonucu seçilmiş belediye başkanları tutuklandı, yerine kayyumlar atandı. Bugün ise bu tüm Türkiye’ye yayılmak isteniyor” denildi.

    “SERBEST BIRAKILMALARINI TALEP EDİYORUZ”

    Tutuklamaların kınandığı açıklamada, hapiste tutulanların serbest bırakılması çağrısında bulunulan açıklamada, “Bütün renkleriyle özgür, demokratik, laik bir Türkiye yaratma, bu çağdışı, ırkçı, bilim düşmanı zihniyetten kurtulma adına yola çıkanlar, dostlar, arkadaşlar, canlar: Belediyelere atanan kayyumları reddediyoruz! Bütün siyasi tutuklamaları kınıyoruz! Ekrem İmamoğlu’yla birlikte tüm genel başkanların, belediye başkanlarının, siyasi tutsakların ve öğrencilerin derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Ve hep birlikte haykırıyoruz! Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!” ifadelerini kullanıldı.

    Okunan ortak basın açıklamasının ardından; SPD Berlin Eyaleti Başkan Yardımcısı Sinem Taşan Funke, Berlin Eyalet Meclisi’nde Yeşiller Grup Başkanı Bettina Jarasch, Berlin Sol Parti Eyalet Başkanı, Maximilian Schirmer, Junge Welt Gazetesi temsilcisi Nick Brauns ve Soli25 İnisiyatifi konuşma yaparak, AKP-MHP iktidarının politikalarını kınayarak başta Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, muhalif öğrenci ve diğer muhalif tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Yapılan açıklamaların ardından başlayan yürüyüş Alman Parlamentosu yakınındaki meydanda son buldu.

    PİRHA/ ALMANYA 

     

  • İmamoğlu: Bu millet sizi sandığın en dibine gömecek!

    İmamoğlu: Bu millet sizi sandığın en dibine gömecek!

    PİRHA-İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu adına sosyal medya platformu X üzerinden yapılan paylaşımda, ” Ne yaparsanız yapın, er ya da geç bu aziz millet sizi sandığın en dibine gömecek. Milletin malına mülküne çökenler, ailelerine kötü söz söyleyenler kendi tuzaklarında boğulacak. Millet gelecek millet” ifadelerine yer verildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ‘terör’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında 19 Mart’ta gözaltına alınan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanlığı ön seçim adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart’ta tutuklandı. İmamoğlu, İBB’ye yönelik olarak “yolsuzluk” suçlamasından yürütülen soruşturma kapsamında, “ihaleye fesat, kişisel verileri kaydetme, rüşvet ve örgüt kurma” iddialarıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne götürüldü.
    İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından konuya ilişkin bir paylaşım yapıldı.

    “MİLLETİN MALINA, MÜLKÜNE ÇÖKENLER TUZAKLARINDA BOĞULACAK”

    İmamoğlu’nun paylaşımında şu ifadelere yer verildi:

    “Helal oylarla kazandığımız seçimlere çökmeye çalıştınız olmadı. 31 yıllık diplomaya çöktünüz olmadı. Kazanamadığınız belediyelere Ankara’dan kayyım atayıp çökmeye çalıştınız olmadı. İnançlı bir insanın asla tevessül etmeyeceği biçimde milletin malına, mülküne, şirketine çöktünüz o da olmadı. Panikle, elleriniz ayaklarınız dolanarak yaptığınız her iş dönüp sizi vuracak.
    Hiç beklemiyordunuz ama hamdolsun bu büyük millet uyandı. Ne yaparsanız yapın, er ya da geç bu aziz millet sizi sandığın en dibine gömecek.
    Milletin malına mülküne çökenler, ailelerine kötü söz söyleyenler kendi tuzaklarında boğulacak. Millet gelecek millet.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Şişli Belediyesi’nde miting yapan Özel: Bu samimiyetsizlike çözüm olur mu?

    Şişli Belediyesi’nde miting yapan Özel: Bu samimiyetsizlike çözüm olur mu?

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, genel başkan seçildiği olağanüstü kurultayda duyurduğu her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde miting yapma planının ilkini Şişli’de gerçekleştirdi. “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” sloganıyla düzenlenen mitingde, Ekrem İmamoğlu ve Resul Emrah Şahan’ın cezaevinden gönderdikleri mesajları okundu.

    Mitingin açılışında konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Milletimiz, iradesine ve helal oylarıyla seçtiği başkanlarına sahip çıkıyor. Genel Başkanımız. Özgür Özel ile Şişli’deyiz. Ya hep beraber ya hiçbirimiz” dedi.

    ŞİŞLİ BELEDİYESİ’NE YÜRÜYÜŞE GEÇEN KİTLEYE ÇANAK VE TABAKLARLA DESTEK VERİLDİ

    Miting öncesi Şişli Atatürk Evi önünde toplanan CHP İstanbul İl ve İlçe gençliğinin oluşturduğu kalabalık, buradan Şişli Belediyesi önüne doğru yürüyüşe geçti. Mahalle aralarında yapılan yürüyüş esnasında pencerelerden ses eylemi gerçekleştirdi. İnsanlar pencerelerden tencerelerle, ıslıklarla yürüyüşe destek verdi.

    Yurttaşlar, dört bir koldan belediye binasına doğru yürüyüşe geçerek mitinge katıldılar. Etkinlikte konuşan CHP’nin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Mahir Polat’ın mesajını iletti ve tutukluluk sürecine dikkat çekerek, “Şişli’ye kayyum atanmasındaki asıl sebeplerin, halkın olanı halka geri vermek olduğunu” vurguladı.

    RESUL EMRAH ŞAHAN’IN VE EKREM İMAMOĞLU’NUN MESAJLARI OKUTULDU

    Mitingde ayrıca, Silivri Cezaevi’nden Resul Emrah Şahan’ın mesajı okundu. Şahan, “Şişli’den bu kayyumu birlikte göndereceğiz. İnanın, daha yeni başlıyoruz” diyerek, Şişli halkına destek verdi.

    EKREM İMAMOĞLU’NUN DA MESAJI PAYLAŞILDI

    İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti gücünü vatandaşın iradesinden alan bir millettir. Seçimden kaçamayacaksınız ve o sandığa gömüleceksiniz. Ne yaparsan yap, karşında Ekrem İmamoğlu olacak” şeklinde konuştu.

    “BU EYLEMLERDEN SONUÇ ALACAĞIZ”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasının başında, “Eylem yapıyoruz, eyleme geldik biz. Bu eylem milletin eylemidir, cumhurbaşkanı adayına sahip çıkan milletin eylemidir. Ant olsun ki, bu eylemlerden sonuç alacağız. Kazanacağız” diyerek, partililere kararlılık mesajı verdi.

    Özel, “Bugün her çarşamba akşamı bir ilçemizde yapacağımız gece mitinglerinden ilkini yapmak üzere Şişli’ye geldik. Bir miting yapmıyoruz iki miting yapıyoruz burada! Ey cuntanın başkanı Erdoğan, duyuyor musunuz Şişli’yi? Meydanlarda direndiniz, Maltepe’de 2.2 milyon oldunuz sel gibi aktınız. Bugün direnmek üzere Şişli’desiniz, bütün İstanbul’dasınız” sözlerine yer verdi.

    “CÜMLE ALEM BİLSİN SONUÇ ALAMAYA GELDİK”

    Kimse şaşırmasın biz burada miting yapmıyoruz, bir miting alanına toplanıp sığmayıp taştık ama biz burada bir otoriteye karşı eylem yapıyoruz, eyleme geldik biz! Biz buraya ses çıkarmaya, direnmeye ama cümle alem bilsin ki sonuç alamaya geldik.

    “RESUL EMRAH ŞAHAN DÖNMEDEN DURMAYACAĞIZ!”

    Seçimlerde birçok kişinin oyuyla seçilen Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılıncaya dek mücadele edeceklerini ifade eden Özel, “Cuntanın Şişli temsilcisi gitmeden, Resul Emrah Şahan dönmeden durmayacağız! Hiçbirimiz Ekrem Başkanımızı almadan ve çok korkuyor ama buradan bir daha hatırlatıyorum Ekrem başkanı Cumhurbaşkanı yapmadan durmayacağız. Bu eylem milletin eylemidir. Bu eylem Cumhurbaşkanı adayına sahip çıkan milyonların eylemidir. Burada on binler, Türkiye’deki on milyonları temsil etmektedir. Biz kazanacağız, biz başaracağız. Bu meydandaki bütün demokratları, sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları saygıyla selamlıyoruz. Emin olun ki ahlaki üstünlük bizdedir, moral üstünlüğü bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz güçlüyüz, biz kazanacağız” diye konuştu.

    “BU SAMİMİYETSİZLİKLE ÇÖZÜM OLUR MU?”

    İktidarın Kürt sorununda samimi olmadığını dile getiren Özel, “Darbeyi yapana cunta, darbeyi dağıtana da millet denir. Milletten alıyoruz gücümüzü. Bugün, işgal altındaki Şişli Belediye’mizin oradayız. Tarihin en yüksek oyu aldığı dönemde 350 günde 150 projeyi tamamlayan, arı gibi çalışan Başkanımızı yeniden buraya getirmeden bize durmak yok. Resul Emrah Şahan’ın listesinde bir Kürt demokrat varsa, bu Kürt’e verdiğimiz değerdendir. Oyu sana verdiğinde makbul, Kürt vermediğinde terörist ilan ediyorsan, sen sahtekarsın, iki yüzlüsün! Şimdi bunlar Türkiye’de Kürt sorununu çözeceklermiş, barış getireceklermiş, bu samimiyetsizlikle çözüm olur mu? Çözüm, Türk ile Kürt’ü eşit bilmekle olur, Alevi ile Sünni’yi birlikte kucaklamakla olur. Bunu selefi hayalleri olan, halefi olmak isteyen bir anlayış yapamaz! Bunu demokratlar yapar. Selefilik hayalleriyle halefine darbe yapan cuntacı Kürt sorununu çözemez, bunu çözerse Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi çözer” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE SİYASET TAYYİP BEY İÇİN KONFORLU BİR ALAN”

    Özel, “Türkiye’de siyaset, Tayyip Bey için konforlu bir alan. Kendi istediğini yapacak, muhalefet yapınca oradan terör çıkaracak. İlk günlerde yolsuzluk deyince Avrupa bir tedirgin oldu. Biz tertemiz arkadaşlarımızı biliyoruz. İddianameyi de görünce, kendisinin halef selef halinde olacağı 31 yıl önceki diplomanın nasıl iptal edildiğini, bomboş MASAK raporlarını, meşe ladin denilen odunları, o gizli tanıklar bile “gördüm” diyemiyor, “duydum” diyor, ne elbise askıları içinde bakan evlatlarının para taşıdıklarını, ne kendi evlatlarıyla “sıfırlandın mı babacığım”, “kime yolladın babacığım” kısımlarını, hiçbir şey olmadığını bütün dünyaya anlattık. Kürtlerin belediye meclisinden aday gösterilmesinden terör çıkmayacağını tüm dünyaya anlattık” sözlerinde bulundu.

    Türkiye’yi dünyaya şikayet ettin diyor, o bunu söyleyecek, Özgür Özel de korkacak! 20’den fazla yabancı kuruluşa, Reuters’a, The Times’a, DW’ye, Le Monde’a, CNN International’a, Japon Gazetesi Oşayi’ye, aynı zamanda Financial Times’a, Ajans France Press’e, The Guardian’a sayfa sayfa röportaj verdim, anlatıyorum, anlatacağım! And olsun ki eski ezberlere saplanırsam, onun ithamıyla bir adım geri atarsam, namerdim namert! Bundan sonra Erdoğan’ın çizdiği hatta değil, sizin önümüzden yürüdüğünüz yolda siyaset var.

    “YENİ SİYASİ ÇİZGİ, BİZİM ÇİZGİMİZ”

    Son olarak, “Bundan sonra Tayyip Erdoğan’ın değil, sizin çizdiğiniz yolda siyaset olacak” diyerek, CHP’nin kendi siyasi yol haritasına olan kararlılığını yineledi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Milletvekili Fırat: Bu ülkenin siyasi darbelere değil, iç barışa ihtiyacı var-VİDEO

    Milletvekili Fırat: Bu ülkenin siyasi darbelere değil, iç barışa ihtiyacı var-VİDEO

    PİRHA – DEM Partili Celal Fırat, AKP hükümetinin kayyım ve tutuklama politikalarını eleştirdi. Yapılan operasyonların ekonomik etkilerine işaret eden Fırat, “Türkiye her gün demokrasiden, hukuktan ve adaletten uzaklaşıyor. Bu ülkenin siyasi darbelere değil, daha fazla hukuka, daha fazla demokrasiye, daha fazla iç barışa ihtiyacı var” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulunda gündeme ilişkin söz aldı. Belediyelere yönelik operasyonlar ardından yapılan protestolara değinen Fırat, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’yla birlikte belediye başkanlarının, gazetecilerin, belediye meclis üyelerinin tutuklanması sonrasıyla başlayan Türkiye çapında birçok olaylarda umut ediyoruz ki üniversite öğrencileri ivedilikle serbest bırakılır. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyoruz. Milletin iradesine saygı gösterilmelidir” dedi.

    FIRAT: TÜRKİYE HER GÜN DEMOKRASİDEN UZAKLAŞIYOR

    Milletvekili Fırat, konuşmasında kayyım politikaları ve hasta tutsaklar sorununu da gündeme getirdi. Fırat, şunları söyledi:

    “Türkiye bir an önce bu kayyum politikalarından, bu yapılan operasyonlardan uzaklaşmalı, baharın başlangıcını yaşadığımız bugünlerde, bu mevsimde barışın, demokrasinin önünü açacak adımları hızlıca atmalıyız. Yapılan bu operasyonlar hem hukuk devletine hem de seçme seçilme hakkına saygı göstermemektir. Suçlamalar arasında yer alan CHP ve DEM PARTİ arasında yapılan “kent uzlaşısı” gibi demokratik bir kavramın suç sayılması abesle iştigaldir.

    Sevgili Mahir Polat hakkında ev hapsi kararı verildi biraz önce; bu çok sevindiricidir. Umut ediyoruz ki diğer hasta tutsaklar da olmak üzere tez zamanda özgürlüklerine kavuşurlar. “Adalet her işte Hakk’ı bilmektir.” der Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli. Türkiye her gün demokrasiden, hukuktan ve adaletten uzaklaşıyor. Bu ülkenin siyasi darbelere değil, daha fazla hukuka, daha fazla demokrasiye, daha fazla iç barışa ihtiyacı vardır. Biz demokratik siyasete yönelik her türlü baskıya karşı durmaya devam edeceğiz. İstanbul halkının ve Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren tüm kesimlerin yanında durmaya devam edeceğiz.”

    “VAHİM TABLO DAHA DA KÖTÜLEŞTİRECEKTİR”

    DEM Partili Fırat, ekonomi ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de vurguladığı konuşmasında şu cümlelere yer verdi:

    “19 Mart siyasi darbe girişimi Türkiye ekonomisinde büyük bir tahribat yaratmıştır. Akaryakıt zamları, döviz yükselişleri, elektrik zamları Türkiye vatandaşlarını, emekliyi, asgari ücretliyi nefes alamaz duruma sürüklemiştir. Bakınız, ekonomi ile siyaset arasına ve dolayısıyla ekonomi ile demokrasi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Türkiye’nin siyasal yapısında hayata geçirilen her antidemokratik uygulamalar ekonomik alanda da riskleri artırmaktadır. Halkın iradesini, demokratik taleplerini dikkate almamanın ekonomiye etkisi İstanbul Belediyesine yapılan operasyonla birlikte gittikçe katmerli hâle gelmiştir, gelmeye de devam edecektir. Sadece operasyonun yapıldığı sabahın ilk saatlerinde dolar 41 TL’yi aşarak rekor kırmıştır. Merkez Bankası doların yükselişini durdurmak için 30 milyar doları eritmek zorunda kalmıştır. Enflasyonun bir an önce ülkemizin gündeminden sorun olmaktan çıkarılması; asgari ücretli, emekli, geçim sorunu yaşayanlar için ayrıca önem taşımaktadır. Buna karşılık, iktidarın sene başında emekçilerin maaşlarına yaptığı zamlar üç ayda buhar olmuş, uçup gitmiştir. 19 Mart operasyonu gibi demokrasiye aykırı adımlar kronik hâle gelmiş enflasyon sorununu daha da büyütecektir, bu vahim tablo daha da kötüleştirecektir. Bu sebepten dolayı, bu yapılan operasyonların ekonomik etkilerinin araştırılması, oluşan tahribatın giderilmesi, vatandaşlarımızın oluşabilecek tüm risklere karşı korunmasına yönelik kalıcı politikaların oluşturulması büyük önem taşımaktadır.”

    PİRHA/ANKARA