Etiket: el bab

  • El Bab’da IŞİD saldırısı: 1 asker hayatını kaybetti

    El Bab’da IŞİD saldırısı: 1 asker hayatını kaybetti

    El Bab yakınlarında IŞİD ile çıkan çatışmada 1 asker hayatını kaybetti, 5 asker yaralandı.

    IŞİD saat 17.00 sıralarında El Bab kentinin Kabr el Mukri bölgesindeki Türk askerlerinin bulunduğu alana saldırı düzenledi. Çıkan çatışmada 1 asker hayatını kaybetti, 5 asker ise yaralandı. Saldırı sonrası IŞİD’in bulunduğu bölge karadan ve havadan ateş altına alındı.

    Bölgeden tahliye edilen yaralı askerler, Gaziantep ve Kilis’teki hastanelerde tedavi altına alındı.

    Genelkurmay Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan bilgilendirmede, “25 Ocak saat 17:00 sularında El Bab civarındaki Kabr el Mukri bölgesinde DEAŞ terör örgütü mensubu teröristlerle yaşanan çatışmalar esnasında, maalesef kahraman bir silah arkadaşımız şehit olmuş, beş kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Yararlılar derhal hastaneye sevk edilmiş olup tedavilerine başlanmıştır. Kahraman şehidimize Allah’tan rahmeti kederli ailesine, TSK mensuplarına ve Yüce Milletimize baş sağlığı ve sabır; yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz” denildi.  (DHA)

  • El Bab’da IŞİD saldırısı: 5 asker hayatını kaybetti

    El Bab’da IŞİD saldırısı: 5 asker hayatını kaybetti

    Fırat Kalkanı harekatının 150’nci günü olan bugün El Bab bölgesinde IŞİD’in bomba yüklü araçla saldırısında 5 uzman çavuş yaşamını yitirdi. 9 asker ise yaralandı.

    TSK’dan yapılan açıklamaya göre, Fırat Kalkanı Harekatı’nın 150. gününde IŞİD tarafından El Bab bölgesinde düzenlenen saldırıda 5 asker hayatını kaybetti, 9 asker ise yaralandı.

    Hastaneye sevk edilen yaralıların tedavisine başlandı.

    TSK’dan yapılan açıklama şöyle:

    “El Bab’ın Suflaniyah bölgesinde DAEŞ terör örgütü mensubu teröristlerce gerçekleştirilen bombalı Araç saldırısı sonucunda maalesef 5 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 9 kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Yaralılar derhal hastaneye sevk edilmiş olup tedavilerine başlanılmıştır.

    Suriye’de sürdürülen Fırat Kalkanı Harekatı’nın 150’nci gününde terör örgütü DEAŞ unsurları, Suriye’nin El Bab bölgesinde Türk askerlerinin bulunduğu alana saldırdı.”

  • Hedef El Bab mı?

    Hedef El Bab mı?

    Suriye ordusunun, Halep’in doğu kırsalında IŞİD’e karşı operasyona hazırlığında olduğu belirtiliyor.

    Evrensel’in haberine göre, Kuveyris Askeri Üssü’nde binlerce asker toplanırken, harekatın ana hedefinin Deyr Hafer mi yoksa el Bab mı olduğu konusunda farklı iddialar var.

    Operasyonda Suriye ordusuna sadece Rus Hava Kuvvetleri’nin destek olacağı bildirildi.

    Halep kent merkezinin kontrol altına alınmasının ardından, Halep’in güneyi ve doğusuna yönelen Suriye ordusu, IŞİD’in elindeki bölgelere operasyon başlatıyor.

    Al Masdar’ın haberine göre operasyon için çok sayıda Rus Su-25 savaş uçağının Halep’e geldiği bildirildi.

    Kuveyris Askeri Üssü’nde binlerce asker toplanırken, harekatın ana hedefinin Deyr Hafer mi yoksa el Bab mı olduğu konusunda farklı iddialar var. El Bab şüphesi, Suriye ve Rus uçaklarının, kentin güneyindeki IŞİD hedeflerini vurması sonrası gündeme geldi. Suriye ordusunun bu bölgeye doğru hareketlendiğine dair de iddialar ortaya atılmıştı.

    IŞİD işgali altındaki el Bab, uzun süredir TSK ve desteklediği cihatçı gruplar tarafından hedef alınıyor. Rusya’nın Suriye ordusunun el Bab’a doğru ilerlemesi halinde bu gruplarla karşı karşıya gelinmesini tercih etmeyeceği tahmin ediliyor.

  • CHP’li Altay: TSK’nın El Bab’a girmesi faciadır ve cinayettir

    CHP’li Altay: TSK’nın El Bab’a girmesi faciadır ve cinayettir

    CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TSK’nın El Bab’a girmesinin facia ve cinayet olduğunu belirtti.

    Altay, “TSK’nın, bölge ülkelerinin ve BM’nin desteği olmadan El Bab’a girmesi faciadır, cinayettir. Mehmetçiği bataklığa sokmaması ve daha fazla şehit gelmemesi için hükümete çağrıda bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

    Altay Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Moskova mutabakatı uyarınca El Bab’da IŞİD ile mücadele edilmesinin zorunluluk olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

    ‘BİZ DÜNYANIN FEDAİSİ DEĞİLİZ’

    “Bu temizliğin Rusya ve İran tarafından, ÖSO ve TSK’ya yaptırılmasını anlamamız ve kabul etmemiz mümkün değil. Biz dünyanın fedaisi değiliz. Bizim Mehmetçiğimiz elalemin askeri ölmesin diye öldürülmek noktasında değil.”

    ‘BM DESTEĞİ OLMADAN EL BAB’A GİRMEK FACİADIR, CİNAYETTİR’

    “Millet olarak bu vatan için şehit oluruz, bunda endişe yok ama başka ülkelerin askerleri ölmesin diye Mehmetçiğin o bataklığa sokularak şehit olmasının sorumlusu olarak hükümetin önce Meclise, sonra millete hesap vermesi lazım. TSK’nın, bölge ülkelerinin ve BM’nin desteği olmadan El Bab’a girmesi faciadır, cinayettir. Mehmetçiği bataklığa sokmaması ve daha fazla şehit gelmemesi için hükümete çağrıda bulunuyoruz.”

  • Hayatını kaybeden asker sayısı 16’ya yükseldi

    Hayatını kaybeden asker sayısı 16’ya yükseldi

    Suriye’nin kuzeyinde devam eden TSK-ÖSO ortak operasyonu sırasında IŞİD tarafından 3 ayrı intihar saldırısı düzenlenmişti.

    Dün TSK’dan yapılan açıklamada, gün boyu süren saldırılarda 14 askerin hayatını kaybettiği, 6’sı ağır 33 askerin de yaralandığı açıklanmıştı. Açıklamada ayrıca IŞİD’e ait 67 hedefin imha edildiği, 138 IŞİD’linin de öldürüldüğü aktarılmıştı.

    Bugün yapılan açıklamada hayatını kaybeden askerlerin sayısının 16’ya yükseldiği belirtildi.

  • Taştekin: Aşağıda Halep düştükçe sancısı yukarıyı vuruyor

    Taştekin: Aşağıda Halep düştükçe sancısı yukarıyı vuruyor

    Suriye’de cihatçı grupların yenilgisinin en çok Türkiye’yi etkileyeceğini ifade eden Taştekin, “Operasyon, Barack Obama yönetiminin topal ördek pozisyonunda olduğu, başkan seçilen Donald Trump’ın cihatçılara desteği kesip Ruslarla birlikte yeni bir strateji arayışına girdiği ve Batılı müttefikleriyle kavga eden Türk hükümetinin Rusya’ya mahkûm olduğu bir dönemde geldi” ifadelerini kullandı.

    fehim-tastekin

    “DUA KARDEŞLİĞİNDE SON PERDE”

    Taştekin’in Gazete Duvar’da yayınlanan, “Dua kardeşliğinde son perde” başlıklı yazısı şöyle:

    Suriye’de silahlı grupların hezimeti en fazla Türkiye’yi alakadar ediyor. Aşağıda Halep düştükçe sancısı yukarıyı vuruyor. Komşuda devrim macerasının doğasında bu var!
    Epey zamandır diyorduk ki; Suriye’de Körfez-Batı destekli silahlı grupların kurtarılmış bölge ilan ettiği Doğu Halep, tekrar ordunun kontrolüne geçtiği takdirde Türkiye sınırları ısınacak, kirli savaş yakıcı mirasını işte o zaman tüm kızgınlığıyla gösterecek, vekâlet savaşından vazgeçilse bile iş işten geçmiş olacak. Bunu bir diktatör namına felaket tellallığı olarak görenler oldu. Tellallık bizde kalsın ama felaket olan kendileriydi!
     
    Son birkaç günde Halep’te çembere alınan silahlı gruplar 12 mahalleden çekildi. Mahallelerden Bustan el Başa, el Halik ve Ayn el Tell’in geri alınmasında YPG ile Suriye ordusu ortak hareket etti. YPG batıdan, ordu doğudan ilerledi. YPG operasyon sonrası bu mahalleleri hepten zapt etmiş değil, tamamen çekilmiş de değil. Bu bölgeler, 2012’den beri Körfez-Batı destekli silahlı grupların Şeyh Maksud’a şiddetli baskı yaptığı yerlerdi. YPG’nin Şeyh Maksud dışına hamle yapması bundan. Tabii etrafı Suriye ordusunun denetimindeki bölgelerle çevrili olan Şeyh Maksud’un nazik durumu bu tür bir işbirliğini de dayatıyor.
     

     “OPERASYON TÜRK HÜKÜMETİNİN RUSYA’YA MAHKUM OLDUĞU BİR DÖNEME DENK GELDİ”

    105. Cumhuriyet Muhafızları Tugayı, Kaplan Güçleri, Çöl Şahinleri Tugayı, Baas Taburları, Ulusal Savunma Güçleri ve Filistinlilerin kurduğu Kudüs Tugayı’nın yürüttüğü Halep operasyonunun gerçekleştiği dış koşullar önemli. Operasyon Barack Obama yönetiminin topal ördek pozisyonunda olduğu, başkan seçilen Donald Trump’ın cihatçılara desteği kesip Ruslarla birlikte yeni bir strateji arayışına girdiği ve Batılı müttefikleriyle kavga eden Türk hükümetinin Rusya’ya mahkûm olduğu bir dönemde geldi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry bir süredir operasyonu durdurmaya çalışıyordu.
     
    Kerry’nin Ruslara kabul ettirmeye çalıştığı plan şuydu: Operasyonun durdurulmasına karşılık ılımlı muhalifler ile Nusra Cephesi (Şam’ın Fethi Cephesi) birbirinden ayrılır; Nusra, Doğu Halep’ten çıkar ve bölgenin kontrolü diğer gruplarla kalır; bu koşullar üzerinden siyasi müzakereye geçilir.
     
    Kerry, Ruslarla bu planın pazarlığını yaparken Trump da seçimden önce Suriye’de Rusya ile çalışmanın bir yolunu bulması için büyük oğlu Donald Trump Jr.’ı Paris’e gönderdi. 11 Ekim’de 30 diplomat, siyasetçi ve iş adamının katıldığı toplantıya, Fransız Politika ve Uluslararası İlişkiler Merkezi’nin kurucusu Fabien Baussart ve eşi Randa Kassis ev sahipliği yaptı. Ev sahibinin kimliği Trump’ın niyeti açısından mühim bir detay.
     
    Çoğulcu Toplum Hareketi’nin lideri Kasis, Rusya’nın son Cenevre konferansına katılmasını sağladığı, Esad’ın da makul muhalif saydığı isimlerden biri. Kassis’e göre krizi barışçıl yolla çözerse Ruslar çözer.
     
    Seçim sonrasında Trump’la iki kez konuşan Rusya lideri Vladimir Putin bu ara dönemi değerlendirip Halep operasyonunun birkaç haftada bitirilmesini istedi. Elde edilen sonuç, askeri çözümün mümkün olduğuna inananları güçlendirdi.
     
    “SURİYE ‘ALIN TERÖRİSTİNİZİ’ DERCESİNE BUNLARI TÜRKİYE SINIRLARINA DOĞRU İTİYOR”

     
    Nusra Cephesi, Ahraru’ş Şam ve Nureddin Zengi Tugayları gibi örgütlerin Halep’teki kaybı, kontrol ettikleri toprakların yüzde 40’ına tekabül ediyor. Bu, sarsıcı bir hezimet.
     
    Buradaki silahlı gruplar, Halep’in merkezi kısmındaki Şaar ve Bustan el Kasr gibi mahallelere çekildi. 500 kadar kişi silahlarını bırakıp teslim oldu. Daralan çemberde kalanlar için de tek yol ya açılan koridorla çıkıp gitmek ya da bir anlaşmayla Kızılay’ın gözetiminde tahliye edilmek.
     
    Daha önce teslim bayrağının çekildiği yerlerden yapılan tahliyelerde silahlı grupların yeni adresi Türkiye sınırlarından beslenen İdlib olmuştu. Halep’te birkaç mahallede sıkışan asi bakiyenin gideceği yer de muhtemelen İdlib olacak. Geçen Ağustos’ta Deraya’dan çıkan militanlar, aileleriyle birlikte İdlib’e transfer edilmişti. Tam da Halep’teki son gelişmeye paralel olarak 28 Kasım’da Doğu Guta’dan 1.450 savaşçı, aileleri (589 kadın ve 900 çocuk) ile birlikte İdlib’e gönderildi.
     
    Suriye yönetimi “Alın teröristinizi” dercesine bunları Türkiye sınırlarına doğru itiyor. Deraya’dan az aşağıdaki Dera’ya küremek dururken bu militanları ta kuzeyde İdlib’e gönderilmesinin başka bir anlamı yok.
     
    İdlib ile Halep birbirini besleyen iki cephe. Suriye ordusu birkaç ay önce bir hamleyle bu iki cephenin arasına girerek karşılıklı akışı durdurdu; başka bir hamleyle de Kilis üzerinden Halep’e giden güzergâhı kesti. Bunun üzerine Hatay ve Kilis’e yaslanan bölgeler arasında Türkiye toprakları üzerinden militan kaydırma operasyonları yaşandı. Yani bir cepte sıkışanlara diğer cepten yardım gitti. Bütün bunlar Türkiye’nin himayesinde olan şeylerdi. Kilis’in karşısında güneye uzanan cep şu anda Fırat Kalkanı Operasyonu sayesinde silahlı gruplar için fiilen tampon bölge işlevi görüyor.
     

     “SURİYE’NİN İKİNCİ HAREKAT PLANINDA RAKKA VE EL BAB’A YÜKLENMEK VAR”

    Halep’ten sonra Suriye ordusunun iki yönlü bir hareket geliştirmesi bekleniyor:
     
    Muhtemel operasyonun bir hedefi İdlib’te Nusra Cephesi’nin (Şam’ın Fethi) liderliğindeki güçlerin kontrol ettiği bölgeler olacaktır. Ki Hizbullah ile Iraklı milislerden oluşan Nuceba Hareketi, halihazırda Halep’in güneyinde Han Tuman’a yığınak yapıyor. Bu operasyonun nihai hedefi İdlib. Bu iki örgütün, Nusra’nın sürekli tehdit ettiği Şii beldeleri Fua ve Kefraya etrafındaki kuşatmayı yarmak için İdlib kırsalını temizlemesi gerekiyor.
     
    Suriye ordusunun ikinci harekât planında Rakka ve El Bab’a yüklenmek var.
     
    Her iki hamle de Türkiye’nin Suriye planlarını yakından ilgilendiriyor.
     
    Türk hükümetinin hem IŞİD’i destekleyen ülke görüntüsünden kurtulmak hem de Kürtlerin demokratik özerklik projesini Afrin ile Kobani arasındaki bölgeye de taşımasını önlemek için başlattığı Fırat Kalkanı Operasyonu, Esad düşmanı cephenin istemediği sonuçlar üretti.
     

    – Türkiye’nin Kürt kaygısı, kendisini Rusya ve Suriye’nin dayatmalarına açık hale getirdi. Fırat Kalkanı ancak Rusya ve Suriye’nin hava savunma sistemini TSK unsurlarına kapattığı takdirde yürütülebilirdi. Bunun şartı da Türkiye üzerinden Halep’e yapılan lojistik ve cephane akışının kesilmesiydi. Nitekim Fırat Kalkanı hedefinden saptığı yerde ya Türkiye destekli gruplar ya da doğrudan TSK unsurları vuruldu.
     
    – Bir başka açıdan Fırat Kalkanı’yla birlikte silahlı grupların amaçlarında sapma oldu. Halep-İdlib kırsalında kalanların asıl düşmanlığı Suriye güçlerine yönelikken Türkiye’nin yedeğine aldığı gruplar, hedefe YPG, SDG ve IŞİD’i koydu. Yani amaç ve operasyonda bütünlük bozuldu.
     
    Elbette Türk destekli grupların gizleme gereği duymadıkları bir amacı da var:
     
    El Bab’ı aldıktan sonra Halep’te sıkışan gruplara desteğe gidip Suriye ordusu ve müttefikleri ile savaşı büyütmek. Fakat bunu Rusya ve Suriye’nin şartlara bağladığı Fırat Kalkanı’nın çizilmiş çerçevesinde kalarak yapmak mümkün değil. Türkiye’nin kapsam dışına çıkması savaş riski taşıyor.
     
    Suriye ordusunun silahlı grupları Türkiye sınırlarına çekilmeye zorlayacak bir stratejiyi izlemesi halinde buna Ankara’nın nasıl tepki vereceği şu aşamada belirsiz. Fiili tampon bölge güvenli bu gruplar için bir sığınak mı olacak, yoksa Suriye ordusunun sıfır noktaya kadar çıkmasına izin mi verilecek? O durumda onbinlerce silahlı adam buharlaşmayacağına göre Türkiye bunların ölümcül potansiyelleriyle ne yapacak?
     
    Türk askerlerinin birlikte zafer için ellerini havaya açtığı ‘dua kardeşleri’, yarı yolda bırakılmalarının bedelini kime, nasıl ödetecek?
     
    Ben bunları yazarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Kudüs sempozyumunda şu açıklama geldi:
     
    “BM’den Suriye’de Irak’ta bir şey görebildiniz mi? Şu anda 600 bin rakamları konuşuluyor ama hayır, bana göre Suriye’de 1 milyona yakın insan öldü. Çocuk, kadın ayrım yapılmaksızın devam ediyor. Nerede BM? Ne yapıyor? Irak’ta var mı? Yok. Biz sabır sabır dedik, en sonunda dayanamadık Suriye’ye ÖSO ile girmek zorunda kaldık. Niçin girdik? Bizim Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Mesele toprağın gerçek sahipleri, toprağına sahip olsunlar. Bunu sağlamak için. Orada adaletin tesisi için varız. Devlet terörü Esed’in hükümranlığına son vermek için biz oraya girdik.”
     
    Geri dönüp yazdıklarımı sileyim dedim ama kıyamadım!
     
    Fırat Kalkanı’nı Rusya’nın rızasıyla başlatıp, amacını da “IŞİD’i temizlemek ve Kürt koridorunu önlemek” diye deklare ettikten sonra söylenen bu sözleri nereye koyacağımı bilemedim.
     
    Bu sözler, Fırat Kalkanı ile Kürtlere karşı ortak cephe kurma beklentisinin suya düşmesine yönelik bir tepki mi?
     
    Yoksa El Bab’ı alıp Halep’in yardımına koşma planının tutmamasından mütevellit bir hayal kırıklığı mı?
     
    Ya da Suriye ordusunu, Fırat Kalkanı ile oluşturulan tampon bölgeden uzak tutmaya yönelik caydırıcı bir çıkış mı?
     
    Yahut Türkiye sahiden niyeti mi bozdu, Suriye ile savaşa mı hazırlanıyor?
     
    Suriyelilerin “Ebu Ali” diye taltif ettiği Vladimir Putin acaba bu işe ne der?
     
    Tabii bir de Esad ile çalışma sinyali veren Trump var.
     
    Veya bu sorulara hiç gerek yok mu? Hepsi Şam semalarında hayalleri dağılmış bir adamın öylesine sözler mi?
     
    Es mi geçsek?
     
    Vallahi bilemedim.

  • TSK: Suriye ordusunun saldırısında 3 asker hayatını kaybetti

    TSK: Suriye ordusunun saldırısında 3 asker hayatını kaybetti

    TSK, Suriye kuzeyindeki el-Bab yakınlarında 3 askerin hayatını kaybetmesiyle ilgili bir açıklama yayınladı.

    Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye kuzeyindeki el-Bab yakınlarında 3 askerin hayatını kaybetmesiyle ilgili bir açıklama yayınladı.

    TSK’dan yapılan açıklamada, “Suriye rejim güçlerince gerçekleştirildiği değerlendirilen hava saldırısında, 3 kahraman silah arkadaşımız şehit oldu” denildi.

    Saldırıda biri ağır olmak üzere 10 asker de yaralandı. Hava saldırısında yaralanan ÖSO mensubunun olmaması, saldırının hedefinin doğrudan Türk askerleri olduğu yönünde değerlendiriliyor.

    Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan son dakika açıklaması şöyle:

    “Fırat Kalkanı Harekâtında yürütülen operasyonlar kapsamında, 24 Kasım 2016 saat 03:30 sularında, Suriye rejim güçlerince gerçekleştirildiği değerlendirilen hava saldırısında, üç kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, biri ağır olmak üzere 10 kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmıştır. Yaralı personel tedavilerinin yapılması maksadıyla süratle bölgeden tahliye edilmiştir.

    Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza acil şifalar dileriz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”