Etiket: elazığ depremi

  • Naci Görür Dersim için uyardı: Malatya ve Ovacık faylarında deprem daha erken olabilir-VİDEO

    Naci Görür Dersim için uyardı: Malatya ve Ovacık faylarında deprem daha erken olabilir-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kent Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Naci Görür, önemli uyarılarda bulundu. Dersim ve çevresindeki deprem riskine dikkat çeken Görür, “Maraş’taki depremler, önemli miktarda stresi Malatya ve Ovacık faylarının içine transfer etmiş olabilir. Eğer öyle olursa beklenenden daha erken deprem olabilir. Bu işin şakası yok. Önlem alalım. Önlem, bizim zarardan en az etkilenmemiz için tek yol” dedi.

    Dersim Kent Koruma Kurulu ve TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu ortaklığında düzenlenen Dersim Kent Sempozyumu’na Prof. Dr. Naci Görür, konuşmacı olarak katıldı.

    “HALK İLE YÜZLEŞMEYE GELDİK”

    Özellikle 6 Şubat depremlerinde on binlerce insanı kaybettikten sonra hak ettiği farkındalığı bulan ve önemli gündem maddesi olan deprem gerçeğini, bugün de Tunceli’ye gelip anlatmak istediklerini belirten Bilim Akademisi Kurucu Üyesi, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, “Bilim insanları olarak bizler de halk ile yüzleşmeye, insanlarımıza sorunu anlatmaya karar verdik. Çok enderdir ki herhangi bir kent deprem tehdidi altında olmasın. Hangi fay dolmuş, kayaları kırma gücüne erişmişse çat diye kırılır. Orada deprem üretir. Deprem dediğimiz de budur” dedi ve olası bir depremde Dersim’i etkileyebilecek üç fay zonunu tek tek anlattı.

    “TUNCELİ, NAZİMİYE FAY ZONUNUN İÇİNDE”

    Dersim’in, Bingöl Karlıova’dan başlayıp Hatay’a kadar giden Doğu Anadolu Fayı’na yakın olduğunu ve Nazimiye, Ovacık, Malatya faylarının etkisinde olduğunu söyleyen Görür, şunları aktardı:

    “Bakın Tunceli çok güzel, cennet gibi bir yer. Buraya gelirken ben Elazığlı olarak Dersim türküsünü de söyledim; ‘Dersim’i hak saklasın, bir yarim var içinde.’ Burası hepimizin gönlünde ama unutmayın bu bölge Türkiye’nin tektonik yönden en hareketli olabileceği, zamanı gelince en tehlikeli olabileceği bir yer. Nedenini de söyleyeyim. Tunceli’nin kendisi Nazımiye dediğimiz fay zonunun içinde. Nazımiye Fayı Kuzeybatı-Güneydoğu yönlüdür. Güneydoğu yönüne doğru gelir. Karakoçan fayıyla birleşir. Bu birinci fay.

    Şimdi bu fayın bir özelliği var. Bu düşey hareketleri daha fazla bunun. Ama bu fay hakkında bugüne kadar tarihi dönemde bu deprem, şu fayın üzerindedir diye doğru dürüst bilmiyoruz. Ve bu fayın deprem üretme periyodu da yeterince bilinmiyor. Yani ne kadar zaman aralıklarla deprem üretir? Bilmiyoruz.”

    “OVACIK FAYININ ETKİSİ İNANILMAZ FAZLA OLUR”

    Deprem durumunda önemli etkileri olabilecek ikinci fayın, Dersim’in batı ve kuzeybatısında yer alan Ovacık Fayı olduğunu ve bunun da Erzincan’ın batısında Kuzey Anadolu Fayı’yla birleştiğini ifade eden Görür, bu fayın incelendiğini ve yılda 1,4 milimetre hareket hızı olduğunu, bu hız 2 milim olsa bile, bunun bin yılda 2 metre harekete tekabül ettiğini, bu durumun da 7 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini söyledikten sonra Ovacık Fayı ile ilgili şu bilgilerin altını çizdi:

    “Yani Ovacık Fayı her 2500 senede bir 7 ve üzeri deprem üretebilir. Bu fay 3-4 koldan ibaret ve bu kollardan biri üzerinde çalışmalar yapıldı. Orada 6 bin senede 3 tane deprem tespit edildi. Demek ki Ovacık fayı çok yavaş hareket eden bir fay. 7’nin üzerinde deprem üretmesi için 2000-2500 seneye ihtiyaç var. En son deprem milattan sonra 54 yılında oluşmuş. 2023 yılında olduğumuza göre demek ki bu fay üzerinde yeni bir deprem olabilmesi için birkaç yüz sene ya var ya yok. Bu fayın Tunceli’ye etkisi çok inanılmaz şekilde fazla olur.”

    “MALATYA VE OVACIK FAYLARINDA DEPREM DAHA ERKEN OLABİLİR”

    Olası bir depremde Dersim’i etkileyebilecek üçüncü fayın, Dersim’in batısı ve güneybatısında yer alan Malatya Fayı olduğunu söyleyen Görür, “Malatya fayı daha yavaş. Yılda yaklaşık bir milimetre hareket ediyor, onun da tekerrür periyodu 2000-2500 sene oluyor. Çünkü orada yapılan araştırmada 10 bin sene içerisinde 4 tane deprem bilimsel olarak tespit edilmiş. Bu da büyük bir deprem üretebilir. Fakat bir şey var dikkat etmemiz gereken. Faylar böyle düzenli olarak dolmaz. Yani stres doldu doldu illa da 2500 sene geçince de hemen deprem üretir diye düşünürsünüz. Bu doğru değil. Çok hızlı, daha erken doldurulabilir ve deprem öne çekilebilir” dedi.

    Antep ve Maraş’ta olan 7.7 ve 7.6 gibi depremlerin önemli miktarda stresi Malatya fayının içine enjekte etmiş, transfer etmiş olabileceğini ve hatta Ovacık fayına da bu transferin gerçekleşmiş olabileceğini vurgulana Görür, “Eğer öyle olursa o fay deprem üretmek için tekerrür periyodunun dolmasını beklemeden deprem üretebilir” diyerek uyardı ve Malatya Fayı’la ilgili şu önemli notu düştü:

    “Şimdi bir de Malatya Fayı’nın bir özelliği var. En son deprem milattan önce 900-500 yılları arasında olmuş. Yani milattan önce 500 yıl geçmiş. 2023 yıl da şimdi geçmiş, yani son depremden beri, en az 2500 yıl geçmiş. Malatya fayının deprem üretme periyodu ise 2475 yıldır. Bu durum beni endişelendirdi.”

    “NE KADAR FAZLA YIKIM VE ÖLÜM OLURSA BİLİN Kİ TOPLUM O KADAR BOZULMUŞTUR”

    “Bu ülkenin bilim insanları olarak öngörülerimiz doğrultusunda bir uyarı yapıyoruz. Yani illa şu olacak bu olacak gibi bir iddiamız da yok ama uyarıyoruz. E siz de bu uyarıları, bilimin bu uyarılarını dikkate alıp önlem alın diye uyarıyoruz” diyen Prof. Dr. Naci Görür konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ne kadar fazla yıkım ve ölüm olursa, bilin ki o toplum o kadar tefessüh etmiştir. O kadar bozulmuştur. Ahlak dışı birtakım hareketler o kadar yaygındır. Yani bu gerçekten öyle. Güneydoğu’da deprem büyüktü tamam. Çok doğru. Yerbilimci olarak biz biliyoruz. Ama bu kadar ölüm ve yıkımın nedeni, orada yapılan hırsızlık, arsızlık, demirden, çimentodan, şundan bundan çarpma ve olmayacak yerlere bina yapmaktır. Rant uğruna yapılmayacak şeyleri yapmış olmaktır. Herkes bunu biliyor. Bütün dünya da biliyor.

    Tuncelilinin cennet gibi ülkesi var. Zemini sağlam. Yapısını, temelini bütün bu tehlike analizlerini, parametrelerini bu zemine uygun çıkartıp ona göre de hayatını idame ettirsin. Deprem geldiği zaman minimum zarar verir. Ama siz hazırlanmazsanız olmaz. O zaman hepimiz çok üzülürüz. Bu işin şakası yok. Yani bunu yapalım, önlem alalım. Önlem de bizim zarardan en az etkilenmemiz için tek yol.”

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

     

  • Evini zorla yıkanlar bir daha uğramadı; evi borçlanarak kendi yaptı-VİDEO

    Evini zorla yıkanlar bir daha uğramadı; evi borçlanarak kendi yaptı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Mazgêrd (Mazgirt) ilçesinin Qerextepe (Kavaktepe) köyünde yaşayan Süleyman Özcan, Elazığ depreminin ardından ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle evlerinin kışın ortasında zorla yıkıldıktan sonra yapılmaması nedeniyle yaşadığı mağduriyeti PİRHA’ya anlattı. Özcan, “Kışın ortasında evimizi yıktılar ama daha sonra bizimle ilgilenen olmadı, kış ayını çok zor şartlar altında geçirdik” dedi.

    Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 24 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından, Dersim merkez köyleri ile Mazgirt ve Pertek ilçelerine bağlı köylerde 1500’e yakın yapıda hasar oluştu. Depremden 11 ay sonra Kasım 2020’de, Tunceli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce alınan karar ile hasarlı yapılar yıkıldı.

    Evlerinin kışın ortasında zorla yıkıldığını söyleyen Süleyman Özcan, yaşadığı zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “BORÇLANARAK KENDİ İMKÂNLARIMIZLA EV YAPTIK”

    Süleyman Özcan, “Evimiz kışın yıkıldıktan sonra bize verilen konteynerde idare etmeye çalıştık. Çok zor şartlar altında yaşadık, evimizi yıktıktan sonra hiçbir yetkili gelip eviniz şu tarihte yapılacak ya da nasıl zorluklar yaşadınız diye kimse sormadı. Biz de kendi imkânlarımız ile borçlanarak kendimize ev yaptık, yapmasaydık bu kışta dışarıda kalacaktık. Yıkılan evimizin enkazını halen temizlemediler. Evi kendi imkânınla nasıl yaptın diye soran olmadı. Kışın ortasında acilen yıkın diyerek evimizi yıktılar ama daha sonra bizimle ilgilenen olmadı, kış ayını çok zor şartlar altında geçirdik” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Evleri yıkılan Mazgirtliler tepkili: Yapamayacaksanız neden yıktınız!-VİDEO

    Evleri yıkılan Mazgirtliler tepkili: Yapamayacaksanız neden yıktınız!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt İlçesine bağlı Muxundi (Darıkent), Dırban (Kızılkale) ve Goman (Yaşaroğlu) köyünde Elazığ depreminin ardından ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle evleri yıkılan yurttaşlar, evlerinin hala yapılmamasına tepkili. Yurttaşlar, “Evler yıkıldıktan sonra on ay geçti ama hiçbir gelişme yok. Bu işkenceyi vatandaşa neden çektirdiler, yapamayacaklarsa neden evleri yıktılar” sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti anlattılar.

    Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 24 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından, Dersim merkez köyleri ile Mazgirt ve Pertek ilçelerine bağlı köylerde 1500’e yakın yapıda hasar oluştu. Depremden 11 ay sonra Kasım 2020’de, Tunceli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce alınan karar ile hasarlı yapıların yıkılmasına karar verildi. Evleri yıkılan yurttaşlar için 20 yıl vade ile 180 bin TL karşılığında 90 metrekarelik evlerin yapılacağı ifade edilse de, yaklaşık bir yıldır yıkılan evlere ilişkin bir çalışma yürütülmedi.

    Ağır hasarlı olduğu için kış ayında yıkılan evlerin halen yapılmaması nedeniyle yurttaşlar mağdur durumda. Dersim’in Mazgirt İlçesine bağlı Muxundi (Darıkent), Dırban (Kızılkale) ve Goman (Yaşaroğlu) köyünde yaşayan yurttaşlar yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar.

    “EN KISA SÜREDE EVLERİMİZİN YAPILMASI GEREKİYOR”

    Evinin depremden dolayı ağır hasarlı olduğu için yıkıldığını ama hiçbir şey yapılmadığını belirten Muxundi (Darıkent) köyünde yaşayan Metin Güngör, “Dilekçe yazdım ihalesi yapılacak denildi. Ben şuan kirada oturuyorum Bingöl’de, Elazığ’da, Malatya’da yapıldı ama burada yapılmadı bir türlü. Yetkililere sesleniyoruz kış geldi en kısa sürede evlerimizin yapılması gerekiyor” dedi.

    Muxundi (Darıkent) köyünde yaşayan Arif Ağuş ise, “Çok mağdur durumdayız bizi zararın altına soktular. Evleri yapacağız diyorlar ama ne zaman yapacakları belli değil. Biz konteynerde kışın soğukta donuyoruz, yazında sıcaktan pişiyoruz bir vatandaşın hakkı bu mudur” diyerek yaşadıkları duruma tepki gösterdi.

    “EV YAPACAĞIZ VAADİYLE KIŞIN ORTASINDA EVLERİMİZİ YIKTILAR”

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın evini kontrol edip ağır hasarlı yazdıktan sonra kendisine bir yazı gönderdiğini söyleyen Goman (Yaşaroğlu) köyünde yaşayan Polat Yeşiltepe, “Evi yıkacağız dediler bende dedim ki evi yıkarsanız kışın ne yapacağız hayvanları satsak şimdi para etmiyor o yüzden kışın değil de ilkbaharda yapın dedik ama gerekirse zor kullanıp evi yıkarız dediler. Mecbur evi boşalttık 100 milyar zarar ettim kış olduğu için hayvanımı ve samanımı ucuza sattım. Kışın ortasında konteyner verdiler ama altyapısı yok ve mezarlığın üstüne koydular. Yıkılan evin enkazını da kaldırmadılar bir senedir dışarıda yatıp kalkıyoruz” diye belirtti.

    “Size ev yapacağız vaadiyle kışın ortasında evlerimizi yıktılar” diyen Goman (Yaşaroğlu) köyünden Hüseyin Bozdağ ise, “Verilen konteynerde ne elektrik var ne de altyapısı var. Çıkın evleri boşaltın dediler ama hayvanlara çadır vermediler. İki senedir ihale olacak evleri yapacağız dediler ama halen ortada bir şey yok” diye konuştu.

    Evinin yıkıldığı için kirada oturduğunu ve iki hayvanının dışarıda kaldığı için telef olduğunu söyleyen Gomanlı (Yaşaroğlu) Tosun Bozdağ, “Ne evimiz yapılıyor ne de bize yardım ediliyor biz ortada kaldık ya bizi sürgün edin ya da bizim sorunumuza çare olun. Evimizi yıkmasalardı altında kalsaydık herkes başın sağ olsun derlerdi ama şimdi o da yok” ifadelerini kullandı.

    Goman (Yaşaroğlu) köyünden İrfan Göçer ise şunları söyledi: “Kışın ortasında evlerimizi yıkıp bizi mağdur ettiler. Hayvanlarımız ve samanlarımız dışarıda sadece konteyner verdiler onun dışında bir yardımda bulunmadılar en kısa sürede evimizin yapılmasını istiyoruz” diye belirtti.

    “BU İŞKENCEYİ VATANDAŞA NEDEN ÇEKTİRDİLER”

    Evleri yıkıp konteyner verdiler ondan sonra ne arayan ne de soran var diyerek yaşadıklarına tepki gösteren Dırban (Kızılkale) köyünde yaşayan Şahin Gökalp, “Evlerin kışın yıkılmasından dolayı yaklaşık on beş tane hayvanımız telef oldu. Evler yıkıldıktan sonra on ay geçti ama hiçbir gelişme yok böyle bir sistem, böyle bir anlayış nerede görülmüş bilmiyorum. Bu işkenceyi vatandaşa neden çektirdiler, yapamayacaklarsa neden evleri yıktılar vatandaş ölecekse evinin içinde ölsün” ifadelerine yer verdi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersimli Hüseyin Yıldız evinin yıkılıp yeniden yapılmamasına isyan etti-VİDEO

    Dersimli Hüseyin Yıldız evinin yıkılıp yeniden yapılmamasına isyan etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Merkez İlçesine bağlı Qabûn (Köklüce) köyünde, Elazığ depreminin ardından ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle evi yıkılan Hüseyin Yıldız, evinin hala yapılmamasına tepkili. Yıldız, “İkametgâhımız Dersim merkezde olduğu için bize konteyner vermediler ama evimizi yıkıp bizi mağdur ettiler. Evlerin yapılacağı tarih halen belli değil  bizi oyalıyorlar” dedi.

    24 Ocak 2020 tarihinde başta Elâzığ ve Malatya olmak üzere bölgeyi etkisi altına alan, merkez üssü Elâzığ’ın Sivrice ilçesine bağlı Çevrimtaş köyü olan ve 22 saniye kadar süren deprem olmuştu.

    Elazığ depreminde Dersim’de de bazı evler hasar görmüştü. Evleri ağır hasarlı olduğu için kış ayında yıkılan evlerin halen yapılmaması nedeniyle yurttaşlar mağdur durumda. Dersim’in Merkez İlçesine bağlı Qabûn (Köklüce) köyünde yaşayan Hüseyin Yıldız yaşadığı sıkıntıları PİRHA’ya anlattı.

    Hüseyin Yıldız,, “İkametgâhımız Dersim merkezde olduğu için bize konteyner vermediler ama evimizi yıkıp bizi mağdur ettiler” diyerek yaşadıkları duruma isyan etti.

    Yıldız,  “Benim bu köyde kalıp kalmamam şart değil benim evimi yıktılar o yüzden yıktıkları gibi bana çadır değil konteyner vermeleri gerekiyordu. Ya bana bir ev vereceklerdi ya da evimi yıkmadan ben hazırlığımı yapacaktım ondan sonra evimi yıkacaklardı. Belki ben yurtdışındayım ama evim burada, eşyalarımız dışarıda kaldı o yüzden çok mağdur olduk. Evlerin yapılacağı tarih halen belli değil bu sene yapılacak, seneye yapılacak diyerek bizi oyalıyorlar. Yapılacak evlerin maliyeti çok fazla, 200 milyar TL borcun altından hiçbir köylü kalkamaz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Elazığ depreminde hasarlı evleri yıkılan yurttaşlar tepkili: Bize eziyet çektirdiler-VİDEO

    Elazığ depreminde hasarlı evleri yıkılan yurttaşlar tepkili: Bize eziyet çektirdiler-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt İlçesine bağlı Kızılcık köyünde, Elazığ depreminin ardından ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle evleri yıkılan yurttaşlar, evlerinin hala yapılmamasına tepkili. Yurttaşlar, “Bu süreçte çok zorluk çektik, evlerimizi yıktılar ama yapmadılar. Madem yapmıyorsunuz neden evlerimizi yıktınız. Şimdi yıksaydınız, kış ayında bize niye eziyet çektirdiniz” sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti anlattılar.

    24 Ocak 2020 tarihinde başta Elâzığ ve Malatya olmak üzere bölgeyi etkisi altına alan, merkez üssü Elâzığ’nın Sivrice ilçesine bağlı Çevrimtaş köyü olan ve 22 saniye kadar süren deprem olmuştu.

    Elazığ depreminde Dersim’de de bazı evler hasar görmüştü. Evleri ağır hasarlı olduğu için kış ayında yıkılan evlerin halen yapılmaması nedeniyle yurttaşlar mağdur durumda. Dersim’in Mazgirt İlçesine bağlı Kızılcık köyünde yaşayan yurttaşlar yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar.

    “EVLERİMİZİ MADEM YAPMIYORSUNUZ NEDEN YIKTINIZ O ZAMAN”

    Bu süreçte çok zorluk çektiklerini söyleyen Fatma Gül, “Kasım ayının sonunda evim yıkıldı, evim yıkıldığı için kışın akrabalarımda kaldım. Evlerimizi yıktılar, yapmadılar. Madem yapmıyorsunuz neden evlerimizi yıktınız şimdi yıksaydınız kışın bize niye eziyet çektirdiniz. Bize evlerinizi yıkıyoruz ama 5-6 ay sonra yapıyoruz deselerdi biz evlerimizi yıktırmazdık. Yıktılar kışın hava güzeldi yapılabilirdi, yapmadılar bekliyoruz. Ben evimi kendi yerimde istiyorum başka bir yere gitmek istemiyorum, köyün dışında yapmak istiyorlar ama ben istemiyorum. Devlet bize yardım etmiyor, hep oyuna getiriyor bizi. Böyle bir şey olur mu? Seçim zamanında koşturuyorlar, sorunlarımıza gelince kulaklarını tıkıyorlar” diye konuştu.

    Çok sıkıntılar yaşadıklarını vurgulayan Gülistan Turan ise, “Ev kiraladık, komşunun evinde oturduk, rezil olduk. Evler yapılacaktı ama yapılmadı. Herkes kendi yerinde yapmak istiyor ona da izin vermiyorlar. İnsanlar çok mağdur oldu. Evi yıkılan da, ahırı yıkılan da rezil oldu, ne zaman yapılacağı belli değil” dedi.

    “ÇOK MAĞDUR DURUMDAYIZ”

    “Sıkıntılarımız çok, devletten yardım bekliyoruz ama daha ev yapmaya başlamadılar” diyen Nevzat Gül şunları söyledi:

    “Evleri ne zaman başlayıp ne zaman bitirecekler daha belli değil. Daha temel bile atılmadı, biz de artık ne olacağını bilmiyoruz. Kışın yıktıklarında çok zorluklar yaşadık herkes akrabasının yanına gitti sonra konteynerler gelince eşyalarını doldurdular ama konteynerler küçük olduğu için eşyalarının bazılarını komşulara taşıdılar. Yazık günah bu insanlara. Ne zaman yapılacağı belli değil daha. Kışa 3-4 ay kaldı. Burası kışın çok sert geçiyor, insanlar dışarıda ne yapacaklar? Bir an önce evleri yapsınlar ki insanlar mağduriyet yaşamasın.”

    Nuran Aslan ise, “Evlerimizi yıktılar, konteyner verdiler bize. Eşyalarımız dışarıda kaldı, çok zor durumda kaldık. Şimdi konteynerde kalıyoruz ailece. Ne zaman yapılacağı daha belli değil. Bir an önce yapılmasını istiyoruz, eşyalarımız hep dışarıda kaldı, zor durumdayız. Her konuda mağdur olduk” diye konuştu.

    “Benim değil ama komşularımın evleri yıkıldı. Biz de onlarla birlikte çok mağdur olduk” diyerek yaşadıkları duruma tepki gösteren Özlem Aslan, “Üzüntülerini, sıkıntılarını bizimle paylaştılar. İnsanların eşyaları dışarıda kaldı, bu süreçte çok mağdur oldular. Kış ayında insanların evlerini yıktılar ama sonra ev yapmadılar. İnsanlara çadır vermişler, konteyner vermişler ama konteynerler çok soğuk, elektriği karşılamadılar insanlar soğuk olduğu için elektrik sobası yaktılar. 400-500 TL elektrik faturası geldi. Faturaları da ödeyemez hale geldiler. İnsanlar çok mağdur durumda” ifadelerini kullandı.

    Cihan BERK-Diren SATI/DERSİM

  • ABF Başkanı Güzelgül ifadeye çağrıldı

    ABF Başkanı Güzelgül ifadeye çağrıldı

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Alevi köylerine yardım gitmediği” yönündeki açıklamalarından dolayı “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” gerekçesiyle ifadeye çağrıldı. ABF yaptığı açıklamada durumu kınayarak , “İnsanların sıkıntılarını, yaşadıkları zorlukları ve adaletsizliği dile getirmek suç değildir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül Elazığ depremi sonrası bölgeye giderek ziyaretlerde bulunmuştu. Güzelgül ziyaretlerinin ardından,  “Alevi köylerine yardım gitmediğini” belirtmiş, afet sonrası yardımlarda ayrımcılık yapılmaması gerektiğini vurgulamıştı.

    Güzelgül bu ifadeleri nedeniyle bugün “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” gerekçesiyle ifadeye çağrıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu yaptığı yazılı açıklamada, ” Halkın yaşadığı gerçekleri dile getirmek, ifade etmek hiç bir zaman suç değil, tam tersi yolumuzun ve insanlığın gerekliliğidir” ifadelerine yer verdi.

    Açıklamanın devamında Güzelgül’ün ifadeye çağrılması kınanarak şunlar belirtildi:

    ” Yaşamın bu kadar değersizleştiği, ayrımın, insan aşağılamanın ve toplumu bölmenin bu kadar ayyuka çıktığı günümüzde, insanların sıkıntılarını, yaşadıkları zorlukları ve adaletsizliği dile getirmek suç değildir. Adaletsizliğin olduğu her yerde, her zaman ezilenden yana olacağımız vazgeçilmez şiarımızdır. Mücadelemiz; ekmek, herkesin ekmeği olsun diyedir. Hiç bir baskı ve gözdağı bizi doğru bildiğimizden geri döndüremeyecektir.
    Kadılar müftüler fetva yazarsa
    İşte kement işte boynum asarsa
    İşte hançer işte kellem keserse
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hüsükuşağı Köyü sakinleri: Doğal afette bile ayrımcılık oluyor

    Hüsükuşağı Köyü sakinleri: Doğal afette bile ayrımcılık oluyor

    PİRHA – Merkezi Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan 6.8 büyüklüğündeki deprem sonrasında oluşan büyük hasarlar giderilmeye çalışılıyor. Kamu kurumları deprem bölgesine yardım ederken, Elazığ ve Malatya’nın Alevi köylerine yardım gitmemesi dikkat çekti.

    Elazığ’da yaşanan depremin izleri yavaş yavaş sarılmaya çalışılırken Elazığ ve Malatya’da Alevi köylerinde yaşanan büyük yıkım ilk günkü gibi duruyor. AFAD ve valiliklere bağlı birimlerin müdahale etmekten geri durduğu bu köylerde yurttaşlar yalnız bırakılmış durumda. İnsanlar kendi enkazlarını kendileri kaldırıyor, kendi yaralarını kendileri sarıyor.

    BİZİM KÖYÜMÜZ MÜ?

    Deprem gecesi köyde yaşanan büyük yıkım sonrasında yetkililerin köye çok geç ulaştığını belirten köy sakinleri, Valiliğin afetten sonra köye jandarma gönderdiğini belirterek köydeki durumla ilgili bilgi alındığını söyledi.

    Köy sakinleri, ertesi gün de Büyükşehir Belediyesinden ekiplerin hasar tespit için kontrole geldiklerini belirterek ilgililerin telefonda “bizim köylerden mi” diye sorulduğunu yani Sünni Alevi köylerini tanımladıklarını dile getirerek “Afetten sonra bile ayrımcılık yapılması bizleri çok yaraladı” dediler.

    “AFETİN AYRIMCILIĞI OLMAZ”

    Hüsükuşağı Köyü’nde yaşanan deprem sonrasında köyü ziyaret eden Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül de “Ayrımcılığı hissediyoruz. Yüreğimiz ne kadar incinse de bu zor günü yalnız başımıza atlatmak bizleri üzüyor ama dayanışmamızı güçlendiriyor. Afetin ayrımcılığı olmaz. Afet kimlik sormaz, inanç sormaz ama bizim gözlemlediğimiz kadarıyla birileri kimlik soruyor. Ayrımcılık yapıyor” dedi.

    “KARDEŞ MİYİZ?”

    Hüsükuşağı Köyü’nü ziyaret eden Alevi kurum temsilcileri heyeti içerisinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, “Devletimiz bizlere yardımcı olacağına, bizlerin bu yarasına merhem olacağına bizi yine ötekileştirmeyi tercih etti. Yüreğimizi kırdı. Devlet bizim devletimiz olsaydı eğer bu zor günde yanımızda olurdu” dedi.

    “BİRLİK İÇİNDE BU İŞİN ALTINDAN KALKACAĞIZ”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Pir Celal Fırat ise şunları kaydetti:

    “Benim üzüntüm bir nebze daha fazladır. Doğduğum toprakları böyle yıkık görmek yüreğimizi incitiyor. Elimizden geldiğince yardımcı olmaya, yaralara merhem olmaya gayret edeceğiz. Bu yükün altından birlikte kalkacağız. Bu afetin izlerini birliğimizle silebiliriz. Biz elimizden geleni yapacağız. Yaraların iyileşmesi için var gücümüzle birlik içinde bu işin altından kalkacağız.”

    “ZEMHERİ SOĞUĞUNDA ÇADIRLARDA KONAKLAMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Deprem sonrasında AFAD ekiplerince köye bırakılan ve köylüler tarafından kurulumu yapılan çadırların kışa dayanıklı olmadığı belirtilirken, sıfırın altında 12 ile 15 arasında değişen havada insanların bu çadırlar içerisinde yaşamaları mümkün gözükmese de birçok yurttaş çadırlarda konaklamak zorunda.

    Malatya’nın girişinde Suriyeli mültecilerin konaklaması için kurulan konteynerlerin köylere dağıtılmasını isteyen köylüler, çadırlarla baharı beklemenin mümkün olmadığını, kendi imkanları ile enkazları onarmaya çalıştıklarını belirtti.

    “EVLERİMİZ YIKILMIŞ, GARİBAN KALDIK”

    Köydeki kerpiç evlerin tamamının yıkıldığını belirten Hüsükuşağı Köy Derneği Başkanı Yusuf Usül, “Evlerimiz darmadağın oldu. Köylülerimiz nerede yatacak, nerede yemek yiyecekler. Affedersiniz ama tuvalet ihtiyaçlarını sağlayabilecek uygun bir mesken bile kalmamış durumda. Koca köyde sağ kalan 2 evimiz var sağ olsunlar ev sahipleri evleri yıkılmış yaşlıları evlerinde misafir ediyorlar. Zor günde bu dayanışma soğuk havada yüreklerimizi ısıtıyor. İnsanlarımız yalnız kaldıklarını düşünüyorlar ama ne güzel ki Alevi kurum yöneticilerimiz bizleri yalnız bırakmadılar. Afetten sonra neredeyse her saat bizleri arıyorlar, bilgi alıyorlar. Yardım ulaştırmaya çalışıyorlar. Dernek yöneticilerimiz köyümüzü ziyaret ederek de bizleri yalnız bırakmadılar” dedi.

    DAHA ÇOK HASSASİYET BEKLENİYOR

    İlgililerin köye karşı tavırlarının daha insancıl olmasını temenni eden Usül, “Devlet büyüklerinden köyümüze daha çok ilgi alaka bekliyoruz” dedi. Afet sonrasında kurumların köye karşı soğuk duruşunu eleştiren Usül, “Bu afettir. Herkesin başına gelebilecek bir durum. Öyle ki koca ülkenin neredeyse tamamı bu potansiyeli barındırıyor. Bugün afet sonrasında bu tarz tartışmaların yaşanması bu tarz ayrıştırmaların yapılması geleceğe dair daha kalıcı hasarlar yaratır” diye konuştu.

    “SADECE 2,3 DAKİKALIK HABERLERE MANKEN YAPMAK İÇİN GELİYORLAR”

    Devlet yetkilileri ile beraber köyü ziyaret eden basın mensuplarının tavırlarını da eleştiren köylüler, “Sorunlarımızı dinledikleri yok. Gelip kendi bültenlerine 2-3 görüntümüzü alıp manken yapmak istiyorlar” diyor.

    Köye gelen mülki amirlerin de ev ziyaretleri gerçekleştirmediğini, evleri dışarıdan gözlemleyerek sağlam olduklarını, yardıma gerek olmadığı kanaatine vardıklarını belirten köylüler, yardımların bile afetten saatler sonra ulaştırıldığını söylediler.

    “LOKMAMIZI HER DURUMDA PAY EDERİZ”

    Deprem sonrasında köyde incelemelerde bulunan PİRHA ekibini her şeye rağmen konuk etmek isteyen, evlerinde kıt yiyecekleri ekibimizle paylaşmaktan çekinmeyen Hüsükuşağı köylüleri adına Dernek Başkanı Yusuf Usül “Lokmamızı her durumda pay ederiz. Köyümüze gelen herkes bizim misafirimizdir” dedi.

    Ekibimizi evlerinde ağırlayan Hüsükuşağı köyü sakinleri ekibimize zor durumun içinde bile zorluğu aldırış etmeksizin ev sahipliği yaptı.

    HÜSÜKUŞAĞI KÖYLÜLERİ KONTEYNER BEKLİYOR

    Soğuk hava ve yoğun kar yağışından dolayı çadırlarda yaşamın oldukça zor olduğu köyde yaşamın devam etmesi, zararın en aza indirgenmesi ve köylülerin konaklamaları için çadır yerine konteyner ile ısıtıcılara ihtiyaçları var.

    Bahara kadar konaklayacaklarını, kar eridikten sonra kendi evlerini onararak yeniden kullanıma hazırlayacaklarını belirten köylüler, ilgililerden, kamu kurum ve kuruluşlarından özellikle konteyner ve ısıtıcı taleplerinin karşılanmasını bekliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Mamak Platformu’ndan deprem tepkisi: Kızılay yalı almakla mı meşgul?-VİDEO

    Mamak Platformu’ndan deprem tepkisi: Kızılay yalı almakla mı meşgul?-VİDEO

    PİRHA- Mamak Platformu, Elazığ ve Malatya’da meydana gelen depremde zarar gören yurttaşlarla dayanışma köprüsünü kurmak için bir araya geldi. Platform sözcüsü Zarife Çamalan, “Bu dayanışma köprüsünü Mamak halkı, Mamak köy dernekleri ve sendikalarla birlikte yapmak istiyoruz. Umarım başarılı oluruz, oradaki insanların acılarına ortak olmuş oluruz, yüreğimiz orada” dedi. 

    Haberin videosu

    Elazığ Sivrice merkezli 6. 8 büyüklüğünde meydana gelen deprem sonrası yaşananlarla ilgili Halkların Demokratik Partisi (HDP), Alınteri, Partizan, Anadolu Kültür Araştırma Derneği (AKA-DER) ve destekçi kurumlar olan; Tüm Emekli-Sen, Yuva Külahlı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Gönderen Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin içerisinde olduğu Mamak Platformu bir açıklama yaptı.

    Kurumlar adına konuşan platform sözcüsü Zarife Çamalan, Elazığ ve Malatya’da yaşanan depremde evleri yıkılan, maddi, manevi zarar gören, hayatlarını kaybeden, yaralanan insanlara nasıl yardımcı olabilirizin yolunu bulmak için bir araya geldiklerini ifade etti.

    Çamalan, şunları belirtti:

    “Mamak’tan Elazığ ve Malatya’ya bir dayanışma köprüsü oluşturmak istiyoruz. Bu dayanışma köprüsünü sadece Mamak Platformu olarak değil, Mamak halkı, Mamak köy dernekleri, sivil toplum örgütleri ve sendikalarla birlikte yapmak istiyoruz. Bu nedenle de böylesi bir geniş çağrı yaptık. Bu dayanışma köprüsünü nasıl yapacağımızı tartışıp sonuca bağlayıp ondan sonra hareket edeceğiz. Umarım başarılı oluruz, umarım oradaki insanların acılarına ortak olmuş oluruz, yüreğimiz orada.”

    ‘GÖLCÜK VE VAN DEPREMİNDE TOPLANAN VERGİLER NEREDE?’’

    Biz buradan şu soruları da sormak istiyoruz” diyen Çamalan, şöyle devam etti:

    “Birincisi, Gölcük ve Van depreminden sonra toplanan vergilerin nereye harcandığını, ne yapıldığını bilmek istiyoruz. İkincisi, sivil toplum örgütlerinden, derneklerden, kurumlardan giden yardımların neden Elazığ ve Malatya’ya alınmadığını ve engellendiğini öğrenmek istiyoruz. Üçüncüsü, Kızılay ne iş yapıyor? Yalı almakla mı meşgul? Onun dışında Bakan Soylu insanları tehdit etmekle mi meşguldür. Türkiye’nin depremde yetersiz olduğu böylesi bir gündemde açılmasını istemeyenler ne yapıyorlar? Bütün bunları sormak istiyoruz.”

    ’DEPREM ÜZERİNDEN HİÇBİR KURUM RANT ELDE ETMEMELİ’’

    Çamalan’ın ardından söz alan HDP Mamak İlçe Eş Başkanı Mustafa Kara  ise şunları söyledi:

    “Deprem bize şunu göstermiştir ortak vatanın acılı halkları üzerinden hiçbir siyasi partinin, hiçbir kurumun, hiçbir makamın rant elde etmemesi gerekmektedir. Bugün enkazdan çıkarılan yaralı bir hastanın birilerine yandaşlık yapacağız diye, birilerine rant ve oy sağlayacağız diye kalkıp bu ülkenin Cumhurbaşkanının yanına götürülmesi gerçekten insanlık adına utanç verici bir olaydır. Biz siyasi rant peşinde koşan tüm uygulamaların kendisine karşıyızEğer oralarda bir takım yardım yapılacaksa buradaki halkların tüm ortak dayanışmasıyla yapılacak yardımlardır. Bu yardımların kesinlikle hiçbir şekilde engellenmemesi gerekmektedir. Ama maalesef ki devletin kendisi, devletin bakanları, devletin tüm kurumları, dışarıdan giden tüm yardımları engellenmektedir. Bu huyundan bu uygulamasından da vazgeçmesi gerekmektedir.”

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

  • KESK: Elazığ depremi için şimdi dayanışma zamanı

    KESK: Elazığ depremi için şimdi dayanışma zamanı

    PİRHA-KESK Merkez Yürütme Kurulu Elazığ merkezli gerçekleşen 6.8 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “Depremin can ve mal kayıplarını artıran bir felakete dönüşmesini sağlayan, plansız ve çarpık kentleşme ile sonuçlanan ranta dayalı imar politikalarından, imar affı gibi kaçak yapılaşmayı olağan hale getiren politikalardan derhal vazgeçilmelidir” denildi.

    KESK Merkez Yürütme Kurulu, Elazığ merkezli gerçekleşen 6.8 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklama yaptı. Yapılan açıklamada onlarca kişinin hayatını kaybettiği binlercesinin ise yaralandığı belirtilerek hasarın çok büyük olduğu kaydedildi.

    “ŞİMDİ DAYANIŞMA ZAMANI”

    Yapılan açıklamada can ve mal kaybı yaşayan insanlarla ortaklaşma ve dayanışma içinde olunması gerektiği çağrısı yapıldı.

    Felaketin meydana geldiği bölgede bulunan sendika şubeleri ile birlikte kış koşullarında depreme yakalanan yurttaşların acil ihtiyaçlarını karşılamak, yaşanan acının yaralarını sarmak için tüm imkân ve olanakların seferber olduğu belirtildi.

    Açıklamada Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği kaydedilerek şöyle devam edildi;

    “Bilindiği üzere bilim insanlarımız, meslek odalarımız, konunun uzmanları özellikle binlerce yurttaşımızın hayatına mal olan 17 Ağustos Marmara felaketinin ardından Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek depremle birlikte yaşamayı öğrenmek için alınan tedbirlerin artırılması gerektiğinin altını çizmektedir. Yıllardır bilim insanlarımız ve meslek odalarımız tarafından yapılan açıklamalarda,  uyarılarda depremin büyüklüğü ve şiddeti kontrol altına alınmayan bir doğa olayı olduğu ifade edilerek bu doğa olayının felakete dönüşmemesinin başta devletin daha sonra vatandaşların alacağı önlemlerle engellenebileceği, depremin değil, yanlış politika ve uygulamaların kayıplara neden olduğu vurgulanmaktadır. Ancak ne yazık ki yıllardır başta 17 Ağustos 1999 Marmara ve 23 Ekim 2011 Van felaketi olmak üzere binlerce insanımızın hayatına mal olan depremlerden yeterince ders çıkarıldığını ve önlemlerin artırıldığını söylemek mümkün değildir.

    “ACİLEN BİR DEPREM POLİTİKASI OLUŞTURULMALI”

    Dün Elazığ’da yaşanan felaket ülkemiz için önemli bir uyarıdır. Başta ülkeyi yönetenler olmak üzere herkes olası depremlerde can ve mal kayıplarının önüne geçmek için bilim insanlarımızın, meslek odalarımızın yıllardır yaptığı uyarılara kulak vermelidir. Depremin can ve mal kayıplarını artıran bir felakete dönüşmesini sağlayan, plansız ve çarpık kentleşme ile sonuçlanan ranta dayalı imar politikalarından, imar affı gibi kaçak yapılaşmayı olağan hale getiren politikalardan derhal vazgeçilmelidir.  Halkın can güvenliğini temel alarak bu yanlış politikaları eleştirenleri her fırsatta hedef tahtasına koyan söylem terk edilmelidir. Bilim insanlarımızın, meslek odalarımızın ve konunun uzmanlarının görüşleri alınarak acilen bir deprem politikası oluşturulmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Elazığ’da artçılar sürüyor

    Elazığ’da artçılar sürüyor

    PİRHA – Elazığ Sivrice’de geçtiğimiz gece yaşanan ve çok sayıda yurttaşın hayatını kaybettiği deprem sonrasında artçılar sürüyor.

    Elazığ Sivrice’de geçtiğimiz gece yaşanan ve çok sayıda yurttaşın hayatını kaybettiği deprem sonrasında artçılar devam ediyor. Dün akşam saatlerinde yaşanan 5.1 büyüklüğündeki artçının ardından Sivrice’de büyüklükleri 4.5 ve 3.0 arasında değişen 12 artçı meydana geldi.

    AFAD’ın sitesindeki verilere göre ise 24 Ocak gecesi gerçekleşen 6.8 büyüklüğündeki depremden dün akşama kadar büyüklükleri 1.0 ve 5.1 arasında değişen 505 artçı gerçekleşti. Kandilli verilerine göre Malatya’da da 4.7 büyüklüğüne varan artçılar sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara Mimarlar Odası: En büyük afet pervasızlıktır, yöneticiler sorumludur

    Ankara Mimarlar Odası: En büyük afet pervasızlıktır, yöneticiler sorumludur

    PİRHA-TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Elazığ merkezli gerçekleşen 6.8 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “Deprem bir doğa olayıdır, afet ise yöneticilerin pervasızlığıdır” denildi.

    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Elazığ merkezli gerçekleşen 6.8 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklama yaptı.

    “YÖNETİCİLER SORUMLUDUR”

    Açıklamada şunlar ifade edildi:

    Deprem kuşağında olan ülkemizde, bilimi ve tekniği dışlayan, rant odaklı kentleşme politikalarını önceleyen yöneticiler, deprem sonucu yaşanan can kayıplarının, yaralanmaların ve tahribatların sorumlularıdır. 6.8 şiddetinde Elazığ ve Malatya’da gerçekleşen deprem, bu ülkeyi yönetenlerin Marmara, Düzce ve Van depremlerinden ders almadıklarını, insanlar için bilimin ve tekniğin yol göstericiliğinde güvenli çevrele r oluşturulamadığını göstermektedir.

    “EN BÜYÜK AFET PERVASIZLIKTIR”

    Deprem bir doğa olayıdır, bu doğa olayı ile birlikte yaşamayı öğrenmek, önceden önlemler almak ise yapılması gerekendir. Depremlerle birlikte can ve mal kaybını en aza indirecek yapılı çevreyi ve nitelikli mimarlığı oluşturmak yerine, kentleri ranta kurban edenler, coğrafyanın yol göstericiliğini reddedenler, bilimi ve tekniği dışlayanlar, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturamazlar. Halkın can ve mal güvenliğini hiçe sayarak deprem toplanma alanlarını, parkları, rekreasyon alanlarını ve ormanları imara açmak üzere, “İmar Barışı” adıyla imar affı ilan edildiği, yapının depreme dayanıklı olup olmadığına ilişkin sorumluluğunun mal sahibine yüklendiği, her türlü imar yolsuzluğunun yasal hale getirildiği bir ortamda sorumlular bellidir. Deprem bir doğa olayıdır, deprem sonrası yaşanan afet ise bugüne kadar önlem almayan bilimi dışlayan yöneticilerin pervasızlığıdır. En büyük afet bu pervasızlıktır.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Elazığ ve Malatya depreminde yaşanan can kayıpları için başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor, sorumluları bilimin ve tekniğin yol göstericiliğinde sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA