Etiket: emek partisi dersim il örgütü

  • Dersim’de “Ortadoğu ve Kürt Sorunundaki Gelişmeler” konulu panel düzenledi- VİDEO

    Dersim’de “Ortadoğu ve Kürt Sorunundaki Gelişmeler” konulu panel düzenledi- VİDEO

    PİRHA- Emek Partisi(EMEP) Dersim İl Örgütü, “Ortadoğu ve Kürt Sorunundaki Gelişmeler” konu başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Dersim’deki Zarife Hatun Çay Bahçesi’nde düzenlenen panele, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan katıldı.

    EMEP Dersim İl Örgütü, “Ortadoğu ve Kürt Sorunundaki Gelişmeler” konulu panel düzenledi. EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın katıldığı panelde, Ortadoğu’daki son gelişmeler ve bununla bağlantılı olarak yaşanan gelişmelerin ‘Kürt Sorunu’nu nasıl etkileyeceği tartışıldı.

    Panelde ayrıca hali hazırda Türkiye’de devam eden ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci ele alındı. İskender Bayhan, Emek Partisi’nin neden Meclis’te hazırlanan rapora ‘hayır’ kararı verdiğine değindi ve ‘Kürt Sorunu’na dair çözüm önerilerini anlattı.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN DEVLET SOMUT ADIMLAR ATMALI”

    Açılış konuşmasını yapan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Kürt sorununun 100 yılı aşkın süredir çözülemeyen bir mesele olduğunu belirterek, iktidarın sorunu öteleyen ve oyalayan yaklaşımını eleştirdi. Tekin, hem Türkiye’de hem de Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri gündeme aldı. Tekin, konuşmasında Ortadoğu’nun her kriz döneminde Kürtlerin adının anıldığını hatırlattı:

    “Ne zaman Ortadoğu’da bir sorun olsa hemen Kürtlerden bahsediliyor. Körfez Savaşı’nda, Kuzey Irak’ta, Rojava’da hep bu mesele tartışıldı. Artık bölgesel olmaktan çıkmış, uluslararası bir mesele haline gelmiş bir durum söz konusu” dedi.

    Son bir yılı aşkın süredir bölgede yaşanan çatışmaların ve emperyalist müdahalelerin Kürt halkının kimlik mücadelesini de etkilediğini söyleyen Tekin, ABD, İsrail ve Fransa gibi güçlerin bu mücadeleyi istismar ettiğini ifade etti.

    Türkiye’de Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan ve iktidarın yürüttüğü sürece de değinen Tekin, halkın bu yaklaşımı kabul etmediğini belirterek,  “Sorunun adının konması gerekiyor. Komisyon kuruldu, rapor hazırlandı ama üzerinden bir ay geçti, hâlâ somut bir adım yok. Halkımızın beklentileri karşılanmadı. Tam tersine sürekli oyalayan ve bahaneler üreten bir süreçle karşı karşıya” olduklarını ifade etti.

    İran’la yaşanan savaş geriliminin ve bölgesel gelişmelerin hükümet tarafınca erteleme bahanesi haline getirildiğini vurgulayan Tekin, gelinen noktada kalıcı çözümler için ciddi adımların atılması gerektiğini söyledi.

    Tekin, konuşmasının sonunda Halepçe katliamı ve Beyazıt katliamlarının yıl dönümünü hatırlatarak, “Halepçe’de hayatını kaybedenleri ve Beyazıt’ta katledilen devrimci gençleri saygıyla anıyoruz” dedi.

    “KARDEŞLİK HUKUKU DEĞİL, EŞİTLİK HUKUKU”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, konuşmasına Sırma Halı işçilerinin direnişinde yaptığı konuşmadan dolayı tutuklanan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e değinerek,

    “Mehmet Türkmen arkadaşımızın tutuklanmasıyla işçilere, mücadele eden sendikacılara gözdağı verilmek isteniyor. Mehmet Türkmen’in yaptığı konuşma tamamen Türkiye’deki emek sömürüsünü ve fabrikalardaki sermaye baskısını gözler önüne seren bir konuşmadır. Orada suç değil gerçekler var. Tutuklama kararıyla siz bu gerçekleri onayladınız. Ama beklediğiniz olmayacak, istediğinizi alamayacaksınız. Antep işçi sınıfı, dokuma ve Sırma halı işçileri haklarına daha fazla sahip çıkarak bu sömürü düzenine karşı duracak. Biz de parti olarak hep işçilerle birlikte olacağız” mesajını verdi.

    Bayhan, akabinde konuşmasına Türkiye’deki süreci ve yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum sürecinde Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı çağrıların bu dönemin başlangıcı olduğunu söyledi ve komisyon sürecine ilişkin partilerinin tutumunu aktararak, Kürt sorununun çözümü için demokratik ve barışçıl bir yol haritasının zorunlu olduğunu dile getirdi.

    Bayhan, raporun içerik açısından Kürt halkının demokratik ve barışçıl taleplerini iktidarın propagandasına malzeme haline getirdiğini belirtti. “Kardeşlik hukuku” söyleminin eşit hakları sağlamadığını vurgulayan Bayhan, Türk ve Kürt halklarının gerçek bir eşitlik temelinde bir arada yaşayabileceğini söyledi.

    İskender Bayhan, Türkiye’nin bölgesel politikalarını eleştirerek, Saray rejiminin ve büyük sermayenin çıkarları doğrultusunda yürütülen bu siyasetin, hem içeride hem de bölgede demokrasi ve barışın önüne geçtiğini söyledi. Bayhan, Türkiye’nin Ortadoğu’da yürütmeyi hedeflediği stratejisinin, büyük sermayenin ve tekellerin çıkarlarını gözettiğini vurguladı. Bu politikanın hem içerde hem dışarda emekçilerin ve ezilen halkların haklarını yok saydığını belirtti. Ayrıca Erdoğan’ın “masada olmazsanız menüde olursunuz” sözleriyle ifadesini bulan dış politikanın, bölgesel paylaşım savaşlarında Türkiye burjuvazisinin çıkarlarını öncelediğini ifade etti. Bayhan, bu yaklaşımın halkların hakları açısından hiçbir fayda sağlamadığını belirtti.

    Türkiye’de ve bölgede barışın, demokratikleşmenin ve Kürt sorununda çözümün ancak işçi sınıfının ve ezilen halkların ortak mücadelesiyle mümkün olacağını vurgulayan Bayhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Barışın, demokratikleşmenin ve Kürt sorununda çözümün tarihini bu ülkenin ezilen halkları yazacaktır. Dersim bu mücadelenin her zaman bir halkası olmuştur, olmaya devam edecektir.”

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP’ten Munzur Üniversitesi Rektörü’nün eşine ‘sahte ünvan’la görev vermesine tepki

    EMEP’ten Munzur Üniversitesi Rektörü’nün eşine ‘sahte ünvan’la görev vermesine tepki

    PİRHA-Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker’in eşi Ayşe Esra Peker’i Fırat Üniversitesi’nden kendi üniversitesine mevzuatta yeri olmayan “Sosyal Tesisler Koordinatörü” olarak atamasına tepki gösteren Emek Partisi Dersim İl Örgütü yaptığı açıklamada, “Sermaye iktidarının adım adım içini boşalttığı üniversitelerde liyakatsizliğin, akraba kayırmacılığın, güvencesizliğin tohumları yıllar içerisinde ekildi” dedi.

    Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, Fırat Üniversitesi kadrosunda görev yapan eşini 2547 sayılı Kanunun 40/b maddesi gereğince Munzur Üniversitesi’nde görevlendirildi.

    Ayşe Esra Peker’in mevzuatta yeri olmayan “Sosyal Tesisler Koordinatörü” olarak atanmasına tepki gösteren Emek Partisi Dersim İl Örgütü yazılı açıklama yayınladı.

    “REKTÖR, PERVASIZLIKLARIYLA ADETA MEYDAN OKUYOR”

    “Sermaye iktidarının adım adım içini boşalttığı üniversitelerde liyakatsizliğin, akraba kayırmacılığın, güvencesizliğin tohumları yıllar içerisinde ekildi” denilen açıklamada, “Bu olayın münferit olmadığını, yıllardır iktidar ve ortaklarının eliyle toplumun kılcal damarlarına işletildiğini biliyoruz. Kurulduğundan beridir, Munzur Üniversitesinde rektör olan kişiler, Dersim’in kendi özgünlüğünü göz ardı ederek buraya hükmetmeye çalışıyorlar! Ancak bu tutum, tarih boyunca hep gerekli cevabı aldı. En son Fetullahçıların bu girişimlerine karşı Dersim halkı gerekli cevabı, sokaklara sel olup akan binlerce kişinin katılımıyla düzenlediği protesto yürüyüşüyle göstermişti. O vakitler Fetullahçıların cirit attığı Munzur Üniversitesi şimdiyse farklı tarikat yapılanmaları ve bunların kadrolaşmalarıyla anılıyor. Mobbing, mafya ilişkileri ve en son nepotizmin zirveye ulaştığı bir örnek olarak eşini mevzuatta bile olmayan bir birimin başına getirerek rektör, pervasızlıklarıyla adeta meydan okuyor” diye eklendi.

    “BU TABLONUN EN AĞIR SONUÇLARINI GENÇLER YAŞIYOR”

    Bu tutumla akademinin içinin boşaltıldığını belirten EMEP Dersim İl Örgütü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Bu tablonun en ağır sonuçlarını gençler yaşıyor. Elbette ki üniversitelerin içi boşaltılarak, küçük yaşta işçileştirerek, hegemonik silahlarla ve nüfus politikalarıyla sessiz, uyuşturulmuş genç işçiler ordusu yaratılması tahayyülü ancak ve ancak gençlerin örgütlü mücadelesiyle son bulacaktır.
    Emek Partisi Dersim İl Örgütü olarak Munzur Üniversitesi’nde yaşanan usulsüzlüklerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP Dersim İl Örgütü: Örgütlenmenin önündeki engellemeler ve grev yasakları son bulmalı-VİDEO

    EMEP Dersim İl Örgütü: Örgütlenmenin önündeki engellemeler ve grev yasakları son bulmalı-VİDEO

    PİRHA- Emek Partisi Dersim İl Örgütü, “Barajsız sendika, yasaksız grev ve güvenceli iş” talebiyle yaptığı eylemde mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, “Barajsız sendika,yasaksız grev ve güvenceli iş” talebiyle Dêrsim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF) yöneticileri, kayyım atandıktan sonra işten atılan işçiler ve bir çok kişi katıldı. Açıklamada “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş”pankartı açılırken Emek Dêrsim İl Başkanı Ergin Tekin, basın metnini okudu.

    “KURTULUŞ BİRLEŞİK MÜCADELEDEN GEÇER”

    Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, barajsız sendika, yasaksız grev güvenceli iş yasa önerisinin,işçilerin gücüyle birlikte meclise taşındığını belirtti. Emek Partisi tarafından  Ocak ayında başlatılan, birçok işçi ve kamu emekçisi sendikası, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü tarafındandesteklenen kampanya ile işçi sınıfının gasp edilen temel hakları için ortak mücadele hattı oluşturmayı ve bu hakları hep birlikte kazanmayı  amaçladıklarını söyleyen Ergin Tekin, “İşçilerinönündeki bu yasal engellerin değişmesi, tıkalı bu yolu açmak, örgütlenme özgürlüğü sağlamak için ‘Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli iş’ konuluyasa tasarı bugün TBMM’de EMEP, CHP, DEM, TİP ve İYİ Parti tarafından yasa tasarısı olarak verilecek.  Hazırlanan bukanun teklifi Büyük İşçi Direnişi’nin yıl dönümünde TBMM’ye sunuluyor. Çünkü bu teklifin içerdiği düzenlemeler, salt teknik bir müdahaleden ibaret değildir, 55yıl önce sokakları ve meydanları dolduran yüz binlerce işçinin taşıdığı iradenin bugünkü temsilidir. Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi eylemlerindenolan 15-16 Haziran Direnişi, 1970 yılında Meclisten geçirilen ve sendikal örgütlenme hakkına, sendika seçme özgürlüğüne kısıtlama getiren yasaldüzenlemeye karşı, konfederasyon ve sendika ayrımı gözetmeksizin tüm işçiler tarafından gerçekleştirilmişti. Bugün yeniden barajlarla, yasaklarla, fiilibaskılarla ortadan kaldırılmış olan örgütlenme hakkının kullanılabilir hale gelmesinin yegane yolu da, tıpkı 1970’te olduğu gibi sınıfın birleşikmücadelesinden geçmektedir. 15-16 Haziran ruhu, bize yalnızca geçmişin mirasını değil, geleceği kazanmanın yolunu da göstermektedir” dedi.

    “HAYAT VE ÇALIŞMA ŞARTILARI KÖTÜLEŞİYOR”

    Yürütülen kampanyada  ülkenin her tarafında sendikalı, sendikasızişçilerle birlikte yürütülen bir kampanya olduğunu ifade eden Ergin Tekin, “Bugüne kadar yasalar ya meclisteki milletvekillerinin imzası ile ya da grubu olanpartilerin verdiği yasa tasarları şeklinde gerçekleşti. Bunun yerine ülke çapında on binlerce işçi, kamu emekçisi, sendikacı, emekli, genç, kadınemekçinin imzası ile yasa önerisi verilecek. İşçiler kendi yaslarını kendi yapsın istiyoruz. İşçinin yasası direnişlerde, mücadele içinde işçilerlebirlikte yazılsın istiyoruz. Bugün işçi sınıfının ve emekçilerin hayat ve çalışma şartları sürekli kötüleşiyor. Türkiye’yi yöneten tek adam iktidarınınson yıllarda en çok ağırlık verdiği uygulamalardan biri ucuz emek sömürüsü. Kâr ve rant sahipleri bu sömürü üzerinden ihya edilmeye çalışılıyor. Hak aramakanalları tıkanmış, sendikasızlaştırılmış ve grev hakkı elinden alınmış Türkiye işçi sınıfı, bir asgari ücretliler kitlesi haline getirildi. İnsanların hakkınıarayamadığı, grev yapamadığı okulda, fabrikada, işyerinde, madenlerde patrona, yöneticiye karşı aciz bırakıldığı bir ülke tablosuyla karşı karşıyayız”şeklinde konuştu.

    ANTİ DEMOKRATİK YASALARIN KALDIRILMASI ÇAĞRISI

    Barajlar, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı önündeki enönemli  engel olduğunu  dile getiren Ergin Tekin, şunları söyledi:

    “Sendikal barajlar olunca işçiler o barajları geçemiyorlar, sendikalara üye olamıyorlar,sendikalar yetki alamıyor. Toplu pazarlık yapılacak, imzalanacak yer işyeri. Bir sendikanın o işyerinde işçilerden onay alması, işçileri üye yapması yeterliolmalıdır. Bugün sendikalar, ülke çapında iş kolu barajını aşıp işyerinde çalışanların çoğunu üye yapıp Bakanlıktan yetki alınca da sözleşme yapamıyor. Zirapatronların sendika yetkisine itirazı sözleşme sürecini engelliyor. Patronların yetkiye itiraz ettikleri davalar 3,4 yıl sürüyor bu süre zarfında işçilerinsendikal örgütlülüğü dağıtılıyor. Patronların işçilerin tercih ettikleri sendikaların yetkisine itiraz etmesi toplu sözleşme sürecini durdurmamalıdır.Yetki itirazı sırasında işçi alımı ve işten çıkarma yasaklanmalıdır. Bugün işçiler, ‘İş güvencesi istiyor, örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın vegrev hakkı olsun istiyor’ Sendikal barajlar, işverenin yetkiye itirazı, grev yasakları, özgür toplu pazarlık hakkına erişememe, sendikalaşma nedeniyle yaşanan keyfi ve hukuksuz işten atmalar son bulsun istiyor. Onun için var olan anti demokratik yasalar kaldırılsın. İşçiler lehine verilecek kanun tasarısımecliste kabul edilsin. Bütün işçi ve emekçileri 15-16 Haziran’ın yıl dönümünde “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” demeye, bu mücadeleyi büyütmeyeçağırıyoruz.”

    “KAMU GÜVENLİĞİ’ GEREKÇESİ İLE ONLARCA GREV YASAKLANDI”

    Ardından kayyım tarafından işten atılan işçiler adına söz alan Hıdır Yıldız ise şunları söyledi:

    “Talep belli, yasaksız grev, güvenceli iş, barajsız sendika, işçi sınıfınınyıllardır sürdürdüğü mücadelenin en önemli taleplerinden biri. Ancak son yıllarda AKP ve MHP iktidarı kamu güvenliğini tehdit gerekçesi ile onlarca greviyasakladı. İşçilerin sendika haklarını elinden aldı. Patronların yandaş sendikalara üye yapmaya başladı. Bizler 15-6 Haziran direnişinin ruhuyla bugün alanlardagüvenceli iş, barajsız sendika ve yasaksız grev mücadelesini bütün alanlarda büyütmeye devam edeceğiz Mücadelemizin en önemli taleplerinden birisidir.”

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP Dersim İl Örgütü: Tekbıyıkoğlu, işçileri işten atmasıyla, irade gasbıyla hatırlanacak

    EMEP Dersim İl Örgütü: Tekbıyıkoğlu, işçileri işten atmasıyla, irade gasbıyla hatırlanacak

    PİRHA- Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Tunceli valisiyken kayyım olarak atanan Tekbıyıkoğlu’na dair açıklama yaparak, “Kahraman ilan edilen kayyımcı, işçileri işten atmasıyla, irade gasbıyla hatırlanacak” dedi.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Tunceli valisiyken kayyım olarak atanan Bülent Tekbıyıkoğlu’na dair açıklama yaptı. “Tekbıyıkoğlu’nu halk iradesine çöken bir kayyımcı olarak hatırlayacağız” denilen açıklamada, “Dersim’in kayyım valisinden kahraman çıkarmaya çalışan ulusalcıları da Tekbıyıkoğlu’nu da iyi tanırız” denildi.

    EMEP Dersim İl Örgütünün açıklaması şöyle:

    “ALDIĞI TUTUM BARIŞIN KONUŞULMASINA KARŞI BİR ANLAYIŞTIR”

    “Tunceli Valisi’yken, PKK üyeleri Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun’u anmak için yapılan anmaya izin verip, vermeme tartışması üzerine, gündeme oturan ve bir kısım ‘ulusalcı’ çevre tarafından kahramanlaştırılıp ‘ilkeli duruş’ sıfatı kendisine yapıştırılan Bülent Tekbıyıkoğlu, 2024 yılının Kasım ayında halk iradesine çökülürken kayyım olarak atandı.

    Anma törenine izin vermek istememesi elbette ki ulusalcı çevreler tarafından alkışlarla karşılandı. Barış karşıtı, ulusalcı çevrelerin kahramanlık mertebesine ulaştırdığı Tekbıyıkoğlu’nun aldığı bu tutum, silahların susmasına da barışın konuşulmasına karşı bir anlayıştır.”

    “İŞÇİLERİ İŞTEN ATTI, ZORLA EMEKLİ ETTİRDİ”

    “Tunceli Valisi olarak kente geldiği ilk günden itibaren Dersim’i, ‘Anadolu’nun Horasan’ı’ yapmak için çok uğraştı! Yüz yıldır devam eden asimilasyon politikalarının devamcısıydı Tekbıyıkoğlu! Tekbıyıkoğlu, kayyım olarak atandıktan sonra, bir kısım belediye işçisini zorla emekli ettirdi, 9 işçiyi de işten attı.

    Biz Tekbıyıkoğlu’nu iyi tanırız: Bugünlerde ‘ilkeli duruşlu’ olarak lanse edilse de halk iradesi gasbedilip, seçilmişlerin yerine belediyeye kayyım olarak atandığında ‘ilkeli bir duruş’ göstermediğini çok iyi biliyoruz!

    Bir anma eylemine izin verilmesini kabul etmeyip merkeze çekilen Dersim’in kayyım valisinden kahraman çıkarmaya çalışan ulusalcılar tanımaz Tekbıyıkoğlu’nu, biz tanırız, Dersim halkı tanır!

    Dersim halkı onu, halkın iradesine çöken, halkın belediyesini gasbeden bir kayyımcı olarak hatırlamaya devam edecek!”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Erdal Eren, Dersim’de anıldı-VİDEO

    Erdal Eren, Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül cuntası tarafından 13 Aralık 1980’de henüz 17 yaşında iken yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren, idam edilişinin 44. yılında Dersim’de anıldı.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, 12 Eylül faşist cuntası tarafından idam edilen Erdal Eren’i idamının 44. yılında Seyit Rıza Meydanında yapılan açıklama ile andı.

    EMEK Gençliği adına açıklamayı okuyan Bişeng Aşula, 12 Eylül darbesinin üzerinden geçen 44 yıla rağmen sermaye güçlerinin gençliğine yönelik saldırılarının farklı düzeylerde sürmeye devam ettiğine vurgu yaparak, “12 Eylül faşist darbesi sonrasında TİSK Başkanı Halit Narin’ Şimdiye kadar işçiler güldü şimdi gülme sırası bizde’ derken, Faşist Cuntanın başı Kenan Evren, devrimciler için ‘Asmayalım da besleyelim mi’ diyerek darbenin kime karşı, niçin yapıldığının itiraf etmişti. İşçi sınıfına daha fazla sömürü, sermayedarlara ise daha geniş rant ve kâr alanları sunmak için yapılan darbenin dayattığı 24 Ocak kararları, bugün de halka kemer sıkma politikaları, sermayeye ise teşvik programları olarak uygulanıyor. İşçilerin grevlerinden, gençlerin temel haklar için yürüttüğü mücadelelere kadar her alanda baskı ve saldırılar artıyor.  Daha dün düşük zam dayatmasına karşı grev kararı alan metal işçilerinin mücadelesi, yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yasaklandı” diye hatırlattı.

    “AKP-MHP İKTİDARI 12 EYLÜL DARBECİLERİNİN GELENEĞİ SÜRDÜRÜYOR”

    Aşula, tek adam yönetiminin Kürt halkının ulusal, eşit yurttaşlık talebini baskılar ve sınır dışı operasyonlarla ezmeye çalıştığını kaydetti. “AKP-MHP iktidarı, tam olarak 12 Eylül darbecilerinin geleneğini sürdürüyor” diyen Aşula devamında şunları belirtti:

    “Gençliği eğitim olanaklarından uzaklaştıran, piyasanın karanlık sömürü düzenine hapsetmeye çalışan, gençliği “örgütsüz halk” hedeflerinin parçası olarak birbirinden kopararak yalnızlaştıran saldırılar, 12 Eylül mirasçılarının eliyle yürütülmeye çalışıldı. Üniversitelerde bütçe öğrencilerin lehine kullanılmazken, temsilcilik kurulları işlevsizleştirilerek öğrenciler üniversite yönetiminden soyutlanıyor. Yanı sıra gençliğinin elinde olan birlikte mücadele araçlarına doğrudan veya dolaylı olarak saldırılar yöneltiliyor. Üniversiteleri tek sesle, atanmış rektörlerle yönetenlerin memleketi de hangi temeller üzerinden yöneteceği kayyım örnekleriyle açıkça gösteriyor. Liselerde müfredatı dinci gericileştirmenin alanı olarak kullanan AKP-MHP iktidarı, tam olarak 12 Eylül darbecilerinin geleneğini sürdürüyor. MESEM’li gençliğe iş cinayetlerinde ölmek dayatılıyor.”

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Gençleri mücadeleyi büyütmeye çağıran Aşula, “Egemen sınıf ve onun politik güçleri 12 Eylül darbecilerinin açtığı yoldan yürümeye devam ederken her milliyetten ülke gençliğinin kendi yolunu çizmeye devam edecek. 17 yaşında genç bir komünistin kendi sınıfının mücadelesine nasıl katıldığını, gençlik kitlelerinin nasıl örgütlendiğini, yarınımızı kazanmanın mücadelesinde kavramaya devam edeceğiz. Başta Dersim gençliği olmak üzere bütün gençleri, amfilerden, lise sıralarına, mahallelere kadar gençliğin mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • EMEP Dersim İl Örgütü: Zamlar derhal geri çekilmelidir!

    EMEP Dersim İl Örgütü: Zamlar derhal geri çekilmelidir!

    PİRHA-Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş önünde, faturalara gelen zamlara dair basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, AKP iktidarı yılbaşı gecesi elektriğe kullanım miktarına göre %52 ile %125 oranında kademeli zam yaparak krizin yükünü yine halkın üzerine yıktı denildi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş önünde, faturalara gelen zamlara dair basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    Yerli ve yabancı tekellerin rantını ve yüksek karını esas alan enerji politikalarının faturasını emekçi halk ve ülke ağır bir şekilde ödediğini söyleyen Tekin, “Yeni yıla elektrik faturalarını katlayan zamlarla girdik. Her gelen faturaya ‘bu kadar da olmaz’ diyoruz ancak oluyor. Gördüklerimiz duyduklarımız, dudak uçuklatır cinsten. Bir önceki ayın iki katından fazla gelen faturalar için kendimizce önlemler alıyoruz ancak olmuyor. Ne elektronik ürünlerinin 22:00’dan sonra açılması ne de sürekli lamba kapatmak çözüm” diye belirtti.

    “AKP KRİZİN YÜKÜNÜ HALKA YIKTI”

    AKP iktidarı yılbaşı gecesi elektriğe, kullanım miktarına göre %52 ile %125 oranında kademeli zam yaparak krizin yükünü yine halkın üzerine yıktığını belirten Tekin, “Tepkiler üzerine aylık tüketimi 150 kilowattan 210 kilowata çıkartmış olsalar dahi bu yüksek gelen faturaların düşmesi anlama gelmiyor! Müjde olarak sunulan bu yeni düzenlemede 210 kilovatsaatlik elektrik tüketimi 329 liradan 288 liraya düşecek, 41 TL’lik bir indirim!  Elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar sonucunda 2021 yılının son 6 ayında 1 milyon 655 bin 226 abonenin elektrik ve doğalgazı, borcunu ödeyemediği için kesildi. Her ay ortalama 185 bin konutun elektriği, 80 bin konutun da doğalgazı borcundan dolayı kesiliyor. İşsizliğin çok yüksek olduğu, istihdamın neredeyse hiç olmadığı ilimiz Dersim’ de de bu durum nedeniyle, birçok vatandaşımızın elektrik faturalarını ödeyemeyeceği, ısınma sorununu çözemeyeceği koşullarla karşılaşacağımızı göstermektedir.  Elektrikte kademe sınırının günde 5 kilovatsaatten 7’ye çıkarılmasının vatandaşları el yakan faturalardan kurtarmayacağı çok açık, zamlar derhal geri çekilmelidir.

    “İNSANLAR ALDIKLARI MAAŞLA YAŞAM SAVAŞI VERMEKTEDİR”

    Elektrik üretim ve dağıtımının tekellerin kâr ve rantı için piyasalaştırılıp sömürü alanı haline getirilmesiyle üretim, istihdam, insanca yaşam imkânları yok edilerek halk soğuk ve karanlık günlere mahkûm edildiğini vurgulayan Tekin, “Yoksuldan alıp zengine aktaran, ülkede yaşanan her bir sorunun faturasını işçi ve emekçiye kesen bu iktidar da, bu düzen de çürümüştür, değişmelidir. Bunu değiştirecek olansa talepleri etrafında örgütlenerek, birleşecek ve kendi seçeneğini yaratacak işçi sınıfı ve emekçi halk olacaktır. Tek adam iktidarı; muhalif politik parti başkanını, on yaşında bir çocuğa küfrettirip gülücükler dağıtsa da, muhalifleri sindirmek için polis ve askeri kuvvetlerle sistematik baskı cenderesine alsa da, eleştiride bulunanları dilini koparmakla, kafasına sıkmakla, gittikleri yere kadar kovalayarak ezmekle vb. tehditlerle susturmaya çalışsa da ortada yüze çarpan başka bir gerçeklik daha var; sistematik zam yağmurları! Çalışabilir nüfusun yüzde 14`ü işsizdir, 15 milyon işçiden ancak 1.2 milyonu sendikalıdır, yoksulluk sınırı dört kişilik aile için 13 bin TL civarına çıkmıştır ve on milyonlarca insan bu sınırın çok çok altındaki ücret ve maaşla yaşam savaşı vermektedir bu ülkede” diye konuştu.

    “ZAMLAR DURDURULMALI”

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü’nün yapılan zamlara yönelik talepleri şu şekilde:

    -İnsanca yaşayacak bir ücret için derhal tüm ücretlere ek zam yapılmalıdır.

    -Elektrik kesintisi nedeniyle artan maliyet bahanesiyle fiyat artışları yapılmamalı zamlar durdurulmalıdır.

    -Elektrik, doğalgaz, telefon, internet faturalarına yapılan zamlar geri alınmalı; yoksulluk sınırının altında geliri olan ya da hiç geliri olmayan her hane için doğalgaz, su, elektrik, telefon-internet hizmeti ücretsiz olmalıdır.

    -Başta KDV olmak üzere, konutlarda faturaları kabartan vergi ve kesinti kalemleri kaldırılmalıdır.

    -Faturaları ödeyecek geliri olamayan ailelerin elektriklerinin ve gazlarının kesilmesine son verilmeli bu faturalar hazine tarafından karşılanmalıdır.

    Açıklamaya HDP İl Eş Başkanları Nurşat Yeşil, İbrahim Kasun ve Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun da destek verdi. Açıklamanın ardından katılımcılar tarafından faturalar yakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Emek Partisi Dersim İl Örgütü’nden zam tepkisi!-VİDEO

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü’nden zam tepkisi!-VİDEO

    PİRHA-Son zamanlarda gıda başta olmak üzere birçok kaleme yapılan zamlara dikkat çekmek, yapılan zamların geri alınmasını talep etmek amacıyla Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü tarafından açıklama gerçekleştirildi.

    Emek Partisi (EMEP) İl Örgütü, insanca bir yaşam için zamların geri alınması ve ücretlerin artırılması talebiyle parti binasının önünde açıklama yaptı.

    Açıklamada, Ayaz ve Nupelda Caddesi trafiğe kapanırken, EMEP İl Başkanı Ergin Tekin, “Ak Parti kongrelerinde binlerce insan iç içe ama bizler partimizin önünde bir açıklama yapmak istediğimizde, pandemi bahane edilerek engelleniyor” diyerek tepki gösterdi.

    “TÜRKİYE’DE 100 İŞÇİDEN 40’I ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞIYOR”

    Zamlarla ilgili vatandaşın zor durumda olduğunu anımsatan EMEP İl Başkanı Ergin Tekin, “2021 yılını zamlarla karşıladık. 1 Ocak tarihinde elektriğe yüzde 6, doğalgaza yüzde 1, ceza ve harçlara ise yüzde 9.11 zam yapıldı. Son 3 yılda elektriğe yüzde 70, doğalgaza gelen zamsa yüzde 80 oranında oldu. Hangi işçinin, hangi emeklinin, hangi kamu emekçisinin maaşına son 3 yılda yüzde 70-80 oranında zam yapıldı ki? Soğuk kış günlerinde ısınabilmek için emekçilerin bulduğu formül ortada; peteği en kısıkta yak, sadece oturduğun odayı ısıt! Bu mudur insanca yaşamak. Emekçilerin içinde bulunduğu tablonun vahametini anlamak için bazı rakamlara bakmak yeterli olacaktır. 2020 yılının ilk altı ayında 1 milyon 655 bin 226 abonenin borcunu ödeyemediği için elektrik ve doğalgazı kesildi. Her ay ortalama 185 bin konutun elektriği, 80 bin konutun da doğalgazı, borcundan dolayı kesiliyor. Resmi verilere göre Türkiye’de her 100 işçiden 40’ı asgari ücretle çalışıyor, yani ayda sadece 2 bin 825 lira ile geçinmeye mahkûm!” dedi.

    “BIÇAK KEMİĞE DAYANDI”

    Ekonomik sıkıntıdan dolayı vatandaşın zor durumda olduğunu ifade eden Tekin, “Ocak 2021 verilerine göre yoksulluk sınırının 8 bin 638 lira, açlık sınırının ise 2 bin 651 lira olarak açıklanmışken, asgari ücret 2 bin 825 lira olarak belirlenmiştir. Temel tüketim mallarına ve diğer hizmetlere yapılan zamlar dikkate alındığında asgari ücret zammı eriyip gitti. İşçiler, emekçiler yoksulluk sınırı bir tarafa açlık sınırında bir ücrete mahkûm edildi. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, “Çarklar dönsün” diye canları pahasına çalışmaya zorlanan işçiler Kod-29 ile tehdit ediliyor, ücretsiz izinle korkutuluyor. En temel hak olan örgütlenme hakkı gasp edilmek isteniyor. Çünkü çarklar, işçilerin sömürülen emeği ile dönüyor ve patronlar kâr etmeye devam ediyor. Pandemi döneminde holdingler, bankalar karlarına kar katarken, AKP döneminde palazlanan ve halk arasında “5’li çete’’ olarak anılan sermaye grupları da servetlerine servet katmıştır” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP Dersim: Yasakçı politikalar nedeniyle birçok dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya

    EMEP Dersim: Yasakçı politikalar nedeniyle birçok dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya

    PİRHA- Dünya Anadil Günü dolayısıyla açıklama yapan Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Türkiye’de diller üzerindeki baskı ve yasakların devam ettiğine dikkat çekerek, ” Dünya Anadil Günü, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kültürel çeşitliliğin ve çok dilliliğin korunması amacıyla kutlanırken BM üyesi Türkiye’de Türkçe dışındaki dillerin eğitim ve kültür dili olarak kullanılması önündeki engeller devam etmektedir” dedi.

    EMEP Dersim İl Örgütü 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

    Yasakçı politikalar nedeniyle birçok dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna vurguda bulunan açıklamada, “BM verilerine göre dünyada her iki haftada bir dil, içinde geliştiği entelektüel ve kültürel ortamla birlikte yok oluyor. Her alanda ‘tekçiliği’ dayatan tek adam iktidarı dil alanında da bu ‘tekçi’ politikalarını uyguluyor. Cezaevlerinden gönderilen Kürtçe mektupların çok büyük kısmı iade ediliyor, cezaevlerine Kürtçe mektuplar alınmıyor, Kürtçe yayın organlarına, Kürtçe kitaplara ulaşımda ciddi ihlaller yaşanıyor” denildi.

    “TÜRKİYE’DE DİLLER ÜZERİNDEKİ BASKI VE YASAKLAR DEVAM EDİYOR”

    İstanbul’da sahnelenmesine saatler kala yasaklanan Kürtçe tiyatro oyunu ‘Bêrû’ya değinilen açıklamada, iktidarın Kürtçeye yaklaşımın Kürt sorununun demokratik çözümüne olan mesafesini de gösterdiğine vurguda bulunularak, “21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü yine Türkiye’de de diller üzerindeki baskı ve yasakların devam ettiği koşullarda karşılıyoruz. Dünya Anadil Günü, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kültürel çeşitliliğin ve çok dilliliğin korunması amacıyla kutlanırken BM üyesi Türkiye’de Türkçe dışındaki dillerin eğitim ve kültür dili olarak kullanılması önündeki engeller devam etmektedir. Bu yasakçı politikalar nedeniyle birçok dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Geçtiğimiz yılın ekim ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunda sahnelenecek “Bêrû” oyunu “Tiyatro oyunu kamu güvenliğini bozabilir” denilerek Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Tüm bu yaşananları çoğaltmak mümkün ancak bir çırpıda sayılabilecek bu örnekler bile bu iktidarın, Kürtçeye yaklaşımı bir kez daha apaçık ortaya sermekle birlikte aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümüne olan mesafesini de göstermektedir” denildi.

    “ANA DİLDE EĞİTİMİN ÖNÜNDEKİ YASAKLARIN KALDIRILMASI İÇİN MÜCADELEDEN BAŞKA YOL YOKTUR”

    Açıklamanın devamında anadilde eğitimin önündeki engel ve yasakların kaldırılması, farklı dil ve kültürlerin bir arada eşitçe yaşayacağı demokratik bir ülkenin kurulması çağrısında bulunularak, “Demokrasiden, reformdan, yeni anayasadan bahseden faşist bir rejim inşasına yönelmiş bulunan tek adam iktidarı, Kürtlerin yaşadığı şehirlerde ki belediyelere kayyum atama konusundaki fikirlerini canhıraş savunuyor. HDP belediyelerine atanan kayyumların ilk işi de Kürtçe eğitim veren, Kürt dili üzerine çalışmalar yapan okulları, kurumları kapatmak, Kürtçe tabelaları kaldırmak oluyor. Ülkeyi açık bir diktatörlüğe götüren ve “tek dil, tek millet, tek din, tek kültür” dayatmasında ısrar eden bu gerici tek adam iktidarına karşı; Dünya Anadil Günü’nde, Kürt halkının en önemli taleplerinden biri olan anadilinde eğitimin önündeki engel ve yasakların kaldırılması, farklı dil ve kültürlerin bir arada eşitçe yaşayacağı demokratik bir ülkenin kurulması için, mücadeleden başka bir yol yoktur. Tüm saldırılara rağmen, halkların anadil gününü kutluyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    PİRHA/DERSİM