PİRHA-Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlerin ardından ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, ” Bundan sonraki süreçte eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarını işleterek, bu dönemi bütün boyutlarıyla ele almak, tartışmak ve bundan gerekli sonuçları çıkarmak için ittifakı oluşturan her bileşenin bir seçim muhasebesi yapması gerektiği tespitinde bulunduk” denildi.
Emek ve Özgürlük İttifakı seçimlerden sonraki ilk toplantısını gerçekleştirmek için Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Partilerin eş genel başkanları ve başkanlarının katılmadığı koordinasyon toplantısında HDP, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) temsilcileri yer aldı.
“SEÇİMLERDE HEDEFLEDİĞİMİZ SONUÇLARI ALAMADIĞIMIZI ORTAYA KOYDUK”
“İttifakımızın varlık sebebi olan emekçilere ve halklarımıza olan sorumluluğumuzun bilinciyle hem seçim sürecine hem de seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmeleri yaptık” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:
“Emek ve Özgürlük İttifakı’nın her bir bileşeni kendi değerlendirmelerini ittifakımızın diğer bileşenleriyle paylaştı. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak seçimlerden hedeflediğimiz sonuçları alamadığımızı açık yüreklilikle ortaya koyduk. Bundan sonraki süreçte eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarını işleterek, bu dönemi bütün boyutlarıyla ele almak, tartışmak ve bundan gerekli sonuçları çıkarmak için ittifakı oluşturan her bileşenin bir seçim muhasebesi yapması gerektiği tespitinde bulunduk. Toplantımızda bir kez daha ortak toplumsal mücadelenin önemine dair güçlü bir irade açığa çıktı. Bu temelde Emek ve Özgürlük İttifakı olarak halkların, ezilenlerin ortak mücadelesinin kıymetli olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyoruz.”
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimin ardından ilk toplantısını yarın gerçekleştirecek.
Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanlığı ve mileltvekili seçimleri sonrası ilk toplantısını yarın sabah 10.30’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde gerçekleştirecek. İttifakta yer alan HDP, Yeşil Sol Parti, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) bir araya gelerek, seçim sonuçlarını değerlendirecek.
Toplantıda, seçim sonrasındaki süreçte nasıl bir yol izleneceği konuşularak planlama yapılacak.
PİRHA- Siyaset Bilimci Prof. Dr. Atilla Güney, “2. turda Kılıçdaroğlu’nun velev ki Oğan’la ittifak yapması durumda bile tabanının bu ittifaka uymayacağını düşünüyorum. Milliyetçi taban çok farklı reflekslerle hareket ediyor. Ne türlü pazarlık yapılırsa yapılsın Sinan Oğan ve Zafer Parti’sinin oylarının Kılıçdaroğlu’na gelmeyeceğini düşünüyorum” dedi.
14 Mayıs seçimleri geride kalırken, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’ta ikinci turu yapılacak. 14 Mayıs’ta ortaya çıkan sonucu değerlendiren Barış Akademisyeni Prof. Dr. Atilla Güney, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İyi Parti seçmeninin büyük bir çoğunluğunun Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini savundu.
Güney, Türkiye’nin bir toplumsal faşizm sürecinden geçtiğine işaret ederek, yükselen milliyetçi oylar, seçim kampanyaları süreçlerinde özellikle iktidar blokunun hiçbir ekonomik, sosyolojik soruna değinmeden tamamen “terör” örgütleriyle Kılıçdaroğlu’nu ve muhalefeti ısrarla ilişkilendirmesi bugün gelinen noktayı gösterdiğini dile getirdi.
Kurulu ittifakların, birer siyasal pazarlık meselesi olduğunu vurgulayan Güney, “Millet İttifakının aldığı oylara baktığımız zaman tabanlarının Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini çok net bir şekilde görüyoruz. Özellikle Emek ve Demokrasi İttifakı’nın tabanını oluşturan Kürt illerinde yüzde 70’e yakın Kılıçdaroğlu’na oy oranı çıkarken, Batı’ya geldiğimizde bu oyların yarı yarıya düştüğünü görüyoruz. Buradan da görüyoruz ki, ortada bir ittifak yok. Kürt illerindeki seçmenin kahir ekseriyeti çok ciddi bir toplumsal taban refleksiyle hareket ederek Kılıçdaroğlu’na oy vermişler” dedi.
“DİKKATLİ OLMAK GEREKİYOR”
2 hafta sonra yapılacak seçimde toplumu sıkıntılı bir sürecin beklediğine vurgu yapan Güney, şunları söyledi:
“Sinan Oğan şu an elindeki yüzde 5’lik oy oranıyla milliyetçi bir refleksle pazarlıklara girişmiş durumda. Seçimler kimin lehine sonuçlanırsa sonuçlansın Sinan Oğan’ın tabanının ilk turdaki gibi davranacağını düşünüyorum. 2’inci tur seçimlere çok dikkat etmek gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun tabanının çok ciddi bir sinizm ve umutsuzluk içerisinde olduğunu gözlemliyorum. Sandığa gitme oranlarında ciddi düşüşler yaşanabilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekiyor.
2. turda Kılıçdaroğlu’nun velev ki Oğan’la ittifak yapması durumda bile tabanının bu ittifaka uymayacağını düşünüyorum. Milliyetçi taban çok farklı reflekslerle hareket ediyor. Ne türlü pazarlık yapılırsa yapılsın Sinan Oğan ve Zafer Parti’sinin oylarının Kılıçdaroğlu’na gelmeyeceğini düşünüyorum.”
“YAŞAMA ÜMİDİ ÖLÜM KORKUSUNDAN DAHA BÜYÜK”
Deprem bölgelerindeki seçim sonuçları değerlendiren Güney, “Özellikle Hatay’da yurttaşların neredeyse yüzde 60’nın kenti terk etmiş olması, seçim günü sandıklara ulaşmakta zorluk çekmesi, büyük bir kısmının farklı kentlerde oy kullanıyor olması bunların çok ciddi bir analize ihtiyacı var. Fakat yer yer kamuoyunda deprem bölgesindeki oy oranlarına bakılarak bir kızgınlık ve hamaset edebiyatı yürütülüyor. Bu da toplumsal faşizm meselesiyle çok alakalı bir şey. Deprem bölgesindeki seçim sonuçlarına baktığım zaman yaşama ümidinin ölüm korkusundan daha büyük bir travma haline geldiğini gözlemledim” diye belirtti.
“BU BİR UYARIDIR”
Yeşil Sol Parti’nin oy kayıplarına ilişkin de konuşan Prof. Dr. Atilla Güney, “İttifaklar sendromunun olumsuz etkilerini Yeşil Sol Parti’nin oylarının düşüşünde görüyoruz. Özellikle seçime bir ay kala kurdukları ittifak, TİP’le yaşanan gerginlikler Kürt seçmen üzerinde çok etkili oldu. Tabii bunun partinin iç işleyişiyle de, seçim sürecini yürütme biçimi, adayların profilleri, adayların belirlenme sürecinde izlenen antidemokratik yöntemlerin de özellikle HDP’nin kahir ekseriyetini oluşturan Kürt seçmen üzerinde çok ciddi bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Bu bir uyarıdır. Umarım gerçekten bizim yıllardır yaptığımız eleştiriler, uyarılar bundan sonra dikkate alınır ve parti gerçekten kelimenin tam anlamıyla bir eleştiri ve öz eleştiri sürecine girer ve bu eleştiri ve öz eleştirinin özellikle genel merkezden başlaması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.
PİRHA-Yeşil Sol Parti Elazığ Milletvekili adayı Nurşat Yeşil, seçim çalışması kapsamında Yıldızbağları Mahallesi’ndeki yurttaşlarla bir araya gelip, seçimlerde partisi için destek istedi.
14 Mayıs’ta yapılacak seçimler yaklaşırken, Elâzığ’da Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri, seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.
Yeşil Sol Parti 2. sıra Elazığ Milletvekili adayı Nurşat Yeşil, seçim çalışması kapsamında Yıldızbağları Mahallesi’ndeki yurttaşları ve pazardaki esnafı ziyaret edip seçimlerde Yeşil Sol Parti’ye destek olmalarını istedi.
“14 MAYIS’TA DEĞİŞİM ŞART”
Yurttaşlar, “Bir oy Kılıçdaroğlu’na bir oy Yeşil Sol Parti’ye vereceğiz. Elazığ’da şu anda 7 Haziran seçimlerindeki hava var. Elazığ’da bir milletvekili çıkarırsak faşist algı da kırılır. 14 Mayıs’taki seçimlerde değişim şart” dedi.
PİRHA-Emek ve Özgürlük İttifakı, Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda miting yaptı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Aleviler için sarf ettiği “tür” ifadesine tepki gösteren Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar,“Sizin ferasetiniz Alevi halkının kadim inancını Kürt halkının kimliğini anlamaya yetmedi, yetmeyecek. Bu kadim inanç sizi gönderecek” dedi.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimlere sayılı günler kala mitinglerine Dersim’de devam etti. Kent merkezinde bulunan Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinge, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Kürdistan Komünist Partisi temsilcisi Mustafa Korkmaz, Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) temsilcisi Mesut Tek, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcisi Evrim Konak, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile Başak Demirtaş’ın yanı sıra Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu katıldı.
Miting öncesi Mazgirt Köprüsü’nde onlarca araç halindeki konvoy ile karşılanan heyet, miting alanına doğru yola çıktı. Heyet, güzergâh boyunca yurttaşlar tarafından zafer işaretleri ve alkışlarla karşılandı. Heyet ve beraberindeki yurttaşlar, konvoy sonrası Dersim Otogarı’ndan miting alanına doğru “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla yürüyüşe geçti.
“BU REJİMİ HEP BERABER GÖNDERECEĞİZ”
Tek adam rejiminin kimliklere ve demokrasiye düşman olduğunu dile getiren Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, “Yüz yıllık bir inkâr siyaseti var ve son 21 yılda AKP Saray rejimi faşizminin kurumsallaştırmaya çalışmakta. Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Halklarımızın sorunlarına ortak çözüm getirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim’de işsizlik, göç ve yoksulluk var. Kimliğimizi, dilimizi inkâr var ama biz Emek ve Özgürlük İttifakı ve Yeşil Sol Parti olarak 14 Mayıs’ta tarihi seçimi sonuçlandıracağız. Bu rejimi hep beraber göndereceğiz. Bu zihniyete karşı ‘Edi bese’ diyeceğiz” diye belirtti.
“NE YAPARLARSA YAPSINLAR, GİDECEKLER”
Dersim’in kesik damarları olduğunu vurgulayan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de şunları söyledi:
“Burayı yağmaladılar, gençleri işsiz bıraktılar. Sürgüne mecbur bıraktılar ama inadına buradayız diyoruz. Kentimize sahip çıkıyoruz. Gidiyorsun tek adam. Hiç korkmayın. Ne yaparlarsa yapsınlar, gidecekler. Ülkenin dört bir yanında Yeşil Sol Parti’nin seçim bürolarına, arabalarına yapılan saldırıları kınıyoruz. Altlarındaki halı kayıyor. Bu iş ilk turda bitmeli. ‘Ben Alevi’yim’ deyince Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıları görünce, ‘İnadına hepimiz Alevi’yiz” diyoruz. Bir oy Sayın Kılıçdaroğlu’na bir oy Yeşil Sol Parti’ye. Parlamentoyu halka, halkı parlamentoya götüreceğiz.”
“DERSİM, ZULME GEÇİT VERMEZ”
‘Burası Dersim, zulme geçit vermez’ diyen DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ise, “Dersim halkı faşizme karşı Yeşil Sol Parti öncülüğünde buluşacak. Hep kavgaydı yaşamımız. İnsanlığın savaşçıları özgürlüğü yaratıyor” diye ifade etti.
“DERSİM YİNE TARİH YAZACAK”
Dersim coğrafyasında zulmün bitmediğini vurgulayan Başak Demirtaş da,“Dersim yine tarih yazacak. Munzur’un asi ve direngen halkı, kendi tarihine zulmeden, kadınları yok sayan, insanları açlığa mahkûm edenlere 14 Mayıs günü en güçlü cevabı sandıkta verecek. Dersim’in yiğit kadınları bu topraklarda onurun temsilcisi oldunuz. Ben eminim ki Dersim iki oyunu da evlatlarına verecek. Birini Ayten Kordu’ya, birini de Kemal Kılıçdaroğlu’na” dedi.
“BU KADİM İNANÇ SİZİ GÖNDERECEK”
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Aleviler için sarf ettiği “tür” ifadesine tepki gösteren Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sizin ferasetiniz Alevi halkının kadim inancını Kürt halkının kimliğini anlamaya yetmedi, yetmeyecek. Bu kadim inanç sizi gönderecek. Yeşil Sol Parti mücadelemizde yeni bir durak. Ama bu mücadele sizin mücadeleniz. Bu mücadelenin her sözünde, bu mücadelenin her ilmeğinde sizin emeğiniz var. Dolayısıyla, bu yüzden kazanacağımızı ifade ediyoruz. Bu mücadele kazanacak. Yeşil Sol Parti Meclis’te güçlü olmak durumunda. Neden? Dersim Katliamı’nın halen daha yüzleşilmesi, araştırılması gereken hakikatleri var. Yeşil Sol Parti’nin Meclis’te güçlü olması demek, Türkiye’de gerçek bir yüzleşme ve hakikat komisyonunun kurulması demek” diye belirtti.
AKP iktidarının Kendi Kürt’ünü ve kendi Alevi’sini yaratmaya çalıştığını vurgulayan Uçar, şöyle devam etti:
“En son Alevi inancını Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamak için kendisini büyüten bir çalışma açığa çıkardı. Bu bir inanç katliamıdır. Çünkü AKP MHP iktidarına, faşizme, gericiliğe, halkları yok sayan bu zihniyete karşı en güçlü mücadeleyi yürüten Alevilerdir. O yüzden zapturapt almaya çalışıyorlar. Bu inanç katliamı karşısında güçlü bir Yeşil Sol Parti ile bütün inançlar en çok da 72 millete aynı nazarla bakan bizim inancımız güçlenecek. Türkiye siyasetinin 72 millete aynı nazarla bakan bir felsefeye ihtiyacı var. Bunu Hep birlikte inşa edeceğiz” diye konuştu.
Miting, konuşmaların ardından Aryen Kom’un ezgileriyle son buldu.
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.
Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerine dair yazılı açıklama yaptı.
Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlediği belirtilen açıklamada, “Türkiye halkları bu çoklu krizin zorlukları, siyasi baskılar ve her türlü eşitsiz propaganda koşullarına rağmen geleceğini kurtarma mücadelesini 14 Mayıs sandıklarında bir kez daha başarıya ulaştırmaya odaklanmıştır. Türkiye halklarının ve ezilenlerinin geleneği bugüne kadar otoriter ve faşist anlayışlara karşı direnişi ve zaferi öğretmiş ve örgütlemiştir” denildi.
“TÜRKİYE HALKLARINI KILIÇDAROĞLU’NA OY VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmadıklarını, parlamento seçimlerine ise ittifak çatısı altında girildiği hatırlatılan açıklamada, şunlar ifade edildi:
“Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bilinmelidir ki Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçiminde faşizme karşı zafer elde etmenin tek yolu cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktan geçmemektedir. Bilakis, faşizmi geriletmenin en önemli mecralarından biri TBMM’de çoğunluğu sağlayacak aritmetiği sağlamaktır. Bu durumu sağlamak için tüm Türkiye halklarını, 14 Mayıs 2023 Milletvekilliği Seçiminde Emek ve Özgürlük İttifakı’na oy vermeye çağırıyoruz. Tüm ezilenleri, yok sayılanları, hak gaspına uğrayanları ve sömürülenleri parlamentoda temsil etmenin tek yolu Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında toplanmak ve parlamentoda söz, yetki, karar sahibi haline gelmektir. Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz.”
PİRHA-Gözaltı ve tutuklamalara ilişkin açıklama yapan Emek ve Özgürlük İttifakı “Gün susma günü değil, faşizme karşı birleşme ve hep birlikte ses çıkarma günüdür” dedi.
Emek ve Özgürlük İttifakı, Amed merkezli gözaltı ve tutuklamalara ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Gün susma günü değil, faşizme karşı birleşme ve hep birlikte ses çıkarma günüdür” başlıklı açıklamada, 25 Nisan’da 21 kentte yapılan “siyasi kumpas operasyonlarıyla” siyasetçiler, özgür basın çalışanları, avukatlar ve sanatçıların gözaltına alındığı hatırlatıldı.
‘SARAY DARBESİ’
Açıklamada, “Bu siyasi operasyon, 14 Mayıs seçimlerinin sonuçlarını etkilemeye dönük bir Saray darbesidir. Kaybedeceğini gören AKP-MHP iktidarının polisleriyle, savcılarıyla, hakimleriyle giriştiği seçim kampanyasının bir ayağıdır. Yalanlarla, gerçekle alakası olmayan uyduruk ifadelerle gerçekleştirilen bir kumpastır. Halkımızın iradesinin sandığa yansıması için canla başla çalışan siyasetçilerimizi etkisiz kılma, halkın haber alma hakkı için yoğun emek veren özgür basını susturma, avukatları sandık güvenliğinden alıkoyma amacıyla yapılmıştır” denildi.
‘SANATÇILAR SUSMAYACAK’
Amed Şehir Tiyatrosu ve sanatçılar kayyım atandığı ilk andan itibaren halkın iradesinin gasp edilmesine karşı canla başla mücadele ettikleri ifade edilen açıklamada, “Halkımızın onurlu evlatlarıdır. Sahnesiyle, sazıyla, sesiyle mücadele eden sanatçılar susturulmak istenmektedir. Dün olduğu gibi bugün de sanatçılar susmayacak, toplumun sesi olmaya devam edecek. 14 Mayıs seçimlerine giderken kararlı zafer adımlarımız Saray ve şürekâsını tir tir titretmektedir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur” diye belirtildi.
‘HERKES KARŞI ÇIKMALIDIR’
Açıklamanın devamı şöyle: “Bunlar AKP-MHP iktidarının son çırpınışlardır. Bu siyasi kırım operasyonları beyhude çabalardır. Emek ve Özgürlük İttifakı büyüyerek yoluna devam ediyor. Faşizm kaybediyor, halklar ve emekçiler kazanacak. Saray rejiminin seçimleri etkilemeye dönük bu darbesine özgürlüklerden ve demokrasiden yana olan herkes karşı çıkmalıdır. Bütün muhalefete sesleniyoruz; Her suskunluk faşizmi daha da büyütecektir. Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Siyasi kırım operasyonuyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan gazeteci Abdurrahman Gök’ün dediği gibi: Faşizm yenilecek, hiç merak etmeyin. Bu faşizan düzen defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın özgür basın!”
PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü seçim çalışması kapsamında Dersim’in Çemişgezek ilçesinde esnafı ziyaret edip, Ekirek (Gözlüçayır), Sinsor (Payamdüzü), Dekge, Aktük ve Karagedik köylerine giderek yurttaşları ziyaret etti.
14 Mayıs’ta yapılacak seçimler yaklaşırken, Dersim’de Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.
Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü seçim çalışması kapsamında Dersim’in Çemişgezek ilçesinde esnafı ziyaret edip, Ekirek (Gözlüçayır), Sinsor (Payamdüzü), Dekge, Aktük ve Karagedik köylerine giderek yurttaşları ziyaret etti.
PİRHA-Emek Partisi Malatya İl Başkanı Şerif Demirel, 14 Mayıs seçimlerine dair yaptığı değerlendirmede, “1 Mayıs’tan 14 Mayıs’a mücadelenin büyütüldüğü bir süreç olmalı. 14 Mayıs emekçilerin kendi kaderini belirleyeceği bir gün. 1 Mayıs coşkusuyla 14 Mayıs’ta tek adam rejimine son vermek gerekiyor. Bütün emekçilere, halka çağrımız; bir oyunuz tek adamın gitmesine karşı, bir oyunuz da Yeşil Sol Parti’ye olmalı” dedi.
Malatya, 14 Mayıs tarihinde yapılacak olan seçimlere, Maraş merkezli 6 Şubat günü yaşanan depremlerin etkisinde gidiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 6 vekil gönderecek olan şehirde halihazırda AKP’den 5, CHP’den ise 1 milletvekili bulunuyor.
Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde yer alan Emek Partisi’nin (EMEP) Malatya İl Başkanı Şerif Demirel, deprem ve seçim sürecine ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.
“DEPREMİ FELAKETE ÇEVİREN RANT VE TALAN İŞLERİ”
Depremde resmi verilerin aksine daha çok kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Demirel, “6 Şubat’ta Maraş merkezli büyük bir deprem yaşandı. Deprem doğal bir olay ama doğalı felakete çeviren ise siyasi iktidarların rant ve talan işleridir. Bundan kaynaklı olarak imara açılan tarım alanları, müteahhitlere peşkeş çekilen alanlar ve denetimsizlikten büyük bir yıkım yaşandı. Resmi rakamların çok üzerinde kişi hayatını kaybetti. Sağlıklı binalar yapılmış, rant ve talana izin verilmemiş olsaydı binlerce insanımız ölmemiş olabilirdi” ifadelerini kullandı.
“1 MAYIS’TAN 14 MAYIS’A MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİ”
Demirel, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak Malatya’da en az bir milletvekili çıkarabilmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtirken, şöyle konuştu:
“Deprem ile birlikte bir de seçim süreci içerisindeyiz. Ayrıca 1 Mayıs da var. 1 Mayıs işçi ve emekçilerin bayramı. Deprem nedeniyle bu yıl 1 Mayıs’ın kutlanmaması yönünde bir eğilim var. 1 Mayıs işçi ve emekçilerin hak ve kazanım elde ettikleri bir mücadele günüdür. Aslında sistemin bize dayattığı bir bayram değil. Bu yıl emek ve demokrasi platformu olarak uzun bir basın açıklaması ve serbest kürsü şeklinde 1 Mayıs’ı kutlayacağız. 1 Mayıs’tan 14 Mayıs’a mücadelenin büyütüldüğü bir süreç olmalı. 14 Mayıs emekçilerin kendi kaderini belirleyeceği bir gün. 1 Mayıs coşkusuyla 14 Mayıs’ta tek adam rejimine son vermek gerekiyor. Tek adam rejimi dünden bugüne bütün emekçileri, yoksulları, halkı zapturapt altına almış durumda. Hem ekonomik hem de yönetememe gibi siyasi bir kriz de söz konusu. Hak talebinde bulunanlar polis baskısı ve soruşturmalarla susturulmaya çalışılıyor. Bu da iktidarın artık ülkeyi yönetemediğinin bir göstergesidir.
“BİR OYUNUZ TEK ADAMIN GİTMESİNE KARŞI, BİR OYUNUZ YEŞİL SOL PARTİ’YE”
Seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı olarak katılıyoruz. İttifakımız hem bir mücadele hem de seçim ittifakıdır. Yeşil Sol Parti çatısı altında seçimlere katılıyoruz. Malatya’da en az bir milletvekili seçme şansını yaratmak için bütün emekçilere, halka çağrımız; bir oyunuz tek adamın gitmesine karşı, bir oyunuz da Yeşil Sol Parti’ye olmalı.”
PİRHA- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta genel seçimlerinde milletvekili aday listesi netleşti. Yeşil Sol Parti bileşenlerinin eş genel başkanları ve eş sözcülerinin ve Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni paritlerin aday gösterildiği kentlerde belli oldu.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs genel seçimlerinde aday gösterilecek isimler belirlendi. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmalar sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.
Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi’nden (EMEP) doğru aday gösterilecek isimler belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin bileşenleri ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda Yeşil Sol Parti listesinden aday gösterilecek isimler de belirlendi.
Liste şu şekilde:
-Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar İstanbul’dan; Eş Sözcü İbrahim Akın ise İzmir’den aday gösterildi.
-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Wan’da liste başından, Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise Riha’dan aday gösterildi.
-Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, İstanbul’dan aday gösterildi.
-Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Amed’te liste başında aday gösterildi.
-Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Mêrdîn’de; Eş Genel Başkan Keskin Bayındır memleketi Êlih’ten aday gösterildi.
HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir’in de memnu haklarını alamadığı için aday gösterilemediği öğrenildi. EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, SMF’den Cemil Güngören ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca İstanbul’dan; EMEP’ten İskender Bayhan İstanbul’dan ve Sevda Karaca Demir ise Dîlok’tan aday gösterildi.
HDP BİLEŞENLERİ
Yeşil Sol Parti bileşenleri olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden (ESP) Çiçek Otlu İstanbul’dan; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi’nden (SYKP) Tülay Hatimoğulları Adana’dan; Devrimci Parti’den Burcugül Çubuk İzmir’den; Sosyalist Dayanışma Platformu’ndan (SODAP) Kezban Konukçu ise İstanbul’dan aday gösterildi.
KÜRT ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda yer alan Kürdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek Wan’dan; İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da Amed’ten aday gösterildi.
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıkladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili sayısını artıracak bir mutabakata varıldığını açıkladı.
Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini, Ankara’da bulunan Mülkiyeler Birliği’nde basın toplantısıyla açıkladı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Erdal Ataş, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı.
“UZLAŞIYA VARILDIĞINI BİLDİRMEK İSTERİZ”
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın açıkladı. Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığını belirterek şu açıklamayı yaptı:
İttifak olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair tutumumuzu 22 Mart tarihinde yapmış olduğumuz basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşmıştık.
Bugün de milletvekili seçimlerine nasıl katılacağımıza ilişkin tutumuzu netleştirmiş bulunuyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi milletvekili seçimlerinde de esas olarak tek adam rejimine son vermeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin demokratik geleceğini inşa etmeyi hedefleyen ittifakımız, seçimlerden büyük bir halk desteği alarak çıkmayı, emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlü bir meclis temsiliyetini sağlamayı amaçlıyor.
Bu anlayışla yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda ittifakımız içerisinde yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyon (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) seçimlere 81 ilde Yeşil Sol Parti çatısından ortak listelerle katılmaya karar vermiştir.
İttifakımız içerisinde yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise seçimlere 49 il ve 52 seçim çevresinde kendi listeleriyle girecek, diğer tüm il ve seçim bölgelerinde Yeşil Sol Parti’yi destekleyecektir.
Varılan mutabakatta, tüm seçim bölgeleri tek tek incelenmiş, geçmiş dönemde HDP’nin kazandığı milletvekillikleri temel alınmış, hem oy sayısı hem de milletvekilliği bakımından bunun üzerinde bir kazanıma ulaşmak hedeflenmiştir.
Bu değerlendirmeler sonucunda, milletvekili sayısını artırma hedefini gerçek kılacak bir yöntemde uzlaşıya varıldığını bildirmek isteriz.
Emek ve Özgürlük İttifakı olarak varmış olduğumuz bu ortak sonuç ve sizlerle paylaştığımız ortak seçim mutabakat bildirgemizle güçlü bir seçim kampanyası yürütmek üzere çalışmalarımızı yeni bir aşamaya taşımış bulunuyoruz.
Bu kararımızın tek adam rejimine karşı sömürülen, ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bütün halk kesimlerinin, tüm bileşenleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerden kazanarak çıkmasına hizmet edeceğine inanıyoruz.
Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve halklarımıza hayırlı olsun.”
“80 SEÇİM ÇEVRESİNDE TAM MUTABAKAT SAĞLANMIŞ DURUMDA”
Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın’ın ardından ittifak bileşeni parti sözcü ve Genel Başkanları söz alarak konuşma yaptı.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Emek ve Özgürlük İttifakının varlığı bir güvencedir” dedi. Erkan Baş, seçimlere TİP logosu ile girme kararındaki detayaları da şu şekilde açıkladı:
Kamuoyunda çokça tartışıldığı için bir cümle ile geçeceğim. Türkiye’de 87 seçim bölgesi var, TİP 52 bölgede seçimlere katılacak. Çok ayrıntılı çalışmalar neticesinde, sadece 7 seçim çevresinde daha önceki seçimlerde HDP’nin milletvekili çıkardığı bölgelerde TİP seçimlere girecektir. Bu şöyle de yorumlanabilir aslında; 80 seçim çevresinde tam mutabakat sağlanmış durumdadır. Bu son derece önemlidir. İnanıyoruz, görüyoruz, sokaktaki yansımasını hissediyoruz; Emek ve Özgürlük İttifakı bu seçimlerin en büyük sürprizlerinden birini gerçekleştirecektir. Bize dönük beklentilerin farkındayız. Bu beklentinin üstünde bir başarı ile bu seçimlerden çıkacağımıza inanıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı da Emek ve Özgürlük İttifakını büyütmeye ve güçlendirmeye, bu ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmada bize destek olmaya çağırıyoruz.”
“ÜLKEMİZİ AYDINLIK GÜNLERE TAŞIYACAĞIZ”
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ise Türkiye’deki bütün sorunları değiştirmek için harekete geçeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Kadınların ne kadar büyük sorunlar yaşadığını, nasıl bir şiddete maruz kaldığını, kadın cinayetleriyle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bütün bunları durduracak iradeyi ortaya koymalıyız. Depremi gördük. Önümüzdeki zamanlarda bütün Türkiye’yi deprem gerçeğine göre ele almalıyız ve yıkılmayacak evler yaratmalıyız. Emekçilerin nasıl koşullarda yaşadığını biliyoruz. Onların koşullarını düzeltmek için altı saat iş gününü önümüze koymalıyız. Eğer tek yumruk, tek vücut olursak bunu başarabiliriz. Bizler başarmanın bütün adımların attık, artık bunu seçimlere yansıtabiliriz. Bu seçimlerde gereken başarıyı tekrar göstererek tek adam rejimini göndereceğiz ve ülkemizi aydınlık günlere taşıyacağız.”
“BİR MÜCADELE İTTİFAKI OLARAK DOĞDUK”
EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de yaşanan ekonomik krize değinerek şunları söyledi:
“Biz bu süreçte şunu duyuyoruz. Emekçiler diyor ki; “Daha çok çalışıyoruz, ama daha çok yoksullaşıyoruz, daha çok çalışıyoruz ama geçinemiyoruz, başımızı koyacağımız bir konut sahibi olamıyoruz, pazara çıkamıyoruz”. İşte bizler domatesin, patlıcanın, biberin, soğanın tane ile tartıldığı memleket tablosunu yıkmak için bir geldik. Bir seçim ittifakı olarak değil bir mücadele ittifakı olarak doğduk. 1 Mayıs’ı da bütün Türkiye’yi emekçilerin taleplerinin meydanlara döküldüğü; fabrikalarda, iş yerlerinde meydanlarda milyonların taleplerinin yükseldiği bir mücadele gününe çevireceğiz. Ve 1 Mayıs’ı 14 Mayıs’a bağlayan büyük bir politik gösteriyi tüm Türkiye’de gerçekleştireceğiz. Bizim ittifakımızın çağrısı budur.”
“ARTIK EYLEM VAKTİ”
SMF Temsilcisi Barış Kayıoğlu ise yaptığı konuşmada, iktidarın “Korku imparatorluğu” yarattığını belirterek şöyle konuştu:
“Bize göre iki taraf var. Bir tarafta onlar; bizim vergilerimizle ellerinde bulundurdukları imkanları enkaz altındakileri kurtarmak için kullanmayanlar, halktan çaldıkları ile Saray’a bağış yapanlar, yeni rant pazarlarını paylaşmak için avuçlarını ovuşturanlar, çadır satanlar, halka hakaret ve tehdit yağdıranlar, halkın dayanışmasını engellemeye çalışanlar. Diğer tarafta; yokluk için tüm imkanlarını seferber eden, ay sonuna güç bela getirirken deprem bölgesine ihtiyaç maddelerini gönderen halklar.
Halklarımızın tarihsel mücadele birikiminden ve ortak mücadele geleneğinden oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu koyu karanlık kuşatmayı yerle bir ederek onu hak ettiği yer olan tarihin çöplüğüne yollayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Söylenecek her söz söylendi, her tartışma yürüdü. Emek ve Özgürlük İttifakı kendinden emin ve kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 14 Mayıs’ta parlamentoda en geniş kesimi en fazla vekille temsil etmeye kararlıdır. Bize göre söz bitmiştir, artık eylem vakti.”
“KÜRTLERİN, ALEVİLERİN, EZİLENLERİN İTTİFAKI”
TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “tarihsel bir sorumlulukla yola çıktıklarını belirterek şu konuşmayı yaptı:
“Bu kapitalist sömürü düzenini, despotik saltanat makamlarını, savaş ve gasp düzenini tümüyle karşısına alan bir çözüm programı ve halkçı yürüyüş ile geliyoruz. Halklar lehine olacak bir süreç ancak ve ancak radikal ve köklü değişimlerle olabilir. O yüzden bizler işçilerin ve emekçilerin ittifakı olarak, işçi ve emekçilerin çıkarlarını merkeze alan, halkların haklarını güvence altına alacak halkçı bir program ile çözüm gücümüzü bugün bir kez daha ifade etmiş bulunuyoruz. Memleketi yeniden kuracak, Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek insan onuruna yaraşır yegane program buradadır. İlk günden itibaren ifade ettiğimiz gibi bir masa başı ittifak değiliz. Sokaklardan, yaşam alanlarından, mücadele alanlarından geliyoruz. Bu kavgayı en güçlü şekilde veriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı işçilerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ittifakıdır; toplumun yegane çıkış alternatifidir.”
“BÜYÜK BARIŞIN İNŞASI İDDİASINDAYIZ”
Son konuşması olan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da ülke tarihinin en derin krizlerinin yaşandığı bir dönemde olunduğu vurgusunu yaptı. Sancar, ittifak olarak titiz bir çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:
“Geçtiğimiz haftalarda çeşitli tartışmalar yaşandı. İttifaka yönelik eleştiriler yapıldı, kaygılar dile getirildi. Kaygıları gidermek için titiz bir çalışma yürüttük. Şimdi yolumuza da bu çalışmanın ürünü olan mutabakatla yeni bir aşamaya geçerek devam ediyoruz. Elbette eleştiriler olacaktır, bunlardan ders çıkarmak bizim görevimizdir. Kaygılar varsa bunları giderme sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bir ortak irade ortaya çıktığına inanıyoruz. Şimdi bu dönemi geride bırakma ve önümüze bakma zamanıdır. Hedefimiz bu iktidarı göndermek ve bu düzeni değiştirmektir. İktidarı göndermek yetmez ama düzen değişikliği için şarttır. Düzeni değiştirmeden kastettiğimiz şey savaşa, talana, yalana dayalı bu rejimin artık tarihin çöp sepetine gönderilmesidir. Bizler Üçüncü Yol siyasetiyle yeni yüzyılda Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için geliyoruz.
Her alanda yaşanan bu krize halk için, halkçı yöntem ve programlarla çözüm üretmek için geliyoruz. Bizler bu karanlığı dağıtmak için geliyoruz. Bu konuda irademiz sağlam, kararlılığımız tamdır. Bütün bu geride bıraktığımız çalışma döneminden sonra şimdi mücadeleyi yükseltme, çalışmaları yoğunlaştırma ve kazanımları en üst noktaya taşıma zamanıdır. Dönüşümün merkezi gücü olacak bir temsiliyeti parlamentoya taşımak temel hedefimizdir. Parlamentoyu bu temsiliyetle dönüşüm merkezi haline getirmek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.
Türkiye’de demokratik dönüşümün de savaş, yalan, talan politikalarını sonlandırmanın da barışı ve adaleti kurmanın da ancak bizlerle mümkün olduğunu söylemeliyiz. Bizler demokrasinin, adaletin, emekten yana bir düzenin ve büyük barışın inşası iddiasındayız. Hem de temel güvencesi olduğumuza inanıyoruz. Halklarımızı bu hedefler doğrultusunda aynı inançla kenetlenmeye çağırıyoruz. Birlikte başaracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Sahadaki çalışmalar yoğunlaştıkça daha önce dile getirilen kaygıların da yersiz olduğunu hep birlikte ortaya koyacağız. Yolumuz açık olsun. Değiştirmeye geliyoruz, hep birlikte kazanmaya geliyoruz.
Emek ve Özgürlük İttifakı, yarın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıklayacak.
Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıklayacak. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partilerin eş başkanları, eş sözcüleri, başkanları ve temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantı, yarın saat 11.00’de Ankara’da Mülkiyeler Birliği’nde yapılacak.
PİRHA-14 Mayıs seçimlerine ilişkin mesaj gönderen tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel, “Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız” ifadelerini kullandı.
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçi Sebahat Tuncel, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin bir mesaj gönderdi.
“BU SÜREÇTE BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ”
Tuncel‘in mesajı şöyle:
“Herkese merhaba. Her seçim önemlidir elbette ama bu seçim Türkiye siyaseti açısından kritik önemde ve herkesin bunu bilerek hareket etmesi gerekir. Özellikle de biz sosyalistlerin. Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci anlayışa karşı özgürlükçü, eşitlikçi anlayışı örgütlemek hepimiz için tarihi bir sorumluluktur. Seçimlere 40 gün gibi kısa bir süre kalmışken tartışmaları bitirip harekete geçmek gerekir.
HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’na başarı dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Kazanacağımıza inanıyorum. Jin, jiyan, azadi!”
PİRHA-Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde ayrı listeden seçimlere girme kararını eleştiren Yazar Ali Yıldırım, “Siyasette seçimler güç ölçmekten öte ‘kazanmak’ amaçlıdır. Ortak liste emek ve demokrasi güçlerine “birlikte kazanma” konusunda moral verecek, güç ve enerji aşılayacak, sonuçta çok daha fazla arkadaşımızın meclise girmesini sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Yazar Ali Yıldırım, “TİP’li yoldaşlara açık mektup” başlığıyla kaleme aldığı yazısında Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 41 ilde seçime ayrı listeden girme kararını eleştirdi.
“SİYASETTE SEÇİMLER GÜÇ ÖLÇMEKTEN ÖTE KAZANMA AMAÇLIDIR”
Emek ve Özgürlük Bloku İttifakı bileşenlerinden Türkiye İşçi Partisi’nin 41 ilde kendi adı ile seçime girme kararını ben “Sol Muharrem İnce şımarıklığı” olarak değerlendiriyorum. Bu 41 ide kendi ittifakı ile yarışma yaklaşımının gerekçesi ne olabilir?
1- Propaganda yapmak, halka gerçekleri anlatmak amaçlanıyorsa bu konuda ittifak bloğunun olanakları çok daha geniş ve büyüktür. İttifakla parti aklının ucundan dahi geçmeyen seçmenin önünde kendisini ifade etme olanağına sahip olur.
2- Gücünü görmek istiyorsa bu Muharrem İnce’nin gerekçesidir ve siyasette seçimler güç ölçmekten öte kazanmak amaçlıdır. Rakibi geriletip kendi siyasal amaçlarını gerçekleştirecek zemin yaratma amaçlıdır. Güç ölçmek anlayışı son tahlilde siyasi olarak ortadan kaldırmak istediğin rakibin ekmeğine yağ sürer, halk güçlerinin aleyhinedir.
3- Amaç, belli bir oy yüzdesi yakalayarak “hazine yardımı” elde etmekse, bunun adı siyaset değil ticarettir. Asla halkçı devrimci bir tutum değildir. Partinin kasasına para girerken emekçilerin yoksulluğunu daha da arttıran bir sonuca hizmet eder.
4- Yine TİP seçimlerde kendi çevresinden “Kürt” kimliği ile seçime giren HDP’ye oy istemekten çekiniyorsa bu kez ortak partinin adı sosyalizm vurgusunda kendisinin de ilerisine geçen “Yeşil Sol Parti”dir. Yani gönül rahatlığıyla oy isteyebilir.
Görülüyor ki bu dört gerekçede ortak liste ile seçime girmemenin anlamlı açıklamaları olamaz.
“AYRI LİSTE İTTİFAKA VEKİL KAYBETTİRİR”
Şunu net olarak görmeliyiz ki TİP şımarıklığının kendi ittifakı ile yarıştığı yerlerin ezici bir çoğunluğunda alacağı oylar “çöp” olacaktır! Buralarda çoğu kez kendisi milletvekili çıkaramayacağı gibi ittifaka milletvekili kaybettirecek, karşı güçlere hak etmediği milletvekilliğini armağan etmek sonucunu doğuracaktır.
Seçimlerde sonuçta rakamlar, alınan oylar sonucu belirler. Sözgelimi demokrat/laik/sol oyların görece yüksek olduğu Ankara 1. bölgede TİP’in alacağı varsayalım 50 bin oy onun milletvekili çıkarmasına yetmeyeceği gibi ittifakın milletvekili çıkarmasını da tehlikeye sokacaktır. Birçok yerde böyle vahim bir tablonun ortaya çıkması mümkündür!
Ortak liste emek ve demokrasi güçlerine “birlikte kazanma” konusunda moral verecek, güç ve enerji aşılayacak, sonuçta çok daha fazla arkadaşımızın meclise girmesini sağlayacaktır.
“MUHARREM İNCE ŞIMARIKLIĞINA DÜŞMEYİN”
Burada şöyle bir öneride de bulunmak isterim: İttifak seçimlere tek liste ile girip mecliste ciddi bir sayı oluşturursa gerek TİP gerekse Emek Partisi’ne mecliste grup oluşturacak sayıda (daha fazlası da olabilir) milletvekili katılarak emek ve özgürlüğün sesi gurup oluşturma hukukundan yararlanılarak çok daha etkin kılınabilir. Meclis çalışmalarında, oturumlarda Sosyalizmin sesi çok daha gür yankılanabilir. Ayrıca böylece “hazine yardımı”na da kendiliğinden hak kazanılabilir.
Sonuç olarak TİP yöneticisi yoldaşlara, özel olarak da kendisiyle tanışıklığımız olan Barış Atay’a buradan seslenmek istiyorum, lütfen “Muharrem İnce şımarıklığına” düşmeyin. Halkın çıkarlarını canından bile üstün tutan Deniz gibi, Mahir gibi, İbrahim gibi, partinizin geleceğine değil halkımızın geleceğine odaklanın. Lütfen ayrı listede inat etmeyin. Sevgilerimle….”
PİRHA-Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bazı illerde kendi amblemiyle seçimlere girmek istemesine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Bütün sol ve sosyalist partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında birleşmeli, çünkü seçimlerde birlik olunmazsa oylarda bölünmeler olur” dedi.
Türkiye 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda. Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken Türkiye İşçi Partisi (TİP) bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlarken Emek Partisi (EMEP) ise, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Yeşil Sol Parti listelerinden seçime girme kararı aldı.
Dersimli yurttaşlara, Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde bazı illerde kendi amblemiyle seçimlere girmek istemesini sorduk.
“BİRLİKTE HAREKET EDİLMEZSE OYLAR BÖLÜNECEK”
Bütün sol ve sosyalist partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girmesinin daha iyi olacağını belirten Abuzeyd Çağlar, “Herkes kendi adayıyla girerse milletvekili sayılarında kayıplar olur ve AKP’ye çalışmış gibi olurlar. Bütün sosyalist partiler Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında birleşmeli çünkü artık birlik zamanıdır başka çaremiz yok” dedi.
Muhalefet partilerinin birlik içerisinde iktidarı ele geçirme amacında olması gerektiğini ifade eden Bülent Yüksel, “Recep Tayyip Erdoğan şimdiye kadar seçimleri siyasi partiler bölündüğü için kazanmıştır, sol partiler neden bölünmeyi seviyor da birlikte hareket etmeyi sevmiyor. Birlikte hareket edilmezse oylar bölünecek, ben seçimlere muhalefet partilerinin birlikte girmelerinden yanayım” diye belirtti.
“SEÇİMLERDE, SOL VE SOSYALİST SİYASİ PARTİLERİN BİRLİK OLMASI GEREKİYOR”
14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde sol ve sosyalist siyasi partilerin birlik olması gerektiğini vurgulayan Tekin Can, “Seçime ittifak çatısı alında değil de ayrı girilirse bu durum AKP’ye yarar. Ama seçimlerde birlik olursa birkaç milletvekili daha fazla çıkarılır, birlikten güç doğar” diye ifade etti.
Tüm sol ve sosyalist partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girmelerinin daha iyi olacağını söyleyen Hasan Toksöz de, “Seçimlerde muhalefet partilerinde birlik olmazsa oylarda bölünmeler olur. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın güçlü olduğu yerde tek parti girebilir ama güçlü olmadıkları yerde birleşmeleri lazım” dedi.
Her siyasi partinin seçimlere ayrı girmesi oyların bölünmesine sebep olacağını belirten Zenan Sönmez ise, “O yüzden ortak bir milletvekili adayı çıkartmaları daha mantıklı. Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor ama her parti farklı aday çıkaracaksa bir şeylerin değişmesi pek mümkün olmaz. Partiler birleşirse en azından oylar bölünmez” diye konuştu.
PİRHA-Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerin 14 Mayıs’taki seçimlere tek liste ile girmesinin önemine değinen 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, “Sol ve sosyalistlerin seçimlerden sonra da mücadelesi devam edecek. O yüzden birlik içinde gücünü ortaya koyması gerekir. Yarın iktidar olacakların solun caydırıcı özelliğinin olduğunu bilmesi gerekir. Tarihin bu döneminde “Gücümüzü görmek istiyoruz” demeyi iyi bir siyaset olarak görmüyorum” dedi.
78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, artık sayılı günlerin kaldığı 14 Mayıs seçimlerine ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu. Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerin seçimlere tek liste altında girmesinin önemli olduğunu söyleyen Can, “Sol ve sosyalistlerin seçimlerden sonra da mücadelesi devam edecek. O yüzden birlik içinde gücünü ortaya koyması gerekir. Yarın iktidar olacakların solun caydırıcı özelliğinin olduğunu bilmesi gerekir. Tarihin bu döneminde “Gücümüzü görmek istiyoruz” demeyi iyi bir siyaset olarak görmüyorum” dedi.
“HERKES BU İKTİDAR İLE YÜRÜNMEYECEĞİNİN FARKINDA”
Türkiye’nin çoklu kriz yaşadığını belirten Can, AKP hükümetinin gitmesi için bütün kesimlerin birlik içinde olması gerektiğini söyledi. Can, şöyle konuştu:
“Türkiye toplumu bu iktidarın uyguladığı politikalar neticesinde ekonomik, sosyal, siyasal, ekolojik ve son yaşanan deprem ile birlikte insanlık krizine girdi. Türkiye birçok kesim için artık yaşanılır bir ülke olmaktan çıktı. Büyük sermaye sahipleri bile yurt dışına gidiyor. Gençlerimiz yurt dışına gidiyor. İşsizlik, yolsuzluk, yoksulluk diz boyu. Bu ülke tek adam rejiminden ve bu hükümetten kurtulmak zorunda. Demokratik yollarla kurtulmak zorunda. Bu hükümetin gitmesi gerektiğini düşünen bütün kesimlerin birlik içinde olması gerekiyor. Bir araya gelebilecek birlikler olduğu gibi bir araya gelemeyecek birlikler de var. Altılı Masa’nın birliğini bir şekilde anlarız. Orta sağ, milliyetçi, Kılıçdaroğlu’nun kendine göre bir sosyal demokrat çizgisinde bir masa var. Var olan kurulu düzeni devam ettirmekten yanalar. Dikkat ederseniz eğer o ittifakı Meral Akşener bozduğunda hem parti içinde hem de parti dışında çok büyük tepkiler oldu. Akşener dönmek zorunda kaldı. Onlar da şunun farkında ki; bu iktidar ile yürünmez.”
“YARININ İKTİDARINA KARŞI BERABER GÜÇLÜ GÖRÜNMELİYİZ”
Can, Emek ve Özgürlük İttifakı içerisindeki tek ve ayrı liste tartışmalarına da değinirken, şu ifadeleri kullandı:
“Emek ve Özgürlük İttifakı’na baktığımızda ise birbirine yakın partileri görüyoruz. Halkların Demokratik Partisi’nin olanağı sayesinde barajı aşma noktasına geldiler. Sol partilerin bir arada olması bu iktidarın gitmesi için önemli. Diğer yandan da görünen o ki Altılı Masa iktidar olacak. Sol ve sosyalistlerin seçimlerden sonra da mücadelesi devam edecek. O yüzden birlik içinde gücünü ortaya koyması gerekir. Yarın iktidar olacakların solun caydırıcı özelliğinin olduğunu bilmesi gerekir. Beraber olma konusunda HDP öncü bir rol üstlendi. Hiçbir partiyi de dışlamadı. EMEP’in tek listede katılacağını öğrenince mutlu oldum.
“TİP’İN ISRARINI ANLAMIYORUM”
Ama Türkiye İşçi Partisi’nin ısrar etmesini çok anlamıyorum. Kanaatimce gücünü biraz abartıyorlar. Medyanın fazla etkilediğini düşünüyorum. Ayrı listeden seçimlere girdiğinde sıkıntı da yaşayabilir. Sıkıntı yaşamaması için ittifak içerisinde olmasını istiyoruz. Zor duruma düşmelerini istemiyorum. En azından yarının iktidarına karşı hep beraber güçlü görünmemiz gerekiyor. Beklentilerin aksine Cumhur İttifakı da kazanabilir belli olmaz. O ihtimali de düşünmek gerekir. TİP’in HDP ile dostane bir ilişkisi vardır. Tarihin bu döneminde “Gücümüzü görmek istiyoruz” demeyi iyi bir siyaset olarak görmüyorum. Biraz sabretmek, “Ben ben” dememek gerek.”
PİRHA- Sol Parti, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almayacaklarını ancak destek ve dayanışmalarını sürdüreceklerini açıkladı.
Seçime katılma yeterliliği bulunan partilerin yer alacağı protokollerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) son teslim tarihi bugün.
Sol Parti, seçimlerdeki tutumunu açıklayarak, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almayacaklarını duyurdu. Artı Gerçek’e konuşan Sol Parti Başkanlar Kurulu Üyesi İsmail Hakkı Tombul, seçimlere Sol Parti olarak gireceklerini belirtirken, ittifakla dayanışma vurgusu yaptı.
SEÇİME SOL PARTİ OLARAK GİRİLECEK
Tombul, deprem sonrasında ortaya çıkan siyasal iklim ve sol değerlerin toplumsal bilince çıkmasıyla birlikte sosyalist yapıların bir arada olmasının önemini vurguladı. Emek ve Özgürlük İttifakı ile Sosyalist Güç Birliği’nin seçimde işbirliği yapabilmesi konusunda HDP ile üç kez görüştüklerini söyleyen Tombul, ittifaka, seçime Sol Parti olarak gireceklerini belirttiklerini söyledi. Seçim işbirliğinin önemine dikkat çeken Tombul, “Bu seçim işbirliğinin isminin, her iki bloku temsil eden bir isim olması gerektiğini söyledik” diye belirtti.
HDP İLE DAYANIŞMAYI SÜRDÜRMEK KARARLILIĞI
Tombul, dayanışmanın süreceğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Emek ve Özgürlük İttifakının üyesi değiliz. Bu ittifakın kendi üyelerine yaptığı öneriler bizi bağlamıyor. Bunlar ittifak içi tartışmalardır. Bugün itibariyle seçim işbirliği arayışımıza bir karşılık bulamadık. Ama şunu söylemek gerekir ki biz seçim sürecinde ve seçimden sonra da HDP ve Emek ve Özgürlük İttifakı’yla dayanışma ve işbirliğini sürdürmekte kararlıyız. Seçime kendi kimliğimizle, Sosyalist Güç Birliği olarak giriyoruz.”
Sol Parti’nin, önümüzdeki günlerde Emek ve Özgürlük İttifakı ile yapılan görüşmelerin yanı sıra seçimlerdeki tutumuna dair açıklama yapacağı öğrenildi.
PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Oruç, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararını yorumladı. Hatimoğulları, “Aday çıkarmamak demek tabanımızı serbest bırakmak anlamına gelmiyor. Aday çıkarmamak; bugün evet bir isim zikredilmedi ama önümüzdeki süreçlerde isimler de zikredilecektir” diye belirtti.
Emek ve Özgürlük İttifakı, cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararını açıkladı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan tarafından okunan metinde “Türkiye’nin çatışmaya değil barışmaya ihtiyacı var” vurgusu öne çıktı.
14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin çok kritik olduğuna dikkat çeken Emek ve Özgürlük İttifakı, AKP iktidarının 21 yılda uyguladığı politikaların “büyük bir yıkım” yarattığının altını çizdi.
“CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ MUTLAKA LAĞVEDİLMELİ”
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Oruç, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın açıklamasını PİRHA’ya değerlendirdi.
Hatimoğulları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yarattığı sonuçlara dikkat çekerek, “Bugün yapılan açıklamada mesaj çok açık ve netti. Çünkü bugünkü açıklama şunu çok net ifade etti: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mutlaka lağvedilmesi gerektiğini ve demokratik bir parlamenter sistemin tesis edilmesinin yolu tarif edildi” dedi.
“TABANIMIZI SERBEST BIRAKMAK ANLAMINA GELMİYOR”
Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın hangi ismi destekleyecekleri konusunda bir açıklama yapmamasını da yorumladı. “Önümüzdeki süreçlerde isimler de zikredilecektir” diyen Hatimoğulları şunları söyledi:
“Yakın zamanda büyük bir deprem yaşadık. 100 bini aşkın insan bu depremde yaşamını yitirdi. Aslında biz Türkiye olarak 21 senedir bu iktidarın enkazı altındayız. Bu enkazın altından çıkmak ve kurtulmak istiyoruz. Halkların Demokratik Partisi özellikle toplumun sesine kulak verdi. Çünkü toplumda şöyle çok ciddi bir talep var; ‘bir an önce bu rejimden kurtulmalıyız’ talebi var. Bu talebe hizmet eden bir karar alındı. Türkiye’deki bütün demokrasi güçleri, emek meslek örgütleri, kadın hareketi, ekoloji hareketi, gençlik hareketi, emek ve özgürlük ittifakı, HDP bunların sesini dinleyerek bugün bir tavır açıkladı ve dedi ki ‘biz aday çıkarmıyoruz’. Aslında beklenen açıklama buydu. Aday çıkarmamak demek tabanımızı serbest bırakmak anlamına gelmiyor. Aday çıkarmamak; bugün evet bir isim zikredilmedi ama önümüzdeki süreçlerde isimler de zikredilecektir. Çünkü artık sahaya inip çalışmalar yapacağız, doğalında isimler de zikredilecektir ve bizler adresler de göstereceğiz. Bu konudaki tavrımız, tutumumuz net. Biz asla bu saray rejimi ile uzaktan yakından bir anlaşma ya da bir görüşme yapıp tabanı serbest bırakarak ‘kim ne istiyorsa oraya oy versin’ gibi basit bir yaklaşım içinde olmayacağız. Elbette ki seçmenimiz her konuda özgürdür ama en nihayetinde bizim seçmenimiz de örgütlü bir seçmendir ve partisinin göstereceği adrese kulak verecek olan seçmendir. Aynı zamanda da seçmenimizin politik olduğunu özellikle belirtiyorum. Çünkü Türkiye’deki siyasal süreci seçmenimiz partisi kadar doğru okumaktadır ve bu konuda doğru tavır alacaktır. Önümüzdeki süreçte isim zikretmek sahaya inildiği zaman olacaktır fakat bugün aslında apaçık bir biçimde biz bu rejimin tasfiyesini ve saray rejiminin tasfiye edilmesi gerektiğine dair vurgularımız bugün ki metnimizde de çok açık şekilde ifade edilmiştir.”
PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifakın deklarasyonunu açıklayarak aday çıkarmayacaklarını ifade etti.
Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan açıklamayı Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları yaptı. Açıklamaya partilerin temsilcileri ve milletvekilleri de katıldı.
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifak adına yaptığı konuşmada, ittifak bileşenleri olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını açıkladı.
“ADAY ÇIKARMAYACAĞIZ”
Açıklamanın satırbaşları şöyle:
“Kendi adayımızı çıkaracaktık ancak depremle birlikte gündem değişti. Biz de tutumumuzu gözden geçirdik ve yeni bir karara vardık. Şimdi tutum belgemizi açıklayacağız. Toplumda çözümsüzlük ve ağır bir bunalım yaşanıyor. Tek adam yönetimi her alana yayılmış durumda. Toplum nefessiz bırakıldı. AKP-MHP iktidari kabus gibi halkın üzerine çöktü. Demokratik değişimi gerçekleştirmek için bir araya gelmeliyiz. yurttaşların eşit ve özgür yaşama talepleri vardır. Türkiye’nin geleceği demokrasiyle buluşmalı. Kadınlar, gençler ve tüm dezavantajlı gruplara hakları verilmelidir. Kadınlar haklarını almalıdır. Yıllardır ezilen yok sayılan sadece bir nesne olarak görülen kadınlara tüm hakları verilmelidir. Yolsuzluğa yoksulluğa ve talana dayalı bir sistem var. Bunun hesabını soracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak aday çıkarmayacağımızı duyururuz. Hep birlikte aydınlık bir geleceğe yürümenin yolu cesaretle adımlar atmaktan geçiyor. Bu yüzden bu kararımız çok önemli.”
HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ardından ittifak bileşenleri de kısa açıklamalarda bulundular.
“YENİ BİR TARİH YAZACAĞIZ”
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Anti demokratik bir süreç yaşıyoruz. Buna son verilmeli. Tek adam rejimini yıkmak için birlik olmalıyız. Demokrasiye ve özgürlüğe ulaşabilmemiz için aday çıkarmama kararı verdik” dedi.
EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de, “Aday göstermeme konusunda tüm kesimlerle görüştük. Milyonların ortak kaderi bu. Tüm halkımıza seferberlik çağrısı yapıyoruz. Tek adamı hep birlikte göndereceğiz. Yeni bir tarih yazısında bizim ittifakımızin payı büyük olacak. AKP-MHP ye güle güle diyoruz. Yeni iktidarı biz inşa edeceğiz” diye konuştu.
“GÜN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇN BİR ARAYA GELME GÜNÜDÜR”
Sosyalist Meclisler Federasyonu Genel Başkanı Barış Kayaoğlu ise, demokrasinin inşa edilmesinde üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade etti. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz Saray rejimine karşı en kararlı mücadeleyi veren tüm kesimlerle kurduk. Ülkeyi yeniden kuracağız. Saray rejiminden kurtulmak isteyen tüm kesimleri bir araya gelmelidir. Gün demokrasi ve özgürlükler içn bir araya gelme günüdür” değerlendirmesinde bulundu.
“14 MAYIS’TAN SONRA YENİ BİR TÜRKİYE İNŞA EDECEĞİZ”
TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliyana Sözen, “Kritik bir yerdeyiz. Önemli bir seçime gidiyoruz. Asıl görev simdi başlıyor. Bu iktidarın ezdiği tüm kesimlerin bir araya gelmesi için çabalıyoruz. 14 Mayıs’tan sonra yeni bir Türkiye inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
“HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”
Son olarak HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. Sancar, “Seçimler çok kritik. Şeffaf bir süreç ilerlettik. Deprem büyük bir yıkım yarattı. Her alanda yaşanan değişimle birlikte aday çıkarmama konusunda görüş birliğine vardık. Bu iktidarı gönderecek ve bu düzeni değiştireceğiz. Demokratik özgür ve barışın hakim olduğu bir düzen kurmak için aday çıkarmıyoruz. Türkiye deki demokrasiyi bizler inşa edeceğiz. Parlamento da güçlü olmak çok önemli. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” ifadelerine yer verdi.
PİRHA-Dersim’de yoğun yağışa ve soğuğa karşın yüzlerce kişi Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geldi. Yapılan konuşmalarda deprem felaketine dikkat çekilerek, “Hesabını 15 Mayıs’ta soracağız” denildi.
Bu yılki Newroz, 6 Şubat’ta Maraş ve Hatay merkezli yaşanan deprem felaketinden kaynaklı yas havasında geçiyor. Depremde yaşamını yitirenlere adanan Newroz, “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla İstanbul, Dersim, Mersin, Ankara ve İzmir gibi 23 kentte başladı.
Dersim’deki Newroz Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yapılan yürüyüşle başladı. Yüzlerde yurttaş siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisinin katılımıyla yapılan yürüyüş sonrası bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
“DİRENİŞ RUHUYLA YÜRÜYORUZ”
Tertip Komite Üyesi adına TMMOB temsilcisi Uğur Beycan yaptığı konuşmada şunlara dikkat çekti:
“Bu Newrozu hüzünle karşılıyoruz. Bugün acımız derin, içimiz buruk, yasımız, öfkemiz dinç ve büyük. On binlerce insanımız yaralı ve milyonlarca insanımız göç etmek zorunda kaldı. Bu depremlerden etkilenen on ilde insanlarımız açıkça rant uğruna, imar afları uğruna göz göre göre katledildi. Ve yine deprem bölgesindeki illerimizi vuran sel felaketinde onlarca insanımızı kaybettik.
AKP-MHP ittifakı/iktidarı ekonomik, sosyal, siyasal alanda yaşanan çoklu kriz koşullarında tekçi-şoven-ırkçı politikalara her geçen gün daha fazla sarılıyor. 21.yüzyılda da zulüm ve zorbalığın yürütücüsü günümüz Dehaklarına karşı emekçiler ve ezilenler bir kez daha direniş ruhuyla mücadelelerini sürdürüyorlar.
Ezilenler; Newroz ruhuyla başta Ortadoğu’da olmak üzere geleceklerini emperyalist müdahalelerle değil kendi özgür iradeleriyle belirleyecektir. Günümüz Dehaklarının ve sistemin tüm baskı, zor ve şiddetine karşı direnecek, barışın, özgürlüğün ve demokrasinin egemen olacağı demokratik bir Türkiye ve Ortadoğu’da eşitlikçi, laik, özgürlükçü bir geleceğin inşasını birlikte öreceklerdir.”
“AKP İKTİDARININ BİZE MÜBAH GÖRDÜĞÜ BU YAŞAMA MECBUR DEĞİLİZ”
Bu yıl Newroz’u depremde hayatını kaybedenlere adadıklarını söyleyen Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Depremle birlikte iki tane tablo çıktı karşımıza depremden sonra masa başından OHAL ilan eden ve sahaya indiğinde de helallik isteyen bir iktidar ile depremin ilk gününden itibaren bütün imkanlarıyla deprem bölgesine gidip insanlarla dayanışan bir toplumsal akıl vardı. Biz bu Newroz’da şunun müjdesin verebiliriz bugüne kadar demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren bütün halklar AKP’siz bir Türkiye umuduyla mücadelesini sürdürecek. Biz AKP iktidarının bize mübah gördüğü bu yaşama mecbur değiliz. Bizler oluşturulan ittifaklara karşı üçüncü bir yoldan, ittifaktan bahsediyoruz. Ekonomi, ekoloji, kadınlara devlet mekanizmasını beklemeden demokratikleşmenin mümkün olduğunu söylüyoruz. Emek ve özgürlük ittifakı olarak Türkiye’ye daha ekonomik, daha ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmanın sözünü veriyoruz” dedi.
“SARAY SALTANATINI YIKACAĞIZ”
Cezaevinde bulunan binlerce yoldaşlarının şahsında Nurhayat Altun, Edibe Şahin ve Mehmet Ali Bul’a selam göndererek sözlerine başlayan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Zalim Dehak’ın karşısında yapılan direnişlerle bugünlere gelindi. Mazlum Doğan Diyarbakır Cezaevi’nde üç kibrit çöpüyle bedenini ateşe vererek yolumuzu aydınlattı. Mazlum Doğan şahsında Kürdistan topraklarında dili, kültürü ve kimliği için mücadele veren herkesi anıyorum. Önümüzdeki seçimlerde birlikte mücadele ederek saray saltanatını yıkacağız” diye konuştu.
“NEWROZ KÜRT HALKININ DİRENİŞ GÜNÜDÜR”
Dehakların zulmünden bugüne mücadeleyi sürdüren Çağdaş Kawaların her zaman var olduğunu dile getiren EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Kürt halkı da bu zulme karşı var olmaya devam ediyor. Newroz demek yeni gün, baharın başlangıcı demektir. Ortadoğu’da her dilde yeni gün anlamına geliyor fakat özelinde Kürt halkının direniş ve yeni günüdür. Kendisini inkâr edenlere karşı var etme bayramıdır. Bu yıl Newroz’u hüzünlü karşılıyoruz. Yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz” diye belirtti.
Yapılan konuşmaların ardından Newroz ateşinin yakılıp, Mazlum Büyüktaş, Hüsnü Güngör ve Kadir Çat’ın şarkılarıyla sona erdi.