Etiket: Emekçi Hareket Partisi (EHP)

  • EHP: Sağlık hakkımızı rant hesaplarınızın eline terk etmeyeceğiz

    EHP: Sağlık hakkımızı rant hesaplarınızın eline terk etmeyeceğiz

    PİRHA – Emekçi Hareket Partisi, en az 12 bebeğin ölümüne neden olan ‘Yenidoğan Çetesi’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu işin tek bir sorumlusu vardır. O da sağlığın kamulaşmasının tam karşısında duran, sağlık hakkını halka parayla satan, özel hastane sahiplerini Sağlık Bakanı yapmaktan geri durmayan bu siyasi iktidardır” dedi.

    Emekçi Hareket Partisi, bebekleri anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip en az 12 bebeğin ölümüne neden olan “Yenidoğan Çetesi”ne ilişkin ‘Kar derdi olanın can derdi olmaz’ diyerek açıklama yaptı.

    “SORUMLULAR HAKKINDA TEK AÇIKLAMA DAHİ YOK”

    EHP tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “Yenidoğan bebeklerin nasıl çıkar uğruna öldürüldüğü birer birer ortaya çıkıyor. Bu acı durum, sağlık sisteminin geldiği hali gözler önüne seriyor. Kamusal bir hak olan sağlık, özel sektörün eline terk edilince sonucu işte bu oluyor. Sağlıklı bebeklerin çıkar kapısı olarak görülüp öldürüldüğü, daha bilmediğimiz nice rant amaçlı işlemlerin yapıldığı bu 19 hastanenin tamamının özel hastane olması elbette tesadüf değil. Suçlularla fotoğrafı olmasıyla meşhur AKP yetkilileri bir kez daha sahnede. Ama bu sefer tek sorun bu fotoğraflar da değil. Eski Sağlık Bakanı’nın hastanesi de dahil olmak üzere bu 19 hastanede yaşananların sorumluları ile ilgili hala tek açıklama dahi yapılmadı.

    “BU İŞİN TEK SORUMLUSU SİYASİ İKTİDARDIR”

    Yap-işlet-devret modeliyle yandaş sermayedarların karı için yapılan, övüle övüle bitirilemeyen şehir hastaneleri sağlık sistemindeki özelleştirmelere nasıl zemin hazırladı? İşte böyle: Şehir hastanesi açılan yerlerde halkın kolay ulaşabileceği tüm devlet hastanelerinin kapatılması, ismi “şehir” olan hastanelerin neredeyse tamamının şehir dışı sayılacak en ulaşılmaz noktalara yapılması şehir merkezinde neredeyse devlet hastanesi kalmamasına neden oldu. Var olan hastanelerde de asla randevu bulunamaması, AKP iktidarında özel hastanelerin pıtırak gibi çoğalması sonucunu doğurdu. Devlet hastanelerinin neredeyse yerini alan, denetimlerin hak getire olduğu özel hastanelerdeki tek sorun bugün görüyoruz ki fahiş fiyatlar, şişirilmiş faturalar da değilmiş. Halkın sağlığıyla oynanması, bebeklerin öldürülmesi, rant uğruna yapabileceklerinin haddi hesabı olmadığını bugün bir kez daha ortaya koydu. Bu işin tek bir sorumlusu vardır. O da sağlığın kamulaşmasının tam karşısında duran, sağlık hakkını halka parayla satan, özel hastane sahiplerini sağlık bakanı yapmaktan geri durmayan bu siyasi iktidardır.

    “HESABINI VERECEKSİNİZ, PEŞİNİZDEYİZ”

    Bu 19 hastanede yaşananları tek tek açıklayacaksınız. Denetimi kimlerin yapmadığını, çıkar örgütlerinin hangi yetkililerle işbirliği içinde olduğunu ortaya çıkaracaksınız. Özel sektöre heba ettiğiniz halk sağlığının, yaşamını yitiren bebeklerin hesabını bir bir vereceksiniz. Peşinizdeyiz. Hastaneleri kamulaştıracağız, sağlık hakkımızı rant hesaplarınızın eline terk etmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • EHP, AKP’nin ekonomi politikasını eleştirdi: Emekçinin, emeklinin hakkı 42 bin 300 TL olmalı-VİDEO

    EHP, AKP’nin ekonomi politikasını eleştirdi: Emekçinin, emeklinin hakkı 42 bin 300 TL olmalı-VİDEO

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi geçtiğimiz günlerde asgari ücretin ve emekli maaşlarının ne kadar olması gerektiğini açıklamıştı. Kadıköy’de EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk’ün de katılımıyla halkla buluşma gerçekleşti. EHP ekonomi çadırı önünde konuşma yapan Öztürk, AKP’nin ekonomi politikalarını hedef aldı. 

    Ücretler hakkında açıklama yapan Hakan Öztürk, “Bir övünme var. Diyorlar ki Türkiye’de gayri safi milli gelirimiz arttı. 17. sıradayız, çok iyi diyorlar. O zaman kişi başına düşen milli gelir ne kadarsa asgari ücret de o kadar olmalıdır diyoruz. Ücretler 42 bin 300 TL olmalıdır.” sözlerine yer verdi. Meselenin sadece emekçilerin maaşı olmadığını ekleyerek, emekli maaşlarının da 42 bin 300 TL olması gerektiğini açıkladı.

    Son dönemde Türkiye’nin 25 milyar dolar ve 38 milyar dolar zararı olan iktidarın 3 milyar dolarlık tasarruf paketini karşılaştırdı. Tasarrufun bütün yükünün emekçilere yüklendiğini işaret eden EHP’nin açıkladığı bir diğer mesele ise enflasyon. Savaş halinde olan Rusya’nın enflasyonu yüzde 3, Ukrayna’nın ise yüzde 8. Türkiye’de ise enflasyon yüzde 75 olarak açıklanmıştı. EHP, savaş halindeki ülkelerden bile daha yüksek enflasyona sahip olunduğuna dikkat çekti.

    Orta Vadeli Program’a karşılık “Emekçilerin ekonomi programı”nı ortaya süren EHP “Emekçinin emeklinin hakkı 42 bin 300 TL” diyor. EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk’ün konuşması şu şekilde;

    “NUTUK ATMASINLAR”

    Bu ülkede parası çok olanlar bankada faiz elde edebilir. O parayı ceplerine koyabilir. Bu ihale avcısı yanda müteahhitler, o ihalelerin paralarını ceplerine koyabilirler. O holding sahipleri işçilerin iliğini kemiğini sömürerek o karı cebine koyabilirler. Peki bizim halkımız nerden gelir elde edecek? Faizle, karla, rantla edemez. Rantı da kendileri dağıtıyor. Kendi insanları bile “Bu toprakları parsel parsel sattı” dedi. Satacak yer bile kalmadı. Türkiye’deki işçi sınıfının, asgari ücretle çalışmak zorunda olanların, buğdayını, çayını, sütünü satmak zorunda olanların; el emeğinden, göz nurundan, alın terinden başka hiçbir şeyi yoktur. Onlar çalışmak ve gelir elde etmek zorundalar. Öyle AKP’liler gibi değil, 3-4 maaş yok ceplerinde. İhale kapmak yok, %400 kar elde etmek yok. AKP bir kere elini kaldır da şirketlerin, holdinglerin, bankaların %400 karından bahset. Buğdaya bu sene yapılan zam %10. Süte yapılan zam %10. Peki enflasyon ne kadar? %75! Bunu konuşmayalım değil mi? AKP’liler bize nutuk atsın değil mi? Beka nutuğu atsın, hamaset anlatsın, maneviyat anlatsın değil mi? Anlatmasınlar. Ekmek meselesine gelsinler, ekmek meselesine! Konumuz budur.

    “HALKI DEĞİL YANDAŞLARINI VE KENDİLERİNİ KORUDULAR”

    Bugün hangi kanalı açarsanız açın, asgari ücretin açlık sınırının altında olması konuşuluyor. Bu ne demek? Bu bu ülkenin kanalına çıkıp söylenilir mi? İnsan utanır ya. Bu ülkenin insanı açlık sınırında bile değilse neyin sınırında? Sefaletin mi, yerlerde sürünmenin mi? İnsan toplumu için utanmaz mı? Utanmıyor musunuz? Emeklisi için, emekçisi için utanmaz mısınız? Ne demek açlık sınırının altı? 2 bin lira açlık sınırının altında bu ücretler. EHP mi açıkladı bunu? O “Ortalık karışmasın diye konuyu kapattım” diyen Ergün Atalay’ın Türk-İş’i konuşuyor.Onun verdiği rakamın bile iki bin lira altında bu asgari ücret. Bu halkın o asgari ücreti almaktan başka geliri yok. Şimdi emekliye geliyorum. Emekliler çıkıp demek zorunda kalıyor ki, biz bari asgari ücret kadar alalım. Neden? Çünkü 10 bin lira alıyor sadece. Mesele bu. Bize nutuk atmayın, konuşacaksak bu meseleyi konuşalım. Bu böyle olmaz. Şimdide diyorlar ki, “Biz tasarruf paketi getireceğiz”. Neyin tasarruf paketi? 3 senenin sonunda 3 milyar dolar tasarruf etmeyi planlıyorlarmış.Kur korumalı mevduat sistemi diye bir sistem çıkardılar.  Çok dolarları olanları korudular. Halkımız bir kere bile korunmadı. Ona ne kadar para gitti? Merkez bankası başkanı açıkladı. Dedi ki, “Biz burada 25 milyar dolar kaybettik”. 3 milyar dolar üç senede tasarruf yapacaklarmış. Sen önce o dolar sahiplerine o parayı verme de bu halk doyar.

    “38 MİLYAR DOLAR ZARAR VAR, 3 MİLYON DOLARLIK TASARRUFTAN BAHSEDİYORLAR”

    Yap İşlet Devret meselesi çıkardılar. Müthiş sistem diye önümüze getirdiler. 4 tane otoyol yapmışlar. Bir tane tünel, üç tane de köprü. Bundan edilen zarar 38 milyar dolar. Bakın milyon değil, türk lirası da değil. Tasarrufla kazanacakları 3 milyar doları, bir de buradaki 38 milyar dolarlık zararı düşünün. Deveyi hamuduyla götürmüşler, tasarruf diye neyden bahsediyorlar? Bu ülke 25 milyar dolar kaybederse, 38 milyar dolar kaybederse bu ülkenin beli doğrulur mu? 3 milyar dolar tasarruf edeceklermiş de olacakmış. Bu tamamen yalan. Bu demektir ki çok yakında her şeyi bizim üstümüze bindirecekler. Vergiyi, enflasyonu, baskıyı… Bunları bize yapacaklar demektir. Sonra da diyecekler ki, “ Ee biz de yabancı arabaya binmedik”. Siz deveyi hamuduyla götürdünüz. Bize sineğin yağını çıkarma hikayesini anlatmayın. Siz yemeseniz, bu ülkenin holding sahipleri yemese, ihale kapanları yemese, bu ülkenin ürettiği emekçisine, emeklisine, kadınına, gencine, çocuğuna yeter! Bu dediklerimde yalan varsa Merkez Bankası başkanına gitsinler, yalan varsa Yap İşlet Devret Modeli’nin tekrar incelesinler.

    “EMEKÇİNİN GARANTİSİ YOK”

    Geçilmemiş köprünün parasını ödüyoruz, bunu haberlerde görüyoruz. Geçilmemiş tünelin, gidilmemiş hastanenin parasını ödüyoruz. Bir tek yandaşlara kapitalizm işlemiyor. Düşünsenize araba geçmedi, kamyon geçmedi ama garantisi var! Şurada bir esnafın bir tane tost satamadığını düşünün. Onun garantisi var mı? Yok. Siftah yapamadı, batar. Ama AKP’nin yandaşlarının garantisi var. Onlar batmaz. Eğer doları varsa koruma var. gidilmeyen hastanenin garantisi var. Peki bu halkın randevu alma garantisi var mı? Yok. Bu hastanelere kolay gidebilme, iyi tedavi alabilme garantisi yok. Çocuğumun her gün minibüs parasını cebine koyabileceğim desen garantisi var mı? Yok. Ama onların köprülerinden arabaların geçme garantisi var kardeşim.

    “EMEKLİNİN HAKKI 42 BİN 300 TL”

    Her emekliyle röportaj yaptığımızda torunuma ne harçlık vereceğim diye gözleri buğulanıyor.. Bu mudur halkınızı sevmek? Sadece aktif çalışanlar için demiyoruz. Şurada gördüğünüz eski binalar var ya, bu yerler bu gemiler var ya, onları emekliler yaptı emekliler… Bizden önceki kuşaklar yaptı. Onlara 10 bin TL maaş reva görülmez. İnsaf be! Atalarımız, ecdadımız, dedelerimiz diyorsunuz. Dedelerinize, anneannelerinize reva gördüğünüz bu mudur? Bu şehri onlar yarattı, siz gelip üstüne kondunuz. Asgari ücret ne ise, çünkü asgarisi odur. Asgari ücret ne ise emeklilerin maaşı da o olacaktır. Siz  üç dört yerden maaş almayacaksınız. Siz ihalelerle gününüzü gün etmeyeceksiniz. Bir ihale yasası bir hükümetin döneminde 200 kere  değişir mi? Yeryüzünde 200 kere değişmiş başka bir yasa biliyor musunuz? Yandaşına yedirmek için değiştirmiş durmuşlar. Ayıp be ayıp. Bunları kimse söylemez mi? Emekçi Hareket Partisi söyler. Bu işler böyle gitmez. Ya bu zamları böyle yapacaksınız, ücretleri yükselteceksiniz, ya bu deveyi güdeceksiniz ya da bu diyardan tıpış tıpış gideceksiniz!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • EHP’den Merkez Bankası’na tepki: Çöküşün sorumlusu emekçiler değil, sizsiniz!

    EHP’den Merkez Bankası’na tepki: Çöküşün sorumlusu emekçiler değil, sizsiniz!

    PİRHA – Emekçi Hareket Partisi(EHP), hükümete ve kamuoyuna açık mektup yazan Merkez Bankası’na açık mektup yazarak tepki gösterdi. Mektupta, enflasyonun artışını asgari ücrete yapılan zamma bağlayan Merkez Bankası’na “Emekçi halka açık açık yalan söylüyorsunuz. Ekonomi küçüldükçe büyüyen işsizlik de sizin eseriniz olacak” denildi.

    Merkez Bankası, hükümete ve kamuoyuna açık mektup yazarak enflasyondaki artışı ücretlerin artmasına bağladı ve çözüm olarak asgari ücrete yılda yalnızca bir kez zam yapılmasını ve ücret artışlarında kendi enflasyon tahminlerinin baz alınmasını savundu.

    ASGARİ ÜCRETE İLİŞKİN VERİLER

    Emekçi Hareket Partisi(EHP) de Merkez Bankası’na açık mektup yazdı. EHP’nin Merkez Bankası’na yazdığı mektupta şunlara yer verildi:

    “Açlık sınırındaki bir asgari ücret ne gibi bir enflasyon yaratabilir? Elbette yaratamaz. Buyrun bunun bir safsata olduğunu ortaya koyan birkaç veri:

    – Merkez Bankası olarak kendi 2023 enflasyon raporunuzda; enflasyon artışında döviz kurlarının payını %19,9, ücretlerin payını ise %8,8 olarak açıklıyorsunuz. IMF ise Avrupa ülkelerinde fiyatlardaki artışı %45 oranında şirket karlarının artışına, %40 olarak da ithalat maliyetlerine dayandırıyor.

    – 2023’te şirketlerin kar oranları %400’lere varan artışlar gösterirken emekçilerin milli gelirden aldığı payın %20’lere gerilediğini TÜİK açıklıyor. En zengin kesimin milli gelirin %50’sini, en yoksul kesimin ise yalnızca %6’sını aldığını yine biz değil TÜİK söylüyor.

    – Üretimde kullandığı ara malların %85’ini ithal eden, hem ara mal hem hammadde hem de enerji olarak dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye’de döviz kurlarındaki gün be gün artış ortada. Merkez Bankası olarak döviz kurunu sabitlemek için kendi kasanızı boşaltmak pahasına döviz satın aldığınız günlerin geride kalmadığını görüyoruz.

    – Patronlara ucuz krediler, vergi borcu silmeler, vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, teşvikler sürerken; emekçilere ise vergi bindirimleri yapılmaya devam ediliyor.

    “EMEKÇİ HALKA AÇIK AÇIK YALAN SÖYLÜYORSUNUZ”

    Mektubunuzda çarpıtmak için elinizden geleni yaptığınız, bizim uydurmadığımız tüm bu veriler ışığında diyoruz ki: Merkez Bankası olarak emekçi halka açık açık yalan söylüyorsunuz. Emekçilerin yarısının asgari ücretle geçinmek zorunda bırakıldığı bu ülkede, asgari ücret açlık sınırının altında. Görülüyor ki kredi kartı faizlerine zam açıklamanızın hemen ardından şimdi de bu açlık sınırındaki asgari ücrete gözünüzü diktiniz.

    “BU ÇÖKÜŞÜN SORUMLUSU EMEKÇİLER DEĞİL, SİZSİNİZ!”

    Enflasyon oranının yanına bile yaklaşamayan bir oranda zam yapılan asgari ücretin, enflasyonu artıran başlıca faktör olduğunu savunmak tam da sizin gibi cin fikirli neoliberallere yakışır. Bu fikrin sizin çok özgün fikriniz olmadığını da biliyoruz elbette. Dünya çapında neoliberallerin ne zaman başları sıkışsa başvurdukları bu önerme, çoktan çöktü. Sadece bu önerme değil, sizlerin savunucusu olduğu ekonomi politikaları da çoktan çöktü. Bu çöküşün sorumlusu emekçiler değil, sizsiniz. Yetki bizde değil sizdeydi. Öyleyse sorumluluk da sizin. Siyasi iktidarla el ele yürüttüğünüz ekonomi politikalarının sonuçlarını emekçilere ödetemeyeceksiniz. “Enflasyondaki artışın sebebi, ücretlerin artmasına bağlı talepteki artış” diye süsleyerek sunduğunuz nedir? İleride fiyatlar daha artacak diye eline üç kuruş geçer geçmez ihtiyaçlarını satın almaya çalışan emekçi halk mı “talep” yaratarak enflasyonu artırıyor? Hayır. Enflasyonun sorumlusu sizin ekonomi politikalarınız.

    “EKONOMİ KÜÇÜLDÜKÇE BÜYÜYEN İŞSİZLİK DE SİZİN ESERİNİZ OLACAK”

    Kamu harcamalarının kısılacağını söylüyorsunuz. Halkın gıda, sağlık, eğitim, barınma gibi temel ihtiyaçlarından mı yoksa devasa bütçeli saraylarınızdan mı kısacağınızı açıklayın. Temel kamu hizmetlerini ‘zarar ediyor’ palavralarıyla özelleştirmeye, bir avuç patronu zengin ederken halkı temel ihtiyaçlarından mahrum bırakmaya dayalı neoliberal politikalarınızın nasıl iflas ettiğini görüyoruz. “Ekonomi küçülüyor, cari açığı bu sayede kapatıyoruz” diye övünüyorsunuz. Enflasyonu ekonomiyi durgunlaştırarak azaltacağınızı, bunu da emekçilere asgari ücret zammı vermeyerek yapacağınızı söylüyorsunuz. Ekonomi küçüldükçe büyüyen işsizlik de sizin eseriniz olacak. Emekçileri “işsizlik mi yüksek enflasyon mu” tercihi yapmaya zorlayan ekonomi politikalarınızın alaşağı oluşunu beraber göreceğiz. Ekonomik kriz varsa fedakarlık yapmak zorunda olan emekçiler olmayacak. Enflasyonu çözmek için önce tam bağımsızlık olacak. Kendi üretimimizi, dışa bağımlılığı ortadan kaldırarak yapacağız. Her ay enflasyon artıyorsa ücretlere de her ay zam yapılacak. Tam demokrasi olacak. Kamu kurumları kamu hizmeti verecek. Tam istihdam hedefini yakalayacağız. Tüm bunların sonucunda tam refahı konuşmaya başlayacağız. Sizin palavralarınızı değil.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    PİRHA- “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile ortak açıklama yayınlayan 7 siyasi parti ve oluşum,  “Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı” dedi.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile Rusya- Ukrayna savaşına ilişkin ortak yazılı açıklama yayınladı.

    “YAYILMACI POLİTİKALARIN TARAFI DEĞİLİZ”

    Dünyada pandeminin yaraları sarılmaya çalışılırken büyük ve yeni bir savaş tehdidiyle karşı karşıya kalındığına dikkat çekilen açıklamada, kapitalizmin insanlığın ekmeğini, sağlığını düşünmediği gibi enerji ve silah tekellerinin çıkarları için yeni bir savaşa alan açtığı belirtildi. Açıklamada, “Donbas üzerinden tırmanan Ukrayna-Rusya gerilimiyle başlayan savaş ve işgalin arkasında esas olarak bu gerçeklik vardır. Rusya ve ABD öncülüğündeki NATO’nun halkların iradesini yok sayan yayılmacı politikalarının tarafı değiliz. Halklar, bu iki odaktan birine taraf olmak zorunda değildir. Haksız savaşları ve savaşa güç toplama çağrılarını reddediyoruz. Tarafımız barıştır, tarafımız bütün dünyada savaşa karşı ayağa kalkan halklarla aynıdır” denildi.

    AKP İKTİDARINA UYARI

    “Türkiye’de ‘Barış hemen şimdi!’ diyerek sokaklara çıkan emek ve demokrasi güçlerini selamlıyoruz” denilen açıklamada “ Savaş aygıtlarının küresel tahkimatına karşı küresel barışın hayat bulması için tüm halklarımızı alanları doldurmaya çağırıyoruz. Türkiye, 3. Dünya savaşının ateşini fitilleme ihtimali olan bir kamplaşmanın ve çatışmanın tarafı olmamalıdır. Dış politikasında uzunca bir dönemdir küresel ve bölgesel güçlerle işbirliği halinde agresif ve komşu halklarla sürekli çatışma pozisyonunda olan AKP iktidarını uyarıyoruz. Türkiye ne NATO’nun ne de Rusya’nın savaş blokuna dahil edilemez. Barış isteyen halklar da buna geçit vermeyecektir” sözlerine yer verildi.

    “DEMOKRASİ GÜÇLERİ SAVAŞA KARŞI BİRLEŞMELİ”

    Savaşların en büyük kaybedenin emekçiler, yoksullar, kadınlar ve gençler olduğuna dikkat çekilen açıklamanın geri kalanında şöyle denildi:

    “Ülkemizin bütün halkları, işçi ve emekçileri savaşa, militarizme ve şovenizme karşı birleşmelidir. Savaş aynı zamanda demokrasinin düşmanıdır. Diktatörlüğe, otokrasiye, oligarşiye giden en kestirme yol savaşlardır. Savaş kadınlar için daha çok göç, taciz ve tecavüzdür. Savaş doğanın yıkımıdır. Sadece insanların değil tüm canlıların yaşamlarına kast eder. Ülkemizde demokrasi için mücadele eden tüm kesimler savaşa karşı birleşmeli, halkların boğazlanmasından ve savaş baronlarının daha da güçlenmesinden başka hiçbir işe yaramayacak bu savaşı bertaraf etmek için büyük bir dayanışma göstermek demokrasi mücadelesinin zorunlu bir parçasıdır.

    “KARDEŞLİK İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTME ZAMANI”

    Donetsk, Lugansk ve Ukrayna’da siviller hayatını kaybediyor, halklar yerinden yurdundan edilerek kitlesel göçe maruz kalıyor. Bütün savaş ve işgal güçleri bölgeden çekilmeli, halklara kendi kaderini tayin hakkı tanınmalıdır. Emperyalizm ve faşizm, verilen talimatlardan da görüldüğü üzere; nükleer silahları dahi devreye sokacak kadar gözü dönmüş ve çılgındır. Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı.”

    (HABER MERKEZİ)