Etiket: emel uzman

  • Devrimci 78’liler Federasyonu, ABD Büyükelçiliği’nin önüne siyah çelenk bıraktı-VİDEO

    Devrimci 78’liler Federasyonu, ABD Büyükelçiliği’nin önüne siyah çelenk bıraktı-VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül darbesinin yıldönümü sebebiyle, eski ABD Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakıldı. Açıklamada, “Devrimciler kötülüklerinizi unutmayacak. Sürekli hesaplaşmak için mücadele edeceğiz” denildi.

    Devrimci 78’liler Federasyonu, 12 Eylül darbesinin 45. yılında eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı.

    Basın metnini, Devrimci 78’liler Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Emel Uzman, okudu.

    “DEVRİMCİLER KÖTÜLÜKLERİNİZİ UNUTMAYACAK”

    ABD emperyalizminin hala dünyayı kana bulamaya devam ettiğini belirten Emel Uzman, şunları kaydetti:

    “Ey ABD, ey işbirlikçiler; Dünyanın birçok yerinde yeni darbeler örgütlüyorsunuz. İşbirlikçileriniz vasıtası ile halkların iradesini yok sayıyorsunuz. Yeni savaşlar çıkarıp, soy kırımlar yapıyorsunuz. İnsanlığın başından defolup gitmediniz. Sizin yaptığınız kötülükler de unutulmayacak. Devrimciler kötülüklerinizi unutmayacak. Sürekli hesaplaşmak için mücadele edeceğiz. Soluğumuzu hep ensenizde hissedeceksiniz. Bir adım mücadeleden geri durursak, zulmün karşısında korkar eğilirsek yüreğimiz kurusun. Ey dünya halklarının baş düşmanı; and olsun, şart olsun yeneceğiz, kovacağız ülkemizden. Ey işçi sınıfının ve emekçi halklarımızın baş çelişkisi; seni yenip sosyalizmin ışığı ile aydınlatacağız bütün dünyayı. Barış giysileri ile donatacağız her yanı, allı çiçekli. Senin gidişinle yoksulluk da bitecek savaş da. Biz kazanacağız.”

    “EŞİTLİKTEN YANA BİR SİSTEMİ EL BİRLİĞİYLE KURACAĞIMIZA İNANIYORUZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Örgütü Eş Başkanı Fatin Kanat ise şunları ifade etti:

    “12 Eylül devam ediyor. Her haliyle ağır bir darbe olan 12 Eylül, bütün uygulamalarıyla, hatta uygulanmayan anayası ile bile bir biçimde devam ediyor. Bütün bu ağır tabloya rağmen inançlıyız. Bu ülkede gerçekten demokratik, hakkaniyetli, eşitlikten yana bir sistemi el birliğiyle, omuz omuza kuracağımıza inanıyoruz.”

    Eylem sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kadınlardan 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak Hacı Bektaş Veli töreni için çağrı!-VİDEO

    Alevi kadınlardan 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak Hacı Bektaş Veli töreni için çağrı!-VİDEO

    PİRHA – Alevi kadınlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ne karşı yürüttüğü politikayı kınadı. Video mesaj paylaşan kadınlar, Alevi kurumlarının 16-17-18 Ağustos’ta yapacağı programa katılım çağrısı yaparak Kültür Bakanlığı’nın etkinliklerini “korsan” olarak nitelendirdi.

    Alevi kurumları tarafından 1963 yılından beri yapılan Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bir kez daha iktidarın baskısıyla karşı karşıya.

    Bu zamana dek Alevi kurumları tarafından yapılan etkinlikler, son iki yıldır Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla adeta sabote edilmekte.

    62.Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Ancak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da 12-13 Ağustos’ta Hacıbektaş İlçesinde program yapacak.

    “ELİNİZİ İNANCIMIZDAN ÇEKİN”

    Devletin, Alevi inancı üzerinde tahakküm kurmasına karşı Alevi kadınları da tepki gösterdi.

    16-17-18 Ağustos’ta yapılacak anmaya katılım çağrısı yapan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, şu mesajı paylaştı:

    “Sevgili canlar, biliyorsunuz Hacıbektaş Veli Dergahı Alevilerin kutsal mekanı, inanç merkezi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yine dergahta 16-17-18 Ağustos arasında Alevi kurumları, belediye ile birlikte çeşitli etkinlikler organize edecekler ve Türkiye’deki tüm Aleviler o tarihte yönünü dergaha dönüyor, dergahta inanç ritüellerini gerçekleştiriyor. Dergahta dileklerini diliyorlar ve seminerlere katılıyorlar. Ama devlet boş durmuyor. Devlet, asimilasyon merkezi olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla bu yıl 12-13 Ağustos tarihleri arasında alternatif bir etkinlik koymuş. Biz bunu şiddetle kınıyoruz. Açık bir şekilde Alevi kurumları olarak devlete sesleniyoruz; elinizi inancımızdan çekin. Şiddetle kınıyoruz bu davranışı. Alevilik vardır, Alevilik haktır.”

    “ANMAYA KATILMAMIZ ÇOK ÖNEMLİ”

    Gazeteci Nilgün Mete Muslu da 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak programın önemine dikkat çekerek şu çağrıda bulundu:

    “Kıymetli Aleviler, canlar, her zamankinden daha güçlü olmaya, birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Hacıbektaş’ta Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16-17-18 Ağustos’ta hünkarımız Hacı Bektaş Veli anılacak. Alevi toplumu olarak bu anmaya katılmamız çok önemli. Öte yandan AKP-MHP ikilisi, Alevi örgütlerini hiçe sayarak karşı bir etkinlik yapacak. Alevileri bölen, Aleviliğin içini boşaltan bu etkinliğe kesinlikle bir Alevi canın dahi katılmasını istememeyiz. Canlar, birlikte hareket edersek çok güçlü olacağız. Öyleyse 16, 17, 18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta olalım.”

    “DEVLETİN, ELİNİ ÜZERİMİZDEN ÇEKMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Yazar Zeliha Altuntaş da Alevi inancı üzerindeki devlet baskısını kınayarak şunları söyledi:

    “Bildiğimiz üzere her sene 16, 17, 18 Ağustos tarihleri arasında geleneksel olarak Hacı Bektaş Veli anmaları düzenlenmekte. Hacı Bektaş Veli, Kadıncık Ana, bizim pirimiz, dergâhlar kutsalımız ve bu inancın belleğidir. Dolayısıyla Hacı Bektaş Veli’yi anmaları üzerine gerek tarihlerin belirlenmesi, gerekse içeriğinin belirlenmesi konusunda bu inanca mensup bireylerin ve bu bireyleri temsil eden kurumların söz kurması gerekmektedir. Devletin, görünen ve görünmeyen elinin bu inancın üzerinden çekmesini talep ediyoruz. 1826 tarihinde dergâhlara el konulmuş, kayyumlar atanmıştır. 1964 tarihinde de aslında müze statüsüne indirgenerek bir yerde bu inanca kilit vurulmak istenmiştir. Bizler ‘baş açık, yalın ayak’ şiarıyla dergâhlarımıza, inancımıza sahip çıkıyoruz. Devletin görünen ve görünmeyen elini üzerimizden çekmesini talep ediyoruz. Aşk ile.”

    “HER YIL OLDUĞU GİBİ…”

    Uzun yıllar boyunca Alevi kurumlarında hizmet yürüten Emel Uzman da 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak etkinlikler için çağrıda bulunarak “Her yıl heyecanla beklediğimiz, hünkarı niyaz edeceğimiz, dergâha gideceğimiz tarih yaklaşıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 16, 17, 18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta olacağız. Gönlünde Yol aşkı olanlar, hünkarı gönlünün en güzel yerine mihman edenler orada buluşmak üzere…” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da İkizköy’e destek eylemi: Yaşasın dayanışma! -VİDEO

    Ankara’da İkizköy’e destek eylemi: Yaşasın dayanışma! -VİDEO

    PİRHA- Cemal Süreya Parkı’nda Akbelen’de zeytinlik alanları maden işletmeciliğine açacak yasaya karşı yapılan büyük buluşmaya destek eylemi yapıldı. Akbelen direnişine selam gönderilirken, yasa geri çekiline kadar mücadeleye devam edileceği vurgulandı.

    Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de yaşayan yurttaşlar, 13 Haziran’da Meclis gündemine gelen ve tepkilere rağmen kabul edilen Maden Yasası’na karşı eylerlerine devam ediyor.

    “Maden yasasını tanımıyoruz” diyen İkizköylüler Akbelen’de büyük bir buluşma gerçekleştirdi.

    Zeytinlik alanları maden işletmeciliğine açacak yasaya karşı köylülerin günlerce nöbet tuttuğu Ankara Cemal Süreya Parkı’ndan da eş zamanlı olarak Akbelen’e destek eylemi yapıldı.

    “ARKADAŞLARIMIZ AKBELEN’DE DİRENİRKEN BİZ DE BURADA DİRENECEĞİZ”

    Eyleme katılan Murat Sarıkaya, yasanın geri çekilmesi için mücadeleye devam edeceklerini belirterek, şunları söyledi:

    “Havama, suyuma, toprağıma dokunanların Meclis’te çıkardığı yasaya karşıyım. Ülkede çıkan bütün yasalardan daha önemli bir yasayı eze eze çıkarttılar ve halkın asılları yani halkın kendisi istemedi ama vekilleri istedi. Bu süreci vekiller kendileri için istediler ve bu yasayı zorla çıkarttılar.

    Bu yasanın devamının işlemesine izin vermeyeceğiz. Biz de elimizden geleni yapacağız. Akbelen’de arkadaşlarımız bizim için mücadele ediyor. O zeytinler kendi zeytinleri değil aslında o zeytinler hepimizin zeytinleri, 100 yıllık zeytinler. Bugün o zeytini kestikten sonra yarın dikmek istediğin zaman pardon diyemiyorsun. 100 yılı kesmiş oluyorsun. Zeytinlerin kesilmesine izin vermeyeceğiz.

    Onlar orada direnirken biz de burada direneceğiz. Elimizden geldiği kadar mahallemizde, kentlerde, şehirlerde, her yerde onlara destek olacağız. Bu yasanın geri çekilmesi için elimizden geleni yapacağız.”

    “ZALİME KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Cemal Süreya Parkı’ndan Akbelen’e selamlarım gönderen Emel Uzman ise şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün şu saatte Akbelen’de de direnişçi, çevreci dostlarımız aynı biçimde bir eylem içindeler. Biz de onlarla birlikte yaklaşık bir aya yakın bir süre geçirdik. Onlarla birlikte dayanışma içindeydik. Bu dayanışmanın bir parçası olarak da bugün yine Cemal Süreya’dan seslenmek istiyoruz onlara. Asla yalnız bırakmayacağız onları. Havamıza, suyumuza, toprağımıza kimsenin dokunmasına izin vermeyeceğiz. Bu bir yolculuk, bu bir mücadele. Bazen siyasetçiler, bazen ülkeyi yönetenler toprağa, suya, doğaya, insana düşman olabiliyor. Zalimin karşısında biz mazlumlar mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşasın dayanışma diyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Uzman: Katledilen yoldaşlarımızın mezarlarını yaptırmak için 30 Mayıs’ta ODTÜ’de konser düzenleyeceğiz-VİDEO

    Uzman: Katledilen yoldaşlarımızın mezarlarını yaptırmak için 30 Mayıs’ta ODTÜ’de konser düzenleyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Devrimci 78’liler Federasyonu olarak katledilen yoldaşlarının mezarlarını yaptırmak için 30 Mayıs’ta ODTÜ Vişnelik Tesisleri’nde konser düzenleyeceklerini belirten Emel Uzman, “Türkiye’de son yılların mücadelesinde önderlik eden kadınlar, gençler ve elbette ‘yaşasın sosyalizm’ diyen herkesi bu etkinliğe davet ediyoruz” dedi.

    Devrimci 78’liler Federasyonu, Ankara Karşıyaka Mezarlığı ve Cebeci Mezarlığı’ndaki katledilen yoldaşlarının mezarlarını yaptıkmak amacıyla, “Toprağın koynunda, sessiz uyuyan yoldaşlarımıza saygıyla” diyerek etkinlik düzenliyor. Etkinlik ODTÜ Vişnelik Tesisleri’nde 30 Mayıs’ta yapılacak.

    Devrimci 78’liler Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Emel Uzman, etkinliğe ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEVRİMCİ 78’LİLER FEDERASYONU BİR HAFIZA ÖRGÜTÜDÜR”

    Devrimci 78’liler Federasyonu’nun bir hafıza örgütü olduğunu belirten Emel Uzman, “Toplumsal belleği yenilemek, unutturmamak için kurulan bir örgüt. 12 Eylül, 12 Mart faşizminin izleri unutturulmaya çalışılıyor. Ancak toplumun çeşitli kesimlerinde özellikle bizlerde derin yaralar açan bu süreci tekrar hatırlatmak istiyoruz ve bu süreçte kaybettiğimiz, devlet tarafından ve faşistler tarafından katledilen yoldaşlarımızın mezarları ile ilgili bir çalışma yürüttük, bir yıla yakın süredir. Ankara ile başladık, merkez olarak Ankara’yı seçtik. Ankara Karşıyaka Mezarlığı ve Cebeci Mezarlığı’ndaki katledilen yoldaşlarımızın mezarlarını bulduk. 500’e yakın yoldaşımızın devlet ve faşistler tarafından katledildiğini gördük” dedi.

    “500’E YAKIN YOLDAŞIMIZIN DEVLET VE FAŞİSTLER TARAFINDAN KATLEDİLDİĞİNİ GÖRDÜK”

    Emel Uzman, etkinliği Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri ile birlikte yaptıklarını belirtti. Uzman, şunları söyledi:

    “Açıkçası yola çıktığımızda bu kadar bir sayı beklemiyorduk. Büyük bir hayal kırıklığına uğradık ve daha derinleşti acılarımız. Yani 50-70 arasında yoldaşımızı beklerken 500’e yakın yoldaşımızın devlet tarafından ve faşistler tarafından katledildiğini gördük. Sessiz sedasız yatan neferlerdi bunlar, sol ve sosyalizm mücadelesi için katledilen yoldaşlarımızdı. Bir görevimiz vardı; yoldaşlarımıza sahip çıkmak, mezarlarını yaptırmak gibi. Ancak bu görevi tek başına yürütemezdik çünkü bu bizim ortak mazimizdi. Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri’yle birlikte yapıyoruz bu çalışmayı, onların büyük destekleri var.”

    “HERKESİ DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    “30 Mayıs’ta Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mezunlar Derneği’nin Vişnelik Tesisleri’nde bir konserimiz var” diyen Uzman, şunları kaydetti:

    “Sadece yoldaşlarımızın mezarlarını yaptırmak ve mezarların bakımı için yapılacak bu. Açık ve şeffaf olacak bütün her şey. Bütün herkesi de bu dayanışmaya davet ediyoruz. Aslında buna bir başlangıç olarak bakmak lazım. Türkiye’nin çeşitli illerinden hem talepler geliyor, hem bilgiler gelmeye başladı. Demokrasi, insan hakları, barış, özgürlük ve sosyalizm mücadelesi veren yoldaşlarımızın mezarlarına ulaşabildiğimiz kadar ulaşıp onlara ne yapabiliriz ne kadar destek olabiliriz bilmiyorum ama onları güncellemek gerektiğine inanıyoruz. Dediğim bir hafıza örgütüyüz. Bundan önceki yıllarda da Türkiye’nin çeşitli yerlerinde o dönemlere ait ‘Utanç Müzesi’ açtık. Onun kalıcı kılınması için de bir yandan çaba gösteriyoruz.

    Bu sürecin belgesele dönüşmesi açısından çaba gösteriyoruz. 12 Eylül darbeciler yargılansın süreci vardır. O süreci de yine Devrimci 78’ler Federasyonu’nun öncülüğünde Ankara’daki ve Türkiye’deki Emek Demokrasi Cephesi’yle birlikte yürütmüştük. Şimdi tekrar 30 Mayıs’ta özellikle bu dayanışma içinde olmaya çağırıyorum herkesi.”

    “KADINLAR, GENÇLER VE YAŞASIN SOSYALİZM DİYEN HERKESİ ETKİNLİĞE DAVET EDİYORUZ”

    Askıda davetiye diye bir uygulamaları olduğunun altını çizen Uzman, “Onu da son 5-6 aydır özellikle meydanlarda birlikte mücadele ettiğimiz sevgili gençlere dağıtacağız. Üniversitedeki ve üniversite dışındaki birlikte mücadele ettiğimiz caddelerde, sokaklarda omuz omuza yürüdüğümüz gençlere askıda davetiyemiz var. Türkiye’de son yılların mücadelesinde önderlik eden kadınlar, gençler ve elbette ‘yaşasın sosyalizm’ diyen herkesi bu etkinliğe davet ediyoruz” diye ekledi.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Emel Uzman: Türkiye’deki kadınların Suriye’dekilere destek vermesi gerekiyor-VİDEO

    Emel Uzman: Türkiye’deki kadınların Suriye’dekilere destek vermesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Aktivist Emel Uzman, Suriye’de dünyanın kulaklarını tıkadığı bir katliam yaşandığını belirtti. Uzman, “Suriye’de Alevi kadınlar, ezilen kadınlar, farklı inançlardan, kültürlerden gelen kadınlar tecavüze uğruyor, kaçırılıyor, katlediliyor, zorla evlilik yaptırılıyor ve satılıyor. Sadece Aleviler için bir mücadele değil, toplumun insanım diyen her kesimini ilgilendiren bir mücadele. Vahşet, katliam, soykırım büyük boyutlarda, elbette insani olarak da bu tabloya sessiz kalamayız” dedi.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, 6 Mart tarihinden bu yana Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.
    Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik sistematikleştirilen katliam, kaçırma ve cinsel şiddete karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ Hatay’ın Samandağ ilçesinde ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirdi.

    ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ içerisinde yer alan Aktivist Emel Uzman, Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamlara ve Alevi kadınlarına yönelik saldırılara dair PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    “DÜNYANIN KULAKLARINI TIKADIĞI, GÖZLERİNİ KAPATTIĞI BİR ALEVİ KATLİAMI YAŞANIYOR”

    “Dünyanın kulaklarını tıkadığı, gözlerini kapattığı bir Alevi katliamı yaşanıyor” diyen Emel Uzman, “Ortadoğu coğrafyasını yeniden çizmeye uğraşanlar tarafından ve oradaki yaşanan bütün bu acılara ve katliamlara rağmen, insanlık dışı yaşanan olaylara rağmen dünyada hiçbir ses karşılık bulamadı açıkçası. Halbuki demokrasiden bahseden, insan haklarından bahseden Avrupa ülkelerinde bile bir karşılığı olmayan bir çığlık var. Bu çığlık aslında elbette en çok biz kadınları ve çocukları etkiliyor. Her dönemde olduğu gibi, savaş dönemlerinde olduğu gibi en çok yaralı olarak çıkanlar bu süreçten kadınlar ve çocuklar oluyor. Evet, Suriye’de bir sessiz kadın çığlığı vardı” dedi.

    “BU DUVARI ANCAK KADINLARIN YIKABİLECEĞİNE İNANIYORUM”

    Türkiyeli kadınlar olarak Suriye’den yükselen çığlığa sessiz kalamayacaklarının altını çizen Uzman, şunları kaydetti:

    “Alevi örgütlü yapılarının içindeki kadın yöneticilerin başlattığı sürece ben de dahil oldum. Nisan ayında kadın örgütlerinin de büyük desteği ile karşılanan bir yürüyüşü Samandağ’da gerçekleştirdik. Ancak bunlar yeterli değil elbette, bir kez yapılan eylemlerden sonuç alınamıyor, sürekliliği çok önemli. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Suriye’deki Halklarla Dayanışma İnisiyatifi kuruldu ve Birleşmiş Milletler’e, İnsan Hakları Platformu’na sürekli dilekçeler, başvurular yapılıyor. Henüz bir karşılığını alamadık ama bu süreci devam ettirmekten yanayız. Hatta Avrupa’daki inisiyatif derneğe dönüştü. Bizim de aslında Ankara’da böyle bir çalışma içine girmiş olmamız gerekiyor. Çok değerli buluyorum, Samandağ’daki farklı yörelerden gelen, farklı örgütlerden gelen kadınların Suriye’deki kadınların sessiz çığlına yanıt vermesini. Ancak bundan sonraki süreçte bir devamlılık arz etmeli.

    Yıkılmayan bir duvar var. Bu duvarı ancak hem Suriye’deki hem Türkiye’deki kadınların yıkabileceğine inanıyorum. Onu yıkmak için de elbette Türkiye’deki kadınların Suriye’dekilere destek vermesi gerekiyor ve bir insani yardım koridorunun açılması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde muhtemeldir tekrar bir araya gelerek yeni yöntemler bulacağız ve yeniden ses çıkarmaya başlayacağız.”

    HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN BÖYLE BİR DAYANIŞMA İÇİNE GİRMESİ İNCİTİYOR HEPİMİZİ”

    Hatay Büyükşehir Belediyesi ile İdlib Belediyesi’nin kardeş iki belediye seçilmesini de eleştiren Emel Uzman, “Bu çok insanın içini acıtıyor çünkü büyük bir katliam yaşanıyor orada. Alevi katliamı var ve o katliam yapan belediyeyle yaşadığımız toprakların büyükşehir belediyesinin birlikte böyle bir dayanışma içine girmesi ayrıca incitiyor hepimizi” diye konuştu.

    “TOPLUMUN İNSANIM DİYEN HER KESİMİNİ İLGİLENDİREN BİR MÜCADELE”

    Suriye’deki kadınlar ile dayanışmanın bir insanlık mücadelesi olduğunu belirten Emel Uzman, “Alevilere has, sadece Aleviler için bir mücadele değil. Toplumun insanım diyen her kesimini ilgilendiren bir mücadele. Bu mücadeleyi güçlendirmemiz gerekiyor. Ne yazık ki Türkiye’de de tam karşılığını bulamadık henüz. Açıkçası Türkiye her gün gündem değişikliği olduğu için bir eylem yaptık, kaldı ve yeni bir şeyler yaratamadık. Ama mutlaka yaratmamız gerekiyor çünkü Suriye’de Alevi kadınlar, ezilen kadınlar, farklı inançlardan, kültürlerden gelen kadınlar tecavüze uğruyor, kaçırılıyor, katlediliyor, zorla evlilik yaptırılıyor ve satılıyor. Bu çok incitici bir şey o nedenle biz mücadele alanımızı genişleterek önümüzdeki günlerde yeni bir yol açmamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “SURİYE’DEKİ KADINLARIN SESSİZ ÇIĞLIĞINA SES OLMAYA ÇABA GÖSTERECEĞİZ”

    Suriye’deki kadınların sessiz çığlığına ses olmaya çaba göstereceklerini söyleyen Emel Uzman, “Muhtemeldir onlarla gelecek günlerde yeni bir mücadele alanı ve biçimi belirleyerek tekrar Suriye’deki kadınların sessiz çığlığına ses olmaya çaba göstereceğiz” şeklinde ifade etti.

    “ÇOCUKLARIN ORGANLARININ SATILDIĞI TÜYLER ÜRPERTİCİ MANZARALAR VAR”

    Suriye’deki çocuklarla ilgili de çok önemli duyumlar aldıklarının altını çizen Emel Uzman, “Organ mafyasının olduğu ve çocukların organlarının satıldığı tüyler ürpertici manzaralar var, katliam resimleri korkunç. Vahşet, katliam, soykırım müthiş boyutlarda, elbette insani olarak da bu tabloya sessiz kalamayız” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • İnsan Hakları Ödülü Akademisyen Gül Erdost’a verildi-VİDEO

    İnsan Hakları Ödülü Akademisyen Gül Erdost’a verildi-VİDEO

    PİRHA- ‘İnsan Hakları Onur Ödülü’, 12 Eylül’de Mamak Cezaevi’nde dövülerek katledilen İlhan Erdost’un eşi Gül Erdost’a verildi. Programda konuşan Emel Uzman, Gül Erdost’un binlerce çocuk ve kadının yaşamında önemli izler bıraktığının altını çizdi.

    29 Ekim Kadınları Derneği Genel Merkezi, 12 Eylül’de Mamak Cezaevi’nde dövülerek katledilen Yayıncı ilhan Erdost’un eşi Gül Erdost’un acılarını, insan hakları mücadelesi ile aşan kararlı tutumunun örnek oluşturduğu gerekçesi ile bu yıl İnsan Hakları Ödülünü Gül Erdost’a verme kararı almıştı.

    İnsan Hakları Ödül töreni Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapıldı. Başkanlığını Şenal Sarıhan’ın yaptığı 29 Ekim Kadınları Derneği, bu yıl ‘İnsan Hakları Onur Ödülü’nü 12 Eylül’de katledilen Yayıncı İlhan Erdost’un eşi Gül Erdost’a verdi.

    “İLHAN ERDOST 7 KASIM 1980’DE KATLEDİLMİŞTİR”

    78’liler Ankara Şube Başkanı Emel Uzman, 70’li ve 80’li yıllar bu topraklarda çok acılar ve izler bıraktığını belirterek,  “Zaman içinde toplumun ortak kayıpları vardır. Yaşamda hedefimiz, bizim gibi insanlık tarihi için mücadele edenlerin hedefi iyi iz bırakmaktır. Hem bu topraklar için hem de hocanın yakınları için çok değerlidir bu mücadele. Bir de kötüler vardır adı geçtiğinde insanın kaşlarını çaktıran, midesini bulandıran, kalem kıranlar, tekme vuranlar… İşte böyle bir günün acı anılarından çıkmış gelmiştir Gül Erdost. Dillere destan bir sevginin, güzel bir ailenin bitişini hazırlamaya çalışan o postallar, acının derinliği ile Gül Erdost’un insan hakları, kadın hakları mücadelesinin yolunu genişletmiştir. Belki acıyı bal eylemektir kimine göre bunun adı, kimine göre İlhan Erdost ve Gül Erdost’un birbirlerine verdiği sözü yerine getirmektir. Abi Muzaffer Erdost ile bizi aydınlatmak üzere son yayınlarıyla Onur Yayınlarının sorumluluğunu üstlenen İlhan Erdost pek çok kişi gibi Kenan Evren’i de kızdırmıştır. 1980 faşist darbesi onları yasak yayın bakmak ve bulundurmak iddiasıyla gözaltına almıştır. 7 Kasım 1980 günü çok yakın tanıdığımız postallar tarafından ve o postallara talimat verenler tarafından katledilmiştir. Ülkede bazı yılların izleri hiç silinmez, bunlar elbette acılar bırakmıştır zihinlerde. 70’li yıllar, 80’li yıllar böylesi bir tarihtir aslında bu topraklarda çok acılar ve izler bırakan. Gencecik fidanların toprağa düştüğü, dar ağaçlarının kurulduğu yıllardır. Halbuki sol değerlerin ülkeye yayıldığı, sevgilerin yaşandığı, barış isteminin yükseldiği yıllardı o yıllar, rahatsız etmiştir iktidar sahiplerini. Elbette emperyalist ülkeler okyanus ötesi zile basmıştır ve dinmeyen acıları yazmıştır Anadolu topraklarına. Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından utanç müzesi hazırlanırken açılan bir bavuldan içinden çıkan palto, pantolon, bir kazak bu acıların izleri” dedi.

    “GÜL ERDOST BİNLERCE ÇOCUK VE KADININ YAŞAMINDA ÖNEMLİ İZLER BIRAKMIŞTIR”

    Uzman, Gül Erdost’un bunca acıya rağmen, o acıların yanı başında dimdik duran kadın simgesi olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Genç, yaşlı, eğitimli, eğitimsiz, doğulu, batılı yoldaşlarımızın giysilerinin, eşyalarının sergilendiği salonda bunca acıya rağmen, o acıların yanı başında dimdik duran kadın simgesidir Gül Erdost. Yaşanan acıların içinden tohumlar çiçek açtı nasıl mı? Sorunun bir yanıtıdır Güler Dost. Sadece kendisi değildir güçlenen; biri elinden tutan, biri eteğinden tutan iki çocuğu da sarmaşık gibi sarıp sevgiyle güçlendirip birlikte yürümüşlerdir bu yolculukta. İlhan ve Gül Erdost’un aile muhabbetlerinde göz göze söylenen deyişlerinin yanına türküler ve Alaz’ın gözleri eşlik etmiştir. Birlikte büyümüş, birlikte güçlenmiştir bu kadınlar. Bu yürüyüş kadın dayanışmasının bir örneğidir. Bu yürüyüş Mirabel kardeşlerin bize temsil ettiği inançı, iyimserliği izdüşümüdür. Topraklarımıza bazı kadınlar da tarih yazmaktadır. Güçlü bir biçimde ayakta kalan Gül Erdost binlerce çocuk ve kadının yaşamında önemli izler bırakmıştır. Çocuk yaşta evlilikler konusu bu başlığın en önde gelenidir. Kendini insan merkezine alan bir geleneğin emanetçisi gören ve insanlık sevgisiyle güzel günler bırakmanın mücadelesi verdiğini veren bir iz bırakmıştır. Örnek yaratmıştır ardından gelen kadınlar için. Köy dememiş, kent dememiş yaşanan acılarına ortak olmuştur kadınların ve çocukların. İnandığı barış içinde bir dünyanın özlemini gerçekleştirmeye çalışırken, gamzelerinin altına gözyaşını gizlemiştir. Konuşmanın bitiminde bu ödülün nedeni olduğunu anlattığım özel anıların dışında kadınların yaşamlarına dokunan Erdost’un toplumsal çalışmaları yaşam alanlarımızı, bedenimizi, cinsiyetimizi tanımamız, çalışma yaşamı ve bize dayatılan cins ayrımcılığını körükleyen fabrika ayarlarını değiştirip ve dönüştürmek için gelenek ve göreneklerin kadınlar üzerindeki baskıya direnç göstermesi için örgütlenmeyi ve dayanışmayı işaret etmiştir bu yol haritası.”

    Gül Erdost’a ödülünü Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner verdi. Ödül töreninin ardından Aysel Çiçek ve Gül Erdost dinleti sundu.

    PİRHA/ANKARA

  • Hacıbektaş’ta kadın paneli: Gücümüzü analarımızdan alıyoruz -VİDEO

    Hacıbektaş’ta kadın paneli: Gücümüzü analarımızdan alıyoruz -VİDEO

    PİRHA- Kadınlar Hacıbektaş’ta düzenledikleri kadın panelinde bir araya geldi. Panelde konuşan Aktivist Emel Uzman, “Biz birlikte yürümek zorundayız sevgili kadınlar. Biz ne gül olmak istiyoruz ne baş tacı, biz eşit yurttaş olmak istiyoruz” dedi.

    Kadıncık Ana Dergahı’nda yapılan açıklamanın ardından kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin panel düzenledi. Sunuculuğunu PSAKD Mamak Şubesi Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay’ın yaptığı panel Ana Sevim Yalıncakoğlu’nun gülbengi ile başladı.

    “ÖRGÜTLÜ KADINLAR HER YERDE”

    PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Tarihin özgürlük savaşçıları Pirimizin huzuruna hoş geldiniz. Burada sizlerin konuşması, bizlerin dinlemesi gerekiyor. Bir sistem kuruldu ve sistemde kadını sadece kadın olmasından dolayı ikinci sınıf bir cinsiyet olarak gördüler. Bu sisteme erkek egemen sistem dediler” dedi.
    PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara ise, “Kadınlar her alanı hem pak ederler hem ak ederler. Yolu açar, yol yürütürler. Kadıncık Ana bize bu yolları açan, bu günlere gelmemizi sağlayan temel taşları oluşturan bir Ana, o yüzden bizim için çok önemli. Biz mücadeleyi Kadıncık Ana’dan, Zeynep Ana’dan, Fatma Ana’dan öğrendik. O yüzden biz bu yolun turablarıyız diyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kadınları olarak 76 şubemizin kadınlarına, örgütlü mücadele veren, sokakları dolduran, gericiliğe boyun eğmeyen kadınlara selam olsun. Kadınların direncini kıramadıkları için korkanlara da buradan bir selam gönderelim, korkacaklar. Çünkü örgütlü kadınlar her yerdeler” ifadelerini kullandı.

    “GÜCÜMÜZÜ ANALARIMIZDAN ALIYORUZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan uzak durulması gerektiğinin altını çizen  Aktivist Emel Uzman, “Kutlama değil bir acıdır 8 Mart. Kadıncık Ana’yı ne yazık ki Aleviler yeni yeni biliyor. Cumhuriyet, Alevi kadınlar için çok önemlidir ancak Cumhuriyetin 100. Yılında bizim yaşadığımız acılar vardır. Ne yazık ki Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri kurulmuştur. Hala Aleviler eşit yurttaşlık için mücadele ediyorsa, bu ülke de sorgulanması gerekenler vardır. Biz birlikte yürümek zorundayız sevgili kadınlar. Biz ne gül olmak istiyoruz ne baş tacı olmak istiyoruz, biz eşit yurttaş olmak istiyoruz. Bizim yetiştirdiğimiz çocuklarımız, babalarımız, eşitimiz dediklerimiz bizleri katlettiler. Bakın alanlarda sadece kadınlar var. Bizden korkuyorlar ama biz kimseden korkmuyoruz. Biz gücümüzü analarımızdan ve binlerce kadından aldık. Kutsal devlet, kutsal aile… Mutsuz olan topraklarda nasıl bir kutsallık olur. Biz bu dünyayı yerinden oynatırız. Değerlerimiz var yola dair. Bel bağı ile değil yol bağı ile yola devam edenlerdenim. 20 yıldır bu ülkeyi bir iktidar yönetiyor. Bu iktidarın en büyük düşmanları; kadınlar, Aleviler, Kürtler’dir. Farklıyız; iyi ki kadınız, iyi ki Aleviyiz. Anadolu’nun aydınlık yüzüyüz” değerlendirmesinde bulundu.

    “BACIYAN-I RUM BİR KADIN ÖRGÜTÜDÜR”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, “Can kavramının içine bütün canlılar da giriyor. Ali’yi var eden biraz da Fatma değil mi? Zeynep Ana olmasaydı Kerbela’dan sonra sürdürülen direnişi kim bu zamanlara taşıyacaktı. Elbette Hüseyin evlatlarını kaybetti. Peki biz neden hiç Şehriban Ana’dan bahsetmiyoruz? Şehriban Ana’nın adını da anmazsak biz Kerbela’yı eksik anmış oluruz. Rıza kavramını bize hediye etmiş Kadıncık Ana’dan bahsetmezsek eksiklik ederiz. Aleviliğin bütün süreklerinde olmazsa olmaz unsur rızalık unsurudur. İşte rızalık bu topraklarda doğdu. Burası Bacıyân-ı Rûm diyarı. Bu kadar yıl sonra ilerlemeyi geç neden onun kadar olamadık. Bize bu kötülüğü kim yaptı. Bacıyân-ı Rûm bu topraklarda olan bir kadın örgütüdür” diye konuştu.

    “ELİNİZE VERİLEN SÜPÜRGEYİ KABUL ETMEYİN”

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Tarih anlatılırken ilkel komünal toplumdan sonra biz ötekileştirilmeye başlandık. Erkek egemen sistemin kökleri her dönem beslendi. Cemevlerinde hala bulaşık yıkıyorsunuz, çay veriyorsunuz. 12 hizmet seçilirken süpürge kadınlara veriliyor. Lütfen elinize verilen süpürgeyi kabul etmeyin” dedi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevi kadınlar, depremde yaşamını yitirenler için Defne’de Hızır lokması dağıttı!

    Alevi kadınlar, depremde yaşamını yitirenler için Defne’de Hızır lokması dağıttı!

    PİRHA – Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Kadın Komisyonu, 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenler için Hatay’ın Defne ilçesinde Hızır lokması dağıttı. 

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Emel Uzman, 6 Şubat depremi sonrasında Ankara Serçeşme Cemevinde misafir edilen kadınlarla Hatay’da buluştu. Uzman, hüzünlü anlar yaşadıklarını belirterek, dayanışmanın önemine dikkat çekti.

    “Acıları paylaşmanın dili yok” diyen Emel Uzman, kadınlarla dayanışmak adına deprem bölgesine gittiğini belirtti.

    “BÜYÜK BİR TERK EDİLMİŞLİK DUYGUSU VAR” 

    Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Kadın Komisyonu adına Defne ilçesindeki Hıdır Ziyaretevi’nde lokma dağıttıklarını da söyleyen Uzman, bölgeye dair izlenimlerini şu sözlerle aktardı:

    “Deprem bölgesine 2 ay önce yine gitmiştim. Geçen yıldan bu yana çok daha kötüye gittiğini söyleyebilirim. Şehrin bir ucundan diğer ucuna ‘şu olmuş’ diyebileceğiniz hiçbir şey yok. Binalar aynı şekilde duruyor. Vaziyet çok kötü. Yollar, sokaklar bozuk. İşsizlik, açlık, çaresizlik hepsi üst üste. Büyük bir terk edilmişlik duygusu var. Cumhurbaşkanının geleceği gün çadırları söküp atmışlar. İnsanlara yer dahi göstermemişler. Rezalet bir vaziyet var yani. Yağmur yağınca sokaklar balçıktan geçilmiyor. Hangi birini söyleyeyim bilmiyorum ama bu gelişimde çok moral bozukluğu yaşadım. Ama kadınlar olarak bir araya gelmemiz çok güzel bir duyguydu. Kadınlarla muhabbet etme şansımız oldu. Arap Alevileri ile farklılıklarımızın aslında hiç sorun olmadığını, birbirimizle dayanışma ihtiyacını bir kez daha hissettim. Eğer yapabilirsek 8 Mart’ta tekrar bir organizasyon düşünüyoruz. Bu sefer özellikle Samandağ’da buluşalım istedik. Sarılmak bile moral oluyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Serçeşme Cemevi depremzedelere kapısını açtı; 6 oda hazırlandı-VİDEO

    Serçeşme Cemevi depremzedelere kapısını açtı; 6 oda hazırlandı-VİDEO

    PİRHA – Depremzedeler için Serçeşme Cemevi misafirhaneye dönüştürüldü. Yönetim Kurulu Üyesi Emel Uzman, tüm ihtiyaçların El Ele El Hakk’a düsturu ile karşılandığını belirterek “Yolun bize öğrettiği, biraz da sol ideolojinin bıraktığı bir miras bu. Geçmişten bize böyle bir miras bıraktılar, bugün biz yapıyoruz, yarın da çocuklarımıza bu mirası devredeceğiz” dedi.

    Maraş merkezli depremlerin ardından bulundukları şehirleri terk etmek zorunda kalan ailelere Ankara’daki Serçeşme Cemevi kapılarını açtı. Toplamda 24 kişi için 6 oda hazırlandı. Her odaya bir aile yerleştirilirken, banyo, yemekhane ve mutfak ihtiyaçları için de uygun ortamlar hazır hale getirildi.

    Serçeşme Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Emel Uzman, “Dünyada herhalde böyle büyük acılar çok fazla görülmemiştir. Olağanüstü bir acıyla karşı karşıyayız” diyerek yapılan hizmetin detaylarını anlattı.

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Serçeşme Cemevi olarak depremin yaşandığı ilk andan itibaren hazırlanmaya başladıklarını anlatan Uzman, şu bilgileri paylaştı:

    “Bu işi sessiz götürmekten yana olduğumuzu söyleyeyim. Açıkçası dergahın bereketi bu acılı günümüzde buraya yansıdı. Burada bir hazırlığımız yoktu, hemen derslik olan odaları misafirhaneye çevirdik. Ailelere 7-8 kişilik odalar yaptık. Ardından sağlık hizmeti için bir grup oluşturduk. Yönetim kurulu üyesi hemşire, doktor ve sınıf öğretmeni arkadaşlarımızın burada hizmetleri olacak.”

    “ÇOCUKLAR UNUTULMADI”

    “Çocuklar için oyun alanı hazırladık. Oyun odasını hazırladıktan sonra çok sayıda pedagog, çocuk psikoloğu ve sınıf öğretmeni başvurusu aldık. Bugün çocuklar, hocalar eşliğinde ilk eğitimini, ilk oyunlarını oynadılar.
    Büyükler, yaşamı boyunca bazı acılara alışmış oluyor ama çocuklar tamamen açıkta kalmış bir noktadalar. Burada şu an için çok ilgi gösteriliyor ama yarının kaygısını çocukların bakışında dahi yakalamak mümkün. 7 aylık minicik bir bebeğimiz var burada. Öyle bir aile ortamı oluştu ki burada akşam çay eşliğinde muhabbetlerimize de başladık. 6 ve 7 yaşlarında 4 çocuğumuz var. Ayrıca ortaokul ve lise öğrencilerinin yanı sıra bir de hukuk fakültesi öğrencimiz var. Ağırladıklarımız arasında berberlik yapan bir aile babası, ayrıca sıva ustası olan, yıllarca emek vermiş ve kendince bir ev yapmış ancak o da yıkılmış… Bu aile ise 19 kişilik.”

    “DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞECEĞİ NOKTASINDA KAYGILARIMIZ VAR”

    Emel Uzman, yaşanan deprem sonrasındaki göç durumunun üzerinde durarak “insanların kendi kültür ve yaşamlarından koparılmasının önüne geçmek için yapacaklarımızı şimdiden düşünmemiz gerekiyor” dedi. Dayanışma gösteren herkese teşekkürlerini sunan Uzman, şöyle devam etti:

    “Siyasiler ve siyasi iktidar her ne kadar ayrım gözetirse gözetsin bizim hanemiz Gönlümüz mekanımız hiç ayrımsız herkese açık oldu. Bu anlamda bizler bir hizmet vermeye çalışıyoruz. Gıda ve bütün ihtiyaçlarımız El Ele El Hakka düsturu ile büyüdü ve karşılandı. Gelen canlar kendileri yemeklerini hazırlıyor. Hatta ben onların sofralarına mihman da oldum, hoş bir muhabbet eyledik.

    Ne kadar kalacaklar bilmiyoruz. Okula gidecek çocuklar için de başvurular yapacağız. Bir telefonla diş hekimi ihtiyacımızı, gözlük ihtiyacını halledebildik. Çocuklarla ilgili bir arkadaşımızı görevlendirdik, oyuncak, kitap gibi materyalleri getiriyor. Ayrıca dergaha gönül vermiş hizmetli canlarımız her gün erken saatte buraya geliyor ve gece 10’dan  (saat 22.00) sonra buradan gidiyorlar. Bir tarafta bir devlet çizgisi var bir tarafta halk var. Halkın yanında olanlar ile bu mücadelede iş kotardık. Yapılanı büyük bir dayanışma olarak görüyorum.
    Belki de bu, yolculuğumuzun başlangıcı. Bundan sonraki süreçte neler yaşayacağımızı düşünme noktasında değiliz, fırsat da bulamadık. Ama demografik yapının bile değişeceği noktasında çok ciddi kaygılarımız var. Sanki zorunlu bir göç hikayesi gibi. O nedenle bundan sonraki süreçte de aslında sivil toplum örgütleri, dergahlar, cemevleri, meslek odaları, insanların kendi kültür ve yaşamlarından koparılmasının önüne geçmek için yapacaklarımızı şimdiden düşünmemiz gerekiyor.
    Gerçekten toplumsal duyarlılık insan olma ayrı bir şey. Biraz yolun bize öğrettiği biraz da sol ideolojinin bıraktığı bir miras bu. Aslında bugün bu işi biz ortaya çıkarmadık. Geçmişten bize böyle bir miras bıraktılar, bugün biz yapıyoruz, yarın da çocuklarımıza bu mirası devredeceğiz.”

    “BÜYÜK DEDEM DE DERGAHTA KİLERDEN SORUMLUYDU”

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Namık Kemal Doğanay da depremzedeler için emek sarf eden bir diğer isim oldu. Cemevi içerisinde her aile için bir oda ayarladıklarını belirten Doğanay, “Toplamda da 6 odamız var. Mutfak yemekhanemiz de mevcut. Bizler malzemeleri temin ediyoruz, aileler kendileri yemeklerini pişiriyorlar.
    Biz zaten bu kültürde büyümüş insanlarız. Dergahlarımız kapatılana kadar, yüzyıllar boyunca bu hizmetleri yaptı. Cemevleri kurulduktan sonra da bu işleri yavaş yavaş tekrar yerine getirmeye başladı. Benim dedemin babası Kemteri, Hacı Bektaş Dergahı kapatılmadan önce mutfağın kiler işlerini yaparmış. Şu an ben de burada benzer işleri yapmaktayım. Yani o kültürü devam ettirmek de bizim açımızdan çok güzel bir duygu” ifadelerini kullandı.

    “HİZMET ETMEKTEN ONUR DUYUYORUZ”

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın kurulduğu günden bugüne cemevinde hizmet yürüten Hikmet Otlu ise depremzedeler için çalışmaya ortak olan isimlerden biri. Daha önceden cemevinde 40 yemekleri, cenaze kaldırma gibi hizmetlerin verildiğini belirten Otlu, şu anda depremzedeler için yapılan yardımın da çok kıymetli olduğunu vurguladı. Hizmet etmekten ötürü mutlu olduğunu belirten Otlu, “Hizmetlerimi canı gönülden, seve seve yapıyorum. Bir insanı mutlu edebiliyorsak, bir çocuğu burada mutlu şekilde karşılayabiliyorsak, bir vatandaşımızı gönül hoşluğu ile misafir edebiliyorsak bizim için güzel bir şey. Vatandaşlarımız da çok duyarlı. Herkes gerekli yardımı yaptı ve yapacaktır. Bu yola bu dergaha bağlı insanlarımızın yardımları devam ediyor. Herkese hizmet etmekten ötürü onur duyuyoruz” dedi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • İran rejiminin katlettiği Mahsa Amini protestolarına Alevi kadınlardan destek!

    İran rejiminin katlettiği Mahsa Amini protestolarına Alevi kadınlardan destek!

    PİRHA – İran rejimi tarafından zorunlu başörtüsünü kurallara göre takmadığı iddiasıyla gözaltına alınıp işkence sonucu katledilen Mahsa Amini için kadınların başlattığı eylem bütün dünya ülkelerinde protestolarla destek buldu. Türkiye’deki Alevi kadınlar da İran rejimini protesto ederek, “Artık bir kadın devrimi, kadınların öncülük ettiği bir değişimin olduğu dünya söz konusu. İyi bir hamle” şeklinde yorumladılar. 

    İran’da zorunlu ‘başörtüsü kurallarına uymadığı’ gerekçesiyle “ahlak polisleri” tarafından gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitiren 22 yaşındaki Mahsa Jîna Amini’nin ölümünün ardından protestolar sürüyor. 17 Eylül’de kadınların öncülüğünde başlayan protestolar, dünya genelinde de karşılık buldu.

    Türkiye Alevi hareketi içerisindeki kadınlardan da yapılan protestolara destek geldi. Alevi örgütleri henüz kitlesel bir açıklama yapamasa da Alevi kadınlardan yapılan eylemlere destek geldi.

    “İYİ BİR GELİŞME OLACAKTIR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, sağlık nedenleri sebebiyle protestolara katılamadığını belirterek, Amini’ye olan sahiplenmenin çok değerli olduğunu belirtti. Elif Keleşo, İran’daki kadınların ilk defa başörtülerini yakmaya başladıklarını vurgulayarak, “Bu itiraz ardından ciddi bir ayaklanma yaşandı. Bunun İran için iyi bir hamle olduğunu düşünüyorum. Kadınlar bir kez daha İran’da kaybettikleri, yok sayılan güçlerini göstermeye başladı. Bu hamle kadın özgürlüğü için iyi bir gelişme olacaktır” dedi.

    Elif Keleşo, Alevi kadınların, İran’daki gelişmelere uzak kalmadığını söyleyerek, “Bizler bu gündemin içerisindeyiz. Alevi erkekleri de ön plandalar ve bu eylemleri sahipleniyorlar. Belki de basın önünde pek görünür olamadık. Bunun da sebebi, kadın örgütleri ile birlikte hareket etmemizden kaynaklanıyor. O nedenle biz Aleviler olarak gündeme gelmedik” şeklinde konuştu.

    “MUHALEFET KADINLAR ÜZERİNDEN OLUŞUYOR”

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Emel Uzman da İran’da yapılan protestoları anlamlı bulduğunu ifade etti. Uzman, kadın devriminin önemine dikkat çektiği açıklamasında şunları söyledi:

    “Baskının yoğun olduğu ülkelerin dışında bizim gibi ülkelerde de yaşamımızı sosyal ve kültürel dünyamızı değiştirmeye çalışan, özellikle Cumhuriyet değerlerinden, laiklikten, medeni yasadan uzaklaşan, neredeyse şerri hükümleri yaşamımıza yavaş yavaş sokmaya çalışan bir yöntem bu. İran’da yapılan protestoları son derece anlamlı buluyorum. Öyle görünüyor ki dünyada eğer bir değişim söz konusuysa bu kadın devrimi ile olacaktır. Dünya nezdinde muhalefet kadınlar üzerinden oluşuyor. Dünyanın her yerinden İran’a destek geldi. Bu anlamlı bir dayanışma oldu. Kolay kolay da bitecek bir eylem değil. Çünkü insanların yaşam biçimlerini değiştirip eril, gerici dünyalarının karanlığını dayatıyorlar.

    İran’daki eğitimli kadınlar dünyaya farklı bakarken böyle bir baskı altına girmeleri sonucu bir protesto olacaktır diye beklerken yaşananlar bu işin önünü açtı. Bence bu protestolar, kavgalar devam edecektir. Dünyanın her yerinde de dayanışmalar sürecektir. Ülkemizde de bu çok yaygın. Her ilde sahip çıkan, destekleyen protestolar var. Artık bir kadın devrimi, kadınların öncülük ettiği bir değişimin olduğu dünya söz konusu.

    “BİR HAZIRLIK ÇALIŞMASI VAR”

    Emel Uzman, İran’daki protestoların Alevi kadınları tarafından daha fazla sahiplenilmesi gerektiğini ifade ederek, “Yapılan bütün eylemlerin içinde Alevi kadınlar var. Kurumsal anlamda eylem noktasında gecikmiş olunabilir ama bütün yapılan eylemlerde mutlaka Alevi kadınların olduğunu görüyoruz. Ancak Alevi kadınların öncülüğünde de bir eylem ihtiyacı doğmuştur. Bu yönlü de bir hazırlık çalışması var” dedi.

    “TAKVİME DÜŞECEK BİR NOT OLACAKTIR”

    Emel Uzman, dayanışmanın daha fazla büyütülmesi gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Dünyaya İran’dan ses gidiyor. Görünen o ki mücadele sadece kadın mücadelesi değil. Yaşamın her alanındaki baskıya karşı bir mücadele bu. Dünyadaki sisteme karşı bir mücadele diye bakmak lazım. Ama oradaki çıkış noktası kadına yapılan, kadının yaşamına direkt müdahale ile ortaya çıkan bir şey. Orada kadınları yalnız bırakmayan erkekleri de anımsamak lazım. Birlikte mücadele yürütüyorlar. Bence bu mücadele daha devam edecektir. O nedenle nereye kadar gider kestiremiyorum ama dünya tarihinde bir takvime düşecek bir not olacaktır bu.”

    “SONUÇLANABİLECEK ÇÖZÜMLERE GİTMEMİZ GEREKİYOR”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Gülbahar Kaplan da İran’daki gelişmelerin önemine dikkat çeken bir diğer isim oldu. Kaplan, konuya ilişkin Alevi örgütlerinin de çeşitli eylemler yaptığını anlatarak şunları söyledi:

    “Hiçbir şey yapmadık değil. Mutlaka duyarlı olmamız gereken bir durum ki bu süreçte de Türkiye’nin de hangi şartlarda yaşadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunun için aslında sesimizi daha gür duyurabilirdik. Bizler de kendi şubelerimizde açıklamalar yaptık. Bütün kadınları ilgilendiren bir konu olduğu için duyarlılığımız var. Ama kalkıp da örneğin İzmir’de bütün bileşenlerle bir eylem yaptık mı? Hayır yapmadık. Keşke bütün erkek canlarımızla birlikte büyük bir eylem yapabilseydik. Bizlerin de eksikliği oldu.

    Her yerde kadının ismi kullanılıyor ama ne yazık ki iş icraatlara geldiği zaman ya da yapması gerekeni bir kadın eyleme döktüğü zaman ya öldürülme ya da idamla karşılaşıyor. Bizler kadınlar olarak her ne kadar hangi ülke olursa olsun kadın baskısı, zihniyetlerin hepsi için geçerli. Kadınlar her yerde her zaman baskı altında. Kadın her zaman ezilen, yok edilmeye çalışılan, baskı altına alınmaya çalışılan varlık oldu.

    Kadına ‘ana, bacı’ deniyor ama kadını her zaman bir adım arkaya atmaya çalışıyorlar. Kadınlarımız bir mücadelenin başlangıcını ateşlemeye kalktığı zaman da tabii ki böyle üzücü olaylara da denk geliyoruz. Aslında eylemler yapmak gelip geçici çözümler. Bizlerin sonuçlanabilecek çözümlere gitmemiz gerekiyor. Bugün bu İran’da yapıldıysa yarın Türkiye’de de yapılacaktır. Çünkü görünürde her ne kadar ‘kadınların hakları vardır’ deseler de o kafanın içerisinde erkeklerin kendilerini önde görme egosu var. Bu tür katliamların olmaması için tüm kadın platformları birlikte örgütlenip çözüm odaklı olabilirsek belki bir nebze de olsa bunların önüne geçebiliriz. Bizler ne kadın katliamları yaşadık, neler gördük duyduk. Ciddi anlamda eylemler de yaptık ama ne oluyor?”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Dinsel değil, bilimsel eğitim istiyoruz’ -VİDEO

    ‘Dinsel değil, bilimsel eğitim istiyoruz’ -VİDEO

    PİRHA-Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçlerinin, ana sınıfına kadar zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı başlattığı kampanyaya dair konuşan Emel Uzman ve Mesut Kabakçı, “İlkokul öncesi kreşlerde ve anaokullarında ki çocukların zorunlu din eğitimine tabi tutulması, tekçi ve şeriatçı güruhların dindar ve kindar nesil yetiştirme projelerine altyapı hazırlığıdır. Demokrasiden yana olan herkes buna karşı olmalıdır” dedi.

    Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçleri, ana sınıfına kadar indirilmek istenen zorunlu din dersine karşı “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de bir imza kampanyası başlattı.

    Başta Türkiye’de olmak üzere Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Alevi çatı örgütleri ve şubeleri, Alevi yurttaşlar, aydınlar, sanatçılar, şairler, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin, bazı siyasi partilerin büyük destek verdiği kampanya devam ediyor. Kampanya 3 Mart 2022’ye kadar devam edecek.

    Kampanyayı yürütenler ve destek verenler paylaştıkları kısa videolarla zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve laik bir eğitim sisteminin getirilmesini istiyor.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNİN KALDIRILMASI MÜCADELESİNDE ALEVİLER YALNIZ BIRAKILDI”

    Kampanyaya kapsamında konuşan Emel Uzman,“Uzun yıllardır Alevi örgütleri bir mücadele vermekteler. Zorunlu din derslerinin kaldırılması mücadelesi. Ancak ne yazık ki bu mücadelede biraz yalnız bırakıldılar. Bu mücadele sadece Alevilerin mücadelesi olmamalı. Bu mücadele ülkede laiklik, demokrasi, özgürlük, barış isteyen herkesin görevi olmalıdır. Zorunlu din eğitimi bir hak ihlalidir. Zorunlu din eğitimi insan hakları ihlalidir. Zorunlu din eğitimi çocuk hakları ihlalidir. Çocuklarımızı zorunlu din derslerine maruz bırakarak yarınlarını karartamayız. Bu mücadele hepimizin ortak mücadelesi” dedi.

    “BU DURUM DİNDAR VE KİNDAR NESİL YETİŞTİRME PROJELERİNE ALTYAPI HAZIRLIĞIDIR”

    Grevenbroich Cemevi Başkanı Mesut Kabakçı ise şu ifadeleri kullandı:

    “İlkokul öncesi kreşlerde ve anaokullarında ki çocukların zorunlu din eğitimine tabi tutulması, tekçi ve şeriatçı güruhların dindar ve kindar nesil yetiştirme projelerine altyapı hazırlığıdır. Zorunlu din dersine hayır diyoruz. Zorunlu din dersi asimiledir. Dinsel değil bilimsel eğitim istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır

  • Alevi aydın ve yazarlardan, yurttaşlardan Diyanet’e tepki yağıyor!

    Alevi aydın ve yazarlardan, yurttaşlardan Diyanet’e tepki yağıyor!

    PİRHA-Aleviler, Nevşehir İl Müftülüğü’nün, Hacı Bektaş Veli anma töreni programına tepki gösterdi. Yapılan açıklamalar ve mesajlarda, Diyanet’in Serçeşme’den elini çekmesi, istenmediği yerde olmaması gerektiği kaydedildi. Diyanet’e ciddi şekilde tepki gösterilmesi istendi. 

    Nevşehir İl Müftülüğü’nün, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında yapacağı programa tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi aydın ve yazarlar, yurttaşlar, kurum temsilcileri Nevşehir İl Müftülüğünün “Muharremiye Programı”na sosyal medyadan tepkilerini dile getirdiler.

    “DİYANET, ALEVİLERDEN, SERÇEŞMEDEN ELİNİ ÇEKMELİDİR”

    Yazar Ali Yıldırım “Diyanet Alevilerden elini çek!” başlığı ile bir yazı kaleme alarak şunları aktardı:

    “Diyanetin İnsan hakları belgelerine, Anayasanın 10. maddesine aykırı olarak faaliyet yürüten ve demokratik bir cumhuriyette asla olmaması gereken anti laik, ötekileştirici, eşitsizlik ve hukuksuzluk yaratıcı, giderek misyoner faaliyetler yürüten Aleviler üzerinde de asimilasyoncu amaçlar güden bir kurum olduğunu Alevi toplumu öteden beri söyleyip dile getiriyor. Diyanetin kamu idaresinin dışına çıkarılmasını ve muhataplarına bırakılmasını talep ediyor. Diyanet ise öteden beri Alevilerin inançlarını tanımayıp red ve inkar yoluna gidiyor. Hatta ‘Biz Alevilerin cemevlerini asla ibadethane saymayız, bu bizim kırmızı çizgimizdir’ demekten geri durmuyor.

    “ALEVİLERİN CEMEVİNİ YOK SAYARAK NASIL BARIŞ GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR?”

    Şimdi ise Alevileri red ve inkar eden Diyanet, Alevilerin Kerbela Katliamı anısına oruç tuttukları yas günlerinde tam da Alevilerce kutsal sayılan Hacı Bektaş Dergahında Alevi yoluyla, kültürüyle inancıyla hiç bir ilgisi olmayan ‘sevgi barış kardeşlik’ başlıklı bir program düzenlemeye kalkışıyor. Bu tutumun sevgi barış ve kardeşliğe hizmet edici hiçbir yanı yoktur. Kardeş olmak için öncelikle eşitlik gerekir. Muhatabını eşit olarak görmeyen bir anlayış nasıl kardeşlikten söz edebilir?

    Karşısındakinin inancına saygı duymayıp yok sayan bir yaklaşım nasıl bir sevgi barındırabilir.

    Alevilerin inanç değerlerini/cemevlerini yok sayarak nasıl barış gerçekleştirilebilir?

    Yapılmak istenen ‘Muharremiye Programı’ bir fetih anlayışının eseri gibidir. Ayasofya’yı elinde kılıçla adeta bir kez daha fetheden Diyanet Serçeşmeye de elinde kılıçla gelerek Alevilere de haddini bildirecek midir?

    Diyanet ve uzantılarının Hacı Bektaş çıkarmasının kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Bu program barış ve kardeşliğe hizmet etmeyeceği gibi Alevileri daha da incitecektir.

    “DİYANET İSTENMEDİĞİ YERDE OLMAMALIDIR”

    Diyanet, Alevilerin yaslarına, inançlarına, değerlerine saygı göstermelidir. Diyanet istenmediği yerde olmamalıdır. Diyanet, Alevilerden, Serçeşmeden elini çekmelidir.

    Aleviler ve tüm demokrasi güçleri açısından bir demokrasi ve eşitlik talebi olarak ‘Diyanete hayır’ demek her zamankinden daha günceldir.”

    “Bİ DÜŞMEDİLER YAKAMIZDAN”

    Konuya bir tepki de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya’dan geldi. Kılıçkaya şu yorumda bulundu:

    “Hace Bektaşı Veli anması yapıp, ‘Hatim’ indirecek, ‘Mevlüt’ okuyacak, üstüne bir de namaz kılıp, camiye sokamadıkları Alevileri, can evlerinden, kutsal mekanlarından asimile etmek isteyecekler. Kapıdan kovuyorsun, pencereden giriyor. Pencereni kapatıyorsun, binayı ateşe veriyorlar.

    Kindar ve dindar nesiller yetiştirip, Aleviye, inancına her türlü hakareti edip, sonra da, ‘Barış’ın, ‘hoşgörü’nün temsilcileri olduğu yalanını pazarlıyorlar.

    Bi düşmediler yakamızdan. Hadi Diyanetin hinliğini biliyoruz da, onlara koltuk değneği olan, Alevilere ne demeli? Onlar da tarihten hiç ders almamış olanlar olarak, Hızır Paşa gibi, her daim kötü anılacaklar. Bizden söylemesi.”

    BELLİ Kİ PROJELERİ VAR”

    Alevi inanç aktivisti Emel Uzman da tepki gösteren bir diğer isim oldu. “Ah Hüseyin can Hüseyin kaçıncı kez katledilişin” diyen Uzman, şu yazı ile tepkisini dile getirdi:

    “Bunlar bize son çağrılar, buralara giremeyenler belli ki projeleri var cirit atar oldular. Bizim de aklımızı başımıza alıp birlikte yürüme zamanımız gecikiyor mu ne? Birlikte yaşayacağız ve yoksa ayrımsız birlikte yok olacağız. ‘Bu zihniyet, o ocak, bu ocak, o kurum, bu kurum’ diye ayırmaz. Toptan çeker aşağı, eğer bu günlerde Hüseyin duruşu diyorsak şimdi meydana gönülleri döküp birlikte yürümenin zamanı. Lüzumsuz insanlar çok hoyratça kullanmasaydı, bir deyişin Pir Sultan Abdal’in deyişinin tam zamanı.”

    “HAK YİYEREK AYAKTA DURAN BİR KURUM…”

    Gazeteci Sezgin Kartal da sosyal medyadan tepki gösteren isimler arasında yer aldı. Kartal, “Diyanet’in ‘Muharremiye’ adı altında yapacağı bu etkinliğe önce Alevi kurumları sonra da Alevi toplumu ciddi tepki göstermelidir” dedi. Gazeteci Kartal, yazısının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu sadece sosyal medyada ‘kınıyorum’ mesajlarıyla geçiştirilecek bir durum değildir.

    Asimilasyon karargahı görevini gören bu yapının Alevilerin beynine giriyor olması üst perdeden karşı çıkılacak bir gelişmedir.

    Sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız’ diyen bir toplumun Serçeşmesi asimilasyoncu, hak yiyerek ayakta duran bir kurumun anma düzenlemesi kabul edilemez.

    Diyanetin bu kadar cüretkar oluşunun en büyük nedeni Alevi kurumlarımızın artık politik ve örgütlü bir hareket olmamasından kaynaklı.

    Bunun sorumlusu; herkese mavi boncuk dağıtan, iktidarın bütün organlarıyla ilişkilerini sıkı tutanlardır.

    Bunun sorumlusu; en büyük sözü söyleyen ama rızasız lokmayı yemekten de geri durmayan kurumların başındaki kişilerdir.

    Bunun sorumlusu; binalarını, kasalarını büyütüp toplumun taleplerinden mücadelesinden kopanlardır.”

    “ALEVİ KURUMLARI BİR ŞEYLER YAPMALI”

    Önceki dönem PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir ise sosyal medya hesabından müftülüğün programını işaret ederek “Sadece bu değil, öncesi de var. Serçeşme’de neler oluyor? Alevi kurumları bir süreliğine oturup analiz etmeli, düşünmeli, bir şeyler yapmalı” yorumunda bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Meydanda gönül birlemeye gelenler hep kadınlar’-13 VİDEO

    ‘Meydanda gönül birlemeye gelenler hep kadınlar’-13 VİDEO

    PİRHA- Alevi kadınlarına tarihsel olarak “Yolda kadına biçilen rol nedir?” ve “Bu rol bugün yerine getirilemiyorsa nedenleri nelerdir? Nasıl aşılabilir?” şeklinde sorular sorduk. Dizi yazımızın bu bölümünde sorularımızı Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Emel Uzman’a sorduk. Geleneksel Yol’dan uzaklaşıldığını belirten Uzman, meydanda gönül birlemeye gelenlerin hep kadınlar olduğunu kaydetti. 

    Haberin videosu

    Cemlerde, sohbetlerde “Yol kadındır, kadın mürşidi kamilullahtır” sözünü çokça duyarız. Yine “Alevilerde kadın erkek eşittir” sözü neredeyse her ortamda övünülerek dile getirilir. “Bizde kadın erkek yoktur herkes candır” sözlerini de çokça duyarız. Çoğunlukla da bu sözleri erkeklerin ağzından duyarız.

    Pratik gerçekten öyle midir? Öyleyse Alevi kadınlar neden Alevi örgütlenmeleri içinde belirgin bir noktada değiller? Neden söz ve yetki kademelerinde yer alamıyorlar? Neden renkleri, karakterleri sahaya yansımıyor? Gerçeğe biraz daha yakından bakmak için bu kez mikrofonu Alevi kadınlara bıraktık.

    Yazı dizimizin bu bölümünde sorularımızı Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Emel Uzman yanıtladı.

    “MEYDANDA GÖNÜL BİRLEMEYE GELENLER HEP KADINLAR”

    PİRHA: Tarihsel ve toplumsal olarak Alevilikte kadının yeri nedir? Nasıl bir seyir izledi?

    EMEL UZMAN: Ne yazık ki Türkiye’nin genel gündeminde sürekli var olan ‘kadına yönelik şiddet, kadın katliamları’ genel bir muhafazakarlıkla başa baş gidiyor. Yani örgütlü yapılarda da 1990 yılından bugüne gelindiğinde, kadınla ilgili fotoğrafın değiştiğini görüyorum. Alevi örgütlerinde de ne yazık ki sembolik olarak, yönetimlere belki birer kadın koyuyorlar. Fotoğraflarda var ama söz, yetki ve karar noktasında kadınlar yok. Ama hizmet noktasında büyük ölçüde örgütlü yapıları kadınlar taşıyor. Geleneksel Aleviliğe bakıldığında Kerbela’dan itibaren tarih akışında Fatma Ana’nın duruşunu taşıyan, ona benzemeye çalışan ve önder olarak bir anayı gören çok sayıda kadın var. Ama tarihe bakıldığında bu isimlere o kadar sık rastlanmıyor. Açıkçası Kadıncık Ana da Alevi toplumu için çok özel. İşte bir Güzide Ana var. Deyişleri, nefesleri çok değerli. Ama bugüne gelindiğinde ne yazık ki cem yürütmeye kalkıldığında ‘kadın erkek eşittir’ diyen Alevi örgütlü yapılarında bile şöyle bir kafanızı çevirip cemallere baktığınızda gerçeği görebiliyorsunuz. Elbette orada ‘erkek-dişi’ diye ayırmamak gerekiyor ama bir dişi olarak da bunu görmemezlikten gelemiyorum. Posta oturan bacıya baktığında sayısı hiç yok. Bir tek yurtdışından gelen Şenay Anamız var. Yani Türkiye’de ne yazık ki böyle bir fotoğraf mevcut. Örgütlü yapılarda da böyle görüntüler mevcut. Örneğin bir ziyaret söz konusu olduğunda dahi Alevi örgütlerinin başındaki kişilerin de erkek olduğunu görüyoruz. Geleneksel olarak yaşatılan değerlerin biraz erozyona uğradığını gördük. Maalesef kadınlar olarak da yanlış yapıyoruz. Ama şunu söylemek isterim ki yolun yürümesinde en fazla gönül rızalığı olan, meydanda gönül birlemeye gelen hep kadınlardır.

    “GELENEKSEL YOL’DAN UZAKLAŞILDI”

    Ne oldu da Alevi kadınlar sahneden çekildi? Aleviler her konuşmasında “Bizde kadın erkek eşittir” der. Geçekten eşit midir?

    EMEL UZMAN: Bu konu farklı farklı değerlendirilebilir. Eşikten içeriye girildiğinde muhabbet meydanında söylediğiniz gibi kadın erkek ayrımı yapılmaz ama posta oturanlar hep ne yazık ki erkeklerden oluşuyor. Zakirler bile… Halbuki çok sayıda yola hizmet etmek isteyen zakir bacılarımız var. Dedeler dahi cemlere bir bacıyı da alıp gelmiyorlar. Dedeler eğer cem yürütürken muhabbet meydanında eşleriyle katılsalar belki bazı şeyler değişecek. Bu eksikliği  gözardı edemeyiz. Yani geleneksel yoldan uzaklaşıldı. Bunu iktidarın siyasi ideolojisi ile de bağdaştırabiliriz. Zaman zaman cemlere giren bacılara hırka, başörtüsü dağıtılmaya başlandı. Erkek-kadın diye ayrı mekanlar gösterildi. Bunlar muhafazakar siyasi iktidarın rüzgarının Alevi toplumu üzerindeki etkileridir. Ama etkisi kırıldı. Çünkü bunları ne kadınlar kabul etti ne de yolun devamından yana olan erkek canlar. Mutlaka gençlerin bu muhabbetlerde olması ve onların önünün açılması gerekiyor. Yarına eğer geleneksel olarak bugüne taşıdığımız eşitlik gelecekse onların desteğiyle olacaktır.

     “KADINLAR DAHA ÇOK HİZMET ETME RUHUYLA HAREKET EDİYORLAR”

    Peki Alevi kurumlarında ve örgütlerinde kadının yer alması neden önemli?

    EMEL UZMAN: Kadınlar örgütlerde yer almalı tabi. Kadınlar, Türkiye gibi ülkelerde sadece inanca dayalı değil, her örgütlü yapıda mutlaka temsil edilmeli. ‘Kadınlar Alevi örgütlerinde azaldı’ diyoruz ama bir başka tarafa dönüp baktığımızda; sendikalarda, meslek odalarının yönetim kadrolarında yine Alevi kadınlar var. Bunu da gözardı etmemek lazım. En aktif, örgütlü yapıların içinde Alevi kadınlar var. Bu çok değerli bir durum. Kadınlar buralarda olmalı. Kadınların kendilerine dair sözleri var, onun için kurumlarda yer almalılar. Kadınlar bu noktada daha bireysel düşünmezler. Yani belki de analığın vermiş olduğu duygu olabilir. Daha kucaklayıcıdırlar. Kendilerine dair çok hesapları yoktur. Daha çok hizmet etme ruhuyla hareket ederler. Çünkü gördüm ki farklı bir cins, kadın olduğu zaman hem bakış değişiyor hem toplantının içeriği değişiyor, hem de işin akışı değişiyor. Farklı hale geliyor. Ayrıca kadınlar temsil edilmelidir çünkü Türkiye nüfusunun yarısı kadındır. Bu topraklarda en çok ağlayan, Kürtçe, Türkçe, Ermeni ağıtları yakan analardır. Evlatlarına sahip çıkmaları için de buralarda olmaları lazım. Çünkü hayatta insanların kaybedeceği en değerli varlığı evlatlarıdır. Bu topraklar evlatlarını kaybeden analarla dolu.

    “KADINLARA SADECE ‘ÖRGÜTE GEL’ DEMEK OLMUYOR”

    Alevi kadınların özgün bir örgütlenme modelini yaratarak mücadele etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğuna inanıyor musunuz? Öyleyse nasıl bir model öneriniz var?

    EMEL UZMAN: Ben hep bu konuda kooperatif gibi formüller de düşündüm. Çünkü kadınlara sadece ‘örgüte gel’ demek olmuyor. Kadınların birtakım yaşamsal ihtiyaçları var. Yani bir kadının evinden çıkıp mücadele yürüteceği yere gitmesi için cebinde en azından belli bir miktar ekonomik özgürlüğünün olması gerekiyor. Kurumlara gidip sürekli hizmet vermenin yanı sıra kadınların, özgüven aşılamak için bir ekonomik yapıya da ulaşması lazım. Yerel yönetimler, bu örgütlere katkı sunmalı. Çünkü dünyanın her yerinde kooperatifleşme veya benzeri adımlarda yerel yönetimlerin katkısı olmuştur. Şu andaki mevcut siyaset, kadını hem siyasetten hem sokaktan hem de çalışma yaşamından geriye itiyor. Her yerden eve kapatmaya çalışıyor. Yani bireyin kutsallığının dışında yeni bir ‘kutsal aile’ kavramı ile kadının karşısına çıkılıyor. Yani bütün yasalar o ailenin devamı üzerine kuruluyor. Halbuki bu topraklarda yaşayan insanlar değerlidir. İnsan acı çektikten sonra bu toprakların kutsallığı nedir bilemiyorum. Bireyin kutsallığını öne çıkarmak için bu tür örgütlü yapılarda desteğe ihtiyaç var. Zaten hem zihinsel hem de bedensel olarak kapatılmak istenen kadının dışarıya çıkması, özgürleşmesi ve bu mücadele içerisinde olması için örgütlü yapılarda mutlaka olması gerekiyor. Ve toplumun her kesiminde, çalışma yaşamında, üniversitelerde bir şey yapmaya karar verdiğimizde bize el verecek kadınlar da var. Ama ne yazık ki genel erkek yapısı, erkek devlet, erkek aile… Açıkçası ben bu konuda biraz dirençli kadınım. Bütün kadınlarda da bu direncin olduğunu ama son derece bastırıldığını düşünüyorum. Dirençli kadınlar, bugüne kadar acısıyla yaşamı buraya getirdi. O sarmaşığı kurmamız lazım ama henüz bunu beceremedik.

    Alevi kadın meclisleri tartışmaları var, kurum ve örgütlerde eş başkanlık tartışmaları var, bu konularda neler söyleyeceksiniz?

    EMEL UZMAN: Eş başkanlık uygulamasının bir kere fotoğrafı çok güzel. Benim açımdan son derece sempatik bir görüntü çıkıyor. Mağdur olan bir kesimin mağduriyetini ortadan kaldırılması diye düşünüyorum. Bunu çok yerinde buluyorum. Doğru uygulamalarını da gördük. HDP başlatmıştı ve uygulamaları da doğru yönde. Ayrıca siyasette de şöyle bir şey var ki göz ardı edemiyoruz. Kadının siyasette olmasının önünü açan bir siyasi partidir HDP. Yani hem yerel yönetimlerde hem de parlamentoda çok özel bir çalışması var. Bu anlamda Türkiye’de AKP ve HDP’nin kadın çalışmaları izlenmeli. AKP hizmet anlamında kadınları son derece kullandı. İhtiyaç dahilinde kadınları sürdüler, ihtiyaç dahilinde de geri çektiler. Mesela geçmişte Türkiye’nin her yerinde türban eylemleri yapılıyordu. Pankartı türbanlı kadınlar tutuyor, arkasında ise yine birkaç türbanlı kadın fakat megafon bir erkeğin elinde. Bu fotoğraf çok anlamlı. Ama ben oradaki yapının bile artık değiştiğini düşünüyorum. Sosyalist-feminist-müslüman bir kadın grubu çıktı. Sonuçta şöyle bir şey var: Kendi farklılığının farkına varıp mücadele alanlarını insanlar biraz da kendileri açıyor. Yaşanacaklar yaşandı. Yeni bir mücadele alanı; kadınlar var olmaya çalışıyor. Mücadelede renk, dil, inanç farklılığı olmadan kadınların birlikte olmasının hem bu toprakların hem de ağıtlar yakmayalım diye böyle bir birlikteliğin ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

    (HABER MERKEZİ)

    İlgili Haberler:
    1-Menşure Doğan Ana: Kadın İtikadı Sürdürendir-VİDEO
    2-‘Pratikte Erkekle Eşit Değiliz’-VİDEO
    3-‘Kadın, Hem Yol’un Sonu Hem De Başıdır’-VİDEO
    4-‘Erkekleri Yol’a Verdikleri İkrarı Tutmaya Davet Ediyorum’-VİDEO
    5-‘Sıra Posta Oturmaya Gelince Kadının Yeri Yok; Kurumlar Erkek Egemen-VİDEO
    6-‘Biz Alevi Kadınlar Eşitsizliği Kabul Etmiyoruz’-VİDEO
    7-‘Alevi Kadının Kurtuluşu Aleviliğin Kurtuluşudur; Çünkü Yol Anadır’
    8-‘Kurumlarda Canla Başla Çalışan Kadınlarımız Yönetimlerde Yok’-VİDEO
    9-‘Kadının Bir Eli Beşik, Diğer Eli Dünyayı Sallar’-VİDEO
    10-‘Alevi Kurumlarında Kadın Yoksa, Aleviliği Konuşmanın Da Ciddiyeti Yok’
    11-‘Talip Kadınlar Da Ana’yı Aramaz Oldu’-11-VİDEO
    12-‘Kadınlar Aktif Olup “Ben De Varım” Desinler’
    13-‘Meydanda Gönül Birlemeye Gelenler Hep Kadınlar’-13 VİDEO
    14-‘Karar Alıcıların Erkeklerden Oluşması Alevilik Için Büyük Tehlike’-VİDEO
    15-‘Dedelerimiz Bencil Davranıyor; Anaları Ceme Çağırmalılar’-VİDEO
    16-‘Alevi Kurumlarındaki Yapı Kadınları Çok Dışlıyor’-VİDEO
    17-‘Alevi Kadınların Sahnesi Erkeklerce Işgal Edildi’-VİDEO