Etiket: emirali türkmen

  • Yeşil Sol Parti’nin Ankara Adayı Türkmen: Aleviler, talepleri ile demokrasinin ana güçleridir -VİDEO

    Yeşil Sol Parti’nin Ankara Adayı Türkmen: Aleviler, talepleri ile demokrasinin ana güçleridir -VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Ankara Milletvekili Adayı Yazar Emirali Türkmen, TBMM’de Alevi sorununun çözümü için mücadele yürüteceğini belirterek “Aleviler, bugün talepleri ile demokrasinin ana güçleridir. Demokrasiyi büyüterek Alevilerin eşit yurttaşlık talebini yerine getirmek en temel taleplerimizden bir tanesi olmalıdır” diye konuştu.

    Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 31 Aralık 2022 yılı nüfus bilgilerine göre, Ankara’nın 14 Mayıs seçimlerinde 36 milletvekili çıkarabileceği açıklanmıştı.

    Ankara’da 31 Mart 2019 seçimlerine katılım oranı yüzde 89.4 olarak gerçekleşirken toplam seçmen sayısı ise 3,904,585 olarak açıklanmıştı. 2018 Yılında yapılan milletvekili seçimlerinde AKP 15, CHP 10, MHP 5, İYİ Parti 5, HDP ise 1 milletvekili çıkartmıştı. Seçime katılım oranı ise %91,9 olarak açıklanmıştı.

    Üç seçim bölgesinin olduğu Ankara 1. Bölge’de Çankaya, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Haymana, Mamak, Polatlı, Şereflikoçhisar ve Bala bulunuyor.

    Ankara 2. Bölge’de ise Akyurt, Altındağ, Çamlıdere, Çubuk, Güdül, Kahramankazan, Kalecik, Keçiören, Kızılcahamam ve Pursaklar yer alıyor.

    Ankara 3. Bölge’yi kapsayan ilçelerde ise Ayaş, Beypazarı, Etimesgut, Nallıhan, Sincan ve Yenimahalle bulunuyor.

    YEŞİL SOL PARTİ İLK KEZ ANKARA YARIŞINA GİRİYOR!

    HDP’nin, Yeşil Sol Parti ismiyle seçimlere gireceğini açıklamasının ardından milletvekili adaylarını da kamuoyuna tanıttı. Yazar Emirali Türkmen, Yeşil Sol Parti’nin Ankara 1. Bölge 1. Sıra adayı oldu.

    Toplumun birçok kesiminden isimlerin yer aldığı Yeşil Sol Parti için “Çok kimlikli bir hayatı savunuyor” tarifini yapan Emirali Türkmen, PİRHA’ya konuştu.

    Türkmen, Yeşil Sol Parti olarak amaçlananları anlatırken, kadın kotasının ise istenilen düzeye getirilemediğinin altını çizdi. Türkmen şunları söyledi:

    “HDP kendisine ‘kadın partisiyim’ diyordu. Hedefimiz %50 kadın kotasını başarmaktı ancak %45’te kaldı. Diğer partilere bakarsak bu büyük bir başarı. Ama HDP’nin önüne koymuş olduğu çıtaya bakarsak da onu yakalayamamış durumda. Zaten Yeşil Sol Parti’yi diğer partilerden ayıran en temel özellik, doğrudan toplum kesimlerinin temsiline dayalı olmasıdır. Listelere bakarsanız feminist hareketten, farklı inançlardan, sosyalistlerden, kısmen liberallerin de olduğu, bütün herkesin olduğu bir liste ile karşılaşacaksınız. Çünkü biz tekçi rejim karşısında çok kimlikli ve çok kültürlü bir hayatı savunuyoruz. Listelerimizi de buna uygun yapmaya çalıştık. Ama seçimler bir temsil siyaseti üzerine oturduğu için handikaplar taşır ve bunlardan dolayı da her zaman kimi kusurlar vardır.”

    “EMEKÇİLERİN SÖZÜ, PARLAMENTOYA GÜÇLÜ TAŞINACAK”

    Emirali Türkmen, Ankara toplumunun hassasiyetleri konusunda da gözlemlerini anlattı. Halktan nasıl oy isteyecekleri konusunda ise Türkmen şunları kaydetti:

    “40 yıldır Ankara’da yaşayan biriyim ve Ankara’nın sokaklarında ömrüm geçti. Ankara’nın kendine has özellikleri vardır. Ben arkadaşlarıma ‘İstanbul’dan, Ankara’ya dönmeyi severim’ diye espri yaparım. Ankara’da da kendimi Tuzluçayır çocuğu sayarım. Çünkü orada büyüdüm. Ankara çok kimlikli bir kenttir. Kürtlerin, Alevilerin, Türklerin, farklı etnik çevrelerin yaşadığı bir coğrafyadır. Doğal olarak bunların toplumsal taleplerini dillendireceğimiz ve bu talepleri parlamentoya doğrudan taşıyacağımız bir siyasal söylem kuracağız. Bizim ‘3. Yol’ diye formüle ettiğimiz demokratik cumhuriyet de bunun üzerinde duruyor. Cumhuriyetin 100. yılında demokratik cumhuriyetle demokrasiyi yeniden inşa ettiğimiz, adaleti yeniden kurduğumuz, emekçilerin sözünün parlamentoya güçlü taşındığı, artık patronların cebine doldurduğu değil, emekçilerin haklarını aldığı bir toplum düzeni için mücadele edeceğiz.”

    “LİSTEMİZDE ALEVİ ARKADAŞLARIMIZ VAR”

    Aynı zamanda HDP Seçim İşleri Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı olan Emirali Türkmen, Alevi örgütlerini temsilen Yeşil Sol Parti içerisinde bir ismin neden yer alamadığı sorusuna da yanıt verdi. Türkmen şunları söyledi:

    “Tabii ki bizim partinin en önemli özelliklerinden bir tanesi doğrudan temsile dayanıyor ama çok fazla Alevi örgütü var ve herhalde örgütü bir temsille kendisini parlamentoya yansıtmak istiyor. Bunu da listelere yerleştirmek mümkün değil. Biz Alevi örgütlerine doğal olarak ‘sizi temsilen bir arkadaşı parlamentoya götürmek isteriz’ dedik ama 1 rakamının onlar için yeterince yapıcı olmadığını söylediler. Doğrusu, dilerim önümüzdeki seçimlerde onların talep ettiği rakamları bulacak bir gücü hep beraber elde ederiz. Ama şunu da kabul etmek lazım; listemizde Alevi arkadaşlarımız, Alevileri temsil ettiğini söyleyen temsilcilerimiz var. Onların görevi bundan sonra Alevi örgütlerinin eleştirilerini de karşısına alarak yerine getirmektir.”

    “ALEVİLER BUGÜN TALEPLERİ İLE DEMOKRASİNİN ANA GÜÇLERİDİR”

    Emirali Türkmen, Alevi sorununu mecliste dile getirmek adına kendisinin de girişimlerinin olacağını belirterek şöyle devam etti:

    “Alevi bir anne babanın çocuğuyum. Eşit yurttaşlığın ne demek olduğunu bilirim. Alevilerin, cemevlerinin bir inanç merkezi olduğunun mücadelesini vereceğiz. Kendim de dahil ailem de ısrarla din derslerinin seçmeli ders olmasını isterdi. Öğrencilik yıllarımda her din dersinden çıktıktan sonra gelir anne, babama soru sorardım. Ancak sorularım onların inancına uygun değildi. Doğrusu Alevilerin inançlarını yerine getirebilecekleri inanç merkezlerinin, ‘inanç merkezi’ olarak kabul edilmesi, en önemlisi ise Aleviler bugün talepleri ile demokrasinin ana güçleridir. Demokrasiyi büyüterek, Alevilerin eşit yurttaşlık talebini yerine getirmek en temel özelliklerimizden ve taleplerimizden bir tanesi olmalıdır.”

    “ÇÖZÜM ÜRETECEK SÖZLER SÖYLEMEK GEREK”

    Seçim hazırlıklarının yapıldığını söyleyen Emirali Türkmen, Ankara’nın “yoğunluk haritası”nı çıkardıklarını anlattı. Türkmen, “Hangi mahallede nasıl bir yoğunluk var, daha önceki seçimde almış olduğumuz sandık verilerine de baktık. Doğal olarak gidip yurttaşın elini sıkmak, derdini dinlemek ve ona çözüm üretecek sözler söylemek ve bunu da parlamentoya doğru taşımak tarihi öneme sahip. Dilerim yurttaşlar sandıkta bizi ödüllendirirler ve güçlü bir biçimde parlamentoya gideriz” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • HDP Milletvekileri Demirtaş’ın ilk romanı olan Leylan’ı imzaladı-VİDEO

    HDP Milletvekileri Demirtaş’ın ilk romanı olan Leylan’ı imzaladı-VİDEO

    PİRHA – HDP önceki dönem Eş Genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın ilk romanı Leylan için imza etkinliği düzenlendi. Etkinliğe yurttaşlar yoğun ilgi gösterirken, imza standının önünde uzun kuyruklar oluştu.

    Haberin Videosu

    Daha önce Seher ve Devran isimli iki öykü kitabına imza atmış olan Hakların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ilk romanı Leylan için imza etkinliği düzenlendi. Mülkiyeliler Birliği Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte HDP Kadın Milletvekilleri Dilan Dirayet Taşdemir, Filiz Kerestecioğlu ve Meral Danış Beştaş okuyucuların kitaplarını imzaladı.

    Etkinliğe ilgi yoğun olurken, imza standının önünde yurttaşlar sıraya girdi. Sırada bekleyen yurttaşlar Demirtaş’ın kendi besteleyip yorumladığı “Korkma Bağır Olmadı Hızır’ı çağır” şarkısını seslendirdi.

    “DEMİRTAŞ’I REHİN ALMAK ONUN FİKİRLERİNE ENGEL OLAMAZ”

    Yurttaşlar ve HDP Milletvekilleri, Leylan’a ilişkin düşüncelerini şöyle aktardı:

    Harun Çakmak: Leylan’ı ilk çıktığında hemen aldım, büyük bir merakla okudum. Merakımın ana nedeni edebi olarak ne ifade ettiği değildi, bir partinin tutsak edilmiş özgürlüğü elinden alınmış bir liderinin içeride de hayatın içinden biri olarak Yazdığı kitap benim açımdan okumak çok anlamlıydı. Okuduktan sonra da gerçekten de güzel bir kitap olduğunu deneyerek görmüş oldum, çok beğendim.

    Betül Koca: Bugün burada Demirtaş’ın Leylan kitabının imza günündeyiz. İnanılmaz derecede bir coşku ve bir kalabalık var. Buradan aslında şunu görmüş. Selahattin Demirtaş’ı rehin almak onun fikirlerine, düşüncelerine, zincir vurulamayacağı anlamına geliyor. Selahattin Demirtaş içeride üretmeye ve toplumsal mücadeleyi yükseltmeye devam ediyor. O milyonların sevgisini kazanmış bir lider gerçekten. Bu kitaplara sahip çıkarak, bu kitaplara sahip alarak gerçekten en güzel cevabı vermiş olduk. Bugün Ankara’da çok yağmurlu bir hava olmasına rağmen, burası tıklım, tıklım. Biliyorsunuz kitap çok karalamaya hedef gösterilmeye de başlanmıştı tüm yayın evleri dip notla dayanışma tavrını ortaya koydu O yüzden diyoruz ki bu mücadeleyi tutuklayarak, göz altılarla bastıramayacaksınız. Demirtaş’ın özgürlüğünü aldığında ve aramıza geldiğinde ve sizlere en güzel cevap vermiş olacağız.

    Filiz Yibusun: Selahattin Demirtaş’ın üç kitabını da okudum. Selahattin Demirtaş Türkiye için çok önemli bir siyasetçi. Gerçekten eğer içeride olmasaydı inanıyorum ki ülkenin siyasi ortamı için çok büyük katkısı olacaktı. Romanları da ilk romanı Seher’i okudum, sonra Devran çıktı. Devran iyi bir öykü kitabıydı. Fakat Leylan inanılmazdı ve ben şuna inanıyorum. Eğer Selahattin Demirtaş siyasetçi olmasaydı, çok iyi bir edebiyatçı olabilirdi. Kurgusu içinde yazdıkları neredeyse ülkenin tüm sorunlarına değinmişti. Kitabı okurken hep ben acaba Selahattin Demirtaş’ın siyasi kimliği üzerinden mi kitap okuyorum ama zaman zaman bana onun siyasi kimliğini unutturdu. Romanın içinde mesela bazı tasvirler vardı ki o tasvirleri direk hissettim. Sonra bir hastanede yatış kısmı vardı çok ciddi anlamda bir hastanede yatan bir hastaya neler bağlandığını, yapıldığını, hepsini çok iyi araştırmış kitap aslında size Selahattin Demirtaş’ın bir taraftan da araştırdığı romanı yazmadan önce tüm araştırmalarını bize veriyordu. Kitabı çok beğendim, gerçekten çok iyi bir romandı. Bundan daha iyisini de yapacağına eminim. Sonra kitabı okurken İsmail Beşikçi’nin kitap hakkındaki yorumlarını da okudum. İsmail Beşikçi de biliyorsunuz çok iyi yorumlar yapmıştı kitap hakkında, çok beğendim. Onun çok iyi bir edebiyatçı da olacağına inanıyorum. Türkiye’nin ona çok ihtiyacı var. Siyasetçi olarak ama aynı zamanda iyi bir edebiyatçı da olabilir.

    “LEYLAN’A İLGİ YOĞUN”

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: Bugün yine Selahattin Demirtaş’ın bu sefer ilk romanının imza günündeyiz gerçekten ilgi çok fazla. Ankara’da daha Seher’e, Devran’a olduğu gibi Leylan’a da ilgi büyük. Bunun nedeni tabii ki aslında bu toplumun özgürlük isteği. Cezaevindeki bütün tutsak arkadaşlarımızın özgürlüğünü dilemeleri, onların orada üretken çalışmaları ve buna duyulan saygı. Biz burada sadece temsilen bulunuyoruz. Ama diliyoruz ve çok canı gönülden istiyoruz ki onlar bu sıralarda otursunlar Gülten Kışanak, İdris Baluken, Selahattin Demirtaş birlikte kitaplarını imzalasınlar diyorum. Herkese de geldikleri için çok teşekkür ediyorum.

    “LEYLAN YAKIN TARİHİMİZİN ÖZETİ”

    HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir: Bugün sevgili Selahattin Demirtaş’ın kitabının imza günü biz de burada Ankara’dayız. Evet, yoğun bir ilgi var. Daha önce de Devran’da Seher’e de benzer bir ilgi vardı. Çünkü Selahattin Demirtaş sözün en hakiki dilini toplumdan doğru, özgürlüklerden doğru kuran cezaevinde de sözde edebiyatla mücadelesini başka bir evreyse taşıyan bir arkadaşımız yoldaşımız. Dolayısıyla o sesinin ve mücadelesinin dört duvarla da zindanla da engelleyemeyeceğini, özgür düşüncenin kendi dünyasında nasıl insanlarla, toplumda buluşturduğunun en güzel örneklerinden bir tanesi. Evet, Leyla’nın okudum. Leylan yakın tarihimizden aslında uzak değil çok yakın tarihimizin bir özeti. İnsan Leylan’ı okuduğumda karakterlerde kendisini buluyor, toplumda yaşananları, adaletsizliği, eşitsizliği ve özgürlük talebini ve ilk hesaplaşmayı ve ilk yolculuğu görüyor. Bu açıdan Leylan hepimizden biri. Çok uzakta aranan bir karakter değil, bence Türkiye toplumunun bir aynası.

    “DEMİRTAŞ İÇERİDEN BÜYÜK BİR UMUT TUTKUSU YAYIYOR”

    HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş: Kitabı büyük bir zevkle okudum. Kitaptan herkesin büyük bir keyif alacağına inanıyorum. Sevgili Selahattin Demirtaş dört duvar arasında ama içeriden dışarıya büyük bir özgürlük, barış, umut, tutkusu yayıyor. Aslında bir edebiyatçı olma yolunda hızla ilerliyor. Son kitabı ilk iki kitabının çok çok geride bıraktı. Ben herkesin keyifle okuyacağını inanıyorum. Oldukça hayatın içinden, bize yabancı olmayan ama aynı zamanda derin bilgiler ve perspektif sunan bir kitap. İyi okumalar diliyorum herkese. İlgi oldukça yüksek Demirtaş’a olan sevgi AKP ve Erdoğan bütün ısrarlarına rağmen, baskılarına rağmen azaltamadılar. Zaten içeriden kitap yazması, müzik yapması, şiir yazması sevginin git gide büyümesi asıl çıldırtan mesele. Demirtaşı’da ona olan sevgiyi de onun nezdinde asla karartmazlar.

    “LEYLAN BİZİ HEYECANLANDIRDI”

    Dipnot Genel Yayın Yönetmeni Emirali Türkmen ise: Bugün Leylan için düzenlemiş olduğumuz imza gününde buradayız. Kitabı yayınlama sürecindeki hikayeler üzerinden hareketle size kısa bir Leylan’nın hikâyesini anlatmak isterim. Cezaevinde Leylan’ı yazan Selahattin Demirtaş daha önce yayın evimizden Seher isimli kitabını yayınlamıştık. Leylan roman doğrusu Leyla’nın hikayesini nasıl kurayım diye düşünürken ilk Selahattin beyden kitap bize geldiğinde, doğrusu biz Seher ve daha önceki Devran benzeri hikayelerle karşılaşacağımızı düşünüyorduk. Ama dosyayı el yazısı ile yazıyor, bize gönderiyor, biz onu bilgisayar ortamına taşıyoruz. Doğal olarak yazdıklarını okumaya başlayınca heyecanımız iki kat artmıştı. Artmasının da nedeni Selahattin Bey artık Türkiye’de Türk edebiyatı açısından yeni bir imzaydı, çok büyük bir imzaydı. Editörlük yapan editörler dosya önüne geldiği vakit bazı dosyalar karşısında heyecanlanırlar. Leylan bizi heyecanlandıran, dosyalardan bir tanesiydi. Bugün salondaki ilgiye baktığımız vakitte bu heyecan yalnızca bizim de değil Selahattin Demirtaş’ın yalnızca fikirlerini değil, edebiyatını da seven bir okurun olduğunu fark ettik bu yanıyla da çok mutlu durumdayız. Çünkü salonda Leylan okumuş birçok arkadaş Leylan’da anlatılanlar üzerinde biz de sohbet edince bu bizi heyecanlandırıyor. Türkiye yeni bir edebiyatçı kazanmış oldu. Ama tabii biliyoruz ki Türkiye’nin hapishaneleri aynı zamanda tarihi itibari ile edebiyatçılar yetiştiren bir tarihe sahip. Unutmayalım Nazım Hikmetler, Sebahattin Aliler, Musa Anterler, Aziz Nesinler bu cezaevlerinden çıkmış ünlü yazarlardır. Galiba 21. yüzyılda cezaevinde büyük bir yazar daha çıktı buda Selahattin Demirtaş. Aynı zamanda Seher dünyanın 16 diline farklı dilinde yayınlandığını düşününce evet, artık Selahattin Demirtaş büyük bir edebiyatçı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA