Etiket: enes kara

  • Enes Kara için Ankara’da eylem yapılacak!

    Enes Kara için Ankara’da eylem yapılacak!

    PİRHA- Batıkent Emek ve Demokrasi Güçleri, kaldığı tarikat yurdunda maruz kaldığı baskı sebebiyle intihar eden Enes Kara için Ankara’da basın açıklaması yapacak.

    Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Enes Kaya’nın intiharıyla birlikte tarikat yurtlarına dönük protestolar sürüyor. Batıkent Emek ve Demokrasi Güçleri, “Tarikat yurtları kapatılsın. Çocuklarımızın geleceğini tarikat ve cemaatlere bırakmayacağız” çağrısı ile 15 Ocak Cumartesi günü saat 18:30’da Murat Karayalçın Meydanı’nda basın açıklaması yapacak.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Dini öğretilerde korku unsuru var; dini eğitime gelişimsel olarak hayır demeliyiz-VİDEO

    ‘Dini öğretilerde korku unsuru var; dini eğitime gelişimsel olarak hayır demeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Erken yaşta verilen eğitimin hayatın geri kalanını belirlediğini belirten Doç. Dr. Mine Göl Güven, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocuklar için alınan din eğitimi kararını değerlendirdi. Güven, “Dini eğitime gelişimsel olarak hemen hayır dememiz gerekiyor. Dini öğelerin işin içine giriyor olması; kaygı, korku, soyut kavramlar ile baş edememe, somut çerçeve içinde değerlendirememe söz konusu olabilir” diye konuştu.

    Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Göl Güven, erken yaştaki eğitimin önemi ile bu yaştaki çocuklara verilmesi kararlaştırılan din eğitiminin yaratacağı sorunlara ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    Güven, erken yaşta verilecek nitelikli eğitimin sonraki yaşantının kalitesini belirlediğini ifade ederken; 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubundaki çocuklar için alınan ‘din eğitimi’ kararı ile ilgili olarak, “Dini eğitime gelişimsel olarak hemen hayır dememiz gerekiyor. Dini öğelerin işin içine giriyor olması; kaygı, korku, soyut kavramlar ile baş edememe, somut çerçeve içinde değerlendirememe söz konusu olabilir. Çocukları yetkin bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Erken yaşlarda çocukları, “cennet, cehennem, ölüm vs.” gibi kavramlar ile çok tanıtmamak gerekiyor” dedi.

    Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Göl Güven, konuya ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    PİRHA: Erken yaştaki eğitimin önemi nedir?

    MİNE GÖL GÜVEN: Erken yaşlar dediğimiz zaman 0-8 yaş olarak görüyoruz. Ana karnında başlıyor diyebiliriz. 0-3 yaş bizim için çok elzem. Çünkü gelişimin en hızlı ilerlediği dönem olarak görüyoruz bunu. Bütünsel bakış açısıyla da baktığımız zaman çocuğun zengin ortamda, yetkin insanlarla olduğu zaman gelişiminin desteklendiği, tam tersi durumda da zengin yaşlar dediğimiz, fırsat pencerelerinin tamamen açık olduğu bir zaman derecesinden bahsediyoruz. Buradaki niteliksel verim bizim sonraki yaşantımızın kalitesini belirliyor. O nedenle çok önemli yıllar. Bu yılları hem aile hem bulunduğumuz toplum, Türkiye çerçevesinde düşündüğümüzde çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. İnsan kaynağından da bahsediyoruz burada. Bireylerin esenliği, toplumun refahı, erken yaşlarda yaptığımız tüm yatırımlar bize çok verimli şekilde geri dönüyor. Toplum olarak buna yeterince yatırım yapıyor muyuz? Bunu sorgulamamız gerekiyor.

    -Birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da eşitsizlikler karşımıza çıkıyor. Eğitimin kalitesi başlı başına tartışmalı bir konu iken, bu eğitime her çocuğun erişemediğini, erişse dahi anadil gibi bir sorun nedeniyle zorluklar yaşadığını görüyoruz. Ayrıca eğitimin paralı olması gibi bir durum da var. Bu eşitsizliklere dair neler söylersiniz?

    Eşitsizliklerimizin boyutuna baktığımızda git gide açılan bir makas var. Kız ve oğlan çocuklarının eğitimden eşit faydalanma noktasında hala dengelerde sarsılmalar var. Bölgesel eşitsizlikler hala devam etmekte. Bunu yalnızca doğu ve batı olarak görmemek gerekiyor. İstanbul gibi bir şehirde merkezi bölgelerde alınan eğitimle daha küçük ve göç alan bölgelerdeki eğitim arasında büyük dengesizlikler mevcut. Paralı olan eğitimin daha kaliteli olması, devlet tarafından verilen eğitimin seviyesi ile ilgili tüm ailelerde soru işaretlerinin olmasıyla beraber ayrışma nitelik anlamında da bir ayrışmaya dönüştü.

    Azınlık grupları, etnik, inanç temelli olabilir. Benzer dezavantajları olabilir. Mülteciler içinde benzer şeyler söyleyebiliriz. Toplumun daha kırılgan kesimleri diyebileceğimiz gruplara baktığımız zaman eğitimin niteliği açısından da dezavantajlı olduğunu görmek çocuklar için kat kat negatif etki yaratıyor.

    Mevcut ekonomik koşulları göz önüne aldığımızda ülkenin en öncelikli gündemi okullarda çocuklara ücretsiz ve kaliteli beslenmenin sağlanmasıdır. Çocuğun bütünsel gelişimini düşündüğümüz zaman beslenmesi, fiziksel hareketi, ruhsal sağlığı, bilişsel becerilerinin gelişiminin bir arada olması gerekiyor. Bu hizmeti toplumun tüm kesimine sağlamamız şart.

    20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocuklar için alınan din eğitimi kararını nasıl görüyorsunuz? 

    Uluslararası platformlarda bu iş ailelere teslim ediliyor. Çünkü inancı ailenin değeri olarak görüyorlar. Ailenin çocuk yetiştirme özgürlüğü olarak görüyorlar. Bu noktada gelişmiş ülkelerde şöyle bir şey de var. Ailelerin bu konuda nasıl yönlendirilebileceği, eğitilebileceği, çocuk gelişimine uygun nasıl sunulabileceği yönünde adımlar atılıyor. Dini öğretilere baktığımız zaman korku unsurunu görüyoruz. İnanç olduğu için teslimiyet olduğunu görüyoruz. Çocukların düşünme yapılarında, soyut anlamda “ölüm, cennet, cehennem, Allah kavramı vs.” bunlar çocukların sorduğu, bizim de “Acaba nasıl cevap versek?” şeklinde düşündüğümüz şeylerdir. Gelişmiş toplumlar bunu da tamamen aileye bırakmıyor. Nasıl olması gerektiğiyle ilgili olarak orada destek oluyor. Biz de aynı şekilde yapabiliriz.

    “ÇOCUK NESNE DEĞİL ÖZNEDİR”

    Çocuğun sahibi yalnızca ailesi değildir. Çocuk da kendisinin sahibidir. Çocuk bir öznedir. Hiçbir zaman nesneleştirilmemesi gerekiyor. Ailenin, “Ben çocuğumu nasıl istersem öyle yetiştiririm” söyleminde çok büyük problem görüyorum. İki gün önce üzücü bir haber aldık. (Enes Kara) Gençlerin, çocukların zoraki bir din eğitimi ya da öyle bir ortamda olduklarında kendilerinin ne kadar sıkışmış, çaresiz, kendileri gibi olmama endişesi taşıdıklarını görüyoruz. Ailelerin, toplumun baskıcı tutumlarının çocuklar üzerinde negatif etkilerinin olduğunu görüyoruz. Özgür iradeden bahsediyoruz. Aile her ne kadar bir takım değerlere sahip olsa da, kendi bakış açısına göre yetiştirmek istese de; çocukların kendi iradesini sergileyecek bir noktaya gelmesi teşvik edilmelidir. Özgür alanı çocuklara tanımamız gerekiyor.

    “GELİŞİMSEL BAKIŞ AÇISI OLARAK DİNİ EĞİTİME HEMEN ‘HAYIR’ DEMELİYİZ”

    Dini eğitime gelişimsel olarak hemen hayır dememiz gerekiyor. Dini öğelerin işin içine giriyor olması; kaygı, korku, soyut kavramlar ile baş edememe, somut çerçeve içinde değerlendirememe söz konusu olabilir. Çocukları yetkin bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Erken yaşlarda çocukları, “cennet, cehennem, ölüm” gibi kavramlar ile çok tanıtmamak gerekiyor. Kuran kurslarında Arap harfleriyle eğitim verildiğini, surelerin ezberletildiğini görüyoruz. Okuma yazmayı çocukların kendi dillerinde öğrenmesi gerekiyor. Çocuklara Arap alfabesini sunmak, hem bilişsel olarak onların algılayabileceği bir durum olmayacak hem de onları çok zorlayacak.

    “ÇOK KÜLTÜRLÜ, ÇOĞULCU BİR TOPLUM HAYAL ETMELİYİZ”

    Çok kültürlü, çoğulcu bir toplum hayal etmeliyiz. Kapsayıcı olmalı. Tüm inançlara eşit mesafede bir devlet yapısının olması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar özgürce kendilerini ifade etsinler. İnanç özgürlüğü dediğimiz zaman inananı, inanmayanı, farklı inanca sahip olan tüm bireylerin özgürlüğünden bahsediyoruz. Erken yaşta özellikle bir grubun öğretilerine maruz bırakırsak, toplumsal getirileri çok sevimli olmayacaktır.

    Farklı bakış açılarından değerlendirdiğimiz zaman böyle bir maddenin zararlı olduğunu, uygulamaya geçmesi halinde de tahribat yaratacağını düşünüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Kenanoğlu’ndan MEB’e: Enes Kara’nın yaşamına son verdiği cemaat yurdu kapatılacak mı?

    Kenanoğlu’ndan MEB’e: Enes Kara’nın yaşamına son verdiği cemaat yurdu kapatılacak mı?

    PİRHA- HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Enes Kara’nın ailesinin ve cemaatin baskıları sonucu intiharını Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e, “Enes Kara’nın yaşamına son verdiği cemaat yurdu kapatılacak mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Enes Kara’nın intiharını Meclis gündemine taşıdı. Enes Kara’nın ailesinin baskısıyla kaldığı cemaat yurdunda uğradığı baskıya dikkat çeken Kenanoğlu, tarikat ve cemaat yurtlarının kamulaştırılması ve ekonomik zorluk yaşayan öğrencilere ücretsiz hizmete sunulması gerektiğini ifade etti.

    Kenanoğlu, önergesinin gerekçesinde şunları belirtti:

    “Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Enes Kara, ailesinin baskısı ile kaldığı cemaat yurdunda, cemaatin dinsel yönlendirmeleri ve yine ailesinin zorlamalarına dayanamayarak yaşamına son vermiştir. Enes Kara, bütün yaşamı boyunca ailesinin ve ailesinin bağlı bulunduğu cemaatin yarattığı inanç atmosferinin baskı ve zorlamalarından kurtulmak için bir çıkış yolu bulamamış ve ne yazık ki ölümü tercih etmiştir.

    Enes Kara ne ilktir ne de son olacaktır. Çünkü tarikat veya cemaat yurtları denilen ve neredeyse denetimsiz/kaçak sayılabilecek bu barınma evlerinde hatırlanacağı gibi; daha yakın bir zamanda Antalya’da bir yurtta üniversite öğrencisi başı kesilerek katledilmiş, Aladağ’da Süleymancılara ait yurtta çıkan yangında 11 öğrenci yanmış, Karaman’da Ensar Vakfına ait evlerde kalan çocukların cinsel istismara uğradığı iddia edilmiş, Konya’da kız kuran kursunda yaşanan patlamada 17 öğrenci yaşamını yitirmiştir.

    Gençlerin kendilerini güvende hissetmediği, eğitimde fırsat eşitsizliğinin her geçen gün arttığı, ekonomik zorluklara bağlı olarak eğitim olanaklarının gittikçe zayıfladığı, barınma sorununun çözülmediği, yaşam haklarının hiçe sayıldığı böylesi bir ortamda, ailelerin bilinçli veya zorlama ile veya çaresizlik içinde cemaat ve tarikat yurtlarına göndermek zorunda bıraktığı üniversite öğrencilerinin, baskılara, zorlamalara, tacizlere maruz bırakılması çağdaş toplumlarda kabul edilmesi mümkün değildir.

    Tarikat veya cemaat yurtları denilen bu yurtlar derhal kamulaştırılmalı, ekonomik zorluk yaşayan tüm öğrencilerin kullanıma parasız sunulmalıdır.”

    Bu bağlamda Kenanoğlu Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından yanıtlanmasını istediği şu soruları yöneltti:

    *Türkiye’de, tarikat veya cemaat yurtları denilen bu evlerden hangi illerde kaç tane vardır ve kaç öğrenci barınmaktadır?

    *Tarikat veya cemaat yurtları denilen bu mekanlar kim tarafından denetlenmektedir?

    *Enes Kara’nın yaşamına son verdiği yurt, kime aittir, hiç denetim görmüş müdür?

    *Enes Kara’nın yaşamına son verdiği cemaat yurdu kapatılacak mıdır?

    *KYK yurtları dışında kalan bu özel yurtlarda gece-gündüz dini eğitim verilmesine neden göz yumulmaktadır?

    *Tarikat veya cemaat yurtlarından kaçı usulsüz uygulamalar nedeniyle soruşturulmuş ve kapatılmıştır?

    *Kaçak olduğu tespit edilip kapatılan yurtlar varsa buradaki öğrencilerin barınma sorunu nasıl çözülmektedir?

    *Dindar-kindar bir nesil yetiştirme hedefi ile tümüyle tarikat ve cemaatlere terk edilen bu yurtlar neden kamulaştırılmamaktadır?

    PİRHA/ ANKARA

  • Dersim Gençlik Örgütleri: Enes Kara’nın hesabını gençlik soracak-VİDEO

    Dersim Gençlik Örgütleri: Enes Kara’nın hesabını gençlik soracak-VİDEO

    PİRHA-Cemaat yurdunda maruz bırakıldığı baskılar nedeniyle psikolojik olarak yorulduğunu belirten paylaşımının ardından intihar eden Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara için Dersim Gençlik Örgütleri basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Cemaat yurtları, dinci gericiliğin gençlerin hayatını karartmak için kazdığı bir çukurdur. Enes intihar etmemiştir, Enes bu karanlık çukura düzenin tamamının elleriyle itilmiştir” denildi.

    Ailesinin ve cemaat yurdunda maruz bırakıldığı baskılar nedeniyle psikolojik olarak yorulduğunu belirten paylaşımının ardından intihar eden Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara için Dersim Gençlik Örgütleri Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Dersim Gençlik Örgütleri adına açıklamayı Yusuf Akın okudu. Basın açıklamasında gençlere Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri de destek verdi. Yapılan açıklamada ‘İntihar değil cinayet’, ‘Cemaat ve tarikat yurtları kapatılsın’, ‘Enes Kara’nın hesabını gençlik soracak’ pankartı açıldı.

    “CEMAAT YURTLARI, DİNCİ GERİCİLİĞİN GENÇLERİN HAYATINI KARARTTIĞI BİR ÇUKURDUR”

    20 yaşında Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi arkadaşımız Enes Kara gelecek kaygısından, ülkenin durumundan, kaldığı cemaat yurdunda ki baskılardan dolayı yaşamına son verdiğini belirten Akın, şunları kaydetti:

    “Cemaat yurtları, dinci gericiliğin gençlerin hayatını karartmak için kazdığı bir çukurdur. Enes intihar etmemiştir, Enes bu karanlık çukura düzenin tamamının elleriyle itilmiştir. Şüphesiz bu cinayet, tarikat ve cemaat yapılanmalarında sistematik hale gelmiş bir gericilik sarmalının çıktılarından biridir Ülkemizde tarikat ve cemaatlerin uzun süredir cirit attığı, adeta “köşe kapmaca” oynadığı bilinen bir gerçek. Cemaat ve tarikatlar, ülkede egemen olan siyasi iktidarın, çıkar ilişkileri ekseninde yardakçısı oluyor, çıkar çatışması olduğunda ise göstermelik olarak “düşmanı” haline geliyor. AKP iktidarının temel kadro ve para kaynağını teşkil eden bu cemaatler, bu yönleriyle iktidarın esas dayanaklarından birini oluşturuyor. Bu nedenle cemaat ve tarikat yapılanmalarını AKP iktidarından bağımsız düşünmek mümkün değil.”

    “CEMAAT YURTLARI DERHAL KAPATILMALIDIR”

    Ülkede bu şartlarda yaşayan milyonlarca genç olduğunu dile getiren Akın, “Tersinden, bu şartlar sayesinde zenginleşen, gericiliğin sırtını sıvazlayan yalnızca bir avuç sömürücü. Eğitim-öğretim yılının başında ülkenin her yerinde olduğu gibi Dersim’de de birçoğumuz barınma sorunu yaşadık. Üniversite kontenjanlarını arttırıp yeni yurt açmayanlar Dersim’de de gençleri cemaat ve tarikat yurtlarına mecbur bıraktılar. Munzur Üniversitesinde rektörlük usulsüz atamalar ve kayırmalarla cemaatleri üniversite içine de yerleştirip bilim yuvası olan üniversiteyi tarikat ve cemaat yuvasına çevirmek için çalışmalarına devam etmektedir” dedi.

    Akın, “Geleceksizliğe karamsarlığa umutsuzluğa mahkum edilmeye çalışılan bizler birlikte bir araya gelerek  tüm bu  saldırılara karşı, omuz omuza, dayanışma içerisin de mücadele edeceğiz. Özgür, şiddetsiz ve eşit bir gelecekte, yaşamımızın bizim olduğu yarınlarda hep birlikte mücadele ederek yer alacağız. Cemaat yurtları derhal kapatılmalıdır, tüm öğrenciler için yurtlar devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Bülbül: Tarikat, cemaat yurtlarında AKP militanı yetiştiriliyor-VİDEO

    Bülbül: Tarikat, cemaat yurtlarında AKP militanı yetiştiriliyor-VİDEO

    PİRHA-Elazığ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, kaldığı cemaat yurdunda, baskılar nedeniyle yaşamına son verdi. Enes Kara’nın intihar haberi Türkiye’nin gündemine oturdu. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Bu yurtlarda dindar değil, sistem ve AKP militanı yetiştiriliyor. Bu münafıkların, tüccarların dayattığı ve insanların giderek bulanıma soktuğu, intihara sürüklediği insan hakları ihlalinden başka bir şey değildir” dedi.

     

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında anasınıflarına din dersinin zorunlu hale getirilmesi, Enes Kara’nın tarikat yurdunda hayatına son vermesi ve İBB belediye meclis üyesi Muhammet Kaynar’ın Bektaşilere ilişkin hakaret söylemlerine ilişkin açıklama yaptı.

    “ANASINIFINA DİN DERSİ BİR HAK İHLALİDİR”

    Milletvekili Kemal Bülbül, “Milli eğitim şurasının tavsiye kararlarından biri anasınıfına din dersi, bu da yetmedi Diyanet buna Kur’an kursunu eklendi” ifadelerini kullandı. Milletvekili Bülbül, “Burada Diyanet’in ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın eleştirilmesi gerekirken buna karşı çıkan politikacılar, insan hakları savunucuları, demokratik laik anadilde eğitim hakkı savunucuları suçlanıyor. Anasınıfında din dersinin ve kuran kursunun pedagojik, insan hak ve özgürlükleri ve çocuk hakları açısından laik ve demokratik bir eğitim açısından ciddi bir hak ihlalidir” şeklinde konuştu.

    “TARİKAT YURTLARI AKP MİLİTANI YETİŞTİRİYOR”

    Tarikat yurdunda intihar eden Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’ya ilişkin de açıklama yapan Bülbül, “Tarikat yurdunda bir video yayınlayarak tüyler ürpertici insanları iliklerine kadar sarsıcı bir duygusallıkla yaşamına son verdi. Bu anlaşılır bir şey değil, maalesef hükümetin politik ve sistematik uygulamaları ve tarikatlar üzerinde mahalle baskısı denen ama aslında bir devlet ve hükümet baskısı yönlendirmesine dönüşen tarikatların tek tip insan yetiştirme politikasıdır. Bunlar dindar falan değil. Burada dindar yetiştirilmiyor. Burada sistem ve AKP militanı yetiştiriliyor. Sabahın köründe tüm sorumluluğu tıp fakültesi bitirmek için uğraşan bir gencin sabah saat 5’te kaldırılarak namaz kılmaya dini kitapları okumaya zorlanmasının İslam dininin hakikatiyle ve kurallarıyla hiçbir alakası yoktur. Bu AKP’nin damıttığı devlet dinidir. Bu münafıkların, kendinden menkul din tasvir edenlerin ortaya koyduğu ve dayattığı insanların bunalıma ve giderek intihara sürüklendiği bir insan hakkı ihlalinden başka bir şey değildir. Bu anlamda bütün tarikatlar denetimden geçilerek bu yurtlardan kalan öğrencilerin koşulları, gözden geçirilmeli ve insan hakları savunucularının denetimine açılmalı diye düşünüyorum” dedi.

    “AKP’Lİ KADROLAR NEFRET SUÇU İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR”

    Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesinin, Bektaşilere dönük sözlerini de eleştirerek şöyle devam etti:

    “Bu belediye meclis üyesinin, bilinç altındaki nefret suçunun dışavurumudur. Sen kimsin Bektaşileri aşağılayacak Yezit soylu münafık. Kültürümüzü inancımızı her fırsatta aşağılayan ötekileştirenler Madımak ve benzeri katliamların arkasındaki zihniyetin dışavurumudur. Bu bir nefret suçudur. Bu kişi derhal görevinden istifa etmeli ve savcılar bu kişi hakkında nefret suçu bağlamında derhal gerekeni yapmalıdır. Kendi politik dinginsizliklerini Aleviler, Bektaşiler ve ötekiler üzerinde bir teste çevirmeye çalışan önlenemez ırkçılıklarını nefret suçlarını sürekli üzerimizde test eden bu zihniyeti kınıyorum. Alevi kurumlarını da bu zihniyeti kınamaya ve bu zihniyete karşı hukuki süreci başlatıp mahkemeye başvurmaya davet ediyorum. Biz de gerekeni yapacağız

    Biz Aleviler ve Bektaşiler olarak bu ülkede tüm inançlarla beraber eşit yurttaşlık ilişkisi içerisinde tüm inançlara saygı duyarak ve kendi inancımıza saygı duyulan bir ortamda yaşamak istiyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bu konuda da haklıyız.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGLİ HABERLER

    >Cemaat yurdunda kalan öğrenci yaşamına son verdi: Baskılara artık dayanamıyorum
    >Enes Kara’nın arkadaşları: Daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor?
    >HKP, Enes Kara’nın cemaat yurdunda yaşamına son vermesini yargıya taşıdı

  • HKP, Enes Kara’nın cemaat yurdunda yaşamına son vermesini yargıya taşıdı

    HKP, Enes Kara’nın cemaat yurdunda yaşamına son vermesini yargıya taşıdı

    Halkın Kurtuluş Partisi, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın kaldığı Nur Cemaati yurdunda yaşamına son vermesine ilişkin olayı yargıya taşıdı. İçişleri Bakanı, Nur Cemaati Yurdu Sorumluları, Elazığ Valisi ve Vali Yardımcısı hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Elazığ’daki Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Enes Kara’nın, Nur cemaatine bağlı bir yurtta yaşadığı sıkıntılar, gelecek kaygısı ve ailesinin baskıları nedeniyle yaşamına son vermesi gündeme oturdu.

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları olayın araştırılması ve sorumluların yargılanması için harekete geçti.

    4 İSME SUÇ DUYURUSU

    HKP avukatları, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Nur Cemaati yurdunun sorumluları, Elazığ Valisi Dr. Ömer Toraman ve Yurtlardan sorumlu Vali Yardımcısı hakkında “Görevi Kötüye Kullanma”, “İntihara Yönlendirme” ve “Anayasa’nın 2. ve 24. maddesine aykırılık” suçlarını işlediklerini belirterek Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    “BU CEMAAT YURDU ANAYASAL DÜZENE, LAİKLİĞE KARŞI AÇIK FAALİYET İÇİNDEDİR”

    HKP avukatları tarafından Başsavcılığa verilen dilekçede, “Bu vahşi cinayetin – cinayet diyoruz çünkü burada cemaat yurdunda uğradığı baskılardan dolayı intihara sürüklenen bir genç vardır- işlendiği yasa dışı cemaat yurdunu denetleme görevi, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Elazığ Valiliğindedir. Yurdun Nur Cemaatine ait olduğu söylenmektedir. Nur Cemaati adlı ortaçağcı gerici yapı yasal hiçbir dayanağı olmadığı halde yurt açmıştır ve bu yasa dışılığa şüpheli olarak belirtilen resmi görevlilerce göz yumulmuştur. Bu cemaat yurdu Anayasal Düzene, Laikliğe ve Cumhuriyete karşı açık faaliyet içinde olmasına karşın, ses çıkarılmamıştır” denildi.

    “BİR BABAYI, OĞLUNU İNTİHARA SÜRÜKLEYEN BİR YAPIYI AKLAYACAK KADAR KÖRLEŞTİREN…”

    Enes Kara’nın babasının açıklamasına atıf yapılan dilekçede, “Oğlunu kaybeden, dünyanın en büyük acısını yaşayan bir babayı oğlunu intihara sürükleyen bir yapıyı aklayacak kadar körleştiren, laikliğin ortadan kaldırılması, özellikle gençlerimizin bu cemaat yurtları-evleri denen zehirli örümcek ağlarına atılmasıdır. En başından beri belirttiğimiz üzere bu katliamın asıl sebebi laiklik ilkesinin hiçe sayılmasıdır” dedi.

    Suç duyurusuna ilişkin HKP avukatı Doğan Zafer Çıngı şu açıklamayı yaptı.

    “Geçtiğimiz gün çok acı bir haberle uyandık. Nur Cemaati isimli Ortaçağcı gerici yapının cemaat yurdunda Enes Kara isimli bir gencimiz cemaat yurdunun baskılarından, zorlamalarından dolayı intihar etti. Daha doğrusu Ortaçağcı gericilerin cinayetine kurban gitti. Enes Kara intihar etmeden, cinayete kurban gitmeden hemen önce yazdığı mektupta ve çektiği videoda özellikle şunları belirtti. Enes Kara diyor ki mektubunun başında “Ümidimi çalanları asla affetmeyeceğim. Ailemin zoruyla, istememe rağmen cemaat yurduna gönderildim”. Enes Kara’ya cemaat yurdunda zorla namaz kıldırıyorlar, gerici yapıların kitaplarını, risalelerini zorla istememesine rağmen okutuyorlar. İşte bu gencimiz daha fazla Ortaçağcı gericilerin baskısına, zulmüne ona işkence etmesine dayanamayarak intihar etmek durumunda kalıyor. Yine daha da doğrusu Ortaçağcı gerici yapılar tarafından intihara yönlendiriliyor. Bir cinayete kurban gidiyor.

    Halkın Kurtuluş Partisi olarak yıllarca, ‘Ne Tarikat Evi, Ne Cemaat Yurdu İnsanca Yaşanılacak Yurtlar İstiyoruz’ dedik. Çünkü biz biliyorduk ki, daha saf, Üniversite okumaya yeni gelmiş gençlerimiz bu tarikat evlerinin, bu cemaat yurtlarının örümcek ağlarına kapılıyor ve orada akıllarını, zihinlerini kullanmaktan geri bıraktırılarak onların kölesi haline getiriliyor. İşte Enes Kara da köle haline getirilmek istenilen, zihince sıfırlatılmak istenilen gençlerimizden bir tanesi. Er veya geç Enes Kara’nın hesabını soracağız. Sorumluları mahkemelerde yargılayacağız. Ancak biz Halkın Kurtuluş Partisi olarak görevimizi yapmak zorundayız. Bizim şimdiki görevimiz bu cinayeti işleyen sorumluları yargının önüne taşımaktır. Çünkü Halkın Kurtuluş Partisi olarak geçmişte de hem AKP’giller’in hem de onların el uzattığı tüm Ortaçağcı gerici yapıların suçlarını yargıya bir sonuç çıkmasa dahi taşıdık ve kayıt altına aldık. Enes Kara’yı katledenleri, bu cinayeti işleyenleri de yargıya götürüyoruz.

    Suç duyurumuzda şikâyetçi olduğumuz şüpheli sıfatıyla yargılanmasını isteğimiz kişiler şunlardır; ‘Bu kaçak cemaat yurtları hakkında herhangi bir soruşturma yapmayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bu Ortaçağcı gerici cemaat yurdunun ismi bilinmeyen yöneticileri, Elazığ Valisi, Yurtlardan sorumlu Vali Yardımcısı’ Tüm bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurumuzun sonuna kadar takipçisi olacağız. Hiçbir gencimizi Ortaçağcı gericilerin, tarikat evlerinin, cemaat yurtlarının pençesine bırakmayacağız. Devlet yurtlarını kurdurtacağız. Ve gençlerimizin eşit, rahat, baskıya uğramadan, insanca yaşayabileceği koşulları sağlayacağız. Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu bizim gençliğimize borcumuzdur, sözümüzdür. Elbet bunu yapacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Enes Kara’nın arkadaşları: Daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor?

    Enes Kara’nın arkadaşları: Daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor?

    PİRHA-Cemaat yurdunda maruz bırakıldığı baskılar nedeniyle psikolojik olarak yorulduğunu belirten paylaşımının ardından intihar eden Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara için arkadaşları açıklama yaptı. Açıklamada, “Sorunlarımızın çözümü için daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor? Daha kaç gencin dünyayı kucaklayacak gülüşünün solması gerekiyor?” diye sordu. 

    Elazığ’da kaldığı cemaat yurdunda maruz bırakıldığı baskılar ile psikolojik olarak yorulduğunu ifade eden paylaşımı sonrası intihar eden Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara’nın arkadaşları okul önünde açıklama yaptı.

    Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde gerçekleştirilen anma töreninde konuşan öğrenciler, Kara’nın yaşamına son vermesine yol açanlara tepki göstererek, “Daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor” diye sordu.

    Beyaz önlükleriyle açıklamaya katılan öğrenciler, Kara’nın anısına fakültenin girişine karanfiller bıraktı. Öğrencilerden Zeynep İlayda Baykendi, çoğu öğrencinin Kara’nın yaşadıklarının benzerini yaşadığını belirtti. Baykendi, “Sorunlarımızın çözümü için daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor? Daha kaç gencin dünyayı kucaklayacak gülüşünün solması gerekiyor? Artık bu durumun ele alınmasını, ailelerin, öğretmenlerin ve yönetimin bu durum hakkında bir şeyler yapmasını talep ediyoruz. Bugün burada arkadaşları olarak Enes’i anmak için toplanmış bulunuyoruz. Sen hep 19 yaşında kalacaksın” dedi.
    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Cemaat yurdunda kalan öğrenci yaşamına son verdi: Baskılara artık dayanamıyorum

  • Cemaat yurdunda kalan öğrenci yaşamına son verdi: Baskılara artık dayanamıyorum-VİDEO

    Cemaat yurdunda kalan öğrenci yaşamına son verdi: Baskılara artık dayanamıyorum-VİDEO

    PİRHA-Elazığ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, kaldığı cemaat yurdunda, baskılar nedeniyle yaşamına son verdi.

    https://youtu.be/AlnzOwfDGzk

    Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, cemaat yurdunda yaşadığı baskı sebebiyle “artık dayanamıyorum” diye anlattığı video paylaşımı ardından intihar etti.

    29 Yaşında olduğu belirtilen Enes Kara’nın Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olduğu bilgisi paylaşıldı.

    “TÜM YAŞAMA SEVİNCİMİ KAYBETTİM”

    Enes Kara, intihar öncesi kayda aldığı videoda şu konuşmayı yaptı:

    “Mesela şu an bir cemaat yurdunda kalıyorum. Bunu aileme söylememe rağmen burada kalmaya zorladılar. Buradaki görevli abi, babamla konuştu ve babamın arayıp söylediği şey şu oldu ‘oranın kurallarını kısaltma. Namazını kıl, oradaki kitapları oku’ vs. Böyle bir durumun içindeyim ve ilk günümü anlatmak istiyorum. Sabah 6.30 gibi sabah namazına kalkıyoruz ve sonrasında okula gidiyorum. 5’e kadar okuldayım ve ardından akşam namazı var, sonrasında ise buradaki kitapları okumak zorundasınız. Ondan sonra yatsı namazı var ve saat 8 oluyor psikolojik olarak çok yoruluyorsunuz. Zaten bütün gün okuldasınız ve sonrasında istemeye istemeye bunları yapınca özgürlüğünüz elinizden gitmiş hissediyorsunuz. Çok kötü bir durum, bir yerden sonra dayanılmıyor. Pazartesi günleri de mesela burada cemaat dersleri var. Ona da katılmak zorundasınız. Hafta sonları 3 belki de 4 saatiniz size kalıyor. İçinde yaşadığım durum sebebiyle tüm yaşama sevincimi kaybettim. Açıkçası bunu aileme de söyleyemiyor, korkuyorum. Ne yapacaklarını bilmiyorum. Çünkü her şeyi yapma potansiyelini taşıyorlar.”

    “BİRİLERİ KENDİNİ SORGULAYACAK MI?”

    Konuya ilişkin henüz Fırat Üniversitesi yetkililerinden bir açıklama gelmezken Fırat Üniversitesi Öğrenci Topluluğu, sosyal medya üzerinden şu paylaşımları yaptı:

    “Bugün (10 Ocak 2022) , Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi olan Enes Kara, Hilalken Mahallesi’ndeki yaşadığı 8 katlı apartmanın önünde ölü bulundu. Bir can daha gitti, bir can daha yitirdik.

    Baskının, zorlamanın insanların canına mal olabildiğini bir kez daha gördük.

    Gencecik bir kardeşimiz canına kıydı. Bu olaydan sonra birileri kendini sorgulayacak mı?

    Ailesi, yaşadığı cemaat yurdu/evi yetkilileri, herhangi bir akademisyen/eğitimci/yetkili kişi kendini sorgulayacak mı? Bunların hiçbirisi bu arkadaşımızın canına kıymasında tek bir sebep değil, ancak bir can gitti arkadaşlar…”

    (HABER MERKEZİ)