Etiket: engelleme

  • Munzur Üniversitesi öğrencilerinin, Rojin Kabaiş için yapmak istediği yürüyüşe polis engeli-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencilerinin, Rojin Kabaiş için yapmak istediği yürüyüşe polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, Rojin Kabaiş için açıklama yaptı. Açıklamadan sonra öğrencilerin, rektörlük önüne yapmak istediği yürüyüş ise polis tarafından engellendi. 

    Munzur Özgür Öğrenci Derneği öncülüğünde Munzur Üniversitesi öğrencileri, Rojin Kabaiş için Mühendislik Fakültesi önünde açıklama yaptı. Açıklamadan sonra öğrencilerin, Munzur Üniversitesi Rektörlüğü önüne kadar yapmak istediği yürüyüş ise polis tarafından engellendi. Öğrenciler ise sık sık ‘Rojin için adalet’ sloganları attı.

    PİRHA/DERSİM

  • Akbelen’de ağaç kıyımı: 4 gözaltı VİDEO

    Akbelen’de ağaç kıyımı: 4 gözaltı VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı’na erken saatlerde kamyonlar, kesim ekipleri ve çok sayıda jandarma sevk edilirken, alana giriş çıkışların kapatıldığı ve köylülerin engellendiği belirtildi.

    Muğla Milas’a bağlı İkizköy yakınlarındaki Akbelen Ormanı’nda bu sabah erken saatlerde zeytinliklere yönelik yeni bir müdahale başlatıldı.

    Bölgeye kamyonlar ve kesim ekipleriyle birlikte çok sayıda jandarma personeli sevk edildi.

    Yaşam savunucuları, giriş çıkışların jandarma tarafından tutulduğunu, alanın çevresinin kapatıldığını ve köylülerin engellendiğini aktardı.

    “Zeytinlerimiz için buradayız, kıyıma izin vermeyeceğiz” diyen köylüler, kesim girişimine tepki gösterdi.

    GÖZALTILAR

    Yine Akbelen ormanı içindeki zeytinliklerin sabah saatlerinde kesilmeye başlanmasına tepki gösteren yurttaşlar Halil Şallı, Seçil Şallı, Serpil Şallı ile İkizköy Muhtarı Nejla Işık gözaltına alındı.

    PİRHA/MUĞLA  (daha&helliip;)

  • Hükümet, Instagram’a erişim engeli getirdi

    Hükümet, Instagram’a erişim engeli getirdi

    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından sosyal medya platformu Instagram’a erişim engeli getirildi. Çok sayıda kullanıcı, tepkilerini X platformu üzerinden dile getirdi.

    31 Temmuz günü İletişim Başkanı Fahrettin Altun sosyal medya platformu X hesabı üzerinden Haniye’nin ölümü sonrası taziye mesajı yayımlamış ve Instagramı’ın Heniyye ile ilgili paylaşımları engellediğine dikkati çekerek, “Ayrıca, Heniye’nin şehadeti dolayısıyla insanların taziye mesajı yayınlamasını herhangi bir gerekçe göstermeden engelleyen sosyal medya platformu Instagram’ı da şiddetle kınıyorum. Bu çok açık ve net bir sansür girişimidir” ifadelerine yer vermişti.

    İletişim Başkanı Altun’un bu paylaşımının ardından BTK tarafından 2 Ağustos tarihinde Instagram’a erişim engeli getirildi.

    BTK’nin site bilgileri sorgulama menüsünden Instagram’a erişim engeli kararı alındığı öğrenilirken, erişim engelinin neden yapıldığına ve ne kadar süreceğine ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

    KARARA TEPKİ YAĞDI!

    Söz konusu karar kısa sürede Türkiye gündemine oturdu. Çok sayıda kullanıcı, tepkilerini X platformu üzerinden dile getirdi.

    ERDOĞAN’DAN ‘HAYIRLI CUMALAR’ PAYLAŞIMI

    Bu arada, Sosyal medya kullanıcılarının erişim engeli sürerken, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın hesabından yapılan paylaşım dikkat çekti. Erdoğan’ın Instagram hikayesinde ‘Hayırlı Cumalar’ mesajı paylaşıldı. Paylaşım 40 dakika içinde silindi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tahtacı Alevi köyüne tarikat tehdidi: Kaçak Kuran kursu yıkımına sopa ve bıçakla engel oldular

    Tahtacı Alevi köyüne tarikat tehdidi: Kaçak Kuran kursu yıkımına sopa ve bıçakla engel oldular

    PİRHA- İzmir’in Karabağlar ilçesinde Tahtacı Alevilerin yaşadığı Uzundere Köyü’ne kaçak Kuran kursu ve yurt binasının yıkımı engellendi. 50 kişilik maskeli bir grup mahkeme kararıyla yapılmak istenen yıkıma karşı direnirken, emniyet ekip göndermedi.

    İlk olarak ajansımız PİRHA’nın duyurduğu ve 300 yıllık Tahtacı Alevi Türkmen köyü olan Uzundere’ye kaçak Kuran kursu ve öğrenci yurdu inşa edildi. 1/1000 ölçekli uygulama imar planında çocuk oyun alanı, park, yol, dere ve ağaçlandırılacak alanda kalan parsele inşa edilen yapı için Karabağlar Belediyesi birden fazla ceza kesti ve yıkım kararı aldı. Mülk sahiplerinin yapı ile ilgili Karabağlar Belediyesi’ne ruhsat başvurusunun olmadığı öğrenildi. Binanın imar mevzuatına aykırı olarak zemin artı iki kat olarak yapıldığını tespit edildi.

    EMNİYET EKİP GÖNDERMEDİ

    Alınan ilk yıkım kararına karşı yürütmeyi durdurma kararı alınsa da dava sonucunda mahkeme binanın kaçak olduğuna hükmetti ve yıkım kararını hukuka uygun buldu. Dün sabah (28 Haziran) İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün güvenlik için ekip göndermemesi nedeniyle Karabağlar Belediyesi’nin ekipleri yıkımı gerçekleştiremedi. Belediyenin önümüzdeki günlerde yeniden yıkım için harekete geçmesi bekleniyor.

    AKP’LİLER ÖNCÜLÜK EDİYOR

    Kaçak Kuran kursu ve öğrenci yurdunu inşa edenler ise yapının etrafına palet ve araçlarla barikat oluşturdu. Eski AKP’li Karabağlar Belediye Meclis üyesi ve eski AKP Karabağlar İlçe Başkan Yardımcısı Adem Kemerkaya ise yıkıma karşı nöbet tutma çağrısında bulundu. Belediye ekipleri gittiğinde yaklaşık 50 kişilik bir grup yıkıma engel olmak için nöbet tutuyordu. Toplanan kalabalık Uzundere Köyü’nden olmamasına rağmen Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı tarafından ‘mahalleli’ olarak basına servis edildi.

    ‘SOPALAR, KESİCİ VE DELİCİ ALETLERLE YIKIMA KARŞI NÖBET TUTTULAR’

    Karabağlar Belediyesi’nin kamuoyuna yaptığı açıklamasında bu kişilerin ellerinde sopa ve delici-kesici aletlerinin olduğu, emniyetin yıkım esnasında güvenliği sağlamak için kolluk kuvvetini göndermediği belirtildi. Açıklamada, “bugün gerçekleştirilmeye çalışılan yıkım işlemi sırasında bir çok defa talep edilmesine rağmen olay mahalline intikal eden hiçbir emniyet gücünün bulunmadığı, buna karşın taşınmaz etrafında yıkım işlemini engellemek amacıyla gerek araç-gereç, gerekse fiziki insan gücüyle barikatlar oluşturulduğu; bu barikat içerisinde yer alan kim olduğu tespit edilemeyen sivil inisiyatif arasında sopa, kesici ve delici alet taşıyan bir takım kişilerin yer aldığı gözlemlendiğinden bu şekliyle yıkım işleminin gerçekleştirilmesinin infial yaratarak, can ve mal kaybına yol açabileceği görüldüğünden taşınmaza girilememiş, yıkım işlemi gerçekleştirilememiştir” denildi.

    Belediyenin ileriki günlerde yeniden yıkıma başlaması bekleniyor.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Tahtacıların yaşadığı Uzundere Köyü’nde kaçak tarikat yurdu yapılıyor-VİDEO
    Yurttaşlar, inşaatı tamamlanan kaçak tarikat yurdunun yıkılmasını bekliyor

  • Cumartesi Anneleri 966. hafta eylemine polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı -VİDEO

    Cumartesi Anneleri 966. hafta eylemine polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı -VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki eylem ısrarı bu haftada polis ablukası altında devam etti. Eylemde Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları kelepçelenerek işkenceyle gözaltına alındı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 966’ncısı gerçekleştirdi.

    Cumartesi Anneleri’nin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “ihlal” kararına rağmen 25 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti. Bu haftaki eyleme HDP önceki dönem milletvekili Musa Piroğlu ve TİP Milletvekili Ahmet Şık da destek verdi

    ABLUKA BU HAFTA DA DEVAM ETTİ

    Meydan ve meydana çıkan tüm ara sokaklar  polisler tarafından saatler önce kapatıldı. Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polisler tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukayı görüntülemek isteyen gazeteciler de ablukadan uzaklaştırıldı.

    MUSA PİROĞLU’NA İKİ ABLUKA

    Cumartesi Anneleri eylemine desteğe gelen Musa Piroğlu alana girmek istediğini belirtmesine rağmen kolluk tarafından tek başına ablukaya alındı. Ablukanın ardından Galatasaray Meydanı’na giden Piroğlu, yeniden ablukaya alındı. İkinci ablukanın ardından konuşan Musa Piroğlu, “Kamuoyuna açık çağrı yapıyorum. Bu ablukayı beraber kıracağız. Birlikte olamazsak bu abluka bu ülkeyi boğacak. Ben herkesi Cumartesi Anneleri ile omuz omuza durmaya, bulunduğu her yeri Galatasaray Meydanı’na çevirmeye çağıyorum” dedi.

    Eylemin engellenmesi çevrede bulunan birçok yurttaşın tepkisine neden oldu.  Polisin müdahalesine karşı yurttaşlar uzun süre alkışlarla Cumartesi Anneleri’ne destek verdi.

    26 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI 

    AYM’nin ihlal kararına rağmen bu hafta 26 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Hanife Yıldız, İkbal Eren, İrfan Bilgin, Mikail Kırbayır, Besna Tosun, Hasan Karakoç, Ali Ocak, Newroz Ali Tosun, Eren Keskin, Oya Ersoy, Leman Yurtsever, Nazım Dikbaş, Cüneyt Yılmaz, İsmail Yücel, Şükran Diler, Türkan Acar, Ömer Kavran, Hatice Onaran, Seyit Doğan, Begali Kurnaz ,Davut Arslan, Hüseyin Aygül, Doğan Özkan, Gülendam Özdemir, Cem Güncü, Zehra Demir.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Akdaçağ Ören köyüne gelen yardım tırlarına kaymakamlık el koydu-VİDEO

    Akdaçağ Ören köyüne gelen yardım tırlarına kaymakamlık el koydu-VİDEO

    PİRHA- Halk deprem bölgesiyle dayanışmak için çağrılar yapmaya devam ederken Malatya Akçadağ’a bağlı Ören köyüne gönderilen yardım tırına Akçadağ Kaymakamlığı el koydu.

    Ülkenin dört bir yanından birçok sendika, kadın, öğrenci ve hak örgütü, meslek odası, sivil toplum kuruluşu deprem bölgesine erzak ve malzeme götürmek ve arama kurtarma çalışmalarına katılmak için koordinasyon ekipleri kurarken, engellemeye tepkiler büyük.

    Yurdun dört bir yanından dayanışma ve yardım çağrıları gelmeye devam ediyor. Bölgedeki arama kurtarma ekipleri sayısının yetersizliği, temel ihtiyaç malzemelerinin eksikliği afet bölgelerindeki halk ve milletvekilleri tarafından defalarca tekrarlanırken köylere yardım gelmesi engelleniyor.

    Bir engelleme örneği de Malatya Akçadağ’a bağlı Ören köyüne gelen yardım tırlarına uygulandı.

    Köylüler yardım tırlarının Akçadağ Kaymakamlığı ve Akçadağ Belediyesi tarafından engellemesine tepki gösterdi.

    Akçadağ Kaymakamlığı’nın yardımları engelleme gerekçesi, ‘yardım toplayabilmek için izniniz yok ve prosedür gereği böyle bir yardımda bulunamazsınız’ oldu.

    Rohat Emekçi-Kamil Murat Demir/MALATYA

  • HDK’den Maraş’ta koordinasyon merkezine el konulmasına tepki!

    HDK’den Maraş’ta koordinasyon merkezine el konulmasına tepki!

    HDP’nin Kriz Koordinasyon Merkezi’ne kayyım atanarak, faaliyetlerinin engellenmesine ilişkin yapılan açıklamaya polis müdahale etti. HDK Eşsözcüsü Esengül Demir, “Kış uykusuna yatmış olan devlet, 10’uncu günün sonunda dayanışma ağlarını dağıtıp, kayyım atadı” sözleriyle, tepki gösterdi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Mereş Bazarcix’ta, kaymakamlığın Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kriz Koordinasyon Merkezi’ne kayyım ataması ve faaliyetlerinin engellemesine dönük Beyoğlu’nda bulunan merkez binaları önünde açıklama yaptı. “Halkların dayanışması kayyumla engellenemez” pankartının açıldığı eyleme, HDK Eşsözcüleri Cengiz Çiçek ve Esengül Demir’in yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    POLİS: BEKLEYİN KARARI ALDIRACAĞIZ

    Eylemin başladığı sırada polis, eylemin “kanunsuz” olduğunu ileri sürerek, engellemek istedi. Eylemde valiliğin veya kaymakamlığın herhangi bir yasaklama kararı vermediğini ve engellemenin hukuksuz olduğunu dile getiren HDP İl Örgütü Eşbaşkanı Ferhat Encu’ye polisin, “Bekleyin, kararı aldıracağız” demesi dikkat çekti. Eylemciler polisin bu tavrını protesto etti.

    HDK Eşsözcüsü Esengül Demir, deprem bölgesinde dayanışmanın örgütlenmesi gerektiğini ancak engellediğini ifade etti. Demir, “Depremin üzerinden 10 gün geçti. 10 gün boyunca kış uykusuna yatmış olan devlet, 10’uncu günün sonunda dayanışma ağları ve merkezlerini dağıtıp, kayyım atadı” diyerek, tepki gösterdi.

    “AMAÇ DAYANIŞMAYI ENGELLEMEK”

    Dayanışmanın engellenmesi için saldırıların düzenlendiğini belirten Demir, “Sıcak evlerinde oturanlar, halkın dayanışması ve yan yana gelmesine karşı devletin zorunu ve gücünü kullanıyor. HDP belediyelerine atanan kayyumlara karşı sessimizi çıkarmış olsaydık, bu gün toprak altında binlerce bedenin bulunduğu bölgeye kayyım atma cesaretini gösteremezlerdi. Devlet, vatandaşın yarasını sormakla sorumludur. Devlet, kendisine verilen yetki ile vatandaşa hizmet etmek zorundadır. Devlet, vatandaşın kulu ve kölesidir” diye kaydetti.

    POLİS MÜDAHALESİ

    Demir, bu sözleri sarf ettiği sırada polis tarafından engellenmek istendi. HDK’lilerin önüne geçen polis, trafiğin akmadığı sokağı işaret ederek, “yolu kapatıyorsunuz” dedi. HDK’liler, “burası çıkmaz sokak” diyerek, tepki gösterdi.

    Polisin tavrına tepki gösteren HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek de, “Deprem yollarını açacaksınız” diye kaydetti. Polis, bu sırada HDK’lilere “kanun ve yasa bilmiyorsunuz” dedi. HDK’liler ise, “Enkaz altındakilere niye işlemedi o kanun. Katil devlet hesap verecek. Halkımızı katlettiniz” demesi üzerine polis, HDK’lileri tehdit etti. Polis, daha sonra HDK’lilere müdahale ederek darp etti.

    OTLU: KATİLLERİ UNUTMAYACAĞIZ 

    Daha sonra HDK binasına geçilerek, burada bir açıklama yapıldı. Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Sözcüsü Çiçek Otlu, polisin engellemesine tepki gösterdi. Depremde yaşamını yitirenlerin katilinin devlet olduğunu dile getiren Otlu, “Asla bu katilleri unutmayacağız” diye belirtti.

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İstanbul İl Örgütü Eş Başkanı Roni Gören, devletin deprem bölgesinde olmadığını belirterek, “Devlet dayanışmayı engelliyor” şeklinde konuştu.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Marmara Eş Sözcüsü Atilla Özdoğan da, yıllardır halkları ırkçılık üzerinden birbirine düşmanlaştırma çabalarının deprem dayanışmasıyla boşa çıktığını vurgulayarak “Esas gücün halklar olduğunu devlet gördü. Devlet bu dayanışmayı engellemek istiyor” derken, Partizan Temsilcisi Sinem Özkan ise, “Devlet her alanda dayanışmayı engellerken mültecilere ve cezaevlerindeki tutuklulara saldırıyor” dedi.

    Açıklama, alkışlarla son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Özen, yurt dışına çıkış yasağını meclise taşıdı: TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil mi?

    Özen, yurt dışına çıkış yasağını meclise taşıdı: TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil mi?

    PİRHA – İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, hakkında yurt dışı çıkış yasağının getirilmesi konusunu TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. Özen, “TBMM’de AB Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği görevlerini yürüten, komisyon çalışma alanları yurt dışı olan bir milletvekiline verilen bu yasak TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil midir?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen hakkındaki yurt dışı çıkış yasağı kararı Meclis gündemine taşındı.

    Milletvekili Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Şentop ile İçişleri Bakanı Soylu’ya konu ile ilgili soru önergesi yöneltti. Özen, yazılı soru önergesinde “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin ‘Anayasa’nın 23. maddesinde vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünün sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebine bağlı olarak ve ancak hâkim kararıyla sınırlanabileceği’ gerekçesiyle idari kararlarla yurt dışına çıkışın engellenemeyeceğine dair kesin hükmü mevcuttur. Anayasanın seyahat özgürlüğünü garanti altına alan bu ilgili 23. Maddesi’ne göre, ‘Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz” dedi.

    “BU YASAK TBMM’YE KARŞI BİR YETKİ İHLALİ DEĞİL MİDİR?”

    Zeynel Özen önergesinde, milletvekili olarak, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyeliği görevlerine devam ettiğini belirterek, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a şu soruları yöneltti:

    “*TBMM’de Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği görevlerini yürüten, komisyon çalışma alanları yurt dışı olan bir milletvekiline verilen bu yasak TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil midir?

    *TBMM’de ve ilgili komisyonlarda aktif yasama faaliyetlerinde bulunan bir milletvekili olmama rağmen öncesinde herhangi bir tebligatta bulunmadan ve herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, idari kararla şahsıma verilen bu yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması ve hukukun uygulanması için TBMM Başkanlığı olarak herhangi bir çabanız olacak mıdır?

    *Anayasa’nın seyahat özgürlüğünü garanti altına alan 23. Maddesi ve Anayasa mahkemesinin idarinin yasak getiremeyeceğine dair kesin hükmüne rağmen, herhangi bir somut ve hukuki gerekçe olmadan, İçişleri Bakanlığı tarafından milletvekillerine uygulanan yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırıp, hukukun işlemesi için bakanlıkla herhangi bir görüşmeniz olacak mıdır?”

    “HANGİ HUKUKİ GEREKÇELERLE YURT DIŞINA ÇIKIŞIM ENGELLENMEKTEDİR?”

    Zeynel Özen, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ise şu soruları yöneltti:

    “*TBMM’de ve ilgili komisyonlarda aktif yasama faaliyetlerinde bulunan bir milletvekili olmama rağmen öncesinde herhangi bir tebligatta bulunmadan ve herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, bakanlığınız tarafından şahsıma yurt dışına çıkış yasağı getirilmesinin sebebi nedir?

    *Anayasa’nın seyahat özgürlüğünü garanti alına alan 23. Maddesi ve Anayasa Mahkemesi’nin idarinin yasak getiremeyeceğine dair kesin hükmüne rağmen, hangi somut ve hukuki gerekçelerle yurt dışına çıkışım engellenmektedir?

    *TBMM’de Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği görevlerini yürüten, komisyon çalışma alanları yurt dışı olan bir milletvekiline verilen bu yasak TBMM’ye karşı bir yetki ihlali değil midir?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    HDP Milletvekili Özen: Vatandaşı olduğum İsveç’e gidişim engellendi!

  • Dersim’de kadınların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    Dersim’de kadınların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu’nun, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Sanat Sokağıı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip açıklama yapmak istedi ancak polis ‘eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle kadınların eylemine izin vermedi. Kadınlar tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’de kadınların şiddete uğramadığı, vahşice katledilmediği, evde, işte, sokakta şiddet görmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı ya da iş cinayetlerinde katledilmediği bir gün geçmiyor” denildi.

    Dersim Kadın Platformu’nun, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Sanat Sokağıı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip açıklama yapmak istedi ancak polis ‘eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle kadınların eylemine izin vermedi.

    Yapılan görüşmeler sonucunda sadece Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yapılmasına izin verildi. Yapılan açıklamada, ‘Mirabel kardeşlerden Mahsa Amini’ye mücadelemiz sürüyor’ pankartı açıldı. Açıklamayı platform adına SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu.

    “KADINLAR ARTAN ŞİDDET VE TACİZLE YAŞAMAYAY MAHKUM BIRAKILIYOR”

    İyi hal indirimleriyle şiddet cezasız bırakılırken, kadınların evde, işte, sokakta artan şiddet ve tacizle yaşamaya mahkum edildiğini belirten Kahraman, “Türkiye’de kadınların şiddete uğramadığı, vahşice katledilmediği, evde, işte, sokakta şiddet görmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı ya da iş cinayetlerinde katledilmediği bir gün geçmiyor. Çalışsak da yettiremiyor, eve gitsek de dinlenemiyor, sokakta güvenle yürüyemiyoruz. Artan enflasyon, temel tüketim maddelerinden ev kirasına ve ulaşıma kadar gelen zamlar en çok biz kadınları etkiliyor. Ülkenin bütün kaynakları zenginlere, patronlara, bankalara teşvik, kaynak, hazine garantili hayatlar sunarken, bize sadece açlık ve daha çok sömürü düşüyor. Yandaş patronlar başta olmak üzere sermayedarlara mevduat garantili fonlarla kamu bütçesinden milyonlara lira akıtılırken, 2023 bütçesinden bir kadına yalnızca 25 TL düşüyor. Her 4 çocuktan birinin okular aç gittiği Türkiye’de bütçe silahlanmaya savaşa, aktarılıyor” dedi.

    “GÜLİSTAN DOKU’NUN AKIBETİ HALA BELLİ DEĞİL”

    Dersim’de de kadınlara yönelik şiddet, eşitsizlik ve cezasızlık politikasının uygulandığını vurgulayan Kahraman, “İl merkezinden, ilçelerden ve köylerden şiddet haberleri arka arkaya geliyor. Dersimli kadınlar makbul aile ve makbul kadın kalıplarına sıkıştırılmak isteniyor. Üniversite öğrencileri hem yerelden erkekler tarafından hem de kamuda çalışan erkekler tarafından tacize uğruyor. Bu kimi zaman öğrencinin ev aramasından faydalanmaya çalışarak, kimi zaman çalıştığı iş yerinde, kimi zaman da yurt yolunda oluyor. Tüm memlekette kadınların kalbinde adeta bir yara açan Gülistan Doku’nun akıbetinden hala haber yok. Fakat 25 kasım yaklaştığında çeşitli bahanelerle verilen eylem ve etkinliklerin yasaklanması kararı jet hızıyla verilebiliyor. Kadınlara karşı bu kadar hızlı karar verilebiliyorsa kadınlar için de aynı hızla kararlar verilmesin istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadıncık Ana Evi’ne alınmadılar; kadınlardan sert tepki: Dergah bizim!-VİDEO

    Kadıncık Ana Evi’ne alınmadılar; kadınlardan sert tepki: Dergah bizim!-VİDEO

    PİRHA- CAN TV’nin, Kadıncık Ana Evi’nde Alevi kadınlarla yapmak istediği program engellendi. Alevi kadınlar Kadıncık Ana Evi’ne alınmadı. Engellemeye tepki gösteren kadınlar, “Kadıncık Ana Dergahı biz Alevilerin. Bize yasak koyamazlar. Mücadelemiz sürecek” dediler. 

    CAN TV’nin Kadıncık Ana Evi’nde Alevi kadınlarla birlikte yapmak istediği program engellendi.
    CAN TV ekibi Alevi kadınlarla Alevi gündemini konuşacakları bir program yapmak istedi. Kadıncık Ana Evi’nde yapılmak istenen programa Hacıbektaş ilçesi Müze Müdürü tarafından izin verilmedi. Program için Kadıncık Ana’ya gelen kadınlar içeri alınmadı.
    Hacıbektaş ilçesi Müze Müdürü, Kadıncık Ana Evi içerisinde çekim yapılmasının yasak olduğunu ve ilgili birimlerden izin alınması gerektiğini söyledi.
    Alevi kadınlar içeri alınmamalarını protesto ederek Kadıncık Ana’nın kapısının önünde yayın yaptılar.

    Dün Aleviler olarak Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ taleplerini bir kez daha dile getirdiklerini vurgulayan kadınlar, şunları söyledi:

    Nilgün Karasoy: Bizler buradayız ve buralarda olmaya devam edeceğiz. Kadınlar adına buradayız. Dergahlarımızı istemeye, eşit yurttaşlık hakkımızı istemeye devam edeceğiz.

    Burcu Turgut: Daha dün dergahlarımızı istiyoruz, dedik. Dergahların, türbelerin gerçek sahibi bizleriz. Bu durum çok üzücü. Umarız mücadelemiz sonucu buralar bizlere, gerçek sahiplerine verilir.

    “KADINCIK ANA DERGAHI BİZE YASAKLANAMAZ”

    Gülbahar Kaplan: Biz anayasal taleplerimiz doğrultusunda mücadele veriyoruz. Müze müdürüyle görüştüğümde hiçbir şekilde içeriye giremeyeceğimizi söyledi. Biz burayı bütün kadın canlarımızla birlikte yaptık. Bizim emeğimizle burası Kadıncık Ana Dergahı oldu. Bizi asimile etmeye çalıştıkları her konuda bize baskı uyguluyorlar. Bizler dün pirimizin huzurunda cem yapmak istedik, bizi pirimizin huzuruna almadılar, dergahın bahçesinde yapmak zorunda kaldık. Biz Aleviler olarak dergahlarımıza, türbelerimize girip cemlerimizi yapamayacaksak, ziyaretlerimizi gerçekleştiremeyeceksek o zaman biz yokuz demektir. İşte ‘bizi yok sayıyorlar’ derken bunu kastediyorduk. Hep bir ağızdan bağırıyoruz. Bütün kadın canlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Bütün Alevilere sesleniyorum. Devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Buna karşı hep birlikte durmamız gerekiyor, örgütlü olmamız gerekiyor, diye düşünüyorum. Bu durum bizi üzdü ama biz üzülüp oturmayacağız, hakkımızı almak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir kez daha söylüyorum Burası bizim dergahımız. Bize önderlik etmiş, özellikle kadın mücadelesinde çok önemli bir rol oynayan Kadıncık Ana Dergahı bizlere yasaklanamaz.

    “KADINCIK ANA DERGAHI’NI BİZ ALEVİLER AYAĞA KALDIRDIK”

    Dergahlarımız, türbelerimiz ne yazık ki Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı. Bizim ibadethanemiz pirlerimizin yattığı yerler bir turizm merkezi değildir. Kadıncık Ana Dergahı daha önceden de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlıydı ve burası inanın çok kötü durumdaydı ve biz Aleviler olarak bir araya geldik ve bu dergahı gördüğünüz bu hale getirdik, düzenledik, temizledik ve ayağa kaldırdık. O zaman bakanlık hiçbir şey yapmıyordu, burayı kaderine terk etmişti. Burası bizim dergahımız, ibadethanemiz ama Kültür ve Turizm Bakanlığı sanki bir gösteri merkeziymiş gibi buraları ziyarete açıyor. Belli saatler koyuyor. Bizler buraya emek verdik. Biz kadınlar olarak burayı ayağa kaldırdık. Kimse bize yasaklayamaz. Bizler buraya gelmeye devam edeceğiz. Özellikle Alevi kadınlar olarak kesinlikle bu işin peşini bırakmayacağız.

    “DERGAHLARIMIZ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Seher Şengülü Yılmaz: Maalesef ibadethanelerimize, dergahlarımıza giremiyoruz. Oysa burası bizim. Buraların sahibi bizleriz, kimse bize kendini dayatmasın. Biz her zaman buralara gelmeye, Hünkarımızın, Pirimizin huzuruna çıkmaya devam edeceğiz. Mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Dergahlarımızı istiyoruz, diye dün haykırdık yine.
    Devlet bize haklarımızı vermek yerine her geçen gün yeni yasaklar koyuyor, sınırlar çiziyor ve Alevileri kendi politikaları içerisinde eritmeye çalışıyor. Aleviliği böylece yok etmeye çalışıyor. Bizler eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz, dergahlarımızı, ibadethanelerimizi istiyoruz ve bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz.

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Gülbahar Kaplan: Bu ülkede 25 milyon Alevi var. Biz vardık, var olmaya devam edeceğiz. Burada Kadıncık Ana’nın Türbesi yoktu. Biz inancımızı her yerde yaşarız. Süreğimiz asla durmaz. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Bu temelde de dergahlarımızı istiyoruz. İzin verilmemesi, yasaklanmasıyla Alevilik inancı bitmez. Bizler inancımızı gelecek yıllara taşımak istiyoruz. Bu yüzden dergahlarımızı türbelerimizi istiyoruz. Burası bizimdir. Mücadelemiz devam edecek.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ‘Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı, ölü bedene yönelik en somut devlet şiddetidir!’-VİDEO

    ‘Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı, ölü bedene yönelik en somut devlet şiddetidir!’-VİDEO

    PİRHA- Son yolculuğuna uğurlanmak üzere Dersim’e getirilen Aysel Doğan’ın cenazesine polis müdahalesi ve engellemeye tepki gösteren HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, “Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı öteki ölü bedenlere uygulanan devlet şiddetinin en somut örneğidir. Bu bir kadın cenazesine yapılan hakaret ve saygısızlıktır” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin verilmeyerek sert müdahale edilmişti.

    Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla götürülen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde polis sert müdahale etmiş, cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, cenazeyi polislere vermemek için direnmişti. Buna karşı tazyikli su ve biber gazıyla halka müdahale gerçekleştiren polisler, milletvekillerini ve yurttaşları darp etmişti.

    “ÖLÜ BEDENE YÖNELİK EN SOMUT DEVLET ŞİDDETİ!” 

    İsrail polisinin Batı Şeria’da açtığı ateşle öldürülen 51 yaşındaki El Cezire muhabiri Şirin Ebu Akile’nin Doğu Kudüs’te düzenlenen cenaze törenine katılanlara saldırmasının Türkiye gündeminde yer aldığını hatırlatan Özsoy, aynı uygulamanın Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik olduğunu belirtti.

    Özsoy, Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik sert müdahale ve engellemelerin ölü bedenlere uygulanan devlet şiddetinin en somut hali olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:

    “Birkaç gündür Türk medyasında çok yoğun bir şekilde İsrail’in öldürdüğü Filistinli gazetecinin cenazesine yönelik şiddet tartışılıyor. Cenazeyi taşıyanlara, tabuta joplarla saldırılması çok çok çirkin. Almanya’da kanser tedavisi görürken vefat eden  ve barış için çok mücadele eden Aysel Doğan’ın cenazesini sahiplenenlere bir saldırı var. İsrail ile Türkiye’nin cenazelere yönelik inanılmaz bir benzerlik ve zamansal anlamda bir çakışma söz konusu.

    Dün Filistin’de bugünde Dersim’de yine bir kadın cenazesine polis saldırıyor. İçler acısı bir durum. Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı öteki ölü bedenlere uygulanan devlet şiddetinin en somut örneğidir. Bu bir kadın cenazesine yapılan hakaret ve saygısızlıktır.”

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de avukatların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    İzmir’de avukatların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    PİRHA- AKP iktidarının Avukatlık Kanunu’nda değişiklik ve baroların yapısına dönük müdahale hazırlığına karşı İzmir Barosu tarafından yapılmak istenen yürüyüş polis tarafından engellendi.

    AKP iktidarının Avukatlık Kanunu’nda değişiklik ve baroların yapısına dönük müdahale hazırlığına karşı İzmir Barosu tarafından yapılmak istenen yürüyüş polis tarafından engellendi.

    Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne doğru gerçekleştirilecek yürüyüş için İzmir Baro Binası önünde toplanan avukatlar, yürüyüşe geçilmesinin ardından polisin engellemesiyle karşılaştı. Avukatlar, engelleme üzerine bina önünde oturma eylemine başladı. (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da PSAKD önünde toplanan Alevilere polis engeli-VİDEO

    Ankara’da PSAKD önünde toplanan Alevilere polis engeli-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesini protesto etmek için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi önünde toplanan Aleviler, Adalet Bakanlığı önüne gitmek için hazırlanıyor. Ancak dernek polis ablukası altında. 

    Haberin videosu;

    Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan tarafından sağlık koşulları gerekçe gösterilerek affedilen Sivas Katliamı sanığı Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılmasını Adalet Bakanlığı önünde protesto etmek isteyen Aleviler, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi önünde toplandı.

    Polis, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin çevresini yoğun ablukaya alırken, polis ile Alevi temsilciler arasında görüşmeler sürüyor.

    PİRHA/ANKARA

  • KHK’lilerin ‘vatandaşlık hakkı’ istemine izin verilmedi-VİDEO

    KHK’lilerin ‘vatandaşlık hakkı’ istemine izin verilmedi-VİDEO

    PİRHA-OHAL kapsamında KHK ile ihraç edildikten sonra ellerinden alınan vatandaşlık haklarının iadesi için İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’ne başvuran emekçilerin dilekçeleri kabul edilmedi. KHK’liler daha sonra açıklama yaptılar.

    Haberin videosu

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle KHK ile mesleklerinden ihraç edilen, seyahat ve eğitim hakları elinden alınan emekçilerden oluşan platform, vatandaşlık haklarını yeniden almak için İstanbul İl Nüfus Müdürlüğü’ne dilekçe vermek istediler. Ancak polis binaya girişlerine izin vermedi. KHK’liler polisin engellemesinin ardından bir açıklama yaptılar.

    Vatandaşlık haklarının ellerinden alındığını hatırlatan KHK ile ihraç edilen öğretmen Hüda Yıldırım, pasaportlarına el konularak seyahat haklarının ve çalışma haklarının engellendiğini söyledi.

    “VATANDAŞLIK HAKKIMIZ ENGELLENİYOR”

    KHK ile ihraç edilen bir diğer öğretmen Cemil Turan ise vatandaşlık haklarını İçişleri Bakanlığı’na hatırlatmak amaçlı bu eylemi gerçekleştirdiklerini belirtti. Dilekçelerinin kabul edilmemesinin vatandaşlık haklarının engellendiğinin kanıtı olduğunu dile getiren Turan, “Hiçbir şekilde hukuka ve hukuk devletine yakışmayan bir davranıştır. Kamu adına bunu uygulayan, emniyet güçlerine bu emri verenler ve benim başvuru dilekçemi kabul etmeyen Vatandaş İşleri Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Savcıların bunu bir suç duyurusu olarak kabul etmesini istiyorum” diye konuştu.

    “YARGISIZ İNFAZ”

    KHK’li emekçilere destek veren Avukat Mehmet Ali Başaran da, KHK’lilerin maruz kaldıkları durumu “yargısız infaz” olarak değerlendirdi. Başaran, “KHK’liler ölüme terk edildi. Bu en ağır insan hakları suçlarından biridir” ifadelerini kullandı. Adil yargılanma hakkını hatırlatan Başaran, “Bugün işsiz kalan onlar ama yarın siz olabilirsiniz, Türkiye’de yargı maalesef yok. Bu yargı her an hepimizi sivil ölüme mahkum edebilir. Dolayısıyla bu hayati bir meseledir. Bu sadece KHK’lilerin meselesi değildir” diye konuştu.

    Nüfus Müdürlüğüne verilmek üzere hazırladıkları dilekçe ise şöyle:

    “Kanun Hükmünde Kararname ile hakkımda soruşturma açılmadan, savunmam alınmadan, ulusal ve uluslararası mevzuat ve yargı kaideleri yok sayılarak Anayasa ve tabi olduğum personel yasasındaki hükümler ve savunma hakkım gözetilmeksizin kamu görevinden çıkarılmış bulunmaktayım. Kamu görevinden haksız ve hukuksuz çıkarılmış olmam yetmiyormuş gibi temel vatandaşlık haklarımdan da tecrit edilmiş bulunmaktayım. Bu ayrımcılık ve ötekileştirme maddeler halinde aşağıda sıralanmıştır.

    • İnsanca Yaşama Hakkı: İnsanca yaşama, maddi ve manevi varlığımı koruma ve geliştirme hakkım gasp edilerek işkence, eziyet ve soykırıma varacak tutum ve davranışlarla insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulmaktayım.
    • Hürriyet:Kişi hürriyeti ve güvenliğim tehdit altında; Hürriyet ve güvenliğin, kanunlarla belirlenen tutuklama, gözaltına alma, ıslah evine gönderme ve resmi müessesede gözlem altına alınma hallerinin dışında hiçbir kişi veya kuram tarafından ihlal edilemez, kesintiye uğratılamaz. Yasa tarafından belirtilmeyen gerekçelere ve usullere dayanılarak özgürlüğüm kısıtlanamaz. Bu en tabii hakkımız, bunu sağlamak da devletin en önemli görevidir.
    • Tutuklanma Nedenini Öğrenme Hakkı:Kanunlarla belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda; tutuklanma sebebinin en kısa zamanda tarafımıza bildirilmesi, haklarımızın neler olduğunun anlatılması ve tutuklandığımızın yakınlarınıza bildirilmesi zorunludur. Yakalanmamız veya tutuklanmamız durumunda en kısa sürede hakim önüne çıkarılmamız, tutuklanmamız veya yakalanmamızda kanuna uygun olmayan bir unsurun varlığında hemen serbest bırakılmamızı sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma
      hakkına ve bu noktada adil tarafsız ve bağımsız yargılama yapacak mahkemelere sahip değilim.
    • Özel Hayatın Gizliliği:Anayasa’daki özel hayatımıza ve aile hayatımıza saygı gösterilmesini isteme hakkı hukuksuzca gasp edilmekte; Özel hayatımızın ve aile hayatınızın gizliliğine dokunulamaz. Kanunlarla belirlenen esaslara göre verilen arama kararları kanunların dışına çıkılarak keyfi ve zorbalık ile uygulanmaktadır.
    • Konut Dokunulmazlığı:Konut dokunulmazlığı en tabii hakkımızdır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilen hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcıları ve onların yardımcıları sıfatıyla emirlerini yerine getirmeye memur olan Güvenlik Güçleri dışında hiç kimse konutumuza giremez, arama yapamaz ve buralardaki eşyamıza el koyamaz.
    • Avukat İsteme Hakkı:Herhangi bir suçlamayla yakalanmamız veya göz altına alınmanız durumunda; soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla avukatın hukuki yardımından faydalanma hakkına sahibiz. Zabıta amir veya memurlarınca yapılan sorgu işleminde ancak bir avukat bulundurabilir, sonraki savunmalarda ise ancak üç avukat bulundurabiliriz. Hangi makam veya kişi tarafından yapılırsa yapılsın soruşturmanın her safhasında avukatımızın bizimle görüşmesi, ifade alma ve sorgu müddetince yanınızda bulunup, hukuki yardımda bulunması engellenemez veya kısıtlanamaz. Maddi yetersizliklerden dolayı avukat seçebilecek durumda olmamız halinde ise ‘Barolar Birliği’ tarafından görevlendirilecek bir avukatın hukuki yardımından ücretsiz faydalanabilir olmamız engellenmektedir.
    • Delil Toplatma Hakkı:İfademizin alınması veya sorgumuz sırasında üzerimizde yoğunlaşan şüpheden kurtulmak gayesiyle belirteceğimiz konularda somut delillerin toplanmasını talep edebileceğimizin ve aleyhimize olan şüpheleri ortadan kaldıracak somut delilleri ileri sürme hakkımız gasp edilmektedir.
    • Geçersiz İfade:Herhangi bir nedenle alınan ifadenin özgür irademizle alınmış ve aynı doğrultuda kayıtlara geçirilmiş olması zorunludur. İrademizi baskı altına alma, kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, araçlar vasıtasıyla cebir ve şiddet uygulama gibi iradeyi bozan, istenmeyenleri söylemek zorunda bıraktıran bedeni veya ruhi zorlama ile kanunlara aykırı herhangi bir eylem yapılamaz. Kanuna aykırı menfaat vaat edilemez. Bu tür yasak yöntemlerle elde edilen ifadelerimiz rızamız olsa da delil olarak değerlendirilemez.
    • Susma Hakkı:Zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet Savcısı tarafından ifade alınma ve hakim tarafından sorguya çekilmede; ne ile suçlandığımızın açıkça belirtilmesi kuralı uygulanmamakta, isnat edilen suçlamayla ilgili olarak açıklamada bulunmamamız (yani susma hakkımız) kanuni haklarımızdan olduğu hakkı gasp edilmekte ve susma durumu isnat edilen suçu kabul olarak görülmektedir.
    • Seçme ve Seçilme Hakkı: 18 Yaşını dolduran her Türk genci seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Seçimlere katılmak bireylerin temel hakkıdır hüküm ve kaidesi çiğnenmekte bizlerin kullandığı ve kullanacağı oylar tartışmaya açıldı seçilmiş KHK’ lı arkadaşlarımızın mazbataları kendilerine verilmemiştir.
    • Ailenin Korunması Hakkı: Anayasaya göre, aile “toplumun temeli”dir. Bu nedenle devlet, ailenin huzur ve refahını, özellikle anneyle çocukların korunmasını sağlayacak önlemler alır ve gerekli örgütleri kurar. İlkesinin aksi yönde uygulamalara tabi tutulmaktayız.
    • Eğitim ve Öğrenim Hakkı: Devlet, vatandaşların eğitim ve öğrenimlerini sağlamak zorundadır. Devlet, vatandaşları arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin, herkesin çağdaş eğitim koşulları içinde ve parasız olarak temel eğitim almasını sağlamakla yükümlüdür. Devlet, ayrıca, maddi olanakları yetmeyen öğrenciler için burslar sağlar ve gerekli yardımları yapar. Özel eğitime ihtiyacı olanlar için gerekli önlemleri alır ilkesi ve hükmüne rağmen bu ilke ve hükümlerin tam tersi uygulamalara tabii tutulmaktayız. Devlet mekanizması içerisinde “vebalı” olarak görülmekteyiz.
    • Ekonomik Haklar: Sosyal ve ekonomik haklar birbirini tamamlar. Gerek 1961 Anayasası gerekse 1982 Anayasası bu hakları aynı bölümde düzenlemiştir. Ekonomik haklarda sosyal haklar gibi, hem ülke kalkınmasını sağlamak, hem de “sosyal adaleti” gerçekleştirmek için devletin yerine getirmesi gereken ödevlerden oluşmaktadır. Devlet sosyal ve ekonomik hakları, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.

    Çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli ücret almaları ve sosyal yardımlardan yaralanmaları için gerekeni yapmak devletin ödevleri arasındadır.

    Devlet, çalışanların hayat düzeyini yükseltmek, çalışanları korumak ve geliştirmek, çalışma koşullarını insanlara yaraşır bir hale getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle işsizliği önlemek için gerekli önlemleri alır. Ancak bizlerin özel sektörde dahi çalışması engellenmektedir.

    Çalışma yaşamında vatandaşların sahip olduğu haklardan biri de sendika kurma hakkıdır. Memurlar, işçiler ve işverenler, ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak için sendikalar ve üst kuruluşlar (konfederasyon gibi) kurma hakkına sahiptirler. Sendikalara üye olmak ve üyelikten çıkmak serbesttir. Anayasamızda memur, işçi ve işverenlere ayrıca, toplu iş sözleşmesi hakkı ile grev ve lokavt hakları tanımaktadır. Üyesi bulunduğu sendika sebebiyle hiçbir çalışanın işten çıkarılması (ihraç edilmesi) vatandaşlık haklarına, ulusal ve uluslararası hukuk normlarına uygun değildir.

    • Seyehat Özgürlüğü Hakkı: Seyehat Özgürlüğü temel bir insan hakkıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ‘nin 13. maddesi şöyle der:
    1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
    2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

    12.Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla değiştirilen Anayasa’nın Yerleşme ve seyahat hürriyeti başlığı altındaki 23. maddesi de bu hakkı şöyle tanımlamaktadır:

    • Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
    • Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
    • Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
    • Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilir.
    • Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.

    Yani seyahat özgürlüğü sadece suç soruşturması ve kovuşturması nedeniyle hakim tarafından sınırlandırılabilir. Bunun dışında sınırlandırılamaz. Ancak Yine Keyfi ve hukuksuz uygulamalar ile yurtdışı çıkış yasağı ve hatta ülke içinde bir şehirden başka bir şehre gitmemiz engellenmiştir.

    Bahse konu olan tüm bu Anayasal haklardan mahrum bırakılmamız ve elimden alınmış olması şahsımda vatandaşlıktan çıkarılmıştık duygusu yarattığından Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığına kabul edilmeyi ve tüm vatandaşlık haklarımın tam olarak tarafıma yeniden verilmesi hususunda gereğinin yapılmasını;
    Saygılarımla arz ve talep ederim.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Korucular, HDP’li sandık görevlilerini engelledi

    Korucular, HDP’li sandık görevlilerini engelledi

    Diyarbakır’da Kulp’a bağlı Koçkar Köyü’nün yolunu kapatan köy korucularının, HDP’li sandık görevlilerinin köye girmelerine engel olduğu bildirildi. Ankara’da 2425 nolu sandıkta listede adı olmamasına rağmen bir sandık görevlisi “adı var” diyerek iki kişiye oy kullandırdı. Denizli’de 12 okula gönderilen seçim torbalarının yırtılmış olduğu tespit edildi.

    Diyarbakır’da Kulp’a bağlı Koçkar Köyü’nün yolunu kapatan köy korucularının, HDP’li sandık görevlilerinin köye girmelerine engel olduğu bildirildi.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, yaşanan bu olay üzerine HDP’li yetkililer durumu hemen İlçe Seçim Kurulu Başkanı ve İlçe Jandarma Komutanlığı’na bildirdi. Yapılan görüşmelerde yetkililer, korucularla görüşüldüğünü ve sandık görevlilerinin köye gidebilecekleri belirtildi.

    Bu arada Ankara’da 2425 nolu sandıkta listede adı olmamasına rağmen bir sandık görevlisi “adı var” diyerek iki kişiye oy kullandırdı. Denizli’de 12 okula gönderilen seçim torbalarının yırtılmış olduğu tespit edildi.

    DENİZLİ’DE YIRTK OY TORBALARI

    Denizli’nin Merkez Efendi ilçesinde de, ilçedeki 12 okula gönderilmek üzere Nevzat Erten Anadolu Lisesi’nde tutulan seçim torbalarının altlarının yırtık olduğu, zarf ve pusulaların koruyucu ambalajlarının ise açıldığı görüldü.

    Durumu fark eden HDP ve CHP’li okul sorumluları olayı hemen avukatlara bildirdi. Sandık kurulu üyeleri torbalara el koyarken, avukatlar okula gelerek torbaları kayıt altına aldı. Torbalar kontrol edilerek, tutanak tutulup Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) bildirildi.

     

  • Suruç’a gitmek isteyen 25 kuruma engelleme

    Suruç’a gitmek isteyen 25 kuruma engelleme

    Diyarbakır Barosu, İHD ve DTSO’nun aralarında bulunduğu çeşitli kurumlardan oluşan heyetin Suruç’a gitmesine izin verilmedi. 

    Urfa Suruç’ta AKP’lilerin esnafa saldırısı ve ölümlere dair kente gidip inceleme yapmak isteyen Diyarbakır’da aralarında Baro, İHD, KESK, Hak İnsiyatifi, TİHV, TMMOB ve TTB’nin olduğu 25 kuruma “can güvenliği” gerekçesiyle izin verilmedi. Öte yandan Urfa Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’nden gece saat 03.00’te kurum temsilcilerinin arandığı ortaya çıktı.

    “ANTİDEMOKRATİK UYGULAMA”

    İlk olarak konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen, “Gidiş amacımız sağduyuya davet, benzer bir provokasyonun yaşanmaması için çağrıda bulunmaktı. Emniyet tarafından çağrımızda bulunan kurum temsilcileri dün gece 3 dolaylarında tek tek aranarak Urfa’ya gidişimize izin verilmeyeceği iletildi. Biz yine de belirlediğimiz saatte burada toplandık. Emniyetle yaptığımız görüşmede kesinlikle gidişimize izin verilmeyeceği, gidersek  müdahalede bulunulacağı aktarıldı. Diyarbakır’daki tüm kurumlarımızın seyahat özgürlüğü engellendi. Antidemokratik bir uygulama yapılmaktadır. Türkiye demokrasisi için büyük bir kayba neden olan bir uygulama ile karşı karşıyayız” dedi.

    “ENGELLEME KUŞKULARA NEDEN OLDU”

    Özmen’in ardından konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Suruç’ta yaşanan olayın bölgenin ve ülkenin tamamını kapsayacak siyasi manipülasyonlara yol açacağını kaydetti ve şunları ekledi:

    “Manipülasyonlara yol açacak bu olayın araştırılması, orada yaşananların toplum tarafından doğru görülmesi, iki aile arasında yaşanabilecek yeni çatışmaların engellenmesi, siyaset içerisinde olabilecek provokasyonları engelleme anlamında bu ziyareti gerçekleştirmek istedik.  Umarız olmaz ama bu girişimlerin süreç içerisinde provokasyonları engellendiğinin tanıklarıyız. Maalesef bugün bu gücümüzle alıkonduk. Tabi bu ister istemez bizde bazı kuşkuların oluşmasına neden oldu. Bu umarım seçim sonuçlarına, bölgede başka can kayıplarına neden olmaz. Can güvenliği içerisinde insanların kullandıkları oyların yansıdığı bir seçim süreci yaşamak istiyoruz ama bu konuda kaygılarımızın da olduğunu ifade etmek isterim.” (Diyarbakır/EVRENSEL)