Etiket: engelli

  • 75 yaşındaki Süleyman Sabri Mavi, yüzde 96 engelli ancak halen cezaevinde!-VİDEO

    75 yaşındaki Süleyman Sabri Mavi, yüzde 96 engelli ancak halen cezaevinde!-VİDEO

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta mahpuslar için birkez daha eylem yaptı. F Oturması 662. hafta basın açıklamasında mahpus 75 yaşındaki Süleyman Sabri Mavi’nin durumuna dikkat çekilerek “Ağır hasta mahpus Süleyman Sabri Mavi ve bütün ağır hasta mahpuslarının serbest bırakılarak, sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F Oturması eylemi 662. haftasında devam etti.

    İHD İstanbul Şube binası önünde biraraya gelen yurttaşlar, hasta mahpusların fotoğraflarını taşıyarak “Hasta mahpuslar, serbest bırakılsın. Tedavi haktır engellenemez” sloganlarını attı.

    “HAPİSHANELER ÖLÜM EVLERİNE DÖNÜŞTÜ”

    662. hafta basın açıklamasını İHD üyesi Mukaddes Şamiloğlu okudu. Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerindeki artışa sikkat çeken Şamiloğlu, özellikle tedavi ve sağlığa erişimde yaşanan sorunların can almaya devam ettiğini söyledi. Mukaddes Şamiloğlu, hapishaneler için “ölüm evi” denildiğini belirterek “Ağır hastalıklarına rağmen, ancak ölümüne günler kala serbest bırakılan ve tahliye edildikten sadece günler sonra hayatını kaybeden mahpuslar ise bu acı gerçeğin başka bir yüzünü oluşturmaktadır. Bilindiği üzere, uzun yıllar boyunca hapiste kalanların neredeyse tamamının, tedavi ve sağlık hakkına erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle ilerleyen birçok hastalığı var. Ancak bırakalım tedavi maksadı ile serbest bırakılmayı, birçoğu cezasını tamamladığı halde serbest bırakılmamakta, yaşamlarına açıkça kastedilmektedir” şeklinde konuştu.

    Mukaddes Şamiloğlu, Van F Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan yüzde 96 engelli 75 yaşındaki ağır hasta mahpus Süleyman Sabri Mavi’nin durumuna dair şu bilgileri paylaştı:

    “Süleyman Sabri Mavi; tutuklanması sırasında akut kanamalı duodenal ülser, biremi, kronik hepatit c, diyabet ve kalp hastası olup, yaşa bağlı unutkanlık sorunları yaşarken,  tutuklama amacıyla gözaltına alındığı sırada kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılmış, infaz ertelemesi başvurusu sonrası gönderildiği hastanede ayrıca, prostat, hipertansiyon, görme kaybı, kalp hastalığı, kronik akciğer hastalığı ve bağlı nefes darlığı ile yürümede zorlanma sorunları yaşadığı tespit edilmiştir.

    Avukatı Medya Çallı’nın komisyonumuza verdiği bilgiye göre; Tutuksuz yargılandığı davada, hakkında verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası Yargıtay tarafından onandığı için evinden gözaltına alınan ve bu sırada kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılan 75 yaşındaki Mavi, 12 Ağustos’tan bu yana Van F Tipi Hapishanesi’nde tutuluyor. Sağlık durumu hapiste kalmasına uygun olmadığı için infaz erteleme başvurusu yapıldı. İnfaz erteleme başvurusu üzerine 8 Ekim 2024 tarihinde götürüldüğü Van Bölge Araştırma Hastanesi, Mavi’nin prostat, nefes darlığı, görme kaybı, kalp hastalığı, yürümede zorlanma, hipertansiyon, kronik akciğer hastalığı olduğunu tespit etti ve raporladı. Mavi, ardından rapor için Adli Tıp Kurumu’na götürüldü, ancak bir ayı aşkın bir zamandır raporu çıkmadı.

    Oğlu ise; babasının, yüzde 96 engelli olduğunu, tutuklanmadan önce düzenli tedavi ve bakımla yaşamını sürdürebildiğini, tek başına ve hapishane koşullarda yaşamını sürdürmesinin mümkün olmadığını belirtiyor ve babasının infaz ertelemesi talebinin kabul edilerek, bir an evvel serbest bırakılması için destek istiyor.

    Ağır hasta mahpus Süleyman Sabri Mavi ve hasta mahpusların serbest bırakılarak, sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz. Süleyman Sabri Mavi serbest bırakılsın! Hasta mahpuslar serbest bırakılsın! Tedavi haktır engellenemez!”

    Basın açıklamasının ardından hak savunucuları Hatice Onaran ve Nimet Tanrıkulu’nun tutuklanma kararı protesto edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Tokatlı yurttaştan engelli eşi ve çocuğunun yaşayabileceği bir ev için yetkililere çağrı-VİDEO

    Tokatlı yurttaştan engelli eşi ve çocuğunun yaşayabileceği bir ev için yetkililere çağrı-VİDEO

    PİRHA- 40 yıldır yaşadığı İstanbul’dan yazları Tokat Almus’a bağlı Durudere köyüne gelen Rıza Öztürk, beyin kanamsı nedeniyle engelli olan eşi ve çocuğuyla yaşayabileceği bir evin inşası için yetkililere çağrıda bulundu. Emekli maaşı ile geçinemediklerini kaydeden Öztürk, sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. 

     

    Rıza Öztürk adlı yurttaş, İstanbul’da yaşarken 6 yıl önce düşme sonucu beyin kanaması geçirerek yatağa bağımlı yaşayan eşi Birtane Öztürk ve engeli çocuğu Onur Öztürk’ü alarak Tokat’ın Durudere köyüne gitti. Yaz aylarını burada geçiren Rıza Öztürk, aldığı emekli maaşı ile geçimlerini sağlamadıklarını söyledi.

    İstanbul’dan gelerek bir umutla rahat yaşayabilecekleri hayalini kuran Öztürk, bir evlerinin olmaması nedeniyle zorluk yaşadıklarını anlattı.

    “EMEKLİ MAAŞI İLE GEÇİNEMİYORLAR”

    Yatağa bağımlı yaşayan Birtane Öztürk’ün kardeşi olan Engin Öztürk, “Her şey çok güzelken ablam bundan 6 yıl önce beyin kanaması geçirdi, daha sonra felç durumu yaşadı. İlk 2 yıl yatağı bağımlı kaldı, yerinden kalkamadı ve sessiz bir hayat yaşadı. Şimdi yardımla ayağa kalkıp ihtiyaçlarını görebiliyor. Yeğenim de küçük yaşta havale geçirmekten dolayı engelli kaldı. Eniştemin emekli maaşı var ama tabii ki 10 bin lira ile şehir merkezinde yaşamak zor” diye konuştu.

    “KOMŞUNUN EVİNE GİTME ŞANSI DAHİ YOK”

    Engin Öztürk, eniştesi ve ablasının daha rahat yaşayabileceklerini düşündükleri için köye yerleşmek istediklerini ama bunun imkanlarının olmadığını ifade ederek, “Eniştemin hiçbir sosyal faaliyeti yok. Bir komşunun evine bile gitme şansı yok. Çünkü ablam bu haliyle her daim bir insana ihtiyacı var. Ailede 2 engelli olunca eniştem de artık bağımlı hale geldi. Eniştemin kapıdan dışarı çıkma şansı yok. O yüzden o da iyi değil” dedi.

    “DEVLETTEN EV KONUSUNDA YARIMCI OLMASINI BEKLİYORUM”

    Ailenin engelli olan oğlu Onur Öztürk ise konuşmasında, “İnternet istiyorum, burada telefon çekmiyor. Çekmesi için yüksek tepelere gidiyorum çok korkuyorum” diyerek sorunun çözümüne çağrı yaptı.

    25 yıl boyunca İstanbul’da simit satarak geçimini sağlayan baba Rıza Öztürk ise, “İstanbul’da iken çocuğuma engelli maaşı alamadım. Sonra Tokat’ın Almus İlçesi Durudere köyüne geldim ve burada yaptığım başvuruda çocuğuma engelli maaşı bağlandı. Şu anda çocuğum engelli maaşı olarak 2.700- 3.000 lira civarında bir para alıyor, ama yetmiyor. Köyde ev yapmak zorundayım. Devlet bana müsaade ve yardım ederse bir ev yapıp burada kalmak istiyoruz. Devletin sadece ev konusunda değil, her konuda yardımcı olmasını istiyorum” çağrısında bulundu.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • DEM Parti: Devlet tüm engellilere en az asgari ücretin altında bir gelir desteği sunmalı

    DEM Parti: Devlet tüm engellilere en az asgari ücretin altında bir gelir desteği sunmalı

    PİRHA- DEM Parti, engellilerin istihdam ve temel yurttaşlık geliri haklarına dair kanunlarda değişiklik yapılması için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. Teklifte, “Engelliler de tüm yurttaşlar gibi bir gelire sahip olmalıdır. Devlet iş ve gelir sağlayamadığı tüm engellilere en az asgari ücretin altında bir gelir desteği sunmalıdır” denildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, engellilerin istihdam ve temel yurttaşlık geliri haklarına ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması amacıyla Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi verdi.

    Türkiye’nin, 2009 yılında imzaladığı Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Hakları Sözleşmesi’nin ve 2005 yılında yasalaşan Engelliler Hakkında Kanun’un gerekliliklerini yaygın ve sistematik bir şekilde yerine getiremediği kaydedilen teklifte, resmi verilerle nüfusun yüzde 12’sini oluşturan engellilerin temel hak ve özgürlüklerinin tanınması ve uygulanması, engellilerin yoksulluk ve ekonomik kriz karşısında korunması için acil alınması gereken tedbirlerin de henüz uygulanmadığı belirtildi.

    MİLYONLARCA ENGELLİNİN BÜTÇEDEN ALDIĞI PAY YÜZDE 2’NİN ALTINDA

    Sayısı 10 milyon üzerinde olan engellilerin ekonomik sorunlarının çözüme kavuşturulması gerektiği aktarılan teklifte, her yıl en az 30 bin engellinin ataması gerektiği belirtildi ve “Milyonlarca engellinin bütçeden aldığı pay yüzde 2’nin altındadır. Bu bütçe arttırılmalı ve eğitim-sağlık-sosyal hizmetler alanında insan onuruna yakışır yaşam koşulları ile engelli ödenekleri ödenmelidir. Şu anda yapılan ödemeler yoksulluk sınırının yüzde 10’u düzeyinin de altındadır” ifadelerine yer verildi.

    Teklifte, nöro-çeşitli birey, SMA, Serepral Palsi, SSPE ve Down Sendromu ve Alzheimer olan kişi ve ailelere dönük gerekli sosyo-psikolojik ve ekonomik destek amacıyla “erdemli bir kamu hizmeti” sunulması gerektiği belirtildi.

    TEKLİF İÇERİĞİNDE NELER VAR?

    Teklif içeriğinde yer alan maddeler ise şu şekilde:

    “*Engelliler de tüm yurttaşlar gibi bir gelire sahip olmalıdır. Devlet iş ve gelir sağlayamadığı tüm engellilere en az asgari ücretin altında bir gelir desteği sunmalıdır.

    *Kamu işyerlerinde engelli istihdam kotası daha yüksek ve somut uygulamalarla desteklenmelidir. Engelli kamu görevlisi sayısının belirli bir dönem içerisinde engelli nüfus oranına yaklaştırılması gereklidir.

    * Kamu kurumlarında istihdam edilen engellilerin yüzde 90’a yakını yardımcı hizmetler sınıfında istihdam edilerek kamuda en düşük maaşları alma durumunda bırakılmaktadır. Hem maaş hem de kariyer, hizmet içi eğitim ve diğer temel çalışma hakları açısından ayrımcılığa maruz kalan engelli kamu emekçilerinin mali özlük haklarının Genel İdari Hizmetler (GİH) sınıfına uygun şekilde düzenlenmesi bu eşitsiz uygulamayı kısmen telafi edecektir.

    * Belli bir engel oranının üzerinde olan ve kendi özbakımını yapamayan bireylerin özbakımını üstlenen kadınların “Evde Bakım Aylığı” adı altında aldığı ödenek 2024 yılı için asgari ücretin yarısının bile altında kalmıştır. Bu düzenleme ile yıllarca büyük bir emek veren kadınların ve özellikle annelerin emeklilik hakkının tanınması amaçlanmıştır. 15 yıl bu kapsamda hizmet sunanların emeklilik yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanması düzenlenmiştir.

    *E-KPSS kapsamında atama bekleyen engelli yurttaş sayısı yüz elli bin kişiye yaklaşmıştır. Bu sayının yıllar içerisinde artacağı üniversite öğrencisi olan engelli sayısından da anlaşılmalı ve gerekli bütçe ve atama süreçleri planlanmalıdır. Bu kapsamda 2025 yılı bütçesiyle başlayarak her yıl en az 30.000 engelli kamu emekçisinin istihdamı için bu düzenleme yapılmalıdır.”

  • 99 isimden, yüzde 99 engelli belgesel yönetmeni Çayan Demirel için çağrı

    99 isimden, yüzde 99 engelli belgesel yönetmeni Çayan Demirel için çağrı

    PİRHA-Yüzde 99 engelli belgesel yönetmeni Çayan Demirel’e verilen hapis cezasının iptali için 99 isim çağrıda bulundu. Çağrıda, “Yüzde 99 kalıcı engeliyle Çayan Demirel’in cezaevinde yaşamını tek başına sürdürebilmesi mümkün değildir. Sağlık durumu dikkate alınarak Çayan Demirel’in cezasının iptal edilmesi insani bir gerekliliktir” denildi.

    Yüzde 99 engelli belgesel yönetmeni Çayan Demirel hakkında verilen 2 yıl 1 aylık hapis cezasının iptali için 9 kurum ve 99 kişinin imzasıyla çağrı metni yayımlandı.

    “ÇAYAN DEMİREL’İN CEZASININ İPTAL EDİLMESİ İNSANİ BİR GEREKLİLİKTİR”

    Çayan Demirel’in engeli sebebiyle cezaevinde yaşamını sürdürebilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekilen çağrıda, “Çayan Demirel’in cezasının iptal edilmesi insani bir gerekliliktir. Yaşamını sürdürebilmek için profesyonel sağlık yardımı alması gereken Çayan Demirel’in cezaevi şartlarında yaşayamayacağı tıbbi raporlarla kesin bir durumdur. 2013 yılında çektiği belgesel filmin gösterime girdikten iki yıl sonra Batman’da açılan davada sürekli değişen heyetlerle 7 yıl süren yargılama sonucunda, yüzde 99 sürekli engelli olan yönetmen Çayan Demirel’e hükmün geri bırakılmasına olanak tanınmayarak verilen 2 yıl 1 aylık hapis cezası istinaf sürecindedir. Mesleğini yaparken ifade özgürlüğünü kullanan sinemacı Çayan Demirel bu hükümden dolayı hapse girme tehlikesiyle yüz yüzedir. Belgesel gösterime girmeden, montajından hemen sonra sağlığı kalıcı olarak bozulan, olay tarihinde 38 yaşındaki Çayan Demirel, dava açıldığında ifadesi alınacak durumda değildi. Sağlık raporları sunulmasına rağmen, durumu dikkate alınmadan Batman’da dava açılmıştır. Çayan Demirel ağır sağlık sorununa rağmen yine de İstanbul’dan Batman’a giderek iki kez mahkemeye katılmıştır. Mahkeme Çayan’ın hastalığını dikkate almadığı gibi, filmin gösterimi sırasında yoğun bakımda olduğu gerçeğinin de görmek istemedi. Kararda, Batman’daki gösterim nedeniyle “basın yoluyla propaganda” artırımına da gidildi. Bu çerçevede Çayan Demirel’e verilen ceza da yüzde 50 oranında yükseltilmiş olduğundan, tecil yolu da kapatılmıştır. Ancak, iddianamenin fikir ve sanat özgürlüğüne aleni aykırılığı bir yana beyninde oluşan ağır hasar nedeniyle konuşma güçlüğü de çeken yönetmen Çayan Demirel, bu iddianame ile kendisine yöneltilen suçlamalara karşı savunma hakkını dahi kullanamamıştır.

    “KAMUOYUNU DUYARLI OLMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Görme merkezinde oluşan hasardan dolayı gözleri de görmeyen Çayan Demirel’in, birçok fiziki engeli var, ince motor hareketleri zayıf, sadece sağ elini biraz kullanabiliyor, tek başına yemek yiyemiyor, tuvalete gidemiyor, banyo yapamıyor. Bütün bunları aile bireylerinin yardımıyla yapabilmektedir. Ayrıca hastanede tedavisi devam ediyor. Yaşamını sürdürebilmek için profesyonel sağlık yardımı alması gereken Çayan Demirel’in cezaevi şartlarında yaşayamayacağı tıbbi raporlarla kesin bir durumdur. Evrensel insani değerler göz önünde bulundurulduğunda: Yüzde 99 kalıcı engeliyle Çayan Demirel’in cezaevinde yaşamını tek başına sürdürebilmesi mümkün değildir. Sağlık durumu dikkate alınarak Çayan Demirel’in cezasının iptal edilmesi insani bir gerekliliktir. Bütün kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz” denildi.

    99 KİŞİ ÇAĞRI METNİNE İMZA ATTI

    Çağrı metninde imzası bulunanlar ise şu şekilde:

    A.Serdar Koçman, Abdullah Demirbaş, Ahmet Önal, Ahmet Uçar, Akın Atauz, Akın Birdal, Ali Baran Dersim, Ali Ekber Kaypakkaya, Amele Can, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Aris Nalcı, Attila Tuygan, Avrupa Sürgünler Meclisi, Ayşe Hür, Ayşe Yumli, Aziz Tunç, Babür Pınar, Baskın Oran, Berk Özdemir, Berker Özağaç, Canan L. Kaplan, Cengiz Aktar, Ceren Gündoğan, Denis-Dion Dreisbusch Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği, Diyalog Grubu Doğan Bermek, Doğan Özgüden, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, Enver Enli, Erdoğan Kahyaoğlu, Eren Keskin, Ergun Babahan, Ergün Ortak, Ertuğrul Mavioğlu, Esra Koç, Esra Mungan, Ezeli Doğanay, Fatin Kanat, Fatma Töre, Fazıl Ahmet Tamer, Fırat Ateşoğulları, Fikret Başkaya, Füsun Erdoğan, Gençay Gürsoy, Gülizar Kılıç, Gün Zileli, Gürhan Ertür, Hacer Koçak, Hakan Türkmen, Hakkı Özdemir, Halil Savda, Hanife Örs, Hicri İzgören, Hilmi Toy, Hüseyin Alataş, Hüseyin Berkan, Hüseyin Habip Taşkın, Hüseyin Şenol, İbrahim Betil, İnci Tuğsavul, İnsan Hakları ve Dayanışma Derneği, İrfan Aktan, İsmail Aktaş, İsmail Beşikçi, İsmail Cem Özkan, İsmail Çoban, Korkut Akın, Kuvvet Lordoğlu, Leman Stehn, Mahmut Konuk, Mahmut Uzun, Mehmet Yusufoğlu, Meryem Güneş, Mihail Vasiliadis, Mustafa Diyar Demirsoy, Mustafa Erdemli, Mustafa Şener, Nabi Kırman, Nazar Büyüm, Nejla Okyay, Nurten Kırmızıgül, Özgür Başkaya, Özgür Tiyatro, Pervin Erbil, Ragıp Zarakolu, Ramazan Gezgin, Rauf Uluç, Sait Çetinoğlu, Selo Uğurel, Sema Vural, Sibel Özbudun, Şahin Çokbilir, Şanar Yurdatapan, Şevket Karakuş, Şiar Rişvanoğlu, Şükriye Ercan, Temel Demirer, Ümit Kardan, Xeta Sor, Yaşar Othan, Yıldız Aydın, Yılmaz Demir, Yurttaş Girişimi, Zeynep Tozduman.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -Bakur belgeseli davası: Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’e 2’şer yıl hapis cezası
    -Yönetmen Çayan Demirel için kampanya: Hapis cezası iptal edilsin

  • Yazar Derya Avşar: Sistemi eleştirdiğim için yargılandım ve engelli maaşım kesildi-VİDEO

    Yazar Derya Avşar: Sistemi eleştirdiğim için yargılandım ve engelli maaşım kesildi-VİDEO

    PİRHA-Henüz tedavisi olmayan bir kas hastalığı nedeniyle 18 yıldır tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren Yazar Derya Avşar, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Sistemi eleştirdiğim için yargılandım ve engelli maaşım kesildi” dedi. Avşar, engellilerin yaşadığı sorunların başında ulaşımın geldiğini de hatırlattı. 

    1978 yılında Ardahan’da dünyaya gelen Yazar Derya Avşar, ilkokul 2. sınıftayken ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. Ortaokul yıllarında kas hastası olduğunu öğrendi. İlerleyen hastalığı nedeniyle öğrenim hayatı, çarpık mimari yapılardan kaynaklı olarak yarıda kaldı. Hastalığı Avşar‘ı tekerlekli sandalyeye mahkûm etse de bu durum onu yıldırmadı. 2006 yılından itibaren köşe yazarı olarak başladığı yazarlık hayatında Avşar, üretmeye devam etti. Avşar‘ın hali hazırda yayımlanmış yedi kitabı var.

    Sevdam Üşüyor, Düşten Öte, Yalnızlığın Deryası ve Hüznün Yüzü adlı 4 şiir kitabı, Şehriban adlı bir hikâye, Kırlangıç adında bir deneme kitabı olan Avşar‘ın ilk romanı ise ‘Kum Saatinin Gölgesinde.’ Avşar ile yazarlığa başlangıç serüvenini, onu yolundan alıkoyamayan hastalığını, engelli bireylerin sorunlarını ve güncel konuları konuştuk.

    “ÖYKÜ DALINDA UNESCO ÖDÜLÜ ALDIM”

    “18 yıldır tekerlekli sandalyede hayatımı idame ettiriyorum” diyen Avşar, kendisini şöyle anlattı:

    “Kas hastasıyım. Henüz tedavisi mümkün olmayan bir genetik hastalık. Yazarlık yapıyorum. Yayınlanmış 7 tane kitabım var. Hikaye kitabım 12 ayrı yaşanmış öyküden oluşuyor. Romanım 1. Dünya Savaşı’nda bütün ailesini kaybeden küçük bir kızın yaşam öyküsünü ele alıyor. Öykü dalında UNESCO ikincilik ve dördüncülük ödülü aldım. Söz yazarıyım. Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) üyesiyim. Esenyurt Kent Konseyi’nde engelli meclis temsilcisiyim. Yaklaşık 6 aydır burada engellilere yönelik çalışmalar yapıyoruz. Dezavantajlı gruplar açısından bir ilerleme sağlamak amacıyla burada bulunuyorum.”

    “SORUNLARIMIZIN BAŞINDA ULAŞIM GELİYOR”

    Engelli bireylerin karşılaştığı başlıca sorunlara değinen Avşar, şunları söyledi:

    “Öncelikli sorunlarımızın başında ulaşım geliyor. Her yere toplu taşıma araçları gitmediği için belirli yere kadar gidebiliyorsunuz. Çok sosyal olduğum için örneğin imza günüm ya da söyleşim olduğunda toplu taşımayı veya belediyenin tahsis ettiği araçları kullanamıyorsam gidemiyorum. Bu da eğitimde bir gericiliktir aslında.”

    “SİSTEMİ ELEŞTİRDİĞİM İÇİN ENGELLİ MAAŞIM KESİLDİ”

    Avşar yazarlığa başlama sürecini ise şöyle ifade etti:

    “2006 yılında köşe yazarlığı ve makaleler ile yazmaya başladım. Şiire yatkınlığımın olduğunu hissettim ve o dönemde şiir yazmaya başladım. Engelli bireyler için yaşam iki kat daha zor. Ekonomik özgürlüğünü kazanmak bizim için zor. İstihdam konusunda da çok yetersiziz. Özel sektörde uzun süre barındırılamıyorsunuz. Mobbing uygulanıyor size. Kamu kurumlarında da kontenjanın azlığı bir diğer sorun. Yazarlar en fakir insanlar diye düşünüyorum. Yazarlık parayla pulla yapılabilecek bir şey değildir. Aşk ile şevk ile yaptığım bir şeydir. Engelli maaşım vardı. Ama sistemi eleştirdiğim için yargılandım ve engelli maaşım da kesildi.”

    “DİN DAYATILAMAZ, ÇOK YANLIŞ”

    Avşar‘ın ilk romanı olan Kum Saatinin Gölgesinde 1. Dünya Savaşı’nı konu alıyor. Dünya üzerinde devam eden savaşlara ilişkin de konuşan Avşar, çatışmaların siyasi ve ekonomik nedenli yaşandığını belirtti. Son olarak 4-6 yaş grubundaki çocuklar için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararını da değerlendiren Avşar, “Çok üzücü ve travmatik. Din zaten dayatılamaz. Çok yanlış. Bütün bu sorunların kaynağını eğitimsizlik olarak görüyorum. Okuyalım, sorgulayalım. Kendimizi geliştirelim” diye konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı ve tedavileri acil bir şekilde yapılmalı’

    ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı ve tedavileri acil bir şekilde yapılmalı’

    PİRHA- Ankara, İstanbul ve İzmir’de hasta tutukluların serbest bırakılması ve tedavilerin acil bir şekilde yapılması çağrısı yapıldı.

    Ankara İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) bir araya gelen Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, ağır hasta tutuklu olan ve 12 kez ameliyat olan Adem Amaç için infaz ertelenmesi talebinde bulundu. İHD Genel Merkez yöneticisi Nuray Çevirmen, Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ağır hasta tutuklulardan Adem Amaç’ın sağlık durumuna dikkat çekerek, Amaç’ın ameliyat olması gerektiğini ancak birçok defa hastaneye götürülmesine rağmen ameliyat ettirilmediğini söyledi.

    “AMELİYAT EDİLEREK İNFAZI ERTELENMELİ”

    Çevirmen, Amaç’ın kalan ameliyatlarının dışarda ailesinin yanında yapılması için infaz ertelemesi taleplerinde bulunmasına rağmen haklı talebine karşılık olumlu bir sonuç almadıklarını ifade ederek, “Yapılması gereken ameliyatları geciktirilmeden yapılmalı ve ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılması amacıyla infazının ertelenmesi amacıyla gerekli çalışmalar yapılmalıdır” dedi.

    “ÖLÜME SÜRÜKLENİYOR”

    İHD İstanbul Şubesi de, ağır hasta tutuklu Atilla Coşkun’un felç geçirme ya da ölüm riskinin olduğunu belirterek, tahliye çağrısı yaptı. Mehmet Acettin tarafından yapılan açıklamada, Coşkun’un beyninde tümör olduğu, görme yetisini kaybettiğini ve yüzde 90 ağır hasta olduğu bilgisini aktararak, “Coşkun tedavisinin yapılmamasının yanında, infaz yasasının süresi dolmasına rağmen 6 yıldır ‘iyi halli olmadığı’ gerekçesiyle tahliye edilmiyor ve ölüme sürükleniyor” diye konuştu.

    Acettin, “Ailesi tarafından verilen bilgiye göre; Beyninde kitle büyüme devam etmekte, yüzde doksan görme yetisini kaybetmiş durumda. Doktorları tarafından verilen bilgiye göre; Yapılacak bir beyin ameliyatı yüzde 90 felç ya da ölüm riski barındırmakta ve ameliyat sonrası iyi bir bakım gerektiğinden hapishane koşullarında ameliyatı yapılamamaktadır” diye belirtti.

    İHD İZMİR: ESER MORSÜMBÜL DERHAL TAHLİYE EDİLMELİ

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Hapishaneler Komisyonu ise, İzmir Şakran Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan hasta tutuklu Eser Morsümbül’ün sağlık durumuna ilişkin Konak Eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. İHD İzmir Yöneticisi Ahmet Çiçek, Morsümbül’ün tutuklanmadan önce böbrek nakli ve gelişim güç kaybı nedeniyle yüzde 70 engelli raporu bulunduğunu vurguladı.

    Morsümbül’ün, böbrek naklinden kaynaklı  sürekli kullanması gereken ilaçları olduğunu kaydeden Çiçek, pandemi sürecinde tedaviye götürülmediği ve kontrolleri yapılmadığı için Morsümbül’ün hastalıklarının derinleştiğini ve yeni hastalıkların oluştuğuna dikkat çekerek, “Cezaevi ortamının hastalıkları daha da derinleştirdiği ve başka hastalıklara neden olduğu, infaz ertelemesi başvurusunun yapıldığı ve engelli raporunun varlığı göz önüne alınarak Eser Morsümbül, ATK’ye götürülüp derhal tahliye edilmelidir” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yüzde 98 engelli yurttaş tutuklandı

    Yüzde 98 engelli yurttaş tutuklandı

    Yüzde 98 engelli Bekir Güven, 22 aylık hapis cezasının onaylanması nedeniyle tutuklandı. Güven’in bakımıyla ilgilenen eşi Rukiye Güven, “Yemeğini bile ben yediriyordum. Şimdi ne durumda bilmiyoruz, endişeliyiz” dedi.

    5 yıl önce “huntington” hastalığı (sinir sisteminin temel elemanı nöronları hedef alan hareket kaybına neden olan hastalık) teşhisi konulan yüzde 98 engelli raporu bulunan Bekir Güven, tutuklandı.

    Hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamayan Güven, 5 yıl önce “örgüt propagandası” iddiasıyla verilen 22 aylık hapis cezasının onaylanması üzerine Eskişehir Cezaevi’ne götürüldü. Geçen zaman içinde ilerleyen hastalığından dolayı Güven, 24 saat bakıma ihtiyaç duyuyor.

    Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Güven’in eşi Rukiye Güven, “Eşim 2015 yılında HDP çalışmalarına katıldı. Eşimin o dönem hastalığı başlamıştı ama durumu kötü değildi. Zaman içerisinde hastalığı ilerledi ve yüzde 98 engelli raporu verdiler. 2015 sonrası 2016 kitlesel tutuklamalar ve soruşturmaların başlamasıyla sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında 2 dava açıldı. ‘örgüt propagandası’ 22 ay, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasından 1 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Her iki karar için istinafa başvurduk. İstinaf, verilen 22 aylık cezayı onayladı diğeri hala bekliyor” bilgilerini verdi.

    TUTUKLULUĞUNA İTİRAZ EDİLECEK

    İstinafın 22 aylık hapis cezasını onaylaması üzerine eşi hakkında arama kararı çıkarıldığını dile getiren Güven, “Teslim olmadı zaten olacak durumu da yok. Tek başına kendisine bakamaz. Ama dün bir çay ocağının önünde otururken polisler alıp cezaevine götürdü. Arkasından cezaevine gittik ama görüştürmediler. Bugün avukatımızla beraber savcılığa başvuracağız. Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi için dilekçe vereceğiz, tutuklanmasına itiraz edeceğiz” dedi.

    “KENDİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR”

    Eşine 24 saat kendisinin baktığını anlatan Güven, “Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Yemeğini bile ben yediriyordum. Banyosundan temizliğine kadar her şeyiyle ben ilgileniyordum. Ama şu anda tek başına mı kalıyor, durumu nasıl bilmiyorum. Çocuklarım ve ben çok endişeliyim. Çünkü bu hastalık stres olması durumunda çok hızlı ilerliyor. Üzgün ve endişeliyiz” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yüzde 80 engelli tutuklu Yıldırım’a beş gündür ilaçları verilmiyor

    Yüzde 80 engelli tutuklu Yıldırım’a beş gündür ilaçları verilmiyor

    PİRHA – Yüzde 80 engelli Haydar Yıldırım, 7 aydır tutuklu. 30 Nisan’da İzmir Karşıyaka İnfaz Hakimliği’ne verdiğini ifade eden, beş gündür ilaçlarının verilmediğini, doktora sevk edilmediğini, telefon, kafes ile havalandırmanın kapatıldığını belirterek, tutuklu olduğu günden beri de iletişim cezası verildiğini belirmiş.  

    4 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’daki evinden gözaltına alınan, yüzde 80 engelli olan Haydar Yıldırım 7 aydır tutuklu.

    HASTA TUTUKLUYA İLETİŞİM CEZASI

    İzmir Şakran Cezaevi’nde bulunan Haydar Yıldırım, 30 Nisan 2018 tarihinde İzmir Karşıyaka İnfaz Hakimliği’ne verdiği ifadede beş gündür ilaçlarının verilmediğini, doktora sevk edilmediğini, telefon, kafes ile havalandırmanın kapatıldığını ve tutuklu olduğu günden bu yana iletişim cezası verildiğini söyledi.

    Eşi Haydar Yıldırım’ın durumundan endişe duyduğunu aktaran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “%80 engelli biri olarak kapalı alanda kalamama durumunda olan birine, iletişim cezası, ilaç vermeme ve telefon, kafes cezası veriliyor. Kendisine ve çevresine zarar verecek duruma gelmiştir. Eşim Haydar Yıldırım’ın sağlık durumu gittikçe kötüleşiyor. Başına geleceklerden endişeliyim. Haydar Yıldırım derhal serbest bırakılsın” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Bir Azmin Kırılgan Hikayesi; Adı Meryem-VİDEO

    Bir Azmin Kırılgan Hikayesi; Adı Meryem-VİDEO

    PİRHA – Bir Azmin Kırılgan Hikayesi Adı Meryem. 12 yaşında başlayan kas hastalığıyla, 37 yaşında eve mahkum olmuş bir kadın Meryem. Onu hayata bağlayan yaşama sevinci, güler yüzlülüğü ve mücadelesi. Meryem kadınların mücadeleci olmasını, kadınların artık dövülmemesini, tacize uğramamasını istiyor ve devletin de bu konudaki yasaları uygulaması için taleplerini yeniliyor. 

    Meryem Nazlı 42 yaşında, Sivas’lı Alevi bir ailenin kızı. Anne ve babasının akraba evliliği yapması sebebiyle önce kardeşi ardından kendisinde başlamış kas hastalığı. 12 yaşında başlayan kas hastalığıyla 37 yaşına kadar mücadele etmiş fakat zaman içinde yürümeyi de kaybedince tamamen eve kapanmış. Ellerini ve kollarını kullanamayan Meryem Nazlı, şöyle anlatıyor mücadelesini:

    “Kas hastalığı ilerleyen bir hastalık, zaman içerisinde yürümemizi kaybettik, el kol da kullanamıyoruz şu an. 37 yaşına kadar kas hastalığıyla mücadele ettim. Çok zordu benim için, tedavisi olmayan bir hastalıktı. Bu mücadelede tek başıma kaldım, yalnızdım maalesef. Ailem pek duyarlı değildi bu konuda. Bilinçli de değillerdi. 37 yaşına kadar kendi çabamla hastalığın önüne geçmeye çalıştım. Kendi kendime bazı yöntemler buldum; ne yapabilirim diye. Çünkü kaslar olmadığı için vücut deforme oluyordu. Kaslar zayıf olduğu için ayak bileklerim falan. Bunların önüne geçtim. Şu anda fiziğimi koruduğumu söylüyor doktorlarım.”

    HER ŞEY BİLGİSAYAR ALMAKLA BAŞLADI 

    Meryem Nazlı’nın hayatını değiştiren o dönem evlerine gelen noter memuru Ömer Sağlam’mış. Ona bilgisayar almasıyla aslında hayatı değişmiş Nazlı’nın. Daha sonra bağlanan engelli maşı, bakım parasıyla da maddi olarak rahatlamış hayatı. Daha sonra akülü arabanın hayatına girmesiyle dışarı çıkmaya başlamış Meryem Nazlı. Daha önceleri ekmeğini bile almazken dışarı çıkıp, ekmeğini alıp, faturalarını ödemeye ve maaşını almaya başlamış.

    “ENGELLİLERE UYGUN EV BULUNMUYOR”

    Meryem Nazlı engellilerin yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor.

    “Kendi adıma konuştuğumda benim evim giriş katı olduğu için uygun ama uygun olmayan evler var, kendi adıma değil diğer engelliler adına konuşmak istiyorum; kendilerine uygun ev bulamıyorlar. Yeni yasaya göre engelli girişi olması gerekiyor binalarda. Müteahhitler görüntü verip ruhsat alıyorlar. Buraları kontrol etseler hiçbir engelli o rampalardan ne inebilir ne çıkabilir. Şimdi o yapılan yerlerde engelliler kullanamıyor. Çocuklar park gibi kayıyorlar. Asansör olmuyor binalarda. Ya da küçük oluyor araba sığmıyor. Sıkıntı çok. Sokaklarda rampalarda, yollarda, binalara giremiyoruz. Alışveriş yapamıyoruz. Alışveriş yerinde yeni gördüm rampa yapmışlar. Onlar da sanırım belediye değil kendileri yapmış sanırım. Kaldırımlarda çok sıkıntı var. Bizim buradan İsmet Paşa’ya giderken yol bozukluğundan geçemiyoruz. Şimdi büyükşehir yeniden yaptı, ama yaparken köşe başlarında engelli geçidi koymamış. Sol tarafta oluyor, sağ tarafta olmuyor. Kaldırıma çıkamayıp caddeden gidiyorum. Şimdi 3 karış kaldırım yüksekliği var. Aslında İstanbul’da genelde öyle, çok merkezi yerlerde kaldırımlar biraz olumlu. Ama bizim buralarda kaldırımlar çok yükseltilmiş. Sadece bizim için değil, yaşlılar zor yürüyor.”

    KADIN OLMAK ZOR…

    Engelli olmanın zor olduğunu söylüyor Meryem Nazlı, ama bunun yanında kadın kimliği daha da zorlaştırıyor diyor.

    “Yolda laf atıyorlar, korkuyoruz peşimize düşecekler, panik oluyoruz. Yeri geliyor, yardım istiyoruz, arabaya binmemiz gerekiyor, bir erkeğin gücüne ihtiyacımız oluyor. Onlar yardım ederken nasıl duyguyla yardım ettiklerini ister istemez korkuyla düşünüyoruz. Sokakta korkuyoruz kadın olmaktan. Tacizleri, dayakları görüyoruz. Kimse engelli olmanı dinlemez ki. Engelli aracından atıp Pazardan aldığı eşyasını kaçırıyorlar. Aldığı engelli maaşını kaçırıyorlar” dedi.

    “KADINLARI KORUYAN YASALARIN ÇIKARILMASI GEREKİYOR”

    Meryem Nazlı taleplerini şöyle sıralıyor:

    “Sadece engelliler değil bir de kadınlarla ilgili çalışmalar olması gerekiyor. Sözde kalıyor. Tabi daha çok taciz olayları beni çok korkutuyor. Bununla ilgili; kadınların korunması gerekiyor. Yasalar, caydırıcı yasalar çıkması lazım. Bunlar nasıl durdurulacak? Sokakta erkekleri gördüğüm zaman aklıma tacizler geliyor, tiksiniyorum, iğreniyorum bazen aklımdan geçiyor bakmak istemiyorum. Hiçbir şey yapmasalar bile gördüğün zaman yetiyor korku. Çocuk hakları arttırılmalı. Engellilerle de ilgili haklar da arttırılmalı. Bu yaşam koşulları, mimari engeller düzeltilmeli. Gerçekten bir engelliye, çocuğa, kadına zarar veren erkeklere gerçekten ağır cezalar verilmeli.

    “ENGELLİ KADIN ARKADAŞLARIM MÜCADELECİ OLSUNLAR” 

    Engelli kadın arkadaşlarıma; mücadeleci olmalarını istiyorum. Kadın olarak kendilerini kısıtlıyorlar. Erkek farklı kadın farklı düşünmeyecek, belki erkeklerden daha üstün başarıya sahiplerdir. Kendilerine güvenmelerini istiyorum. Bu dünyaya erkekler değil kadınlar egemendir. Başarılı ve güçlü olmalarıyla. Ben de buna bir örneğim kadın olarak. Ayrıca kas hastası olarak.

    Devletin alacağı önlemler çok fazla olmalı. Eşlerini tehdit ediyorlar, bu bilindiği halde korumaya almıyorlar. Olduktan sonra içeri alıyorlar, bunun bir anlamı yok öldükten sonra. Kadınlar hala ezilip dövülüyor. Kadın hakları var diyoruz ama hiçbir hak ortada yoktur. Yeterli değil çok düşük. İş hayatında, toplu taşımada sıkıntı yaşıyorlar. Gözümüzle şahit oluyoruz. Tacizlere uğruyorlar. Bunlar çok büyük sıkıntı, önlem alınması gerekiyor.”

    “YAŞAM MÜCADELEMİ KİTAPTA TOPLADIM”

    ‘Bir Azmin Kırılgan Hikayesi Adı Meryem‘ kitabını yazan Meryem Nazlı, bu çalışmayı şöyle anlattı;

    “Kitap düşüncem 2015’te oluştu. Hiç aklımda yoktu. Daha önce böyle bir hevesim de planım da yoktu. Okuyup devlet kadrosunda güvenilir olan bir iş amacımdı. Kendi ayaklarım üstünde durabilmekti. Ama KPSS’den 60 aldığım için kadroya işe almadılar. Ablamın rahatsızlığından dolayı üniversite sınavlarına girememiştim. Bırakmıştım mücadeleyi. Ablam toparlanınca sınav da kaçınca bir şey yapmam gerekiyordu. Ufak tefek başlamıştım, ağırlık verdim. Bu yaşam mücadelemi kitapta topladım.

    MÜCADELE DEVAM…

    Kitabın ismini arkadaşlarıyla bulan Meryem Nazlı, “Hani kırıldım ama yine kalktım, kırıldım, yıkıldım ama yine kalktım mücadeleye devam ettim. Oradan geldi bir azmin kırılgan hikayesi diye, adını da Meryem koyduk” dedi.

    10 Kasım’da matbaadan çıkan ‘Bir Azmin Kırılgan Hikayesi Adı Meryem’  kitabı İstanbul Kitap Fuarında yerini buldu. Öte yandan, imza günleri, okullarda, sanat evlerinde ve daha birçok yerde tanıtımı yapıldı. Bir çok üniversitede ve dernekte de tanıtımı yapılacak.

    Meryem Nazlı, türkü ve deyişlerle büyüdüğünü söylüyor. Nazlı,  konuşmasına şöyle devam ediyor.

    “37 yaşından sonra dışarıdan okumakla kendimi okumuş saymıyorum. O türküleri okumuştum, o kişiliği bana kazandırmışlardı. Türküleri dinlerken bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkması gibi bir şey değildi benim için. Ben o türkülerin her sözünden bir şeyler öğrendim, bir şeyler kattı hayatıma. Tabi ki kültürümüz, özümüz çok önemli. Felsefemiz, yolumuz, inancımız, hoşgörümüz, insana sevgimiz, insanlar kucaklaşmamız, güçsüzlere sahip çıkmamız gerekir.”

    “ALEVİ KURUMLARINDAN DESTEK GÖRMEDİM”

    Nazlı, Alevi kurumlarına eleştiride bulunarak, onlardan bu süreçlerde destek görmediğini söyledi.

    “Bu anlamda kurumlardan bir destek görmedim, çok üzgünüm. Yakınımda olan Alevi kurumlar da var. Daha önceki yaşadığım sıkıntılarda bilgileri olmasına rağmen, kayıplarım, acılarım olmasına rağmen hiçbir zaman ne kapımı açtılar ne hastanede ziyaret ettiler. Bunun dışında kitabım çıktı, sağır sultan duydu ama onlar duymadı. Onlardan daha çok destek almak isterdim ama maalesef alamadım, alamıyorum da.

    Alevi kurumlarının felsefesini biliyoruz, o kurumlardan ricam gerçekten o yola layık olsunlar. O yola layık olarak o kurumları temsil etsinler. Haklı mıyım, haksız mıyım onu da size bırakıyorum. Dünya Aleviliğin düşüncesini bu şekil bilmiş; aydın, demokrat, insancıl, sevecen, dayanışması daha yüksek olan bir toplum diye biliyoruz.”

    “SOKAĞA ÇIKMAYA KORKUYORUZ”

    Meryem Nazlı son olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü değerlendirdi ve önemli mesajlarda bulunarak şunları kaydetti.

    “Her yıl kutlanan bir gün ama her yılda aynı şeyler konuşuluyor. Bundan sonra kadınlar dövülmesin, tacize uğranmasın, öldürülmesin, kız çocukları tacize uğramasın, engelli kadınlar sokağa güvenli çıkabilsin. Biraz da kendilerine güvenmelerini istiyorum. Kendilerini eve kapatmasınlar, çıksınlar. Devletimizden kadın haklarının gerçekten yasaları varsa bu yasaların uygulanmasını istiyorum. Sadece yasada kalmasın. Artık kadınlar korkusuzca sokağa çıksın. Acaba tacize mi uğrayacağım, gelen insan yumruk mu atacak, çantamı mı alacak, eşim mi beni öldürecek, gözüm mü moraracak, nerem kırılacak, sonuçta kadınlar bir insan, onların yaşama hakkı var. Bütün canlıların yaşama hakkı var. Her zaman fiziksel güçlü olan egemen olmuş bu dünyada. Ama öyle değil, farklı yönde egemen olsunlar. Güzellik, paylaşım, eşitlik yönünden egemen olsunlar. Huzur, sevgi, barış yönünden egemen olsunlar diyorum.”

     

  • ‘İşsizlik, engellilerin engelini büyüten bir bariyerdir’

    ‘İşsizlik, engellilerin engelini büyüten bir bariyerdir’

    PİRHA-“İşsizlik, engellilerin engelini büyüten bir bariyerdir” diyen Engelli Hakları Forumu, KHK ile ihraç edilen engelli yurttaşların tekrar işlerine geri alınmasını talep etti. 

    Haberin Videosu

    Engelli Hakları Forumu, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda işlerinden ihraç edilen engelli yurttaşların durumuna dikkat çekmek amacıyla bugün gerçekleştirdiği eylemde Şişli İşitme Engelliler Yönetim Kurulu Başkanı Güler Dağıdır basın konuşmasını yaptı.

    KHK ile işlerinden ihraç edilen engelli yurttaşların işlerine geri dönmelerini ve çalışma şartlarının engellilere uyarlanmasını talep eden Dağıdır, “İşsizlik, engellilerin engelini büyüten bir bariyerdir. Çünkü engelliler için çalışmak, üretime katılmak yaşamda var olma nedenidir” dedi.

    ENGELLİ İŞSİZLİĞİNİN ÖNLENMESİ İSTENDİ

    Engelli ihraçların sorunlarına da değinen Dağıdır şunları belirtti:

    “Engelli ihraçların en temel sorunu olağan koşullarda 15 yılda kazanılmış olan hakları olan emekliliklerini 25 yıl prim şartı koşulması nedeniyle kaybetmiş olmalarıdır. Bu şartlarda kamunun 2017 tercih döneminde alacağı engelli personel sayısını 2545 değil sadece 545 olarak görmek yerinde bir iddiadır.”

    Tüm bu sorunların çözümü için engellilerin mücadeleden başka seçeneğinin olmadığını söyleyen Dağıdır engelli işsizliğin önlenmesini talep etti:  “Yasalarda tanımlanan görevler eksiksiz yerine getirilmeli, kamudaki boş kadrolar derhal doldurulmalı ve özel işyerlerinin denetimi ciddiyetle yürütülmelidir, işlerinden ihraç edilen engelliler işlerine geri döndürülmeli alternatif iş olanakları yaratılmalıdır.”

    Dağıdır son olarak, “ İşyerleri ve çalışma şartları engellilere uygun hale getirilmeli. Mobing ve ayrımcılığı önleyecek çözümler üretilmelidir” dedi. (HABER MERKEZİ)