Etiket: Engin Seyitalidedeoğlu

  • Düzgün Baba’da Xızır Cemi: Birbirimizin Xızır’ı olalım -VİDEO

    Düzgün Baba’da Xızır Cemi: Birbirimizin Xızır’ı olalım -VİDEO

    PİRHA- Düzgün Baba Cemevi’nde açık havada Hızır Cemi yürütüldü. Asimilasyona vurgu yapan Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, “Bugün Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bir asimilasyon genel merkezidir. Bu merkeze bağlı Cemevlerinde hizmet eden imam dedeler yaptıkları cemlerde Alevi hakikatini öldürüyorlar” dedi. Pir Kazım Açıktepe ise, “Birbirimizin Xızır’ı olalım, birbirimizin elinden tutalım” dedi.

    Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği’ne bağlı Düzgün Baba Cemevi’nde, açık havada, iki dilde (Türkçe, Kırmancki) Xızır (Hızır) Cemi yürütüldü.

    Cemevinin bahçesinde yapılan ve yoğun bir katılımın olduğu Xızır Cemini; Kureyşan ocağı pirleri Engin Seyitalidedeoğlu, Hasan Koçer ve Kazım Açıktepe yürüttüler.

    Çerağ uyandırılması, duaların edilmesi ve rızalık alınmasıyla başlayan Xızır Cemi’nde 12 hizmet yerine getirildi. Zakir Hıdır Çelebi’nin deyiş ve nefesleriyle ceme katılanlar semah döndüler. Yapılan Xızır Cemi, kurban ve lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    “BİZİM YOLUMUZDA ASLA KADIN ERKEK AYRIMI YOKTUR”

    Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, yaptığı açılış konuşmasında, “Bizim yolumuzda, inancımızda, kültür ve yaşamımızda asla ve asla kadın erkek ayrımı yoktur. Kadın anadır, yolun sahibidir. Hakikatin kendisidir” dedi ve şunları ekledi:

    “Harde Dewreş’te yani bu topraklarda doğan binlerce yıldır bu toprakların en derinde nüfuz etmiş kök salmış bir inancı, bir itikadı, kültür ve yaşamı yine bu toprakların boğmak istiyorlar. Yok etmek istiyorlar. Düzgün babadan Ana Fatma’ya, Ana Fatma’dan Ana Haskar’a, Kureyş babadan Kalmemo Sur’a, el ele, el hakka diyerek birbirlerine ikrar vermiş Ocakların, Jar u Diyar’ların aşkıyla, çağımızın Yezit’lerine Hınzır Paşalarına karşı Pir Sultanların, Seyit Rızaların, Zarifelerin, ikrar verip, ikrarından dönmeyenlerin anıları önünde dardayız.”

    “NEHAK SİSTEM KENDİ ALEVİSİNİ YARATIYOR”

    Bu diyarları diyarlara niyaz olmuş, hak aşkıyla yol yürüyen hak ve hakikatçi bütün taliplerin, yol evlatları tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kırmızıçiçek, “inancımız, dilimiz, kültürümüz toplumsallığımız, baskı, inkar ve asimilasyon politikalarıyla ortadan kaldırılmak isteniyor. Tarihsel bilincimiz, toplumsal hafızamız, kültürel yaşamımız, el ele, el hakka diyen yolumuz asimilasyon politikaları sonucu her geçen gün kendi hakikatinden uzaklaştırılıyor” diye belirtti.

    Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, şunları kaydetti:

    “Geldiğimiz aşamada nehak sistem kendi cemevini, kendi imam dedesini, kendi Alevisini yaratıyor. Alevilerin yıllardır büyük bir emek ve ağır bedellerle mücadele ederek elde ettiği kazanımlar ortadan kaldırılmak isteniyor. Biz Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri görmezden geliniyor. Ret inkar ve asimilasyon politikası Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında kurumsal bir yapıya dönüştürüldü. Bu kurum Alevilerin toplumsal taleplerini, dedelere maaş bağlama cemevlerine elektrik, su parasını karşılamak gibi adeta bu toplumun aklıyla alay edecek bir noktaya indirgedi.

    “DERSİM SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    Bugün Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında kurulan yapı bir asimilasyon genel merkezidir. Bu genel merkeze bağlı şube kurumunda olan onlarca Cemevi var. Bu Cemevlerinde hizmet eden imam dedeler yaptıkları cemlerde Alevi hakikatini öldürüyorlar.

    Değerli canlar nehak sistem, bu kent özelinde kendisine biat eden, kendi özünden ve hakikatinden kopmuş, Şialaştırılmış bir çizgi dayatıyor. Düzgün Baba’nın mekanında bu gerici anlayışa karşı birlik beraberlik içerisinde bir mesaj vermek gerekiyor. Bu Jar u Diyarlar sahipsiz değildir. Dersim sahipsiz değildir.”

    Kureyşan ocağı pirlerinden Kazım Açıktepe ise, “Birbirimizin Xızır’ı olalım, birbirimizin elinden tutalım. Sevgiyi, şefkati elden bırakmayalım” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Seyitalidedeoğlu: Zorunlu din dersinin kaldırılmasını isterken 4 din dersiyle karşılaştık-VİDEO

    Seyitalidedeoğlu: Zorunlu din dersinin kaldırılmasını isterken 4 din dersiyle karşılaştık-VİDEO

    PİRHA – Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isteyen Kureyşan Ocağı evladı Engin Seyitalidedeoğlu, bu ülkenin sırtında Diyanetin ve zorunlu din derslerinin yük oluğunu belirterek, “Laik ve bilimsel eğitimin her bireyin hakkı olduğunu düşünüyoruz” dedi. 

    Zorunlu din dersleri ile Alevi örgütlerinin yıllarca mücadele ettiklerini belirten Kureyşan Ocağı evladı Engin Seyitalidedeoğlu, geçtiğimiz günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AHİM) Başkanının Türkiye’ye geldiğini hatırlatarak, AHİM’in Alevilikle ilgili almış olduğu kararların uygulanması ya da neden uygulanmadığına dair Alevi örgütlerinin gerekli girişimlerde bulunabileceğini söyledi.

    “ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ZULÜM”

    Yıllarca zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isterken dört tane din dersiyle karşılaştıklarını söyleyen Seyitalidedeoğlu, şöyle devam etti:

    “Zorunlu din dersleri kaldırılsın diye mücadele ettik, dört tane din dersiyle karşımıza çıktılar. Seçmeli din dersi olarak karşımıza çıktılar ve dolayısıyla bu kadar sıkışmış ve kıskaca alınmış bir Alevilik için bunun ya da ötekiler için devlet dini dediğimiz, devlete kul olmamızı gerektiren bir din tarafından bu kadar asimile edilmek, bizim çocuklarımız için de bir zulüm. Kendilerine ait olmayan, hissetmedikleri bir duygu ve hissetmedikleri bir ritüel biçimiyle sürekli zorbalık ve zorluklarla buna tabi tutulmaları zulüm.”

    “ÖĞRETMEN MAAŞI YÜKDEĞİL, DİN DERSİ YÜK”

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un  ‘Milli Eğitimin üzerindeki yük, öğretmen maaşlarıdır’ sözlerini hatırlatan Engin Seyitalidedeoğlu, “Bizler de tam tersine bu ülkenin sırtında dinin yük olduğunu ve zorunlu din derslerinin yük oluğunu laik ve bilimsel eğitimin her bireyin hakkı olduğunu düşünüyoruz ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Peyzaj projesi ile Dersim’deki Alevi izleri silinmek isteniyor’- VİDEO

    ‘Peyzaj projesi ile Dersim’deki Alevi izleri silinmek isteniyor’- VİDEO

    PİRHA – Munzur Gözeleri’nde devam eden peyzaj projesinin Alevilerin kutsallarına ve inancına yönelik saldırı olduğuna dikkat çeken Kureyşan Ocağı evladı Engin Seyitalidedeoğlu, bu projenin Dersim’deki Alevi izlerini silmeye yönelik bir hamle olduğunu söyledi. 

    Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan ve Alevilerin inanç merkezleriden biri olan Munzur Gözeleri’nde peyzaj çalışması tüm hızıyla devam ediyor. Alevi örgütleri, pirleri ve toplumun tepkilerine rağmen çalışması devam eden projeye bir tepki de Kureyşan Ocağı evladı Engin Seyitalidedeoğlu’ndan geldi.

    “BİR İNANCA AİT YERİ YOK EDERSENİZ HAFIZASINI YOK EDERSİNİZ”

    AKP iktidarı ile birlikte doğanın adeta Kerbela yaşadığını kaydeden Seyitalidedeoğlu, doğaya karşı yapılan bu zulmün en yoğun ve en etkin katliamının da Alevilerin kutsallarının olduğu yerlerde yapıldığına dikkat çekti.

    Seyitalidedeoğlu, Munzur Gözeleri’nde Peyzaj projesi adı altında doğanın yok edilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, “Bu projenin Alevilerin inançlarına ve kutsallarına yönelik bir proje olduğunu düşünüyorum. Mekanlar inançların hafızalarıdır ve dolayısıyla o hafızda yüz yıllarca hatırlanırlar. Çünkü insanlar bir birlerinin ardılları olarak oraya giderler ve ibadetlerini, ritüellerini yerine getirirler. Bir inancın mabedini yada ona ait bir yeri yok ederseniz hafızasını yok edersiniz ve dolayısıyla orada o inancın izlerini silersiniz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER ÇOK ŞEY KAYBEDECEK”

    Peyzaj projesinin Dersim’deki Alevi izlerini silmeye yönelik bir hamle olduğunu söyleyen Seyitalidedeoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Özellikle yeni çağda gençlerimizin Aleviliği en yoğun yaşayabildiği merkezlerden birisi Dersim ve Munzur Gözeleri. Yaşlılardan aktarılarak gelen bir yolumuz vardı. Bugün özellikle Avrupa ve batı illerine göçen gençlerimizin yaşlılardan yolu dinleme şansı yok ama Düzgün Baba’ya ve Munzur’a gittiklerinde orada yoğun bir şekilde bu duyguyu yaşayabiliyorlar. Bütünsel olarak Alevi dünyasının oraya gidip, Aleviliği o mistik kokusuyla, o doğasıyla hisseden Alevilerin çok şey kaybedeceğini düşünüyorum.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ BU KONUDA İNİSİYATİF ALMALI”

    Özellikle Alevi örgütlerinin ve doğa örgütlerinin bu konuda insiyatif alıp bunun önüne geçmesi gerektiğini söyleyen Seyitalidedeoğlu, “Bir bütün olarak örgütlerin silkelenip kendilerine gelmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sadece inancımıza ve doğamıza yönelik bir katliam değil, bugün Türkiye’de hayvanların katledilmesi için ihaleler yapılıyor, kadınlar katlediliyor, çocuklar katlediliyor, taciz ve tecavüzler söz konusu. Bir bütün olarak doğanın bir parçası olduğunu söyleyen Alevi örgütlerinin bu konuda sesini yükseltmesi ve diğer muhalif kesimlerle bir araya gelerek bu mücadeleyi vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Engin Seyitalidedeoğlu: İhraçlar Alevi hareketine büyük zarar verir- VİDEO

    Engin Seyitalidedeoğlu: İhraçlar Alevi hareketine büyük zarar verir- VİDEO

    PİRHA- Bazı Alevi kurumlarında dedelerin ve üyelerin ihraç edilmelerini değerlendiren Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Seyitalidedeoğlu, ihraçları Alevi hareketi içindeki yöneticilerin eksen kayması yaşadıklarını göstergesi olarak değerlendirdi. Seyitalidedeoğlu, ABF İnanç Kurulu’na da çağrıda bulunarak, ihraç edilenlerin Alevi hukukuna göre dara durmaları gerektiğine dikkat çekti. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Şubesi’nde faaliyet yürüten dedeler Efe Engin ve Kazım Açıktepe bir süre önce dernekten ihraç edilmişti. Alevi kurumlarında yaşanan ihraçlardan sonra birçok dede, pir ve yazar  “Dar mı iktidar mı?” başlıklı bir açıklama yayınladı. Yayınlanan açıklamada, “Alevi kurumlarında yaşanan tasfiyelerin son bulması  ve sadece dernekler yasası değil Alevi hukukunun da işletilmesini istiyoruz” çağrısı yapıldı.

    “İHRAÇLAR, ALEVİ YÖNETİCİLERİN EKSEN KAYASI YAŞADIĞININ GÖSTERGESİDİR”

    Bu yazılı açıklamanın imzacısı olan Kureyşan Ocağı dedesi ve daha önce çeşitli gerekçeyle AKD’den ihraç edilen Engin Seyitalidedeoğlu ihraçları değerlendirdi.

    Alevi kurumlarındaki üye ve dedelerin ihraç edilmesini Alevilerin, Alevi örgütleri içindeki yöneticilerin eksen kayması yaşadığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Seyitalidedeoğlu, zamanında devletin Alevi olarak örgütlenmelerine izin vermediğini o sebeple dernekler üzerinden örgütlendiklerini hatırlatarak, “İster istemez derneklerin kanununda devletin müsaade ettiği şekilde devletin kanunlarıyla yazdık” dedi.

    Alevi inancının kendi kuralları olduğunun altını çizen Seyitalidedeoğlu, zamanla iktidar kavgası içinde olanların inancın kurallarını bir kenara bırakarak dernekler yasası tüzüğünün gerektirdiği kurallara sarılarak kendi iktidarlarını korumayı hedeflediklerini belirtti.

    “GÜVEN TEMELLİ SORUNLAR OLUŞTU”

    Seyitalidedeoğlu, bu sorunun yeni olmadığının ve uzun yıllara dayandığının altını çizdi. Alevi kurumları içindeki ihraçların örtülerle toplum arasındaki bağın kopmasına sebep olabileceği konusunda uyarıda bulunan Engin Seyitalidedeoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yani bunu bir bütün olarak düşünürsek yüz yıllardan bu yana Alevi hukuku belidir. Bu inancın içinde yaşayan bütün canlıların hepsi bilirler. Çıkarmak, dışlamak, dışına atmamak diye bir temel olmamakla beraber ama tüzük gereği diyerek dedeler, talipler  Alevi yol, edep erkanına göre bir gerekçesi olmamasına rağmen ve iktidarlarını korumak için insanları ihraç ediyorlar.

    Bu hem örgütlülük açısından hemde toplum açısından ciddi çatışmaların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Aynı zamanda toplumla örgütler arasındaki bağın kopmasına sebebiyet verebilir. Çünkü 30 yıllık süreç içerisinde bu ve benzeri hata yaşandı ve bugün hepimiz şunun farkındayız; toplum, tavan ve cemevi örgütleri arasında ciddi güven temelli sorunların oluştuğunun farkındayız.”

    “İHRAÇLARIN TARTIŞILMASI ÖNEMLİDİR”

    Daha önce AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in Süleyman Soylu ile olan görüşmesini Facebook sayfamda paylaştığı için ihraç edildiğini hatırlatan Engin Seyitalidedeoğlu, Mersin’de Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin ihraç edilmesiyle ihraçların tekrar gündeme geldiğini, Alevi hareketine zarar verebilecek boyuta geldiği için de bu konunun tartışmaya açılmasının önemine vurgu yaptı.

    “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİL ÜSTÜNLERİN HUKUKU İŞLETİLİYOR”

    Seyitalidedeoğlu, Alevi hukukunun önemine vurgu yaparak konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Bu ihraçlarında sadece bize zarar verdiği gibi aynı zamanda Alevilerin devletin müsaade ettiği dernekleşme devletin müsaade ettiği kurallar çerçeveinde değil bir yönüyle değil Alevilerin kendi hukukuna ve kendi edep erkanı dar hukukuna dönmelerinde faydalı olabileceğini düşünüyorum.

    Tek başına şuanda iktidar olan arkadaşlarımızın suçu dersek acımasızlık yapmış oluruz. Bizler bir bütün olarak buna sürüklendik. O derneklerin kurulma aşamasından bu yana hatalar sirsilesiyle o bir zincirleme olarak devam etti ve son geldiğimiz durumda da bu karşımıza çıktı. Hoşumuza gitti galiba. O demokrasi anlayışı Türkiye’de biliyorsunuz şuanda iktidar olan çevrenin de böyle bir mantığı vardı. Demokrasiyi bir araç olarak görmek ve gerektiği zaman demokrasi treninden inmek onu bir amaç olarak görmemek. Ve burada bizim de anlayışımız şu; bazen kılıç bazen kalkan işimize geldiği gibi kullanmaya başladık.

    O kuralları Alevi yol, edep kurallarını işletebilmek içinde bir  bütünsel olarak Alevilerin tamamen gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Yani dara çıkmak, kişinin talebine saygı duymak lazım. Bizler dede olarak dara durmak istiyoruz ve bizim darımızı görebilecek bizim mürşidimiz konumundaki dedelerimizin bizi dara çekmesini ve bizi sorgulamasını bizler talep ediyoruz. Ama bir bütün olarak düşündüğümüz zamanda Alevilikte darın manasının çok ağır olduğunu bütün yaşayanlar bilirler. Öyle zan ediyorum ki Alevi kurallarını uygulamayanlar o kuralların ağırlığından ve mevcut şuanda yaşadıkları hayatın oraya onlar açısından dönmenin çok zor olduğunu düşündükleri için kolayı seçtiklerini düşünüyorum.

    Her Alevinin dara durmayı bir onur olarak görmesi lazım. Çünkü orası halk huzurunda hakkın huzurunda bir arınma mertebesidir. Ve ölmezden önce ölmeyi yeğleyen Aleviler açısından dar olmazsa olmazdır. Ama maalesef unutulduğu için uzunca yıllardan beri bu dernekçilik oyunuyla çok haşır neşir olup hoşumuza gittiği için Alevi darını seçmektense iktidarlarını korumak için mevcut hukukun kurallarıyla hatta bunları da mevcut iktidarın tavrından etkilenmiş olacaklar ki hukukun üstünlüğünden daha ziyade üstünlerin hukukunu işleterek oradaki güçlerini korumak ve aynı zamanda bu güçlerini güvenerek insanları dışlayabiliyorlar.”

    “Bizlerde yol cümleden uludur.  Hata yapan herkes o hatasının bedelini ödemelidir.  Bu hatanın bedelini ödemek derken dile getirmek gerekiyorsa ve dile getireceğiz ve dolayısıyla bugün Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu da Alevi Bektaşi Federasyonunun bir yansımasıdır. Dolayısyla bu işleyişin nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz” diyen Kureyşan Ocağı dedesi Engin Seyitalioğlu, “Nihayetinde başkanlar eksenli yürüyen, başkanların istediği dedelerin çağırıldığı, başkanların istediği yönetim kurullarının oluştuğu, dedeler açısından da  bu böyle. Dolayısıyla bir bütün olarak yürümüyorsa dedeler kurulunun doğru yürüdüğünü işte oranın doğru yürümediğini söylememiz imkansız” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİ DEDELERİNİN SAVUNACAĞI ALEVİ YOL EDEP ERKANIDIR”

    İhraçların Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanlığı yapan Hasan Klavuz’un şubesinde yaşandığına dikkat çeken Engin Seyitalidedeoğlu, inanç kurulunun görevini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizerek şu çözüm önerilerinde bulundu;

    “Bu ciddi bir tartışma yani bugün dedeler bin yıllardan getirdikleri bir hukuku bir kenara koyup da dernekler masası tüzük derlerse bu ciddi açıdan yolun tartışılacağı değil o dedelerin tartışılcağı bir ortama doğru sürükler. Talihsiz bir açıklama daha gördüm; ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelül aynı zamanda Kureyşanlı bir dede  önceki dönem inanç kurulu başkanlığı yaptı. Ama deyip tüzüğü tarif edebiliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Yani bugün hukukçular hukuku savunabilirler çok mantıklıdır çünkü onların alanı odur. Ama Alevi dedelerinin savunacağı Alevi, yol edep erkanıdır. Dolayısıyla darı savunmak zorundadırlar çünkü Alevilikte iktidar yoktur. İktidar için insanı dışlamak yoktur. Bütün bu olanların içinde asıl tartışılacak olan alan ABF Pirler kuruludur. Çünkü bütün sorumluluk onlardadır ve onların sorumluluğunu yerine getirmemesinden dolayı bu işler bu hale gelmemektedir. Şöyle düşünüyorum, oradaki insanlar bencilliğe düşmüşlerdir, kendi bencilliklerine düşüpte kendi çıkarlarını ve iktidarlarını düşündükleri için gözlerin önünde olan kıyıma hatta ortak olarak iktidarlarını korumak için mevcut bahsettiğimiz dernekler hukukunu kullanarak bu işi beraber yapmışlardır diye düşünüyorum.

    “ALEVİ HUKUKU GEREĞİ DAR KURULMALI”

    Hiçbir şekilde hiç kimse suçunu gizleyerek bir sorunu çözüm noktasına götürme şansı yok. Dolayısıyla bu bugün ki idarede olan yada bugünkü hizmet eden canlarımızın sorunu değil bir bütün olarak geçmişten günümüze gelen bir sorun. Ve ABF İnanç Kurulu sadece bizim bir suçumuz yok, bir tüzük var bu tüzüğün gereği yapıldı demekten ziyade bugün bir dede olarak onlara çağrım şu;  Siz gereğini yapın dernekler ister dinlesin ister dinlemesinler. En azından toplum vicdanında bir kaşılığı olsun bunun. Sizler hata işlediği söylenen canlarımızı dara çekin, onların davalarını görün, karşı tarafta kendilerinden davacı olan canlarımızı da buyursunlar suçlarını olduğunu ifade etsinler ve bir suçları varsa siz mahkum edin biz hepimiz vicdanen kabul edelim Pirler Kurulu mahkum etti yada düşkün ilan etti suçları vardı yada suçları yoksa enzından buradan iktidarlarını korumaya çalışan dostlarımız varsın iktidarlarını korusun ama en azından bu arkadaşlarına iade itibarlarını geri verin bir suçlarını olmadığı toplum ilan edin. O dostlarımızda gönül rahatlığıyla hizmetlerine devam etsin.

    “BAŞKAN NE DERSE ONU YAPAN DEDENİN YOLDA YERİ YOKTUR”

    Aksi halde artık yolun dedesi yolun piri yoktur. Artık derneklerin dedesi, başkanların dedesi vardır. Başkan ne derse dede onu yapar, başkan ne derse onu yapan dedenin yolda yeri yoktur. Dede, pir yolun dedesi ve yolun piridir ve yolun kanunu, kuralı neyse onu işlemek zorundadır. Kendi çıkarları, yerini, iktidarını, makamını korumak için eğer farklı hareketler içerisinde bulunuyorsa ona da dede dememek gerekiyor.

    ABF İnanç Kurulu’nun aynı zamanda kendisini de temize çekmesinin bir vesilesi olacaktır. Bu dava Hasan Kılavuz nezdinde oradaki yönetimde bulunan dedelerinin de kendilerini temize çekme fırsatı olacaktır. Aksi halde burada bir kastin olduğunu düşüneceğiz,bizler burada Alevi hareketi içinde koltuklarını ve iktidarlarını korumaya çalışan canlara dedelerin hizmet ettiğini yola hizmet etmediğini düşüneceğiz. Bu Alevi yoluna zarar verecektir.”

    PİRHA/İZMİR