Etiket: enkaz

  • Küçükçekmece’de bina çöktü: 7 kişi kurtarıldı, 2 kişi enkaz altında

    Küçükçekmece’de bina çöktü: 7 kişi kurtarıldı, 2 kişi enkaz altında

    PİRHA – Küçükçekmece’de çöken binada 2’si ağır 7 kişi kurtarılırken, 2 kişiyi arama kurtarma çalışmaları sürüyor. 

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Kartaltepe mahallesinin Belediye Caddesi üzerinde bulunan dört katlı bir bina, sabah saat 08.45 sıralarında bilinmeyen bir sebeple çöktü. Olay yerine çok sayıda itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.

    Olay yerine gelen İstanbul Valisi Davut Gül, binada toplam 9 kişinin olduğunu, 2’si ağır 7 kişinin yaralı olarak çıkarıldığını söyledi. Gül, 2 kişi için de arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bilgisini paylaştı.

    Gül, binanın 1988 yılında yapıldığını aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yıkımların sürdüğü Adıyaman’da bazı evler de risk altında-VİDEO

    Yıkımların sürdüğü Adıyaman’da bazı evler de risk altında-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da ağır hasarlı binaların yıkım işlemlerinin yapıldığı yerlerde iş makinalarının çalışmaları diğer binaların yıkılma ihtimalini arttırdığı için yurttaşlar endişeli. Evlerinde sallanmaların olduğunu belirten yurttaşlar, yıkımın uygun şekilde yapılmasını istediler. 

    Maraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde ağır hasar alan Adıyaman’da yıkım ve enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor.

    Adıyaman’da yaşayan yurttaşlar, ağır hasarlı evlerin yıkım çalışmalarının yapıldığı yerlerde diğer binaların sarsılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirttiler. Adıyaman halkı, devam eden yıkım işleri esnasında tedirginlik yaşadıklarını, endişeli olduklarını dile getirerek, risk oluşturmayacak şekildi çalışmaların yapılmasını istedi.

    Depremde hasarlı binaların yıkım işleri sürerken yurttaşlar, yıkım çalışmalarının yapıldığı mahallelerde iş makinalarının diğer az hasarlı binaları risk altında bıraktığını, ev sakinlerinin tepki vermesi üzerine yıkım çalışmalarının durduğunu kaydettiler.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • Hatay halkı kontrolsüz yıkım ve asbeste karşı yürüdü- VİDEO

    Hatay halkı kontrolsüz yıkım ve asbeste karşı yürüdü- VİDEO

    PİRHA- Hatay Ayağa Kalkıyor Platformu, kontrolsüz ve halk sağlığını hiçe sayan yıkımları protesto etmek için yürüyüş yaptı. Yürüyüşte enkazlarda tespit edilen asbest ve çeşitli kimyasal maddelerin tehlikesine dikkat çekildi. Hatay Ayağa Kalkıyor Platformu adına yapan Nilgün Karasu, asbest tehlikesine karşı yetkilileri göreve çağırdı. 

    Merkez üssü Maraş olan 6 Şubat tarihli depremlerden en çok etkilenen iller arasında yer alan Hatay‘da enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor.

    Enkazlarda, başta asbest olmak üzere çeşitli kimyasal maddeler tespit edildi. Hataylılar asbest tehlikesine karşı seslerini duyurmak için yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı.

    Hatay Ayağa Kalkıyor Platformu’nun düzenlediği yürüyüş, Habib-i Neccar Camii önünde başlayarak Meclis Binası önüne kadar sürdü. Yürüyüşte “Deprem değil bu bir katliam”, “ma rıhna nehna hon”, “Gitmiyoruz, buradayız” sloganları atıldı.

    “EKOLOJİK YIKIM ORTAMI YARATILMIŞ DURUMDA”

    Yürüyüşün ardından Meclis Binası önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklama metnini Hatay Ayağa Kalkıyor Platformu adına yapan Nilgün Karasu, enkaz kaldırma çalışmalarının uygun koşullar ve belli bir program oluşturulmadan yapıldığına dikkat çekti.

    Karasu, “Merkezi ve yerel idare, deprem ve ardından ortaya çıkan sorunların çözümünü “hızlı bir şekilde enkaz kaldırma ve yeniden inşa etme” olarak görüyor. Bu anlayışla şehrimiz, hukuksal mevzuat ve afet yönetiminin gerektirdiği koşullar ve program oluşturulmadan, acele ve keyfi bir şekilde inşaat firmalarına teslim edilmiş bulunuyor. Hemen her sokağı, bir yıkım çalışması ya da yıkılmayı bekleyen ağır hasarlı yapılarla dolu Antakya, Samandağ, İskenderun, Arsuz, Kırıkhan, enkaz ve yıkımlardan yükselen toz bulutlarıyla kaplanmış; her tarla, her bahçe, her okul dibi, konut ve çadır alanları, dere yatakları, orman arazileri, zeytinlikler, seralar, tarım arazileri ve su varlıklarına çok yakın bölgeler, moloz döküm alanı haline getirilmiş, çok yoğun bir atık kirlenmesi ve ekolojik yıkım ortamı yaratılmış bulunuyor” dedi.

    “ASBESTLİ MALZEMELER AYRIŞTIRILMADAN BİNALAR YIKILIYOR”

    Yerleşim alanlarında, depremden zarar gören binaların yıkımı asbestli malzemenin sökümü yapılmadan gerçekleştiğini belirten Karasu, “Enkaz kaldırmalarda sulama işlemi yapılmıyor! Moloz ve yıkıntılar kamyonlarla herhangi bir baranda ile kapatılmadan açık şekilde taşınıyor! Yıkıntı atıkları ayrıştırılmadan, asbestli malzemeler gömülmeden depolanıyor! Asbest lifleri, civa, silika gibi tehlikeli birçok kimyasal, rüzgârın da, yağmur ve sellerin yardımıyla çok büyük bir alana kontrolsüzce yayılıyor ve burada yaşayan herkes bu toza maruz kalıyor! Enkaz alanlarında vatandaşları uzak tutacak herhangi bir görevli ya da uyarı levhası dahi bulunmuyor” diye konuştu.

    Karasu, bakanlık yetkililerinin ve Hatay Valiliği’nin 15 Temmuz tarihli “asbestin mevzuat standartlarının altında olduğu” yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını söyleyerek, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin değişik alanlardan alınan 45 enkaz numunesinin 16’sında asbest tespit edildiğini ortaya koyan raporuna işaret etti.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Asbest tehlikesinin büyüklüğüne ve ciddiyetine karşı yetkilileri göreve çağıran Karasu, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini de vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Merkezi ve yerel idareyi tüm bu sorunlara ilişkin, etkin, kalıcı ve bütünsel çözümleri derhal oluşturmaya; yetkili ve sorumlu birimlerin, enkaz kaldırma, yıkım, ayıklama, taşıma, döküm ve depolama işlemlerinde anayasal ve yasal sorumluluklarının gereğini derhal yerine getirmeye, kanun ve yönetmeliklere uygun davranmaya, halkın sağlığını koruyacak önlemleri almaya; çevre koruma, hava, toprak, su kirliliğini önleme planları yapmaya ve etkili uygulamaya çağırıyoruz. Bizler, insan merkezli bir temelde, ekonomik, ticari, mali- finans, sağlık, ulaşım, tarım, çevre, mimari ve hukuksal olarak eksiksiz örgütlenmiş; tarihsel, sosyal, kültürel, demografik boyut ve özellikleri korunmuş olarak şehrimizi, yeniden, birlikte ayağa kaldıracağız.”

    PİRHA/ HATAY

  • Hatay’da enkazların kaldırma insan yaşamını tehdit ediyor-VİDEO

    Hatay’da enkazların kaldırma insan yaşamını tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA- Hatay, yönetmeliklere aykırı bir şekilde yapılan enkaz kaldırma çalışmalarından dolayı toz bulutu içinde kalıyor. Duruma tepki gösteren yurttaşlar, yaşamlarından endişe duyduklarını belirterek, yetkilileri görevlerini yapmaya çağırdı.

    6 Şubat’ta meydana gelen ve onbinlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüzbinlerin yaralanmasına ve evsiz kalmasına yol açan deprem felaketinin üzerinden aylar geçmiş olmasına karşın sorunlar giderilebilmiş değil.

    Depremin ardından enkaz kaldırma tüm uyarılara rağmen kontrölsüzce tarım ve yaşam alanlarına dökülürken, Hatay’ın üzerinde toz bulutları oluşuyor. Yurttaşlar nefes almakta zorlandıklarını belirterek, iş makinalarını durdurmaya çalıştı.

    Yurttaşlar, mahallenin günlerdir toz içinde olduğunu belirterek, susuz bir şekilde iş makinalarının enkazları yönetmeliklere aykırı bir şekilde kaldırdığını söyleyerek tepki gösterdi.

    Kolluk güçlerine şikayette bulunduklarını ancak herhangi bir işlem yapılmadığına dikkat çeken yurttaşlar, enkaz kaldırma işleminin usulüne uygun yapılması için yetkililere çağrıda bulundu.

    PİRHA/HATAY

  • Kenanoğlu: İktidar enkazları kaldırırken de felakete sebep oluyor

    Kenanoğlu: İktidar enkazları kaldırırken de felakete sebep oluyor

    PİRHA – Milletvekili Ali Kenanoğlu, Adıyaman Merkez’de yaşam alanlarına yakın yerde döküm sahasının oluşturulmasını eleştirerek “Deprem esnasında felaket yaşatan iktidar, enkazları kaldırırken de başka bir felakete de sebep oluyor” dedi.

    Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Adıyaman Merkez’deki Karapınar Mezarlığı çevresinin döküm sahası olarak kullanılmasını eleştirdi.
    Döküm sahasının etrafında yaşam alanlarının da olduğuna işaret eden Kenanoğlu, civarda bir okulun olduğunu kaydetti.

    “KİMYASALLAR ETRAFA YAYILIYOR”

    Karapınar Mezarlığı’na bir defin işlemi için geldiğini söyleyen Kenanoğlu, “Mezarlığın hemen yanı başında enkaz döküm sahası var. Depremde yıkılan binaların enkazları buraya dökülüyor. Bu döküm sahası yaşam alanlarının ortasında bulunuyor, hem de mezarlık olduğu için bütün gün insanlarla dolu bir alan burası. Aynı zamanda burası bir de dere yatağı. Molozlar dökülürken olduğu gibi toz duman içerisinde kalıyor etraf. Asbest dediğimiz kimyasal kalıntılar dahil olmak üzere etrafa yayılıyor” dedi.

    “YANLIŞLARIN ÜSTÜNE KATARAK DEVAM EDİYORLAR”

    Moloz dökümü konusunda yanlış yer seçildiğini belirten Kenanoğlu, şöyle devam etti:

    “Bizim itirazımız da tam da buna. Yaşam alanlarının ortasına insanların yoğun olarak geldiği yerlere dökümlerin yapılmasının yanlış olduğunu ifade ediyoruz. Tam da yanlışın ortasındayız. Bütün yanlışlar üstüne katarak devam ediyor. Deprem esnasında felaket yaşatan iktidar enkazları kaldırırken de başka bir felakete de sebep oluyor. Bunu da yerinde görmüş olduk” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Depremzedeler, tepkilerini duvar yazılarıyla anlattı

    Depremzedeler, tepkilerini duvar yazılarıyla anlattı

    PİRHA-6 Şubat’ta yaşanan deprem sonrasında Malatya’da on binlerce bina hasar aldı ve yüzlerce bina depremle birlikte yıkıldı. Enkaz kaldırma çalışmalarının yavaş ilerlemesine Malatyalı vatandaşlar tepkisini duvar yazılarıyla anlattı.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli depremler sonrasında Malatya’da hasar almayan bina yok denilecek kadar az durumda.

    Depremle birlikte yüzlerce bina enkaza dönüştü. Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından enkaz kaldırılma işlemleri devam ederken, enkaz kaldırma işlemlerinin yavaş ilerlediğini söyleyen Malatyalı yurttaşlar, tepkilerini duvarlara yazdıkları yazı ile gösterdi.

    PİRHA/MALATYA

     

  • Avukatlardan depremden etkilenen hayvanlara anlamlı destek!-VİDEO

    Avukatlardan depremden etkilenen hayvanlara anlamlı destek!-VİDEO

    PİRHA- Deprem felaketinden etkilenen sokakta yaşayan ve evcil hayvanlara sahip çıkan Adıyaman Barosu’na bağlı avukatlardan Aysun Avcı, deprem felaketinde sadece insanların değil hayvanların da zarar gördüğünü vurgulayarak, “İnsanlar gibi hayvanlar da doğanın bir parçası ve bizler de hayvanları görmezden gelemezdik. Bizim depomuzu onlara da açtık ve elimizden geldiğince sokak hayvanlarına ve evcil hayvanlara sahip çıkmaya çalıştık” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Alevi kurumları, emek-meslek örgütleri ve dayanışma grupları deprem bölgesinde depremzedelere destek olmaya devam ediyor. Depremden etkilenen hayvanlar da gönüllüler tarafından bakılıyor.

    Adıyaman Barosu Kriz Merkezi de, bu yerlerden biri. Baroya bağlı avukatlar hem sokak hem de sahipsiz kalmış hayvanlara yardım elini uzattı.

    Avukat Aysun Avcı, deprem felaketin yaşandığı yerlerden biri olan Adıyaman’da gönüllü avukatlarla birlikte ilçelerden köylere kadar çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek, hem ayni hem de hukuki yardımları depremin ilk gününden itibaren yurttaşlara ulaştırdıklarını söyledi.

    “İNSANLAR GİBİ HAYVANLAR DA DOĞANIN BİR PARÇASI

    Bunun yanı sıra sokakta kalmış hayvanlara da destek verdiklerini belirten Avukat Aysun Avcı, deprem felaketinde sadece insanların değil hayvanların da zarar gördüğünü vurgulayarak, “İnsanlar gibi hayvanlar da doğanın bir parçası ve bizler de hayvanları görmezden gelemezdik. Depomuzu onlara da açtık. Yaralı ve yavru hayvanları depoda besliyoruz ve veteriner arkadaşların desteğiyle tedavi ettik. Şu anda depomuzda 9 köpeğimiz, 2 kedimiz kaldı. Aynı zamanda gelen yardımlar içinde bulunan bir kamyon mamayı hayvan besleyen yurttaşlara dağıttık” şeklinde ifade etti.

    “HAYVANLARA SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞTIK”

    Deprem öncesi Adıyaman’da bir hayvan barınağının kurulduğunu aktaran Aysun Avcı, “Fakat belediye yetkilileri çok uzun bir süre hayvan barınağınının durumuyla iligili bir açıklamada bulunmadılar. Bizler iletişime geçtik ve barınağın sağlam olduğunu öğrendik. Ancak sokakta ve evde beslenen hayvanlar için bu kadar şanslı değillerdi. Elimizden geldiğince sokak ve evcil hayvanlara sahip çıkmaya çalıştık” dedi.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • Pazarcık’ta enkazlar Aksu Havzası’ndaki akarsu ve tarım alanına dökülüyor-VİDEO

    Pazarcık’ta enkazlar Aksu Havzası’ndaki akarsu ve tarım alanına dökülüyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş Pazarcık’tan kaldırılan enkazlar Aksu Çayı’nın bulunduğu havzaya dökülüyor. Molozların döküldüğü alanda akarsuyun olması büyük tehlikeye yol açtığı ilçede sağlık sorunlarının baş göstermesi gündemde.

    Depremin ardından yıkılan binaların molozları pek çok ilde yaşam alanlarının hemen yanı başlarına, dere yataklarına, tarım arazilerine, su kaynaklarının bulunduğu veya otlak alanların yakınlarına dökülüyor. Binaların içindeki asbest tehlikesinin tüm canlılar üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açacağını söyleyen çevre örgütleri ve halk, “Binaların molozlarını köylerimize, tarım arazilerimize, su kaynaklarımıza dökmekten vazgeçin. Bizi zehirlemeyin” diyor.

    Yıkılan binaların yapımında kullanılan asbest, kurşun gibi tehlikeli maddeler açığa çıkmış durumda. Bunlar, moloz kaldırma çalışmaları sırasında havaya ve yağışlarla da suya karışıyor. Halk sağlığı uzmanları başta olmak üzere bilim insanları, önlem alınmadığı takdirde önümüzdeki günlerde sağlık sorunlarına yol açacağını ifade ediyor.

    Maraş merkezli iki depremde yıkılan binlerce binanın enkazı kontrolsüzce kaldırılırken, 20 bine yakın yapının yıkıldığı açıklandı ve ortaya çıkan devasa moloz yığınları ve çöpün nerelere dökülmesi gerektiği tartışması da başladı.

    ONLARCA KAMYONLA ‘MOLOZ’ TAŞINIYOR

    Pazarcık ilçesinde depremlerde yıkılan bina enkazlarının kaldırılma çalışmaları devam ediyor. İlçe merkezindeki molozlar Aksu havzasındaki araziye dökülüyor. Ayrıştırma yapılmayan molozlar, tarım alanları ve su ihtiyacını karşılaya akarsu için tehlike barındırıyor.

    İlçe merkezinde toplanan enkazın büyük bir çoğunluğu ilçe merkezine yakın mesafedeki Söğütlü köyüne giden yol üzerindeki Aksu Çayı’nın geçtiği boş araziye dökülüyor.
    PİRHA‘nın görüntülediği alana günde onlarca kamyon enkaz taşırken, branda ve sulama işlemi yapılmıyor. Akarsuyun geçtiği alanda ayrıca ekili tarlalar ve bahçeler bulunuyor.

    Enkaz kaldırma çalışmalarının çevresel anlamda verdiği zararlar  gündemdeyken deprem bölgesinde asbest uzmanlarının görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkin ise resmi bir açıklama bulunmuyor.

    Rohat EMEKÇİ- Murat Kamil DEMİR/MARAŞ

     

     

     

     

  • Alevi mahallesi Mamurek’e molozların dökülmesine tepki: Asbest içermesi çevreye zarar veriyor-VİDEO

    Alevi mahallesi Mamurek’e molozların dökülmesine tepki: Asbest içermesi çevreye zarar veriyor-VİDEO

    PİRHA-Malatya’da depremden sonra oluşan enkazların molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt-Alevi köyünün yanı başına dökülüyor. Buraya yığılan molozların asbest içermesi nedeniyle çevreye zarar verdiğini söyleyen Malatya Çevre Platformu Eş Sözcüsü Ramazan Derin, “Bu konuda çözüm üretilmediği takdirde halk olarak değişik biçimlerde direniş göstereceğiz” dedi.

    Malatya’da depremden sonra oluşan enkazların molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt-Alevi köyünün yanı başına dökülüyor. Bölgeye dökülen molozların asbest tehlikesi yarattığı için yaşam alanlarına yakın bölgeye dökülmesine karşı çıkmasına rağmen molozlar bölgeye dökülmeye devam ediyor.

    Mamurek mahallesine molozların dökülmesine tepki göstermek köylüler açıklama yaptı. Yapılan açıklamaya Malatya Çevre Platformu Eş Sözcüsü Ramazan Derin ve PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş katıldı.

    “MOLOZLARDA ASBEST İÇERMESİ NEDENİYLE ÇEVREYE ZARAR VERİYOR”

    Buraya yığılan molozların asbest içermesi nedeniyle çevreye zarar verdiğini söyleyen Malatya Çevre Platformu Eş Sözcüsü Ramazan Derin, “Bu konuda çözüm üretilmediği takdirde halk olarak değişik biçimlerde direniş göstereceğiz. Bu konuda siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini ve çevre örgütlerini bu konuda bir inisiyatif almaya çağırıyoruz” dedi.

    “MOLOZLAR KAYISI BAHÇELERİMİZİ KURUTACAK”

    Depremden dolayı mağduriyet yaşadıklarını belirten Mamurek mahallesinde yaşayan Bayram Toprak ise, “Bizim temennimiz yaşadığımız mağduriyetin daha da büyümemesidir. Buraya getirilen molozların yarın yağmurla birlikte sularımıza karışacağını ve kayısı bahçelerimizin kuruyacak” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

    İLGİLİ HABERLER:

    Enkazların molozunun köylerine dökülmesine tepki gösteren Mamurekliler: Hepimiz kanserden öleceğiz

  • Enkazların molozunun köylerine dökülmesine tepki gösteren Mamurekliler: Hepimiz kanserden öleceğiz-VİDEO

    Enkazların molozunun köylerine dökülmesine tepki gösteren Mamurekliler: Hepimiz kanserden öleceğiz-VİDEO

    PİRHA-Malatya’da enkazların molozu üç Alevi köyünün bulunduğu Mamurek’e dökülürken, bölgedeki canlı yaşamı kanser riskiyle karşı karşıya bırakılıyor. Molozların köylerine dökülmesini istemediklerini belirten köylüler, “Hepimiz kanserden öleceğiz. Biz tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz, üreteceğimiz ürünler kanserojen madde taşıyacak ve biz bu ürünleri milyonlarca insana satacağız. Molozları dökecek başka bir yer mi yok?” dedi. 

    Malatya’da depremden sonra oluşan enkazların molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt-Alevi köyünün yanı başına dökülüyor. Söğüt, Elmalı ve Balıklıdere köylerinden oluşan Mamurek’te yaklaşık 300 hane ve bin 500 nüfus bulunuyor.

    Bölgeye dökülen molozların asbest tehlikesi yarattığı için yaşam alanlarına yakın bölgeye dökülmesine karşı çıkmasına rağmen molozlar bölgeye dökülmeye devam ediyor.

    “HEPİMİZ KANSERDEN ÖLECEĞİZ”

    ‘Depremde insanlar hayatını kaybetti. Sağ kalan insanları da kanserle öldürmek istiyorlar’ diyen Veysel Akgün, “Doktorlar 1990 yılından önce asbest kullanıldığını söylüyor, enkazlardan tahlil aldık henüz çıkmadı diyorlar, mahkeme sonuçlanmayıncaya kadar enkazları oradan kaldırmayacağız diyorlar. Hepimiz kanserden öleceğiz hem de biz tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz üreteceğimiz ürünlerde kanserojen madde taşıyacak ve biz bu ürünleri belki milyonlarca insana satacağız. Biz kanserli ürünler satmaya mecbur kalacağız. Molozları dökecek başka bir yer mi yok, hem tarım arazisi hem de yerleşim yerinin ortasına dökmenin hiçbir anlamı yok burası AKP’nin çöplüğü değil. Yazık günah bu bölgede 16 tane köy var ve köylülerin üreteceği bütün ürünler kanserojen ürünler olacak. Molozların buradan kaldırmalarını talep ediyoruz ama bizim talebimizi dinleyen yok” şeklinde konuştu.

    “MOLOZLARI BURAYA DÖKEREK İNSANLARIN CANINA KAST EDİYORLAR”

    Depremde OHAL ilan edilmesinin nedeninin insanların haklarını savunmasını engellemek olduğunu vurgulayan Vahap Onay ise “Ülkede hak, hukuk, adalet yok molozları buraya döküyorlar bağımız, hayvanımız, ektiğimiz ürünler ve insanlar zarar görür. Bilim insanları diyor ki bu enkazlardan hastalık oluşur. Elimizden bir şey gelmiyor iki kişi toplandığımız da jandarma gelip bizi gözaltına almaya çalışıyor. Molozları buraya dökerek insanların canına kast ediyorlar başka yere de dökebilirler ama fazla masraf olur diye başka yere götürmüyorlar. Bizim için bütün canlıların hayatı kıymetlidir ama molozları buraya dökerek bütün canlılar yerle bir olacak” ifadelerini kullandı.

    “ISRARLA MOLOZLARI KÖYÜMÜZE GETİRİYORLAR”

    Molozların köylerine getirilmesini istemediklerini belirten Aşhan Onay, “Molozlar köyümüze geldiği sürece bahçelerimiz, hayvanlarımız ve buradaki insanlar zarar görecek hep hastalık olacak razı değiliz molozları köyümüze dökmelerine. Sadece ben değil bütün çevre köyler şikayetçi molozlarda hep kanser olduğu söyleniyor buraya değil boş dağlara götürsünler. Kolaylarına geldiği için buraya döküyorlar uçaklarla gezmelerini biliyorlarsa molozları da uzak yerlere götürsünler. Bizim göç etmemizi istiyorlarsa da biz yer versinler bizim gidecek yerimiz yok. Biz yolu kestik buraya molozları getirmesinler diye ama ısrarla molozları köyümüze getiriyorlar” diye belirtti.

    “AĞAÇLARIMIZ TOZ, TOPRAK İÇERİSİNDE”

    Molozlarda hastalık olduğunu söyleyen Zeliha Onay, “Küçük çocuklarımız var hayvanlarımız var ne yapacağız biz o zaman bize bir yer versinler köyümüzden göç edelim. Ne söylesek para etmiyor birkaç kere gittik söyledik molozları getirmeye devam ediyorlar. Ağaçlarımız hep toz toprak içerisinde kalacak biz yaşlıyız gidecek yerimiz yok” dedi.

    Cihan BERK/MALATYA

    İLGİLİ HABERLER
    -Malatya’nın deprem sonrası oluşan molozu Alevi köylerine dökülüyor
    -Molozların Kürt Alevi köylerine dökülmesi protesto edildi: Hayatımıza kastediyorsunuz!-VİDEO

  • Samandağlı yurttaş: Bizi kimse umursamadı, ellerim kırılsaydı oy vermeseydim-VİDEO

    Samandağlı yurttaş: Bizi kimse umursamadı, ellerim kırılsaydı oy vermeseydim-VİDEO

    PİRHA-Hatay Samandağ’da deprem sonrası yaşadıkları zorlukları anlatan bir yurttaş Erdoğan’a seslenerek, “Erdoğan hiç el uzatmadı buraya. Biz ayrı bir insan mıyız buranın vatandaşı değil miyiz?” diye sordu. Yurttaş, “Bin pişmanım keşke ellerim kırılsaydı ölseydim de (oy) vermeseydim, çok pişmanım” dedi. 

    Maraş ve Hatay merkezli depremlerin üzerinden haftalar geçmesine rağmen insanların hala birçok temel ihtiyacı karşılanabilmiş değil.

    Hatay Samandağ’da kendilerine hiçbir yardımın ulaşmadığını söyleyen bir depremzede CAN TV’ye konuşurken “Depremden şimdiye kadar ne destek ne de yardım geldi. Hiçbir şey gelmedi. Evimiz ağır hasarlı. Bizi kimse umursamadı. Eşim kanser hastası, çadırın altını su bastı. Gittim 5 defa başvurdum ama ne çadır ne de başka bir yardım geldi bana. Buraya yemek gelmedi. Dilenci gibi gidiyoruz bir lokma çorba bulmak için, o da yok zaten. Nereye gideceğimizi biz de bilmiyoruz” dedi.

    “ERDOĞAN ELİNİ BURAYA HİÇ UZATMADI”

    Kanser hastası eşi ile mağduriyetleri bir türlü giderilmeyen depremzede şunları söyledi:

    “5 gün eşimle birlikte yağmurun altında kaldık. Erdoğan hiç el uzatmadı buraya. Biz ayrı bir insan mıyız? Buranın vatandaşı değil miyiz? Sağ olsunlar yabancı insanlar bize yardım etti. Biz sanki buranın insanı değiliz, bize ayrımcılık yapıyorlar. Vatanımızda biz yabancı olduk. Bin pişmanım keşke ellerim kırılsaydı ölseydim de (oy) vermeseydim. Çok pişmanım, ne diyeceğimi bilmiyorum. Saygı duyuyoruz tamam cumhurbaşkanımız olabilirsin ama herkese eşit davranman gerekiyor. Korkmuyorum gelsin hapse atsın beni. Kurtuluruz bu rezillikten, sefillikten ayrımcılıktan.”

    “DEPREM DEĞİL HASTALIK ÖLDÜRECEK”

    Hatay’daki çadırlardan birinde kalan bir yurttaş da temizlik sorununa dikkat çekerken “Tuvalet yok. Su yok. Çöp yok. Elektrik yok. Hiçbir şey yok. Bin kere ilettik. Elinizi yüzünüzü nasıl yıkayacaksınız, nasıl banyo yapacaksınız? Bir sürü çadır, bir sürü çocuk var nasıl olacak? Her yer mikrop. Eğer önlem alınmazsa bizi deprem değil hastalık öldürecek. 1 ay oldu bir kere ilaçlama yaptılar, gittiler. Bu ilaçlama ne işe yarayacak? Temiz suyunuz, banyonuz olmadığı sürece ne işe yarayacak?” ifadelerini kullandı.

    “TOPRAĞIMI BIRAKIP GİDECEK DEĞİLİM”

    Topraklarını terk etmeyeceklerini belirten depremzede sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ben burada doğdum burada büyüdüm. Burası benim toprağım. 1 ay aç susuz kaldık diye toprağımı bırakıp gidecek değiliz. Bazıları gitti, kimisi ölümüne kadar toprağında kalır ben de öyleyim. Devlet mecbur buraya hizmet getirmek zorunda. Birileri Adıyaman’da helallik istiyor. Biz neyiz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz. Bizim ölülerimiz dördüncü günde çıkartılmaya başlandı. Biliyor musunuz bizim ölülerimiz nasıl çıkartıldı. Köpeğe, AFAD’a gerek kalmadı insanlarımız çürüdü. Kokudan anlaşıldı nerede oldukları. Bundan ötesi var mı? Biz ilk 20 gün hayırseverlerin kurdukları çadırlarda kaldık. Bu kadar insan su olmadan nasıl yaşar, birileri bunun cevabını versin.”

    PİRHA/HATAY

  • Yıkılan evinin önünden seslendi: Hataylılar mutlaka geri dönecektir-VİDEO

    Yıkılan evinin önünden seslendi: Hataylılar mutlaka geri dönecektir-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay’da depremzede bir yurttaş, “Antakya yeniden kurulur ama kuru bina olarak kurulur. Hataylılar başka bir şehirde yaşayabilecek bir millet değil mutlaka geri dönecekler” dedi.

    Hatay’da yıkılan evinin önünden Can TV mikrofonuna konuşan bir yurttaş “Yaşayanlar mı kurtuldu tartışılır. Yani geriye bir hayat kaldı ama ne biçim bir hayat bilmiyorum. 50 yıllık emek, kültür, yaşayış şekli öldü. Kelimenin anlamını yitirdiği bir dönem” ifadelerini kullandı.

    “KÜLTÜR YOK OLMAK ÜZERE”

    Hatay’ın eski günlerine dönememesinden endişen duyduğunu söyleyen depremzede “Antakya’daki demografik yapı hiçbir yerde yok. O kültür gitti diye düşünüyorum. Antakya yeniden kurulur ama kuru bina olarak kurulur. Bu yaşam şeklinin, kültürün bir daha kurulacağını düşünmüyorum. Buradakiler burayı boşalttı tek bir Allah’ın kulu kalmadı. Ama ben her gün evimin önüne geliyorum. Sabahtan akşama kadar oturuyorum evimin önünde. Terk edemiyorum. Koca bir ömür geçti burada. Hataylılar başka bir şehirde yaşayabilecek bir millet değil mutlaka geri dönecekler” dedi.

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY

  • Polis ve AFAD, Hatay’da dayanışma alanının boşaltılmasını istedi, halk tepkili-VİDEO

    Polis ve AFAD, Hatay’da dayanışma alanının boşaltılmasını istedi, halk tepkili-VİDEO

    PİRHA- Polis ve AFAD yetkilileri, Hatay’daki Sevgi Parkı’nda siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin oluşturduğu dayanışma alanının boşaltılmasını istedi. ‘Güvenlik’ gerekçesiyle boşaltılmak istenen dayanışma alanındaki yurttaşlar karara tepki göstererek, alanı boşaltmayacaklarını söyledi.

    Yaşanan depremlerin hemen ardından birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü, Hatay’a giderek Sevgi Parkı’nda bir yaşam alanı oluşturdu. Kurulan dayanışma alanında depremin ilk gününden itibaren depremzede yurttaşların barınma, gıda, sağlık gibi birçok ihtiyacı karşılanıyor.

    Depremin olduğu günden bu yana özelikle Hatay’da görünmeyen emniyet ve AFAD yetkilileri, bugün Sevgi Parkı’na gelerek dayanışma alanının boşaltılmasını istedi. Yetkililerin ‘güvenlik’ gerekçesiyle boşaltmak istediği alandaki yurttaşlar karara tepkilerini dile getirerek alanı boşaltmayacaklarını söyledi.

    “BU PARK AFET RİSKİNDE TOPLANMA ALANI, HERHANGİ BİR GÜVENLİK ZAFİYETİ OLUŞAMAZ”

    Dayanışma alanında bulunan Deniz Özçelik isimli yurttaş yaşananlara ilişkin şunları dile getirdi:

    “Bugün sabah saatlerinde polis ve AFAD yetkilileri geldiler. Sevgi Parkı’nda kurduğumuz bu alanı boşaltmamızı istediler. Gerekçe olarak ise güvenlik zafiyeti oluştuğunu, çevredeki binaların yıkılma tehlikesi olduğunu ve yıkılacak binaların da bu alana zarar verebileceğini söylediler. Ancak bunun bir gerçekliği yok. Çünkü var olan Sevgi Parkı’nın alanı geniş bir yer ve burası afet riski toplanma alanı olarak geçiyor zaten. Yani herhangi bir zarar görmemiz söz konusu değil. Burada birçok siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve depremzede yurttaş var. Hep birlikte burada depremden zarar görenlerin birçok ihtiyacını karşılayabilecek bir ortam oluşturduk. Bir yaşam alanı kuruldu burada. İnsanlar burada temel ihtiyaçlarını çok kolay karşılayabiliyorlar. Çok büyük emekler vererek yaptık burayı.”

    “ENKAZ ALTINDAN YAKINLARININ ÇIKARILMASINI BEKLEYENLER VAR, GİTMEK İSTEMİYORLAR”

    Karara özellikle alanda yaşayan depremzede yurttaşların çok büyük tepki gösterdiğini aktaran Özçelik, “İnsanlar burayı terk etmek istemiyorlar. Çünkü hala enkaz altında yakınları var. Onları almak istiyorlar. Hala birçok enkaza dokunulmadı. İnsanlar enkazların üzerine numaralarını ve isimlerini yazıyorlar. ‘Burada benim tanıdığım var, enkazı kaldırırken lütfen arayın’ diye notlar yazıyorlar. Dolayısıyla insanlar buradan ayrılmak istemiyor” dedi.

    “BURADAN GİTMEYİ DÜŞÜNMÜYORUZ, BURAYI BOŞALTMAYACAĞIZ”

    Özçelik sözlerine şöyle devam etti:

    “Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda çok büyük çelişkiler var ve belirsizlikler söz konusu. Bize burayı akşama kadar boşaltmamız gerektiği söylendi. Süre olarak da çok kısıtlı. Bu insanlar gidecek olsa nereye gidecekler, nasıl gidecekler? Bu alanda bulunan demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerle bir görüşme yapıldı. Buradan gitmeyi düşünmüyoruz, burayı boşaltmayacağız. Ortak bir tavır sergileyeceğiz. Hala insanlar çadır, barınma gibi birçok sorun yaşıyor. Birçok ihtiyacına ulaşamıyor. Böyle bir ortamda burayı boşaltmak istemeleri masum bir talep değil.

    “BURADAKİ İNSANLARIN ŞEHİR DIŞINDAKİ ÇADIR KENTLERE GİTMELERİ İSTENİYOR”

    Burayı boşaltıp şehrin dışına kurulan bir çadır kente gitmemiz söyleniyor. Ancak burada yaşayan yurttaşlar hem mahallelerinden kopmak istemiyor hem de enkaz altında hala yakınları var, onları beklemek istiyorlar. Şehir dışında kurulan çadır kent hem uzak hem de oranın ulaşımı için mutlaka arabanız olması gerekiyor. Buradaki insanların öyle bir imkanı yok. Zaten afet riskinde toplanma alanı olarak gösterilen yerde bir yaşam alanı oluşturulmuş durumda. İnsanlar buraya emek verdiler. Hiçbir devlet yetkilisi, kurumu yokken bu insanlar kendi çabalarıyla burada bir alan oluşturdular. Burayı terk etmek istemiyorlar.

    “POLİS HALKA KARŞI TAVIR ALIYOR”

    Buradaki depremzede bir yurttaşla polisin şöyle bir diyaloğunu anlatmak istiyorum. Bir abla buradan gitmek istemediğini, burasının mahallesi olduğunu, bırakmak istemediğini söyledi. Hala enkaz altında yakınları olduğunu söyledi. Burada bir güvenlik açığı olmadığını belirtti. Bir polis de o ablaya, ‘Sizin gibi ortalıkta boş dolananlar olmasa biz daha rahat iş yapabiliriz, güvenlik alabiliriz’ dedi. Bu aslında iktidarın halka nasıl baktığını gösteriyor. Bu bir zihniyeti yansıtıyor. Bu abla bu mahallenin insanı. Etnik kimliğinden dolayı bir güvenlik sorunu olarak görülüyor. Polis halka bir güvenlik sorunuymuş, zafiyetiymiş gibi yaklaşıyor ve halka karşı bir tavır alıyor. Böyle bir şey kabul edilemez.

    “HALKIN DAYANIŞMASI ENGELLENİYOR”

    Antakya birçok etnik kimlikten, birçok inanca sahip halk kesimlerinden oluşuyor. Bu insanlar şimdiye kadar hep bir arada dayanışma içerisinde yaşadılar ve depremden sonra da burada dayanışmanın, birlik olmanın en güzel örneğini sergilemeye çalışıyorlar. Yaralarını birlikte sarmaya çalışıyorlar ancak depremin ilk günlerinden bu yana olmayan devlet burada bir yaşam alanı kuran, yaralarını sarmaya çalışan halkı engellemeye, kurdukları alanı dağıtmaya çalışıyor şimdi. Biz buradan ayrılmayacağız. Kurduğumuz bu alanı korumaya devam edeceğiz. Burayı terk etmeyeceğiz. Tüm Türkiye’ye de buradan çağrı yapıyoruz; Deprem bölgesindeki yurttaşlarla maddi ve manevi dayanışmalarını eksik etmesinler”

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

     

  • Adıyaman’ın Aksu Köyü’nde de depremin yıkımı ağır oldu- VİDEO

    Adıyaman’ın Aksu Köyü’nde de depremin yıkımı ağır oldu- VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da depremin yol açtığı yıkım oldukça ağır. Çelikhan ilçesine bağlı Aksu Köyü’nde  insanlar enkaz altında kalarak yaşamını yitirirken, neredeyse sağlam ev kalmadı. 

    Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adıyaman’da meydana gelen depremde Çelikhan ilçesine bağlı Alevi köyü Aksu‘da çok sayıda ev yıkıldı. Depremin ardından hava şartlarının da olumsuz olması nedeniyle köye ulaşılamamıştı, AFAD ekipleri de köye gelmemişti.

    Enkaz altında kalanlardan yaşamını yitirenler olurken, çok sayıda kişi de yaralandı. Depremin ardından heyelan olurken, istinat duvarları da yıkıldı.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Taş ailesi enkaz altında yanarak can vermiş; nedeni doğalgazın kapatılmaması-VİDEO

    Taş ailesi enkaz altında yanarak can vermiş; nedeni doğalgazın kapatılmaması-VİDEO

    PİRHA- Maraş merkezli ikinci büyük depremde çöken binanın enkazında doğalgaz kaçağının alev almasıyla yanarak hayatını kaybeden Merdan Taş’ın (16) arkadaşı, kurtarmak için hiç kimsenin gelmediğini belirterek, “3 gün boyunca Merdan’ın sesini alıyorduk. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kesmediler. Merdan ve ailesinin sadece kemikleri çıkarılabildi” dedi.

    Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremin vahim tablosu her dakikada yerini başka bir acıya bırakıyor. Depremde en fazla yıkımın meydana geldiği yerlerden biri de Maraş’ın Elbistan ilçesi. Depremin üzerinden geçen 17 güne rağmen, hasarın çok fazla olmasından kaynaklı arama kurtarma çalışmaları yerini enkaz kaldırmaya bırakmış durumda. Kentin yüzde 70’i yıkılırken, kalan binalar ise ağır hasarlı.

    Elektrik ve suyun olmadığı kentte saatler akşamı gösterdiğinde halkın çaresizliği kendini bekleyişe bırakıyor. Yıkımlarla dolu zifiri karanlık sokakların ücra köşelerinde soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin başında ailelerin bekleyişi sürüyor. Kiminin eşi, çocuğu, kayınbiraderi, kiminin kız kardeşi, babası, annesi enkaz altında kalırken, aileler dondurucu havaya rağmen yakınlarını canlı ya da cansız bir şekilde almanın umudunu taşıyor.

    İki gün sonra girilen Elbistan’da yapılan arama kurtarma çalışmalarına da geç kalındı. Birçok kişi halkın kendi imkanlarıyla kurtarılırken, halkın devlete/iktidara yönelik tepkileri de daha fazla artıyor.

    Maraş’taki ikinci büyük depremde enkaz altında kalan Merdan Taş, baba Yusuf Taş ve anne Meryem Taş, 3. günde doğalgaz kaçağında çıkan yangında hayatlarını kaybettiler.  3 gün boyunca ne AFAD ne de itfaiyenin ulaşmadığı Cumhuriyet Mahallesi Süleymanbey Caddesi İnce Apartmanı No:20/A adresindeki enkaz alanında tüm uyarılara rağmen doğalgaz kesilmedi.

    Elektrik kablosunun kopmasıyla yangın çıkan binadan Taş ailesinin geriye bir tek kemikleri çıkarılabildi. Merdan Taş‘ın arkadaşı İsa Döner, 3 günlük enkaz süreci ve ihmali PİRHA‘ya anlattı.

    “ELLERİMİZLE KAZARAK 4 ÇOCUĞU ÇIKARDIK”

    İsa Döner, ilk depremde cemevi yanındaki binanın çöktüğünü aktardı. Kendi imkanları ile ellerinde hiçbir malzeme bulunmamasına rağmen 4 çocuğu enkazdan sağ olarak çıkardıklarını söyleyen Merdan’ın arkadaşı, “Arkadaşımın evindeydim ve sabaha karşı deprem oldu. İlk depremde dört bina yıkıldı. Hemen yıkılan binalara geçerek yaralıları çıkarmaya çalıştık. İkinci depremde ben cemevindeydim ve halk orada toplanmaya başlamıştı. İkinci depremde binaların büyük bölümü yıkıldı. Cemevinin hemen yanında bir ev yıkılmıştı. Bir anneye denk geldik ve dört çocuğunun enkaz altında olduğunu söyledi. Enkazın üzerinde bağırdık, çocukların sesleri geliyordu onlarla konuştuk. Betonun üstünden bir delik açtık. Arkadaşımız enkaza girdiği sırada yine artçı bir deprem oldu ve o da enkazın altına girdi. Hiçbir malzememiz yoktu. Duvarı ellerimizle, taşlarla vurarak kırdık ve çocukları öyle çıkardık” diye konuştu.

    “MERDAN’IN SESİNİ DUYUYORDUK, 3 GÜN BOYUNCA KİMSE GELMEDİ”

    Cumhuriyet Mahallesi Eminem Sultan Caddesi No:20/A adresinde yaşayan arkadaşları Merdan Taş ve ailesini 3 gün boyunca kurtarmaya hiç kimsenin gelmediğini kaydeden arkadaşı, “Merdan arkadaşımızdı. Ailesi ile eve yemek yemeye girmişti. Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan Gözde Market’in üstündeki binada oturuyorlardı. Merdan’ın sesini alıyorduk. O arada ağlıyor, taş ile ses çıkarıyordu. 3 gündür enkaz altındaydılar. Fakat ne polis, ne AFAD, ne kepçe, ne de itfaiye geldi” dedi.

    “DOĞALGAZI KESMEDİLER, SADECE KEMİKLERİ ÇIKARILABİLDİ”

    Defalarca uyarılmasına rağmen doğalgazın kesilmediği ve alev aldığı bilgisini paylaşan İsa Döner, şöyle devam etti:

    “Gönüllü bir kepçe geldi, onun da gücü enkazı kaldırmaya yetmedi. Kepçenin kirasını vermek istedik ama devlet mazot vermedi. Evde doğalgaz kaçağı vardı. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kapatmadılar. Elektrik kablosunun kopmasıyla doğalgaz alev aldı ve yangın çıktı. Maalesef Merdan ve ailesinin cansız bedeninin çıkardık. Cenazelerin sadece kemikleri kalmıştı ve toplayıp götürdüle.”

    “İNSANLAR HİPOTERMİDEN ÖLDÜ”

    İsa Döner, son olarak, “Her taraftan gönüllü insanlar geliyor. Kaç gündür düzgün uyku uyuyamıyoruz. Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum. Psikolojimiz iyi değil. Ailemi gönderdim ve ben burada gönüllü yardım ediyorum. Birçok insan hipotermiden (vücut sıcaklığının 35 ºC’ın altına düşmesi) öldü. Kazma küreğimiz bile yok. Biriketleri ellerimizle kırıyoruz. Burada her milletten insan var, bunun Kürt’ü Türk’ü yok. Bizler insan kazanmaya, insan çıkartmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ELBİSTAN

     

  • Enkazdan çıkarılıp hastaneye götürülen Mahmut Gözükara’nın akıbeti meclis gündeminde

    Enkazdan çıkarılıp hastaneye götürülen Mahmut Gözükara’nın akıbeti meclis gündeminde

    PİRHA- Maraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü Köyü’nde depremin ardından enkazdan çıkarılarak Maraş Necip Fazıl Hastanesi’ne ambulansla götürülen Mahmut Gözükara’dan haber alınamıyor. HDP Milletvekili Zeynel Özen Gözükara’nın akıbetini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a  ve Sağlık Bakanı Koca’ya sordu. 

    10 ili etkileyen Maraş merkezli depremlerin ardından Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü Köyü’nde enkazdan çıkarılarak Maraş Necip Fazıl Hastanesi’ne ambulansla götürülen Mahmut Gözükara’dan haber alınamıyor. Hastaneye götürülürken bilinci açık olan 88 yaşındaki Gözükara, yakınları tarafından hala aranıyor.

    İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Mahmut Gözükara’nın kaybolmasını meclise taşıdı. Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Milletvekili Özen soru önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkılan binlerce binada, on binlerce yurttaşımız enkaz altında kalarak yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı. Bu süreçte enkaz altından çıkarılan birçok yurttaşa ulaşılamamaktadır. Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesinin Öksüzlü köyünde köyün muhtarı Hasan Gözükara’nın 88 yaşındaki babası Mahmut Gözükara bilinci açık bir şekilde enkazdan sağ olarak çıkartılıp, Kahramanmaraş Necip Fazıl Hastanesi’nde tedavi olmak üzere bir ambülansla gönderilmesinin akabinde kendisinden haber alınamamıştır.
    Sağlık Bakanlığı’nın herhangi bir sisteminde kayıtlarda bulunmayan 88 yaşındaki Mahmut Gözükara’nın yakınları, birçok şehirdeki hastaneleri gezerek kendi imkanlarıyla aramaya devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulansla hastaneye taşınan Mahmut Gözükara’dan herhangi bir haber alınmaması yakınlarını endişelendirmektedir.

    Bu bağlamda, Zeynel Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak yanıtlaması için şu soruları yöneltti.

    1-Deprem sonrası enkaz altında çıkarılıp hastaneye götürmek amacıyla ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara 16 gündür nerede ve ne durumda olduğunun bilinmediğinden haberdar mısınız?

    2-Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara neden Sağlık Bakanlığı kayıtlarında yer almamaktadır? 

    3-Enkaz altında sağ çıkarıldıktan sonra çeşitli hastanelere sevk edilen ve aile yakınlarının ulaşamadığı depremzede sayısı kaçtır? 

    4-Farklı illerde hastanelere sevk edilen ama ailesine ulaşmayan çocuk ve yetişkin depremzedelere yönelik ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    5-6 Şubat depremleri sonrası depremden en çok etkilenen 10 ilde kaybolan toplam kişi sayısı kaçtır?

    Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya da şu soruları yöneltti:

    1-6 Şubat Depremlerinde Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Öksüzlü köyünde enkaz altında çıkarılıp hastaneye götürmek amacıyla ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara 16 gündür nerede ve ne durumda olduğunun bilinmediğinden haberdar mısınız?

    2-Sağlık Bakanlığına ait bir ambulansa bindirilen Mahmut Gözükara neden Sağlık Bakanlığı kayıtlarında yer almamaktadır? 

    3-Enkaz altında sağ çıkarıldıktan sonra çeşitli hastanelere sevk edilen ve aile yakınlarının ulaşamadığı depremzede sayısı kaçtır? 

    4-Farklı illerde hastanelere sevk edilen ama ailesine ulaşmayan çocuk ve yetişkin depremzedelere yönelik ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    5-6 Şubat depremleri sonrası depremden en çok etkilenen 10 ilde kaybolan toplam kişi sayısı kaçtır?

    PİRHA/ANKARA

  • Adıyaman’da Pir Hüseyin Büyükşahin’in yüz yıllık sazı enkazdan çıkarıldı-VİDEO

    Adıyaman’da Pir Hüseyin Büyükşahin’in yüz yıllık sazı enkazdan çıkarıldı-VİDEO

    PİRHA-Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Hüseyin Büyükşahin’in yüz yıllık sazını bulunduğu enkazdan çıkaran halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz, yıkılan evin önünde deyişler söyledi. 

    Merkez üssü Maraş olan depremlerin etkilediği kentlerden biri de Adıyaman. Deprem sonrası şehrin Çelikhan ilçesine bağlı Recep Köyü‘nde en az 35 kişinin Hakk’a yürüdüğü ifade edildi.

    Halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz, Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile Üryan Hızır Ocağı mensubu ve Can TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, Recep Köyü’nü ziyaret ettiler.

    YÜZYILLIK SAZ ENKAZ ALTINDAN ÇIKARILDI

    Ziyaret sırasında Üryan Hızır Ocağı pirlerinden Hüseyin Büyükşahin‘in (Kêk Hüseyin) yüzyıllık sazı da göçük altından çıkarıldı. Sanatçı Muharrem Temiz enkaz altından çıkardığı tarihi saz ile göçüğün önünde deyiş söyledi.

    Saza ilişkin bilgiler veren Veli Büyükşahin, “Bu saz ile çok cemler, muhabbetler yapılmış. Şu an Yusuf dedenin oğlu Hasan Basri onun deyişlerini çalıyor. Burası emanet almış sazı. Yol, erkânlarını bununla sürdürmeye devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Depremde kızını kaybeden Orhan Aydın, ihmallerle ilgili ortak dava açmaya hazırlanıyor

    Depremde kızını kaybeden Orhan Aydın, ihmallerle ilgili ortak dava açmaya hazırlanıyor

    Maraş merkezli depremlerde enkaz altında kalan kızını kaybeden Tiyatro oyuncusu Orhan Aydın, ortak dava açmayı planladığını söyleyerek, deprem bölgesinde yaşananları dünya gündemine taşıyacağını ifade etti. 5 gün boyunca vinç ve kepçe geç geldiği için Aydın’ın kızı Eylem Şafak Aydın’ın enkazdan cansız bedeni çıkarılmıştı.

    Maraş merkezli depremlerin ardından Tiyatro oyuncusu Orhan Aydın’ın kızı Eylem Şafak Aydın enkaz altında kalmış, bu süreçte Aydın, hem sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarda hem de katıldığı programlarda bölgeye vinç ve kepçe çağrısında bulunarak, “Kızımı bu enkazdan kurtarmadan hiçbir yere gitmem” demişti. Depremden ancak 5 gün sonra 11 Şubat’ta Şafak Aydın’ın cansız bedenine ulaşılmıştı.

    Halk TV’de Şule Aydın moderatörlüğündeki Kayda Geçsin’e bağlanan Aydın, deprem öncesi ve sonrası ihmallerle ilgili açıklamalarda bulunarak, hem kızı hem de depremde hayatını kaybedenler için ortak dava açmaya hazırlandığını duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yaylakonak’ta sadece 15 ev sağlam, cemevi ise tamamen zarar gördü-VİDEO

    Yaylakonak’ta sadece 15 ev sağlam, cemevi ise tamamen zarar gördü-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat günü Maraş merkezi iki büyük depremden etkilenen Adıyaman’nın Yaylakonak (Balyan) beldesinde 280 haneden sadece 15’nin sağlam kalabildiği belirtildi. Yaylakonak Cemevi de depremde tamamen zarar gördü. Evleri yıkılan yurttaşlar, tüm emeklerinin yıkıntı altında kaldığını belirterek, “Her şeyimiz gitti. Köyümüzden sadece biz ve birkaç aile kurtuldu” dedi. 

    Adıyaman merkezine 23 kilometre uzaklıkta bulunan, depremin ilk günlerinde olumsuz hava ve yol şartları nedeniyle ulaşımda güçlük çekilen 1700 nüfuslu Yaylakonak beldesinde yığma taş, toprak ve kerpiçten yapılan evlerin neredeyse tamamı yaşanan depremlerde yıkıldı. Enkazda 72 kişi ölürken, çok sayıda kişi yaralandı.

    Belde nüfusuna kayıtlı olup Adıyaman merkezde yaşayan 33 kişiyle birlikte toplam 105 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, belediye binasında az hasar olurken, beldedeki cemevi ise tamamen zarar gördü.

    Bu arada Yaylakonak Cemevi Erkenek-Çelikhan fay hattı üzerinde. Malatya depremi sonrası cemevinde çatlaklar oluşmuştu, kolonları da zayıftı. Tüm uyarılara rağmen cemevinde güçlendirme yapılmamıştı.

    “MADDİ VE MANEVİ TÜM EMEKLERİMİZ ENKAZ ALTINDA KALDI”

    Yaşadıklarını anlatan köy halkı, “Her şeyimiz gitti. Köyümüzden sadece biz ve birkaç aile kurtuldu. Evimiz iki katlıydı. Üst katımızda kuzenim oturuyordu, öldü. Enkaz altında kaldı. Hepsi, herkes gitti. Biz yarım kaldık” dedi.

    Yaylakonak’ta (Balyan) köylülerin geçim kaynağı hayvancılık ve tarım. Depremden dolayı birçok hayvan telef olurken, köylülerin hasatını yaptığı tütünleri de enkaz altında kaldı. Köy halkı maddi ve manevi  olarak bütün emeklerinin enkaz altında kaldığını söyledi.

    Rohat EMEKÇİ-Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • Cumartesi Anneleri: Kurtarma çalışmaları tamamlanmadan enkazlar kaldırılmamalı-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Kurtarma çalışmaları tamamlanmadan enkazlar kaldırılmamalı-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri 934. hafta açıklamasında “Arama kurtarma çalışması tamamlanmadan enkazlar kaldırılmamalıdır” dedi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve fail ile sorumluların cezalandırılması talebiyle yıllardır mücadele eden Cumartesi Anneleri, 934. hafta açıklamasında Maraş merkezli depremlerde arama kurtarma çalışmasının tamamlanmadan enkazların kaldırılmaması gerektiğini vurguladı.

    “KURTARMA ÇALIŞMALARI TAMAMLANMADAN ENKAZLAR KALDIRILMAMALIDIR”

    Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye tektonik açıdan dünyanın en aktif bölgelerinden biri olduğu için büyük depremlerle karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz oluyor. Bu gerçeklik ortadayken, sağlıklı kentleşmenin ve güvenli yapılaşmanın birinci derecede sorumlusu olan iktidar bu sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmediği için depremler faciaya dönüşüyor.

    934. haftamızda ömürlerini sevdiklerine ulaşmaya, onları çiçeklerle donatacakları bir mezara kavuşturmaya adayanlar olarak talep ediyoruz: Yıkılmış binaların altında hala yaşamını kaybetmiş binlerce insan olduğu unutulmamalıdır. Onların, uygun bir biçimde çıkarılmaları, kayıt altına alınmaları ve vücut bütünlükleri bozulmadan ailelerine teslim edilmeleri için azami özen gösterilmelidir. Arama kurtarma çalışması tamamlanmadan enkazlar kaldırılmamalıdır.

    Vücut bütünlüğü bozulan cenazelerde DNA incelemesi yapılabilmesi için koşullar sağlanmalıdır. Üniversiteler ve Adli Tıp Uzmanları Derneği gibi uzman STK’lar bu sürece dahil edilmelidir.

    İnsanların depremde kaybettikleri sevdiklerine ulaşma ve onlarla vedalaşma hakkına saygı duyulmalıdır. Ölenlerin bulunmaları, kimliklendirilmeleri ve insan onuruna uygun bir şekilde defnedilmeleri sağlanmalıdır. İktidar; depremin yaralarını sivil dayanışma ile sarabilmek için seferber olanları engellemekten vazgeçmelidir. Dayanışmaya ve acıları paylaşmaya kayyum atamaktan vazgeçmelidir.”

    PİRHA / İSTANBUL