Etiket: erdal bozkurt

  • Tüm Bel-Sen’den zamlara tepki: Sefalete teslim olmayacağız -VİDEO

    Tüm Bel-Sen’den zamlara tepki: Sefalete teslim olmayacağız -VİDEO

    PİRHA- Son süreçte gelen fahiş zamlara karşı açıklama yapan Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt; “Herkes biliyor ki; yaşanan bu durumun tek sorumlusu tek adam rejimi ve onun emek düşmanı politikalarıdır. Biz yerel yönetim emekçileri de bu sese sesimizi katıyor, ülkemizin dört bir yanında bu faturaları ödeyemiyoruz diyenlerle aynı paydada buluşuyor artık yeter diyoruz” dedi.

    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Ankara şubesi son süreçte neredeyse her kaleme gelen fahiş zamlara karşı Çankaya Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Yapılan basın açıklamasında, ‘Artık yeter zamlar geri alınsın’ pankartı açılırken sendikacılar ‘AKP elini cebimizden çek’, ‘Evlerimizde elektrik çarptı, doğalgaz yaktı’ dövizleri taşıdı.

    Açıklamayı okuyan Tüm Bel- Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, her yeni güne yeni bir zam haberiyle uyanıldığını belirterek, fahişi oranda artan elektrik ve doğalgaz zamlarına dikkat çekti. Bozkurt, yapılan zamlarla fatura bedellerinin en az 3 katına çıktığını ve bu zamlardan sadece hanelerin değil, birer kamu kurumu olan yerel yönetimlerin de olumsuz etkilediğini vurguladı.

    “YANDAŞLARIN KASASI DOLARKEN HALKIN SEFALETİ VE AÇLIĞI BÜYÜYOR”

    Ekonomik krizin giderek daha da derinleştiğini ifade eden Bozkurt; “Salgın döneminde yaşanan kısıtlamalar nedeniyle tüm birikimlerini tüketen esnaf ve halk, kredi ve daha fazla borçlanarak her gün biraz daha batağa saplanmaktadır. Herkes biliyor ki; yaşanan bu durumun tek sorumlusu tek adam rejimi ve onun emek düşmanı politikalarıdır. Kendi yandaşlarının kasaları daha fazla dolsun diye, çıkar çevrelerinin çarkları dönsün diye halk yoksullaştırılıyor, sefalet ve açlık büyüyor” dedi.

     “SEFALETE TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Milliyetçilik ve din istismarı üzerinden iktidarlarını sürdürmeye çalışan Cumhur İttifakının halkın sesini kısmaya çalıştığını belirten Bozkurt sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Her gün sömürülen ve ezim ezim ezilen milyonların sesini kısamıyor. Birbirinden ve dayanışmasından güç alan emekçiler ve halk, baharın müjdecisi olan direnişleri, umudu yeniden yeşerten mücadele birlikteliklerini çoğaltarak aydınlık yarınlara yürüyor. Biz yerel yönetim emekçileri de bu sese sesimizi katıyor, ülkemizin dört bir yanında bu faturaları ödeyemiyoruz diyenlerle aynı paydada buluşuyor artık yeter diyoruz. Sefalete teslim olmayacağız diye haykırıyoruz.”

    Bozkurt son olarak Tüm Bel-Sen üyelerinin taleplerini sıraladı;

    “ -Tüm tüketim maddelerine gelen zamlar geri alınsın,

    -Enerji üretim ve dağıtım şirketleri kamulaştırılsın,

    -Belediyelerin başta ulaşım, su gibi temel kamu hizmetleri üzerindeki ağır maliyetleri oluşturan elektrik ve akaryakıttan ÖTV ve KDV sıfırlansın,

    -Temel tüketim maddelerindeki KDV oranında indirim değil, KDV tamamen kaldırılsın,

    -Devlet Maliye Hazinesi kara deliğini oluşturan ‘Hazine garantili işlerde dolar ve Euro üzerinden garanti ve ödemeler’ kaldırılsın,

    -Herkese yoksulluk sınırı üzerinden insanca yaşayabilecekleri ücret verilsin,

    -Gerçek bir toplu sözleşme ve grev hakkını içeren bir yasal düzenleme hemen yapılsın,

    -Herkese güvenceli iş, güvenli gelecek sağlayacak bir yasal düzenleme ile yerel yönetim emekçilerine ayrımsız 3600 ek gösterge verilsin.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    PİRHA-Tüm Bel-Sen, ‘Ekonomik buhran, salgın, yangınlar ve afetler’ başlıklı basın açıklaması yaparak iktidarın bu yönlü politikalarını masaya yatırdı. Genel Başkan Erdal Bozkurt yaptığı açıklamada Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” dedi.

    Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 2 Ağustos’ta başlamasının ardından sendikalar da bu yönlü taleplerini dile getirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) 4,2 milyon kamu emekçisi ile 2,2 milyon kamu emeklisini yakından ilgilendiren sürece dair görüşlerini belirtti.

    KESK, teklifini 2 Ağustos’ta hükümete sundu. Çalışma Bakanlığı’nın, 12 Ağustos’ta iktidara sunduğu teklif ise emekçilerin tepkisine neden oldu.

    “DEMOKRATİK TİS TALEBİMİZ GÖZ ARDI EDİLİYOR”

    Tüm Bel-Sen Genel Merkez binasında yapılan açıklamada Genel Başkan Erdal Bozkurt, “Teklif diye sunulan şey aslında çalışanları, emeklilerle birlikte yoksulluk ve sefalete itmek, açlıkla terbiye etmenin adıdır” dedi.

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında, “TÜİK’in zorlama kalemlerle yazdırdıkları, devletin, ‘şu rakamları çıkartın’ dediği enflasyon rakamlarının dahi çok altında bir rakamla karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla bu teklifin kabul edilir bir yanı yok. Bu masanın gerçek bir toplu sözleşme masası olmadığını ifade ettik. Bu yaşananların sevindirici bir de şöyle yanı vardı; işveren güdümüyle büyümüş ‘hormonlu sendika’ dediğimiz sarı sendika da o masada aynı cümleleri kurmuştu. Demokratik bir toplu sözleşme yasasından bahsedildi. Fakat hükümet üzerinden bunların göz ardı edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında ülke genelinde yaşanan afetlere de dikkat çekti. “Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” diyen Bozkurt, şu açıklamayı yaptı:

    “Doğanın ve emeğin sınırsız sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomi politikaları sonucu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de iklim koşullarının değişmesi, ormanlık alanların rant elde edilecek araziler olarak görülerek ve imara açılması, kontrolsüz ve kuralsız madencilik, insanlarımızın ve tüm canlıların yaşam alanlarını ve geleceğini tehdit etmeye başlamıştır.

    Ülkemiz de yıllardır benimsemiş olduğu hatalı kentleşme politikalarının bir sonucu olarak, giderek artan ve görünür hale gelen iklim değişikliğinin etkisi altındadır. Dere yataklarını daraltarak beton kanallara hapsedilip imara açılması, aynı dere üzerinde sayısız HES inşa edilmesi, kapitalist sistemin yarattığı ilkim krizinin etkisini daha da arttırdığını acı bir şekilde deneyimliyoruz. Yangın ve Sel riskini gözetmeden sürdürülen doğaya ve insana yabancı kentleşme, tarım, turizm ve sanayi politikalarıyla felaketlere davetiye çıkarılmıştır.

    Yaşanan felaketlere karşı hazırlık amaçlı en temel sorumluluklarını yerine getirmeyen hükümet, bir yandan yangınlara müdahale amacıyla oluşturulan kriz merkezlerine yangın bölgelerini en iyi bilen, oradaki insan ve canlıları en yakından tanıyan yerel yönetimleri dahil etmeyerek; diğer yandan da yangınlara müdahale ederken gösterilen zafiyetin sorumluluğunu yerel yönetimlere atarak hesap vermekten kaçmak istemektedir.

    Yaşadığımız yangınlara ilişkin siyasi rant elde etmek için çeşitli spekülasyonlar yapılsa da, yangınlar devam ederken Resmi Gazetede yayımlanan 7334 sayılı ‘Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile, orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunun Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakılması; yangını dahi rant ilişkilerine araç eden bir iktidarın insanlarımızın ve canlıların yaşam alanlarını korumaktan ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermiştir.

    Şurası açıktır ki, yaşadığımız bu felaketlerin birinci düzeyde sorumlusu; haftalar öncesinde bu dönemde yaşanabilecek yangın ve sel riskine yönelik acil önlemlere dikkat çeken bilim insanlarına kulak tıkayan; uyarıların tam tersine hiçbir tedbir almayan, ilgili bakanlıklar ve onun bağlı olduğu tek adam rejimidir.

    Tüm Bel SEN olarak, yangın ve sel bölgelerinin acilen afet bölgesi ilan edilmesini, zarar gören tüm vatandaşların kayıpları geri ödemesiz biçimde devlet tarafından karşılanmasını, yapılan tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almayarak yangınların ve selin ulusal afete dönüşmesine neden olan sorumluların derhal istifa etmesini ve yargılanmasını istiyoruz.”

    “ORMAN VE İNSAN YAKANLAR MADIMAĞI YAKANLARDIR”

    KESK ve Eğitim Sen kurucularından Milletvekili Kemal Bülbül de basın toplantısında konuşarak “Hiçbir devrimci; can, orman ve insan yakmaz. Orman ve insan yakanlar Madımağı yakanlardır, Gar Katliamını yapanlardır, Konya katliamını yapıp evi ateşe verenlerdir. Bunların da AKP ile politik soydaş oldukları açık şekilde ortadadır” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Hükümet ve devlet Karadeniz sele gitmiştir Akdeniz’de ise yanmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Sel ve orman yangını mağdurlarına çay atan devlet ne kadar çaresiz, aciz ve pespaye olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla doğaya, kadına, insanlığa, kainata karşı işlenmiş bir suç vardır. Biz Alevi toplumu olarak Kerbela yassı içerisindeyiz. Memleket de Kerbela’ya dönmüş durumda. Kerbela’yı kerbela yapan Yezit zihniyetidir. Şu anda iktidarda olan da ırkçı, faşist Yezit zihniyetidir.

    Emekçiler, Kürt halkı, Alevi toplumu, kadınlar, gençlik ve bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya gelip, insanlığa, doğaya ve her şeye karşı sorumluluğumuzun yapmanın yeri ve zamanıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Binlerce emekçi, zorla üye yapıldıkları sendikadan istifa ediyor’- VİDEO

    ‘Binlerce emekçi, zorla üye yapıldıkları sendikadan istifa ediyor’- VİDEO

    PİRHA- 31 Mart yerel seçimleri ardından birçok belediyede görev yapan kamu emekçileri, geçmişte zorunlu nedenlerle üye oldukları sendikalardan istifa ediyor. TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt, iktidara yakınlığı ile bilinen Memur-Sen’e bağlı Bem Bir Sen’in açıklamalarıyla yerel yönetim emekçilerinin sendikal özgürleşme adımını karalamaya çalıştığını söyledi.

    TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt, 31 Mart seçimleri ardından yerel yönetim emekçilerinin zorla üye yapıldıkları sendikadan ayrılarak yeni bir arayışa girdiğini söyledi.

    Konuya ilişkin genel merkez binasında yapılan basın açıklamasında konuşan Bozkurt, sendikalarından istifa eden çok sayıda kamu çalışanının, yeni bir sendikal örgütlenme içerisinde olduğunu söyledi.

    Bozkurt, seçimlerden sonra iktidarın, kazanan adaylara ‘KHK ile ihraçsınız’ gerekçesiyle mazbata vermemesini ‘hukuksuzluk’ olarak değerlendirirken şunları da sözlerine ekledi:

    “Mazbata tartışmalarının sürüp ve büyük bir bölümünün bu tartışmalar içinde sonuçlandığı bir zamanda 25 yıldır yerelde ve genelde siyasi iktidarların memur örgütlenmesi olarak idarenin emir ve talimatlarıyla kurulan, kısa sürede şişkin üye sayısına ulaşan ve hatta yine AKP’nin emriyle EMEK alanını temsilen uluslararası toplantıların katılımcısı olarak atanan yandaş sendika, AKP’nin kaybettiği yerellerde baskı ve şantajla üyelerinin istifaya zorlandığı konusunda avaz avaz bağırmaya başladı.”

    “YANDAŞ SENDİKA, BUGÜN NİYE BAĞIRIYOR”

    Bozkurt, yerel seçimler sonrası TÜM BEL-SEN’in hızla üye kazandığını belirterek şunları söyledi:

    “Yıllardır baskı ve tehditle sendikamızdan zorla istifa ettirdikleri yerel yönetim çalışanı ve sendikamız üyesi binlerce emekçi, idarenin baskı ve zoru üzerlerinden kalkar kalkmaz, gerçek emek örgütü, sendikal hak ve özgürlüklerin savunucusu sendikamız Tüm Bel Sen’e kendi iradeleri ile hızla üye olmaya başlamışlardır. Bu durum gücünü özellikle yerel yönetimlerde kaybeden yandaş sendikayı zora sokmuş ki hemen karalama kampanyası ve asılsız iddialarla kamuoyunda algı oluşturmaya başlamışladır.

    4688 sayılı kamu sendikaları kanunu yürürlüğe girdikten sonra, sendikaların üye sayıları konusundaki tespit, her yıl 15 Mayıs itibari ile önce iş yerlerinde sendika ve kurum yetkililerinin gözetiminde, sonra illerde valiliklerde oluşan ve tarafların temsilcileri ile birlikte tutulan tutanaklarla Çalışma Bakanlığına ulaşan belgelere göre Bakanlık tarafından sendikaların üye sayıları açıklanır.

    Şimdi Yıllara göre vereceğim bazı örneklerde de görüleceği gibi, kim kime kimin eliyle baskı yaparak zorla üye kazanıldığını daha net olarak göreceğiz:

    2003 yılı üye sayıları                                                         2018 yılı üye sayıları ne olmuş;

    KESK                         :           295.830                                  KESK                           :146.287

    Tüm Bel Sen            :           28.442                                    Tüm Bel Sen             : 18.794

    Memur Sen              :           98.146                                    Memur Sen               : 1.010.298

    Bem Bir Sen            :           7.256                                      Bem Bir SeN              : 69.633

    Peki, üye oranları bu dönemler arasında yüzde olarak ne olmuş, yüzde 1437,1 Memur Sen’in üye sayısı artmış, yine Bem Bir Sen, yüzde 514,6 oranında üyesini artırmış.

    Konfederasyonumuz KESK ise, yüzde 50,5; Sendikamız TÜM BEL SEN ise yüzde 33,9 oranında üye kaybetmiştir.

    Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Anayasanın sendikal tarafsızlık ve özgürlük ilkelerinin birincil derecede koruyucusu olması gereken Sayın Tayyip Erdoğan’ın açıkça bir sendikadan yana olarak emekçilerin oradan istifa etmesini devlet gündemine alması başlı başına bulunduğu makamı Anayasal tanım açısından tartışmalı hale getirmiş, tarafsızlığını bu konuda da yitirmiş bir cumhurbaşkanlığı makamına dönüştürmüştür.”

    “EMEKÇİLERİN AİDATLARINI AKP PROPAGANDASINA HARCADILAR”

    Bozkurt’un işaret ettiği bir diğer nokta ise; Memur Sen’in, üyelerinden topladığı aidatlar ile AKP’ye destek verdiği iddiası oldu.

    Bozkurt şöyle devam etti:

    “AKP iktidarıyla birlikte üye sayısı yüzde bin beş yüz artan sözde sendikalar, en yakın 31 Mart seçimleri öncesinde üyelerinden topladıkları aidatlarla düzenledikleri şatafatlı ‘büyük teşkilat buluşmalarında’ AKP’li belediye başkan adayları, milletvekilleri hatta bakanlarla kol kola açıkça sadece bir siyasi partinin propagandasını yapmamışlar mıdır? Adına “büyük teşkilat buluşmaları” dedikleri birçok ilde yapılan bu etkinliklerin hiçbirisinde siyasi iktidara yandaşlık ve yaranma dışında, emekçilerin hakları veya özgülüklerine ilişkin bir tek kelam edilmiş midir?  Ülkemizin bazı belediyelerinde halkın iradesi gasp edilip kayyumlar atanır ve yüzlerce belediye emekçisi haksız ve hukuksuz bir şekilde bir gecede işten atılırken bu sözde sendikacıların iş güvencesinden, haktan, hukuktan yana bir tek açıklaması dahi var mıdır? Bırakın bu hukuksuzluklara karşı durmayı tam tersine kayyumlarla kol kola işyerlerini gezerek emekçileri işten atma tehditleriyle zorla üye yapan bu sözde sendika ve yöneticileri değil midir?

    Bugün yerel yönetim emekçileri AKP ve onun yandaşı sendikanın sopasının kalmadığı her yerde bu sözde sendikadan istifa edip gerçek bir sendikal örgütlenme arayışına girmişse bu yıllarca süren baskı ve zordan kurtuluşun işaretidir.

    Bugün emekçiler iş ve aş korkusuyla yıllarca giymek zorunda kaldıkları sarı sendika gömleğini çıkarıp parçalıyorsa bu baskıdan değil tam tersine özgürlüğe olan özlemden kaynaklıdır.

    Emekten yana gerçek bir demokrasinin, laikliğin, adaletin ve toplumsal barışımızın ülkenin her noktasında yaşandığı bir siyasi iklim ve siyaset dilinin oluşması için,

    Çocuklarımızın güvenle büyüyeceği, yaşam kaygısının olmadığı,  aydınlık yarınlar düşüyle özgürlüklerimiz için örgütlenerek birlikte güçlü olmaya davet ediyoruz.”

     PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Emir veren kurumlar dahi zabıta emekçilerine sahip çıkmıyor’-VİDEO

    ‘Emir veren kurumlar dahi zabıta emekçilerine sahip çıkmıyor’-VİDEO

    PİRHA- Zabıta Haftası dolayısıyla Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçiler Sendikası Tüm-Bel-Sen Zabıta Haftası dolayısıyla zabıta ve itfaiye çalışanlarının çalışma koşulları ve mesai ücretlerinin yeniden düzenlenmesi talebi ile Kızılay Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

    Basın açıklaması Tüm-Bel-Sen 2 No’lu Şube Başkanı aynı zamanda KESK Dönem sözcüsü Devrim Kahraman tarafından yapıldı.

    Kahraman yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere her yıl Eylül ayının ilk haftasını Zabıta haftası olarak kutlamaktayız. Kamuoyu gündemine daha çok seyyar satıcılarla yaşanan olaylar nedeniyle giren Zabıta emekçisi arkadaşlarımızın sorunlarını, çalışma koşullarını sizlerle paylaşmak istiyoruz” dedi.

    “ZABITA EMEKÇİSİNE YETERİNCE SAHİP ÇIKILMIYOR”

    “Beldenin düzenini muhafaza eden, belde halkının esenlik, sağlık ve huzurunu koruyan, yetkili organların bu amaçla alacakları kararları uygulayan özel zabıta kuvveti olarak tanımlanmıştır. Bu tanım çerçevesinde belediye zabıtası resmi tatil günleri de dahil 24 saat kesintisiz hizmet sunuyor” diyen Kahraman, şöyle devam etti:

    “Kentin huzur ve güvenliğinden esenliğine, çevre ve halk sağlığından hayvan sağlığına, trafik hizmetlerinden tüketicinin korunmasına, nüfus hizmetlerinden kentin turistik ve tarihi yerlerinin muhafaza edilmesine kadar belediye hizmetlerinin tamamında aktif görev alan zabıta arkadaşlarımız ne yazık ki emeklerinin karşılığını alamamaktadırlar. Bu görevleri canı pahasına ifa eden zabıta emekçisi saldırıya uğradığında, yaralandığında karşı karşıya kaldığı durum bireysel adli bir olaymış gibi değerlendirilmektedir. Kendine bu emirleri veren kurumlar dahi zabıta emekçisine yeterince sahip çıkmamaktadır.”

    “İŞ YÜKÜ DİKKATE ALINARAK ZABITA PERSONELİ ARTIRILMALI”

    “Her seçimden önce siyasi partiler bir takım vaatlerde bulunmaktalar. Hükümet 24 Haziran seçimlerinden önce de bazı meslek gruplarına çalışma koşulları nedeniyle vaatlerde bulunmuştur. Zabıta emekçileri gerek çalışma koşulları, gerekse iş yükü ve riskleri göz önüne alındığında verilen vaatleri en çok hak eden meslek grubudur”diyen Kahraman hükümetten zabıta emekçilerine ilişkin taleplerini sıraladı:

    • 3600 ek gösterge ve yıpranma payının verilmesini,
    • 657 sayılı D.M.K’ na zabıta hizmetleri sınıfının eklenmesini,
    • Hizmeti sürdürürken karşılaştığı keyfi uygulamalara son verilmesini,
    • Görevde yükselme sınavlarının liyakat usulüne uygun yapılmasını,
    • Zabıta emekçisinin “fiili hizmet zammından” yararlandırılmasını,
    • Kadro ve derece vb. özlük hakları ile ilgili mevzuatlarda gerekli düzenlemelerin yapılmasını,
    • İş yükünün ağırlığı ve nüfus artışı dikkate alınarak zabıta personeli sayısının artırılmasını,
    • Fazla mesai ücretlerinin belirlenmesinde eskiden olduğu gibi belediye meclisinin yetkili kılınmasını,
    • Zabıta meslek tanımının, görev ve sorumluluklarının çağa uygun olarak mevzuatlarda yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

    “ÖNCELİKLE ÇALIŞMA KOŞULLARI DÜZELTİLMELİDİR”

    Kahraman’dan sonra söz alan Tüm Bel sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, “Zabıta haftası dolayısıyla çeşitli etkinlikler yapılır, ama temel sorunlara ve zabıtalara ve çalışanların sorunlarına ilişkin özlük hakları konusunda bugüne kadar düzenleme olmamıştır. Dolayısıyla bir haftanın kutlanması veya hafta uygun kutlanma isteniyorsa öncelikle çalışma koşullarını düzeltilmelidir. Sadece şeklen bu günü kutlamak bu günü anmak salonlarda toplantılarla şölenlere dönüştürmek yeterli değildir. Belediyede ayrıca itfaiye diye nitelenen bu işçi sınıfı yaptığınız hizmetler açısından sadece yasada tanımlanan sorunlar değil, kentin her türlü sorunun müdahale edecek ve yapacak durumdalar. Arkadaşlarımızın fiziki çalışma koşullarının düzenlenmesi lazım” diye konuştu.

    “ZABITA EMEKÇİLERİNİN SIKINTILARI ÇOK”

    Ardından söz alan KESK MYK üyesi Elif Çuhadar, “Tüm zabıta çalışanlarının zabıta haftasını kutladığını ifade ederek yaptığı konuşmada, sıkıntılar fazla bunu birey olarak ta bende yaşadım çünkü benim babamda zabıta emekçisiydi” dedi.

    Çuhadar şunları kaydetti:

    “Hem belediyenin siyasi bir erk olmasından kaynaklı sıkıntılar hem zabıta emekçilerinin halk sağlığı olan ve ilk basamağı olan denetleme hakkını zaman içerisinde kişilerin ve rantçıların çıkarları uğruna onları arada bırakan ve onları baskılayan süreçler haline geldi. Zabıta emekçisi arkadaşlarımızın sıkıntıları çok. Bu haftayı bu sıkıntılara karşı mücadele etme ve örgütlenme aracı olarak kutlayacağımız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • 1200 üyesi ihraç edilen Tüm Bel-Sen’den sert tepki: Arkadaşlarımız sokağa atıldı-VİDEO

    1200 üyesi ihraç edilen Tüm Bel-Sen’den sert tepki: Arkadaşlarımız sokağa atıldı-VİDEO

    PİRHA- Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, hükümet tarafından çıkarılan son KHK’lerle Tüm Bel-Sen üyesi 1200 emekçinin ihraç edildiğini belirterek, KHK’lerin geri çekilmesini istedi. Emekçilerin açlıkla terbiye edilmeye çalışıldığını ifade eden Bozkurt, buna izin vermeyeceklerini, mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.     

    Haberin Videosu

     

    Son çıkarılan KHK’ler ile en fazla çalışanın ihraç edildiği Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, KHK’lerin tüm demokratik kurumları susturmak için kullanıldığını belirtti.

    PİRHA’ya konuşan Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, 15 Temmuz sonrası toplam 29 KHK çıkarıldığını belirterek, OHAL’in ve KHK’nin demokratik tüm kurum ve kuruluşların tepkilerini susturma, işçi grevlerini yok sayma, yaşanan olumsuzluklara karşı demokratik kitle örgütlerinin ifade özgürlüklerinin önüne geçme, temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması anlamına geldiğini söyledi.

    Darbeyle mücadele adı altında kamudan tasfiye süreci başlatıldığını hatırlatan Bozkurt, “150 bine yakın kamu çalışanı ihraç edildi. Adil yargılanma ve savunma hakkının kullanılmadığı bir dönemde idari işlem olarak önümüzde duran KHK hukuka uygunluğu tartışılır durumda. 150 bine yakın yapılan ihraçların tamamında idari işlem olması ama hiçbir hukuki gerekçesinin olmaması tartışma konusudur. Devleti yeniden yapılandırma adına yapılanların tamamı hukuksuzluktur” diye konuştu.

    695 ve 696 sayılı kararnamelerin çıkarıldığı gün Meclisin tatil edildiğini hatırlatan Bozkurt, 2156 kamu çalışanı ihraç edildiğini belirtti.

    “İHRAÇ LİSTELERİNİ YANDAŞ SENDİKA VE İDARİ PERSONEL HAZIRLIYOR”

    695 Sayılı kararnameyle Tüm Bel-Sen’in toplamda 9 Şube başkanı, 45 Şube yöneticisi, 1200 üyesi ihraç edildiğini söyleyen Erdal Bozkurt, şunalrı kaydetti:

    “Şube başkanlarımız ve yöneticilerimizin ihraç gerekçeleri, diğerlerinde olduğu gibi tamamıyla keyfi bir düzenleme olup, tamamıyla kurumdaki amirin keyfi tutumuyla gerçekleşmiş olmasıdır. Hiç bir gerekçe yok. Terörle bağdaştıramıyorlar, kurum amirlerinin ya da yandaş sendikanın etkin bir şekilde Van, Diyarbakır, Mardin gibi büyük şehirlerde başlattığı gibi listeleri yandaş sendika ve idari personel hazırlıyor.

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, “Çalışma yaşamı ve işyeri verimliliğini artırma adına kayyum olarak atananlar, listeleri hazırlayıp 1200 çalışanımızın ihracına neden olmuşken ve bu atanan kayyumlar yolsuzluktan görevden alınmışlarken şimdi biz burada bir hukuk aramamız gerekmeyecek mi?” diye sordu.

    “ARKADAŞLARIMIZ SOKAĞA BIRAKILDI, AÇLIKLA TERBİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Bozkurt, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “695 sayılı KHK ile ihraç edilen Van Şube Başkanımız, 3 yöneticimiz ve 77 arkadaşımız yine bu KHK ile görevlerine son verildiler. Arkadaşlarımız açlığa mahkûm edilmiştir. Sokağa bırakıldılar. Bize, biz sizleri açlıkla terbiye edeceğiz diye bakıldıysa bu konuda kamuoyunu bilgilendirmede fayda var. Biz biat etmeyeceğimizi, açlıkla da mücadele edebileceğimizi demokratik olmayan her türlü eylem ve etkinliğe karşı duruş sergileyeceğimizi ifade ettik.
    Bölgede daha önce yapılan KHK ile seçilmiş 96 belediye başkanı görevlerinden el çektirilmişti. Oysa bu belediye başkanlarının birçoğu şu an sokakta. Adlandırılan gerekçelerle yargılanmış olmalarına rağmen, yargı, tahliyelerine karar vermiş, ama sadece belediye başkanlıklarından edilmişlerdi. Aslında ortaya çıkan şu: Belediyeleri ele geçirmek, seçim dışında yöntemlerle elde etmenin bir aracı olarak KHK’leri kullandılar.

    Bunun dışında örneğin İstanbul, Bursa ve Ankara büyükşehirlerde bir gecede belediye başkanları istifaya zorlanarak belediye başkanlığından el çektirildi. Buralara atamalar yapıldı, istifa etmezseniz elimizde dosya var söylemleri şimdi bir kenara atıldı. Bizce suçları var, kamuyu zarara uğrattılar. Ankara gibi bir kentin 25 yılını çaldılar 50 yılına mal oldular. Şu an gelinen noktada hiç bir işlem yapılmış değil.”

    Ülkedeki varolan demokrasinin de ortadan kaldırıldığını belirten Bozkurt, “Temel ilkelerimiz demokrasi ve barış. Bu konuda temel hak ve özgürlüklerin özgürce kullanıldığı, insanca yaşam ve insanca yaşanacak bir ülke istemekten başka bir şey değildir” dedi.

    “GÜRUH HALİNDE SALDIRANLARA CEZA VERİLMESİ KAOS YARATIR”

    696 Sayılı son KHK ile getirilen düzenlemede resmi görevliler dışında yetki verilen, toplumsal olaylara müdahalede cezasızlık getiren hükmün büyük tehlikeler getireceğine işaret eden Erdal Bozkurt, şöyle konuştu:

    “Ülkemiz bu konuda çok acılar yaşadı, geçmiş deneyimler ve acılar var ve bunları unutmadık. Bugün getirilmek istenen o düzenleme ve resmi gazetede yayınlanmış olması hukuk ve hukuk devleti adına hukukun hukuksuzluğu olarak adlandırılmalıdır.Ali İsmailleri unutmadık, eli palalıları unutmadık. Sokak aralarında gençleri linç edenleri affedecek bir düzenlemeye elbette hayır diyeceğiz. Siz demokratik bir eylemi terör eylemi diye nitelendirip saldırı geçekleştirdiğinizde saldırganların cezai sorumluluğu olmamasını nasıl izah edersiniz? Şöyle bir şey diyebilir miyiz? Yargının bile içinden çıkamadığı aylarca yıllarca soruşturmalar, araştırmalar sonucu bir eylemi terör eylemi olup olmadığına karar verdiği bir ülkede, siz diyorsunuzki o gün tepkisini gösteren demokratik kitle örgütleri ifade özgürlüğünü kullanan, sorununu anlatmak için sokağa çıkan kamu çalışanına bir güruh halinde saldıranlara ‘size ceza vermeyeceğiz’ derseniz toplumdaki kaosu düşünebiliyor muşsunuz.”

    “SENDİKALAR, MESLEK ÖRGÜTLERİ, SİYASİ PARTİLER ACİLEN BİRARAYA GELMELİ”

    Son çıkan KHK’lerin yeniden ele almak gerektiğini ifade eden Tüm Bel-Sen Genel başkanı Erdal Bozkurt, sendikaların, emek örgütlerinin, meslek odalarının, siyasi partilerle biraraya gelip bu meseleyi çok acil olarak tartışması gerektiğini kaydetti. Bozkurt, “Bu düzenlemenin derhal ortadan kaldırılması gerekiyor. Aksi takdirde her demokratik tepkisini gösteren kurum ve kuruluşların yarın yaşayacakları bugünden bellidir. Bunun önüne geçmek bizim temel görevimiz olmalıdır. Biz ihraç edilen tüm arkadaşlarımızla dayanışma içerisinde olacağız, arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Tüm-Bel-Sen: OHAL’in gölgesindeki yerel yönetimler ayaklar altında-VİDEO

    Tüm-Bel-Sen: OHAL’in gölgesindeki yerel yönetimler ayaklar altında-VİDEO

    PİRHA- Tüm Bel-Sen, kayyumlara ve AKP’nin yerel yönetimler politikasına ilişkin sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, OHAL döneminde hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığını, demokrasinin en önemli basamağı olan yerel demokrasinin ayaklar altına alındığını belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Tüm-Bel-Sen Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Genel Merkezi’nde ‘OHAL’de yerel yönetimler’ başlıklı basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın açıklamasını Tüm-Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt yaptı.

    Bozkurt, AKP’nin tek adam rejimi anlayışıyla belediyeleri seçilmişler yerine atanmışlarla yönetmeye karar vererek genelde hak ve özgürlükler rafa kaldırıp demokrasinin en önemli basamağı olan yerel demokrasiyi ayaklar altına aldığına dikkat çekti.

    AKP devletin tüm kurumlarını tek adama bağlı birer hükümet birimine dönüştürdüğünü belirten Bozkurt, belediyeleri de aynı zihniyetle seçilmişler yerine atanmışlar eliyle yönetmek istediğini vurguladı.

    YOKSULLUK, IRKÇI, CİNSİYETÇİ UYGULAMALAR..

    Bozkurt, DBP’li 104 belediyeden 94’üne kayyum atanarak halkın iradesinin gasp edildiğini söyledi. Atanan kayyumların ilk icraatlarının on yıllardır kent halkına hizmet üreten Tüm Bel-Sen üyelerini ihbarlarla, hukuk dışı uygulamalarla ihraç edildiğini kaydeden Bozkurt, “Diğer yandan, 25 yıla yakın bir süredir büyük şehirleri yöneten AKP’li belediye başkanları her türlü ranta, yolsuzluğa antidemokratik uygulamalara, çevrenin ve doğanın tahribatına, ırkçı ve cinsiyetçi uygulamalara ve halka hesap vermeden, adeta hukuktan kaçırırcasına emir ve talimatla istifa ettirilmeleri, ülkemiz genel ve yerel demokrasisinin nasıl yok edildiği açıkça ortaya çıkmıştır” dedi.

    “DEMOKRASİ KAVRAMI ORTADAN KALKTI”

    AKP’li belediyelerde yaşanan görevden almalara değinen Bozkurt, “Son günlerde, herkesin gözleri önünde belediyelerde yaşananlar, ‘Metal Yorgunluğu’ ile ifade edilecek kadar basit bir olay değildir” diye konuştu. Bozkurt konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Son dönem de İstanbul, Ankara, Bursa ve Balıkesir gibi Büyükşehirler başta olmak üzere beş ilde belediye başkanları, görevlerinden el çektirilmiştir. Farklı nedenlerle daha önce de istifa eden veya boşalan belediyeler de dikkate alındığında ülkemiz nüfusunun yüzde 43’nün yaşadığı kentler artık atanmışlar eliyle yönetildiğine, dolayısıyla sandık iradesi, demokrasi gibi kavramların tamamen ortadan kaldırıldığına şahit oluyoruz.”

    AKP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARININ İSTİFASI

    İstifa eden AKP’li belediye başkanlarının binlerce çalışana mobbing, şiddet vb. uygulamalar ile işinden görevinden edenler olduğunu vurgulayan Bozkurt, “Başta üyelerimize ve diğer çalışan emekçilere yönelik, iş akdinin fesinden tutun da keyfi uygulamalarla yüzlerce kilometre ötede, çalışma koşullarının olmadığı, en insani ihtiyaçların bile karşılanamayacağı noktalarda görevlendirilmelerini özellikle kadınların ve engelli kadınların şehir merkezine 200 km uzaklıkta yerlere sürgün edilmelerini nasıl unutacağız” dedi.

    Bozkurt konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

    “İşyerinde uğradığı mobbing nedeni ile eşi ve çocuğunun gözleri önünde intihar teşebbüsünde bulunan ve yıllarca tedavi gören üyemizi arkadaşımızı nasıl unuturuz.? Ankara büyükşehir belediyesi ve bağlı genel müdürlüklerde imzaladığı TİS sosyal denge sözleşmesi ile çalışanlar arasında yaptığı ayrımcılığı, yandaş sendikanın üyelerine 840 TL Melih Gökçek’e biat etmeyen sendikamız üyelerine 120 TL ödeyerek yarattığı haksızlığı nasıl unuturuz. Tüm-Bel-Sen üyelerinin uğradığı haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı belediye yönetimine açtığı on binlerce davayı nasıl unutacağız? Kazanılmış dava sonuçlarını uygulamayan kendince hukuku askıya alanları, kazanılan bu davalardan dolayı kurumu milyonlarca lira zarara uğratanları gerçek bağımsız yargı önüne çıkartamadan hiçbir şey olmamış gibi davranıp, tüm bu anti demokratik hakka-hukuka uygun olmayan icraatlarını ve yarattığı tahribatları yok mu sayacağız? Özellikle AKP’li ve istifa ile boşaltılan bu belediyelerde bizlerin yaşadığı bu kadar olumsuzlukları suç saymayanların, ancak ‘eğer istifalar gerçekleşmezse gereğini yaparız’ diyenlerin ellerindeki belge bilgileri savcılıklara bildirmemeleri nasıl bir hukuk anlayışı ve neyin halktan saklanmasıdır. Bunların açık şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılması gerekmiyor mu?”

    ŞEFFAF, KATILIMCI, ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR DEMOKRASİ TALEBİ

    Bu kentlerde yapılan yağmanın, yolsuzlukların, halka ve emekçiye düşman gerici-rantçı belediyecilik uygulamalarının hepsinde istifa eden belediye başkanları kadar AKP’nin de kendisinin suçlu olduğunu kaydeden Bozkurt, “Bu nedenle söz konusu bu istifalar ne o belediye başkanlarını ne de siyasi iktidarı sorumluluktan kurtaramaz, yargı önünde hesap vermekten alı koyamaz” diye belirtti. Yerel yönetimlerde yaşanan sorunların, yolsuzlukların veya usulsüzlüklerin çözümü seçilenlerin görevden alıp yerlerine atanmışları getirmek olmadığını ifade eden Bozkurt, bağımsız yargı ile korunan, halkın denetimine açık, şeffaf, katılımcı ve özgürlükçü bir demokratik işleyişin yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Tüm Bel-Sen: Bu sahte sözleşmeyle emekçiler hiçbir somut kazanım elde etmedi

    Tüm Bel-Sen: Bu sahte sözleşmeyle emekçiler hiçbir somut kazanım elde etmedi

    PİRHA – Tüm Bel-Sen Tüme Yerel Yönetim çalışanları sendikası Sümer sokakta bulunan binasında “Toplu iş sözleşmesini gerçek sendikalar yapar” pankartını açarak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt “yandaşlar için bile utanç belgesi olan bu sözleşme hükümete veya cumhurbaşkanına yanaşarak sendikacılık değil ancak kapı kulluğu yapılabileceğinin kanıtıdır” dedi.

    Bozkurt “Milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin 2018 ve 2019 yıllarına yönelik ekonomik ve sosyal haklarının masaya yatırıldığı 4. Dönem Toplu Sözleşme süreci kapalı kapılar ardında yapılan pazarlık sonucu adeta bir satış sözleşmesi olarak sona erdi.

    İş güvencemiz başta olmak üzere en temel hak ve özgürlüklerimize yönelik ağır saldırıların yaşandığı bir süreçte başlayan toplu sözleşme görüşmelerinde AKP hükümeti ücret artışlarında dahi kamu emekçileriyle dalga geçer gibi önerilerde bulunmuş ve milyonlarca emekçiyi kandırmak adına yürütülen orta oyunu hükümetin teklifinin göstermelik bir biçimde yarım puan artılmasıyla sona ermiştir” değerlendirmesinde bulundu.

    “SÜREÇ KAPALI KAPILAR ARDINDA YAPILAN KİRLİ PAZARLIKLARLA İŞLEMİŞTİR”

    Bir kez daha görülmüştür ki evrensel değerlere uygun gerçek bir toplu pazarlık süreci yürütmekten çok uzak, kapalı kapılar ardında kirli pazarlıklarla bir süreç işlemiştir, ifadelerini kullanan Bozkurt şöyle devam etti:

    “Görüşmelerin ilk günü Konfederasyonumuzun “kamu emekçilerinin iş ve yaşam güvencesinin gasp edenler ekmeğimizi de elimizden alacaklar, bu zihniyete karşı yapılacak şey sadaka pazarlığı değil güvenceli iş güvenceli gelecek talebidir” söylemine kulak tıkayarak hükümete methiyeler dizip masaya oturanlar, görüşmelerin ilk turunda karikatür gibi dövizlerle “4-5 puan üzeri gelmezse hükümetin teklifine kapalıyız” lafları ettikten sonra iş imzaya gelince hükümetin ilk teklifinin yarım puan üstüne paşa paşa imza atmıştır.

    İmza sırasında üye sendika başkanlarının mahcup tavırlarından da anlaşılacağı üzere yandaşlar için bile utanç belgesi olan bu sözleşme hükümete veya cumhurbaşkanına yanaşarak sendikacılık değil ancak kapı kulluğu yapılabileceğinin kanıtıdır. İmza sonrasında geçmişte imza atılan ancak hiçbir takibi yapılmayan maddeleri dahi yeni dönemin kazanımı gibi sunmaktan geri durmayan yandaş sendika, iki yıl boyunca açlığa mahkûm ettikleri kamu emekçilerini rakamlarla oynayarak kandırmaya çalışmakta, gerçeğin üzerini perdelemektedir”

    “EMEKÇİLERİN HANGİ TALEBİ GERÇEKLEŞTİ DİYE SORMAK GEREKİR”

    Ekranların karşısında sahte başarı öyküleri anlatan siyasal iktidarın memur kolları rolünü üstelenen bu sendikamsı yapıya emekçilerin hangi talebinin gerçekleştiğini sormak gerekir diyen Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt gerçekleşmeyen talepleri şöyle sıraladı.

    • Haksız ve hukuksuz bir biçimde sorgusuz sualsiz bir gecede işten atılan on binlerce kamu emekçisi işe iade mi edilmiştir?
    • Ekonomik büyümeden emekçilere hak ettikleri pay mı verilmiştir?
    • Hepimizin çarşı pazarda yaşadığı gerçek enflasyon karşısında ücretlerimizde enflasyon rakamları üzerinde bir artış mı olmuştur?
    • 4/B’liler, 4/C’liler, kamuda asli işleri yapan taşeron firma çalışanları başta olmak üzere kamuda güvencesiz çalışanlar kadroya mı geçirilmiştir?
    • Vergi dilimi ve ek gösterge adaletsizlikleri sona mı ermiştir?
    • Ek ödemeler emekliliğe ve emekli aylığına mı yansıtılmıştır?
    • Sendikamızın mücadelesi ile yerel yönetim emekçilerinin fiili ve meşru mücadele ile kazanıp evrensel hukukta onaylattığı özgür toplu sözleşme hakkının kısıtlanmasına son mu verilmiştir?
    • Belediyelerde sözleşme imzalama şartlar ile miktar, süre, zaman sınırları sona mı ermiştir?
    • Yine belediyelerde imzalanan sözleşmeler toplu sözleşme sayılıp, ekonomik ve sosyal haklar emekliliğe esas aylığa dahil mi edilmiştir?
    • Zabıta ve itfaiye emekçilerinin ek ödeme, mesleki sınıf tanımı, maktu mesai, fiili hizmet zammı, iş güvenliği ve tazminatı gibi yıllardır çözülmeyen sorunlarına ilişkin adım mı atılmıştır?
    • Onlarca belediyede seçilmişler yerine kayyumlar atanarak hem halkın iradesinin hem de oralarda çalışan emekçilerin iş ve yaşam güvencesinin gasp edilmesine son mu verilmiştir?
    • En temel Anayasal hak olan sendikal örgütlenme özgürlüğüne aykırı bir şekilde, kayyumların atadığı müdürlerler eliyle sürdürdüğü emekçilerin kendi sendikalarından istifa ettirilip yandaş sendikaya üye olmaya zorlanması baskısı sona mı ermiştir?
    • Emekçilerin örgütlü gücüyle sürdürdüğü mücadele ve binlerce bedel pahasına imzalanan Toplu İş Sözleşmelerinin kayyumlar tarafından tek taraflı feshedilmesi iptal mi edilmiştir?
    • Kadın emekçilerin yaşadığı baskı, mobbing, şiddet ve ayrımcılığın engellenmesine yönelik somut her hangi bir düzenleme mi yapılmıştır?
    • Tüm işyerlerinde kreş, etüt ve gündüz bakım merkezi, yemekhane açılması ve emekçilere ücretsiz toplu ulaşım sağlanmasına yönelik söylemin ötesinde somut her hangi bir düzenleme yapılmış mıdır?

    “BU SAHTE SÖZLEŞMEYLE EMEKÇİLER HİÇBİR SOMUT KAZANIM ELDE ETMEDİ”

    Bozkurt “Burada sadece bir kısmını dile getirdiğimiz kamu emekçilerinin temel taleplerinden hiç birisi müzakere dahi edilmemiştir, dolayısıyla imzalanan bu sahte sözleşme metni ile emekçiler ekonomik ve sosyal olarak hiçbir somut kazanım elde edememiştir.

    Bu süreç, TÜM BEL SEN olarak en başından beri karşı çıktığımız, grev hakkını yasaklayarak emekçileri pazarlık masasında sakat bırakan, gerçek evrensel toplu sözleşme sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tekli sendikal rejim ve siyasal iktidarın son sözü söylemesinin dayatıldığı “Türkiye Tipi Toplu Sözleşme Sisteminin” iflas ettiğini bir kez daha ispatlamıştır.

    Bu tiyatro bir kez daha kamu emekçilerinin ve emeklilerinin grev hakkının yasal güvence altına alındığı, sendikal hak ve özgürlüklerin önünü açan, konfederasyon ve sendikaların demokratik bir şekilde temsiline imkan tanıyan, işyeri düzeyinde eşit ve özgür koşullardaki pazarlıklara dayalı evrensel gerçek toplu sözleşme sistemine olan ihtiyacının yakıcılığını ortaya çıkarmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

    “OHAL-KHK REJİMİNİN GÖLGESİ TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMESİNE DÜŞMÜŞTÜR”

    Bozkurt “Sonuç olarak yeni bir satış sözleşmesi ile sonuçlanan bu süreç, en başından beri dikkat çektiğimiz üzere demokrasinin, hak-hukuk ve adaletin olmadığı bir yerde emeğin hakkının da olmayacağını ispatlamıştır. Yani OHAL-KHK rejiminin gölgesi toplu sözleşme görüşmelerine düşmüştür.

    TÜM BEL SEN olarak sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini OHAL ve KHK rejiminin tüm sonuçlarıyla birlikte sona ereceği, emekçilerin iş ve yaşam güvencesinin korunduğu, insanca yaşayacak ücret ve çalışma koşullarının sağlandığı, herkes için gerçek bir adaletin garanti edildiği, emeğin, demokrasinin, barış ve özgülüklerin ülkesini yaratmanın mücadelesini veren emeğin gerçek tarafında yer almaya çağırıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Tüm Bel-Sen Başkanı Bozkurt: İhraçlar, AKP’ye muhalif kesimlere karşı bir saldırı-VİDEO

    Tüm Bel-Sen Başkanı Bozkurt: İhraçlar, AKP’ye muhalif kesimlere karşı bir saldırı-VİDEO

    PİRHA – 14 Temmuz 2017 akşamı yeni yayınlanan 692 sayılı KHK ile 7 bin 348 kamu çalışanı ihraç edildi. İhraç edilenler arasında Tüm Bel-Sen üyelerinin çoğunlukta olması dikkat çekiyor. Sendikanın Genel Başkanı Erdal Bozkurt, “1 yıl önce 20 Temmuz 2016 yılında başlatılan OHAL ve KHK süreci FETO ile mücadele adı altında başlatılmış olmasına rağmen, bugün gelinen noktada FETO ile mücadeleden çok AKP’ye karşı muhalif kesimlere yönelik saldırıya dönüştü” dedi.  

    HABERİN VİDEOSU

    14 Temmuz 2017’de çıkarılan KHK ile ihraç edilen 7 bin 348 kişiye yönelik Tüm Belediye Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Erdal Bozkurt Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İHRAÇ EDİLMENİZ İÇİN MUHALİF OLMANIZ YETERLİ”

    “Son kararname ile 553 kamu çalışanı, üyemiz, sendika yöneticimiz ve şube başkanımız görevlerinden ihraç edildi” diyen Bozkurt, “İhraçların gerekçesi aslında daha önceki KHK’lerde yayınlandığı gibi her hangi bir gerekçeye dayanmıyor. AKP’ye karşı olmanız, muhalif olmanız ihraç edilmeniz için yeterli bir gerekçe” ifadesini kullandı.

    “BİRÇOK İŞÇİ DE BU SÜREÇTE İHRAÇ EDİLDİ”

    Bozkurt, “Son KHK ile 8 şube başkanımız, bir il temsilcimiz ve yine onlara bağlı olarak iş yerinde yönetici düzeyinde olan arkadaşlarımız ihraç edildi. Aslında ağırlıklı olarak Diyarbakır, Van, Mardin gibi büyükşehirler başta olmak üzere bölgedeki birçok ilde sadece kamu çalışanları değil, birçok işçinin de bu süreçte ihraç edildiğini görmekteyiz” dedi.

    “KHK İLE TASFİYE SÜRECİNE GİRİLMİŞTİR”

    “Buradan da görülmektedir ki AKP hükümeti aslında OHAL’le başlayan süreci kendi lehine çevirip, KHK’lerle bir tasfiye sürecine gitmiştir” diyen Tüm Bel-Sen Yerel Yönetimler Başkanı Erdal Bozkurt şunları ifade etti:

    “Kadrolaşamadığı, elinde bulunduramadığı birçok belediyede hem sendikal örgütlülüğümüze müdahale edilmiş, hem de, halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanlarını ve eş başkanlarını gözaltına alıp kayyum ile görevlerine son verilmiştir. Böylelikle seçimle alamadığı belediyeleri ve yerleri OHAL gerekçesi ile ele geçirmiş durumdalar.”

    “OHAL’İN KALDIRILMASI DOĞRU VE AÇIK BİR TALEPTİR”

    Bozkurt, “ Adalet ve demokrasi talebinin bu kadar acil hissedildiği bir dönemde OHAL’in kaldırılması doğru ve açık olduğunu düşündüğümüz bir taleptir. Seçilmişlerin yerine atanan kayyuma bir an önce son verilmesi yine taleplerimiz arasındadır. Çünkü 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’ndaki belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen yasa ve onun ilgili maddeleri halen yürürlüktedir. Dolayısıyla Kayyumla ilgili sürecin ne zamana kadar süreceği belirsizliğinden kurtulmak gerek” diye konuştu.

    “HANGİ GEREKÇE İLE İHRAÇ EDİLDİĞİMİZİ BİLE BİLMİYORUZ”

    “Anayasal bir hak olan adil yargılanma ve yine aynı biçimde savunma hakkı kamu çalışanlarının elinden bugün de alınmış durumdadır” diyen Tüm Bel-Sen Yerel Yönetimler Başkanı Erdal Bozkurt şunları kaydetti:

    “ OHAL süreciyle başlatılmış olan süreçte arkadaşlarımız ihraç edilirken hangi gerekçeyle ve neye dayandırıldığını bilmeden bir sabah kalktıklarında işlerinden olduklarını gördüler. Düşünün evlerine çocuklarının ve çevresindekilere işten niye atıldıklarını bile ifade edemiyorlar. Yarını karanlık olan açlığa, sefalete çocukları ile mahkûm edilmiş 150 bine yakın şu an kamu çalışanı var.”

    “MAĞDUR OLAN HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Tüm Bel-Sen Yerel Yönetimler Başkanı Erdal Bozkurt mücadele çağrısında bulundu:

    “Mücadeleyi işyerlerimizle sokaklar, sokaklardan alanlara taşımak zorundayız. Mücadelenin bu noktada büyümesi hepimizin ortak görevidir. Tüm bu alanda mağdur olan kesimleri sendikaları, emek örgütlerini, meslek örgütlerini dayanışmaya, mücadeleye davet ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA