Etiket: erdal özer

  • 611. F Oturması: Ağır hasta mahpus Erdal Özer serbest bırakılsın

    611. F Oturması: Ağır hasta mahpus Erdal Özer serbest bırakılsın

    PİRHA – 611.F Oturması’nda halen Bolu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan Erdal Özer’in durumu paylaşıldı. Özer’in sağlık ve yaşam hakkının korunması için serbest bırakılması talep edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması eylemi 611’inci haftasında devam etti. “Tedavi haktır engellenemez” pankartının açıldığı eylemde, “İnsan haklarıyla insandır”, “Tedavi haktır engellenemez”, “Erdal Özer serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

    “ÖLSE KİMSENİN HABERİ OLMAYACAK”
    611. F Oturması eyleminde şu ifadelere yer verildi:

    “Tutuklanmadan önce herhangi bir hastalığı bulunmayan 19 yıllık mahpus Erdal Özel, ileri derecede şizofreni, kalp, hiper tansiyon, diyabet, böbrek, prostat, demans hastası olup hastalıklarına bağlı rahatsızlıkları ile yaşam mücadelesi vermektedir. 19 yıldır ağır tecrit koşullarında tek başına tutulan ve 11 yıl önce kendisini yakarak intihar girişiminde bulunan Özel, yeterli tedavi ve bakım sağlanmayan hastalıklarına bağlı rahatsızlıkları nedeniyle hapishanede yaşamını sürdüremeyecek duruma gelmiştir. Kendi ihtiyaçlarını dahi gideremeyecek durumda olmasına rağmen tecrit koşullarında tutulan Özel, 3 defa Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırılmış ancak sağlığında herhangi bir düzelme olmadığı halde hapishaneye geri götürülmüştür. 2 yıl önce gerçekleştirdiğimiz 551. F Oturması öncesi komisyonumuza bilgi veren ablası; “Kardeşim görüş sırasında hiç yerinde duramıyordu. Sürekli dağınık anlamsız kelimeleri tekrarlayıp duruyordu, kardeşimin durumu kötü, çoğu kez bizi hatırlamıyor, tek kişilik hücrede tutuluyor, ayda bir kendisine sakinleştirici iğne yapılıyor. Arkadaşlarıyla aynı koğuşta kalması için de girişimlerde bulunduk ama sağlık sorunları nedeniyle tek kişilik hücreye alındığı söyleniyor. Kendisine de bakamıyor, zarar veriyor kendisine. O nedenle başkalarıyla da kalamıyor. Yani ölse kimsenin haberi olmayacak” demiş ve yetkililerden destek talep etmiş, ancak o günden bu yana olumlu bir gelişme olmamıştır.

    “TEDAVİ BAKIMININ YAPILABİLMESİ İÇİN SERBEST BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”

    02.12.2023 tarihinde derneğimize gelerek başvuruda bulunan kardeşi beyanında; “2011 tarihinde Tekirdağ 2 Nolu F tipi Hapishanesi’nden, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi’ne getirilmişti. Kardeşim 2006’dan sonra hep Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F tipi hapishanelerinde tutuldu. En son olarak 2 Kasım 2023 tarihinde tedavilerinin sürdürülmesi için Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevk edilmiş. Önceki rahatsızlığı ağır şizofreniydi.  Aynı zamanda böbrek hastası. Tek böbrekle yaşıyor ve bu nedenle idrar tutma sorunu yaşıyor. Şeker oranı çok yükseliyor hatta zaman zaman şekeri 700’e kadar çıkıyor. Bu süreçte çok kilo kaybetti. 100 kilodan şimdi 60 kiloya kadar düştü. 6 yıl önce kalp krizi geçirmişti ve yüksek tansiyon hastasıdır. Hastalıklarından dolayı yeterli beslenemediğinden kaynaklı kilo kaybı yaşamaktadır. Tek kişilik hücrede tutuluyor. Tam teşekküllü bir hastanede tedavisinin yapılması gerekiyor ancak bu yapılmıyor. Bu onun yaşamını risk altına sokuyor. 19 yıldır cezaevinde. Ömür boyu bu hastalıkla cezaevinde kalması mümkün değildir. Erdal ağır şizofren ve demans hastası. Hatta çoğu zaman nerede yaşadığının dahi farkında olmuyor. Tedavi bakımının yapılabilmesi için serbest bırakılmasını istiyoruz” demiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL 

     

  • ‘Zeytinliklerini satanlar kendi topraklarında yabancı oldular’-VİDEO

    ‘Zeytinliklerini satanlar kendi topraklarında yabancı oldular’-VİDEO

    PİRHA- Dededen babadan kalan zeytin ağaçlarını daha iyi verim almak ve hastalıklardan korumak için budayan Erdal Özer, “Bizim köylü kardeşlerimiz bir anda çok para görünce bütün zeytinliklerini heba ettiler. ‘Zaman gelecek siz bu zeytinlikleri sattığınıza pişman olacaksınız’ dedik ancak bizi dinlemediler. Şimdi ise kendi köylerine kendi yurtlarına yabancı oldular” diyor. 

    Zeytinlerinin toplanmasının ardından zeytin ağaçları budanmaya başlandı. 52 yaşındaki Erdal Özer de, ağaçlara belli bir şekil vermek ve onları en üst düzeyde verime ulaştırmak amacıyla budama işlemini yapıyor. Üç dönüm arazi üzerinde 90’a yakın zeytin ağacı bulunan Özer, her yıl rutin olarak zeytin ağaçlarını budadıklarını söylüyor.

    Altınoluk köyünde yaşayan Özer, neden zeytin ağaçlarının dallarını budadıklarını ise şöyle anlatıyor:

    “Zeytin dallarını buduyoruz çünkü rahat bir şekilde sırık sirkiyoruz. Ayrıca hem ağacın dallarının daha güzel gelişmesini sağlıyor hem de ağaca hastalık bulaşmasını engelliyor. Zeytin ağaçlarının dallarını budamasak dallar üst üste biner ve sürtünme olur. Sürtünme ve  dalların içe içe girmesinden kaynaklı yaz aylarında bazı hastalıklar zeytine bulaşıyor. Ayrıca zeytin dallarının arasına güneş girmek zorunda bu nedenle budamamız şart. Herkes bu mevsimde zeytin budaması yapıyor. Nisan ve Mayıs ayı bitinceye kadar budama devam ediyor. Zeytini budarken testere ve ağaç kesme motoru kullanıyoruz. Bu rutin olarak her yıl bu aylarda yapılıyor.”

    “BURALAR HEP ZEYTİNLİKTİ”

    Budanan zeytin yapraklarında hastalık gelmesin diye yaktıklarını söyleyen Özer, “Daha sonra gübresini atıp ürün bekliyoruz” diyor.

    Budama yaparken geçici tehlikeler de atlattıklarını ifade eden Özer, “Bazen kestiğimiz dal yanlışlıkla üstümüze ve kafamıza geliyor” ifadelerini kullanıyor.

    “Zeytin bizim için kutsal bir ağaçtır” diyen Özer 35 yıl önce yaşadığı Altınoluk’un büyük bir bölümünün zeytinlik olduğunu söylüyor.

    “KENDİ YURTLARINDA YABANCI OLDULAR”

    Nedenini ise şöyle anlatıyor:

    ” Bizim köylü kardeşlerimiz bir anda çok parayı bir arada görünce bütün zeytinliklerini heba ettiler. O zaman da uyardık biz onları. ‘Zaman gelecek siz bu zeytinlikleri sattığınıza pişman olacaksınız’ dedik ancak bizi dinlemediler. Şimdi kendi köylerinde kendi yurtlarında yabancı oldular. Tüm bu zeytinlikleri ve toprakları sattıkları için. Ve o aldıkları para da bitti. Yıllar önce İskele Mahallesi’nde 6 tane taş basım zeytinyağı fabrikası vardı.  Edirne’den ve çevre ilçelerden buralara zeytin toplamak için tayfalar gelirdi.  O kadar çok zeytin ağacı ve ürün vardı. Zamanla sata sata bir şey kalmadı. Şimdi gençler de işsiz.”

    “TOPRAKLARIMIZI SATMAYIZ”

    Bu toprakların dedelerinden kaldığını söyleyen Özer, bu toprakları torunlarına bırakmak istediklerinin aktarıyor.

    Dünyada barışın simgesi anlamına gelen zeytini kutsal gören Özer, “Zeytin dalı dünyada barışın simgesi anlamına geliyor. Ancak Afrin’deki zeytin dalı ile karıştırmayalım bunu. Çünkü o ayrı bir şey. Buradaki zeytinin kökenine gidersek bu zeytin ağaçları bizden gelme değil. Bu köy ilk işçi olarak gelen Rumlar ekmiş bu zeytin ağaçlarını. Daha sonra mübadele ile gidince buralardan bizimkiler zeytinleri sahiplenmişler. Eskiden buradan 3-4 ağa varmış. Onlar Rum işçilerinden geri almışlar” ifadelerini kullanıyor.

    Zeytinlik alanların imara açılmasına tepki gösteren Özer, “Bugün siyasi politikalarından tutun devlet politikalarına kadar hiç kimse uymuyor bir şeye. Sadece görüntüde ve lafta varlar. Ancak icraatta kimse yok” diyor.

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    BALIKESİR