Etiket: erdal sarıkaya

  • Gezi’de polis bir gözünü vurmuştu; Erdal Sarıkaya’nın Danıştay’a başvurusu reddedildi

    Gezi’de polis bir gözünü vurmuştu; Erdal Sarıkaya’nın Danıştay’a başvurusu reddedildi

    PİRHA- Gezi Eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği kapsülü ile bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın adalet mücadelesi sürerken, Danıştay’a yapılan başvuru da reddedildi.

    Gezi Eylemleri’nde Taksim’de 11 Haziran 2013 akşamı polisin attığı gaz fişeği kapsülü ile bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın adalet arayışı o günden beri devam ediyor.

    İlk olarak İstanbul 9. İdare Mahkemesi’ne giden Sarıkaya’nın açmak istediği dava, mahkeme başkanının çoğunluk görüşüne muhalif kalmasına rağmen diğer iki üye hakimin oyuyla süre aşımı nedeniyle reddedildi. Ardından başvurulan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdare Dava Dairesi de istinaf başvurusunun reddine karar verdi. Bunun üzerine Sarıkaya, Danıştay’a gitti. Danıştay 10. Dairesi de Mahkeme Tetkik Hakimi’nin kararın bozulmasına ilişkin görüşüne rağmen temyiz talebinin reddine ve verilen kararın onanmasına karar verdi.

    SARIKAYA: DANIŞTAY YARGININ TAMAMIYLA SİYASALLAŞTIĞINI KANITLADI

    Birgün’den Kayhan Ayhan’nın haberine göre Sarıkaya, “Gezi direnişi sonrası başlatmış olduğum adalet arayışımda bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin tavır ve tutumu karşısında siyasallaşmış bir yargı ile karşılaştım. 11 yıldır bu ülkede adaletin olmadığını ceza soruşturması sürecinde defalarca görmeme ve yaşamama rağmen Danıştay bu kararıyla yargının tamamıyla siyasallaştığını kanıtladı” dedi.

    2020 yılının Mart ayında yaptığı başvurusunun 4 yıl boyunca bekletildiğini kaydeden Sarıkaya, “Danıştay ve diğer yargı kurumlarını karar almadan önce medyada Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi direnişiyle ilgili bir açıklamaları kendilerine referans alıp karar verdiklerinin ispatı. Dosyayı başından sonuna kadar inceleyen tüm süreci değerlendiren Tetkik Hakimin ‘Bölge idari mahkemesi kararının bozularak, davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği’ belirtmesine rağmen talebim reddediliyor. Sürecin tamamı Gezi Direnişi’nde AKP karşında boyun eğmeyen kenetlenmiş halklardan intikam almak ve korku oluşturmaktan başka bir şey değil. Çürümüş, tek adam kontrolünde yargı, iktidarın elinde bir kılıç görevi görüp halkı bastırıyor” ifadelerini kullandı.

    “KÖR EDİLEN BİR GÖZÜN BEDELİ MADDİ DEĞERLE ÖLÇÜLEMEZ”

    Maddi bir kazanım peşinde olmadığını söyleyen Sarıkaya, sözlerine şunları ekledi:

    “Bir polis vahşeti sonucu kör edilen bir gözün bedeli maddi değerle ölçülemez. Milyonlar verseler sağ gözümü geri getirebilir mi? Şehit edilen gençlerimiz geri gelir mi. Bu süreç tamamıyla adalet arayışı için verilen bir mücadele.
    Ben bu süreçte kaybeden değil kazan biriyim. Ben Gezi gazisi Erdal Sarıkaya’yım. Bu ömür bana yeter. Kaybeden bağımsızlığını kaybetmiş siyasallaşmış yargı kurumlarıdır. Çünkü 86 milyonun artık tek bir ferdinin dahi yargıya ve aldıkları kararlara zerre güveni kalmamıştır. Bugün adaletsiz yargı dağıtanlar bilmelidir ki bir gün bağımsız yargı herkese lazım olacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi’de gözünden vurulmuştu: Kask numarası belli polisleri İçişleri Bakanlığı da bulamadı!

    Gezi’de gözünden vurulmuştu: Kask numarası belli polisleri İçişleri Bakanlığı da bulamadı!

    PİRHA- Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın 9 yıldır süren soruşturması, bu kez de İçişleri Bakanlığı’nın ‘fail polislerin kimliği tespit edilemedi’ demesi üzerine sonuçlandırılmadı.

    Erdal Sarıkaya, 11 Haziran 2013’te Taksim Meydanı’ndaki Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybetmişti.

    Görüntüleri inceleyen bilirkişi raporunda, o gün orada gaz tüfeği kullanma yetkisi olan ve emri veren polislerin kimliği belirlenmiş ancak İstanbul Valiliği soruşturma izni vermediği için haklarında soruşturma açılamamıştı. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi, suçun soruşturulmasının izne tabi olmadığı değerlendirmesiyle izin verilmeme kararını kaldırmış ancak sorumluluğu bulunan polisler hakkında aradan geçen 8 yıla rağmen soruşturma açılmamıştı.

    ‘ŞÜPHELİ’ OLMASI GEREKEN POLİSLER ‘TANIK’ OLARAK DİNLENMİŞTİ

    Daha sonra Erdal Sarıkaya, 9 Kasım 2017 günü Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Mahkeme başvuruyu 17 Mart 2021’de karara bağladı ve polislerin yargılanmasına karar verdi. Kararın ardından yeniden açılan soruşturmada ise ‘şüpheli’ olması gereken polisler ‘tanık ‘ olarak dinlendi.

    Savcılığa ifade vermesi gereken 8 polisten 3’ü olayda kendilerinin sorumluluğunun olmadığını ve yaşananları görmediklerini iddia etti. 2 üst düzey polis ise henüz ifade vermezken, bilirkişi raporunda o gün orada bulunan ve gaz tüfeği kullanma yetkisi olan kask numaraları belli 3 polis ise kayıp. Savcılık kask numaraları belli olan 3 polisi İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sordu ancak verilen yazılı yanıtta polislerin ‘kimliklerinin belirlenemediği’ söylendi.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI DA KASK NUMARASI BELLİ POLİSLERİ TESPİT EDEMEDİ!

    Sarıkaya’nın avukatının verdiği dilekçe üzerine savcılık, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne o gün orada görevli olan ve kask numaraları belli olan polislerin kimliğini sordu.

    Bakanlığa bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü, savcılığa cevaben Gezi Direnişi sırasında 33 ilden İstanbul’a çok sayıda görevli olarak polis memuru geldiğini belirtti.

    33 ilde bulunan il emniyet müdürlüklerine yazı yazıldığını da kaydeden Emniyet Genel Müdürlüğü, kask numarası belli olan polislerin kimliğinin tespit edilemediğini bildirdi.

    O DÖNEM GÖREVLİ PERSONELLERİN EVRAK VE KAYITLARI İMHA EDİLMİŞ

    Emniyet Genel Müdürlüğü savcılığa gönderdiği yazıda, “İllerimizle yapılan yazışmalar sonucunda bahse konu kask numaralarını kullanan herhangi bir personel tespit edilememiş olup, illerimizden gelen cevabi yazılar ekte gönderilmiştir” dedi.

    Söz konusu illerdeki emniyet müdürlüklerinin Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdikleri yazılarda ise, söz konusu olayın üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçtiği için o dönem görevli olan personellere ilişkin tutulan evrak ve kayıtların imha edildiği söylendi.

    “BAKANLIK NASIL OLURDA KASK NUMARALARI BELLİ OLAN POLİSLERİNİ BULAMAZ”

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kararına ilişkin konuşan Erdal Sarıkaya, her yerde kamera olduğunu ve devletin yaptığı tüm işlemlerin kayıt altına alındığını vurgulayarak, “Bakanlık nasıl olurda kask numaraları belli olan polislerini bulamaz. Bu bir sorundur. Her yerde kamera var. Devletin her şeyi kayıt altına alınıyor. Devlet zan altında kalmamak için her şeyi kayıt altına almak zorunda. Bu kaskları o gün kim kullandı? Onları kullanan yoksa polis değil miydi? Resmi görevi olmayan sivil kişiler mi o gün o kaskları, gaz fişeklerini kullandı? Resmi olarak görevli olan polisler bulunamıyorsa benim aklıma bu soru geliyor. Devlet tetikçi mi tutuyor kendisine? Emniyet birimlerinin arasına özel birimler mi yerleştiriliyor? Dışarıdan halka karşı yaptıkları saldırılarda gayri resmi kişiler mi kullanılıyor? Bu 3 polisin bulunmaması devleti ve emniyeti zan altında bırakıyor. Eğer polis değillerse bunlar kim ve bunları kim kullanıyor? Bunların da açıklanması gerekiyor. İçişleri Bakanlığı açıklama yapmalı bununla ilgili. Ortada tuhaf bir durum var” şeklinde konuştu.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VE EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SUÇU MEŞRU KILIYOR”

    İlgili kurumların ‘Bulamadık, tespit edemedik’ yazısı göndererek dosyayı sürünceme de bıraktırmak istediklerini de kaydeden Sarıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

    “Aslında topluma ve militan polislerine burada mesaj iletilmek isteniyor. Topluma, aklınızı başınıza alın. Bakın biz en ufak insanımıza kadar koruma altına alıyoruz, diyorlar. Lejyoner polislerine de, rahat olun Saray hanedanına ve AKP iktidarına karşı haklı talepleri için sokağa çıkanları istediğiniz gibi vurun katledin, kör edin. Korkmayın hiç birinize bir şey olmayacak güvencesi veriyor. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü suçu meşru kılıyor. Ne kadar üzücü ki 6 polisini –tabi bu bulunamayan kişiler polis ise- bulamayan bir İçişleri Bakanlığı ve AKP iktidarı tarafından yönetiliyoruz.”

    “GEZİ’YE KATILANLARA AĞIR CEZALAR VERENLER, VATANDAŞA SALDIRANLARI KORUYOR”

    Gezi davasında verilen karara da değinen Sarıkaya, yargının tamamen siyasi iktidarın hegemonyası altına girdiğini belirterek, “Artık hiçbir alanda hukuk tanınmıyor. Siyasi iktidar Gezi’ye katılanlardan intikam almak ve muhalif kesimlere gözdağı vermek için hukuka aykırı bir şekilde onlarca yıl cezalar verdirdi. Aynı iktidar Gezi’de yasa dışı bir biçimde vatandaşlara saldıran polisleri, sivilleri korudu. Elimize ulaşan son kararda da bu açıkça belgelenmiş oldu. İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü kask numarası belli olan polislerini bulamadığını söylüyor. Aslında bulmak istemiyor. Hukuk mücadelemi sonuna kadar devam ettireceğim. Asla korkmuyorum. Onurlu mücadelemi sürdüreceğim” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Gözünden vurulmuştu: Kask numarası belli olan polislerin kimliği 9 yıldır tespit edilmiyor

    Gözünden vurulmuştu: Kask numarası belli olan polislerin kimliği 9 yıldır tespit edilmiyor

    PİRHA- Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın 9 yıldır süren soruşturması, bir kez daha ‘fail polislerin kimliği tespit edilemedi’ denilerek sonuçlandırılmadı. Sarıkaya’nın avukatı, “Hukuken tutulması gereken kayıtlar ortada yok” dedi.

    Erdal Sarıkaya, 11 Haziran 2013’te Taksim Meydanı’ndaki Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybetmişti.

    Görüntüleri inceleyen bilirkişi raporunda, o gün orada gaz tüfeği kullanma yetkisi olan ve emri veren polislerin kimliği belirlenmiş ancak İstanbul Valiliği soruşturma izni vermediği için haklarında soruşturma açılamamıştı. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi, suçun soruşturulmasının izne tabi olmadığı değerlendirmesiyle izin verilmeme kararını kaldırmış ancak sorumluluğu bulunan polisler hakkında aradan geçen 8 yıla rağmen soruşturma açılmamıştı.

    SANIK OLMASI GEREKEN POLİSLER ‘TANIK’ OLARAK DİNLENMİŞTİ

    Daha sonra Erdal Sarıkaya, 9 Kasım 2017 günü Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Mahkeme başvuruyu 17 Mart 2021’de karara bağladı ve polislerin yargılanmasına karar verdi. Kararın ardından yeniden açılan soruşturmada ise ‘sanık’ olması gereken polisler ‘tanık ‘ olarak dinlendi.

    Savcılığa ifade vermesi gereken 8 polisten 3’ü olayda kendilerinin sorumluluğunun olmadığını ve yaşananları görmediklerini iddia etti. 2 üst düzey polis ise henüz ifade vermezken, bilirkişi raporunda o gün orada bulunan ve gaz tüfeği kullanma yetkisi olan kask numaraları belli 3 polis ise kayıp. Savcılık kask numaraları belli olan 3 polisi İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sordu ancak verilen yazılı yanıtta polislerin ‘kimliklerinin belirlenemediği’ söylendi.

    “HER SEFERİNDE POLİSLERİN KİMLİKLERİNİN BELİRLENEMEDİĞİ İFADE EDİLİYOR”

    Kask numarası belli olan polislerin kimliklerinin tespiti için defalarca savcılığa dilekçeler verdiklerini söyleyen Sarıkaya’nın avukatı; “Savcılık, İstanbul Valiliğine ve Emniyet Müdürlüğü’ne yazılar gönderdiğinde her seferinde kask numarası belli olan polislerin kimliklerinin tespit edilemediği yönünde cevap aldı. Birkaç tane polisin kimliği tespit edildi. Ancak onlar gaz kullanan polisler olmadıkları için tanık olarak ifadeleri alındı. Onlarda ifadelerinde gaz kullanan polislerin kim olduklarını bilmediklerini söyleyerek geçiştirdiler. Savcılık, şu ana kadar emniyete ve valiliğe yazdığı yazılarda, kast numarası belli olan kişilerin o gün görevlendirilip görevlendirilmediğini ve o kask numarasına sahip olan kişilerin emniyet mensubu olup olmadığını sordu. Ancak her seferinde kimliklerinin belirlenemediği ifade ediliyor” dedi.

    “HUKUKEN TUTULMASI GEREKEN KAYITLAR ORTADA YOK”

    Söz konusu kaskların Emniyet tarafından polislere zimmetlendiğini belirten Sarıkaya’nın avukatı, zimmetleme yapılmasının nedeninin herhangi bir olay olduğunda ya da bu tür malzemeler kaybolduğunda onun sorumlu kişisinin kim olduğunun belirlenmesi olduğunu ifade etti.

    Bu durumu da dava dosyasında Emniyet’e sorduklarını aktaran Sarıkaya’nın avukatı; “Emniyet, o zaman yaşanan olaylarda çok seri bir şekilde hareket edildiği için zimmet kayıtlarının yeteri kadar iyi tutulmadığını söyledi. Bu kişilerin polis olup olmadığını dahi biz bilemeyiz. Bunu bile bilmemiz için görevlendirme ve zimmet listesine bakmamız gerekir. Ama öyle bir liste bulamadığı için bu konu bile tartışmalı hale geliyor. Bu tür davranışlar devlet tarafından çok fazla yapılıyor ve korunuyor. Metin Lokumcu davası vardı. Yine aynı şekilde görmedim, duymadım, bilmiyorum şeklinde ifadeler verildi. Bugün en gizli operasyonlarda bile görev alanlar mutlaka kayıtlara geçirilir. Hukuken bu kayıtlar tutulmak zorunda” şeklinde konuştu.

    “273 KİŞİ, GEZİ OLAYLARINDA YARALANDIĞI VE SAKAT KALDIĞI İÇİN ŞİKÂYETÇİ OLDU”

    Polislerin kimlikleri tespit edilemediği için dava da açılamadığını kaydeden Sarıkaya’nın avukatı son olarak şunları dile getirdi:

    “Dava dosyası 9 yıldır soruşturma aşamasında kaldı. Ancak biz bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Zaman aşımına uğramasına, dosyanın kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Her türlü yola başvuracağız. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğiz. Bizim dosyamız açık olan tek dosya. 273 kişi, Gezi olaylarında yaralandığı ve sakat kaldığı için başvuru yapmış ancak somut delil anlamında bir tek müvekkilimin dava dosyası var. O yüzden bu dava dosyasından çıkacak karar emsal olacaktır. Gezi’de toplumun vicdanı yaralanmıştır. Biz faillerin bulunmasını ve yargılanmasını bu yüzden istiyoruz.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Gezi gazileri, ‘Birleşik Dayanışma Platformu’ kurdu

    Gezi gazileri, ‘Birleşik Dayanışma Platformu’ kurdu

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında uğradıkları polis şiddeti sonrasında gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya ve kafasından yaralanan Evren Köse ‘Birleşik Dayanışma Platformu’ kurdu. Sarıkaya yaptığı basın açıklamasında; “Adalet, kadın, çocuk ve gençlerin hak ettikleri geleceğe kavuşması amacıyla birleştik. Bu platformda topluma faydalı işler yapmayı hedefliyoruz” dedi.

    Gezi Direnişi sırasında uğradıkları polis şiddeti sonrasında gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya ve kafasından yaralanan Evren Köse ‘Gezi Gazileri Birleşik Dayanışma Platformu’ kurdu.

    Erdal Sarıkaya, Birleşik Dayanışma Platformu Yönetim Kurulu Başkanı olarak yaptığı basın açıklamasında, adalet, kadın, çocuk ve gençlerin hak ettikleri geleceğe kavuşması amacıyla birleştiklerini ifade ederek bu platformda topluma faydalı işler yapmayı hedeflediklerini belirttiler.

    “DAHA GÜÇLÜ VE DAHA KARARLI YER ALABİLMEK ADINA BİRLEŞTİK”

    Sarıkaya açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Adalete güveni, kadınların, çocukların ve gençlerin hak ettiği bir yaşama ve geleceğe kavuşması, yaşadığımız topraklarda yeniden birlikteliğin sağlanması için birleşiyoruz.

    Belli bir yapıya karşı değil; Toplumu dil, din, ırk, mezhep olarak ayrıştıranlara karşı,

    Halkın üzerine baskı kurup yaşamsal haklarımıza kısıtlama getirenlere karşı,

    Hak mücadelesinde haklının değil güçlünün yanında duranlara karşı,

    Kendilerini halktan üstün görüp halkı hiçe sayanlara karşı,

    Sermayenin yanında yer alıp halkı sömürenlere karşı,

    Kadınları yok sayanlara karşı,

    Çocukları istismar edenlere karşı,

    Gençleri umutlarını ve geleceğini karartmak isteyenlere karşı,

    Daha güçlü ve daha kararlı yer alabilmek adına Birleşik Dayanışma Platformu çatısı altında birleşiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • Sarıkaya davasında zamanaşımı tehlikesi: Kask numarası belli polisler neden bulunmuyor?

    Sarıkaya davasında zamanaşımı tehlikesi: Kask numarası belli polisler neden bulunmuyor?

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun karara bağlanması üzerine yeniden soruşturma açıldı. Yürütülen soruşturma ‘fail polislerin kimliği tespit edilemediği’ gerekçesiyle sonuçlandırılmadı. Davanın, ilerleme kaydedilmediği için 11 Haziran’da zaman aşımına uğrayacağını söyleyen Sarıkaya, “Savcılık sanık olması gereken polisleri tanık olarak dinledi. 3 polis ise kayıp. Devlet kendi polisini nasıl oluyor da bulamıyor? Yoksa o kaskı kullananlar polis değil miydi?” dedi.

    Erdal Sarıkaya 11 Haziran 2013’te Taksim Meydanı’ndaki Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybetmişti. Görüntüleri inceleyen bilirkişi raporunda, o gün orada gaz tüfeği kullanma yetkisi olan ve emri veren polislerin kimliği belirlenmiş ancak İstanbul Valiliği soruşturma izni vermediği için haklarında soruşturma açılamamıştı. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi, suçun soruşturulmasının izne tabi olmadığı değerlendirmesiyle izin verilmeme kararını kaldırmış ancak sorumluluğu bulunan polisler hakkında aradan geçen 8 yıla rağmen soruşturma açılmamıştı.

    Daha sonra Erdal Sarıkaya 9 Kasım 2017 günü Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Mahkeme başvuruyu 17 Mart 2021’de karara bağladı ve polislerin yargılanmasına karar verdi. Kararın ardından yeniden açılan soruşturma da ise ‘sanık’ olması gereken polisler ‘tanık ‘ olarak dinlendi.

    Savcılığa ifade vermesi gereken 8 polisten 3’ü olayda kendilerinin sorumluluğunun olmadığını ve yaşananları görmediklerini iddia etti. 2 üst düzey polis ise henüz ifade vermezken, bilirkişi raporunda o gün orada bulunan ve gaz tüfeği kullanma yetkisi olan kask numaraları belli 3 polis ise kayıp. Savcılık kask numaraları belli olan 3 polisi İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sordu ancak verilen yazılı yanıtta polislerin ‘kimliklerinin belirlenemediği’ söylendi.

    “ŞÜPHELİ OLMASI GEREKEN POLİSLER TANIK OLARAK DİNLENDİ”

    Davanın bilerek zaman aşımına uğratılmaya çalışıldığını söyleyen Erdal Sarıkaya, “Davanın zaman aşımına uğramasına 10 gün var. Benim şikayetçi olduğum polislerin normalde ‘şüpheli’ olarak dinlenmesi lazım ancak savcılık onları ‘tanık’ olarak dinledi. Onlar da biz görmedik, duymadık, bilmiyoruz deyip geçtiler. 10 gün kaldığının bilinmesine rağmen savcılık makamı etkin bir soruşturma yürütmüyor. Davanın zamanaşımına uğraması için yapılıyor bu hamleler” dedi.

    “NASIL OLUYOR DA DEVLET POLİSİNİ BULAMIYOR?”

    Her yerde kamera olduğunu ve devletin yaptığı tüm işlemlerin kayıt altına alındığını belirten Sarıkaya sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Emniyet nasıl olurda kask numaraları belli olan polislerini bulamaz. Bu bir sorundur. Her yerde kamera var. Devletin her şeyi kayıt altına alınıyor. Devlet zan altında kalmamak için her şeyi kayıt altına almak zorunda. Bu kaskları o gün kim kullandı? Onları kullanan yoksa polis değil miydi? Resmi görevi olmayan sivil kişiler mi o gün o kaskları, gaz fişeklerini kullandı? Resmi olarak görevli olan polisler bulunamıyorsa benim aklıma bu soru geliyor. Devlet tetikçi mi tutuyor kendisine? Emniyet birimlerinin arasına özel birimler mi yerleştiriliyor? Dışarıdan halka karşı yaptıkları saldırılarda gayri resmi kişiler mi kullanılıyor? Bu 3 polisin bulunmaması devleti ve emniyeti zan altında bırakıyor. Eğer polis değillerse bunlar kim ve bunları kim kullanıyor? Bunların da açıklanması gerekiyor. İçişleri Bakanlığı açıklama yapmalı bununla ilgili. Ortada tuhaf bir durum var.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya: Korku imparatorluğu yüzünden yargılamanın üzerine gidilmedi

    Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya: Korku imparatorluğu yüzünden yargılamanın üzerine gidilmedi

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru karara bağlandı. PİRHA’ya konuşan Sarıkaya, “AYM, eziyet yasağının ihlal edildiğine karar vererek 8 yıldır yargı önüne çıkarılmayan polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasına hükmederek emsal karara imza attı” dedi.

    Erdal Sarıkaya 11 Haziran 2013’te Taksim Meydanı’nda ki direniş sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybetmişti. Görüntüleri inceleyen bilirkişi raporunda, o gün orada gaz tüfeği kullanma yetkisi olan 16 polisin kimliğini belirlenmiş ancak İstanbul Valiliği soruşturma izni vermediği için haklarında soruşturma açılamamıştı. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi, suçun soruşturulmasının izne tabi olmadığı değerlendirmesiyle izin verilmeme kararını kaldırmış ancak sorumluluğu bulunan polisler hakkında aradan geçen 8 yıla rağmen soruşturma açılmamıştı.

    ORANTISIZ GÜÇ KULLANILDI, EZİYET EDİLDİ

    Ardından Erdal Sarıkaya 9 Kasım 2017 günü Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Mahkeme başvuruyu 17 Mart 2021’de karara bağladı. Kararın gerekçelerini ayrıntılı olarak açıklayan mahkeme hüküm bölümünde şu ifadelere yer verdi:

    “-Somut olayda kolluğun yakalamaya veya etkisiz hâle getirmeye çalışırken başvurucuyu yaraladığı yönünde bir bulguya rastlanmamıştır. Dolayısıyla kargaşa ortamına yol açtığı ileri sürülmeyen başvurucunun başından (gözünden) yaralanması olayında kolluğun gerekli tedbirleri almadığı ve kontrolsüz bir şekilde gaz fişeği atmak suretiyle başvurucunun yaralanmasına sebep olduğu değerlendirilmiştir.

    – Somut olayın gerçekleşme koşulları ve özellikleri, başvurucunun yaralanmasının niteliği ile başvurucu üzerindeki muhtemel fiziksel ve ruhsal etkileri birlikte dikkate alındığında kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen muamelenin belli bir ağırlık derecesine ulaştığı ve olayda Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının gerektirdiği asgari ağırlık eşiğinin aşıldığı sonucuna varılmıştır.

    – Bu tespitten sonra kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen eylemin hangi boyuta ulaştığı değerlendirilmelidir. Olayın koşulları bir bütün olarak değerlendirildiğinde özellikle başvurucuda yarattığı etki nazara alındığında yaralama eyleminin eziyet olarak nitelendirilmesi mümkündür.”

    “AYM TARİHİ BİR KARAR VERDİ, EMSAL OLACAK”

    8 yıldır adalet mücadelesi veren Sarıkaya PİRHA’ya dava sürecine dair açıklamalarda bulundu. AYM’nin almış olduğu kararın tarihi bir karar olduğunu ve bundan sonra bu tür davalara da emsal teşkil edeceğini belirten Sarıkaya, “AYM’nin bu kararıyla bu zamana kadar müdahale edilemeyen polisler yeniden yargı önüne çıkarılabilecekler. Benim dosyam iki kere faili meçhuller bürosuna gönderilmişti ve yakın bir tarihte zamanaşımından kapatılacaktı. Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu karar ile dosyam yeniden başa dönecek. Bize karşı o gün bu saldırıyı gerçekleştirenler ve beni kör edenlere karşı hesap sorma sürecine girmiş olduk. 16 polis şüpheli olarak dosyada yer alıyor. Kask numaraları ve sicil numaraları da mevcut, kimlikleri belli. İvedilikle Bakanlık tarafından bu polislerin soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor” dedi.

    “KORKU İMPARATORLUĞU YÜZÜNDEN YARGILAMANIN ÜZERİNE GİDİLMEDİ”

    ‘AYM bu kararla birlikte hiçbir suçun cezasız kalmaması gerektiğini vurgulamış oldu’ diyen Sarıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

    “8 yıldır bu polislerin kimliklerinin belli olmasına rağmen hiçbir şekilde müdahale edilemedi. Bu polisler hep birileri tarafından korundu. Bize yapılanların hesabının sorulması engellendi. Emniyet, Savcılık üzerine düşeni yapmıyordu. 8 yıldır hep oyalandık ve sürüncemede bırakıldı davamız. Çünkü bir korku İmparatorluğu var ve bu korku İmparatorluğu devletin bütün kademelerine nüfuz etmiş durumda. Buna bağlı olarak kimse bu tür olayların üzerine gidemiyordu, gitmiyordu. Çünkü yakın tarih açık, dönemin Başbakanı şimdiki Cumhurbaşkanı o gün Gezi’yi kana bulayanlara ‘Benim kahraman polislerim’ dedi. Saldıranları ‘Kahraman’ ilan etti. Buna bağlı olarak bundan sonraki süreç adliye koridorlarında hep adaletsizliklerin yaşanmasına neden oldu.”

    “DOSYANIN ZAMAN AŞIMINA UĞRAMASINI İSTEDİLER ÇÜNKÜ…”

    8 yıldır adalet aradığını ama bulamadığını ifade eden Sarıkaya, şunları aktardı:

    “Adalete erişemedik. Vali, Savcılık, Emniyet dosyamızı yeterince incelemedi. Yeterli bilgiyi, belgeyi toplamadılar. Gerekli işlemleri yerine getirmediler. Böyle yaparak dosyanın zaman aşımına uğramasını sağlamak istediler. Bu olaylar araştırılsaydı ucu dönemin Başbakanı şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadar uzanacaktı. Bunu bildikleri için kapatılmasını istediler davanın. Şimdi Anayasa Mahkemesi bu kararı alarak yargılamanın önünü açmış oldu. O dönemki polisler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polisleri olarak görev yapmadılar. İktidarın paralı askeri olarak, siyasi nedenlerle verilen kararlar sonucu bize saldırdılar. Anayasa Mahkemesi ayrıca bu polisler hakkında izin alınmasına gerek olmadığına da hükmetti. Yani izin beklenmeden, izin alınmadan haklarında soruşturma açılmalıydı dedi. Bu bundan sonraki bu tür davalara emsal olacak.”

    “YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞANA KADAR VAZGEÇMEYECEĞİM”

    Önümüzdeki dönemde gerçekleşecek olan yargılama aşamasında adil bir yargılama yapılacağına inanmak istediğini dile getiren Sarıkaya, son olarak “Dosyada adı geçen polisler hala görevdeler mi bilmiyoruz. Biz daha önce bu polislerin bulunması, araştırılması için başvuru yaptık. 15 Temmuz’dan sonra hala görevdeler mi, değillerse neredeler öğrenmek için başvurduk. Emniyet bize gerekli cevapları vermedi. Anayasa Mahkemesi verdiği kararda buna da değindi. Yapılması gereken işlemler Savcılık ve Emniyet tarafından yerine getirilmedi. 8 yıl boyunca adalet ararken adaletsizliğin her türlüsünü gördüm. Bu ülke bir hukuk devletidir. Bu ülkede diktatörlük yoktur. Olmazsa olmazımız hukuktur, adalettir. Bu zulmü bize reva görüp polisleri ‘Kahraman’ ilan edenlerle yargı karşısında hesaplaşana kadar asla geri adım atmayacağım. Mücadeleme devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

  • Gezi Direnişi’nde polis gözünü vurmuştu: Dosyamı kapatmaya çalışıyorlar

    Gezi Direnişi’nde polis gözünü vurmuştu: Dosyamı kapatmaya çalışıyorlar

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya dava sürecine ilişkin, “Dosyamı kapatmak istiyorlar. Dosyamın zaman aşımına gitmesine yaklaşık 5 ay kaldı” dedi. 

    Cumhuriyet’ten İlayda Kaya’nın haberine göre, Gezi Direnişi sırasında polisin attığı biber gazı kapsülünün gözüne isabet etmesiyle bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, kendisini vuran polislerin tespiti için bilirkişiye gönderilen görüntülerin olay yeri ile ilgisinin olmadığını söyledi. Sarıkaya, “Biz sokakta mücadele verdik ama biz asıl yargıyla mücadele ediyormuşuz. Saçma bir rapor düzenlemişler. 5 ay içinde yeni bir tanık, delil sunamazsam dosyamı kapatacaklar” dedi.

    “BENİMLE ALAKASI OLMAYAN BİR RAPOR DÜZENLENMİŞ”

    Sarıkaya’yı vuran polislerin tespiti için olay yeri görüntüleri savcılık tarafından bilirkişiye gönderildi. Raporda polislerin tespit edilemediğine yer verilirken Sarıkaya dosyadaki gelişmeye ilişkin, “Bilirkişi incelemesinin ardından yeniden bir rapor geldi. Benim vurulduğum yer Gezi Parkı çevresi iken, Galatasaray Lisesi’nin önündeki ve Beşiktaş Meydanı’ndaki insanlar resmedilerek benimle alakası olmayan bir rapor düzenlenmiş” dedi.

    “BU DOSYA KAPATILARAK TÜM DAVALAR SONLANDIRILMAYA ÇALIŞILIYOR” 

    Davanın zaman aşımına götürülmek istendiğini vurgulayan Sarıkaya:

    “Dosyamın zaman aşımına gitmesine yaklaşık 5 ay kaldı. Bu 5 ay içinde yeni bir tanık, delil sunamazsam dosyam kapanacak. Zaten aktif olarak kalan tek dosya benim dosyam. Bu dosya da kapatılarak tüm davalar sonlandırılmaya çalışılıyor. Dosyamı 2 faili meçhul büro savcısı, 7 normal soruşturma savcısı gördü ama her seferinde dosya başa sardı. Anayasa Mahkemesi’ne başvurdum yanıt alamadım. Benim dosyamın aydınlatılması durumunda diğer kapanan ya da faili meçhul büroya yollanan tüm dosyalar da aktifleşecek. Ama yargı iktidardan emir aldığı için üzerine gitmiyor” ifadelerini kullandı.

    “ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    Sarıkaya’nın avukatı Umut Alikaşifoğlu da bu dava dosyası boyunca emniyet müdürlüklerinin kendilerini aklamaya çalıştığını belirterek şunları kaydetti:

    “Savcılığa bilgi vermek yerine meşrulaştırmak istediler. Hukuka uygun davrandıkları, orantılı şiddet kullandıkları gibi bir savunma çizgisi çiziliyor. Dosyada bazı görüntüler vardı ama etkin bir soruşturma yürütülmedi.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi’de gözü çıkarılmıştı, dava bitmeden karşı tarafın avukatlık masrafı istendi

    Gezi’de gözü çıkarılmıştı, dava bitmeden karşı tarafın avukatlık masrafı istendi

    Gezi Direnişi sırasında polisin attığı biber gazı kapsülünün gözüne isabet etmesiyle bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’dan, polislerin bulunması için açtığı davada karşı tarafın avukatlık masrafı için bin 362 TL vekâlet ücreti istendi.

    Erdal Sarıkaya’nın bir gözünü kaybetmesine neden olan polislerin bulunması amacıyla açtığı dava sürerken, davalı tarafın avukatları için bin 362 TL vekâlet ücreti ödemesi için emniyet kanalıyla dekont gönderildi.

    Sarıkaya, Cumhuriyet’ten İlayda Kaya’ya yaptığı açıklamada, “Ben bölge idare mahkemesine tazminat davası açtım ve kaybettim. Ardından istinafa başvurdum. Aylarca yanıt vermeyen istinaf jet hızıyla 2 haftada verilen kararı onadı. Biz de istinaf sonrası kararı Danıştay’a taşıdık. Orada yargı süreci devam ederken, emniyet kanalıyla avukatlık parası, mahkeme masrafı ve talep masrafı gibi gerekçelerle para istiyorlar. Yargı süreci tamamlandığında borcumu öderim. 5’li çeteye bu ülkeyi peşkeş çekenler sonuçlanmamış davanın parasının peşine düştüler. Geziye olan kin ve nefret her ortamda kendini gösteriyor” diye konuştu.

    Sarıkaya’nın avukatı Danış Akpolat ise, “Bu süreçte bozma kararı gelmezse Anayasa Mahkemesi ve uluslararası yargı anlamında gerekli haklarımızı ileri süreceğiz. Şu an sadece Danıştay kararını bekliyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gezi’de polis gözünü çıkarmıştı; Bakanlık, Anayasa Mahkemesi’ne polisi aklayan yazı gönderdi

    Gezi’de polis gözünü çıkarmıştı; Bakanlık, Anayasa Mahkemesi’ne polisi aklayan yazı gönderdi

    PİRHA – Gezi Direnişi sırasında polisin attığı plastik mermi sonucu sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın hukuk mücadelesi sürüyor. Sarıkaya’nın 2017 yılında Anayasa Mahkemesi’ne  yaptığı bireysel başvurusuna istinaden Adalet Bakanlığı Anayasa Mahkemesi’ne bir yazı göndererek polisin yurttaşların gözünü çıkarmasını ve ağır şekilde yaralamasını orantılı bulduğunu belirtti. Bakanlığa tepki gösteren Sarıkaya, “Benim başvurumu reddedip, Bakanlığın vermiş olduğu görüş doğrultusunda karar alınması durumunda benim için iç hukuk bitmiş olur” dedi. 

    7 yıl önce Gezi Direnişi sırasında polisin attığı plastik mermi sonucu sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın hukuk mücadelesi sürüyor.

    Yıllardır yargıya başvuruda bulunan Sarıkaya, henüz bir sonuca ulaşmış değil.

    2017 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Sarıkaya’ya 3 yıldır bir yanıt verilmedi.

    Olaya ilişkin görüntülerin uzmanlar tarafından incelenip bilirkişi raporu hazırlanmasını isteyen Sarıkaya, Adalet Bakanlığı’nın Valiliğin ‘Soruşturmaya yer yok’ kararını desteklediğini belirtti.

    Bakanlık, Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, polisin hedef göstererek bir yurttaşın gözünü çıkarmasını orantılı olarak tanımladı. Bakanlık, polisi, üstelik de bunu hedef alarak yapmasına rağmen, “kazara” oldu diyerek savunuyor.

    Adalet Bakanlığı, olayın kasıtlı olmadığını öne sürerek Erdal Sarıkaya’nın gözünü kaybetmesinin soruşturma konusu olmasını istemediğini de belirtti.

    “DOSYA FAİLİ MEÇHULE GİTTİ”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Erdal Sarıkaya, “Ben dosya faili meçhul büroya gönderilince  ‘Etkin soruşturma yürütülmüyor’ gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hakkımı 2017 yılında gerçekleştirdim. Gerekli deliller sunmama, kriminal rapora rağmen savcı benden habersiz ‘ek kovuşturmaya gerek yoktur’ kararı aldı. O kararı yanlış adrese tebliğ ediyorlar. Farklı bir yerde ikamet etmemden kaynaklı zamanında itiraz etmemem gerekçesiyle kesin karar aldırtıyor. Ben itiraz edince kabul edilmiyor ve dosya faili meçhule gidiyor. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımı kullandım” dedi.

    “BAKANLIĞIN ANAYASA MAHKEMESİ’NE VERDİĞİ BİR ÜLTİMATOM”

    Anayasa Mahkemesi’nin henüz karar vermediğini belirten Sarıkaya, “Cevap verme süremiz 15 Haziran’a ertelenmişti. Adalet Bakanlığı belirli hususlarda belirli polis memurlarına güç aşımına sebebiyet olabileceğini, burada bir suç olmadığını belirtmiş. Güç kullanımının tamamen yasaklanmadığı, orantısız gücün kötü muamele olmadığı belirtilmiş. Bu, bakanlığın Anayasa Mahkemesi’ne verdiği bir ültimatom. Yargıya, Anayasa Mahkemesi’ne Adalet Bakanlığı müdahale etmiş durumdadır” dedi.

    “BAKANLIĞA GÖRE KARAR ALINIRSA YARGI SİYASETE GÖRE HAREKET ETMİŞ OLACAKTIR”

    Anayasa Mahkemesi’nin Adalet Bakanlığı’nın görüşü doğrultusunda karar alması durumunda suçun meşrulaştırılmış olacağına dikkat çeken Sarıkaya, şöyle devam etti.

    “Böyle olursa yargı tamamıyla siyasi konjonktürün güdümünde hareket eden tüzel kişilik durumuna gelmiş olacak. Anayasa Mahkemesi, Adalet Bakanlığı’nın bu görüşünü yerine getirmez, gerekli değerlendirme yapma kararı alırsa Anayasa Mahkemesi, bağımsızlığını, tarafsızlığını ispatlamış olacak.”

    Sarıkaya, “Anayasa Mahkemesi, benim başvurumu reddedip Adalet Bakanlığı’nın vermiş olduğu görüş doğrultusunda karar alması durumunda benim için iç hukuk bitmiş olur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hak arayışına devam edeceğim” diye konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Polisin gözünü çıkardığı Sarıkaya, yeniden bilirkişi incelemesi istedi

    Polisin gözünü çıkardığı Sarıkaya, yeniden bilirkişi incelemesi istedi

    PİRHA- Gezi eylemleri sırasında yaralanan ve bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya mevcut dosyada, 9 ayrı savcının değiştiğini ve 2 kez de faili meçhule götürülmek istendiğine dikkat çekerek dosyasındaki mevcut rapor ve görüntülerin bilirkişi tarafından yeniden incelenmesi talebinde bulundu.

    2013 yılında Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz kapsülü nedeniyle yaralanan ve gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın dosyasında ilerleme kaydedilemezken, Sarıkaya, dosyanın peşini bırakmıyor.

    Sarıkaya, dosyanın tozlu raflara gitmemesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir başvuru yaparak bilirkişi incelemesi istedi. Savcılığa verilen dilekçede, yıllardır herhangi bir ilerleme kaydedilemediği vurgulandı.

    Verilen dilekçede olayın “basit yaralama” olmadığı, “öldürme kastı” ile atılan plastik mermi sonucu bir yaralanma olduğu belirtilirken, buna rağmen şimdiye dek Emniyet birimleri tarafından etkili ve sonuç alıcı bir soruşturma yapılmadığı ifade edildi. Savcılığa verilen dosyada atış yapan personelin tespit edilmemesi halinde, bölgede bulunan tüm polislerin tespiti ve dosyaya sunulması da yer aldı.

    SOL’a konuşan Erdal Sarıkaya, şunları belirtti;

    “Dosya için 3. kez inceleme yapılacak. En net rapor savcı Mehmet Selim Kiraz döneminde Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanmıştı ancak bu rapora rağmen belirlenen 5 polis ve 2 emniyet amiri hakında hiç bir işlem yapılmadan diğer 6 savcı tarafından hukuk hiçe sayılarak “ek kovuşturmaya gerek yok” kararı alındı. Dosya faili meçhul bürodan geri dönünce, belgeler üzerinde inceleme yapma teknik yeterliliği olan ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelere gönderilmesini talep etmemize rağmen, savcı konuyu Adalet Bakanlığı’nda ‘zabıt katibi’ olarak görev yapan birine yönlendirdi. Teknik açıdan yeterliliği tartışmalı bu kişinin görüntüler üzerinde ne kadar sağlıklı inceleme yapacağını, kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.”

    (HABER MERKEZİ) 

  • Gezi’de gözünü yitiren Sarıkaya hukuk mücadelesini sürdürüyor

    Gezi’de gözünü yitiren Sarıkaya hukuk mücadelesini sürdürüyor

    Gezi Direnişi sırasında bir gözünü yitiren Erdal Sarıkaya’nın dosyasına bakan savcı, Sarıkaya’yı yaralayan polis memurunun tespiti için o tarihte kullandıkları cep telefonlarının tespit edilerek kayıtlarının istenmesine ilişkin talepte bulundu.

    2013 yılında Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz kapsülü nedeniyle yaralanan ve gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, adalet mücadelesini sürdürüyor.

    Sarıkaya’nın dosyası sah önce dokuz ayrı soruşturma savcısı görmüş ve iki kez de faili meçhule gönderilmişti. Şimdi ise Sarıkaya’nın dosyasına bakan bakan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirel, Sarıkaya’yı yaralayan polis memurunun tespiti için yazı gönderdi.

    Savcı, Sarıkaya’nın yaralandığı yer olan Cumhuriyet caddesi ile Taksim Meydanı Heykeli kavşağında, 11/06/2013 tarihinde, saat 01.00 sularında kullanılan cep telefonlarının tespit edilerek, telefon HTS kayıtlarının temin edilmesini talep etti.

    Savcı Mustafa Demirel imzalı söz konusu yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Müşteki Erdal Sarıkaya’nın şikayet ettiği olayla ilgili olarak, olay yeri ve saati ile sınırlı olmak kaydı ile müşteki in yaralandığı yer olan Cumhuriyet caddesi ile Taksim Meydanı Heykeli kavşağında, 12/06/2013 saat 01.00 sularında gözüne gelen biber gazı kapsülüyle yaralanmasına sebep olan polis memurunun tespit edilerek, o tarihte kullandıkları cep telefonlarının tespit edilmesi ve telefon HTS kayıtlarının istenmesi için Cumhuriyet Başsavcılığımızdan talepte bulunulması rica olunur.”

  • Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya’nın dosyası zaman aşımına götürülüyor

    Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya’nın dosyası zaman aşımına götürülüyor

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı biber gazı sonucu tek gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, tespit edilen polislerin yargı önüne çıkarılmadığını belirterek dosyasının zaman aşımına götürüldüğünü söyledi. Yaşananların hukuksuzluk olduğunu belirten Sarıkaya, “Bireysel başvuru hakkımı kullanarak AYM’ye başvurdum oradan gelecek karar doğrultusunda AİHM taşıyacağım.” dedi.

    Gezi parkı gösterileri sırasında tek gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın hukuk mücadelesi 6 yıldır sürüyor.

    Kendisini vuran polislerin ortaya çıkarılması için gitmedik kapı bırakmayan Sarıkaya, geçtiğimiz günlerinde dosyanın durumunu öğrenmek için Çağlayan Adliyesi’ne giderek dosyası hakkında bilgi istedi. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirel tarafından 3 Eylül tarihinde verilen daimi arama kararında “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan tüm araştırmalara rağmen şüpheliler tespit edilmedi. Bu şekilde atılı suçu işlediği iddia edilen ve kimliği tespit edilemeyen şüphelinin/şüphelilerin, çok sıkı bir şekilde araştırılarak kimliklerinin belirlenmesi, yakalandıkları takdirde mevcutlu olarak savcılığımıza sevk edilmeleri, aksi halde zamanaşımı tarihine kadar sürekli olarak araştırmaya devam edilmesi ve tekide mahal vermeksizin her 3 ayda bir Cumhuriyet Başsavcılığımıza bilgi verilmesi rica olunur” denildi.

    “ZAMAN AŞIMINA GÖTÜRÜLÜYOR”

    Savcılığa yaptığı başvuruların kabul edilmediğini ve daha önce tespit edilen 7 polisin yargı önüne çıkarılmadığını kaydeden Erdal Sarıkaya, “Failler, azmettiren, görevi kötüye kullananlar, onları kahraman ilan edenler ortada. Bu kadar yazışma, rapor, delil varken bu dosyanın faili muçhule gönderilmesi tamamiyle hukuk dışıdır. Bu karar ülkenin bir hukuk devleti olmaktan çıktığının göstergesidir”dedi. Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dosyada 2 ayrı rapor olduğunu anlatan Sarıkaya, “Cumhurbaşkanı aradan 6 yıl geçmesine karşı hala Gezi Parkı’nı ve bizleri hedef almaya devam ediyor. Kendisi polisler için Emri ben verdim’ demişti. Savcılık bu soruşturmanın dönemin valisi olan ve FETÖ’den tutuklanan Hüseyin Avni Mutlu’ya, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’e, dönemin Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’a ve Erdoğan’a uzanacağı için harekete geçmiyor. Hukuka aykırı bir şekilde, delileri gözardı ederek faili meçhul büroya dosyayı göndererek zaman aşımına sokmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “DOSYAYI AİHM’E TAŞIYACAĞIM”

    Sarıkaya, “Tek korkuları işin sonunun recep tayip Erdoğan ilerleyecek korkusudur. Her seferinde geziye kin ve nefret kusan Recep Tayip Erdoğan’nın açıklamaları dosyanın ilerleyişin belirleyen tek faktördür. Süreci bu şekilde kabullenecek değilim. Dosyam 2. defa faili meçhul büroya gönderildi. Bireysel başvuru hakkımı kullanarak AYM’ye başvurdum oradan gelecek karar doğrultusunda AİHM taşıyacağım.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Sarıkaya: Devlet 5,5 yıl sonra gözümün kör olduğuna karar verdi

    Sarıkaya: Devlet 5,5 yıl sonra gözümün kör olduğuna karar verdi

    İstanbul’da Gezi direnişi sırasında polisin gaz fişeği atması sonucu sağ gözünü yitiren Erdal Sarıkaya hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nca 5,5 yıl sonra verilen raporda, tek gözünde yüzde 41.2 oranında görme kaybı meydana geldiği belirtildi.  

    Gezi direnişi sırasında polisin biber gazı kapsülüyle gözünden vurulan Erdal Sarıkaya, görme yitisini kaybedip kaybetmediğinin tespit edilmesi amacıyla yaklaşık 1 yıl önce yeniden Adli Tıp Kurumu’nda muayene edildi.

    Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından geçtiğimiz günlerde verilen raporda Sarıkaya’nın sağ gözündeki görme kaybı, çalışma ve meslek kazanma gücü kaybı bakımından değerlendirildiği belirtildi.

    Erdal Sarıkaya’nın yüzde 41.2 görme kaybıyla meslekte kazanma gücünü kaybettiğine dikkat çekilen raporda iş göremezlik durumunun 2 aya kadar uzayabileceği ve başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı kaydedildi. Raporda ayrıca Sarıkaya’nın daha önce Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çapa Tıp ve Beyoğlu Göz Hastanesi’ndeki muayene sonuçlarından aldığı raporlarında incelendiği vurgulandı.

    “POLİSLERİN ORTAYA ÇIKARILMASINI İSTİYORUM”

    Erdal Sarıkaya, 2016’da dosyasının Adli Tıp’a gönderildiğini belirterek, şunları ifade etti:

    “Verilen kararda yüzde 41.2 görme ve iş kaybı verildi. 5.5 yıl sonra kör olduğum ispatlandı. Şimdi, 9’uncu İdare Mahkemesi’nin alacağı kararı bekleyeceğiz. Açmış olduğum davalar arasında en somut delil oldu. Gezide bir vahşet uygulandı. Gözümden vurularak karanlığa mahkum edildim. Güvenlik sağlayıp tarafsız durması gereken polis, tek adamın talimatıyla görevini kötüye kullandı. 5.5 yıl sonra kanıtlanması bu ülke için en büyük kayıp ve suçtur. Şimdi görme kaybına neden olan polislerin ortaya çıkarılmasını istiyorum. İktidar suç işlemiştir ve bu tescillenecektir. Bir insanın karanlığa mahkum edilmesinin fiyatı olamaz. Bize bunu reva görenleri tarih kara harflerle yazacak. Asla unutmayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

  • Sarıkaya’nın 5 yıllık davasında başa dönüldü

    Sarıkaya’nın 5 yıllık davasında başa dönüldü

    İstanbul’da Gezi Parkı direnişi sırasında polisin attığı biber gazı kapsülü sonucu sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’yı vuran polisler hakkındaki soruşturmada 5 yıl sonra başa dönüldü.   

    Cumhuriyet’ten Ali Açar’ın haberine göre, Erdal Sarıkaya’nın vurulmasına ilişkin olay günü çekilen kamera görüntülerinden sorumlu polislerin tespit edilmesi amacıyla İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’ne 3 hard disk gönderildi. 13 Eylül günü Jandarma Kriminal Büro tarafından savcılığa gönderilen raporda, “Görüntüler üzerinde tarih saat bilgisi olmadığından ve gündüz saatlerini gösterdiğinden incelemeye alınamamıştır” yanıtı verildi. Bunun üzerine Erdal Sarıkaya geçen hafta savcılığa giderek itiraz dilekçesi verdi. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirel, 19 Ekim günü İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bir kez daha yazı göndererek, polislerin isimlerini istedi.

    Kararını değerlendiren Sarıkaya, 5 yılda hazırlanan raporların ve yazışmaların hiçbir işe yaramadığını belirterek, “Gezi davaları adaletin ve yargının bağımsızlığını ispatlayabileceği davalardandır. Savcı delil istiyor, emniyet gerekli delilleri vermiyor. Dosyayı soruşturma aşamasında bırakmaları yargının bağımlı olduğunun ve meşruluğunu yitirdiğinin göstergesidir. 5 yıl sonra yeniden başa dönülmesi davanın zaman aşımından düşürülmesinin amaçlanmasından başka bir şey değildir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gezi’de gözünden vurulan Sarıkaya’nın dosyasında bir skandal daha

    Gezi’de gözünden vurulan Sarıkaya’nın dosyasında bir skandal daha

    Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeği ile sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın dosyasında ‘skandallar’ devam ediyor. Son olarak Jandarma Kriminal Laboratuar Amirliği, bir rapor düzenleyerek, “Sarıkaya’nın vurulma anına ilişkin örüntüler üzerinde tarih saat bilgisi olmadığından ve gündüz saatlerini gösterdiğinden incelemeye alınamamıştır” dedi. 

    Gezi Direnişi’nde polisin gaz fişeğiyle nişan alarak saldırması sonucu sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. Sarıkaya’nın dosyasının Faili Meçhul Bürosu’ndan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu sevk edilmesi sonrası, savcılık, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’na başvurdu.

    Savcılık sadece 12 Haziran 2016 tarihi, 01.00-01.30 saatleri arasında Sarıkaya’nın bulunduğu konuma ait ve gözünden yaralanma anına ilişkin görüntülerin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuar Amirliği’ne yazı gönderdi. Sözkonusu yazıda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden temin edilen toplu görüntülere dair 3 hard disk de gönderildi.

    Buna rağmen, Jandarma Kriminal Laboratuar Amirliği, “Görüntüler üzerinde tarih saat bilgisi olmadığından ve gündüz saatlerini gösterdiğinden incelemeye alınamamıştır” şeklinde rapor düzenledi. Yine raporda, şu ifadelere yer verildi:

    “Görüntüler üzerinden şahısların eylemleri, eylemlerin suç teşkil edip etmediği ile inceleme talebinde belirtilen ‘müştekinin gözünden vurulma anına ilişkin görüntü bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, müştekinin yaralanmasına neden olan polis memurunun tespiti konularında rapor tanzim edilmediğinden, bu konularda talep edilen inceleme yapılamamıştır.”   (HABER MERKEZİ)

     

  • Gezi Gazisi Erdal Sarıkaya, CHP İstanbul Milletvekili Adayı oldu

    Gezi Gazisi Erdal Sarıkaya, CHP İstanbul Milletvekili Adayı oldu

    PİRHA- Gezi Direnişi sırasında polisin attığı plastik mermi sonucu sağ gözünü tamamen kaybeden Erdal Sarıkaya, CHP İstanbul 3. Bölge 29. sıradan Milletvekili Adayı oldu.

    İstanbul Taksim’de Gezi Direnişi sırasında polisin attığı plastik mermi sonucu sağ gözünü tamamen kaybeden Erdal Sarıkaya, CHP İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı oldu.

    29. sıradan aday gösterilen Erdal Sarıkaya, “Benim için 1. veya 29. sırada olmanın hiç bir farkı yok. Kazanan hak, adalet ve demokrasi olacak. Ben hak ve hukuk davasındayım.” dedi.

    Sarıkaya, “Dün nasıl çalışıyorsam aynı şekilde çalışmalarıma devam edeceğim. Birlikte yola çıktık, birlikte kazanacağız. Mücadele makam ve mevki için değil, özgür yarınlar için yapılandır. Çocuklarımıza aydınlık bir Türkiye bırakmak için, tek adam zihniyetine karşı alanlarda mücadeleye devam edeceğim. Alanlarda doğdum alanlarda mücadele edeceğim” ifadelerini kullandı.

    Geçtiğimiz haftalarda PİRHA’ya konuşan Sarıkaya, 5 yıl önce açtığı davada hala bir ilerleme olmamasına isyan etmişti. Adaletsizliğin sürdüğünü dile getiren Sarıkaya, mahkemenin hastanelerden istediği raporlar konusunda muamma yaşandığını belirterek, “Hala kör olduğumu ispatlamaya çalışıyorum” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gezi gazisinden adaletsizliğe isyan: Hala kör olduğumu ispatlayamadım-VİDEO

    Gezi gazisinden adaletsizliğe isyan: Hala kör olduğumu ispatlayamadım-VİDEO

    PİRHA- Gezi direnişi sırasında Taksim’de polisin attığı gaz fişeğiyle sağ gözünden vurularak yaralanan Erdal Sarıkaya, 5 yıl önce açtığı davada hala bir ilerleme olmamasına isyan etti. Adaletsizliğin sürdüğünü dile getiren Sarıkaya, mahkemenin hastanelerden istediği raporlar konusunda muamma yaşandığını belirterek, “Hala kör olduğumu ispatlamaya çalışıyorum” diyor. 

    İstanbul Taksim’de Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle sağ gözünden vurulan Gezi Gazisi Erdal Sarıkaya, açtığı davayla ilgili hala adaletsizliğin sürdüğünü söyledi.

    Sarıkaya, “İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde yürütmüş olduğum bir davadan istinaden mahkeme dört buçuk yıl sonra beni Adli Tıp Kurumu’na yönlendirdi. Hala kör olduğumu ispatlayamadım” dedi.

    DAVA DOSYASINDAKİ EKSİKLİKLER GİDERİLMİYOR

    Dava dosyasındaki eksikliklerden dolayı mahkemenin Çapa Tıp Fakültesi ve Beyoğlu Göz Hastanesi’nden rapor istediğini belirten Sarıkaya yaşanan dosya krizini şöyle anlattı:

    “Beyoğlu Göz Hastanesi ilk tebligata cevap veriyor ama Çapa Tıp Fakültesi buna bir türlü cevap vermedi. Hatta mahkeme ara karar alarak evrakların 20 gün içinde gönderilmesini yoksa gönderilmeyenler hakkında yasal işlem yapılacağını belirtti. En son dosyaya baktığımda şöyle bir olayla karşı karşıya kaldım: Çapa yazı göndermiş ve bir de posta makbuzunun fotokopisini göndermiş. Çapa diyor ki biz size gönderdik. Buna karşılık dosyayı incelediğinde gelen herhangi bir şey yok. Mahkeme başkanıyla yaptığım görüşmede dedim ki ‘Çapa size göndermiş. Siz diyorsunuz ki gelen evrak yok.’ Çapa evrakın alındığına dair belgeyi gösteriyor. ancak mahkeme başkanını, o evrakta yazan böyle bir personel bizde çalışmıyor. Peki ne olacak nasıl yapılacak? Bu evrak kime gitti, kime teslim edildi?
    En son mahkeme yeni bir karar alarak üst yazıyla böyle bir çalışanının olmadığını kendilerinin istemiş olduğu evrakın gelmediğini buna karşı evrakın araştırılması ve yeniden düzenlenerek on gün içinde gönderilmesini istedi. Yani beş yılın tamamını anlatacak süreç bu.

    5 YILDIR DAVADA İLERLEME YOK

    Davanın hiç bir şekilde ilerlemesine izin verilmediğini ifade eden Erdal Sarıkaya, “Çünkü dava ilerlerse dönemin başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı, 24 Haziran’da başkan olma hayali kuran Recep Tayip Erdoğan’a kadar uzanacak bu durum. Bu nedenle beş yıl boyunca davalarımızda herhangi bir ilerleme olmadı.

    PEKİ SAĞLIK DURUMU NASIL?

    Şu an sağlık durumunun pek iyi olmadığını söyleyen Gezi Gazisi Erdal Sarıkaya, “Yedinci ameliyat için Haziran’ın sonunu bekliyorum. Gerçi bu son ameliyat olmayacak çünkü tıp ne kadar ilerlemiş olursa olsun polis vahşetinin izini silmek o kadar kolay değil. Tahribat çok büyük, belki daha sonra sekiz, dokuz ameliyat olabilir. Çünkü gözün içindeki oluşan tahribatı tam anlamıyla toporlayamadılar.

    “GEZİ’DEN BİR TEMSİLCİNİN VEKİL OLMASINI İSTERİM”

    Tüm bu yaşadıklarına rağmen güçlü olduğunu söyleyen Sarıkaya, “Beş yılı tamamladık. Hala alanlardayız hala dimdik. 25 Haziran’da bu ülkeyi 2013’de kana bulayanların, gencecik çocuklarımızı katledenlerin 25 Haziran’da mutlak çöküşünü göreceğiz. Bu süreci umutla bekliyoruz. 24 Haziran seçiminde mecliste Gezi’den bir temsilcisinin olmasını istiyorum. Gezi gözardı edilmemeli” diyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Erdal Sarıkaya’dan çağrı: Saldıran polislerin görüntülerini bulmama yardım edin

    Erdal Sarıkaya’dan çağrı: Saldıran polislerin görüntülerini bulmama yardım edin

    PİRHA- Gezi’de polis saldırısı sonucu gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın yürüttüğü hukuki süreç yine yavaşlatıldı, dosyasına bakan savcı yine değiştirildi. Sarıkaya, polis saldırısının gerçekleştiği olay yeri ve zamana ait net görüntü bulamadıklarını bu nedenle elinde görüntü olanların kendisine ulaştırması için çağrı yaptı.

    Haziran Direnişi günlerinde polis saldırısı sonucu bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın polislere dava açılması için adliye koridorlarında verdiği uğraş bir kez daha sekteye uğratılmak istendi. Sarıkaya, saldırının yaşandığı gün ve yere ait elinde net görüntü olmadığını, bu nedenle o güne ait elinde görüntü olanların kendisine ulaştırması için çağrıda bulundu.

    Sarıkaya’nın sayısız başvuruları, suç duyuruları, şikayetlerine rağmen polislere dava açılmaması için söz konusu dosya, soruşturma büroları arasında dolaştırılarak bir kara döngüye hapsedilmeye çalışılıyor. Bunun son örneği, olay anında 2’si şube amiri 8 polisin orada olduğu bilinmesine rağmen dosyanın Faili Meçhul Büro’ya gönderilmesiyle yaşanmıştı.

    7 SAVCI DEĞİŞTİ

    Ancak dosya bu kez sessizce Memur Suçları Bürosu’na gönderildi ve savcı yeniden değiştirildi. Dosyanın savcısı 7’nci kez değişirken her savcının haliyle dosyayı yeniden incelemeye alması sonucu zaman kaybının devam ettiği görüldü.

    Bu değişikliğin nedenini öğrenmek isteyen Sarıkaya’ya herhangi bir gerekçe sunulmadı. Dosyaya, Memur Suçları Bürosu’na geçişine ilişkin bir gerekçeli karar eklenmesi gerektiği halde, Sarıkaya’ya yalnızca “iç işleyiş” yanıtı verildi. Ancak bu “iç işleyiş” ne yazık ki hâlâ “dava açılması” amacını yerine getirmiyor. Savcılık, yapılan başvurulara halen “Polisler bulunamadı” yanıtı veriyor.

    NEDENİ, AYM BAŞVURUSU MU?

    Yalnızca, Sarıkaya’nın AYM’ye başvuru sürecinin büro değişikliğine neden olduğu tahmin ediliyor. Dosyanın Faili Meçhul Büro’ya gönderilmesi üzerine Sarıkaya, AYM’ye başvuru gerçekleştirdi ve başvurudan 8 gün sonra dosyanın yeniden Memur Suçları Bürosu’na getirildiği görüldü.

    soL’a konuşan Sarıkaya, adalet mücadelesinin adliye koridorlarına gömülmek istenmesiyle ilgili görüşlerini paylaştı. Sarıkaya, şunları söyledi:

    “EMRİ VEREN ERDOĞAN’DIR”

    “5 yılda 7 savcı değişti, hâlâ bir ilerleme kat edemedik. Çünkü sürecin sonunun dönemin başbakanı Erdoğan’a gideceğini iyi biliyorlar. Çünkü emri veren ve bizleri katledip kör edenleri kahraman ilan eden Erdoğan’dır. Bu nedenle bizleri vuranları ne buluyorlar ne de dosyanın ilerlemesine izin veriyorlar. Emniyet, gerekli delilleri göndermeyip polislerini koruyor. Mücadeleden asla vazgeçmeyeceğim, bedeli ne olursa olsun. Erdoğan ve bu sürece dahil olan herkes yargı karşısına çıkana kadar mücadeleye devam edeceğim.”

    SARIKAYA’DAN ÇAĞRI

    Sarıkaya, olayın yaşandığı yerde MOBESE kamerası olmaması nedeniyle net bir görüntü bulmakta sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Sarıkaya, Divan Oteli’nden Taksim Meydanı’na çıkarken saldırının gerçekleştiğini, bu civardaki polis saldırılarının görüntülerine ihtiyacı olduğunu aktardı.

    Bu nedenle, Sarıkaya, bahsi geçen yerde yaşanan 2013 yılına ait 11 Haziran’ı 12 Haziran’a bağlayan gece 23.00 ile 01.30 arasındaki polis saldırılarına ilişkin elinde görüntü ya da video kaydı olanların kendisine ulaştırması için çağrıda bulundu.

    Sarıkaya’ya ulaşmak isteyenler için @esarikaya_gezi isimli bir Twitter hesabı bulunuyor.

  • Gezi’de gözünü yitiren Sarıkaya’ya ödettirilen bilirkişi ücreti iade edildi

    Gezi’de gözünü yitiren Sarıkaya’ya ödettirilen bilirkişi ücreti iade edildi

    PİRHA – Gezi direnişinde polisin attığı gaz fişeğiyle gözü çıkarılan Erdal Sarıkaya’dan alınan bilirkişi ücreti iade edildi. Sarıkaya’nın adli ödemelerden muaf olduğuna ilişkin 3 yıl önce alınan bir karar olmasına rağmen mahkemenin “henüz” bu kararı fark etmesi soruşturma dosyasının incelenmediğini gösterdi. Bir diğer karar da Adli Tıp’tan yeniden rapor istenmesiyle ilgili oldu. Sarıkaya, bu kararlara ilişkin “Dosyayı sürüncemede bırakma amaçlı” yorumunda bulundu.

    Haziran Direnişi günlerinde polis saldırısı sonucu sağ gözünü yitiren Erdal Sarıkaya’nın verdiği hukuk mücadelesinde yıldırma girişimleri devam ediyor.

    Geçtiğimiz günlerde Sarıkaya’dan istenen “bilirkişi” parasıyla ilgili yeni gelişme yaşandı. Sarıkaya’nın üç yıl önce “adli yardım talebi” doğrultusunda açtığı davanın lehte kararını henüz fark eden mahkeme 1000 TL tutarındaki paranın geri ödenmesini kararlaştırdı. Böylece hala soruşturma aşamasında bırakılmaya çalışılan 4,5 yıllık dosyayı hakim ve savcıların incelemediği, keyfi kararların verildiği bir kez daha gözler önüne serildi.

    Sarıkaya’yla ilgili alınan bir diğer karar da Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasıyla ilgili oldu. Mahkeme, hali hazırda “görme yetisini kaybetmiştir” kararı verilen bir Adli Tıp raporu olmasına rağmen raporun yeniden alınmasını istedi.

    “AKP VE ERDOĞAN, SİYASİ BASKISI VAR”

    PİRHA’ya konuşan Erdal Sarıkaya, “Verilen son karar, Geziden sonra bizlerin açmış olduğu davaların üzerindeki AKP ve Erdoğan’ın siyasi baskısını net ortaya koymuştur” dedi. Hakim ve savcıların dosyaya bakmadan karar verip karar aldıklarını belirten Sarıkaya, süreci şöyle özetledi:

    “Bundan bir ay öncesinde bilir kişi incelemesi için benden 1000 TL isteyen 9. İdare Mahkemesi sonra parayı bana iade etmiştir. Dava açtığımda adli yardım talepli dava açmıştım. 31 Ağustaos 2014 tarihinde alınan ara karar ile adli yardım talebim kabul edilmişti. Buna karşılık adli yardım talebim kabul edildiğinden ötürü bilirkişi, keşif ücreti ve diğer yargılama ücretlerinden direk muaf kılınıyorum. Buna karşın mahkeme heyeti dosyayı incelemeden benden bilirkişi ücreti talep ederek beni zora koşmak istediler. Buna karşılık ben bu ücreti ödedim.”

    Uğradığı haksızlığı, hukuk dışı bulduğu kararı kamuoyuyla paylaşan Sarıkaya, “Konu basında ve kamuoyunda büyük yankı uyandırınca, mahkeme heyeti alınan bu hukuk dışı kararı iptal edip parayı bana iade ettiler” dedi.

    Ülkede bağımsız yargının olmadığını vurgulayan Erdal Sarıkaya, “Bu ülkede bağımsız yargı kalmamış. AKP ve Tayip Erdoğan’ın vermiş olduğu karar ve medyaya yansıttığı demeçleri doğrultusunda karar alan ve karar veren birer noter kurumlarıdır” ifadelerini kullandı.

    “BENİ DAVADAN VAZGEÇİRME ÇABALARI İÇİNDELER”

    4.5 yıl sonra dosyayı Adlı Tıp kurumuna 22 Aralık 2017 tarihinde gönderme kararı aldıklarını söyleyen Sarıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

    “Adli Tıp Kurumu benim gerçekte kör olup olmadığıma karar verecekler. Tabi ki bu karar da dosyayı uzatma kararı. Çünkü Çağlayan Adliyesi’nde yürütülen soruşturma dosyamda adli olgu raporum var ve o raporda kör olduğum kesin karara bağlanmış durumda. Bundan bir yıl önce
    alınan bu kararı dosyama üst yazı ile ekte sunulmuştur. Bunu dahi görmemezlikten gelerek dosyayı yeniden adlı tip kurumuna yollamak dosyayı zamana yayarak beni çıkmaza sürükleyip davadan vazgeçirme çabasıdır.”

    MÜCADELEYE DEVAM VURGUSU

    Gezi davasının şahsi dava olmadığını, tüm hak, hukuk ve demokrasi arayanların davası olduğunu belirterek, şunları ekledi:

    “Bu tür oyunlara karşı asla yılmayacağım, AKP ve Tayip Erdoğan’a karşı asla eğilmeyeceğim. Çünkü bu dava tek adam rejimine halkı dil, din, ırk olarak ayrıştırmaya çalışıp ülkeyi soyup sömürmeye, çalışanlara karşı verilen bir mücadeledir. Benim kaybedecek hiçbir şeyim yok ama halk olarak kazanacağımız çok şey var, onun için asla eğilmeyeceğim, yılmayacağım. Tam bağımsız Türkiye ve halkların kardeşliği için mücadeleme devam edeceğim.” (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Polis tam gözbebeğimden nişan almış; faşizm sağ tarafımı karanlığa gömdü’

    ‘Polis tam gözbebeğimden nişan almış; faşizm sağ tarafımı karanlığa gömdü’

    PİRHA- İş mesaisi biter bitmez Taksim’e koşmuştu Erdal Sarıkaya. Haklar için, doğa için, baskılara karşı durmak için katıldığı Haziran direnişinde gece yarısı polis sağ gözünü nişan alarak vurdu. Şu ana kadar büyük tahribat gören sağ gözünden 6 ameliyat oldu, 7’ncisini de yakın zamanda olacak. Amaç sol gözü korumak. “Her şeyinizi kaybedin ama umudunuzu kaybetmeyin” diyor Sarıkaya. 

    Erdal Sarıkaya, Gezi direnişi (Haziran direnişi) sırasında İstanbul Taksim’de eylemlere katıldı. Gezi direnişinde polisin vurması sonucu gözlerini kaybeden 41 kişiden biri Sarıkaya. Kendi söylemiyle haksızlıklara, baskıya, doğa katliamına, ayrıştırmaya karşı alana çıktı. Gece saat 01.00 sıralarında polis nişan alarak gaz fişeğiyle Sarıkaya’nın sağ gözünü çok yakın mesafeden vurdu.

    Sarıkaya, polisin gözünü bilerek ve kasıtlı olarak vurduğunu belirtiyor. “Şu an sağ gözümde protez takılı. Faşizm, tek adamlık, sağ tarafımı komple karanlığa gömdü” diyor Sarıkaya.

    Evli, iki de çocuğu var. Çocuklarına, gözünü polisin yok ettiğini söylememiş. “Çünkü onların kin ve düşmanlıkla büyümelerini istemiyorum” diyor.

    Erdal Sarıkaya davalar açtı ancak hala bir sonuca varılmadı. Tam 4.5 yıl sonra mahkeme olay yerinde yani Sarıkaya’nın vurulduğu yerde bilirkişi incelemesi yapılması kararı verdi fakat bilirkişi ücreti olan 1000 TL de Sarıkaya’ya ödettirildi.

    Gezi’de hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun Alevi olduğu gibi gözlerini kaybedenlerin de çoğu Alevi. Sarıkaya “Alevi olduğum için onur duyuyorum  Aleviliğin doğasında haksızlığa karşı gelmek vardır zaten” diye konuşuyor.

    Maddi manevi içinde bulunduğu durumdan etkilendiğini söyleyen Sarıkaya, Bakırköy Belediyesi Tiyatro bölümünde halkla ilişkilerde çalışıyor.

    Yaşama umutla sarılıyor. Sol gözünü, karanlığa gömülen sağ gözündeki tahribattan korumaya çalışıyor. Çünkü bir gün gelecek olan adaleti görmek istiyor, o ışığı kaybetmek istemiyor. Ve iktidara sesleniyor: Kenetlenmiş halk, saltanat kayığını eninde sonunda batıracak!

    Erdal Sarıkaya sağlık durumunu, dava süreçlerini, yaşamını, yaşama nasıl tutunduğunu PİRHA’ya anlattı.

    Gezi direnişinde polisin attığı gaz fişeğiyle sağ gözünüzü kaybettiniz. Şikayetçi olduğunuz polislerin dosyası kapatıldı. Neden kapatıldı kısaca aktarır mısınız?

    Bu süre, dört buçuk yılı aşkın devam eden bir yargılama süreciydi. Biz ne kadar delil, bilirkişi incelemelerini belirtmiş olsak bile 6 savcı değiştirdik. Malum yargı üzerinde büyük bir siyasi abluka mevcut. Bu doğrultuda da kademe kademe dosyalarımızı faili meçhul büroya göndererek dosyanın işlevini bitirmiş oldular.

    Peki polisin gözünüze vurma anı kameralarda görünüyor mu?

    O anla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde vuruş anıyla ilgili net bir görüntü yok ama olay günüyle ilgili emniyetin bilirkişiye göndermiş olduğu polis listesinin içinde bulunmayan beş polis bulundu. Hatta birini olay günü raporlu diyerek belirtmişler savcılığa gönderilen listede. Ama olay günü polisin orada mevcut olarak aktif görev yaptığını biz bulduk, inceleme doğrultusunda. Buna bağlı olarak 6 polisin isimleri ve sicil numaraları belli olan, hatta iki tanesi için de, kesin tanık olarak soruşturmaya dahil edilerek ifadelerinin alınası yönünde bir karar çıktı. Ama şu an ona dair net bir mevcut görüntü yok.

    “BİLEREK VE KASITLI OLARAK VURULDUM”

    Peki gözünüzün vurulduğu an neredeydiniz, ne yapıyordunuz, tam olarak anlatır mısınız?

    Haziran devriminin başlangıcı olan Gezi direnişinde 11 Haziran’ı 12 Haziran’a bağlayan saatlerde ben oradaydım. Şişli Belediyesi’nde çalışıyordum. Gece saat 23.30 sıralarında Taksim’e geldim. Kardeşim oradaydı. Onun yanına gelmiştim. Anayasanın 26. Maddesi açık hükümdür; kişi kendini bireysel veya toplu olarak gerek yazılı gerek sözlü ifade etme hakkına sahiptir diye. Bu maddeye istinaden ben de olay günü yapılan haksızlıklara, baskıya, doğa katliamına, ayrıştırmaya karşı orada bulunan halk ile birlikte kendimi ifade etmek için alana katıldım. Çok karanlıktı, gece saat 01.00 sıralarında Harbiye yokuşunun bulunduğu noktada Taksim Meydanı’na giriş alanında bilerek ve kasıtlı olarak vuruldum.

    “DOKTORLAR 5-10 METRE MESAFEDEN VURULDUĞUMU SÖYLEDİ”

    Yakın mesafeden mi vuruldunuz? Ne hissettiniz o an? 

    Tabi. Benim ilk ifademde biz tahminen 50-60 metre diye belirttik ama doktorların yapmış olduğu incelemeler doğrultusunda 5 ya da 10 metreden vurulduğumu beyan etiler. Onların söylemeleri doğrultusunda çok yakın bir mesafeden vurulmuşum.

    “4.5 YILDIR DELİL SUNUYORUZ, SAVCI SORUŞTURMAYA GEREK GÖRMÜYOR”

    Vurulmanız sırasında yüzlerce polis var. Vurulmanızdan sorumlu tutulan kaç şüpheli var, bunlarla ilgili soruşturma oldu mu?

    Şu an vurulmamla ilgili hiçbir şüpheli yok. İfadesi alınan herhangi bir polis yok. Bilirkişinin raporu dahi kayda değer bir değer teşkil etmiyor. Bilirkişinin belirtmiş olduğu polisleri savcılıklara defalarca belirtmemize rağmen hatta bununla ilgili yazılı dilekçeler vermemize rağmen savcı en son geçen ay dosyama belirtmiş olduğumuz polisler hakkında ek kovuşturmaya gerek yoktur kararı alarak onların ne ifadelerine başvurmuştur ne de soruşturmaya dahil etmiştir. Zaten o kararı da 2. Sulh Ceza Hakimliği onaylayarak dosyayı bir fiil faili meçhul büroya yönlendirmişlerdir. Zaten herkesin bildiği gibi 20 yılı aşkın süre boyunca orada bekleyecek ve ondan sonra dosya tamamıyla kapanacak.
    Aslında etkin bir soruşturma yürütülmüyor faili meçhul büroda. 4.5 yıl boyunca o kadar delil sunmamıza rağmen herhangi bir işlem yapılmıyorsa faili meçhul büro nasıl bulacak.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA VE İSTANBUL VALİLİĞİ’NE KARŞI AÇILAN DAVALAR

    Peki İstanbul 9. İdare Mahkemesi’ne İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’ne karşı tazminat davası açmıştınız. Bu davaların akıbeti nedir? 

    Ceza davasını açtıktan sonra akabinde bunu tecelli ettirdik. 4.5 yıl boyunca davayla ilgili herhangi bir işlem gerçekleşmedi. Hatta son 7- 8 ay dava dosyam hakim beyin odasındaydı. En son nasıl bir karar alındı da dosya bir anda çalıştırıldı? Yani 9. İdare Mahkemesi, bilirkişi inceleme ve keşif yönünde bir karar aldı. Yalnız bunun öncesinde biz basın yoluyla da kamuoyuna duyurduğumuz gibi etkin soruşturma yürütülmüyor, sürüncemede kalıyor dedikten sonra Anayasa mahkemesine gitmeye hazırlanırken idare mahkemesi böyle bir karar aldı. Tabi bu bizim için biraz şaşkınlık uyandırıcı bir süreç olacaktı. Biz olumlu olarak değerlendiriyoruz ama sonunun olumsuz olacağını da gayet açık ve net olarak biliyoruz. Çünkü mevcut iktidarın ve iktidarın başında bulunan dönemin başbakanı şimdinin cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi’ye ve bize karşı bakış açısı ortada ve bunu defalarca dile getiriyor. Bizlere terörist diyor. Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaya yönelik hareket olarak lanse ediyor. Bizler üzerinde çok ağır ithamlarda bulunuyor. Bu doğrultuda Gezi davasına karşı bir fiil siyasi müdahalenin olduğunu biz an be an biliyoruz ve net bir karar çıkacağını da tahmin etmiyorum açıkçası.

    4.5 YIL SONRA 1000 TL BİLİRKİŞİ PARASINI DA ÖDETTİLER

    Saldırının gerçekleştiği olay gününde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş mahkeme ancak sizin ödemeniz istendi. Ödediniz mi?

    Aslında bilirkişi ve keşif kararı aldılar kendileri. Biz neyi keşfedeceğiz orada ben onu merak ediyorum. Yani Taksim’i nasıl bir beton yığınına çevirdiklerini mi keşfettirecekler bana. Ondan sonra parkı düzenliyoruz diyerekten iyice ağaçları kesip nasıl daralttıklarını mı veya orayı nasıl bir ucubeye çevirdiklerini mi bize keşfettirecekler. Olay gününün olduğu zamanki mobese direklerinin bile yerleri değiştirildi. Neyin keşfi, neyin bilirkişi incelemesi olacak onu merak ediyorum. Buna bağlı olarak 1000 lira gibi çok yüksek bir meblağ talep edildi. Yani günümüzün şartlarına bakılırsa asgari ücret şu an 1400 lira. Şimdi 1400 liranın olduğu bir ülkede bilirkişi incelemesinin fiyatının 1000 lira olması gerçekten çok fahiş bir fiyat. Şu an yakın bir dostunuzdan bile 100 lira borç isteseniz o parayı verecek durumda değil. Peki bizim bu 1000 lirayı nasıl bulmamız gerekiyor. Yani buradaki amaç nedir? Zaten eldeki mevcut dosya içeriğine de bakılarak sıradan basit bir kararla geçiştirmeye yönelik bir tutum sergileme amacı güttüler. Gerçi bilirkişi ücreti, Beşiktaş Belediyesi tarafından başvurum sonrasında karşılandı. Onların sponsorluğunda ben o ücreti ödeyebildim. Yoksa diğer türlü ödeme olanağım milyarda sıfırdı açıkçası.

    “ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURDUM, AİHM’YE VE BM’YE DE BAŞVURACAĞIM”

    Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdunuz mu?

    Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımı kullandım. Altı savcının değişmesi, dosyamın sürüncemede bırakılması, etkin soruşturma yürütülmemesi zaten soruşturmayı yürüten de savcılıkla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü. Zaten bizi vuran polisleri, onlara talimatı veren başlarındaki amirleri, keza onları kahraman ilan edenleri de biliyoruz. Emri vereni de biz biliyoruz. Bu soruşturmanın savcılık aşamasında yürümeyeceğini zaten biliyorduk. Evet, dosyayı faili meçhul büroya gönderme kararı çıktıktan sonra biz de etkin soruşturma yürütülmüyor, dosya sürüncemede kaldı gerekçesiyle bireysel başvuru hakkımla Anayasa Mahkemesi’ne başvurdum. Anayasa Mahkemesi’nden de net, sağlıklı bir karar çıkmayacağını iyi biliyorum. Tahmini 3-4 ay, bilemediniz 6 ay içinde bana ret kararı çıkacak. Tabi bir ülke için ne kadar büyük bir utanç, kendi ülkemizde elde edemediğimiz adaleti elde edebilmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve Birleşmiş Milletler’e başvuracağım.

    “41 KİŞİ POLİS SALDIRISIYLA GÖZÜNÜ KAYBETTİ”

    -Gezi Direnişi sırasında gözünü kaybeden çok sayıda kişi olduğunu biliyoruz. Kaç kişi var, siz görüşüyor musunuz?

    Görüştüklerim de dahil olmak üzere 41 net gözünü kaybeden arkadaşımızın olduğunu biliyoruz. Zaten Gezi dosyası 272 kişilik bir süreç. 8 bine yakın kişi Gezi Direnişi’nden sonra suç duyurusunda bulunmuştur. Farklı yerlerinden yaralanma, akciğer enfeksiyonu gibi sorunlardan dolayı. Çünkü bizleri tabiri caizse teşbihte hata olmaz; böcek ilaçlar gibi bizleri zehirlediler, kimyasalladılar orada. Biber gazı kullandılar. Portakal gazı dedikleri gazı kullandılar. Yani farklı farklı kimyasal denediler üzerimizde. Buna bağlı birtakım sağlık sorunları yaşayan insanlar, arkadaşlar dava açtılar. Bizim duyduğumuz kadarıyla şahsi 18 bine yakın kişi başvuruda bulunuyor ve bunların içinden sadece 272 kişinin başvurusu kayda değer olarak değerlendirilip soruşturma süreci başlamış. Çoğu arkadaşımızın da dosyasının benim dosyama yapıldığı gibi faili meçhul büroya gönderildiği bilgisine ulaşmaktayım. Ulaşabildiğim arkadaşlarımla görüşüyorum, görüşme halindeyiz. Çünkü bu sürecin bir ekip içinde yürüyeceğini iyi biliyoruz. Çünkü Gezi’de olduğu gibi bu süreç de dayanışma içinde gerçekleştirilirse mutlak sonuca ulaşacağı düşüncesindeyim.

    -Kaç yaşındasınız? Nerede doğdunuz? Evli misiniz? Çocuğunuz var mı?

    38 yaşındayım. Evliyim. Malatya Hekimhan Başak Köyü doğumluyum. 1989 yılından beri İstanbul’da yaşamaktayım. Hayata tutunmaya devam ediyoruz açıkçası o zamandan bu zamana. İki çocuğum var.

    “ALEVİYİM, GEZİ’DEN SONRA GÖRÜŞTÜĞÜM ARKADAŞLARIN ÇOĞU ALEVİ”

    -Alevi misiniz? Çünkü Gezi sürecinde yaşamını yitirenlerin ve yaralananların çoğunun Alevi olduğu anlaşıldı.

    Evet Aleviyim. Köyüm itibarıyla, bulunduğum coğrafya itibarıyla Alevi olduğumu gururla söylüyorum. Birçok noktada da şu şekilde dile getiriyorum; Aleviliğim doğuştan olmasa tercihim olurdu diyebilecek kadar bir Aleviyim. Açıkçası bizim tanıştığımız, görüştüğümüz arkadaşlarımızın hemen hemen büyük bir kısmının Alevi olduğunu biliyoruz. Çünkü Aleviliğin doğasında bu var; zalimin zulmü karşısında eğilmemek. Ama bu süreci, Haziran Devrimi’nin başlangıcı olan Gezi Direnişi’ni de Alevi toplumu yaptı demek algısı uyanmasın lütfen. 15 yıl boyunca yapılan tüm haksızlıklar, o zamanki süreyi koyarsak 11 yıl boyunca yaşanan bütün haksızlığa, adaletsizliğe, sömürüye, zulme, ayrıştırmaya karşı 81 ilin 79’u kenetlenmiştir. Bu Türkiye tarihinde bir ilktir, bir milattır.

    “FAŞİZM, TEK ADAMLIK, SAĞ TARAFIMI TÜMÜYLE KARANLIĞA GÖMDÜ”

     

    -Peki Gezi Direnişi sırasında ne iş yapıyordunuz?

    Gezi Direnişi’nden önce özel sektörde güvenlik memuru olarak görevimi devam ettiriyordum. Tabi vurulduktan sonra vücut bütünlüğüm bozuldu. Yani bir saat önce sapasağlamken bir saat sonra yüzde elli engelli oldum. Sağ tarafım tamamen karanlığa büründü. Şu an sağ tarafta zaten protez takılı. Yani faşizm, tek adamlık, sağ tarafımı komple karanlığa gömdü açıkçası.

    “BAKIRKÖY BELEDİYESİ’NDE HALKLA İLİŞKİLER BÖLÜMÜNDE ÇALIŞIYORUM”

    -Şu an ne iş yapıyorsunuz?

    Doğal olarak ondan sonraki süreçte bize de sahip çıkanlar oldu. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi sahip çıktı. Bakırköy Belediyesi’nde çalışmaktayım. Çok sevdiğim bir bölümdeyim, tiyatrodayım. İnsan ilişkilerini seven biriyim. Orada devam ediyorum. Halkla ilişkiler bölümündeyim.

    “ÇOCUKLARIMA POLİS TARAFINDAN VURULDUĞUMU ANLATMIYORUM”

    -Sağ gözünüzün yokluğundan dolayı tabi zorluk yaşıyorsunuz. Yani yaşamınız içerisinde psikolojiniz nasıl etkilendi? Psikolojik destek aldınız mı? Hangi zorlukları yaşıyorsunuz?

    Şimdi kolay bir süreç değildi açıkçası. Biz pek yansıtmamaya çalışıyoruz ama şunu söyleyebilirim, çocuklarım hala gözümün görmediğini bilmiyorlar. Çocuklarıma anlatamıyorum. Çünkü onların kin ve nefretle büyümelerini istemiyorum. Hesap soracaklarsa, babalarının hesabını veya Gezi’de katledilen o gençlerin veya uzuvlarını kaybedenlerin hesabını soracaklarsa okuyarak, bir yerlere gelerek mücadele etmelerini istiyorum. Onun için anlatmıyorum polis tarafından vurulduğumu.

    “6 AMELİYAT OLDUM, 7’NCİSİNİ OLACAĞIM”

    Açık konuşmak gerekirse. 6 ameliyat geçirdim. 7. ameliyatı olmak üzereyim. Bazen gözümde iltihaplaşma falan oluyor. Ameliyatları çocuklarıma “Gözyaşı kanallarımda sorun var ona müdahale ediyorlar” diyerek geçiştiriyoruz. Haftada en az 2-3 kere kaza geçiriyorum. Çünkü sağ tarafı görmeyince ya arabanın aynası vuruyor ya tamponu vuruyor. Bazen duvarı kaçırıyoruz, duvara çarpıyoruz. Ondan sonra solda da sıkıntılar başladı. Daha önceden gözlük takmıyordum. Her şey o tarafa yüklendi. Gözlüğümün derecesi artıyor. Alışmak kolay olmadı açıkçası. Ama tabi ki biz yılgınlıklardan yıkılacak insan değiliz. Başlatmış olduğumuz büyük bir mücadelemiz var. Bunu sonuna kadar devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Onun için alışıyoruz, alışacağız ama zalimin zulmüne alışmayacağız. Tek gözle dünyaya bakmaya alışacağız.

    “GÖZÜMDE BÜYÜK TAHRİBAT VAR; FAŞİZMİN İZLERİNİ SİLMEK KOLAY DEĞİL”

    Belirttiğim gibi 7. ameliyatı olmak üzereyim. Onun için doktorumun vereceği kararı bekliyorum. 6. ameliyatı oldum ama içerideki tahribat çok büyük. Dikiş tutmuyor artık, 6 kere oynandıktan sonra içeriyle istenilen sonuç elde edilemiyor. Çünkü faşizmin izlerini silmek kolay olmuyor. Tıp bile yetersiz kalıyor. Onun için zaten ilk ameliyatımdan sonra da bunu defalarca bana söylediler. Yani bu 1-2 ameliyatla bitebilecek bir süreç değil. Bozulacak yapacağız, bozulacak yapacağız, belki 10-12 yani ucu açık bir süreç.

    “POLİS TAM GÖZBEBEĞİMDEN NİŞAN ALMIŞ”

    Sürekli muayene oluyorum. Çünkü vurulma anında göz yuvası ve içerisi tamamıyla parçalanmış. Çünkü çok iyi nişan almış açıkçası. Tam gözbebeğimden yakalamış. Benim diğer arkadaşlarım, kimisi burun tarafında veya göz taraflarında kırıklar falan var. Bende kırık falan yok. Yani sabırla beklemiş, o açıyı alaraktan direk göz merceğinden vuraraktan gözü paramparça etmiş. Yani doktor şunu dedi: Bir üzüm tarlasını düşünün, onun üzerine 10 tonluk bir balyozla vurduğunuzu kabul edin, işte senin gözün bize geldiğinde böyleydi.”

    “VURULDUM DİYE BAĞIRDIĞIMI HATIRLIYORUM”

    -O an ne hissettiniz? O anları anlatır mısınız?

    Vurulduğum anda ‘vuruldum’ diye bağırdığımı iyi hatırlıyorum. Ama gözden vurulduğumu hiç hesaplamadım. O anda biz plastik mermi kullandıklarını bilmiyorduk. Gaz kapsülü atıyorlar, yani ben büyük bir ihtimalle dedim ya bir gaz kapsülü geldi alnımı falan parçaladı. Oradan kan akıyor diyerekten çünkü çok fazla kan, atletime kadar kızıla bürünmüştüm ben. Uyuşma başladı ve yarım saat sonra bayılmışım. Bilincimi kaybetmişim.

    “PSİKOLOJİK OLARAK ETKİLENİYORUM”

    Nerelerde ameliyat oldunuz?

    İlk ameliyatımı Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirdiler. İkinci ameliyatımı Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde oldum. Zaten ikinci ameliyata ani karar verdiler. Çünkü göz tansiyonu başlamıştı. Yani halk dilinde göz küçülmesi. Gören gözü de etkilemeye başlamıştı. Apar topar vurulan gözü aldılar. Üçüncü ameliyatımı da Çapa tıp Fakültesi Hastanesi’nde oldum. Ondan sonra 4, 5 ve 6. ameliyatımı Beyoğlu ve büyük bir ihtimalle 7. ameliyatımı da Beyoğlu’nda olacağım. Çünkü plastik bakıyor benim gibi yaralı olanlara. Ki devlet hastanelerinde bu bölümü icra edecek doktor da yok açıkçası, bunu söylemekte fayda var. Özel sektörde de çok yüksek meblağlar isteniyor bu ameliyatlar için. Onu da kaldıracak bütçe yok. Yani artık doktoru nerede bulursak orada tedaviye devam ediyoruz.
    Maddi olarak tabi insan etkileniyor. Çünkü hastaneye gittiğimde izin alıyorum. Günümün çoğunluğunu hastanede geçiriyorum. Maddiyattan öte zaten bütçe yok, biz psikolojik olarak da yıpranıyoruz. Durmadan hastaneye gitmek kolay değil açıkçası.

    “ADALETİ GÖRECEĞİM TÜRKİYE’Yİ BANA GÖSTERECEK O IŞIĞI KAYBETMEK İSTEMİYORUM”

    Sol gözüm çok fazla yoruluyor açıkçası. Tek düşüncem şu; adaleti göreceğim geleceğin Türkiye’sini bana gösterecek o ışığı kaybetmemek. Zaten sağ göze yapılan müdahaleler sol göze karşı olumsuz bir durum oluşturmaması için. Yani buradaki aksaklıklardan dolayı bir enfeksiyon veya rahatsızlık diğer göze etki etmemesi için müdahale ediliyor. Daha önce gözlük kullanmıyordum. Vurulmadan sonra başlayan bir süreçti.

    “HER ŞEYİNİZİ KAYBEDİN AMA UMUDUNUZU KAYBETMEYİN”

    -Adalet mücadelenizi kazanacağınızı umut ediyor musunuz? Öyle bir öngörünüz var mı?

    Kesinlikle. Her zaman söylüyorum; her şeyinizi kaybedin ama umudunuzu kaybetmeyin. Bizlerin deyimiyle zalimin zulmü baki değildir, ama bugün ama yarın zalimden zulmünün hesabını ille de soracağız. Ama halk olarak soracağız, ama yargı karşısında soracağız. Bizi katledenleri, kör edenleri, yaralayanları kahraman ilan edenlerin de onları koruyanların da sanık sandalyesinde bize hesap vereceği günü göreceğiz.

    -İktidara buradan nasıl seslenmek istersiniz?

    İktidara şöyle seslenebiliriz; 3 buçuk 4 yıl boyunca Gezi’nin içinden terör, terörist veya dış mihrakları çıkartamayanların kendi içinden bunların hortlaması Gezi’nin ne kadar doğru bir şey olduğunu bizlere göstermiştir. Ama şunu bilsin, Gezi’de birleşen, kenetlenen Alevi’si, Sünni’si, Laz’ı, Çerkez’i, Kürt’ü, Türk’ü artık onların oyunlarına kanmıyor, kanmayacak. Kenetlenmiş halk onların saltanat kayığını eninde sonunda batıracak.

    Röportaj: Nilgün METE

    Kamera-Foto: Sevim KAHRAMAN