Etiket: erdoğan emir

  • Sanatçı Erdoğan Emir: Kültür üreticilerinin, sürece dair fikirlerini ortaya koymaları oldukça önemli-VİDEO

    Sanatçı Erdoğan Emir: Kültür üreticilerinin, sürece dair fikirlerini ortaya koymaları oldukça önemli-VİDEO

    PİRHA – Sanatçı Erdoğan Emir, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na yönelik tüm dezavantajlı grupların dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Emir, kültür üreticilerinin, sürecin parçası olmaları gerektiğini söyleyerek “Sanatla, müzikle, edebiyatla ilgili bütün kesimlerin, bu sürecin aktörü olarak görülmeleri, kendi açısından bu döneme dair fikirlerini ortaya koymaları oldukça önemli” dedi.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na sanatçılardan da destek gelmeye devam ediyor.

    TBMM’de Ağustos ayı itibariyle çalışmalara başlayacak komisyonla birlikte yeni bir evreye geçilmesi planlanıyor.

    Demokratikleşme adına atılan adımları Sanatçı Erdoğan Emir ile konuştuk. Taraflar arasında yapılan diyaloğun dahi çok önemli olduğunu söyleyen Emir, gelinen sürece dair şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Böylesine önemli bir sürecin tartışılmaya açılıp konuşulması oldukça önemli. Birçok kesim tarafından çok tutucu yaklaşılan bir durumdu, fakat bu çatışmalı iklimin ortadan kaldırılması, karşılıklı diyalog yolunun açılması oldukça önemli. Bu açıdan bunu çok değerli buluyorum. Fakat geçmiş dönemlerden önemli problemler, sorunlar devredildi bu döneme. Bu açıdan her şeyin daha güvence altına alınması, daha inandırıcı ve kapsayıcı olabilmesi için bütün kesimlerin eşit oranda, aynı koşullar içerisinde bir aradalığı savunan bir tartışma zemininin oluşması önemli.”

    “DİYALOG KANALLARININ AÇILMASI ÖNEMLİ!”

    Demokratik bir ülkenin, özgür sanata da kapı aralayacağını ifade eden Emir, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Nihayetinde sanat, özgür ortamda kendisini daha doğru ifade etme olasılığını barındırır.

    Bu süreçler hepimizi, kendimizi bir meselenin içerisine dahil etmemiz, bir meselenin içerisinde üretim biçimimizi şekillendirecek çok pozitif durumlar, katkılar sağlayacak. Bunun için hepimizin daha özgür ortamlarda, daha nitelikli, daha kapsayıcı, bu geçmişin yarattığı sanat veya toplumlar üzerindeki o baskının ortadan kalkması, daha kapsayıcı, değiştirici bir üretim biçiminin fikre, değere dönüşmesi oldukça önemli. Hepimize, sanat yapan herkese veya hayata insani değerler üzerinden yaklaşan herkes açısından olumlu katkılar sağlayacak. Sadece sanatçılar açısından değil, toplumun bütün kesimleri bu konuda geçmişe yönelik yaşadığı mağduriyetlerin giderilebilmesi, daha olumlu bir noktadan kendi yaşamlarını, fikirlerini ortaya koyabilmeleri önemli. Bu toplumu geliştirecek bir şeydir. Savaş ortamı toplumu geren, kutuplaştıran, her türlü baskıyı normal kılan, güçlünün güçsüzle ilişkisini ve buna bağlı olarak toplumun bütün kesimlerini olumsuz etkileyecek bir dönem aşıladı. Bunun aşılabilmesi için de her zaman diyalog kanallarının açılması önemli ve değerli.”

    “ÇATIŞMALAR, SANATÇILARI DERİNDEN ETKİLEDİ”

    Erdoğan Emir, 41 yıllık çatışma ortamının sanatçılara olan yansımasını da değerlendirdi. “Çatışmalar, üretim şeklimizi değiştirdi” diyen Emir, “Çatışmalar, birçok insanı zihinsel ve ruhsal olarak çok derinden etkiledi. Dolayısıyla bir baskılanma süreci de yarattı. Bu savaşın vaziyetinden söz etmek her zaman ayrı bir baskı unsuru yarattı. Bu çatışmalı ortamın ortadan kalkması, bu süreci daha normal bir noktaya taşıyacaktır. Sanatçı, doğası gereği bu barış iklimini sürekli değerli görür. Tabii ki bu savaş ortamının yarattığı travmanın ortadan kalkması toplumun ileriye bir adım atabilmesi açısından önemli bir adımdır. Sadece geçmişten çıkarılması gereken dersler var. Her şeyin yasal ve anayasal olarak güvence altına alınması ve bu sürecin şeffaf, katılımcı ve bütün kesimleri içine dahil ederek tartışılması bizim açımızdan daha değerli sonuçlar yaratacağını düşünüyorum” yorumunu yaptı.

    “SAANATÇILARIN, FİKİRLERİNİ ORTAYA KOYMALARI ÖNEMLİ”

    Erdoğan Emir, barışın inşası için sanatçıların da sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Mevcut süreçte sanatçıların, fikir belirtmeleri gerektiğini söyleyen Emir, şöyle devam etti:

    “Bizler hayatın bir parçasıyız. Dolayısıyla bu yaşanan sorunların da tam merkezinde yaşam süren insanlarız. Sürecin gidişatı olumlu olumsuz bizi etkileyecektir. Olumsuz süreci ortadan kaldıracak en önemli şey de sanat. Kültür üreticilerinin, sanatla, müzikle, edebiyatla ilgili bütün kesimlerin, bu sürecin aktörü olarak görülmeleri, kendi açısından bu döneme dair fikirlerini ortaya koymaları oldukça önemli.”

    “YENİ ANAYASA, TRAVMALARI ORTADAN KALDIRMASI GEREKİR”

    Hazırlanması planlanan yeni anayasaya dair de görüş belirten Erdoğan Emir, önerilerini şu cümlelerle sıraladı:

    “Döneme pragmatik bakmadan, bir tarafın sadece ihtiyaçlarını karşılayacak, onun siyasi ömrünü uzatacak şekilde değil, kapalı kapılar arkasında bir sürecin devam etmesi değil, şeffaf olunmalı. Geçmişten çıkarılması gereken dersler, katılımcı bir yaklaşımla bütün dezavantajlı kesimlerin; sadece bu sürecin aktörü olan Kürtler açısından değil, inançla ilgili dezavantajlı grupların dahil edilmesi ve bu sürecin parçası olmaları önemli. Çünkü anayasa, nihayetinde ileri, çağdaş bir toplum yaratır. Bu kapsayıcılığı geniş tutacak şey de katılımı geniş tutmak ve bütün fikirlere açık kapılar bırakarak kendilerini ifade edebilmeleri için bir alan yaratmaktır. O anlamda anayasa bireyin, toplumun gelişimini sağlayacak pozitif katkılarla oluşturulmalı. Geçmiş travmaların, geçmiş olumsuzlukların, hatta üzerine oturup konuştuğumuz bu tartışmalı süreci ortadan kaldırması gerekir. Çünkü soruna yol açacak temel meseleler, bir tarafın pozitif olarak kayrıldığı, diğer kesimlerin tamamen dışında bırakıldığı, yazılmış bir anayasaydı. Bu bu yeni zamanda geçmişteki o eksikliklerden çıkarılması gereken derslerle yeni döneme değerli adımlar atmak gerekir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı; kadınlardan katılım çağrısı-VİDEO

    Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı; kadınlardan katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA – 3. Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’nin açılışı yapıldı. Çok sayıda Alevi kurumunun ilgi gösterdiği festivalde kadınlar, el emeği ürünlerini satışa sundu. Festivale katılım çağrısı da yapan kadınlar, “Bir araya gelmek ve dayanışmamızı sürdürmek gerekir” diye belirttiler.

    11-12-13 Ekim günleri arasında yapılan Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’nin açılışı yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yapılan festivalde Alevi kurumları için özel standlar da kuruldu.

    Üçüncüsü yapılan festivalde, çocuk etkinliklerinin yanı sıra, atölyeler, konserler, panel ve sergiler de düzenlenecek.

    Festivalin ilk gününde Yolcu Bilginç, Serpil Sarı, Erdoğan Emir, Dertli Divani, İlkay Akkaya ve Barabar konserleri olacak.

    “BİR ARADA OLDUĞUMUZU GÖSTERELİM”

    Geniş bir kadroyla festivalde yer alan Sarıgazi Cemevi’nin kadın çalışanları, üç günlük organizasyona dair görüşlerini paylaştı.

    Sarıgazi Cemevi Kadın Kolu Başkanı Özlem Önal, festival boyunca el emeği ürünlerin satışa sunulacağını belirtti. Önal, toplumun birbirine destek olması gerektiğini söyleyerek “Umarız canlarımız 3 gün boyunca buralara yoğun bir şekilde gelip bizlere destek olur. Umarım alanda bir arada olduğumuzu gösterebiliriz. Kadınlar her zaman her yerde var olmalı. Herkesin öncüsü kadın olmalı. Erkekler tabii ki desteklemeli ama kadınlar ön planda olmayı hak ediyor” dedi.

    Sarıgazi Cemevi Kadın Kolu Başkan Yardımcısı Aysel Akpınar ise “Alevilerin bir arada olup paylaşımlar yapması çok güzel” diyerek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına teşekkür etti. Akpınar, kadınlara festivale katılım çağrısı yaparak “Etkinliklere daha çok katılmak, bir araya gelmek ve dayanışmamızı sürdürmek gerekir” diye konuştu.

    Sarıgazi Cemevi Kadın Kolları Üyesi Muhsine Arslan da “Gelin canlar bir olalım. Bu organizasyon çok önemli. Hepimiz bir aradayız ve bundan ötürü memnunuz. İBB tarafından cemevleri artık ibadethane statüsüne alındı. Bu durum bizim için güzel bir gelişme oldu” diye belirtti.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Divriği Kültür Derneği 70. kuruluş yılını İstanbul’da kutlayacak

    Divriği Kültür Derneği 70. kuruluş yılını İstanbul’da kutlayacak

    PİRHA-Divriği Kültür Derneği 70. kuruluş yıl dönümünü 7 Ocak Cumartesi günü Cemal Rey Konser Salonu’nda düzenlenecek etkinlik ile kutlayacağını duyurdu.

    1952 yılında kurulan Divriği Kültür Derneği, 70. kuruluş yıl dönümünü 7 Ocak Cumartesi günü İstanbul’daki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda kutlayacak.
    Pınar Aydınlar, Nida Ateş, Erdal Güney, Ruhi Su Dostlar Korosu, Erdoğan Emir, Yol’a Düş, Murat Türkyılmaz ile Bahar Doğan’ın katılacağı ücretsiz etkinliğe çağrı yapan Divriği Kültür Derneği “Demokratik, laik ve hukuk devletinin yılmaz savunucusu ve kollayıcısı olan derneğimizi birlikte kurduk, birlikte daha yukarılara taşıyacağız. 70. yıl şenliğimizde tüm üye ve dostlarımızla omuz omuza olacağız” mesajını paylaştı.
    PİRHA/İSTANBUL
  • Erdoğan Emir’in yeni albümü “Bavok” 28 Ocak’ta çıkıyor!

    Erdoğan Emir’in yeni albümü “Bavok” 28 Ocak’ta çıkıyor!

    PİRHA- Kürt müziğinin önemli isimlerinden Erdoğan Emir, yeni albümü “Bavok” ile yeniden sevenleriyle buluşuyor.

    Müzisyen Erdoğan Emir, üçüncü albümü olan “Bavok’un” 28 Ocak’ta müzikseverlere ulaşacağını duyurdu. KALAN Müzik’ten çıkacak olan albüm hakkında yazılı açıklama yapan Emir, şu ifadelere yer verdi:

    “Uzun zamandır üzerinde çalışıp emek verdiğimiz ve prodüktörümüz KALAN Müzik’in sahibi Hasan Saltık’ın vefatı sebebiyle beklettiğimiz yeni albümümüzün sonuna geldik. Albüm bu kez kendi şarkılarımız dışında Dersim’in klasikleri arasında görülen Kırmançki (Zazaca) ve çocukluk şarkılarımın yanı sıra çok az dile gelmiş şarkılarla tamamlanmış bir albüm. Hem dilin yapısını ve ruhunu temsil etmeleri itibarıyla hem de her biri kendi dönem hikayelerini ele alma yöntem ve biçimleriyle çok şey ifade ediyor. Dört ana tema üzerine belirlediğimiz seçki, hem geçmiş yüz yılda aşk ve sevda şarkılarını, hem de yaşanan tarihsel olaylar karşısında dönemi ele alan şarkılardan oluşmaktadır. Elbette inanç ve folklor, bir toplumun sosyal yaşamına yön veren en önemli unsurlardır. İnancın felsefesini toplumun yaşam ritmine tercüman şarkılarıyla bir albüm tamamlandı.
    Bilgi ve ilginize. Sevgilerimle. Değerli emekleri için kıymetli dostlarım ve Kalan Müzik ailesine sevgilerimle…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli sanatçılar: Bu talancılara izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersimli sanatçılar: Bu talancılara izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Munzur Dağları’nın maden sahası ilan edilmesi ve şirketlere verilmesine ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli sanatçılar Erdoğan Emir ile Metin Kahraman, “Baraj projeleriyle, maden sahalarıyla bize ‘Burada yaşamayın’ denilmek isteniyor. Fakat Kaz Dağları’nda yakılan ateş bütün ülkeyi sardı. Hiç dönüşü yok, biz bu iktidara, bu talancılığına fırsat vermeyeceğiz” ifadelerini kullandılar. 

    Haberin videosu

    Son dönemde ekolojik tahribat hat safhaya ulaşmış durumda. Dersim’de bulunan Munzur Dağları’ndan Çanakkale’deki Kaz Dağları’na, binlerce yıllık tarih olan Hasankeyf’in su altında bırakılma projesinden Artvin’deki baraj projelerine kadar birçok yerde doğa talanı sözkonusu.

    Doğaya karşı açılmış bu yıkıcı politikalara her gün bir yenisi eklenirken sanatçılar da bu duruma sessiz kalmıyor.

    PİRHA‘ya konuşan Dersimli sanatçılar Erdoğan Emir ve Metin Kahraman da, bu doğa talanına karşı durarak duyarlılık çağrısında bulundular.

    “PROJELER; DEĞERLERE GÖRE PLANLANMIYOR”

    Madenlerin  tarihin hiçbir anında orada yaşayan toplulukların ihtiyaç ve hassasiyetlerine dair bir vaziyetle planlanmadığını belirten Erdoğan Emir, “Orada yaşanmış binlerce yıllık hayatın bir önemi yoktur. Amaçlanan oradaki madenin çıkarılmasıdır. Bizim dağlarımız istila edilebilir; birçok coğrafya buna benzer meselelere maruz kalabilir. Ama bir birey kendi hatıralarına, geçmiş hikayelerine duyarsızlaştığı dönemde yanı başımızda birçok şey oluyorken basit bir şekilde meseleyi tasarruflandırıyoruz. Ancak karşısında durma noktasında öğrenmemiz gereken şeyler var. Yeni bir aksiyon ve benzer çalışmalar çıkacak karşımıza. İnandığımız bütün değerler burada. Bu meselelere karşı beraber durmanın değerli olduğu düşünüyorum. Burada yaşayan insanların çıkardığı bu duyarlılığa diğer insanların da karşılık vermesiyle büyük bir duyarlılık yaratılır” ifadelerini kullandı.

    “KOCA BİR TARİH, YAĞMALANIYOR, MEZAR EDİLİYOR”

    Munzur Dağları’nda, Hasankeyf’te ve Kaz Dağları’nda yaşanan ekolojik tahribata değinen Emir, şunları aktardı:

    “Kaz Dağları koca bir tarih, belki kültür turizmine açıldığı anda bütünlüğü doğru bir planlamayla arşınlandığı anda veya kazıldığı anda, koca bir medeniyet tarih çıkarabilir ve bir şekilde kısa vadede çıkaracağınız basit karı on yıllara yaydığınızda insani duruşu, insanı memnun eden aynı zamanda doğal yaşamı koruyacak şekilde rehabilite edebilirsiniz ama istilayı esaslandırmış bir meselenin sonucu; tabi ki buna karşıyız ve karşı duracağız. Buna karşı durmak erdemin bir gereğidir. Aksi takdirde bizim kendi mezarlarımızı kazamayacağımız koca bir boşlukla yüz yüze kalacağız. Benim için bu coğrafya çok değerli ve önemli. Bir sürü doğruyu açığa çıkarmış, birçok inancın yan yana yaşadığı derin bir felsefe oluşturan bir yer.

    Batman gözümüzün önünde, kazmaya gerek kalmadan, insanların bugüne bıraktığı çok güzel bir miras iken bugün yağmalandı, talan edildi. Basit bir baraj göletine koca bir tarih mezar edildi.”

    “SAVAŞIN UZAMASI; TALANCILARIN HESAPLARINDAN KAYNAKLANIYOR”

    Metin Kahraman ise Dersim’de yaşanan ekolojik tahribata şöyle değindi:

    “Esasen yıllar öncesinde Dersim kamuoyu bunları tartışıyordu. Dersim’de 150’ye yakın mekan, madencilere peşkeş çekildi. Bugün Türkiye genelinde yeni bir uygulamayla hayata geçiriliyor Çanakkale’den Dersim’e kadar. Yıllardır bütün vadilerde kalekollar yapıldı. Biz bu kalekolların çözüm sürecinde yapılmasına anlam verememiştik. Ama devamında kuleler yapıldı. Buradan Erzincan’a, Elazığ’a kadar düşünülen yeni yol projelerinden haberdar olduk. Dersim merkezden Pülümür’e doğru düşünülen yol vadiden geçmeyecek dağlardan gidecek. Bunların sebebi, savaşın uzamasının da sebebi işte bu emperyalistlerin, talancıların, fırsatçıların planlarından, hesaplarından kaynaklanıyor.”

    “PROJELER; ŞİRKETLERE HİZMET OLSUN ANLAYIŞI İLE YAPILIYOR”

    Dersim’deki yol projelerine değinen Kahraman, yapılanların halka hizmet anlayışı ile değil şirketler için olduğunu belirterek “Yollar aslında bize hizmet olsun diye değil; yarın öbür gün çıkarılacak olan madenlerin taşınması için. Yapılan kalekollar, kuleler bu maden firmalarını korumak için. Yakın zamanda bir haber daha okudum; üniversitede golf sahası kurulacakmış. Dersim halkının gidip golf oynayacak hali yok. Bu da buraya gelmek isteyen maden mühendislerine hizmet olsun diye düşünülüyor” dedi.

    “YAYLALARIMIZDAN, ÇİÇEKLERİMİZDEN, SAĞLIĞIMIZDAN OLACAĞIZ”

    Munzur havzasındaki altın madeni projelerine değinen Kahraman, şunları kaydetti:

    “Dersim’de altın madeni, diğer madenlerin bu kadar çok alanda olması konuşuluyordu yıllardır. Bunların çıkarılması demek; Dersim’in ölümü demek. Artık tulum peynirinden vazgeçeceğiz, çiçeklerimizden, yaylalarımızdan, balımızdan vazgeçmemiz gerekiyor. Sağlığımızdan olacağız hepimiz.”

    “PROJELERLE BİZE ‘BURADA YAŞAMAYIN’ DENİLMEK İSTENİYOR”

    “Munzur suyu, Türkiye’deki en sağlıklı içme suyudur açıklaması yapıldı; bir ay sonrasında da bütün Dersim’in maden sahası olduğu ilan edildi. Bu, Dersim’e vurulacak son darbe olacak, gerçekten çok büyük bir yıkım. Su her şeyden kıymetli, o nedenle bütün Anadolu’nun, bütün Mezopotamya’nın içme suyu kaynağı olan, Fırat’ın, Dicle’nin kaynadığı Mezopotamya’da bu projeler bütün insanlık için yıkım getirecektir”diye konuşan Kahraman, şöyle çağrı yaptı:

    “Baraj projeleriyle, maden sahalarıyla bize ‘Burada yaşamayın’ denilmek isteniyor. Fakat Çanakkale’de Kaz Dağları’nda yakılan ateş bütün ülkeyi sardı. Hiç dönüşü yok, biz bu iktidara, bu talancılığına fırsat vermeyeceğiz sanatçılar olarak.”

    PİRHA/DERSİM

  • 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali açılış konseri gerçekleşti-VİDEO

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali açılış konseri gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA – 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali açılış konseri coşkuyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, festivalin ‘Dersim’e, inancına, kültürüne sahip çık, yaşa ve yaşat’ şiarı vurgulandı. 

    19.Munzur Kültür ve Doğa Festivali açılış konseri coşkuyla yapıldı.

    Dersim’de bulunan stadyumda gerçekleşen konserde açılış konuşmasını Dersim Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Ali Haydar Ben yaptı.

    “TOPRAKLARIMIZI GEZDİK, YASAKLARI TANIMADIK”

    Ben, “19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ni Ovacık’ta yaşamını yitiren Nupelda ve Ayaza atfettik. Bu anlamda tüm dünyada savaşlara kurban giden bütün çocuklar önünde saygıyla eğiliyorum” diyerek başladığı konuşmasında şunları kaydetti:

    “İki yıldır festival yasaklanıyor. İki yıl sonra tekrardan böylesi bir günde sizlerle yan yana gelmek, Dersim dostlarıyla bütünleşmenin sevincini yaşıyoruz. İki yıldır festivalimiz yasaklansa da Dersim’deki demokratik kitle örgütleri, siyasi partilerle birlikte yasaklara rağmen festival programı doğrultusunda topraklarımızı gezdik, yasakları tanımadık.”

    “DERSİM’E, İNANCINA, KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIK”

    “19.Munzur Kültür ve Doğa Festivali ile o yasağı kırıp daha coşkulu bir şekilde bir araya geldik. Festivalimizin çıkış sebebi; Dersim’i insansızlaştırma dönemleriydi. Bu anlamda Dersimliler, coğrafyamızın insansızlaştırılmasına karşı herkesin yüzünü Dersim’e dönmesi amacıyla ‘Toprağına geri dön, Munzur’da bir tas su içelim’ şiarıyla başladı” diyen Ben, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu sene de Dersim isminin bu ülkenin egemenleri tarafından kabullenmemesinden kaynaklı bu yılki şiarımız ‘Dersim’e, inancına, kültürüne sahip çık, yaşa ve yaşat’ oldu.”

    Ben’in konuşmasının ardından Behzat Firik Çocuk Korosu, Mikail Aslan, Erdoğan Emir, Babetna, Grup Vardiya sahne aldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Erdoğan Emir: Harcı bende maya tutmuş bir hikayeydi Dersim- VİDEO

    Erdoğan Emir: Harcı bende maya tutmuş bir hikayeydi Dersim- VİDEO

    PİRHA- Erdoğan Emir, Dersimli bir müzisyen. O acılı ve direngen halkının üretken bir sanatçısı. 4 Mayıs 1937’de başlatılan Dersim Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla görüştüğümüz Emir, sanatçıların en çok halklarının hafızası olması gerektiğini ifade ediyor.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan Dersim katliamı geçmişte kalmış bir ‘insanlık suçu’ değil, hala sürüp gelen etkileriyle yaşayan bir kırım. Bölge insanları üzerindeki baskı hala sürüyor ve bir tür kültürel kırım olan köklerinden koparmak, göçe zorlamak ve asimilasyon ise Dersimlilerin yaşamlarının bir özeti. Sürüp gelen bu trajedi ve bir yanıyla da direniş, en görünür haliyle de Dersimli sanatçıların eserlerinde, ezgilerinde dile gelmiş. Onlar, Dersim halkının dili olmuşlar, gözü olmuşlar, kalbi olmuşlar…

    Erdoğan Emir de bu sanatçılardan biri. 4 Mayıs, onun için de sıradan bir takvim günü değil. En çok da babasının kendine çekilmiş yalnızlığından biliyor 4 Mayıs’ı. Erdoğan Emir, başlayan katliamda dedesini yitiriyor ve yapayalnızlığın kuyusuna atılıyor. Şöyle anlatıyor Emir, “Dediğim gibi bu olmuş bitmiş bir kırım, bir süreç değil. Hala sistematik olarak devam ediyor.  Kuşaklar boyu sürmüş, benim kuşağıma kadar da gelmiş bir trajedi bu. Bir kere babamdan biliyorum. Babam babasını kaybediyor. Kendilerine neden bu kötülüğün yapıldığını bir türlü anlamadığı bir yalnızlığı yaşamış babam…” Emir, babasının bunun neden yapıldığını anlamasa da, kendisi yaşananların, tekçi Türk-İslamcı bir ideolojiye sahip bir devletin uyguladığı faşizan bir siyasetin sonucu olduğunu farkında.

    “Planlı programlı, detayları düşünülmüş bir katliama girişildi Dersim’de.  Dersim benzeri  bütün katliamlara baktığımızda, amaç bir halkı kökleriyle birlikte yok etmek, yok edemediklerini de köklerinden sökerek, göç yollarında onları var eden inançsal, kültürel değerleriyle birlikte ortandan kaldırmak, kırıma uğratmak olmuş. Daha acı olan şu ki, dünden bugüne değişen bir şey de yok. 1937 de alınan  karar hala yürürlükte, hala bizlere, Dersimlilere var oluş hakkı tanınmıyor. Bunun en iyi halini yine 24 Nisan vesilesiye yaşadık.  Hala 24 Nisan 1915’de başlatılan Ermeni katliamı ile yüzleşilmiş değil. Hala bütün dünyayı karşısına alıp, ‘sizin bizden ne farkınız var’, ‘ama sen de yaptın’ denilip gerçeği kabullenmeyen bir siyasi devlet aklı var.” diyor Emir.

    Her Dersimli gibi, halkına yapılan bu kötülüğün izleriyle büyüdüğünü ifade eden Emir, “Ben ve benim kuşağımın da tanıklık ettiği köy boşaltmaları, insanlarımızın tekrardan göç yollarına düşürülmesi, 1937’den beri bildiğimiz devletin varlığımıza, kültürümüze tahammülsüzlüğünün sona ermediğini gösteriyor” diyerek, kötülüğün devam ettiğini dile getiriyor.

    “BENZER HİKAYELERİ DİNLEYEREK BÜYÜDÜM”

    Emir, sanatçı duyarlılığını ve eserlerinin ana temasını hep bu yaşananlardan nasıl etkilediği ise şöyle dile getiriyor:

    “Ben de kendi kuşağımın her çocuğu gibi ninni yerine, öldürülenler için, kaybolup da gelmeyenler için acılı ağıtlar dinledim. Bu, elbette büyürken, kendini, kendi insanını, onların yaşadıklarını anlama ve sorumluluk duyma ihtiyacı yaratıyor. Ben müzik yaparken işte bu bilinçle ve bu duygularla müzik yapıyorum. Örneğin ‘İnsani Kamil’ benim yazdığım ilk eserlerdendir. Bu eser, Dersim’de yaşanılanları tarif eder. Köyde büyüdüğüm ve hep benzer hikayeleri dinleyerek yetiştiğim için, meseleyi tarif etmek ve tanımak benim için zor olmadı. Çünkü harcı bende maya tutmuş bir hikayeydi Dersim. Günlük hayat içerisinde yaşadığımız bazı durumlar vardı ve o durumlar zaten geçmişin birer izdüşümü, birer somut hali gibiydi.”

    Emir, Dersim Katliamı’na katılan askerlerin tanıklığına başvurularak yapılan “Kara Vagon” adlı belgesele müzik de yapmış. Emir,  “Acılı tarihimizi, inkar edilmiş gerçeğimizi, bize yaşatılanları konu edinen ‘Kara Vagon’da benim için değerli bir çalışmaydı. Benzer her çalışma  aslında kendimizi arama, tanıma bilme, kendi gerçeğimizle bir yüzleşme çabası olarak görüyorum. ‘Kara Vagon’u yapan arkadaşların da müziğe ihtiyacı vardı. Ben de seve seve bizi anlatan bu belgesel çalışmasında yer aldım” diyerek anlatıyor bu süreci.

    ASİMİLASYON SÜRECİ 

    Erdoğan Emir, devletin bölge insanını asimile etmek için kullandığı Bölge Yatılı Okullarında eğitim aldığını, ancak amaçlananın tersine, bu sürecin kendi gerçekliğini daha çok fark etmesini sağladığını şöyle  ifade ediyor:

    “Yatılı bölge okulunda okumam bir tramvaya yol açtı bende. Tam bir asimilasyon süreciydi okul süreci ve bu siz de daha bilinçli bir karşı koyuş yaratıyor. Kendi yeteneklerimi de fark ettiğim, kendimi ifade etme yolları aradığım, bulduğum yıllardı. Ve ben kendimi daha çok müzikle ifade etmeye başladım. Ve yaşadıklarım müziğime böylece yansımış oldu.”

    PİR TALİP İLİŞKİSİ

    Bir sanatçı olarak, toplumun bir tür hafızası rolünü üstlendiklerini vurgulayan Erdoğan Emir, bunu biraz da Aleviliğin sosyal organizasyonu olan Pir-talip ilişkisine benzetiyor. Kültürün, inancın böyle ancak korunabildiğini ve geleceğe taşındığını, sanatçı olarak da buna bir nebze katkıda bulanarak toplumlarına hizmet etmek olduğunu belirten Emir, “Pirlik taliplik meselesindeki hikayedir hizmet. Yani Pir dediğiniz hakkı gösteren makamdır. Siz talipseniz, bu makamın uğradığı her şeyi bilirsiniz. Alevi toplumu hafızasını böyle üretir ve nesilden nesile taşır üretim yaparak.  Biz sanatçılar da buna benzeriz. Üretimlerimizle toplumun hafızasına katkıda bulunuruz. Benim açımdan bu gün konuşuyor olmak, bu toplumun parçası olmak ve bu toplumun sorunlarına dair bir cümle kuruyor  olabilmek benim için çok değerli ve onur verici bir şey” diyor.

    4 Mayıs 1937’de alınan kararla, Desimlileri adeta coğrafyasıyla, kültürüyle yeryüzünden silmek için başlatılan katliamın hala günceliğini koruduğunu bunun en çok da Dersim toprağına karşı girişilen doğa katliamı ile yaşadıklarını söyleyen Emir, “Dersim’de karakol, kalekolların yapılması, maden şirketlerinin, HES’lerin talancı yağmacı açgözlülükleri, barajların yapımı yani bir bütün olarak Dersim doğasının istilaya açık hale getirilmesi, kültürünün saldırı altında olması kabul edilir değildir. Bu mesele bir toplumun kendi toprağına dair, kendi kutsaliyetine dair kendi inanç merkezlerine dair en ufak hoyratlığı karşısında doğru durabilirse, o bahsettiğimiz bütün sorunların karşısında kendi toprağına yönelik duygusuna değerli kılabilirse, insana rağmen ben bir şey yapılabileceğini zannetmiyorum” diyerek nasıl bugüne kadar direnerek ayakta kalınmışsa, bundan sonra da ancak mücadele ederek Dersimli kalınacağını dile getiriyor.

    YÜZLEŞME VE ÖZÜR

    Erdoğan Emir, 4 Mayıs’ın yıldönümü vesilesiyle son olarak şunları dile getiriyor:

    “Bir umudum yok ama keşke erdem büyüse ve herkes bu konuyla yüzleşebilecek kadar büyük bir kudret ortaya koyabilse. Bu bir devlet politikasıydı ve bir kürsüden özür dilenerek geçiştirilecek kadar basit bir mesele değil. Üstelik hala, toplumun kendi iradesiyle ortaya çıkardığı özgür kurumlarına, sanatçılarına karşı devletin tutumu ortada. Ben devletten çok, umut beslememiz gereken yerin bu hayatta ortaya değerli şeyler çıkaran insanlar olduğunu düşünüyorum”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Sanatçı Emir’in konseri ‘Bu kişi kırmızı kalem ile işaretli’ denilerek yasaklandı

    Sanatçı Emir’in konseri ‘Bu kişi kırmızı kalem ile işaretli’ denilerek yasaklandı

    PİRHA – Sanatçı Erdoğan Emir’in 5 Mayıs’ta Aydın Nazilli’deki konseri ‘Bu kişi ‘Kırmızı Kalem’ ile işaretlidir bu sanatçıyı burada çıkaramazsınız” diyerek yasakladı. Emir, “Asıl maksat üretimlerimizdeki dilin varlık dünyası mıdır ya da taşıdığı inanç değerleri midir?” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Sanatçı Erdoğan Emir’in 5 Mayıs günü Aydın Nazilli’de gerçekleşecek olan konserini Emniyet ve Kaymakamlık hiç bir resmi gerekçe sunmadan “Bu konseri yapamazsınız, aksi taktirde OHAL kapsamında resmi işlem yaparız” diyerek yasakladı.

    “ASIL MAKSAT İNANÇ VE DİLİMİZ Mİ?”

    “Bütün müzikal üretimlerimizin sunum aşamasından önce firmamızca Kültür Bakanlığından alınmış resmi izin ve akabinde verilen bandrollerle albümlerimiz bütünüyle vergilendirilerek basılmaktadır” diyen Emir, “Hukuku hiçe sayan ve organizasyonu yapan Aydın-Nazilli Alevi Kültür Derneğine “Bu kişi ‘Kırmızı Kalem’ ile işaretlidir burada bu sanatçıyı çıkaramazsınız” deme sebeplerinde ki asıl maksat üretimlerimizdeki dilin varlık dünyası mıdır? Ya da taşıdığı inanç değerleri midir? Sorun tam olarak kimdir?” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Emir, “Biz tarih belgelerinden “Kırmızı Kalem” ile işaretlenmiş insanları en son 4 Mayıs’ta Bakanlar Kurulu kararıyla Dersim 37/38 katliamında sakıncalı ve etkisiz hale getirilmesi şart insanlar olarak görmüştük. Bu kararın vahim sonuçları hala oracıkta yüzleşmeyi bekleyen büyük bir sorun olarak insanlığın karşısında duruyor.
    Bu tarihi gerçek bir belgesel olarak insanlarla buluştuğunda müziklerini yaparak çalışmaya katkı sunmaya çalışmıştım. Ve o dökümantal çalışmanın adı da ‘Kırmızı Kalem’ idi” ifadelerini kullandı.

    “KEYFİ VE HUKUKLA İZAH EDİLMEYEN ÖFKENİZİ BIRAKINIZ”

    “Ne gariptir ki aynı günün bir sonrası yani 5 Mayıs günü tarih farklı bir yaklaşımla yine tekerrür etti” diye konuşan Sanatçı Erdoğan Emir son olarak şunları kaydetti:

    “Şehirden şehre değişen şu keyfi akıl ve hukukla izah edilemez öfkenizi bırakınız artık efendiler. Zaman yeni değerlere gebe. Ona ermeyi marifet sayalım, gerçeği özünden yasak ederek değil.” (HABER MERKEZİ)