Etiket: erdoğan sezer

  • Erdoğan Sezer Dede: Aleviler çocuklarına okul öncesi inancımızı öğretmeli-VİDEO

    Erdoğan Sezer Dede: Aleviler çocuklarına okul öncesi inancımızı öğretmeli-VİDEO

    PİRHA-Okullarda ÇEDES projesiyle birlikte Diyanetin özellikle okullarda kadrolaşmasına tepki gösteren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Türkiye’nin çağdaş bir ülke olabilmesi için bütün inançlara, dillere, kültürlere ve kimliklere eşit bakması gerektiğini belirtti. Sezer, Alevi ailelerin çocuklarına okul öncesinde Alevi inancını öğretmesi gerektiğini de belirtti. 

    Diyanetin okullarda kadrolaşmasıyla ilgili Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Okullara danışman adı altında imamların atanmasının doğru olmadığını, Diyanet’in yeteri kadar kadrosunun olduğunu, Türkiye’de yetişmiş öğretmenlerin ise boşta kaldıklarını belirten Erdoğan Sezer, “Bir Alevi, bir Yahudi, bir Ermeni ya da bir ateist çocuklarını anaokuluna veya başka bir okula gönderirken orada Diyanet varsa bu bir asimilasyondur. Çünkü Diyanet İslam’ı temsil ettiğinden diğer inançtan insanların haklarına saygısızlık olduğunu düşünüyorum. İnsanlar kendi dillerini kültürlerini ve inanışlarını yaşamalıdır” dedi.

    “ALEVİLER KENDİ İNANÇ VE KÜLTÜRÜNÜ ÇOCUKLARINA ÖĞRETMELİ”

    Alevilerin, çocuklarını okula başlamadan önce cemevlerinde yetiştirmeleri gerektiğini belirten Sezer, “6 yaşında okula başlayan çocuklar kültürlerinin, inançlarının yok olmaması için cemevine götürülmeli. Perşembe akşamı ise bir birlik lokması yiyip bir gülbeng verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Alevi öğretisi içerisinde olan akademisyenler, Alevi dedeleri veyahut Alevi öğretmenlerle beraber yapılmasının hiçbir sakıncası yok, bu bir gereksiniminin” diye belirtti.

    AVRUPA’DA ÇOCUKLAR EĞİTİM ÖNCESİ İNANCINI CEMEVLERİNDE ÖĞRENİYORLAR”

    Avrupa’da okul öncesi Alevi çocuklar için böyle bir eğitimin yapılması önerisinde bulunduklarını belirten Sezer, şöyle devam etti:

    “Önerimiz kabul edildi ve uygulamaya geçildi. Hocalarımız okula başlayan çocuklarımızla her perşembe günü mümkün olduğu kadar okuldan önce lokma paylaşıyorlar. Bunun yapılması inançların gereğidir. Avrupa’da olduğu gibi burada da Alevilerin kendi çocuklarını cemevine getirip okula başlamadan bir hafta önce veya aynı hafta Perşembe günü bir lokma ile ve bir hediye ile paylaşarak kendi kültür ve örf ve adetini öğretmesi gerektiğine inanıyorum.”

    OKULLARDA EĞİTİMİ DİYANETİN KADROLARI DEĞİL AÇIKTA KALAN ÖĞRETMENLER YAPMALI

    Okullarda eğitimin Diyanet kadrosuyla değil, açıkta kalan öğretmenlerle yapılması gerektiğine dikkat çeken Sezer, “Bu eğitimlerin kadrolaşmamış öğretmenlerle yapılması gerektiğine inanıyorum. Tarihi, edebiyatı, felsefeyi, psikolojiyi bu eğitimcilerin; çocukların dilinden, fiziksel hareketinden, inancından anlayacaklarını düşünüyorum” dedi.

    “DİYANETİN ANLADIĞI SADECE KENDİ DİNİ, KENDİ İNANCI”

    Sezer, “Diyanetin kendi inancı dışındaki inançlar hakkında bilgisi yoktur. Bunların yaptığı bir dini eğitimdir. Bunların doğayla veya kâinatın diğer bölümleriyle ilişkisinin olmadığını düşünüyorum. Bütün teorileri ve bütün yaratılışları insanlar kendi mantık, felsefe ve vicdanının inandığı şekilde yaşaması gerekir. Zorla inanç olmaz, zorla ibadet olmaz. Bu bir zorbalıktır” diye konuştu.

    “BU ÜLKE ÇAĞDAŞ OLACAKSA HERKESE EŞİT YAKLAŞMAK ZORUNDA”

    Çağdaş bir ülke olunacaksa mutlaka ortak kriterlere uyulması gerektiğini belirten Erdoğan Sezer Dede, “Eğer demokratik bir ülke olacaksak insanların yaşamlarını, yaşam kurallarını, inanışlarını, inanç kurallarını kişinin vicdanına bırakmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

     

  • Dede Sezer: Alevilerin önündeki en büyük tehlike Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı-VİDEO

    Dede Sezer: Alevilerin önündeki en büyük tehlike Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı-VİDEO

    PİRHA- Dede Erdoğan Sezer, AKP iktidarının, Alevi inancını tanımadan, cemevlerinin elektrik faturalarını ödemesine dair kararını yorumladı. Sezer, “Eğer devlet, kilisenin, sinagogun elektrik ve su parasını nasıl ödüyor ve öderken de şart koşmuyorsa aynı şekilde Alevilerin inanç yerleri olan cemevlerinin elektrik parasını öderken de şart koşmaması gerekiyor” dedi.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla cemevi faturalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygun görülen koşullar sağlandığı takdirde ödenmesine ilişkin kararı yorumladı.

    Dede Erdoğan Sezer, değerlendirmesinde “Devlet, Alevilerden vergi alırken ‘sen Alevisin %5 daha az öde, ya da %5 fazla öde’ demiyor. Eşit davranıp vergileri bütün vatandaşlardan aynı şekilde aldığı gibi benim inanç merkezime de aynı şekilde ön şartsız hizmet vermesi gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti.

    “EN BÜYÜK TEHLİKE, ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI”

    Alevilerinin önündeki en büyük tehlikenin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olduğunu belirten Sezer, konuşmasına şu cümlelerle devam etti:

    “Bugün Alevilerin olduğu her köyde en az bir tane cemevinin olduğunu, bu cemevlerinde kendi jenerasyonumun arasında dedelerin olduğunu ve şu anda bu yolu kör topal olsa da götürdüklerini düşünüyorum. Devletten maaş almadan yol yürüten dedelerin  5 veya 10 yıl sonra Hakk’a yürüdüğünde dede olmayınca zor bir süreç yaşanacağına dikkat çekiyorum. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, ‘dedenin aylığını ben veriyordum. burada yetişkin dedeniz yok, dedeniz yetişene kadar ben size bir imam vereyim’ diyecek ve imamı cemevine atayacaktır.”

    “ASİMİLASYONUN VEBALİ MAAŞ ALAN DEDELERİN BOYNUNDA OLACAK”

    İmam atandıktan sonra ‘canım ne fark eder, bu imam size uyuyor siz de ona uyun’ diyecekler. Yani asimilasyonun vebali atanan dede ve seçilen dedelerin boynunda bir utanç halkası olarak kalacaktır. Devlette çalışmak bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetinde kamunun yararlarına ya da kamunun istediği şekilde hareket etmediğinde ya görevden alınırsın ya da görevi yapmak mükellefiyetindesin. Alevilikte rızasız yola gidilmez. Bu tamamen yol düşkünlüğüdür. Onun için ben, hiçbir Alevi dedesinin devlet kurumlarından aylık almasını değil, taliplerinin verdiği lokmanın kendilerine hak olmasını düşünüyorum. Bir rızalı bir de rızasız lokma vardır. Alevi dedelerinin rızalı lokmayı yemesini, rızasız lokmayı kendilerine layık görmemesi gerektiğini düşünüyorum. Onun için Alevi dedelerine, sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiğini söylüyorum. Lokmanın küçüğü de büyüğü de lokmadır. Dedelerimiz bu kadim inancı bugüne nasıl getirdilerse, bu insanlar bu dağlara nasıl akın ediyorsa, biz de bu insanların gönüllerine, dedelerimizin bıraktığı mirasın yapısını bozmadan, canlarımıza sunmamız ve onların gönüllerini almamız gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Dede Sezer: Türkiye’nin, AİHM’in kararlarına uymamasının nedeni, Alevileri asimile etme anlayışıdır-VİDEO

    Dede Sezer: Türkiye’nin, AİHM’in kararlarına uymamasının nedeni, Alevileri asimile etme anlayışıdır-VİDEO

    PİRHA-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersleri ile ilgili ‘hak ihlali’ kararını değerlendiren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Aleviliğin okullarda ders olarak uygulanmamasının nedeninin Alevi inancını asimile etme anlayışından kaynaklandığını belirtti. Sezer, “Bu anlayışa karşı Türkiye’deki Alevi örgütlerinin, Avrupa Alevi örgütleri ile koordineli çalışması gerekiyor” dedi.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Alevi sorununa dair açılan davalar ve zorunlu din dersleri ile ilgili PİRHA’ya açıklama yaptı.

    Dede Erdoğan Sezer, “AİHM’in, zorunlu din dersleriyle ilgili verdiği kararda, Türkiye’deki Aleviliğin okullarda ders olarak uygulanmamasının altında yatan amacın, Alevi inancını asimile etme anlayışından kaynaklanmaktadır” dedi. Konu temelinde Türkiye’deki Alevi kurumlarının, Avrupa’daki Alevi kurumlarıyla ortak çalışması gerektiğini belirten Dede Sezer şunları söyledi:

    “Bu anlayışa karşı Türkiye’deki Alevi örgütlerinin, kardeş Alevi Avrupa Alevi örgütleriyle birlikte ve koordinasyon içerisinde çalışması gerektiğine inanıyorum. Avrupa’da bulunan Alevi kurumlarının, Avrupa’da yaşayan Alevi çocuklarına nasıl okullarda Alevilik üzerine haftada bir gün birer veya ikişer ders verilebiliyorsa burada da yapılabilmelidir. Avrupa’daki ülkeler, okullarda hangi inançtan olursa olsun herkesin inancına göre eğitim veriyor. Eğer bir şehirde yeterince Alevi çocuğu yoksa, birkaç okuldan taşıma usulü çocuklar bir araya getiriliyor. Alevi kökenli bir öğretmenler, o çocuklara inançlarını kendi dillerinde öğretiyor.

    “TÜRKİYE, AİHM KARARLARINI TANIMIYOR”

    Avrupa’daki her bireyin, kendi inancını yaşamasına fırsat tanındığının altını çizen Sezer, Türkiye’nin de bu yasaya imza koyduğunu hatırlatarak “Kanunlara Türkiye de uymalıdır. Türkiye’deki Alevi örgütlerinin de bir araya gelerek o kardeş kurumların yapmış olduğu öğretim sistemini referans alarak Türkiye’de uygulamalarının gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Erdoğan Sezer, uluslararası hukukun Türkiye’de bir karşılığının olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Türkiye’deki akıl, herkesin ya Şii ya da Sünnileştirilmesi gerektiği anlayışıdır. Aleviliğin bir kadim inan sistemidir. Yüzyıllardır biz bu topraklarda inancımızı koruyarak dağlara, taşlara sığınarak bu inancı yaşatmışız ve hala Alevi dedeleri olarak yaşatmaktayız. Şimdi Alevilerin temel ilkesinin, Alevi çocuklarına, cemevinin kendilerinin ibadet yeri olduğu bilincini aşılamak olmalıdır. Avrupa’da ilkokula başlayan çocuklarımızı, mümkün olduğu kadar cemevlerine toplayıp bunları okula giderken bir dua ile göndermemiz veya her perşembe günü o çocuklarla dua ile lokma dağıtmamız, pay etmemiz çok önemlidir. Okula yeni başlayan çocuklarımıza silgi, kalem, defter, kalemlik vererek onlara cemevinin bir inanç merkezi olduğunu, kendisinin oraya bağlı olarak ders gördüğünü; nasıl ki Katolikler kiliseye Sünniler camiye gidiyorsa Alevilerin de cemevine ait olduğunu, cemevinin bir inanç merkezi olduğunu bilmelidir. Bu hizmetlerin Türkiye’de de yapılmasının hiçbir sakıncası olmadığını ve Alevi örgütlerinin beraber, diyalog içerisinde çalışarak yapması gerektiğine inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Dede Sezer: Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı, hükümetin politikalarına sıcak bakmıyoruz

    Dede Sezer: Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı, hükümetin politikalarına sıcak bakmıyoruz

    PİRHA – Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesine tepki göstererek, “Bu devlet Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı bir devlettir. Hükümetin yapmış olduğu açıklamalara dair biz bu açılıma arkamızı dönüyoruz” eleştirisinde bulundu.

    Hükümetin, Alevilere yönelik son açıklamış olduğu ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesine tepkiler sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı oluşumun Alevilerin taleplerine karşılık vermeyeceğini dile getiren Dede Erdoğan Sezer, “Aleviler her zaman katledilerek zulme ve haksızlığa uğramıştır. Türkiye’nin ‘yerli zencileri’ Aleviler” eleştirisini yaptı.

    BİZ TURİST DEĞİLİZ”

    Hubyar Ocağına mensup Dede Erdoğan Sezer, “Alevilerin bu kadar turist ve kültürlü insanlar olduğunu bilmiyorlarmış!” diyerek şöyle devam etti:

    “Hükümetin yapmış olduğu açıklamalara, bu açılıma arkamızı dönüyoruz. Sıcak bakmıyoruz. Biz bir inancız. Eğer biz bir inanç isek cemimizi ibadethanemizde yaparız. Bizim inancımız sadece ‘kültür’ değildir. Alevilerin çok kültürlü olduklarını yeni mi fark etmişler! Bugün sizi Turizm Bakanlığı’na bağlar, yarın da size vize uygular ve engeller. Yani biz turist değiliz. Kültür de değil, inancız. Kültürsüz inanç zaten olmaz. Her inancın kendine göre bir kültürü, kuralları, yaşam koşulları vardır.”

    “LOKMA VERDİĞİMİZ HER ŞEY DÖRT KİTAPTAN ÜSTÜNDÜR”

    Dede Erdoğan Sezer, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu belirterek “İbadet yerimiz cemevidir. Fakat bizim için Hakk ile Hakk olmaya yer aranmaz. Önemli olan özünü bozmamaktır” dedi.

    Dede Sezer, “Biz cemevinde, camide, kilisede, sinagogda Hakk ile Hakk olmaya hazırız, ya siz hazır mısınız?” sorusunu yönelterek Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahına Kur’an ile gitmesini şu sözlerle değerlendirdi:

    “Bizim için 4 kitap Hakk’tır. Sofra bizim için velinimet, lokma verdiğimiz her şey dört kitaptan üstündür. Yani bizi Kur’an, Tevrat, İncil, Zebur bağlamaz. Bizi bağlayan Hakk’ın kendi özüdür. Erdoğan’ın cemevine Kur’an götürmesini değişik bir boyutta görmek gerekiyor. Mesela ben Avrupa’da yaşarken dinler arası diyalog olduğunda insanların örneğin Almanca kendi inancına göre broşür hazırlamışsa ‘Sen de benim dinimi tanı’ anlamında materyal sunduklarını biliyorum. Her şakanın altında bir ciddiyet her ciddiyetin altında da bir şaka vardır, bunu unutmayalım. Şimdi bu durumu şöyle yorumlayabilirsiniz; ‘Beni asimile etmiyor, Kur’an’a bağlıyız’ diyebilirsiniz ya da ‘Siz Alevisiniz, ben de Sünniyim. Bu da benim inancım. Benim inancımı da okuyup tanımanızı tavsiye ederim’ anlamına da gelebilir. Yani iki yönlü yorumlayabilirsiniz. Ben dinler arası diyaloglara katıldığımda onlara da kendi inancımın ne anlama geldiğini ne ifade ettiğini anlatabilmek için broşür ve kitaplar veririm. Ama tabii bu iyi niyetle düşünülürse… Ama bizler biliyoruz ki bu devlet Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı bir devlettir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • 23-24 Kasım’da Ortaca’da bölge inanç toplantısı yapılacak

    23-24 Kasım’da Ortaca’da bölge inanç toplantısı yapılacak

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ortaca ve Fethiye Şubeleri “Yol cümleden uludur” şiarı bölge inanç toplantısı ve birlik cemi gerçekleştirecek.

    Muğla Ortaca’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca ve Fethiye Şubeleri “Yol cümleden uludur” şiarıyla bir  araya geliyor. 23 Kasım Cumartesi günü saat 10:00-18:00 arası PSAKD Ortaca Cemevi ve  Kültür Merkezinde bölge inanç toplantısı yapılacak. 24 Kasım Pazar günü ise saat 13:00’te birlik cemi yapılacak.

    Birlik cemini Hüseyin Gazi Metin Dede, Erdoğan Sezer Dede, Turabi Yazıcı Dede yürütecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    PİRHA – Dede  Erdoğan Sezer ve Efe Engin, Suriye’de süren askeri operasyona dair, “Ağaç kesmek isterken dahi gülbeng verip rızalık alan bir toplumun bu operasyona rızalık vermesinin mümkünatı yok” dedi.   

    Haberin videosu

    Yedinci günü geride kalan Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyonla birlikte sivil ölüm haberleri de geliyor. Birçok kesimle birlikte Alevi toplumu da harekatın biran önce durdurulması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

    Dede Efe Engin ile Dede Erdoğan Sezer de “Ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok” diyerek süren operasyona karşı olduklarını açıkladılar.

    “ÖLÜM ÜZERİNE RIZALIK VERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Dede Efe Engin, “Yolumuz gereği varlığın birliğine inanırız” diyerek sürece dair şu yorumu yaptı:

    “Cümle canları Hakk gören bir bakış açısına sahibiz. Bu bakış açısının sebep olduğu üzere bu inanç sevgi ile 72 millete bir nazarda bakmak, kendine reva görmediğini başkasına görmeme üzerine kurulu. Bu bakış açısına göre bizim bir başka insana, kaldı ki avcıları bile cemine sokmayan bir inanış ve hakikat olarak kalkıp bir başkasını öldürmeye rızalık göstermemizin mümkünatı yok. Zaten Alevi inancına göre; ölüm üzerine yaşanan bir düşünceye rızalık vermesini bekleyemeyiz. Böyle bir şeyin mümkünatı yok. Yolumuza terstir. Bir ağacı bile keserken gülbeng verip onun rızalarını alarak kesen bir inançtan söz ediyoruz. Dolayısıyla da buna rızalık vermenin mümkünatı yoktur. Üstelik nasıl ki ülkemiz topraklarında demokratik laik bir cumhuriyeti savunuyoruz, nasıl Çanakkale sınırlarından Fransızlar, İngilizler girerken biz bunu istememiş isek bir başkasının ülke sınırlarından da içeri girmememiz lazım. Bu yaşananlara destek vermememiz lazım” dedi.

    “CAN ALMAK ALEVİ İNANCINA TERSTİR”

    Engin’in eleştirileri odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. Başlatılan harekat ile birlikte camilerde sela okutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Engin, “Diyanet, cezaevleri, sağlık hizmetleri ve milli eğitim ile yaptığı sözleşmesi gereği artık iç içe geçmiş bir süreç yaşıyor. Dolayısıyla operasyonla birlikte sela okunması bir başka inanç ve fikirlerin yok sayılması anlamındadır. Can öldürmeye ve şehitlik esası üzerine bir can feda etme üzerine bir yapı kurmak kesinlikle Alevi inancına terstir” dedi.

    “İNANCIMDA CANLARA KIYMAK YOKTUR”

    Dede Erdoğan Sezer ise Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim yaratandan dolayı” sözünü hatırlatarak “Herkesin yaşama hakkı vardır” dedi.

    Sezer, Alevi toplumunun tüm savaşlara karşı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin, anneler ağlamasın. Ama ne çare bütün canlılar ağlıyor. Sadece oradaki kitlenin, Suriye’de yaşayan Alevilerin değil, Kakailer, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık topluluklar var. Hepsi yaratılan tarafından yaratılmış. Onun için insanların, savaşı önce kendi nefisleri ile yapması gerekir. Önce yaşamak için savaşması gerekir. Onun için toplumları yok etmek değil; insanları öldürmek, canlara kıymak, annelere gözyaşı döktürmek inancımda yoktur. Çünkü biz de ‘kurdun, kuşun lokması’ deyip bütün canlıların yaşamı için lokma veriyorsak, ‘yerde sürünen solucanın, yürüyen karıncanın ve ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok’ diyorsak bir canın bedenden koparılmasına da karşıyız. Yapılanları doğru görmüyoruz. Dünyanın, barış, huzur, kardeşlik, dostluk ve paylaşım içinde yaşanmasından yanayız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Tekeli yaylasında Asa Pınarı’nın sırrı-VİDEO

    Tekeli yaylasında Asa Pınarı’nın sırrı-VİDEO

    PİRHA – Tekeli yaylasının üstünde Dokuzlar dağının altında bulunan Asa Pınarı, bölgede bulunan Aleviler tarafından yıllardır ziyaret ediliyor. Asa Pınarına Hubyar Derviş’in asasına vurduğu ve suyun çıktığına inanılır.

    Asa Pınarı, Tokat’ın Almus ilçesine bağlı bulunan Hubyar Köyü’nün Tekeli yaylasının üstünde Dokuzlar dağının eteklerinde bulunuyor.  Hubyar Derviş’in asasıyla vurduğuna ve suyun çıktığına inanılan Asa Pınarı, yıllardır bölgede bulunan Aleviler tarafından ziyaret ediliyor. Burada ayrıca lokmalar pay ediliyor.

    Asa Pınarı’nın kerametini Hubyar Ocağı Dedelerinden Erdoğan Sezer PİRHA’ya anlattı. Sezer, “Asa Pınarı Tekeli Yaylası’nın üstünde Dokuzların altında bulunuyor. Asa Pınarı dokuzlardan aşağı olan, dokuzlar baştır, asa pınarı gözdür ve gözden aşağı indiğimizde de gönül ana göğüstür, gönül ananın yattığı meydandır”şeklinde konuştu.

    Sezer, Asa Pınarı’nın özeliğinin ise şöyle anlattı:

    “Ziyaretçiler Asa Pınarı’na gelir ellerini suyun içine koyarlar, çıkarmadan kırk taş sayana kadar koyarlar. Kırk taşı saydıktan sonra dilek dilerler ve dileklerini Hak Muhammet Ali kabul etsin diye ziyaretleri kabul olmuş olur.”

    Sezer, Asa Pnarı’nın önemini ise Hubyar Derviş’in Dokuzların başına çıktığı ve dokuz evliyaların var olduğu yeri ziyaret ettikten sonra asa pınarına inip asasını yere vurduktan sonra, vurduğu yerden su çıkması olarak nitelendiriyor.

    Asa Pınarı’nda akan su, beli bir yerden sonra sır oluyor. Sezer bunu ise, “Hacı Bektaşi Veli’nin dergahta destur pirim deyip suyu çıkarıp da dergahın sonuna indiğinde nasıl su sır oluyorsa burada da gördüğünüz gibi çeşmeden su geliyor ve geldikten sonra da bir yerde su sır oluyor. Sır olduğu yerden aşağıya bir damla su gitmiyor” şeklinde anlatıyor.

    “ASA PINARINDAN SU İÇMEYEN ZİYARET ETMİŞ SAYMAZ KENDİNİ”

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, “Tekeli Yaylası’na gelip de Asa Pınarı’ndan su içmeyen talip kendisini ziyaret etmiş saymaz. Buraya gelen talip elini bu soğuk suya koyar kırklar aşkına kırk taş sayar. Kırk taş çıkaranlar kendilerinin daha fazla inançlı olduğunu kabul ederler çıkaramayanlar da bir daha ki gelişine niyet eder lokmalarıyla gelirler” ifadeleriyle anlatıyor.

    Hubyar Ocağı’ndan Hüseyin Kelleci ise Asa Pınarı için şunları söyledi:

    “Asa Pınarı Dokuzların (Tekeli Yaylası) eteğindedir. Onun hemen arkasında birbirine niyaz eden Yıldız Dağı vardır. Yıldız dağı da Pir Sultan’ın dağıdır. Dokuzlar Dağı bu dağların ikisini beraber görür ve ikisinden de yüksektir. Asa Pınarı onlara bir göz olarak bakarken üçüne de bir niyaz eder. Birinde Hubyar Sultan, birinde Kul Himmet ve Pir Sultan Abdal’ın yaylası vardır.

    Oraya çıkan canlar ellerini, yüzlerini buz gibi suyla yıkarken güneşin doğduğu yerden battığı yere baktığında üçünü birden görür. Bu üçünü birden görürken özellikle Hızır aylarında çıktığında şu söylenir: O dağların eteğinden güneş hakkın koynuna girdiği an oruçlar açılır, niyazlar verilir. Üçüne birden niyaz verilmiş olur. Birisi Hubyar Sultan, birisi Kul Himmet, birisi de Yıldız dağları.”

    Asa’dan gelen suyun zemzem suyu yerine de konulduğunu söyleyen Kelleci, “Suyun çıkışıyla kayboluşu bilinmediği için” dedi.  (HABER MERKEZİ)

  • Anadolu’nun Sesi Tokat Gazetesi 7. yaşını kutladı-VİDEO

    Anadolu’nun Sesi Tokat Gazetesi 7. yaşını kutladı-VİDEO

    PİRHA-Anadolu’nun Sesi Tokat Gazetesi’nin 7. yılını kutladığı gecede konuşan Tokat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mahbip Dilek, “Kalemlere kelepçe vurulduğu bu dönemde bu gazeteye çıkmak kolay değil. Her türlü zulme karşı direnmeye, ses olmaya devam edeceğiz” dedi. 

    Tokat Gazetesi 7. yılını, düzenlediği bir gece ile kutladı. Teknede gerçekleşen geceye 25. dönem HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Tüm-TOKDER Başkanı Hasan Bayrak, CHP milletvekilleri ve çok sayıda kişi katıldı.

    “AYDINLIK YARINLARA İMZA ATALIM İSTİYORUZ”

    Selma Doruk’un sunuculuğunu yaptığı gece Necla Kaya’nın söylediği türkülerle başladı. Tokat yöresine özgü ellik oyunu oynayan katılımcılar doyasıya eğlendi.

    Türkülerin ardından konuşan Turan Çakır, “Bizler bu akşam özgür basın susmasın aydınlık yarınlara imza atalım istiyoruz. Gece gündüz çalışıp aydınlık yarınlar bizimle olsun diyeceğiz” dedi. Ali Sağlam geceye türkülerle devam etti.

    Daha sonra Tokat gazetesine gönül verenler sahneye çağrıldı. Yapılan konuşmalarda her şeye rağmen yazmaya devam edecekleri vurgusu yapıldı.

    “SIFIR BARAJ İTTİFAKI OLUŞMALI”

    25. Dönem HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, “Birlikte olmak Türkiye’nin kaderini belirleyen süreçte çok önemli. Bu iktidardan kurtulmak için her türlü mücadeleyi vermeyi beyan ediyoruz. Muhalefetin ortak hareket etmesi beklentisi var. Biz HDP olarak ikinci tura kalınması konusunda elimizden geleni yapacağız. Sıfır baraj ittifakı oluşmalı genel seçimlerde de. Parlamenter demokrasi için muhalefet ortak hareket etmelidir. O motivasyonla saray anahtarını teslim almakla hazır olacağız. Ortak mücadele ruhuyla sizleri selamlıyorum” dedi.

    “BİR PANİK SEÇİMİ”

    CHP Parti Meclis Üyesi Turan Hançerli de “Bir ülkede diktatör, faşist rejim seçimlere sokmaya yeltendiğinde başka bir özgürlük savaşçısı Kılıçdaroğlu 15’lileri yola çıkarttı. Her türlü zorluğun üstünden geleceğinin fişeğini yaktı. Yeni görev düşüyor bize. Ülkeyi yeniden korumak ve kurtarmanın iktidarı yeniden halka vermenin yolu yaklaşıyor. Bu bir panik seçimi. İktidar yönetemeyeceğini kamuoyuna itiraf etti. Onun için erken baskın seçim kararı aldı. Bize düşen görev bir saraydan alıp halka vermenin zamanı gelmiştir. Bu seferberlik zamanıdır. Yıllık izinlerinizi alıp çalışmalısınız” dedi.

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer ise  “7. yılında mihman olduk. Oyunuzu kullanın da kalın. Hoşça kalın” dedi.

    “PADİŞAHI ALAŞAĞI ETMELİYİZ”

    TOKDEF Başkanı Halil Bakan, “Federasyon olarak bu sürece katkı sunmalıyız. Tüm programlarımızı seçim sonrasına kadar erteledik. Bu da yetmedi hemşehrilerimize de çağrı yaptık. Bu süreci sağlıklı geçirmeliyiz. O padişahı alaşağı etmeliyiz. Tokat gazetesi 7 yıldır bu mücadeleyi veriyor. Her daim yanında olduğumu biliyorlar. Devam edin uğraşmaya. Çünkü sizin başka sesiniz yok. Anadolu’nun sesi güçlenecek ve arkasındayım” dedi.

    “SES OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Arkasından Mahbip Dilek herkesi selamlayarak konuşmasına başladı. Dilek, “Bu ülkede kötü giden bir şey var. Anadolu kadını her şeyi becerir. Önce ülkesine sahip çıkar. Gelecek kötüye gidiyor. Alevilerin, solcuların ezilen bütün halkların sesi olmak için yola çıktık. Bundan sonra da dönmeyeceğiz. Kalemlere kelepçe vurulduğu bu dönemde bu gazeteye çıkmak kolay değil. Her türlü zulme karşı direnmeye, ses olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Volkan Yılmazer’in söylediği türkülerle gece devam etti.

  • Hubyar yol evlatları buluşuyor

    Hubyar yol evlatları buluşuyor

    PİRHA-Hubyar Ocağı evlatları 29 Nisan Pazar günü saat saat 13:00’te Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nde kurultay düzenleyecek.  

    Hubyar Ocağı, süreklerinin kitapçık haline getirilmesi için rızalık alınması ve yeni yapılanmaya yönelik bir kurultay düzenleyecek. Kurultaya Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nda yer alan Hubyar Ocağı temsilcisi Erdoğan Sezer öncülük ediyor.

  • Hubyarlı kadınlar ibadette eşitliği nasıl sağlıyor?-VİDEO

    Hubyarlı kadınlar ibadette eşitliği nasıl sağlıyor?-VİDEO

    PİRHA- Alevilikte kadının yerini ve kadın erkek eşitliğini PİRHA’ya değerlendiren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, kadınların erkekleri ön plana atmamaları gerektiğini kendilerine alan açmaları gerektiğini kaydetti.  

    Alevilikte kadının yerini ve kadın erkek eşitliğini-eşitsizliğini, Hubyarlı kadınların ibadette eşitliği nasıl sağladığını Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer PİRHA’ya değerlendirdi.

    Hubyar Ocağı’nın otantik yapısı bozulmamış cemlerine katıldığında dikkatini çeken iki şeyin olduğunu söyleyen Erdoğan Sezer, “Anadolu’da ender ocaklardan bir tanesi Hubyarlılarda cemlerde kadınlar secdeye inmiyor, erkekler secdeye iniyor. Bunu niye diye düşündüğümde bir kainatın varlığında Fatımül Zehra’nın nuru göründüğünden sonra erkekler yaratıldığı için Fadime Ana’nın kandilde duruşu gibi bacımız duruyor ve erkekler secdeye iniyor. Bu, kadınların erkeklerden benim toplumum da ibadet boyutunda daha üstün olduğunu gösteriyor” dedi.

    “GEÇMİŞ DÖNEMLERDE KADINLAR POSTTA OTURUYORDU”

    Hubyar’da geçmiş dönemlerde anaların posta oturduğunu söyleyen Sezer, kadınla erkeğin eşit ve kutsal olduğunu Alevi toplumunun bunu böyle kabul etmesi gerekiğini kaydetti. Sezer, pratiğe yansımamasının boyutunun ise kadınların erkekleri çok ön plana çekmelerinden kaynaklandığını belirtti.

    12 hizmetlerde çoğunlukla kadınların tercih edildiği ifade eden Sezer, “Postta ve başka boyutta neden olmasın? diye sordu.

    “HUBYARLI KADINLAR İBADETTE EŞİTLİĞİ SAĞLIYOR”

    Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Hubyarlı kadınların ibadette eşitliği sağladığını ancak inancın diğer bölümlerinde de kadınların eşitliği savunmaları gerektiğinini belirterek şunları söyledi:

    “Örneğin Alevilikte kadın erkek eşit diyoruz. Bir Hubyarlılarda pervaz semahını sadece evlenmemiş bacılarımız döner. İkincisi Hubyar’da ondan sonraki semahta üç kadın bir erkek döner. Üçüncüsü Hubyarlılarda tekrar kadın eşitliğinin boyutu üç kadın ve üç erkek döner. Onun dışındaki semahın literatürü yoktur. Bizim inancımızda eşittir ama kadınlar bu boyutlarda eşitliğini koruduğunda inancımızın diğer bölümlerinde de kendi eşitliklerini savunmalıdırlar. Boş bırakırlarsa tabi ki erkekler gözü doymaz gider o hizmete de otururlar.”

    Bütün erkeklerin kadınlardan dünyaya geldiklerini söyleyen Erdoğan Sezer, “İlk önce bütün görevleri kadınlara, analara vermeli ve ondan sonra da kendileri hizmet almalıdır” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan Sezer: Ben devletin Alevisi değil, toplumun ve inancımın Alevisiyim-VİDEO

    Erdoğan Sezer: Ben devletin Alevisi değil, toplumun ve inancımın Alevisiyim-VİDEO

    PİRHA-İktidarın asimilasyon politiklarını değerlendiren Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, “Ben devletin Alevisi değilim, ben toplumun Alevisiyim, inancımın Alevisiyim. Benim Aleviliğimi ve benim inancımı kimin yürüteceğine ben karar vermeliyim” dedi. 

    Geçmişten bugüne bütün iktidarlar tarafından Alevilere karşı sürdürülen asimilasyon politikaları AKP iktidarı döneminde de hız kesmeden devam etti. Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET KURUMLARI MUHATAP ALMALI”

    Devletin Alevilerle ilgili konularda Alevi kurumlarını muhatap alması gerektiğine vurgu yapan Sezer, “Devlet bireysel olarak dedeyi değil, toplumsal olarak örgütleri, kurumları muhatap almalıdır. Örgütlerle diyalog haline gelmelidir” ifadelerini kullandı.

    “İNANCIMI KİMİN YÜRÜTECEĞİNE BEN KARAR VERMELİYİM”

    “Benden alınan vergilerimle benim haklarımı çatısı altında bulunmuş olduğum örgütlerime devretmeli ve beni kurumlarım yönlendirmelidir” diyen Sezer, devletin Alevisi olmadığını şu sözlerle dile getirdi:

    “Ben devletin Alevisi değilim, ben toplumun Alevisiyim, inancımın Alevisiyim, yaratanın Alevisiyim. Benim Aleviliğimi ve benim inancımı kimin yürüteceğine ben karar vermeliyim kurumlarım da değil. Kişinin bireysel hakkıdır bu devleti ilgilendirmez.”

  • Hubyar Yol Evlatları, 20 Ocak’ta Okmeydanı Cemevi’nde toplanıyor

    Hubyar Yol Evlatları, 20 Ocak’ta Okmeydanı Cemevi’nde toplanıyor

    PİRHA – Hubyar Yol Evlatları, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Erdoğan Sezer öncülüğünde toplanıyor. İstanbul’da Okmeydanı Cemevi’nde saat 13.00’te yapılacak olan kurultay için Erdoğan Sezer, “Gelin Hubyarlı canlar gönül delilimizi beraber uyandıralım” çağrısında bulundu. 

    Hubyar Yol Evlatları 20 Ocak günü saat 13.00’te Okmeydanı Cemevi’nde toplanıyor.

    Kurultay için yapılan çağrıda “Hubyar süreklerinin kitapçık haline getirilmesi amacıyla yapılacak olan kurultaya Dede, Ana, Zakir ve başkanlarımızın katılımını önemsiyoruz. Canları aramızda görmekten mutluluk duyarız” ifadeleri yer aldı. (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-18/VİDEO

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-18/VİDEO

    PİRHA- Mevcut örgütlenme düzeyinin Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini, veremiyorsa çözüm önerilerinin ne olduğunu tartışmaya açtığımız yazı dizisinin bu bölümünde Hubyar Sultan Ocağı Dedelerinden İnanç Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer’in görüşlerine yer verdik.

    Haberin Videosu

    Ocaklar ve Dergahlar sistemi üzerinden yüzyıllarca kendi kendisine yeten ve bu anlamda demokratik, çoğulcu karakterini koruyup günümüze kadar getiren Alevi toplumu kent kültürüyle birlikte yeni sorunlar ve bu sorunların doğurduğu ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldı.

    Buna cevap üretmek için özellikle 1990’lardan itibaren günümüze kadar Türkiye ve Avrupa başta olmak üzere çok sayıda dernek, vakıf, cemevi, dergah, federasyon gibi yapılar kurarak inancıyla birlikte toplumsal varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak artan asimilasyon ve tekçi politikaların yoğunluğu da dikkate alındığında bu örgütlenme düzeyinin hem Alevi toplumunun ihtiyaçlarına hem de ülkemizin genel sorunlarına cevap olmada yetersiz kaldığı aşikar.

    Bu bilgiler ışığında aynayı kendi yüzümüze yani Alevi örgütlenmesine tutarak mikrofonu Alevi pirlerine, kadınlarına, kurum temsilcilerine ve bilinen isimlerine sorduk.

    Dizi yazımızın bu bölümünde Hubyar Sultan Ocağı Dedelerinden İnanç Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer’e mikrofonu uzattık.

    “DAĞINIKLIK ASİMİLASYONCU GÜÇLERİN İŞİNE YARIYOR”

    Sayın Sezer mevcut Alevi örgütlenmesine genel anlamda baktığımızda tabloyu nasıl görüyorsunuz? Yeterli görmüyorsanız çözüm önerileriniz nelerdir? 

    Erdoğan Sezer: Alevi örgütlenmesinin biraz daha toparlanıp kurumsallaşması ve birleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz dağınık şekilde örgütlü kaldığımız müddetçe, asimile etmeleri ve ötekileştirmeleri kolay oluyor. Devlet boşluk bulduğunda kendi Alevisini yaratmaya kalkıyor.

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun oluşmuş olması nasıl bir ses getirdiyse, erkanname hazırladıysa, Alevi örgütleri de belli kararları birlikte almaları ve uygulamaları gerekiyor ki, Aleviler bir ses olsun.

    Avrupa’da Alevi kürsüleri kuruldu. Alevilik ders olarak okutuluyor. Enstitüler açıldı. Avrupa Parlamentosu’nda kendi ofisleri var. Bu Avrupa’yla sınırlı kalmamalı. Dünyanın neresinde Alevi varsa mutlaka bir araya gelmesi, birleşmesi gerekiyor. Bunu yakalayamadığımız müddetçe kolu kanadı kırılmış bir yapı olarak kalacağımızı düşünüyorum.

    “DEVLET ASİMİLE EDİYOR, ÖTEKİLEŞTİRİYOR”

    Alevilerin eşit yurttaşlık ve inançlarını özgürce yaşama vb gibi temel talepleri var. Bu konuda verilen mücadele için neler söyleyeceksiniz?

    Sezer: Alevi örgütlenmesi kendi davasına yeterince sahip çıkmadığı için değerleri yani kutsalları ellerinden birer birer alınıyor. Aleviliğin özünü korumak gerekiyor. Eğer bize devlet destek veriyor ve yardım ediyorsa, demek ki devlet beni asimile ediyor, ötekileştiriyor ve yok etmeye çabalıyor diye düşünüyorum. Aleviler değerlerine sahip çıkmalıdır.

    Bağlı bulunduğum İnanç Kurulu olarak Hacı Bektaş Dergahı’na gittiğimizde devlet izin vermedi. Sormak istiyorum: Gidip bir kiliseyi kilitliyor mu? Ya da Yahudilerin inanç yerini kilitleyebiliyor mu? Dergahımızı ziyaret edeceğimiz sırada ‘bilet alacaksın’ diyor. Eğer ben bu devletin vatandaşıysam, vergimi ödüyorsam, devlet benim vergimle Diyanet’i finanse ediyorsa, o zaman nasıl camiye biletle girilmiyorsa, bizim de inanç merkezlerimize özgürce gidip ibadetimizi yapmamız gerekiyor.

    “İNANCIMIZ FARKLI YAPILARLA YOL YÜRÜMEYE AÇIKTIR”

    Alevi örgütlerinin diğer toplumsal muhalefet ile ilişkilerini ve Türkiye’nin temel sorunlarına karşı mücadelesini yeterli görüyor musunuz? Yeterli görmüyorsanız bu konuda neler yapılabilir?

    Sezer: Alevilerin kendi içlerindeki tabularını, inanç bazında bizim ulularımız yıkmıştı. Bir Hallacı Mansur’u alıp darına durmuştur. Şah Hatayi’yi almışız, kendi inancımız içinde harmanlamışız. 72 millete aynı gözle bakarız demişiz. Ama bugün Alevilerin siyasal ve sosyal yapılarında ötekileştirmeyi ve bencilliği kırmaları gerektiğini düşünüyorum. Aleviler nasıl inancında harmanlamayı yaptıysa, siyasi ve sosyal yapısında da benzer harmanlamayı yapıp sınır tanımamaları gerekiyor. Çünkü inancımız farklı yapılarla yol yürümeye açık bir inançtır.

    Turabi KİŞİN/PİRHA

    YARIN: DOSYA 19
    Hüseyin Abdal Ocağı Pirlerinden Hüseyin Gazi Metin, Alevi örgütlenmesini değerlendiriyor.

    İLGİLİ YAZILAR:

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-1

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-2

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-3

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-4

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-5

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-6

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-7

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-8

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-9

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-10

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-11

    Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor-12

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-13

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-14

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-15

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-16

    Aleviler, Alevi örgütlenmesini tartışıyor-17

  • HES’ler Yeşilırmak boylarındaki Alevilerin doğasını ve ibadet yerlerini yok ediyor-VİDEO 

    HES’ler Yeşilırmak boylarındaki Alevilerin doğasını ve ibadet yerlerini yok ediyor-VİDEO 

    PİRHA – Tokat’ta Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan baraja karşı mücadelesini sürdüren çevre aktivisti, “Bırakın bu coğrafyamız bu güzel niteliğiyle kalsın. Sermayeye peşkeş çekmeyin. Yüzyıllardır insanoğluna yaşam alanı olmuş bu güzellikler bu şekliyle kalsın. Biz doğa düşmanlarına, katillerine kolay teslim olmayacağız” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Yeşilırmak üzerine yapılması planlanan ve köylülerin mücadelesi sonucu Danıştay tarafından durdurulan Omala Barajı Karakaya Hidroelektrik Santraline ilişkin çevre aktivisti Erdoğan Doğan PİRHA’ya konuştu.

    Doğan, “Bizim de burada sıkıntılı büyük bir problemimiz var. Problemimizin adı Omala Barajı HES projesi” dedi. Bu projeye hukuki süreci çevreciler ile birlikte 2015 yılında başlattılar ve köy tüzel kişiliği adına açtıkları dava devam ederken eylemlerini sürdürdüler.

    2016’da Tokat İdari Mahkemesi’nin verdiği kararla mücadeleleri aleyhlerinde sonuçlandığını söyleyen Doğan, “Hak gaspları olmasına rağmen gelen bilirkişilerin tespiti ‘hak ihlali yoktur’ şeklinde raporlar verildi. İşte mevcut içinde bulunduğumuz ülke hukukun ne denli yozlaştığını, çürüdüğünü gösteren bir karardı bu karar. Biz bu kararı da kabul etmeyip bir üst mahkemeye taşıdık. Bir üst mahkeme bizim lehimize sonuçlandı. ÇED gerekli değildir raporunda eksikliklerin olduğuna, emisyon kararlarının doğru olmadığına, hak ihlallerinin olduğuna kanaat getirdi. Şuan raporlar düzenlenecek” dedi.

    “SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Hukuki sürecin devam ettiği HES’e neden karşı olduklarını Doğan, baraj için dökülen hafriyatı göstererek şöyle anlattı:

    “Bakın gördüğümüz gibi HES geldiğinde bu güzel doğayı bu hale getiriyor. Burada metrelerce genişliğinde kanaldan söz ediliyor. Bu coğrafyayı kurutacak HES’ten bahsediliyor. Biz bu yüzden istemiyoruz HES’i. Burada Türkiye’nin enerji açığından dem vuruluyor. Elektrik üreteceğiz gibi söylemler üzerinden iş yürüyor. Ama işin aslı o değil buraya yapacakları HES’in çok elektrik üretim kapasitesi yoktur. Bunlar tamamen mevcut yönetimin, AKP’nin doğayı talan eden doğayı tanımayan sermayeye peşkeş çeken dağlara, derelere, koylara göz diken bir anlayışın Anadolu halkına sunduğu zulüm.”

    Doğan, mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyerek, “Doğanın, bu güzelliğin sermayeye peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz. Bu yoz kafalara, politikalara kesinlikle tahammül etmiyoruz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz bu şekilde mücadele edeceğiz. Elimizden geldiğince mücadelemiz devam edecek” dedi.

    “SUYUMUZA, DOĞAMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    HES’in iki köyün enerjisini karşılayacak boyutta olmadığını söyleyen Doğan, buradaki amacın su olduğunu ifade etti.

    Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Su önümüzdeki yıllar içerisinde büyük bir değer haline gelecek. Yine bu suyu yabancı ortaklı şirketlerle elimizden alacaklar. Biz ne olduğunu, hadisenin arkasında kimlerin olduğunu biliyoruz. Bizim mücadelemiz, kendi suyumuza doğamıza, dağımıza sahip çıkmak. Bizim mücadelemiz pervasızca doğayı tahrip eden bu şirketlerle. Biz bu mücadeleyi yürütürken devlete de yardımcı oluyoruz. Beş kuruş ödemeden dağları geçebiliyorlar, arazilere girebiliyorlar. Biz burada kendi suyumuzu savunurken Orman Bakanlığı’nın dağlarına da sahip çıkıyoruz. Kendi dağımız ama söz hakkı onlarındır. Biz bunlara da sahip çıkıyoruz.”

    HES ÇEŞMELERİ KURUTTU

    Doğan, bu tür projeler ile toprağın verimsiz hale geldiğini bunun da göçlere neden olduğunu vurguladı. Doğan, yine HES’in tahribatlarından birinin de hayvanların rahatlıkla su içebildiği, insanların su ihtiyaçlarını karşılayabileceği çeşmelerin dahi kuruduğuna dikkat çekti.

    HES İBADET ETTİKLERİ TÜRBEYİ DE YOK EDECEK

    Ayrıca Alevi köyündeki Destan Derviş Türbesi de HES’ten olumsuz etkilenen yerlerden biri.

    Doğan, “HES’in proje sınırı türbeye çok yakın yerde. Projeye türbemiz olumsuz etkileniyor denildiğinde ‘Türbeye dokunulmayacağı’ söylendi. Ama bu tamamen kelime oyunu. HES devam ettiğinde HES’in hafriyatı türbenin oraya dökülecek. Yani gelip ziyaret edeceğimiz, cem olacağımız bir alanımız kalmayacak. Biz bunun içinde HES’i istemiyoruz. Yani HES’in tahribatlarını gördük, ne gibi zararlar verdiğinin dışında bizi kültürel anlamda da etkileyecek” dedi.

    “TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Onlarca köye, canlıya hayat veren Yeşilırmak’ı ellerinden almaya çalıştıklarını söyleyen Doğan, şu çağrıda bulundu:

    “Bırakın bu güzellikler kalsın, bu coğrafyamız bu niteliğiyle kalsın. Sermayeye peşkeş çekmeyin. Yüzyıllardır insanoğluna yaşam alanı olmuş bu güzellikler bu şekliyle kalsın. Biz doğa düşmanlarına, katillerine kolay teslim olmayacağız. Mücadelemize devam edeceğiz.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    TOKAT

  • Alevi Dedesi Sezer: Müftülüklere tanınan nikah yetkisinin bizim inancımızda yeri yoktur-VİDEO

    Alevi Dedesi Sezer: Müftülüklere tanınan nikah yetkisinin bizim inancımızda yeri yoktur-VİDEO

    PİRHA – Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmek istenmesine ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer,”Bizim inanç ve felsefemizde imama ve müftülüklere verilen nikah yetkisinin bir anlamı ve yeri yoktur. Biz inancımız gereği pir ve mürşitlerimize bağlıyız. İmam, şeriat kurallarına göre nikah kıyarsa bizlere dört eş düşer. Ancak Alevilikte tek eşlilik ve ikrar verme vardır” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmesine ilişkin Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer Pir Haber Ajansına konuştu.

    “ALEVİLİKTE TEK EŞLİLİK VE İKRAR VERME VARDIR, İMAM NİKAHIMIZI KIYAMAZ”

    Nikah kıyma yetkisin müftülüklere verilmesine ilişkin Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer şunları ifade etti:

    “Bizim inanç ve felsefemizde imama ve müftülüklere verilen nikah yetkisinin bir anlamı ve yeri yoktur. Biz inancımız gereği pir ve mürşitlerimize bağlıyız. İmam, şeriat kurallarına göre nikah kıyarsa bizlere dört eş düşer. Ancak Alevilikte tek eşlilik ve ikrar verme vardır. Eğer bel bozgunluğu yapan olursa da düşkün sayılır. Bu nedenle imam bizim nikâhımızı kıyamaz. Çünkü biz evlilikte nikah kıymıyoruz ikrar veriyoruz. Bizde ikrar verecek kişinin nikahını ancak ikrarını alabileceği kişi kıyar.”

    “ÜLKEYİ YÖNETENLER NEREYE GİTTİKLERİNİ BİLMİYORLAR”

    “Bugün ülkeyi yönetenler ne yaptıklarını ve nereye gittiklerini bilmiyorlar” diyen Sezer, “Bu ülkede yaşayan demokratlar, Aleviler ve tüm ötekileştirenler toplumsal barışın, sevginin ve kardeşliğin oluşması için bütün toplumun kucaklanması gerektiğine inanmakta ve mücadele etmektedir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU ZULÜMLERE KARŞI DİRENECEK KADAR DİRENÇLİDİR”

    Alevi Dedesi Sezer, “Bugün yaşanan katliam ve yok saymalar, faşizm ve diktatörlüktür. Faşizm düşüncesi ile hareket edilerek diğer tüm inanç ve kültürleri yok edip asimile etmeye çalışıyorlar. Ancak Alevi toplumu da tüm bu baskı ve zulümlere karşı direnecek kadar güçlü ve dirençlidir” diye konuştu.

    “YOKSUL YURTTAŞLAR BİR TORBA KÖMÜR İLE KORUNAMAZ”

    Hubyar Ocağı Dedesi Erdoğan Sezer son olarak yapılan hatalı politikalardan dolayı yaşanan yoksulluklara değindi:

    “İktidar söylemlerinde ‘Kul hakkı ile gelmeyin nasıl gelirseniz gelin’ diyor. Fakirlerin korunması için beyanat veriyorlar. Yoksul yurttaşlar birkaç torba kömür ve birkaç paket makarna ile korunamaz. Fakirlik ve yoksullukla mücadele iş ve aş imkanları sağlanarak yapılabilir.”

    İsmet SEFER