Etiket: Erdoğan

  • ‘Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçeve en geniş uzlaşıyla çıkmalı!’

    ‘Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçeve en geniş uzlaşıyla çıkmalı!’

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmelerine ilişkin açıklama yaparak, “Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi. Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin, Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyoruz” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ile yaptıkları görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Görüşmede Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve bölgedeki gelişmelerin değerlendirildiği aktarılan açıklamada şunlar dile getirildi:

    “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgemizde yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin Türkiye’ye ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne etkileri üzerine istişarede bulunduk.

    Görüşmede, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi. Yürütülen süreçle ilgili somut ve güven verici adımların atılması için TBMM’nin, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının çalışmalarını yoğunlaştırmalarına ihtiyaç duyulduğu dile getirildi. Bu çerçevede, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun kapsayıcı bir yaklaşımla hazırlanmasının, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda sağlam bir temel sunmasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak ve Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi.

    Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin, Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyor, Sayın Cumhurbaşkanı’na kabulü için teşekkür ediyoruz.

    Pervin Buldan ve Mithat Sancar

    DEM Parti İmralı Heyeti Üyeleri

    12 Şubat 2026”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek için yola çıktı!-VİDEO

    DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek için yola çıktı!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Mithat Sancar ve Pervin Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacakları görüşme için Cumhurbaşkanlığı Küllisyesi’ne doğru yola çıktı.

    Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Mithat Sancar ve Pervin Buldan, yaklaşık dört ayın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacakları beşinci görüşme için Cumhurbaşkanlığı Küllisyesi’ne doğru yola çıktı.

    Görüşme öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Pervin Buldan, sürecin nasıl ilerleyeceğine dair bir görüşme olacağını belirterek, “Önemli bir görüşme olacağını biz de düşünüyoruz. En son 3 buçuk ay önce bir görüşme gerçekleştirmiştik. Tabii sürecin geldiği belli bir aşama var. Meclis komisyonunun yazım aşamasına, rapor yazım aşamasına geçtiği bir dönemde büyük bir beklenti de var kamuoyunda. Sürecin nasıl ilerleyeceğine dair de var. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile yapacağımız görüşmede önemli gündemlerimiz var. 4-5 gündemimiz var. Görüşme bittikten sonra yazılı bir açıklama yapacağız. Önemli bir görüşme olduğunu söyleyeyim” dedi.

    “UZLAŞMA ÖNEMLİ”

    Mithat Sancar ise, şunları ifade etti:

    “Son görüşmemizden bu yana önemli gelişmeler yaşandı. Hem burada hem Suriye’de ve ayrıca Meclis komisyonunun çalışmaları da son aşamaya gelmiş bulunuyor. Bunları Sayın Cumhurbaşkanı’yla ele alacağız. Karşılıklı tabii görüşlerimizi paylaşacağız. Bizim önerilerimiz var; onları sunacağız. Meclis komisyonunun ortak raporu ile ilgili şu an çalışma sürüyor ve bu konuda henüz son nokta konmuş değil. Partilere taslak gönderildi. Bu taslak üzerinden değerlendirmeler yapacak partiler. Mümkün ölçüde biz uzlaşmayla en geniş kesimleri kapsayacak ve onları rahatlatacak bir formülasyonla raporun çıkmasını istiyoruz. Böyle bir uzlaşma zemini var. Umarım bu zemini bütün partiler iyi bir şekilde değerlendirir. sürecin ruhuna ve gelecekte hepimizi rahatlatacak, her kesimi rahatlatacak noktalara varması önemli. Böyle bir uzlaşma için biz elimizden geleni yapacağız. Diğer partilerden de bu konuda aynı tutumun geleceğini düşünüyoruz, bekliyoruz.

    Önce ortak rapor üzerinde partilerin değerlendirmeleri olacak. Sonra yazım kurulu tekrar bir araya gelecek. Bu şartlarda bu ayın sonuna yetişmesi beklenebilir. Henüz karşılıklı görüşme ve değerlendirmeler alınmadı. Bence bir uzlaşma için herkes elinden geleni yapacaktır, yapmalıdır. Görüşmede süreçle ilgili bugüne kadar yaşanan gelişmeleri ve bundan sonra yapılması gerekenleri gündemde olan önemli konuları ele alacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Güven Gürkan Kaya: Colani Alevileri katlederken susmak kabul edilemez-VİDEO

    Güven Gürkan Kaya: Colani Alevileri katlederken susmak kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Kültür ve Sanat Sorumlusu Güven Gürkan Kaya, Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamların yalnızca Alevilerin değil, tüm insanlığın sorunu olduğunu vurgulayarak, “Colani orada Alevileri, masum insanları katletmeye devam ederken bizim burada susmamız, buna göz yummamız kabul edilemez. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Suriye’de yaşanan bu zulme karşı hep beraber başkaldıralım” dedi.

    Suriye’de Alevilere dönük saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuşan Kaya, Alevi kurumlarının bu yaşananları dünyaya duyurmak gibi tarihsel ve ahlaki bir sorumluluğu olduğunu ifade etti.

    “HTŞ’NİN ARKASINDA ABD VE ERDOĞAN VAR”

    Beşar Esad rejiminin yıkılmasının ardından HTŞ lideri Colani’nin bir gecede iktidara getirildiğini belirten Kaya, yaşananların önceden planlanmış bir proje olduğunu söyledi. Kaya, “Bu projenin başını ABD ve Tayyip Erdoğan çekiyordu. Hâlen HTŞ’ye en büyük desteği Tayyip Erdoğan vermektedir” ifadelerini kullandı.

    Suriye’de Alevilere yönelik yaşananların adeta bir soykırım boyutuna ulaştığını belirten Kaya, “Bu yaşananlar bizi doğrudan etkiliyor. Alevi halkı olarak tarih boyunca ezilenlerin ve mazlumların yanında olmak bizim inancımızın gereğidir. Dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın nerede bir zulüm varsa, biz o zulmün karşısında olduk” diye konuştu.

    “GÖZLEMCİ HEYET TALEBİNE HALA YANIT YOK”

    Alevi kurumlarının, katliamların başladığı ilk günlerde Suriye’ye bir gözlemci heyeti gönderilmesi için Dışişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunduğunu hatırlatan Kaya, “Tüm girişimlerimize rağmen bu talebimize AKP hükümeti tarafından hâlâ bir yanıt verilmiş değil” diyerek duruma tepki gösterdi.

    Uzun süredir Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini vurgulayan Kaya, “Eylemlerimizi, etkinliklerimizi ve çalışmalarımızı her platformda sürdürüyoruz. Bu mücadeleyi büyüterek devam edeceğiz” dedi.

    “BU SADECE ALEVİLERİN DEĞİL TÜM TOPLUMUN SORUNUDUR”

    Suriye’de yaşananların yalnızca Alevilerin meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kaya, bunun tüm toplumsal kesimlerin sorumluluğu olduğunu ifade etti. Kaya, “Burada bir insanlık suçu işleniyor. Bu suça karşı herkesin söyleyecek sözü olmalı. Dünya halklarının tek bir dille bu gerçeği haykırması gerekiyor” diye konuştu.

    “HERKESİ DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Tüm halklara, demokratik kitle örgütlerine ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunan Kaya, şunları söyledi:

    “Bütün halkımızı ve dostlarımızı bize destek olmaya bekliyoruz. Acilen Suriye’ye bir gözlemci heyetinin gönderilmesi ve orada yaşananların birebir tespit edilmesi gerekiyor. Biz kendi imkânlarımızla bilgiye ulaşıyoruz ancak yaşananların yerinde gözlemlenmesi ve doğrudan dünyaya duyurulması çok önemlidir. Bu insanlık dramına sessiz kalınmamalıdır.”

    Kaya, çağrısını yineleyerek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Colani orada Alevileri, masum insanları katletmeye devam ederken susamayız. Buna göz yummak kabul edilemez. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Suriye’de yaşanan bu zulme karşı gelin hep birlikte başkaldıralım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erdoğan, Demirtaş kararına ilişkin konuştu: Yargı kararına uyarız!

    Erdoğan, Demirtaş kararına ilişkin konuştu: Yargı kararına uyarız!

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AİHM’in Demirtaş kararına ilişkin, “Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı bu konuda ne derse ona uyarız” dedi. Adalet Bakanı Tunç’ta kararın kesinleştiğine işaret ederek, mahkemenin değerlendirme sürecinin beklenmesi gerektiğini ifade etti.

    AİHM Paneli, Türkiye’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkında AİHM Büyük Daire’de yeniden ele alınması talebiyle geçen ay yaptığı itirazını reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.

    Kararın kesinleşmesi sonrası bir çok siyasi parti, yazar ve sanatçıdan açıklamalar bir biri ardına gelirken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AİHM kararına dair ilk kez konuştu.

    “YARGI KARARINA UYARIZ”

    Grup toplantısı sonrasında gazetecilerin soruları yanıtlayan Erdoğan, “Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı bu konuda ne derse ona uyarız” dedi.

    “KARAR BU YÖNÜYLE KESİNLEŞMİŞ OLDU”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Demirtaş kararına ilişkin konuşarak şunları söyledi:

    “Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen bir karar söz konusuydu, 2019’dan bu yana tutukluluğun devam ettiği Kobani Davası’yla ilgili olarak… İstinaf süreci devam ediyor. Tutuklulukla ilgili AİHM’nin ‘güvenlik’ haklarıyla, tutuklama şartlarıyla ilgili olarak AİHM’e yapılan başvuruda ihlal kararı verildi. Büyük Daire’de görüşülme talebi kabul edilmedi. Karar bu yönüyle kesinleşmiş oldu. Şu an görünmekte olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’ne gelmesi veya ilgililerin müracaatı durumunda mahkeme değerlendirecektir. Mahkemenin değerlendirme sürecini beklemek gerekecektir.”

    PİRHA/ANKARA  

     

  • İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmek için yola çıktı-VİDEO

    İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmek için yola çıktı-VİDEO

    PİRHA- İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmek üzere yola çıktı. Pervin Buldan, sürece dair atılması gereken adımların konuşulacağını belirterek, görüşmede AKP Genel Başkanı Efkan Ala, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da olacağını paylaştı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Beştepe’de bulunan Külliye’de yapacağı görüşme için DEM Parti Genel Merkezi’nden ayrıldı.

    Görüşme öncesi konuşan Pervin Buldan, tarihi bir dönemin içinde olduklarını vurgulayarak, “Bu görüşme çok anlamlı ve önemli. Sürecin geldiği aşamaları, süreçte yaşanan sıkıntıları ve atılması gereken adımları istişare etmek, görüş alışverişinde bulunmak üzere Sayın Cumhurbaşkanı ile bir araya geleceğiz. Görüşmede AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, MİT Başkanı İbrahim Kalın da olacak” dedi.

    Mithat Sancar da sürecin bu güne kadarki seyrini konuşacaklarını ifade ederek, “Bu konularda fikirlerimizi, değerlendirmelerimizi paylaşacağız. Kendilerinin de değerlendirmelerini dinleyeceğiz. İyi bir görüşme ve hayırlı sonuçlar doğuracak bir görüşme olacağına inanıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Beştepe’de üçüncü buluşma: Erdoğan, Buldan ve Sancar’ı kabul edecek

    Beştepe’de üçüncü buluşma: Erdoğan, Buldan ve Sancar’ı kabul edecek

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’yle 28 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde üçüncü kez bir araya gelecek. Görüşmede, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar yer alacak.

    Heyet, görüşme öncesinde eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte Semra Güzel ve Selçuk Mızraklı’yı cezaevlerinde ziyaret etti. Ziyaretlere ilişkin yapılan açıklamada, siyasetçilerin “barış sürecine her türlü katkıya hazır oldukları” vurgulandı.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
    “Selahattin Demirtaş, sürecin başarıya ulaşması, barışın ve demokrasinin tesisi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Figen Yüksekdağ ise barışın ve demokratik toplumun inşası konusunda umudunu koruduğunu, bu yolda desteğini sürdüreceğini ifade etti. Suçsuzlukları hukuken sabit olan arkadaşlarımızın hâlâ cezaevinde tutulması hiçbir gerekçeyle açıklanamaz. Bu açık adaletsizliğin bir an önce giderilmesi, arkadaşlarımızın barış ve demokrasi yürüyüşüne özgür koşullarda katılması acil talebimizdir.”

    “13 YIL ARADAN SONRA BAŞLAYAN TEMASLAR SÜRÜYOR”

    Erdoğan ile DEM Parti İmralı Heyeti arasındaki ilk görüşme, 13 yıl aradan sonra 10 Nisan’da Beştepe’de gerçekleşmişti. O görüşmede heyette, Pervin Buldan ve yaşamını yitiren İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder yer almıştı.

    İkinci görüşme ise 7 Temmuz’da yapıldı. Bu buluşmada Buldan ve Sancar’ın yanı sıra AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala ile MİT Başkanı İbrahim Kalın da bulundu. Görüşme yaklaşık bir saat sürmüştü.

    Üçüncüsü 28 Ekim’de gerçekleşecek görüşmenin devam eden barış süreci tartışmaları açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

    DEM PARTİ MYK TOPLANDI

    DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) da, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı.

    İki gün sürecek MYK toplantısında pek çok konu tartışılacak. Toplantının ardından 26 Ekim tarihinde DEM Parti Kadın Meclisi, 27 Ekim’de ise DEM Parti Meclisi (PM) toplanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından yeni açıklama: Alevilik siyasi tartışmaların aparatı yapılamaz!

    Alevi kurumlarından yeni açıklama: Alevilik siyasi tartışmaların aparatı yapılamaz!

    PİRHA- Alevi kurumları, Gazeteci Merdan Yanardağ’ın Alevi inancına yönelik sözlerine yönelik açıklamalarının farklı mecralara çekilmek istendiğini kaydederek, iktidar cenahının bu meseleyi kullanmasını eleştirdi. Alevi kurumları, “Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz” diye belirtti. 

    TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Merdan Yanardağ’ın, CHP önceki Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimligi üzerinden “Aleviler içerisinde çok hain vardır” ifadesi, tepkilere yol açmış ve Alevi kurumları konuya dair ortak bir açıklama yaparak Yanardağ’ı Alevilerden özür dilemeye çağırmıştı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)  yayınladıkları ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme aldı.

    Açıklamada her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirildiği ve asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışıldığına vurgu yapılarak, bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlandığı ifade edildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamaların ise inandırıcılıktan uzak olduğunu belirten Alevi kurumları, “TELE 1 televizyonunun kapatılması için, fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz” diye ifade etti.

    “HİÇ KİMSE ALEVİLİĞİ SİYASİ TARTIŞMALARIN APARATI YAPAMAZ”

    Alevi kurumlarının ortak açıklaması şöyle:

    “Gazeteci Merdan Yanardağ’ın açıklamaları üzerine, Alevi Kurumları olarak 15 Eylül 2025’te yaptığımız ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme alma ihtiyacı doğmuştur.

    Öncelikle ; Alevi Kurumları olarak, yayınladığımız bildiride yazan her bir kelimenin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz.

    Meramımız yeteri kadar anlaşılmamış olabilir. Buna itirazımız yoktur. Ancak; bile bile tartışmayı farklı mecralara çekmek isteyenlerin de farkındayız. İtirazımız ve talebimiz nettir. Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz. Sadece Aleviliği veya Alevileri değil, hiçbir kimliği, kişisel hesaplarına malzeme yapamaz.

    “ERDOĞAN’IN ALEVİLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASI İNANDIRICILIKTAN UAZAKTIR”

    Sayın Yanardağ’a itirazımız, siyaset yapanlara yönelik eleştirilerine değil, bunları inançsal kimlikleri ile eşleştirmesine idi.

    Kendisinden kamuoyu önünde özür dilemesini istedik ve kendisi de zaten gereğini yapıp özür diledi.

    Siyasi tartışmaların, siyasi bir dille yapılması gerektiğini, Alevi, Kürt, Zaza,  Arap, Abdal, Roman v.b kimlikleri rencide edecek ifadelelerle siyaset yapılamayacağını, bugüne kadar, her fırsatta dile getirdik. Bugün aynı noktadayız.

    Son dönemde ne yazık ki, her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirilmekte, asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışılmaktadır. Bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlanmaktadır.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamalar ise, inandırıcılıktan uzaktır. Çünkü; geçmişte Alevilere yönelik ayrıştırıcı, ötekileştirici ve hedef gösterici birçok söylem, bizzat kendisi ve siyasi temsilcileri tarafından dile getirilmiştir. Bugün ise, siyasi çıkarlar doğrultusunda, seçim hesaplarıyla farklı bir dil kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, Alevi toplumunun yıllardır süren eşit yurttaşlık mücadelesini gölgelemekte, samimi bir çözüm iradesi olmadığını göstermektedir.

    “TELE 1 TELEVİZYONUN KAPATILMASI İÇİN BİZİ BAHANE ETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Sivas Madımak katillerini serbest bırakan, davayı zaman aşımına uğratan, Suriye’de süren Alevi Soykırımı’na sessiz kalıp, katillerin sırtını sıvazlayan, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında yuhalatan, çeyrek asırlık iktidarları boyunca, tek bir talebimizi karşılamayan bir anlayış, inandırıcılığını çoktan yitirmiştir.

    Bizim bildirimizde ifade ettiğimiz eleştiriye yaslanıp, bunu kötü emellerine malzeme yapmalarına da müsaade etmeyiz.

    TELE 1 televizyonunun kapatılması için, fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz.

    Bugüne kadar, büyük bir çürümüşlüğün parçası olan televizyon programlarına, dizi filmlere, bizlere alenen hakaret eden kanallara ve programcılara en ufak bir işlem yapmayan, hiçbir talebimizi görmeyen RTÜK, şimdi böyle davranamaz.

    “İNANCIMIZIN SİYASETE KURBAN EDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Basın özgürlüğü, demokrasinin temel şartıdır. Farklı düşünceleri susturmak, ekranları karartmak, topluma tek ses dayatmak hiçbir şekilde meşru değildir.

    TELE 1 televizyonunun kapatılması, halkın haber alma özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır. Biz Aleviler, inancımız ve kimliğimiz üzerinden yürütülen ayrıştırıcı politikaları reddediyoruz ! İnancımızın ve kimliğimizin, siyasete kurban edilmesini kabul etmiyoruz ! Laik, Demokratik bir Cumhuriyet, Özgür ve İnsanca bir Yaşam, Eşit Yurttaşlık taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz ! Ne, inancımıza yönelik saldırılara, ne de, antidemokratik uygulamalara, sessiz kalmayacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

     

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarından Gazeteci Merdan Yanardağ’a tepki!

     

  • DEM Parti İmralı Heyeti Erdoğan görüşmesi sona erdi!

    DEM Parti İmralı Heyeti Erdoğan görüşmesi sona erdi!

    PİRHA- DEM Parti İmralı heyeti ile AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme sona erdi. Görüşme 1 saat 25 dakika sürerken, görüşmeye dair konuşan Sırrı Süreyya Önder, “Çok pozitif bir görüşme oldu. Çok daha umutluyuz” ifadelerini kullandı.

    PKK Önderi Abdullah Öcalan’ın  ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ sonrası bir dizi temasta bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında Cumhurbaşkanı Külliye’sinde görüştü.

    Görüşme 1 saat 25 dakika sürerken, görüşmede AKP Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

    Yaklaşık 1 saat 25 dakika süren görüşmenin İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder kısa bir açıklama yaptı. Önder, “Çok pozitif bir görüşme oldu. Çok daha umutluyuz” ifadelerini kullandı. Pervin Buldan da “Çok çok verimli bir görüşme oldu. Süreç güzel sürüyor” diye konuştu.

    AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, görüşme sonrası katıldığı bir televizyonda “Biz ihtiyatlı bir dille meselelere vaziyet ediyoruz. Terörsüz Türkiye süreci, bizim öngördüğümüz biçimde devam ediyor. Bir aksama, duraksama yok. Öyle düşünüyorum ki sonuç almaya doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Kısa zamanda bir takvim ortaya çıkmalı. Uzadıkça provokasyon ihtimalleri artar. Nisan ayı sonu önemli bir adım görmeyi ümit ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    DEM PARTİ’DEN İLK AÇIKLAMA

    Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair şu açıklamayı yaptı:

    “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle yaptığımız görüşme, son derece olumlu, yapıcı, verimli ve geleceğe dair umut verici bir atmosferde gerçekleşti. Süreçte gelinen noktanın önemi teyit edildi ve karşılıklı olarak bundan sonraki aşamalar değerlendirildi. Şiddet ve çatışmanın olmadığı, demokratik ve siyasal alanın güçleneceği bir dönemin ülkemiz, yurttaşlarımız ve bölgemiz için hayati önemde olduğu ifade edildi.

    Heyetimiz ve partimiz önümüzdeki süreçte daha da güçlü bir irade ve özenle Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı hayata geçirmek için çalışmalarına devam edecektir. Bugün gelinen nokta itibarıyla, dünden daha umutlu olduğumuzu bütün ülkemizin bilgisine sunmakta onur duyuyoruz. Bugüne kadar sürece gerek önerileriyle gerek uyarılarıyla gerekse de eleştiriyle güç katan bütün siyasal partilere ve toplumsal kesimlere şükranlarımızı bildiriyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Özel’den Erdoğan’a tepki: Trump’a tutunmak için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun!

    Özel’den Erdoğan’a tepki: Trump’a tutunmak için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun!

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Özel, İsrail’in Gazze’ye başlattığı soykırıma Erdoğan’ın sessiz kalmasını eleştirdi. “Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa Erdoğan yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    78 kişinin yaşamını yitirdiği Bolu Kartalkaya otel yangını ve 9 işçinin can verdiği İliç maden katliamına değinen Özel, “İliç’te de imza kimin çıktı. Murat Kurum’un çıktı. Önce sadece inkar ettiler. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki İliç’in felaketi oldun, İstanbul’un felaketi olmana izin vermeyeceğiz dedik. Sonra da yeniden bakan oldu. Dün yine İliç duruşması vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. İliç’e adaleti getirmek bir sonraki iktidara yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaldı.” dedi.

    Özel, İsrail’in Gazze’ye başlattığı soykırıma Erdoğan’ın sessiz kalmasını eleştirdi. “Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa Erdoğan yazıklar olsun.” ifadelerini kullandı.

    Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    “Biz Bolu Kartalkaya meselesini unutturmamaya devam edeceğiz. Tıpkı İliç’te olduğu gibi. İliç’te de imza kimin çıktı. Murat Kurum’un çıktı. Önce sadece inkar ettiler. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki İliç’in felaketi oldun, İstanbul’un felaketi olmana izin vermeyeceğiz dedik. Sonra da yeniden bakan oldu. Dün yine İliç duruşması vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. İliç’e adaleti getirmek bir sonraki iktidara yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaldı.

    ERDOĞAN’A FİLİSTİN ELEŞTİRİSİ

    “Gazze’de ateşkesi maalesef bozdular. Bugün Trump’a ne söylüyorsun onu söyle dedim. Bana eskiden ‘one minute’ demiş onu anlatıyor. Hepimiz bekliyoruz ki Filistin’e sahip çıkan Trump’a meydan okuyan bir açıklama. Açıklamada ne var? Hiçbir şey yok. Diplomatik geleneklerde olmayacak bir şey. Soruyorum Erdoğan’a, Trump’a Filistin’le ilgili ne dedin? Bir cevap aldıysan söyle de bilelim. (Erdoğan) Trump’tan randevu için, dışarıdaki tek umudu Trump’a tutunabilmek için Filistin davasını satıyorsa yazıklar olsun.”

    “KÜRT SORUNUNUN VARLIĞINI KABUL EDİYORUZ”

    “Kürt sorununun varlığını kabul ediyoruz. Kimseyi dışlamadan, bu meclisi zemin kabul ediyoruz. Bizim işimiz dün bizim doğru yaptığımıza hepsi birden gelince, 6,5 milyon oy almış bir partiyi muhatap alınca, CHP’nin durduğu noktanın doğru olduğunu söylemek. Biz terörün durmasından yanayız. Ama biz terörün her türlüsüne karşıyız. Biz mafya terörüne de karşıyız. Türkiye’deki mafyaların kökünü kazımaya var mısın sen, bana onun cevabını ver.  Terörsüz Türkiye istiyorum, demokratik Türkiye istiyorum. Terörün de mafyanın da kökü kazınsın istiyorum.”

    “SEÇİM İSTERSENİZ BİZ DE SİZE YARGI TACİZİ BAŞLATIRIZ DEDİLER”

    “Buradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na sesleniyorum. Hamidiye Su dosyası, Süleyman Soylu’nun el konulmuş 37 dosyadan biridir. O dosyalara mı bakacaksın, Ekrem başkanın yolunu kapatmakla mı uğraşacaksın?”

    “Kurultayımızla ilgili, iftira yaydılar. Haydi bulsanıza 1200 tane telefonu yalancı adamlar? 1200 tane değil, 12 tane değil, 1 tane telefonu ispat edin. O elin alnını karışlarım ben.” “Eğer siz seçim isterseniz biz de size yargı tacizini başlatırız dediler.”  Bu partiden makbul muhalefet MHP çıkmadı, çıkmayacak, nokta. Bu parti 23 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayını belirleyecek. Hepinizi gönderecek, demokrasiyi getirecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi örgütleri: Katil Colani’yi Ankara’da protokol ile karşılamak işlediği suçları aklamaktır!

    Alevi örgütleri: Katil Colani’yi Ankara’da protokol ile karşılamak işlediği suçları aklamaktır!

    PİRHA- Alevi örgütleri, cihatçı selefi örgüt HTŞ lideri Ebu Muhammed Colani’nin Ankara’da resmi törenle karşılanacak olmasına tepki göstererek, “Yargılanması gerekirken onu protokolde karşılamak işlediği suçları aklamaktır. Onun taktığı kravat elindeki kanı kapatamaz. O, Suriye’de on binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Alevi’nin katilidir” dedi. 

    Türkiye’nin hala terör örgütü listesinde yer alan Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) lideri Ebu Muhammed Colani (Ahmed Şara) Erdoğan tarafından Ankara’da resmi törenle karşılanacak.

    Colani’nin, saat 17.00’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmesi bekleniyor. İkili Saray’da görüşecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Colani’nin resmi törenle karşılanmasına tepki göstererek, Colani’nin insanlık suçu işleyen bir katil olduğuna vurgu yaptı.

    “COLANİ KATİLDİR; PROTOKOL İLE KARŞILAMAK İŞLEDİĞİ SUÇLARI AKLAMAKTIR”

    ‘Gelen Kişi Katildir’ başlığıyla yapılan açıklama şöyle:

    “İnsanlığa karşı sayısız suçları işlemiş Alevi düşmanı katil Colani ülkemizden ve Suriye’den defol!

    Uluslararası çete liderini devlet başkanı statüsü ile karşılamak başta Ortadoğu halkları olmak üzere biz Alevilere de parmak sallamaktır. AKP’nin 22 yıllık iktidarları döneminde birçok antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya bırakıldık fakat bu durum hepsini de aşan bir haldir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Dünya’da birçok ülkenin terörist ilan ettiği Colani katildir, teröristtir.

    Yargılanması gerekirken onu protokolde karşılamak işlediği suçları aklamaktır.

    Onun taktığı kravat elindeki kanı kapatamaz. O, Suriye’de on binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Alevi’nin katilidir. Colani Suriye halklarının katliamından sorumludur. Milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilmesinden sorumludur.

    Katil Colani ülkemizden ve Suriye’den DEFOL!”

    PİRHA/ANKARA

  • Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu siyasi yasak istemiyle yargılandığı dava nedeniyle Ankara Adliyesinde geldi. Kılıçdaroğlu savunmasında, “Hırsıza hırsız dediğim için karşınızdayım. Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikayeti üzerine açılan hakaret davasının ilk duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Kılıçdaroğlu 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemi ile yargılanıyor.

    Dava nedeniyle Ankara Adliyesinde polis yoğunluğu dikkat çekerken, Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye gelen binlerce kişi ”Halkın umudu Kılıçdaroğlu” sloganları attı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, adliyedeki izdiham nedeniyle duruşma salonuna güçlükle girebildi.

    “KARŞINIZA HIRSIZ DEDİĞİM İÇİN ÇIKTIM”

    Çok sayıda kişi ve siyasetçinin katıldığı duruşmada, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı savunma şöyle:

    Sayın Yargıç, konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim. İkincisi, maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.

    Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan’a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim. Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, “Rüşvet suçundan” çıkmadım. Ne mutlu ki bana, “yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız” olarak karşınıza çıkmadım. Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza “Vatana ihanetten” de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız ” dediğim için çıktım.

    “HIRSIZDIR, BAŞÇALANDIR!”

    Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı ” diyen adam hırsızdır. “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır” diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum başçalandır – hırsızdır. Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..! Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.

    Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.

    Sayın Yargıç, bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.

    “EMEKLİSİ AÇ, EMEĞİ SÖMÜRÜLEN, KUTUPLAŞMIŞ BİR ÜLKE”

    Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu. Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan emperyal güçlerdi. O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye inandım…

    “Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- ” değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama işgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren. Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.

    TEK ADAM REJİMİ

    Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar. Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. fazına geçildi! Emperyalistlerin, işgalcilerin ve vatanımızda-çocuklarımızda-geleceğimizde ve canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…

    85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin ilk aşaması şuydu:

    Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve “Tek Adam” rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri “TESLİM ALABİLECEKLERİ” bir tek adamda birleştirmekti.

    İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “TEK ADAM ve SARAY REJİMİ”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump , Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım.”

    Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran “saray” ne yaptı? İstediklerini derhal yerine getirdi.

    “DEVLETİ SOYANLARA SUSKUN KALANLAR ONURLARINI KAYBEDERLER”

    Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?

    Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson’ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile Sayın Yargıç,

    Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor. Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.

    Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar. Sayın Yargıç; siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı. Siyaset halka hizmet etme yoludur.

    “128 MİLYAR DOLAR YOK EDİLDİ”

    Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve parçalama projesinin 2. aşaması başlıyor.

    Bakınız, BOP’un 2. Aşaması sürecinde Türkiye lenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.

    Sayın Yargıç unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.

    Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor. Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.

    Çok değil daha bir kaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5’li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.

    “SATILMADIM, SATIN ALINAMADIM”

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu!

    75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm. Maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.

    Çok büyük bütçeler yönettim, her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım. Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.

    AKŞENER’E ATIFTA BULUNDU: İŞBİRLİKÇİ!

    Sayın Yargıç, hiç bir zaman teslim alınmadım. Bunu aziz milletimiz bilsin. Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu, hatalarım, pişmanlıklarım ve üzüntülerim yok mu? Tabi ki Var. Sayın Yargıç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak “Kılıçdaroğlu’nu aileme emanet ediyorum” diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandım hata ettim, Evet hatalıyım.

    Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim. Pişmanım. Kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.

    “ÜZGÜNÜM, YÜREĞİME AĞIR GELİYOR!”

    Üzgünüm Sayın Yargıç, çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan, katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahçup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm.

    Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, Daha bir kaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren 5 evladımız için üzgünüm.

    Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.

    Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm.

    Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan’a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.

    “BU BENİM NAMUS BORCUM VE SON YÜRÜYÜŞÜMDÜR”

    Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki “Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar” İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.

    Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım. Herkes bilsin ki, bu aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, şunu herkes bilsin ki; 100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz. Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans’ın Yıldız Burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    PİRHA- Gezi direnişi döneminde gözaltına alınarak bombalı aracın kendisine ait olduğu yönünde ifade imzalatılmak istenen Aydın Aydoğan’ın polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı verildi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi olaylarına katılanlara yönelik hakaret içerikli sözleri sözlerine suç duyurusunda bulunan Aydın Aydoğan, 13 Aralık 2017’de gözaltına alındı. Bomba yüklü olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürülmeyen çalışılan Aydın’a gözaltında işkenceyle bomba yüklü araç suçunu üstlenmesi istendi. Aydın, olaya ilişkin yaptığı suç duyurusunda Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen bir kez daha takipsizlikle sonuçlandı.

    Aydoğan, Gezi olaylarına katılanlara yönelik sarf ettiği “çapulcu”, “kemirgen”, “terörist”, “dış mihrakların piyonu” gibi sözleri nedeniyle Erdoğan hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, suç duyurusunun ardından 13 Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde 3 sivil polis tarafından kendi aracıyla seyir halindeyken durdurularak gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu‘nun haberine göre polisler, Aydoğan’dan aracıyla kendilerini takip etmelerini istedi. Daha sonra polis, Aydoğan‘ı “bomba yüklü” olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürmek istedi. Polis, Aydoğan‘ı, “bomba yüklü olduğu iddia edilen ve etrafı güvenlik şeridiyle kapatılan alana” götürmeye çalıştı. Aydoğan, toplanan kalabalıktan birinin “Orada bombalı araç var gitmeyin” demesiyle aracın yanına gitmemek için direndi. Durumu cep telefonuyla çekmek isteyen Aydoğan, polisin saldırısına uğradı. Daha sonra emniyette götürülen Aydoğan’dan 3 gün haber alınamadı. Aydoğan hakkında dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi vermesinin ardından Aydoğan, serbest bırakıldı.

    7 YIL SONRA MUAYENE

    Aydoğan, kendisine kumpas kurmaya çalışan ve saldıran polisler hakkında 29 Haziran 2018’de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık 4 Eylül 2018’de “kovuşturmaya yer yok” kararını verdi. Aydoğan bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, 2022’de “etkin soruşturma yürütülmemesi” nedeniyle ihlal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin etkin soruşturma yürütmesi istemiyle dosyayı gönderdiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun için yeniden soruşturma başlatan savcılık, aradan geçen 7 yılın ardından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) rapor istedi. 7 yıl sonra Aydoğan‘ın muayene eden ATK, “Aydoğan’da darp izinin bulunduğunu, ancak olayla illiyet bağının kurulamadığı” yönünde rapor hazırladı. ATK, raporunda darbın “Aydoğan’ın hayatını etkileyecek” şekilde olmadığını belirtti.

    Savcılık ATK’nin raporuna dayanarak 27 Eylül’de bir kez daha polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Kararın ardından Aydoğan, Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu.

    “TÜRLÜ İŞKENCELER VE HAKARETLER ETTİLER”

    Erdoğan hakkında suç duyurusundan yaşananları anlatan Aydoğan, “Gündüz evimden dışarı çıktım. 2-3 genç indi ve polis olduklarını beyan ettiler, ‘Hakkınızda bir ihbar var, bizimle karakola gelmeniz lazım. Bizi kendi aracınızla takip edin’ dedi. Ben de aracımla peşlerinden giderken evimin yakınında bir caddeye indiler. Sağda büyük bir kalabalık olduğunu fark ettim. Polis şeritleri çekilmiş, ambulans, itfaiye var. Onlar durdu, ben de durdum. Polis, ‘Burada birkaç dakika işimiz var. Onu halledip gidelim’ dedi. Daha sonra beni de araçtan indirdiler. Bir polis arkamda öbürleri önümde beni olay yerine doğru yürüterek, sürüyorlar. O esnada orada bulunan yaşlı bir kadın, ‘Gitmeyin orada bombalı araç varmış’ dedi. O sıra Tahir Elçi yeni öldürülmüştü. Ben orada çakıldım kaldım. Arkamdaki polis beni itmeye çalıştı, ama ben gitmedim. O an telefonumu açtım fotoğraflarını çekeyim, dedim. Fotoğrafları çekerken, birisi arkadan sert bir şekilde vurdu ve ağzımdan tutarak beni yere yatırdı. Orada beni yüzüstü yatırıp ters kelepçelediler. Ayağa kaldırdılar yüzümün bir kısmı betona çarptı. Daha sonra beni polis aracın içine soktular ve o dönem daha sonra emniyet amiri olduğu ortaya çıkan polis, yüzüme vurdu. Ağzım kanadı. O esnada fotoğraflarımı çekti. Daha sonra birileriyle konuştu ve ‘Bunu götürün canını almayın daha sonra ben alacağım’ dedi. Beni bir yere götürdüler, türlü türlü işkence ve hakaretler ettiler” diye konuştu.

    “İFADE HAZIRLATTILAR”

    İşkenceli geçen 3 günlük gözaltından ailesiyle tehdit edildiğini ifade eden Aydoğan, “Akşama doğru bir ifade hazırlayıp geri getirdiler. İfadede, güya bombalı aracı ben getirmişim. Aracıma dokunmayın, diye bağırmışım, koşmuşum ve örgütsel sloganlar atmışım. Bu ifadeyi imzalamamı istediler. Ben imzalamadım. Daha sonra dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi verince, 3 günün sonunda beni hızlıca savcılığa çıkardılar. Savcılıktan sonra olayla bağlantım olmadığı için serbest bırakıldım, fakat soruşturma devam ediyor. Olay yüzünden ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandım, daha sonra ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi” ifadelerini kullandı.

    “AYM, ETKİN BİR SORUŞTURMA YAPILMADIĞINI BELİRTTİ”

    Olaydan sonra olay yerinden görüntü ve fotoğraflara ulaştığını ve bunlarla birlikte polisler hakkında suç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bulunduğu suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğini hatırlatan Aydoğan, bu karşı Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuruda bulunduğu belirtti. AYM, etkin bir soruşturma yapılmadığı, kişinin olayla ilgili araç plakalarını vermesine ve kişilerin görüntülerini vermesine rağmen savcılığın asıl görevi olan soruşturmayı genişletmediği için dosyada ihlal kararı verip savcılığa gönderdiğini vurgulayan Aydoğan, “Dosya aynı savcının önüne geldi. Ancak dönemin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Aydıner, dosyayı alıp ‘Ben inceleyeceğim’ dedi. Dosya 2 buçuk yıldır, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bekletiliyordu. Şu an yeni bir savcı geldi” şeklinde konuştu.

    7 YIL SONRA İŞKENCE İZİ ARANDI

    Kendisinin muayene için 2023’ün Şubat ayında ATK’ye giderek muayene olduğunu dile getiren Aydoğan, 2 yıl sonra ATK’nin kararını açıkladığını ifade etti. ATK’nin “olayla bir illiyet bağının bulunmadığına” değerlendirmesi yaptığını söyleyen Aydoğan, “Ben savcıya, 7 yıl sonra işkence izi mi kalır, o döneme ilişkin bütün raporlarımız var, dedim. Savcılık ise 16 Ekim’de ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verdi. Gerekçe, ATK raporu gösterilmiş. Savcılığın yapması gereken, olay anında geniş ve etkin bir soruşturma kapsamında götürüldüğüm karakolların kamera görüntülerini, MOBBESE’ler tespit etmeliydi. 7 yıl sonra ‘İşkence izleri kişinin hayatını etkileyecek şekilde değil’ demiş. Yani işkence var, ama hayatını etkilememiş demiş. O gün beni ağır şekilde engelli bıraksalardı. Ondan sonra mı ATK raporu uygun verecekti” diye belirtti.

    “SİYASİ KARAR”

    Savcılığa araç plakası ve MOBBESE kameralarının yerini gösterdiğinin altını çizen Aydoğan, savcılığın buna rağmen bir şey yapmadığını söyledi. Savcılığın “kovuşturmaya yer yok” kararına itiraz ettiklerini belirten Aydoğan, kararın siyasi olduğunu vurgulayarak, “Bu arada bunlardan biri o dönem emniyet müdür yardımcısıyken, Yozgat Emniyet Müdürü yapıldı. Yozgat Valiliği’nde verdiği ifadesinde, ipe sapa gelmez hakaretlerle bizi ‘terörle iltisaklı’ göstermiş. Yozgat Emniyet Müdürü, ‘Bu adam Gezi olaylarına karışmış. Barış Yarkadaş önerge verdi, o da CHP’nin milletvekili. Bunun haberini yapanlarda terörü öven gazeteler’ demiş” diye belirtti.

    MUAYENE RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ 

    Hastane evraklarının değiştirildiğini ifade eden Aydoğan, “Beni hastanede erkek doktor muayene etti. 2019 yılında lösemi olan bir çocuğum vefat etti. Ben de o dönem Bakırköy Hastanesi’ne gittim ve hafif depresif tanısı kondu. Daha sonra savcılık ‘Aydoğan hakkında her şeyi istiyorum’ demiş. Bunlar muayene raporumu ‘alkol ve madde kullanımı’ şeklinde düzenlemişler, imzayı da bir kadın doktor atmış. Bunları da şikayet ettim. Daha sonra hastane ‘sehven’ bu işlemi yaptıklarını söyledi. Hastane çalışanlarını şikayet ettim, ama İstanbul Valisi Davut Gül, soruşturmaya izin vermedi” diye kaydetti.

    MUALİFLERE YÖNELİK TUTUM

    Muhalif duruşu bulunan kişilerin akıl sağlıklarının yerinde olmadığına yönelik hastanelere sevkini hatırlatan Aydoğan, şunları söyledi:

    “Dokunan yanıyor. Hatırlarsanız Erdoğan’a bir çiftçi sitem etmişti. Erdoğan o çiftçiye, ‘Ananı da al git’ demişti. O kişiye deli raporu aldırdıkları, hastaneye yatırdıkları basına yansıdı. Yine Avukat Dilek Ekmekçi için yurtlardaki çocuk tacizi ve istismarıyla ilgili çalışmaları nedeniyle ‘akıl sağlığı yerinde değil’ diye rapor aldırılmak isteniyor. Öyle bir sistem ki hakkınızı aradığınız an bunları önünüze koyuyorlar. Ama biz bunları kabul etmiyoruz. Gerekirse yine AYM’ye kadar gideriz. AYM’ye, AYM kararları uygulanmıyor, diyerek gideceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşına yüzde 30 zam

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşına yüzde 30 zam

    PİRHA- Meclis bütçesinin kabul edilmesi halinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın maaşı yüzde 30 zamla 238 bin TL’ye yükselecek.

    2025 Merkezi Yönetim Bütçesi Kanun Teklifi’nin kurumlara ait ayrıntılı kitapçıkları Meclis’e sunuldu.

    2025 yılı merkezi bütçesinden cumhurbaşkanlığına 16 milyar 928 milyon 146 bin lira ödenek ayrıldı. Bütçe teklifinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşının da bulunduğu “Cumhurbaşkanı ödeneğine” 2 milyon 856 bin lira ayrıldı. Erdoğan’ın 2024’te 183 bin TL olan maaşı böylece 2025 için 238 bin TL olarak öngörüldü.

    Cumhurbaşkanı ödeneğinin 2026 yılı için tahmini 3 milyon 142 bin TL, 2027 yılı için de 3 milyon 456 bin TL olması öngörüldü. Cumhurbaşkanlığının önümüzdeki yılki “temsil ve tanıtma giderleri” için 255 milyon TL ayrıldı.

    Cumhurbaşkanlığının “Kar amacı gütmeyen kuruluşlara” yapacağı transferler için 65 milyon TL, “hane halkı ve işletmelere” yapacağı transferler için ise 36 milyon TL bütçe ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın bir günlük korunma maliyeti 6 milyon 446 bin TL

    Erdoğan’ın bir günlük korunma maliyeti 6 milyon 446 bin TL

    PİRHA- Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mali tablolarında yer alan bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korunması için yılın ilk 7 ayında 1 milyar 353 milyon 702 bin TL’lik harcama yapıldı. Bu da günlük 6 milyon 446 bin TL’ye denk geliyor.

    AKP iktidarının “kamuda tasarruf” çağrısına karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korunması için harcanan miktar her geçen gün katlanarak artıyor.

    Halk 12 bin TL emekli maaşı ve 17 bin TL asgari ücret ile açlık sınırının altında yaşarken, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koruma ordusu için harcanan tutar eleştirilere neden oluyor.

    BirGün’de yer alan haberde, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mali tablolarında yer alan bilgilere göre, Cumhurbaşkanlığı korumalarının bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığınca, yılın ilk 7 ayında 1 milyar 353 milyon 702 bin TL’lik harcama yapıldı. Bu tutar geçen yılın aynı döneminde 583 milyon 491 bin TL olarak açıklanmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın günlük korunma maliyeti 379 kişinin asgari ücretine karşılık gelen 6 milyon 446 bin TL oldu.

    Buna göre, koruma ordusu için yılın ilk 7 ayında harcanan para 108 bin 240 emekli maaşına denk geliyor. Ayrıca bu para 79 bin 588 asgari ücretlinin de bir aylık maaşına denk.

    Koruma giderlerinin yıllara göre dağılımı şöyle:

    • 2020: 263,1 milyon TL

    • 2021: 306 milyon TL

    • 2022: 526,1 milyon TL

    • 2023: 1 milyar 77 milyon TL

    AİLE BOYU KORUMA

    Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı’nın görev tanımı ise şu şekilde ifade ediliyor:

    “Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı, Cumhurbaşkanı ve aile bireylerinin can güvenliği ve saygınlığı başta olmak üzere, konut, çalışma yeri, her türlü ulaşım vasıtası ile intikali esnasında, yakın koruma hizmetlerinden sorumludur. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na ait tüm yerleşkelerin ve Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu her türlü bina ve tesisin güvenliğini sağlamakla görevlidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Saraydaki ‘Oruç Açma Lokması Programı’na tepki: Makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!

    Saraydaki ‘Oruç Açma Lokması Programı’na tepki: Makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Sarayında “Oruç Açma Lokması Programı” adı altında “iftar” verildi. Aleviler, Cumhurbaşkanlığı’ndan paylaşılan fotoğrafı kastederek “Aleviliğin yüz AK’ısınız”, “Bu resimdekilerin ne Dedelikle ne de Yol ile işi olmaz”, “Makul ve makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!” şeklinde sözlerle tepki gösterdiler. 

    Aleviler Yas-ı Kerbela orucunu tutmaya devam ediyor. 12 gün süren orucun bitiminde aşure lokması paylaştırılacak.

    Alevi inancında her birey kendi evinde orucunu gün batımıyla birlikte açarken, bazı yurttaşlar da cemevinde oruç açımına katılarak lokmasını paylaşıyor.

    Alevi toplumunda başka inançlarda olduğu gibi belirlenmiş bir saatte ve kurumların, kişilerin düzenlediği  “iftar” diye adlandırılan bir oruç açımı yok.

    Ancak dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Sarayında “iftar” verildi.

    Cumhurbaşkanlığı’ndan “Oruç Açma Lokması Programı” olarak lanse edilirken, Saraya gidenler arasında Cem Vakfı Onursal Başkanı İzzettin Doğan, Cem Vakfı Genel Başkanı Rasim Tükek, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Hüseyin Dedekargınoğlu gibi isimler bulunuyor.

    SOSYAL MEDYADA SERT TEPKİLER

    Sosyal medyada saraydaki “iftara” katılanların fotoğrafı paylaşılırken Aleviler tepki gösterdi.

    Aleviler söz konusu fotoğrafı paylaşıp “Aleviliğin yüz AK’ısınız”, “Bu resimdekilerin ne Dedelikle ne de Yol ile işi olmaz”, “Makul ve makbul biyolojik Aleviler iftar yarışında!”, “Utanc verici”, “Bunlar Alevi mi?”, “Onurlu Aleviler, bu resme iyi bakın, bu yüzleri unutmayın”, “Sefaletin resmi çok yazık”, “Sisteme nasıl da ayak uydurmuşlar, kravatlı, takım elbiseli”, “Burası ile işi olanın, Yol ile işi biter” şeklinde ifadeler kullanarak tepki gösterdiler.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Yazar Ayhan Aydın: Mağdur Cumhurbaşkanı mı milyonlarca insan mı?- VİDEO

    Yazar Ayhan Aydın: Mağdur Cumhurbaşkanı mı milyonlarca insan mı?- VİDEO

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla açılan davanın bugün ilk duruşması görüldü ve duruşma 13 Aralık gününe ertelendi. Davayı PİRHA’ya değerlendiren Aydın, Cumhurbaşkanına hakaret etmediğini belirterek, “Ben düşünce, vicdan özgürlüğüyle bu ülkede yazı yazma hakkına sahibim. O yüzden benim bu hakkımı gasp edemezsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, halka kulak verin, halkın doğrularını yazan gazetecilere aydınlara kulak verin. Onları hapse, zindanlara doldurarak bir yere varamazsınız” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ayhan Aydın’ın beraati talep edilirken, mahkeme heyeti duruşmayı 13 Aralık gününe erteledi.

    Alevi hak mücadelesi veren, yıllardır Alevi inancı ve kültürünün geleceğe aktarılması için arşiv çalışmaları yapan, çok sayıda Alevilikle ilgili araştırma kitapları bulunan Yazar Ayhan Aydın, mahkeme sonrası PİRHA‘ya konuştu.

    “BEN BİNLERCE AYDIN GİBİ KENDİSİNİ ELEŞTİRDİM”

    Ayhan Aydın, “Ülkemiz bugün ağır demokrasi ihlallerinin yaşandığı antidemokratik bir ülke olmuştur. Bunun da birinci sorumlusu ‘ben bu ülkenin yönetiminden, ekonomisinden, ahlakından, futbolundan, okullarından, üniversitelerinden sorumluyum’ diyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben de kendisini eleştirdim. Kendisinin ülkeyi yönetme şeklinin vicdanlarda yaralar açtığını söyledim. Bu rejimin halkımıza dost olmadığını söyledim. Dolayısıyla hem şiirimle hem yazılarımla, görüş ve düşüncelerimle binlerce aydın gibi kendisini eleştirdim. Eleştirimi yazılı yaptığım için böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldım” dedi.

    “MAĞDUR CUMHURBAŞKANI MI MİLYONLARCA İNSAN MI?”

    “Ben ne Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ne de bir başkasına hakaret etmem. Ben bir insanım, ben bir devrimci demokrat insanım, ben bir Alevi-Bektaşiyim. Bizim özümüzde insanseverlik vardır” diyen Aydın şöyle devam etti:

    “İnsanlığa ve insanlara karşı olan tutumlara da hoşgörülü değiliz. İnsanca yaşamadan taraf olduğum, derin bir karamsarlıkla vicdanım sızladığı için, ülkemizin geleceği için başta bir vatandaş olarak milyonlarca insanın gelecekten umudunu kestiğini gördüğüm için yüreğimdeki acıyla ben bazı şeyleri yazdım. Tabii ki partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘milyonlarca insanın yöneticisiyim’ diyorsa bu eleştirilere kulak tıkamamalıydı. Biz de savunmamızı bu yönde yaptık. Bir hakaret kastı olmadan düşüncelerimi belirtmek istediğimi ifade ettim mahkemede de. Aynı şekilde bana gelen celple mağdur deniyor. Mağdur Recep Tayyip Erdoğan! Şimdi mağdur sayın Recep Tayyip Erdoğan mı milyonlarca insan mı? 13 Aralık’ta da söyleyeceğim. Biz özgürlükleri istiyoruz. Vicdan özgürlüğü istiyoruz. Hapishanelere insanların doldurulmamasını, çocukların da yataklara aç girmemesini istiyoruz. Bir avuç insanın daha da zenginleşmesi uğruna ülkenin mal varlıklarının yağmalanmasını istemiyoruz. Ülkemizin işgalciler altında ezilmesini istemiyoruz. Ve Türkiye’nin demokratik laik bir Cumhuriyet olarak gelişmesini yaşamasını istiyoruz. Okuyan, çalışan, zeki beyinlerin de yurtdışına kaçmasının engellenmesini istiyoruz. Bunları istemek suç mu bunları istemek hakaret mi? Eğer hakaret ise ben bunları hakaret olarak kabul etmiyorum.

    “KİM SUÇ İŞLİYORSA ERDOĞAN ÖDÜLLENDİRİYOR”

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bize teşekkür etmesi gerekir. Çünkü sarayına doldurduğu dalkavuklarla bu ülke yönetilemez. Sarayına yaptığı harcamalarla binlerce çocuğun karnı doyabilir. O yüzden ben bir vatandaşım, insanım, yazarım bu feryatlarım, cumhurbaşkanı duysun diyedir. Sayın Cumhurbaşkanına feryatlarımız vardır. Ülke yanıyor ormanlarıyla yanıyor. Sivas yanıyor. Sivas’ın katillerini affeden Cumhurbaşkanı sen benim cumhurbaşkanım olamazsın. Türkiye’de kim suç işliyorsa Sayın Recep Tayyip Erdoğan ödüllendiriyor. Bizim maksadımız ülkeyi yaşanabilir bir hale getirmektir. Ülkeyi kim yaşanmaz kılıyorsa onlardan da hesap sormak bir vatandaş olarak benim görevimdir. Benim yatağa yattığımda vicdanım rahat uyuyabilmem için Türkiye’de yapılan haksızlıkları haykırmam gerekiyor. Bizler vatandaş olarak yapmamız gerekenleri yapmamışsak bugünkü Recep Tayyip Erdoğan rejimi doğuyor. Milyonlarca insan bir olup Cumhurbaşkanına dava açmış olsalardı, cumhurbaşkanı böyle uydurma nedenlerle binlerce insana dava açamazdı.

    “BENİM SÖYLEDİKLERİMİ DİNLEMEK ZORUNDASIN!”

    Ben sana neden hakaret edeyim? Ben sana yaptığın hataları söylüyorum. O zaman siyasi erk olma, cumhurbaşkanı olma. Benim söylediklerimi dinlemek zorundasın. Ben düşünce, vicdan özgürlüğüyle bu ülkede yazı yazma hakkına sahibim. O yüzden benim bu hakkımı gasp edemezsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, halka kulak verin, halkın doğrularını yazan gazetecilere, aydınlara kulak verin. Onları hapse, zindanlara doldurarak bir yere varamazsınız. Saltanatınız sonsuz değilidir. Saltanatınız halkın vicdanıyla sınırlıdır. Halkın vicdanının sabır taşını taşırmayın. Nasıl ki ülkemiz hala demokrasiyle yönetiliyor diyorsanız seçimlerin de bir gün sizi değiştireceğine inancımız tamdır.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İlgili Haberler:

    Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

     

     

  • Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

    Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla açılan davanın duruşması görüldü. Ayhan Aydın’ın beraati talep edilirken, mahkeme heyeti duruşmayı 13 Aralık gününe erteledi.

    Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan davanın duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Ayhan Aydın’a destek için Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, İstanbul Dram Tiyatrosu’ndan Yönetmen-Yazar Cihan Şan ve Akademisyen Abbas Karakaya Adliye’ye geldi.

    Duruşmada Ayhan Aydın ve avukatı Seher Ece Aydın hazır bulundu.

    Eleştiri niyetiyle sosyal medyada basın yayın organlarında duyarlı bir vatandaş olarak paylaşım yaptığını söyleyen Aydın, savunmasını yazılı olarak mahkemeye verdi.

    “TÜM YAZI VE YORUMLAR KENDİ ÖZGÜR İRADEMİN ÜRÜNLERİ”

    Ayhan Aydın’ın mahkeme heyetine yaptığı savunma şöyle:

    “Sayın Mahkeme Heyetine,

    Yaratılıştan ve mensup olduğum kültürel çevreden dolayı her daim özgürlükçü bir dünya görüşüm oldu. Kendimi her zaman, her yerde, her ortamda rahatlıkla ifade edebilme, düşüncelerimi dile getirebilme, görüşlerimi yazabilme ayrıcalığına ve mutluluğuna sahip oldum.

    Üzerinde yaşadığımız topraklar ve manevi bağla bağlı olduğum Balkanlar’da yüzyıllar boyunca insanlar kendi kimlikleriyle var olabilmek için büyük bedeller ödemişlerdir. Ayrıca yüzyıllar boyunca bu dünyanın en büyük medeniyetlerine ve kültürlerine ev sahipliği yapan bu kadim öğretilerin yurdunda büyük düşünürler, devlet adamları, ozanlar yetişmiştir. Her zaman dile getirildiği gibi gerek Selçuklularda, gerek Osmanlı idaresinde, yıkılış devirleri dışında, yurduna, insanlığa hizmet eden gerçek devlet adamlarını da her zaman tarihler yazmıştır.

    Sayın Mahkeme Heyeti, şu anda huzurunuzda ülkenin Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan için sosyal medya hesaplarımdaki bazı yazı ve yorumlarım, yazdığım şiirlerimden dolayı bulunuyorum.

    Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hür ve özgür irademle, hiçbir siyasi parti ve oluşuma üye olmayan bir birey olarak söylüyorum ki, gerek iddianamede bulunanlar gerekse de ondan önce ve sonrasında yazdığım tüm yazı ve yorumlar kendi özgür irademin ürünleridir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ülke yönetimine talip olduğu günden bugüne, çok büyük sarsıntılar geçiren bir kimlik sergileyerek, binlerce konuşmasında, beyanında, yazısında, talimatında, uygulamasında olduğu gibi, ne insan haklarının uluslararası normlarına, ne bu ülkenin ve ne de Türk töre, gelenek, devlet yönetme düsturlarına uygun olmadan, sürekli kendisiyle çelişen uygulamalarla bu ülkeyi yönetmektedir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir partili cumhurbaşkanı olarak; binlerce söz, yazı, konuşma, talimatlarıyla, kendi siyasi görüşü dışındaki hemen tüm görüşleri ‘batıl, haşhaşi, terörist, hain, çapulcu, geri zekâlı, çağ dışı, ülke düşmanı, din düşmanı’ gibi ifadelerle nitelendirerek, kendisinden olmayanı düşmanlaştıran bir devlet adamı görüntüsü vermiştir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sürekli Selçuklu’yla, Osmanlı’yla, İslam Uygarlığı’yla övünüp dururken, herkesi bu hasletlere bağlı olmaya çağırırken, tüm eylemleri, konuşmaları, ülke yönetimiyle devletleri yıkıma sürükleyen zihniyetlerin uygulamalarını kendisine rehber edinmiş bir şekilde ülkeyi yönetmektedir.

    Ne Selçuklu, ne Osmanlı, ne de İslam adına ortaya konulan medeniyet ürünlerine sahip çıkmak yerine sürekli şiddeti, ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi önceleyen tutum ve davranışlarıyla, yüzlerce konuşmasıyla halkın zihninde derin yarılmalar, boşluklar, endişeler yaratmıştır.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yirmi iki yıllık iktidarında vatandaş Ayhan Aydın ve milyonlarca Türk vatandaşı bu toprakların kültüründen elde ettiği tüm maddi, manevi birikimleri, gelecek umutlarını yok etmeye başlamış, insanları derin bir karamsarlıkla hem Türkiye’nin, hem de kendi geleceklerinin ne olacağını kestiremez bir şekilde çok ciddi endişelere sürüklenmiştir.

    “HEPİMİZİN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT ALTINA SOKMUŞTUR”

    Ülkemizde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke yönetme şeklinden dolayı, ırkçılık, dinci gericilik hortlamış, mezhepçilik baş göstermiş, laiklik, insan hakları, demokrasi kavramları ‘Türkiye, Türklük, İslamlık düşmanı’ kavramlar olarak yerleştirilmeye başlanmış, çağdaş değerleri savunan yüz binlerce insan 12 Eylül Faşist Askeri Cuntası dönemindeki gibi işinden edilmiş, zindanlara doldurulmuştur.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetimi; bu arada Taliban, Hizbullah, Hamas militanlarının da içinde olduğu milyonlarca göçmeni Türkiye’ye doldurmuş, bunu sadece ekonomik olarak değil siyasi ve ülke bütünlüğünü tehdit edecek boyutlarını hiçe sayarak, kendince bir politika yürüterek hepimizin güvenliğini tehdit altına sokmuştur.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm yetkilerini, etki alanını akıl almaz şekilde arttırmış, dinsel değerler adı altında bir devlet kurumunu, devlet içinde bir devlet yaratarak ülkemizin laik ve demokratik yapısı için bir tehdit unsuru haline getirmiştir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her daim Abdülhamit’in yolundan gittiğini söylemiş onu kutsamak, yüceltmek için halkın parasıyla devlet olanaklarıyla türlü filmler, diziler çektirmiş, kitaplar yazdırtmış, Taliban Şeyhi Hikmetyar’ın dizinin dibinde resim çektirmiştir. Ben bunu bir şiirimde yazınca bu suç fiili sayılmıştır.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘Türkiye’deki tüm gelişmeler benden sorulur’ diyerek, ekonomiyi ele almış, ülkenin yüz yıllık tüm serveti olan devlete ve halka ait olan çok büyük işletmeleri yok pahasına kendi görüşlerine yakın şirketlere, oluşumlara, yabancılara çok ucuza satmış, daha doğrusu aktarmıştır.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘Türkiye ekonomisini en iyi ben bilirim, ben yönetirim’ diyerek, kendisine yakın şirketlere dünyanın en büyük ihalelerini vermiş, vatandaşın cebinden hayatları boyunca hiç binmedikleri uçakların havalimanlarının, geçmedikleri köprülerin paralarını aktarmıştır.

    Tüm bunlar olurken vatandaş Ayhan Aydın ve milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, yokluk, yoksulluk içine düşmüş, ülkenin para birimi Türk Lirası, ülkenin pasaportu, dünyadaki en değersiz kategoriye gerilemiş, yüz binlerce çocuğun yatağa aç girdiği ciddi araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.

    “BİZİM GİBİ ELEŞTİRMENLERE TEŞEKKÜR ETMESİ GEREKİR”

    Sayın Mahkeme Heyeti,

    Ben, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hiçbir zaman hakaret maksadıyla bir şeyler söylemedim, yazmadım. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizim gibi vatansever eleştirmenlere çok teşekkür etmesi gerekir.

    Vatandaşların gözyaşlarının bedeli olarak harcamalarıyla vicdanları sızlatan sarayına çağırdığı dalkavuklar yerine halka, halkın sorunlarını dile getiren gerçek yazarlara, gazetecilere daha çok kulak vermelidir. Halkın feryatlarına kulaklarını tıkayıp, ‘ben kendi bildiğimce ülkeyi yönetirim’ diyen bir cumhurbaşkanı gerçek anlamda ne benim cumhurbaşkanım olabilir, ne de halkının cumhurbaşkanı olabilir.

    Sayın Mahkeme Heyeti,

    Sonuçta, benim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret maksadıyla yazılmış bir yazım, ifadem, yorumum yoktur. Tüm yazdıklarım Türkiye’nin geldiği hale içten içe derin bir şekilde üzülen, kaygılanan bağrı yanık bir insanın, üstelik bu konularda yazı yazması, görüş bildirmesi bir ölçüde sorumluluğu olan bir yazarın ifadeleridir.

    Saygılarımla…”

    AVUKAT SEHER ECE AYDIN: MÜVEKKİLİN BERAATİNİ TALEP EDİYORUZ

    Avukat Seher Ece Aydın, yaptığı savunmada, “Mağdur Cumhurbaşkanı kamuya mal olmuş bir insandır. Katlanma yükümlülüğü vardır. Sanık ve sanık müdaafiinin yazılı beyanlarını mahkemeye sunması için süre talep ediyoruz. Müvekkilin davadan beraatini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı 13 Aralık’a saat 10.05’e erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erdoğan, 28 Şubat hükümlüsü 7 askerin cezasını kaldırdı

    Erdoğan, 28 Şubat hükümlüsü 7 askerin cezasını kaldırdı

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 28 Şubat davasında “darbeye teşebbüs” iddiasıyla müebbet hapis cezası verilen 7 askerin cezalarını kaldırdı.

    Kobanê Davası’nda tutuklu olan siyasetçilere ceza yağdığı gün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat davasında “darbeye teşebbüs” suçundan müebbet hapis cezası verilen Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çetin Doğan ve Çevik Bir’in kalan hapis cezalarını kaldırdı. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Af kararına gerekçe olarak hükümlülerin, Adli Tıp Kurumu’nca verilmiş raporlara göre “sürekli hastalık” ve “kocama hali durumunda olmaları” gösterildi.

    TAHLİYE EDİLMİŞLERDİ

    Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat davasında müebbet hapis cezası alan aralarında Çevik Bir ile Çetin Doğan’ın da bulunduğu 14 sanık hakkında 2021 yılında tutuklama kararı vermişti. Yargıtay’da cezası kesinleşen 14 asker tutuklanmıştı. 85 yaşındaki emekli orgeneral Çevik Bir, “ileri derecede demans hastası” gerekçesiyle 2022’de cezaevinden tahliye edilmişti. Davada bir numaralı sanık olan dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ise davada henüz temyiz süreci devam ederken 2020’de hayatını kaybetmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi’de yaralanan Aydoğan’a ‘Cumhurbaşkanına hakaretten’ 8 yıl 2 ay hapis istemi!

    Gezi’de yaralanan Aydoğan’a ‘Cumhurbaşkanına hakaretten’ 8 yıl 2 ay hapis istemi!

    PİRHA- Gezi Direnişi eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğiyle 11 Haziran 2013 tarihinde sol ayağından vurulan ve yüzde 42 engelli kalan Aydın Aydoğan hakkında, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla yeniden dava açıldı.

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Aydoğan hakkında 2022 yılında soruşturma başlatıldı. Soruşturma, Aydoğan’ın ifadesinin ardından 2023 yılında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatıldı. Soruşturmanın kapatılmasından yaklaşık 4 ay sonra soruşturmanın yeniden başlatılması için Adalet Bakanlığı’na fezleke sunuldu.

    Aydoğan hakkında hazırlanan iddianamede ‘Cumhurbaşkanı’nın şeref, onur ve saygınlığını rencide etmek suretiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçunu’ işlediği öne sürüldü.

    Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Aydoğan’ın sosyal medya üzerinden yapmış olduğu üç ayrı paylaşımın zincirleme suç oluşturduğunu iddia edildi ve Aydoğan hakkında 8 yıl 2 aya kadar hapis talebinde bulunuldu.

    ÇEKİLEN FOTOĞRAFLAR DELİL GÖSTERİLDİ

    Aydoğan hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla dava açılmasına gerekçe olarak gösterilen paylaşımlar ise dikkat çekici.

    Paylaşımların ikisinde, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimini eniştesinden öğrenmesi ve Selahattin Demirtaş ile Erdoğan arasında yaşanan “açılış” tartışmasına dair hakaret içermeyen eleştirileri yer aldı.

    Zincirleme suç oluşturduğu iddia edilen son paylaşım ise Aydoğan’ın Gezi Direnişinin 9’uncu yıl dönümünde çekilmiş olan basın açıklaması fotoğrafı ve “Bu sansür hepimize” etiketi oldu.

    MAHKEMEDEN DENETİMLİ SERBESTLİK KARARI

    9 Ocak tarihinde ilk duruşması görülen davanın üçüncü ve son duruşması ise 2 Nisan’da yapıldı. Sağlık nedeniyle önceki iki duruşmaya katılamayan Aydoğan, 2 Nisan tarihinde katıldığı duruşmada savunma yaptı ve üstüne atılı suçları kabul etmedi.

    Mahkeme, Aydoğan hakkında 1 yıl 1 ay 3 gün süreyle denetimli serbestlik kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AYM Başkanı Arslan’dan Erdoğan’a: AYM kararlarına uyulması zorunluluktur!

    AYM Başkanı Arslan’dan Erdoğan’a: AYM kararlarına uyulması zorunluluktur!

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, görevi bırakmadan önce yaptığı veda konuşmasında uygulanmayan AYM kararlarına değindi. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törende konuşan Arslan, “Bir hukuk devletinde katılmasak da bu kararlara uyulması anayasal bir zorunluluktur” dedi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, iki kez ‘hak ihlali’ kararı verilmesine rağmen Yargıtay tarafından yok sayılan ‘Can Atalay’ kararı sonrası, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törende önemli açıklamalarda bulundu.

    Konuşmasında AYM kararlarına uyulmasının Anayasal zorunluluk olduğunun altını çizen Arslan,”Görüş farklılıklarının, yorum farklılıklarının bulunduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasının hiçbir anayasal ve yasal zemini ve temeli yoktur” ifadelerini kullandı.

    “KARARLARA UYULMAMASININ HİÇBİR ANAYASAL ZEMİNİ VE TEMELİ YOKTUR”

    Arslan, konuşmasında şunları söyledi:

    “Temyizden geçerek kesinleşmiş yargı kararlarından sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar ve yorumdan sonra görüş farklılıklarının, yorum farklılıklarının bulunduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasının hiçbir anayasal ve yasal zemini ve temeli yoktur.”

    “BEĞENMESEK DE ZORUNLULUKTUR”

    Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasının zorunlu olduğunu belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı:

    “Elbette Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını ve anayasa hükümlerine ilişkin kararlarını ve yorumlarını beğenmeyebilir, bunlara katılmayabiliriz. Ancak bir hukuk devletinde katılmasak da bu kararlara uyulması anayasal bir zorunluluktur. Nitekim anayasamızın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi’nin kararları kesin olup yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”

    YARGITAY BAŞKANI TÖRENE KATILMADI

    Öte yandan, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Anayasa Mahkemesi’ndeki yemin törenine katılmadı.

    (HABER MERKEZİ)