Etiket: Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı
-

Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı: Tacizleri yapanlar IŞİD zihniyetinin bir parçasıdır
PİRHA-Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu, Yalova’da Alevilerin yaşadığı evlerin işaretlenmesine dair yazılı açıklama yaparak, sorumluların bir an önce açığa çıkartılmasını istedi.Yalova’da Bağlarbaşı Mahallesi Lokman Sokak’ta bulunan Alevilere ait 5 eve çarpı işareti konularak, duvarlara ‘Alevi’ yazıldı.Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu, Alevilerin yaşadığı evlerin işaretlenmesine dair yazılı açıklama yaptı.Yapılan açıklamada, “Yezit zihniyetli yobazlar tarafından yapılan bu saldırıyı kınıyoruz. Bunların faillerinin bulunmasını ve yargıya çıkarılmasını istiyoruz” denilerek, şunlar ifade edildi:“Bu saldırı ve tehditler yeni değil. Maraş’ta, Malatya’da, Sivas’ta, Gazi’ de, Çorum’da, Kayseri’de ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı köy kasaba ve mahallelerde yapılmaya devam ediyor. Tokat’ta harita üzerinde işaretlenen Alevi köyleri de bu tacizin bir parçasıdır. Üstelik bunu yapan bir hastanenin kadrolu doktorudur. Alevilere yapılan bu tehdit ve tacizler tek başına olaylar değildir. Meczup yapmış diye basitleştirilmiş bir hale getirilmek istenmesi de bu yüzden. Biz Aleviler olarak bunun örgütlenmiş bir yapının “seyrek” tehdit ve tacizleri olarak görüyoruz. Daha şimdiye kadar bu eylemleri yapan birileri yargılama yapılmaması ve bulunmaması da ayrı ve vahim bir durumdur.”Alevilerin yüzyıllardır benzer saldırılara göğüs gerdiğinin vurgulandığı açıklama “Ancak yönetim edenlerin bu tacizleri ve eylemleri görmezden gelmesi de ayrı bir ihmal ve sorumsuzluktur. Bunları tacizleri yapanlar IŞİD zihniyetinin bir parçasıdır. Bunlara sessiz kalmak vahşi IŞİD zihniyetine sessiz kalmaktır. Tüm canlarımızı bu tacizlere karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz” denilerek sonlandırıldı.PİRHA/İSTANBUL -

Alevi dedeleri: 2021 yılı barış ve sevgi yılı olsun, pandemi son bulsun-VİDEO
PİRHA- Alevi Dedeleri 2020 yılının değerlendirmesini yapıp 2021 mesajlarını paylaştı. Mesajlarda, salgının bitmesi temennisi öne çıkarken, 2021 yılının barış, birlik ve beraberlik içinde geçmesi ifade edildi.
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı/ Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Ağuçan Ocağı’ndan Garip Eken, Hubyar Sultan Ocağı’ından Erdoğan Sezer, Erenler Cemevinden Gözü Kızıl Ocağı’ndan Ali Ekber Çari ve Baba Mansur Ocağı’ndan Baki Erdoğan 2020 yılının değerlendirmesini yapıp 2021 mesajlarını paylaştı.
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, 2020 yılının sıkıntılar içinde geçtiğini belirterek, “2021 bütçesi hazırlanırken, Aleviler yok sayıldı. Bu durumu kabul etmiyoruz. Alevilere dönük ayrımcılığın yaşanmasını artık istemiyoruz, haklarının teslim edilmesini istiyoruz. 2021 yılına girerken de ‘bir olalım, iri olalım, diri olalım’” dedi.
Ağuçan Ocağı’ndan Garip Eken ise, yeni bir yıla girerken güzellikler ve umutlarla girmek istiyoruz diyerek, “Huzur, barış içinde, akan kanın son bulduğu bir yıl olmasını diliyorum” diye belirtti.
“2021 HAKALRIN KORUNDUĞU BİR YIL OLSUN”
Hubyar Sultan Ocağı’ından Erdoğan Sezer de, 2020 yılının pandemi dolayısıyla ayrışmanın doruk noktasına ulaştığı bir yıl olduğunu ifade ederek, “ 2021 yılının dostluk, barış ve kardeşlik, inadına birlik ve beraberlik içinde, hak ve hakların korunduğu, ekmeği aça, suyu muhtaca, lokmayı okuyacak gençliğe bağışlandığı bir yıl olsun” sözlerine yer verdi.
“2021 SEVGİNİN, BARIŞIN, KARDEŞLİĞİN YILI OLSUN”
Erenler Cemevi’nden Gözü Kızıl Ocağı’ndan Ali Ekber Çari ise, 2020’nin insanlık için hüzün yılı olduğunu vurgulayarak, “Salgından yaşamını yitiren canlara rahmet diliyorum. Korona ile mücadele eden sağlıkçılarımıza şükranlarımı sunuyor, Hak yardımcıları olsun diyorum. 2021 yılı da dünya insanlığı için sevginin, barışın, kardeşliğin yılı olur” diye konuştu.
Baba Mansur Ocağı’ndan Baki Erdoğan da, 2021 yılında pandemi sonlandığı, savaşın, zalimliğin, haksızlığın azaldığı bir yıl olmasını diledi.
(HABER MERKEZİ)
-

Erenler Cemevi Başkanı’ndan Şialaştırmaya tepki: Asimilasyona izin vermeyelim!
PİRHA – Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından olan Şialaştırma hakkında açıklamalarda bulundu. Selçuk, Ehlibeyt kullanılarak Alevi inancı kullanılarak, Alevi ritüelinde olmayan, inancında olmayan şeylerin Aleviliğin içerisindeymiş gibi gösterilerek asimilasyona gidildiğini söyledi.
CanTV de yayınlanan Veli Büyükşahin ve Celal Fırat’ın sunduğu Dem-i Muhabbet programına konuk olan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Alevileri asimile etmeye çalışan Şia kurumları hakkında konuştu.
“ÖTEKİ DİYE BİR KAVRAMI KABUL ETMİYORUZ”
Alevilikte Kabe’nin insan olduğunu belirten Selçuk, insanlığı dinine, diline, milletine, cinsiyetine, ırkına göre ayırmadan, Alevi inancında ve ibadetlerinde diğer insanlarla ilişkilerinde karşımızdaki insan gözüyle baktıklarını söyledi.
Selçuk, “Öteki diye bir kavramı kabul etmiyoruz. Alevilikte öteki diye bir kavram yok. Böyle olunca da Sünnilerde, Şialarda ülkemizdeki diğer inanç grupları hepsi bizim için bir arada yaşayacağımız insan topluluklarıdır. Ama şöyle bir durum var biz ne kendimizi birisinin terazisine koyarız. Ne de başkasını kendi terazimize koyarız. Eğer kendimizi başka bir şeyle tartarsak ortaya bir çelişki ortaya çıkar. O açıdan kendimizi birileriyle tartmak yerine kendimizi kendimizle tartarız. Böyle olması lazım” diye konuştu.
“ALEVİLERİ ŞİALAŞTIRMA YENİ BİR OLAY DEĞİL”
Alevileri asimilasyon politikalarından olan Şialaştırma yeni bir olay olamadığını altını çizen Selçuk, “Geçmişte Aleviler 1990 yılına kadar ibadetleri yasak olduğu için yeraltındaydı. İbadetleri yasak olduğu için gizli olarak ibadetlerini yapıyordu. Geleneğini, göreneğin her şeyini kapalı bir şekilde yapıyordu. Dolayısıyla Şialarında Alevilere ulaşması biraz daha güçtü. 90 yılından sonra ibadethanelerimiz açılmaya başladı. Görünür olduk, dolayısıyla kolay ulaşılırda olduk. Fiziki baskılarla yasaklanan Alevilik onun yanı sıra inanç yönüyle asimilasyon yönüne gidilmeye başlandı” dedi.
Selçuk, devlet okullarındaki zorunlu din derslerinin asimilasyon politikalarında etkili olduğunu söyleyerek Ehlibeyt kullanılarak Alevi inancı kullanılarak, Alevi ritüelinde olmayan, inancında olmayan şeylerin Aleviliğin içerisindeymiş gibi gösterilerek asimilasyona gidildiğini belirtti.
Alevilerin Ehlibeytten bahsedebildiğinde yüreklerini açtıklarını söyleyen Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, “Ama karşı tarafın yüreği bilinmiyorsa başka şeylerde olabilir” diyerek yaşadıkları tehditleri anlattı:
“ESENYURT, ŞİA DERGAHLARIN ÇOK OLDUĞU BİR YER”
“Aleviliği Sünnileştirme yönünde değil de Şialaştırma yönündeki asimilasyon olayı biz bunu Erenler Eğitim Vakfı, Erenler Cemevi olarak bizzat yaşadık. Esenyurt, Şia dergahların çok olduğu bir yer Cemevi demiyorlar, genelde dergah diyorlar. Ben 3 tanesini biliyorum. Bunlar gelip, gidiyorlar. Cemlere de katılıyorlar. Ama müdahale etmiyorlardı. 2014 yılında Esenyurt’ta bulunan bir dergahın taraftarları gelip Cemde sancak açmak istediler. Cem herkese açık yapılıyor. Gelip katılabilirler. Ama oradaki işleyişe müdahale etmesi olamaz. Cemler geleneğe ve inanca göre yürütülür. Sancak açacaklarını söylediler. Hz. Ali ve İmam Hüseyin’in sancağını açacaklarını söylediler. Ben hiç öyle bir şey görmedim. Dedelerimiz orada zaten o sancağı temsil ediyorlar. Biz izin vermedik. Sert çıkışlar ve üstü kapalı tehditler yaparak çıkıp gittiler.
2017 yılında Erzincanlı bir canımızın cenazesi var. Gelip bize cenaze erkanını hocamız, dedemiz yapacak. Bazen köylerde yakın ilişkilerde olabiliyor. Cenaze erkanı ben yapayım diyen oluyor. Gönül borcu olduğundan olabilir. Aileden biri geldi ve onların sıkıntılı olduğunu söyledi. Bunlar Şia böyle yapmak istiyorlar. Biz bunu kabul edemeyiz. Alevi inancına göre kaldırılırsa olabilir. Ama diğer türlü bizim dedemiz hocamız var, hizmeti de onlar yapacak. Alevi kurallarına göre cenaze sırlanacaktır. Hizmet ona göre yapılacaktır. Defnedilecek kişinin bağlı bulunduğu dergahın sorumlusu beni aradı. Bana bir sürü hakaret etti. ‘Siz burayı cami yaptınız Yezidsiniz. Biz bunların bir kısmını elde ettik, buraları da elde edeceğiz. Sonunuz yakındır’ benzerinde ifadeler kullandı.”
Böyle benzer tehditlerin diğer kurumlara ve insanlara yapıldıkları ama belki de bunu dillendirmediklerini söyleyen Yavuz Selçuk, Bir taraftan asimilasyon yapıp canlarımızı Alevilikte olmayan 3 vakit namaz, Ramazan orucu ya da benzeri şeyleri Aleviliğin içine küçük küçük koyup anlatarak hayata geçiren, bir taraftan da bu şekilde Cemevleri yönetenleri tehdit ediyorlar” diyerek tüm Alevilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Şialaştırma politikalarında öncelikli olarak gençlerin hedef alındığını belirten Selçuk, kültürel etkinliklerle yakınlık kurduklarını ifade etti.
“BİZİ KENDİLERİNE BENZETMELERİNE İZİN VERMEYELİM”
Şialaştırma politikasında tüm Alevi kurumlarının yönetimine aynı zamanda tüm Alevilere görev düştüğünü belirten Selçuk, aynı zamanda Alevilerin niye benzeme endişesi yaşadığını ve benzeme endişenin aşılması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:
“Bizi kendilerine benzetmelerine izin vermeyelim. Buna yol açtığımız sürece kolaylaştırdığımız sürece gerçekten ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı düşünüyorum. Elleri güçlendikçe onları kabul etmeyen insanlara karşı baskıları artıyor. Bu sefer şöyle bir ortaya çıkıyor. Bizi inkar eden anlayışla varlığımızı yok eden, Cemlerimizi yok sayan anlayışla bir adım bir kazanım kavgası verirken yeni bir ortam açılıyor. İnsanlar daha ciddi sıkıntılara sürükleniyor. Bütün canlarımız uyanık olmalı bu tarz şeylere fırsat vermemeli.
Alevileri, Şialaştırmaya çalışanlara karşı Cemevi kurum yöneticilerine ciddi görevler düşüyor. Fark ettiklerinde bu tür şeylere fırsat vermeyecekler. Bizler bu inancı taşıyacak insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Dedelerimiz o hizmeti yapacak kişiyi yetiştirmesi gerekiyor. Cemde 12 hizmeti yapacak görevlileri yetiştirmemiz gerekiyor. Yolun sürülmesi için o yolun gerekliliklerini yapmamız, taşımamız gerekiyor. Bunları zaten layıkıyla yerine getirdiğimizde başkaları asimile etme cesareti gösteremez. O cesareti kendilerinde bulamayacaklar. Bu şeyi denemeyecekler. Bu konuda alevi dedelerine, alevi kurumlarına cem evleri yöneticilerine ciddi görevler düşüyor. Bunun içinde ortak akıl yürüterek gerekirse bir araya gelinerek çalışarak bu çalışmaları güçlendirmek gerekiyor.”
PİRHA/İSTANBUL
-

BEDAŞ, Danıştay’ın kararını tanımıyor; Cemevine icra takibi başlattı-VİDEO
PİRHA – İstanbul’da Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, Danıştay kararını tanımayan BEDAŞ tarafından taciz edilmeye devam ediliyor. Danıştay’ın kararına rağmen vakfa gönderilen ihbarnamede elektrik borçlarının ödenmediği gerekçesiyle icra takibi başlatıldı.
Haberin videosu
İstanbul’da Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, Alevilerin ibadethane yeri olan cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve giderlerinin Devlet tarafından karşılanması istemiyle Danıştay’a açtıkları davayı kazanarak, cemevinin elektrik parası giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanmasına karar verilmişti.
Ancak BEDAŞ tarafından Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’na elektrik borcu ödenmediği gerekçesiyle icra takibinin başlatıldığı ihbarname gönderildi. Gönderilen ihbarnamede icra takibinin kesinleşmesiyle birlikte; “Araçlar, taşınmazlıklar, maaş, ev ve iş yerinde bulunan menkul malların hacizleneceği ihtar olunur” denildi.
“DANIŞTAY ‘CEMEVLERİ ALEVİLERİN İBADETHANESİDİR’ ŞEKLİNDE HÜKÜM VERDİ”
Konuyu PİRHA‘ya değerlendiren Ereneler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk, BEDAŞ’ta geriye dönük elektrik borçlarının olduğunu belirterek, gelen icra takibine tepki gösterdi.
Selçuk, yaşanan süreci şöyle değerlendirdi:
“2015 yılında ilk kez BEDAŞ bize icra getirdi, icrayı durdurduk. Durdurduktan sonra Esenyurt Kaymakamlığı’na ve Müftülüğe, ‘cemevleri ibadethanedir, ibadethane olduğu dolayısıyla, bütün ibadethanelere uygulanan elektrik ve su giderlerinin devletçe karşılaması yönünde’ dedik, bize de aynı şeyin uygulanmasını istedik. Kaymakamlık ve Diyanet bunu kabul etmedi. Bizde cemevleri ibadethanedir, diye dava açtık. Dava 2016 yılında sonuçlandı. Davayı biz kazandık. Yerel idare buna itiraz etti. Yani cemevleri ibadethane değildir parayı da ödemelidir şeklinde. Davayı Danıştay’a götürdüler ama 2017 yılında Danıştay’da davayı tekrar kazandık. ‘Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir, bütün ibadethanelere ne uygulanıyorsa Türkiye’de cemevleri için de aynı uygulama yapılmalıdır’ şeklinde hüküm verdi.”
“BEDAŞ HER HAFTA BİZE TACİZ MESAJLARI GÖNDERİYOR”
Bu kararın en yüksek yargı organlarından biri olan Danıştay tarafından kabul edilmesine rağmen BEDAŞ tarafından taciz edildiklerini söyleyen Selçuk, “Haftada iki kere üç kere cep telefonuma mesajlar geliyor. Ayda birkaç kere arayıp ‘elektriğinizi keseceğiz, ödeme yapmazsanız haciz getireceğiz, yöneticiler hapis cezasıyla yargılanacak’ şeklinde sürekli taciz edildik” dedi.
Son olarak dün bir ihbar yazısı daha aldıklarını belirten Yavuz Selçuk, son gelen ihbar yazısında ise ‘cemevinin malı, gayrimenkulu vs. varsa tespit edilecek, satılamaz ve haciz koydurulacak. Araçlarına haciz, bankadaki parasına haciz, yöneticilerinin maaşlarına bloke koydurulacak’ denildiğini ve bunun asla kabul edilemez olduğunun altını çizdi.
2017 yılında cemevi morgunda cenaze varken BEDAŞ tarafından eleştirdiklerinin kesildiğini hatırlatan Selçuk, bunların, Alevileri tahrik etmeye yönelik davranışlar olduğunu söyledi. Selçuk, BEDAŞ’ın bu konuda daha titiz davranması çağrısında bulundu.
Daha önce de Danıştay kararını müftülüğe götürdüklerini ve kayda almadıklarına dikkat çeken Selçuk, tekrar Danıştay kararını müftülüğe verdiklerini söyledi.
“ALEVİLER YILLARDIR VARLIK MÜCADELESİ VERİYOR”
Alevilerin yıllardır bu ülkede varlık mücadelesi verdiklerini kaydeden Yavuz Selçuk, “Yani meşruiyetimizin kabul edilmesini istiyoruz” dedi.
Selçuk, AHİM kararlarını hatırlatarak, “Bu ülkenin yüksek yargı organı Danıştay bizim varlığımızı kabul etmiş, AHİM’in bu yönde kararı var, Yargıtay 3. Dairesi’nin kararı var ama yürütme bu kararın hiçbirini görmüyor ve hayata geçirmiyor. Ülkede yargı, yürütme, yasama birbirine bağlı çalışması gerekirken birbiriyle çalışmadığı gibi birbirinin aldığı kararları da tanımıyorlar” ifadelerini kullandı. Selçuk, yapılan haksızlığın biran önce bitmesi gerektiğini belirtti.
(HABER MERKEZİ)
-

Erenler Cemevinin elektrikleri kesilmek istendi
PİRHA- Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı Erenler Cemevinin elektrikleri mahkeme sonuçlanıncaya kadar kesilmeyeceği kararına rağmen kesilmek istendi.
Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı (Erenler Cemevi) hem Esenyurt Kaymakamlığına, hemde Esenyurt Müftülüğüne Cemevlerinin ibadethane olduğunu ve elektrik ücreti ödeyemeceğine dair dava açmış, mahkeme bu davalar sonuçlanıncaya kadar BEDAŞ’ın hiç bir işlem yapamayacağına hükmetmişti. Buna rağmen Cemevi’nin elektrikleri bugün BEDAŞ tarafından kesilmek istendi.
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı (Erenler Cemevi) konu ile ilgili sosyal medya hesabında yazılı bir açıklama yaptı.
Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi;
Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı (Erenler Cemevi’nin elektrikleri bugün BEDAŞ tarafından kesilmek istenmiştir. 5. kez tekrar eden bu durumu ve BEDAŞ’ın Hukuk tanımaz tacizkar davranışını protesto ediyor ve kınıyoruz.
Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı (Erenler Cemevi) hem Esenyurt Kaymakamlığına, hemde Esenyurt Müftülüğüne Cemevlerinin ibadethane olduğuna dair dava açmıştı. Ayrıca mahkeme bu davalar sonuçlanıncaya kadar BEDAŞ’ın hiç bir işlem yapamayacağına hükmetmişti. Bu kararlara rağmen BEDAŞ (CLK Boğaziçi Elektrik) bizi hem sık sık haftada iki üç kez; hemde mesaj yoluyla tehditkâr bir şekilde taciz etmeye devam etmiştir. Bu durumu kabul etmiyor ve BEDAŞ yönetimini mahkeme kararlarına uymaya davet ediyoruz.
BEDAŞ YÖNETİMİ NE YAPMAK ISTIYOR
BEDAŞ (CLK Boğaziçi Elektrik) bu hukuk tanımaz haliyle ne yapmak istiyor? Cemevimizin Elektriğini mahkeme kararlarına rağmen ısrarla kesmek istemesi bizce hiçde masumane değil. Bu insanlarımızın sabrını zorlamaktır. 2015 yılından beri bu şekilde bizi sınamaları açıkça tahriktir.
BEDAŞ YÖNETİMİNİ MAHKEME KARARLARINI TANINMAYA DAVET EDİYORUZ
Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı olarak Açtığımız davayı kazandık. Danıştay 13. Dairesi bu konuda kararını vermiş Cemevlerinin ibadethane olduğuna hükmederek son noktayı koymuştu. Ve Cemevlerinin diğer ibadethanelere uygulandığı gibi elektrik ve su giderlerinin devletçe karşılanmasını kararlaştırmıştı. Bunu 9 Şubat 2019’da basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştuk. Bundan sonra BEDAŞ’ın Hukuk tanımaz tutumundan vazgeçmesini bekliyoruz.
Eğer bu tacizkar tutum devam ederse savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Bunu kamuoyu ile paylaşmayı bir görev saydık. Saygılarımızla.
Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı
Yönetim KuruluHaber merkezi
-

Esenyurt 2 Temmuz Anma Platformu Sivas şehitlerini andı-VİDEO
PİRHA- Esenyurt 2 Temmuz Anma Platformu, İstanbul Esenyurt’ta Sivas katliamında yaşamını yitirenleri anarak, türkülerini şiirlerini Sivas şehitleri için söyledi.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde diri diri yakılarak katledilen 35 kişi İstanbul Esenyurt’ta anıldı. Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı öncülüğünde Esenyurt’ta bulunan cemevleri, çeşitli yöre dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Esenyurt 2 Temmuz Anma Platformu tarafından düzenlenen etkinlik Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda yapıldı. Anma etkinliğine HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ile CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Etkinlikte “Sivas 93 unutma unutturma”, “Katliam, baskı, asimilasyon politikalarına karşı eşitlik, özgürlük ve adalet için Sivas’ı unutma unutturma” yazılı pankartlar ile katliamda hayatını kaybedenlerin resimleri taşındı. “Sivas’ı unutma unutturma”, “Sivas’ın hesabı sorulacak”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.
Etkinlikte Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı müzik grubu türkülerini ve şiirlerini Sivas şehitleri için söyledi.
“ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMLAR YÜZYILLARDIR SÜRÜYOR”
Platform adına basın metnini Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk okudu. Alevilere yönelik katliam ve kıyımların yüzyıllardır devam ettiğine vurgu yapan Selçuk, “Alevileri bugüne gelene kadar inancı uğruna İmam Hüseyin’i, Hallacı Mansur’u, Baba İshak’ı, Şeyh Bedrettin’i, Nesimi’yi, Pir Sultan’ı şehit verdi. Ama inancını bozmadı yolunu değiştirmedi. Bugün de aynı inançla bu yolda yürümeye devam edeceğiz” dedi.
“TAYYİP ERDOĞAN ‘HAYIRLI OLSUN’ DEMİŞTİ”
Sivas’ta 35 canı diri diri yakarak katledenleri lanetleyen Selçuk, Sivas Katliamı davasına verilen zaman aşımına değinerek “İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Yargılama döneminde zamanın başbakanı Tayyip Erdoğan, zaman aşımı için ‘hayırlı olsun’ demişti” diye konuştu.
Geçtiğimiz aylarda Ankara’nın Çubuk ilçesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı hatırlatan Selçuk, saldırganların iktidar partisi yetkililerince elleri öpülerek takdir edildiklerini belirterek bu durumu kınadı.
TALEPLER
Eşit yurttaşlığın herkesin hakkı olduğunu vurgulayan Selçuk, taleplerini şöyle sıraladı:
Ayrımcılık ve inkarcılık yapılmamasını, insanlarımızın inancından, kimliğinden, dilinden ve düşüncesinden dolayı ötekileştirilmemesini istiyoruz.
Bu acı olayın toplumda bıraktığı izi temsil etmesi açısından Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasını talep ediyoruz.
Ülkemizin laik bir anlayışla yönetilmesini ve din derslerinin zorunlu olmamasını istiyoruz.
Alevi kurum ve kuruluşları üzerindeki baskıların kaldırılmasını istiyoruz.
Devlet kadroları için işe alımlarda ayrımcılık yapılmamasını istiyoruz.
Alevilere yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının durdurulmasını istiyoruz.ESENYURT 2 TEMMUZ ANMA PLATFORMU
Esenyurt 2 Temmuz Anma Platformu’nda yer alan kurumlar şöyle:
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, Sivas İmranlı Topallar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği, Damal Dernekler Federasyonu, Çiçkelidağ Köyü Derneği, Burmadere Köyü Derneği, Ardahan Kültür Evi, Tepeköy Kültür ve Dayanışma Derneği, Obrucak Köyü Derneği, Eskikılıç Köyü Derneği, Koyunpınar Köyü Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri Örnek Cemevi, Yeşilkent Cemevi, Dereköy Köyü Derneği, Damal Merkez Derneği, Otağlı Köyü Derneği, Çat Köyü Birlik ve Dayanışma Derneği, ESAS-Der, Amasya İl Derneği, Esenyurt Dersimliler Derneği, Çaybaşı Derneği.
PİRHA/İSTANBUL
-

Sivas şehitleri 30 Haziran’da Esenyurt’ta anılacak
PİRHA- Sivas Katliamı’nın 26. yılında Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı öncülüğünde Esenyurt’ta anma etkinliği gerçekleştirilecek.
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılarak katledilenler için Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı öncülüğünde İstanbul Esenyurt’ta anma etkinliği gerçekleştirilecek. 30 Haziran Pazar günü saat 19.00’da Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak olan etkinliğe Esenyurt’ta bulunan cemevleri, çeşitli yöre dernekleri, sivil toplum kuruluşları da katılacak.
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, yayınladıkları afişle katliam, baskı ve asimilasyon politikalarına karşı eşitlik, özgürlük ve adalet için duyarlı herkesi anma etkinliğine davet etti. (HABER MERKEZİ)

-

Erenler Cemevi’nin elektrik giderleri Diyanet bütçesinden karşılanacak-VİDEO
PİRHA-Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın elektrik faturalarının devlet tarafından ödenmesi için 2015 yılında açılan dava 10 Aralık 2018 tarihinde sonuçlandı. Danıştay 13. Dairesi’nin verdiği karara göre Erenler Cemevi’nin elektrik giderleri devlet tarafından ödenecek.
İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevinin elektrik faturaları ödenmediğinden dolayı BEDAŞ cemevini icraya vermiş, cemevi yönetimi ise karşı dava açarak icrayı durdurmuştu. Cemevi yönetimi en son cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğu için elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması istemiyle dava açmıştı. Açılan davada İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın talebini yerinde bularak cemevlerinde ibadet yapıldığını belirterek elektrik giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanmasına karar vermişti. Ancak mahkeme kararlarına rağmen BEDAŞ cemevine ihtar göndermeye devam ve elektriklerini kesmek için tehdit etmeye devam etmişti. Esenyurt Müftülüğü ve Kaymakamlığı karara itiraz ederek kararda düzeltme istemiyle temyize başvurmuştu. 10 Aralık 2018 tarihinde sonuçlanan davada Danıştay 13. Dairesi Erenler Cemevi’nin elektrik giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanması gerektiğine kanaat getirdi.
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı bugün cemevinin elektrik faturalarının ödenmesiyle ilgili mahkeme kararına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. Cemevinin yemekhanesinde yapılan basın toplantısında dava süreciyle ilgili bilgiler verildi.
“ERENLER CEMEVİ ALEVİLERİN İBADETHANESİDİR”
Toplantıda basın metnini Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk okudu. 1998 yılında vakıflaşan Erenler Cemevi’nin ibadet hizmetlerinin yanı sıra Alevi inancına ve kültürüne hizmet ettiğini belirten Selçuk, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın Erenler Cemevi olarak Alevilerin ibadethanesi olduğunu kaydetti. 16 Mayıs 2015 tarihinde CLK Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından cemevine başlatılan icranın cemevinin itirazı sonucu durdurulduğunu ifade eden Selçuk, aydınlatma ve elektrik giderlerinin devletçe ödenmesi için Esenyurt Kaymakamlığı’na ve Müftülüğü’ne başvurduklarını ancak başvurularının “Cemevleri ibadethane değildir” denilerek reddedildiğini söyledi. Bunun üzerine vakfın konuyu yargıya taşıdığını ve davanın 10 Aralık 2018’de sonuçlandığını dile getiren Selçuk, dava sürecinde BEDAŞ’ın hukuksuz bir şekilde cemevine icra getirdiğini, elektrik aboneliğini iptal ettiğini, elektrik kesme bildiriminde bulunduğunu ve kaçak elektrik kullanılmış gibi göstererek kaçak kullanım işlemi yaptığını hatırlattı. Selçuk, “Yürürlükte olan 6446 sayılı Enerji Piyasası kanununda ‘Toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlatma giderleri Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır’ ibaresi yer almakta, ibadethaneler de ‘toplumun ibadetine açılmış olma ve ücretsiz girilme’ dışında herhangi bir şart belirtilmemektedir. Cemevleri Alevi inancına mensup insanların inançları çerçevesinde ibadet ettiği yerlerdir” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE AÇISINDAN UTANÇ VERİCİ”
Alevilerin yüzyıllardır sürekli baskı, zulüm ve katliamlara maruz kaldıklarını ancak inançlarından hiçbir zaman vazgeçmediklerini dile getiren Selçuk, Cemevlerinin ibadethane olup olmadığını tartışmak ve bütün ibadethanelere tanınan hakların cemevlerine de tanınması için hukuk mücadelesi yürütmenin Türkiye açısından utanç verici olduğunu belirtti.
CLK Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin yaptığı keyfi uygulamaların anayasaya, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve AİHM kararlarına aykırı olduğunu söyleyen Selçuk, sorunun basit bir elektrik kesme sorunu değil, Alevilerin ısrarla yok sayılmaya çalışılması olduğunu vurguladı.
“ALEVİLERE AYRIMCILIK UYGULANMASIN”
Selçuk, son olarak taleplerini şöyle sıraladı:
Eşit yurttaşlık ilkesinin ülkemizde yaşayan tüm insanlara ve biz Alevilere uygulanmasını, ayrımcılık yapılmamasını,
Bize dayatılan tek dine dayalı zorunlu din derslerinin müfredattan kaldırılmasını,
Devletin tüm yurttaşlara tüm haklarda eşit davranmasını ve ayrımcılık ve inkarcılık yapmamasını,
Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon ve terbiye edilmesi yönündeki politikalardan vazgeçilmesini istiyoruz.Sulçuk’un arkasından avukat Zeynel Çambeli, AİHM kararına göre bir yerin ibadethane olup olmadığına ancak orada ibadet edenlerin karar vereceğini hatırlattı. Bu yüzden Cemevlerinin ibadethane olduğuna ve elektrik giderlerinin devlet tarafından ödenmesine yönelik kararlar olduğunu dile getirdi.
“BİR DEVLETİN ALEVİLERİN İBADETİNİ VE İBADETHANESİNİ TARİF ETME HAKKI YOKTUR”
Arkasından Alevi Bektaşi Federasyonu adına söz alan ABF Örgütlenme Sekreteri Zeynal Odabaş, Aleviler olarak sistem içerisindeki asimilasyona karşı yıllardır mücadele verdiklerini söyledi. Sadece Alevilerin hakları için değil ezilen ve ötekileştirilen tüm halklar için mücadele verdiklerini belirten Odabaş, bir devletin Alevilerin ibadetlerini ve ibadethanelerini tarif etme hakkı olmadığını vurguladı. Önümüzdeki yerel seçimlere yönelik mesaj veren Odabaş, herkesi sandığa giderek demokrasiye sahip çıkmaya davet etti.
Alevi Dernekler Federasyonu adına konuşan İstanbul Cemevi Başkanı Gazi Arslan da verdikleri mücadelede Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yanında olduklarını dile getirdi.
PİRHA/İSTANBUL


-

Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yeni başkanı Yavuz Selçuk
PİRHA-Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın yeni başkanı eski genel sekreter Yavuz Selçuk oldu.
İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, geçtiğimiz günlerde olağanüstü genel kurula gitti. Olağanüstü genel kurulda vakfın eski genel sekreteri olan Yavuz Selçuk ile vakfın eski başkanlarından Cengiz Altınarık yarıştı.
8 oy farkla seçimi kazanan Selçuk, kendilerine verilen görevi Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’na yakışır bir şekilde yerine getireceklerini belirtti. (HABER MERKEZİ)
-

Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, 20. yılını 12 Ocak’da kutlayacak
PİRHA – İstanbul’da bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı kuruluşunun 20. yılında kutlama gecesi düzenliyor.
İstanbul Esenyurt’da bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı ilk olarak 1995 yılında, “Anadolu Erenler Yardım ve Dayanışma Derneği” adıyla, Esenyurt İncirtepe’de temeli atılan tek katlı bir cemevinde faaliyetlerine başladı.
Büyük şehirlere göç etmiş Alevi yurttaşların inançlarını korumak ve yaşatmak ve cenazelerin kaldırılması için tüm baskı ve tehditlere rağmen faaliyetlerine başlayan dernek 1998 yılında vakıf olmuş ve bugünkü “Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı” adını aldı.
Yaklaşık 20 yıldır bölgede hizmet veren Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı bugün itibariyle ibadet hizmetlerinin yanı sıra, eğitim ve kültür alanlarında da kendini var etmek hedefiyle çalışmalarına devam etmektedir.
Vakıf, kuruluşunun 20. yılında organize ettiği 20. yıl kutlama gecesi 12 Ocak Cumartesi günü Avcılar’da bulunan Salon Seramoni 3’de yapılacak.
Gecede, Haluk Tolga İlhan, Filiz Altınay, Ayhan Yardımcı, Fırat Avalar ve Özkan Edemir sahneye çıkacak.
PİRHA /İSTANBUL

-

‘Aleviliğin nefes alabilmesinin önündeki en büyük engel Diyanet’
PİRHA- Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Yazarı Özcan Öğüt, Türkiye’de Alevilerle ilgili kararların belirleyicisinin yargıdan ziyade Diyanet İşleri Başkanlığı olduğunu söyledi.
Uluslararası Politika Akademisi Yazarı Özcan Öğüt, Alevilere ilişkin bir yazı kaleme aldı. Alevilerin, eğitim ve inançlarıyla ilgili alanlarda Türkiye’de ayrımcılığa uğradıkları AİHM kararlarıyla onaylandığını hatırlatan Öğüt, son olarak çıkan Yargıtay kararının da yeni olmadığını dile getirdi. Öğüt, tüm bunlara rağmen hala kararların uygulanmadığına dikkat çekti.
Öğüt, yine Danıştay’ın cemevlerinin elektrik giderlerinin ‘Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden’ karşılanmasına karar vermesine, AİHM’in cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi hükmüne atıfta bulunmasına rağmen Alevilerin inanç mekanları olan cemevlerinin halen çeşitli yıkım ve haciz kararlarıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Öğüt, Aleviler üzerinde halen bir belirleyici unsur olarak dayatılan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işlevselliğini kanunlardan önce bizzat devlet erkinden aldığını ve halen Aleviliğin nefes alabilmesinin önündeki en büyük engel olduğunun altını çizdi.
“KARARLARA RAĞMEN YIKIM VE HACİZ UYGULANIYOR”
Öğüt’ün yazısı şöyle:
“Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı’nın (CEM Vakfı), cemevlerinin elektik-su paralarının diğer (ibadethane statüsündeki yerlerde olduğu gibi) devlet tarafından karşılanması talebiyle 2014 yılında AİHM’e açtıkları davanın olumlu sonuçlanması, Türkiye’deki yargı mercilerinin de 2015’ten beri cemevleriyle ilgili olumlu kararlar vermesine vesile olmuştur. Bu anlamda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin cemevlerinin elektrik-su giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğine dair kararı bu müspet yargı kararlarının en son örneğidir.
Bu nedenle son çıkan Yargıtay kararı da yeni bir şey değildir. Ki 2015’te de Yargıtay 3. Hukuk Dairesi gerekçesi biraz tarihsel saptırmalarla dolu olsa da benzeri bir karar vermişti. Ki böylece Yargıtay’ın ilgili hukuk bürosu, 2015’teki kararını tekrarlamış oldu. Daha önce de bu sorunla ilgili olumlu görüş bildiren Yargıtay 3. Hukuk dairesinde 2015’teki gerekçeli kararına baktığımızda; devlet tarihçisi Fuat Köprülü paradigmasının klasik anlatılarıyla dolu Şamanist bir Orta Asya inancının Anadolu yorumlaması bağlamında, Aleviliği salt belirli bir etnik kültür üzerinden romantize eden bir mantık söz konusuydu.
Bununla ilgili örneklerden birisi de; Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın cemevlerinin elektrik giderinin devlet tarafından karşılanması için açtığı ve kazandığı davaya Esenyurt Kaymakamlığı itirazı üzerine Danıştay 13. Dairesi, AİHM içtihatlarına da vurgu yaparak oy çokluğuyla yerel mahkemenin kararını onamıştır. Yine AİHM bir süre önce Türkiye’yi, ‘Cemevlerine ayrımcılık yaparak inanç özgürlüğünü ihlal etmekten’ mahkûm ettiği davada, Cem Vakfı’na toplam 54 bin 400 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Ayrıca yine Danıştay’ın cemevlerinin elektrik giderlerinin ‘Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden’ karşılanmasına karar vermesine, AİHM’in cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi hükmüne atıfta bulunmasına rağmen Alevilerin inanç mekânları olan cemevleri halen çeşitli yıkım ve haciz kararlarıyla karşı karşıyadır. Bunun en son örneği Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İçerenköy Cemevi’ne, elektrik borcu nedeniyle İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü tarafından verilen icra kararıdır.”
“ALEVİLİĞİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL DİYANET”
“Bu anlamda ulusal veya uluslararası mahkemelerin veya yargı organlarının ne karar verdiğinden çok, gücünü yargıdan ziyade devletin egemen aklından alan iradenin hükmü ve planları Alevi sorununda belirleyici durumdadır. Ayrıca Alevilerle ilgili bir çok kararda başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere tüm bakanlıklar (yargı kararlarını umursamadan) Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan istedikleri görüşler (fetvalar) referans gösterilerek, hak temelli Alevi kurumlarıyla ilgili bazı uyuşmazlıkları buna göre karara bağlamaktadır. Bunun en tipik örneği; Çankaya Cemevi Yaptırma Derneğinin tüzüğünde cemevini bir ibadet mekânı olarak tanımlamasından dolayı başlayan kapatılma sürecinde, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı cemevlerinin durumuyla ilgili derneklerle ilgili hiçbir yasal bağı olmayan Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan fetva isteyerek karar vermiştir. Aleviler üzerinde halen bir belirleyici unsur olarak dayatılan günümüz uleması Diyanet İşleri Başkanlığı, işlevselliğini kanunlardan önce bizzat devlet erkinden aldığını ve halen Aleviliğin nefes alabilmesinin önündeki en büyük engel olduğu çok açık ve net ortadadır.
“İSLAMİ ABLUKA”
Öte yandan yargı kararları; Türkiye’de egemen aklın uygulamalarını etkileyecek kabiliyette olsa bile, bunun sonuçlarının Alevilikteki ‘Rızalık’ kavramına ne kadar uyumlu olup olmadığına ve Alevilerin kimliksel hak talepleriyle ilgili getirilerini ve götürülerini hesaplamadan, olduğu gibi hemen benimsememek ve uzun uzaya tartışmak lazım. Öncelikle cemevlerinin hiçbir giderinin başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, iktidar/devlet güdümlü herhangi bir kurum tarafından karşılanması, bir çözüm yerine belki daha çetrefilli problemlerin de başlangıcı olabilir. Sünniliğin ve/veya Egemen Emevi İslamın devlet eliyle kurumsallaşıp bir potada egemen harcına dönüşmesi ve halen bir asimilatör vazifesini sürdürebilmesini sağlayan Diyanet İşleri Başkanlığı içerisinde cemevleri giderlerine pay ayrılmasının sonuçları; Cemevlerine dede postunda hocalar/mollalar vs. atanabilmesinin, parası ödenen tüm cemevlerinin Dersim’deki ‘Tunceli Cemevi’ örneğindeki gibi bir zincirleme dönüşme riskinin önünü sonuna kadar açabilir. Bu durum da zaten İslami abluka altında her geçen gün daha fazla Emevilere benzeştirip kan kaybedip eriyen, ritüeli/ayini mutasyona uğratılmaya çalışılan Aleviliğin hayrına bir gelişme değildir.”
(HABER MERKEZİ)
-

Erenler Cemevi Başkanı Yılmaz: Alevilere haklarının verilmesi zorunludur
PİRHA-Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Emin Yılmaz, AKP iktidarının Alevilere seçim öncesi verdiği vaatlerin yerine getirilip getirilmemesini takip ettiklerini söyledi. Yılmaz, dedelerin maaş almasını doğru bulmadığını ve Alevilerin haklarının alınması için Alevi kurumlarının da mücadele vermesi gerektiğini söyledi.
İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Emin Yılmaz, AKP iktidarının Alevilere seçim öncesi verdiği vaatleri ve dedelere maaş verileceği iddialarını PİRHA’ya değerlendirdi.
Yılmaz, her seçimde Alevilere yapılanların ortada olduğunu ve her seçimde vaatler verilip bu vaatlerin yerine getirilmediğine işaret etti.
Talepte bulunulmasının ayrı, yerine getirilmesinin apayrı olduğuna değinen Yılmaz, bu zamana kadar Alevilere yapılanların da ortada olduğunu belirterek, “Verilen sözlerin yerine getirilmesine inanıyoruz desem doğru olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Süreç içerisinde verilen vaatleri yerine getirip getirmeyeceklerinin hem takipçisi hem de talepçisi olacaklarını söyleyen Yılmaz, bu ülkede Alevilere de haklarının verilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.
“CEMEVLERİNE BÜTÇE AYRILMALI”
Dedelere maaş verilmesini pek sıcak bulmayan Yılmaz, Diyanet’in veya devletin eliyle değilde, kurumların özel talebiyle cemevlerinin ibadethane olarak görülmesini ve cemevlerine de bütçe ayrılmasını bu bütçenin dedelere ve diğer birimlere harcanmasını daha doğru bulduğunu söyledi.
“ALEVİ KURUMLARI MÜCADELE ETMELİ”
Yılmaz, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gerekse ülke genelinde Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlarla cemevlerine tanınacak hakların diğer inançlarla eşit olması halinde, ülke barışının ve toplum barışını arttıracağını belirtti. Sadece hakların verilmesini beklemekle olmayacağını belirten Yılmaz, Alevilerin ve birçok Alevi sivil toplum kuruluşlarının da bu hakların verilmesi yönünde taleplerde bulunması ve mücadele etmesi gerektiğini söyledi.
PİRHA/İSTANBUL

-

‘Pir Sultan Abdal’ yeniden Erenler Cemevi’nde
PİRHA-Tiyatro Bathonea’nın hazırladığı ‘Pir Sultan Abdal’ oyunu İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi’nde sahnelenecek.
Çoğu üniversite öğrencilerinden oluşan Tiyatro Bathonea, tiyatro gösterimlerine devam ediyor. Hazırladıkları ‘Pir Sultan Abdal’ oyunu ile oldukça beğeni toplayan Bathonea, oyunu Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi’nde tekrar sahneleyecek.
7 Ocak Pazar günü saat 16.00’da oynanacak olan oyun, adından da anlaşılacağı üzere Alevi yol önderlerinden Pir Sultan Abdal’ın hayatını konu alıyor.
Oyun Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nda ilk kez sahnelendiğinde oyunun yönetmeni, oyuncuları ve çocuk izleyicileri oyun hakkındaki görüşlerini PİRHA ile paylaşmışlardı.
İşte o haberin linki:
Tiyatro Bathonea’nın hazırladığı ‘Pir Sultan Abdal’ oyunu Esenyurt’ta izleyiciyle buluştu

-

BEDAŞ Erenler Cemevi’ni taciz etmeye devam ediyor-VİDEO
PİRHA – İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi’nin elektrik sözleşmesinin abonman hanesinde cemevi yazıyor ancak ibadethane olarak değil ticarethane olarak geçiyor kayıtlarda. PİRHA’ya konuşan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi Genel Sekreteri Yavuz Selçuk, BEDAŞ’ın hala mahkeme kararlarını tanımadığını söyledi. Kesme olayının ardından BEDAŞ’ın 2 kez yazılı ihtarda bulunduğunu söyleyen Selçuk, haftada iki kere icradan arayarak tacizde bulunduklarını kaydetti.
Haberin Videosu
İstanbul/Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi 2015 yılından beri BEDAŞ ile davalı. Cemevinin elektrik faturaları ödenmediğinden dolayı BEDAŞ cemevini icraya vermiş, cemevi yönetimi ise karşı dava açarak icrayı durdurmuştu. Cemevi yönetimi en son cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğu için elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması istemiyle dava açmıştı. Açılan davada İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın talebini yerinde bularak cemevlerinde ibadet yapıldığını belirterek elektrik giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanmasına karar vermişti. Ancak mahkeme kararlarına rağmen BEDAŞ cemevine ihtar göndermeye devam ediyor. Konuya ilişkin bilgi veren Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi Genel Sekreteri Yavuz Selçuk, BEDAŞ’ın mahkeme kararlarını tanımadığını kaydetti.
“TACİZDEN VAZGEÇMİŞ DEĞİLLER”
Mahkemenin verdiği tedbir kararına göre mahkeme sonuçlanıncaya kadar BEDAŞ’ın cemevinin elektrikleriyle ilgili hiçbir işlem yapamayacağını belirten Selçuk, BEDAŞ’ın bu kararı tanımayarak sık sık mesaj yoluyla taciz ettiklerini ve kesmeye geldiklerini ifade etti. Selçuk, BEDAŞ’ın en son cemevinin elektriklerini kesmeye geldiği günü şöyle anlattı: O gün ben burada değildim ama gelmişler kesmeye. Arkadaşımız mahkeme kararını getirmek için gitmiş, o gelene kadar elektriği kesmişler. Yani kararı görmeden elektriği kesmişler. Arkadaşımız da hem başkanımızı aramış, hem diğer insanlara haber vermiş. görüşmeler falan yapıldı, buraya gelen insanlar tarafından sert bir tepki gösterildi. Yarım saat kadar sonra elektriği geri bağladılar. Bağladılar ama hala tacizden vazgeçmiş değiller.
“HAFTADA 2 KERE İCRADAN ARIYORLAR”
Kesme olayının ardından BEDAŞ’ın 2 kez yazılı ihtarda bulunduğunu söyleyen Selçuk, haftada iki kere icradan aradıklarını, ‘Durumunuz ne oldu, borcu ne yapacaksınız?’ şeklinde tacizde bulunduklarını kaydetti.
“BÜTÜN CEMEVLERİNİN BU DAVAYA SAHİP ÇIKMALARI LAZIM”
Bu dava sonuçlanınca sadece Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi’ne değil Türkiye’deki bütün cemevlerine emsal teşkil edeceğini ifade den Selçuk, “Karar verilirken sadece bizim cemevimiz yönünden karar verilmiş değil, bütün cemevleri yönünden karar verilmiş. Bütün cemevlerinin bu davaya sahip çıkması lazım” dedi.
“İŞYERİ OLARAK YAZILMIŞ”
Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi’nin elektrik sözleşmesinin abonman hanesinde cemevi yazdığını belirten Selçuk, aynı zamanda iş yeri olarak yazıldığını da ekledi.
“BEDAŞ’IN BİR DAVRANIŞI DİĞERİNİ TUTMUYOR”
BEDAŞ’ın bir davranışının diğerini tutmadığını da ifade eden Selçuk, kendilerine gelen mesajlarda BEDAŞ’ın aydınlatma ile diğer elektrik giderlerini ayırma gibi bir çalışmaları olduğunu, elektrik faturalarının aydınlatma kısmının bundan sonra alınmayacağı anlamı çıktığını da kaydetti.
(HABER MERKEZİ)

-

Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı: Cemevlerinin giderleri bütçeden karşılanmalı – VİDEO
PİRHA- İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı”nda geçtiğimiz günlerde 14. Danıştay kararıyla elektrik ve su giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden karşılanması kararı üzerine birçok Alevi kurum temsilcisinin katılımı ile basın açıklaması gerçekleşti. Açıklamada cemevlerinin ve diğer inanç yerlerinin de giderlerinin bütçeden karşılanması gerektiği vurgulanarak zorunlu din derslerinin kaldırılması talep edildi.
HABERİN VİDEOSU
Danıştay 13. Dairesi’nin cemevlerinin ibadethane olarak resmen tanıması ve elektrik, su ve doğal gaz giderlerinin devlet tarafından karşılanmasına dair tarihi kararıyla ilgili Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu basın açıklaması gerçekleştirdi.
Toplantıya, Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, DAD Avcılar Şubesi Yöneticisi Özgür Bulan, HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman, HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, Cem Vakfı Başkanı Erdoğan Döner, Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynel Şahan, Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz çok sayıda cemevi ve Alevi kurum yöneticisi katılarak destek verdi.
Erenler Eğitim Ve Kültür Vakfı Başkanı Emin Yılmaz basın açıklamasını okudu. Cemevine CLK Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından başlatılan icra takibi nedeniyle vakfın konuyu yargıya taşıması sonucu gelinen durum ve yargı kararlarına ilişki gerçekleştirilen açıklamada Erenler Vakfı’nın 1998 yılında kurulduğuna ve ibadet hizmetlerinin yanı sıra kültürel ve eğitim alanlarında da faaliyet yürüttüğü belirtildi.
“HUKUKA AYKIRI BİÇİMDE CEMEVİNE İCRA GETİRİLDİ”
BEDAŞ’ın Mart 2015 yılında borç ödenmediği gerekçesi ile hiçbir ihtar yapmaksızın ve hukuka aykırı olarak cemevine icra getirdiğini, ardından aboneliği iptal ettiğini belirten Ereneler Vakfı Başkanı Emin Yılmaz, “Bu iptale dayanarak fiilen enerji kesmeksizin elektrik kesme bildiriminde bulunulması akabinde kanuna karşı hile yolu kullanılarak kaçak elektrik kullanılmış gibi gösterip, kaçak kullanım işlemi yapmıştır. Faturalandırmalarını cezalı olarak yapmıştır. 16.04 2015 tarihinde Cemevimiz hakkın da icra takibi başlatmıştır. Kaçak kullanımdan dolayı suç duyurusunda bulunulacağı iletilmiştir” dedi.
Yürürlükte olan 6446 sayılı Enerji Piyasası Kanununda “Toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlatma giderleri Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır” ibaresi yer almakta ibadethaneler de “toplumun ibadetine açılmış olma ve ücretsiz girilme” dışın da herhangi bir şart belirtilmemektedir” diye konuşan Yılmaz, cemevleri, Alevi inancına mensup kişilerin dini inançları çerçevesinde ve kutsal amaçla ibadet ettiği yerlerdir” dedi.
“CENAZELERİMİZİ HAZIRLAYACAĞIMIZ YER BULAMADIK”
Alevilerin tarih boyu sayısız baskıya zulme ve kıyıma maruz kaldıklarının altını çizen Emin Yılmaz, yaşadıkları zorlukları şöyle sıraladı:
“Gün oldu cenazelerimizi hazırlayacak mekan bulamadık. En temel hakkımız olan ibadetlerimizi bir suç gibi gizlice yapmak zorunda kaldık. Ötekileştirildik, asıldık, yakıldık. Ancak bunca baskı ve zulme karşın hiçbir zaman kıymadık ve kıyanlardan olmadık. Acılarımızı da ibadetlerimiz gibi sessiz yaşadık ve öfkemizin sağduyumuzu yenmesine izin vermedik.”
İçinde bulundukları sistemin Alevileri görmezden geldiğini, buna karşı baskı ve zulme karşı susmayıp yollarından taviz vermediklerini belirten Yılmaz, “Canı pahasına “Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan” diyen Pirsultanlar, “İncinsen de incitme” diyen Hacı Bektaş-ı Veli’ler yetiştirdik” dedi.
“CEMEVLERİ ALEVİLERİN İBADETHANELERİDİR”
“Günümüz Türkiyesin’de hala cemevlerinin ibadethane olup olmadığını tartışmak, bütün ibadethanelere tanınan hakların cemevlerine de tanınması için bir hukuk mücadelesi vermek zorun da kalmak ülkemiz açısından çok acı” diyen Yılmaz, “Cami’ye, Mescid’e, Kilise’ye, Havra’ya, Sinegog’a tanınan hakkın; Cemevlerine tanınmaması mümkün değildir. Cemleri Alevilerin ibadethaneleridir” dedi.
“BEDAŞ İLE YAŞADIĞIMIZ BU SORUN BASİT ELEKTİRİK SORUNU DEĞİLDİ”
CLK Boğaziçi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’nin yapmış olduğu keyfi uygulamanın, Anayasaya, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve AİHM’nin kararına yürürlükte olan 6446 sayılı enerji piyasası kanununa açıkça aykırı olduğunu belirten Emin Yılmaz, “Vakfımızın CLK-BEDAŞ ile yaşadığı bu sorun basit bir elektrik sorunu olmadığını içinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda kendi topraklarında ısrarla yok sayılmaya çalışılması ve bu sorunun yalnızca Vakfın değil tüm cemevlerini ve Alevi kurumlarını, insanlığı ilgilendirdiğini ifade etti.
“CEMEVLERİNİN VE TÜM İNANÇ YERLERİNİN GİDERLERİ BÜTÇEDEN KARŞILANMALI”
2015 tarihinde elektrik giderlerinin karşılanması için Esenyurt Kaymakamlığına başvuru yapıldığı ve yapılan başvurunun kabul edilmesinden sonra İstanbul 6.idare Mahkemesine 18.05.2015 tarih ve 2015/331 sayılı dosya ile dava açtıklarını söyleyen Yılmaz, dava sonucunu ise şöyle anlattı:
“Yerel mahkemeye açtığımız dava 29.04.2016 tarih ve 2016/982 sayılı kararla cemevimizin elektrik giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nca ödenmesi yönünde karar vermiştir. İdare itiraz için Danıştay’a başvurmuştur. Danıştay 13. Hukuk Dairesi Yerel Mahkemenin kararını yerin de görerek onanmıştır. Danıştay’ın vermiş olduğu kararı memnuniyetle karşıladık” dedi.
“ZORUNLU DİN DERSİ KALDIRILMALI”
Alevi toplumunun ibadet yeri olan cemevlerinin resmiyet kazanmasını, cemevlerinin ve tüm inanç yerlerinin giderlerinin bütçeden karşılanması kararı doğrultusunda diğer taleplerini ise şöyle sıraladı:
“Zorunlu din derslerinin müfredattan kaldırılması, bütün inanç önderlerini yetiştirmesi için yasal düzenleme yapılmasını, eşit yurttaşlık ilkesi çerçevesin de toplumun her kesiminin barış, huzur, kardeşlik ve adalet ilkesi doğrultusun da kucaklanacağı, hakkın hukukun egemen olduğu bir Türkiye isteriz.”
“HAKLARIMIZ İHLAL EDİLİYOR”
Basın açıklamasında konuşan Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut da, Danıştay’ın verdiği kararın sevindirici olduğunu belirtti. Akbulut, Ancak zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi birçok sorunun da hükümetin masasında beklediğini, bu sorunları hükümetin görmesi gerektiğini vurguladı.
Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynel Şahan ise 21.y yy’da yaşadığımız ülkede aydınlık beklerken, hakların ihlal edilmesinin üzücü olduğunu belirtti.
Devletin asimilasyon politikalarının devam ettiğini vurgulayan Şahan, bütün cemevlerinin elektirik, su sorunlarının devam ettiğini belirtti.
Danıştay’ın vermiş olduğu kararın sevindirici olduğunu söyleyen Zeynel Şahin, “Danıştay’ın verdiği kararlara sevinirken yeni açıklanan eğitim müfredatıyla yine Alevilere baskı devam etmektedir. Laik bir eğitim sistemi için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
“MAHKEMELER VİCDANLARI RAHATLATACAK KARARLAR ALMIYOR”
Türkiye’de adalet ekseninde bir sorun olduğunu söyleyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat da, “Bizi farklı bir eksene çekmeye çalışıyorlar. Açıklanan yeni eğitim müfredatıyla asimilasyonu hızlandırıyorlar” dedi.
“Eşit yurttaşlık taleplerimiz devam edecek” diyen Fırat, “Mahkeme kararlarına uymak gerekiyor ancak bugünkü mahkemeler vicdanları rahatlatacak kararlar alamıyorlar. Tüm demokratik güçler bu yapılan zulme karşı tutum almak zorundadır” ifadesini kullandı.
Celal Fırat, “Türkiye’deki Kızılbaş Alevilere hükümet bizim gibi yaşayacaksınız ve davranacaksınız mantığıyla yaklaşıyor. Ancak bizler tarihten bugüne kadar hiç bir iktidara boyun eğmedik bundan sonrada boyun eğmeyeceğiz. Mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
(S.A-İS)-İSTANBUL

-

Danıştay’ın Cemevi kararı: Erenler Cemevi’nin elektrik giderleri bütçeden karşılanacak
Danıştay 13. Dairesi Alevi toplumunun ibadethane merkezleri olan ve AHİM kararlarıyla tescillenen Cemevlerine ilişkin önemli bir karara imza attı.
Danıştay 13. Dairesi Alevi toplumunun ibadethane merkezleri olan ve AHİM kararlarıyla tescillenen Cemevlerine ilişkin önemli bir karara imza attı.
Yurt Gazetesi’nde yer alan habere göre Danıştay, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın elektrik giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanmasına yönelik yerel mahkemenin verdiği kararı onadı.
Dava sürecinde Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın “Aleviliğin ibadethane yeri olan cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden karşılanması” istemiyle dava açıldı.
Açılan davada İstanbul 6. İdare Mahkemesi Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın talebini yerinde bularak Cemevlerinde ibadet yapıldığını belirterek elektrik giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanmasına karar verdi.
İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin bu kararına Esenyurt Kaymakamlığı’ndan itiraz geldi. Kaymakamlık, “Aleviliğin İslam dini açısından bir zenginlik ve tasavvuf meselesi olduğu, farklı bir din olarak nitelendirilemeyeceği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cami ve mescit dışında bir yeri ibadethane olarak kabul etme yetkisinin bulunmadığı, elektrik giderlerinin karşılanamayacağını ileri sürerek, kararın bozulması istemiyle konuyu Danıştay’a taşıdı.
Dosyayı görüşen Danıştay 13. Dairesi, kaymakamlığın talebini reddederek, oy çokluğuyla yerel mahkemenin kararını onadı.
Danıştay, kararında AİHM içtihatlarına vurgu yaptı. İnsan hakları ve inanç özgürlüğü uyarısında bulunan Danıştay, kararında şu ifadelere yer verdi:
“1982 Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile yüksek mahkeme kararları ve ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenmesinden: herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, herkesin düşünme, vicdan ve din hürriyetine sahip olduğu, bu hakkın, din veya kanaat değiştirme hürriyetini ve alenen veya hususi tarzda ibadet ve ayin veya öğretimini yapmak suretiyle Devlet organları ve idare makamlarının, bütün işlemlerinde, kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmesi gerektiğini, ayrımcılığın yasaklandığı, toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlatma giderlerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı sonucuna varıldığı, tesis edilen dava konusu 18.05.2015 tarih ve 2015/331 sayılı işlemde, hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş”
Kararda ayrıca, söz konusu Cemevi için ücretsiz ibadet verdiği ve kamuya açık yer olduğu ifadelerine verildi.
Danıştay kararında ibadethane yerleri ve giderleri konusunda Bakanlar Kurulu kararında bir bağlayıcılığı olmadığına dikkat çekerek yasaların önceliğine hükmetti.
AİHM KARARI HALEN UYGULANMIYOR
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Cemevlerinin Türkiye’de resmen ibadethane olarak tanınması kararı halen uygulanmıyor. Bağlayıcılığı olan karara ilişkin Alevi kurumları ve dönemin Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu ile görüşmeler gerçekleştirildi.
Hükümet tarafından Alevi kurumlarına verilen sözler ve AİHM kararına rağmen hiçbir adım atılmadı. Aradan geçen bunca zamana rağmen Türkiye’de cemevlerinin resmi ibadethane sayılması konusunda hukuki olarak hiçbir eylemde bulunulmadı. AİHM kararında Türkiye’de Alevilerin din özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine ve kendilerine dini planda ayrımcılık yapıldığına dikkat çekilmişti.
Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut, konuyla ilgili olarak “Karar Alevi toplumu için sevindirici bir o kadar da üzücüdür. Gördüğümüz kadar kararın temel dayanağı AİHM de kazanılan davalar dayanak olarak verilmiştir. Hukuktaki alt üst hiyerarşik sistem de göz önünde bulundurulmuştur. AİHM kararlarının Bakanlar Kurulu kararı üzerinde olduğuna da vurgu yapılmıştır. Bu karar bir kez daha şunu göstermiştir; Cemevleri Alevi toplumunun inanç merkezi, ibadetleri de cemdir. Ne yazık ki bugüne kadar inançları konusunda ötekileştirilmişlerdir. Vergileri alınırken eşit yurttaş, askere alınırken eşit yurttaş, ama inançları konusunda elektrik, su, ısınma, soğutma, Cemevlerine verilen hizmetler karşılığı bir çaba sarfedilmiştir. Din ve vicdan özgürlüğü göz önünde bulundurulmamıştır.” dedi.
‘EMSAL KARAR’
Danıştay kararını hukuksal açıdan yorumlayan Avukat Mustafa Karakaş, davacı olan yerel kamu idaresinin karara saygı duyması gerektiğine vurgu yaptı. Söz konusu kararın emsal olduğuna dikkat çeken Karakaş; “Bu karar AİHM ve Anayasa amir hükümlerine getirilen özgürlükçü bir yaklaşım. Önemli olan bundan sonra yerel kamu idaresinin tavrı ve yaklaşımıdır. Kararın bağlayıcılığı ve hukuki zorunluluğu var. Bunun acilen yerine getirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.







