Etiket: erhan toprak

  • Sanatçı Erhan Toprak’ın, ‘Turna’ albümü çıktı-VİDEO

    Sanatçı Erhan Toprak’ın, ‘Turna’ albümü çıktı-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de müzik yaşamını sürdüren sanatçı Erhan Toprak, ‘Turna’ albümü dijital platformlarda yayınlandı. 

    Sanatçı Erhan Toprak‘ın ‘Turna’ albümü çıktı. Albümü ile ilgili PİRHA‘ya açıklamada bulundu. Toprak,’ Üretimin azaldığı bugünlerde albümümde sözleri bana ait olan 3 eser, müzikleri bana ait sözleri Önder Eren’e, Erkan Yıldırım’a ait  3 eser ve sözleri Pir Sultan Abdal ve geleneksel olan 4 eser, toplamda 10 eser bulunmaktadır” dedi.

    Çalışmaları kendi stüdyosunda ve İstanbul’daki müzisyen arkadaşlarıyla yaptığı albümün dijital platformlarda yayınlandığını aktaran Toprak, “Katkılarından dolayı tüm müzisyen arkadaşlarıma ve değerli abim Serkan Akçakoç’a teşekkür ederim”  diye konuştu.

    Toprak, dijital platformların sanatçıların eserlerine ulaşmak için en kolay ve en hızlı araç olduğunu belirterek, “Dünyanın her yerinde aynı anda yayına girip dinleyebiliyor. Bu sayede daha fazla insana ulaşılıp, daha fazla kitlelere hitap edebiliyorsunuz. Dinleyecilerimizin albümü dinlemelerini ve eleştiri ve beğenilerini aktarmalarını istiyorum” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Sanatçı Toprak: Meslek birlikleri müzisyenler için rol üstlenmelidir-VİDEO

    Sanatçı Toprak: Meslek birlikleri müzisyenler için rol üstlenmelidir-VİDEO

    PİRHA- “Müzisyenler, bu koşullarda barlarda, kafelerde, otellerde konser salonlarında ve bu tür etkinlikleri yapan mekanlar kapandığı için gelir elde edememektedirler” diyerek müzisyenlerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken sanatçı Erhan Toprak, meslek birliklerinin rol üstlenmesi çağrısında bulundu.

    Koronavirüs salgını nedeniyle bir çok alanda sıkıntılar yaşanırken, müzisyenler de iş yapamaz duruma geldi. Yaşanan bu duruma karşı hem sosyal medya üzerinden hem de sokağa çıkan müzisyenler, iktidarın taleplerine kulak vermesini istiyor.

    Mersin’de müzik yaşamını sürdüren sanatçı Erhan Toprak, yaşanan sürece dair PİRHA’ya konuştu.

    Koronavirüs salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de müzisyenleri hem maddi hem de manevi yönden etkilemeye devam ettiğini ve pek çok müzisyen yasaklarla birlikte Mart ayından beri sahneye çıkamadığı belirten Toprak, “Bu da müzisyenleri çok olumsuz etkilemektedir. Çok zorluk çekiliyor. Kirasını, elektriğini, duyunu ödeyemem, çocuklar varsa bunların ihtiyaçlarını karşılayamayanlar var. Devletin destek olması gerekiyor” dedi.

    “MÜZİSYENLER BİR ÇIKMAZDA”

    Toprak, pandemi sürecinde en fazla etkilenen sektörlerin başında müzik sektörü geldiğini belirterek, “Çünkü müzisyenlerin çoğu gece mekanlarında çalarak, söyleyerek konserlere giderek geçimini sağlamaktadır” dedi.

    Müzik meslek birliklerine üyelikleri olanlara üç aylık cüzi bir desteğin söz konusu olduğunu ancak bundan faydalanamayan çok sayıda müzisyenin olduğunu vurgulayan Toprak, “3 aylık biner liralık destek yeterli değil. Genel olarak bir yıllık sürece baktığımızda müzisyenlerin geçimlerini sağlaması çok zor. Meslek birlikleri bu noktada rol üstlenmeli, birşeyler yapmalı ve desteği tüm müzisyenlere koşulsuz verilmelidir. Bu sorunlar intiharları da beraberinde getiriyor. Zor duruma düşen ve son çare olarak ölümü seçen müzisyenler var. Bunları göz ardı edemeyiz. Çünkü bir çıkmaza girdiler. Enstrümanı satarak karnını doyurmaya çalışanlar oldu. Bitince de psikolojik olarak çöküntü yaşıyorlar. Bu konuda da destek olmalıyız. Bu sorunları yenebilmenin yolu devletin destek olmasıdır. En azından müziğe yıllardır iş olarak bakılmadı. Artık bunun da bir iş kolu olduğunu tescillemek ve serbest çalışma sistemi içine dahil edilerek, bir kayıt oluşturup, koşulsuz, şartsız, insanlara da destek verilmeli” diye ifade etti.

    Diren KESER-Erol Kamalak/MERSİN

  • Sanatçı Toprak: Bu zor süreçlerde insani duygularımızı yitirmeyelim-VİDEO

    Sanatçı Toprak: Bu zor süreçlerde insani duygularımızı yitirmeyelim-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Erhan Toprak koronavirüs salgınından müzik dünyasının da etkilendiğini, dinleyicilerin yasal sitelere ve platformlara başvurarak sanatçılara, müzisyenlere destek vermesi gerektiğini belirterek, “Doğaya saygı göstermeyi unutmayalım. Çünkü doğa ne kadar temiz olursa, insanlık da o kadar temiz olur” dedi.

    Haberin videosu

    Sanatçı Erhan Toprak, pandemi sürecinde yaşamına ve müzik dünyasına ilişkin PİRHA’nın sorularını yantladı.

    “BU SÜREÇTE YENİ ESERLER ARIYORUZ VE ÜRETMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Eve kapandığımız pandemi günlerinde ne yapıyorsun, pandeminin sizdeki karşılığı nedir?

    Ben daha çok enstrümanımla uğraşıyorum ve onunla ilgili çalışmalar yapıyorum. Çalışmakta olduğum derleme bir albüm projem vardı, pandemi sürecini fırsata çevirip, bitirmeye çalışıyorum. Bu süreçte yeni eserler arıyoruz ve üretmeye çalışıyoruz. Ustaları dinleyerek oradan beslenmeye devam ediyoruz. Bizde şu an pandeminin ve eve kapanmanın  karşılığı bu.

    “EV KONSERLERİ DE OLUMLU”

    Müzisyenler ve sanatçılar dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de evde konserler düzenliyor. Bu yeni deneyimi nasıl görüyorsunuz?

    Evet müzisyenler ve sanatçılar dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi bizim de ülkemizde evde konserler düzenliyorlar. Dijitalleşen bir süreç yaşanıyor. İnternet üzerinden müzik dinlemenin, film izlemenin yoğun olduğu bir dönemdeyiz. Sanatçılar da, müzisyenler de buna ayak uyduruyor. Gayet normal bir şey. Yaklaşık on yıldır dijitalleşen müzik çağındayız. Yani fiziki satışlar, kaset artık kalmadı, cd satışları da en aza düştü. Dijital mecralardaki satışların daha fazla yükseldiği, fiziki satışları geçtiği bir dönemdeyiz. O yüzden ev konserleri de olumlu. Hatta bunu daha ileri versiyonu olarak ücretli dijital konserler düzenlenebiliyor daha profesyonel ortamlarda.

    Dinleyici olarak buna alışmalı mıyız?

    Dinleyici olarak bunu alışmalıyız. Çünkü fiziki satışın olmadığı, dijital olarak müzik dinlediğimiz bir yerde hepimiz platformları kullanıyoruz ve bu platformlar üzerinden insanların albümlerini dinleyip, video kliplerini izliyoruz. Bunu da öyle görebiliriz.

    “YOUTUBE KANALLARINA ABONE OLUP, ORADAKİ ESERLERİ PAYLAŞMALIYIZ”

    “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diye bir söylem var. Sizce bu süreç müziği nasıl etkileyecek? 

    Tabii ki eskiye dönecektir. Mutlaka halk konserleri, salon konserleri, açık hava buluşmaları olacaktır.  Bu müzik dünyasının olmazsa olmazlardan biridir ama online konserlere, online eğitimlere de alışıyoruz ve artık bu hayatımızın bir parçası olacak.

    “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” evet. Neden? Çünkü yani zaten hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. On yıl öncesiyle on yıl sonrası arasında fark var. Mesela on yıl önce kasetleri vardı ondan sonra cd devri başladı şimdi baktığımız zamanda cd devri bitti. Her şey zaten değişiyor, değişmeyen artık hiçbir şey yok, insanlar da değişiyor. Bu dijital sisteme ayak uyduruyorlar. Artık birçok işi bırakıp oradan yapıyoruz. Bu müzikte de böyle. Bu konuda yüksek lisans tezim var; telif haklarının ekonomiye etkisi diye. Müziği de etkiliyor, etkilemiyor diye bir şey yok. Sadece dinleyicilerin yasal sitelere ve platformlara başvurarak sanatçılara, müzisyenlere destek vermesi gerekmektedir. Birçok arkadaşımızın YouTube kanalı var. En azından oralara abone olup, oradaki eserleri paylaşmalıyız. İnternetten indirmek yerine, yasal platformlardan çok cüzzi paralar ödeyerek dinleyebilir, sanatçılara destek olabiliriz.

    “DOĞA NE KADAR TEMİZ OLURSA, İNSANLIK DA O KADAR TEMİZ OLUR”

    Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Herkes sağlıkla kalsın, kendine dikkat etsin. Zor bir süreçten geçiyoruz. İlk defa eve kapanma dönemini yaşadığımız süreçle karşı karşıyayız. Tüm dünyaya yayılan bir salgının ortasındayız. Dikkat etmeliyiz ve kendimize iyi bakmalıyız, çevremizi düşünmeliyiz, doğamızı korumalıyız ve ona göre hareket etmeliyiz.

    Özellikle insani duygularımızı yitirmemeliyiz. Herkes birbirine yardımcı olmalı. Yardımlaşarak, paylaşarak daha iyi yerlere gelebiliriz. Doğaya saygı göstermeyi unutmayalım. Çünkü doğa ne kadar temiz olursa, insanlık da o kadar temiz olur. Daha güzel günlerde daha sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle…

    Diren KESER/MERSİN

  • Maraş’ta katledilenler Mersin’de ağıtlarla anıldı: Katliamla yüzleşilsin-VİDEO

    Maraş’ta katledilenler Mersin’de ağıtlarla anıldı: Katliamla yüzleşilsin-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler Mersin Cemevinde konuşmalar ve ağıtlarla  anıldı. Anmada konuşan ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, katliamla yüzleşilmemesine tepki gösterdi.

    Haberin videosu

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 41 yıl geçti. Katliamda yaşamını yitirenler için ülkenin ve dünyanın bir çok yerinde anmalar yapılıyor. Mersin Cemevinde de Maraşlılar ve Pazarcıklar derneğinin katılımıyla anma gerçekleştirildi.

    Anmaya Erdoğan Sevim dedenin gulbang okumasıyla başlandı. Okunan gulbangın ardından söz alan ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Alevilere yaşatılan katliamların tarih boyunca devam ettiğine  işaret etti.

    “90 yıllık cumhuriyet boyunca ne önceki hükümetler ne de Ak Parti hükümeti bu katliamlarla yüzleşmedi. Hükümetler çıkar ve menfaatleri söz konusu olduğunda dini ögeleri kullanarak bir sonraki Alevi katliamını, gerek konuşmalarında gerek mesajlarında gerekse yazılı ve görsel medya üzerinden hazırlığını yapmaktadırlar. Aynı zamanda Maraş Terolar örneğinde olduğu gibi yerlerde insansızlaştırma politikası uygulamaktadır. Bu ülkede birlikte ve beraberce yaşamamız, huzur içinde, kardeşçe olmamız bizim dileğimizdir. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmek, değerlerine saygı duymak yegane temennimizdir.”

    Hasan Kılavuz’un konuşmasının ardından önceki dönem CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak da kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında Maraş Katliamı’nda yaşamlarını yitirenlerin mezarlarının dahi bilinmediğine dikkat çeken Çamak, “Ne zaman ki farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görürsek toplumsal barışı o zaman sağlarız” dedi.

    Anma sinevizyon ve sanatçı Erhan Toprak ile Kazım Baran dedenin söylediği ağıtlarla son buldu.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Yılmaz Çelik, Erhan Toprak ve Taylan Özgür Ölmez’den ortak konser

    Yılmaz Çelik, Erhan Toprak ve Taylan Özgür Ölmez’den ortak konser

    PİRHA- Sanatçı Yılmaz Çelik, Erhan Toprak ve Taylan Özgür Ölmez ‘Noksan Tutulmuş Defterden Notlar’ şiarı ile Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde konser verecek.

    Sanatçı Yılmaz Çelik, Erhan Toprak ve Taylan Özgür ‘Noksan Tutulmuş Defterden Notlar’ şiarı ile 29 Kasım Cuma günü saat 20:30’da  Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde konser verip sevenleri ile buluşacak.

    YILMAZ ÇELİK HAKKINDA

    1969 Dersim Ovacık doğumlu olan Yılmaz Çelik, İlkokulu Ovacık’ta okudu. Ortaokul birinci sınıftan sonra 1980 yılında gittiği İsviçre’de eğitimini bitirdi ve hala orada yaşamakta. Müziğe yedi yaşında başlayan Çelik, 1988 yılında İsviçre’de üç arkadaşı ile birlikte bir müzik grubu kurarak düğünlerde ve konserlerde müzik yapmaya başladı.

    1988 yılında Türkiye’ye gelip ilk çalışması olan ‘Çeke Çeke, Hal Yamano’yu ASM Müzik üretimde hazırlayıp sundu. Üç ay sonra kaset, içindeki Zazaca türküler nedeniyle toplatıldı.

    Çelik’in diğer çalışmaları şöyle:

    1991 yılında ‘Gelin Canlar Bir Olalım, Daye Daye’ adlı albümü ASM’de hazırladı. 1994 yılında ‘Veyve Veyve’, 1997 yılında ‘Mezela Seyide mi’, 1998 de ‘Güle yel değdi’, 1999 yılında ‘Clara, Yaprak Ağlar Dal Ağlar’ ve 2001 yılında Tolga Sağ ve Erdal Erzincan’la birlikte ‘Türküler Sevdamız 2’ 2006 da ‘Türküler Sevdamız 3’, 2008 de ‘Biya düri’ 2010 da ‘Çhik’ adlı solo albümünü çıkardı.

    ERHAN TOPRAK HAKKINDA

    1988 Mersin doğumlu olan sanatçı Erhan Toprak ise aslen Dersim Ovacıklıdır. Doğduğu günden itibaren ailesinden duyduğu ezgilerin kulağına fısıldanmasıyla müzik yolculuğuna başlayan Erhan Toprak, babasının duvarda asılı sazını elini almasıyla müzik piyasasına merhaba demiş ve bu serüvenini devam ettirmiştir.

    Kendisine bu yolda daha da katkılar sağlayacağını düşünerek Arif Sağ (A.S.M) ve Erdal Erzincan müzik okullarında dersler alan Toprak, birçok koro ve albüme bağlamasıyla sesiyle eşlik etti. 2012 yılında ‘Lâl-ü Gevher’ Türküler albümünün yönetmenliği yaptı ve 2015 yılında ilk solo albümü ‘Herdem’i çıkardı. 2018 yılında ‘Ayhani Türküleri’ ve ‘Tanıktır Türklerimiz’ isimli projelerde yer aldı. 2018 yılında kurmuş olduğu Toprak Kültür Sanat’ta eğitim vermekte, bilgi ve birikimlerini öğrencileriyle paylaşmaya devam etmektedir. Erhan Toprak şimdilerde türkülerle çeşitli projelerde bulunup derlemeler, enstrümantal düzenlemeler yapmakta ve ilgili projeler üzerinde çalışmaktadır.

    TAYLAN ÖZGÜR ÖLMEZ

    1979 yılında dünyaya gelen Sanatçı Taylan Özgür Ölmez İlköğretim eğitimini Dersim Ovacık’ta tamamlamış ardından İstanbul’a yerleşerek ortaokul ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Lise döneminde ASM müzik okulunda bağlama eğitimi almıştır.

    1995 senesinde arkadaşları ile birlikte Grup Özgür Deniz isimli bir grup kuran Ölmez, İstanbul Beyoğlu’nda türkü barlarda sahne almaya başlamıştır. 3 sene Pera Güzel Sanatlar Akademisi’nde sinema atölye ve oyunculuk eğitimi almıştır.

    2007 yılında ilk solo albümü ‘Nihayet’i müzik piyasasına süren Ölmez, 2014 yılında ise ikinci solo albümü ‘Dem’ ile müzik kariyerini sürdürmüştür. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kültürümüze sahip çıkan gençlere Alevi kurumları sahip çıkmıyor’

    ‘Kültürümüze sahip çıkan gençlere Alevi kurumları sahip çıkmıyor’

    PİRHA- Toprak Kültür Sanat kurucusu ve eğitmen Erhan Toprak PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Alevi gençlerin bağlamaya ilgisinin arttığını belirten Toprak, Alevi kurumlarının ve sanatçıların gençlere sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Alevi kurumlarının konser ve etkinlik afişleri bulunmaktadır. Bu etkinliklerin kaçında gençler yer almaktadır. Sayısı bir elin parmağını geçmez” eleştirisinde bulundu.  
    Toprak Kültür Sanat’ın kurucusu ve aynı zamanda eğitmen Erhan Toprak, Alevi gençlerin bağlamaya olan ilgisini PİRHA’ya anlattı.
    Son yıllarda Alevi gençlerin bağlamaya ilgisinin arttığını dile getiren Toprak, “Alevi kurumları iyi niyetli kurumlar ama sadece iyi niyetliler. Her Alevi kurumu ya da sanatçılar, ‘Gençler kültürümüze sahip çıkmıyor’ diyorlar. Ama kültüre sahip çıkan gençlere de sanatçıları da Alevi kurumları sahip çıkmıyor” diye konuştu. 
    İşte Erhan Toprak’ın sorularımıza verdiği yanıtlar:
    Gençlerimizin diğer enstrümanlara değil de bağlamaya olan ilgisinin artmasının öncelikli nedenleri nelerdir?
    Aslında bunun cevabı çok kısa ve öz. Kendi kültürümüz ve inancımızda bağlamanın yeri çok ayrıdır. Cemlerde ibadet ederken telli kuran diye adlandırdığımız bağlamayı çalarak nefesler, deyişler ve gülbengler okuyoruz. Hatta daha eskiden cenaze erkanlarımızı, dede sazı dediğimiz 3 telli bağlama ile mersiyeler ve gülbengler okuyarak gerçekleştiriyormuşuz. Bu konuyla ilgili araştırmalar sürmektedir. Çok yakın zamanda bizler de bu araştırma sonuçlarını okuyarak bilgi sahibi olacağız. Doğup büyüdükleri aileler, türküler dinlediği için çocuk yaşta bu kültüre adapte oluyor ve bir aidiyet hissi uyanıyor. Kendi kültürüne bağlılığı ve hissiyatı yüksek olan gençler ya bu müziği dinliyor ya da bu müziğin icrası yolunda eğitimler almaya başlıyor. Üstatlarımızın ileri seviye icraları ve dünya çapında bağlamayı tanıtmaları da gençlerimizin bağlamaya olan ilgisini arttırmaktadır.

    Bağlamaya ilgisi artan gençlerin kısa zamanda albüm çıkarma isteği vardır. bu konudaki düşünceniz nedir?
    Albüm iki türkü okuyarak yapılacak bir şey değildir. Son yıllarda albüm satışları dijitalleşen dünya ile birlikte düşmektedir. Bunun iki ana nedeni var: Kolay ulaşmak, emeğe saygı duymamak, müzisyenliği iş olarak görmemek ve son dönemlerde sırf albümüm var demek için albüm çıkartmaktır. Baktığınızda toplumda karşılığı bulan albümlerin sayısı hızla azalmaktadır. Önce kendimizi eğitmeliyiz, daha sonra araştırmalıyız. Bu araştırmalar sonucunda biriken verileri işleyerek, gün yüzüne çıkartmalıyız. Bence albüm bu aşamalardan sonra yapılmalıdır. Artık sosyal medya her şeyin önünde. Albüm çıkartmak yerine çalışmalarını burada yayınlayıp, insanlarda bir karşılığı olup olmadığına bakmalılar. Bu arada popüler olacağım diye, türkülerin özünü bozmamaya özen göstermeliler.
    Alevi kurumları bağlama çalmak isteyen canlara ne gibi katkıda bulunabilir?
    Bu konuda gerekli çalışmaları yapan kurumlarımız var, cemevlerinde bağlama kursları açılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise bağlama çalmak ve eğitmek konusunda ehil insanları oraya çağırmanın yollarını aramak, bu kültürün daha düzgün yayılmasına yardımcı olacaktır.

    Gençlerin popüler olma uğruna türküyü özünden farklı okumasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Bir önceki soruda da değindim, en tehlikeli durum da işte bu. Türküler hiç birimizin tapulu malı değil. Bu sebeple özünü bozmakta hiç kimsenin hakkı değil. Farklı yorumlarsınız ona sözümüz yok. Zaten hiç kimse çalışarak Aşık Veysel, Mahzuni Şerif, Pir Sultan Abdal, Davut Sulari, Reyhani (ve ismini sayamadığım birçok ozanımız) olamaz. Hiç birimiz çalışarak onlar gibi de okuyamayız. Yaşadığımız devir, yaşantılarımız, sevinçlerimiz ve hüzünlerimiz bile farklı o yüzden çalışılarak olacak bir şey değil ama bu size o türkünün özünü bozma hakkını vermez. Daha dikkatli olmalıyız ve bu konuda hata yapan insanları da uyarmalıyız. Mesela bir yarışma programında Ali Ekber Çiçek’in derlediği “Haydar Haydar” eserini okurken bir arkadaşımız sözde “Güruhu Naciye” yerine “Gürayi Cevriye” dedi. İşte bu ehil olmadan yapılan işin sonuçlarıdır. Bir işe saygınız onu ne kadar doğru yaptığınız ile alakalıdır. Hele ki yaptığınız iş kültürel bir iş ise çok daha dikkatli olmalıyız.
    Her sesi güzel olan kişilere albüm yapılmalı mıdır? Albüm çok gerekli midir?

    Bence bu dönemin en önemli sorusu. İnternet ve sosyal medya sizi bir noktaya getirebiliyor. Son dönemde, sosyal medya üzerinden kendini tanıtan iyi işler yapan birçok arkadaşımız oldu. Bence buralarda şanslarını denemeleri daha doğru ve daha masrafsız olacaktır. Albüm kendisiyle birlikte birçok masrafı da beraberinde getiriyor. Albüm ne zaman yapılmalı? Eğer ben kültürel bir iş yaptım, gerçek anlamda doğru bir iş yaptım ve bu fiziksel veri olarak yani CD olarak müzik marketlerde yerini alsın diyorsanız albüm yapmak daha doğru bir karar olacaktır. Onun dışın da bakın her işte olduğu gibi müzikte de kendinizi eğitmeden, emek harcamadan albüm yapmak çokta mantıklı bir sonuç doğurmayacaktır. Yoksa herkes dilediği kadar, dilediği gibi albüm yapmakta özgürdür. Albümün karşılığının olup olmadığına dinleyici yani halk karar verecektir.

     

    Alevi kurumlarının genç sanatçılara bakış açısı nedir, destek veriliyor mu?  
    Alevi kurumları iyi niyetli kurumlar ama sadece iyi niyetliler. Bakınız her Alevi kurumu ya da sanatçılar, gençler kültürümüze sahip çıkmıyor, diyorlar. Ama kültüre sahip çıkan gençlere de sanatçılar veya Alevi kurumları ne kadar sahip çıkıyor. Bakınız sosyal medyada, Alevi kurumlarının konser ve etkinlik afişleri bulunmaktadır. Bu etkinliklerin kaçında gençler yer almaktadır. Sayısı bir elin parmağını geçmez. Bu özellikle kültürel ve inançsal mücadele eden Alevi kurumları için çok üzücü bir şeydir. Sanatçılar ne gibi destek olabilir diyorsanız aslında bu da çok zor değil. Sosyal medya hesaplarından, beğendikleri genç müzisyenlerin çalışmalarını birer kez paylaşsalar gittikleri yerlerde bu konulara değinseler bence bu problem daha kolay çözülecektir. Umarım bu konuda duyarlılıkları artar ve genç müzisyenlere/sanatçılara destek olurlar.
    PİRHA/MERSİN

     

  • Sesini toprağından ödünç almış bir sanatçı: Erhan Toprak-VİDEO

    Sesini toprağından ödünç almış bir sanatçı: Erhan Toprak-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Erhan Toprak; sesini toprağında ödünç almış bir sanatçı. Dinlerken Munzur’un sesini, ziyaretlerin fısıltısını,  kuşun ötüşünü duyacaksınız. Her Dersimli gibi gözlerini bağlamayla açmış, kavramış ve yaşamını onunla bütünleştirmiş.

    HABERİN VİDEOSU

    1988 yılında Mersin’de doğan Sanatçı Erhan Toprak, doğduğu günden itibaren ailesinden duyduğu ezgilerin kulağına fısıldanmasıyla müzik yolculuğuna başlamış. Kendi ifadesiyle ‘ 5-6 yaşından itibaren’ babasının duvarda asılı sazını elini almış ve hiç bırakmamış.

    Arif Sağ ve Erdal Erzincan Müzik okullarında dersler alarak ‘profesyonel’ yaşama adım atmış. 2012 yılında sanatçı arkadaşlarıyla beraber çıkardığı Lâl-ü Gevher Türküler ve 2015 yılında ilk solo albümü Herdem ile çalışmalarına Mersin’de Dört Mevsim Sanat Merkezi’nde devam ediyor.

    PİRHA olarak sanat merkezine konuk olup Sanatçı Erhan Toprak ile Dersim’i ve projelerini konuştuk.

    Dersim ilham veren bir coğrafya. Aynı zamanda Alevi inancının ana damarının olduğu yer ve inancın da olmazsa olmazı bağlama. Dersimle, sözle, bağlamayla buluşmanı bize biraz anlatır mısın?

    Kendini ait hissettiğin bir coğrafya Dersim. Köklerinle buluşmak, onu hissetmek başka bir duygu. Geçmişten kalan izlerin üzerinde yürümek, inanılmaz bir mutluluk. Sözlü kültürün hakim olduğu bir alan. Bu kültürün taşıyıcıları da sağlam olunca, nesilden nesile kaybolmadan geliyor. Harabi’den Pir Sultan Abdal’a, Mahsuni’ye bir çok değer kaybolmuyor, aramızda dolaşıyorlar. Her dile geldiklerinde yeniden var oluyorlar.

    10 yaşından bu yana bağlama çalıyorum. 2012 yılında 10 arkadaşımla beraber, Lâl-ü Gevher Türküler adıyla ilk karma albümümüzü yaptık. Kıymetli türküler anlamında. Aşığın dediği gibi; dostum kıymetimi biç benim, yüz bin altın sarf etsem yine denk gelmez saçının bir tek teline. Türkülerin bizdeki değeri de öyle, paha biçilemez.

    2015 yılında ise kendi solo albümüm olan “HERDEM” çıktı.

    Nasıl tepkiler aldın?

    Tepkiler güzel. Bir an önce yap diye çok söyledi. Ama ben daha zamanı gelmedi diyerek erteliyordum. Çalışmalar tamamlanınca albüm çıkarmaya karar verdim. 2 yıl boyunca üzerinde çalıştık ve “Herdem” dinleyiciyle buluşturduk. Tabi günümüz teknoloji dünyasında satışlar pek olmuyor, ancak bir çok derneğin etkinliklerinde çıkarak albümü buluşturuyorum.

    Şunu da belirtmek isterim ki sanatçıya değer verilmeli ve sanatçıyla daha doğru bir ilişki kurulması gerekiyor. Özellikle köy köy dolaşan, derleme yapan sanatçı arkadaşlar var. Kültürel erozyona uğratmadan uğraşanların bir şekilde desteklenmesi gerekiyor.

    Tam da buradan bakacak olursak popüler kültüre hizmet eden zihniyete karşı Dört Mevsim Sanat Merkezi gibi sanat merkezleri neyi ifade ediyor? Ne anlama geliyor?

    Birçok sanat merkezi var. Ancak içine bakmak gerekiyor; gerçekten sanat yapıyorlar mı? diye. Böyle bakınca da yok denecek kadar az sanat merkezi var. İyi örnekler üzerinde, onlara bakarak yürümeye başladık. Bunların başında Arif Sağ Sanat Merkezi geliyor.

    Alevi inancının sen de bıraktığı etki nedir?

    İnanç çok derin yaşanıyor. Nereye baksanız kutsal bir yer görürsünüz. Sabah güneşe, akşam aya niyaz olunur. Yaşamda var olan her bir şeye değer verilir. Taşa, toprağa, havaya, hayvana. İnançsal bir değeri ve dengesi vardır her şeyin. Suyun önünü kestiğinde, suyun canı vardır denilir ve kurdun, kuşun susuz kalıp öleceğini düşünür bizim insanımız. İnancımızın özünde komünalite vardır. Her bir canlının hakkı korunarak yaşam devam ettirilmeye çalışılır.

    Yeni bir albüm çalışması var mı?

    Yaşamımız da bir çok değer var ve bu değerler yeteri kadar ilgilenilmediği için kendisiyle gidiyor. Ben de bunu gören bir yerden çalışmalarıma devam ediyorum. Ovacık’ta yaşayan aynı zamanda akrabam olan Gülizar ananın hikâyelerini, deyişlerini, türkülerini kaydettim. Yaklaşık bir yıldır da bu kayıtlar üzerine çalışıyorum. Yakın zamanda tamamlamak için çaba içersindeyim.

    Kolay gelsin. Xızır yardımcın olsun.

    Diren Keser/MERSİN