Etiket: erkan yıldırım

  • 2 çocuğu öldürmüştü; 11 yaşındaki çocuğa traktör kullandıran trafik polisi babaya tepki-VİDEO

    2 çocuğu öldürmüştü; 11 yaşındaki çocuğa traktör kullandıran trafik polisi babaya tepki-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Akçadağ ilçesinde 11 yaşındaki oğluna traktör kullanması iznini vererek iki çocuğun ölmesine, iki çocuğun da ağır yaralanmasına neden olan trafik polisine tepkiler sürüyor. Cinayet gibi kazada yaşamını yitiren çocukların ailesi, asıl sorumlunun henüz 11 yaşındaki çocuğuna traktörü sürmesi için izin veren trafik polisi baba olduğunu belirterek, adalet istediler.  

    Akçadağ ilçesine bağlı Ören Mahallesi’nde Çatyol mevkiinde geçen hafta seyir halinde olan 11 yaşındaki K.A. yönetimindeki traktör kontrolden çıkarak yol kenarında oynayan çocukların arasına daldı. Araç bir evin duvarına çarparak durabilirken, kazada 4 çocuk yaralandı. Yaralılar, bölgeye sevk edilen ambulanslarla Akçadağ Şehit Gökhan Aslan Devlet Hastanesi ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Hastanelerde yapılan tüm müdahalelere rağmen Ada Yıldırım (7) ve Zelal Yıldırım (11) kurtarılamayarak hayatlarını kaybettiler.

    Kazanın ardından kaza yapan 11 yaşındaki K.A.’nın trafik polisi babası B.A’nın gözaltına alınıp serbest bırakıldı.

    Yaşamını yitiren iki çocuğun ailesi, baba B.A’nın serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Yıldırım ailesi, oğluna traktörü tek başına kullanmasına izin verdiği için trafik polisinin cezalandırılmasını istedi.

    B.A’nın evi jandarmalar tarafından korunurken, kazayla ilgisinin olmadığını, çocuğunun kendisinden gizli anahtarı götürdüğünü iddia etti.

    Köylüler ise kaza yapan çocuğun daha önce de aynı şekilde traktörü sürdüğünü, babası ve annesinin söylenenleri dikkate almadığını, trafik polisi babanın “Ben hep burada olmayacağım öğrensin ki ben de rahat edeyim” gibi söylemler kullandığını belirttiler.

    Çocuklarını kaybeden baba Erkan Yıldırım, konuyla ilgili trafik polisinin gözaltına alındığını ancak herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi. Baba Yıldırım, “Defalarca uyarılmasına rağmen ‘yok ben oğluma güveniyorum, yok iyi sürüyor’ diyerek tekrar traktörü vermiş. O yoğunluğun içinde bu hareketleri yapması, bunu yapanın bir emniyet personeli olması canımızı daha da çok yakıyor. İstediğimiz şey adaletin yerini bulup bu kişinin ceza alması” diye konuştu.

    “TRAFİK POLİSİ BABA ONLARCA KEZ UYARILDI”

    Erkan Yıldırım şöyle devam etti:

    “Onlarca kez uyarıldı. Orada çalışan mevsimlik işçiler bile kendisini uyarmış. ‘Ya birimizin çadırına girecek ya birimizin çocuğunu ezecek’ diye uyarmışlar ama babası hiçbir uyarıya kulak vermemiş, aksine ‘ben oğluma güveniyorum, sıkıntı olmaz’ deyip tekrar aynı şeyi yapmış. Karakolda çay kahve içiyor. Yemek falan veriliyor. Bu gözaltı değil.”

    Erkan Yıldırım hukuki sürecin başladığını dile getirerek, “Adalete güvenmek istiyorum. Başka canlar yanmasın, başka çocuklar zarar görmesin. Bu acının tarifi yok. Biz bir şey istemiyoruz. Adalet yerini bulsun istiyoruz. Bir çocuğun eline silah vermekle bir iş makinasını vermek arasında bir fark yok” ifadelerini kullandı.

    “BU BİR KAZA DEĞİL, KATLİAM”

    Yaşamını yitiren çocukların amcası Ercan Yıldırım ise 11 yaşındaki K.A.’nın kaza öncesi de traktör sürdüğünü, kimi zaman hızlı da kullandığını, babasının söylenenleri umursamadığını ifade etti.

    Medyada çıkan haberlerin gerçekleri yansıtmadığını da söyleyen Ercan Yıldırım, “İlk çıkan haberler yanlış ifadeler barındırıyor. Olayın meydana geldiği saat dahi yanlış. Kaza saat 20.00 sıralarında gerçekleşiyor. Kopyala-yapıştır tarzında bir habercilik yapılıyor. Haberde, ’21.00’de oyun oynayan çocuklar’ gibi ifadeler kullanılıyor. Çocuklar dayısının, teyzesinin olduğu eve doğru yolun kenarında el ele tutuşarak yürüyorlar. Haberlerde ya da haber başlıklarında traktör kazası vs. deniyor. Bu bence göz göre göre gelmiş olan bir facia, bir katliam. Anlık bir kaza değil, öncesi olan, uyarılara rağmen tahmin edilenden daha ağır bir sonuçla karşılaştık.

    “EMNİYET KEMERİ TAKMADIĞIMIZDA CEZA VEREN İNSANLARDAN BAHSEDİYORUZ”

    Öğretmen Ercan Yıldırım, mesleğimiz gereği çocuklara örnek olunması gerektiğini dile getirerek şunları kaydetti:

    “Yani ben öğretmen olduğum için örnek olmak zorundayım. Bir çocuğa karşı sorumluluğum var. Bana göre bu insanlar bir ebeveyn değil. Burada gördük ki anne ve baba bir aile değil. Bu anne ve babanın mesleklerinden dolayı daha dikkatli olmaları gerekirken maalesef tam tersi oldu. Emniyet kemeri takmadığımızda ceza veren insanlardan bahsediyoruz. Benim burada verdiğim örnek temsili bir örnektir. Ben kendi çocuğuma oyuncak silah bile almıyorum. Sorumsuz ebeveynlerin yol açtığı bu olay bizim acımızı kat be kat artırıyor.
    Bu olay sıradan bir olaymış gibi görünmesin. Bu olay sınırları aşıyor. Kamuoyuna mal olan bu kazanın emsal bir karar olması lazım. Umarım yargılama aşamasında kişilerin nüfusları, meslekleri bu olayın aşamasında engel oluşturmaz. Bundan sonraki hayatımı bu davaya adayacağım. Bu olayın takipçisi olacağız.

    “ÇOCUKLAR KUSURLU GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Aldığımız duyumlara göre çocukların da bu olayda kusurlu olduklarına dair rapor hazırlandığı, buna yönelik  bir girişimlerinin olduğu iddiası var. Eğer böyle bir durum varsa bu yüzsüzlüğün kendisidir. Çocuklar bu şartlarda yürünebilecek en doğru yerde evlerine doğru gidiyorlar. Çocukları kusurlu göstermeye çalışan herhangi bir raporda bunun takipçisi olacağız ve böyle bir durumda raporları hazırlayan kişiler hakkında da işlem yapılacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.Tel örgüler tapusuna ait olan yerde yapılmış olsaydı eğer çocukların kaçabileceği bir alan olacaktı. Kimse konuyu saptırmasın. Bu konu da hukuki süreçte belirteceğimiz sorunlardan bir tanesi.”

    “ADALET İSTİYORUZ”

    Çocukların teyzesi ise,”İçimiz yandığı halde polisin yanlış ifade vermesi bizi daha paramparça etti. Kesinlikle çocuk babasından izin almadan traktörü sürmedi. Ne annesi ne babası çocuklarını uyarmadılar. İkisi de bu kusurun suçlusudur. Çok büyük bir ihmal var. Ağabeyimin ve mahallelinin uyarmalarına rağmen 11 yaşındaki bir çocuğun 18 yaşındaki bir gençmiş gibi tavır göstermesi büyük bir suç. 3-5 gün sonra bu davanın kapatılmasını istemiyoruz. Adalet istiyoruz” dedi.

    Kamber YILDIZ/MALATYA

     

  • Erkan Yıldırım: ATK’ya sevk edilene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz-VİDEO

    Erkan Yıldırım: ATK’ya sevk edilene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Sibel Balaç 229, Gökhan Yıldırım 223 gündür ölüm oruçlarını sürdürüyor. Adli Tıp Kurumu’na sevki için başvuru yapılan Gökhan Yıldırım bugün Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Gökhan Yıldırım’ın ATK’ya sevki için salı günü başvuru yaptıklarını söyleyen Erkan Yıldırım, “Durumun takipçisiyiz ATK’ya gidene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz” dedi.

    Ankara’da, Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen Sibel Balaç ve 6 yılı aşkın süredir tutuklu olan Gökhan Yıldırım ölüm orucunu sürdürüyor. Sibel Balaç açlık grevinin 229’inci gününde, Gökhan Yıldırım ise 223. Yıldırım ve Balaç’ın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor artık kalem tutamıyor, ağız içi yaraları var ve yürüyemiyorlar.

    Sibel Balaç’ta kalp çarpıntıları, ayaklarda şişme, halsizlik, şekeri katı yiyememe, kas ve eklem ağrıları var.

    Gökhan Yıldırım’da ise el ve ayaklarında damar çatlaklarından kaynaklı kızarıklar, ellerinin parmak aralarında yaralar, burun bölgesinde kızarıklıklar, ensesinde kızarıklıklar, hücresinden çıktığı zaman gitmek istediği yere tekerlekli sandalye ile gidebiliyor, katı şeker kullanamıyor sadece su, şeker, tuz ve limonla beslenebiliyor, el parmaklarının arasındaki yaralardan kaynaklı şu an yazı yazamıyor, kemik ağrılarından kaynaklı geceleri uyuyamıyor.

    Adli Tıp Kurumu’na sevki için başvuru yapılan Gökhan Yıldırım bugün Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Gökhan Yıldırım’ın ağabeyi Erkan Yıldırım, cezaevi önünde yaptığı konuşmayla yaşananları anlattı.

    “HER ZAMAN GÖKHAN VE SİBEL’İN YANINDA OLACAĞIZ”

    Gökhan Yıldırım’ın ATK’ya sevki için salı günü başvuru yaptıklarını söyleyen Erkan Yıldırım, “Bugün cezaevini aradığımda kardeşimin sabah Tekirdağ Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığını öğrendim. Doktor raporu alabilmek için ATK’ya sevkinin bu şekilde yapılacağını söylediler. Cezaevi müdürü sağlığından herhangi bir aksilik yaşanmadığını söyledi. Durumun takipçisiyiz ATK’ya gidene kadar Gökhan Yıldırım’ın durumunu takip edeceğiz. Zorla yapılacak hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Her zaman Gökhan ve Sibel’in yanında olacağız ve biz biliyoruz ki bu çocuklar haklılıklarını ispatlamak için 230. günlere kadar ölüm oruçları direnişlerine devam ediyorlar. Kendi başına yürüyemez hale gelen Gökhan Yıldırım’ın artık cezaevinde kalamaz raporunu alabilmek için mücadele ediyoruz. Gökhan ve Sibel’in talepleri bir an önce kabul edilsin” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir Barosu’ndan Soylu, Ağar, Tolga Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusu

    İzmir Barosu’ndan Soylu, Ağar, Tolga Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusu

    PİRHA- İzmir Barosu, organize suç örgütü başı Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Tolga Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Suç örgütü lideri Sedat Peker Youtube kanalından yayınladığı videolar ile ülke gündeminde yerini korumaya devam ediyor. Peker videolarında bir çok kişiye suçlamalar yöneltirken İzmir Barosu Peker’in iddialarının soruşturulması için suç duyurusunda bulundu. Baro ayrıca İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun derhal görevden alınması gerektiğini vurguladı.

    İzmir Barosu tarafından yapılan başvuruda Peker’in yanı sıra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski bakan Mehmet Ağar, oğlu AK Parti Milletvekili Tolga Ağar ve eski Başbakan AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım hakkındaki iddiaların soruşturulması istendi.

    Başvuruda, “Ne var ki, üzülerek takip etmekte olduğumuz üzere, bir aya yakın sürede bahsi geçen açıklamalar milyonlarca kez izlenmesine ve konunun tarafları defaatle açıklamalar yapmasına rağmen; Başkanlığımız tarafından bilinen, açılmış bir soruşturma bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “ASLA İNKAR EDİLEMEYECEK GİR SORUMLULUK DOĞURACAKTIR”

    “Anayasa’nın 2. maddesi uyarınca demokratik bir hukuk devleti olmanın ön koşulu, yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden tamamen ayrı olması ve yargının bağımsız hareket edebilmesidir. Toplumun çoğunluğunu ilgilendiren, erki dar bir suç grubuna vermeyi ve bundan çıkar sağlamayı amaçlayan eylemlerin soruşturulmaması, söz konusu anayasal niteliklerin artık tamamen ortadan kalktığını gösterecek olup bugünkü kirli tabloda dahi görevinin gereğini yerine getiremeyen yargı mensuplarının, her şeyden önce bağımsız yargı yetkisini adlarına kullanmakta oldukları yurttaşlarımıza karşı asla inkar edemeyecekleri bir sorumluluk doğuracaktır.

    SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU

    İzmir Barosu, Avukatlık Kanunu’nun kendisine verdiği yetki uyarınca, hukukun üstünlüğünü korumak ve savunmakla görevlendirilmiş ve tarihi çeteleşmiş siyaset mekanizmalarıyla mücadele ile geçmiş bir hukuk kurumudur. Bu nedenle, 2 Mayıs 2021 – 23 Mayıs 2021 tarihleri arasında Sedat Peker isimli şahsın YouTube hesabında yayınlanan 7 ayrı videoda belirttiği hususlarla ilgili olarak; Sedat Peker, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Tolga Ağar, Erkan Yıldırım ve videolar incelenip gerekli araştırmalar yapıldığında savcılıkça tespit edilecek diğer kişiler hakkında, Baro Başkanlığımız tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur.

    “SOYLU GÖREVDEN ALINARAK SORUŞTURMA BAŞLATILMALI”

    Soruşturmanın selameti açısından, söz konusu iddiaların odağında bulunan Süleyman Soylu’nun amir sıfatıyla soruşturmayı sürdürecek kişilerin üstü konumunda bulunması sebebiyle derhal İçişleri Bakanlığı görevinden alınması, soruşturmanın hızla başlaması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, söz konusu süreci etkin ve etkili bir soruşturma yürüterek çözmek zorundadır. Aksi durum; hukukun tamamen ortadan kalktığı, güçlü olanın, illegal işlere bulaşanın sözünün tek geçer akçe kabul edildiği bir ülke gerçeği ile toplumu baş başa bırakacaktır. Bunun kabulü asla mümkün değildir.

    İzmir Barosu; ülkesine, yurttaşlarına ve meslektaşlarına karşı sahip olduğu tarihsel sorumluluk nedeniyle, yürütme ve yasamanın temsilcileri ile bunların yakınlarının organize suç örgütü liderleriyle geliştirdikleri hukuk dışı ilişkiler ağının açığa çıkması, iddia edilen uyuşturucu ticareti, cinayet, tecavüz, yağma ve diğer benzeri suçların ivedilikle soruşturulması için söz konusu başvuruyu yapmış bulunmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suç örgütü lideri Sedat Peker: Mehmet Ağar geçmişini temizlemek için hepsini öldürdü

    Suç örgütü lideri Sedat Peker: Mehmet Ağar geçmişini temizlemek için hepsini öldürdü

    Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, gazeteci Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı sorumlu tuttu. Peker, ” Uğur Mumcu bence şehittir. Neden öldürüldü? Öldürüldüğü zaman yazdığı yazılara bakın. Hep terör bölgelerinde uyuşturucu tarlaları olur ve silah ticareti. Şehit olduğunda yanına ilk gelen kim? Mehmet Ağar. Katil hep ilk gelir.” dedi.

    Peker, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sorduğu soruyla gündem olan Anadolu Ajansı muhabiri Musab Turan’la ilgili olarak “En komiği bir AA muhabiri genç arkadaş Süleyman Soylu ile ilgili soru sordu. Adamın abisi FETÖ’cüymüş dediler. Size devleti anlatacağım. Bunlar kamikaze gibiymiş. Senin elinde devletin imkanlarını yok muydu? Bilmiyor muydun abisinin FETÖ’cü olduğunu. Onun abisi FETÖ’cü ise orada iki bakan bu konularla muhatap onun da abisi FETÖ’cü. Her abisi FETÖ’cü olan FETÖ’cü ise bakan devletin her sırrının olduğu toplantıyı izliyor.” dedi.

    Peker, kokain sevkiyatında Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ı işaret ederek Venezuela’ya gittiğini ileri sürdü. Peker “Neden kokain yakalanamıyor neden kokainleri Erkan Yıldırım’ın direkt gemisiyle ilgili de değil başka gemiler de koordinasyon alıyor. Peki Mehmet Ağar bunun neresinde. Mehmet Ağar da bu senkronizenin tam ortasında. Erkan Yıldırım Süleyman Soylu dostluğuna bakın.” dedi.

    Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, devlet-mafya ilişkisine dair yayımladığı video serisinin 7’ncisini sosyal medya platformu YouTube’dan bu sabah yayımladı. Kendisiyle ilgili bahis oynandığına tepki gösteren Peker, 7’nci videosunda yerini değiştirdi.

    Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Karısının iç çamaşırına sığınamaz kimse, edepsiz. Bu kurguyla karşı karşıyayız. Bu kurguyu yapanların boğazından ilmek ilmek getirmezsek Allah bunun hesabını bizden sorar” sözleri için “Söyledikleri cevapsız kalacak sakın zannetmeyin. Pazar günü yayınlayacağım videoda ona hak ettiği her şeyi söyleyeceğim” demişti. Peker Soylu için “Senin boynuna köpek tasması takıp köpek tasmasıyla gezdireceğim” ifadelerini kullandı.

    Peker‘in açıklamalarından bazı satır başları şöyle:

    Süslü Süleyman çok ayıp ettin, yüzündeki boyalar düşünce gerçek halin nasıl ortaya çıktı. Derin Mehmet ameliyat olduğu için hastanede, kendisini bu hafta yoklama almayacağız.

    Türkiye’den kalabalık misafirlerimiz geldi. Aslında ben düşkün Abdülkadir’le, süslü Sülü’yü bekliyordum. Her zaman olduğu gibi yüce devletimizi işin içine karıştırdılar. O yüzden dolayı bir yer değişikliği yaptık, bir yer değişikliği daha yapabiliriz.

    Bazı arkadaşlar bahisler düzenlemişler. Benim üstümden yol bulmaya çalışıyorsunuz, ayıp. Bahisler kapandı. Benim sırtımdan çok para kazandılar, artık işe uyandım. Hiçbirinize yol buldurmam üstümden.

    Eğer ki kim size sokağa çıkın burayı yağmalayın diyorsa o haindir. Bir gün ben size dersem bilin ki ufak kızımın başına silah dayamışlardır. O yüzden onu söylüyorumdur. Sülü gördün mü bak bunu da söyledik, bloke oldu bu da.

    ‘ÇAPSIZ’

    Namus sahibi olan herkes eğer bir gün darbe olursa bütün herkes darbeye direnmekle mükelliftir. Eğer ki bir gün darbe olursa ben size dersem sokağa çıkın darbeye destek verin, ufak kızımın başına silah dayamışlardır. Ben desem bile çıkmayın kardeşlerim.

    Siz patronsuz bu anlattıklarımda kafanıza yatmayanlar olmazsa, bu işlerde gereken ilgi gösterilmedi, namus, şeref üzerine davranılmadı derseniz sandık geldiğinde belirleyen sizsiniz. En komiği, bir şema yapmış. Ben bunun çapını bildiğim için seyretmedim. ‘Başlıkları bana getirin arkadaşlar’ dedim. Çapsız.

    Süleyman sana vallahi devletin ruhunu anlatacağım, inşallah bu sefer anlarsın.

    Görüşeceğiz seninle. Fethullahçılarla düşüncelerimi anlatmak istiyorum. Eğer ki bana Fethullahçılar cennetin anahtarını getirirse ben onlara ‘Ben 80’lerde sizin masumiyetinizi görüp ya bu iyi insanlar diyenlerdenim bütün ülke gibi. Ama ben sizin içinizdeki canavarı gördüm. Bence şehit Kuddusi Okkır’ın memleketine gidecek ambulans parası yoktu. O zaman ambulanslardan para alıyorlardır. Ölüsünü evine getirecek parası olmayan adamı Ergenekon’un finansörü diye ülkeyi inandılar. Seni cenazeye FETÖ’cüler değil şunlar yollamadı sen hakka girdin diye yazıyorlar. Lan bırak.

    Siz yapmadınız mı, evinde arama yapıyorsunuz general adamın çocuk pornosu çıktı diye gazetelere verdiniz. O adam ufak çocuk gelse sevmeye çekinir. Başka bir general otele kız arkadaşıyla gidiyor. Otelde ihbar var deyip kadının çantasını ararken avuç içinde bir ekstaziyi bırakıp, ‘Büyük skandal, general kadın uyuşturucu partisi’ kan tahlili bile yok, çünkü siz koydunuz. General namuslu adamdı istifa etti. Daha örnek vereyim mi Ali Tatar… Herkes uyansın diye adam kafasına sıktı. Bunlar gazetede ‘Hesap vermeden nereye gidiyorsun?’ diye yazdılar. Sizin elinizde cennetin anahtarı olsa ben o cennete girmem. Ya siz Muzaffer abiyi kanser hastası inim inim inlettiniz şehit oldu. Ali Tatar da şehittir.

    Sülü ne oldu? Ama senin devamlı Fethullah Gülen’le yazıların çıkıyor. Röportaj yapmışsın. Danışmanlarının Fethullah Gülen’e övgüleri ortaya çıkıyor. Bak ben bu kadar açık söylüyorum sen? Ben Süleyman’ın buraya maketini koydum.

    ‘BAKANIN ABİSİ DE FETÖCÜ’

    – En komiği bir AA muhabiri genç arkadaş Süleyman Soylu ile ilgili soru sordu. Adamın abisi FETÖ’cüymüş dediler. Size devleti anlatacağım. Bunlar kamikaze gibiymiş. Senin elinde devletin imkanlarını yok muydu? Bilmiyor muydun abisinin FETÖ’cü olduğunu. Onun abisi FETÖ’cü ise orada iki bakan bu konularla muhatap onun da abisi FETÖ’cü. Her abisi FETÖ’cü olan FETÖ’cü ise bakan devletin her sırrının olduğu toplantıyı izliyor. Yaptığınız savunmanın mantıksızlığını anlatıyor. Ciğeri yanmış adam söylüyor. Yarın onu FETÖ’cü bulursunuz. FETÖ’cüler de öyle yapardı. O onu aramış, o onu aramış, o da onu aramış… 7. Aramada köydeki en sade yaşayan bir insan bile dünyada her insanı silsileyle aramış oluyor. Onun mantığı var burada anlatmayayım şimdi onu. Devletin ruhunu yok ettiniz.

    Orada oturmuşun, vücut dili okuyanların hepsinin psikolojisi, suç üstü yakalanmış bir insanın ezikliği hali vardı üzerinde. Gördüm resmini. Gazetecilere de bir atar yapmışsın ya girerken içeri Sülü.

    ‘KATİL HEP İLK GELİR’

    – Uğur Mumcu bence şehittir. Neden öldürüldü? Öldürüldüğü zaman yazdığı yazılara bakın. Hep terör bölgelerinde uyuşturucu tarlaları olur ve silah ticareti. Şehit olduğunda yanına ilk gelen kim? Mehmet Ağar. Katil hep ilk gelir.

    ‘KOKAİN İŞİNİ ANLATAYIM’

    – Kokain işini anlatayım. Yeni güzergah kurmak için Venezuela’ya kim gitti? Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım. Ocak ayında 4 gün, Şubat ayında 4 gün Venezuela’da kaldı.

    Binali Bey’in böyle bir şeyin içinde olduğunu düşünmüyorum ancak ilk zamanlar Erkan Yıldırım hakkında çektikleri kasetleri -kumar kasetleri değil başka kasetler rüşvettir vs.- daha sonra bunu bu işe yönlendirdiler bu işin aparatı haline geldiler. Türkiye’ye gelişi gidişi tüm organizasyonun ağları bu şekilde. Neden kokain yakalanamıyor neden kokainleri Erkan Yıldırım’ın direkt gemisiyle ilgili de değil başka gemiler de koordinasyon alıyor. Peki Mehmet Ağar bunun neresinde. Mehmet Ağar da bu senkronizenin tam ortasında. Erkan Yıldırım Süleyman Soylu dostluğuna bakın. Erkan Yıldırım’ın Süleyman Soylu’nun çevresinde bu konularla ilgili dostluğuna bakın.

    Bir de diyorlar devleti zora sokmak için anlatıyor. Hayır ben devleti zora sokmak için anlatmıyorum.

    SOYLU’YA YANIT

    – Gazetecilere operasyon yaptırmışsın, komikliğe bak. Neden HTS kayıtlarını açıklamıyorsun, devletin bakanısın niye Face-Time’la, Whatsapp’la konuşuyorsun gazetecilerle, niye müdürünün telefonunda, Reşat babayla onla bunla. Sana sözüm olsun, bugüne kadar üzdüğün bütün çocuklar ve aileleri için, devletin o şerefli makanından ayrıldığında seninle yüzleyeceğiz, bu dünya böyle sürmez. Senin boynuna köpek tasması takıp köpek tasmasıyla gezdireceğim.

    NE OLMUŞTU?

    Anadolu Ajansı (AA) muhabiri Musab Turan’ın, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yönelttiği Süleyman Soylu sorusu gündem olmuştu.

    Musab Turan, şunları söylemişti:

    “Sayın bakanım, Anadolu Ajansı Musab Turan. Efendim, son günlerde gündemi meşgul eden konular var. Burada nakrobürokrasiyle ilgili iddialar ülkemizi uluslararası arenada zora soktu mu? Hükümetin buna ilişkin bir planı var mı? Ve de 19 yıllık bir toplum hareketi olarak başlayan, milletin teveccühünü kazanan Ak Parti, ismi şaibelerle anılan Süleyman Soylu’dan daha mı küçük? Çarşıda, pazarda, metrobüste çocuklar herkes bunu konuşuyor ama sayın bakanlarımız buna ilişkin tek kelime etmiyor. Sayın Pakdemirli bakanımıza sorum da… Sayın Soylu, kabine toplantısında buna ilişkin bir açıklama yaptı mı, savunma yaptı mı? Savunması sizleri tatmin etti mi? Sayın bakanım, üç buçuk yaşında oğlumun yüzüne bakarken bu maskeli balodan dolayı ben utanıyorum. Sizin çocuklarınız yok mu?”

    (HABER MERKEZİ)