Etiket: erkan

  • Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak deyişlerle toprağa sırlandı-VİDEO

    Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak deyişlerle toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak Hakk’ yürüdü. Karabudak yapılan Hakk’a uğurlama erkanının ardından toprağa sırlandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’ın annesi Haney Karabudak Hakk’a yürüdü.

    Bir süredir tedavi gören Karabudak, dün tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.

    Batıkent Cemevi’nde yapılan Hasan Şeneldik Dede’nin yürüttüğü Hakk’a uğurlama erkanında nefesler seslendirildi. Helallik alınması ardından Haney Karabudak Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    Haney Karabudak için Ana Fatma Cemevinde lokmalar pay edilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Berlin Cemevinde Hızır Cemi tutuldu

    Berlin Cemevinde Hızır Cemi tutuldu

    PİRHA- Alevi toplumunun önemli aylarından biri olan Hızır aylarının son bulmasıyla Berlin Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Hızır Cemi tutmaya devam ediyor. Berlin Cemevi gerçekleşen Hızır Cemi’nde çerağlar uyandırılarak, barış, sevgi, birlik, beraberlik mesajları verildi.

    Cem erkanı öncesi 11-12-13 Şubat günlerinde Berlin Alevi toplumu her yıl olduğu gibi bu yılda oruç öncesi dergah muhabbetlerinde İnanç Kurulu temsilcileri pirlerle buluşarak Hızır üzerine muhabbetler gerçekleştirdi.

    Yoğun bir katılımın olduğu muhabbetlerin ardından ise Cemevi ana salonunda lokmalar pay edilerek oruçlar açıldı.

    Oruç günlerinin ardından ise cem erkanı düzenlendi. Oruçların ikinci gününde Musa Gönül Dede, İbrahim Kazım Dede, Hasan Göçer Dede erkânı yürütürken zakirliği ise; Halit Çelik, Memet Bolat ve Ali Ekber Akşahin yaptı. Son gün ise Hasan Doğan Dede, Haydar Akdağ Dede, Gazi Fırat Dede ve Musa Gönül Dede erkanı yürütürken zakirliği de Seyid Doğan ve Anıl Sarpkaya gerçekleştirdi.

    Gelen canlardan rızalık alınması, gülbenk okunması ve delil uyandırmayla başlayan cem erkanları, Hızır üzerine pirlerin muhabbetleri ve ardından on iki hizmet ile semahlarla devam etti. Cem erkanları daha sonra lokma gülbengi ve çerağların sırlanması ile son buldu.

    Ulaş Yunus TOSUN/ALMANYA

  • Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel’de gerçekleşecek

    Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel’de gerçekleşecek

    PİRHA-  İsviçre’de Hakk’a yürüyen Alevi aydını /Yazar Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu “Turan Eser’i uğurlamak üzere, tüm gönül dostlarımızı ve canlarımızı bir araya gelmeye davet ediyoruz” dedi. 

    Türkiye’de ve Avrupa’da uzun yıllar Alevi Yolu’na hizmet eden, önceki dönemler Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığı da yapan Alevi aydını Turan Eser ,İsviçre’de Hakk’a yürüdü. Eser, akciğer kanseri tedavisi görüyordu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Eser’in Hakk’a yürüme erkanına dair programı paylaştı. Açıklamada, Eser’in erkanının 28 Eylül Cumartesi günü saat 12.00’de Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşeceği belirtildi.

    “ESER’İ UĞURLAMAK ÜZERE TÜM CANLARI BİR ARAYA GELMEYE DAVET EDİYORUZ”

    AABK tarafından yapılan bilgilendirmede, “Derin bir üzüntüyle sizlere kıymetli yol yoldaşımız Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğünü bildiriyoruz. Onun aydınlık yolu, yüce gönlü ve insan sevgisiyle dolu yaşamı bizlere daima ışık olacak. Hakk’a uğurlama erkânı Cumartesi 28.09.2024 saat 12:00 da Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezimizde gerçekleşecektir.

    Adres: Elsässerstrasse 209 4056 Basel/İsviçre

    Turan Eser’i uğurlamak üzere, tüm gönül dostlarımızı ve canlarımızı bir araya gelmeye davet ediyoruz. Bu anlamlı erkânla yoldaşımızı Hakk’a uğurlayacağız. Birliğimiz ve dirliğimiz daim olsun, Turan Eser’in ışığı her daim Yolumuzu aydınlatsın. Eser ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyor, acılarını paylaşıyoruz. Devri daim olsun” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Turan Eser Hakk’a yürüdü

    Alevi toplumunda büyük üzüntü: Turan Eser Alevi örgütlülüğünün emektarı, dost, yoldaş, abi; acımız tarifsiz!

     

  • Abdal Musa Dergâhı Postnişini Eriş: Gerçek dedeler, babalar AKP’nin oyununa gelmez-VİDEO

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Eriş: Gerçek dedeler, babalar AKP’nin oyununa gelmez-VİDEO

    PİRHA- AKP’nin Alevi planına tepki gösteren Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, “Alevilik ve Bektaşilik’le derdi olan, bu toplumlarla ilişkisi olan, erkanı yolu bilen dedeler, babalar bu oyuna gelmeyecek. Gerçek dedeleri ve babaları çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum” dedi.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, AKP’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmak ve dedelere maaş bağlama planını değerlendirdi.

    Eriş, “Gerçek dedeler, gerçek babalar bu oyuna gelmez. Alevilik ve Bektaşilik ile derdi olan, bu toplumlarla ilişkisi olan, erkanı, yolu bilen dedelerin bu oyuna gelmeyeceğini biliyorum. Onun dışında bu yolla, erkanla Alevilik ve Bektaşilik’le çok derdi olmayan dedeler, babalar bu işe eyvallah, evet diyecektir. O da bizi çok fazla etkilemez” dedi.

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş şöyle devam etti:

    “Gerçek yol erkan sahibi insanlar, canlar neyin ne olduğunu daha ilk bakışta görebilecektir. Alevilerde bu potansiyel vardır. Aleviler herhangi bir yanlışı gördüğü zaman bunu teşhir etmesini çok iyi bilirler. Zaten bu yolda binlerce yıldır zaman zaman çok bölünmeler, yanlışlar Alevilerin içerisine sokulmuş. Devlet, mevcut düzenler Aleviliği-Bektaşiliği çok fazla yıpratmaya uğraşmışlar, hala uğraşıyorlar. Ama Alevilik buna rağmen kendi öz inancını, öz yolunu koruyabilmiş, bundan sonra da koruyacaktır ama bu mevcut iktidar Kültür Bakanlığına bağlayacağım dedi, cumhurbaşkanı ‘üyeleri ben seçeceğim’ dedi. Seçeceği dedeler, babalar bu yolla, bu erkanla, Alevilikle Bektaşilik’le derdi olmayan dedeler babalar da olsa, çok fazla bir sıkıntımız olmaz. Bu yol devam eder.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Alevilikte Yol, kök birdir ama Sürek, dal, kol bin birdir’-VİDEO

    ‘Alevilikte Yol, kök birdir ama Sürek, dal, kol bin birdir’-VİDEO

    PİRHA – Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, Alevi inancındaki “Yol bir, Sürek bin bir” anlayışını anlattı. Toplumların gelenek ve düşüncelerinin yörelerine göre şekil aldığına işaret eden Turan, “İnsanların erkanları farklı olsa dahi varmak istedikleri kök aynıdır. Yani kök birdir ama sürek, dal, kol bin birdir” dedi. Turan ekledi: Alevilik kendisine özgü bir inanç ise Aleviler hiçbir zaman Müslüman, Hristiyan anlayışın içinde değildir. 

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, Alevilik inancında “Yol bir, Sürek bin bir” sözünün ne anlam ifade ettiğini yorumladı. Aleviliğin, Anadolu coğrafyası için temel kültür niteliği taşıdığını belirten Mehmet Turan Dede, Yol inancını ‘Ağaç, dal ve kök’ metaforu üzerinden tarif etti.

    “ERKANLAR FARKLI OLABİLİR AMA ULAŞMAK İSTENİLEN YER TEK”

    Alevi dünyasının tümünde yürütülen Yol’un tek olduğunu belirten Mehmet Turan Dede, süreklerin ise çeşitlilik gösterebileceğini söyleyerek şunları aktardı:

    Yol bir, Yol kesinlikle ve kesinlikle tek. Alevi Bektaşi Kızılbaş yolunda giden bütün insanların bir tek amacı var. Ulaşmak istedikleri İnsan-i Kâmil yolu. Ama Sürek bin bir. Ne demek sürek bin bir? O yolda giden bütün insanların kendi ocaklarından, kendi anlayışlarından o yola varışları bir anlamına geliyor. Şöyle düşünün: Bizler mevcut bir ağacı sadece ağaç gibi görüyoruz. Ağacın bin bir dalı var. Her dalın ince ve kalın kolları var. Ama hepsi toplanıyor ve hepsinin toplandığı yer kökte buluşup o kökten bir yere gidiyor. Bu şekilde anladığımızda Anadolu’nun ana kültürü olan Aleviliğin, Anadolu’nun dışına da taşmış olan insanlar Avrupa’da, büyük şehirlerin pek çok yerinde ve dünyanın pek çok ülkesinde halen bu Yol anlayışını kendilerine özgü bildikleri çizgilerle yürütmeye çalışıyorlar. Her birinin belki düşünceleri, yemekleri, semahları farklı. Yol’a erkan olarak baktıkları çizgi farklı ama sonunda ulaşmak istedikleri yer tek. Nedir o? Hakk ile hak olma anlayışında Hakk’ın özüne ermek; yani varoluş anlayışına gitmek. Biz bunu bu şekilde anladığımızdan Anadolu’nun ve dünyanın pek çok yerindeki Alevi canların her türlü düşünce ve yollarından aldığı düsturlarla varmak istedikleri anlayışı bir yola varmaya çalışan düşünce olarak görüyor ve diyoruz ki bizim yolumuzda Yol birdir. Yani kök birdir ama Sürek, dal, kol bin birdir.”

    “ALEVİLER HİÇBİR ZAMAN MÜSLÜMAN ANLAYIŞININ İÇİNDE DEĞİLDİR”

    Mehmet Turan Dede, Alevi inancında gidilecek tek Yol’un Alevi düşünce ve felsefesine aykırı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Aleviliğin “kendi özünü kendisinde bulan” bir inanç olduğunu söyleyen Mehmet Turan Dede şu cümlelerle devam etti:

    “Bazı yerlerde şöyle anlaşılıyor: Biz istediğimiz yoldan gideriz efendim. Bu ne demektir? Aleviliğin insanlığı güzelliğe götürmeye çalışan yolu tektir. Yani kökü tekdir. O kök mutlaka toprakla buluştuğunda bütün dünya ile buluşur. Ama dalları ve budakları farklı çiçekler açan ağaçlar gibi değildir. Değişik dalları değişik kolları olabilir.

    Bütün insanların, değişik adet, gelenek ve düşünceleri yörelerine göre şekil alıyor olsa bile; yiyecekleri, aşları değişik olsa dahi varmak istedikleri kök aynıdır. Alevilikteki Yol bir, Sürek bin bir anlayışı budur. Yoksa gel bir ‘Ben hem Hristiyan olurum hem Alevi olurum hem İslam olurum hem Alevi olurum hem Budist olurum; yok böyle bir şey. Alevilik kendi özünü kendisinde bulan ve bütün insanların aynı yolda gittiği çizginin adıdır. ‘Hristiyan’ım’ eyvallah… Yolu kendisine özgüdür, ibadeti kilise anlayışıdır.

    ‘Müslümanım’ eyvallah… İbadet yeri camidir. Camide beş vakit namazını kılar ve kendisine göre ibadet yapar. Hiçbir şekilde bir Hristiyan, bir Müslüman, bir Budist’in ‘benim inancım Alevilikle şöyle buluşur, şöyle birleşir’ deme hakkına sahip değildir. Bunu hiç kimse unutmasın. Bilhassa Aleviler unutmasın. Alevilik kendisine özgü bir inanç ise Aleviler hiçbir zaman Müslüman anlayışının içinde değildir, Hristiyan anlayışın içinde değildir, başka İsevi, Musevi ve İbrahim’i dinlerin içinde de değildir. Çünkü kendisine özgü olup yollarını kendileri yürütürler. Bu gerçeği bütün insanların anlaması lazım. Alevilik vardır, Aleviler vardır, Alevilik haktır. Aşk ile…”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kılavuz’dan çağrı: Taklitçilikten vazgeçin; dedeler deyişle, sazla Hakk’a uğurlama yapmalı-VİDEO

    Kılavuz’dan çağrı: Taklitçilikten vazgeçin; dedeler deyişle, sazla Hakk’a uğurlama yapmalı-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin başta Hakk’a uğurlama erkanları olmak üzere bazı uygulamalarda Alevi inancının dışına çıkılması tartışılıyor. ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz, “Mahalle baskısı ve Sünni inancın hakimiyetinden kaynaklı Hakk’a uğurlama erkanları imamların eline geçti ve Sünni içtihatlara göre yürütüldü. Ama Alevi, kendi köyünde Pirin huzurunda deyişler, gülbenglerle sırlanıyordu” diyerek,  “Alevileri arkadan ite ite Arap kültürünün içerisine sokmaya çalışmak, hapsetmek büyük bir vebaldir” vurgusu yaptı. 

    Yüzyıllar boyunca baskı ve asimilasyon politikalarına tabi tutulan Alevi inancında en büyük tahribatın yaşandığı erkanların başında Hakk’a uğurlama erkanı geliyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancında yeri olmayan uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    Kılavuz, Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanlarının hazır bulunan cemaatin bildiği dilden yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Alevi pirleri cenaze erkanlarını yaparken ister köyde ister yaylada isterse de bir dergahın önünde olsun günlük kılık kıyafeti neyse onunla erkanı yürütürdü. Hiçbir zaman ne ayağına mest giydi, ne başına fes taktı, ne de cübbe giydi” diye konuştu.

    “TAKLİTÇİLİK YAPMAMALIYIZ”

    Günümüzde metropollerde bulunan bazı cemevlerinde Hakk’a uğurlama erkanlarında taklitçilik yapmak adına giyilen kıyafetlerin toplum nezdinde bir karşılığının olmadığına dikkat çeken Kılavuz, şunları dile getirdi:

    “Günümüzde Aleviler ister diasporada ister metropollerde olsun kendi diliyle ibadet etmek istiyor. Deyişini, mersiyesini, ağıtını kendi diliyle söylemek istiyor. Zorlayarak, anlamadığı bir dilde dua etmek uygun şeyler değil, kabulde görmüyor. Bugünün koşullarında cemevleri varsa, cemevlerinin camiden bir farkı olması lazım. Onun taklitçiliğini yapmamamız lazım. Niye özümüze dönüp özümüzü anlatmıyoruz?”

    “HACI BEKTAŞI VELİ 12 DİLİMLİ TAÇ GİYMEMİŞTİR”

    Bazı cemevlerimizde hizmet yürütenlerin başına 12 dilimli taç, cübbe hırka giyerek Hakk’a uğurlama erkanlarının yürütüldüğünü ifade eden Kılavuz, “Pir Hünkar Hacı Bektaşi Veli 12 dilimli taç giymemiştir. Bırakın 12 dilimli tacı, teslim taşı bile yoktu. Teslim taşı kendisinden 400 yıl sonra Balım Sultan tarafından kullanılmış ve kutsanmıştır. Bu da bizim inancımızda vardır diyerek alıp cemevlerinde bir gösteriş olsun deyip giymek uygun değildir, kabul görmüyor” diye belirtti.

    “DEDELERİMİZ DEYİŞLERLE, SAZLARLA ERKAN YÜRÜTMELİ”

    Cemevlerinde hizmet yürüten dedelerin Alevi inancının özü olan deyişler ve mersiyelerle Hakk’a uğurlama erkanını yürütmesinin en makul olanı olduğunu söyleyen Kılavuz, “Metropollerde kurulan cemevlerimizde hizmet yürüten dedelerimiz kendi inancının özü olan deyişlerle, sazlarla, Alevi ulularının söylediği devriyelerle kişiye Hakk’a uğurlaması en makbul olandır. Tabutların üstüne örtülen yeşil örtünün üzerinde Arapça yazılar var ve birçok kişi ne yazıldığını bilmiyor. Biz kendi cemevimizde Gufrani Baba’nın bir devriyesini kırmızı bir örtünün üzerine yazdık ve onu örtüyoruz. Bizim rengimiz kırmızıdır. Erkanda bulunanlara can diyoruz. Can derken erkek ve kadını ayırmıyoruz” diye konuştu.

    “KADININ ERKANA ALINMAMASI İNANCIMIZDA YOKTUR, ERKANI YÜRÜTEBİLİR”

    Kılavuz, Hakk’a yürüme erkanlarında kadın-erkek ayrımının ‘can’ kavramının gerçekliğine uygun olmadığı eleştirisini yöneltti.

    Kadınların Hakk’a yürüme erkanlarını yönetebileceğine dikkat çeken Kılavuz, “Cenaze erkanlarında kadınlarımızın en ön safta olması lazım. Nasıl bir kadını, anneyi cenaze erkanında ön safta tutmazsın? Kadının cenaze erkanına gelmemesi, uzak durması inancımızda asla yoktur. Bu kabulümüz değildir. Cenaze erkanını biliyorsa bir anne yapmalıdır. O gülbengi okumalı ve uğurlamayı da o yapmalıdır. Kendi inancını yaşıyor isen kendi inancını anlatacaksın. Alevileri arkadan ite ite Arap kültürünün içerisine sokmaya çalışmak, hapsetmek büyük bir vebaldir. Bundan vazgeçilmelidir. Çocuklarımızı hurafeler ile donatılmış deyimlerin içerisine sokmamalıyız. Ne cennet lakırdıları ile avutulmalı ne de cehennem ateşi ile korkutulmalıdır” ifadelerini kulandı.

    Diren KESER/MERSİN

  • Erkan: Aleviliğin, Şiilik ve Sünnilikle örtüşmeyen edebi, erkanı, Yol’u var- VİDEO

    Erkan: Aleviliğin, Şiilik ve Sünnilikle örtüşmeyen edebi, erkanı, Yol’u var- VİDEO

    PİRHA – Son yıllarda kimi çevrelerce Şiiliğin Alevi inancı gibi lanse edilmeye çalışıldığını belirten Tokat PSAKD Şube Başkanı ve Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Muharrem Erkan, Aleviliği gerek Şiilikten gerekse de Sünnilikten ayıran edebi, erkanı, Yol’u ve tarikatının olduğunu söyledi.

    Son yıllarda Alevi inancının kimi çevrelerce başkalaştırılmaya çalışılmasına ve Alevilerin asimile edilmek istenmesine Tokat Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Şube Başkanı ve Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Muharrem Erkan tepki gösterdi.

    “Son yıllarda bilhassa Şiialık sanki Alevilikmiş gibi kamuoyuna lanse edilmeye çalışılıyor. Alevilerin gerek Şiialardan gerek Sünnilerden birbirine benzemeyen, birbiriyle örtüşmeyen edebi, erkanı, yolu, tarikatı var” diyen Muharrem Erkan Dede, konuşmasına şunları ifâde etti:

    “Ama ne yazık ki Kerbela’daki 680 yılında İmam Hüseyin’e yapılan zulümden kaynaklı bütün İslam alemi bu konuda muzdarip. Doğru olduğunu söylemiyorlar, yanında bulunmuyorlar. Bu bizim Şiialarla örtüştüğümüzün veya Şiia olduğumuzun göstergesi olamaz.
    Sadece ve sadece bizler edebiyle, erkanıyla, Yol’uyla, tarikatıyla farklılığı olan, Farsçası namaz, Arapçası salat olan, Türkçesi dua olan inanış. Alevileri inançsal olarak Şiialaştırmaya çalışan bir grupla karşı karşıyayız. Bizler İmam Hüseyin’in mateminde Zeynel Abidin sağ kurtuldu diye kurbanları tığlarken, yanı sıra da aşurelerimizi kaynatıp Aşure dağıtırız. 12 gün de Matem Orucu’nu, 3 gün de Masum-u Pak Orucu’nu tutarız.”

    PİRHA/ TOKAT

  • İnancını aşkla yaşıyor: Sazın teline vurunca içimde bir şey kopuyor-VİDEO

    İnancını aşkla yaşıyor: Sazın teline vurunca içimde bir şey kopuyor-VİDEO

    PİRHA – Esme Yıldız 70’li yaşlarında. Düzenli olarak iki yıldır Yamanlar Cemevine geliyor. Cemevine geldiği için komşularının selamını bile kestiğini söyleyen Yıldız, Alevi inancına bağlılığını, dedelerin yanında büyüdüğü zamanları hatırlatıp, ‘O sazın teline vurunca içimde bir şeyler kopuyor” diyor. 

    Haberin Videosu

    Çorumlu olan ve uzun yıllardır İzmir’in Bayraklı İlçesi’ne bağlı bulunan Yamanlar Mahallesi’nde oturan 70’li yaşlarda olan Esme Yıldız, iki yıldır düzenli olarak Yamanlar Cemevi’ni ziyaret ediyor. Alevilik yol erkanına bağlı olan Yıldız, küçük yaşlarda dedelerin yanında cemlere girmesi, inanca olan bağlılığını daha da artırmış.

    15 yıldır tek başına yaşayan Yıldız, yalnızlığını cemevine gelerek gideriyor. Cemevinde edindiği arkadaşlarıyla her salı günü bir araya gelerek hem gün yapıyorlar hem de kadın gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyorlar. Yıldız, cemevine gelip gittiği için komşularının kendisine selamı kestiğini söylüyor.

    “CEMEVİNE GELİNCE KENDİMİ ÇOK MUTLU HİSSEDİYORUM”

    Yaşam süresi boyunca bir güzellik görmediğini belirtiyor Esme Yıldız. Şimdi ise tek başına yaşamını sürdürüyor. Sevgi, saygı ve insanlık değerlerine önem veren Yıldız,”Ben aç da kaldım açıkta da kaldım dayak da yedim. Ama şimdi yolumu bulmuşum içine girmişim sevmişim, saymışım ben bunu hiçbir şeye değiştirmem. Ben dedelerin köşesinde büyüdüm. Onlar çocuklar gibi beni sevip saydılar” diyor.

    Düzenli olarak iki yıldır Yamanlar Cemevine gelip gittiğini söyleyen Yıldız, yol erkanın kendisi için önemli olduğunu belirterek, “Buraya gelince içimde sonsuz bir sevgi oluyor. İçimden diyorum ki varlıklı olsamda oraya bağışlasam. O kadar içim hoştur” dedi.

    “ESKİ CEMLER SABAHA KADAR SÜRERDİ ÇOK DAHA GÜZELDİ”

    Evi uzak olduğu için cemlere zaman zaman katılabilen Esme Yıldız, küçük yaşlarda cemlere katıldığını belirterek, “Çocukluğumda içimde bir aşkım vardı, içimde bir uçmak, bir sevgi vardı hala da sürüyor. O sazın teline vurunca içimde bir şey kopuyor” diyor.

    50 yıl önce cem erkanlarının pirlerin evinde sabaha kadar sürdüğünü söyleyen Esme Yıldız, “Öyle kapı açmak yoktu, öyle gelen yoktu, dededen izin almadan adımını atmazdın. Birlik beraberlik içinde herkes bir arada cem yapardı. Dedeler ne derse onu dinlerlerdi. Çok güzeldi. Kaynanam da gözcüydü. Biri konuşsaydı kaynanam hemen elindeki değnekle kafasına vurup susturuyordu. Ama şimdikiler ona uymaz. Eski durumda değiliz. Yine de insanlarımız gelenek görenekten birbirine saygı sevgisini kaybetmesinler. Bizim Alevileri istemeyenler dolu. Ama inşallah onlara fırsat vermesin” ifadeleriyle geçmişe özlemini dile getiriyor.

    “CEMEVİNE GELİP GİTTİĞİM İÇİN KOMŞULARIM SELAMINI KESTİ”

    “Komşularımın ikisi Alevi değiller beni kendi taraflarına çekmeye zorladılar, ama ben gitmedim” diyen Yıldız, cemevine gelip gittikten sonra komşularının selamı bile kestiğini belirterek, “Bak komşularım var beni istemiyorlar buraya geliyorum, gidiyorum, diye. Bana ‘Sende bu sene kafayı cemevine vermişsin’ diyorlar. Sizi ilgilendirmez. Sizinle dedikodu yapacağıma oraya giderim onları dinlerim. Ölürsem burada öleyim, burada kefenleneyim istiyorum” diyor.

    Son olarak Esme Yıldız, Alevi gençlerine gelenek, göreneklerini unutmadan yol erkanlarına sahip çıkma çağrısında bulundu. Yıldız, katıldığı kadın toplantısında ise birlik beraberlik vurgusu yaptı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Dertli Divani: Alevilerde cem yapılırken kıble aranmaz – VİDEO

    Dertli Divani: Alevilerde cem yapılırken kıble aranmaz – VİDEO

    PİRHA -İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, Alevilikte yol erkan paneli düzenledi. Panele katılan Dertli Divani, yüzyıllardan beri baskı altında olan Aleviliğin en zayıf noktasının hakka yürüme erkanı olduğunu belirterek, Alevilerde kıblenin olmadığını, cem yaparken de kıbleyi aramadıklarını kaydetti.

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Alevilikte yol erkan paneli düzenledi. Alevilik ritüellerinde en çok asimilasyonun etkili olduğu hakka yürüme erkanına çok sayıda kişi katılarak kafalarındaki soruları gidermeye çalıştı. Panele katılan Dertli Divani ise hazırladıkları hakka yürüme erkanını katılımcılara anlattı.

    İlk olarak kısa bir konuşma yapan İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mustafa Bozkurt, Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenleri andı. Bozkurt, İzmir’deki Alevi örgütlerinin yaşadığı en büyük sorunların başında hakka yürüme erkanının geldiğini belirterek, yaptıkları hakka yürüme panelleriyle bu sorunu gidermeye çalıştıklarını kaydetti.

    2 Temmuz Sivas anmaları için efor sarf etmek gerekirken hala kendi özümüze dönmek için mücadele etmeye çalışıyoruz vurgusu yapılarak, iç çatışmalardan dolayı kendi özlerine dönemediklerinin altı çizildi.

    “ERKANLARDA CİDDİ BİR YOZLAŞMA OLDU”

    Daha sonra hakka yürüme erkanını anlatan Dertli Divani, Alevilerin en zayıf noktasının hakka yürüme erkanı olduğunu belirterek, iki yıldır bunun mücadelesini verdiğini ve bu sebeple çokça suçlandığını da söyledi.

    2011 yılında Dergahta toplantılarla ilk olarak Antalya’da ve Türkiye’nin çeşitli illerinde ve Avrupa’da da toplantılar yaptıklarını söyleyen Divani, toplantıların tek amacının yozlaşmaya doğru giden ciddi anlamda bozulmaların olduğu erkanlarımızın inancın özüne uygun bir hale getirilmesi için güncellenmesi için toplantıların yapıldığını ifade etti.

    Yapılan toplantılarda hakka yürüme erkanlarından başlamak üzere diğer erkanların gözden geçirilip, çağın gerekleri göz önünde tutularak bunun en azından belli bir eğitim çalışması yapmak için kitapçık haline getirdiklerini belirten Dertli Divani, erkanlarda bölgesel ve yerel özgünlüklerin korunması gerektiği, sadece üslup, yoz dilin kullanılmamasına ilişkin çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

    “ALEVİLİK KENDİNİ GÜNCELLEYEN EVRENSEL BİR İNANÇTIR”

    “Günümüz koşullarında ihtiyacımıza cevap veren erkanlar bu olur, arzumuz budur ki bu kültüre gönül veren canlar, bu doğrultuda vasiyetlerini yapsınlar. Bizde zorlama, dayatma yok” diyen Divani,  Aleviliğin kendini çağa uyarlayarak güncelleyen, geleceğe taşıyan bir inanç olduğunu söyledi.

    Kısaca Alevilikte cem’in gönül birliği anlamına geldiğini kaydeden Dertli Divani, “Cem üçe ayrılır. Perşembelik yada Cumalık Cemi, İkrar, Görgü Cemi, Abdal Musa Cemi. Cemlerde canların barışık halini devamlı hale getirmektir amaç. Fiziki birlikteliği gönül birlikteliğine dönüştürmek gerekiyor” dedi.

    “BASKI, SİNDİRME SONUCU KOMŞU İNANÇLARDAN ETKİLENMİŞİZ” 

    En önemli erkanlardan birinin de hakka yürüme erkanı olduğunu kaydeden Divani, eskiden yol dilinin kullanılmadığını buna ‘Cenaze erkanı’ denildiğini kaydetti. Dertli Divani, konuşmasına şöyle devam etti;

    “Köylerde o erkanı dede yapamıyorsa ehil olan bir can hakka yürüme erkanını yürütüyordu. Biz kendi inancımızda ona hoca diyorduk. Ama o bizim kendi hocamız camideki hocadan farklıydı. Camideki uygulamaya benzer bir uygulama yapmak zorundaydı çünkü baskı vardı, kıyım vardı. Hakka yürüme erkanlarımız neden bu kadar kirlendi yozlaştı çünkü hangi yöre ve bölgede yaşıyorsak farklı inançtaki komşularımızda gelip o erkanlara katılıyorlardı. Sen o erkanda duaz okusan, saz çalıp gülbeng okusan, alışık olmadığı bir inanç. Zaten Alevi inancı yasaklı bir inanç, cemleri dört duvar arasında saklı yapmışsın.

    Korkudan dolayı şeriata uyarlanmış. Yani komşu inançların etkisinde kalmış, camideki uygulamaya benzemiş. Baskılar ve kıyımlar bizi bu duruma getirmiş. Bakın hala bu kadar asimile olmamıza rağmen cemleri yaparken kıble aramıyoruz. Sazımızı çalıyor, semahımızı dönüyoruz, 12 hizmeti de yapıyoruz. Kilise’de, Sinegog’da, Havra’da, Cami’de ve başka ibadet yerlerinde nasıl bir ibadet varsa dünyadan göçen canları da kendi ibadetlerinin özüne uygun ritüellerle yolculuyorlar. Camiden kaldırılan bir cenaze camide yapılan bir ibadete benzer. Peki biz cemevinden hakka yürüyen canımızı yolcularken niye kıble arıyoruz. Bu bir çelişki değil mi? Bu çelişki, niye içimize sindirmişiz çünkü baskı, sindirme olmuş. Ama belli olmasın, belli olursa yok olursun. Kamşu inançların etkisinde kalarak dış dünyaya uyarlamışsın kendini. Şimdi hakka yürüme erkanlarımızı kendi inancımızın özüne uygun bir şekilde yapıyoruz, artık kıble de aramıyoruz. Cemal cemale olup gönülleri birleyip tabutun etrafında halka vaziyetinde ayakta durarak elimizi kalbimizin üzerine koyarak gülbenklerle, nefeslerle, duazlarla inancımızın özüne uygun ritüellerle toprağa sırlama hizmetine kadar hepsini yapmaya başladık.”

    Panel konuşmaların ardından soru cevap şeklinde devam etti. Daha sonra Dertli Divani, deyişlerini okuyarak panel sona erdi.  PİRHA/İZMİR

     

     

  • Yazar Ali Yıldırım: Alevi yolunda deyişler ‘ayet hükmünde’ sayılır

    Yazar Ali Yıldırım: Alevi yolunda deyişler ‘ayet hükmünde’ sayılır

    PİRHA- Yazar Ali Yıldırım, “Deyişler sır kelamları, kadim yolumuzun temel taşları” başlığıyla sosyal medya hesabından kısa bir yazı yazdı. Yıldırım yazısında, “Cem erkanı içerisinde yetişen herhangi bir yaşlı canımız bizlere onlarca deyişi ezberinden bir çırpıda okuyuverir. Çünkü çocukluktan başlayarak beyine ve gönüle işlenen deyişler yolun sır kelamlarıdır” dedi.

    Yazar Ali Yıldırım sosyal medya hesabında ‘Deyişler sır kelamları, kadim yolumuzun temel taşları’ başlığı ile yazdığı yazıda, “Alevi yolunda deyişler gizlilik koşullarının sır kelamlarıdır” dedi.

    Yıldırım, yolun ilke, incelik ve temellerinin belleme, öğrenme, aktarma ver sürdürmenin deyişler aracılığıyla gerçekleşeceğini ifade etti.

    “DEYİŞLERİN İÇİNDE TEOLOJİ, TARİH VE RİTÜELLER DE VAR”

    Şiir ile müziğin birleşerek belleme ve öğrenme yoluyla sanatsal bir boyuta kavuştuğunu aynı zamanda da beynin öğrenme kapasitesini de harekete geçirdiğini belirten Yazar Ali Yıldırım yazısına şöyle devam etti:

    “Tekrarlarla farkında dahi olunmaksızın tüm doğallığı içerisinde deyişler belleklere işlenir. 
    Cem erkanı içerisinde yetişen herhangi bir yaşlı canımız bizlere onlarca deyişi ezberinden bir çırpıda okuyuverir. Çünkü çocukluktan başlayarak beyine ve gönüle işlenen deyişler yolun sır kelamlarıdır. Bu yapısıyla deyişler sıradan bir şiir olmanın çok ötesinde bir anlam taşırlar.
    Deyişlerin içeriğinde tarih var, teoloji var, ritüeller  var, bunları ne şekilde icra edilecekleri de var. Bunun yanı sıra Yol uluları, dergahlar ve ocaklar da var. Deyişler,
     pratikte, eylem içerisinde, yaparak, tekrarlayarak öğrenme ve eğitim biçimidir.”

    “ALEVİLERİN BİLİNCİ HAYATIN İÇİNDE ŞEKİLLENİYOR”

    Alevilerin bilincinin hayatın doğallığı içerisinde şekillendiğini belirten Yıldırım, “Bakış açılarımız ortak değerlerimize yaslanan erkanımızın sonucunda gelişir. Söz gelimi yolumuzun temel yapı taşını oluşturan ‘Ali’ olgusu erkanın esasları çerçevesinde şekillenmiştir. Her Alevi can tarafından benimsenip kabullenmiştir” diye konuştu.

    Yıldırım,  yazısında Devrani’nin Alevilerin kollektif tasavvuru olan Ali’yi betimleyen şu deyişine yer verdi:

    “Hakkın kandilinde gizli nihanda
    La mekan elinde sır idi Ali
    Küntü kenzin hep esrarı andadır
    Dünya kurulmadan var idi Ali

    Feriştahlar kendi nurundan oldu
    Sen kimsin diye Cibril’e sordu
    Cibril bilemedi kanadı yandı
    Ol zaman kandilde nur idi Ali

    Ol vakit “Kün” dedi dünya kuruldu
    Ademi balçıktan yaptı yoğurdu
    Kendi anasını kendi doğurdu
    Be nokta altında bir idi Ali

    Adem’in bezminden Şit’e erişti
    Müminin ervahı ona karıştı
    Ayin oldu Yasin ile görüştü
    Ervahı ezelden dür idi Ali

    Kuran’da Ali’dir İncil’de İlyâ
    Zebur’da Papa’dır Tevrat’ta Ulya
    Yoktan var eyledi bu cümle eşya
    Devranî kapında kulundur Ali”

    “Devrani’nin deyişinde bu şekilde dünya kurulmadan Ali’nin varoluşu, cümle eşyayı Ali’nin varetmesi, dört kitapta onun adının yazılı olması, onun gizli bir sır olması anlatısı hiçbir Aleviye yabancı gelmez” diyen yazar Ali Yıldırım son olarak şunları ifade etti:

    “Erkanın benimsediği Ali’nin nitelikleri budur ve Devrani de onu dizelere dökmüştür.
    Alevi yolunda deyişlerin ‘ayet hükmünde’ sayılması boşuna değildir. İnsan kendi çamurunu kendisi yoğurup kendisini halk ederse elbette söylediği sözler de sure hükmünde olacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan önemli adım: Birçok anadilde yol erkan kitapçığı hazırlandı-VİDEO

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan önemli adım: Birçok anadilde yol erkan kitapçığı hazırlandı-VİDEO

    PİRHA – Bir basın toplantısıyla aldıkları kararları duyuran Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Hakk’a yürüme, dardan indirme, cem, görgü, nikah ve musahiplik erkanları adı altında 6 tane kitapçık hazırladıklarını söyledi. Güzelgül, bu kitapçıkların ilk etapta Türkçe ve Kürtçe olacağını ancak ilerleyen dönemlerde Arapça ve İngilizce çevirilerinin de yapılarak tüm Türkiye’de ki ve Avrupa’daki cemevlerine gönderileceğini kaydetti.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu İstanbul’da bulunan Garipdede Dergahı’nda iki gün süren toplantısını bugün bitirdi. Kurul toplantının ardından bir basın açıklaması yaparak alınan kararları duyurdu.

    Basın toplantısında konuşan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, Türkiye’de akla hayale gelmeyecek bir karanlığın var olduğunu ve o karanlığın dipsiz bir kuyuya dönüşerek barışın ve huzurun yaşanmayacağı bir vaziyete geldiğini ifade etti. Zorunlu din derslerine karşı mücadeleye değinen Güzelgül, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı müfredata ve bütün okulların imam hatip okullarına dönüştürülmesine dikkat çekti.

    “ALEVİLERİ TEMSİL EDECEK KURUL ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ KURULU’DUR”

    Bütün cemevlerini eğitim yuvası yapma kararı aldıklarını söyleyen Güzelgül, 17, 18 Ocak’ta yol erkan kurulu ve bütün genel başkanlarla birlikte Çorum’da bir toplantı yapma kararı aldıklarını kaydetti.

    Güzelgül, “Alevilik adına birilerinin 5, 6 kişiyi yanlarına alıp alarak toplantılar düzenleyip Aleviliği temsil edercesine bildiriler ve deklarasyonlar yayınlamasının Alevileri temsil etmediğini buradan duyuruyoruz. Alevilerin inancını temsil edecek bir kurulun var olduğunu herkesin bilmesinde yarar vardır. Yayınlanan bildirileri de Alevi Bektaşi İnanç Kurulu olarak kabul etmediğimizin duyurusunu her kesime yapmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “TÜRKÇE VE KÜRTÇE KİTAPÇIKLAR HAZIRLANIP CEMEVLERİNE DAĞITILACAK”

    Alevi çocuklarının Alevice yaşaması, Aleviliği yaşatması için her türlü eğitimin hem ailelerinde hem de cemevlerinde yapılması yönünde kararlar aldıklarını ve bütün genel merkezlere yazıyla bildirip uygulamaya geçilmesi yönünde karar aldıklarını söyleyen Güzelgül, şunları kaydetti:

    Hakk’a yürüme erkanı, dardan indirme erkanı, cem erkanı, görgü erkanı, nikah erkanı, musahiplik erkanı adı altında 6 tane kitapçığın taslak olarak hazırlandığını, kısa sürede basıldıktan sonra bütün Türkiye ve Avrupa’daki cemevlerine gönderme kararı alınmıştır. Şu esnada bu kitapçıklar hem Türkçe, hem Kürtçe olarak hazırlanmıştır, eğer zaman bulursak Arapça ve İngilizce çevirilerini yapıp kitap haline getireceğiz. Biz anladığımız dilde erkanlarımızın yürütülmesi yönünde kararlar aldık. Cem erkanları da yolumuzun erkanımızın gereği şeklinde hazırlanacaktır. İnancımızın özünde ne varsa Alevi toplumuna yaşatmak için bu toplantılar devam edecektir.”

    “DEVLET DİLLERDEN VE DİNLERDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Güzelgül’ün ardından konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, Alevilerin her daim bu toplumun sesi, vicdanı olduğunu bundan sonra da aynı şekilde tüm cümle canlıya dönük sevgiyle inşa ettikleri yolda yaşamlarına devam edeceklerini kaydetti.

    “Tüm mazlumlar için ne istiyorsak Aleviler için de aynı şeyi istiyoruz” diyen Yıldız, etnik kökeni ne olursa olsun toplumda yaşayan herkesin dilini, dinini, ırkını, mezhebini özgürce yaşaması gerektiğini, diller ve dinlerin özgünlüğünü koruması gerektiğini, devletin dillerden ve dinlerden elini çekmesi gerektiğini vurguladı. (HABER MERKEZİ)