Etiket: erken seçim çağrısı

  • Buldan: Aynı çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar!-VİDEO

    Buldan: Aynı çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar!-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Buldan’dan, mafya-siyaset tartışmalarına dair muhalefete çağrı yaparak “Derhal bir hakikatleri araştırma komisyonu kuralım” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Buldan, gündeme gelen mafya-siyaset-bürokrasi ilişkilerini değerlendirerek şu başlıklara değindi:

    “KOBANÎ KUMPAS DAVASI AKP’NİN İNTİKAM ALMA DAVASIDIR”

    “Ülke tam anlamıyla bir yangın yerine dönüşmüş durumda. Çöküş, çürüme, ortaya saçılan pislikler, hırsızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk, ahlaksızlık, mafya ve çete düzeni, kara para, yalan, talan ve haram almış başını gidiyor.
    Bütün bunlar yaşanırken, iktidar ne yapıyor? Sincan’da bir AKP mahkemesi kurmuşlar, geçmişler kürsüye, senaryosunu önceden kurguladıkları Kobanî Kumpas Davasıyla güya HDP’yi yargılayacaklar. Yapılan duruşmalarda da herkes gördü ki ortada bir hukuk davası yoktur. Çünkü bu ülkede hukuk diye bir şey söz konusu değildir. Bu kumpas, çökmeye yüz tutmuş AKP iktidarının HDP’den siyasi intikam alma davasıdır.

    Kobanî Davası, AKP’nin HDP’yi engellemeye yönelik yürüttüğü bir siyasi parti faaliyeti ve seçim çalışmasıdır. Ancak kumpaslarla siyasi yargılama yapmak isteyen iktidar bu davada suçüstü yakalanmıştır, hukuksuzlukta suçüstü yakalanmıştır. IŞİD’i sahiplenerek suçüstü yakalanmıştır.
    Komplolarla partimize, halklarımızın geleceğine pusu kuran suç ortaklığı, milyonların şahitliğinde kendi suçlarıyla yüzleştirilecek ve yargı önünde mutlaka hesap verecektir. Bunun altını önemle çizmek istiyorum; iktidar hakikatler karşısında kendi kurduğu mahkemede mahkûm olacaktır. Evet, Kobanî’de başaramadılar, Sincan’da da başaramayacaklar!

    “BU ÇETELEŞMENİN ASIL NEDENİ KÜRT DÜŞMANLIĞIDIR”

    Tarih 3 Kasım 1996. Susurluk kazasıyla mafya-devlet-siyaset ittifakının suç ortaklığı ortaya saçılmıştı. Susurluk’ta devlet içinde kurulan devlet ve 90’larda Kürt halkına karşı işlediği insanlık suçlarının bir bir deşifre olduğuna hepimiz tanıklık ettik. 28 Şubat darbesiyle Susurluk’un üzerini apar topar kapattıklarını hepimiz biliyoruz ve oradaki tuğlaya dokunmadıklarını hepimiz gördük.
    Şimdi yıl 2021, çeyrek asır sonra Türkiye, AKP-MHP iktidarında siyaset-bürokrasi-mafya ilişkileriyle ve ürettiği suç karanlığıyla bir kez daha karşı karşıyadır. Bunun nedeni bellidir: Susurluk’tan bugüne uzanan çete örgütlenmelerinin dayandığı en önemli zemin Kürt sorununun inkârı ve güvenlikçi politikalardır, Kürt düşmanlığıdır. Faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, işkenceler ve insanlık suçları 1993 konseptiyle gerçekleştirildi. Susurluk çetesi de bu zemin üzerinden yükseldi.
    Söylemleri neydi? Beka ve güvenlik. Bugün ortaya saçılan çete-mafya ilişkileri de yine Kürt sorununda çatışmalı sürecin tırmandırıldığı 2015 konseptinin yarattığı zemin üzerinden yükselmiştir ve bugünlere kadar gelmiştir.

    “ÖCALAN’IN 2013 ÇAĞRISI ÖNEMLİ BİR ÇIĞIR AÇMIŞTI”

    Sayın Öcalan, “Gelin bu sorunu hep birlikte çözelim. Türkiye’de, Suriye’de ve Ortadoğu’da demokrasinin ve barışın yolunu açalım” çağrısını yapmıştı. 2013 çağrısı yeni bir dönemin başlaması için önemli bir çığır açmıştı. İşte bu demokratikleşme ve barış çerçevesi, savaştan kar sağlayan devlet içindeki güç odaklarının, suç ortaklığının önündeki en önemli engeldi. Zira demokratik çözümün, barış ortamının, hukuk devletinin olduğu bir ülkede karanlık yapılar varlığını sürdüremez, kendisine zemin bulamaz.

    “AYNI ÇUVALIN İÇİNDE BİRBİRLERİNİ TIRMALIYORLAR”

    Bunlar aynı çuvala girdi, şimdi o çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar. Bakınız, 90’lardaki faili belli bin operasyonun sahipleri bugün kim tarafından korunmaktadır, kiminle ittifak halindedir? Ki, Dönemin Başbakanı Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te İstanbul Holiday Inn Otelinde bir açıklama yapmıştı. ‘Elimizde örgüte yardım eden Kürt iş adamlarının listesi var, hesap soracağız’ demişti. Ardından Kürt iş adamları birer birer infaz edildi. Bu cinayetlerin planlayıcısı o zaman kurulan Susurluk Komisyonuna ‘Devlet adına bin operasyon yaptık’ demişti. Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporun bir bölümünün engellenip sansürlendiğini hatırlarsak o sansürlü bölüm içerisinde aslında Türkiye’de nelerin olup bittiğini hepimiz çok iyi anlayabiliriz.

    “’BU YAŞANANLARDAN HABERİM YOKTUR’ DİYEMEZ”

    Peki, bunlar şimdi ne yapıyorlar? Bin odalı sarayın sahibiyle birlikte iş yapmaktadırlar, birlikte hareket etmektedirler. O nedenle Saray yönetimi kendisini bu işlerden asla soyutlayamaz, ‘dışındayız’ diyemez. Tam da bu işin merkezinde yer alıyorlar. Patates soğan dağıtımına kadar her şeye karar veren tek adam, ‘tüm bu yaşananlardan bilgim ve haberim yoktur’ diyemez!

    “SUSURLUK’UN TUĞLALARINDAN SARAY YAPTILAR”

    Bu iktidar, Susurluk mimarisine yeni tuğlalar ekleyen bir yönetim olarak tarihe geçmiştir. O tuğlalardan Saray yaptılar ve her şeyi oradan yönettiler. Türkiye’den Suriye’ye ve İran’a, Kıbrıs’tan Kolombiya’ya, Venezuela’ya, Libya’ya, Irak’a uzanan bir suç organizasyonu var ortada. Bunu son dönemlerde daha net görüyoruz. Suriye’de IŞİD, ÖSO çetelerini desteklediler, işbirliği yaptılar; içeride de Susurluk’un devamı olan çetelerle işbirliğine girdiler. Bu iktidar çetesiz yapamıyor, çetesiz duramıyor.
    Suç ve adaletsizlik üreten bu iktidar düzeni ve yarattığı talan sistemi ülke kaynaklarına ve toplumsal değerlere çökme üzerine kuruldur. Karşımızdaki yapı Kürtlerle, Alevilerle, bu ülkede yaşayan her kimlik ve inançla, kadınlarla, gençlerle, demokrasi ve barış isteyen herkesle mücadele etmek, tüm toplumu susturmak ve sindirmek için bir ittifak kurmuştur.”

    “TWEET ATANI GÖZALTINA ALDIRAN SAVCILAR NEREDE?”

    Buradan soruyoruz: Aldığımız nefese kadar fezleke düzenleyen savcılar hani neredeler? Ortaya çıkan suçlarla ilgili neden bir soruşturma yok? Bir tweet atanı sabahın köründe evinden gözaltına alanlar, ortaya saçılan bu büyük suçlarla ilgili neden kılını kıpırdatmıyor? Hepsi devekuşu gibi başını kuma gömmektedir, hepsi sessizdir. Çünkü kirli ortaklık üzerine bir denge kurulmuştur.

    “KANALİZASYON PATLAMIŞTIR, ÇÖZÜLME ÇOK BÜYÜK OLACAKTIR”

    Aynı aşı videolarında olduğu gibi; bağımlı ve taraflı yargı, mafyaya ‘Biz sizi görmeyiz, keyfinize bakın’ mesajı vermektedir. Ancak ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Kanalizasyon patlamıştır. Pis koku her yere yayılmıştır. Çözülme de çok büyük olacaktır. Kurdukları denge bozulacaktır, yıkılacaktır.”

    ÜLKENİN DERHAL ERKEN SEÇİME GÖTÜRÜLMESİ GEREK”

    İlk yapılması gereken ülkenin derhal erken seçime götürülmesidir. HDP olarak erken seçim çağrımızı bugün buradan bir kez daha yineliyoruz. Türkiye acilen seçime gitmelidir. Türkiye bu çeteleşmiş, mafyalaşmış düzenle bir gün dahi yaşayamaz. İktidar eliyle, mafya-çete yapıları arasına sıkıştırılmış olan bu ülkenin kaderi tekrardan bunlara teslim edilemez.

    DERHAL BİR HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURALIM”

    Bu kirlenmişliğe karşı ortak itirazı büyütelim diyoruz. Gelin, Türkiye halklarını bu kirlenme ve çürümeden kurtaralım diyoruz. Buradan parlamentoya ve muhalefete özellikle çağrı yapıyorum: Derhal hakikatleri araştırma ve soruşturma komisyonları kuralım ve bir an önce çalışmalarına başlasın. Arkadaşlarımız bu hafta Genel Kurulda bu konuya dair bir araştırma önergesini gündeme getirecekler ve göreceğiz ki kimlerin oylarıyla bu önerge reddedilecek. Türkiye kamuoyu bunu asla gözünden kaçırmamalıdır.

    ‘BARAJ SORUNU’ TARTIŞMALARINA CEVAP

    HDP’nin milletvekili seçimlerinde baraj sorunu olmadığı gibi dengeyi belirleyecek toplumsal gücü vardır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakışımız ise şu aşamada adaylık ve isim tartışmasından tamamen uzaktır. Herkesin bunu böyle bilmesi gerekiyor. Bizim temel yaklaşımımız en geniş toplumsal mutabakata ve demokratik ilkelere, demokratik hedeflere dayanan bir yaklaşımın, ortaklaşmanın ortaya çıkarılmasıdır. Seçimler sonrası geçiş süreci için ortak ilke ve hedeflerin bir an önce belirlenmesidir.

    “HDP ÇANTADA KEKLİK DEĞİLDİR”

    Biz isimlerle, şahıslarla değil ilkelerle hareket ederiz. HDP’nin ittifak politikasının esasını demokratik ilkeler ve Türkiye halklarının ortak geleceği oluşturmaktadır. Bunun dışındaki hiçbir tartışma bizi bağlamaz, bize mal edilemez.
    Buradan şunu da net olarak ifade etmek isterim: Hiç kimse de HDP’yi yedek bir güç olarak görmemelidir. HDP çantada keklik değildir. HDP’nin fikriyatı, ilkesel yaklaşımı ve demokratik siyasetteki kararlılığı Türkiye demokrasisine, Türkiye halklarına kazandıran bir hattır. HDP, Türkiye halklarının kazanması, bu zifiri karanlıktan çıkılması, adalet içinde eşit ve özgür bir yaşamın kurulması ve barışın sağlanması için demokrasi adına büyük sorumluluk almaktadır, almaya da devam edecektir. Hiçbir insanımız bugünlere bakarak karamsarlığa asla kapılmamalıdır. Bu düzeni, bu devranı mutlaka ama mutlaka değiştireceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Pervin Buldan: Erken seçim kaçınılmazdır!

    Pervin Buldan: Erken seçim kaçınılmazdır!

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan, İstanbul’da tekstil atölyelerinde çalışan işçilerle buluştu. “Kadın Yoksulluğuna Hayır” kampanyası çerçevesinde gerçekleştirilen ziyarette işçilerin bayramını kutlayan Buldan, “İşçi ve emekçilerin hakkı için, kadınların hakkı ve hukuku için erken seçimin şart olduğunu ifade ediyoruz” dedi.

    HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan, MYK üyesi Ferhat Encü, İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş ve İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’den oluşan HDP heyeti İstanbul Pendik’te tekstil atölyelerindeki işçilerle buluştu.

    ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ kampanyası çerçevesinde yapılan ziyarette işçilerin bayramını kutlayan Buldan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    Bayram olmasına, pandemi nedeniyle kısıtlamalar olmasına rağmen bugün burada insanlar çalışmak zorunda. Kadınların ve kadın yoksulluğunun görünür olması, kadınların yaşadığı bütün sorunların, sıkıntıların yerinde tespit edilmesi amacıyla bu kampanyayı gerçekleştiriyoruz.

    Bayram ve pandemi koşullarına rağmen insanlar burada çalışmak zorunda. Eğer bir kapanma olacaksa, pandemi kısıtlamaları varsa bu herkese uygulanmalıdır; haklardan herkes eşit bir şekilde faydalanmalıdır. Bir kesim çalışarak başka bir kesim eve kapanarak bu süreci atlatamayız. Bu kapanma çerçevesinde insanlar ekmek parası kazanmak için mecburen çalışmak zorunda kalıyorsa eğer bunu düşünmesi gereken tek bir yer, makam vardır o da Saray’dır, bu ülkenin cumhurbaşkanıdır. Kendilerinin kapanırken insanlara ‘pandemiyi düşünelim’ çağrısı yapanlar başka bir kesimin çalışmasına göz yummamalıdır. Sizlere yaşamanızı idame edebilecek düzeyde bir gelir verilmesi sizlerin de evinizde kapanmasına katkı sunacaktır. Ancak böyle yapılmıyor, böyle düşünülmüyor.”

    “KENDİ GELECEKLERİ İÇİN SÖZ KURMAKTAN ÇEKİNİYORLAR”

    “Biz başta kadınlar olmak üzere Türkiye’deki tüm işçi ve emekçi kesiminin pandemi koşullarında yaşadığı bütün sıkıntıları biliyor ve bunun tedbirlerinin alınması için çağrılar yapıyoruz. Ancak yaptığımız çağrılara Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bu ülkeyi yönetenler, AKP hükümeti cevap vermekten kaçınıyor. Çünkü yanlış yaptıklarını aslında kendileri de biliyor. Ama kendi rantları için, kendi gelecekleri için söz kurmaktan çekiniyorlar. Biz halkımız nerede haksızlığa uğramışsa, kadınlar nerede haksızlığa uğramışsa, nerede bir hukuksuzluk varsa, nerede alın teri sömürülüyorsa HDP olarak oradayız ve orada olmaya devam edeceğiz.”

    “ERKEN SEÇİM KAÇINILMAZDIR”

    “En erken seçimde AKP hükümeti artık gidicidir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Artık Türkiye toplumu AKP’nin bu ülkeyi nasıl yönettiğinin farkındadır. İnsanların AKP’nin yalanlarına artık karnı toktur. Türkiye’yi bugün uçurumun kenarına getiren, bir iflasla baş başa bırakan ve kendi geleceğini düşünmekten başka bir şey yapmayan AKP hükümetine en etkili cevabımızı elbette seçim sandıklarında vereceğiz. Buradan ben de çağrı yapıyorum: Erken seçim kaçınılmazdır. Çünkü bu ülkeyi artık yönetemiyorlar. Türkiye halklarının ortak geleceği için, işçi ve emekçilerin hakkı için, kadınların hakkı ve hukuku için, gençlerin çocukların yarınları ve geleceği için bu erken seçimin şart olduğunu ifade ediyoruz.”

    “SALDIRILARIN ARKASINDA İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VAR”

    “Genel Merkezimiz başta olmak üzere yapılan hiçbir saldırı birbirinden bağımsız değildir. İnsanların kendi başına karar verdiği saldırılar değildir. Bu saldırıların arkasında İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere hükümet vardır. O yüzden HDP’ye yapılan her bir saldırının failinin ve kışkırtıcısının kim olduğunu bizler biliyoruz. Bu saldırılar Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmaz. Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olan HDP’nin genel merkezine yapılan saldırı da 3 kişinin aldığı kararla gerçekleşen bir saldırı değildir.”

    “KÜRTLERE YÖNELİK HER TÜRLÜ SALDIRININ ARKASINDA İKTİDAR VAR”

    “Kürtlere yapılan saldırı bilinçlidir. Kürtlere nerede olursa olsun yaşadıkları her yerde yapılan saldırının arkasında mutlaka bu ülkeyi yönetenler vardır. Mersin’deki saldırı adli bir olay değildir. Bu bilinçli ve ırkçı bir saldırıdır. Bu saldırıyı da şiddetle kınıyoruz.

    Dün takip ettiğimiz kadarıyla 3 kişinin tutuklandığını öğrendik. Ancak birkaç gün sonra bir serbest bırakılmayla karşılaşırsak eğer bundan da yine hükümetin sorumlu olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Bu insanlar cezalandırılmalıdır. Kürtlere yönelik, Kürtlerin yaşadığı her yerdeki saldırıları azmettiren ve bu saldırıların emrini verenler mutlaka bulunmalı ve yargılanmalıdır.”

    “FİLİSTİNLİLER VE KÜRTLER SALDIRIYA UĞRUYOR”

    Ortadoğu’daki dinlerin, mezheplerin, halkların birbiriyle çatışmasını körükleyen güçler olduğunu biliyoruz. HDP olarak mutlaka bu sorunun da müzakere ve diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. O yüzden orada yaşanan her bir sorunun müzakere ve diyalog yoluyla çözülebileceğini ifade ediyoruz. Sadece İsrail’in Filistin’e saldırısı değil bugün Ortadoğu’da birçok yerde saldırı, çatışma ve savaş hali var. Bu çatışmaların belli bir yerinde Filistinliler, belli bir yerinde Kürtler var, belli bir yerinde de başka kesimler var. Bu saldırıların, çatışmaların, savaşların Ramazan döneminde yapılması mutlaka ama mutlaka eleştirilmesi ve lanetlenmesi gereken ayrı bir konudur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Buldan’dan iktidara hodri meydan: Tabelamızı bile size vermeyeceğiz-VİDEO

    Buldan’dan iktidara hodri meydan: Tabelamızı bile size vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP-MHP iktidarına erken seçim çağrısında bulunurken, kapatma davasına ilişkin, “Tabelamızı bile size vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “AKP-MHP iktidarı sürdükçe bu ülkede hiç kimse güvende değildir” diyen Buldan, erken seçim çağrısında bulundu. “Kapatma davası kararını büyükşehir belediyelerini kaybettikleri 31 Mart akşamı verdiler. 23 Haziran akşamı da kapatma davasını planlayarak ve takvime bağlayarak düğmeye bastılar” diyen Buldan, iktidara meydan okuyarak “Tabelamızı bile size vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Pervin Buldan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

    KIZILDERE ANMASI

    30 Mart 1972’de Kızıldere’de yaşamını yitiren THKP-C Lideri Mahir Çayan ve arkadaşlarını da anan Buldan, “Onların hayatlarını devrimci dayanışmanın en büyük örneği olarak feda etmesi bugün de mücadelemize ışık tutmaktadır, bizlere yol göstermektedir. Bu yolda hep birlikte dayanışmayla, güç birliğiyle ilerleyeceğiz.” dedi.

     “KRİZ VE KIRILMALARIN YAŞANDIĞI DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

    Hep birlikte büyük kriz ve kırılmaların yaşandığı dönemden geçiyoruz, Türkiye böyle bir dönemden geçiyor. Tüm toplumu kuşatan, tekçi, faşizan bir yönetim anlayışının hukuksuzluğuyla ve krizleriyle karşı karşıyayız.

    “MUHALEFETE SAVAŞ AÇMIŞ DURUMDALAR”

    AKP-MHP iktidarı sürdükçe bu ülkede hiç kimse güvende değildir. Ne toplumun, ne kadınların, ne emekçilerin ne kimlik ve inançların bugünü ve yarını güvende değildir. Bu kriz ve çöküş sistemi ekonomik krizden her anlayışa yönelik şiddete kadar, toplumsal, siyasi ve iktisadi alana kadar her sorunu derinleştiriyor. Parlamento üzerinde, yürütmenin vesayetini kurdular. Meclis’in denetim yetkisini bu iktidar kaldırdı. Kuvvetler ayrılığını sonlandırıp tek adamın kuvvetler birliğine dönüştürdüler parlamentoyu. Yargıyı Saray’ın sopası haline getirdiler. Anayasa’yı ve yasaları rafa kaldırdılar. Kararlar artık Anayasa ve hukuka göre değil, tek adamın iki dudağı arasından çıkacak fermana göre alınmaktadır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan muhalefeti dinleme ve ortak akıl oluşturma yerine muhalefete savaş açmış durumdalar. ”

    “MİLYONLARIN İRADESİNİ YOK SAYIP HDP’Lİ BELEDİYELERİ GASP ETTİLER”

    Demokrasinin en temel ilkesi olan seçme, seçilme hakkına darbe yaptılar. Milyonlarca Kürt’ün iradesini yok sayıp HDP belediyesini gasp ettiler, bunun da yarın yıl dönümü. Boğaziçi’ne bile kayyım atadılar. Gezi Parkı’na el koymak için kayyım atadıklarını da geçtiğimiz günlerde gördük. Yurttaşların demokratik, ekonomik ve sosyal haklarını ortadan kaldırmak için baskı ve sindirme yoluna gidiyorlar. 28 Şubatçılar gibi herkesi fişlediler. Bugün Meclis Genel Kurulu’na getirecekleri yeni güvenlik soruşturması yasası bir fişleme yasasıdır, kamuya yönelik büyük bir tasfiyenin hazırlığıdır. Halkın, kamunun ekonomik kaynaklarını tükettiler, insanları işsiz, çaresiz bıraktılar. Halkın vergilerini iktidarlarının beka savaşına harcadılar. Yalanı yol haritası yaptılar, kara propagandayı, nefret dilini eylem planı haline getirdiler.

    “DEMOKRATİK SİYASTEE DARBE SÜRECİ BAŞLATTILAR”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadın kazanımlarına saldırdılar. HDP hakkında kumpas davası açtılar. Demokratik siyasete darbe süreci başlattıklarına tanıklık ediyoruz. Plan ve politikaları sadece kendilerini kurtarmak, iktidardan düşmemek için. Ülke batmış halk perişan olmuş bunların umurunda bile değildir. İktidarın ekonomiden adalete, işsizlikten yoksulluğa kadar hiçbir meselede çözüm politikası yok. Sokakta herkes adalet diye feryat ediyor, buldukları çözüm HDP’ye ve hak arayan herkese karşı adaletsizliği büyütmek olmuştur.

    “ÇÖZÜMLERİ HALKI EVE, SİYASETİ HDP’YE KAPATMAK OLMUŞTUR”

    Çaresizlik içindeki halk iş ve aş istiyor, Saray iktidarının sunduğu çözüm HDP hakkında kapatma davası açmak olmuştur. Aşı yok, pandemi her gün can alıyor, buldukları çözüm halkı eve, siyaseti HDP’ye kapatmak olmuştur. Günde en az 2 kadın katledilmektedir, çözümleri erkek şiddetiyle mücadele olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmaktır. İşkence, çıplak arama, insan hakları ihlalleri ayyuka çıkmıştır, iktidarın bulduğu çözüm insan hakları mücadelesi veren Gergerlioğlu’nu düşürmek, sabah namazında hukuksuzca gözaltına almak olmuştur.

    ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

    Cumartesi Anneleri adalet mücadelesi veriyor, iktidarın çözümü Cumartesi Anneleri’ni yargılamak, hakikatleri karartmak olmuştur. Halk, bu iktidardan bir an önce kurtulmak için seçim sandığını istemektedir ve bunu talep etmektedir. Biz de bir kez daha çağrı yapıyoruz, çözüm erken seçimdedir diyoruz. Tek adam yönetiminin özeti bir az önce saydığım haksızlık ve hukuksuzluklardır. Tek icraatları, huzur ve refah isteyen halka umudun, demokrasi isteyenlere siyasetin, adalet isteyenlere adaletin yolunu kapatmak olmuştur.

    “AÇILAN DAVA SİYASİ BİR İNTİKAM DAVASIDIR”

    İktidar, adaletsizlik ve talan düzenini sürdürebilmek için yüz yıllık demokrasi mücadelesinin temel birikimlerini taşıyan HDP’yi siyaset dışına itmeye çalışmaktadır. Çünkü siyasi hesaplarının önündeki tek engel HDP’dir. Kapatma davası kararını büyükşehir belediyelerini kaybettikleri 31 Mart akşamı verdiler. 23 Haziran akşamı da kapatma davasını planlayarak ve takvime bağlayarak düğmeye bastılar. Açılan dava siyasi bir intikam davasıdır. Bu dava hukuki bir dava değil, siyasi bir davadır ve sandıkta kaybetme davasıdır. Halkın iradesine karşı açılan bir kumpas davasıdır.

    “TABELAMIZI BİLE SİZE VERMEYECEĞİZ”

    Bu davanın kararını ve talimatını veren sarayın iki ortağıdır. Küçük ortak davanın savcısı, büyük ortak davanın başsavcısıdır. Her şey açık ve nettir: AKP-MHP ikilisi seçim kazanmak için HDP’yi kapatmak istemektedir. İki ortak Saray’da bize karşı bir kurtlar sofrası kurdular, bu sofrada HDP’yi bitirmeyi planlıyorlar. HDP öyle sandığınız gibi kolay bir lokma değildir, boğazınızda kalır, düğümlenir ve tıkanırsınız. Kapatma davasıyla sizin HDP’den koparabileceğiniz tek bir parça olsa olsa HDP’nin tabelası olabilir onu da alamazsınız. Tabelamızı bile size vermeyeceğiz!

    “TÜRKİYE HAKLARINI HDP’SİZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    HDP’nin mücadele geleneğini ortadan kaldırmaya gücünüz yetmeyecektir. Newroz’a bir kez daha bakın, milyonlar ne dedi, ne mesaj verdi bir kez daha dinleyin. Halk benim irademi durduramazsın, buna izin vermem dedi. Boş yere HDP’siz Türkiye, HDP’siz Meclis hayali kurmayın. Kapatma davasından size iktidar çıkmayacaktır, bu davanın sonucunda en büyük kaybeden ve devranı kapanacak olan sizin iktidarınız olacaktır. HDP, milyonların destek ve gücüyle dünden daha fazla büyüyecek ve güçlenecek. Bizler pes etmeyeceğiz, yolumuzdan dönmeyeceğiz, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Türkiye halklarını HDP’siz bırakmayacağız.

    “İMRALI’NIN KIYISINDA HUKUK BİTİYOR MU?”

    Çok önemli bir konudan daha bahsetmek isterim. Toplum olarak yaşadığımız kuşatmanın bir diğer ayağı da İmralı’da sürdürülen hukuksuz tecrittir. Devlet kendi hukukunu İmralı’da yok saymaktadır. Son 10 yılda İmralı’ya yapılan 951 avukat başvurusundan sadece 5’ine, 375 aile görüş başvurusundan ise sadece 26’sına cevap verilmiştir! En insani talep olan aile görüşü ve hukuki talep olan avukat görüşü keyfi olarak engellenmektedir. Böyle bir hukuksuzluk olabilir mi? Sormak istiyorum: Anayasada yazılı olan hukuk devletinin sınırları İmralı’nın kıyısında mı bitiyor? Ötesine geçmiyor mu? Bu sorunun cevabını iktidardan, Adalet Bakanı’ndan bekliyoruz.

    “PARA TUTAN AKP’LİLERDİR”

    Ekmek parasını bulamayan insanlarla alay edercesine yastık altındakileri bankalara getirin diye çağrı yapıyorlar! Biz de kendisine şu çağrıyı yapıyoruz. Yastığın altında para tutan, altın tutan sadece AKP’lilerdir. Siz getirin! Bin odalı sarayınızda, başka yerlerde istiflediğiniz paraları siz getirin! Yandaşlarınız getirsin! İktidarınız boyunca vatandaşların yastık altında bir birikimi hiç olmadı. İnsanlar açlıkla, sefaletle mücadele ederken yastığın altına para koyamaz.

    “KİMSE UMUTSUZLUĞA KAPILMAMALI”

    Yaşadığımız karanlık tabloya bakarak hiç kimse umutsuzluğa ve kaygıya asla kapılmamalıdır. İktidar kaybedecek olmalarının büyük korkusunu yaşamaktadır. Bizler ise kazanacak ve başaracak olmanın umudunu ve heyecanını yaşıyoruz. HDP var olduğu sürece umut da, cesaret de, başarı da hep var olacaktır. İnanın ki onurlu ve adil bir geleceği hep birlikte kuracağız. Değişim ve demokrasi baharını hep birlikte yaşayacağız. Omuz omuza ve yan yana duracağız. Hep birlikte mücadele edeceğiz! Bu çöküşten büyük demokrasi hamlesi ile mutlaka çıkacağız. O günler çok yakın. Yolunuz, yolumuz açık olsun. Hızır hepimizin yoldaşı olsun.”

    (HABER MERKEZİ)