Etiket: Ermeni soykırımı

  • Stuttgart’ta Ermeni Soykırımı’nda katledilenler anıldı: Yüzleşme barışın ilk adımıdır-VİDEO

    Stuttgart’ta Ermeni Soykırımı’nda katledilenler anıldı: Yüzleşme barışın ilk adımıdır-VİDEO

    PİRHA-Stuttgart’ta düzenlenen anmada, 1915 Ermeni Soykırımı kurbanları anıldı. Yapılan konuşmalarda inkarın reddi, yüzleşme ve hakikat temelinde adalet çağrısı öne çıktı.

    Ermeni Soykırımı’nın 111’inci yıl dönümü dolayısıyla Stuttgart’ta düzenlenen anma etkinliğinde, soykırımda yaşamını yitirenler  anıldı. Stuttgart merkezi mezarlığında bulunan Ermeni anıtı önünde düzenlenen törende, farklı kurumlardan temsilciler ve yurttaşlar bir araya geldi.

    Katılımcılar, akşam saatlerinde mezarlığın ana girişinde buluştuktan sonra anıtına doğru sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından anıt önünde çelenkler bırakıldı.

    Törende konuşan Peder Dr. Diradur Sardaryan, soykırımın tarihsel gerçekliğine dikkat çekerek hafızanın diri tutulmasının önemini vurguladı. Ardından söz alan Bakan Lucha, insan hakları, adalet ve yüzleşmenin gerekliliğine işaret etti.

    Program kapsamında ayrıca Sascha Binder ve Rüdiger Tonojan selamlama konuşmaları yaptı. Stuttgart Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu adına da bir açıklama yapıldı.

    Platform adına yapılan konuşmada şu ifadelere yer verildi:

    “Öncelikle 1915 Ermeni Soykırımı’nda katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyor, Ermeni halkının acılarını paylaşıyoruz. Ermeni Soykırımı, sadece geçmişte yaşanmış bir acı değil; bugün hala etkisini sürdüren, insanlık tarihinin en derin yaralarından biridir. Bu acıyla yüzleşmek, yalnızca tarihsel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir gerekliliktir.

    “YÜZLEŞME BARIŞIN İLK ADIMIDIR”

    İnkar etmemek, sessiz kalmamak ve yaşananları tüm açıklığıyla kabul edebilmek yüzleşmenin ön şartıdır. Biz yüzleşmeyi önümüze bir görev olarak koyuyoruz. Bunu suçu üzerimizden atmak ya da birilerini suçlamak için değil, adalet duygusunu yeniden inşa etmek ve benzer acıların bir daha yaşanmamasını sağlamak için yapıyoruz.

    Biz geçmişimizle hesaplaşmayı hedefliyoruz. Tarihleriyle yüzleşen toplumların geleceğe daha güçlü ve daha barışçıl adımlar atabileceğine inanıyoruz. Acıları tanımak, empati kurmak ve hakikati savunmak için Stuttgart Soykırımlarla Mücadele Platformu’nu oluşturduk.

    Gerçek barışın ancak hakikatlerin bilinmesi ve bilince çıkarılmasıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Yüzleşme ise bu barışın ilk adımıdır. Biz de burada, sizlerin huzurunda bu adımlardan birini atıyoruz. Öncelikle kendimizle yüzleşiyor, acılarınızı paylaşıyor ve ‘acınız acımızdır’ diyoruz.”

    Anma etkinliği, katılımcıların birlikte Luther Kilisesi’ne geçmesiyle sona erdi. Törende, barış, adalet ve hakikat vurgusu öne çıktı.

    PİRHA-STUTTGART

  • ‘Soykırımın inkârı, Ermeni’ye düşman ırkçı kuşaklar yetiştirilmesi demektir’-VİDEO

    ‘Soykırımın inkârı, Ermeni’ye düşman ırkçı kuşaklar yetiştirilmesi demektir’-VİDEO

    PİRHA – İHD Mersin Şubesi, Ermeni soykırımının 110. yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı. “Tanı, af dile, tazmin et!” ifadelerinin yer aldığı basın metninde soykırımın aynı zamanda “soygun, talan, yağma ve hırsızlık” olduğu da vurgulandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Ermeni Soykırımının yıldönümü sebebiyle açıklama yaptı. “Soykırım!” başlıklı metinde “Cezalandırılmayan suç işlenmeye devam eder!” vurgusu yapıldı.

    İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, 24 Nisan 1915’te yapılan soykırım ardından “Adalet yerini bulmadı” diyerek inkârın devam ettiğini vurguladı. Gazi İnci, ‘soykırım’ sözcüğü üzerinden yapılan baskının yoğunluğuna da işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Defalarca söyledik: Soykırımın inkârı ‘biz yapmadık’ demekten ibaret değildir. Bin beteridir. Kurbanların torunlarına, günlük hayatın sayısız ayrıntısı aracılığıyla soykırımı tekrar tekrar yaşatmaktır. Katilleri kahraman yapmaktır. Soykırımcıları onurlandırmaktır.

    Soykırımın inkârı, Ermeni’ye düşman ırkçı kuşaklar yetiştirilmesi, kurbanların anısına hiç bitmeyen hakaret, kurbanların sonraki kuşaklarının yaralarının sürekli kanatılması demektir. İnkârdan fail nesilleri olarak bizler de sorumluyuz, bunun ağır utancıyla yaşıyoruz.

    Son yıllarda gittikçe artan soykırımın mimarları Enver, Talat, Cemal Paşalar ve İttihatçılık övgüleri ırkçılığı besliyor, toplumsallaştırıyor ve yeni kuşaklar böyle yetişmeye devam ediyor.

    Türkiyeli Ermeniler; inkârın hayatın her alanındaki taşıyıcıları ve sözcüleri ile birlikte yaşamak zorundayken, dünyanın dört bir yanındaki Ermeniler de; ata topraklarından uzaklarda, sürekli aile büyüklerinin anılarının incitilmesine katlanmak zorunda kalıyorlar.

    Evet, bu topraklarda işlenmiş ve işlenmekte olan ağır insan hakları ihlalleri, Cumhuriyet’in üzerine inşa edildiği soykırımın lanetli mirasıdır. 20. yüzyılın başında Küçük Asya ve Kuzey Mezopotamya’da Hıristiyan halklara, Ermenilere, Süryani/Asurilere, Rumlara yapılan soykırım ve inkârı, devletin kendi yasalarını çiğnemesini, hukuk dışına çıkmasını meşrulaştırmış ve bu devlet aklı, Cumhuriyet tarihi boyunca egemenliğini sürdürmüştür. Soykırımın lanetli mirası dediğimiz işte bu devlet aklıdır.

    İnkâr öyle boyutlara ulaştı ki, ‘soykırım’ sözcüğü uzun süre yasaklandı ve toplum da bunu benimsedi, bu sözcüğü kullanmadı, aydınlar bile kullanmaktan kaçındı. O dönemde İstanbul Şubesi çatısı altında faaliyet gösteren komisyonumuz Türkiye’de ilk kez ‘soykırım’ sözcüğünü kullanarak 24 Nisan 2005’te bir anma toplantısı düzenledi. Yıllar sonra soykırım sözcüğü yavaş yavaş kullanılmaya başlandı. Ama yıllar içinde davalar da açılmaya başlandı. Örneğin İHD Dersim Şubesi, Diyarbakır Barosu’na karşı soykırımı andıkları için ‘Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ne hakaret’ suçlamasıyla dava açıldı. Her ikisi de beraatle sonuçlandı.”

    “TANI, AF DİLE, TAZMİN ET!”

    Gazi İnci, 1915 yılında yapılan soykırımda Ermenilere ait malvarlıklarının da gasp edildiğini belirtti. ‘Soykırım’ eyleminin kapsamlı bir ifade olduğunun altını çizen İnci, açıklamanın devamında şu cümlelere yer verdi:

    “Soykırım yalnızca tüyler ürperten katliamlardan, nehirlerden cesetlerin akmasından, vadilerin parçalanmış insan bedenleriyle dolmasından ibaret değil. Soykırım ölümün tercih edildiği, ölümün kurtuluş olduğu, insanın insanlıktan çıkarıldığı korkunç bir sürgünden, yollarda saldırıya uğrama, açlık, hastalık ve tecavüzden, tarif edilemez, telafi edilemez bir zulümden ibaret de değil. Soykırım aynı zamanda soygun, talan, yağma, muazzam bir hırsızlık. Hırsızlık soykırım kurbanlarının, el konulan, değeri hesaplanamayacak boyutlardaki taşınmaz mallarıyla, işlikler, bağlar, bahçeler, tarlalar, konaklar, evler, hastaneler, manastır ve kilise arazileriyle de sınırlı değil. Hırsızlık, üzerinde az konuşulan, az bilinen bir şeyi, düpedüz katledilen Ermenilerin bankalardaki hesaplarına, değerli eşya kasalarına el konulmasını da içeriyordu. Soygunun bu boyutunun tutarı 1915 yılının parasıyla 22 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

    Bugün ayrıca, tam da soykırım anma gününde, 24 Nisan 2011’de Batman’da zorunlu askerliğini yaparken bir başka er tarafından vurularak öldürülen Sevag Şahin Balıkçı’yı da anıyor, anısını yaşatacağımıza söz veriyoruz.

    2005 yılından bu yana her 24 Nisan’da aynı talebi dile getiriyoruz: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin. Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmemiş mezarsız ölülerin ruhu huzura erecek. Adalet yerini bulacak. Aksi takdirde soykırımın laneti bu toprakların üzerinden kalkmayacak, Türkiye gün yüzü görmeyecek.

    Ve her yıl 24 Nisan’da olduğu gibi tekrar ediyoruz: Tanı, af dile, tazmin et!”

    PİRHA / MERSİN

  • RTÜK’ün lisansını iptal ettiği Açık Radyo’dan açıklama: Aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir

    RTÜK’ün lisansını iptal ettiği Açık Radyo’dan açıklama: Aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir

    PİRHA- RTÜK tarafından “Ermeni soykırımı” söylemleri gerekçe gösterilerek lisansı iptal edilen Açık Radyo, karara ilişkin açıklamada bulunarak, “Evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda, aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir” dedi.

    Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), “Ermeni soykırımı” söylemleri nedeniyle daha önce “program durdurma ve en üst sınırdan idari para cezası” verdiği Açık Radyo’nun lisansını iptal etti.

    RTÜK’ün kararına ilişkin Açık Radyo’nun X hesabından açıklama yapıldı. Açıklama şöyle:

    “Henüz tarafımıza tebliğ edilmemekle beraber, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 03.07.2024 tarihli toplantısında, Açık Radyo’nun yayın lisansının iptal edildiği öğrenilmiştir.

    Yayın durdurmayla beraber verilen para cezası için karardaki gibi taksitlendirme talebinde bulunulmuş ve bu kabul edilerek ilk taksit ödenmiştir. Böylece yasaya karşı direnmek ve yargı yolu dışında bu karara karşı gelmek gibi bir niyetimizin olmadığı ve iyi niyetli bir süreç sürdürmeye çalıştığımız ortadır.

    Gelinen noktada, Açık Gazete programındaki ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında olduğu tartışmasız bulunan bir ifadeden yola çıkarak Açık Radyo’nun yayın izninin iptali noktasına gelinmesi kabul edilemez bir durumdur. Anılan kararla ilgili yasal müracaatlar elbette ki yapılacaktır. Bununla beraber, 30 yıldan beri yayın hayatına devam eden Açık Radyo, bundan sonra da aynı evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda, aynı sorumlulukla yayın hayatına devam edecektir.

    Bugüne kadar her zaman yanımızda bulunan siz sevgili dinleyicilerimiz ve dostlarımız ile bundan sonra da aynı kararlılık ve aynı duygular ile beraber olmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İHD’den çağrı: Ermeni Soykırımı’nı tanı, af dile, tazmin et -VİDEO

    İHD’den çağrı: Ermeni Soykırımı’nı tanı, af dile, tazmin et -VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılına ilişkin dernek binasında açıklama yaptı. İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Biz tanı, tazmin et, af dile çağrımızı yineliyoruz. Bu konu tartışılmadan bu coğrafyada gerçek bir barış olamayacağını biliyoruz” dedi

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında “Tanı, Af Dile, Tazmin Et” başlığıyla basın açıklaması yaptı.

    “CUMHURİYET BU SUÇU YARGILAMIYOR, YÜZLEŞMİYOR”

    Açıklama öncesi söz alan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “Bu soykırımın ittihatçıların suçu olduğunu biliyoruz ama bu cumhuriyet bu zihniyetin devamı. Cumhuriyet bu suçu yargılamıyor, yüzleşmiyor. Evet bu büyük felaket ama bunun adı soykırım. Biz ‘tanı, tazmin et, af dile’ çağrımızı yineliyoruz. Bu konu tartışılmadan bu coğrafyada gerçek bir barış olamayacağını biliyoruz” dedi.

    Ermeni Soykırımı basın metnini Gülistan Yarkın okudu. Yarkın’ın okuduğu açıklamada “Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek. Adalet yerini bulacak” denildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bundan 109 yıl önce 24 Nisan 1915’de zamanın Osmanlı toplumunun sanat, edebiyat, düşünce ve kültür dünyasının en üretken temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 220 İstanbullu Ermeni gözaltına alındı. Önce merkez cezaevi olarak kullanılan Mehterhane’ye yani bugün Türk İslam Eserleri Müzesi’nin bulunduğu Merkez Cezaevi’ne, ertesi gün Sarayburnu’na götürülerek orada kendilerini bekleyen bir gemiye bindirilip Haydarpaşa tren istasyonuna götürüldüler. Oradan da Anadolu’nun içlerine doğru yola çıkarıldılar. Bir grup Ayaş’a, bir grup Çankırı’ya götürüldü. Ayaş’a götürülen 70 kişiden 58’i, Çankırı’ya götürülen 150 kişiden 81’i öldürüldü. Bu vahşet bununla sınırlı kalmadı. Dönemin yöneticileri olan İttihat ve Terakki Partisi ve onun tetikçi örgütü Teşkilat-ı Mahsusa aracılığı ve yerel halkın katılımıyla İzmit’ten Eskişehir’e, Kayseri’den Sivas’a, Erzurum’dan Van’a, tüm Anadolu’daki Ermeni varlığına, bütün tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal dokusuyla birlikte son verildi. Ermenilerin sadece canlarına kastedilmedi. Mallarına, mülklerine, paralarına, hatıralarına, tarihlerine el konuldu. Bir uygarlık, binlerce yıllık anayurdundan tüm izleriyle birlikte silinip yok edildi. Bu süreçte Kuzey Mezopotamya’nın en eski halklarından Süryaniler, Pontus ve Küçük Asya Rumları da soykırıma uğratıldı. Daha da önemlisi T.C devleti dünyanın en başarılı ve en uzun süreli soykırım inkârını gerçek kıldı, kurumsallaştırdı ve en geniş tabana yaygınlaştırdı. İnkâr o kadar başarılı oldu ki, bugün Ermeniler kendi memleketlerinde soykırıma uğradıklarını anlatmak bir yana binlerce yıllık varlıklarını bile kanıtlamak zorunda bırakıldılar.

    Türkiyeli Ermeniler bu inkâr ikliminde, inkârın hayatın her alanındaki taşıyıcıları ve sözcüleri ile birlikte yaşamak zorundayken, dünyanın dört bir yanındaki Ermeniler de ata topraklarından uzaklarda sürekli aile büyüklerinin anılarının incitilmesine katlanmak zorunda kalıyorlar.

    “SÜREKLİ SORUŞTURMA VE DAVA AÇILIYOR”

    Türkiye Cumhuriyet devleti, soykırımı inkâr etmekle kalmıyor, aksine 1915 soykırımını tartışmak isteyenleri de hukuken cezalandırma yoluna gidiyor. Özellikle soykırımla ilgili yapılmış açıklamalara 2018 yılından bu yana sürekli soruşturma ve dava açılıyor. Genel olarak söz konusu soruşturmalar takipsizlik kararıyla, açılan davalar beraat kararıyla sonuçlanmış olsa da son dönemde bu politikanın da değiştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz ay sonuçlanan bir davada, yargılanan kişilere, soykırım anması nedeniyle, Türk Ceza Kanunu 301. Maddeden cezalar verildi. İnsan Hakları Derneği, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri Eren Keskin ve Gülistan Yarkın aynı madde nedeniyle yargılanmaktalar. Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 2021 tarihinde yaptığımız soykırım anma açıklamamız, cezalandırılmak isteniyor. Bunun da Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu düşünüyoruz. Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin. Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek. Adalet yerini bulacak.”

    “SOYKIRIMA SOYKIRIM DEMEK ZOR BİR DURUMA DÖNÜŞTÜ”

    Açıklamanın ardından DEM Parti MYK üyesi Murad Mıhçı konuşarak, “Yıllardır en gerçekçi sözü kuran İHD, Ermeni toplumunun bir ferdi olarak bizi yüreklendiriyor. Biliyoruz ki yaşadığımız bu süreçte soykırıma soykırım demek zor bir duruma dönüştü. Yargılamalara rağman bu mücadeleyi veren İHD’nin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. 24 Nisan’la yüzleşmemin azınlık bırakılan halklardan saha çok çoğunluktaki halklar için önemi var. Çünkü yüzleşilmeyen bir toplum büyük tehdit altındadır. Korkuyoruz. Bu konularda konuşabilecek kimse kalmadı. Türkiyeli bir Ermeni olarak bu coğrafyada mücadeleye devam ediyoruz. Her iki topluma da her iki ülkeye de çağrımızdır barışı gerçekten istiyorsanız biz burada köprü olmaya hazırız” dedi.

    “YÜZLEŞME YAŞAMIN SAHİPLENİLMESİDİR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de “Tarihsel olarak tanığız ki bu coğrafya katliam ve direniş coğrafyası. Bu soykırımla yüzleşilmesinin önemini çok iyi biliyoruz, bu yaşamın sahiplenilmesidir. Biz biliyoruz ki değişim karşılaşmalarla, tanıklıklarla, tanık olmanın sorumluluğunun yerine getirilmesiyle mümkündür” diye konuştu.

    “YÜZLEŞMEK IRKÇILIĞA KARŞI ÇIKMAK DEMEKTİR”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise “Yüzleşmek yapılmış olanın kabul edilemez olduğunu kabul etmek ve yapılacak olana karşı tavır almak demektir. Bütün suçların, katliamların, soykırımların üstleri örtülüyor. Ermeni halkına karşı işlenen bu suçla yüzleşmek ırkçılığa karşı çıkmak demektir” dedi.

    Konuşmaların ardından basın açıklaması son buldu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • DAD Eş Genel Başkanı Kete: Ermenilerin bu coğrafyada yok edilmeleri amaçlandı-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kete: Ermenilerin bu coğrafyada yok edilmeleri amaçlandı-VİDEO

    PİRHA-İttihat Terakki’nin tekçi anlayışının bir sonucu olarak Ermeniler’in katliama tabi tutulduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Cumhuriyet dönemi modernitesi ve İttihat Terakki’nin başlatmış olduğu Türkçülük Sözleşmesi’nin önünde engel olan Ermenileri katliama tabi tuttular” dedi.

    24 Nisan 1915’te İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 250 Ermeni aydın ve siyasetçi evlerinden alınarak zorla sürgüne gönderildi ve katledildi. Bu tarih, Ermeni Soykırımı’nın başladığı gün oldu, Ermeni halkının katledildiği ve Anadolu’nun Hristiyansızlaştırıldığı tarihtir.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında PİRHA‘ya konuştu.

    “21. YÜZYILIN EN BÜYÜK JENOSİTİDİR”

    Osmanlı İmparatorluğu’nun ırkçılık ve milliyetçiliğe dayalı siyaset anlayışıyla birlikte Ermenilerin bu coğrafyada yok edilmelerinin amaçlandığını belirten Zeynel Kete, “21. yüzyılın en büyük jenositi olarak tarif edilen ve İttihat Terakki’nin faşist, tekçi anlayışının bir sonucu olarak Ermeniler katliama tabi tutuldu. Her ne kadar resmi tarihçiler bu süreci bir demografik yapının bir yerden başka bir yere götürülmesi olarak tanımlasa da binlerce yıldır bu coğrafyada yaşayan bir toplumu kendi rızalığı olmadan devletin zor aygıtlarını kullanarak açlığa, susuzluğa ve yerinden yurdundan edilmesinin hiçbir gerekçesi olamaz” dedi.

    “YAŞANAN BU ZULMÜ ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    1.2 milyon Ermeni’nin yerinden yurdundan edilip ölüme mahkûm edildiğini vurgulayan Kete, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bizler bu zulmü asla kabul etmiyoruz. Maalesef en büyük planlı soykırım ve katliamlar ulus devlet aşamasında geldi. Cumhuriyet döneminin ilk kadroları Ermeni Soykırımı’nı yapan İttihat Terakki kadrolarıydı. Ermenilere uygulanan soykırımın ardından sıranın Kürtlere geleceği belliydi. Dünyada bu katliamı yapanların yanlarına kâr kalmaması gerekiyor. En üst düzeyde tarihçiler ve bilim insanları tarafından konuyla ilgili sempozyumlar yapılarak farkındalıkların yaratılması gerekiyor. Bu coğrafyadan alınıp sürgün adı altında ölüme mahkum edilen Ermenilerin anılarının önünde darda olduğumu belirtmek istiyorum. Ermeniler bizim için asla öteki değillerdi ve binlerce yıl beraber yol yürüdük. Ancak Cumhuriyet dönemi modernitesi ve İttihat Terakki’nin başlatmış olduğu Türkçülük Sözleşmesi’nin önünde engel olan Ermenileri katliama tabi tuttular.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında açıklama yaptı. Açıklamada, “Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin ve bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 109. yılında dernek binasında açıklama yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gönül Sonbahar okudu. Açıklamaya Türkiye İşçi Partisi (TİP) Dersim İl Başkanı Ali Avcı da destek verdi.

    “SOYKIRIMDA ERMENİLERİN SADECE CANLARINA KASTEDİLMEDİ”

    1915 yılındaki soykırımda Ermenilerin sadece canlarına kastedilmediğini ifade eden Gönül Sonbahar, “Ermenilerin mallarına, mülklerine, paralarına, hatıralarına ve tarihlerine de el konuldu. Bir uygarlık, binlerce yıllık anayurdundan tüm izleriyle birlikte silinip yok edildi.
    Bu süreçte Kuzey Mezopotamya’nın en eski halklarından Süryaniler, Pontus ve Küçük Asya Rumları da soykırıma uğratıldı. Daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti devleti dünyanın en başarılı ve en uzun süreli soykırım inkârını gerçek kıldı, kurumsallaştırdı ve en geniş tabana yaygınlaştırdı. Türkiye Cumhuriyet devleti, soykırımı inkâr etmekle kalmıyor, aksine 1915 soykırımını tartışmak isteyenleri de hukuken cezalandırma yoluna gidiyor” diye belirtti.

    “İNKÂRA SON VERİN VE SUÇU KABUL EDİN”

    2018 yılından itibaren Ermeni Soykırımı ile ilgili yapılan açıklamalara soruşturma ve dava açıldığını belirten Sonbahar, şöyle devam etti:

    “Genel olarak söz konusu soruşturmalar takipsizlik kararıyla, açılan davalar beraat kararıyla sonuçlanmış olsa da son dönemde bu politikanın da değiştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz ay sonuçlanan bir davada, yargılanan kişilere, anma nedeniyle, Türk Ceza Kanunu 301. Maddeden cezalar verildi. İnsan Hakları Derneği, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri Eren Keskin ve Gülistan Yarkın aynı madde nedeniyle yargılanmaktalar. Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 2021 tarihinde yaptığımız soykırım anma açıklamamız, cezalandırılmak isteniyor. Bunun da Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu düşünüyoruz. Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin ve bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman nehirlerden akan, vadilerde üst üste yığılan, uçurumlardan atılan, denizlerde boğulan mezarsız ölüler hak ettikleri gibi, haysiyetlerine uygun şekilde gömülmüş olacak. Ruhları huzura erecek ve adalet yerini bulacak.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ermeni Soykırımı’nın 109. yılı

    Ermeni Soykırımı’nın 109. yılı

    PİRHA- 24 Nisan 1915’te İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 250 Ermeni aydın ve siyasetçi evlerinden alınarak zorla sürgüne gönderildi ve katledildi. Bu tarih, Ermeni Soykırımı’nın başladığı gün oldu, Ermeni halkının katledildiği ve Anadolu’nun Hıristiyansızlaştırıldığı tarihtir.

    27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarılan Tehcir Kanunu ile Osmanlı Ermenileri, ilk kafile ile sürgüne çıkarıldılar.

    II. Abdülhamit döneminde de Ermenilere karşı yaygın yerel katliamlar yapıldı. Ancak Osmanlı Ermenilerinin asıl tasfiyesi İttihat Terakki iktidarı tarafından 1915 yılında uygulandı. Osmanlı dönemindeki azınlıkların tasfiyesi, Cumhuriyet döneminde de devam etti.

    24 Nisan 1915, Ermeni Katliamı’nın simgesel tarihi olarak tarihin kayıtlarına girdi.

    Katledilen Ermenilerin bankalardaki hesaplarına, değerli eşya kasalarına da el konulmuştu. Soygunun bu boyutunun tutarı 1915 yılının parasıyla 22 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

    1915’te başlayan süreçte Anadolu’nun diğer Hıristiyan halkları, Süryaniler, Nasuriler, Keldaniler, Rumlar ve Ezidiler de soykırıma uğratıldı. 20. yüzyılın başında bugünkü Türkiye sınırları içinde her beş kişiden biri, yani nüfusun yüzde 20’si Hıristiyan, Yahudi ya da Ezidi gibi farklı dinsel inançlara sahipti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadıköy’de yapılacak Ermeni Soykırımı anması yasaklandı

    Kadıköy’de yapılacak Ermeni Soykırımı anması yasaklandı

    PİRHA-İstanbul Valiliği, 24 Nisan Anma Platformu’nun Ermeni Soykırımı’nın yıl dönümünde Kadıköy Süreyya Operası önünde yapacağı basın açıklamasını yasakladı. 24 Nisan Anma Platformu yasaklama kararına ilişkin, “İstanbul Valiliği’nin kararını gözden geçirmeye ve anma programının 10 yıldır yapıldığı şekliyle yapılmasına engel olmamaya davet ediyoruz” açıklaması yaptı.

    İstanbul Valiliği, 1915 Ermeni Soykırımı’nda hayatını kaybedenleri anmak için 24 Nisan Anma Platformu’nun 24 Nisan 2024 Çarşamba günü Kadıköy Süreyya Operası önünde saat 19.00’da yapacağı basın açıklamasını yasakladı.

    İstanbul Valiliği’ne başvuru yapan platforma önceki iki yıl da olduğu gibi, bu yıl da izin verilmeyeceği açıklandı.

    “İSTANBUL VALİLİĞİ’NİN KARARINI GÖZDEN GEÇİRMEYE DAVET EDİYORUZ”

    24 Nisan Anma Platformu da yasaklama kararına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “2010 yılından 2019 yılına kadar İstanbul ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde düzenlediğimiz 1915 Ermeni soykırımında hayatını kaybedenleri anma etkinliğimiz 2020 yılından beridir yasaklanıyor. Pandemi döneminde sokakta anma etkinliği gerçekleştirmememizi fırsat bilen İstanbul Valiliği, son üç yıldır anma programımızı engelliyor. Yıllardır düzenlenen anma etkinliği sadece bir basın açıklaması olarak değil yaklaşık bir saat boyunca süren sessiz bir yitirdiklerimize saygı eylemi olarak planlanıyor.

    Bizler hiçbir gerekçe gösterilmeden anma etkinliğimizin yasaklanmasını anti demokratik bir adımda ısrar edilmesi olarak görüyoruz. Irkçıların, göçmen düşmanlarının, canları çektiği gibi eylemler yapabildiği koşullarda, demokratikleşmenin en kritik virajlarından birisi olan 1915’le yüzleşme konusunda yapılacak bir etkinliğin “uygun görülmemesi” demokratikleşmeme konusundaki ısrarın, ırkçılara verilen tavizin bir göstergesidir. Bizler, 24 Nisan Anma Platformu’nu oluşturan bireyler ve kurumlar olarak İstanbul Valiliği’nin kararını gözden geçirmeye ve anma programının 10 yıldır yapıldığı şekliyle yapılmasına engel olmamaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD’ye açılan “Soykırım” davası görüldü, duruşma 26 Mart’a ertelendi

    İHD’ye açılan “Soykırım” davası görüldü, duruşma 26 Mart’a ertelendi

    PİRHA- İHD Eş Genel Başkanı Erken Keskin ve İHD üyesi Güllistan Yarkın’ın Ermeni Soykırımı ifadelerininden dolayı yargılandığı davanın duruşması görüldü. Eren Keskin, “2018 yılından itibaren anma yasaklandı ve bize davalar açıldı. Biz kimseye hakaret etmiyoruz, şiddet uygulamıyoruz sadece düşüncelerimiz yüzünden yargılanıyoruz” dedi. Duruşma 26 Mart’a ertelendi. 

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi Güllistan Yarkın’ın, İHD’nin 2021 yılında düzenlediği Ermeni Soykırımı eylemi nedeniyle yargılandığı dava İstanbul Adliyesi 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “RESMİ İDEOLOJİ PROBLEMLİ BİR İDEOLİJİDİR”

    Savunmasını yapan Eren Keskin, “Suçlamayı kabul etmiyorum. İnsan Hakları Derneği Eş Başkanıyım. Aynı zamanda Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyesiyim. 1915 yılında başlayan Ermeni Soykırımı’nı 2015 yılında geç bir tarihte anmaya başladık. Ermeni Soykırımı ittihat ve Terakki zihniyeti tarafından başlatıldı. Bu resmi ideoloji problemli bir ideolojidir.  Bugün tekçi anlayış, devam eden diğer inanç ve etnik kimlikleri yok sayan bu anlayış çok sorunludur. 2018 yılına kadar özgürce anmaları yaptık. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda “Ermeni halkının acılarına katılıyorum” söyleminde bulunmuştu. 2018 yılından itibaren anma yasaklandı ve bize davalar açıldı, bu suçlamaları kabul etmiyorum. Biz kimseye hakaret etmiyoruz, şiddet uygulamıyoruz sadece düşüncelerimiz yüzünden yargılanıyoruz. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

    “SOYKIRIM OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM”

    Aynı davada yargılanan Güllistan Yarkın, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Suçlamaları kabul etmiyorum. 2021 yılındaki anmanın ardından Süleyman Soylu bizi hedef gösterdi ve tehdit edildik. 1915 yılında yaşananları soykırım olarak değerlendiriyorum, bu yüzden yargılanıyorum. Savcılığın suçlamalarını kabul etmiyorum. Soykırımın tanınması geçmişteki acıları anlamak anlamına gelir. Soykırımı inkara son verilmesini ve af dilenmesi gerektiğini düşünüyorum.  Suçlamayı kabul etmiyorum beraatimi talep ediyorum. Devlet ile aynı şekilde düşünmüyorum. 1918’de yaşananları soykırım olarak kabul ediyorum. Savcılık, iddianamesinde amacımızın ‘Türk milletini aşağılamak’ olduğunu iddia etmiş. Bu suçlamaya katılmıyorum.”

    “SAVCI OKUDUĞU KARARI ANLAMAMIŞ”

    Sanıklardan sonra söz alan Avukat Özcan Kılıç ise “YouTube’dan alınan görüntüyle, CİMER’e yapılan başvuru üstüne soruşturma açılmış. Bunların delil niteliği yok. İhbar eden kişi de yok. Savcı kendisiyle çelişmiş, AİHM’den alıntı yapmış ancak okuduğu kararı anlamamış. 1915 olayı, fail sanki bugünkü Türkiye Cumhuriyeti gibi anlayarak yazmış. Dosyanın esas yönünden bir ciddiyeti yok. Bu sebeple müvekkillerimin beraatini talep ediyorum” dedi.

    “HAKİKATLARIN GİZLENECEĞİNE DAİR TECRÜBELER VAR”

    Savunma yapan Avukat Gülseren Yoleri de “1915 yılı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmadığı bir dönemdir. 1915 yılında yaşanan olayda Türkiye devletinin küçük düşürüldüğü iddiası gerçek dışıdır. İnsan hakları savunucularının hakikatlerin gizleneceğine dair tecrübeleri var, o yüzden de hakikatlerin üzerinin örtülmeye çalışılmasıyla bu yargılamalar yapılıyor. Müvekkillerimin beraatini talep ediyorum” diye konuştu.

    Savcı, eksik hususların giderilmesini, mütalaa için kendilerine süre verilmesini istedi. Mahkeme talebi kabul ederek duruşmayı 26 Mart saat 14.00’e erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’den 24 Nisan açıklaması: Yüzleşmek ortak gelecek için vazgeçilmez bir adımdır

    HDP’den 24 Nisan açıklaması: Yüzleşmek ortak gelecek için vazgeçilmez bir adımdır

    PİRHA-24 Nisan Ermeni Soykırımı’nın 108. yılı nedeniyle yazılı bir açıklama yayımlayan HDP, “Tarihsel hakikatlerle yüzleşmek, mağdur halklar ve inançlardan özür dilemek ve onarıcı adalet yollarına başvurmak, birbirini anlamak ve tarihsel yaraları samimi bir yaklaşımla sarmak ortak bir gelecek için vazgeçilmez adımlardır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) 24 Nisan Ermeni Soykırımı’na ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, soykırım ile yüzleşme çağrısı yapılırken, toplumsal barışın bu şekilde sağlanabileceği belirtildi.

    “YAŞAMINI YİTİRENLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tarihsel hakikatlerle yüzleşmek, mağdur halklar ve inançlardan özür dilemek ve onarıcı adalet yollarına başvurmak, birbirini anlamak ve tarihsel yaraları samimi bir yaklaşımla sarmak ortak bir gelecek için vazgeçilmez adımlardır.

    Farklılıkları silmek ve homojen bir toplum yaratmak; tek ırk-tek din-tek dil anlayışını hakim kılmak; bu topraklarda farklı halkların ve inançların yaşadıklarını unutturmak hedefi o günden bu yana süregeldi. Bu topraklar üzerindeki hiçbir etnik kimlik, dil, kültür ya da inancın bir diğerinden üstün olmadığı gerçeği halen toplumsal ve siyasal genel kabul görmedi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarla yüzleşmek ortak ve eşit bir geleceği, toplumsal barışı kurmanın da önemli bir adımıdır. Coğrafyamızı çoraklaştıran utançlarla yüzleşmeyi ertelemek, toplumsal barışa ve hakikatlerin konuşulmasına hizmet etmemektedir. Bu duygu ve düşüncelerle, Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim halkları olarak, 108 yıllık acıları paylaşıyor, yaşanmış olan Büyük Felaketi, bu insanlık trajedisini yüreğimizin derinliklerinde duyuyor, o süreçte yaşamını yitirenleri bir kez daha hüzün ve saygıyla anıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD’den ‘Ermeni Soykırımı’ açıklaması: İnkâr en kapsamlı insan hakları ihlalidir-VİDEO

    İHD’den ‘Ermeni Soykırımı’ açıklaması: İnkâr en kapsamlı insan hakları ihlalidir-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu’nun 2005 yılından beri İstanbul’da Sultanahmet’te yaptığı 24 Nisan Ermeni Soykırımı protesto açıklaması, bu yıl Beyoğlu’nda İHD’nin bulunduğu sokakta yapılmak istendi, ancak polis izin vermedi. İHD binasında yapılan  açıklamada, “İnkâr en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir, çünkü çarpan etkisiyle çoğalan sayısız insan hakları ihlaline kaynaklık eder, teşvik eder, cesaretlendirir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Ermeni Soykırımı’nın 108. yılında basın açıklaması yapıldı. Açıklamanın İHD İstanbul Şubesi önünde yapılması polisler tarafından engellendi. Basın açıklaması şube içerisinde gerçekleştirildi.

    İHD Eş Başkanı Eren Keskin’in hazırlanan basın açıklamasını okudu.

    Keskin, “1915’te başlayan Soykırım ve sonrasında, hatta Cumhuriyet dönemindeki politikalar sonucunda yerleşim yerlerinden geriye hiçbiri kalmadı. Devlet Ermenileri imha etmekle kalmadı. İzlerini de sildi. Bugün Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde onlardan iz bulamazsınız. Soykırım yalnızca tüyler ürperten katliamlardan, nehirlerden cesetlerin akmasından, vadilerin parçalanmış insan bedenleriyle dolmasından ibaret değil. Soykırım ölümün tercih edildiği ölümün kurtuluş olduğu, insanın insanlıktan çıkarıldığı korkunç sürgünden, yollarda saldırıya uğrama, açlık, hastalık ve tecavüzden, kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir yaradan tarif edilemez, telafi edilemez, bağışlanamaz bir zulümden ibaret de değil. Soykırım aynı zamanda soygun, talan, yağma, muazzam bir hırsızlık. Hırsızlık soykırım kurbanlarının değeri hesaplanamayacak boyutlardaki taşınmaz mallarıyla, işlikler, bağlar, bahçeler, tarlalar, konaklar, evler, hastaneler, manastır ve kilise arazileriyle de sınırlı değil” dedi.

    “ERMENİ SOYKIRIMI 108 YILDIR İNKAR EDİLİYOR”

    Keskin, “Ermeni Soykırımı 108 yıldır inkar ediliyor. İnkarın insanlığa karşı işlenmiş bu akla hayale sığmaz suçun gizlenmesinde bu büyük hırsızlığın da payı var. Bugünkü hırsızlık ve yolsuzluk düzeninin dibinde soykırımın büyük yağması yatıyor. İnkar sadece ‘ben yapmadım’ demek değil. İnkar ‘yaptık çünkü hak etmişlerdi’ demek. Biz, insan hakları savunucuları diyoruz ki, soykırım bir politika, bir diplomasi, bir uluslararası ilişkiler konusuna indirgenemez. Soykırım her şeyden ama her şeyden önce devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz” ifadelerini kullandı.

    “SOYKIRIM, TANI, AF DİLE, TAZMİN ET”

    Açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “İnkar en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir, çünkü çarpan etkisiyle çoğalan sayısız insan hakları ihlaline kaynaklık eder, teşvik eder, cesaretlendirir. Bu yüzden yıllardır bir çağrı yapıyoruz: Soykırım, Tanı, Af Dile, Tazmin Et.”

    MIHÇI: DEVLET DİLİNDE BİZLER HER ZAMAN YOK SAYILDIK, YOK EDİLMEYE ÇALIŞILDIK

    Basın açıklamasında konuşan Murad Mıhçı ise, “Hepiniz medyada az da olsa bizi görüyorsunuz. Bu duyduklarınızla acının ne kadar büyük olduğunu görüyorsunuz. Esas olan toprağın altında sözlerini kuramayacak insanlar. Bizler şanslı Ermenileriz 1915’te coğrafyanın beşte biriydik. Bugün baktığınız zaman sayımız kırk bin söyleniyor ama ben kırk bin olduğuna da inanmıyorum. Devlet dilinde bizler her zaman yok sayıldık ve yok edilmeye çalışıldık. Ama bugün baktığımızda inatla bizle beraber ses çıkaran arkadaşlarımızı da cezalandırıyorlar. 24 Nisan anma sürecinden bile korkan bir toplum haline dönüştük” dedi.

    Açıklamaya, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Cumartesi Annesi Hanife Yıldız, hak savunucusu Leman Yurtsever, avukatlar ve hak savunucularının da olduğu çok sayıda kişi de katıldı.

    Dilan ŞİMŞEK -Devrim FINDIK /İSTANBUL

  • İHD’den çağrı: Adalet ve hakikat için Ermeni Soykırımı’nın inkârına son-VİDEO

    İHD’den çağrı: Adalet ve hakikat için Ermeni Soykırımı’nın inkârına son-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Ermeni Soykırımı’nın 108. yıldönümünde basın açıklaması yaparak sorumlulara “Soykırımı tanı, af dile, tazmin et! Artık yeter! Adalet ve hakikat için Ermeni Soykırımı’nın inkârına son!” çağrısı yaptı.

    24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı’nın 108. yıldönümünde, İnsan Hakları Derneği Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu, konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    İHD Ankara Şubesi önünde yapılması planlanan açıklama, Ankara Valiliği’nin yasaklaması nedeniyle şube binasında yapıldı.

    Çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada “Adalet ve hakikat için yüzleşmeye davet” yazılı pankart açıldı.

    “DEVLET, ERMENİLERİ İMHA ETMEKLE KALMADI”

    Basın metnini İHD Ankara Şube Eş Başkanı Sevil Turgut okudu. “Ermeni Soykırımı’nın 108 yılında: Yeter! İnkâra son!” diyen Turgut, şu açıklamayı yaptı:

    “Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin verilerine göre Osmanlı İmparatorluğu’nda yaklaşık 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Kent, kasaba, mahalle, köy olarak batıdan doğuya, kuzeyden güneye, Küçük Asya’nın her yerinde tam 2.925 Ermeni yerleşimi bulunuyordu. Buralarda yaşayan Ermeni cemaatlerinin 1.996 okulu, 173.000 erkek ve kız öğrencisi, 2.538 kilise ve manastırı vardı.

    1915’te başlayan Soykırım ve sonrasında, hatta Cumhuriyet dönemindeki politikalar sonucunda bu yerleşim yerlerinden geriye hiçbiri kalmadı. Kalanlar artık Ermeni yerleşimi değildi. 50 bin civarında olduğu tahmin edilen bugünkü Ermeni nüfusu, en yoğun olarak İstanbul olmak üzere, büyük çoğunlukla üç büyük şehre dağılmış olarak yaşıyor. Devlet Ermenileri imha etmekle kalmadı. İzlerini de sildi. Bugün Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde onlardan iz bulamazsınız. Kiliseler doğa koşullarının tahribine bırakılmakla kalmadı, topa tutularak, dinamitlenerek yıkıldı. Anadolu’daki okulların hiçbiri artık yok. Soykırım’da sadece insanlar kitleler halinde katledilmedi, okulları, kiliseleri, mezarlıkları, manastırları, işyerleri ile tüm bir toplumsal doku yok edildi.

    “SOYGUN, TALAN, YAĞMA…”

    1915’te başlayan süreçte Anadolu’nun diğer Hristiyan halkları, Süryaniler ve Rumlar da soykırıma uğratıldı. Soykırım yalnızca tüyler ürperten katliamlardan, nehirlerden cesetlerin akmasından, vadilerin parçalanmış insan bedenleriyle dolmasından ibaret değil. Soykırım ölümün tercih edildiği, ölümün kurtuluş olduğu, insanın insanlıktan çıkarıldığı korkunç bir sürgünden, yollarda saldırıya uğrama, açlık, hastalık ve tecavüzden, kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir yaradan, tarif edilemez, telafi edilemez, bağışlanamaz bir zulümden ibaret de değil. Soykırım aynı zamanda soygun, talan, yağma, muazzam bir hırsızlık. Hırsızlık soykırım kurbanlarının, değeri hesaplanamayacak boyutlardaki taşınmaz mallarıyla, işlikler, bağlar, bahçeler, tarlalar, konaklar, evler, hastaneler, manastır ve kilise arazileriyle de sınırlı değil. Bu en bilinen boyutuna ek olarak hırsızlık, üzerinde az konuşulan, az bilinen bir şeyi, düpedüz katledilen Ermenilerin bankalardaki hesaplarına, değerli eşya kasalarına el konulmasını da içeriyordu. Soygunun bu boyutunun tutarı 1915 yılının parasıyla 22 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Ayrıca 20. yüzyılın başından itibaren Amerikan ve Fransız hayat sigortası şirketleri on binlerce Hristiyan’a hayat sigortası yapmışlar, bunların değerinin de o zamanın parasıyla 20 milyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. İttihatçılar, bu hayat sigortası tazminatlarına da, resmi yazılarında “sahipleri öldü, mirasçıları da kalmadı, Osmanlı hazinesine devredilmelidir” diyerek göz koydular.

    “SOYKIRIMI TANI, AF DİLE!”

    Ermeni Soykırımı 99 yıldır inkâr ediliyor. İnkârın, insanlığa karşı işlenmiş bu akla hayale sığmaz suçun gizlenmesinde bu büyük hırsızlığın da payı var. Bugünkü hırsızlık ve yolsuzluk düzeninin dibinde soykırımın büyük yağması yatıyor. İnkâr, sadece “ben yapmadım” demek değil. İnkâr, “yaptık çünkü hak etmişlerdi” demek. Televizyonlarda devlet erbabının, inkârcı tarihçilerin, “saygın aydın ve yazarlar”ın, yüzleri kızarmadan soykırımı meşrulaştırmaları, yapılanı aklamaları demek. Türkiye toplumunun ağırlıklı kesiminin bu söylenenlere inandığını, hatta bunu duymak istediğini bilmenin güvenine sahip olmak demek. İnkâr, kurbanların anısına ve onların torunlarına hakaret etmek demek.

    İnkâr, soykırım kurbanlarını suçlu çıkarmak, buna devam etmek, onların çocuklarını ve torunlarını düşmanlaştırmak demek. İnkâr soykırımı, insanlık suçunu sürdürmek demek. İnsan hakları adına en kötüsü de, tüm bunlara seyirci kalan bir toplum yaratmak demek, onun desteğini almak demek.

    Biz, insan hakları savunucuları diyoruz ki, soykırım bir politika, bir diplomasi, bir uluslararası ilişkiler konusuna indirgenemez. Soykırımın her şeyden, ama her şeyden önce devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz. İnkâr en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir, çünkü çarpan etkisiyle çoğalan sayısız insan hakları ihlaline kaynaklık eder, teşvik eder, cesaretlendirir. Soykırım sonucu anayurtlarından kopartılıp dünyanın dört bir yanına dağılmış Ermenilerin uğradıkları, hesaba da, sayıya da gelmeyecek kadar büyük kayıplarının telafisine yönelik talep, istek ve dileklerine yanıt verilmelidir. İnkâr, böyle bir telafi ve adaletin yerine gelmesi sürecinin de önünde engeldir. Bu yüzden yıllardır bir çağrı yapıyoruz: Soykırımı tanı, af dile, tazmin et! Artık yeter! Adalet ve hakikat için Ermeni Soykırımı’nın inkârına son!”

    PİRHA/ANKARA

  • Ermeni Soykırımı’nın bugün 108’nci yılı

    Ermeni Soykırımı’nın bugün 108’nci yılı

    PİRHA- 108 yıl önce yani 24 Nisan 1915’te İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 250 Ermeni aydın ve siyasetçi evlerinden alınarak zorla sürgüne gönderildi ve katledildi. Bu tarih Ermeni Soykırımı’nın başladığı gün oldu, Ermeni halkının katledildiği ve Anadolu’nun Hıristiyansızlaştırıldığı tarihtir. 

    27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarılan Tehcir Kanunu ile Osmanlı Ermenileri, ilk kafile ile açılan bu kapıdan kan revan içinde sürgüne çıkarıldılar.

    II. Abdülhamit döneminde de Ermenilere karşı yaygın yerel katliamlar yapıldı. Ancak Osmanlı Ermenilerinin asıl tasfiyesi İttihat Terakki iktidarı tarafından 1915 yılında uygulandı. Osmanlı dönemindeki azınlıkların tasfiyesi, Cumhuriyet döneminde de devam etti.

    24 Nisan 1915, Ermeni Soykırımın simgesel tarihi olarak tarihin kayıtlarına girdi.

    Katledilen Ermenilerin bankalardaki hesaplarına, değerli eşya kasalarına da el konulmuştu. Soygunun bu boyutunun tutarı 1915 yılının parasıyla 22 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

    1915’te başlayan süreçte Anadolu’nun diğer Hıristiyan halkları, Süryaniler, Nasuriler, Ezidiler Keldaniler ve Rumlar da soykırıma uğratıldı. 20. yüzyılın başında bugünkü Türkiye sınırları içinde her beş kişiden biri, yani nüfusun yüzde 20’si Hıristiyan, Yahudi, ya da Êzidi gibi farklı dinsel inançlara sahipti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Zorunlu askerliğini yaparken öldürülen Sevag Şahin Balıkçı mezarı başında anıldı-VİDEO

    Zorunlu askerliğini yaparken öldürülen Sevag Şahin Balıkçı mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zorunlu askerliğini yaptığı Batman’da Ermeni soykırımının 96. yıl dönümünde öldürülen Sevag Şahin Balıkçı Şişli Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Sevag’ın babası Garbis Balıkçı’da bu sabah hayatını kaybetti. Anmada konuşan HDP Milletvekili Garo Paylan, “Ermeni soykırımı büyük bir suçtu ama belki ondan daha büyük bir suç ise 107 yıllık inkârdır. Bizler susarsak soykırımcı zihniyet suç işlemeye devam eder” dedi.

    Ermeni soykırımının 96. yıl dönümünde zorunlu askerlik görevini yaptığı Batman’da 24 Nisan 2011 günü başka bir asker tarafından öldürülen Sevag Şahin Balıkçı, ölümünün 11. yılında İstanbul Şişli Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Sevag’ın babası Garbis Balıkçı ise oğlunun ölüm yıl dönümünde bu sabah ikamet ettiği İstanbul Kınalıada’daki evinde hayatını kaybetti. Mezar başındaki anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Rakel Dink, Arat Dink de katılırken, Paylan dini ayinin ardından bir konuşma da yaptı.

    “SOYKIRIMDAN DAHA BÜYÜK BİR SUÇ İSE 107 YILLIK İNKÂRDIR”

    “Bugün Ermeni halkının yas günü” diyerek konuşmasına başlayan Paylan, soykırım ile 107 yıldır yüzleşilmediğini söyledi. Paylan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bundan tam 107 yıl önce bugün dönemin cuntasının emriyle 250’den fazla Ermeni aydın, siyasetçi, yazar evlerinden gözaltına alınarak, Ankara ve Çankırı Ayaş’a sürüldüler ve katledildiler. Bu Ermeni halkının büyük felaketinin, soykırımının başlangıç günüydü. O günden sonra çıkarılan sürgün yasasıyla Ermeni halkı köylerinden, kasabalarından, illerinden sürüldüler. Büyük çoğunluğu daha şehrin dışına varamadan katledildi. Bu bir soykırımdı. Maalesef 107 yıldır bu büyük suçla yüzleşilmedi.

    Ermeni soykırımı büyük bir suçtu ama belki ondan daha büyük bir suç ise 107 yıllık inkârdır. Cezasız kalan suçlar tekrarlar. Canımız Hrant Dink’i aldılar aramızdan. Bundan 11 yıl öncede canımız kardeşimiz Sevag Balıkçı’yı askerlik görevini yaparken, ırkçı bir cinayetle aramızdan aldılar. Onu öldüren tetikçi miydi? Hayır değil. Bir zihniyetti. Rakel Dink’in de dediği gibi bebeklerden katil yaratan zihniyetti o tetiği çektiren.”

    “SUSARSAK SOYKIRIMCI ZİHNİYET SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDER”

    Paylan, 24 Nisan Platformu’nun bu akşam Beşiktaş’ta yapmayı planladığı açıklamanın İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmasına da değinirken; “Maalesef ülkemiz yeni bir karanlık iklime girmiştir. Pek çok suçu, günahı konuşabilen bir Türkiye’den yeniden konuşamayan, susan bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz. Geçmişlerimizi anamayan bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz. Bu akşamki anmamızda valilik kararıyla yasaklandı. Yeniden susmamızı istiyorlar. Ama emin olun bizler susarsak soykırımcı zihniyet suç işlemeye devam eder. Susmak hiçbirimizi iyi bir yere götürmez. Tam tersine konuşmak, yüzleşmek, adaletle buluşmaya ihtiyacımız var.

    Susmayalım, konuşalım, yüzleşelim, helalleşelim, barışalım. Aksi takdirde kötülük her yanı saracak. Bu sabah büyük bir acı haber daha aldık. Sevag’ın babası Garbis Balıkçı 11 yıldır yüreğindeki bu sabah artık daha fazla katlanamayarak yenildi. Bu sabah Garbis Balıkçı’yı kaybettik. 11 yıldır adalet bekliyordu. Adaletten uzak olduğumuz noktada Garbis Balıkçı’yı da bir 24 Nisan günü kaybetmiş olduk” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘İnsanlık tarihi katliamları ve soykırımcıları unutmayacaktır!’

    ‘İnsanlık tarihi katliamları ve soykırımcıları unutmayacaktır!’

    PİRHA-FEDA Kadın Meclisi, Ermeni Soykırımı’nın 106’ncı yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “İnsanlık tarihi katliama uğrayan, soykırımdan geçen halkları unutmayarak, direnişlerini ve direnenlerini yazmayı, anlatıcı ve yol yürüyenlerini anmayı toplumsal bir miras, ortak bir hafıza olarak kayda geçecektir” denildi.

    FEDA Kadın Meclisi, Ermeni Soykırımı’nın 106’ncı yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınladı.

    24 Nisan özelde Ermeni halkı için ama genel olarak ezilen tüm halklar ve inançlar için katliamların üzerine giderek, onları tanıyarak, yüzleşerek eylem ve söylemlerle gündemde tutarak tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmeyi hakikatin yolunda kadınlar olarak bir borç olarak gördüğümüz bir gün olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Ermeni soykırımı.106 yıldır inançların belleğinde derin ve unutulmaz izler bırakan ve bizlerin benzerlerini Dersim ‘den Maraş’a yakından tanıdığımız bir katliamdır. Tekçi, İslamcı, Türkçü erkek egemen zihniyet diğer katliamları da olduğu gibi Ermeni soykırımını da inkâr etmeyi sürdürmektedir” denildi.

    “HALKLARIN BİR ARADA YAŞAMASI İÇİN BU KİRLİ TARİHLE HESAPLAŞILMASI GEREKİYOR”

    Halkların demokratik temelde bir arada yaşaması için bu kirli tarihle hesaplaşılması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, “İnsanlık tarihi katliama uğrayan, soykırımdan geçen halkları unutmayarak, direnişlerini ve direnenlerin i yazmayı, anlatıcı ve yol yürüyenlerini anmayı toplumsal bir miras, ortak bir hafıza olarak kayda geçecektir. Ne yazık ki iktidar hesaplaşmak bir yana daha önce Afrin’ e yaptığı gibi bu sabah da Zap, Metina ve Avaşin bölgesi ile tüm Güney Kürdistan bölgesine yönelik operasyon adı altında bir işgal saldırısı başlatmıştır. Başlatılan işgal saldırısının Ermeni Katliamının yıl dönümüne denk getirilmesi Kürtlere ve onların kazanımlarına yönelik katliam tehdidi niteliğindedir. Neredeyse 50 yıldır ısrarla devam ettirilen silahla çözüm yönteminin acı ve gözyaşından başka bir sonuç doğurmayacağı açıktır. Bir yandan insanlar pandemiyle uğraşırken diğer yandan yolsuzluklarla ekonomi çökme noktasındayken bu operasyonla murat edilenin bir taşla bir kaç kuş vurma denemesi olduğu aşikârdır” ifadeleri kullanıldı.

    “DİRENİŞİ BÜYÜTMELİYİZ”

    “Biz FEDA Kadın meclisi olarak yıllardır nasıl ki inancımız ve kimliklerimize yapılana karşı direnişleri örgütleyip büyütüyorsak, şimdi daha fazla direnmeli ve direnişi büyütmeliyiz” çağrısının yapıldığı açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Bu işgal saldırısına karşı Kürdistan özgürlük davasının çağın dervişlerinin bir lokma bir hırka , hak ve hakikat için Mansur, Nesimi, Şeyh Bedrettin, Baba İshak ve Pir Sultan’ın dediği gibi ‘Dönen dönsün, ben dönmezem hakikat yolundan ve Pir Seyit Rıza’nın dediği gibi “Sizin entrikalarınızla baş edemedim bu bana dert oldu, ben de size boyun eğmedim bu da size dert olsun tarihin sayfalarına altın harflerle yazılmış sözleridir.

    Çocuklara, kadınlara, Alevilere, Kürtlere, Ermenilere, Ezidilere, Süryanilere bir bütün olarak kendinden olmayana, kendi gibi düşünmeyene karşı hedef şaşırtmadan yok etmeye ahtları var. Çünkü onlar çok iyi biliyorlar ki bu topraklarda yaşayan kadim halklar kardeştir. Biz de bu kardeşliğe yapılan her saldırıya karşı kadınız, kızılbaşız, Kürdüz, Ermeniyiz, Süryaniyiz, Türküz, Arabız diyerek savaşları çıkaran zihniyetin, doymak bilmeyen hırsı ve nefsine toprak ananın kızları, kadınlar olarak el ele verip bu nahak zihniyete ‘Ya Xizir Ziyar ü Diyar, Ya Pir’ demenin zamanı gelmiştir. Kadim topraklarımızı her karışını kefensiz yatan canlarımızın emanetini ruhumuz ve bedenimiz gibi hissederek dünyanın neresinde olursak olalım nahak zihniyetinin vahşetine karşı hak ve hakikat mücadelemizi daha çok güçlendirerek demokrasiden, barıştan yana olan herkesi alanlarda birlikte Osmanlının ardılı olan bu zihniyetin bitmeyen kırımını görmeye çağırıyoruz. Gün birbirimize Xızır olma günüdür”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEVA Partisi kurucularından Kaşıkoğlu, HDP’yi tehdit etti

    DEVA Partisi kurucularından Kaşıkoğlu, HDP’yi tehdit etti

    PİRHA-  Ermeni Soykırımı ile ilgili açıklaması üzerinden HDP, iktidara yakın isimler tarafından hedef alınırken,  DEVA Partisi Kurucular Kurulu üyesi ve eski AKP Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu da, “Umarım sizin de soyunuz tez zamanda tükenir” sözleriyle HDP’yi tehdit etti.

    Ermeni Soykırımı’nın 106’ıncı yıldönümüne ilişkin bir kurum kuruluştan açıklama yapılıp yüzleşme çağrısı yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’de ‘Ermeni Soykırımı’ ifadelerine yer verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) de, her yıl olduğu gibi bu yıl da yaptığı yazılı açıklama ile Ermeni Soykırımı’nı andı.

    Ermeni Soykırımı ile ilgili açıklaması üzerinden HDP, iktidara yakın isimler tarafından hedef alınırken,  DEVA Partisi Kurucular Kurulu üyesi ve eski AKP Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu, 24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı’nın yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklama üzerinden Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) hedef aldı.

    Kaşıkçıoğlu, twitter üzerinden HDP’nin “Ermeni Soykırımı utancıyla yüzleşin!” başlıklı açıklamasını alıntılayarak, “Yarın PKK’ya da soykırım yapıldı dersiniz siz bu zihniyetle. Umarım sizin de soyunuz tez zamanda tükenir” paylaşımında bulundu.

    Skandal paylaşım sonrası birçok sosyal medya kullanıcısı DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı da adını etiketleyerek, Kaşıkoğlu’na tepki gösterdi.

     (HABER MERKEZİ)

  • FUAF: Ermeni halkının acılarını paylaşıyoruz, yaralar tazeliğini koruyor

    FUAF: Ermeni halkının acılarını paylaşıyoruz, yaralar tazeliğini koruyor

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Ermeni Soykırımı’nın üstünden geçen 106 yıla rağmen acıların hala tazeliğini koruduğunu ve yüzleşmenin şiddetli bir şekilde kendisini dayatmaya devam ettiğini belirterek, “Ülke tarihimizde yaşanan bunca acı, kıyım ve katliamlarla yüzleşme cesareti gösterilemediği için, hak sahibine hakkı teslim edilmiyor” dedi.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Ermeni Soykırımı’nın 106. Yıldönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    24 Nisan 1915 yılında kaybedilenlerin anıldığı açıklamada, soykırım ile yüzleşilme çağrısında bulunularak, “Ermeni halkının acılarını paylaşıyor, inkarın ve yüzleşmekten kaçmanın, birlikte onurlu bir yaşama bir katkı sağlamayacağını, gerçeklerden kaçmanın geleceği kaybetmek anlamına geleceğinin bilinmesini isteriz” denildi.

    “YÜZLEŞME ŞİDDETLİ BİR ŞEKİLDE KENDİSİNİ DAYATIYOR”

    Toplumların hafızası ve halkların belleğinin yaşanan zulüm ve acıları unutmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Aradan geçen 106 yıla rağmen acılar hala tazeliğini korumaya, yüzleşme şiddetli bir şekilde kendisini dayatmaya, yaralar sağıtılmayı beklemeye devam ediyor. Ülke tarihimizde yaşanan bunca acı, kıyım ve katliamlarla yüzleşme cesareti gösterilemediği için, hak sahibine hakkı teslim edilmiyor. Tarih sayfasına dönemin muktedirleri tarafından yazılan bu acı ve katliamların utancı, sorumluluk sahipleri ve sürdürücülerin alınlarında durmaya devam ediyor. Tarihte yaşanmış acı, tehcir ve katliamlarla yüzleşmekten kaçınmış toplumlar ve devletler kendi toplumsal barış ve huzurunu sağlayamamış, insanlık ailesine onurlu bir üye olarak katılamamıştır” ifadeleri kullanıldı.

    “ERMENİ HALKININ ACILARINI PAYLAŞIYORUZ”

    Ermeni halkının acılarının paylaşıldığına vurgu yapılan açıklamanın devamında, yüzleşmekten kaçmanın onurlu bir yaşama katkı sağlayamayacağının altı çizilerek, “Tarihsel acıların, katliamların içeride ve dışarıda, politik kirli hesapların ve devletler arası gerici çıkar ilişkilerinin malzemesi yapılması en çok mazlum halklara ve onların dostane ilişkilerine zarar veriyor. Bizler de, Aleviler olarak, tarihi acılar ve katliamlarla yazılmış bir Yol’un ve inancın sürdürücüleri olarak hala inkar, baskı ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıyayız! Hak-Hakikat ve adalet arayışı, insan hakları ve demokrasi içerisinde eşit yurttaşlar olarak yaşayacağımız bir düzenin ve ortamın tarihimizle yüzleşmekten, acılarımızı birlikte dindirmekten geçtiğine inananlardanız. Ermeni halkının acılarını paylaşıyor, inkarın ve yüzleşmekten kaçmanın, birlikte onurlu bir yaşama bir katkı sağlamayacağını, gerçeklerden kaçmanın geleceği kaybetmek anlamına geleceğinin bilinmesini isteriz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Garo Paylan: Ermeni halkının yarasını iyileştirecek tek meclis TBMM’dir-VİDEO

    Garo Paylan: Ermeni halkının yarasını iyileştirecek tek meclis TBMM’dir-VİDEO

    HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis Başkanlığına, “Ermeni Soykırımı’nın Tanınması, Soykırım Faillerinin İsimlerinin Kamusal Alandan Kaldırılması ve Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi verdi.

    Paylan, yaptığı açıklamada, “24 Nisan 1915 Ermeni halkının Büyük Felaketinin başlangıç günü oldu. Ermeni Halkı anavatanlarından, yurtlarından, kasabalarından, şehirlerinden topyekûn göç yollarına sürüldü ve büyük çoğunluğu göç yollarında katledildi. Bu katliamdan babaannem gibi yetimler hayatta kaldı. O yetimler, tam 106 yıldır adalet arıyor. Babaannem bu adaleti göremeden bu dünyadan göçtü. İkinci kuşak olan babam da bu adaleti yaşayamadan hayatını kaybetti. Ben üçüncü kuşak Türkiyeli bir Ermeni olarak bu adaleti Türkiye’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde arıyorum” dedi.

    “ERMENİ HALKININ ACISI İLE YÜZLEŞMELİYİZ”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ermeni Soykırımı’nı tanıması için yasa teklifi verdiğini belirten Paylan, “Ermeni Soykırımı bu topraklarda gerçekleşti ve Ermeni Soykırımı’nın adaleti ancak bu topraklarda, Türkiye’de sağlanabilir. Türkiye, Ermeni Soykırımı’yla yüzleştiğinde; başka meclislerin, parlamentoların ne dediğinin hiçbir önemi kalmayacaktır. 106 yıldır Ermeni Soykırımı inkâr edildiği için bu mesele başka meclislerin, başka devlet başkanlarının konusu olmaya devam etmektedir. Ermeni halkının acısını, ait olduğu topraklara, bu topraklara Türkiye’ye taşımalıyız. Ermeni halkının acısıyla yüzleşmeliyiz ve bu acıyı adaletle dindirmeliyiz” çağrısı yaptı.

    1 MİLYONUN ÜZERİNDE ERMENİ YOK EDİLDİ

    Teklifin gerekçesinde, Osmanlı İmparatorluğu dağılırken, tek kimliğe dayalı bir ulus inşa etmek amacıyla, Müslüman olmayan halkların sürülmesine karar verildiği, Geçici Tehcir Kanunu ile Ermeni halkının kadim topraklarından sürüldüğü, büyük çoğunluğunun yaşadıkları yerlerin civarında ve göç yollarında katledildiği ifade edildi. Gerekçede, “O dönem önce Dahiliye Nazırı, daha sonra Sadrazam olan Talât Paşa’nın tuttuğu günlüklerde dahi, 1914 ile 1917 arasında, 1 milyon 150 bin Osmanlı Ermenisinin ‘yok edildiği’ bilgisi yer almaktadır” denildi.

    Tehcir Kanunu’nun başta Ermeniler olmak üzere Süryani, Keldani ve Ezidi halkları için de büyük yıkımlara yol açtığı ifade edilen gerekçede, 1915’te başlayan bu büyük suçun inkârının 106 yıl boyunca suçun tekrarına yol açtığı, Türkiye’de azınlıklara karşı defalarca nefret suçları işlendiği kaydedildi.

    Gerekçede, “Türkiye’nin imparatorluk geçmişi ve Cumhuriyet tarihinde insanlığa karşı işlenen suçları tanıması ve adaletini sağlaması gerekmektedir. Bu yönde koyulacak irade, bir asrı aşkın süredir, hepimize kimliklerimizden dolayı zulmeden soykırımcı geleneği devletten arındıracaktır” denildi.

    “ERMENİ HALKININ YARASINI İYİLEŞTİRECEK TEK YER MECLİS”

    Soykırımdan sonra hayatta kalan Ermenilerin, başlarına gelen büyük felaketin adaletini bulmak için 106 yıldır mücadele ettiği, dünyada çok sayıda devlet ve eyalet parlamentosunun, Ermeni Soykırımı’nı tanıdığına vurgu yapılan gerekçede şöyle denildi:

    “Ancak bu kararlar Ermeni halkının yarasını iyileştirmemiştir. Ermeni halkının Büyük Felaketi, olması gerektiği yerde, Türkiye’nin meclisinde konuşulmalı, adı konulmalı ve adaleti sağlanmalıdır. Bu sağlanırsa, diğer ülkelerin devlet başkanlarının ve parlamentolarının bu konuda söyleyeceklerinin bir önemi kalmayacaktır. Ermeni halkının yarasını iyileştirecek tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ermeni Soykırımı, siyasi bir kararla, dönemin siyasetçileri ve kamu görevlileri tarafından, bu topraklarda uygulanmıştır. Talat, Enver, Cemal paşalar, siyasetçilerdi. Ermeni Soykırımı’nın adaleti milliyetçi tarihçiler tarafından değil, ancak vicdanlı siyasetçiler tarafından ve bu topraklarda sağlanabilir. Ermeni halkının yaşadığı Büyük Felaket’in adının hakikate uygun biçimde konması, büyük suçun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tanınması, Ermeni Soykırımı mağdurlarının 106 yıl sonra dahi olsa adalete kavuşması adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorumluluk alması gerekmektedir.”

     (HABER MERKEZİ)

  • HDK: Ermeni ve Süryani soykırımının inkarına son verilerek failler teşhir edilmeli

    HDK: Ermeni ve Süryani soykırımının inkarına son verilerek failler teşhir edilmeli

    PİRHA Halkların Demokratik Kongresi, 106’ıncı yıl dönümü olan Ermeni ve Süryani Soykırımı’nda yaşamını yitirenleri andıkları mesajda, devletin soykırımın faillerini ve siyasetini sahiplenerek inkar ve asimilasyon politikalarını devam ettirdiği ifade edildi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDk) Süryani (Sayfo) ve Ermeni Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    18 Nisan 1915 Süryani Soykırımı (Sayfo) ve 24 Nisan 1915 Ermeni soykırımının (Medz Yeghern) yıl dönümünde bütün kırımlarla yüzleşmek, hesaplaşmak için hakikatleri ifade etmekten vazgeçmeyeceklerinin belirtildiği açıklamada, “Osmanlı Devleti’nin devamı olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, soykırımı kabul etmek, Ermeni ve Süryani halklarının yaralarını sarmak, tehcir edilenlerin geri dönmesini sağlamak, mallarını ve mülkleri iade etmek yerine; soykırımın faillerini ve siyasetini sahiplenmiş, inkar ve asimilasyon politikalarını devam ettirmiştir” denildi.

    “SOYKIRIM SUÇU İŞLENMEYE DEVAM EDİLİYOR”

    Ermeni ve Süryani halklarının maruz kaldığı soykırım suçunun işlenmeye devam edildiğine vurgu yapılan açıklamada, “20. yüzyılın başında yapılan kırımlarda milyonlarca Ermeni ve Süryani öldürüldü, kendi yurtlarından koparılarak Deyrü’z-Zor’a, Halep’e en vahşi yöntemlerle tehcir edildi. Yeryüzünün her yerine nar tanesi gibi dağılanlar yüz yıldır yurt özlemi ile yaşadı, yaşıyor. Evleri, yurtları, okulları, kiliseleri yağmalandı, tarumar edildi, edilmeye devam ediliyor. Osmanlı Devleti tarafından Ermeni ve Süryani halklarına uygulanan soykırım, Anadolu halklarının kendi kaderini tayin hakkına karşı gerçekleştirilmiş bir saldırıdır. Halklar hapishanesi bir imparatorluğun Saray etrafında kümelenmiş egemen elit sınıflarının, kendi bekaları uğruna Ermeni ve Süryanilerin mal varlıklarına el koyarak ilkel sermaye birikimi gerçekleştirme, zenginleşme planıdır” ifadeleri kullanıldı.

    “SOYKIRIM FAİLLERİ VE SİYASETİ SAHİPLENİLDİ”

    Açıklamada, Osmanlı Devleti’nin devamı olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin soykırımı kabul etmek, Ermeni ve Süryani halklarının yaralarını sarmak, mallarını ve mülkleri iade etmek yerine; soykırımın faillerini ve siyasetini sahiplendiği, inkar ve asimilasyon politikalarını devam ettirdiğinin altı çizilerek, “Soykırım suçunu inkâr siyaseti, ulus devletçi, tekçi ideolojik ve siyasal temeller üzerinde kurulmuş olan Cumhuriyet’in de karakteri olmuştur. Devlet eliyle inşa edilen “milli kültür”de Ermeniler, Süryaniler “düşman”,“hain” olarak işaretlenmeye devam edilmiştir. “Ermeni dölü”nden “af edersiniz Ermeni”ye kadar Ermeni ve Süryani halkının adı küfür olarak nesillerin dimağına zerk edilmiştir. Irkçılık, şovenizm devlet ideolojisi olarak Anadolu ve Mezopotamya halklarının birbirine düşmanlaştırılması için kullanılmıştır. Mübadeleyle Rumların topraklarından koparılması ve bütün halkların asimilasyonundan Varlık Vergisi’ne, Kürt katliamlarına, 6-7 Eylül pogromuna, Maraş, Çorum, Sivas katliamlarından Hrant Dink’in katledilmesine, IŞİD çeteleriyle işbirliğine kadar süregelen bir çizgi vardır” denildi.

    “SOYKIRIMIN İNKARINA SON VERİLMELİ, FAİİLER TEŞHİR EDİLMELİ”

    Açıklamada son olarak Ermeni ve Süryani soykırımının inkarına son verilmesi, gasp edilmiş, el koyulmuş bütün maddi zenginliklerinin iade ya da tazmin edilmesi ve soykırımın inkarının nefret suçu sayılması çağrısında bulunularak şunlar belirtildi:

    “Öncesinde ve sonrasında dünya üzerinde yaşanan bütün soykırımlar, egemenliklerinin bekası için harekete geçen sınıfların, zümrelerin neler yapabileceğini göstermesi açısından ezilen halklar, topluluklar ve sömürülen sınıflar için eşitlik, özgürlük ve barış temelli bir yurt, dünya kurmak için mücadele ederken kendi demokratik örgütlenmelerini yaratmalarının ve öz savunmalarını geliştirmelerinin önemini gösteren insanlık suçlarıdır. Bu insanlık suçları ile yüzleşmek, hesaplaşmak gerici, baskıcı, faşist devletlerin egemenliği altında olan halklarımızın özgürleşme mücadelesinin bir görevidir. Bu görevi üstlenen Halkların Demokratik Kongresi olarak Ermeni ve Süryani soykırımının inkârına son verilmesi, soykırım mağdurlarının vatandaşlık haklarının iade edilmesi, gasp edilmiş, el koyulmuş bütün maddi zenginliklerinin iade ya da tazmin edilmesi, soykırımın inkârının nefret suçu sayılması, soykırım faillerinin ideolojilerinin teşhir edilmesi, tüm izlerinin yaşamımızdan silinmesi için mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP: Ermeni Soykırımı bu topraklarda yaşandı, adaleti bu topraklarda sağlanmalıdır

    HDP: Ermeni Soykırımı bu topraklarda yaşandı, adaleti bu topraklarda sağlanmalıdır

    HDP MYK, Ermeni Soykırımı’nın 106’ncı yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Yüzleşilmeyen suç tekrarladı, yüzleşilmeyen suç, bugünlere taşındı.  Büyük suç cezasız kaldı, ayrımcılık ve nefret suçları sıradanlaştı” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Ermeni Soykırımı’nın 106’ncı yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınladı. “Ermeni Soykırımı utancıyla yüzleşin” başlıklı açıklama, Türkçe ve Kürtçe olarak yayınlandı.

    24 Nisan 1915’te İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 250 Ermeni aydın ve siyasetçinin evlerinden alınarak zorla sürgüne gönderildiği ve katledildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, bu tarihin Ermeni Soykırımı’nın başladığı gün olduğu ifade edildi. Ermeni halkının katledildiği ve Anadolu’nun Hıristiyansızlaştırıldığı vurgulanan açıklamada, soykırımın ardından mülkiyet ve kültürel varlığın kamu iradesiyle el değiştirdiği kaydedildi.

    “YÜZLEŞİLMEYEN SUÇ TEKRARLADI”

    Türkiye’nin Ermeni Soykırımı ile 106 yıldır yüzleşmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Yüzleşilmeyen suç tekrarladı, yüzleşilmeyen suç, bugünlere taşındı.  Büyük suç cezasız kaldı, ayrımcılık ve nefret suçları sıradanlaştı. Ermeni Soykırımı her şeyden önce; insani, hukuki ve toplumsal bir mesele olarak bugün adil bir şekilde yüzleşilmesi ve kabul edilmesi gereken bir meseledir. Bu mesele hem iç siyasi hesaplaşmalara hem de dış siyasetteki politik muhasebe ve konumlanmalara kurban edilecek bir mesele değildir. Bu tarihsel, toplumsal ve insani meselenin, devletlerarası siyasette Türkiye ile yaşanan ilişkilerin ve politik konjonktürün bir sonucu olarak gündeme getirilmesi kabul edilemez. Ermeni Soykırımı bu topraklarda yaşandı ve adaleti bu topraklarda sağlanmalıdır” denildi.

    “KATLEDİLENLERİ SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ”

    Soykırımın yüzyılın başında devlet içindeki karanlık odakların ve katliamcı çizginin halklara reva gördüğü bir siyasetin sembolü haline geldiğinin altı çizilen açıklamada, “Rum, Süryani, Keldani, Kürt, Alevi ve Êzidî halklarına reva görülen ve bugün de sürdürülen katliamcı siyasetin şifreleri ve soykırım mekanizmasının mahiyetini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Bu katliam ve kıyım mekanizmasıyla yüzleşmek, Türkiye’nin aydınlık geleceğinin, bir arada ortak yaşamın olmazsa olmazıdır. 106’ncı yıldönümünde bu toprakların kadim halkı olan Ermenilere karşı gerçekleştirilen soykırımı, yaşanmış olan büyük felaketi ve insanlık trajedisini yüreğimizde hissediyor, katledilenleri saygı ve rahmetle anıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)