Etiket: erteleme

  • CHP Kurultay davasında karar çıkmadı!

    CHP Kurultay davasında karar çıkmadı!

    PİRHA- CHP’nin Kurultay davasında dosyanın incelenmesine devam edilmesine hükmeden mahkeme, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te düzenlenen 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkemede bugün yapılan duruşmada karar çıkmadı.

    Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının getirilmesine ve Çankaya İlçe Seçim Kurulu’ndan 21 Eylül’deki CHP olağanüstü kurultayının delege listesinin, birleştirme tutanaklarının kongre gerçekleştikten sonra istenmesine de karar verdi.

    AVUKATLARDAN SALON TEPKİSİ

    CHP’nin avukatları Çağlar Çağlayan ve Mehmet Can Keysan ile delegelerin avukatı Onur Yusuf Üregen’in yanı sıra çok sayıda avukat salona girdi. Müdahil avukat Uğur Poyraz, salonun yetersizliğine dikkat çekerek ya davanın usulden reddini ya da daha büyük bir salona ertelenmesini istedi. Hakim bu talebi reddederek duruşmayı başlattı.

    HUKUKİ GÖRÜSLER DOSYAYA SUNULDU

    Duruşmada müdahillik talepleri tutanağa geçti, İstanbul’da yürütülen kurultay davalarının dosyaları kontrol edildi. Ayrıca Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof. Dr. Kemal Gözler, Prof. Dr. Adem Sözüer ve Dr. Volkan Aslan’ın hazırladığı hukuki görüşler dosyaya sunuldu.

    “SUÇ ÖRGÜTÜ” TARTIŞMASI

    Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, kurultayın “kamu düzenine aykırılık” nedeniyle “mutlak butlanla batıl” olduğunu savundu. Üregen, kurultaya hile karıştırıldığını iddia ederek mevcut Genel Başkan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu isimlerin “organize suç faaliyetinde” bulunduğunu öne sürdü.

    Bu sözlere CHP milletvekili Turan Taşkın Özer sert tepki gösterdi: “Böyle bir beyan olur mu, sensin suç örgütü, sensin kriminal.” Avukatlar arasında gerginlik yaşandı.

    KAYYIM TALEBİ

    Savaş’ın avukatı, CHP yönetiminin görevden el çektirilmesini ve dava sonuçlanana kadar Kemal Kılıçdaroğlu’nun eski PM ve YDK üyeleriyle birlikte “tedbiren göreve iade edilmesini” istedi. Avukat Uğur Poyraz ise bu talebe “Partiye kayyım atanmasına, senin de avukat olarak atanman için uğraşıyorsun. Zaten seni kaale almıyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    CHP SAVUNMA YAPTI

    CHP avukatı Çağlar Çağlayan, seçimlerin iptali konusunda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yetkili olduğunu vurguladı. “Davacıların hukuka aykırı iddialarıyla mahkemenin parti yönetimine karar vermesi isteniyor” dedi. Çağlayan ayrıca YSK ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dosyaya sunarak, kurultayların meşru olduğunu savundu.

    GENEL MERKEZDE NÖBET

    Duruşma öncesinde CHP Genel Merkezi’nde nöbet tutulmaya başlandı. Polis baskını sonrası binaya çok sayıda maske, limon ve gıda malzemesi getirildi. “Mutlak butlan” kararı çıkması ihtimaline karşı nöbetin 21 Eylül’de planlanan Olağanüstü Kurultay’a kadar süreceği belirtildi.

    PİRHA/ANKARA

  • İsrafil Erbil’den duruşmada çağrı: Devlet, Alevilerden özür dilemeli!-VİDEO

    İsrafil Erbil’den duruşmada çağrı: Devlet, Alevilerden özür dilemeli!-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ta görülen davada savunma yapan Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, Maraş Katliamı’na dair konuşmasının suç olarak gösterilmesinin siyasi bir karar olduğu söyledi. Erbil, “Dünyada örnekleri olduğu gibi T.C. Devleti yetkililerinin resmi olarak Aleviler başta olmak üzere tüm katliam mağdurlarından özür dilemesi gerekiyor” dedi. Mahkeme duruşmayı 23 Ekim’e erteledi.

    2019 ve 2020 yıllarında Maraş Katliamı’nı ve katliamcıları lanetlediği konuşmalar nedeniyle gözaltına alınan Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in ilk duruşması bugün görüldü.

    Maraş Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, İsrafil Erbil’in yanı sıra Hollanda Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Zeynep Cimtay, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, Fransa Alevi Federasyonu Temsilcisi Cemal Avcı, Maraş ve Urfa Cemevi yöneticileri katıldılar.

    “MARAŞ KATLİAMI’NA DAİR KONUŞMAMIN SUÇ GÖSTERİLMESİ SİYASİ BİR KARAR”

    Mahkemede savunma yapan İsrafil Erbil, 2020 yılında Maraş Katliamı’na dair konuşmasının suç olarak gösterilmesinin siyasi bir karar olduğu ifade ederek, “21 Aralık 2020 tarihinde Kahramanmaraş Mağralı Mahallesi’nde düzenlenen Maraş Katliamı’nda katledilen canlarımızın 42. yıldönümü anma etkinliğinde yapmış olduğum konuşma nedeniyle iddianame hazırlanmış. İddianamedeki sözlerim bana aittir fakat bu sözlerin suç olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Bu suçlamanın siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Savcıya yönelik söylediğim sözler bir kişiyi kast etmekten ziyade yargı ve hukuk sisteminin bir bütün olarak istismar edildiğini ve savcılık makamı görevlerinin kötüye kullanılarak anmalara izin vermek yerine, anmaya gittiğim için bana yakalama kararı çıkaran anlayışa yöneliktir” dedi.

    “DEVLET, ALEVİLER VE TÜM KATLİAM MAĞDURLARINDAN ÖZÜR DİLEMELİDİR”

    Savunmasının devamında devlet yetkililerinin Aleviler başta olmak üzere tüm katliam mağdurlarından özür dilemesi ve katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini söyleyen Erbil, “Amacım Maraş ve çevresindeki tüm kamu yetkilileri, siyasi sorumlular ve Maraşlılar başta olmak üzere Türkiye’de herkesin 1978 Maraş katliamı ile yüzleşmesi ve yaraların iyileştirilmesidir. Her yıl yapılan anma etkinliklerinin Kahramanmaraş Valiliği tarafından yasaklanmasını kabul etmiyorum. Halen kayıp mezarlarımız var, mezarlarımızın bulunması ve sahiplerine teslim edilmesini talep ediyorum. Maraş Katliamı ve benzeri katliamların tekrar etmemesi ve gelecek nesillere doğru aktarılması için katledilen canlarımız adına bir anıt ve okullarda eğitim olarak anlatılmasını talep ediyorum. Dünyada örnekleri olduğu gibi T.C. devleti yetkililerinin resmi olarak Aleviler başta olmak üzere tüm katliam mağdurlarından özür dilemesi gerekiyor” diye konuştu.

    AVUKAT SEYİT SÖNMEZ: TAMAMEN POLİTİK YÖNLÜ BİR DAVA

    Duruşma sonrasına adliye çıkışında konuşan İsrafil Erbil’in avukatı Seyit Sönmez, davanın tümüyle politik ele alındığını ifade ederek, “Bu davalar tamamen politik yönü olan davalardır. Burada şahsi bir mesele için değil, 44 yıl önce yapılmış bir katliamın anmasına gelen insanlara izin verilmemesi, onlar hakkında soruşturma başlatmaları, dava açmaları şeklinde gelen bir sürecin içindeyiz. Bizlere düşen bu meselenin politik bir nedenden dolayı açıldığını bilmek ve dayanışma içeresinde olup sahip çıkmaktır” diye belirtti.

    “ANIT YAPILIP ÖZÜR DİLENMESİ GEREKİYOR”

    Duruşma sonrası konuşan İsrafil Erbil de mahkemede yaptığı savunmasını yineleyerek, katledilenler için bir anıt istediklerini belirtti. Erbil, “Maraş Katliamı’nda katledilenlerin anmasında söylediklerimi savunduğumu, suçlu gösterilmeye çalışıldığını ifade ettim. Devletin bu soykırımla yüzleşmesi gerektiğini söyledim. Katledilen insanlar adına burada bir anıt yapmak istediğimizi, talep ettiğimizi söyledik. Bu anıtın önünde devlet yetkililerin diz çöküp özür dilemeleri gerektiğini söyledik” ifadelerini kullandı.

    BAF EŞİT BAŞKANI DALKILIÇ: DAYANIŞMA BÜYÜTÜR

    Son olarak söz alan Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, mahkemeye gelerek destek verenlere teşekkür ettiği konuşmasında, “İsrafil Başkanı yalnız bırakmayan dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve kurum temsilcilerimize teşekkür ediyoruz. Dayanışma büyütür. Alevi Yolu için emek harcayan, bedelini ödemeye çalışan ve mahkemelerde davaları süren birçok kişiye de bir nebze olsun destek oluyorlar” dedi.

    Mahkeme heyeti duruşmayı 23 Ekim’e ertelendi.

    Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • ‘Katil Onur Gencer yargıdan daha güçlü; sırtını dayadığı duvarın yıkılması gerekiyor’-VİDEO

    ‘Katil Onur Gencer yargıdan daha güçlü; sırtını dayadığı duvarın yıkılması gerekiyor’-VİDEO

    PİRHA- HDP İzmir il binasına 17 Haziran 2021’de düzenlediği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer hakkında açılan davadan sonra yapılan açıklamada, davanın karartılmaya çalışıldığı belirtildi. açıklamada, “Bu katil sırtını hangi duvara dayadıysa ön tuğlanın çekilip duvarın yıkılması gerekiyor” denildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına 17 Haziran 2021’de düzenlediği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer’in yargılandığı davanın 3’ncü duruşması sonrası İzmir Bayraklı Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamaya Deniz Poyraz’ın ailesi HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ile HDP milletvekilleri, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, Van, Diyarbakır, Siirt, Bingöl, Urfa baro başkanları yanı sıra demokratik kitle örgütleri, sendika, siyasi parti temsilcileri, kadın, hukuk ve insan hakları örgütleri temsilcileri ve çeşitli illerden çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KARARTILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Açıklamada konuşan İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel, mahkeme heyetinin yetki belgesini kabul etmemesine tepki gösterdi. Soruşturmanın başından beri karartılmaya çalışıldığını belirten Yücel, mahkemenin de bunu sürdürdüğünü söyledi. Yücel, “Mahkemeden taleplerimiz oldu. Ama reddedildi. Hakimlerin reddi yoluna gittik” dedi.

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, barolar olarak ilk günden itibaren davayı takip ettiklerini kaydederek, “Bu cinayetin normal bir cinayet değil siyasi bir suikast olduğunu biliyoruz. Bir kaosa neden olabilecek bir saldırı olduğunu biliyoruz. Davayı takip etmek istediğimizi zapta geçmesini istedik. Bu da reddedildi, bu heyetin duruşmayı tarafsız yönetemeyeceğini ve ağırlığını kaldıramayacağını düşünüyoruz. Katilin arkasındaki güçler ortaya çıkmadığı sürece ülkede kimsenin can güvenliği olduğundan söz edemeyiz. Gerçekleri ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “DUVARIN YIKILMASI GEREKİYOR”

    Urfa Barosu Başkanı Mehmet Velat İzol, ülkedeki bütün siyasi parti ve hukuk kurumlarının bu davayı takip etmesi gerektiğini söyleyerek, “Bu dosyanın üstü kapatılırsa başka siyasi partilere yönelik saldırılar ve siyasi cinayetler işlenecektir. Bu katil sırtını hangi duvara dayadıysa ön tuğlanın çekilip duvarın yıkılması gerekiyor” diye belirtti.

    “BU HEYET DOSYAYI YÜRÜTEMEZ”

    Siirt Baro Başkanı Kenan Bilge, bu davanın tüm yurttaşların fikir hürriyetine, demokratik düzene yapılan bir suikastlar davası olduğunu söyledi.

    Van Barosu Başkan Yardımcısı Hamza Çiftçi ise kısıtlama kararı veren bir heyetin dosyayı yürütemeyeceğini ifade ederek, “Bu dosya aydınlığa kavuşan kadar takip edeceğiz” dedi.

    “ARKADAKİ GÜÇLER ORTAYA ÇIKARILSIN”

    Bingöl Barosu Başkan Yardımcısı Nuran Aydın, kanunsuz olmasına rağmen mahkemenin ara karardan dönmediğini hatırlatarak, şöyle konuştu: Böylece davayı tarafsız yürütemeyeceğini göstermiş oldu. Katilin arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz.

    “KATİL YARGIDAN GÜÇLÜ!”

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, 1990’lardan beri bu davalara katıldıklarını hatırlatarak, “Ama bir katilin kendisini bu kadar güçlü hissettiği bir dava görmedim. Katil devlet dili sertleştiği için bu hakkı kendinde görüyor. 30 yıllık bir hukukçu olarak bu hâkimin özgür olmadığı bir durum var. Katilin kendini yargıdan daha güçlü gördüğü bir yargılama gördük” diye konuştu.

    “AKP, DERİN DEVLETİN KENDİSİ”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, darbe döneminde bile yargının bu kadar pervasız olduğunu görmediğini kaydederek, “Hukukla, yasayla, adaletle ve vicdanla bağdaşmayan tamamen keyfi kararlar alınıyor. Bir yargıç nasıl yetki belgesini kabul etmez. Bugüne kadar hiç bir mahkeme salonunda olmamış. Bir katilin yargı tarafından korunduğu başka bir dönemde yok. Kendisi burada olsa hepimizi öldürecek. Twitter atarsanız 5 gün gözaltında kalırsınız, bu katil 24 saat gözaltında kaldı. AKP bu sistemin sorumlusudur. Derin devletin kendisi oldular” dedi.

    “KARARTILMAK İSTENİLİYOR”

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede de, aynı güçlerin katili korumaya devam ettiğini ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Savcı gerçeğin ortaya çıkarılması için değil karartılması için elinden geleni yaptı. Katliam davasında her 3 duruşmada üzerindeki baskı nedeniyle mahkeme ve hakimlerin adil bir yargılanma tesis etmek gerçekliği ortaya koymak gibi bir niyeti olmadığını gördük. Heyetin reddini talep ettik.”

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir depremi davasında tutuklu mimara tahliye

    İzmir depremi davasında tutuklu mimara tahliye

    İzmir depreminde 11 kişinin öldüğü 11 kişinin de yaralandığı Yılmaz Erbek Apartmanı ile ilgili binanın mimarı Nurettin Bozdoğan taliye edilirken, tutuksuz yargılanan 8 sanık hakkındaki ev hapsi ve imza şartları da kaldırıldı.

    İzmir’de 30 Ekim 2020’de Sisam (Samos) merkezli meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki depremde 37 kişinin yaşamını yitirdiği Rıza Bey Apartmanı’na ihmal nedeniyle açılan ve 4’ü tutuklu 9 sanıklı davanın ilk duruşması İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanıklar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılırken, mağdur aileleri, İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel ve çok sayıda avukat salonda hazır bulundu. Duruşmayı CHP İzmir Milletvekili Kamil Oktay Sındır da izledi.

    Gün boyu süren duruşmada Rıza Bey Apartmanı’nın mimarı olarak projede imzası bulunan, tutuklu sanıklardan Ali Serdar Bayram, ifadesinde resmi evrakta mimar olarak formalite amacıyla fenni mesul olarak imza attığını ancak fiili olarak herhangi bir tasarrufta bulunmadığını öne sürdü.

    SANIK AVUKATLARI İLE TARTIŞMA ÇIKTI

    SEGBİS’teki problem nedeniyle diğer 3 tutuklu sanığın ifadesi alınamadı ve tutuksuz sanıkların ifadelerine geçildi.

    Duruşmada ifadesi alınan, Rıza Bey Apartmanı’nda oturanlardan ve kentsel dönüşüme karşı çıktığı öne sürülen tutuksuz sanık T.Ö. de daha önce meydana gelen depremler nedeniyle binada bazı çatlaklar olduğunu söyleyerek, “Daha sonra binaya mantolama yapıldı ancak bu depremin hasarını gizlemek için değil, ısı yalıtımı açısından yapıldı. Yazın soğuk, kışın sıcak bir ortam olması için yapıldı” dedi.

    Geçmiş dönemlerde Rıza Bey Apartmanı’nda yöneticilik yapan tutuksuz sanıklardan A.A., “2012 yılında eşimden boşandım, apartman yöneticiliğini de bıraktım ve başka yere taşındım. Eski eşim ve çocuklarım binada oturmaya devam etti. Depremde 2 çocuğumu kaybettim. Davacı olmam gerekirken davalı konumuna düştüm” diye konuştu.

    İfadeler sırasında, yakınlarını kaybeden bazı şikayetçiler ile sanık avukatları arasında tartışma çıkınca mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

    DAVA ERTELENDİ

    Duruşma salonunda davayı takip eden Hüseyin Yücel rahatsızlandı. Apartmanın enkazında 2 çocuğu ve 2 yeğenini kaybeden Yücel’e, sağlık ekipleri müdahale etti.

    Mahkeme başkanı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, davayı 10 Eylül’e erteledi.

    Öte yandan depremde 11 kişinin öldüğü 11 kişinin de yaralandığı Yılmaz Erbek Apartmanı ile ilgili açılan davanın duruşması da İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçlamasıyla haklarında dava açılan 2’si tutuklu, 10 sanığın yargılandığı davada, binanın fenni mesulü mimar Nurettin Bozdoğan’ın tahliyesine, sanık yapı sahibi Mustafa Yılmaz’ın ise tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    Heyet, tutuksuz yargılanan 8 sanık hakkındaki ev hapsi ve imza şartlarının kaldırılması, yurt dışı çıkış yasaklarının devamına da karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Metin Lokumcu davası 28 Haziran’a ertelendi

    Metin Lokumcu davası 28 Haziran’a ertelendi

    PİRHA-10 yıl önce Hopa’da eylemde polisin kullandığı biber gazı nedeniyle yaşamını yitiren Metin Lokumcu davasında mahkeme avukatların taleplerini reddetti, davayı 28 Haziran’a erteledi.

    Artvin’in Hopa ilçesinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mayıs 2011 tarihindeki mitingi öncesindeki protestolar sırasında polisin sıktığı biber gazı ile fenalaşarak hastaneye kaldırılan emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun hayatını kaybetmesine dair açılan davada ilk duruşması bugün Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Dosyada yargılanan 13 polisin “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla 6 yıla kadar hapsi istenen davada mahkeme neredeyse tüm talepleri reddederek, reddi hâkim talebinin değerlendirilmesi için dosyayı nöbetçi ceza hakimliğine gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 28 Haziran günü saat 10.00’da görülecek.

    Mahkeme heyeti baroların ve derneklerin katılma taleplerini “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesi ile kabul etmedi. “Görevsizlik” kararı verilmesi talebini de değerlendiren mahkeme heyeti, bu dosyanın Ağır ceza mahkemesine gönderilmesi talebini de reddetti. Ara kararını açıklayan Mahkeme başkanı tanıkların ve sanıkların duruşmaya getirilmesi talebini de reddetti. Mahkeme başkanı soruların dilekçe ile iletileceğini, gerekirse sanıkların SEGBİS ile duruşmaya bağlanacağını söyledi.

    DURUŞMADA NELER YAŞANDI? 

    Kimlik tespitleri ile başlayan duruşmaya sanıklar talimatla ifade verdiği için salona gelmedi. Pandemi nedeniyle yalnızca 35 kişinin takip ettiği duruşmada ilk olarak söz alan 3 sanık polisin avukatı müvekkillerinin ne ile suçlandığını bilmediğini savundu. Sanık avukatı, “Müvekkillerim olay yerinde farklı noktalarda görev almışlardır. Adli Tıp Raporu, kati, kesin bir illiyet bağı kurmamıştır” iddiasında bulundu.

    Duruşmada Lokumcu ailesi adına ilk sözü Avukat Meriç Eyüboğlu aldı. 10 yıldır bu davayı beklediklerini söyleyen Eyüboğlu, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini belirtti. Barolar ve derneklerin davaya katılım talepleri ve dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebi mahkemece reddedildi.

    “DURUŞMA AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NDE GÖRÜLMESİ GEREKİYOR”

    Duruşmanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirten Eyüboğlu, “Burada yapılması gereken tartışma ‘taksirle öldürme’ değil, ‘olası kast’tır. Mahkemenizin bunu değerlendirmesi gerekir. Burada kimyasal gaz kullanımı sonucu Metin hocanın ölmesi acaba taksir olarak nitelendirilebilir mi? Sanıklar bu sonucu öngörmüşler mi öngörememişler mi? Bu soruya vereceğimiz yanıt duruşmanın hangi mahkemede görüleceğini belirleyecek. Bunu tartışmamız lazım” dedi.

    Dosyaya çok sayıda bilimsel rapor sunduklarını söyleyen Eyüboğlu, “Toplumsal olaylarda kullanılan kimyasal gazlar nedeniyle yaşanan çok sayıda ölüm var. Böyle yaşanan ilk ölüm 2007’de yaşanmış ve o günden bu yana 13 kişinin hayatını kaybettiğini biliyoruz. OC ve CS adlı gazlar çok sayıda ülkenin taraf olduğu sözleşmelerde geçiyor. Kimyasal gaz olduğu için yasaklı listede yer alıyorlar. Toplumsal olaylar diyoruz ama Çayan Birben kendisine doğrudan gaz sıkılması sonucu hayatını kaybetti. Ölümünden sonra mesele Meclise taşındı. O dönemin İçişleri Bakanı ‘Ürünümüz kaliteli ve doğaldır. OC gazı, insan sağlığına zararlı değildir.’ açıklaması yaptı. Çayan Birben’le açılan davada bir görevsizlik kararı var. Nihayetinde mesele Yargıtay’a gidiyor. Bu gazlardan dolayı 13 kişi hayatını kaybetmiştir” ifadelerini kullandı.

    “EMRİ VERENLER DE YARGILANMALI” 

    Daha sonra söz alan Avukat Sercan Aran, dosyada sadece 13 sanığın değil dönemin içişleri bakanının, kaymakamının, emniyet müdürlerinin de yargılanması gerektiğini söyledi. Aran, “Emri verenler de yargılanmalı. Yurttaşların bir araya gelmesine izin verilmedi. Temel haklarını kullanan yurttaşlara polis müdahalesi oldu. Metin Lokumcu’nun ve yurttaşların ‘yeter artık’ demesine rağmen kolluğun müdahalesine devam ettiğini görüyoruz. Bunun sonucu olarak da bugünkü davada Metin Lokumcu’nun ölümünü konuşuyoruz. Burada sanıkların olası kastla öldürmeden cezalandırılmalarını istiyoruz. Bu davanın bir örnek teşkil edeceğini düşünüyoruz. Görevsizlik kararı verilmeli ve dava Ağır Cezada görülmeli. ‘Olası kastı’ tartışabileceğimiz tek makam Ağır Cezadır. Dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini istiyoruz” dedi.

    “BİZ BURAYA ADALETİN YERİNİ BULMASI İÇİN GELDİK”

    Duruşmada avukatlarından ardından Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu söz aldı. “31 Mayıs 2011’de öldürülen Metin Lokumcu benim babam”dır diyerek sözlerine başlayan Ulaş Lokumcu, “Biz bütün aile buradayız ama 13 polis burada yok. Onlarla göz göze gelmek isterdim. O gün 22 yaşında üniversite öğrencisiydim, bugün 32 yaşındayım, evlendim ve bir çocuğum var. Babam kızım için, torunu için mücadele ediyordu. Yargılama ancak 10 yıl sonra başlıyor. Biz burada adaletin yerini bulması için geldik. Umarım siz de adaletin yerini bulmasını sağlarsınız” dedi.

    “SAVCI MÜTAALASINI AÇIKLADI”

    Savcı, sanık polislerin eylemlerinin “olası kast” düzeyinde kaldığı yönünde delil olmadığı gerekçesiyle görevsizlik taleplerinin reddini istedi. İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel savcılık mütalaasından ardından söz alarak “Biz baro başkanlarının da görevsizlik ile ilgili sözleri ve katılma taleplerimiz olacak onları sıralamak ve bunun akabinde ara karar verilmesini talep ediyoruz.” dedi.

    “BİZİM ADALETE DAİR UMUTLARIMIZI KIRMAYA SİZİN HAKKINIZ YOK”

    Avukat Meriç Eyüboğlu söz aldı alarak mahkemenin taleplerini reddetmesine itiraz ederek, “Aile 10 yıldır bugünü beklediği için biz az konuştuk. Ama şunu anladım ki siz Hopa’da neler olmuş bilmiyorsunuz. Bizim bütün taleplerimizin reddederek, bizim adalete dair umudumuzu kırmaya sizin hakkınız yok. Sonuç olarak baktığımız zaman adalet duygusunun tecellisine gözle de tatmin olmamız gerekiyor. Bizim canımızı daha fazla yakmayın. Kimyasal gazın öldürücü olduğu kanıtlanmışken, taleplerimizin reddedilmesi doğru değildir” dedi. Eyüboğlu reddi hâkim talebinde bulundu.

    Mahkeme reddi hâkim talebinin değerlendirilmesi için dosyanın nöbetçi ceza hakimliğine gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşmanın 28 Haziran 2021, saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ÖSYM’den koronavirüs önlemi: Sınav tarihleri ertelendi

    ÖSYM’den koronavirüs önlemi: Sınav tarihleri ertelendi

    Türkiye’yi etkisi altına alan koronavirüs salgını kapsamında ÖSYM, 9 sınavın tarihini değiştirdiğini açıkladı.

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve Türkiye’yi de etkisi altına alan koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler artıyor. Eğitime ara verilmesiyle birlikte öğrenciler, sınav tarihlerinde bir değişiklik olup olmayacağına dair kaygılar yaşıyordu. ÖSYM, koronavirüs önlemleri kapsamında 2020 sınav takviminde güncelleme yaptı, 9 sınavın tarihini erteledi.

    Buna göre sınav takvimi şöyle olacak:

    • 29 Mart’ta yapılacağı duyurulan Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı (MSÜ) 3 Mayıs’ta düzenlenecek.
    •  4 Nisan’da yapılması planlanan 2020 Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı (2020-DİB-MBSTS) 3 Ekim’de düzenlenecek.
    • 12 Nisan’da yapılması planlanan Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS/1), 17 Mayıs’ta düzenlenecek.
    •  18 Nisan’da yapılması planlanan 2020 Elektronik Yabancı Dil Sınavı (2020 e-YDS/4 Farsça) 2 Mayıs’ta düzenlenecek.
    • 19 Nisan’da yapılması planlanan 2020 Elektronik Yabancı Dil Sınavı (2020 e-YDS/5 İspanyolca/İtalyanca) 16 Mayıs’ta düzenlenecek.
    • 26 Nisan’da yapılması planlanan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) 20 Eylül’de düzenlenecek.
    • 3 Mayıs’ta yapılması planlanan (ALES/1) 10 Mayıs’ta düzenlenecek.
    • 16 Mayıs’ta yapılması planlanan 2020 İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İş Yeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (2020-İSG/1) 29 Ağustos’a düzenlenecek.
    • 20 Eylül’de yapılması planlanan (ALES/2) 16 Ağustos’ta düzenlenecek.
  • ‘Çocuklar ölmesin’ diyen Ayşe öğretmenin cezası ertelendi

    ‘Çocuklar ölmesin’ diyen Ayşe öğretmenin cezası ertelendi

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, öğretmen Ayşe Çelik’in infaz erteleme talebini kabul etti. Çelik, talebi kabul edilmeseydi bebeğiyle cezavevine girecekti.

    Diyarbakır ‘da 2016 yılında telefonla bağlandığı Beyaz Show’da “Çocuklar ölmesin” dediği için yargılanan ve 1 yıl 3 aylık hapis cezasına çarptırılan ve 20 Nisan 2018’de 6 aylık kızı ile birlikte cezaevine konulduktan sonra 4 Mayıs’ta infazı 6 ay ertelenerek tahliye edilen öğretmen Ayşe Çelik, talebi kabul edilmeseydi bebeğiyle birlikte tekrar cezavevine girecekti.

    Kararı, avukat Mahsuni Karaman sosyal medya hesabından duyurdu. Karaman’ın aktardığına göre, ceza 17 Nisan 2019’a kadar ertelendi.

    2016’da telefonla bağlandığı Beyaz Show’daki konuşmasında, “Çocuklar ölmesin” dediği için ‘terör örgütü propagandası yaptığı’ iddiasıyla 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan öğretmen Ayşe Çelik , 6 aylık infaz erteleme süresi dolduğu için 20 Nisan’da 6 aylık kızı ile birlikte Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konulmuştu. Ayşe Çelik ‘in isteği üzerine, daha sonra 6 aylık kızı cezaevinden çıkarılarak ailesine teslim edilmiş, Çelik’in avukatının başvurusu ile Diyarbakır İnfaz Hakimliği, infaz erteleme talebini kabul ederek Çelik’in 4 Mayıs’ta tahliye edilmesini sağlamıştı.