Etiket: eşbaşkanlık sistemi

  • Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı!

    Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı!

    PİRHA- Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı. Kadına, topluma ve doğaya dayalı yerel yönetim mesajı verilen bildirgede “Kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin Kürt kimliğine ve değerlerine son derece planlı bir siyasi ve idari hamle olduğu görülecektir. Fakat Kürt kimliğine saldırıları ile sınırlı kalmayan bu yeni rejim, bugün tüm Türkiye’yi etkisi altına almış durumdadır” denildi.

    Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 26 Eylül’de “Kayyım Rejimini Yıkma ve Demokratik Yerel Yönetimleri İnşa Zamanı” çağrısı ile yapılan Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı sonuç bildirgesi paylaşıldı.

    İzmir HDP İl Binasında katledilen Deniz Poyraz’a atfedilen konferansa dair “AKP-MHP iktidarı, toplumu nefessiz bırakan çoklu krizler yaratmaya devam ederken, bu yıkıntılar arasından demokrasiyi kurtarma ve toplumu savunma mücadelemiz aralıksız sürüyor” denildi.

    “BU BASKICI VE ZORBA ANLAYIŞTAN KURTULMAK İÇİN…”

    Yazılı yapılan açıklamada, yerel demokrasi vurgusu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

    “Türkiye’yi Demokratikleştiriyor, Kürt Halkının Özgürlüğünün Yolunu Açıyoruz!

    31 Mart seçimlerinde Türkiye’yi demokratikleştirme, Kürt halkının özgürlüğünü sağlama yaklaşımımız kapsamında kayyım atanan belediyeleri geri alarak amacımızı gerçekleştirdik. Aynı zamanda bu başarı ile Kürt halkının ulusal birlik çalışmalarına yerel demokrasiyi esas alan yeni bir boyut kazandırdık. Yaşanan birtakım sorunlara rağmen bu ittifaktan ulusal birlik ruhunu güçlendiren sonuçlar elde edildi.

    31 Mart’ta yürüttüğümüz çoklu stratejik hedeflerin başarısı neticesinde, seçimlerin üzerinden henüz 1 yıl dahi geçmemişken erken seçim talepleri daha sık dillendirilmeye başlandı. Seçim başarımız iktidarın baskıcı politikalardan sonuç alamayacağını bir kez daha açığa çıkardı. Demokratik ülke umudunu büyütmek için halkın, sivil toplumun, kadınların, ekoloji hareketlerinin hep birlikte hareket edebileceği bir örgütlülüğü yaratma mücadelesi yürütüyoruz.

    Türkiye halklarından aldığımız destek ve stratejik tutumumuzu büyük bir heyecan ve coşkuyla sürdürerek bu baskıcı ve zorba anlayıştan kurtulmak için demokratik mücadelemizi sonuca götürme amacı taşıyoruz.”

    “TOPLUMCU BELEDİYECİLİK MİRASINI SAHİPLENECEĞİZ!”

    “Yıllar boyunca demokratik belediyecilik uygulamaları devletin sistematik olarak hedefi olmuştur. Nerede bir demokratik uygulama veya yönetim var ise devlet güçleri tarafından ortadan kaldırılmak istenmiştir. Tüm bu saldırılara ve zorba uygulamalara karşın 1979 yılından bugüne kadar devredilen toplumcu belediyecilik anlayışını geliştirmek ve sahip çıkmak bizler için tarihsel bir anlam ve önem taşımaktadır.

    Halkların Demokratik Partisi’ne dek süren siyasal gelenek ve yerel yönetim pratiği ‘toplumsal inşayı’ sağlamayı hedefledi. HDP bu deneyimlerin zenginliğine yaslanarak demokratik yerel yönetimler çizgisini sahiplendi ve büyüttü. Toplumsal inşa mücadelemizin merkezinde eşitlikçi bir ilişkinin tesis edildiği, özgür kadın kültürünün hayat bulacağı inancı bulunuyor. Eşbaşkanlık başta olmak üzere kadın özgürlükçü kentleri, kadın belediyeciliği ve kadın kurumları varılan aşamanın önemli kazanımları oldu.”

    “KAYYIMLARA KARŞI HER ALANDA SON SÖZÜ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!”

    “Kayyım atama kararı 2014 yılında yapılan MGK toplantısında planlanarak hayata geçmiştir.  Çöktürme planı çerçevesinde hayata geçirilen kayyım rejimi, uygulamaları açısından ikinci bir Şark Islahat Planı’dır. 2016-2019 arasındaki kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin Kürt kimliğine ve değerlerine son derece planlı bir siyasi ve idari hamle olduğu görülecektir. Fakat Kürt kimliğine saldırıları ile sınırlı kalmayan bu yeni rejim, bugün tüm Türkiye’yi etkisi altına almış durumdadır.

    Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesinin adı olan kayyımlar, Türkiye halklarının ve demokrasi güçlerinin kazanımlarını yok sayma çabasıdır. Kayyım uygulaması, demokratik toplumun iradesine karşı tahammülsüzlüğün ve anayasal tüm hakları askıya almanın tezahürüdür.

    Bizler, bu saldırılara karşı her şartta iradesine sahip çıkan bir siyasi geleneğin temsilcileriyiz. Kayyım uygulamalarını kanıksamaya mahal vermeden demokratik mücadelemizi devam ettirecek ve öz gücümüzden asla taviz vermeden kayyımlara karşı son sözü biz söyleyeceğiz.

    Kayyımlar gidecek, Biz’ler kalacağız!”

    “EŞBAŞKANLIK SİSTEMİNİ UYGULAMAYA DEVAM EDECEĞİZ!”

    “Eşbaşkanlık radikal demokrasi anlayışına dayanan ileri düzeyde demokratik bir sistemdir. Erkek siyaset karşısında eşbaşkanlık mor çizgimizdir demekten vazgeçmedik. Eşbaşkanlık sistemi toplumsal bir dönüşümün simgesidir, kadınların siyasette karar mekanizmalarında yer almalarını sağlayarak eril sistemin tahakkümcü yaklaşımını yerle bir eden bir sistem olacaktır. Bu sistem kadının da erkeğin de kendini demokratikleştirme, özgürleştirme mücadelesinin en yoğun verildiği zemindir. Bu yüzden otoriter ve kadın düşmanı sistemin ağır saldırısına uğrayarak, kriminalize edilmek istenerek, dava dosyalarında suç olarak gösterilmeye çalışılarak bizleri yargılamak isteyenleri mahkeme salonlarında yargıladık. Eşbaşkanlık sistemimizle kadın özgürlükçü belediye anlayışımızı, kadın kurumlarımızı hedef göstererek halkların, kadınların iradesine kayyım atayanlara en büyük cevabı yine kadınlarla yürüttüğümüz ortak mücadelemizle vereceğiz.

    Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki, eşbaşkanlık sitemimiz tüm dünyaya örnek olacak bir model olmuştur.”

    “YEREL DEMOKRASİ ANLAYIŞINDA ISRARCIYIZ!”

    “Yerinden yönetim ve halkın yönetimi partimizin Yerel Yönetimler alanındaki anlayışının temelini oluşturur. Merkezi idarenin yerel yönetimler üzerinde kurmak istediği baskıcı ve kısıtlayıcı sisteme karşı Yerel Yönetimlerin demokratik özerkliğini savunmaya devam ediyoruz.

    Merkezi Devlet ve iktidar hastalığını aşarak doğa, toplum, sınıf ve cinsiyet hiyerarşisini yenmek ve demokratik toplumu inşa için yerel yönetimler belirleyici bir konumdadır. Köyler, sokaklar, caddeler, mahalleler, semtler, şehirler ve kentler demokratikleşmedikçe yeni yaşamı inşa edemeyiz.

    Halkın yönetimde söz sahibi olduğu ve katılımcılık esasına dayalı bir yerel yönetimler sistemi bizler açısından vazgeçilmezdir. Halk için olanı halkın hizmeti için kullanmak ve kullanım alanlarına da halkın karar vermesini sağlamalıyız.

    Bizler, köylerimizdeki ve şehirlerimizdeki suyun, kuşun, böceğin, taşın, havanın, alt yapının, tarımın, dilin, kültürün, sağlığın, eğitimin, toplumun demokratik yaşamını var etme gücüne sahibiz. Demokratik yerel yönetimleri inşa etmek için ağaç budamak gerekirse ağaç budayacağız, çöp toplamak gerekirse çöp toplayacağız, ders almak veya vermek gerekirse onu yapacağız, tartışmak gerekirse tartışacağız. Kısacası emek verecek, inanacak ve var edeceğiz.

    Bugüne kadar ki tüm eksiklik ve hatalarımızı göz önünde bulundurarak emek ve inançla mücadelesini yürüttüğümüz Üçüncü Yol’da iktidarcı ve devletçi anlayışın bir uzantısı olmak için değil; kadına, topluma ve doğaya dayalı bir belediyecilik ve yerel yönetim anlayışı için şimdi harekete geçme zamanı diyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kayyım eylemleri 15. gününde: İnkarcı zihniyeti durduracağız

    Kayyım eylemleri 15. gününde: İnkarcı zihniyeti durduracağız

    PİRHA- 15’inci gününe giren kayyım eylemlerinde hükümetin yakında açıklayacağı yargı reformundan hiçbir kesim için adaletin çıkmayacağı vurgulandı. 

    HDP’li belediyelere atanan kayyımlara karşı HDP’li milletvekilleri ve yurttaşların Diyarbakır, Mardin ve Van’da başlattığı oturma eylemi 15’inci gününde devam ediyor.

    DİYARBAKIR: SÖZ KONUSU KÜRTLER OLUNCA DEMOKRASİ YOK SAYILIYOR

    Diyarbakır’da 15 gündür Lise Caddesi’nde devam eden oturma eylemine HDP’li milletvekilleri ve yurttaşların yanı sıra Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Emek Partisi Eş Genel Başkanı Selma Gürkan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Türkmen, Emek Partisi Dersim ve Elazığ il başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu üyeleri katıldı. Eylemde kurulan serbest kürsüde yurttaşlar, kayyımlara tepkilerini dile getirirken, zaman zaman şiir ve direniş türküleri okudu.

    Açıklamada konuşan HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan, kayyım zihniyetinin, inkar zihniyeti olduğunu ve halkı faşizme mahkum ettiğini belirtti. Her gün kayyımlara karşı mücadelenin devam edeceğini söyleyen Ceylan, halkın mücadelesinin kayyımları durduracağını söyledi.

    Bağlar Belediyesi’nin HDP’li Meclis Grubu adına konuşan Zübeyde Zümrüt de, “Bir yerde seçimden bahsediliyorsa demokrasi de olmalı. Burada da seçim ve demokrasiden bahsediyorlar. Ancak söz konusu olunca, Kürtlerin oyları yok sayılıyor. Bugün zorla baskı ile yükselmek istiyorlar. Ancak şunu bilmeliler, hiç bir iktidar baskı ile yükselmedi. Bu halk yıllardır mücadele ediyor. Bu halkın iradesini gasp etmek isteyenler iyi bilsin, bu tarih karşısında boğulacaklar.” dedi.

    “YARGI REFORMU’NDAN ADALET ÇIKMAYACAK”

    Eyleme destek ziyaretinde bunun Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan ise kayyımları kınayarak ortak mücadele ve dayanışma vurgusu yaptı. Adli yıl açılışına değinen Gürkan, “Adli yıl açılışı bu memlekette adeta adalet arayışının mücadelesi alanına dönüştü. Çünkü saraydan sesini yükseltenler ve onun etrafındakiler, bu ülkede adaleti temsil etmediği gibi, bu ülkede verecekleri mesajlarla da asla adaleti ve demokrasiyi temsil etmeyecekler. Yargı reformunu açıklayacaklar, açıklayacakları yargı reformu yargı reformu olmayacak, tam tersi karşı reformu olacak. Açıklayacakları yargı reformunda, bu ülkede hiçbir siyasal kesime, hiçbir toplumsal kesime adalet çıkmayacak. Bu rejimin yargı reformundan kadınlara da adalet çıkmayacaktır. Kadın cinayetlerinin, sonucunda yargılamaların nasıl sonuçlandığını biliyoruz. İşte kayyım politikaları da bu adaletsizliğin bir parçasıdır. Kayyım politikası halkın iradesini gasp etmektir. Kayyım politikası kadınların kazanımlarının gasp edilmesidir. Çocukların, gençlerin kazanımlarına el konulmasıdır” diye konuştu.

    MARDİN: TEKÇİ SARAY REJİMİ TÜRKİYE HALKLARINA KARŞI DARBEDİR

    Mardin’de 15’inci gününde olan kayyım protestoları polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı Karayolları Parkı’nın girişinde devam etti. Şarkılarla süren oturma eyleminde açıklama yapan HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, adli açılış gününü hatırlatarak “Türkiye’de bağımsız hukuk, bağımsız yargı diye bir şey yoktur. Barolar ve hatta Yargıtay’ın kimi üyeleri Saray’da yapılan Adli Yıl Açılış Törenine gitmek istemediler. Biz öteden beri Türkiye’de tekçi Saray rejiminin Türkiye halklarına karşı bir darbe olduğunu, bu anlayışın giderek her şeyi alt üst edeceğini dile getiriyoruz. Bağımsız yargı olmadığı zaman anayasadan, hukuktan söz edilemez.” diye ifade etti.

    “Vali atanandır, bu kentin eşbaşkanları seçilenlerdir” diyen İpekyüz, “Bu kentte de tek adam rejimine yöneliyorlar. Tek adam rejimi için getirdikleri yönetici Türkiye 15 gündür onun yaptığı yolsuzlukları konuşuyor” dedi.

    VAN: EŞ BAŞKANLIK BİZİM MOR ÇİZGİMİZDİR

    Van’da da 15’inci gününe giren kayyım protestoları HDP İpekyolu İlçe binası önünde gerçekleşti. Eyleme HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, Murat Sarısaç, Şevin Coşkun, Habip Eksik ile belediye eşbaşkanları ve yurttaşlar katıldı.

    Burada konuşma yapan milletvekili Muazzez Orhan, 19 Ağustos tarihinde sivil bir darbeyle karşı karşıya kaldıklarını belirterek Kürt halkının inkarı ve imhası üzerine yürütülen politikalarla ülkenin yönetilemeyeceğine dikkat çekti. Barışın tesisi için Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik bir yöntemle çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydeden Orhan, “Kayyımlar talandır, hırsızlıktır, yolsuzluktur. Sayıştay raporlarıyla bunlar kamuoyuna duyurulmuştur. Ancak AKP iktidarı ve kayyım zihniyeti hala bu talanı, yolsuzluğu, hırsızlığı savunarak diğer tüm muhalif kesimleri baskı altına almaya, halk iradesini yok saymaya devam etmektedir. Bunun yok sayılması bu ülkeye huzurun, barışın gelmemesi, bu ülkenin geleceğinin karanlığa sürüklenmesi demektir. AKP ve kayyım zihniyeti uzun süreli kalamaz. Hiçbir dayanağı olmayan yalan dolan gerekçelerle belediye başkanlarımız görevden alınmıştır. Bu uygulamaları kabul etmiyoruz. Eşbaşkanlık bizim mor çizgimizdir. Eşbaşkanlıktan asla geri adım atmaz, taviz vermeyiz. Eşbaşkanlık toplumun yarısı olan kadınların eşit temsiliyette, hem siyasi kademelerde hem yaşamın her alanında kendilerini yönetmesi, kendi taleplerini iletmesi, kendi yaşamı ile ilgili kararları vermesi demektir. Bu Kürt kadın hareketinin dünya kadın hareketlerine bir armağanıdır. Bu bir suç gerekçesi sayılamaz. Bu gerekçe gayrimeşrudur ve eşbaşkanlıktan asla geri adım atmayacağız.” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)