Etiket: eşber yağmurdereli

  • Beyin Kanaması geçiren Eşber Yağmurdereli yoğun bakımda

    Beyin Kanaması geçiren Eşber Yağmurdereli yoğun bakımda

    PİRHA- Yazar-Şair Eşber Yağmurdereli, geçirdiği beyin kanaması nedeniyle İzmir’de yoğun bakıma kaldırıldı. 

    Sanatçı Ferhat Tunç, yazar, şair ve senarist Eşber Yağmurdereli’nin beyin kanaması geçirdiğini duyurdu.

    Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sevgili dostumuz Eşber Yağmurdereli’nin geçirdiği beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda olduğunu üzülerek öğreniyorum. Ülkemizin son 30 yılık insan hak ve özgürlükler mücadelesinde hep birlikte olduk. Dileğim odur ki bu badireyi de atlatmış olsun ve yeniden birlikte olacağımız günler için yaşasın. Büyük geçmiş olsun sevgili dostum, yoldaşım…” ifadelerini kullandı.

    DİKİLİ’DE BEYİN KANAMASI GEÇİRDİ

    Artı TV’de “Gün Başlıyor” yayınına bağlanan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal da Yağmurdereli’nin sağlık durumuna ilişkin son bilgileri paylaştı. Önceki gün eşi ve arkadaşlarıyla birlikte Dikili’ye giden Eşber Yağmurdereli’nin burada beyin kanaması geçirdiğini aktaran Birdal, Yağmurdereli’nin önce Menemen ardından Bergama ve son olarak İzmir Yeşilyurt Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirilerek buranın yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındığını söyledi.

    Birdal “Bilinci açık. Beyninin sağ tarafında bir sıkıntı var, umarım o da giderilir. Konsültasyonun ardından gelişen sürece göre doktorlar kara verecek. Umarım yoğun bakımdan kısa süre içinde çıkartılır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydınlardan çağrı: 28 Mayısta oy ver gitsin bu karanlık bitsin!

    Aydınlardan çağrı: 28 Mayısta oy ver gitsin bu karanlık bitsin!

    PİRHA- Aydın, sanatçı ve yazarlar “Oy ver bitsin, bu karanlık bitsin” şiarıyla bir basın toplantısı yaptı. “Neşemizi, hayatımızı, ağacımızı, nehrimizi, geleceğimizi ve oylarımızı çaldırmayacağız” diyen aydınlar, “28 Mayısta oy ver gitsin bu karanlık bitsin” çağrısında bulundu. 

    ‘Tek Adam’a geçit vermeyeceğiz’ diyen sanatçı, yazar ve aydınlar İstanbul Taksim Hill Otel’de bir basın toplantısı yaptı. Toplantıda “Neşemizi, hayatımızı, ağacımızı, nehrimizi, geleceğimizi ve oylarımızı çaldırmayacağız” mesajı paylaşıldı.

    KURAL: ÇOĞALARAK SANDIĞA GİDİYORUZ

    Basın açıklaması Jülide Kural’ın kampanya metnini okuması ile başladı. Kural’ın okuduğu metinde “Tek kişi eksilmeden çoğalarak, büyüyerek sandığa gidiyoruz. Neşemizi, hayatımızı, ağacımızı, nehrimizi, geleceğimizi ve oylarımızı çaldırmayacağız. 28 Mayısta oy ver gitsin bu karanlık bitsin” ifadelerine yer verildi.

    TAYLAN: OYUMUZU VERİYORUZ DAHA İYİ GÜNLER İÇİN

    Açıklamada konuşan Melek Taylan ise “Son derece umutluyum. Türkiyeyi dünyanın içindeki konumuyla değerlendiriyorum. Türkiye adına iktidarın yarattığı 20 yıllık bir enkaz var. Bu enkazı kim kaldıracak? Bizim için her durumda mücadeleye devam var. Biz yola devam ediyoruz, oyumuzu veriyoruz daha iyi günlere gideceğiz” dedi.

    KARAKAYA: LAİK BİR ÜLKEDE EŞİT YURTTAŞLIKLA YAŞAMAK İSTİYORUZ

    ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya da basın toplantısında konuşan isimler arasındaydı. Karakaya, şunları kaydetti:

    “Değerli canlar sizleri kurumum adına selamlıyorum. Seçim dönemine girerken her toplumsal kesim açısından özellikle biz Aleviler adına daha da hayati bi önem kazandı. Alevi kimliği ile bir cumhurbaşkanı adayı olmasının zorluğunu gördük. Aleviliğin bir dezavantaj olduğunu gördük. Biz Alevi örgütleri temsilcileri olarak bir kurultayla ikinci bir yüzyılda bu karanlığa karşı mücadele edeceğimizi söyledik. Bizim bir tek talebimiz var. Laik bir ülkede eşit bir yurttaşlıkla yaşamak. Bugün geleciğimiz noktada bütün bu güzelliğe, birlikte yaşama kültürüne karşı bir tek adam rejimi var. Oy ver gitsin derken üstümüze düşen en önemli görev bu faşist düzene karşı mücadele etmek.”

    TÜZEL: BİR DEĞİŞİM KAÇINILMAZ

    Toplantının devamında Siyaset Bilimci Levent Tüzel söz aldı. Tüzel, “Bu seçim antidemokratik koşullarda ilk turunu tamamladı. Bu mücadele bizim için sonlanmış değil. Toplumun büyük bir kısmının bu yönetime ‘artık yeter’ dediği çok açık. Bir değişim isteği kaçınılmaz. Bu mücadele hiç bir zaman bitmeyecek. Biz bitti demeden bitmeyecek. Var gücümüzle halkın iradesini sandıktan çıkarmaktan başka şansımız yok” dedi.

    YAĞMURDERELİ: HALKI SANDIK BAŞINA DAVE EDİYORUZ

    Yazar-Şair Eşber Yağmurdereli ise “Kaybedilmiş bir şey yok. Halkı sandık başına davet ediyoruz. Türkiye tarihinin en ağır şartlarını yaşıyoruz. Yeni bir hikaye yazmamız lazım. Bu yeni hikayenin şartları ortaya çıkmış görünüyor. Artık yeni bir hikayeyle bütün olumsuzlukları aşacağız. Kaybettiklerimizi yeniden kazanacak ve hayal ettiklerimize ulaşacağız. Bunun imkanları elimizde. Savaşacağız ve kazanacağız” şeklinde konuştu.

    Basın toplantısına katılan ve konuşma yapan diğer isimler ise şöyle: Şair Mustafa Koz, CHP geçmiş dönem milletvekili Melda Onur, Tiyatrocu Mehmet Esatoğlu, Bilim İnsanı Ayşe Erzan, Gazeteci İrfan Uçar ve Yazar Erdoğan Aydın.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Avukat Eşber Yağmurdereli: 12 Eylül hala devam ediyor

    Avukat Eşber Yağmurdereli: 12 Eylül hala devam ediyor

    PİRHA-12 Eylül askeri darbesi yaşandığında cezaevinde olan hukukçu Eşber Yağmurdereli, 12 Eylül’ün günümüzde de devam ettiğini belirtti. Yağmurdereli, AKP’yi işaret ederek, 12 Eylül yargılamalarının sembolik olduğunu söyledi. 

    12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 40 yıl geçti. Türkiye’nin en karanlık dönemi olarak değerlendirilen 12 Eylül askeri darbesinin ardından 40 yıl geçmesine rağmen karanlıklar aydınlatılmadı, bilakis o dönemin politikaları devam ettirildi.

    Avukat Eşber Yağmurdereli de o karanlık dönemin tanıklarından.

    Yağmurdereli, 12 Eylül’ü  Türkiye tarihinin çok özel bir dönemi  olarak nitelendiriyor. Dünya tarihinde de bu sürecin önemli bir yeri olduğunu belirten Yağmurdereli, Türkiye açısından o dönemin önemini  şöyle ifade ediyor:

    “Türkiye’de iki kat öneme sahip, çünkü Türkiye özel tarih içinde dünya tarihinden bağımsız olarak, 1957 yıllarında bir parti diktatörlüğü çerçevesinde yaşadı ve bunun sonucunda da 27 Mayıs‘ta bir darbe meydana geldi. Darbenin hukuki, ahlaki tartışması bir yana, sonuçları itibarı ile 27 Mayıs askeri harekâtı Türkiye’ye bir anayasa getirdi. Türkiye’nin gördüğü anayasaların en önemlisidir.

    “12 EYLÜL TÜRKİYE SAĞININ HESAPLAŞMA ÇABASIYDI”

    Yani daha önce Teşkilatı Esasiye adıyla  27 Mayıs 1924’e kadar geçerli olan bir anayasa vardı . 27 Mayıs’taki anayasa özelliği bir çok özgürlüğü ve demokratik kurumu toplum yaşamına getirmiş olması. Yani yasamanın yargı denetimine tabi tutulması, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz hakkı, aynı şekilde siyasi partilere özgürlük vermesi ve bir çok bireysel özgürlüğü de belli ölçülerde tanımlayarak halkın kullanımına sunması.”

    Yağmurdereli, o dönemde sendikal çalışmaların örgütlenmesine de vurgu yapıyor ve 1965 seçimlerine gidildiğinde Türkiye İşçi Partisi ile birlikte sosyalistlerin de mecliste grubu olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye sağının ise 27 Mayıs’ın rövanşını alma, hesaplaşma çabası içerisinde olduğunu hatırlatıyor.

    “SİYASET SOL MUHALEFET İÇİN DAHA ZOR HALE GELDİ”

    Yağmurdereli, 12 Eylül öncesi süreçte dünyada yaşanan gelişmelerin Türkiye’ye yansımasını ise şöyle anlatıyor:

    “12 Eylül öncesi dünya tarihinin Türkiye yansıma biçimi 68 olaylarıyla ilgilidir. Paris’te üniversitede reform için ayaklanmış olan öğrencilerin yarattığı dünya çapındaki etki Türkiye’yeye de yansıdı. Sağ iktidara karşı sol bir muhalefet ortaya çıktı. Sağı tehdit eden bir hareketin yükselmesi , 12 Eylül’ü bu sağ hareket açısından önemli kılıyor.  12 Mart’ta bir ara darbeyle 27 Mayıs Anayasası’nın kuralları değiştirildi ve Türkiye’de siyaset sol muhalefet açısından daha da zor hale geldi.

    Dünyada da modernizmin tamamlanıp postmodernizmin hem de bunun iktisadi siyaset yansıması olarak dünyada etkisi gözükmeye başladığı andan itibaren Türkiye’de de etkisi hissedildi. Tabii sadece Türkiye’de değil  Şili‘den Yunanistan’a Yunanistan’dan Pakistan’a ve Türkiye’yi de içine alacak şekilde Sovyetleri kuşatan bir yeni uygulama ortaya çıktı. İşte bunun Türkiye’deki yansıması 12 Eylül’dür.”

    “TÜRKİYE’NİN YARISI YOKSUL, BU BAŞARI 12 EYLÜL’ÜN”

    Bugün yaşananların kökeninde 12 Eylül döneminde yaratılan imkanların yattığını belirten Yağmurdereli, 12 Eylül döneminin her türlü imkanı kullanarak solun tasfiyesine yönelmiş olan bir dönem olduğunu ifade ediyor.

    Türkiye’de sağ hareketlerin sadece 27 Mayıs’ı darbe olarak gördüklerine dikkat çeken Yağmurdereli, onun dışındaki darbeleri darbe olarak kabul etmediklerini kaydediyor, solun bertaraf edilmesi için her türlü altyapının o dönemde hazırlandığını hatırlatıyor.

    Yağmurdereli, “Bu sürecin bugün bir devamını yaşıyoruz yani bugün Türkiye’de nüfusun aşağı yukarı yarıya yakını yoksulluk sınırının altında yaşıyor, bu başarı 12 Eylül’e aittir ” diyor.

    “12 EYLÜL HALA DEVAM EDİYOR”

    Günümüzde de 12 Eylül’ün izlerinin yaşandığına dikkat çeken Yağmurdereli, AKP’yi işaret ederek, “Bu iktidar 2002 yılında icraata başladığı andan itibaren bir anlamda diğer toplum kesimlerini de kendine bağlayacak bir politik yaklaşım içerisine girdi. Mesela dikkat ediyorsanız Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara geldiği 2002 yılında halktan aldığı destek %34 civarındaydı.  Yani seçmenin ancak 1/3’ü . O zaman genel anlamda dünyada refah durumu daha iyiydi. Dünyadaki gelişmeler Türkiye’ye de yansıdı ve o anlamda iktisadi bir refah yarattı. Bazı olumlu uygulamaları da yaptı ama 2010’a geldiği zaman artık deyim yerindeyse deniz tükenmişti. Yeniden destek sağlamak için birkaç aktivasyon yapmak zorunda kaldı ve dikkat ediyorsanız Anayasa Referandumu’nda ihtiyacı olan  %50’yi  almak için sembolik olarak anayasanın geçici onuncu maddesinin iptalinde reform listesine koydular. Fakat onun fiilen hiçbir anlamı yoktu. Zira generallerden üçte ikisinin artık cezayı ehliyetleri yoktu. O tamamen amiyane tabirle bir aldatmacaydı .Genel anlamda da o dönemde hala yetmez ama evet diyenler, bugünkü iktidardan ve bugünkü iktidarın kadrolarından demokratik gelişme anlamında bir şeyler umuyorlardı herhalde. 12 Eylül’ün yargılanma meselesi siyaseten, 12 Eylül darbecilerinin yargılanması değildir. 3-4 kişiden neyin hesabını soracaksınız.  600- 700 bin kişiyi işkenceden geçirdiler. Bir milyonun üzerinde insan 12 Eylül döneminde hapishanelerden geçti.Ve dikkat ediyorsanız bizim hayatımıza yansıyan bir şey olmadı. Türkiye’de hiçbir şey olmadı ve 12 Eylül hala devam ediyor.”

    “TOPLUMDAKİ AYRIŞMA ŞİDDETLİ BİR ÇATIŞMAYA DÖNÜŞECEK”

    12 Eylül darbesi yaşandığında hapishanede olduğunu kaydeden Yağmurdereli, sabah saatlerinde darbenin olduğunu radyodan öğrendiğini belirtiyor, yaşamında zaten cezaevinde olduğu için bir değişim olmadığını ifade ediyor.

    Darbeden bir yıl sonra cezaevlerine yöneldiklerini hatırlatan Yağmurdereli, “En az aradan bir sene geçti. Ondan sonra vahşet dönemleri başladı. Hapishanelerde kendini yakmalar, ölüm oruçları. Dünya tarihinin en vahşi karanlık noktalarından biridir. Mesela Diyarbakır hapishanesinde yaşananları romanlarda, filmlerde bile görseniz inanamazsınız” diyor ve sözlerini şöyle noktalıyor:

    “1960’tan başlayarak geldik ve bugün 12 Eylül’e açılan yolun doruklarındayız. Geriye dönüp baktığımız zaman cumhuriyetin kazanımlarından hayatta hiçbir şey yok ve toplum bölündü.  Bu ayrışmaların çok şiddetli bir çatışmaya döneceğini maalesef hep birlikte yaşıyacağız.”

    Burcu ANIL- İsmail SİVASLI