Etiket: esengül demir

  • ‘Gezi ve Kobane direnişinde en baş mücadele aktörleri kadınlardı’ – VİDEO

    ‘Gezi ve Kobane direnişinde en baş mücadele aktörleri kadınlardı’ – VİDEO

    PİRHA – Gezi ve Kobane direnişlerinde iktidarın toplumsal muhalefete yaklaşımını ve kadınların direnişlerdeki rolüne dair konuşan Gültan Kışanak, toplumsal muhalefetin susturulmak istendiğini, bu direnişlerdeki kadınlara yüklenen öncülük misyonunun da güçlü bir şekilde yerine getirileceğini söyledi. Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel ise AKP’nin Kobane direnişini kendi başarısızlığı, Gezi direnişini ise kendine yönelik bir kalkışma olarak gördüğünü belirterek kadınların sadece bu direnişlerde değil her yerde fark yarattığını belirtti. HDK Eş sözcüsü Esengül Demir de en baş mücadele aktörlerinin kadınlar olduğunu kaydetti.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel ve Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş sözcüsü Esengül Demir, Gezi ve Kobane Direnişlerinde iktidarın toplumsal muhalefete yaklaşımını PİRHA’ya değerlendirdiler.

    KIŞANAK: TOPLUMSAL MUHALEFETİ SUSTURMAK İSTEDİLER

    Gezi direnişinin de Kobane direnişinin de iktidar açısından toplumsal muhalefeti bastırmanın sembol davaları haline getirildiğini ifade eden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, “Çünkü her ikisinde de toplumun, iktidarın uygulamalarına karşı bir tepkisi vardı. Asıl bizim şahsımızda bunu cezalandırmak istediler, toplumsal muhalefeti susturmak istediler. Bu anlamda çok ortak ve benzer yönleri var. Bundan sonra önümüzdeki süreçte yürüteceğimiz demokrasi mücadelesi açısından da bizlerin bu iki davayı sembol olarak kabul edip bunun ekseninde Türkiye’deki tüm hukuksuzluklara karşı ortak mücadeleyi, demokratik mücadeleyi güçlendirmemiz gereken bir zemindeyiz diye düşünüyorum” dedi.

    “KADINLAR KENDİLERİNE YÜKLENEN ÖNCÜLÜK MİSYONUNU GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE YERİNE GETİRECEKLER”

    Kışanak, ayrıca Gezi ve Kobane direnişlerinde kadınların rolüne dair de şu değerlendirmede bulundu:

    “Bu ülkede çok çeşitli nedenlerle toplumsal yarılmalar, kutuplaşmalar, kamplaşmalar yaratıldı. Kadınlar bunu aşmayı başarıyorlar. Ortak kadınlık paydasında buluşabiliyorlar. Çünkü kadınların özgürlüğü aslında toplumdaki bütün sorunların çözümüyle çok bağlantılı ve biz kadınlar bunu biliyoruz. Savaşı da militarizmi de cinsiyetçiliği de demokratik haklara yönelik tüm müdahaleyi de. Kadın haklarıyla ilgili bir sorun olduğunun farkındayız. O nedenle kadınlar, çok farklı kimliklerine rağmen ortak payda da buluşup ortak bir mücadele yürütebiliyorlar. Bu da bize Türkiye’de demokratik muhalefetin ortak payda da buluşması konusunda kadınlara bir öncülük misyonu yüklüyor. Ben eminim ki kadınlar bu misyonu da güçlü bir şekilde yerine getirecekler.”

    TUNCEL: AKP, KOBANE DİRENİŞİNİ KENDİ BAŞARISIZLIĞI, GEZİ DİRENİŞİNİ İSE KENDİNE YÖNELİK BİR KALKIŞMA OLARAK GÖRDÜ

    Gezi direnişi ile Kobane direnişinin bir dönem davası olduğunu dile getiren Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel ise her iki direnişte iktidarın tavrını şu sözlerle değerlendirdi:

    “2013 bir yandan Sayın Abdullah Öcalan ile yapılan diyalogla müzakere süreci var. Bir yandan Türkiye’de demokrasi konusunda güçlü bir şey yaşanıyor ama bir yandan İŞİD’in Kobane’ye saldırısı var. O dönem hatırlarsanız Kobane sınırında Türkiye’deki bütün özgürlük, demokrasi güçleri ve Kürtler Kobane halkıyla dayanışmak için oradaydı. Bu çok önemli ve anlamlı. Kobane’nin özgürleşmesini AKP kendi başarısızlığı olarak gördü. Gezi direnişini de kendine yönelik bir kalkışma olarak gördü. Her ikisini de bu süreç içerisinde cezalandırmak istedi. O açıdan Gezi’den Kobane’ye dönemi doğru değerlendirmek lazım. Gezi’ye ve Kobane’ye, Türkiye’de özgürlük, demokrasi, adalet, barış mücadelesi bağlamında, Kürt halkının eşitlik, özgürlük sorunu bağlamında bakmak anlamlı olacaktır. Gezi ile Kobane’yi birleştirmek ancak mücadeleyi birleştirmekle mümkün olur diye düşünüyorum.”

    “KADINLAR HER YERDE FARK YARATIYOR”

    Tuncel, kadınların sadece bu direnişlerde değil her yerde fark yarattığını ve yaşamı yeniden kurduğunu da kaydetti.

    DEMİR: İKTİDARIN GEZİ’YE VE KOBANE’YE YAKLAŞIMINDA ÇOK FAZLA FARK YOKTU

    İktidarın Gezi’ye ve Kobane’ye yaklaşımında çok fazla fark olmadığını söyleyen Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir ise “Gezi Direnişi, iktidar açısından korkulu bir rüyaydı. Türkiye’de toplumun hemen hemen her kesiminin sokağa çıktığı, iktidara karşı tepkiyi, özgürlük talebini dile getirdiği bir direnişti. Dolayısıyla Türkiye tarihinde ilk defa örgütlü olmayan kitlelerin sokağa çıkışıydı. Gezi’nin hemen ardından da bir dizi yasaklamalarla toplumun bu taleplerini gerçekleştirmek yerine tam tersine toplumu baskı altına almayı hedeflediler. Kobane Direnişi ise ağırlıklı olarak Kürt özgürlük mücadelesi, Kobane’de direnen Kürt halkının statü mücadelesi ve tabii İŞİD’e karşı verilen bir mücadeleydi. Ve İŞİD dünya için Orta Doğu için son derece tehlikeli, geleceği karartacak bir örgüt olması sebebiyle onun karşısında direnen halklar, direnen savaşçılar vardı. Kobane sürecinde de İŞİD’in bu politikalarına karşı çıkan Kürtlerin yanında, onlarla dayanışma mücadelesi yürütenlerin sergilediği bir direnişti. Buna da tabi iktidar çok ağır tepkiler gösterdi” diye konuştu.

    Demir, “Kobane düşmedi, o direniş kazandı” diyerek şöyle devam etti:

    “Türkiye halkları da Kobane halkıyla hem maddi hem manevi dayanışma gösterdi. 4 yıl geçtikten sonra HDP’nin MYK’sının attığı dayanışma mesajına ilişkin açılan bir dava oldu. Bu davanın tabii ki bu tweetten kaynaklı olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Dava, bir, Kobane halkının bu direnişinin sonuçlarını cezalandırmak, ikincisi Türkiye sosyalistleri, devrimcileriyle Kürtlerin yan yana gelişine tahammülsüzlük ve dolayısıyla Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesini talep eden Türkiye devrimcileriyle Türkiye’de mücadele eden demokratik siyasetteki Kürtlerin cezalandırıldığı, ağır cezaların verildiği bir dava oldu. Burada da Türkiye Cumhuriyeti devleti, hem Gezi’de hem Kobane’de Türkiye’de demokrasi taleplerine yanıt vermedi, bu taleplerin dile getirilmesine olanak tanımadı ve bunun için mücadele edenlerin de ağır cezalarla yargılanacağının mesajını çok net bir şekilde vermiştir.”

    “EN BAŞ MÜCADELE AKTÖRLERİ KADINLARDI”

    Her iki mücadelede kadınların yerinin çok önemli olduğunu da söyleyen Demir, “En baş mücadele aktörleri kadınlardı. Dolayısıyla kadın mücadelesi, Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin önünü açan bir mücadeledir. Çünkü kadın sorununda ortak çözüm hattını ören bir bakış açısıyla yaklaştıkları için demokrasi mücadelesine de kadın mücadelesi örnek olmuştur” dedi.

    Devrim FINDIK-Dilan MORSÜMBÜL/İSTANBUL

  • Mersin’de Newroz coşkusu: Akdeniz’e baharı ve DEM’i getireceğiz- VİDEO

    Mersin’de Newroz coşkusu: Akdeniz’e baharı ve DEM’i getireceğiz- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de binlerce kişinin kutladığı Newroz’da konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, 31 Mart Yerel Seçimlerinde Akdeniz Belediyesi’nin kazanılacağını vurgulayarak, “Akdeniz’i hep birlikte alacağız. Akdeniz’e baharı ve DEM’i getiriyoruz” dedi.

    Mersin’de Tırmıl alanında yapılan Newroz kutlamaları sabahın erken saatlerinde başladı. “Şimdi özgürlük zamanı” şiarıyla yapılan Newroz’a gencinden yaşlısına, kadından erkeğine binlerce kişi katıldı.

    Barış Anneleri, DEM Partililer, Newroz ateşini alkış, zılgıt ve sloganlar eşliğinde barışa vesile olma dileğiyle yaktı. Newroz ateşinin yakılması sonrası kitlenin coşkusu bir kat daha arttı. Bir grup genç, Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını açarak, “Selo’ya özgürlük” sloganı attı.

    “BU NEWROZ BARIŞ VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, kitlenin Newrozunu kutlayarak, Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’na gönderdiği mesajı okudu. TJA adına konuşan Çiğdem Göksoy, kadınlara dönük saldırılara dikkat çekti.

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, kitlenin Newrozunu kutladı. Barış Annelerinden Emine Eren ise Adalet Nöbeti’nde olanların eylemlerine dikkat çekerek, ülkeye barış gelmesini istedi. Tutsakların taleplerinin yerine getirilmesini talep eden Eren, anneler olarak kan ve gözyaşı değil, barış ve kardeşlik istediklerini vurguladı. Eren, son olarak tüm kesimleri bu taleplerin etrafından birleşip mücadele etmesini isteyerek, “Bu Newroz barış ve kardeşliğe vesile olsun” dedi.

    AKDENİZ BELEDİYE EŞ BAŞKAN ADAYLARI: 31 MART’TA KAZANACAĞIZ!

    DEM Parti Mersin İl Eş Başkanları Bedriye Kuş ve Reşat Aşan da kitleyi selamlayarak, Newroz’u kutladı. DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Adayları Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız kitlenin Newrozunu kutlayarak, “Newrozun direniş ruhuyla onları o koltuklardan indireceğiz. Mutlaka başaracağız.31 Mart’ta kazanacağız” dedi.

    UÇAR: ERDOĞAN HARİKALAR DİYARINDA

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir siyasi tutukluların özgürlüğü için alanlarda mücadele edeceklerini dile getirdi. Kürt sorununun demokratik çözüm bulunması gerektiğinin altını çizdi.

    Son olarak ise DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt sorununa dair bir çözüm üretmeyen AKP-MHP iktidarını eleştirerek, “Tayyip Erdoğan, her kurduğu sözde milletin birliğinden, bütünlüğünden bahsediyor. Kürt halkını inkar ediyor. Kürt halkının dilini, kültürünü, kimliğini kabul etmiyor. Bütün kazanımlarını hedef alıyor. Ama ona sorarsanız Türkiye’de, Kürdistan’da her şey güllük gülistanlık. Dostu da yok. Dostu olsa harikalar diyarından uyandıracak. Ülkenin ne hale geldiğini gösterecek. Kürdistan’da bir belediye başkanı diyor ki bugün Kürt dili konuşuluyorsa Kürt kimliği varsa AKP sayesindedir. Allah’tan da korkmuyor bunlar. Bugün Kürt kimliğine sahip çıkan Kürt diline sahip çıkan bedel ödeyen Kürt halkıdır. Bedel ödeyen mücadele eden arkadaşlarımızdır. Bugün alanları dolduran ve demokrasiye umut olan Kürt halkı ve Türkiye halklarının emeğimiz hiç boşa gitmedi. Bundan sonra da yolumuzu aydınlatmaya devam edecek” dedi.

    “NEWROZ BİZİM DİRENİŞ KİMLİĞİMİZ”

    Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Uçar, kayyımcı zihniyete karşı mücadele ettiklerini, kazanacaklarını kaydederek, “Akdeniz’i hep birlikte alıyoruz. Akdeniz’e baharı ve DEM’i getiriyoruz” diye konuştu. Kendileri büyüdükçe kadın düşmanı iktidarın küçülmeye devam ettiğine değinen Uçar, iktidar yok oluncaya kadar mücadele edeceklerinin altını çizdi. Bitmeyen inançları nedeniyle AKP’nin 2015’ten beri ittifaksız seçime gidemediğine işaret eden Uçar, AKP’nin Kürt düşmanlarıyla, kontra güçlerle ittifak yaptığını belirtip, Newroz alanlarını gösterip, “Bu direniş bizim geleceğimiz. Newroz bizim mücadele kimliğimiz” sözlerini kullandı.

    Newroz kutlaması sanatçılar Erdoğan Emir ve Simyager‘in ezgileri seslendirmesiyle sona erdi.

    7 GÖZALTI

    Bu arada Newroz kutlamalarının ardından 7 kişi gözaltına alındı. Çocuk Şube ve Terörle Mücadeleye götürülen yurttaşların gözaltı işlemleri sürüyor.

  • ‘Bu yılki Newroz Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşecektir’ – VİDEO

    ‘Bu yılki Newroz Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşecektir’ – VİDEO

    PİRHA – DEM Parti ve HDK 17 Mart Pazar günü İstanbul’da yapılacak olan Newroz Deklarasyonu’nu açıkladı. Deklarasyonda meydanlarda özgürlük iradesini beyan eden Kürt halkı için bu yılki Newroz’un Kürt sorununa çözüm kampanyasının ateşine dönüşeceği belirtildi.

    İstanbul’da Newroz 17 Mart Pazar günü kutlanacak. İstanbul Newroz’u öncesi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Taksim Hill Otel’de 2024 İstanbul Newroz’una dair deklarasyonu açıkladı.

    Açıklamaya DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDK Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi(DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ve çok sayıda kişi katıldı.

    “BU YILKİ NEWROZ KÜRT SORUNUNA ÇÖZÜM KAMPANYASININ ATEŞİNE DÖNÜŞECEKTİR”

    Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş sözcüsü Cengiz Çiçek‘in okuduğu basın metninin tamamında şu ifadelere yer verildi:

    “2024 Newroz’u, tekçi devlet geleneğinin dinci, milliyetçi ve cinsiyetçi faşizme evrildiği günümüz koşullarında, vazgeçmeyenlerin, teslim olmayanların ve zafere inananların yan yana, omuz omuza geldiği gün olacak. Bugün Kürtler, Aleviler, yoksullar, işçiler, kadınlar, gençler AKP-MHP faşizminin politikaları ve şiddet tekeli altında itaat etmeye zorlanırken, Demirci Kawa’nın Dehak’a karşı verdiği mücadelenin sembolü olan özgürlük meşalesi, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Faşist rejimin ‘çöktürme planının’ hedefinde olan Kürt halkının özgürlük mücadelesi için Newroz, sömürgeciliğe karşı başkaldırının günü olarak önemini koruyor. On yıllardır meydanlarda özgürlük iradesini beyan eden Kürt halkı için bu yılki Newroz, “Abdullah Öcalan’a fiziki özgürlük, Kürt sorununa çözüm” kampanyasının ateşine dönüşecektir.

    “İMRALI İŞKENCE SİSTEMİNİ KIRACAĞIZ”

    25 yıldır İmralı işkence sisteminde tutulan ve son üç yıldır kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak iletişimsizlik uygulamaları, Amed zindanından İmralı’ya uzanan tekçi, inkarcı, asimilasyoncu, sömürgeci devlet politikalarının güncel olanıdır. Nasıl ki dün Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın yaktığı üç kibrit yolumuzu aydınlatmışsa, bugün de Sayın Abdullah Öcalan’ın “Newroz halkı” dediği bizler, İmralı işkence sistemini kıracağız. Bunun bir gereği olarak, sömürgeciliğe ve işgalciliğe karşı Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesini yürütenler, dün olduğu gibi bugün de örgütlü iradesini ezilenler ve sömürülenler lehine kullanmaya devam edecektir.

    “BU ÇARKI KIRABİLİRİZ, KIRMAKLA MÜKELLEFİZ”

    Kürdistan’da özel savaş politikalarıyla Kürt halkına diz çöktürmeyi ve onu halk olmaktan çıkarmayı hedefleyen AKP-MHP faşizmi, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir parçasını ulusal ve uluslararası sermayeye peşkeş çekmektedir. Yanısıra halkların arasına nifak tohumları ekerek, yürüttüğü üretim ve bölüşüm ilişkileri arasındaki uçurumu savaş politikalarıyla derinleştirmektedir. Rojava ve Güney Kürdistan’da yürüttüğü işgal politikaları, AKP-MHP ittifakının iktidarda kalma garantisiyken, işçi sınıfının sömürü katsayısını sermaye lehine artırmasının da en başat kaldıracıdır. Bizler; ezilenler, yok sayılanlar, sömürülenler, demokrasi talep edenler, kimliğine sahip çıkanlar bu çarkı kırabiliriz, kırmakla mükellefiz.

    “ZAMAN DEMOKRATİK CUMHURİYET MÜCADELESİ İÇİN BİRLEŞME ZAMANIDIR”

    Kendisini milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik temelinde üreten ulus devletçiliğe karşı demokratik ulus çözümünü ortaya koyan ve bu yönüyle ezilenlerin mücadelesine ciddi katkılar sunan Sayın Öcalan üzerindeki İmralı işkence sistemini parçalamak, tüm emek, demokrasi ve özgürlük güçlerinin de sorumluluğundadır. Bu nedenle İmralı’dan başlayıp tüm topluma yayılan tecrit ve kuşatma karanlığını Newroz ateşiyle aydınlatma zamanıdır. Newroz ateşinin, Türkiye ve Kürdistan halklarının birleşik mücadelesini aydınlatması umudunu canlı tutma zamanıdır. Newroz ateşi etrafında Demokratik Cumhuriyet mücadelesi için birleşme zamanıdır.

    “AÇLIK GREVİNİN 106. GÜNÜNDE OLAN YOLDAŞLARIMIZA SES OLACAĞIZ”

    Kürdistan belediyelerine atanan kayyumlar, tutsak edilen on binler, rant uğruna depreme kurban verilenler, cenazelerine ulaşılamayan maden işçileri, barınamayan öğrenciler, açlığa ve ölüme terk edilen emekliler, elleriyle dünyayı inşa edip karşılığında yok sayılanlar, evlerin içinde görünmeyen emeğin öznesi kadınlar, köylerinden edilen köylüler, ekolojik yıkımın mağdurları. Hep birlikte Newroz alanlarına akacak hasta tutsaklara, hukuksuzca hapishanelerde tutulan Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimcilere, açlık grevinin 106. gününde olan yoldaşlarımıza ses olacağız.

    “BUGÜNÜN DEHAKLARI İLİÇ’TEKİ EKOLOJİK YIKIMA SEBEBİYET VEREN İŞÇİ KATİLLERİDİR”

    Bugünün Dehakları dünya mafyasını ülkesinde ağırlayanlardır. Bugünün Dehakları eğitimi belli bir sınıf için sağlayıp, halk çocuklarına erkenden işçiliği dayatanlardır. Bugünün Dehakları 17.500 liraya işçileri patronlara peşkeş çekenlerdir. Bugünün Dehakları boşanmak isteyen kadınları katleden erkekleri koruyan, kadınların nafakalarına göz koyanlardır. Bugünün Dehakları Filistin halkına selam gönderirken İsrail devletiyle ticari ilişkilerini sürdürenlerdir. Bugünün Dehakları İliç’teki ekolojik yıkıma sebebiyet veren işçi katilleridir.

    “ZAMAN EZİLENLERİN ORTAK MÜCADELESİNDE DAHA FAZLA ISRAR ETME ZAMANIDIR”

    İçinden geçtiğimiz tarihsel sürecin başarısı ve mücadelemizin zaferi hepimizin elzem görevidir. Newroz bayrağını bugünlere taşıyan tüm yoldaşlarımıza ve halkımıza sözümüz, özgürlük olsun. Zaman, İmralı işkence sistemini kırma zamanıdır. Zaman Kürt sorununun demokratik çözümünü ve Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlama zamanıdır. Zaman özgürlük taleplerini en güçlü şekilde haykırma ve toplumsal mücadeleyi büyütme zamanıdır. Zaman kimliğini ve kültürünü anadilinle yaşama zamanıdır. Zaman toplumun üzerine karabasan gibi çöken karanlığı Newroz ateşiyle aydınlatma zamanıdır. Zaman zindanlardaki yoldaşlarımızla özgür ortamlarda kucaklaşma zamanıdır. Zaman ezilenlerin ortak mücadelesinde daha fazla ısrar ve bunu güçlendirme zamanıdır. Bu duygu ve düşüncelerle halkların Newroz Bayramı’nı kutluyor, başarılar diliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı başladı – VİDEO

    Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı başladı – VİDEO

    PİRHA – Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı başladı. Açılış konuşmasını yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AKP’nin son dönemde Alevilere karşı uyguladığı asimilasyon politikalarına değinerek “Alevilik bir inançtır. Cemevleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanacak yerler değildir. Cemevleri bizlerin ibadethane merkezleridir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

    Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde başladı.
    Zakirlerin deyişleriyle başlayan konferansın açılış konuşmasını Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir yaptı.

    “CUMHURİYET’İN 100 YILLIK TARİHİNDE KATLİAMLAR SİLSİLESİYLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

    Hatimoğulları, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihinde bir katliamlar silsilesiyle karşı karşıya kalındığını belirterek şunları kaydetti:

    “Tekçi ırkçı anlayışa sınırın ötesinde de tanıklık ettik. Bizler biraraya geldikçe tekçi ırkçı dayatmalara karşı çok daha güçlü oluruz. 100 yıllık yaşam içerisinde birçok asimilasyonla, katliamla, baskıyla karşı karşıya kaldık. Ancak buna boyun eğmedik, bunun karşısında dimdik ayakta kaldık. Biz bu 100 sene içerisinde aynı dayanışmamızı ördük, bu politikalara karşı diz çökmedik.”

    “CEMEVLERİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NA BAĞLANACAK YERLER DEĞİLDİR”

    Hatimoğulları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon projesi olduğuna da vurgu yaparak şunları söyledi:
    “Bu politikalara özellikle AKP iktidarının bir torba yasa kanunuyla Cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlama projesidir. Bu projeye son süreçte geliştirilen ÇEDES projesini de eklememiz gerekiyor. Alevilik bir inançtır. Cemevleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanacak yerler değildir. Cemevleri bizlerin ibadethane merkezleridir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Dedeleri imamlar gibi maaşlara bağlayarak aslında Alevilere dönük bugüne kadar gerçekleştirilmiş olan tanıdığımız geleneksel katliamcı, asimilasyoncu politikaların dışında şu an başka bir yöntem geliştirdiler ve bu yönteme asla Aleviler tenezzül etmeyecektir. 100 yıllık Cumhuriyet’in inançlara özgürlükler sunmadığını gayet iyi biliyoruz. Bu ülkede yaşayan bütün canlarımızın eşit yurttaşlık hakkı temelinde bu ülkede yaşayabilmesinin önünü açmak hepimize düşen görev ve sorumluluklardır.”

    “CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINI DOĞRU TAHLİL ETMEMİZ GEREKİYOR”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir ise, Cumhuriyetin 100. Yılının aynı zamanda bir sorgulama yüzyılı olduğunu belirterek, “İkinci yüzyıla geçerken, birinci yüzyılı doğru tahlil edersek ikinci yüzyılı da güçlü karşılayabiliriz. Cumhuriyet’in birinci yüzyılı Aleviler açısından çok önemli” dedi. Demir, şöyle devam etti:

    “Devletin Alevisi kavramını oluşturarak AKP döneminin çeşitli çalıştaylar başlatması ve bu çalıştaylarla beraber Alevilik meselesine Alevilerin sorunlarına yaklaştığını ve Alevi inancını esas aldığını, dikkate aldığını söylemiş olsa da bunun aslında bu inanca saygı, bu inanca eşit yaklaşım olmadığından sistematik bir devlet politikası olduğunu görüyoruz. Yine ÇEDES Projesi de bunun bir başlangıcı. Dolayısıyla bu 100 yılda bütün bu süreci de iyi tahlil etmek gerekir. Cumhuriyet Türkiye’sinin Alevilerin kimliğini kabul eden, özgür yaşam koşullarını kabul eden ve Aleviliği destekleyen bir görüntü olsa da Alevi toplumuna en fazla saldırının gerçekleştiği dönem olarak değerlendirmekte fayda var.”

    “BÜTÜN İNANÇLARIN BİRARADA YAŞAYABİLMESİ İÇİN POLİTİK VE İDEOLOJİK BİR SAVAŞ VERMEK GEREKİYOR”

    Esengül Demir şunları da ekledi:

    “HDK olarak da bütün inanç ve kimliklerin kendilerini temsil etme, kendilerine alan yaratma ve bir arada özgürce eşit yaşama alanlarının oluşturulması gerekiyor. Bütün bu inançların bir arada yaşayabilmesi için politik ve ideolojik bir savaş vermek gerekiyor. Bu süreçte de Alevi toplumu bu kavgayı yürütmüş bir inanç kesimidir. Katliamlar ve asimilasyon politikaları bir başarı gösterememiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sakine Cansız ve katledilen Kürt kadınlar Dersim’de anıldı -VİDEO

    Sakine Cansız ve katledilen Kürt kadınlar Dersim’de anıldı -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim İl Örgütü, Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile Silopi’de 4 Ocak 2016’da katledilen Seve Demir, Fatma Uyar ve Pakize Nayır için bir anma gerçekleştirdi. Demokratik Alevi Dernekleri binasında yapılan anma sonrası Sakine Cansız mezarı başında anıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Örgütü, 9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile Şırnak’ın Silopi ilçesinde 4 Ocak 2016’da katledilen Seve Demir, Fatma Uyar ve Pakize Nayır’ı andı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) binasında yapılan anmaya, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, Özgür Kadın Hareketi (TJA), DAD Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ile Zeynel Kete, Barış Anneleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Hep kavgaydı yaşamımız, insanlığın savaşçıları özgürlüğü yaratıyor” pankartı asılarak, katledilen kadınların fotoğrafları önünde mumlar yakıldı. Saygı duruşuyla başlayan programda önce sinevizyon gösterildi.

    “SAKİNELER, SEVELER, PAKİZELER BİZİM ONURUMUZDUR”

    Sinevizyonun ardından ilk söz alan HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, yaşamını yitiren kadınları anarak, “Bu siyasi katliamların son derece planlı ve örgütlü bir akılla yapıldığını biliyoruz. Katliamın üzerinden 11 yıl geçti, katiller gizlendi. Mahkemeler göstermelik oldu. Bu katliamlar zincirinin ardından barış süreci kesintiye uğradı, ardından da derinleştirilmiş tecrit politikaları devreye konuldu. Bu kadın direnişçilerin kaybıyla mücadeleden vazgeçilmedi. Sakineler Kürt kadın ve dünya kadın hareketine öncülük etmiş isimler. Mirabel kardeşler ile nasıl kadın mücadelesi büyüdüyse Sakinelerin mücadelesiyle de büyüdü. Sakineler, Seveler, Pakizeler bizim onurumuzdur. Onlardan sonra da bu onura sahip çıkacağımızı deklare etmek isteriz” diye konuştu.

    “SAKİNE DERSİM’İN ÇOCUĞUYDU, İNKARA, İMHAYA KARŞI BİR DURUŞU VARDI”

    Sonrasında söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Sakine arkadaş hem erkek egemen sisteme karşı hem de tüm halkların özgürlüğü için mücadele eden biri. Bazı şeyleri söylemek zor. ‘Hep kavgaydı yaşamım’ sözüyle onun yol yürüyüşünü anlamaya, anıları üzerinden yol almaya ve o mirasa layık olmaya çalışan bir yolumuz var. Sakine Dersim’in çocuğuydu. İnkar ve imhaya karşı bir duruşu vardı. Bu inkar siyaseti hala devam ediyor. Dersim topraklarında O’nu saygı ve sevgiyle anıyoruz. Bunun nedeni bu mirastır. Bu yoldan yürüyeceğimizi, daha da örgütleneceğimizi söylüyoruz. İmralı’da yürütülen tecrit son buluncaya kadar mücadele edeceğiz. Hakikatlerle yüzleşilmedi, bu katliamlarda sorumlular açığa çıkana kadar özgürlük yürüyüşümüzü devam ettireceğiz. Kendi demokratik haklarımızı, eşit yurttaşlık hakkımızın mücadelesini yürüteceğiz” şeklinde konuştu.

    “ARKADAŞLARIMIZ DİZ ÇÖKMEDİ, BİZ DE ÇÖKMEYECEĞİZ”

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü VE Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu ise katledilen kadınların yeni yaşam mücadelesi yürüttüğünü söyledi.

    Türkoğlu, “Yeni yaşam mücadelemize karşı bütün devletler işbirliği içinde. Uluslararası bütün güçler bizim mücadelemize karşı savaş halinde. Biz her anmada hesap soruyoruz. Bu bedel ödenirken bizim amacımız yeni yaşamı nasıl inşa ederiz oluyor. Böyle bir mücadele kolay değil ama yeni yaşam için olmazsa olmaz. Eşit ve onurlu bir yaşam istiyorsak her türlü bedeli göze alarak yaşamalıyız. Sistem de ‘bedeli budur’ diye çökertmek istiyor. Arkadaşlarımız diz çökmedi biz de çökmeyeceğiz. Sakineler bizim tarihimizdir. Bu tarih, bu hafıza diri kalmak zorunda. Yoldaşlarımızın mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Örgütlenmeyi büyüterek mücadeleyi büyüteceğiz. Bütün şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Bu mirası, bu yolu korumak ve bu mücadeleyi daha da büyütmek gerekiyor. Bu da bizim sözümüzdür” diye belirtti.

    “BİZ BİRLEŞİRSEK KAZANABİLİRİZ”

    MEBYA-DER yöneticisi Meryem Soylu da şunları söyledi:

    “Sakine ve arkadaşlarının mücadelesini sözcüklerle anlatamayız. Amed zindanında vahşi yöntemlere karşı çıktı. Sakine arkadaşın bizden istediği yarıda kalan hayalleri tamamlamaktır. Biz de bu yarım kalan hayali yerine getirmeliyiz. Dersim katliamı asla unutulmaz. Hangisini söyleyelim Dersim, Sur, Cizre. Kürt olunca hakkı olmuyor. Kürtler ellerini birbirine vermeli. Kürtler bu katliamları unutmamalı. Biz birleşirsek kazanabiliriz.”

    SAKİNE CANSIZ MEZARI BAŞINDA DA ANILDI

    DAD binasındaki anma sonrası Sakine Cansız’ın mezarı ziyaret edildi. Emniyet yalnızca 10 kişinin ziyaretine izin verdi. DEM Parti milletvekilleri Halide Türkoğlu ile Ayten Kordu ve Barış Annelerinden oluşan heyet mezarlıkta anma gerçekleştirdi. Mezarlıkta da dualar okundu, çiçekler bırakıldı.

    “SAKİNE’NİN FİKRİYATI HER YERDE YAŞAM BULUYOR”

    Cansız’ın mezarı başında konuşan Halide Türkoğlu, şunları ifade etti:

    “Hepimizin hakkı olan mezarlık hakkı valilikçe yasaklandı. Bu katliamların hedefinde bizim mücadelemiz var. Sakine’yi anlatmak çok zor. Dünyanın her yerinde kendini yaşamsallaştırıyor. Biz de bunu mücadelemizin gerekçesi olarak görüyoruz. O bize onurlu yaşam bıraktı. Onun mücadelesiyle Kürt kadın hareketi dünyada bilinen bir mücadele haline geldi. Sakine yoldaşa şunu söylemek isterim, yürüttüğün mücadele bugün dünyanın her yerinde yankılanıyor. Kürdistan’da dünyanın her yerinde kadınlar ‘Jin, Jiyan, azadi’ diyor. Sakine’nin fikriyatı her yerde yaşam buluyor, her yerde yaşamsallaşıyor ve ölümsüzleşiyor. Bu kararlı duruşu biz Sakine yoldaştan aldık ve bu kararlı mirasa sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDK’den İstanbul’da İsrail devletine protesto: İsrail’le ilişkiler kesilsin-VİDEO

    HDK’den İstanbul’da İsrail devletine protesto: İsrail’le ilişkiler kesilsin-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Kongresi (HDK), İsrail devletinin Filistin’de yaptığı hastane katliamını İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde protesto etti. HDK adına yapılan açıklamada, “Gazze’de soykırımın durdurulması için İsrail’le ilişkileri kesin! İsrail’i durduracak olan budur” çağrısı yapıldı. 

    Dün akşam saatlerinde Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki El- Ehli Baptist Hastanesi’ne saldırı düzenlediğini duyurdu. Saldırıda çok sayıda kişi hayatını kaybederken binlercesi yaralandı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) yöneticileri ve üyeleri, İstanbul’da bulunan İsrail Konsolosluğu önüne giderek Filistin’deki işgale ve katliama ilişkin açıklama yaptı. Barbaros Hayreddin Paşa Camii önünde toplanan kitle yürüyerek İsrail Konsolosluğu önüne geçti. Açıklamada “Anlaşmalar iptal, İsrail’i boykot” , “Nehirden denize özgür Filistin” sloganları atıldı.

    Konsolosluk önünde yapılan açıklamayı HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir yaptı.

    “BU AÇIK SOYKIRIM EMPERYALİST GÜÇLERCE DESTEKLENİYOR”

    Demir, açıklamada insansızlaştırma hedefiyle Gazze’yi günlerdir bombalayan İsrail uçaklarının dün el-Ehli Baptist Hastanesi’ni hedef alarak yüzlerce Filistinli’yi katlettiğini dile getirerek, “İsrail, 2007’den beri kesintisiz olarak uyguladığı ablukayla bugüne kadar Gazze’yi bir açık hava hapishanesine dönüştürdü. Gazze bombalanırken katliam, işgal altındaki Batı Şeria’da da devam ediyor. İşgal askerleri ve Siyonist yerleşimciler 7 Ekim’den beri Batı Şeria’da en az 51 Filistinliyi öldürdü. Dünyanın gözü önünde gerçekleşen soykırıma, Batılı medya kaynakları ve onların aparatlarınca çarpıtılarak, açıkça yalan haberler üretilerek yol veriliyor, bu açık soykırım emperyalist güçlerce destekleniyor” dedi.

    “FİLİSTİNLİLER SOYKIRIM TEHDİDİ ALTINDA”

    Demir, şöyle devam etti:

    “Bugün de Rojava’da birlikte yaşadıkları halklarla birlikte Kürtler, Gazze’de Filistinliler soykırım tehdidi altında. Siyonist rejimin Gazze’de yaptıklarının benzerini Rojava’da yapan Saray rejimi halklarımızın Filistin’e duyarlığını kendi işlediği suçları örtmek için kullanmak istiyor. Filistin meselesinden din kardeşliği temelli hamasetle nemalanırken İsrail’le iş ortaklığını sürdürüyor. El-Ehil’nin bombalanmasıyla yaklaşık aynı saatlerde Rojava’da etnik temizlik için istenen tezkereye bir kez daha oy veren muhalefet partilerinin yöneticileri de Filistin davasından dem vurup duruyor. Bakışların kendi üzerlerinden uzaklaştırmak için sözü İsrail’in savaş suçlarına getiriyorlar. Karabağ/Artsakh’ta Ermenilere etnik temizlik uygulayan Azerbaycan’ı birlikte silahlandırıyorlar.”

    “FİLİSTİN SORUNU BİR DİN ÇATIŞMASI DEĞİLDİR”

    “Filistin sorunu bir din çatışması değildir” diyen Demir, “Filistin halkı Yahudilere değil Yahudi üstünlükçü Siyonist rejime karşı mücadele ediyor” dedi. Demir, sonrasında şunları dile getirdi:

    “Rojava’da Kürt halkına ve birlikte yaşadığı halklara karşı tezkere çıkaran AKP, 21 yıllık iktidarı süresince İsrail’le ticaret hacminin %532 arttırırken Filistin sorununu, Siyonist soykırımı ülkemiz halklarının gözünü boyamak için sahtekarca kullanıyor. Oysa Filistin halkının dünya halklarından istediği başlıca eylemli dayanışma, İsrail rejimiyle siyasal, askeri, ekonomik ilişkilerin kesilmesi. Buna rağmen daha geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, New York’ta bir araya geldi. Türkiye tarafından yapılan açıklamada, Erdoğan ve Netanyahu’nun siyasi, ekonomik ve bölgesel konuların yanı sıra İsrail-Filistin meselesini ele aldıkları belirtildi. Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın Netanyahu’ya iki ülkenin enerji, teknoloji, inovasyon, yapay zeka ve siber güvenlik konularında işbirliği yapabileceğini söyledi.”

    “FİLİSTİN HALKININ DİRENİŞİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Filistin’den Kürdistan’a tüm Ortadoğu’nun, ulusların ve halkların eşit ve özgür birlikteliğinin demokratik konfederal evi olmasına inanıyor ve destekliyoruz. Bizler, Türkiyeli demokrasi güçleri olarak, işgal, ayrımcılık ve sömürgeciliğin son bulacağı, tüm inanç ve kimliklerin tanındığı, tüm yaşayanların eşit yurttaşlar olduğu/Araplarla Yahudilerin birlikte yaşayacağı bir ülkede Filistin halkını ve direnişini destekliyoruz. Direnişin kendi araçların seçme hakkını tanıyoruz.

    “GAZZE’DE DE ROJAVA’DA DA SOYKIRIMA HAYIR”

    İsrail 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilinceye, Kuruluş sürecinde yerinden ettiği Filistinlilerin yurtlarına dönüşünü sağlayıncaya, Filistinlilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyıncaya kadar, Ve hemen: Gazze’de soykırımın durdurulması için İsrail’le ilişkileri kesin! İsrail’i durduracak olan budur. Hükümetleri buna zorlayacak olan da halkların basıncıdır. ABD ve Avrupa hükümetleri İsrail’in suç ortağıdır; ABD ve Avrupa basını, haber ajansları, yayın kuruluşları da. Gazze’de de Rojava’da da etnik temizliğe, soykırıma hayır.”

    Devrim FINDIK-Zafer TAŞKIN/İSTANBUL

  • DAD İstanbul Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi – VİDEO

    DAD İstanbul Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi – VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi 4. Olağan Genel Kongresi’ni Gazi Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi. Kongrede konuşma yapan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Başkanlık ile ÇEDES birer devlet projesidir. Bunlara Aleviliğin tabutuna çakılmış son çivi olarak bakmak gerekiyor” dedi.

    DAD İstanbul Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Gazi Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleşen kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanları Musa Kulu, Kadriye Doğan, AKD Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, Ağu içen piri Halil İbrahim Erdoğan, 25. ve 27. Dönem Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDK İstanbul Eşsözcüsü Esengül Demir, HDP Sultangazi, Bağcılar, Avcılar İlçe örgütleri, EMEP Sultangazi Yöneticisi Erdal Oflaz, CHP Sultangazi İlçe yönetiminin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Deyişlerle başlayan kongre divan üyelerinin seçilmesi, saygı duruşu, DAD Eş Genel Başkanları Musa Kulu ve Kadriye Doğan ile İstanbul Eş Başkanları Dilber Aslan ve Ali Şeker’in konuşmasıyla devam etti. Ardından HDK Eşsözcüsü Esengül Demir, Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve kurum başkanları söz aldı.

    “BUNLAR ALEVİLİĞİN TABUTUNA ÇAKILMIŞ SON ÇİVİDİR”

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kastederek, “Başkanlık ile ÇEDES birer devlet projesidir. Bunlara Aleviliğin tabutuna çakılmış son çivi olarak bakmak gerekiyor” dedi. Kulu, şeriat devletinin ilanının çok yakın bir tarih olacağını herkesin bilmesi gerektiğini de söyledi.

    “TÜM TOPLUMSAL KESİMLERLE ORTAKLANMAMIZ GEREKİYOR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Aleviliğin korunması ve gelişmesinde kadınların rolünün önemine değindi. Doğan, “Eğer bir ülkede kadın özgürse toplum özgürdür ve o ülkede özgür eş yaşam kurulmuşsa toplum demokrasiyi yaşıyordur. Çünkü kadın demokrasi demektir. DAD olarak demokrasiyi inşa ederken, kadının yaşamda yer almasını ve hayatın her alanında kendisini var etmesinin esas olduğunu biliyoruz” dedi.
    Doğan, Çağlayan Adliyesi önünde Alevi kurum başkanlarının ters kelepçeyle gözaltına alınmasını devletin korkutma çabası olarak yorumlayarak şunları ekledi:

    “Yeter artık katledildik. Öldük. Ama artık birlik olup ve biraz önce bahsettiğim kesimlerle ortaklanıp bu ülkeye demokrasinin özgürlüğünün getirilmesinin yollarını Alevi örgütleriyle birlikte diğer tüm toplumsal kesimlerle ortaklanmamız gerekiyor.”

    “YENİ DÖNEMİN SİYASETİ DİREKT DÜŞMAN GÖRÜYOR”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir de şunları belirti:

    “Alevi toplumunun bütün bu geçmişten gelen inanç, kültür ve geleneklerini yok sayan ve bütün bu saldırıların ötesinde değiştiren, dönüştüren, asimile eden ve sisteme, devlete bağlı bir inanç yöneliminin içinde olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Yeni dönemin siyaseti direkt düşman gören, karşıdan saldıran politikanın ötesinde Alevi toplumunu inançlarını aslında sisteme bağlı bir şekilde sistemin güdümü altında kontrol altına almaya dönük olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.”

    “ALEVİLİK SINIFSALDIR”

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ise, Aleviliğin yalnızca bir inanç olarak sınırlandırılmaması gerektiğini söyleyerek, Aleviliğin ayrıca sınıfsal bir özelliğinin olduğunu kaydetti. Çiçek, “Alevi hareketi, ideolojik netliğini sağlamak zorunda ve bu anlamda kapitalist modernitenin köleleştirici ve yoksullaştırıcı bütün argümanlarının karşısında olmalı” ifadelerini kullandı. Çiçek, HDK olarak Alevilerin sorunlarına dair üzerlerine düşen her şeyi yapmaya hazır olduklarını belirtti.

    YENİ YÖNETİMLER BELİRLENDİ

    Konukların konuşması ardından faaliyet ve mali raporlar okundu. Yeni yönetimlerin belirlendiği seçimde Ali Kılıçgedik ve Emine Söylemez yeni eş başkanlar seçildi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • HDK Eş Sözcüsü Demir: Hatay’da enkaz altında binlerce insan var; en önemli ihtiyaç çadır- VİDEO

    HDK Eş Sözcüsü Demir: Hatay’da enkaz altında binlerce insan var; en önemli ihtiyaç çadır- VİDEO

    PİRHA- Depremlerin ardından bölgeye giden HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, “Aracı olanlar şanslı. Çadır yok, en önemli ihtiyaç bu. Hatay’a henüz doğru düzgün çadır ulaşmış değil. İnsanlar enkazlardan bulduğu odunları toplayıp ısınmaya çalışıyorlar. Enkaz altında sayısını bilemediğimiz belki de binlerce insan var” dedi.

    HDP milletvekilleriyle HDK üyeleri, yaşanan depremlerin ardından bölgeye giderek inceleme ve yardımlarda bulunmaya devam ediyor.

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, yaptıkları geziler kapsamında oluşturdukları heyetle Hatay’a gitti. Gerçek tablonun birkaç hafta sonra ortaya çıkacağını söyleyen Demir, enkazların altında binlerce insan olduğunu belirtti.

    “ÇOKÇA İHTİYAÇ MALZEMESİ GELDİ BURAYA”

    Demir şunları dile getirdi:

    “Depremin ikinci gününde biz buraya geldik. Depremin ilk anından itibaren yereldeki arkadaşlarımız hızlıca burada bir koordinasyon oluşturdular. Partiler, kongre, sendikalarla ortak birlikte oluşturulan bir koordinasyon ekibi bu. Hızlıca burada halka yardım etmek için bir araya gelmişler. Halkımızın duyarlılığı ile birlikte çokça ihtiyaç malzemesi geldi buraya. Ekip olarak biz şu anda onları dağıtmaya çalışıyoruz. İstanbul’dan geldiğimiz ekip içerisinde doktorlar da vardı, arama kurtarma ekibinden arkadaşlar da vardı. Bir de emek gücünü vermek üzere gelen arkadaşlar vardı. Kurtarma ekibi ve doktor arkadaşlarımız şimdi sahadalar. İhtiyaç malzemelerini yanına alıp sahada geziyorlar. Biz de gün boyunca buraya gelen yardımları organize edip dağıtmaya devam edeceğiz.

    “EVLERİN YÜZDE 50’SİNDEN FAZLASI YIKILMIŞ DURUMDA”

    Burada çok vahim bir durum yaşanıyor. Görülen tablo sadece sonuç. Evlerin çoğu hasarlı, %50’sinden fazlası yıkılmış durumda. Gündüz çok anlaşılmıyor ama gece hayalet şehir gibi. Elektrik yok, hiçbir yapıda insanların kalma koşulları yok. İnsanlar sokaklarda kalıyor. Aracı olanlar şanslı. Çadır yok, en önemli ihtiyaç bu. Hatay’a henüz doğru düzgün çadır ulaşmış değil. İnsanlar enkazlardan bulduğu odunları toplayıp ısınmaya çalışıyorlar.

    “ENKAZ ALTINDA BİNLERCE İNSAN VAR”

    Enkaz altında sayısını bilemediğimiz belki de binlerce insan var. Birçok yerde hala bu enkazlara müdahale edilmiş değil. Buraya bugün asker ve polis geldi. Enkazların başında geziyorlar, bekliyorlar. İnsanlar enkaz altındaki yakınlarından haber alamıyorlar. Sağlar mı öldüler mi bilmiyorlar. 3. günün sonunda gece çok soğuktu. Enkaz altında eğer sağ insanlar varsa da onların hayatta kalması ne yazık ki düşük bir ihtimal gibi gözüküyor. Arkadaşlarımızın dahil olduğu kurtarma ekibi gün içerisinde 5 kişilik bir aileyi kurtardı. Bunun için mutluyuz. Tabii o aile şanslı diyebileceğimiz insanlardan oldu. Buranın gerçek fotoğrafı birkaç hafta sonra ortaya çıkacak. İnsanlar çok büyük travmalar da yaşıyorlar.”

    (HABER MERKEZİ)