PİRHA-İstanbul Esenler’deki halk buluşmasına katılan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Bu ülkede düşmanlık yapanları, Kürdü yok sayanları, inkar edenleri, kadınların geleceğini karartanları, gençliğin hayallerini çalanları mutlaka göndereceğiz. Bir kez daha ifade ediyorum. Kullanacağımız oylarımız bir Yeşil Sol’a, bir Kemal Kılıçdaroğlu’na sevgili arkadaşlarım. Birinci turda bu işi bitireceğiz” ifadelerini kullandı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder, İstanbul Esenler’deki halk buluşmasına katıldı. Esenler Dört Yol Meydanı’ndaki programa Yeşil Sol Parti’nin İstanbul milletvekili adayları da katılırken, alanda bulunan AKP’liler ırkçı ve nefret söylemleri ile etkinliği provoke etmeye çalıştı.
“BİR OYUNUZ YEŞİL SOL’A, BİR OYUNUZ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA”
Meydanda bulunan parti otobüsünden halka ilk olarak seslenen Sırrı Süreyya Önder, “Bu ülkede nefret tohumları ekenlere ‘Artık yeter’ demenin zamanı geldi. 14 Mayıs buna bir son vermenin tarihidir” dedi. Önder’in ardından konuşan Pervin Buldan ise, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bu ülkeye değişim ve dönüşüm gelecek. Bu ülkeyi yöneten anlayış gidecek. Bu ülkede Kürt ve demokrasi düşmanlığı yapanlar ve bu zihniyeti taşıyanlar gidecekler. 14 Mayıs bu kadar tarihsel ve önemli. O gün herkes sandıklara gidecek. İki oy kullanacak. Birincisi parlamento için kullanacağımız oyumuz Yeşil Sol Parti’ye vereceğimiz oyumuzdur. İkinci kullanacağımız oyumuz Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine gelecek olan Kemal Kılıçdaroğlu’na vereceğimiz oydur. Bu ülkede düşmanlık yapanları, Kürdü yok sayanları, inkar edenleri, kadınların geleceğini karartanları, gençliğin hayallerini çalanları mutlaka göndereceğiz. Bir kez daha ifade ediyorum. Kullanacağımız oylarımız bir Yeşil Sol’a, bir Kemal Kılıçdaroğlu’na sevgili arkadaşlarım. Birinci turda bu işi bitireceğiz. Şimdi Yeşil Sol’u sahiplenmenin zamanıdır. Yeşil Sol’u herkese tanıtma zamanıdır. İnanıyorum ki İstanbul bu dönem oylarını üçe katlayacak. Yeşil Sol temsilcilerini güçlü bir şekilde parlamentoya gönderecek. Sayın Kılıçdaroğlu’nu da bu ülkenin cumhurbaşkanı yapacak güç elbette ki İstanbul’daki halkımızdır.”
PİRHA-Haber takibi sırasında polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra dövülerek katledilen gazeteci Metin Göktepe, İstanbul’daki mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Meryem Göktepe, “Gerçekten de hepiniz Metin’siniz. Metin’in düşleri peşinde giden bütün gazetecileri selamlıyorum” dedi.
Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, gözaltında polislerce dövülerek katledilişinin 27. yılında, İstanbul Esenler’deki Kemer Mezarlığında, mezarı başında anıldı.
Anma programına Metin Göktepe’nin ailesi, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emek Partisi, EHP, TÖP, SMF il yöneticileri ve üyeleri, Cumartesi İnsanları, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK/Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Turan Aydoğan, HDP Milletvekili Ebru Günay, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Berkin Elvan’ın anne ve babası Gülsüm ve Sami Elvan, Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Divriği Kültür Derneği yöneticileri, Çipil Derneği yöneticileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.
Anmada ilk olarak konuşan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Türkiye seçimlere ağırlaşan baskı, gözaltı ve yeni sansür yasaları ile giriyor. Tüm bunların yanında Metin her zor durumda gerçek hangi barikatın arkasında olursa olsun takipten vazgeçmemek gerektiğini söylüyordu. Bu bize ağır bir sorumluluk yüklüyor. Büyük bir coşku ile bunu sahipleniyoruz” ifadelerini kullandı.
Polat’ın ardından söz alan Meryem Göktepe ise “Bugün memleketin en acil sorunu bence adalet. Adaletsizlik ülkenin her tarafında hüküm sürmekte. Berkin bugün toprağın altında Metin abisiyle yan yana. Kadın katilleri serbest bırakılıyor. Adalet, ekmek ve su kadar lazım. Gerçekten de hepiniz Metin’siniz. Metin’in düşleri peşinde giden bütün gazetecileri selamlıyorum” diye konuştu.
“ONLARIN KORKUSU BİZİM UMUDUMUZ OLSUN”
TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş da basın özgürlüğü konusundaki olumsuzluklara değinirken “27 yıldır basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de ileriye dönük bir adım bile atılmadı. Bugün hala gözaltına alınan, tutuklanan gazetecileri konuşuyoruz. Hala devlet tarafından hakları gasp edilen gazeteleri, gazetecileri konuşuyoruz. İddianameleri hazırlanmadan altı aydır cezaevinde tutulan gazetecileri konuşuyoruz. Evet ilerleme yok ama umut da var. Evrensel 27 yıldır yazmaya devam ediyor. Bu bir umut. Gazeteciler haber yapmaya devam ediyor. Bu bir umut. Umudumuzu büyütmeye çalışıyoruz. Gerçekler peşinde koşan gazeteciler ile yan yana olmaya devam edeceğiz” dedi.
DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ise şunları söyledi:
“Ne yazık ki daha önceki yıllardan daha iyi bir konumda değil gazetecilik, basın özgürlüğü. Yine gazetecilere baskılar, toplu operasyonlar var. Yargılanan meslektaşlarımız, çıkan sansür yasaları var. Bu baskıların daha da artacağını deneyimlerimiz bize gösteriyor. Ama tüm bunlara rağmen umudumuz var. Çünkü gazeteciliğe güveniyoruz. Türkiye’de gazetecilik mücadelesi sürüyor. Onların korkusu bizim umudumuz olsun.”
“METİN, DEVRİMCİ BİR GAZETECİYDİ”
EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Göktepe için “Devrimci bir gazeteciydi. Sosyalistti. İşçi sınıfı mücadelesine inanıyordu. Gadre uğrayan Kürtlerin, cezaevindeki devrimcilerin, grevdeki işçilerin haberlerine adadı koca bir ömrünü. Onu katlettiler ve aramızdan aldılar” ifadelerini kullanırken, sözlerine şöyle devam etti:
“Grev yasakları ne ise HDP’li belediyelere uygulanan kayyum odur. HDP’li belediyelere yapılan kayyum ne ise bugün İBB’ye yapılan kuşatma odur. Gün birleşme günüdür. Türkiye’yi bu karanlıktan çıkartmak. Yağma, baskıcı düzene son vermek için yan yana durmamız gerekiyor. Birleşirsek kazanırız.”
“METİN GÖKTEPE GİBİ GAZETECİLER HALA VAR”
HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay da “Hakikatleri topluma ulaştırmaya devam ettik. Bugün hala sansür ile uğraşıyoruz. Özgür basın geleneği susmadı, hakikatleri yazmaya devam ediyor. 27 yıl önce Metin Göktepe’nin katilleri hesap verseydi bugün işkence sokağa taşmayacaktı. Katiller hesap verseydi bugün sansür yasasını konuşmayacaktık. 16 Kürt gazeteci tutuklu olmayacaktı. Buradan bir kez daha söz veriyoruz. Bu ülkede karanlıklar bitecek” ifadelerini kullandı.
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise şöyle konuştu:
“Bugünün adına ‘gazeteci’ diyen, gazetecilik kavramını kirleten, iktidarın borazanlığını yapan kişilere sesleniyoruz: Bu ülkede Metin Göktepe gibi gazeteciler hala var. Siz iktidarın söylediği yalanları yaymaya devam ederken, çok yakında bu ülkede gazetecilerin olduğunu ve yine Metin Göktepe gazeteciliğinin yapılacağı iklimi hep birlikte oluşturacağımızı bir kez daha söyleyeyim.”
“METİN, HABER ALMA HAKKININ SİMGESİDİR”
TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da şunları kaydetti:
“27 yılda çok şey değişti ya da hiçbir şey değişmedi. Metini katleden zihniyet hala iktidarda. Hala insanları katletmeye, hapsetmeye, saçma iddialar ile suçlamaya devam ediyor. Metin öldürüldükten sonra Fadime Annemiz bize “Metin olun” demişti. Kendisi böyle bir acıyla birlikte Metin oldu. Öyle bir Metin oldu ki, katillerinin karşısında dimdik durabildi. Bizler de Metin kalmaya ve Metin olmaya çalıştık.”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise konuşmasında “Metin bu ülkede halkın haber alma hakkının, özgür basının, gerçeğin, özgürlük, emek mücadelesinin simgesidir” derken, İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri de “Metin bizim için sadece bir gazeteci değildi. Metin bizim yoldaşımızdı. Bütün hak savunucularının, adalet arayışçılarının yoldaşıydı. Gazeteciliğin ötesine geçerek yoldaşlıkla bu mücadeleyi destekledi” şeklinde konuştu.
PİRHA-Esenler’de bulunan Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından yıkılmasının ardından belediye başkanı Tevfik Göksu ile “Burayı silin, atın; emrini ben verdim” diyen Esenler Kaymakamı Adil Karataş hakkında suç duyurusunda bulundu.
İstanbul’un Esenler ilçesinde bulunan ve Aleviler için kutsal kabul edilen Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından yıkılmasının ardından tepkiler gelmeye devam ediyor. Esenler’de yer alan Ana Fatma Cemevi’nin Başkanı Hüseyin Acaray, bugün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na giderek, Esenler Kaymakamı Adil Karataş ile AKP’li Esenler Belediyesi Başkanı Mehmet Tevfik Göksu hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
“KAYMAKAM, ‘SİLİP, ATIN, EMRİNİ BEN VERDİM’ DEDİ”
Acaray,PİRHA‘ya yaptığı açıklamada taleplerini “Türbemizin yapılıp iade edilmesini istiyoruz” şeklinde dile getirirken, “Biz kurumu kuralı 4 sene oldu. Türbe senelerdir var. Tüm Alevilerin inanç ve ibadethanelerini hiçe sayarak yıktılar. Kaymakam bey “Silin” emrini ben verdim, dedi. “O türbeyi oradan silin”, ne demek? Aleviler de bu ülkenin vatandaşı. Biz neden haklarımızdan mahrum kalıyoruz? İnançlarımızı özgürce yaşayamıyoruz? Orada bulunan taşlar için Anıtlar Kurulu’nun verdiği karar var. İnsanlar 60-70 senedir orada ibadetlerini yapıyorlar. Ben dünyaya gelmeden önce yapıyorlarmış. Türbeyi ben yaratmadım” dedi.
“NE KADAR İÇLER ACISI BİR DURUM!”
Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın da statüsüne değinen Acaray, şunları söyledi:
“Kaymakam bey şöyle diyor: Ben Gazi’de oturan bir dedeye sordum. Orada türbe yokmuş. Kim diyor yokmuş? Buranın varlığını Gazi’deki dede nereden bilsin? Amaç Alevileri yok etmek. Tarihlerdir biz bu zulümleri yaşamıyor muyuz? Hacı Bektaş Veli Dergahı’mız bile şu an türbe statüsünde değil. Ne kadar içler acısı bir durum. Dünya tarihine geçmiş bir türbemiz, türbe statüsünde değil. Kültür Bakanlığı’na bağlı. Kaymakam ne diyor? “Orada kemik var mı?” Bizim dağda, taşta, ovada ikrar verdiğimiz, hiç mezar olmayan türbelerimiz var. Hangi ağacın dibini kazıyıp da kemik aradık? Keçeci Baba’daki türbemize de minare dikip cami statüsüne sokmaya çalışıyorlar.”
“Bırakın insanlar kültürünü, inancını yaşasın. Bir kaymakamın “Burayı silin, atın” demesi, ne demektir? Neyi yok ediyorsun? Kaymakama yüz kere dilekçe yazdım. Bir kere karşısına alıp konuşmadı bizimle. Alevilerin ikrar verdiği bir yere nasıl “Silin atın” dersiniz? Aynı şekilde belediye başkanının “Siz gidersiniz bir ağaca çaput bağlarsınız, mum dikersiniz, kurban kesersiniz oraya türbe dersiniz” şeklindeki sözleri var. Kendisinin bu sözlerine tepki gösterdiğimizde ise bizi, yüklü miktarda tazminat davası açmak ile tehdit ediyor.”
PİRHA- AKP’li Esenler Belediyesi’nin Abdal Alevilerin İstanbul Esenler’deki ziyaretgahı olan Ana Meryem Türbesi’nin yıkmasına tepki gösteren Alevi kurumları, yıkılan türbe önünde açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynel Şahan, “Yine bir Vahhabi geleneğinin türbe yıkma örneğini yaşamaktayız. Bu gelenek ne yazık ki her çağda vuku bulmaktadır” dedi. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da “Şifa makamına dokunmak kimsenin haddi değildir” diye konuştu.
Abdal Alevilerin İstanbul Esenler’deki ziyaretgahı olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından yıkılmasının ardından Alevi kurumları yıkılan türbe önünde basın açıklaması yaptı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) yanı sıra İstanbul’daki birçok cemevi de açıklamaya katılarak yıkıma tepki gösterdi.
“İSTANBUL’DAKİ TEK KADIN TÜRBEYİ TALAN ETTİLER”
Açıklamada ilk olarak konuşan Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, türbenin önemine değinerek, şunları söyledi:
“Dün ansızın Ana Meryem Türbemiz yıkıldı. Yıllardır başta Abdal canlar olmak üzere tüm Aleviler buraya gelerek niyaz ederler, adaklarını adarlardı. Bu süreç 2018 yılına kadar devam etti. 2018 yılında cemevini açtıktan sonra buraya sahip çıktık. Okul projesi ortaya çıktıktan sonra türbenin proje içinde yer almayacağının sözü verildi. Başta müteahhit, Esenler Kaymakamı ve Esenler Belediye Başkanı “Türbenize dokunmayacağız” diyerek sözler verdi. Biz inanmıştık. Meğer bizi kandırmışlar. Dün sabah türbemiz yıkıldı. İçindeki tarihi taşlar alınıp, götürüldü. Esenler’de yaşayan Alevi canların inanç ve ibadethaneleri yok sayılıyor. Bizim eşit yurttaşlık hakkımız yok mu? Neden inancımız, ibadethanelerimiz yok sayılıyor? Alevilerin ibadet yeri ve İstanbul’daki tek kadın türbe olan Ana Meryem dün talan edildi.”
“VAHHABİ GELENEĞİN BİR ÖRNEĞİNİ YAŞAMAKTAYIZ”
Nurtepe Cemevi Başkanı Zeynel Şahan ise yıkımı gerçekleştirenleri affetmeyeceklerini kaydetti. Şahan, “Yine bir Vahhabi geleneğinin türbe yıkma örneğini yaşamaktayız. Bu gelenek ne yazık ki her çağda vuku bulmaktadır. İnsanlarımızın inancını sorgulamak, yön vermek veya tanımlama yapmak hiç kimsenin haddi değildir. Devletin görevi insanların inancını sorgulamak ve tanımlamak değil, herkesin inanç özgürlüğünü savunmaktır. Yıkıma neden olanları affetmeyeceğiz. Cemevlerimiz, türbelerimiz ve ziyaretgahlarımız bizim kutsalımızdır. Kutsalımıza dokunanın ve dil uzatanın hukuk önünde yargılanmasını talep ediyoruz. Aleviler bu ülkede vardır ve olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.
“BURASI ABDAL ALEVİLERİN ŞİFA MAKAMIDIR”
DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da dayanışmayı büyütmek amacıyla bulunduklarını belirtirken, “Alevi dergahlarının, türbelerinin olması için orada birisinin yatması gerekmiyor. Burası Abdal Alevilerin şifa makamıdır. Şifa makamına dokunmak kimsenin haddi değildir. Hiçbir Alevi ve Alevi kurumu gidip de “Sizin inandığınız yerin altında mı?” diyerek orayı kazmaz. Hatta merdiven koyup göğe tırmanmaz. Der ki, “İnsanlık inanıyorsa inanıyordur. İnanç en doğal evrensel haktır. İnanç üzerinde politika yapılmaz ve insanlara hakaret edilmez. Bunu yapanları böyle düşünenleri şiddetle kınıyoruz” diye konuştu.
“ALEVİLERİN BİRLİKTE MÜCADELESİ ÖNEMLİ”
PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya da şunları ifade etti:
“Görüyoruz ki, örgütsüzüz, güçsüzüz. Yalnız Abdal Alevilerin değerlerine değil, insanlığa karşı yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Tarihin her döneminde türbelere, değerlere saldırılar var. Saldırılara karşı koymayı örgütleme noktasında da eksikliklerimiz var. Alevilerin birlikte mücadelesi önemli.”
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ise “Burada hukuk, adalet meselesi var. İnadına eşit yurttaşlık diyeceğiz. Bizim inancımıza dokunmayın. Yaşam alanlarımıza girmeyin. Kendinize göre bizi tariflendirmeyin” dedi.
PİRHA-İstanbul Esenler’de yer alan ve Abdal Alevilerin ziyaret yeri olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından yıkılmasına karşı tepkilerini dile getiren mahalle sakinleri, Alevilerden destek istedi. Ana Fatma Cemevi Gençlik Kolu Başkanı Umut Çataltaş, “Sabah erken saatlerde türbemizi yerle bir ettiler. Alevi kurumlarına sesleniyorum. O koltuğa oturmak ile Alevilik yürümez. Mücadele ederek yürür” diye konuştu.
Abdal Alevilerin İstanbul Esenler’de bulunan ziyaretgahı ‘Ana Meryem Türbesi’, AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle dün sabah yıkıldı. Yıkıma tepki gösteren mahalle sakinleri ise polisin biber gazlı müdahalesine maruz kalırken, darp edilenler de oldu. Türbeye çıkan yollar polis tarafından kesilirken, alana girişlere izin verilmedi. Mahalle sakinleri yaşananları PİRHA‘ya anlattı.
Bir mahalle sakini Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya seslenerek, “Bizim türbelerimizi yıkıyorlar. Belediye başkanı duy. Oy istemeye geldiğinde istiyorsun. İnanç yerimizi yıkmaya hakkın yok. Yapılan terbiyesizlik. Herkesin kendine göre bir inancı var” dedi.
“SABAH ERKENDEN TÜRBEMİZİ YERLE BİR ETTİLER”
Ana Fatma Cemevi Gençlik Kolu Başkanı Umut Çataltaş ise polis tarafından darp edildiğini söylerken; şöyle devam etti:
“Sabah erken saatlerinde polisler, zabıtalar, belediye ekipleri kaymakamlığın izniyle gelip, türbemizi yerle bir ettiler. Havada helikopterler uçuyordu. Türbeye çıkan yolların hepsini kapattılar. Polis müdahale etti. Bizi darp ettiler. Biber gazı sıktılar. Bizler Aleviyiz. Tüm canları buraya davet ediyoruz. Sosyal medyadan mesaj paylaşarak değil de direkt buraya gelmelerini temenni ediyoruz. Çünkü biz yüzyıllardan beri hep yakıldık, yıkıldık. 2022 yılında hala yıkılıyoruz ama ses çıkaran kimse yok. Burada Abdallar var. Abdallar ve cemevi olarak biz türbeye sahip çıkıyoruz. Daha dün kurbanımızı kestik. Lokmamızı pay ettik.”
“ALEVİLİK MÜCADELE DEMEKTİR”
“Devlet zaten yok sayıyor bizi” diyen Çataltaş, Alevi yurttaşlara da çağrıda bulunarak, “Bizler türbelerimize, cemevlerimize sahip çıkmazsak teker teker yıkılmaya devam edecek. Alevi kurumlarına sesleniyorum. O koltuğa oturmak ile Alevilik yürümez. Mücadele ederek yürür. Bütün cemevleri, türbeler, kurumlar bizim. Koltukta oturmak değil de gelip burada mücadele etmeliler. Darp raporu aldık. Darp eden polise ne kadar ceza verirler bilmiyorum ama zaten bizi ikinci sınıf vatandaş olarak görüyor. Alevi ziyareti olan yeri yıkıyorlar. Türbelerimizi ziyaret etmek istiyorum ama yasak geliyor. Bunlarla nasıl mücadele edeceğiz? Kimse arkamızda olmaz ise nasıl olacak? Kimse cemevlerine gelmiyor. Neden? Alevilik demek mücadele demektir. Mücadele etmeden bir şeyler kazanamazsın” ifadelerini kullandı.
Bir başka mahalle sakini ise şunları kaydetti:
“Türbemize sahip çıksınlar. Bizi yalnız bırakmasınlar. Biz bugün gerçekten yalnız kaldık. Polisin darbına maruz kaldık. Bunu bir daha yaşamak istemiyoruz. İstanbul gibi bir yerde milyonlarca Alevi var ama kimse ortada yok. Sivil toplum örgütlerine de çağrıda bulunuyoruz. Bugün sahip çıkmıyorlarsa ne zaman?”
PİRHA-AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanında yer aldığı gerekçesiyle yıkılan Abdal Alevilerin ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi’ne ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Bir toplum tarafından kutsal olarak görülen bir değerin yerle bir edilmesi o halkın inancına, kutsalına saldırı, yok sayma ve inkârdır” dedi.
Abdal Alevilerin, İstanbul Esenler’deki ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanı içerisinde yer aldığı gerekçesiyle yıkılmasına tepkiler geliyor. Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Rant için kutsalların yıkılmasına karşıyız” dedi.
“KUTSALLARIN YIKIMI, İNANCA SALDIRI, YOK SAYMADIR”
Ana Meryem Türbesi’nin yıkılmaması için daha önce basın açıklaması yaptıklarını kaydeden Deniz, şunları söyledi:
“Alevi kurumları olarak orada yaşayan ve çoğunluğu Abdal olan Alevi halkıyla beraber orası yıkılmasın diye basın açıklaması yapmıştık. Belediye ve özellikle kentsel dönüşüm şirketi tarafından “Orada mezar yok” diyerek algı operasyonu yapılmıştı. Orada mezar olup, olmadığı çok önemli değil. Bir toplum tarafından kutsal olarak görülen bir değerin yerle bir edilmesi o halkın inancına, kutsalına saldırı, yok sayma ve inkârdır. Esenler Belediyesi buna alet olmuştur. Bir yandan Alevi açılımı yaparken, Esenler’de cemevi açarken, bir yandan da Abdalların çoğunlukta yaşadığı bir mahallede onları yok sayma, ikinci sınıf olarak görme girişimidir bu yıkım. Oradaki Abdalların kutsal saydığı her şey bizim için de geçerli olan bir durumdur. Yerel yönetimler ile hükümetin inançlara saygı ve inkâr etmemesi konusunda doğru adımları atması gerekiyor. Herkesi eşit statüde görmesi, Abdalları da bunun dışında bırakmaması gerekiyor. Rant için kutsalların yıkılmasına karşıyız.”
PİRHA-İstanbul’un Esenler ilçesindeki bir cemaat yurdunda 7 çocuğa şiddet uygulayan ve tutuklanan A.E. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İstanbul Esenler’de bir cemaate ait olduğu iddia edilen yurtta çocuklara şiddet uygulayan 27 yaşındaki A.E. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Süleymancılar isimli cemaate ait olduğu belirtilen yurtta 7 çocuğa şiddet uyguladığı görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tutuklanan A.E. geçtiğimiz günlerde sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘basit yaralama’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. A.E. nöbetçi savcılıktaki ifadesinde “Bir anlık öfke ile sessizliği sağlamak için çocukların kafalarına elimle tokat attım. Yaptığımdan dolayı pişmanım” ifadelerini kullanmıştı.
PİRHA-İstanbul’daki bir cemaat yurdunda çocuklara şiddet uygulayan görevli sevk edildiği hakimlik tarafından tutuklanarak, cezaevine gönderildi.
İstanbul Esenler’de Süleymancılara ait olduğu belirtilen yurtta, öğrencilere şiddet uygulayan görevli tutuklandı.
Süleymancılara ait olduğu belirtilen erkek öğrenci yurdundaki bir görevli, çocuklara şiddet uyguladığı görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine gözaltına alındı.
Şüpheli A.E. nöbetçi savcılığa verdiği ifadesinde maden mühendisi olduğunu ve dernekte evrak işleri ile uğraştığını iddia ederek, “Sayısalım iyi olduğu için bazen çocuklara derslerinde yardım ediyordum. Videodaki görüntülerde çocuklar sınavlarına çalışıyorlardı. Ben çocuklara yardımcı olabilmek için etüde girmiştim. Ben çocukları sürekli konuşmamaları yönünde ikaz etmeme rağmen konuşmaya devam ettiler. Öğrencilerden biri bana karşı alaycı tavırlarda bulundu. Diğer arkadaşlarını da bu şekilde davranarak gürültü yapmaya yönlendirdi. Bir anlık öfke ile sessizliği sağlamak için çocukların kafalarına elimle tokat attım. Yaptığımdan dolayı pişmanım. Bu olaydan önce çocuklara yönelik herhangi bir şiddet eylemim olmamıştır. Bu olaydan sonra dernekten istifa ettim, şu an işsizim” savunmasını yaptı.
Şüpheli A.E. sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘basit yaralama’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
PİRHA-Kentsel dönüşüm gerekçesiyle yıkılması gündemde olan İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Ziyaretini Meclis gündemine taşıyan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “İktidar bir taraftan Alevilerin taleplerini önemsiyormuş gibi yaparken, diğer taraftan Alevilerin ziyaret yerlerini yıkmaya çalışması tam bir çelişki örneğidir ve bu tutumdan vazgeçilmesi gerekmektedir” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi-Bektaşi Abdallar tarafından kutsal kabul edilen İstanbul’daki Ana Meryem Ziyaretgahı’nın kentsel dönüşüm gerekçesiyle yıkılmak istenmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “İktidar bir yandan sözde Alevi açılımı yapıyor bir yandan da Alevi ziyaretgahı yıkmaya çalışıyor” dedi.
Alevi ve Bektaşilerin temel inanç değerleri arasında olan ziyaretgahların sosyal ve toplumsal ikrarlaşma merkezleri olduğunu belirten Kenanoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması isteğiyle soru önergesi verdi.
“İKTİDAR, ALEVİLERİ ÖNERSİYORMUŞ GİBİ YAPARKEN ZİYARETLERİNİ YIKMAYA ÇALIŞIYOR”
Kenanoğlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“İstanbul/Esenler ilçesi sınırlarında bulunan Tuna (Karabayır) Mahallesi 428 No’lu parseldeki meskûn mekân Ana Meryem Ziyaretgahı da Esenler Alevi-Bektaşi toplumu tarafından yıllardır ziyaret makamı olarak niyaz edilen bir yerdir. Yaklaşık 80 bin nüfusa sahip mahallede yaşayan Abdal Aleviler lokmalarını, kurbanlarını burada pay etmekte, ibadetlerini icra etmektedirler. Ancak, kentsel dönüşüm çalışmaları sürecinde bu alanın istimlak edildiği öğrenilmiştir. İnşaat çalışmalarına başlanılan alanda Ana Meryem Ziyaretgahının da etrafı örülerek yıkılmak istenmektedir. Tuna mahallesinde yaşayan Alevi Bektaşi Abdal canlar Ana Meryem Ziyaretinin yıkılmasını istemedikleri, buna rızalarının olmadığını belirtmektedirler.
İktidarın şu anda Alevilere yönelik yürüttüğü politikalardan biri olan ve İçişleri Bakanının danışmanı aracılığı ile cemevlerini ziyaret ederek “Bir ihtiyacınız, bir talebiniz var mı?” diye sorular sorarak, bir taraftan Alevilerin taleplerini önemsiyormuş gibi yaparken, diğer taraftan Alevilerin ziyaret yerlerini yıkmaya çalışması tam bir çelişki örneğidir ve bu tutumdan vazgeçilmesi gerekmektedir.”
“ABDALLARIN İTİRAZI NEDEN DİKKATE ALINMIYOR?”
Kenanoğlu‘nun Bakan Kurum’a yönelttiği sorular ise şöyle:
1-İstanbul/Esenler’de bulanan ve Alevi-Bektaşi Abdalların itirazlarına rağmen Ana Meryem Ziyaretgahı neden yıkılmak istenmektedir?
2- İstanbul/Esenlerde bulanan Ana Meryem Ziyaretgahı’nın yıkımdan korunması için imarda düzenlemesinde inanç ve ibadet makamı olarak neden tahsis edilmemektedir?
3- İstanbul/Esenlerde bulunan Ana Meryem Ziyaretgahı yıkım kapsamından çıkarılacak mıdır?
4- İstanbul/Esenlerde yaşayan Alevi-Bektaşi Abdalların itirazları neden dikkate alınmamaktadır?
5- Alevi-Bektaşi Abdalları tarafından kutsal kabul edilen Ana Meryem Ziyaretgahı’nın yıkılmasına nasıl izin verilmektedir?
6- İktidarın, bir taraftan İçişleri Bakanının danışmanı aracılığı ile cemevlerini ziyaret ederek “Bir ihtiyacınız, bir talebiniz var mı?” diye sorular sorarken, diğer taraftan Alevilerin ziyaret yerlerini yıkmaya çalışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?”
PİRHA-Kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılma tehdidi ile karşı karşıya olan İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Ziyareti’nin inanç ve ibadet mekanı olarak tahsis edilmesi için imza kampanyası başlatıldı.
Esenler Ana Fatma Cemevi Derneği, İstanbul Esenler’de bulunan ve kentsel dönüşüm gerekçesiyle yıkılmak istenen Ana Meryem Ziyareti için imza kampanyası başlatıldığını duyurdu. “Biz Alevi Bektaşiler temel inanç değerleri arasında olan Ziyaret makamları toplumumuz için sosyal ve toplumsal ikrarlaşma merkezleridir” denilen duyuruda Ana Meryem Ziyareti’nin inanç ve ibadet mekanı olarak tahsis edilmesi talep edildi.
“İNANÇ VE İBADET MEKANI OLARAK TAHSİS EDİLSİN”
İmza kampanyası için paylaşılan metin ise şöyle:
“Biz Alevi Bektaşiler temel inanç değerleri arasında olan Ziyaret Makamları toplumumuz için sosyal ve toplumsal ikrarlaşma merkezleridir. Esenler ilçesi sınırlarında bulunan Tuna Mahallesi 428 Nolu parseldeki meskun mekan Ana Meryem Ziyareti’ne Esenler Alevi-Bektaşi toplumu tarafından yıllardır ziyaret makamı olarak niyaz edilmektedir. Halkımız lokmalarını burada pay etmekte, kurbanlarını birlemektedir. İbadetlerini icra etmektedirler.
Kentsel dönüşüm çalışmaları süresinde alan istimlak edilmiştir. Tuna Mahallesi Alevi, Bektaşi Abdal Canlar, Ana Meryem Ziyareti etrafında kenetlenerek ziyaretin yıkımına müsaade etmemişlerdir. İnşaat çalışmalarına başlanan alanda Ana Meryem Ziyareti makamımız etrafı örülerek yıkılmak istenmektedir. Rızamız yoktur. Biz imzası olanlar Ana Meryem Ziyaret makamının korunmasını, inanç ve ibadet mekanı olarak tahsis edilmesini, 1.000 metre karelik alanın inanç imar alanı olarak tahsis edilmesini talep ediyoruz.”
PİRHA-İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Ziyareti kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Yıkım kararına karşı ziyaret önünde açıklama yapılırken; “Alevi toplumu ile dayanışmaya ve ziyaret Ana Meryem’i birlikte savunmaya çağrı yapıyoruz” denildi.
Esenler Ana Fatma Cemevi ve birçok Alevi kurumun katılımı ile İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Türbesi yıkım kararı protesto edildi. Abdal Alevilerin yoğun katıldığı basın açıklamasında, “Ana Meryem’in elleri siper olmuş, bu haksız asimilasyon heveslerini engellemiştir” denildi.
Esenler’in Tuna (Karabayır) Mahallesi’nde devam eden kentsel dönüşüm halkın tepkisine sebep oldu. Kentsel dönüşüm alanları içerisine Abdal Alevilerin ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi de alındı. Türbenin etrafının neredeyse tamamı kazılmış durumda. Ana Meryem Türbesi’nin da yakın zamanda yıkılması bekleniyor. Ancak mahalleli de engel olmakta kararlı. Esenler Ana Fatma Cemevi’nin çağrısıyla bugün (5 Aralık) basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını mahalleli ve cemevi adına Cansu Alataş okudu.
“ANA MERYEM ZİYARETİ CÜMLEMİZİN NİYAZ MAKAMIDIR”
Öncelikle ziyaret makamının ne olduğunu ve Alevi inancındaki pozisyonunu açıklayan Alataş, alanları Hızır ve rızalık mekanları olarak tanımladı. “Cümle varlığın Hakk’ın emri rızası ile ikrar birlediği mekanlardır. Karabayır mahallesinde, Abdal canlarımızın pirleri ile niyaz oldukları Ana Meryem Ziyareti de cümlemiz için niyaz makamıdır” şeklinde konuştu. Ziyaretin defalarca yıkılmak istendiğini vurgulayan Alataş, Ana Meryem’in elinin göç ve zulüm ortamında toplumun üzerinde şifa eli olduğunu söyledi.
YETKİLİLER: ORADA BİR ŞEY YOK, UYDURUYORSUNUZ
Alataş yetkili makamlarla da görüşüldüğünü de aktardı. Ancak yetkililerin, Alevi inancına saygı göstermekten çok batıl yaklaşımların gördüğünü söyledi. Yetkililerin, “Orada bir şey yok, uyduruyorsunuz” dediğini hatırlatarak, “Sanki biz manaya mefta demişiz. Manaya mefta diyen yol bilmezler ile karşılaştık. Fakat, anlamama halinin de toplumu ve inancını hakir gören üstenci yaklaşımın da kurnaz politika olduğunu üzülerek gördük” dedi.
80 bin Alevinin yaşadığı mahallenin yerel yönetim tarafından hakir görüldüğünü söyleyen Alataş, türbeyi canları pahasına koruyacaklarını da belirtti. Ana Meryem Türbesi için bin metrekare alanın tahsis edilmesini ve konteynırların derhal kaldırılmasını talep etti. Alataş cümlelerini kadınlara, ekoloji, doğa ve kent savunucularına çağrı yaparak bitirdi:
“Alevi toplumu ile dayanışmaya ve ziyaret Ana Meryem’i birlikte savunmaya çağrı yapıyoruz.”
PİRHA- İstanbul Esenlerde devam eden istimlak çalışmaları sebebiyle Ana Meryem Türbesi yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, konuya ilişkin açıklama yaparak “İnancımızın yaşatılabilmesi için türbemizi yıktırmayacağız” dedi.
Esenler ilçesi Tuna Mahallesi’ndeki Ana Meryem Türbesi, yapımı süren okul inşaatı sebebiyle tehlike altında. Türbenin yıkılmak istendiğini söyleyen Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, konuya dikkat çekerek yardım talebinde bulundu.
“TÜM CANLARIN MADDİ DESTEĞİNİ BEKLİYORUZ”
“İnancımıza sahip çıkıp türbemizi yıktırmayacağız” diyen Acaray, yıkım tehlikesine karşın ilgili tüm kamu kuruluşlarına dilekçe sunduklarını ancak herhangi bir cevap alamadıklarını da belirtti. Türbe çevresine kültür merkezi yapmak istediklerini aktaran Hüseyin Acaray, şu açıklamayı yaptı:
“Meryem Ana Türbemizin şu anda bakımını, onarımını ve çevre temizliğini yapabilmemiz için çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarımıza, bizi duyan, bilen tüm canların maddi desteğini bekliyoruz. Burayı Alevilere yakışır şekilde dizayn etmek istiyoruz. Sizlerden ricamız; biran önce buraya maddi anlamda yardım ederseniz çok iyi olur. Çünkü buraya güzel bir aş evi ve kültür merkezi yapacağız.”
PİRHA- İstanbul’un Esenler ilçesinde yaşayan Alevi yurttaşlar cemevine kavuşuyor. Cemevi önünde yapılan açıklamada, “20 milyonu aşkın Alevi yurttaşın yaşadığı Türkiye’de bağış değil hakkımız olanı istiyoruz” denilerek, yaşanan gelişmeden memnun olduklarını belirtildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Şubesi/ Cemevi, Hacı Bektaş Veli Derneği ve Anadolu Canlar Derneği’nin yoğun uğraşları sonuç verdi ve İstanbul’un Esenler ilçesinde yaşayan Alevi yurttaşlar cemevine kavuştu.
Cemevi önünde bir araya gelen dernek yöneticileri ve yurttaşlar adına açıklama yapan PSAKD temsilcisi Hüseyin Alcan, Türkiye’de on yılları bulan eşit yurttaşlık mücadelesinin yürütüldüğünü söyleyerek, “Bugün Almanya’da Alevilik diğer inançlarla aynı statüde tanınmış olması bizi sevindirdiği kadar ülkemizde hala kabul edilmeyişimiz yeniden yeniden düşünülmesi gereken bir konudur” diye belirtti.
“ALEVİLERİN ESENLER’DE CEMEVİNE KAVUŞACAK OLMASI ÖVÜNÜLECEK BİR DURUM DEĞİLDİR”
“20 milyonu aşkın Alevi yurttaşın yaşadığı Türkiye’de bağış değil hakkımız olanı istiyoruz” diye sözlerine devam eden Alcan, “Bu temelde on yıldan fazladır nüfusu yüz binleri bulan Alevilerin Esenler’de cemevine kavuşacak olması övünülecek bir durum değildir. Biz Esenler’de yaşayan halkların, inançların, kültürlerin eşitliğini sağlayacak bir politika ve iyileştirmeler yaptığımızda övünmeliyiz” dedi.
“ALEVİ İNANCI ÜLKEMİZDE RESMİ OLARAK TANINMALIDIR”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevinin 25 yıldır, Anadolu canlar Derneği’nin 6 yıldır, Hâce Bektaş Veli Derneği’nin 5 yıldır Esenler’de faaliyet gösterdiğini vurgulayan Alcan, şunları aktardı:
“Her kurumumuz Esenler’de cemevi olması için büyük uğraşlar verdi, veriyor. Başka bir inanca her mahallede birden fazla ibadethane açarken Alevilere bir cemevi yeri tashih etmek önemlidir fakat yetersizdir. Bizler her ne kadar Esenler’de yaşasak da dünyanın her yerindeki Alevilerle aynı taleplerin etrafında birleşmekteyiz. Buradan hareketle başka bir ülkede resmi olarak Aleviliğin kabul edilmesi örnek alınmalı ve biran önce ülkemizde de bu hayata geçmelidir.
Alcan, cemevlerinin resmi olarak bir statü elde etmemiş olsa da resmi kurumların böylesi bir alanı tahsis etmesini önemsediklerinin altını çizerek, “Eminiz ki bu cemevinin nasıl yönetileceğine, nasıl faaliyetler yürüteceğine de Aleviler karar verecektir. Arzumuz, önümüzdeki yaz pandeminin bitmesi ve açılışımızı halkımızın ve büyük emek veren değerli dostlarımızın katılımıyla cemevimizin açılışını yapmaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
PİRHA -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği ve Anadolu Canlar Cemevi Derneği, Sivas’ta 27 yıl önce Madımak Oteli’nde gericiler tarafından yakılarak katledilen 33 canı Esenler Dörtyol Meydanı’nda andı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi öncülüğünde Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği ve Anadolu Canlar Cemevi Derneği, Esenler Dörtyol Meydanı’nda 1993’de Sivas’ta katledilen 33 canı andılar.
CHP ve HDP İlçe başkanlarının da katıldığı anma, yakılarak katledilen canlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Ardından kurumlar adına açıklamalar yapıldı. Açıklamada katliamın hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilmesi kınanırken, katliam sanıklarının avukatlarının hala AKP ve devlet içerisinde sürekli ödüllendirildiği vurgulandı.
Katledilen canlar için çıra yakılıp, Esenler Cemevi zakirinin bir deyiş seslendirdiği program 30 Haziran’da Kadıköy’de yapılacak anmaya çağrı yapılarak sonlandırıldı.
PİRHA – İstanbul Esenler’de bulunan 3 Alevi kurumu 28 Haziran Pazar günü saat:19.30’da Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anacak.
İstanbul Esenler’de bulunan 3 Alevi kurumu Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anacak. 28 Haziran Pazar günü saat:19.30’da yapılacak anmaya; PSAKD Esenler Şubesi, Esenler Hacı Bektaşı Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Anadolu Canlar Cemevi Derneği, PSAKD Güngören Şubesi, Bağcılar Cemevi, İstanbul Gönüllüleri Esenler, CHP Esenler İlçe Başkanlığı, HDP Esenler İlçe Başkanlığı, Sivil Toplum Kuruluşları, Köy Yöre Dernekleri katılacak.
Anma programında, saygı duruşu, başkanların konuşması, çerağ uyandırma, katledilenlerin isimlerinin okunması, basın açıklaması ve nefesler okunacak.
Anmaya tüm duyarlı yurttaşların katılım göstermesi çağrısı yapılarak, fiziki mesafe ve maske kullanımına dikkat edilmesi istendi.
PİRHA – İstanbul’da Esenler Ana Fatma Cemevi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kahvaltı programı düzenledi. Etkinlikte, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlam ve önemi vurgulandı.
Esenler Ana Fatma Cemevi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kahvaltı programı düzenledi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul 2. Bölge Eş Başkanı Nergiz Güzel ile Gazi Cemevi Kadın Meclisi’nden Arzu Erdoğan katıldılar. Alevilik ve kadın kimliği üzerine konuşmalar yapıldı, 8 Mart’ın anlam ve önemi vurgulandı. Kadının varoluş mücadelesine atıfta bulunularak, “Güçlü kadın” vurgusu yapıldı.
“KADIN DİRENİŞİN SEMBOLÜDÜR”
Programda konuşan DAD İstanbul 2. Bölge Eş Başkanı Nergiz Güzel, “Kadın kimliği, insanlık tarihinin her aşamasında mücadele ve var olma direnişi ile sürmüştür. İnancımızın özü kadınken bugün kadınların inancımızın idaresinde ve temsiliyetinde yetersiz kaldığını görüyoruz. Bizim mücadelemiz kadının alanlarda güçlendiği gibi inancımızın idaresinde ve yönetiminde de güçlendirilmesidir. Analarımız, geçmişte bu yolun ileri gelenlerini kendimize rehber edinerek mücadelemizi her alanda her aşamada sürdüreceğiz” dedi.
“DİRENEREK KAZANACAĞIZ”
Kadınlara yönelik şiddet ve taciz ile ilgili konuşan Nergiz Güzel, “Direnmek zorundayız. Kimliğimizi ve kendimizi kabul ettirene kadar direnmek zorundayız. Direnerek kazanacağız. Direnerek güçleneceğiz” dedi.
Esenler Otogarı’nın tüm envanteri ile İBB’ye devredilmesinin ardından ilk indirim giriş – çıkış ücretlerinde yaşandı. Ücretler, 130 TL’den 80 TL’ye düşürüldü.
Esenler Otogarı’nın tüm envanteri ile İBB’ye devredilmesinin ardından ücretler, 130 TL’den 80 TL’ye düşürüldü.
İBB, 9 Eylül itibarıyla otobüs giriş çıkışları dahil Esenler Otogarı’nın tüm envanterini üzerine aldı. Bu tarihe kadar otogarın otobüs gişeleri iktidara yakın isim Galip Öztürk’ün AVTER şirketi tarafından işletiliyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 9 Eylül Pazartesi günü saat 17.00 itibarıyla, Esenler Otogarı’nın otobüs gişelerini Galip Öztürk’e ait Avrasya Terminal İşletmeleri A.Ş. (AVTER) şirketinden aldı. Böylece otogarın tamamı İBB işletmesine geçmiş oldu.
AVTER’in sözleşmesi 5 Mayıs 2019’da bitmesine rağmen otobüs gişeleri teslim edilmemiş ve otoparkların İBB’ye bağlı İSPARK’a devrinin ardından 8 Ağustos’ta yalnızca binek araçların giriş çıkış yaptıkları bölgedeki dubaları sökmüştü. Daha sonra İBB’den Uluslararası Anadolu ve Trakya Otobüsçüler Derneği ile AVTER’e ihtarname gönderilmiş ve otogarın işletmesinin İBB’ye devredilmesi için 3 gün süre verilmişti.
GİRİŞ-ÇIKIŞ ÜCRETLERİ DÜŞÜRÜLDÜ
İBB’nin otogarı devraldıktan sonra yaptığı ilk iş ise giriş-çıkış ücretlerini 130 TL’den 80 TL’ye düşürmesi oldu.
CHP Genel Başkan Başdanışmanı Twitter’dan yaptığı paylaşımla duyurdu.
KİRA GELİRİ ELDE EDİLECEK
Esenler Otogarı’nda ayrıca 168 otobüs firması yazıhanesi, yüzlerce dükkan ve ofis, 2 otel, 2 akaryakıt istasyonu bulunuyor. Edinilen bilgiye göre İBB Emlak Müdürlüğü, önümüzdeki günlerde bu kısımları da devralıp kira geliri elde etmeyi planlıyor. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Okulların açılmasıyla başlayan yeni eğitim öğretim döneminde herkesin eşit, anadilde eğitim alması gerektiğini kaydeden Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk, başta Alevi çocukları olmak üzere hiçbir çocuğun imam hatiplere zorla gönderilemeyeceğini kaydetti.
HABERİN VİDEOSU
Yeni eğitim öğretim yılının başlaması ile Alevi kurumları, Alevi çocuklarının imam hatip okullarına zorlanmasına, zorunlu din derslerinin dayatılmasına tepki göstererek laik, bilimsel, eşit, demokratik ve anadilde eğitim talebinde bulunmaya devam ediyorlar.
İstanbul Esenyurt’ta yer yer alan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk yeni eğitim öğretim yılına ve kamuoyunda Alevi İmam Hatip Lisesi olarak geçen Hacı Bektaş Anadolu Proje Lisesine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
“EĞİTİM EŞİT, ADİL OLMASI LAZIM”
Alevi çocuklarını imam hatiplere zorlamaları başta Aleviler olmak üzere herkese büyük bir haksızlık olduğunu dile getiren Selçuk, “Eğitimin eşit, adil olması lazım. Öğrencilerin istedikleri okulda okuması lazım. Ama bu tabi yeni bir olay değil yıllardır hazırlıkları yapıldı, alt yapısı oluşturuldu. Özellikle 15-20 senedir sık sık eğitim sisteminde değişiklik yaparak ortamını hazırladılar bunun. Ve öğrencileri imam hatip liselerine doğru zoraki yönlendirme yaptılar. Bu tabi ki bizim kabul etmeyeceğimiz bir durum” diye konuştu.
“İMAM HATİBİN ALİVİSİ DE SÜNNİSİ DE OLMAZ”
Kamuoyunda Alevi İmam Hatip lisesi olarak nitelendirilen İstanbul Halkalı’da Alevi Dedesi yetiştirmek için açılan Hacı Bektaşı Veli Anadolu Proje Lisesine de tepki gösteren Selçuk, “Alevi imam hatip diye söylenmesinin bile Alevilere haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bir kere eğitimin laik olması lazım. Laik eğitimde de imam hatibin Alevisi de olmaz Sünnisi de olmaz. Yöntem olarak doğru bir şey değil. Okul olarak belki iyi bir eğitim verebilir bu farklı bir durum. Ama orada Alevi dedesi yetiştirmek Alevilerin yaşam tarzına müdahale etmek, devletin resmi politikasına uygun insanlar yetiştirip de Alevilerin yaşam tarzını dizayn etmek veya cemevlerinde görevlendirmek gibi fikirler Alevilerin kabul edebileceği şeyler değil. Biz de Erenler Eğitim Kültür Vakfı olarak böyle bir şeyi kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, bu yapılan şey haksızlık” şeklinde konuştu.
PİRHA- İstanbul’un Esenler ilçesine bağlı Tuna Mahallesinde kentsel dönüşüm projesi uygulanmak isteniyor. Mahallede yaşayan Abdallar, zorla göçe zorlanıyor.
Haberin videosu
İstanbul’un Esenler ilçesine bağlı Tuna Mahallesi (Karabayır), Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Tuna Eğitim Vadisi Projesi çerçevesinde kamulaştırılmak isteniyor. Bölgede yaşayan Abdallar bu duruma büyük öfke duyuyorlar.
Çeşitli şehirlerden buraya gelip yerleşen Abdallar, kendilerini var edebilmek adına ve kültürlerini yaşatmak için cemevlerine gidip ibadetlerini yapıyorlar.
Bölgede yapılacak olan proje için, toplam 18 bin metrekarelik bir alanın yıkılacağı, bunların yerine de 28 katlı binalar yapılıp her bir binada 800 konut olacağı belirtiliyor.
“BİZİM İNANCIMIZ HAYATIMIZDAN ÖNCE GELİR”
PİRHA‘ya konuşan mahalle sakinlerinden Tozlu ocağına bağlı Abdal Bektaş Olcu, yaşamlarını, kendi felsefelerini Karabayır’da yaşatmaktan gurur duyduklarını ifade ediyor.
Olcu, var olan belediyenin hiçbir şekilde mahalleyle ilgilenmediğini, çöpleri dahi ortada bıraktıklarını, sokakları yıkamadıklarını belirtiyor.
Yine aynı mahallede bulunan bazı dergahların belediye ekiplerince yıkılmak istendiğini dile getiren Bektaş Olcu sözlerin şöyle sürdürdü:
“Bizim inancımız bizim hayatımızdan önce gelir. Biz ailemize sahip çıktığımız kadar ehlibeytimize de sahip çıkarız. Hz. Ali inancı bizde çok büyüktür. Belediyeden gelen ekipler bizim değerlerimiz olan türbelere girmeye çalışıp dağıtmaya çalıştırlar. Ama biz etten duvar örüp izin vermedik. Bugün tüm Türkiye’de türbeler korunuyorsa bu mahallede de korunmalıdır.”
Yine aynı mahalleye cemevi yapmak istediklerini fakat bunu belediyenin kabul etmediğini ifade eden Olcu, “Bir yardımsever bize bir arsa verdi. Birleşip burayı cemevi yapacaktık. Belediyeye sunduk, cami yaptırırsanız izin veririz, dediler. Ama cemevi için izin vermedi.” dedi.
“OLASI MÜDAHALEDE YENİDEN DİRENİRİZ”
Belediye ekiplerinin ve polisin sürekli mahalleyi ablukaya aldığını ve evlerini terk etmeleri için tehdit edildiklerini söyleyen Olcu, şunları söyledi:
“Mahalle kültürümüzü yok ettiler. Buraları konut adı altında başka insanlara verecekler ama biz direneceğiz. Buralarda hem insanların evlerini ellerinden aldılar hem de borçlandırdılar. Buralarda evlerin çoğunu yıktılar. Hem evleri gasp ettiler hem de insanları borçlandırdılar.”
Olcu, olası bir müdahalede yeniden direneceklerini ve evlerini terk etmeyeceklerini vurguladı.
ANA FATMA CEMEVİ BAŞKANI BALO: MAHALLE SAKİNLERİNİN YANINDAYIZ
Esenler Ana Fatma Cemevi Başkanı Hıdır Balo da yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, mahalle sakinlerinin yanında olduklarını belirtti ve sözlerini şöyle sürdü:
“Ana Fatma cemevleri olarak onların sorunlarını kendi sorunlarımız olarak görüyoruz. Bu insanlar çok uzun zaman önce buraya gelmişler yerleşmişler, kendi hayatlarını kurmuşlar. Kimisi kağıtçılık yapıyor, kimisi hurdacılık yapıyor.”
“BURADAKİ UYUŞTURUCU DEVLETİN SORUNUDUR”
Balo, mahallenin kötü gösterilmeye çalışılarak rant aracına dönüştürülüp yıkmaya bir zemin hazırlığı olduğuna işaret ederek, “Burada bir uyuşturucu varsa bu devletin sorunudur, devlet bununla mücadele etmelidir. Buradaki insanlar uyuşturucuyla uğraşmıyorlar, kağıt toplayıcılığıyla uğraşıyorlar.” dedi.
Karabayır’daki durumun Dersim ve kaz Dağları’ndakine benzer olduğunu vurgulayan Balo, “Dersim’de ve Kaz Dağları’ndaki amaç neyse Karabayır’da da amaç aynı. Bilinçli bir kapitalist politikadır.” dedi.