Etiket: EŞİK

  • Kadınların tepkisi sonuç verdi: ‘Kadının soyadı’ düzenlemesi yargı paketinden çıkarıldı

    Kadınların tepkisi sonuç verdi: ‘Kadının soyadı’ düzenlemesi yargı paketinden çıkarıldı

    PİRHA- Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen 9. Yargı Paketi’nde yer alan kadının soyadı ile ilgili 15. Madde geri çekildi. EŞİK, “Kadınların tarihi zaferi” dedi. 

    Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen 9. Yargı Paketi’nde yer alan kadını soyadı ile ilgili 15. Madde geri çekildi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), kararı “Kadınların tarihi zaferi” başlığıyla duyurdu. EŞİK’in açıklaması şöyle:

    “Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği, ‘Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır’ şeklindeki Medeni Yasa’nın 187. Maddesi aynen tekrar yasalaştırılmak istenmişti. Türkiye kadın hareketinin on yıllardır süren mücadelesinin ürünü olan bu #AYM iptal kararına uyulması için EŞİK Platformu’nda buluşan kadınlar olarak aylardır yoğun bir emek harcadık. Ve yine başardık.

    BAKANLIĞA ÇAĞRI

    Şimdi İçişleri Bakanlığına çağrımızı yineliyoruz: AYM kararına uygun olarak soyadı düzenlemesine ilişkin nüfus müdürlüklerine gönderilmesi gereken yönergeyi acilen gönderiniz. AYM kararının yürürlüğe girdiği Ocak ayından beri yapmanız gereken bu görevi derhal yerine getiriniz. Bize anayasadan, yasalardan sildiğimiz aile reisliğini yeniden dayatmaya kalkmayınız. Siyasi görüşü ne olursa olsun kadınların ortak mücadelesi kazandı. Emek veren tüm kadınları kutluyoruz.

    HAYALLERİMİZE KAYYIM ATAYAMAYACAKSINIZ

    Önümüzdeki hafta görüşülmesi beklenen #Etkiajanlığı maddesinin de geri çekilmesi için daha geniş ve etkin bir dayanışmaya ihtiyacımız var. Haklarımıza, hayatlarımıza, hayallerimize kayyım atayamayacaksınız !”

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK: Sorumlular görevini yapsaydı Şirin hayatta olacaktı

    EŞİK: Sorumlular görevini yapsaydı Şirin hayatta olacaktı

    PİRHA- İki gündür kayıp olan 6 yaşındaki Şirin Elmas Hanilçi’nin cenazesi bulundu. EŞİK, “Sorumlular görevlerini yapsaydı bugün hayatta olacaktı” diyerek tepki gösterdi. 

    İstanbul Şişli’de kayıp olan 6 yaşındaki Şirin Elmas Hanilçi’nin Feriköy Mezarlığı’nda katledilmiş olarak bulundu. Şirin’i katleden Mustafa Örün isimli erkek, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    Şişli’de 31 Ekim’de kayıp olan Şirin’in cenazesi otopsi işlemleri için Yenibosna Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otopsi işlemlerinin ardından aileye teslim edilen cenaze, Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak Zincirlikuyu Mezarlığının gasilhanesine getirildi. Şirin’in cenazesinin Urfa’da toprağa verileceği öğrenildi.

    LANZAROTE SÖZLEŞMESİ HATIRLATILDI

    Şirin için açıklama yapan Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), dijital medyada, “Şirin 6 yaşındaydı… Sorumlular görevlerini yapsaydı bugün hayatta olacaktı. Türkiye, 4 Mayıs 1995’ten itibaren Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne ve 01 Nisan 2012’den beri Lanzarote Sözleşmesi’ne (Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) taraf. Buna göre çocuğun esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamak ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri almak devletin görevidir. Çocuk cinsel istismar ve cinsel sömürü suçlarında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütmek; faillerin etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımlarla cezalandırılmasını sağlamak; iyi hal indirimi, haksız tahrik indirimi, infaz indirimi gibi cezasızlık sonucunu doğuracak uygulamalara geçit vermemek devletin görevidir” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • EŞİK’ten Bakan Tunç’a tepki: Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz!

    EŞİK’ten Bakan Tunç’a tepki: Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz!

    PİRHA- Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Aile Hukuku Değerlendirme Kurulu” oluşturulduğunu açıklaması üzerine EŞİK, yazılı açıklama yayınladı. Bakan Tunç’un göreve geldiğinden bu yana Medeni Yasa’yı hedefine koyduğuna dikkat çeken EŞİK, “Medeni Yasa üyeleri ve yetkisi bilinmeyen bir kurulun eline bırakılmak isteniyor. Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz” dedi.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Aile Hukuku Değerlendirme Kurulu” oluşturulduğunu açıklaması üzerine EŞİK, yazılı bir açıklama yaptı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) yayınladığı açıklamada, söz konusu kurulun hangi kriterlere göre, nasıl oluşturulduğu ve kimlerin yer aldığının açıklanmadığını belirtti.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bakan’ın iddiası, “Kurulun, aile hukuku alanında çalışan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, yargı mensupları, adli destek görevlileri ve üniversite mensuplarıyla iş birliği içinde” faaliyet göstereceği ve “aile hukuku alanında çalışan kurumlar arasında etkili bir iş birliği” sağlayacağı yönünde. Bakanın bu yöndeki açıklamalarını ilk kez duymuyoruz, daha önce “bilim kurulu” adını verdiği bu kurul anlaşılan yine kapalı kapılar ardında, hükümet destekli hatta doğrudan hükümet tarafından kurdurulan dernekler, vakıflar ve sözde akademisyenlerden oluşturuldu. Yine bir “sivil toplumla iş birliği yapıyoruz” aldatmacası ile karşı karşıyayız.

    “KAZANIMLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    İktidarın istediği ortaklarla istediği sonuçlara ulaşmak için araç haline getirdiği projelerin çıktılarından kendilerine vazife çıkaranlar, “nafaka, tazminat, boşanma ve velayet gibi” konularda kadınların ve çocukların hayatlarını ters yüz edecek düzenlemeler peşine düşmüş. Bugüne dek kadın hakları açısından olumlu tüm hukuki düzenlemeler bağımsız kadın hareketinin mücadelesiyle gerçekleşti. Yapılan her kanunun noktasından virgülüne kadınların emeği var, deneyimi ve bilgisi var. Kazanımlarımıza dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Yüzyıllardır ezilen, ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakılanlar olarak vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.

    Kadınlar ne istediklerini söyledi, söylüyor: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz, Medeni Kanun’a dokunma, kadının soyadı konusunda Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gereğini yerine yetir. Bakanlık bir şey yapmak istiyorsa ilk iş kulaklarını tıkamaktan vazgeçebilir; çünkü biz laiklik ilkesine dayanan, eşitlikçi aile modelinin garantisi olan Medeni Yasa’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK’ten yerel seçimlere ilişkin 5 acil şart!

    EŞİK’ten yerel seçimlere ilişkin 5 acil şart!

    PİRHA-EŞİK, yerel seçimlere ilişkin 5 acil şartını açıkladı. Açıklamada, “Mor, yeşil ve kamucu politikalarla yönetilen kentlerde eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat istiyoruz!” denildi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. EŞİK, yerel seçimlere ilişkin 5 acil şartını açıkladı.

    “MOR, YEŞİL VE KAMUCU POLİTİKALARLA YÖNETİLEN KENTLERDE EŞİT BİR HAYAT İSTİYORUZ”

    “Mor, yeşil ve kamucu politikalarla yönetilen kentlerde eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat istiyoruz!” başlığıyla yapılan açıklamada, toplumun demokrasiden giderek uzaklaştırıldığı bir seçim sürecinin yaşandığı belirtilirken, “Yine demokratik yöntemlerden uzak, yüzde 50 cinsiyet açısından eşit temsile kör, sivil toplumu dışlayan, yıkıcı rekabetin egemen olduğu ve siyasete parası olanın katılabildiği bir adaylaş(tır)ma süreci yaşadık. Ülke gündemine ‘eşitlikçi, kamucu, ekolojik ve sosyal belediyecilik nedir? Nasıl mümkündür?’ soruları ve yanıtları yerine doğa talanı, seçim hileleri, hukuksuzluk, yoksullaştırma, şiddeti sıradanlaştırma, algı yönetimi, şantaj ve şeriatın meşrulaştırılması gibi konular hâkim” denildi.

    “5 ACİL ŞARTIMIZI BELİRLEDİK”

    EŞİK; eşitlikçi, mor, yeşil, kamucu belediyecilik için beş acil şart belirlediklerini bildirdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “‘Eşit Yurttaşlık Hakkı ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Kent Planlaması, Kadınların Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Açıdan Desteklenmesi ve İklim Değişikliğine ve Afetlere Dirençli, Ekolojik Kentler başlıkları şeklinde 5 acil şartımızı belirledik.

    Bu şartlar yerine getirilinceye kadar kararlılıkla, amacımıza ve ülke gerçeklerine odaklanan, dayanışmacı mücadelemize devam edeceğiz. Mücadelemizden, yaşam alanlarımızın rant ekonomisi, kent çeteleri, inşaat tekelleri, kayırmacılık siyasetiyle iç içe yönetilmesine ve her türden eşitsizliği besleyen yerel yönetim anlayışına son verilinceye kadar vazgeçmeyeceğiz” diye kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK Platformu gönüllüleri Meclis’te: Hayatlarımıza el konulmak istenmektedir-VİDEO

    EŞİK Platformu gönüllüleri Meclis’te: Hayatlarımıza el konulmak istenmektedir-VİDEO

    PİRHA- Eşitlik İçin Kadın (EŞİK) Platformu gönüllüleri, “Kadınlar Meclis’te” sloganıyla TBMM’yi ziyaret etti. Burada yapılan basın açıklamasında “Şimdi sil baştan medeni yasa, sil baştan anayasa yazma girişimleri ile ülkenin tüm kaynaklarına el konulduğu gibi hayatlarımıza da el konulmak istenmektedir” denildi. 

    100’e yakın EŞİK gönüllüsü,”Kadınlar Meclis’te” sloganıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni (TBMM) ziyaret etti. Gönüllüler, Meclis basın odasında CHP, EMEP, YSP ve TİP’li kadın vekillerle birlikte yaptıkları basın toplantısından sonra meclis bahçesinde çok sayıda kadın vekil ve bazı partilerin kadın birimleri sorumluları ile birlikte basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kadın erkek eşitliğine karşı söylemler, Mayıs 2023 seçimleri sürecinde iktidar bloğunun seçim gündeminin ana başlıklarından birini oluşturdu. Seçim sonrasında ardı ardına yapılan açıklamalarla, bu söylemlerin hızla yasalaştırılarak kalıcı hale getirilmesi süreci başlatıldı. Kadınları toplumdan izole ederek, itaatkar ev köleleri konumuna hapsetmek ve insanın varoluşu kadar eski cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi yasaklanabilir bir fikirmiş gibi suç haline getirmek niyeti net olarak ortaya konuldu. Esasen 2010 yılında kamuoyu önünde ilk kez dile getirilen ‘kadın-erkek eşit değildir, eşitlik fıtrata aykırı’ anlayışı, bugün iktidarın temel yasaları değiştirerek kalıcı hale getirmek istediği toplum anlayışıdır.

    Devletlere kadın erkek eşitliğini sağlamak suretiyle kadına karşı şiddeti önleme görevi yükleyen İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz olarak çekilmek, kadını ‘erkeğin malı’ döver, sever, hatta boyun eğmezse öldürür anlayışına hizmet eden en kritik geri adımlardan biri olmuştur. Şimdi sil baştan Medeni Yasa, sil baştan Anayasa yazma girişimleri ile ülkenin tüm kaynaklarına el konulduğu gibi hayatlarımıza da el konulmak istenmektedir.

    “ÖNCE ANAYASAYA SAYGI”

    İktidar bir yandan, kendi döneminde defalarca değiştirerek bir AKP Anayasası haline getirdiği Anayasa’yı bile onlarca kez ayaklar altına almasına karşın, Meclis’e yeni Anayasa teklifi sunacağını söylüyor. Demokratik tartışma ve uzlaşma ortamının sıfırlandığı koşullarda, kapalı kapılar ardında yazılan taslağın sivil ve özgürlükçü bir Anayasa olacağını iddia ediyor.

    Demokratik muhalefete yönelik baskıların gölgesinde, türlü çeşit adaletsizlikler ve kirli bilgiler ablukasında gerçekleşen seçimler sonucunda oluşan bu meclisin Anayasa yapma yetkisi yoktur. Mecliste yer alan partiler seçim sürecinde toplumdan yeni bir Anayasa yapma yetkisi istememiştir. Bu meclis Anayasa Meclisi değildir.

    “HEM KADINLARA, HEM ANAYASAYA SAYGISIZLIK”

    Seçimlerden önce “başörtüsüne güvence” söylemiyle meclise getirilen anayasa değişiklik önerisiyle, başörtülü başörtüsüz tüm kadınların eğitim hakkından çalışma hakkına kadar tüm haklarının adım adım yok edileceği bir toplum hayali ortaya dökülmüştür. Kadınların ne giyeceklerinin, nasıl giyineceklerinin Anayasa konusu yapılması başlı başına hem kadınlara hem de Anayasa’ya saygısızlıktır. Devletin Anayasal görevi tüm bireylerin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Kadınları başörtülü başörtüsüz diye ayırmak eşitlik ve laiklik ilkelerini Anayasa’dan silmek demektir.”

    https://x.com/kadinmeclisleri/status/1709189254692081945?s=20

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK’ten milletvekillerine kadın haklarını savunma çağrısı

    EŞİK’ten milletvekillerine kadın haklarını savunma çağrısı

    Meclis’in açılış gününde yazılı açıklama yapan EŞİK, laiklik ve eşitlikten yana olan vekillere, Meclis’e getirilebilecek kadın haklarını yok etme girişimlerine karşı hayır demelerini istedi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), iktidar blokunun ülkenin en “kadın düşmanı” Meclis çoğunluğunu oluşturmasından dolayı Meclis’in açılış gününde laik ve eşitlikten yana olan tüm milletvekillerine yazılı açıklama yaparak, çağrıda bulundu.

    “EŞİTLİK KARŞITI İKTİDAR BLOKU”

    Yeni Meclis’te oluşan iktidar blokunun eşitlik karşıtı erkek ittifakı olduğuna değinilen açıklamada, “Önümüzdeki yasama döneminde kadın ve kız çocuklarının hayatlarının daha çok tartışılacağı, kadınları ve çocukları babalarının ve kocalarının ‘mülkü’ olarak tanımlayan ve onlardan gelecek her türlü ekonomik, fiziksel, cinsel, duygusal şiddeti hoş gören ve buna devletin müdahale etmeyeceği bir toplum yaratmak istiyorlar” denildi.

    “KADIN VE ERKEK VEKİLLERE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR”

    İktidar bloku tarafından İstanbul Sözleşmesi’ne dair 6251 sayılı uygulamanın kaldırılmasının seçim vaadi olarak gösterildiği hatırlatılarak, Meclis’teki kadın ve erkek vekillere çok iş düştüğü belirtildi. Açıklamada, “Arzu edilen toplum, gücü gücü yetene; hiçbir sınırlama, müdahale, ceza ve yaptırım olmaksızın şiddet uygulayabildiği bir toplum. Kadına şiddetin olağan bir olgu olduğunu kabul ettirmeye çalışıyorlar” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamada son olarak, “Tüm kadın ve eşitlikçi erkek vekillerine, önümüzdeki süreçte meclise getirilebilecek kadın haklarını yok etme girişimlerine hayır demelerinin, edecekleri milletvekili yemininin ve Anayasa’nın bir gereği olduğunu hatırlatıyoruz” çağrısı yapıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK’den siyasi partilere eleştiri: Eşit temsilden uzak listelerle seçime gidiliyor

    EŞİK’den siyasi partilere eleştiri: Eşit temsilden uzak listelerle seçime gidiliyor

    PİRHA- Seçimlere girecek siyasi partilerin milletvekili listelerinin eşit temsilden çok uzak olduğunu belirten EŞİK, “Yasal güvenceli eşit temsil sağlanıncaya kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), seçime girecek siyasi partilerin aday listelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Seçime girecek siyasi partilerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunduğu milletvekili listelerinin yine eşit temsilden çok uzak olduğu vurgulanan açıklamada, “Kadınlar siyasete girmek istemiyor’ iddiasını çürüten çok sayıda kadın aday adayı olmasına rağmen, listelerde çok az sayıda kadına yer verildi” denildi.

    “KADINLAR SEÇİLMEYECEK YERLERDEN ADAY”

    Listelerde yer verilen kadınların büyük çoğunluğunun seçilemeyecek yerlere konulduğuna dikkat çekilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Kadın oranı yapay şekilde yüksek gösterildi. Hâlâ, cinsiyet eşitliğini sağlamak için fermuar yöntemini uygulayan tek bir siyasi parti yok. Listelerde fermuar sistemi, kadın sayısını artırmak için değil partiler arası milletvekili sayısını eşitlemek için kullanıldı.”

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Açıklamada, “İlk anayasa değişikliğinde, tüm seçimlerde ve atamalarda eşit temsil ilkesi anayasal zorunluluk haline getirilmelidir. Eşit temsil olmayan listeler seçim kurulları tarafından reddedilmelidir. Eşitlik ilkesini ihlal eden atamalar iptal edilmelidir. Eşit temsil vazgeçilmezimiz. Yasal güvenceli eşit temsil sağlayıncaya kadar mücadele edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK: Çocukların siyasi, dini, maddi çıkarlar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz

    EŞİK: Çocukların siyasi, dini, maddi çıkarlar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz

    PİRHA – Eşitlik İçin Kadın Platformu, Diyanet’in evlat edinme hakkındaki açıklamaları ve çocukların devlet dışı tarikatların evlerine yerleştirilmelerinin “kabul edilemez” olduğunu vurgulayarak “Medeni Yasa’ya aykırı, Ceza Yasası’na göre suç!” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın depremden etkilenen çocukların evlat edinilip edinilemeyeceğine ilişkin bir soruya verdiği yanıt ardından tepkiler gelmeye devam ediyor. Diyanet faaliyetlerinin suç teşkil ettiğini ifade eden Eşitlik İçin Kadın Platformu, gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “DEVLET DIŞI KURUMLARA GÖNDERİLEN KAÇ ÇOCUK VAR?”

    “Depremden etkilenen çocukların siyasi, dini, maddi çıkarlar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz” denilen açıklamada çocukların, tarikat evlerine yerleştirilmelerinin “kabul edilemez” olduğu belirtildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “şeri hükümlerle yönetilen bir ülkedeymişiz gibi” açıklamalar yaptığını belirten Eşitlik İçin Kadın Platformu, şu paylaşımda bulundu:

    “Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere devlet kurumlarının, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin ardından kaybolan, kimsesiz kalan veya yakınlarına henüz ulaşılamayan çocuklarla ilgili göz yumdukları, işledikleri ve teşvik ettikleri suçlara dair tüm sorumlular hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır.

    Depremlerin hemen ardından ortaya çıkan korkunç yıkımı gören herkes, bölgedeki çocukların güvenliğinden endişe etmeye başladı. Çocukların depremin süren yıkıcı etkisinden korunması için, koruyucu aile olmak da dahil kamuoyunda bazı sorular ortaya atıldı. Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere hiçbir devlet kurumu, kamuoyunun bu sorularını hukuka uygun ve anlaşılır şekilde yanıtlamadı.

    Halen depremden etkilenen çocuklarla ilgili bir kayıt sistemi olup olmadığı, Bakanlığın refakatsiz çocuk tanımıyla ne kastettiği, bu durumda olan kaç çocuk olduğu, çocukların bulundukları yerler veya çıkarıldıkları enkazın adresi, yaş aralığı, sağlık durumu gibi bilgilerinin tutulup tutulmadığı bilinmiyor. Ancak durum bundan ibaret değil!

    Şeffaf olmayan bir şekilde devlet dışı kurumlara gönderilen kaç çocuk var? Bakanlık bu durumla ilgili ne yapacak?

    Bakanlık, çocukların devlet dışı kurumların evlerine, tarikatların yurtlarına yerleştirildiği iddialarına uzun süre yanıt vermedi. Bağımsız sivil toplum örgütleri, bu iddialara dair delilleriyle birlikte arka arkaya suç duyurusunda bulunmaya başladılar. Yapılan suç duyuruları ve toplumsal baskı sonucunda, İstanbul’da 20 ila 60 depremzede çocuğun bir vakıf tarafından ‘ayarlanan’ evlere yerleştirildiği iddiası, Bakanlığın 18 Şubat’ta yaptığı açıklamayla doğrulandı. Durum, çocukların yanında annelerinin olduğu ve Suriyeli oldukları gibi gerekçelerle açıklanmaya çalışıldı. Adı geçen kurum ise konuyu tamamen yalanladı.

    Çocuklara ilişkin yasal düzenlemelerin ve uygulamaların tümü, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek yapılmak zorundadır. Hukuk dışına çıkılamaz. Refakatsiz, mülteci, yoksul çocukların yasal düzenlemelere aykırı şekilde devlet dışı kurumların, tarikatların evlerine yerleştirilmeleri kabul edilemez. Aile onayının olması veya çocuğun Suriye vatandaşı olması bu durumu değiştirmez. Bakanlık derhal görevini yerine getirerek bu ve benzer durumdaki çocukları devlet kurumlarına yerleştirmeli, tüm süreç kamuoyuyla paylaşılarak şeffaf ve hesap verebilir şekilde yürütülmelidir.”

    “SUÇ TEŞKİL ETMEKTEDİR”

    “Diyanet’in evlat edinme hakkındaki açıklamaları Anayasa’ya ve Medeni Yasa’ya aykırı, Ceza Yasası’na göre suç!

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın depremden etkilenen çocukların evlat edinilip edinilemeyeceğine ilişkin bir soruya sitesinden verdiği yanıt skandal olmasının ötesinde suç teşkil etmektedir.

    Diyanet’in evlatlık ile ilgili her iki açıklamasında da yer alan ifadeler başta laiklik, hukuk devleti ve eşitlik maddeleri olmak üzere Anayasa’ya, Medeni Yasa’ya ve Türkiye’nin de taraf olduğu çocuk hakları ile ilgili uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. Ceza Yasa’sı anlamında da suç oluşturmaktadır.

    • ‘Dinimizde evlatlık müessesi yoktur’ denerek evlat edinenlerin ve evlatlıkların durumu, dine aykırı ya da din dışı olarak nitelendirilmektedir. ‘Kimsesiz çocukları büyütmek üzere yanlarına alanların’ bunu ‘evlat edinme olarak algılamamaları’ söylenerek hem var olan böylesi aileler hem de yeni kurulacak evlatlık ilişkileri açısından ayrımcı ve önleyici bir propaganda yapılmaktadır.
    • Evlat edinenle evlatlık arasında bir evlenme engeli doğmadığı iddia edilmektedir.
    • Evlatlığın kendi öz anne babasının yerine, evlat edinenlerin nesebine (nüfusuna) kaydedilmesine itiraz edilmektedir.
    • Evlatlık olarak büyütülen çocukla, evlat edinenler arasında birbirlerine mirasçı olma hakkı da söz konusu değildir diyerek Medeni Yasa’daki miras hakkı yok sayılmakta; çocuklar arasında da ayrımcılık yapılmaktadır.

    Devletin sorumluluğu ve bireyler arasındaki ilişkileri düzenlemede tek referans norm hukuktur. Evlat edinmek de dahil toplumsal yaşama ilişkin konularda dini dayanak sunmak, Anayasa’ya ve laiklik ilkesine açıkça aykırıdır.

    Adeta paralel devlet yapılanmasına dönüşen Diyanet, ülkeyi ikili hukuk sistemine sürüklemeye çalışıyor

    6 Şubat’tan beri tanık olduğumuz ihmaller, açığa çıkan hukuksuzluklar, birebir yaşadığımız insani olmayan uygulamalarla toplum vicdanında açılan yaralara tuz basan böyle bir açıklama yapma cüretini bulan Diyanet depremin yaralarını saramaz. Yurtdışında toplanan deprem yardımlarının büyükelçilikler aracılığı ile Diyanet Vakfı’na yönlendirilmesi, bu kurumun hukuk dışı tavrına ve söylemine paye verilmesi anlamına gelir.

    Depremde kimsesiz kalan çocukların evlat edinilmesi konusunda Diyanet’in ilk konuştuğu konunun evlilik olması, ortaya çıkardığı anlayış bakımından çocukların cinsel istismarının ve zorla evlendirilmelerin neden önlenemediğini açıkça göstermektedir. Altı yaşından itibaren yıllarca cinsel istismara maruz kalan H.K.G’nin dosyası kamuoyuna yansıyalı henüz üç ay bile olmadı. Bu olay nedeniyle 3 Ocak 2023’te TBMM’de çocuk istismarının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun yapması gereken ilk iş, Diyanet’in bu ve benzeri açıklama ve söylemlerini ele almak olmalıdır.

    Diyanet, yıllardır başta kadın ve çocukların hayatları olmak üzere birçok konuda Anayasa’yı ve yasaları yok sayan, bunlar yerine kimi şeriat yorumlarını geçirmeye çalışan bir politika izlemektedir. Son yıllarda devasa bir bütçe ve örgütlenmeyle ve neredeyse tüm bakanlıklarla yapılan protokoller yoluyla adeta paralel bir devlet yapılanmasına dönüşen Diyanet, açıkladığı fetvalar ile de fiili olarak paralel bir hukuk inşa etmeye çalışmaktadır. Yaptığı propagandalar ve örneğin 4-6 yaş çocuklarını Kuran kurslarına gönderen ailelere çocuk başına yapılan 150 TL.’lik para yardımı gibi politikalarla bir kısım vatandaşı ülkenin laik hukukuna değil, kendi belirlediği bir çeşit şer’i hukuka uygun yaşamaya teşvik etmekte ve fiili olarak ülkeyi ikili hukuk sistemine doğru götürmeye çalışmaktadır.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu olarak herkese sesleniyoruz;

    Deprem sadece bazı illeri, bazı vatandaşları, bazı çocukları etkilemedi. Deprem yirmi yıldır devletin içini boşaltan iktidarın tüm ülkenin üzerine yıkılmasına neden oldu. Çocukları, hepimizin güvencesi olan laiklik ve hukuk güvenliği ilkelerini, seçim güvenliğini, eşit ve şiddetsiz bir ülkede yaşama umudumuzu iktidarın hukuk tanımaz tavrına teslim edemeyiz. Hukuka sahip çıkmaktan, toplumsal dayanışmayı büyütmekten ve birlikte mücadele etmekten başka yolumuz yok.

    Katliamı bize kader diye sunamaz, bu yıkımın siyasi sorumluluğunu üzerinizden atamazsınız. Toplumsal dayanışmayı baskıyla yok edemezsiniz!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Eşitlik İçin Kadın Platformu, mutabakat metnini eleştirdi, 8 öneride bulundu

    Eşitlik İçin Kadın Platformu, mutabakat metnini eleştirdi, 8 öneride bulundu

    PİRHA- Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 6’lı masanın açıkladığı mutabakat metninde kadın haklarına yeterince yer verilmediğini, LGBTİ+’ların yok sayıldığını dile getirerek metine bu konularla ilgili eklemeler yapılması gerektiğine dair bir açıklama yaptı.

     Millet ittifakını oluşturan 6 siyasi partinin ortak hükümet programı niteliğindeki mutabakat metni 30 Ocak Pazartesi günü yayınlandı.

    Birçok kesim metne yansımayan çok temel bazı eksikliklerin olduğunu belirterek eleştirilerde bulundu. Eksiklerin giderilmesi için metnin genişletilmesi ve düzeltilmesi çağrısında da bulundular.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), söz konusu metinde kadın haklarına yeterince yer verilmediğini, LGBTİ+’ların yok sayıldığını dile getirerek metine bu konularla ilgili eklemeler yapılması gerektiğine dair bir açıklama yaptı.

    “METİNDE EŞİT TEMSİL İLKESİ YER ALMAMIŞTIR”

    EŞİK, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    Son yıllarda sokağa çıkmamıza bile izin verilmeyen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kadınlar için tatil ilan edilmesinden, hijyenik petin vergilendirilmemesine, 7/24 ücretsiz kreşten, cinsel şiddet kriz merkezine, doğum kontrolü araçlarına erişimden, cinsiyetçi dil kullanmamaya kadar geniş bir yelpazede, eşitliği sağlamaya dönük pek çok alt başlığa yer verilmesine karşın, metinde seçim ve atamayla gelinen tüm mekanizmalarda % 50 eşit temsilin sağlanması konusunun yer almamış olması önemli bir eksikliktir. Eşit temsili sağlayacak bütünlüklü program anahtar konumdadır. İşyerinde terfide eşitlik, eşit temsilin sadece bir yönüdür bütününü ikame etmez.

    “KADIN, AİLE VE ÇOCUK BAKANLIĞI EŞİTSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRECEK BİR ÖNERİDİR”

    2011 yılında Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın adının “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değiştirilmesi, o zamanki Başbakanın yani bugünkü tek adamın, “Kadın, erkek eşitliğine inanmıyorum, fıtrata aykırı” sözünü resmi devlet politikasına yansıtan ilk adımdı. Sorumluluk alanı ve içeriği doğrudan kadın hareketinin emeği ile oluşturulmuş olan bakanlığın adındaki “politikalar” ibaresinin gereği olan, eşitliğe yönelik politika ve eylem planları da süreç içinde adım adım yok edildi. 2018 yılında Çalışma Bakanlığı ile birleştirildi, kısa sürede bundan da vazgeçildi ve adı “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” olarak yeniden değiştirildi. Bu değişiklikle bakanlığın işlevi; yoksullaştırılan, kreş desteği verilmeden 3 çocuk politikalarıyla istihdam dışı bırakılan, hiçbir güvence içermeyen yaşlı-hasta bakım desteği ile “evde kalmaya” teşvik edilen kadınlara “sosyal yardım”a indirgenmişti.

    Kadınların toplumsal konumunu aile ve çocuğa endeksleyen, onları eşit bireyler olarak görmeyen bir yaklaşım, eşitsizliği gidermek bir yana derinleşmesine sebep olur. “Yardıma muhtaç kılınmış, evindeki erkeklere ve eril devlete emanet edilmiş dezavantajlı sosyal grup” fikriyatını pekiştiren her cümle eşitsizliğin derinleştirilmesi sonucunu doğurur. Bu da İstanbul Sözleşmesi gibi vazgeçilmezimizdir. Asla siyasi pazarlık konusu yapılmamalıdır ve bakanlığın adı “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı” olarak değiştirilmelidir. Eşitliğin hayatın her alanında kurulması için tüm bakanlıklar arasında ortak ve uyumlu çalışmayı sağlayacak koordinatör bir bakanlık olarak yapılandırılmalıdır.

    METİNDE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE AÇIK ADIYLA YER VERİLMEMİŞTİR”

    Mutabakat metninde İstanbul sözleşmesinin bazı önemli hükümlerine yer verilmesine ve ittifakı oluşturan 5 partinin sözlü beyanlarına karşın, uygulanacağının açıkça yazılmamasını önemli bir eksiklik olarak görüyoruz.

    İstanbul Sözleşmesi temel insan hakları ve yaşam hakkı ile ilgilidir ve halen hem Mecliste kabul edilen 6251 Sayılı Kanun’a hem de 6284 Sayılı Kanun’a göre yürürlüktedir. EŞİK olarak 20 Mart 2021 tarihinden beri her yerde dile getirdiğimiz üzere verilen çekilme kararı yok hükmündedir. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş iddiasıyla yola çıkan ittifakın, Meclis iradesi yok sayılarak ve Anayasanın başta 90. Maddesi olmak üzere onlarca maddesi ihlal edilerek verilmiş olan çekilme kararını iptal ederek, İstanbul Sözleşmesini uygulamaya koyma konusunu açıkça programa yazmayıp, dolambaçlı yollara başvurmasını ve pazarlık konusu yapmasını önemli bir çelişki olarak değerlendiriyoruz. Bu durum her şeyden önce ittifaka duyulan güveni zedelemektedir.

    “LGBTİ+’LAR REDDEDİLİYOR”

    Öte yandan, kadınlar ve LGBTİ+ lar özellikle İstanbul Sözleşmesinden çekilme sürecinde yükseltilen nefret dili ve eşitlik karşıtlığının sonuçlarıyla her gün gündelik hayatlarında karşılaşıyorlar, hatta canlarından oluyorlar. İŞİD yöntemleriyle boğazı kesilerek, kızının “Anne ölme!” çığlığı eşliğinde katledilişine tanık olduğumuz Emine Bulut cinayetinden sonra topluma mal olan “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” sloganı, kadınlar için bir slogan olmanın çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Böylesi bir can meselesinin uzlaşma konusu, pazarlık unsuru yapılması inciticidir.

    Yerli ve milli olduklarını iddia edenlerin Macaristan, Brezilya, Rusya gibi ülkelerden kopya ettikleri, LGBTİ+ varoluşu inkar etme ve düşman yaratma siyasetinin sonuçları toplumsal barışı tehdit eden boyutlardadır. İstanbul Sözleşmesine karşı yürütülen karalama kampanyası ile ayyuka çıkan, evrensel hukuk normları ve bilimden uzaklaşma durumundan bir an evvel çıkılması, başta ülkeyi yönetmeye aday siyasi partiler olmak üzere tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Demokrasiden ve insan haklarından yana herkesin ama öncelikle siyasetçilerin sözleşmenin adını anmamak yerine cesaretle anarak yaratılan bilgi kirliliğini gidermesi yalnız kadınların değil tüm kamuoyunun beklentisidir.

    YAŞAMIN TÜM ALANLARINDA LAİK SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI YER ALMAMIŞTIR”

    Bu başlıkların altında pek çok olumlu önerinin yer aldığı mutabakat programında, tarikatlar ve Diyanet İşleri Başkanlığına eğitim ve sosyal hizmetler sisteminde sınırsız rol verilmesine; hukuksal, ekonomik, toplumsal ve kültürel yaşamın dini kurallarla düzenlenmesine son verileceğine dair açık ve net bir bahsin yer almaması da önemli bir eksikliktir. Devletin tüm din ve inançlar karşısında eşit mesafeli bir tutum almasının sağlanacağına ilişkin bir vaatte bulunmamaktadır.

    Aile Bakanlığı’nın 17 Ocak’ta Diyanet İşleri Başkanlığı ile yaptığını duyurduğu 4 -6 yaş aralığındaki çocukların eğitimi ile ilgili protokol, eğitim alanındaki laikliğe aykırı onlarca fiili uygulamanın güncel örneği idi. Protokolün ailelere aylık 150’şer TL verilerek, yani yoksullukları kullanılarak uygulanacak olması bir yana, çocukların tek taraflı, bilimden uzak eğitime tabi tutulmasına daha fazla seyirci kalınmamalıdır. Konu başka bir zamanda ve zeminde uzlaşma aranabilecek bir ayrıntı değil, acil ve temel bir sorundur. Siyaset; bu ülkede tarikat yurdunda, kız kardeşini topluma emanet ederek intihar eden Enes Kara gibi gençlerin varlığını hesaba katmak zorundadır. Diyanet İşleri Başkanlığının ve tarikatların bakanlıklar ve devlet kurumlarıyla yapmış bulunduğu tüm protokollerin iptal edileceği açıkça ilan edilmelidir.

    Siyasetçiler, hiçbir suretle ayrımcılık yapmamayı seçim stratejisi olarak değil, Anayasal görev olarak görmeli; başını isteyerek örten kadınların özgürlüğü kadar aile ve toplum baskısıyla örtünmeye zorlanan ve/veya şort ya da tayt giymeye korkar hale getirilen kadınların özgürlüklerini de önemsediklerini göstermelidirler. Milletvekilleri, ettikleri yeminin gereği olarak; eşitliği ve laikliği anayasal düzeyde ortadan kaldıracak ve Doç. Dr. Murat Sevinç’in deyimiyle “laikliğin tabutuna çakılacak son çivinin” ifadesi olan iktidarın Anayasa değişikliği teklifine net ve tartışmasız bir HAYIR diyerek topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmelidirler. TBMM’de yapılacak oylamaya katılmayarak teklifin referanduma götürülmesinin önünü kesin olarak kapatmalıdırlar.

    ÖNERİLER SIRALANDI

    Eşitlik İçin Kadın Platformu’nda bir araya gelen yüzlerce örgütün temsil ettiği kadın ve LGBTI+ lar olarak; vatandaşlık görevimizi kararlılık ve cesaretle yerine getiriyoruz.

    Aynı kararlılık ve cesareti siyasetten de bekliyor; hazırladıkları hükümet programı niteliğindeki mutabakat metninde;

    • Seçim ve atama ile gelinen tüm mekanizmalarda eşit temsile yer verilmesini,
    • İstanbul Sözleşmesi’ne tekrar taraf olunacağının ve etkin uygulanacağının açık olarak yazılmasını,
    • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı” olarak koordinatör bakanlık sıfatıyla yeniden yapılandırılacağının belirtilmesini,
    • Hukuk, eğitim, sosyal hizmetler ve tüm toplumsal alanlarda fiili olarak yok edilen laik sistemin yeniden inşasını sağlayacak önerilerin netleştirilmesini,
    • Programlarında, tüm toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık hakkını garantiye almayı; temel hak ve özgürlükleri tehdit eden her türlü söylem ve fiili uygulamalara son vermeyi;
    • Başta cinsiyeti, cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılık olmak üzere her türlü ayrımcılıkla etkin şekilde mücadeleyi;
    • Eğitimi her türlü ayrımcılıktan uzak, laik ve parasız hale getirmeyi;
    • Bağımsız sivil toplumun yönetim süreçlerine katılmasını sağlamayı; net olarak yazmaya çağırıyoruz.

    Bizler, laik ve demokratik bir ülkede, barış içinde, eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşamdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • EŞİK’ten 6’lı masaya çağrı: İktidarın teklifine net ve ortak bir ‘hayır’ deyiniz

    EŞİK’ten 6’lı masaya çağrı: İktidarın teklifine net ve ortak bir ‘hayır’ deyiniz

    PİRHA- Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), bu şartlarda özgürlükçü, kapsayıcı, barış ve huzur getirecek bir anayasa yapılamayacağını vurgulayarak, 6’lı masaya iktidarın teklifine ‘hayır’ demeleri yönünde çağrıda bulundu.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), iktidarın önümüzdeki günlerde Meclis’e getirmesi planlanan başörtüsü konusundaki anayasa değişikliği teklifi ile ilgili muhalefet partilerinin oluşturduğu 6’lı masaya çağrıda bulundu.

    Platform tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Başörtülü veya başörtüsüz tüm kadınların kendi iradeleri ile verecekleri bir kararı siyasetin konusu olmaktan çıkarınız. Alternatif anayasa değişikliği teklifi hazırlamaktan vazgeçiniz, iktidarın teklifine net ve ortak bir ‘hayır’ deyiniz” denildi.

    ”‘MÜZAKERESİZ HAYIR’ TALEBİMİZİ MECLİS’E İLETTİK”

    Platformun yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Siyasetten acil beklentimiz; eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayatı güvenceye alan düzenlemelerdir. EŞİK Platformu olarak, anayasada kıyafet ve aile konusunda değişiklik yapılmasının gündeme getirildiği Ekim 2022’den itibaren iki konunun altını çok net biçimde çizmiştik. Bu şartlarda özgürlükçü, kapsayıcı, barış ve huzur getirecek anayasa yapılamaz.

    Ülkede, özgür bir anayasa tartışmasının yapılabileceği; ifade, örgütlenme ve aynı zamanda herkes açısından din, inanç ve ibadet özgürlüğü ortamı yoktur. Başlattığımız ‘Anayasa Değişiklik Teklifine Hayır’ kampanyası çerçevesindeki çağrı metnimize yüzlerce kadın ve LGBTİ artı örgütü ile birlikte hukuk, barış, çevre, çocuk, demokrasi, eğitim, ekoloji, emek, engelli, eşitlik, gençlik, göçmen, hayvan, hukuk, inanç, insan, katılım, kent, yaşlı hakları gibi çok çeşitli alanlardan ve Türkiye’nin her köşesinden yüzlerce örgüt imza verdi. Türkiye çapında 33 sendikanın üye olduğu iki konfederasyona ek olarak sekiz sendika ve onlarca şehirden il-ilçe teşkilatları, çok sayıda meslek örgütü, kent konseyi kadın meclisleri ve birçok siyasi parti ile birlikte 700’e yakın örgütlenme olarak; antidemokratik bir ortamda anayasa tartışılamayacağını belirtmiştik. İmzaları ve ‘müzakeresiz hayır’ talebimizi TBMM içindeki ve dışındaki çok sayıda partiye iletmiş, kamuoyu ile de paylaşmıştık.

    “MUHALEFET BU SİYASİ KOŞULLARDA ANAYASA YAPILAMAZ GERÇEĞİNİ ANLATAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYOR”

    İktidar bloğunun anayasa değişikliği teklifini TBMM’ye sunduğu günlerde bütün ülke, bir tarikat çevresinde 6 yaşındaki bir kız çocuğunun ‘evlilik’ adı altında yıllar süren istismarını konuşuyordu. Bu olay karşısında sessiz kalanların anayasa teklifini Meclis’e sundukları 9 Aralık tarihinden sonra siyasette gelişen sadece birkaç örnek, bütün ülkeyi daha da kaygılandırıp karanlığı daha da karartırken bu ortamda anayasa konuşmanın koşullarının olmadığını net olarak gösterdi. Sadece son bir ayda, adı cumhurbaşkanlığı adayları arasında geçen, birçok ülkeden büyük İstanbul’un belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyaset yapma hakkı ve belediye başkanlığı elinden alınmak istendi. Eski Ülkü Ocakları Başkanı, karanlık bir suikasta kurban gitti. Ülkenin üçüncü büyük siyasi partisi olan HDP’nin oy verenleri adına Hazine yardımından aldığı paya, savunması bile alınmadan el konuldu. Bu koşulların oluşmasının sorumlusu iktidarın neden Anayasa tartışması açtığı, yoksulluk ve gelecek kaygısı ile boğuşan milyonlar nezdinde gayet açıktır. Muhalefetin bu siyasi koşullarda anayasa yapılamaz gerçeğini anlatamama endişesiyle hareket etmesi, aklımızı hafife almaktır.

    “KADINLARIN NEREDE NASIL NE GİYECEĞİ NE SİYASETİN NE ANAYASANIN KONUSU”

    Kadınların nerede, nasıl, ne giyineceği ne erkek ağırlıklı siyasetin ne de anayasanın konusu değildir. Altını defalarca çizdiğimiz ikinci önemli konu; kılık kıyafet düzenlemesinin yerinin anayasa olmadığı, anayasa metinlerinin haklar ve özgürlükleri eşitlik, laiklik gibi temel evrensel normlar çerçevesinde garantiye alan genel metinler olması gerektiğidir. Anayasada belli bir dinin belli bir yorumu olan başörtüsüne ve onu tamamlayan kıyafetlere mutlak özgürlük getirmenin ilerleyen süreçlerde varabileceği noktayı bütün açıklamalarımızda vurgulamış, tek tek vekillere gönderdiğimiz mektuplarda altını çizmiştik. Ayrıca, bir anayasa metninde sadece kadınların ne giyeceğinin tarif edilmesi, bu tarifin ne tür bir kıyafet hakkında olduğundan bağımsız olarak başlı başına ayrımcılıktır demiştik. Eril siyasetin, konunun esas özneleri olan kadınların ve kadın örgütlerinin görüşünü bile sormadan neyi, nasıl, nerede giyeceğimizi düzenlemeye, bu konuda anayasal düzeyde devlete tedbir alma yetkisi vermeye girişmesi, biz kadınları yok saymak, inançlı-inançsız, başörtülü-başörtüsüz olarak ayırmak, bedenlerimiz ve yaşamlarımız üzerinde tahakküm kurmak anlamına gelir, kabul edilemez demiştik.

    “BAŞÖRTÜSÜ SORUNU YAKIN GEÇMİŞTE YANLIŞ UYGULAMALARLA SORUN HALİNE GETİRİLDİ”

    Geleceklerine, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkan, bunlar için mücadele eden kadınlar sanki hiç yokmuş gibi yaşamımızı ilgilendiren bir konuyu hem de anayasal düzlemde gündeme getirmek, en naif ifadeyle siyasi kibirdir. Kadınların kılık kıyafetini düzenleme gerekçesiyle anayasa değiştirmeyi gündemde tutmak, içinde bulunduğumuz karanlığı aydınlatacak, halkın gelecek kaygısını giderecek bir konu değildir. Yakın geçmişte yanlış uygulamalarla sorun haline getirilmiş olan başörtüsü sorunu, toplum içinde büyük oranda çözülmüştür. Bu yapay gündemin, tahrip edilen demokrasinin, adaletin, laiklikten uzaklaşılan sosyal yapının yeniden inşasının konuşulduğu bir masada olmaması gerekir. Kurucu Meclis’in görevi olması gereken anayasa yapma süreci, seçime günler kala ne iktidarın ne de muhalefetin gündeminde olmamalıdır.

    “İKTİDARIN TEKLİFİNE NET VE ORTAK BİR ‘HAYIR’ DEYİNİZ”

    Mevcut anayasayı defalarca ayaklar altına alan iktidarın teklifini rötuşlamak, yukarıda belirttiğimiz iki temel unsur açısından siyasi hatadır. Ülkenin getirildiği nokta, siyasi hata yapma riskini kaldıracak durumda değildir. Sanılanın aksine, iktidarın teklifine net ve ortak bir ‘hayır’ denmesi ve konunun Altılı Masa’nın da gündeminden kaldırılması; masadaki partilerin ülkeyi normalleştirerek laik, özgürlükçü, çoğulcu bir anayasa yapma koşullarına kavuşturacağına duyulan güveni güçlendirecektir.

    Kadınların acil gündemi; eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayatı garanti altına alacak acil ve bütünlüklü eylem planlarıdır. Beş acil talebimizi Altılı Masa’nın mutabakat programında görmek istiyoruz. Kadınlara verilecek en değerli söz, kıyafetlerini düzenleyen yeni anayasa teklifi değil, eril şiddetten arındırılmış, her alanda eşitliğin sağlandığı bir hayattır. Masayı oluşturan partilerin tek tek programlarında kadın ve LGBTİ artı haklarına yer vermeleri ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçireceklerine dair beyanları, bu sözün inandırıcı olması için yeterli değildir. Başörtülü veya başörtüsüz tüm kadınların kendi iradeleri ile verecekleri bir kararı siyasetin konusu olmaktan çıkarınız. Alternatif anayasa değişikliği teklifi hazırlamaktan vazgeçiniz, iktidarın teklifine net ve ortak bir ‘hayır’ deyiniz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Eşitlik İçin Kadın Platformu: Şiddete ve eril zihniyete alışmayacağız

    Eşitlik İçin Kadın Platformu: Şiddete ve eril zihniyete alışmayacağız

    PİRHA-Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 25 Kasım dolayısıyla yaptığı açıklamada, ‘Şiddete ve eril zihniyete alışmayacağız, özgürlüğümüzden asla vazgeçmeyeceğiz’ dedi. Eşik, kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurguladı. 

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.

    Açıklamada, kadın mücadelesinin eril zihniyete karşı her geçen gün daha güçlendiği belirtilirken, “Dünyada ve ülkemizde, eril otoriter baskı, eşitlik karşıtlığı ve şiddet dili körüklendikçe, dayanışma ve cesaretle büyüyen mücadelemiz daha çok güçleniyor. Yasaklanan meydanlarda, içinde şiddet ve orantısız iş yükü olan evlerde, ayrımcılığın sıradanlaştırıldığı işyerlerinde, özgür düşüncenin kilit altına alınmaya çalışıldığı üniversitelerde, daha çok zenginlik uğruna yaşam kaynaklarımıza hunharca kıyılan dağlarda, derelerde ve yoksulluk kıskacındaki hayatın devam ettiği her yerde, her gün biraz daha güçlenerek direnmeye devam ediyoruz” denildi.

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo’ya karşı direnen Mirabal Kardeşler’in tecavüze uğrayarak katledilmesi, günümüzde İran rejimi tarafından katledilen Mahsa Amini ve Türkiye’de kadına yönelik her türlü şiddetin tırmandığı belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Kadın cinayetleri politiktir demeye devam ediyor, kadına karşı şiddetin erkeğin ‘fiziksel üstünlüğünden’ değil ekonomik, politik toplumsal eşitsizliklerden, cinsiyetçi, ayrımcı eril düşünce ve kültürel pratiklerden kaynaklandığını hatırlatıyoruz. Şiddetin ardındaki bu gerçekliği görmezden gelerek şiddete karşı olduğunu iddia edenlerin aynı tahakküm sistemini beslediklerinin altını çiziyoruz.”

    “KADIN CİNAYETLERİNİN AZALDIĞINI İDDİA EDENLERE KARŞI ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”  

    Açıklamada, “Her güne, en az üç kadının katledildiği, bir o kadarın da şüpheli şekilde ‘öldüğü’ haberiyle başlamaya alışmayacağız, bunu kanıksamayacağız. Kadın cinayetlerinin, ülke dışında yürütülen savaşlarla aynı yıkıcı, yok edici eril zihniyetten beslendiğinin farkında olarak, her tür savaşa karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Kadınların salt kadın oldukları için yaşamdan koparılması karşısında sesini çıkarmayan, görevini yapmayan herkes bu büyük savaşın bir parçasıdır. Her bir kadın cinayeti haberinin ardından evinde şiddet riski olan kaç milyon kadın ve çocuğun delik deşik uykularla yaşadığını, şiddetin hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini asla unutturmayacağız. Kadına karşı şiddetin düştüğü, kadın cinayetlerinin azaldığını iddia ederek sorumluluktan kaçmaya, kadınların hayatlarını ucuz siyaset malzemesi yapmaya çalışanları açığa çıkarmaya devam edeceğiz” ifadesi kullanıldı.

    5 ACİL TALEP

    1 Ekim-13 Kasım tarihleri arasında düzenlenen kadın forumlarına değinilen açıklamada, “Buluştuğumuz, her toplumsal kesimden ve her siyasetten bin 400’e yakın kadınla birlikte altını bir kez daha çizdiğimiz 5 acil talebimizde ısrar etmeye devam edeceğiz” denilerek şu talepler kaydedildi:

    *Eşit yurttaşlık hakkımızı aşındırmaktan vazgeçin.
    *Kazanılmış haklarımızı tehdit eden söylem ve girişimlere son verin.
    *Evde, işte, sokakta, tüm toplumsal yaşamda şiddetsiz bir yaşam sürme hakkımız için acil eylem planı uygulayın.
    *Eğitimi eşitlikçi, ayrımcılıktan uzak, bilimsel, laik, parasız hale getirin.
    *Eşit istihdam, kreş ve işyerinde şiddeti önleme mekanizmaları için etkin politikalar uygulayın.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadın örgütleri, Danıştay kararını temyiz edecek

    Kadın örgütleri, Danıştay kararını temyiz edecek

    PİRHA- EŞİK üyesi avukat Yelda Koçak, kadın örgütleriyle birlikte İstanbul Sözleşmesi’ne dair Danıştay kararını temyiz edeceklerini belirterek, “Biz bu davaları açarken umudumuzu bir mahkeme kararına bağlamamıştık. Sözleşmeden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Danıştay 10’uncu Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini reddetti.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) üyesi avukat Yelda Koçak, kararın temyiz yolunun açık olduğunu belirterek, 30 gün içerisinde Danıştay İdari Davalar Daire Kurulu’na temyizde bulunacaklarını belirtti.

    “BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Karara karşı kadınlar olarak sözlerini söylemeye devam edeceklerini vurgulayan Koçak, sözleşmeden vazgeçmeyeceklerini yineledi.

    Koçak, “Biz İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Bu davaları açarken umudumuzu bir mahkeme kararına bağlamamıştık. Bu dava ile İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi her türlü meşru araç ve hakkımızı kullanarak göstermek istiyorduk. Duruşma sürecinde Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar, avukatlar, hak savunucuları geldi ve o salonları doldurduk. Bugün böyle bir karar çıkmış olabilir ama biz yine de bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

    Koçak, iç hukuk yollarını tükettikten sonra sonuçlara göre kararı, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Danıştay’da İstanbul Sözleşmesi duruşması başladı

    Danıştay’da İstanbul Sözleşmesi duruşması başladı

    PİRHA- Danıştay’da görülen İstanbul Sözleşmesi’nin üçüncü duruşmasına başlandı. Duruşma öncesi açıklama yapan kadınlar, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” dedi.   

    Aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), Türkiye İşçi Partisi (TİP) İlerici Kadınlar Derneği (İKK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Tarım, Orman Çevre ve Hayvancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen), İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de bulunduğu 17 başvurucunun İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin iptali talebiyle Danıştay’da açtığı dava 10’ncu Daire’de görülmeye başladı. Danıştay Konferans Salonu’nda görülen ve Danıştay 10’uncu Daire Heyeti’nin baktığı üçüncü grup davaların duruşmasına çok sayıda avukat, kadın örgütü, siyasi parti, sivil toplum örgütü ve sendika temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.

    Duruşma öncesi Danıştay önünde açıklama yapıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), TGS LGBTİ+ Komisyonu, Anayasa Hukuk Araştırma Derneği, Tarım Orkam-Sen, TGS, TİP, Adana Barosu, Balıkesir Barosu, Eskişehir Barosu, İzmir Barosu, Manisa Barosu, İKK, İYİ Parti temsilcisi kadınlar yaptıkları açıklamalarda, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” dedi.

    KADINLAR SAVUNMA YAPIYOR

    Açıklamaların ardından kadınlar duruşmanın görüleceği salona geçti.

    Bugünkü duruşmada, daha önceki iki duruşmada fesih kararının iptali yönünde mütalaa sunan savcı Aytaç Kurt yerine İYİ Parti’nin başvurusuna, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde “İstanbul Sözleşmesi Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemez” şeklinde mütalaa sunan savcı Nazlı Yanıkdemir katıldı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in başvurusuyla başlayan duruşmada, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) başvurusuyla devam etti.

    Duruşma kadınların savunmalarıyla devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Danıştay İstanbul Sözleşmesi’ni görüşüyor; kadınlardan açıklama-VİDEO

    Danıştay İstanbul Sözleşmesi’ni görüşüyor; kadınlardan açıklama-VİDEO

    PİRHA- Danıştay, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali istemiyle açılan davaların bir bölümünü esastan görüşmeye bugün başladı. Duruşma öncesi açıklama yapan kadınlar, “Verilecek karar Türkiye’de kendini üstün görenlerin hukukunun mu, hukukun üstünlüğünün mü hakim olacağına dair de belirleyici olacak” dedi.

    Danıştay 10. Dairesi, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali istemiyle açılan davaların bir bölümünü esastan görüşmeye bugün başladı.

    Görülecek duruşmada Ankara Barosu, Diyarbakır Barosu, Erzurum Barosu, Antep Barosu, Tekirdağ Barosu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Serap Yazıcı, Gelecek Partisi,  29 Ekim Kadınları Derneği, Büşra Marangozoğlu’nun açtığı davaların da aralarında bulunduğu 10 dosya karara bağlanacak.

    70’in üzerinde barodan yaklaşık 1000 avukat duruşmaya katılım için yetki belgesi aldı. Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) girişimleriyle duruşma Danıştay’ın 550 kişilik büyük salonunda yapılıyor. Duruşmaya Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce avukatın yanı sıra davacı kurumların temsilcileri ile çok sayıda kadın örgütü katıldı.

    Kadın örgütlerinin yaptığı çağrılarla İstanbul, Ankara, Diyarbakır gibi farklı illerden gelen çok sayıda kadın avukatlar ve kadın örgütü temsilcileri, duruşma öncesi Danıştay önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada sık sık ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’, ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’, ‘Kadın, yaşam, özgürlük’, ‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’ sloganları atıldı.

    Kadınlar adına açıklamayı 29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Avukat Şenal Sarıhan okudu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) imzasıyla yapılan açıklamada, “Kendini üstün görenlerin hukukuna karşı, hukukun üstünlüğü ilkesine sahip çıkmak için Danıştay’dayız. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçemeyeceğiz. Verilecek karar Türkiye’de kendini üstün görenlerin hukukunun mu, hukukun üstünlüğünün mü hakim olacağına dair de belirleyici olacak. Bizler, kadınlara karşı her türlü şiddetin ve başta kadınlar, çocuklar, LGBTİ+’ların maruz kaldığı ev içi şiddetin insan hakları ihlali olduğunu belirten; devlete, şiddeti önleme ve mağduru koruma yükümlülüğü getiren İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    “İÇ HUKUK YOLLARI TÜKENİRSE AİHM’E TAŞIYACAĞIZ”

    Danıştay 10. Dairesi’nde 200’ü aşkın yürütmenin durdurulması talebinin 5 üyeden 3’ünün oyuyla reddedildiğine vurgu yapılan açıklamaya şu sözlerle devam edildi:

    “Danıştay’dan olumsuz bir karar çıkması halinde bizler elbette ki hukuki ve siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz. Anayasa’ya aykırı olan bu Cumhurbaşkanı Kararı’nı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağız. İç hukukta sonuç alamazsak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dahil uluslararası mekanizmaları harekete geçireceğiz. Kadınlara ve Türkiye’ye daha fazla zarar vermeyin, zaman kaybettirmeyin. Kadınların hayatları ile daha fazla oynamayın. Hukukun ve adaletin gereğini yapın.”

    “BİR KİŞİNİN KARARIYLA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇIKAMAZSINIZ”

    Avukat Şenal Sarıhan’ın ardından Avukat Hülya Gülbahar söz alarak, “Toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren bir sözleşmenin duruşması olacak. İstanbul Sözleşmesi demek kadınlar için, çocuklar için çok önemli. Gece yürüyüşü yaparak, Danıştay’ın peşinde koşarak İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çalıştık. Bir kişinin kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkamazsınız. Kendi Anayasa’nıza bile karşı geliyorsunuz. Bizim hayatımız ihraç edilen patates, domates değil. Anayasa son derece açık. Temel haklarla ilgili sözleşmelerden Meclis kararıyla çıkılır. Bugün olumlu bir karar çıkmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SIRA LANZOROTE ANLAŞMASI’NDA”

    Gülbahar, İstanbul Sözleşmesi’nden sonra sıranın çocukları koruyan Lanzorote Anlaşması’nda olduğunu belirterek, “Yapılan Anayasa’ya aykırıdır. İstanbul Sözleşmesi’nden kim çıkmayı istiyor? Çocuk istismarcılarına af gelsin diyenler, kadının ev içi emeğini gasp edenler, kadınlara ekonomik şiddet uygulamak isteyenler bunlar İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını isteyenlerdir” dedi.

    Açıklamanın ardından polisin kurduğu barikatlardan aranarak geçen kadınlar, duruşmanın görüleceği salona girdi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Eşik’ filmi, Kıbrıs’ta Alevilerle buluşuyor!

    ‘Eşik’ filmi, Kıbrıs’ta Alevilerle buluşuyor!

    PİRHA-Sinema Yönetmeni Hüseyin Aydın’ın son film “Eşik” KKTC Alevi Kültür Merkezi Lefkoşa Şubesi’nde gösterime girecek.

    Hüseyin Aydın’ın yazıp yönettiği “EŞİK” filmi 30 Ekim Cumartesi Saat 20:00’de KKTC Alevi Kültür Merkezi Lefkoşa Şubesi’nde gösterime sunulacak.

    Alevi Kültür Merkezi Lefkoşa Şubesi’nin organize ettiği ve ilk defa gösterime girecek olan “EŞİK” filmi, Cemevi & Kültür Kompleksi’nde sinemaseverlerle buluşacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • 5 kıtadan 300 kadın, Afganistanlı kadınlar için buluştu

    5 kıtadan 300 kadın, Afganistanlı kadınlar için buluştu

    PİRHA- 5 kıtadan 22’den fazla ülkeden 200’ü aşkın kadın EŞİK’in düzenlediği toplantılarda bir araya gelerek, Afganistanlı kadınlarla dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu. 

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Afgan Kadınlarla Dayanışma Yolları’nın konuşulduğu çevrimiçi toplantılar düzenledi.

    ABD’den Kanada’ya, Hindistan’dan İran’a, Brezilya’dan Almanya’ya, Türkiye’den Afganistan’a 300’ü aşkın feminist, aktivist ve gazeteci katıldığı toplantıda küresel eylem önerileri tartışıldı.

    ARTIK YETER!

    5 kıtadan 22’den fazla ülkeden 200’ü aşkın kadının katıldığı toplantılarda, Afganistan, ABD, Avustralya, Brezilya, Britanya, Endonezya, Estonya, Esvatini, Filipinler, Fransa, Güney Afrika, Hırvatistan, Hindistan, İran, İtalya, Kanada, Kıbrıs, Lübnan, Mozambik, Pakistan, Türkiye ve Yunanistan’dan katılan kadınlar Afganistanlı kadınlarla dayanışma kararlılıklarını dile getirerek, küresel eylemliliklere ilişkin önerilerini tartıştılar.

    “YAŞASIN KÜRESEL KADIN DAYANIŞMASI!”

    Toplantıda söz alan kadınlar, Afganistan’daki kadınlarla dünya kadınlarının kaderlerinin birbirine bağlı olduğunun, tüm dünyada kadın haklarına karşı bir saldırı olduğunun altını çizdi.

    Toplantıda yirmi yıl süren ABD öncülüğündeki NATO işgalinin, Afganistan halklarına barış da, demokrasi de getirmediği belirtilerek, özgür ve barış içinde yaşamaları için laikliğin vazgeçilmez önemi vurgulandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan, İstanbul’da 19 Haziran’da ‘Büyük Kadın Mitingi’

    Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan, İstanbul’da 19 Haziran’da ‘Büyük Kadın Mitingi’

    PİRHA-EŞİK, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı 88 kadın örgütünün imzacı olduğu bir açıklama yayınlayarak 19 Haziran’da İstanbul’da “Büyük Kadın Mitingi” gerçekleştirileceğini duyurdu.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK),  İstanbul Sözleşmesi’nin 1 Temmuz’da yürürlükten kaldırılmasına karşı 19 Haziran’da “Büyük Kadın Mitingi”  düzenleyeceğini yaptığı yazılı açıklama ile duyurdu. 88 kadın örgütü ve kurumun imza verdiği metinde, 19 Haziran’da Türkiye’nin her yerinden kadınların gücünü ve birliğini ortaya koymak için İstanbul’da bir araya geleceği ifade edildi.

    ”HAYATLARIMIZA KAST ETMEK İSTİYORLAR”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuksuz olduğu hatırlatılan açıklamada, kadınların bu kararı kabul etmediği ifade edildi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların eşitlik hakkının belgesi niteliğinde olduğu vurgulanan açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi’ni yok etmek isteyenler, eşitsizliğe, şiddete, cinayetlere, tacize, çocuk istismarına, ayrımcılığa, nefret diline, düşmanlaştırmaya, savaş politikalarına, kutuplaştırmaya, emeğimizin gaspına, evlerin, sokakların, işyerlerinin hapishane haline getirilmesine karşı verdiğimiz mücadeleyi de yok etmek istiyor. Ve iktidar-mafya iş birliğinin bir kez daha ayyuka çıktığı, erkek-devlet şiddetinin bir kez daha teşhir olduğu bu günlerde görüyoruz ki İstanbul Sözleşmesi’ni bir gece yarısı ortadan kaldırmak isteyenler hayatlarımıza kast etmek, bizi olan bitene ‘seyirci’ kılmak istiyor” ifadelerine yer verildi.

    “19 HAZİRAN’DA BİR ARAYA GELİYORUZ”

    Açıklamada, kadınların itirazının devam ettiği belirtilerek, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek isteyenlerin, erkek-devlet şiddeti ve çocuk istismarını ‘tolere edilebilir’ görenlerin, yaşamlarımızı bir sözlerine bağlı zannedenlerin karşısında haklarımızı ve hayatlarımızı savunuyor, 19 Haziran 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ilan etmek için ülkenin dört bir yanından yola çıkarak İstanbul’da bir araya geliyoruz” çağrısı yapıldı.

    “BÜYÜK KADIN MİTİNGİ’NE ÇAĞRI”

    Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) öncülüğünde bir araya gelindiği ifade edilen açıklamada, “Hep birlikte örgütlenmesini üstlendiğimiz bu mitingde bir kez daha haklarımızdan, mücadelemizden ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi haykıracağız. Tek bir hakkımızdan bile vazgeçmeyeceğimizi ilan ediyor, hayatlarımıza sahip çıkıyor, 19 Haziran’da Türkiye’nin her yerinden birlikteliğimizi ve gücümüzü ortaya koymak için bir kez daha buluşuyoruz. Tüm kadınları ve LGBTİ+’ları İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz Büyük Kadın Mitingine çağırıyoruz! Sen yoksan bir eksiğiz… 19 Haziran’da, İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açıldığı İstanbul’dayız”  denildi.

    Metne imza atan kadın örgütleri şöyle:

    Adana Şerife Bacı Kadın Platformu, Alevi Kadınlar Birliği, Alevi Kültür Derneği Kocaeli Şubesinden kadınlar, Anadolu Kadın Hareketi, Ankara Kadın Platformu, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Anti-Kapitalist Kadınlar, AraRenk Fanzin, Feminist Yayın Kolektifi, Avcılar Kadın Platformu, Ayvalık Kadın İnisiyatifi, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, CHP Denizli Kadın Kolları, CHP Sol Kanat Kadın Hareketi, Çamcı Kültür Merkezi, Çanakkale Kadın Dayanışması, Çanakkale Kadın Platformu, Demir Leblebi, Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği, Denizli LGBTİ Aileleri Grubu, Dersim Dernekleri Federasyonu’ndan Kadınlar, DSİP’li Kadınlar, Edremit Kadın Platformu, Edremit Kent Konseyi Kadın Meclisi, Ekmek ve Gül, Ekoloji Birliği Kadın Meclisi, ELDER El Emeğini Değerlendirme Derneği Kadın Danışma Merkezi, Emek Partili Kadınlar, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Eskişehir Kadın Platformu, Eşitlik İçin Kadın Platformu, FeminAmfi, Filmmor, Foça Barış Kadınları, Gaziemir Kent Konseyi Kadın Meclisi, Genç Eşitlik Platformu, Günebakan Kadın Derneği, Halkevci Kadınlar, HDK LGBTİ+ Meclisi, HDP Kadın Meclisi, Izmir Güzelbahçe Kent Konseyi Kadın Meclisi, İlerici Kadınlar Meclisi, İmece Kadın Dayanışma Derneği, İstanbul Sözleşmesi Ankara Kampanya Grubu, İskenderun Kadın Platformu, İşçi Kadın Meclisleri, İzmir Güzelbahçe Kent Konseyi Kadın Meclisi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, Kadın Dayanışması, Kadın Dayanışma Derneği-Bandırma, Kadın Savunma Ağı, Kadın Zamanı Derneği, Kadınlar Derneği ( KADIN-DER), Kadınların Kurtuluşu, Kampüs Cadıları, KAZETE, KESK Kadın Meclisi, Kırkyama Kadın Dayanışması, Kırmızı Biber Derneği, Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği, Koza Kadın Derneği, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması, Kuşadası Kadın Platformu, Kuşadası Kent Konseyi Kadın Meclisi, Liberfe, Lise Kadın Meclisleri, Mardin Şahmaran Kadın Platformu, Mersin Lgbt 7 Renk Derneği, Mimoza Kadın derneği, Mor Dayanışma, Mor Sarmaşık, Nar Kadın Dayanışması, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, ODTÜ Kadın Dayanışması, Rosa Kadın Derneği, Sokak Cadıları Kadın Derneği, Sosyal Dayanışma Ağı –SODA, Sosyalist Kadın Hareketi, Star Kadın Derneği, Stockholm Solidaritets föreningen,  Toplumsal Cinsiyet ve Hukuk Çalışmaları Grubu,  TJA (Özgür Kadın Hareketi), Tümbelsen Ankara 1 ve 2 No’lu Şube Kadın Sekreterliği,  Türk Kadınlar Konseyi Derneği Mersin Şubesi, Üçüncü Mesai, Üniversite Kadın Meclisleri, Üniversiteli Kadın Kolektifi, Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği, Yeşil Sol Partili Kadınlar.

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK: İstismarcılara af tüm çocuklara tehdittir, aklınızdan çıkarın!

    EŞİK: İstismarcılara af tüm çocuklara tehdittir, aklınızdan çıkarın!

    PİRHA-Çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında af önerisi yeniden gündemde. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) “Bu konunun gündemde tutulması ve her fırsatta TBMM’de çeşitli komisyon ve medyada tartışma konusu yapılması, istismarcıları teşvik etmek, çocuk haklarını ihlal etmek anlamına gelir” dedi.

    Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, 27 Mayıs 2021’de Kadına Yönelik Şiddetin Nedenlerinin Araştırılması Komisyonu’nda sunum yaparak 15 yaşındaki çocukların nikahının “insan hakkı” olduğunu savunmuştu. Aynı gün TBMM Adalet Komisyonu’ndaki Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Değişikliği Teklifi görüşmelerinde AK Parti Milletvekili Abdullah Güler; cezaevlerinde TCK 103 çerçevesinde 2020 yılı rakamıyla 645 hükümlünün bulunduğunu, bu kişilerin yasal olarak evli olduğunu, bu ailelerin korunması için de ceza ertelemesinin olabileceğini söyledi. Bu öneriye CHP, HDP Milletvekilleri tepki gösterdi.

    EŞİK Platformunda buluşan sivil toplum örgütleri, “ ‘Aileyi koruma adı altında’ meşrulaştırılmaya çalışılan bu girişimin, asıl niyetinin yasal evlilik yaşının 12’ye kadar indirilmesinin önünü açmak, her yaştan kadın ve kız çocuklarının tecavüzcüleri ile evlendirilmelerini yasalaştırmak olduğunu biliyoruz” açıklaması yaptı.

    konunun gündemde tutulmasının yarattığı olumsuz sonuçlara da dikkat çeken EŞİK, “Tüm partilere ve vekillere, hatırlatıyoruz: Sadece kadınlar ve kız çocukları için değil tüm Türkiye’nin geleceği için tarihsel önemde günlerden geçiyoruz. Atılacak her bir yanlış adımın insani, siyasi ve hatta hukuki bir sorumluluğu var. Hayatlarımız ve haklarımız için gözümüz üzerinizde!” denilerek şu açıklamayı yaptı:

    “Türk Ceza Kanunu’ndaki 15 yaş altı çocuklarla hiçbir koşulda cinsel ilişkiye girilemeyeceği ve Türk Medeni Kanunu’ndaki 17 yaşın altında evlilik yapılamayacağı konusundaki yasal düzenlemeler kâğıt üzerinde kalıyor, uygulanmıyor, uygulanamıyor. Gençler, aileler bu yasalar yokmuş gibi yaşamaya devam ediyor.

    Çocuk cinsel istismarcıları işledikleri suçtan mahkûm olsalar bile, kız çocuğunu ya da ailesini ikna edip resmi nikâh yaptırdıkları takdirde cezadan kurtulabileceklerini düşünebiliyorlar.

    Bazı yargı mensupları da af propagandalarından etkilenerek giderek daha çok beraat kararı veriyor.

    Toplum da gelenek, görenek diyerek ve af söylemlerinin de teşvikiyle çocuk evliliği adı altındaki çocuk cinsel istismarını ihbar yükümlülüğünü savsaklıyor.

    Af söylentisi çeşitli kişi ve kurumların, kız çocuklarının evlendirilme yaşının 12 hatta 9 olabileceği yönündeki propagandalarının sürüp gitmesine neden oluyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK, İstanbul Sözleşmesi buluşması öncesi toplandı

    EŞİK, İstanbul Sözleşmesi buluşması öncesi toplandı

    PİRHA-Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 200’e yakın kadının katılımıyla İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı Haziran ayında gerçekleştirmeyi planladığı buluşma için toplandı.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı Haziran ayında gerçekleştirmeyi planladığı buluşmanın hazırlık toplantısını Zoom üzerinden yaptı.

    “ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN HER TÜRLÜ EYLEME HAZIRIZ”

    200’e yakın kadının katıldığı toplantıda, kadınlar kendilerine ve haklarına yönelik saldırıları değerlendirerek, önümüzdeki sürecin planlanmasına ilişkin görüş bildirdi. Toplantıda kadınlar, şartlar ne olursa olsun her türlü eyleme hazır olduklarını bir kez daha yineledi. Birçok eylem fikrinin sunulduğu toplantıda, bölgelerde kitlesel eylemlerle büyük İstanbul buluşmasına hazırlık yapılması üzerine görüş bildirildi. Salgına rağmen kadınların sokaklarda olup haklarının savunulması vurgulanan toplantıda mitinge kadar bütün illerin eylem halinde olması üzerinde duruldu.

    “MECLİS ÖNÜNDE KİTLESEL EYLEM”

    İstanbul da büyük buluşmanın yanı sıra Ankara’da Meclis önünde kitlesel bir eylemin yapılması görüşü de yapılan tartışmalar arasında yer aldı. Yine Sözleşmenin fesih kararı olan 1 Temmuz’da “Hayatı durdurma” üzerine eylemlerin gündeme alınması da tartışıldı.

    “İSTANBUL BULUŞMASI İÇİN HAZIRLIKLARIN BAŞLAMASI KARARLAŞTIRILDI”

    Toplantıda miting hazırlık grubu oluşturularak, fikir beyan edilen 19 ile 20 Haziran İstanbul buluşması için öncelikle tarihin netleştirilmesi ve hazırlıkların biran önce başlaması kararlaştırıldı. Oluşturulan grup, toplantıda çıkan önerileri derleyerek, mitingin tarihi ve yerini, içeriğini kararlaştıracak.

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK, ‘Kadın Cinayetleri – Cins Kırımı’ kampanyası başlattı-VİDEO

    EŞİK, ‘Kadın Cinayetleri – Cins Kırımı’ kampanyası başlattı-VİDEO

    PİRHA- EŞİK, kadın katliamlarına karşı “Kadın Cinayetleri – Cins Kırımı” kampanyası başlatarak, Meclis’i göreve çağırdı.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), “Kadın Cinayetleri – Cins Kırımı” başlattı. Oyuncu, yazar, gazeteci, sanatçılarında aralarında olduğu birçok kişi, kampanyaya katılarak kadın cinayetlerine dikkat çekmek için hazırladıkları videoları sosyal medya hesaplarından paylaştı.

    Meclis’in kadına yönelik şiddet ve cinayetler gündemiyle acil toplanması çağrısında bulunulan videolarda, kadın cinayetlerine karşı önlem alınması istendi.

    Paylaşımlarda kadına karşı bir cins kırımı yaşandığına ve Türkiye’de her gün en az üç kadının öldüğü dikkat çekilerek, Meclis özel gündemle toplanması çağrıda bulunuldu.

    (HABER MERKEZİ)