Etiket: eski

  • Ulus’ta eski bir otel fotoğrafçıların sergi alanı oldu-VİDEO

    Ulus’ta eski bir otel fotoğrafçıların sergi alanı oldu-VİDEO

    PİRHA – Fotokolektif Atölye üyesi 23 fotoğrafçı, Ankara’da eski bir oteli sergi alanı olarak kullandı. “Kimlik” isimli sergide her fotoğrafçı kendisine tahsis edilen oda içerisinde çalışmalarını sergiledi.

    Ankara Ulus’ta bulunan Tuna Otel fotoğrafçıların sergi mekanı haline dönüştürüldü. Her fotoğrafçı, çalışmalarını bir odada, mekanın niteliklerini de kullanarak sunuma hazırladı.

    “Klasik, dayatılan sergileme alanlarının dışarısına çıktık” diyen Fotokolektif Atölye’nin kurucusu İsa Özdemir, otellerin de özgün kimlikleri olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

    “Fotoğraf sanatı ve felsefesi üzerine sunumlarımız, tartışmalarımız oluyor. ‘Kimlik’ zaten insanın varoluşu ile beraber ortaya çıkan en önemli sorunsal. Çağlar boyunca toplumdan toplama, insandan insana değişen bir kavram. Aynı zamanda kimlik, bütün sanat türlerinin de ağırlıklı olarak incelediği, konu ettiği bir kavram. Fotoğrafları otelde sergilememizden kaynaklı çok olumlu tepkiler aldık. Projemize otelci ne tepki verecek diye korku içerisindeydim. Geldik, ‘biz burada sergi açacağız’ dedik. ‘Ne sergisi filan…’ Sağ olsun çok anlayışlı çıktı işletmeci.”

    2 Mart’ta açılışı yapılan ‘Kimlik’ adlı sergi 3 Mart’ta kapılarını kapatacak ancak fotoğraflar yeni mekanlarda da sergilenecek.

    “BİR SİMİTÇİNİN DÜNYASINA ODAKLANDIM” 

    Fotokolektif üyelerinden Eda Korçak da internet ortamından topladığı fotoğraflar ile kolaj yaparak eserlerini sergide paylaştı. “Kent kimlikleri üzerinden karmaşa yaratarak kimlik sorgulamasını tercih ettim” diyen Kolçak, şöyle devam etti:

    “Hiç fotoğraf çekmeden bir proje yürüttüm. Tamamen internetteki fotoğrafları kullandım. Çıkış noktamız aslında kimliği sorgulamaktı. Sonrasında da bunun Ankara’ya özgü bir mekanda olması ve kendi kimliğini ortaya koyabilen mekan olabilmesi çok önemliydi. Ben de bir simitçinin dünyasına odaklandım. Çalışmalarda gitmek isteyip de gidemediği yerlerin kendi hayalinde kartpostallara dökülmüş halleri var.”

    “EN SAF KİMLİĞİMİZ OLAN EVLERİMİZE ODAKLANDIM”

    Fotoğrafçı Arzu Eke ise insanların evdeki kimliği üzerinden hareket ettiğini belirterek “Hiç kimse kendi kimliğini, öz benliğini seçemiyor” dedi. Eke, kimliklerin tümüyle dayatılma sonucu alındığına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Rollerle hayatınızı sürdürmeye devam çalışıyoruz. Ama evinize geldiğinizde en saf kimliğe giriyorsunuz. Kıyafet sonuçta en büyük simgelerden biri. Bunu da ortadan kaldırarak tenin özgürlüğü, onun kimliksizliği üstünden yorum yaptım. Dışarıdaki kimlik yorgunluğunuzu evin huzuru, sakinliği ile ancak sindirebileceğinizin yorumunu getirdim. Sonuçta hayat kimseye gül bahçesi vadetmiyor ve kendi gül bahçelerimizi yaratmamız lazım. Bunun da en önemli yerlerinden biri evimiz. Özellikle Ankara’nın eski kimliğini de çok güzel belgeleyen bir otel olarak burayı seçtik. Her odaların kendi kimliği var. Bununla kendi kimliğimizi yorumlayıp birleştirerek alternatif bir şey yaratmak istedik.”

    “MARKALAR TOPLUMLARI AYRIŞTIRIYOR”

    Aysel Altun ise Küresel sermayenin oluşturduğu kültürlere odaklanan bir fotoğrafçı. Markaların toplumları aynılaştırdığını söyleyen Altun, sergiye dair şunları aktardı:

    “Yerel kültürler yok oluyor. Herkes aynı renkleri giyinip, aynı şeyleri yeyip, aynı arabaları kullanıyor. Ben kimliğe bu gözler bakıyorum. Otelin de bir kimliği var. Artık oteller de burası gibi değil. Sergiler genellikle otelde resepsiyon kısımda açılır biz ise odaları kullandık.”

    Nevşehir’in ilçesi Hacıbektaş’ta bulunan annesinin evini konu edinen Leyla Beyazıt da eşyalar üzerinden yaşam tarzına odaklandı. Vefat eden annesinin kimliğini anlatan Beyazıt şöyle devam etti:

    “Bir bölümde annemin kullandığı eşyalara odaklandım. Kapıdan girdikten sonra kullandığı eşyaları görüyoruz. Etrafa serpiştirilmiş değişik bir konsept… Buradaki daha önce yapılmış bir sergileme yöntemi değil. Odalar da çok alışık olduğumuz otel odaları değil. Bir fark yaratmak istedik. Geleneksel farklı bir ortamın dışında böyle mütevazı bir oteli tercih ettik.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN /ANKARA

     

  • Elbistan Toprakhisar Köyü’nde tarih kokan ev-VİDEO

    Elbistan Toprakhisar Köyü’nde tarih kokan ev-VİDEO

    PİRHA – Üç kuşağa ev sahipliği yapan, eski yayıktan çakmağa, elli yıllık el işlemesi halılardan bakır tabaklara kadar çok sayıda eşyanın bulunduğu ev müze özelliği taşıyor. Yazın bu evde kalan Tacim Yıldız, eskiden kalan hiçbir şeyi atmamış. “İçinde büyüdüğüm, yokluk çektiğim bu evin o tarihini yaşatmaya çalıştım” diyor.

    Haberin videosu

    Maraş Elbistan’a bağlı Toprakhisar Köyü’nde Mehmet ustanın yaptığı konak ve içindekiler adeta müze özelliği taşıyor. Eskiden köylerde kullanılan eşyaların bir araya getirildiği ev, 1958 yılından bu yana gelecek kuşakları ağırlamaya devam ediyor.

    Şimdilerde çocukları ile birlikte yazın bu evde kalan Tacim Yıldız, eskiden kalan hiçbir şeyi atmamış. “İçinde büyüdüğüm, yokluk çektiğim bu evin o tarihi yaşatmaya çalıştım” diyor.

    KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ EŞYALAR

    Yıldız, Mehmut usta ile birlikte babası, amcaları ve birkaç komşusu ile yaptıkları bu evi gelecek kuşaklara aktarmak istediğini söylüyor. Yıldız sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Yarın benim torunlarım, eşim ve dostum geldiğinde bu ne dediklerinde onlara tüm bunları anlatmak istiyorum. Benim yaşıtlarım zaten benim yaşadıklarımı biliyor. Ben geçmişine sahip çıkan birisiyim. Evin içinde olan eski yıllara ait bu tarih niteliğindeki eşyaların bir kısmı bana ait bir kısmını arkadaşlarım getirdi bir kısmını ise para ile satın aldım. Çünkü bunlar kaybolmaya yüz tutup unutuluyor. Bunları götürüp karşılığında alüminyum ve naylon eşyalar alıyorlar. Ancak ben bunları ileriye taşımak ve geçmişimi anlatmak için toplayıp sakladım. Herkes para buldu. Herkes ayrı ortamlara gitti. Ancak herkes isteyerek gitmedi. Çünkü kimse memleketine hasret kalmak istemez. Ama para her şeyi yaptırdı.”

    “TEKNOLOJİ İŞ GÜCÜNÜ AZALTIYOR FAKAT ÇOK ŞEYİ DE GÖTÜRÜYOR”

    Günümüzde teknolojinin etkisi çok fazla. Eskiden radyolar varken şimdilerde bilgisayarlar, telefonlar bütün ihtiyaçlara cevap veriyor. Tacim Yıldız da teknolojinin insanın iş gücünü azaltığını ancak çok şeyini de götürdüğünü düşünüyor. Bunu da şu cümlelerle dile getiriyor:

    “Eskiden bir radyomuz vardı. Onu da rahmetli Tacim Amcam getirdi. Akülüydü ama biz bilmiyorduk. Ondan sonra pilli radyolar çıktı ve eski radyolar atıldı. Plaklar ve gramofonları yaşlılar getirir çalardı. Eskiden köy evlerine toplanır Mustafa Yıldız adında bir amcamız vardı ve hafızası çok güçlüydü. O gelince herkes ona ‘Mustafa ajanslarda ne var’ diye sorardı. Rahmetlik Mustafa Yıldız amcam her şeyi birebir anlatırdı. Ancak şimdi her şey değişti. Şimdi bilgisayarlar çıktı radyolar gitti. Bence teknoloji insanın iş gücünü azaltarak çok şeyini götürdü.”

    “ATAMIN YURDU DİYE YIKMADIM”

    Üç kuşağa ev sahipliği yapan ve müze özelliği taşıyan evde doğan ve yaşamını sürdüren hakikatçi Tacim Yıldız evle ilgili anılarını anlattı.

    “Eskiden marangoz filan yoktu keser ve bıçkı ile evin üstleri yapılırdı. Bu ev atamın yurdu diye yıktırmadım. Bu evde babamın, annemin, dedemin ve amcamın anıları vardı. Yoksa yıkıp beton ev yapabilirdim. Şimdi torunum ve gençler geldiğinde amca bu evdeki eşyalar kokuyor diyor. Evdeki eşya ve halılar bakır ve yünden oluştuğu için kokmak zorunda. Çocuk kokuyu görmemiş bilmiyor. Ama benim için fark etmiyor. Çünkü ben burada kalkıp burada oturuyorum ve yatıyorum. Bağı bu şekilde kurmak istiyorum. Bazı gençlerde gelip resim çekiyor ve hayran kalıyor.”

    ESKİ YAYIKTAN ESKİ ÇAKMAĞA KADAR ÇOK SAYIDA ESKİ EŞYA 

    Evde, eski tahta yayık, elli yıllık el işlemesi halılar, 70-80 yıllık yastıklar, eskiden cam, pencere yapmak için rende, halı yapma makinası, fotoğraf makinası, eski çakmak, eski kapı kilidi gibi bir çok eşya bulunuyor.

    Semra ACAR/Sevim KAHRAMAN

    MARAŞ