Etiket: et ve süt kurumu

  • Et ve Süt Kurumu’ndan ete yüzde 25 zam

    Et ve Süt Kurumu’ndan ete yüzde 25 zam

    PİRHA – Ekonomik krizle birlikte her geçen gün yeni bir ürüne zam geliyor. Bununla birlikte en son Et ve Süt Kurumu kıyma satış fiyatına yüzde 25 zam yaptığını duyurdu.

    Et ve Süt Kurumu (ESK) gelen zamla birlikte kıymanın kilogram fiyatının 229 TL’den 279 TL’ye yükseldiğini açıkladı.

    ESK, et fiyatlarına bugünden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 25 oranında zam yaptığını duyururken yeni fiyatlar bu sabahtan itibaren geçerli oldu. ESK’da kıyma kilogram fiyatı 229 liradan, kuşbaşı kilogram fiyatı 259 liradan satılıyordu.

    TÜİK verilerine göre, mart ayında kuzu eti yüzde 18,58’lik artışla ikinci, dana eti yüzde 14,65’lik artışla üçüncü, kümes hayvanları eti yüzde 12,19’luk artışla dördüncü olmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu, Et ve Süt Kurumu önünde açıklama yaptı; içeri alınmadı

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, Et ve Süt Kurumu önünde açıklama yaptı; içeri alınmadı

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, randevu talebine yanıt vermeyen Et ve Süt Kurumu’nun önüne gitti. Kılıçdaroğlu, kuruma alınmazken, kapının da telle bağlandığı belirtildi. Kılıçdaroğlu burada yaptığı açıklamada, hiç bir çocuğun yatağa aç girmemesi gerektiğini belirterek, Milletin Sesi Mitingleri’ne bayramdan sonra tekrar başlayacağız” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, randevu talebine yanıt vermeyen Et ve Süt Kurumu’nun önüne gitti. Kılıçdaroğlu, Et ve Süt Kurumu’na da alınmadı.

    Et ve Süt Kurumu, mart ayında kırmızı et fiyatlarına yüzde 48 zam yapmıştı.

    Twitter hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Çocukların beslenme hakkının korunmasını konuşmak üzere Et ve Süt Kurumu’ndan randevu istedim. Herhalde bir yerlerden izin alamadılar ki ses yok!” ifadelerine yer vermişti.

    Kılıçdaroğlu, “Evlatlarımızın beslenme hakkını konuşmak için yarın saat 10.00’da devletimizin şerefli bürokratlarına gideceğim. Gerisi onlara kalmış” demişti.

    CHP Genel Başkanı, Et ve Süt Kurumu’ndan randevu istediğini ancak bir yanıt alamadıklarını belirtti. Bugün saat 10.00’da kurumu ziyaret eden Kılıçdaroğlu içeri alınmadı.

    Kılıçdaroğlu, Et ve Süt Kurumu’nun kapısında yaptığı açıklamada, “Daha önce TÜİK’e gitmiştim. Daha sonra MEB’e gitmiştim. Bugün Et ve Süt Kurumu’nun önündeyim. Kadın milletvekilleriyle geldim. Beslenme haktır. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi lazım. Tarım Bakanı, dün katıldığı TV programında herkesin karnı tok diye açıklama yaptı. Tarım Bakanı’nın dünyadan haberi yok. Burada bulunmamın temel nedeni çocukların haklarını savunmak, yeterli beslenmek bütün çocuklar için haktır” dedi.

    “MİLLETİN SESİ MİTİNGLERİNE BAŞLAYACAĞIZ”

    Kılıçdaroğlu, “Buradan saraya  çağrı yapıyorum. Beşli çeteye verilen dolarların binde birini bu ülkenin yoksul ailelerine harcasalar hiçbir çocuk yatağa aç girmez” dedi.

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, “Milletin Sesi Mitingleri’ne bayramdan sonra tekrar başlayacağız” dedi.

    Kılıçdaroğlu, daha önce de Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu‘na alınmamıştı.

    “YOKSULLUK, AÇLIK VAR, 7 YAŞINDAKİ ÇOCUK 4 YAŞINDA GÖRÜNÜYOR”

    Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo da şunları söyledi:

    “Türkiye’de yoksullukla değil artık açlıkla mücadele ediyoruz. Yetersiz beslenme ile mücadele ediyor çocuklar. Son yapılan araştırmada çocuklarda kızların yüzde 85’inin kansızlıkla yüzde 68’de erkek çocuğunun kansız olduğu ortaya çıktı. Bu yetersiz beslenme, öğrenme güçlüğü çekmek demek. Aynı zamanda kronik açlık demek ve bütün çocuklar bununla mücadele ediyor.

    Yaşlılar, çocuklar derin yoksullukla açlıkla mücadele ediyor. Yapılan araştırmalarda Güney Doğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde çocukların yüzde 5’i bodur. Kronik açlık demek. Türkiye’de yoksulluk var açlıkla mücadele ediliyor şu anda. Yoksulluk, açlık yok demek iyi bir temenni. Ben böyle bir dönem gerçekten görmedim. Her girdiğim evde gelişim bozukluğu olan çocuklar var.

    Geçen hafta sosyal hizmet uzmanlarıyla görüştüm. ‘Gittiğiniz evde yetersiz beslenme nedeniyle gelişim bozukluğu olmayan bir çocuk gördünüz mü?’ diye sordum. ‘Görmedik’ dediler. 7 yaşındaki çocuk 4 yaşındaki gibi gösteriyor. Medyada çok fazla bilir kişi çıkıyor yoksullukla ilgili ‘Balık tutmayı öğreteceğiz, sosyal yardımlar olmasın’ diyorlar. Balık tutmak demek sağlıklı yeni nesillerin ortaya çıkması demek ama maalesef benim verdiğim rakamlarda olduğu gibi değil. Açlık var.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Orhan Sarıbal: Yem fiyatları %60 arttı, üretici krizde

    Orhan Sarıbal: Yem fiyatları %60 arttı, üretici krizde

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, artan yem fiyatları karşısında hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini belirterek, “Hayvancılık girdilerinin %70’ni yem oluşturmaktadır. Yem fiyatları son bir yılda %60 arttı. Bunun karşısında et ve süt fiyatları %18 ile %20 arasında arttı. Bu tabloda hayvancılık sürdürülemez” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, hayvancılık sektörünün artan yem fiyatları karşısında sürdürülemez hale geldiğini belirterek, “Hayvancılık girdilerinin %70’ni yem oluşturmaktadır. Yem fiyatları son bir yılda %60 arttı. Bunun karşısında et ve süt fiyatları %18 ile %20 arasında arttı. Bu tabloda hayvancılık sürdürülemez” dedi.

    Tarımın her alanında ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Sarıbal, tarımsal üretimin önem kazandığı pandemi sürecinde bile çiftçilerin içinde bulunduğu sorunların katlanarak devam ettiğini söyledi.

    Sarıbal, besicilerin ürettiği etten, süt üreticilerin de sattığı sütten para kazanamadığına vurgu yaparak şöyle devam etti:

    “Et ve Süt Kurumu (ESK) verilerine göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen tek adam vesayet sistemine geçilmeden önce yani 2018 Şubat ayında bir besici 1 kilo et karşılığında 26 kg yem alabiliyordu. 2018 yılından itibaren her yıl biraz daha azalarak, bugün bu miktar 18 kg yeme düşmüş durumda.

    Son 3 yılda kesim fiyatları %47 artarken, yem fiyatları 2 katından fazla %106 arttı.

    Yine tek adam keyfi yönetiminden önce 2018 Şubat ayında süt yem paritesi yani bir litre süt ile 1 kilo 430 gram yem alıyordu. Bugün ise 1 litre süt ile 1 kilo 180 gram yem alabiliyor.

    Bugün süt üreticisi de besi üreticisi de zarar etmektedir. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Sektörün para kazanabilmesi için, örneğin, süt/yem paritesinin en az 1.50 yani 1 litre ile 1 kilo 500 gram yem alabilmesi gerekir. Aksi takdirde üreticiliği sürdürmesi mümkün değildir.”

    “SÜT HAYVANLAR KESİME GİDİYOR”

    CHP’li Sarıbal, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin her gün biraz daha zarar ettiğini bu nedenle süt hayvanlarının kesime gittiğini belirtti. Sarıbal, şöyle devam etti:

    “Süt hayvanları kesime giderse sektör iki koldan zarar görecek ve hayvancılığımız ciddi bir krize girecek. Süt fiyatları yeniden belirlenmeli ve süt/yem paritesi 1.5 seviyesine getirilmelidir. Besiciler kestirdiği 1 kilo et karşılığında en az 30 kilo besi yemi alacak şekilde kesim fiyatları belirlenmeli, gerekirse ESK devreye girerek müdahale etmelidir. Yem destekleri arttırılmalı.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Gürer: ESK, üreticiden 38 liraya aldığı eti 100 liraya satıyor

    CHP’li Gürer: ESK, üreticiden 38 liraya aldığı eti 100 liraya satıyor

    PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Et ve Süt Kurumu’nun (ESK), üreticiden 38 liraya et alıp stokta bekletmesi sonucu, marketlerdeki et fiyatının 100 liraya kadar çıktığını söyledi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yurtdışından canlı hayvan ve karkas et ithalatına rağmen, sürekli zamlanan et fiyatlarındaki artış eğiliminin nedeninin Sayıştay’ın, Et ve Süt Kurumu’ndaki incelemesinde ortaya çıktığını belirtti.

    Et ve Süt Kurumunda önemli miktarda et stoğu olduğunun Sayıştay raporuna yansıdığını belirten Gürer, “Görevi tüketiciye güvenilir ve ekonomik ürünler sunmak; kalite, istikrar ve pazarda denge sağlamak olan kurum, stoktaki ürünleri satışa sunmayarak, görevinin tam tersine uygulama geliştirmesi nedendir?” dedi.

    “STOKTA 60 BİN TON ET VAR “

    CHP’li Ömer Fethi Gürer, Sayıştay denetçilerinin raporuna göre Et ve Süt Kurumu’nun stoklarında 60 bin ton civarında et stoğunun bulunduğuna dikkat çekti.

    Stokların eritilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “2017 yılında 4 bin 500 ton olan kırmızı et stoğunun 2018’de 30 bin tona, 2019’da ise 60 bin tona çıktığı belirlenmiş. Sayıştay denetçileri 2018’deki incelemelerinin ardından kurumun stoklarda beklettiği dondurulmuş gövde sığır etlerin bir an önce satışının yapılması gerektiğini önermiş, fakat 2019 yılındaki stok bir önceki yıla göre iki kat artarak 30 bin tondan 60 bin tona çıkmış” dedi.

    “FİYAT DENGESİZLİĞİNİN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI”

    Türkiye’de son yıllarda et fiyatlarındaki hızlı yükselişin önüne geçebilmek için yurtdışından canlı hayvan ve karkas et alımının arttığına dikkat çeken Gürer, “Ancak ithalata rağmen et fiyatlarında bir denge sağlanamadı. Üreticiden 38 liraya alınan etler, marketlerde bölümlerine göre 100 liraya kadar ulaşan fiyatlarla tüketiciye satılıyor. Et fiyatlarındaki bu dengesizliğin nedenini, Sayıştay raporu ortaya çıkardı. Et ve Süt Kurumunda gereğinden çok fazla et stoğu olmasına karşın bu etler piyasada yükselen et fiyatlarını düşürmek için kullanılmamış” dedi.

    Et ve Süt Kurumu’nun ihtiyacın üzerinde stok yapmasındaki nedenleri soran Ömer Fethi Gürer, sözlerine şöyle devam etti:

    “Görevi ülkede hayvancılığı teşvik etmek, sosyal ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmak, üretimde kaliteyi artırmak, tüketiciye güvenilir ve ekonomik ürünler sunmak, et üretiminde kalite ve istikrar, pazarda denge sağlamak olan Et ve Süt Kurumu, önce özelleştirme kapsamına alındı. Sonra yeniden KİT’e dönüştü. Bu süreci planlı yöneterek piyasayı dengelemek yerine ihtiyacından fazla stokçuluk yapması nedendir?

    Üretici Karkas eti 38 TL’ye satarken markette tüketici sürekli yüksek fiyatla et almak zorunda kalmaktadır. Bu süreci AKP iktidarı dengelemek yerine fahiş fiyatla ürün satışını seyretmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TMMOB Ziraat Odaları Birliği sordu: Çiftçimiz neden üret(e)miyor?

    TMMOB Ziraat Odaları Birliği sordu: Çiftçimiz neden üret(e)miyor?

    PİRHA-TMMOB Ziraat Odaları Birliği, yaptığı yazılı açıklama ile üreticilerin kayıplarının arttığını ve böyle giderse Türkiye’nin dışa bağımlı bir ülke haline gelmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti. 

    TMMOB Ziraat Odaları Birliği “Çiftçimiz neden üret(e)miyor” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı. Son yıllarda artan tarımsal ithalatın gıda güvenliği ve dışa bağımlılığı arttırdığına vurgu yapılan açıklamada buna bağlı olarak çiftçilerin karlı üretim süreçlerinin dışında kaldığı ifade edildi.

    “Neden talebimizi karşılayacak üretimi gerçekleştiremiyoruz, çiftçimiz neden üretemiyor?” sorusunun sorulduğu açıklamada, bunun nedeninin girdi fiyatlarının yüksekliği olarak gösterildi. Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi:

    “YEM FİYATLARI ET FİYATLARININ ÇOK ÜZERİNDE”

    “Bu yanıtın doğruluğunu teyit edecek farklı veriler bulunmaktadır. Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yayımlanan, yurt içi ve yurt dışı et fiyatları ile girdi fiyatlarını gösteren haftalık piyasa bültenleri, süreç içindeki değişimin izlenebilmesi açısından önemli bir kaynaktır. Çok fazla geriye gitmeden, söz konusu bültenlerde yer alan son dört yılın verileri incelendiğinde, çiftçimizin neden üretemediği sorusunun yanıtı kolaylıkla görülmektedir.
    Yem fiyatları, et fiyatlarının çok üzerinde artmıştır.

    Haftalık bültenlerde, perakende et fiyatları olarak ESK kıyma ve kuşbaşı, tüketici fiyatları olarak kuşbaşı ve kuzu eti fiyatlarına yer verilmektedir. 2015 yılı Aralık ayının son haftasında 25,75 TL olan ESK kıyma fiyatı, 2018 yılı Aralık ayının sonunda 31 TL`dir. 2015 yılındaki fiyat, baz olarak 100 kabul edildiğinde, 2018 yılında 120 olmuştur. Aynı baz değer ESK kuşbaşı et için 116`dır. Tüketici fiyatlarına bakıldığında, 2015 yılının son haftasında kuşbaşı et fiyatı 38,17 TL iken, 2018 yılının son haftasında 44,2 TL`dir. 2015 yılı fiyatı baz değer kabul edildiğinde, 2018 yılında baz değer 116 olmuştur. Tüketici kuzu eti fiyatı 2015 yılının son haftasında 30,57 TL iken, 2018 yılının son haftasında 49,62 TL`dir. Tüketici kuzu etinin baz değeri aynı dönemde 162`ye yükselmiştir.

    Kıyaslama yapılan aynı dönemde yem fiyatlarına bakılacak olunursa, 2015 yılı değerleri baz alındığında, bültende yer alan yemlerin tümünün ortalama fiyatı 151 baz değerine çıkmıştır. Bu ortalama değere karşın, silajlık mısırın 167, samanın 161, mısırın 159 baz değeri ile ortalamanın üzerinde bir artış gösterdiği görülmektedir.

    “GİRDİ FİYATLARI YEM FİYATLARININ ÇOK ÜZERİNDE ARTMIŞTIR”

    Değerlendirme yapılan dönemde motorin 169, DAP gübresi 155, Üre gübresi 171 baz değerleri ile dikkat çekici bir artış göstermiştir. Tüm bu veriler üzerinden bir değerlendirme yapıldığında, et fiyatlarında %20 civarından bir artış söz konusu iken, yem fiyatlarında %50, motorin ve gübre fiyatlarında ise bunun da üzerinde bir artış söz konusudur.
    2015 yılı Aralık ayı sonunda 1kg ESK kıyma ile 29,06 kg besi yemi alınabilirken, 2018 yılı sonunda 22,86 kg besi yemi alınabilmektedir. Aynı şekilde 41,27 kg mısır alınırken, 31,22 kg mısır alınabilmektedir. 1kg ESK kıyma fiyatıyla alınabilecek motorin miktarı 6,87 litreden 4,92 litreye, DAP gübre 13,21 kg`dan 10,26 kg`a düşmüştür.
    İlk bakışta yem fiyatlarının artışının, et fiyatlarındaki artışın üzerinde olması nedeniyle en azından yem bitkilerini üreten çiftçimizin gelirinin arttığı düşünülebilir. Ancak yem bitkilerinin üretim maliyeti, verilerde yer alan mazot ve gübre fiyatları dikkate alındığında dahi önemli ölçüde artmıştır. Üretimin maliyetleri içinde etkili olan ilaç, tohum gibi diğer girdilerdeki artış da göz önüne alınırsa, yem bitkileri üretiminde karlılığın azaldığı ya da başka bir ifade ile zararın arttığını söylemek mümkündür. Özet olarak incelen son dört yılda üreticinin eline daha az para geçerken, girdi masrafları önemli ölçüde artış göstermiştir.

    “ÜRETİCİNİN KAYBI ARTTI”

    Üreticinin kaybı sadece girdi fiyatlarından değil, enflasyon nedeniyle de artmıştır. Son dört yıla ait yıllık enflasyon göz önüne alındığında, 2015 yılı Aralık ayındaki 100 birimlik değer, tüketici fiyatları enflasyonu dikkate alındığında 64`e, üretici fiyatları enflasyonu dikkate alındığında ise 50`ye düşmüştür. Aynı dönemde avronun değeri de iki katına çıkmıştır.

    “DIŞA BAĞLI BİR ÜLKE HALİNE GELMEMİZ KAÇINILMAZ”

    ESK haftalık piyasa bülteni verileri üzerinden yapılan bu genel değerlendirme, tarımsal üretimimizin durumunu ortaya koymaktadır. Tarımsal üretimde üretim maliyetlerinin azaltılmasına, çiftçilerimizin üretime devam etmesine yönelik adımlar ihmal edilmeden bir an önce atılmalıdır. Mevcut durumun sürdürülmesi halinde gıda ihtiyacımızın karşılanmasında daha fazla dışa bağımlı bir ülke haline gelmemiz kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ucuz etle kar etmeye çalışan hükümet halkın sağlığını tehlikeye atıyor’

    ‘Ucuz etle kar etmeye çalışan hükümet halkın sağlığını tehlikeye atıyor’

    PİRHA- Son günlerde Brezilya’dan ithal edilen büyükbaş hayvanlarda şarbon çıkmasına ve birçok kişinin şarbon teşhisiyle hastanede tedaviye alınmasına ilişkin Tarım Orkam-Sen Tarım Ormancılık Hizmet Kolu Emekçiler Sendikası Genel Merkezi konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt, “Tüm uyarılara ve yaşanan skandallara rağmen hükümetin yanlış politikasındaki ısrarı sonucu hayvancılık sektörü bitme noktasına getirilmiş, ülke ithalata mahkum edilmiştir” dedi. 

    Brezilya’dan ithal edilen büyükbaş hayvanlarda görülen ve şarbon çıkma vakası ile ilgili Tarım Orkam-Sen Tarım Ormancılık Hizmet Kolu Emekçiler Sendikası Genel Merkezi şarbon vakasına neden olan sorunlar üzerine basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını merkez yürütme kurulu adına Genel Başkan Hamit Kurt yaptı.

    Sorunların üzeri kapatılamayacak kadar ciddi ve büyük olduğuna dikkat çeken Kurt şunları ifade etti:

    “Tüm uyarılara ve yaşanan skandallara rağmen hükümetin yanlış politikasındaki ısrarı sonucu hayvancılık sektörü bitme noktasına getirilmiş, ülke ithalata mahkum edilmiştir. Vergisi sıfırlanan tarımsal ürünler, damızlık hayvan ithalatı ya da ucuza et alımı hâlihazırda hiçbir sorunu çözmemiştir. Çiftçiler üretimden çekilmekte, gübre, yem ve mazot fiyatları başta olmak üzere artan girdi fiyatları bu süreci hızlandırmaktadır. Besiciler iflasın eşiğinde bir, bir kapanırken, ucuz etle kar etmeye çalışan hükümet halk sağlığını da tehlikeye atmaya başlamıştır.”

    “GIDA DENETİMİ KENDİ KADERİNE BIRAKILDI”

    “İthalat politikası yerli üreticiye darbe vururken diğer yandan daha önce deli dana hastalığında olduğu gibi ülkeye hastalıklı hayvanların girişine sebep olmaktadır. Son günlerde Brezilya’dan ithal edilen büyükbaş hayvanlarda şarbon çıkma vakası da bu politikanın geldiği trajik durumun bir sonucudur” diyen Kurt şunları kaydetti:

    “Et ve Süt Kurumu, ‘Endişelenecek bir durum yok’ demesine rağmen birçok noktada karantina ilan edildi. Ankara’nın ardından İstanbul, İzmir ve Sivas’ da da şarbon vakasına rastlandı. Şarbon hastalığı insanda deri, sindirim ve solunum formuyla seyreden öldürücü, son derece bulaşıcı ve riskli bir hastalıktır. Halkın güvenerek marketlerden aldığı etlerde bulaşıcı hastalıkların olma ihtimali halk sağlığını ciddi tehdit altına alması demektir.”

    Kurt, “Hayvanların düzenli olarak veteriner hekim kontrolünden geçtiği, aşılama hizmetlerinin periyodik olarak yapıldığı ülkelerde şarbon hastalığı çok ender rastlanan bir hastalıktır. İyi işleyen bir kamusal gıda güvenliği sistemi ile tehlike oluşturan etkenler kontrol edilebilir ancak bu sistemin de artık zaaf içinde olduğu ortadadır. Bu sistemin altyapısını oluşturabilecek kamu kurumları ise ya özelleştirilerek ya da kapatılarak tasfiye edilmiş, gıda denetimi kendi kaderine bırakılmıştır” diye konuştu.

    “SORUNLAR ACİL DEĞERLENDİRİLMELİ”

    “Yaşananlar da göstermektedir ki bu skandallar büyüyerek devam edecektir. Dolayısıyla, hükümet daha büyük felaketlere yol açmadan, denetlenmesi sorun olan canlı hayvan ithalatını sonlandırmalı, yerli üreticiyi ayağa kaldıracak önlemler almalıdır. Bununla birlikte kamusal gıda güvenliği sisteminin zafiyeti ortadadır. Kar etmeyi değil halk sağlığını ön plana alan politikalar hayata geçirilerek güçlü bir gıda denetim sistemi oluşturulmalıdır” diyen Tarım Orkam-Sen Genel Başkan Hamit Kurt son olarak şunları ifade etti:

    “Bakanlığın alanda faaliyet yürüten odalar, birlikler, sendikalar, meslek örgütleri başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ile birlikte sorunları acilen değerlendirerek başta yerli üretimin artırılmasına dair önlemler olmak üzere, sorunları acilen değerlendirmeli ve çözüm önerilerini hayata geçirmelidir.”

    PİRHA/ANKARA