Etiket: etki ajanlığı

  • CHP Genel Başkanı Özel: Gizli tanık ile Ahmet Özer’in iddianamesi yazılmak isteniyor-VİDEO

    CHP Genel Başkanı Özel: Gizli tanık ile Ahmet Özer’in iddianamesi yazılmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA- CHP grup toplantısında konuşan Genel Başkan Özgür Özel, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasının ardından gizli tanığın ortaya çıktığını belirterek, gizli tanığın ifadesi ile iddianame yazılmaya çalışıldığını ifade etti. Özel, “Sandığı bekliyoruz. Erken seçim istiyoruz” dedi. 

    CHP grup toplantısında konuşan Genel Başkan Özgür Özel, AKP’nin “etki ajanlığı” düzenlemesi teklifi ile herkesi ajan ilan etmek istemesine tepki gösterdi. Özel, maddenin aynı niyetle gündeme gelmemesi gerektiğini söyledi.

    Özel hastane çetesi davasına değinen Özel, dönemin İl Sağlık Müdürü olan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu özel hastanelerdeki bebek ölümlerinden sorumlu tuttu, “O bakan istifa edecek, o hesap verilecek” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamalarıyla başlayan laiklik ve cami tartışmalarına da yanıt veren Özel, “Bu küstahın bu söylediği sözlere siyasi zeminde laf yetiştirmek yerine, bunu niye yaptığını görmek lazım. Derdi bu; tartışmayı başlatayım, Özgür Bey ile Tayyip Bey cami tartışması yaparken ben kenarda durayım, bakanlık yapayım” diye konuştu.

    Kara Harp Okulu’nda kılıçlı yemin eden teğmenlerin ihraç edilmek istenmesini “siyasi hesap” olarak değerlendiren Özel, iktidarın kutuplaştırma siyasetinin artık meyve vermediğini belirtti. Erdoğan’a seslenerek “Kul hakkına girme, ama girersen, günü geldiğinde şunu göreceksin; atılan teğmenlere hep beraber kılıç töreni yaptıracağız, sonra o karara sessiz kalanların hepsini emekliye yollayacağız” dedi.

    Özgür Özel’in CHP grup toplantısında ele aldığı başlıca konular şunlar oldu:

    Rize’nin Çayeli ilçesinde bir yurttaşın hayatını kaybettiği heyelana dair konuşan Özel, önlem alınması uyarılarının dikkate alınmadığını belirterek “Daha beterleri kapıda diyorlar. Bu konuda tedbir alınması gerekiyor” dedi.

    ETKİ AJANLIĞI DÜZENLEMESİ 

    Etki ajanlığı maddesinin çekilmesi ile ilgili “Bir yasa getirdiler adı etki ajanlığı. Biz kırmızı alarm ilan ediyoruz, dedik. Grup bu talimatı aldı. Mücadele verildi. Etki ajanlığı yasası geri çekildi. Taslağı hazırlasınlar ajana ajan desinler. Ama MİT’in istediği veya devletin, güvenlik güçlerinin istediği öğrenciyi, öğretmeni, öğretim görevlisini, gazeteciyi tehit etmeyen bir maddeyi yazacak akıl beceri bu ülkenin bürokrasisinde var. Yazın, oturmaya biz varız. Geçen haftakine benzer bir metnin orasını burasını değiştirip aynı niyetle getirmeyin. Kırmızı alarm kalkmadı sarıya çevirdik” dedi.

    “İDDİANAME YOK, ÇÜNKÜ ORTADA DELİL YOK”

    Tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in önce tutuklandığını ardından gizli tanık çıkarıldığını belirten Özel, “Gizli tanık nereden çıktı? Ahmet Özer’e sorduğun soruların içinde gizli tanık yok. Demek ki önce tutukladın sonra gizli tanık yarattın. Güya o gizli tanığın ifadesiyle iddianame yazacak. Savcı, İstanbul’da hızlı iddianame yazmasasıyla meşhur. Tek sanıklı dava 22 gün oldu iddianame yok, çünkü ortada delil yok. Delillerin yaratıldığı sürecin adalet getireceğine kimse inanmaz. Esenyurt’ta kimse böyle bir sürece inanmıyor. AK Parti ve MHP’ye kötü haberim şu; gidin Esenyurt’u gidip dolaşın. Esenyurt’ta yapılan araştırmalarda, işgale yüzde 81 ile itiraz ediyor. Ahmet Özer’e oy vermeyen 5 kişiden 4’ü ‘haksızlık yapılıyor’ diyor. Sandığı koyup halka soralım. Yüzde 80’i Ahmet Özer’in arkasında değilse biz bir şey bilmiyoruz” diye konuştu.

    “SAĞLIK BAKANI İSTİFA EDECEK, HESAP VERECEK”

    Özel hastanelerde yaşanan bebek ölümleri ile ilgili dönemin İl sağlık Müdürü olan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sorumluluğuna vurgu yapan Özel şöyle devam etti:

    “Bakan olmadan önce 8 yıl İl Sağlık Müdürü. Onun döneminde yaşanıyor ne yaşandıysa. Çocuklar ölüyor bunlar gözlüyor. Geçen yıl Mart Nisan’da gözaltı yapılıyor. Ama hastane sahipleri o kadar hatırlı o kadar dokunulmaz ki o hastanelere çocuklar yatırılmaya devam ediyor. Bu çetenin başındakiler o kadar şımarmışlar ki gidiyor savcıyı tehdit ediyor.

    İşte o sürecin sağlık müdürü, bugün gelmiş, ‘Ben Sağlık Bakanı’yım’ diyor. Evlerde o beşikler boş duruyor. 18 sene sonra bir mucize çocuğu olmuş, o çocuğu da o çete öldürmüş. Bu gelmiş, komisyonda kendisine bakan muamelesi yapılmasını bekliyor. O bakan istifa edecek, o hesap verilecek. O zamana kadar kimse sizin yüzünüze bakmayacak.

    47 sanık var bir tanesi devlet memuru değil. Yıllar önce ihbar, aylar önce tutuklama, ihbardan önce bile çocuk ölümleri yaşanıyor ve o hastanelere el kadar bebeleri emanet etmeye devam eden bir sağlık sistemi. O sürecin sağlık müdürü bugün gelmiş ben sağlık bakanıyım diyor. Sen orda durursan bu yargılama sürmez. Bu yüzden onu orda tutuyorlar. Ama ne olursa olsun bu millet gördü bu iktidarın uygulamaları ne yenidoğan ne çocuğa ne kadına ne sokaktaki canlara ne yoksullara gençlere hiç kimseye iyi gelmemektedir. Bu iktidarın gitmesi Türkiye’nin yüzünün gülmesinin tek ve ön şartıdır.”

    LAİKLİK TARTIŞMASI

    Özel, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik açıklaması üzerinden başlayan tartışmalara dair “Laiklik din düşmanlığıymış da, yok camiler ahır olmuş da. Eğer o anayasayı yapanlar, bu ülkeyi kuranlar, başta Gazi Mustafa Kemal olmasaydı, o camilerde şimdi ezan okunmuyordu. Biz cami falan kapatmadık ama yaptıysak bile halen bu senin yaptığın çocukları aç, susuz bırakmanın milyon günahı var. Bu küstahın bu söylediği sözlere siyasi zeminde laf yetiştirmek yerine bunu niye yaptığını görmek lazım. Derdi bu; tartışmayı başlatayım, Özgür Bey ile Tayyip Bey cami tartışması yaparken ben kenarda durayım, bakanlık yapayım. AKP’nin içinde çok kötüsü vardı ama bu kadar beceriksizi, vicdansızı gelmedi. Bu iktidar 22 yıl sonra kutuplaştırma siyasetinin ekmeğini yiyemediği bir dönem yaşıyor.” diye konuştu.

    “ERKEN SEÇİM İSTİYORUZ”

    Özel, Erdoğan’ın geçmişteki açıklamalarını hatırlatarak, “22 yıldır bu ülkeyi yöneten Tayyip Bey, ‘Bunlar pazara gelebilirler mi, çiftçinin suratına bakabilirler mi, esnafın derdini dinleyebilirler mi?’ diyordu. Şimdi soruyorum, Tayyip Bey bir pazara gidebilir mi? Esnafla, işçiyle konuşabiliyor mu? Tayyip Bey bu milletin arasına karışıp geçinebiliyor musunuz diye sorabiliyor mu? Madem soramıyorsa onun dediği gibi sokağa gidemiyorsa sandığa gidecek. Erken seçime gidecek. Tayyip Bey ya tarlada, fabrikada, pazarda vatandaşa git, hatırını sor helallik iste yapamıyorsan işte orada sandık orada. Sandığı bekliyoruz. Erken seçim istiyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Etki ajanlığı’ kanun teklifinden çıkarıldı

    ‘Etki ajanlığı’ kanun teklifinden çıkarıldı

    PİRHA-Muhalefet partilerinin tepkisi üzerine AKP-MHP iktidarı, “etki ajanlığı” düzenlemesini kanun teklifinden çıkardı.

    AKP ve MHP’nin ortak imzası ile Meclis Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda tepkiyle karşılanan “etki ajanlığı” olarak bilinen düzenlemeyi de kapsayan madde, kanun teklifinden çıkarıldı.

    AKP, MHP, İYİ Parti, CHP ve DEM Parti’nin Grup Başkanvekilleri, bugün Meclis’in danışma kurulunda bir araya geldi. DEM Parti dışındaki muhalefet partileri, maddenin revize edilmesi gerektiğini paylaştı.

    MADDENİN TAMAMEN ÇIKARILMASI TEKLİFİ

    AKP-MHP de “etki ajanlığı”nı düzenleyen maddenin revize edilmesine olumlu yaklaştı. DEM Parti, maddenin tamamen çıkarılması gerektiğini belirterek, revizeye karşı çıktı.

    AKP-MHP, geri adım atarak, “etki ajanlığı”nı düzenleyen maddenin kanun teklifinden tamamen çıkarılmasını kabul etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Basın meslek örgütlerinden ‘Etki ajanlığı’na tepki: Toplumu baskı altına almayı hedefliyor

    Basın meslek örgütlerinden ‘Etki ajanlığı’na tepki: Toplumu baskı altına almayı hedefliyor

    PİRHA – Basın meslek örgütleri, gazeteciliği hedef alan ‘Etki ajanlığı’ yasasına karşı açıklama yaptı. Söz konusu yasanın ciddi belirsizlik içerdiğine vurgu yapan basın örgütleri, “Bu düzenleme Türkiye’de ifade özgürlüğünün daha da kısıtlanmasına yol açacak ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını ciddi şekilde ihlal edecektir” diye belirtti.

    Basın Konseyi, DİSK/Basın-İş, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Ekonomi Muhabirleri Derneği. Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, ‘etki ajanlığı’ düzenlemesine ilişkin ortak açıklama yaptı.

    “BELİRSİZLİK İÇEREN DÜZENLEME”

    “Etki ajanlığı düzenlemesi basın ve ifade özgürlüğüne açık bir saldırıdır!” başlıklı açıklamada söz konusu yasanın, iktidara yönelik eleştirileri bastırmak amaçlı yapıldığı vurgulandı.

    Yazılı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Gazetecilik faaliyetlerini hukuki belirsizliklerle suç unsuru haline getirecek olan ‘etki ajanlığı’ düzenlemesi AKP iktidarı tarafından yeniden TBMM gündemine getiriliyor.

    Geçtiğimiz Mayıs ayında 9’uncu Yargı Paketi taslağında yer alan ve tepkilerle geri çekilen bu düzenleme, şimdi farklı bir torba yasa teklifi kapsamında yeniden karşımıza çıkmıştır. Bu yasa, iktidar eleştirisini bastırmak ve gazetecilik faaliyetlerini hukuki belirsizliklerle dolu bir alan içine itmek amacıyla oluşturulmaktadır.

    ‘Etki ajanlığı’ kavramının ceza kanununa eklenmesi, basın özgürlüğünü ciddi bir tehdit altına sokan bir adım olup, ‘iç ve dış siyasal yararlar aleyhine’, ‘yabancı organizasyon’ ve ‘savaş etkinliği’ ifadelerinin getirdiği muğlaklık, bu düzenlemenin her türlü gazetecilik faaliyeti üzerinde baskı oluşturma potansiyeli taşıdığına işaret etmektedir.

    Bu düzenleme, gazetecilerin mesleklerini icra ederken her an ‘etki ajanı’ olarak damgalanma riski ile karşı karşıya kalacakları bir ortam yaratacaktır.

    Ciddi bir şekilde belirsizlik içeren bu düzenleme Türkiye’de ifade özgürlüğünün daha da kısıtlanmasına yol açacak ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını ciddi şekilde ihlal edecektir. Basın ve ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel taşlarından biridir. Ancak yapılması planlanan düzenleme, bu temeli sarsmayı ve toplumu baskı altına almayı hedeflemektedir.

    Unutulmamalıdır ki, gazetecilik sadece bir meslek değil, aynı zamanda toplumun bilgilenmesini sağlama görevidir. İktidarın bu tür yasalarla toplumu sindirmeye çalışması, gazetecilik mesleğinin onuruna ve varlığına yapılmış açık bir saldırıdır. Aşağıda imzası bulunan Medya Dayanışma grubu üyesi basın meslek örgütleri olarak, bu saldırılara karşı duracağız ve bu yeni suç düzenlemesine karşı tüm meslektaşlarımızla birlikte güçlü bir ses çıkaracağız.

    Gazeteciler olarak, halkın haber alma hakkını savunmak ve gerçeği ortaya koymak adına üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getireceğiz.

    Bu nedenle, tüm meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla dayanışma içinde bu hukuk dışı yasal düzenlemeye karşı çıkacak ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Bizler, özgür bir basının ve ifade özgürlüğünün savunucusuyuz. Bu mücadelemizi, her koşulda sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Etki ajanlığı ‘casusluk düzenlemesi’ olarak yeniden Meclis’te

    Etki ajanlığı ‘casusluk düzenlemesi’ olarak yeniden Meclis’te

    PİRHA-Yargı paketinden çıkarılan ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen düzenleme, “casusluk düzenlemesi” olarak yeniden Meclis’e sunuldu.

    AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, Grup Başkanvekilleri Bahadır Yenişehirlioğlu ve Leyla Şahin Usta ile kamuoyunda “etki ajanlığı düzenlemesi” olarak bilinen maddenin de yer aldığı 23 maddeden oluşan Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni Meclis Başkanlığı’na sundu.

    3 YILDAN 7 YILA KADAR HAPİS CEZASI

    Bu teklifi de 9. Yargı Paketi’nin bir parçası olarak Meclis Başkanlığı’na sunduklarını belirten Güler, “etki ajanlığı düzenlemesini içeren madde ile ilgili, “Teklifin 16. maddesine göre; devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işleyenlerin üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı düzenlenmekte. Böylelikle belge ve bilgi temini veya açıklanması dışında casusluk maksadıyla suç işlenmesi de ayrı bir suç olarak düzenlenmekte ve casusluk faaliyetleriyle daha etkin mücadele edilmesi amaçlanmakta” dedi.

    Geçtiğimiz yasama yılında, 9’uncu Yargı Paketi içinde yer alan teklif, kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle geri çekilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    PİRHA- CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir “etki ajanlığı” düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nde yer almayacağını söyledi.

    9’uncu Yargı Paketi’nin tamamının geri çekilmesine dönük kadınlardan ve toplumdan yana çağrılar sürerken “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekildiği açıklandı.

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “etki ajanlığı” düzenlemesinin paketten çıkarıldığını açıkladı. Meclis’te bir grup gazeteci ile bir araya elen Murat, “9’uncu Yargı Paketi medyada yer buldu. Dezenformasyon Yasası’ndaki gibi dilediklerini yargılamak gibi kaygımız vardı. Geldiğimiz noktada 9’uncu Yargı Paketi’nde bunun yer almayacağı bize söylendi” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Av. Aytekin Aktaş’tan ‘Etki ajanlığı’ tepkisi: AKP hükümeti yargıyı paketlemiş durumda-VİDEO

    Av. Aytekin Aktaş’tan ‘Etki ajanlığı’ tepkisi: AKP hükümeti yargıyı paketlemiş durumda-VİDEO

    PİRHA-  9’uncu Yargı Paketi’nde yer alan “etki ajanlığı” düzenlemesini değerlendiren Avukat Aytekin Aktaş  gazeteciler, sivil toplum aktivistleri, politikacılar ve araştırmacıların cezalandırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Aktaş, “Bu hiçbirimizin hukuki güvenliği yok demektir. İktidar gerekirse hukuki zorla, hukuku bir araç olarak kullanarak kendisi gibi düşünmeyenleri mahkum etmeyi amaçlıyor” dedi.

    Bayram sonrasında meclise sunulması beklenen 9’uncu Yargı Paketi taslağının şimdiye kadar ortaya çıkan ayrıntıları tartışma yarattı. Özellikle taslakta “etki ajanlığı” şeklinde sunulan düzenlemeye göre, “Devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.”

    Oldukça muğlak olarak taslakta yer alan  “etki ajanlığı”, “casusluk” suçlarının, özellikle gazetecileri ve Türkiye’deki toplumsal sorunlar ile olaylara dair araştırma yapan herkesi kapsayabileceği ön görülüyor.

    Avukat Aytekin Aktaş, 9’uncu yargı paketinde yer alan etki ajanlığı düzenlemesine dair PİRHA‘ya konuştu

    “AKP İKTİDARINDA YARGI ‘PAKETLEMİŞ’ DURUMDA”

    Yargının 22 yıllık AKP iktidarı eliyle ‘paketlendiği’ değerlendirmesinde bulunan Aktaş, “Etki ajanlığı konusunda ciddi bir tepki gösterilmeye ihtiyaç var. Tabi ki de belli zaman dilimleri arasında revizyonlar yapmak gerekir. Yargıda ihtiyaçlara göre yeni çözüm yolları bulunabilir. AKP hükümeti zamanında tabiri caizse yargının kendisi paketlenmiş durumda. 9’uncu Yargı Paketi’nde bir yerden sızan metinler üzerinden fikir yürütmeye çalışıyoruz. İktidar kimseye fikir sormadan, konunun muhataplarına danışmadan, tartışmaya açmadan ve kamuoyunun denetimine ve katkısına açık olmadan kanun değiştiriyor. Deyim yerindeyse iktidarı elinde tutan siyasi cenahın elinde hamur olmuş durumda. Kanun eğer ki hepimizi bağlayacak ise kanun oluşturmada da her kesimin fikrinin alınması gerekir. Duyumlar üzerinden bunu tartışmamız kabul edilebilir değil” diye konuştu.

    “DEMOKRATİK KAMUOYUNU TEHLİKEYE ATAN BİR YASA TASARISI”

    Etki ajanlığının bütün demokratik kamuoyunu doğrudan tehlikeye atan, şüpheli ve casus haline getiren bir yasa tasarısı olduğuna işaret eden Aktaş, “Etki ajanlığı kavramı 30 Yıl Savaşları’ndan sonra 1648 Westphalia Barışı’nda Batılı anlamda ilk kez ulus-devletlerin köklerinin buradan aldığını söyleyebiliriz. İlk modern ulus-devletleri köken üzerinden hukuken. Ve ilk milli güvenlik eksenindeki kararların da 17. yüzyılda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Milli güvenlik adıyla devlet güvenliğine tehlike oluşturabilecek muhtemel sıkıntılara karşı önlemler ilk kez bu hukuki metinlerde yer bulmuş” dedi.

    “GEZİ DAVASI İDDİANEMESİNE YANSIMIŞTI”

    Avukat Aytekin Aktaş yine Gezi Davası iddianamesinde de etki ajanlığı üzerinden soruşturmaların yürütüldüğünü hatırlatarak, şunları ifade etti:

    “Biz bu etki ajanlığı kısmını ise Gezi Davası’ndan tanıyoruz. Gezi Davası iddianamesinde etki ajanlığı kitlesel anlamda iddianameye yansımıştı. Bundan kasıt klasik casusluk faaliyetleri dışında gazeteciler, akademisyenler, politikacılar, sivil toplum örgütleri gibi toplumsal kamuoyunda söylemine itibar edilen insanların uluslararası anlamda doğrudan ajan yerine etkin ajan olduğu terminolojide yerini almıştır. Tasarıda doğrudan böyle geçmese de önlenmeye çalışan şeyin etki ajanlığı olduğunu anlıyoruz. Hukuku ayaklar altına alan bir sıkıntı var. Bu düzenleme hali hazırda TCK’nın 7. Bölümünde ‘devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk’ başlığıyla yer alan 14 maddenin ekine olan 339. Maddenin A maddesine eklenmiş ve 15. Madde olmuş. 14 madde bütün devlet sırları ve casusluk faaliyetlerini tanımlı olarak cezalarıyla düzenlemiş.”

    “HERKESİ ZAN ALTINDA BIRAKIR, HİÇBİRİMİZİN HUKUKİ GÜVENLİĞİ YOK”

    Öngörülebilir ve tanımlanabilir olmayan bir metinin kanun olarak kabul edilemeyeceğini sözlerine ekleyen Aktaş, “Kanun tasarısında bu temel hukuk prensibi çiğnenmiş durumda. Bu hiçbirimizin hukuki güvenliği yok demektir. Mevcut iktidar kendisi için böyle bir yetki istiyor. İhtiyaç halinde joker bir madde yazılarak istedikleri herkes için bir açıklama görmeden kullanabilecek. Tasarıda iki eylem cezaya bağlanıyor. ‘Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancı hakkında araştırmalar yapan veya yaptıranlar’ için ceza isteniyor. Bu ucu çok açık bir şey. Bu kanun tasarısı akademik, hukuki araştırmaları, mesleki, politik faaliyetleri ve aktivist hareketleri zan altında bırakır. Tüm hukuksuzlar ve haksızlıklar karşısında insanlar buna ses çıkarma hakkına sahiptir. Böyle kullanılmaya açık bir şeyin hukuken kanun olarak kabul edilmesi hukuk doktrinine terstir. Yani ses çıkaran herkes ajan mıdır, casus mudur?” diye sordu.

    “TANIMSIZ, SINIRSIZ, HERKESE CEZA VEREBİLECEK BİR DÜZENLEME”

    Avukat Aytekin Aktaş, hukuki zorla muhalefet eden toplumsal kesimlerin mahkum edilmeye çalışıldığını kaydederek, “Hukuksuzlara ‘hukuk kılıfı’ uydurmanın en büyük varyasyonu. Bundan 21 sene önce yine milli güvenlik gerekçesiyle tanımsız, sınırsız, herkese ceza verebilecek bir düzenleme yapıldı. Erdoğan’ın imzasıyla bu kanun değişikliği önerilmişti ve o zaman bu kanun geçmemişti. Belli ki iktidarı kaybetmek istemeyen cenah gerekirse hukuki zorla hukuku bir araç olarak kullanarak kendisi gibi düşünmeyenleri mahkum etmeyi amaçlayan bir araç yaratmaya çalışıyor” diye kaydetti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • DFG Mayıs ayı raporu: ‘Etki ajanlığı’ maddesiyle gazetecilik kıskaca alınıyor

    DFG Mayıs ayı raporu: ‘Etki ajanlığı’ maddesiyle gazetecilik kıskaca alınıyor

    PİRHA – Tutuklu gazeteci sayısının 42 olduğunu belirten DFG, Mayıs ayı raporunda 9’uncu yargı paketinde yer alan “Etki ajanlığı” maddesiyle gazeteciliğin kıskaca alınmaya çalışıldığını ve maddenin çekilmesi gerektiğini vurguladı. 

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), 2024 Yılı Mayıs Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporda gazetecilerin ev baskınlarıyla gözaltına alınması, kötü muameleye maruz kalması gibi birçok hak ihlalleri sıralandı. Raporda 42 gazetecinin cezaevinde olduğu belirtildi.

    “ETKİ AJANLIĞI KABUL EDİLEMEZ”

    DFG tarafından hazırlanan raporda, “Gazeteciliğe yönelik baskı ve ihlaller devam ederken iktidar bununla da yetinmeyerek 9’uncu yargı paketiyle birlikte ‘etki ajanlığı’ adlı maddeyi yasalaştırmayı amaçlıyor. ‘Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak’ ibarelerinin yer aldığı madde ile gazetecilik bir kez daha kıskaca alınacak. Siyasi iktidar başta olmak üzere güç odaklarını rahatsız edecek bilgileri topluma aktaran her bir gazeteci bu madde kapsamında yargılanacak, hapsedilecek. Elbette bu madde sadece gazetecileri kapsamayacak dijital medya platformlarında fikir ya da bilgi paylaşımı yapan herkes bu kapsamda yargılanabilecek. Yasa ile birlikte demokrasinin olmadığı bir ülkede gazeteciler başta olmak üzere toplumun tüm muhalif sesleri kısılmış olacak. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği olarak böylesi bir yasayı kabul etmiyoruz. Tasarının da geri çekilmesini talep ediyoruz” denildi.

    1 MAYIS’TA GAZETECİLER DARP EDİLDİ

    Gazeteciler ile basın ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin Mayıs’ta da sürdüğünün belirtildiği rapor değerlendirilmesinde, şunlar kaydedildi:

     “1 Mayıs İşçi Bayramı için İstanbul’da Taksim Meydanı’na yürüyen işçi ve emekçileri takip eden medya mensupları da darp edildi, kelepçelenerek gözaltına alındı. İşçi ve emekçilere yönelik polis saldırısının yaşandığı alanlardan biri olan Saraçhane’de polis amirinin ‘Basını süpürün’ talimatıyla gazetecilere yönelik şiddet gerçekleşti. Bu saldırılarda meslektaşlarımız yaralandı, çalışmaları engellendi. Polisin saldırısında Mücadele Birliği muhabiri Serpil Ünal ters kelepçe takılarak gözaltına alınırken, gazeteciler Fatoş Erdoğan ve Umut Taştan, haber takibi sırasında yaralandı. Gazeteci Umut Taştan ayağından yaralandı, Fatoş Erdoğan’a ise plastik mermi isabet etti. 1 Mayıs’ın ardından Taksim eylemlerine dönük 3 dalga şeklinde operasyon yapıldı, birçok ev ve iş yeri polisler tarafından basıldı. Baskın yapılan adreslerden biri de Sendika.org bürosu oldu. Kimseye haber verilmeden yapılan baskında Sendika.org çalışma ofisinde hukuksuz arama yapıldı. Taksim eylemlerine katılanlara dönük yapılan operasyonların 3’üncüsünde ise Gazete Patika Muhabiri Ali Kadir Güler gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi. Güler, daha sonra yapılan itiraz sonucu serbest bırakıldı. Gazetecilere dönük baskıları sadece 1 Mayıs’la sınırlı tutmayan iktidar, 6 Mayıs’ta Amed’de yapılan ev baskınlarında gazeteciler Nurcan Yalçın ve Derya Us’u gözaltına aldı. Us ve Yalçın, Diyarbakır Adliyesindeki sorgularının ardından sevk edildikleri Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince 7 Mayıs’ta adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.”

    GAZETECİLERE KALKANLI ENGEL

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle yapılan eylemlere yönelik saldırılarda gazetecilere yönelik engellemelerin yaşandığının ifade edildiği raporda, “Eylemlere saldıran polis bu durumun yansımasını engellemek adına gazetecileri çembere aldı. Benzer engelleme Kobane davasının açıklanan kararların ardından başlayan eylemlerde de gerçekleşti. Diyarbakır’da Koşuyolu’ndan İstasyon Meydanı’na yapılan yürüyüşte gazeteciler kalkanlarla çember içine alınarak mesleklerini yapmaları engellendi. Yine eylemi takip eden gazeteciler, polis amirinin ‘Eylemcilerden uzaklaşmadığınız takdirde hakkınızda işlem yapılacak’ söylemiyle tehdit edildi. Gazetecileri tehdit eden isimlerden biri de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ydi. Muhalif TV kanallarını ve gazetecileri hedef alan Bahçeli, ‘Halk Televizyonu, Sözcü, Now başta olmak üzere haksız ithamlarda bulunan kimler varsa mahkemelerde dinlenmelerini istiyoruz’ dedi. 21 Mayıs’ta 24 gün önce tutuklanan gazeteciler Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ve Erdoğan Alayumat’a cezaevinde yapılanlara da yer verilen raporda, “Meslektaşlarımızın açık açık hedef alındığı bir ayı da geride bırakırken birçok meslektaşımız, yeni açılan soruşturmalarla iktidarın baskı kıskacına alınmaya devam ediyor. Mayıs ayından 4 gazeteci tutuklanırken cezaevlerinde tutuklu sayısı 42 oldu. Raporumuzda da ayrıntılı bir şekilde verdiğimiz 7 olayda gazetecilerin haber takipleri engellenerek tehdit edildi. Bu engellemelerde 4 gazeteci kötü muameleye maruz kaldı. Mayıs ayında 10 gazeteci hakkında soruşturma açılırken 11 gazeteci hakkındaki soruşturma ise davaya dönüştürüldü” diye belirtildi.

    GAZETECİLERE BASKI HER YERDE

    Federe Kurdistan Bölgesi’nde KDP’ye bağlı birimler tarafından alıkonulan gazeteci Süleyman Ahmet’ten 211 gün sonra haber alındığının belirtildiği raporda bunun yeterli olmadığını belirtilerek serbest bırakılması istendi. Kürt gazetecilere yönelik baskının bir diğer adresinin Hollanda olduğu belirtilen raporda, şunlara yer verildi: “Özgür Ülke gazetesi bombalandığı gün gazete binasında olan ve şimdi de sürgünde gazetecilik yapan Serdar Karakoç, Almanya’nın talimatı doğrultusunda gözaltında alındı ve gözaltı süresi 20 gün uzatıldı. Kürt gazetecilere yönelik egemenlerin bakış halinin devamı olan bu saldırıyı kınıyoruz. Meslektaşımız Serdar Karakoç’un derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

    İHLALLER

    Raporda 2 gazetecinin saldırıya uğradığı, 4 gazetecinin evine baskın düzenlendiği ve gözaltına alındığı, 4 gazetecinin tutuklandığı, 4 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığı ve 3 tehdit edildiği, 7 gazetecinin haber takibinin engellendiği cezaevlerinde ise 4 gazetecinin ihlale uğradığı ifade edildi. 10 gazeteci hakkında soruşturma açıldığı, 11 gazeteci hakkında dava açıldığı ve toplamda 23 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile 200 bin TL para cezası verildiği raporda yer aldı. Yine raporda yargılaması devam eden 43 gazeteci dosyasının olduğu tutuklu gazete sayısının ise 42 olduğu belirtildi. 1 gazetecinin işine son verilirken, 10 yayın yasağı, 307 internet sitesinin kapandığı, 450 habere erişim engeli getirildiği bilgileri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)