Etiket: evet

  • Irak Kürdistan Bölgesi’nde sandıktan bağımsızlık çıktı: Evet oyları yüzde 90’ın üzerinde

    Irak Kürdistan Bölgesi’nde sandıktan bağımsızlık çıktı: Evet oyları yüzde 90’ın üzerinde

    PİRHA-Irak Kürdistan Bölgesi’nde bağımsızlık referandumu sonuçları belli oldu.İlk elde edilen sonuçlara göre halkın yüzde 93,2’si bağımsızlık yönünde oy kullanırken,  bağımsızlığa karşı çıkanların oranının da yüzde 6,8 olduğu belirtildi. Kesin sonuçların 72 saat içinde açıklanması bekleniyor.

    Irak Kürdistan Bölgesi Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu, Kürdistan Bölgesi ve Kürdistan Bölgesi’nin dışındaki bölgelerde referanduma katılım oranını yüzde 72.16 olarak açıkladı.

    Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu Sözcüsü Şirwan Zırari, başkent Erbil’de bugün gerçekleştirilen referandumla  ilgili bir basın açıklaması yaptı.

    Zırari, Kürdistan Bölgesi ve idaresi dışındaki Kürdistani bölgelerde referandumda 3 milyon 985 bin 120 seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğunu belirtti.

    Sonuçların 72 saat içinde açıklanacağını belirten Zirari, medyada yer alan verilere itibar edilmemesi gerektiğini söyledi.

    Tartışmalı bölgelerden evlerinden olan ve şimdi kamplarda bulunan 497 bin 190 seçmen, oy kullanma hakkına sahipti.

    Yurtdışında yaşayan ve elektronik ortamda kayıt olan 98 bin 945 seçmen oy kullandı.

    Toplam 4 milyon 581 bin 255 seçmenden, 3 milyon 305 bin 925’i oy kullandı.

  • Alper Taş: Mağluptur bu yolda galip-VİDEO

    Alper Taş: Mağluptur bu yolda galip-VİDEO

    PİRHA-Şaibeli geçen 16 Nisan referandumunun ardından tepkiler devam ediyor. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş referandum sürecini ve sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Taş sürecin baştan beri antidemokratik bir biçimde geliştiğine dikkat çekti.

    16 Nisan’da yapılan referandumun ardından sandıktan çıkarılan şaibeli sonuca yönelik tepkiler devam ediyor. Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı Alper Taş referandum sürecini ve sonuçlarını değerlendirerek anayasa değişiklik paketinin anayasa çiğnenerek halkın gündemine getirildiğini söyledi.

    “ANLAMLI DEĞİL ŞAİBELİ BİR EVET”

    Taş, hükumetin başkanlık sistemini öngören anayasa tasarısının mecliste özgürce tartışılmasını engellediğini belirterek “Binali Yıldırım ‘Kimseye bize OHAL şartlarında ülkeyi referanduma götürüyorlar’ dedirtmeyiz demişti. Ama OHAL şartlarında bir referandum süreci işletildi” dedi. OHAL sürecinde yaşanan baskılara dikkat çeken Taş, Evet’in devlet eliyle örgütlendirildiğini, devletin tüm olanaklarının Evet lehine seferber edildiğini vurguladı. Sandık günü yapılan hukuksuzluklara dikkat çeken Taş “Buradan anlamlı bir Evet çıkaracaklarını varsaydılar ama sandıktan şaibeli bir Evet çıktı” dedi.

    “SOKAKTA KAZANILAN REFERANDUM SANDIKTA ÇALINDI”

    Sandıkların açılmasına yakın YSK’nin aldığı kararı eleştiren Taş, mühürsüz zarların ve oy pusulalarının daha çok Kürt illerinde sandığa atıldığını söyledi. Taş “Referandum süreci boyunca sokakta halkın kendi vicdanıyla, kendi mücadelesiyle yürüttüğü hayır politik olarak aslında referandumu kazandı. Fakat halkın sokakta kazandığı bu referandumu sandıkta çaldıkları gözüküyor” şeklinde konuştu.

    Haziran Hareketiyle birlikte sokakta halkın iradesinin gasp edilmesine karşı mücadele yürüttüklerini belirten Taş “Her akşam sokaklarda adalet arıyoruz. Hakkımızı arıyoruz. Hukuki noktalarda da gerekli başvuruları yapmaya çalışıyoruz. Yani bu işin peşini biz de bulunduğumuz yerden bırakmamaya çalışıyoruz” diye vurguladı.

    “MAĞLUPTUR BU YOLDA GALİP OLAN”

    Şaibeye rağmen halkın yarıya yakınının Hayır dediğinin altını çizen Taş bu sonuçtan hareketle anayasa değişiklik paketinin yürürlüğe sokulmaması gerektiğini kaydetti. Taş, Erdoğan’ın “1-0 ile de kazanılır, 5-0 ile de kazanılır” değerlendirmelerine atıfta bulunarak “Bu maç değil, ciddi bir anayasa değişiklik paketi. Kaldı ki bu 1-0’ın nasıl kazanıldığı da ortada yani. Hakem satın alınmış. Hakem oyunlarıyla kazanmışlar. Bunun üzerine bir galibiyet kutlamaya çalışıyorlar. Klasik bir laf vardır ‘Mağluptur bu yolda galip’ düştükleri durum budur” dedi. Hükumetin ülkeyi ve kendilerini düştükleri bu durumdan kurtarmaları gerektiğini söyleyen Taş bunun yolunun referandumun iptal edilmesi olduğunu, OHAL’in kalktığı eşit, adil ortam ve koşullarda referandumun yenilenmesi olduğunu kaydetti.

    Anayasa değişiklik paketinin hayata geçirilmeye çalışılması, Türkiye’yi büyük bir kaosa sürükler değerlendirmesinde bulunan Taş, Türkiye’de yaşayan herkesin zor bir döneme hazır olması gerektiğinin de altını çizdi.

    (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • PSAKD: Hayır cephesi teslim olmamıştır

    PSAKD: Hayır cephesi teslim olmamıştır

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi 16 Nisan’da yapılan referanduma ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “Hayır biz kazandık” denilen açıklamada, “Mücadelemize kaldığımız yerden daha fazla inatla ve umutla, yılgınlığa düşmeden devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı. 

    16 Nisan referandumuna ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “AKP’nin rejim programının değişikliği için bizlere dayattığı referandum sonuçlarını değerlendirdiğimizde görülmüştür ki, ‘Hayır’ çalışması yürüten tüm sol, sosyalist, sosyal demokrat, yurtsever kesimlerinin ortaya koyduğu emekler karşılıksız kalmamıştır” denildi. OHAL koşullarında yürütülen referandumun meşru olmadığı ifade edildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemizin içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde, OHAL koşullarının pençesinde referanduma gidilmiştir ve unutmamak gerekir ki, Evet kampanyası için devletin tüm imkanlarının seferber edildiği bu ortamda, gücünü emekçiliğinden, haklılığından ve meşru mücadele ruhundan alan Hayır cephesi teslim olmamıştır. Saray ittifakının bütün olanakları boşa düşmüştür ve seçimin ‘zaferi’ kursaklarında kalmıştır.
    Referandum çalışmaları boyunca Alevi mahallelerine saldıran, sokak ortasında gençlerimizi katleden, dernek üye ve yöneticilerimizi tutuklayan, Kürt illerimizde katliamlar yapıp halkı zorla göçe zorlayan Saray ittifakı, bütün engelleme çabalarına rağmen, ülkemizin onurlu insanları dik duruşuyla Hayır’ı savunmuştur.

    “YSK YÜRÜTÜLEN EMEĞİ YOK SAYMIŞTIR”

    Egemenlerin televizyonlarında Hayır’a yönelik uygulanan sansür politikaları sadece Evet’çilere hizmet etmiştir. Kamu yararına yayın yapması gereken devlet televizyonları bile Hayır’a yayınlarında yer vermemiş,açık bir şekilde referandumda Evet’i savunmuştur. Referanduma tarihi bir katılım oranı sergilenmiş, yurt içi ve yurt dışındaki vatandaşlarımız sandık başında görevlerini yerine getirmiştir.Halkımızın bu duyarlılığına karşın mühürsüz oy pusulası ve zarflarını kabul eden YSK referanduma gölge düşürmüş ve halkımızın bu duyarlılığına karşın egemenlerden yana tarafını açıkça beyan etmiştir. Bağımsız bir kurum olma özelliğini yitirmiş olan YSK referandumda emek veren on binlerce sandık görevlisi insanların yürüttüğü emeği yok saymıştır.Sandıkta kazanamadıkları seçimleri ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışanlar, halkımız karşında açıkça kaybetmişlerdir. Sandıktan anayasa değişikliğine karşı çıkan yüzde 49’luk irade bize göstermiştir ki, uygulanmaya başlayacak olan anayasa değişikliği, anayasaların temel özelliği olan toplumsal uzlaşı metni niteliğini göstermeyecektir.

    “MÜCADELEYE KALDIĞI YERDEN DEVAM”

    Zaten bu kadar usulsüzlüğün yapıldığı ve tarafsızlık ilkesine gölge düşürüldüğü bir referanduma dayandırılarak yapılacak anayasa değişilikliği, arzuladıkları tek adam iktidarının yönetim biçimi olduğunu biliyoruz. Bu güvenilmez koşullarda açıklanan referandum sonuçları açık ve net bir şekilde meşru değildir.Halkımızın yarısının kabul etmediği ve büyük şehirlerin kültürel ve politik birikimiyle birlikte başkanlığı reddetmesi, bu karanlık sistemi kabul etmeyeceğini göstermiştir. Bizleri karanlık günlere sürükleyenlere siz zalimlere boyun eğmeyeceğiz.Biz kazandık, bu ülkenin onurlu emekçileri, HAYIR çalışmasını canını dişine takan halklarımız kazanmıştır.Mücadelemize kaldığımız yerden daha fazla inatla ve umutla, yılgınlığa düşmeden devam edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • “Sürekli kandırılan birine nasıl Evet oyu verelim”- VİDEO

    “Sürekli kandırılan birine nasıl Evet oyu verelim”- VİDEO

    PİRHA – AKP ile MHP’nin ortak hazırladığı ve 16 Nisan’da yapılacak olan yeni anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kaldı. Türkiye halkının kaderini belirleyecek olan referanduma ilişkin Amasya esnafına ve pazar halkına PİRHA mikrofonunu uzattık.

    Amasya, Merzifon’daki Katık Pazarı’na peynir, çökelik, tereyağı, yumurta gibi hayvansal ürünlerin yanı sıra pancar, madımak gibi kendi ürettikleri ve topladıkları ürünleri getirip pazarda satan kadınlar ev ekonomisine azda olsa katkı sağlıyorlar.

    Merzifon’daki Katık Pazarı halkı ve esnafı referanduma ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Referandum yaklaşırken kimi vatandaş halen kararsız olduğunu ifade ederken kimisi Hayır, kimisi de Evet diyor.

    “TÜRKİYE’NİN VE ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İÇİN HAYIR DİYECEĞİZ”

    Çoğu kişi Türkiye’nin ve çocuklarının geleceği için Hayır diyeceklerini ifade ederken, birçoğu da tek adamla ülkenin yönetilmeyeceğini ve ülkenin kutuplaştırıldığını artık özgürce kendilerini ifade edemediklerini belirttiler. Bir kadın yurttaş ise, “Bugüne kadar Evet dediğini ancak bu referandumun gereksiz olduğunu düşündüğüm için Hayır, diyeceğim” dedi.

    “SÜREKLİ KANDIRILAN BİRİNE NASIL EVET DİYELİM”

    16 Nisan’da yapılacak referanduma ilişkin bir genç ise,  “Bu yetki padişaha bile verilmedi. 15 yıldır iktidar olan bu hükumet sürekli kandırıldığını ve aldatıldığını söylüyor. Sürekli kandırılan ve aldatılan bu tek adamlık sisteme nasıl güvenip de Evet oyu verelim” diye konuştu.

    16 Nisanda anayasa değişikliğine ilişkin yapılacak olan referandumda Evet diyeceklerini belirten vatandaşlar da neden Evet diyeceklerini şu sözlerle ifade ettiler:

    “Başbakan ve Cumhurbaşkanının peşinden gideceklerini ve yeni anayasa değişikliğinde 18 yaşındakilerin milletvekili olması yasası getirileceği için Evet diyeceğiz.”

    İsmet Sefer-Sevim Kahraman/MERZİFON

    HABERİN VİDEOSU

     

  • ‘Hiçbir hukukçu bu referandumda ‘Evet’ diyemez’

    ‘Hiçbir hukukçu bu referandumda ‘Evet’ diyemez’

    PİRHA-PİRHA mikrofonu ve kamerası bu kez Amasya Merzifon’da. CHP Belediye Meclis Üyesi Haydar Köse’ye ve  Barosu üyesi Avukat Hasan Koparan’a mikrofonumuzu uzattık. 16  Nisan’da yapılacak olan referandumda verecekleri kararı açıklayan CHP’li Köse, ülkenin geleceği için, tek adam rejimine karşı Hayır oyu vereceğini söyledi. Avukat Koparan ise OHAL sürecinin işletildiği bir dönemde yapılan bu referandumun hukuksuz olduğunu dile getirdi. 

    “BU MEMLEKET MESELESİ, HAYIR DİYORUM”

    Amasya Merzifon’da CHP Belediye Meclis Üyesi Haydar Köse, 16  Nisan’da yapılacak olan referandumun ülke için Hayırlı olmasını diledi. Başkanlık sistemine karşı olmadığını söyleyen Köse, “Ancak bu kadar geniş yetkilerin tek adama verilmesine karşıyım. Çünkü bu Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan meselesi değil. Bu memleket meselesi olduğundan ‘Hayır’ diyorum. OHAL ile toplumun baskı altına alıp kısıtlanması ve basını susturup kendi denetimine almasına kesinlikle karşıyız” ifadelerini kullandı.

    Bugün medya ve basının tamamen iktidarın elinde olduğunu, muhalif basının ise susturularak baskı altına alındığını dile getiren Köse, “Aslında bu referandumda ‘Hayır’ kampanyası yürütenler beş sıfır yenik başlayarak kampanya yürütmeye çalışıyorlar” dedi.

    “HAYIR ÇIKARSA TOPLUM RAHATLAYACAK” 

    ‘Hayır’ çıkarsa toplumun bir nebze de olsa rahatlayacağına inanan Köse sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugünkü mevcut iktidarda ile Cumhurbaşkanı en azından nerde hata yaptık da halk ‘Hayır’ verdi diye oturup düşünecektirler. Ayrıca daha sağduyulu olmaya çalışıp belki hatalarını telafi edeceklerdir. Evet toplum sürekli olarak iktidara tam yetki verdi ancak bizim burada bir söz vardır ‘Hasan Hasan ama o kadar da uzun Hasan değil’. Yetki ama o kadar da yetki vermeyecektir bu halk yapılacak olan referandumda. Ve tekrar belirtmem gerekirse ‘Hayır’ çıkacaktır ve taşlar yerine oturacaktır.” 

    “YURTSEVER BİR VATANDAŞIM, HAYIR DİYECEĞİM”

    “Ben ülkesini seven ve ülkesinin geleceğini düşünen bir yurtsever vatandaşım” diyen Amasya Barosu üyesi Avukat Hasan Koparan da çocukların ve ülkenin geleceğinin daha iyi olması için ‘Hayır’ diyeceğini söyledi.

     

    “ÜLKEMİZİ FELAKETE GÖTÜRECEK”

    OHAL sürecinin işletildiği bir dönemde yapılan bu referandumun hukuksuz olduğunu dile getiren Koparan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hukuksal olarak düşünürsek yapılacak olan referandumda hiçbir hukukçunun ‘Evet’ diyeceğini düşünmüyorum. Çünkü o kadar çok boşluk ve yanlışlarla dolu bir anayasa değişikliği ki bu ülkemizi felakete götürecektir. Bu anayasa değişikliği bir parti ve kişi meselesi değildir. Bu anayasa değişikliği tamamen ülkenin geleceği ile ilgilidir.”

    Koparan, “Ne AKP ile ne de Tayyip Erdoğan’la bir sorunumuz yok. Gerekirse başkanlıkta olabilir ama biz partili başkanlığa tamamen karşıyız. Cumhur demek halk demektir. Eğer halkın temsil edileceği bir sistem getirilecekse en çok halkın söz sahibi olduğu bir sistem ve anayasa değişikliği getirilmelidir. Ve egemenliğin halktan olduğu bilinciyle hareket edilmelidir. Ama bir partinin başkanı iken Cumhurbaşkanı ve başkan olduğunuz zaman sadece belirli bir kesimi temsil eder ve ona göre davranırsınız. Dolayısı ile halkı temsil etmezsiniz. Bu nedenle mevcut sistemin ve kuvvetler ayrılığının devam etmesi gerekmelidir” dedi.

    Yargı, yürütme ve yasamadan herhangi birine bir şey olursa dengenin bozulacağını söyleyen Koparan, bir hukukçu olarak ‘Hayır’ çıkmasını istediklerini belirtti.

    Haber: Sevim KAHRAMAN

    Kamera: İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

     

  • Ankara Kızılay’da halk ‘Hayır’ diyor-VİDEO

    Ankara Kızılay’da halk ‘Hayır’ diyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kızılay’da işçi, memur, emekli, işsiz, ev kadını ayrımsız tüm vatandaşlara mikrofonumuzu uzattık ve anayasa değişikliği ile ilgili referandumda ‘Evet’ mi ‘Hayır’ mı diyeceklerini sorduk. 

    Referanduma az bir süre kala Ankara’da yaşayan yurttaşlar referandumda ne oy kullanacaklarını ve gerekçelerini PİRHA’ya anlattılar.

    Neşe Aras isimli bir yurttaş, referandumda hayır diyeceklerini söyleyerek “Biz kazanacağız” dedi.

    Makine mühendisi olan Gürkan Karaçoban da tek adam diktatörlüğüne karşı olduğu için, bağımsız bir Türkiye için hayır diyeceğini belirtti.

    Emekli öğretmen Arzu Gündoğmuş ise torununu düşündüğü için hayır diyeceğini ifade etti.

    Figen Aygörmez isimli bir kadın da hayır deme nedenlerini şöyle açıklıyor: Bu ülkede bağımsız, laik bir şekilde yaşamak için, tek adama kaşı olduğum için, diktatörlüğe, faşizme karşı olduğum için hayır, hayır, hayır diyorum.

    Engelli bir vatandaş olan Selim Aydın Davulcu da şuana kadar hiçbir geliri olmadığı için ve başbakandan memnun olmadığı için hayır diyeceğini belirterek, “Engelim var, bana hiçbir imkân tanımadılar. Hiçbir gelirim yok. Kirada oturuyorum Hayırda hayır olduğunu düşünerek hayır diyeceğim” dedi.

    Ev kadını Keklik Köksal, ülkenin anayasadan daha önemli sorunları olduğuna dikkat çekerek, “Referandumda Hayır diyorum. Nedeni ise ülkemizde o kadar sorun var ki, eğitim sorunu, işsizlik sorunu, savaş sorunu. Bu kadar sorun varken, bunlara önlemini almak, çözüm üretmek varken, çocuklarımızın geleceği için bir şeyler yapmak varken, hiç bir şey yapılmıyor. İşsizlik, eğitim, suçsuz yere tutuklanan insanlar, işinden edilen insanlar var. Bunlar çözülürse her şey çözülür” şeklinde konuştu.

    Bu ülkede yaşayan duyarlı bir vatandaş olduğunu söyleyen Dengiz Sönmez de “Tek adam rejimine hayır diyorum. Özgürlük, adalet ve barış için hayır diyorum” diye konuştu.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

  • AKP’li vatandaş: Endişeliyim, ‘Hayır’ diyeceğim’ VİDEO

    AKP’li vatandaş: Endişeliyim, ‘Hayır’ diyeceğim’ VİDEO

    PİRHA-İki dönem AKP’ye oy vermiş bir vatandaş: Ben ülkem adına endişeliyim, diyor. Türkiye’de yaşananların kendisini mutsuz ettiğini söyleyen vatandaş, meclisin pasifize edildiği bir dönemde ‘Hayır’ yönünde oy kullanacağını ifade ediyor.

    Başkanlığın oylandığı referanduma bir aydan az bir süre kaldı. Her iki cephedeki kampanyalar ise son hızda sürüyor. ‘Hayır’ diyecek olanların terörist ilan edildiği bu süreçte, AKP’ye yıllarca oy vermiş olanlar da ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı ‘Hayır’ yönünde oy kullanacağını söylüyor.

    İstanbul Taksim’de İstiklal Caddesi’nde PİRHA mikrofonuna konuşan bir vatandaş da AKP’ye iki dönem boyunca oy vermiş biri. Emekli olan vatandaş, “Ülke işgale hazırlanıyor. Çünkü kurumlar, kuruluşlar etkisizleştiriliyor, kutuplaşma yaratılıyor. İki akraba birbiriyle siyaset konuşmaktan çekinir hale geldi. Buna benzer şeylerle ben ülkem adına üzülüyorum” diyor.

    AKP’ye iki dönemdir ‘Evet’ diyen vatandaş referandumda neden ‘Hayır’ diyeceğini şöyle anlatıyor:

    “Referanduma öncesi bu hükümete iki dönemdir Evet, verdim. Ama artık mümkün değil. ‘Hayır’ oyu kullanacağım. Çok basit bir deyimle televizyon alacağım eve. Ama bunu hiçbirinin fikrini almadan alıp getireceğim. Olur mu böyle. Bugün meclisi pasifize eden bir hükümet yarın diyecek ki ben köylerde muhtarlığı kaldırıyorum.  Muhtara gerek yok il meclislerine gerek yok. Cumhuriyet pasifize edildi son zamanlarda. İyiye gitmiyoruz. Hiçbir siyasi kimliğim yok. Hiçbir parti dernekte görev almadım. Ama bir Anadolu insanı olarak ülkemden endişeliyim.” (Haber Merkezi)

    HABERİN VİDEOSU

     

  • ‘Hayır umutlu gözüküyor’-VİDEO

    ‘Hayır umutlu gözüküyor’-VİDEO

    PİRHA – Sultanbeyli Kul Himmet Cemevi’nde eğitimden sorumlu Emrah Kılıçgedik,  Cumhuriyetin tam anlamıyla laik ve demokratik olmasa da  gerçek anlamda Aleviler açısından bir kazanım sayıldığını ifade etti.

    16 Nisanda yapılacak olan referandum ilişkin Sultanbeyli Kul Himmet Cemevi’nde eğitimden sorumlu Emrah Kılıçgedik PİRHA’ya konuştu. Kılıçgedik, “Referandumda ya gericilik ya da cumhuriyetçi yapı oylanacak. Çünkü bunlar dışında başka bir seçeneğimiz yok. Bu yüzden toplumun gerçek anlamda ‘Hayır’ cephesini örgütlemesi gerekiyor. Şuanda da ‘Hayır’ umutlu gözüküyor. Umarım bu umut sandığa da yansır” dedi.

    “EN BÜYÜK SORUMLULUK ALEVİLERE DÜŞÜYOR”

    “Bu süreçte en büyük sorumluluk Alevilere düşüyor” diyen Kılıçgedik, “Çünkü Aleviler bu ülkede ‘Evet’ de ‘Hayır’ da çıksa yine baskı görecekler. Eşit haklar ve daha iyi yarınlar için Alevilerin buna öncülük etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN TEMEL TAŞLARIDIR” 

    Emrah Kılıçgedik son olarak yaklaşan referandumda Alevilerin nasıl bir rol alması gerektiğini şu sözlerle anlattı:

    “Aleviler bu ülkenin temel taşlarıdır. Ve bu referandumda bu temel taşları yerine oturtmak Alevilere düşüyor. Bunu da seçim sürecinde sandıklara sahip çıkarak seçim sonrası olacak herhangi bir olaya karşı uyanık ve akıllı davranarak yapabilirler. Tüm bunları da ancak birlikte ve örgütlü bir hareketin içerisinde yapabiliriz. Bu yüzden tüm Alevi gençlerini Alevi Gençlik Hareketi bünyesinde toplanmasını ve örgütlenmesini istiyoruz. Bu oluşumun Aleviliği yol ve inanç açısından da ileri taşıyacağını düşünüyoruz. (HABER MERKEZİ)

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Bu anayasa tüm toplumu tehdit ediyor’-VİDEO

    ‘Bu anayasa tüm toplumu tehdit ediyor’-VİDEO

    PİRHA-Anayasa değişikliği için 16 Nisan’da yapılacak olan referanduma ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş “12 Eylül anayasası, başkanlık sistemiyle yeniden halka onaylatılmak isteniyor” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş referanduma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 12 Eylül anayasasının halka tekrar onaylatılmak istendiğini belirten Ataş, “HDP olarak 12 Eylül anayasasının bu ülkedeki sorunların çözümü değil tam tersine bugün yaşanan sorunların kaynağı olduğunu ifade ediyorduk. Bunun değişmesi gerektiğini düşünüyorduk” diye ifade etti.

    “DEMOKRATİK GÜÇLERİ ZAYIFLATIP EVET’İ ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    HDP’li Ataş, bugüne kadar iktidar sahiplerinin de bu anayasanın değiştirilmesinden yana olduklarını ancak demokratik mücadelenin gelişmesi ve bu tekçi anlayışı tehdit etmesinin sonucunda iktidarın da tekrar 12 Eylül anayasasına ve o baskıcı rejime sarılma ihtiyacı duyduklarını belirtti. Ataş, “İktidar sahipleri demokrasi güçlerini zayıflatarak yapabilirlerse Nisan ayında Evet’i de sandıktan geçirerek yetkileri güçlendirilmiş bir 12 Eylül anayasasını halkın üzerinde bir sopaya çevirmek istiyorlar” diye konuştu.

    “KADIN TAMAMEN SİSTEM DIŞINA İTİLİYOR”

    Konuşmasında kutuplaştırma siyasetinin giderek derinleştirildiğinde de değinen Erdal Ataş, “Türk – Kürt çatışması, inançlar arasındaki ayrım ve çatışma giderek derinleştiriliyor” dedi.

    Yaşamın her alanında bir eşitsizlik bir ötekileştirme olduğuna vurgu yapan Ataş şunları ifade etti:

    “Politikada kadın tamamen sistem dışına itilmeye çalışılıyor. Bu yeni gelinen süreç içerisinde ise işçi ve emekçiler zaten büyük bir sömürüyle ve örgütsüzlük ile karşı karşıya kalmıştır. Her alanda aslında toplumun tümünü tehdit eden bir anayasa ile karşı karşı karşıyayız.”

    “DEMOKRATİK BİR YÖNETİMİN OTURTULMASINI SAĞLAMALIYIZ”

    Ataş, “12 Eylül anayasası uluslara, dillere, inançlara, cinsiyet kimliklere ve renklere karşı olan düşman olan bir anayasadır. Bunun değişerek tam hak eşitliğine dönüşmesi lazım. 7 bin, 8 bin insanın bu ülkenin ekonomisinin yüzde doksanının cebine indirdiği adaletsiz bir bölüşüm var. Biz bunun işçi ve emekçiler lehine değişmesinden yanayız. İnsanlar  bin üç yüz lira gibi düşük ücretlerle yaşamını geçindirmek zorunda kalıyor. Adaletli bölüşümünün sağlanıp emekçilerin  örgütlenebilmesine ve sendikal alandaki çalışmaların önündeki engellerin kaldırılmasını sağlamalıyız. Yine ekolojinin korunarak bu ülkede demokratik bir yönetimin oturtulmasından yanayız. Bunların tümü Hayır, dememiz için büyük gerekçelerdir” dedi.

    “ANKARA’DA, PARİS’TE VE MOSKOVA’DA OTURARAK ÜLKE SORUNLARINA ÇÖZÜM GETİRİLEMEZ”

    Krallık yıkıldığında bütün cumhuriyetçiler, demokratlar, yurtseverler, sosyalistlerin bütününün  temsili parlamenter sistemi savunduklarını vurgulayan Erdal Ataş şunları ifade etti:

    “Bizler artık temsili sistemin de yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Yani Ankara’dan, Paris’ten, Moskova’dan bu meselenin yönetilemeyeceğini ve ülkenin sorunlarına çözüm getirilemeyeceğini düşünüyoruz.  500 – 600 kişinin çözemediği parlamenter sistemde tüm sorunları tek adamın çözmesini beklememeliyiz. Yereldeki halkın  kendisine, kentine, ülkesine,  sorunlarına, eğitimine sağlığına, çevresine, sokağına yönelik kendi adına söz söylemesi ve çözüm üretmesi gerekiyor. Ancak toplumun kendi kaderini tayin etmesi gerektiğini savunduğumuz ve demokratik yönetimin gerekli olduğunu vurguladığımız bir süreçte tekrar yüz yıl önceye dönme gibi bir siyaset var.”

    “GETİRİLMEK İSTENEN BAŞKANLIK SİSTEMİNİN BİR ÖRNEĞİ  DAHA YOK “

    Türkiye’ye getirilmek istenen başkanlık sisteminin dünya üzerinde  bir örneğinin olmadığını vurgulayan Ataş, “Sadece bir Hitler Mussolini ve benzerlerinde bu örnekler var. Türkiye’de 70’lerde 80’lerde 90’larda darbe girişimleri ile buna benzer  yönelimler, hevesler çok  denendi ancak hepsi çöktü.

    “EVET DESEK BİLE BU SİSTEM 1 YIL İÇİNDE ÇÖKER”

    HDP Milletvekili Erdal Ataş, “Bugün hepimiz evet desek bile getirilmek istenen başkanlık sistemi 1 yıl gibi kısa bir süreçte çökecektir. Ve inanıyoruz ki  AKP’li, MHP’li, CHP’li, HDP’li fark etmez tüm vatandaşlarımız  bu gerçekliğin farkındadır. Bu yüzden büyük bir direnişe giderek hayır diyecek ve bu karanlığı yaratmaya çalışanlara daha yolun başında engel olacaklardır. (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • ‘Hayır için bizim üç milyon tane sebebimiz var’

    ‘Hayır için bizim üç milyon tane sebebimiz var’

    PİRHA – HDP bugün İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı yaptığı toplantıyla ‘Hayır’ kampanyasının tanıtımını yaptı. Toplantıda, İstanbul’da Filiz Kerestecioğlu, İzmir’de Sırrı Süreyya Önder, Diyarbakır’da ise Leyla Güven konuştu. 

    İstanbul Levet’te bulunan Dedeman Otel’de gerçekleşen toplantıya birçok HDP Milletvekilileri, sanatçılar, yöre dernekleri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak yapılan basına açık toplantıda sinevizyon gösterimleri yapıldı.

    “BU TOPLANTIDA HAYIR OYU ÇIKMIŞTIR”

    İlk olarak İzmir’de konuşan HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder konuştu. Önder,”Bu toplantıda ‘Hayır’ oyu çıkmıştır. Halklar bunu kutlamaya başladı, ama daha onların haberi yok. Bırakın ayılmasınlar. 16 Nisan’da anlasınlar” dedi.

    “GİDEN ARKADAŞLARIMIZA ŞEREF BORCUMUZ VAR”

    İki kişinin yan yana gezmesinin infaz edilme sebebi olduğunu kaydeden Önder “Direnen arkadaşlarımız zulmün netice alamayacağını onlara hayatlarıyla öğrettiler. En başta bunun için ‘Hayır.’  Çünkü giden kardeşlerimize şeref borcumuz var. Onlar ‘Evet’ için bir neden söylüyor. Bizim üç milyon tane sebebimiz var” şeklinde konuştu.

    “AKP ÜLKEYİ KAOSA SÜRÜKLEDİ”

    HDP’nin Diyarbakır’da gerçekleştirdiği ‘hayır buluşması’na HDP milletvekilleri Feleknas Uca, Sibel Yiğitalp, Ahmet Yıldırım, Nadir Yıldırım, İmam Taşcıer, Mahmut Toğrul, Ziya Pir ve Alican Önlü’nün yanı sıra DBP, DTK, TJA yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Diyarbakır’da konuşan HDP Milletvekili Leyla Güven de Kürt sorununun demokratik çözümü mevcutken AKP’nin oyalama politikalarıyla ülkeyi daha çok kaosa sürüklediğini kaydetti.

    Güven, Kürt kadınlarının hayır demek için bir çok nedeninin olduğunu kaydetti. Güven “Taybet ana için, Ekin Van için, Cemile için kimse evet dememizi beklemesin. Kürtler hayır diyor boykot tarzı söylemler gerçeği yansıtmıyor. Halkların kardeşliği, kadın özgürlüğü için hayır diyoruz” dedi.

    Türkiye’nin iç ve dış politikada hak ettiği yerde olmadığını belirten Güven, “Tam bir krizle karşı karşıyayız. Buna rağmen AKP kriz yokmuş gibi göstererek halkların gözünü boyamaya çalışıyor” dedi.

    “ÜLKENİN GERÇEK MAĞDURLARI ALANLARA İNECEK”

    AKP döneminde kadın sorununun, işsizliğin tavan yaptığına vurgu yapan Güven,”15 yıl boyunca mağduriyet politikalarıyla iktidarda kalmayı başardılar. Ama şimdi bu ülkenin gerçek mağdurları alanlara inecekler” şeklinde ifade etti.

    Konuşmasında Alevilere yönelik yapılan manipülasyonlara da değinen Güven “Aleviler ‘Hayır’ diyerek onlara cevaplarını verecekler” dedi.

    “BOYKOTUN ‘EVET’ DEMEK OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Güneydoğuda yayılan boykot söylemlerine ilişkin de konuşan Güven “Bunlar bilerek yapılıyor. Biz boykotun ‘Evet’ demek olduğunu biliyoruz. Kürdistan’da boykot yok. En basta Kürdistan ‘Hayır’ diyor” dedi.

    “GELECEK KARANLIĞI HERKES GÖRÜYOR”

    İstanbul’da konuşan HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise Türkiye’de yaşananları George Orwel’in 1984 romanına benzeterek, “Bu anayasayla birlikte gelecek karanlığı herkes görüyor. Bu karanlığa karşı ilk ‘Hayır’ bu yapraklardan gidecek” şeklinde vurguladı.

    “RÜZGAR HAKİKATTEN YANA DÖNÜYOR” 

    İktidarın isteğinin her şeyi tek elde toplamak olduğunu belirten Kerestecioğlu, “Anayasada kadınların, LGBTİ’lilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin özerk üniversite isteyen akademisyenlerin, gazetecilerin, ekolojistlerin sözü olmayacak m? Buna mahkum muyuz? ‘Hayır’ Bu halk size niye ‘Evet’ desin. Artık rüzgar haktan ve hakikatten yana dönüyor” diye ifade etti.

    HDP’nin referandum klipleri izletildi. Coşkulu geçen toplantıda Pınar Aydınlar, ‘Özgürlük Mahkumları’ türküsüyle halkı coşturdu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Evet sözcüğünü literatürümüzde yasak ettiler’-VİDEO

    ‘Evet sözcüğünü literatürümüzde yasak ettiler’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri 22 yıl önce gözaltındayken feribottan atlayıp intihar etti denen Murat Yıldız’ın ölümünden sorumluların yargılanmasını talep etti.

    İstanbul Galatasaray Meydanı’nda adalet nöbetini sürdüren Cumartesi Anneleri’nin 622. hafta oturumunda gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın dosyasında hakikatin açığa çıkarılması istendi. Oturumda “Failler belli katiller nerede” pankartı açılarak üzerine kayıpların fotoğrafları, karanfiller ve barışı temsil eden beyaz tülbent konuldu. Ayrıca kayıplarını ararken yaşamlarını yitiren Berfo Kırbayır ve Kiraz Şahin’in ölüm yıl dönümleri ve Sabahattin Ali’nin de doğum günü olması nedeniyle onlar da anıldı.

    Oturuma HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Avukat Eren Keskin, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, Çerkes İnisiyatifi’nden Cemal Demirok ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

    “HAYIRLARLA DOLU BİR YAŞAM”

    İlk olarak Berfo Kırbayır’ın oğlu Mikail Kırbayır söz aldı. Kırbayır, çeyrek asırdır niye burada olduklarını şöyle belirtti: “Sistemin düzenlemelerine ve bu düzenlemelerin olumsuz uygulamalarından, itirazımızdan dolayı buradayız.”

    “Adalet arayışımıza ‘Hayır’ dediler. Mezarlarımız nerede dedik ‘Hayır’ bilmiyoruz dediler” diyen Kırbayır “Hayırlarla dolu bir yaşam ‘Evet’ sözcüğünü literatürümüzde yasak ettiler. Bu yüzden bizde ‘Hayır’ diyoruz” diye belirtti.

    “DEVLET HEPİMİZE BORÇLU”

    1980 kayıplarından Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren “Kiraz Şahin eşini ararken kadınlık gururuyla oynanmıştı. Devletin en tepesinde olan kişi Berfo anneye oğlunu bulacağım diye söz vermişti ama sözünü tutmadı. Devlet hepimize borçlu” diyerek, “Sözümüz var. Sorumlular hesap verinceye kadar burada oturmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “BURAYA HİÇ BAKAN OLMADI”

    23 Şubat 1995 İzmir’de feribotla İstanbul’a getirilirken kaybolan Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız,  “Çok hükumetler değişti, çok bakanlar değişti. ama ne yazık ki buraya hiç bakan olmadı” dedi.

    22 yıldır burada mücadele ettiğini söyleyen anne Yıldız, bu meydana neler düşünerek geldiğini şöyle anlattı: “Buraya geldiğimde şunu düşündüm. Oğlum beni görecek. Ben eve gittiğimde beni arayacak ve diyecek ki ‘Anne senin orada ne işin var? Ben seni annelikten reddettim. Artık beni arama.’ 22 yıldır benden aldığınız evladımı bana geri verin diyebileceğim bir hükumet bile göremiyorum.”

    “NİKAH TAZELİYORLAR”

    “Bundan önce Yeni Türkiye diyenler şimdi Yeni Anayasa diyorlar. Bunlar ha bire nikah tazeliyorlar” diyen anne Yıldız, hükumetin öldürmekten başka bir şey bilmediğini ifade ederek onlardan hiçbir beklentilerinin olmadığını ifade etti.

    “TAM BİR CEZASIZLIK HALİ”

    Murat Yıldız dosyasını İHD adına takip eden Avukat Gülseren Yoleri dosyaya ilişkin “Murat Yıldız için açık bir dosya yoktu. Savcılık hiç dosya açmamıştı aslında.Tam bir cezasızlık hali” dedi.

    Haftanın basın metnini Cumartesi insanlarından Mine Nazari okudu.

    “SİYASAL SİSTEM SORUMLULARIN YARGILANMASINI ENGELLİYOR”

    Murat Yıldız dosyasında hakikatin açığa çıkarılmasını istediklerini belirten Nazari, “Barışın inşası adaleti gerektirir ve adalet ancak hakikatin üzerinde yükselir” şeklinde vurguladı.

    Nazari Türkiye’de ceza adaletini sağlayacak adli ve siyasi bir iradenin mevcut olmadığına dikkat çekerek “Evrensel hukuk standartlarından uzak bir yargı mekanizması üreten siyasal sistem, kayıplarımızın akıbetinin açığa çıkarılmasını ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesini engellemektedir” diye kaydetti.

    Nazari, Murat Yıldız’ın kendisini teslim olması sonucu gözaltına alındığını ve İstanbul’a getirilirken feribotta kaybolduğunu belirterek “Savcılık ‘atladı kaçtı’ demiş daha sonra annesinin ‘kendisi teslim oldu neden kaçsın’ diye itiraz etmesi üzerine ‘intihar etti’ demişler. Sadece Murat’ın yanındaki iki polise görevi ihmalden ceza verilmiş, o da para cezasına çevrilerek günümüz parasıyla 1 lira 18 kuruş para cezası verildi.” dedi.

    Suay Abak/İSTANBUL

    Haberin Videosu

     

  • ‘Cumhurbaşkanı kendini kurtarma peşinde’ VİDEO

    ‘Cumhurbaşkanı kendini kurtarma peşinde’ VİDEO

    PİRHA- 16 Nisan’da yapılacak olan referanduma ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Kültür Dernekleri ( AKD) Başkanı Doğan Demir, Alevileri, Kürtleri, ötekileri ve insan haklarını yok sayan bir anayasaya ‘Evet’ dememizi kimse beklemesin” dedi. 

    “Biz başından beri Hayır, diyoruz, eğer bizi FETÖ terör örgütüyle bir göreceklerse bu, iktidarın sorunudur” diyen Demir, “Türkiye’de 15 Temmuz sürecinde Aleviler’in ne kadar etkilendiğini 15 yıldır bu ülkeyi yöneten iktidar çok iyi bilir” diye konuştu.

    “ERDOĞAN SİYASET PEŞİNDE”  

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir, “Cumhurbaşkanı kendini kurtarmanın peşine düşmüş. 15 Temmuz darbecileriyle Alevileri, demokratları, aydınları, solcuları ve Hayır’cıları aynı kefeye koymanın yanlış olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan da çok iyi biliyor. Ancak Erdoğan her zamanki gibi siyaset yapma peşindedir. Alevi kurum başkanları olarak bu ülkede herkesin mutlaka birlikte eşit ve uzlaşı kültürü içinde yaşaması gerektiğini savunuyoruz. Alevi, Sunni, Laz ve Kürt diye ayırıp kutuplaştırmanın bu ülkenin yararına olmayacağını her alanda belirtiyoruz” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ” 

    Bir özel televizyonda Manisa AKP İl başkan yardımcısının, “Eğer Hayır çıkarsa Türkiye’de iç savaş çıkar” şeklindeki açıklamasını tüyleri ürpererek seyrettiğini vurgulayan Demir, “Biz onlara inat bu ülkede iç savaşların çıkmasına izin vermeyeceğiz ve herkesin barış içinde eşit bir şekilde yaşaması için mücadele edeceğiz” dedi.

    Doğan Demir referanduma ilişkin sözlerine şunları ekledi:

    Bizim Evet diyene de Hayır, diyene de saygımız var. Ama ben kendi adıma ve kurumum adına bu yeni yapılan anayasaya ve referanduma kesinlikle Hayır diyeceğiz. Çünkü Alevileri, Kürtleri, ötekileri, insan haklarını yok sayan bir anayasaya kimse bizden Evet dememizi beklemesin. Cumhurbaşkanı Erdoğan önce bu taleplerimizi karşılamalıdır.”

    Semra ACAR / İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Evet’çi bir devlete karşı Hayır’cı bir millet olacağız’

    ‘Evet’çi bir devlete karşı Hayır’cı bir millet olacağız’

    PİRHA- 16 Nisan’da yapılacak olan referandum seçimine ilişkin PİRHA’ya konuşan Tokat-Yozgat Güçbirliği Platformu Sözcüsü Mustafa Gürsoy, “Evetçi bir devlete karşı Hayırcı bir millet olacağız” dedi.

    MHP ile AKP’nin üzerinde uzlaştığı ve Nisan’ın 16’sında referanduma gidecek olan yeni anayasa çalışmasına ilişkin toplumun birçok kurum ve kuruluşundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Bugün ülkede uygulanmak ve getirilmek istenen sistem aslında sermaye çevrelerinin çıkarlarına yönelik bir sistem olduğunun altını çizen Gürsoy  “Ancak son hazırlanan anayasa çalışmaları tamamen halkın düşünce ve iletişim özgürlüğünü ortadan kaldıran bir anayasa çalışması” dedi.

    ” SERMAYE SINIFINA DİKENSİZ BİR GÜL BAHÇESİ OLUŞTURULUYOR”

    Gürsoy referanduma ilişkin şunların altını çizdi:

    “ Bu referandumda  sermaye sınıfına dikensiz bir gül bahçesi oluşturulmak isteniyor. Devletin bütün yöneticileri, kurumları ve partileri Evetçi oldu. Biz halk olarak Evetçi devlete karşı Hayırcı bir millet olacağız. Sermayenin yararına olanlar halkın zararınadır. Biz Tokat-Yozgat Güç Birliği Platformu olarak Nisan ayında yapılacak olan bu referanduma Hayır diyeceğiz.”

    REFERANDUM NEYİ İÇERİYOR?

    2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu, 16 Nisan’da gerçekleşmesi planlanan halk oylaması ile yapılacak. Seçmenler, mevcut Türkiye Anayasası’nın 18 maddesi üzerindeki değişiklikleri oylayacak. Hükûmetteki AKP’liler ve kurucularından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından desteklenen madde değişiklikleriyle ilgili tartışmalar uzun süre devam ettikten sonra muhalefetteki  MHP desteğiyle birlikte meclisten geçerek halk oylaması kararı alındı. Değişiklik paketi, yürürlükteki parlamenter sistemin kaldırılarak yerine başkanlık sisteminin getirilmesini, başbakanlık makamının ortadan kaldırılmasını, meclisteki vekil sayısının 550’den 600’e çıkarılmasını ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısında değişiklikler yapılmasını içeriyor.

    İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Bizim paramızla ‘evet’ propagandası yapamazsınız’

    ‘Bizim paramızla ‘evet’ propagandası yapamazsınız’

    CHP Malatya Milletvekli Veli Ağbaba, “‘Evet’ ya da ‘Hayır’ oyu verecek insanları mezhepleri üzerinden bölmek tam bir bölücülüktür.” dedi.

    HP Malatya İl Teşkilatı tarafından düzenlenen ‘Atatürk, Milliyetçilik ve Bilim’ konulu panele katılan Veli Ağbaba, ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ oyu verecek insanları mezhepleri üzerinden bölmek tam bir bölücülüktür. Bir Sünni veya Alevi, ‘Evet’ de verebilir, ‘Hayır’ da. Bu onun demokratik hakkıdır. Kimse onların bu tercihlerini sorgulayamaz. Hele hele mezhepleri üzerinden sorgulaması doğru değildir. Baskı arıyorlarsa, ‘Hayır’ oyu veren akademisyenlere baksınlar” dedi.

    Panelde konuşan MYK üyesi Ağbaba, CHP’nin iktidarda olmadığını, polis güçleri olmadığını, ‘Evet’ oyunu açıklayanlara nasıl baskı yapabileceklerini sordu. Ağbaba ‘hayır’ oyu vereceklere baskı olduğunu savunurken, “Devletin bütün imkanları kullanılıyor. Malatya’ya Cumhurbaşkanı geliyor, ödediğimiz vergileri büyükşehir ve her iki merkez ilçe belediyesi resmen cebimizden hırsızlık yaparak, evet oyuna kullanmaya çalışıyorlar. O belediye başkanlarına sesleniyorum, bizim paramızla ‘evet’ oyu propagandası yapamazsınız, o para da bizim de hakkımız var” diye konuştu.

    Veli Ağbaba, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in yeğeni olduğunu iddia eden ve referandumda ‘evet’ oyu kullanacağını ifade eden Emel Duran ile ilgili ise şöyle dedi:

    “Üzülüyorum ama bir yandan mutluyum. ‘Gürsel Tekin’in yeğeni evet oyu verecek’ diye bir genel başkan yardımcısı, bir büyükşehir belediye başkanı, il başkanı gidiyor kutluyorlar. Bu bir komedi, bu ‘Hayır’ oyunun yüksek olduğunu gösteriyor. Yeğen nasıl bir yeğen, Gürsel Tekin ‘tanımıyorum’ diyor. ‘Benim böyle bir yeğenim yok’ diyor. Dava açalım. DNA testi yaptıralım yeğen mi, değil mi anlaşılsın. Ama buradan sayın genel başkan yardımcısına ve sayın büyükşehir belediye başkanına hayırlı günler diliyorum.”

  • ‘Hayır’cılar demokratik bir cumhuriyeti savunuyor’-VİDEO

    ‘Hayır’cılar demokratik bir cumhuriyeti savunuyor’-VİDEO

    PİRHA- Referandum sürecini PİRHA’ya değerlendiren 23. Dönem İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, “OHAL şartlarında 12 Eylül döneminde olmayan tasfiyeler yapıldı. Yurttaşlar ‘Evet’ diyerek bu zulmü onaylamış olacaklar. ‘Hayır’ diyerek de suça ortak olmamış olacaklar” dedi. 

    23. Dönem İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, referandumun herhangi bir anayasa değişikliği değil, ciddi bir başkanlık rejimi konusunda toplumun onayını alma girişimi olduğunu söyledi.

    Uras, “Hayır’cılar aslında var olan statükoyu değil demokratik bir cumhuriyeti savunuyorlar. Bunu geniş kesimlere anlatmak gerekiyor.” dedi.

    Uras, Erdoğan ve Evet’çilerin ilginç bir şekilde “tek adam rejimine biz de karşıyız” diyerek tek adamlığa karşı olma şeklinde bir mutabakat varmış gibi gözüktürmeye çalıştıklarını vurgulayarak, “Bu tek adam rejimi değildir” diyenlere de bunun bir tek adam rejimi olduğunu anlatmak gibi bir görev düştüğünü ifade etti.

    “ORTADA SİSTEM DİYE BİR ŞEY YOK”

    Türkiye’nin geçmiş dönemlerde bir İttihat ve Terakki rejimi, bir Enver Talat rejimi yaşadığını vurgulayan Uras, “Bir kişinin iki dudağı arasında 1. Dünya Savaşı’na girdik. Erdoğan yeni bir sistem diyor ama ortada sistem diye bir şey yok. Kişilerin şahsiliği mi yoksa hakikaten demokratik bir anayasa mı? Tercihini umarım yurttaşlar sağduyulu bir şekilde verirler.” diye konuştu.

    ” EVET DİYEREK ZULMÜ ONAYLAYACAKLAR”

    Referandumun “OHAL zulmünü onaylıyor muyuz yoksa buna hayır mı diyoruz seçimi” olduğunun altını çizen Uras, “OHAL şartlarında 12 Eylül döneminde olmayan tasfiyeler yapıldı. Yurttaşlar ‘Evet’ diyerek bu zulmü onaylamış olacaklar. ‘Hayır’ diyerek de suça ortak olmamış olacaklar. O yüzden tek başına referandumda Başkanlık mı, Parlamenter sistem mi, değil zulümden yana mıyız, firavuni bir rejimden yana mıyız değil miyiz, kulun kula kul olmasına itiraz ediyor muyuz etmiyor muyuz ona karar vereceğiz.” dedi. (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • Barış Atay’dan Rıdvan Dilmen’e  ” Tartışmaya varmısın?”

    Barış Atay’dan Rıdvan Dilmen’e ” Tartışmaya varmısın?”

    PİRHA-Oyuncu Barış Atay,eski futbolcu ve spor yorumcusu Rıdvan Dilmen’e yeni bir teklif sunarak, “Tartışmaya var mısın?” diye sordu.

    Sosyal medyada ‘Referanduma evet’ kampanyası başlatan eski futbolcu ve spor yorumcusu Rıdvan Dilmen’e oyuncu Barış Atay yeni bir teklif sunarak, “Yeni anayasa tekliflerini tartışmaya var mısın?” diye sordu.

    Atay, ilk önce bu kampanyaya katılanlara, “Mesajınızı aldık, almaz olaydık” diyerek videolu yanıt verdi. Sonrasında ise Hukukçu Kerem Altınparmak’ın teklifini Rıdvan Dilmen’e iletti..

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Yrd. Doç Altınparmak, “Rıdvan Dilmen’e üniversitede incelediği anayasa hükümlerini anlatma fırsatı versek, gelir mi acaba? Mahalle baskısı olmadan tartışırız” sorusunu yöneltti.

    my/

  • Kılıçdaroğlu’ndan Kurtulmuş’a sert tepki

    Kılıçdaroğlu’ndan Kurtulmuş’a sert tepki

    PİRHA- Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un “Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa terörün sesi kesilir” sözlerini CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan tepki geldi. Kılıçdaroğlu, Kurtulmuş’un sözlerini ‘teröre desteğin itirafı’ olarak yorumladı.

    Gazeteci – yazar Uğur Mumcu’nun 24. ölüm yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anmaya katılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, törenin ardından açıklama yaparak, Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş’un Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa terörün sesi kesilir açıklamasının talihsiz bir itiraf anlamına geldiğini belirtti.

    Kılıçdaroğlu,Bu, ‘Şu anda terörü biz destekliyoruzun itirafıdır. Yani sürekli terörü besliyoruz, terör örgütlerine göz yumuyoruz. İnsanlar ölüyor, insanlar katlediliyor. ‘Eğer bizi seçerseniz, başkanlık rejimini, tek adam rejimini getirirseniz terör bitecek’ anlamına geliyor. Bu itiraftır. Bu çok talihsiz bir itiraftır. Eğer gerçekten olay böyleyse bugünkü terörün kaynağı bu hükümettir” ifadelerini kulandı.

    Kurtulmuş’tan bu açıklamayı duyduğu için ‘çok üzgün olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Böyle bir açıklamayı asla duymak istemezdim. Numan Kurtulmuş gibi birisinin kalkıp, bu itirafı 80 milyonun önünde yapmış olması son derece hazin ve utanç vericidir” dedi.  (M.Y)

  • Kurtulmuş, terörün bitmesini ‘Evet’e bağladı

    Kurtulmuş, terörün bitmesini ‘Evet’e bağladı

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, suikastların ve canlı bomba eylemlerinin devam edebileceğini belirterek, “Allah’ın izniyle referandumda büyük oranda ‘evet’ çıktıktan sonra da bu terör örgütleri, hiçbir şekilde sesi soluğu çıkmayacak noktaya gelirler” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Kurtulmuş anayasa referandumuna ilişkin terörle mücadele konusunda kampanya yürüteceklerini açıkladı.

    Kurtulmuş, “Referandum süreci öncesinde ‘siyasi suikastler düzenleneceği ve toplumda bir kaos ortamı oluşturulacağı’ şeklinde iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Üst düzee isimlere yönelik önlemler alındı mı?” sorusunu yanıtlarken, Türkiye’nin 2015 Temmuz ayından bu yana, Suruç ve Ankara saldırılarından itibaren artarak devam eden terör saldırılarıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.

    Kurtulmuş, şöyle devam etti:

    “Bundan sonra da suikastler, canlı bombalar, vesaireler bunlar devam edebilir. Terör örgütleri neden bu kadar yakın stratejik işbirliği içerisinde? Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar. Arkasındaki güçlerle, bunların sırtını sıvazlayan ağa babalarıyla birlikte Türkiye’nin güçlü bir şekilde yoluna devam etmesini engellemek istiyorlar. Şimdi referandum sürecinin, onlar için ayrı bir motivasyon unsuru olduğu kanaatindeyim. ‘Aman şu referandumda evet çıkmasın’ diye terör örgütlerini de kullanarak Türkiye’de bir korku atmosferi oluşturabilirler, halkı canından bezdirecek bir noktaya getirebilirler. Bununla ilgili her türlü tedbirlerimizi alıyoruz. Allah’ın izniyle referandumda büyük oranda ‘evet’ çıktıktan sonra da bu terör örgütleri, hiçbir şekilde sesi soluğu çıkmayacak noktaya gelirler. Bu motivasyonlarını da kaybederler.

    Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Anayasa değişikliği teklifi Meclis Genel Kurulu’nda 339 oyla kabul edildi. Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra referandum sürecine geçilecek. Burada AK Parti’nin yürüteceği kampanyanın teması ne olacak?” sorusu üzerine, AKP’nin kampanya süreciyle ilgili çalışmalara başladığına dikkati çekti.

    Çok hızlı bir şekilde kampanyanın stratejisinin, öne çıkarılacak sloganların, öncelik verilecek konuların tespit edileceğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

    “Büyük ihtimalle, bunun bir rejim değişikliği değil, sistem değişikliği olduğu,Türkiye’nin etkin bir yönetim modeline kavuşması, büyüyen, gelişen, güçlü bir Türkiye için en önemli hususlardan birisi olduğu ana fikri üzerine oturacak bir kampanya yürüteceğiz. Özellikle terörle mücadele konusunda gelinen nokta, son aylarda sağlanan çok ciddi başarılar ve daha güçlü bir hükümet modeliyle, daha seri karar alan bir yürütme modeliyle terörün de üstesinden daha rahat gelinebileceği fikriyle bir kampanya yürütülecek. Ümit ediyorum ki kampanyamıza halkın büyük çoğunluğu evet oyu vererek, parlamentonun onayladığı bu metni yasalaştıracak, bu maddeler, Türkiye’nin yeni anayasa metninin içine girmiş olacak.”

    “MHP İLE ORTAK KAMPANYA YÜRÜTÜLMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL”      

    “Referandum çerçevesinde, MHP ile AKP’nin birlikte kampanya yürütmesi, ortak miting yapması öngörülüyor mu?” sorusuna Kurtulmuş, “Hayır. MHP ve AK Parti bu süreçte son derece şeffaf bir süreci yürüttüler. Başından itibaren Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin milli menfaatleri, beka meselesini göz önünde bulundurarak, özellikle terörle mücadelede gelinen noktadaki hassasiyetleri göz önünde bulundurarak bu konuda ‘evet’ diyeceklerini ortaya koydu” karşılığını verdi.

    Yapılan müzakerelerle MHP’nin de oy vereceği bir teklifin ortaya çıktığını ve bunun TBMM’de kabul edildiğini anımsatan Kurtulmuş, “İki farklı partinin bir anayasa değişiklik paketine ‘evet’ oyu vermesiyle bir müştereklik söz konusudur. Ama her iki parti de kendi öncelikleri bakımından bir referandum kampanyası yürütecektir. AK Parti ve MHP’nin ortak bir referandum kampanyası yürütmesi söz konusu değildir. MHP, kendisince önemli gördükleri noktaları anlatacak, biz de AK Parti olarak kendi önceliklerimiz etrafından bir kampanya yürüteceğiz. Her ikisi de evet kampanyası olacak” ifadesini kullandı.