Etiket: evlilik

  • Suudi Arabistan 15 yaş altı evliliği yasakladı

    Suudi Arabistan 15 yaş altı evliliği yasakladı

    Suudi Arabistan, 15 yaş altındaki çocukların evlenmelerine yasak getirdi. 18 yaş altında olanlar için ise mahkemenin özel izni gerekecek. Bu tür evlilik yapan kişilere cezai işlem uygulanacağı belirtildi.

    Ülkenin resmi haber ajansı SPA’da yer alan habere göre, bakanlığın ‘Çocukları Koruma Kanunu’ndaki yeni düzenlemede, “Mahkemelerin, evlenmek için başvuru yapan kişilerin evliliklerini tamamlamadan önce kız veya erkek olsun 18 yaş altında olup olmadığını kontrol etmesi ve çocukların zarar görmeyeceği bir şekilde özel mahkemelere yönlendirmesi gerekir” ifadelerine yer verildi.

    Çocuk hakları örgütlerinin uzun süredir çocuk yaşta evliliklerin önüne geçilmesi için yürüttüğü kampanyaların ardından, kadın hakları konusunda düzenlemeler yapan Suudi Arabistan’da, daha önce de kadınların ehliyet alabilmesinin önü açılmış, ardından kadın izleyicilerin futbol müsabakalarına girmesine izin verilmiş ve kadınların eşlerinin izni olmadan yurt dışına çıkabilmeleri için yasa değişikliğine gidilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Çocuk istismarcısına evlilik affı’na karşı mücadele geliştirmeliyiz – VİDEO

    ‘Çocuk istismarcısına evlilik affı’na karşı mücadele geliştirmeliyiz – VİDEO

    PİRHA- Çocuk istismarına evlilik yolu açan yasa tasarısının tekrar gündeme gelmesini değerlendiren Mor Dayanışma Üyesi Deniz Uslu, bu yasa tasarısı ile taciz ve tecavüzlerin önünün açacağına dikkat çekti. Uslu, bunu iktidarın yerel seçimler öncesi daha fazla oy toplamayı hedefleyen bir çalışması olarak da değerlendirdi. 

    Özellikle kadın örgütlerinin mücadelesi ve kamuoyunun tepkisiyle üç yıl önce geri çekilen “Çocuk istismarcısına evlilik affı” düzenlemesi seçime az süre kala yeniden gündeme getirildi. Düzenlemenin çocuk yaşta evliliklerin önünü açacağı belirtiliyor.

    Çocuk istismarlarına evlilik yoluyla af çıkartmayı öngören yasa tasarısını daha önce kadınların mücadelesiyle geri çekildiğini hatırlatan Mor Dayanışma Üyesi Deniz Uslu, bu tasarıyı tekrar gündeme getirmeye çalışmalarının zihinlerinde kadına ve çocuğa yönelik bakış açısında bir tahakküm ilişkisi olduğunu kaydetti.

    Türkiye’de erkek egemenliğinin siyasi, politik ve sosyal ilişkileriyle perçinlenmiş olduğunu dile getiren Uslu, “Bunun arka planında kadını ve çocuğu kendi tebaası haline getirmeye uğraşan, kendi hükümdarlık alanlarında onlara uyacak kul köle olarak görmeye uğraşıyorlar. Kadına ve çocuğa yönelik cinsel istismar vakalarında, eğitim müfredatında bunu görüyoruz.” dedi.

    “YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ OY TOPLAMAYI HEDEFLEYEN BİR ÇALIŞMA”

    18 yaşı bir sınır olarak görmediklerini ’15 yaşında bir çocukla evlenilebilir, hayat kurulabilir’ olarak gördüklerini belirten Deniz Uslu, bu bakış açısını bildiklerini ve bu zihniyeti diri tutmaya çalıştıklarını bunu yaparken de toplumda bir karşıtlık yaratmaya çalıştıklarını belirterek şöyle devam etti;

    “İstismar bir suçtur cezalandırılması gerekir, buna karşı caydırıcı cezalar öngörürsen, istismar olayları olmadan önlem alabilirsen, toplumda insanların buna cüret etmesini zorlaştırırsın. Fakat onlar tam tersine istismar olaylarında küçük yaşta zorla evliliklerde evlilik gerçekleştiği zaman affı öngören tasarıyla birlikte insanlara şu mesajı da veriyor: Rahat rahat evlenebilirsiniz, tecavüz edebilirsiniz. Tecavüz ettikten sonra zaten doğru düzgün cezalar yok, indirimler var. Takım elbise giyersin, kravat takarsın vs.”

    Bu tasarıyla birlikte binlerce insanın cezaevinden çıkarmayı hedeflendiğini kaydeden Uslu, bir yanıyla yerel seçimler öncesi kendilerine daha fazla oy toplamayı hedefleyen bir çalışma olarak da değerlendirilebileceğini kaydetti. Uslu, Türkiye’de tecavüze uğrayıp evlendirilen çocukların şikayet edebilecekleri bir mekanizmanın olmadığını da ekledi.

    “İKTİDARA KARŞI MÜCADELE ARAÇLARI GELİŞTİRİLMELİ”

    Kadın düşmanı söylemleri ve politikalarıyla egemen olan bir iktidarın söz konusu olduğunu ve iktidara karşı mücadele araçlarını geliştirmek gerektiğinin altını çizen Mor Dayanışma Üyesi Deniz Uslu, şöyle devam etti:

    “Kadın merkezleri kuruluyor, belediyelerin çalışmaları oluyor, sığınma evleri vs açılıyor ya da karakol yoluyla şikayetçi olabiliyorsun fakat gördüğümüz örnekler bunların çoğunun başarısız girişimler olarak sonuçlandığını gösteriyor. Şikayetçi olmak yetişkin bir kadın açısından bile zorken çocuk açısından imkansız hale gelmiş durumda. Bunların önünü açabilecek mekanizmaları işletecek düzenlemeler yapılması gerekirken tam tersi bir çalışma yapılması söz konusu.”

    “OKULLARDA TOPLUMSAL CİNSİYET EĞİTİMLERİ VERİLEBİLİR”

    Kadın örgütlerinin de gündeme getirdiği Çocuk Bakanlığı’nın önemli olduğuna dikkat çeken Deniz Uslu, “Çocuk Bakanlığı kurularak, çocuklara yönelik istismar olayların da önüne geçebilecek adımlar atılabilir. Okullarda toplumsal cinsiyet eğitimleri verilebilir. Rehberlik birimleri bu yönlü çalışma yapabilir. Çocukların bu durumları paylaşabilecekleri mekanizmaları üretilebilir. Diğer taraftan yerel seçimlere giderken yerel yönetimler meselesinde belediyelerde kadın merkezleri, şiddet önleme merkezleri, çocukları da kapsayacak merkezler geliştirilmeli ve işletilmeli” önerilerinde bulundu.

    “BU YASA TASARISIYLA İSTİSMAR OLAYLARININ ÖNÜNÜ AÇILACAK”

    Kadınların çocuk hakları ve kendi hakları için özgürlük ve eşitlik içinde mücadelesini yükseltmesi gerektiğini kaydeden Uslu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ülkede sosyal ve ekonomik olarak da gelişimi aslında bir kuşağın yetişmesiyle doğrudan ilintilidir. Şimdiki çocuklar geleceğin yetişkinleri olacaktır ve bu ülkede belirleyici durumda da olabilirler. Bu bakış açısının tahakküm kuran bir bakış olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla çocuğun zihinsel dünyasını, psikolojik dünyasını çok fazla önemsemeyen başına geleceklerden en fazla kendisini sorumlu tutan ona yönelik herhangi bir çözüm üretmeyen bir iktidar söz konusu.

    Bu yasa ile birlikte çocukların demokratik ve bilimsel olmayan cinsiyetçi bir eğitim sisteminden geçtiğini görüyoruz. Bununla birlikte 4+4+4 eğitim modeliyle beraber kız çocuklarının okuldan alındığı oğlan çocuklarının daha çok işe yöneldiği kızların eve hapsedilebileceğini bir eğitim modeliyle  bütün olarak baktığımızda da çocuklar açısından mutlu son yaratmayacak bir model söz konusu.

    Bir de bu istismar yasa tasarısıyla birlikte çocukların güvenli bir hayat modelini çocuklardan uzaklaştıran bir durum var. Tacizlerin önünü açabilecek bir uygulama çünkü nasılsa bir şey yaptığım zaman evlenirim, ceza almaktan kurtulurum, çocuğun rızası vardı derim’ gibi sözleri hakimlerin ağzından bile duyduk. İktidar ve bu yasa tasarısından alacakları güçle bu istismar olaylarının önü daha fazla açılacaktır.”

    PİRHA/İZMİR

  • İran’da 16 yaş altı evlilik yasaklanıyor

    İran’da 16 yaş altı evlilik yasaklanıyor

    İran Parlamentosu Kadın Grubu, 16 yaş altı kız çocuklarının evliliğinin yasaklanması için hazırladığı yasa tasarısını meclise sunacak. İran’da 13 yaşından küçük kız çocuklarının evlilik engeli bulunmuyor.  

    İran Parlamentosu Kadın Grubu, çocuk evliliklerini sona erdirmek amacıyla ’16 yaş altı kız çocuklarının evliliğini’ yasaklayan bir yasa tasarısı hazırladı.

    İran Parlamentosu Kadın Grubu Üyesi Tayyibe Siyavuşi, yerel basına yaptığı açıklamada çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının konusunu çözmek için hazırladıkları yasa tasarısının önümüzdeki hafta meclis genel kuruluna getirileceğini açıkladı.

    İran’da yürürlükteki medeni kanuna göre evlilik yaşı kız çocuklarında 13, erkek çocuklarında ise 15. Parlamentodaki Kadın Grubu Üyesi Pervane Mafi de bu düzenlemeyle özellikle zorla evlendirilen kız çocuklarına yardım etmeyi hedeflediklerini belirtti.    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet’in skandal açıklamasına tepki: Bunların çocukları ellerinden alınmalı-VİDEO

    Diyanet’in skandal açıklamasına tepki: Bunların çocukları ellerinden alınmalı-VİDEO

    PİRHA- Alevi Gençlik Hareketi’nden Dilek Güneş, Diyanet’in açıklamalarına tepki göstererek, “Aleviler mum söndü ile sapık çarpık ilişkilerle suçlanıyordu. Ama asıl zihniyeti bozuk olanların kimler olduğu bu şekilde ortaya çıktı. Onun için acil olarak bu açıklamayı yapanların çocukları ellerinden alınmalıdır” dedi. 

    Haberin videosu

    Diyanet, resmi internet sitesinde bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtmiş, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini ifade eden açıklamaya Alevi gençlik hareketinden Dilek Güneş tepki gösterdi.

    “Diyanet yaptığı bu açıklama ile zihniyetini de ortaya koymuş oldu” diyen Güneş, yıllardır Alevilere yönelik suçlayıcı ifadeleri hatırlattı:

    “Aleviler mum söndü ile sapık çarpık ilişkilerle ilgili suçlanıyordu. Ama asıl zihniyeti bozuk olanların kimler olduğu bu şekilde ortaya çıkıyor. Daha yeni yeni dışa vurabiliyorlar. Tekrar şeriatı getirmeye çalıştıkları için. Daha öncesinde de kurdukları cümleler ve söylemleri ile. Asıl zihniyetin getirmeye çalıştıkları sistemin ne olduğunu koyuyorlar ortaya.”

    “BU ZİHNİYETTEKİLERİN ÇOCUKLARI ELLERİNDEN ALINMALI”

    Burada çocukların eğitimi ya da ailelerin buna nasıl yaklaşacağının önemli olduğuna değinen Güneş, en acil önlemin ise bu zihniyette olan ve bu açıklamayı yapanların çocuklarının ellerinden alınmasından başladığını söyledi.

    Güneş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü içeride ne olduğunu bilmiyoruz. Bunları söyleyebilecek kadar cesaret edebildiklerine göre acaba içeride daha başka neler oluyor. Çok ciddi şekilde sapıkça, çirkin söylemler çıkıyor gün geçtikçe. 9 yaşında çocuğun evliliği nasıl söz konusu olabilir. Ya da nasıl söyleyebilir böyle bir insan. Umarım insanlar buna karşı tepki gösterir. Çünkü ses çıkarılmadıkça hep sonrası geliyor. Bunun da sonu yok. Gün geçtikçe sapık, çarpık din adı altında saçma sapan sapıkça şeylere maruz kalan kadın cinayetleri, çocuklarla ilgili sapıkça şeyler. Artık bunun sonu yok. Hep bir üst evresi geliyor. Bu yüzden toplum olarak bir an evvel bir şey yapmamız lazım.”

    “YARIN SİZİN ÇOCUĞUNUZA NE OLACAĞINI BİLMİYORSUNUZ”

    Alevilerin yıllarca Diyanet’in kaldırılmasına ilişkin açıklama ve eylemlerini ve yalnız kaldıklarını hatırlatan Güneş, “Ama artık insanların da bu duruma karşı gözlerini açması gerekiyor. Bu sadece Alevilerle ilgili bir durum değil tüm toplum ile ilgili bir durum. Yarın sizin çocuğunuza ne olacağını bilmiyorsunuz. Yarın çocuğunuz belki okuldan çıktığında başına bir şey gelecek. Bunu bilmiyorsunuz artık gün geçtikçe legalleştiriliyor söylemlerle. Çünkü devlet yapıyor bunu başka biri yapmıyor. Adam ‘beni tahrik etti’ diyerek sıyrılabiliyor işin içinden. Bir kadını öldürebiliyor. Sokak ortasında dövebiliyor. İnsanlar her şeye sessiz kalıyor. Çünkü bir yandan da korku salınıyor insanların üstüne. Bu sebeple toplum olarak hep birlikte bir şey yapmamız lazım” ifadelerini kullandı.

    “9 YAŞINDA ÇOCUĞUNU EVLENDİRECEK BİR ALEVİ DÜŞÜNMÜYORUM”

    Güneş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aleviler yıllardır kendi içinde bir şeylerin direncini göstermeye zaten alıştı. O yüzden belki bu anlamda en az sıkıntı çekecek toplum. 9 yaşında çocuğu evlendirecek bir Alevi düşünmüyorum. Çünkü biz hep bu bilinçle yetiştirilen insanlarız. Kendi inanç kurumlarımızda sadece ibadet etmiyoruz. Kültürel anlamda çalışma yapıyoruz. Bu anlamda destek veriyoruz insanlara. Eğitim açısından destek veriyoruz. Bu yüzden bu durumdan en az yara alacak olan Alevilerdir. Sonuçta hep birlikte yaşadığımız bir toplum içindeyiz. Bütün herkesin birlikte bir şey yapması gerekiyor.” (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Diyanet’in çocuk evliliği açıklaması pedofiliyi meşrulaştırma girişimidir’

    ‘Diyanet’in çocuk evliliği açıklaması pedofiliyi meşrulaştırma girişimidir’

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinden 9 ve 12 yaşındaki kız ve erkek çocukların evlenebileceğini açıklamasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Pedofili ve tecavüzcüleri meşrulaştırma girişimi bile insanlık suçudur” dedi.   

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Gazete Peyik’te bu haftaki yazısında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, web sitesinde buluğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olduğunu belirtmesine, buluğ çağına girmiş olanların dinen nikahlanabileceğini açıklamasına tepki gösterdi.

    Aydın Deniz yazısında, Diyanet’in evliliğin kişiyi zinadan koruduğunu ve insan neslinin devamını sağladığını savunduğunu belirtiği yazısında Diyanetin resmi web sitesinde nikahı tanımlayan şu açıklamasını hatırlattı:

    “Kişinin gayri meşru ilişkiye girme tehlikesi bulunması halinde evlenmesi vaciptir’ diyen Diyanet, “Nikâhın, iki şahit huzurunda tarafların irade beyanında bulunmak suretiyle akdedilmesi gerekir. Buluğ çağına erişmiş kadının velisi olmaksızın kendisinin nikâhlanabilmesi mümkün olmakla birlikte, velisinin de bulunması menduptur (yapılması daha iyi olan).”

    Deniz, Diyanet’in bu açıklamasına çok sert tepki göstererek, “Böyle bir açıklamaya karşı çok şeyler yazmak istiyor insan ama insani duyguları yazıya dökememek gibi durumla karşı karşıya kalmakta can sıkıcıymış. Bir kız babası olmak ve böyle bir zihniyetin meşrulaştırma çabasına şahit olmak bile insanı çileden çıkartmaya yeterli. Pedofili ve tecavüzcüleri meşrulaştırma girişimi bile insanlık suçudur” diye yazdı.

    “LAİK BİR DEVLETTE İMAM HATİPLER VE OKUL İÇİ MESCİTLER OLMAZ”

    “Vergilerimi Diyanet’e helal etmiyorum” diyen Deniz şunları ifade etti:

    “20 yıldır Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılmasını isteyen Alevi kurumlarının hassasiyetlerini görmezden gelenler bu gündemle ilgili en küçük bir açıklama bile yapmamışlardır. Laik bir düzende devletin din kurumu olamaz. Laik bir devlette İmam Hatip Liseleri, okul içinde Mescitler ve zorunlu din dersleri olamaz. Bu ülkenin anayasasında her ne kadar laik ve hukuk devleti tanımı olsa da maalesef ki ne laik olmuş ne de hukuk işlemiştir. Laikliğin uygulanmadığı bir düzende böyle açıklamaların devletin resmi kurumları üzerinden yapılmasına kimse şaşırmasın. Bugüne kadar Türkiye laiktir laik kalacak sloganıyla oyalanmış bir toplum olarak ülkenin şartlarına göre uygulanan laikliğin yeniden tanımlanmasına ve uygulanmasına ihtiyaç vardır. Laikliğin gerçek anlamda uygulanması hem inançların özgürlüğü ve eşitliğini sağlayacak hem de siyasal iktidarın devlet kurumu aracılığıyla inançsal emirleri vermesinin önüne geçilecektir.” (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da Diyanet protestosu: Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmeli-VİDEO

    Ankara’da Diyanet protestosu: Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmeli-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ankara Şube, CHP Ankara il ve ilçe örgütleri, AKA DER, Halk Evleri AKD, Kars Dernekler Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Kızılırmak Köy Dernekleri Federasyonu, Aydost Vakfı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çocuk evliliklerinienay verdiği açıklamasına tepki gösterdi. Gözaltı ve baskılara rağmen gerçekleştirilen açıklamada, “Çocuklarımız laik, demokratik, bilimsel eğitim alacak ve özgür bir yaşam sürecekler. Çocuklarımızın hayallerine sahip çıkacağız” denildi.

    Haberin videosu

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinden 9 ve 12 yaşındaki kız ve erkek çocukların evlenebileceğini açıklamasının ardından bugün saat 17.00’de Kızılay Sakarya Meydanı’nda Diyanet’i protesto ettiler. 8 Halkevleri üyesi polis tarafından gözaltına alındı. Gözaltının ardından Diyanet’i protesto etmek için PSAKD Ankara Şube, CHP Ankara il ve ilçe örgütleri, AKA DER, Halk Evleri AKD, Kars Dernekler Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Kızılırmak Köy Dernekleri Federasyonu, Aydost Vakfı açıklama yaptı.

    Basın metnini PSAKD Genel Sekreteri Turgay Özkan okudu.

    “KARANLIK ZİHNİYETE BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    “Diyanet İşleri Başkanlığının yaptığı bu açıklama bizlerin sabrını taşırmıştır” denilen açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “Daha önceleri dönemsel olarak yaptığı açıklamalarla Siyasal İslamın resmi sözcüğülüne soyunan bu kurum, geride bıraktığımız zaman boyunca adece çocuk gelinler açısından değil, bütçeden aldıkları pay ve 19. Eğitim Şurasına gönderdikleri müfredat tavsiyeleri ile yaşam alanlarımıza birincil elden müdahale etmeye başlamıştı. Müftülere resmi nikah kıyma yetkisinin verilmesinden sonra şimdi de buluğ çağındaki çocuklarımızın evlendirilebileceğinin açıklamasını yapanlar, hemen ardından yalanlama açıklamaları ile bizlerin aklıyla dalga geçiyorlar. Her yaptığı açıklamada toplumu ayrıştıran,toplumuzun değer yargılarını hiçe sayan, çocuk gelinliği meşrulaştıran açıklamalar yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, adeta toplum mühendisliğine soyunmaktadır. Tarikat yurtlarında çocuklara tecavüz edenler, ıslah evlerinde çocuklarımıza tecavüz edenler, yurtlarda çocuklarımızın yanarak ölmesini izleyenler, bir babanın kendi çocuğuna şehvet duyabileceğini ifade edenler bilmelidirler ki; Karanlık zihniyetlerine boyun eğmeyeceğiz! Diyanet İşleri Başkanlığının, laik, demokratik bir siyasi rejimde yeri yoktur. Toplumu inançsal anlamda kutuplaştırıcı açıklamalarda bulunan ve Hükümetin siyasal islamcı anlayış ve uygulamalarının meşruiyet yayma merkezi olarak fetva verme görevi yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmelidir! Bizler, yaşadığımız bu kadim topraklarda laik, demokratik, özgür ve kardeşçe yaşamı savunanlar olarak, çocuklarımızın geleceğini karartmanıza izin vermeyeceğiz. Çocuklarımız laik, demokratik, bilimsel eğitim alacak ve özgür bir yaşam sürecekler. Çocuklarımızın hayallerine sahip çıkacağız!” (HABER MERKEZİ)

  • Hatay Müftüsü kız çocuklarını hedef aldı: Ergenlik çağında evlendirilmeliler

    Hatay Müftüsü kız çocuklarını hedef aldı: Ergenlik çağında evlendirilmeliler

    Hatay İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu, Narlıca Hz. Ayşe Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde velilere yönelik verdiği konferansta, İslam’a göre, çocukların anne ve babaları üzerinde bazı hakları olduğunu kaydederek, bunlardan birinin de çocuğun ergenlik çağına eriştiğinde babası tarafından evlendirilmesi olduğunu bildirdi. Kavillioğlu kız çocuklarının 9-15 yaş arsında evlendirilebileceğini savundu.  

    Antakya gazetesinde yer alan habere göre Müftü Kavillioğlu, İslam’a göre çocukların anne ve babaları üzerinde, ‘Güzel bir isim koymak’, ‘İyi bir eğitim ve terbiye vermek’, ‘Çocuklara güzel davranmak’ ve ‘Evlilik çağına geldiğinde evlendirmek’ gibi bir takım hakları olduğunu söyledi.

    Kavillioğlu, çocuğun evlilik çağı ile ilgili olarak, “Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri de, buluğ çağına erişince çocuğunu evlendirmesidir. Hem Kur’an-ı Kerim hem de Hz. Peygamber (s.a.v), gençlerin ve yetimlerin buluğ çağına erince evlendirilmelerini emretmektedir” açıklamasında bulundu.

    Buluğ çağı, İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre kızlarda 9-15, erkeklerde 12-15 yaşları arası olarak belirlenmiştir. Yalnız İmam-ı Azam Hazretleri, buluğ çağının sonu olarak kızlarda 17, erkeklerde ise 18 yaşını kabul eder” diyerek çocuk evliliklerine destek çıktı.

     

  • Melda Onur’dan Müftülük Yasası’na tepki:  Laikliğe vurulmuş en büyük darbedir-VİDEO

    Melda Onur’dan Müftülük Yasası’na tepki: Laikliğe vurulmuş en büyük darbedir-VİDEO

    PİRHA – Eski CHP Milletvekili Melda Onur, müftünün nikah kıyması için hazırlanan müftülük yasasına tepki göstererek bunun laikliğe vurulmuş en büyük darbe olduğunu söyledi. Kadın mücadelesine darbe vurulacağını belirten Onur, “Yasa, kadınların sadece ve sadece resmi nikah olmadan imam nikahıyla evliliklerini devam ettirmelerini getirebilir” dedi. 

    Haberin Videosu 

    Kadınlardan müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasaya tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Bu yasanın laikliğe vurulmuş en büyük darbe olduğunu söyleyen CHP’nin Eski Milletvekili Melda Onur, asıl meselenin müftülüklere nikah kıydırıp kıydırmama tercihini yapamayacak kesimlerin olduğunu belirtti.

    Hayatının odağına dini koymamış insanların nikahlarını normal nikah memurlarına kıydıracaklarını ifade eden Onur, “Ama esas itibariyle bu tercihi yapamayan daha muhafazakar alanda, belki kırsalda kadınlar ‘Ben müftü nikahı istemiyorum’ diyemeyecekler. ‘Ben resmi nikah istiyorum sadece’ diyemeyecekler.” dedi.

    “KADIN MÜCADELESİNİ GERİYE DÖNDÜRECEK”

    Türkiye’de özellikle doğuda, taşrada, daha eğitimsiz ve muhafazakar kentlerde kadınların imam nikahlılıktan resmi nikahlılığa geçme sürecinde büyük zorluklar yaşadıklarını vurgulayan Onur, şöyle konuştu:

    “Seneler boyunca imam nikahlı kalıp nüfus cüzdanını 18 yaşında, 20 yaşında 30 yaşında alan kadınlar var. Böyle bir mücadele geçti. Şimdi bunu müftülere nikah yetkisi vererek geriye döndürecekler. Bu iyi niyetli ellerde dönmeyebilir. Ama bu kötü niyetli kullanılır. Bu bir süre sonra kadınların sadece ve sadece resmi nikah olmadan imam nikahıyla evliliklerini devam ettirmelerini getirebilir. Çünkü herhangi bir imam herhangi bir resmi nikah olmadan müftüyü karşısında gördüğünde nikahının kıyıldığını zannedecek olabilir.”

    Kadın örgütlerinin bu işin takipçisi olacağına dikkat çeken CHP’nin Eski Milletvekili Melda Onur, müftü nikahının başladığı noktada mağduriyetlerin başlayacağını da ekledi. (HABER MERKEZİ)

  • MEB’in ders kitabında: Kadın kocasına itaat etmeli; ateistlerle evlenmeyin, dindar aile kurun

    MEB’in ders kitabında: Kadın kocasına itaat etmeli; ateistlerle evlenmeyin, dindar aile kurun

    MEB’in tartışmalı yeni müfredatı kapsamında hazırladığı “Hz. Muhammed’in Hayatı” ders kitabında skandallar zinciri ortaya çıktı. Bakanlığın kitabında bekarlığın ‘sancılı bir bekleyiş’ olduğunu ve kadının eşine ‘itaat etmesi’, ateistlerle evlenilmemesi  gerektiğini ifade eden cümleler yer aldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), “Hz. Muhammed’in Hayatı” ders kitabında evliliğe ilişkin skandal önerilerde bulundu. Bakanlık, “Bekârlık sultanlık değil, sancılı bekleyiştir” diyerek gençleri evlenmeyi teşvik ederken, nişan, nikâh ve eşlerin birbirine karşı görevleri başlıklarında Medeni Kanun’u unutarak değerlendirmelerde bulundu.

    Ateist ve diğer dinlerden kişilerle evlilikleri “kabul edilemez” bulan bakanlık, küçük yaşta evliliklere ilişkin ise bir kısıtlama koymadı. MEB’in yeni müfredat kapsamında 2017-2018 eğitim öğretim döneminde okutulacak ders kitaplarında tartışma yaratan başlıklar yer aldı.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, toplumsal cinsiyet rollerini dini motiflerle 11. ve 12. sınıflarda çocuklara anlatmaya hazırlanan bakanlık, evlilik öğütlerine de “Evlilik” ve “Ailede eşlerin görevleri” üniteleri kapsamında “Hz. Muhammed’in Hayatı” dersinde yer verdi.

    Çocuklara “Bekârlık sultanlık değil, henüz karar verilememiş bir sürecin sancılı bekleyişidir. Evlilik, zihni sürekli meşgul eden gönlün sesini dindirmektir” diyen MEB, “İnsan fıtratı gereği karşı cinsiyle birlikte yaşamaya muhtaçtır. Bunun dışındaki bir hayat insana saadet ve huzur vermekten uzaktır” ifadelerini kullandı.

    “GÖZÜNÜZ DIŞARIDA OLMASIN”

    Yeni kitapta, kadın ve erkeklerin evlenerek ‘iffet’lerini korudukları, bunun “geçici bir heves olmadığı” belirtilirken, “Gözü dışarıda olmayan, huzuru mutluluğu yakalamaya çalışarak evinden razı olan ve razı olunan kimseler olurlar. Nesillerini teminat altına alırlar” tarifi yapıldı. Çocukların ‘ahirete yatırım’ olduğunu anlatan bakanlık, evliliği “iffetli bir toplum modeli olma yolunda önemli bir adım” olarak anlattı.

    “TANIŞMA SÜRECİNDE GÖNÜL EĞLENDİRMEYİN”

    Evlenecek kişilerin bazen kendilerinin tanıştığını, bazen de tanıdıkları tarafından tanıştırıldığını belirten MEB, “tanışma süreçlerinde dikkatli olmalı, kutsal bir birliktelik olan aile müessesesine zarar vermeyecek yaklaşımlarda bulunmalıdırlar. Çünkü her tanışma evlilikle noktalanmayabilir. Bu bağlamda birbirilerini tanıma ve karar verme süreçlerinde gönül eğlendirmeyin ya da hoşça vakit geçirmeyin” uyarısında bulundu. Din dersi adı altında evlenmeyi bir bir tarif eden bakanlık ‘kız isteme’, ‘söz’, ‘nişan’ ve ‘nikâh’ süreçlerini de değerlendirdi. Söz ya da nişanın, dini bir gereklilik değil örfi bir ‘ihtiyaç’ olduğunu belirten MEB, bu dönemde “henüz evli olmadıklarından mahremiyet konularında dikkatli olmalı ve görüşmelerini meşru çerçeve içerisinde sürdürmelidirler.

    Söz ve nişan dönemlerinde çiftler birbirilerini, dünyevi isteklere boğarak ya da törensel günleri abartarak yılgınlığa düşürmemelidirler” uyarısında bulundu. Evlilik yüzüğünün “esaret halkası değil bir hürriyet nişanesi” olduğunu söyleyen bakanlık, evlenmeye karar verenlerin nişan sürelerini de çok fazla uzatmamalarını istedi.

    KİTAPTA ‘MEHİR’ VURGUSU

    Kitapta Medeni Kanun’u unutan bakanlık evlilikte dini bir gereklilik olarak ‘mehir’ konusunun da altını çizdi. Cahiliye Dönemi’nde; ezilen, hor görülen, pek çok sosyal haklardan mahrum kalan kadın için bir düzenleme olarak anlatılan ‘mehir’ başlığında kadının yasal hakları yerine “erkeklerin cimrilikle değil gönül hoşluğuyla ve cömertçe” vereceği ‘hibe’ ve ‘bağış’ ile tarif edilen mehiri sundu.

    ‘Nikâhsız birliktelik’ başlığı altında da nikah dışı ilişkilerin din tarafından yasaklandığı ve bu durumun zina olarak nitelendirildiği anlatılarak “Kişi evliliğe kadar iffetini muhafaza etmeli; sadece nikâhın koruyucu şemsiyesi altında karşı cinsle bir araya gelmelidir. Unutulmamalıdır ki temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktırlar” ifadelerine yer verildi.

    “ÖNCELİK DİN EĞİTİMİ”

    Bakanlık “Ailede eşlerin görevleri” ünitesinde ise çocuk ve düşünülen aile yapısını anlattı. Her şeyden önce dini eğitimin geldiğini anlatan MEB, “Müslüman her şeyden önce dinî bilgileri ve ilmihâlini öğrenmeli ve ailesine öğretmelidir” dedi.

    “KADIN KOCASINA İTAAT GÖSTERMESİ İBADETTİR”

    Dinin aileyi lidersiz bırakmadığını belirten bakanlık, “Erkekler güç ve kuvvet yönünden daha ileri olduğundan, ailenin sorumluluğu birinci derecede onlara yüklemiştir” dedi. Anne kavramının görevleri ise “kocasına karşı görevlerinde titiz davranması, evine ve çocuklarına sahip çıkması gerekir. Sabırlı ve kanaat ehli olmalı, israftan kaçınmalı” olarak sıralandı. Ayrıca “İslam, erkeğin üstlendiği mesuliyetlere karşılık kadının da kocasına itaat etmesini istemiş ve bu itaati ibadet saymıştır. Ailede çocukların büyütülüp terbiye edilmesi daha çok anne tarafından yerine getirilir. Ailede erkek vazifesini yapar, ailesine karşı güzel davranır; kadın da ona karşı gereken muhabbet, hürmet ve itaati gösterirse aile içinde düzen ve uyum sağlanmış olur” değerlendirmesi yapıldı.

    “ATEİSTLE EVLENMEYİN”

    MEB’in kitabında, “Kabul Edilemez Evlenme Çeşitleri” başlığında da skandal ifadeler yer aldı. Çocuk yaşta evlilik ve çok eşlilik konularına değinmekten kaçınan bakanlık, “ateist, müşrik, mürtedle yapılan evliliklerin” yasak olduğunu duyurdu. Ayrıca zorla evlendirme ve berdel uslünün de kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ayrıca yalnızca erkekle kadının karşılıklı rızaları ve irade beyanları (seninle evlendim, evleniyorum demeleri) ile yapılan evlenme akdinin yani ‘gizli nikâh’ın ise zina olduğu belirtildi. Ailelerin haberi olmaksızın sadece iki şahitle gizli saklı kıyılan nikâhların da uygun olmadığı ve yapılmaması istendi.

    “ÖRFE DAYALI KÜÇÜK YAŞTA EVLİLİK”

    İnsanların eş arama durumundan başlayarak bütün süreçlere yer veren MEB, küçük yaşta evliliği de örf kapsamına aldı. Bakanlık, evliliğin “insanın fıtratında var olan bir güdü” olduğunu belirterek “Ülkemizde örfe dayalı olarak genç yaşlarda evlenildiğini düşünürsek” değerlendirmesi yaptı.

    “DİNDAR AİLE KURMAYA ÇALIŞMAK GEREKİR”

    Dinin güzel yaşanabilmesi için önce ailenin gerek olduğunu aktaran bakanlık, yeni kitapta “Evlenirken dindar, güzel ahlak sahibi eşleri seçmek ve dindar bir aile kurmaya çalışmak gerekir” tavsiyesinde bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ermeni, Suryani ve Ezidilerden Müftüye nikah kıyma yetkisine tepki-VİDEO

    Ermeni, Suryani ve Ezidilerden Müftüye nikah kıyma yetkisine tepki-VİDEO

    PİRHA- İl ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi verecek olan Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı’nın TBMM’ye sunulmasından sonra Türkiye’de yaşayan halklar ve inançlardan tepkiler yükseliyor. PİRHA’ya yapılan açıklamalarda, kilisede gün alabilmek için resmi nikahın şart olduğu vurgulandı. Müftülüklere nikah yetkisinin tek mezhep dayatması olduğunun da altı çizildi. 

    Haberin Videosu

    AKP hükümeti, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılan tasarıyı Meclis’e sundu. Tasarının kabulü halinde il ve ilçe müftüleri nikah kıyabilecek. Meclise sunulan tasarıya bir çok kesimden tepki geldi.

    Müftülüklere verilecek nikah kıyma yetkisine tepki gösteren Süryani Derneği’nden Edip Aslan, Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış ve  Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı PİRHA‘ya konuştu.

    “KİLİSELER DE RESMİ NİKAH OLMADAN DİNİ NİKAH KIYMIYOR”

    Süryani Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Edip Aslan, müftülük olayında kiliseleri kullandıklarını belirterek, “Halbuki kilise de resmi nikah yapılmadan dini nikah yapmıyor. Bu kadar basit. Bizi öne sürüyorlar kiliselerde de nikah yapılıyor, diye doğrudur nikah yapıyorlar ama resmi nikah olmayana hiçbir zaman nikah yapmıyoruz. Bu tamamen yalandır” dedi.

    “BUNLAR İSLAMCIDIR HER ŞEYİ BEKLERİM”

    AKP’nin politikalarını değerlendiren Aslan, “Bunlar İslamcıdır her şeyi beklerim yarın şeriatı da getirebilirler. 15 senedir nasılsa aynıdır. Bozuk saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir bunlarda o da yok” diye konuştu.

    Devletin resmi nikahının olması gerektiğini belirten Edip Aslan, resmi nikah sonrasında ister Papaz’a gider ister dedeye gidebileceğini söyledi.

    Orta Doğuda ki ülkelerde de müftülerin nikah kıydıklarını vurgulayan Aslan, Ama Orta Doğu’da bir erkek 4 kadın getirebiliyor” dedi. Aslan, laik bir ülkede bunun olmayacağının altını çizdi ve karşı olduğunu belirtti.

    “KADINLAR UYANIK OLMALI, AYAĞA KALKMALI”

    Müftülüğe devredilen nikah meselesinin aslında bir erkeğin dört kadın alma konusunda bir kapı araladığını ifade eden Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış, bu tasarının meclisten geçmesi durumunda eşikten geçeceklerini ve özellikle kadınların uyanık olmaları, ayağa kalkmaları gerektiğini vurguladı.

    Azad Barış evliliği ise şöyle anlatıyor:

    “Evlilik insanlar arasında gönülden gönüle bir yoldur dolayısıyla tüm inançlarda bir kutsama var. Hristiyan, Ezidiler ve Alevilerde de var. Bunu düğün yaparsınız, Pir gelir aşklarının devamı için kutsar ve kalbinde dilek tutar. Ama medeni kanuna göre evlilik resmiyette olur. Bunlar tümüyle takiye yapıyorlar, kötüye kullanacaklar” dedi.

    “BU ORTAÇAĞ ANLAYIŞIDIR, ÇOK EŞLİLİĞİN ÖNÜNÜ AÇAR”

    Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmesine tamamen karşıyız diyen Azad Barış, bunun bir ortaçağ anlayışı olduğunu ifade diyerek şunları vurguladı:

    “Bu tamamen ortaçağ anlayışıdır. Çok eşliliğin önünü açan bir şeydir. Ve aslında onların bastırılmış olan fantezilerinin ortaya çıkışının dışa vurumudur. Eğer durduramazsak neredeyse herkes dört kadın alacak ve dinen caiz diyorlar zaten bunlar. Kadına mal muamelesi yapmaları bu devirde, hala bu ülkede, bunun tartışılmasının şaşkınlığını yaşıyorum” dedi.

    “KENDİ ÜLKESİNDE AZINLIKLARA NASIL BİR HAYAT YAŞATTIKLARINI BİLMİYOR”

    Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı ise “Bu konunun Hıristiyanlar üzerinden değerlendirilmesini ve bunun üzerinden kendilerine bir pay çıkarılmasını ve konunun hiç araştırılmamış olmasını, özellikle sayın Burhan Kuzu’nun açıklamasından sonra şaşkınlıkla izliyoruz” dedi. Biraz Hıristiyanların durumuyla ilgili attığı o tweet cümleleri değerlendirmek isterim. Burhan Kuzu attığı tweette, “Papaz da Haham da, Patrik de evlendirme işlemlerini yıllardır yaparken, onların laiklik ilkesine bir şey olmuyor, Müftü olunca oluyor. Öyle mi?” sözlerini değerlendirmek isterim diyen Mışçı şöyle konuştu:

    “Bir kere Papaz ve Patrikliğin Hıristiyanlıkla eş değer bir açıklama olduğunu bilmeyip kendi ülkesindeki azınlıklara nasıl bir hayat yaşadığını bilmeden attığı tweet aslında tam da iktidarın bu konuya biz Ermenilere afedersin, Hıristiyanlara bakış açısının bir anlamda göstergesiydi.”

    “KİLİSEDEN GÜN ALMAK İÇİN RESMİ NİKAH ŞART”

    Kiliseden dini gün alabilmek için öncelikle devlet nikahının gerekli olduğunu belirten Mışçı, “Papazların yaptığı düğün sadece dini bir ritüeldir. İsteyen bu nikahı yapmayabiliyor. Bir Ermeni Hıristiyan olmak zorunda olmadığı gibi” dedi.

    Müftülük böyle bir yetkiyi alırsa, hocalar alırsa, bu noktada papazlar bu yetkiyi alacaklar mı? Hanlar alacaklar mı? Bilindiği gibi Ermeni toplumu azınlık toplumu birçok memuriyetten muaf, asker olamıyoruz, polis olamıyoruz, çöpçü olamıyoruz, subay olamıyoruz. Bu durumda kilisede bir papazın böyle bir yetkisi olduktan sonra Diyanet işinde de bir yetkisi olacak mı? Diyanetten sorumlu şu an için böyle bir konum var olabilecek mi bunun dışında Alevilerin de diğer mezheplerin olduğu gibi dedeleri ve dini önderleri var bir dede memur olabilecek mi, düğün yapabilecek mi? Bunlar hiç konuşulmadan tek mezhep odaklı bakışın tam da göstergesidir. Ben bu anlamda böyle bir şeyi desteklemiyorum ve şiddetle karşı çıkıyorum. Bunu şu anlamda söylüyorum gerçekten içinin boş olduğunu anlatmak adına. Olmamasının şöyle bir anlamı var azınlık Ermeni toplumu dinsel bir toplum olarak görülüyor içerisinde ateist, deist ve budisti bile olabilir. Ezidilik mezhebini kabul edenlerin var olduğunu biliyoruz. Böyle bir durumda Ermenilerin sadece bir dinle mezheple olması kabul edilemez, bu karşı çıktığımız bir durum.

    Semra ACAR-İSTANBUL