Etiket: evrensel

  • 29’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi!

    29’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi!

    PİRHA- 29’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi. Yapılan konuşmalarda tutuklanan ve katledilen gazetecilere dikkat çekilirken, özgür basının susmayacağı vurgulandı.

    Evrensel Muhabiri Metin Göktepe ve görevi başında katledilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla düzenlenen 29’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi. Agos Gazetesi Hrant Dink Vakfı Anarat Hığutyun binasında düzenlenen törene çok sayıda siyasetçi, demokratik kitle örgütü, sivil toplum kurum temsilcileri ve gazeteci katıldı. Tören, yaşamını yitiren gazeteciler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    YAZILI HABER DALINDA İKİ ÖDÜL

    Konuşmaların ardından ödüller verildi. Yapılan konuşmalarda tutuklanan ve katledilen gazetecilere dikkat çekilirken, özgür basının susmayacağı vurgulandı.

    Ardından Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe ve Hakan Tosun’un ablası Öznur Tosun ise yaşamını yitiren gazetecileri anarak, gazetecilik dayanışması vurgusunda bulundu.

    Ödül töreninin ardından toplu fotoğraf çekildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahipleri belli oldu!

    Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahipleri belli oldu!

    PİRHA-  29’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu. Kazananlara ödülleri Metin Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan’da düzenlenecek törenle verilecek.

    Evrensel Muhabiri Metin Göktepe ve görevi başında yitirilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla verilen 29’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu.

    Ödülleri, Abdurrahman Gök, Çiğdem Toker, Gökçer Tahincioğlu, Nazım Alpman, Nurcan Bilge Gökdemir, Özlem Akarsu Çelik, Sultan Özer ve Timur Soykan’dan oluşan jüri belirledi.

    YAZILI HABER DALINDA İKİ ÖDÜL

    Hazar Dost, Aposto’da “Yeni ‘Türk Beşleri’yle tanışın: Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah piyasasında Türkiye’nin rolü ne?” başlığıyla yayımlanan haberiyle Yazılı Haber Ödülü’nü kazandı. Dost, Türkiye’de üretilen gerçek mermi atar hale dönüştürülebilir kurusıkı silahların, suç örgütlerinin envanterine girdiğini haberinde anlattı.

    Yazılı Haber Ödülü’nü kazanan diğer isim ise T24’te “AYM’den 10 Ekim Katliamı’nda ölen Veysel Atılgan hakkında tek cümlelik karar: Yaşam hakkı ihlal edilmedi” başlığıyla yayımlanan haberiyle Cengiz Anıl Bölükbaş oldu.

    YAZILI HABER DALINDA ÜÇ JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

    Yazılı Haber kategorisinde başvuruların ve nitelikli haberlerin çok yoğun olduğunu değerlendiren Jüri, bu dalda üç Jüri Özel Ödülü verilmesini kararlaştırdı.

    Ayşegül Başar, Bianet’te “Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya ‘bayrak indirme’ iddiaları sorulmadı” başlığıyla yayımlanan haberiyle Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Bu kategorideki ikinci ödül ise Evrensel’de “Cezaevindeki çocuklar: Islah mı işkence mi?” başlığı ile yayımlanan dosya haberiyle, Eylem Nazlıer’e verildi.

    Yazılı haber dalındaki bir diğer Jüri Özel Ödülü ise dört isme verildi. Cemre Demircioğlu, Zeynep Şentek, Craig Shaw ve Vedat Örüç, “Yeşilden Griye” başlık dosya haber ile ödül almaya hak kazandı. Gazetecilerin bu çalışması, Türkiye’nin 2018-2024 arasında 1.860 kilometrekare doğal ve tarımsal alanını inşaata kaybettiğini ortaya çıkardı.

    GÖRÜNTÜLÜ HABER ÖDÜLÜ

    Görüntülü Haber Ödülü’nü, T24’te “Hakan Tosun İstanbul’un orta yerinde nasıl öldürüldü?” başlığı ile yayınlanan haberiyle Emre Şimşek aldı. Şimşek haberinde, sokak ortasında darbedilerek öldürülen Gazeteci Hakan Tosun cinayetini, olay anından soruşturmaya kadar çok yönlü şekilde aktarıyor.

    Görüntülü Haber dalında Halk TV’de “Barakalara sıkıştırılan hayatlar: Silivri Harmanlık Mahallesi” başlığıyla yayımlanan haber Elifcan Yüksel’e Jüri Özel Ödülü kazandırdı.

    FOTOĞRAF ÖDÜLÜ

    Fotoğraf ödülü ise Mezopotamya Ajansı muhabiri Adnan Bilen’in çektiği “Postal altında tanıklık!” adlı fotoğrafıyla Fotoğraf Ödülü’nü aldı. Fotoğraf, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yapılan protesto gösterilerinde yaşanan hak ihlallerini raporlamak için alanda bulunan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Emrah Kertiş’in maruz kaldığı muameleyi yansıtıyor.

    YEREL GAZETECİLİK ÖDÜLÜ

    Yerel Gazetecilik Ödülü, “Farklı dilde muayene” başlığıyla İskenderun SES gazetesinde yayınlanan üç günlük dosyaya imza atan Akın Bodur’a verildi. Dosya kapsamında; Hatay’da, milyonları etkileyen göç dalgasının sağlık alanında yarattığı en görünmez ama en kritik sorunlardan biri olan dil sorunu ele alınıyor. Haberde bu sorunun, yanlış teşhisten mahremiyet ihlaline kadar birçok olumsuz sonuca sebep olduğu vurgulanıyor.

    TUTUKLU GAZETECİLER İÇİN JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ 

    Ödül Jürisi, bu kategoriler dışında, son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve baskıların arttığına dikkat çekerek, bu kapsamda “Tutuklu gazeteciler ve saldırı altındaki gazetecilik” başlığıyla Jüri Özel Ödülü verilmesine karar verdi. Jüri, bu ödülün, hakikat peşinde koşan tüm gazetecileri “Benim için hepiniz Metin’siniz” diye tarif eden, Metin Göktepe’nin annesi Fadime Ana’ya verilmesini kararlaştırdı.

    Kazananlara ödülleri Metin Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan’da düzenlenecek törenle verilecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Metin Göktepe 30 yıl önce katledildi!

    Gazeteci Metin Göktepe 30 yıl önce katledildi!

    PİRHA- 30 yıl önce bugün, Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe polis tarafından gözaltına alındıktan sonra Eyüp Spor Salonu’nda polisler tarafından işkence ile katledildi.

    8 Ocak günü Ümraniye cezaevinde öldürülen iki devrimcinin cenaze töreni vardı. Haberi takip edecekler listesinde adı olmayan Metin Göktepe, büyük bir inatçılıkla habere yazdırdı ve kendini ekledi; “Bu haberi mutlaka izlemeliyim arkadaşlar.”

    Haberi yaparken, iş bölümü yaptığı Evrensel muhabirlerinden ayrılan Göktepe, diğer basın kuruluşlarından arkadaşlarıyla cenazeyi takip etmek için elinden geleni yaptı. Herkes polislerin “sarı basın kartı zorunluluğuna” ikna olup geri dönmeyi kabul ederken, o inatçılığını sürdürdü ve gözaltına alındı.

    Gözaltında olduğu Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polislerin  saldırısına maruz kaldı. Olayın görgü tanıkları, polislerin “gazeteciye özel muamele” yapılmasını istemelerine defalarca şahit oldu.

    Devlet yetkilileri çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.

    8 Ocak 1996 akşam saat 20.00’de Eyüp C. Savcısı Erol Canözkan, olay ve ölüm tutanağı düzenleyerek Metin’in cesedini Adli Tıp’a gönderdi. Bir süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılanlar ise, ısrarla Metin’in gözaltında polis tarafından öldürüldüğünü ve cesedinin gözaltında tutulan diğer kişilerin yanından alınarak götürüldüğünü söylediler.

    Metin’in ağabeyi İbrahim Göktepe, Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan’a ifade verdi ve Metin’in gözaltında polisler tarafından öldürüldüğünü belirterek, şikayetçi olduğunu söyledi.

    Öldürülmesinden sorumlu polisler kamuoyunda “Rahşan affı” diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanarak toplam 1 yıl 8 ay yatmışlardır. Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri yargılanmış ilk gazetecidir.

    DAVA SÜRECİ NASIL İŞLEDİ?

    Evrensel Gazetesi Sahibi Vedat Korkmaz, polisler hakkında idari soruşturma açılması için İstanbul Valiliği’ne şikayet dilekçesi verdi. İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, gözaltına alınanlar arasında Göktepe’nin olmadığının kamera görüntülerinden de tespit edildiğini, listede isminin yer almadığını ileri sürdü. Ancak daha sonra yaptığı açıklamalarda Göktepe’nin gözaltına alındığını kabul etti.

    11 Ocak 1996: Vedat Korkmaz’ın şikayet dilekçesi ve Metin’le ilgili Adli Tıp otopsi tutanağı Valilik tarafından idari soruşturma yapılması için Polis Başmüfettişi Yaşar Gökışık’a gönderildi.

    13 Ocak 1996: TGC Başkanı Nail Güreli’yi ziyaret eden ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Göktepe’nin ölümüne ilişkin resmi makamların yaptıkları açıklamaların tatmin edici olmadığını söyledi ve olayın takipçisi olacaklarını ifade etti.

    15 Ocak 1996: Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, “görevsizlik kararı” ile Memurun Muhakematı Hakkında Muakkat Kanun hükümleri gereği haklarında soruşturma yapılan polislerin atılı suçu idari görevlerini ifa ederken işledikleri gerekçesi ile soruşturma dosyasını Eyüp Kaymakamlığı’na gönderdi. Eyüp Kaymakamlığı da dosyayı İstanbul Valiliği’ne gönderdi.

    16 Ocak 1996: İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, raporunu açıkladı. Raporda, “Metin Göktepe gözaltına alınmış, gözaltında polis tarafından öldürülmüştür” denildi.

    Metin’in meslektaşları olan genç gazeteciler, Metin gözaltına alındığı ve öldürüldüğü günden itibaren, duruşmaları izlerken atacakları “İnadına hepimiz birer Metin’iz” sloganının gereğini yapmaya başladı.Göktepe ailesinin, gazetecilerin, avukatların ve Metin’in gazetesi Evrensel’in ısrarlı çabalarıyla İçişleri Bakanlığı soruşturma başlatmak zorunda kaldı.

    19 Ocak 1996: Bir grup gazeteciyi Çankaya Köşkü’nde kabul eden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Cinayeti polis işlemiştir tabirini beğenmiyorum. Hadiseleri kendi sınırları içinde mütalaa etmeliyiz. Münferit hadiselerden netice çıkarırken, devleti yargılamayalım. Yargılanacak olan suçu kim işlemişse odur. Polis teşkilatını yargılamamız yanlıştır. Ama üstünde polis üniforması olan A veya B şahsı işlemişse, yakasına yapışırız. Cinayet örtbas edilemez” dedi. Aynı gün Evrensel gazetesinin Ankara bürosunu ziyaret eden DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Metin’in öldürülmesinin demokrasi ayıbı olduğunu söyleyerek, DSP olarak olayın aydınlatılması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.

    22 Ocak 1996: Başbakan Tansu Çiller, Göktepe’nin duvardan düşmediğini, gözaltına alındığını açıkladı.

    7 Şubat 1996: İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin soruşturması sonuçlandı. Müfettişler tarafından hazırlanan 38 sayfalık fezlekede 49 polisin yargılanması istendi.

    5 Temmuz 1996: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin, İstanbul’da güvenlik sağlanamayacağı gerekçesi ile davanın Aydın’a nakline karar verdi.

    4 Kasım 1996: Aydın’daki duruşmadan bir süre sonra Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı ile Aydın Valiliği’nin isteği üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi, davanın Afyon’a naklini kararlaştırdı. Ancak davanın İstanbul’dan uzaklaştırılması, davaya olan ilgiyi azaltmadı. Tam tersine ısrarlı takipçilerin sayısı her duruşmada biraz daha arttı. “Dava nerede biz oradayız” diyen binlerce kişi bir çok ilden otobüslerle duruşmaların görüldüğü Afyon’a geldi. Hatta hemen her duruşma yurtdışından gelen delegasyonlar tarafından da izlendi.

    Afyon’a taşınan Göktepe Davası, 28 Eylül 2000’de beş polis memuruna “kastı aşan insan öldürmek” ve “faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek” suçlarından verilen yedişer yıl altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtay’ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası aldı. Mahkum polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000’de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu.

    METİN GÖKTEPE KİMDİR?

    Metin Göktepe, 10 Nisan 1968’de Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde Kürt Alevi bir ailede dünyaya geldi. Yaşamının ilk 11 yılını burada geçiren Göktepe, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğuydu. İlkokulu, köyün tek okulunda, birleştirilmiş sınıfta okuyan Göktepe, abla ve ağabeylerinin yıllara yayılan göçünün ardından 1979’da annesi ve babasından hemen önce küçük kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a geldi. Aynı yıl Esenler’deki Hasip Dinçsoy İlköğretim Okulu’na kaydoldu ve 5. sınıfı burada okudu. Ortaokula o zamanki adıyla Esenler Lisesi’nde başladı ve liseyi de burada okuyarak şimdiki adıyla Bakırköy İbrahim Turhan Lisesi’nden 1986’da mezun oldu. Lisede de başarılı bir öğrenci olan Göktepe, mezun olduktan sonra bir yıl dershaneye devam etti ve buradaki başarısıyla, kardeşinin de dershaneye gitmesini sağladı.

    Yaz tatillerinde çalışarak harçlığını çıkaran ve böyle okuyan Göktepe, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’ne girdi. Bu sırada fabrikada çalışan ablası, ağabeyi ve 1986’dan itibaren kültürel ve sosyal faaliyetlerine katıldığı dernek sayesinde siyasetle tanıştı. Göktepe, üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi oldu. Gazeteciliğe 1992 yılında Gerçek adlı bir dergide başlamış, daha sonra 1995 yılında da Evrensel Gazetesi’nde muhabirlik yapmaya başlamıştır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Evrensel Gazetesine yapılan saldırı İzmir’de protesto edildi!

    Evrensel Gazetesine yapılan saldırı İzmir’de protesto edildi!

    PİRHA- Evrensel Gazetesi emekçileri, İzmir Bürosu’na yapılan saldırıya tepki gösterdi. Yapılan basın açıklamasında “Saldırının faillerini bulmak istiyorlarsa Evrensel’in son aylarda İzmir sermayesinde kimin ayağına bastığına bakmanız lazım” denildi.

    Evrensel Gazetesi çalışanları, İzmir Bürosu’na yönelik saldırıya ilişkin Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

    Eyleme, DEM Parti İzmir Milletvekili Burcu Gül Çubuk ile birçok sivil toplum örgütünün temsilcileri de katıldı.

    “BU SALDIRI, HABERİNİ YAZDIĞIMIZ HERKESE YAPILDI”

    Evrensel Gazetesi İzmir Temsilcisi Özer Akdemir, silahlı saldırganın halen gözaltına alınamadığını söyleyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Evrensel, iktidarın tüm anti demokratik ve faşizan uygulamalarına karşı tüm ezilenlerin sesi olmuş, bu yayın çizgisi ve habercilik anlayışı nedeniyle de geçmişte kapatma, yayın durdurma cezalarına maruz bırakılmış, muhabirimiz Metin Göktepe görevi başında kolluk güçleri tarafından dövülerek öldürülmüştür. Ülkede baskı, şiddet ve zor aygıtlarının iktidar eliyle tüm itiraz eden seslere yöneltildiği, işçi ve emekçilerin açlığa yoksulluğa mahkum edildiği bir süreçte, bugün gazetemize yapılan bu saldırı aslında haberlerini yaptığımız, sorunlarını, taleplerini gündeme taşıdığımız işçilere, kamu emekçilerine, emeklilere, üretici köylülere, kadınlara, gençlere yapılmıştır.”

    “PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Özer Akdemir, söz konusu saldırının peşini bırakmayacaklarını belirterek şöyle devam etti:

    “Bu saldırı, sadece Evrensel’e değil, halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne ve gerçeğin peşinde koşan tüm gazetecilere yönelmiş açık bir gözdağıdır. Evrensel’in 30 yıllık tarihi; gerçeklerin peşini bırakmadan, işçinin, emekçinin gençlerin kadınların, doğanın sesi olmayı sürdürme iradesidir. Baskılar, tehditler, saldırılar, ilan cezaları, yasaklamalar bu sesi bugüne kadar kısamamış bugün de kısamayacaktır. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin ne için, kimin için yaptığı açığa çıkana ve gereken cezaları alıncaya kadar peşini bırakmayacağız.”

    “EVRENSEL’İN KİMİN AYAĞINA BASTIĞINA BAKMANIZ LAZIM!”

    Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal da konuşmasında, saldırının arkasındaki faillerin ortaya çıkarılmaması durumunda, “saldırının sahiplenildiği anlamına geleceğini” söyledi. Özdal, “Evrensel onlarcası cezaevinde olan tutuklu gazetecilerin gazetesidir. Biz bildiğimiz yolda devam ederiz. Saldırının faillerini bulmak istiyorlarsa Evrensel’in son aylarda İzmir sermayesinde kimin ayağına bastığına bakmanız lazım” ifadelerini kullandı.

    “O TARİHİ TEKRAR YAŞATMANIZA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    DEM Parti Milletvekili Burcu Gül Çubuk ise “Ne Evrensel ne de kadınların, işçilerin sesini duyuran basının susmayacağını biliyoruz. Gece yarısı korkakça saldırılarla da Evrensel susmayacaktır. Bu coğrafya katledilen gazetecilerle, binaları bombalanan gazetelerle anılır. O tarihi tekrar yaşatmanıza izin vermeyeceğiz. Evrensel’in, sesini susturmaya faşizmin gücü yetmeyecek” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Gazetecilerinde aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı!

    Gazetecilerinde aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı!

    PİRHA- İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında aralarında gazeteciler Elif Bayburt ve Nisa Sude Demirel’in de olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

    İstanbul ve Ankara’da bugün de birçok eve baskın düzenlendi. İstanbul’da yapılan ev baskınlarında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Elif Bayburt ile Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel de gözaltına alındı. Gazeteciler, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gazeteciler Elif Bayburt ve Nisa Sude Demirel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturmaya karşı gerçekleşen protesto eylemlerini takip ediyordu.

    Ankara’da birçok eve baskın düzenlendiği, aralarında öğrencilerin de olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

    Gözaltına ilişkin açıklama yapan DİSK Basın-İş, “Gazetecileri ev baskınlarıyla gözaltına almak, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz! Gözaltına alınan gazeteciler derhal serbest bırakılsın!” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • BirGün’ün ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi- VİDEO

    BirGün’ün ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi- VİDEO

    PİRHA- BirGün gazetesinin 20 yıllık bağımsız gazetecilik serüveninin hikayesini anlatan ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi.

    Mersin Yenişehir Belediyesi Akademi Salonunda düzenlenen belgesel gösterimine SOL Parti il yöneticileri, DEM Parti il yöneticileri, Akdeniz Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ile belediye meclis üyeleri Kadın Gazeteciler Derneği, Tabip Odası, 68’liler Derneği, Veli-der yöneticileri ve çok sayıda BirGün okuru katıldı.

    “HEPİMİZİN ORTAK HİKAYESİ”

    Belgesel gösteriminden önce konuşan BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, “Bütün toplumsal muhalefet olarak AKP’nin 22 yıllık iktidarına karşı mücadele veren bir toplumuz. Biz de bu süreçte hangi badireleri atlattık onları anlatmaya çalıştık. Bu sadece BirGün’ün değil hepimizin ortak hikayesi. Sadece BirGün’ü anlattık belki ama Cumhuriyet, Yeni Yaşam, Evrensel ve daha niceleri memleketin hakikatini anlatmaya çalışıyor. Umarım önümüzdeki süreçte daha eşit, daha özgür, daha adil bir Türkiye’de kazanımlarımızın olduğu günleri yaşarız ve bizler de artık güzel ve keyifli haberler yazarız” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından belgesel izlendi. Belgeselden sonra da Yaşar Aydın ile söyleşi yapıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri açıklandı

    Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri açıklandı

    PİRHA-  Bu yıl 27’ncisi düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu.

    Evrensel Muhabiri Metin Göktepe ve görevi başında yitirilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla ilki 1998 yılında verilen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nin bu yıl düzenlen 27’ncisinde kazananlar belli oldu.

    YAZILI HABER KATEGORİSİNDE İKİ ÖDÜL

    Bu yılki yarışmada jüri, Yazılı Haber dalında iki ödül vermeye karar verdi. Havva Gümüşkaya, 15 Ocak 2023 tarihinde BirGün’de “İşçiyi bile bile zehirlediler” başlığıyla yayımlanan haberiyle Yazılı Haber Ödülü’nü kazandı.

    Hikmet Adal da, 26 Eylül 2023’te Bianet’te “600’den fazla kişinin dosyasında tanık olan bir isim: Ümit Akbıyık” başlığıyla yayımlanan haberiyle Yazılı Haber Ödülü’nü kazandı.

    JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

    Jüri, Yazılı Haber dalında Agos Ermenice sayfalar editörü Pakrat Estukyan ve kıdemli fotoğrafçı Berge Arabian’ın 2023’ün ekim ayında gittikleri Ermenistan’dan yaptıkları diziyi de Jüri Özel Ödülü’ne değer gördü.

    Murat Uysal, 6 Mart 2024’te Evrensel’de “Hikayemiz üzerimizdeki önlüklerimiz, Özak Tekstil işçilerinin direniş öyküsü” başlığıyla yayımlanan haberiyle Görüntülü Haber Ödülü’nü kazandı.

    CUMARTESİ ANNELERİ’NE JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

    Jüri, Görüntülü Haber dalında Ferhat Yaşar ve Burak Karaman’ın, “Cumartesi Anneleri: Siz bu videoyu izlerken biz gözaltında olacağız” başlığıyla 1 Temmuz 2023’te Gazete Duvar’da yayınlanan video haberine de Jüri Özel Ödülü verilmesini kararlaştırdı.

    SAMANDAĞ FOTOĞRAFINA ÖDÜL

    Bu yılki yarışmada Fotoğraf Ödülünü, 16 Şubat 2024 tarihini taşıyan fotoğrafıyla Kazım Kızıl kazandı. 6 Şubat depremlerinden sonra tıp uzmanları şehri kaplayan tozun uzun süreli solunmasının pnömokonyoz, mezotelyoma ve akciğer kanseri gibi çok ciddi hastalıklara yol açacağı uyarısında bulunurken, Samandağ’da çekilen fotoğrafta moloz alanının yanındaki halı sahada futbol oynayan çocuklar görünüyor.

    YEREL GAZETECİLİK ÖDÜLÜ 

    Yerel Gazetecilik Ödülü’nü de Sinan Aygül, Bitlis News’te yayımlanan, Tatvan Belediyesindeki yolsuzlukları ortaya çıkaran haberleriyle kazandı. Gazeteci Aygül, Tatvan Belediyesindeki taşınmazlarla ilgili yolsuzluk iddialarını gündeme taşıması sonrasında, 17 Haziran 2023 tarihinde Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’nin resmi koruması olan polis memuru ve belediye görevlileri tarafından saldırıya uğramıştı.

    METİN CİHAN’A VE ‘KADIN İŞÇİ’YE JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

    Jüri, bu sene ayrıca iki Jüri Özel Ödülü daha verilmesine karar verdi. İsrail Gazze’yi bombalarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın gemisinin İsrail’den sevkiyat yaptığını ortaya çıkaran Metin Cihan’a Jüri Özel Ödülü verilmesi kararlaştırıldı.

    Jüri, haberlerinin odağına ücretli-ücretsiz kadın emeğini koyan, bu alanda hak haberciliği yapan haber sitesi Kadın İşçi’ye de Jüri Özel Ödülü verilmesini kararlaştırıldı.

    ÖDÜL JÜRİSİ

    Ödülleri, Banu Güven, Filiz Gazi, Hakkı Özdal, Nazım Alpman, Pınar Öğünç, Sorel Dağıstanlı, Tuluhan Tekelioğlu, Yetvart Danzikyan’dan oluşan jüri belirledi. Kazananlara ödülleri Metin Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan 2024 günü düzenlenecek törenle verilecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ iddiasıyla yargılanan Gazeteci Ender İmrek beraat etti

    ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ iddiasıyla yargılanan Gazeteci Ender İmrek beraat etti

    PİRHA-Evrensel Gazetesi Yazarı Ender İmrek, kaleme aldığı ‘Türkiye yanıyor, saray izliyor’ başlıklı yazısı nedeniyle ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasıyla açılan davada beraat etti.

    Evrensel Gazetesi Yazarı Ender İmrek’in 30 Temmuz 2021 tarihinde kaleme aldığı “Türkiye yanıyor, saray izliyor” başlıklı yazısı nedeniyle ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

    Bir önceki duruşmada İmrek’in gazeteci olup olmadığının Türkiye Gazeteciler Sendikası’na (TGS) sorulmasına karar verilmişti. Bugünkü duruşmada TGS’ye yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü.

    SAVCI BERAAT İSTEDİ

    Mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, yangınlar nedeniyle yazılan yazının tümü itibarıyla yangınların söndürülmesindeki olayları eleştiri niteliği bulunduğundan cumhurbaşkanına yönelik herhangi bir hakaret olmadığı nedeniyle İmrek hakkında beraat talep etti.

    Mütalaaya karşı söz alan gazeteci İmrek ise “Arkadaşlarımın 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Basına yönelik iktidarın bir tutumu var. On binlerce gazeteci işsiz kaldı, binlerce gazeteci cezaevine girip çıktı. Hala cezaevinde gazeteciler var. İktidarı eleştirdikleri için ceza aldılar. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında bir yazı yazdım. Beraatime karar verilsin” dedi.

    Avukat Yıldız İmrek ise “Yazı, basılı bir basın organında yazılmıştır. Basın kanunu kapsamında yazılmış bir yazı söz konusu. Düşünce ve ifade özgürlüğü niteliğindedir. Beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Kararını açıklayan mahkeme İmrek hakkında beraat kararı verdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı-VİDEO

    Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Haber takibi sırasında polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra dövülerek katledilen gazeteci Metin Göktepe, İstanbul’daki mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Meryem Göktepe, “Gerçekten de hepiniz Metin’siniz. Metin’in düşleri peşinde giden bütün gazetecileri selamlıyorum” dedi.

    Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, gözaltında polislerce dövülerek katledilişinin 27. yılında, İstanbul Esenler’deki Kemer Mezarlığında, mezarı başında anıldı.

    Anma programına Metin Göktepe’nin ailesi, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emek Partisi, EHP, TÖP, SMF il yöneticileri ve üyeleri, Cumartesi İnsanları, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK/Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Turan Aydoğan, HDP Milletvekili Ebru Günay, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Berkin Elvan’ın anne ve babası Gülsüm ve Sami Elvan, Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Divriği Kültür Derneği yöneticileri, Çipil Derneği yöneticileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.

    “METİN’İN DÜŞLERİ PEŞİNDE GİDEN GAZETECİLERİ SELAMLIYORUM”

    Anmada ilk olarak konuşan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Türkiye seçimlere ağırlaşan baskı, gözaltı ve yeni sansür yasaları ile giriyor. Tüm bunların yanında Metin her zor durumda gerçek hangi barikatın arkasında olursa olsun takipten vazgeçmemek gerektiğini söylüyordu. Bu bize ağır bir sorumluluk yüklüyor. Büyük bir coşku ile bunu sahipleniyoruz” ifadelerini kullandı.

    Polat’ın ardından söz alan Meryem Göktepe ise “Bugün memleketin en acil sorunu bence adalet. Adaletsizlik ülkenin her tarafında hüküm sürmekte. Berkin bugün toprağın altında Metin abisiyle yan yana. Kadın katilleri serbest bırakılıyor. Adalet, ekmek ve su kadar lazım. Gerçekten de hepiniz Metin’siniz. Metin’in düşleri peşinde giden bütün gazetecileri selamlıyorum” diye konuştu.

    “ONLARIN KORKUSU BİZİM UMUDUMUZ OLSUN”

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş da basın özgürlüğü konusundaki olumsuzluklara değinirken “27 yıldır basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de ileriye dönük bir adım bile atılmadı. Bugün hala gözaltına alınan, tutuklanan gazetecileri konuşuyoruz. Hala devlet tarafından hakları gasp edilen gazeteleri, gazetecileri konuşuyoruz. İddianameleri hazırlanmadan altı aydır cezaevinde tutulan gazetecileri konuşuyoruz. Evet ilerleme yok ama umut da var. Evrensel 27 yıldır yazmaya devam ediyor. Bu bir umut. Gazeteciler haber yapmaya devam ediyor. Bu bir umut. Umudumuzu büyütmeye çalışıyoruz. Gerçekler peşinde koşan gazeteciler ile yan yana olmaya devam edeceğiz” dedi.

    DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ise şunları söyledi:

    “Ne yazık ki daha önceki yıllardan daha iyi bir konumda değil gazetecilik, basın özgürlüğü. Yine gazetecilere baskılar, toplu operasyonlar var. Yargılanan meslektaşlarımız, çıkan sansür yasaları var. Bu baskıların daha da artacağını deneyimlerimiz bize gösteriyor. Ama tüm bunlara rağmen umudumuz var. Çünkü gazeteciliğe güveniyoruz. Türkiye’de gazetecilik mücadelesi sürüyor. Onların korkusu bizim umudumuz olsun.”

    “METİN, DEVRİMCİ BİR GAZETECİYDİ”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Göktepe için “Devrimci bir gazeteciydi. Sosyalistti. İşçi sınıfı mücadelesine inanıyordu. Gadre uğrayan Kürtlerin, cezaevindeki devrimcilerin, grevdeki işçilerin haberlerine adadı koca bir ömrünü. Onu katlettiler ve aramızdan aldılar” ifadelerini kullanırken, sözlerine şöyle devam etti:

    “Grev yasakları ne ise HDP’li belediyelere uygulanan kayyum odur. HDP’li belediyelere yapılan kayyum ne ise bugün İBB’ye yapılan kuşatma odur. Gün birleşme günüdür. Türkiye’yi bu karanlıktan çıkartmak. Yağma, baskıcı düzene son vermek için yan yana durmamız gerekiyor. Birleşirsek kazanırız.”

    “METİN GÖKTEPE GİBİ GAZETECİLER HALA VAR”

    HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay da “Hakikatleri topluma ulaştırmaya devam ettik. Bugün hala sansür ile uğraşıyoruz. Özgür basın geleneği susmadı, hakikatleri yazmaya devam ediyor. 27 yıl önce Metin Göktepe’nin katilleri hesap verseydi bugün işkence sokağa taşmayacaktı. Katiller hesap verseydi bugün sansür yasasını konuşmayacaktık. 16 Kürt gazeteci tutuklu olmayacaktı. Buradan bir kez daha söz veriyoruz. Bu ülkede karanlıklar bitecek” ifadelerini kullandı.

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise şöyle konuştu:

    “Bugünün adına ‘gazeteci’ diyen, gazetecilik kavramını kirleten, iktidarın borazanlığını yapan kişilere sesleniyoruz: Bu ülkede Metin Göktepe gibi gazeteciler hala var. Siz iktidarın söylediği yalanları yaymaya devam ederken, çok yakında bu ülkede gazetecilerin olduğunu ve yine Metin Göktepe gazeteciliğinin yapılacağı iklimi hep birlikte oluşturacağımızı bir kez daha söyleyeyim.”

    “METİN, HABER ALMA HAKKININ SİMGESİDİR”

    TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da şunları kaydetti:

    “27 yılda çok şey değişti ya da hiçbir şey değişmedi. Metini katleden zihniyet hala iktidarda. Hala insanları katletmeye, hapsetmeye, saçma iddialar ile suçlamaya devam ediyor. Metin öldürüldükten sonra Fadime Annemiz bize “Metin olun” demişti. Kendisi böyle bir acıyla birlikte Metin oldu. Öyle bir Metin oldu ki, katillerinin karşısında dimdik durabildi. Bizler de Metin kalmaya ve Metin olmaya çalıştık.”

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise konuşmasında “Metin bu ülkede halkın haber alma hakkının, özgür basının, gerçeğin, özgürlük, emek mücadelesinin simgesidir” derken, İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri de “Metin bizim için sadece bir gazeteci değildi. Metin bizim yoldaşımızdı. Bütün hak savunucularının, adalet arayışçılarının yoldaşıydı. Gazeteciliğin ötesine geçerek yoldaşlıkla bu mücadeleyi destekledi” şeklinde konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • BİK, Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını iptal etti

    BİK, Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını iptal etti

    Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti.

    Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel’in resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti. Eylül 2019’da alınan resmi ilan ve reklam durdurma kararı sebebiyle Evrensel’e 3 yıldır hukuksuz şekilde ilan verilmiyordu. Alınan son kararla, askıda tutulan bu hak tümüyle iptal edilmiş oldu.

    BİK Genel Müdürlüğü tarafından Evrensel’e iletilen tebligatta, gazetenin okurlarının bayilerden birden fazla gazete satın alması, kurum abonelikleri ve kayıt defterlerinin düzenli tutulmadığı iddiası iptal kararına gerekçe gösterildi.

    BİRDEN FAZLA GAZETE ALMAK SUÇ SAYILDI!

    BİK, bugün gönderdiği kararında, 19 Temmuz’da bayi denetimleri gerçekleştirildiğini, 20 Temmuz’da ise idari denetim yapıldığını ifade etti. Bayi denetim sonuçlarına yer verilen kararda, Emek Partisi’nin (EMEP) 13 farklı il ve ilçe örgütünün aldığı abone gazeteleri ile İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’de farklı bayilere gönderilen gazetelerin birkaç kişi tarafından toplu şekilde alınması, iptale gerekçe sayıldı. 14 ve 16 Eylül 2019 tarihlerinde de bayi denetimi yaptığını söyleyen BİK, Evrensel’in “dört bin adetlik asgari fiili satış şartını yerine getirmediğini” ileri sürerek resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını iptal etti.

    KURUMLARIN ABONELİĞİ DE GEREKÇE GÖSTERİLDİ 

    BİK’in ilan alma hakkını iptal etme kararının bir diğer gerekçesi ise çeşitli kurumların gazeteye abone olması.

    Emek Partisi’nin il ve ilçe örgütleri ile farklı belediyelerin Evrensel’e abone olarak aldığı gazeteler, bu kurumlar “son bayi niteliğine haiz olmadığı” gerekçesiyle “usulsüz” ilan edildi.

    BİK kararında şunları kaydetti:

    “Gazetenin kendisine tebliğ edilen 28 Eylül 2019 tarihinde, 23 Mart 2020 ile 30 Nisan 2022 tarihleri arasında Kurumca mevzuat şartlarının aranmadığı salgın süreci hariç bırakılmak suretiyle altı ay içinde yayınlama hakkı yeniden devam etmediği anlaşıldığından, Günlük Evrensel gazetesinin, Resmi İlan ve Reklamlar ile Bunları Yayınlayacak Süreli Yayınlar Yönetmeliğinin 27. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca resmi ilan ve reklam yayınlama hakkının sona ermesine karar verilmiştir.”

    AYM: BİK CEZALANDIRMA ARACINA DÖNÜŞTÜ

    Anayasa Mahkemesi; BİK’in Evrensel, BirGün, Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri için aldığı ilan kesme cezalarına dair 10 Ağustos’ta verdiği ihlal kararının gerekçelerinde, basın ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini, bunun yapısal sorunlardan kaynaklandığını söylemiş ve bunun için Meclise bilgi verilmesine hükmetmişti.

    Basın ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine vurgu yapan AYM, “Basın İlan Kurumu kararlarının düzenleme amacından öteye giderek artık kimi basın mensupları açısından caydırıcı etki yaratabilecek bir cezalandırma aracına dönüştüğü ve bu durumun sistematik bir soruna neden olduğu gözlenmiştir” ifadelerini kullanmıştı.

    Anayasa Mahkemesi bu kararla, resmi ilan ve reklam kesme cezalarına ilişkin koşulların çerçevesinin çizilmesi, belirli bir açıklık ve kesinlikte olan ifadelerle kanun maddesinin şekli ve maddi yönden yeniden düzenlenmesi gerektiğini ve BİK’in değerlendirmeleriyle ilgili sistematik sorun olduğunu belirtmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bakanlıktan gazetecilere engelleme!

    Bakanlıktan gazetecilere engelleme!

    PİRHA- Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantısı için Çalışma Bakanlığı’na giden gazeteciler bakanlık binasına “basın kartını” gerekçe göstererek alınmadı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ‘Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantısını takip etmek isteyen Gazete Duvar, Halk TV, Tele1, Evrensel Gazetesi ve Mezopotamya Ajansı’nın muhabirleri bakanlık binasına alınmadı.

    “Basın kartı”nı gerekçe göstererek toplantıya almayan yetkililer, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen “turkuaz basın kartı” olmadığı için gazetecilerin toplantıyı izleyemeyeceğini söyledi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Gazateci Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    Gazateci Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gazateci Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında mezarı başında anıldı. Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe yaptığı konuşmada “26 yıl önce şu saatlerde Metin öldürülmüş tutsakların cenazesini izlemek üzere hala yaşıyordu. Ne yazık ki gözaltına alınıp katledildi. Bugün burada olmanız çok kıymetli. Metin’i unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    Haber takibi yaptığı sırada gözaltına alınan ve dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 26’ıncı yılında İstanbul Esenler’deki Kemer Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anmaya Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ile Berkin Elvan’ı annesi Gülsüm Elvan da katıldı.

    Göktepe’nin öldürülme ve dava sürecini hatırlatan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, gazeteci öldürülmelerinde failin, ceza aldığı ilk dava olduğunu belirtti.

    Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe ise “Bugün yine Metin ile buluşmaya geldik. 26 yıl önce şu saatlerde Metin öldürülmüş tutsakların cenazesini izlemek üzere hala yaşıyordu. Ne yazık ki gözaltına alınıp katledildi. Ancak sadece gazeteciler değil bütün ülke halkının, sendikaların ve başta annem olmak üzere bu davanın katillerinin yargılanmadan bitmeyeceğinin mesajını verdi. Bugün burada olmanız çok kıymetli. Metin’i unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de ülkenin bir bütün olarak kriz içinde olduğunu belirterek, birlikte mücadele çağrısı yaptı.

    Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise her türlü baskılara rağmen gazetecilik yapmaya devam edileceğini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP, Göktepe’yi andı: Bu ülke gazetecileri de tetikçileri de asla unutmayacak

    HDP, Göktepe’yi andı: Bu ülke gazetecileri de tetikçileri de asla unutmayacak

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP), haber takibi sırasında polisler tarafından gözaltına alınıp, ardından katledilen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’yi katledilişinin 26’ncı yılında andı.

    Halkların Demokratik Partisi, haber takibi sırasında İstanbul Ümraniye’de polisler tarafından gözaltına alınarak katledilen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’yi katledilişinin 26’ncı yılında andı.

    “HAKİKATTE ISRAR EDEN ÖZGÜR BASIN EMEKÇİLERİNİ SELAMLIYORUZ”

    Basın Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak şu ifadelere yer verdi:

    “Metin ve bu topraklarda katledilen yüzlerce gazeteci şahsında aslında hakikat, özgür basın ilkeleri ve gazetecilik katledilmek istendi. Hakikate düşmanlık besleyerek ve yalanlara dayalı bir dünya kurarak varlığını sürdürmeye çalışan bütün iktidarlar, her zaman ve ilk olarak gerçek gazetecileri hedef aldı. Maalesef Metin’in katledilmesi ne ilkti ne de son oldu.

    Türkiye’de gazeteciler dün de susturulmaya ve iktidar politikalarının aparatı haline getirilmeye çalışıyordu bugün de. Ancak özgür basına ve gazetecilik ilkelerine bağlı olan gazetecilere yönelik saldırılar konusunda AKP, kendisinden önceki bütün yönetimlere rahmet okutuyor! Türkiye basına yönelik saldırılarda tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. Bir taraftan mesleğinin hakkını vermeye çalışan gazeteciler katlediliyor, tutuklanıyor, tehditler ve davalarla yıldırılmaya çalışılıyor; diğer taraftan ortalığa gazeteci kılığında tetikçiler salınıyor. Tek gayeleri iktidarın yolsuzluklarını ve suçlarını temize çıkarmak, meşrulaştırmak olan yandaş gazeteciler, adeta bir SADAT birimi gibi muhalefete saldırıyor.

    Bütün bu saldırılara rağmen Türkiye’deki özgür basın geleneği ve bu geleneğin mirasçısı olan gazeteciler, Metin gibi, Apê Musa gibi gerçekleri halka ulaştırmaktan geri durmuyor, bunun için her türlü bedeli göze alarak kalemlerini özgürlük ve insanlık için kullanmaya devam ediyor.

    Metin Göktepe, Gurbetelli Ersöz, Hrant Dink ve Apê Musa başta olmak üzere gerçekleri halka ulaştırmak için yaşamını feda eden özgür basın şehitlerini bir kez daha anıyor, onların bıraktığı mirası devralarak gazetecilikte ve hakikatte ısrar eden bütün özgür basın emekçilerini selamlıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Evrensel Gazetesi yazarı Ayşe Şahin serbest bırakıldı

    Evrensel Gazetesi yazarı Ayşe Şahin serbest bırakıldı

    Sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan Evrensel Gazetesi yazarı Ayşen Şahin, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

    Evrensel gazetesi yazarı Ayşen Şahin, dün akşam 8 Mart Kadın Platformunun online gerçekleştirdiği toplantısı sırasında evine gelen polislerce gözaltına alındı. Gözaltına alındığı bilgisini Twitter hesabından “Arkadaşlar polis kapıda, Vatan Emniyete götürülüyorum. Üstümü değiştirip çıkıyorum. Herkese tek tek haber veremedim” paylaşımında bulunarak duyuran Şahin, İstanbul Emniyetine götürüldü.
    “HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK’LE SUÇLANDI”
    Gözaltına alınmasına gerekçe olarak sosyal medya paylaşımları gösterilen Şahin, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlaması yöneltildi.
    İfade işlemleri devam ederken Ayşen Şahin’e destek için arkadaşları, Evrensel çalışanları ve avukatlar İstanbul Emniyeti önüne geldi. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, CHP PM Üyesi Eren Erdem, milletvekilleri Ahmet Şık ve Ali Şeker de yine Emniyete gelenler arasındaydı.
    İfadesinin ardından serbest bırakılmasına karar verilen Şahin’i vekiller karşıladı. Vekillerle birlikte dışarı çıkan Şahin, kendisini bekleyen dostlarıyla kucaklaştı.
    “BANA DEĞİL, HERKESE ÖZGÜRLÜK”
    Şahin, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Hedef gösteren değil, gösterilenim. Vatani vazifeye döndü, sırayla hepimiz gelip gidiyoruz. Ben çıktım ama genç arkadaşların suçu neydi? Bana değil, herkese özgürlük” dedi.
    “Acımadı ki” diyerek dostlarıyla buluşan Ayşen Şahin açıklaması şöyle:
    “Harika bir ifade verdik. Suçlu psikolojisine girecek bir durum yok zaten Vatan’a geldik diye. Herhalde neşemizden saldılar diye düşünüyorum. Gözaltı gibi değildi gerçekten. Durumun absürtlüğünü anlattık. Martı videosunun üstündeki metni okuyunca bambaşka bir şey çıkıyor. Alttaki tweeti almayınca üstten başka bir bağlam çıkıyor. Bağlamdan koparıldığını ve asıl hedef gösterilenin ben olduğumu biraz izah ettik mantık çerçevesinde. Hilal Kaplan’ın, Ebabil Harekatının ‘Derhal tutuklanmalı’ tweetleri üzerine gözaltına alındık. İfadede de bunu söyledik. Ben olay büyümesin diye kimse hakkında suç duyurusunda bulunmamıştım ama aslında hedef gösteren değil gösterilenim. Bir gazetecilik refleksiyle oraya koyduğum videonun çarpıtılıp bir metazoriyle, bir baskı unsuruna dönüştürülmesi sonucu soluğu burada aldık. Ama yapacak bir şey yok. Bir vatani vazifeye döndü. Sırayla hepimiz bir ara geliyoruz gidiyoruz işte. Bizi de yok yazmasınlar diye bir süre uğramış olduk. Gerçekten tweette hiçbir şey yok, hiçbir suç unsuru yok. Tamamen bağlamından koparma ve çarptırılma var, hedef gösterilme var organize bir şekilde. Zaten iki kere iki dört bir durumdu vaziyet. Sizi burada gördüğüm için şu an çok şaşkınım. Çıktığım için de mahcubum. Bir gün falan kalsam, geldiğinize değseydi gecenin bu saatinde. Beklemiyorduk açıkçası, kalırız diye düşünüyorduk. Beyan da ettiler zaten. Büyük ihtimalle ifadede olayın absürtlüğü ortaya çıktığı için böyle bir karar verildi. Ben çıktım güzel bir şey oldu ama öbür genç arkadaşların suçu neydi? Yaptıkları şey benim yaptığımdan farklı bir şey değildi. WhatsApp’ta bir grup kurmak, bir yerde durumla ilgili bir tweet atmak, aşağı bakmayacağız demek, bunlar da suç unsuru değil. Bunlar da aslında mantık çerçevesinde ve hukukun doğru normlarda uygulandığı takdirde hepsinin benim gibi belli bir süre sonra salınması hatta hiç alınmaması gerekiyordu. O açıdan da aslında biraz vicdani yük çekiyorum çünkü ben dışarıdayım niye bir sürü insan şu an evde kelepçeyle tutuklamayla yargılanıyor ve sabaha karşı operasyonlara maruz kalıyor. Benim için işler iyi gelişti ama gönül ister ki herkes için aynısı olsun. Biz de çıktığımıza sevinebilelim ve içimizde bu burukluk kalmasın. Bana değil herkese özgürlük yani.”


    (HABER MERKEZİ) 

  • RTÜK Evrensel’in reklamını yayınlayan TELE 1’e en üst sınırdan ceza verdi

    RTÜK Evrensel’in reklamını yayınlayan TELE 1’e en üst sınırdan ceza verdi

    RTÜK, TELE 1 kanalına Evrensel gazetesinin reklamını yayınlamasını gerekçe göstererek ceza kesti.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TELE 1 kanalına, yayınlanan Evrensel gazetesi reklamında terör örgütü propagandası yapıldığı iddiasıyla en üst sınırdan para cezası kesti.

    RTÜK’ten yayınlanan yazılı açıklamada, İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın hazırladığı ilgili raporun Üst Kurul’da görüşüldüğü belirtildi ve rapordan bahsedildi. Raporda Evrensel’in terör unsurları içerdiği iddia edilen reklam filminin TELE 1’de yayınlandığı, bunun için kanala ceza verilmesi gerektiği ifade edildi.

    ‘Bir kız çocuğunun kırmızı, sarı ve yeşil renklerindeki bir bez parçasını tuttuğu’nun belirtildiği raporda, ‘bölücü terör örgütüne ait bez parçaları ile terör örgütünün propagandasının yapılmasına aracılık edildiği, bu yapılırken de kardeşlik mesajları kullanılarak masum bir kız çocuğuyla şirin gösterilmeye çalışıldığı’ savunuldu.

    EN ÜST SINIRDAN PARA CEZASI VERİLDİ

    Açıklamada, RTÜK’ün 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde yer alan ‘terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez’ yayın ilkesinin ihlal edildiği öne sürülerek TELE 1’e en üst sınırdan idari para cezası cezası verildiğinin kararlaştırıldığı aktarıldı.

  • Evrensel’e 45 gün ilan kesme cezası

    Evrensel’e 45 gün ilan kesme cezası

    Basın İlan Kurumu (BİK), Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığı taşıyan köşe yazısı gerekçesiyle Evrensel’e 45 gün süreyle resmi ilan ve reklamların kesilmesi cezası verdi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, BİK’e “Elinden başka kötülük gelse onu da yapacak” diyerek tepki gösterdi.

    Aldığı kararlarla muhalif basına yönelik “Demokles Kılıcı”na dönüşen Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel Gazetesi’ne yazar Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığıyla yayımlanan yazısı nedeniyle basın tarihine geçecek rekor ceza verdi. BİK, yazı nedeniyle gazete ve internet sitesi “evrensel.net”e 45 gün süreyle resmi ilan ve reklamların kesilmesi kararı aldı.

    Evrensel ile Artı Gerçek adlı internet sitesinde 5 Mayıs 2020 tarihinde “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığıyla yayımlanan yazısı nedeniyle Ragıp Zarakolu’ya yönelik sosyal medyada linç kampanyası başlatılmıştı.

    Akabinde de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un suç duyuruları ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından Zarakolu hakkında soruşturma başlatıldı.

    “Darbe mesajı vererek anayasal düzeni hedef almak” suçlaması ile yürütülen soruşturma kapsamında Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Görkem Kınacı, 14 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne giderek ifade verdi.

    13 Mayıs 2020 toplanan Basın İlan Kurumu da aynı yazı ile ilgili soruşturma başlattı. Basın Ahlak Yasası’nın 129 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 1. maddesi ile aynı maddenin (a), (ç), (d) ve (ı) bentlerinin ihlal edildiği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gazeteden savunma talep edildi.

    27 Mayıs 2020 tarihinde gazete tarafından gönderilen savunmada, yayımlanan yazıda Türkiye siyasi tarihinin kısa bir özeti yapılarak siyasi iktidarların iktidara gelme ve gitmesi, seçilmesi ve seçimi kaybetmesi, iktidarı alabilmek ve iktidarda kalabilmek için yaptıkları koalisyonlar, birlikteliklerinin açıklandığına vurgu yapıldı. Birçok yerleşik Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM karar örneklerinin de yer aldığı savunmada söz konusu yazının hukuka uygunluk sınırları içinde eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu belirtildi.

    45 GÜNLÜK REKOR CEZA

    Gönderilen bu savunma sonrası kararını veren BİK, “Söz konusu köşe yazısının içeriğinde rahmetli Adnan Menderes’in ihtilal neticesinde idamına atıfta bulunmak başlığında ve yazının sonunda benzer kaderden Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaçışının olmayacağını belirtmek suretiyle Cumhurbaşkanımızın insan haklarına dayalı demokratik ve hukuk devleti niteliğinin günümüzde de ortadan kalkabileceğini kastettiği yani bir diğer ifade ile darbe imasında bulunduğu anlaşıldığından” sonucu çıkarılarak haber verme ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşıldığını iddia etti.

    ‘Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılamaz’. ‘Cumhuriyetin insan haklarına dayalı, demokratik…hukuk devleti niteliği… aleyhine yayın yapılamaz’ ve ‘Kişilere yönelik yayınlarda… iftira ve haksız isnat yapılamaz’ şeklindeki basın ahlak esasları hakkında 129 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 1. maddesi ile bu maddenin (a) ve (ı) bentlerinin ihlal edildiğine hükmeden BİK, Evrensel’e 45 günlük rekor bir ilan kesme cezası verdi.

    KARARA İTİRAZ EDİLECEK

    Evrensel Gazeteci avukatı Devrim Avcı, verilen cezaya ilişkin şunları söyledi:

    “Yazı darbeyi savunan değil, aksine eleştiren bir yazıdır. Yazarın kendisi de daha sonra yaptığı açıklamada darbelerden mağdur olmuş birisi olduğunu ve darbeyi savunmasının mümkün olamayacağını açıklamıştır. Biz de gönderdiğimiz ayrıntılı savunmada bunu anlattık. Bu konuda verilmiş kararlara atıf yaparak yazının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu anlattık. Ve sonuçta verilen 45 günlük ilan kesme cezası şimdiye kadar verilmiş en uzun ilan kesme cezası. İfade özgürlüğü kapsamında bir köşe yazarının kendi kanaati doğrultusunda yazdığı bir makaleye böyle bir ceza verilmesi hukuk ile açıklanabilir değil.”

    Evrensel’in uzun süredir bu tür cezalar ve daha pek çok uygulama ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Avcı, “Yani Basın İlan Kurumu için başvuru yapılıyor, ilan kesme cezası veriliyor, yetmiyor, savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor. Yetmiyor erişim engelli, tekzipti vs. Tüm bunlar artık gazetenin topyekün hasmane bir tutum ile karşı karşıya olduğunu düşündürtüyor. Tüm bunları düşününce ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kişilerin kanaat özgürlüğünün de artık bu ülkede tanınmadığının da açık bir ilanı olduğunu düşünüyoruz. Bu uygulamalara karşı tüm hukuki yollara da başvurumuzu yapacağız” diye konuştu.

    POLAT: ELİNDEN BAŞKA KÖTÜLÜK GELSE ONU DA YAPACAK

    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, BİK’in verdiği cezaya sosyal medya hesabından tepkisini gösterdi. Verilen cezaya dair haberi alıntılayan Polat, şunları yazdı:

    “Basın İlan Kurumu’ndan rekor ceza. BİK, Evrensel’e, Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığıyla yayımlanan yazısını gerekçe göstererek 45 gün resmi ilan ve reklamların kesilmesi cezası verdi. Elinden başka kötülük gelse onu da yapacak!”  (HABER MERKEZİ)

     

  • Evrensel, 25’nci yaşında 7 Haziran’da halkla buluşuyor-VİDEO

    Evrensel, 25’nci yaşında 7 Haziran’da halkla buluşuyor-VİDEO

    PİRHA- 25 yaşını büyük bir festivalle kutlamayı planlayan Evrensel gazetesi, pandemi nedeniyle festivalini iptal ettti ancak 7 Haziran Pazar günü sosyal medya kutlamasıyla #Seninlemümkün diyerek halkla buluşuyor.


    ‘İşte Türkiye Gerçeği’ manşetiyle 7 Haziran 1995’te yayın hayatına başlayan Evrensel gazetesi 25’nci yaşında.

    “Gerçekleri emek, emeği Evrensel yazar” şiarıyla gücünü işçi sınıfı ve emekçilerden alan Evrensel, 25 yıldır işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, üreticilerin, köylülerin sesi olmaya ve haberleriyle gerçeğe ışık tutmaya devam ediyor.

    Hayatın tüm renklerini içinde bir arada bulunduran Evrensel 25 yıldır edebiyatın, sinemanın, tiyatronun, resmin kısaca tüm kültür sanatın nabzını tutuyor.

    25 yılda, “O haberi ben izlemeliyim” diyerek gittiği haberde Muhabiri Metin Göktepe, polislerce öldürülen, gerçeği yansıtan haberlerine binlerce dava açılan, para cezası kesilen, son olarak Basın İlan Kurumu’nun ilan ve reklam ambargosu uyguladığı Evrensel, 25 yılda hayatını sürdürüyor.

    25 yaşını büyük bir festivalle kutlamayı planlayan Evrensel ailesi, pandemi nedeniyle festivalini iptal etse de, sosyal medya kutlamasıyla #Seninlemümkün diyerek halkla buluşuyor.

    Evrensel yaptığı açıklamada, “7 Haziran Pazar akşamı saat 21.00’de pek çok sanatçı, aydın, yazar, sendika, oda ve siyasi parti temsilcileri mesajları ve şarkılarıyla Evrensel gazetesinin sosyal medya kutlamasında yer alacak. Evrensel’e ait Youtube, Twitter ve Facebook hesaplarından yayınlanacak kutlamaya #Seninlemümkün diyerek sizleri de bekleriz” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Sarı basın kartlarının iptal edilmesi Meclis gündemine taşındı

    Sarı basın kartlarının iptal edilmesi Meclis gündemine taşındı

    PİRHA – Gazetecilerin sarı basın kartlarının iptal edilmesine ilişkin CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazeteleri çalışanlarının sarı basın kartlarının iptal edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Tanrıkulu, önergede Basın Kartları Komisyonu’nun Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmasının ardından AKP tarafından muhalif görülen gazetecilerin basın kartlarının birer birer iptal edildiğine dikkat çekti.

    Tanrıkulu, Oktay’a şu soruları yöneltti:

    • Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazetelerinden basın kartları iptal edilen basın emekçilerinin basın kartları hangi gerekçelerle ve ‘Basın Kartı Yönetmeliği’nin hangi maddelerine göre iptal edilmiştir?
    • Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazetelerinden basın kartları iptal edilen gazetecilere basın kartı iptaline dair tebliğ yapılmadığı iddiaları doğru mudur?
    • Enformasyon Genel Müdürlüğünün Cumhurbaşkanlığına bağlanarak ‘İletişim Başkanlığı’ adını alması ve söz konusu düzenlemenin ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının bütün basın kartlarını yenilemek için çalışma başlatması akabinde 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle toplam kaç gazetecinin basın kartı hangi gerekçe ile iptal edilmiştir? Basın kartı iptal edilen gazetecilerin çalıştıkları gazeteler hangileridir?
    • Eleştirel yayın yapan gazetelerin çalışanlarının adeta cezalandırılarak basın kartlarının neden iptal edildiğine dair Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kamuoyuna ivedi açıklama yapacak mıdır?
    • Enformasyon Genel Müdürlüğünün Cumhurbaşkanlığına bağlanarak ‘İletişim Başkanlığı’ adını alması ve söz konusu düzenlemenin yapıldığı tarihten 26 Ocak 2020 tarihine kadar basın kartı almak için başvuru yapan toplam gazeteci sayısı nedir?
    • Enformasyon Genel Müdürlüğünün Cumhurbaşkanlığına bağlanarak ‘İletişim Başkanlığı’ adını alması ve söz konusu düzenlemenin yapıldığı tarihten 26 Ocak 2020 tarihine kadar basın kartı almak için başvuru yapan gazetecilerden basın kartı iptal edilen (çalıştıkları gazeteler belirtilmek üzere) gazeteci sayısı nedir?
    • 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye genelinde toplam kaç gazeteci tutukludur?
    • 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye genelinde toplam kaç gazeteci yaptığı haberler sebebiyle yargılanmaktadır?
    • 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye dünya genelinde ‘Basın Özgürlüğü’ sıralamasında kaçıncı sıradadır?”

     

  • Birgün ve Evrensel’e uygulanan yasaklar Cumhurbaşkanlığına soruldu

    Birgün ve Evrensel’e uygulanan yasaklar Cumhurbaşkanlığına soruldu

    PİRHA – HDP’li Kenanoğlu, Birgün ve Evrensel Gazetelerine uygulanan yasakları Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu. Kenanoğlu, “Bu iki gazetenin haberlerinde çokça iktidar eleştirisi yapan haberlere yer verilmesinin, ilan ve reklam akışının durdurulmasına bir etkisi var mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Birgün ve Evrensel Gazetelerine uygulanan yasakları meclis gündemine getirdi.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle önerge veren Kenanoğlu, son aylarda Basın İlân Kurumu tarafından verilmesi zorunlu olan resmi ilan ve reklamların Birgün ve Evrensel gazetelerine gönderilmediğini belirtti.

    195 Sayılı Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun’u hatırlatan Kenanoğlu, “‘Resmî ilânların mevkûtelerde yayınlanmasında aracı olmak’ ve ‘basının her türlü ihtiyaçlarını temin etmek’ hükümleri sayılmıştır. Aynı Kanunun 32. maddesinde, söz konusu resmî ilânların ‘fikir ve içtihat farkı aranmaksızın dağıtılacağı’ ibaresi açık şekilde yer almaktadır’ ifadelerine yer verdi.

    Kenanoğlu, Basın İlân Kurumu’nun gazetelerin önemli gelir kalemlerinden olan resmî ilânları eşit ve adil şekilde, gazetelerin takip ettiği yayın politikasına bakmaksızın dağıtmak zorunda olduğunun altını çizdi.

    “BU TUTUMUN ARKASINDA ÖZGÜR BASIN HEDEFLENİYOR”

    Türkiye’de ulusal basının belli sermaye erkleri elinde toplandığı, iktidara yakın sermaye gruplarının basın yayın hayatında büyük bir güç haline geldiğini kaydeden Kenanoğlu, bağımsız medyanın yurttaşların bilgi edinme hakkının korunmasındaki önemli rolü olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Bu nedenle, 2004 yılından beri yayın hayatında olan ve sermayesi yüzlerce birey, sendikalar ve meslek örgütlerinden toplanan paralarla oluşturulan Birgün Gazetesi’nin ve 1994 yılından beri yayımlanan, onlarca kez yayın yasağına ve sansüre uğrayıp Metin Göktepe gibi kayıplar yaşayan Evrensel Gazetesi’nin bağımsız basın için üstlendiği rol paha biçilmezdir.

    Basın İlân Kurumu’nun, Birgün ve Evrensel gazetelerine yönelik tutumunun arkasında yer alan saik ne olursa olsun sürdürülen tavrın sonuç itibari ile özgür basını hedef aldığı ve kurumun kendi mevzuatına aykırı olduğu açıktır. İçinde bulunduğumuz insan hakları haftasının temelini oluşturan ve 71. yılını kutladığımız İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi basın özgürlüğünün önemine atfen “her ferdin bilgi ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını” düzenlemektedir.”

    AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 157. sıraya gerilediğini hatırlatan Kenanoğlu, Basın İlan Kurumu’nun üç ayı aşkın bir süredir Birgün gazetesine ilan ve reklam akışını durdurduğunu kaydetti.

    “SON ÜÇ AYDA 49 GÜNLÜK CEZAYA MUHATAP OLMUŞLAR”

    Kenanoğlu, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı;

    “Bu yasak, ‘Resmi İlan ve Reklamlar ile Bunları Yayınlayacak Süreli Yayınlar Yönetmeliği’nin 52’nci Maddesi’ne dayandırılmıştır. Gerekçe olarak elektronik ortamda tutulması zorunlu olan “Baskı ve Bayi-İade Defterleri”nin gecikmeli olarak tutulduğu iddiasıdır. Halbuki Basın İlan Kurumunun gazeteye gönderdiği 2/12/2019 tarihli tebligatta belirtildiği üzere bu sorun 1 Eylül itibariyle giderilmiş ve gerekçe ortadan kalkmıştır. Ancak, Basın İlan Kurumu bu kez de ilan durdurmak için, “Bazı haberlerde yayın kaynağının kullanılmaması” şeklinde ikinci bir gerekçe öne sürerek üç ayı aşkın bir süredir uygulamakta olduğu yasağa ‘devam’ kararı vermiştir.

    Birgün gazetesi, Türkiye’nin en yaygın üç haber ve bir fotoğraf ajansına abone olmakla birlikte, ajanslardan birebir aldığı tüm haberlerle ilgili kaynak belirtiğini ifade etmektedirler. Yine de Birgün gazetesinin yayımladığı haberler gerekçe gösterilerek 2 ila 15 gün arasında değişen basın-ilan kesme cezaları olmuştur. Son 3 ay içerisinde haber içerikleri gerekçe gösterilerek toplam 49 günlük cezaya muhatap olmuşlardır. Basın İlan Kurumu’nun sorunlu gördüğü, bu nedenle önce savunma istediği sonra ceza kestiği haberlerle ilgili bırakın dava açılmasını herhangi bir düzeltme yapılmamıştır.

    Bu bağlamda Oktay’a şu sorular yöneltildi:

    • Basın İlan Kurumu tarafından Birgün ve Evrensel Gazetesine verilen ilan ve reklam akışı durdurma kararı, bütün koşullar ve tebligatla iletilen gerekçeler yerine getirilmesine rağmen neden hala kaldırılmamıştır?
    • Bu iki gazetenin haberlerinde çokça iktidar eleştirisi yapan haberlere yer verilmesinin, ilan ve reklam akışının durdurulmasına bir etkisi var mıdır?  (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş: Sağlığım çok iyi değil, henüz bir teşhis konulamadı

    Demirtaş: Sağlığım çok iyi değil, henüz bir teşhis konulamadı

    Edirne Cezaevi’nde  tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sağlık durumu ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Demirtaş, “Sağlığım çok iyi değil. O günden bu yana yeni bir gelişme yok. Zaman zaman göğsümdeki sancı nüksediyor, nefes alışverişimi zorluyor. Henüz bir teşhis konulamadı” dedi. 

    Geçtiğimiz hafta cezaevinde bilinci kapanan ve bir hafta hastaneye götürülmeyen Demirtaş, “Sağlığım çok iyi değil maalesef. Zaman zaman göğsümdeki sancı nüksediyor, nefes alışverişimi zorluyor. Tetkikler devam ediyor. Henüz bir teşhis konulamadı” dedi.

    Yargı paketi çıktı, hakkınızda iki tahliye kararı, bir AİHM kararı var, ama hâlâ hapistesiniz” sorusuna Demirtaş, “Tüm halk faşizmin pervasız, ahlaksız, ağır saldırısı altındadır. Bizim sözde yargılamalarımız da bunun bir parçasıdır. AKP-MHP ortaklığının yargı içine çöreklenmiş ayağı tarafından rehin alınmış durumdayız. Binlerce siyasi tutsağın pozisyonu tam olarak budur. Bu nedenle kanun, usul, hukuk gibi tartışmalara girmenin bir anlamı yok. Esir kampı veya toplama kampı uygulamalarının 2000’li yıllar versiyonunu yaşıyoruz. Hangi esir kampında adalet, hakim, mahkeme, hukuk vardı ki bu dönemde olsun” yanıtını verdi.

    Erken seçim çağrısına ilişkin Demirtaş, “HDP erken seçim çağrısı yaptı ve bence ilk adım olarak bu doğruydu. Şimdi bunun devamını getirmek ve seçime nasıl, hangi ittifaklar ve hangi ilkelerle gidileceğini netleştirmek, bunun için asgari bir demokrasi programı ilan edip hayata geçinceye kadar faşizme karşı her yerde mücadeleyi örgütlemek gerekir. Yoksa HDP istedi diye erken seçim olmayacak. Ama halkın önüne somut bir program ve demokrasi blokunun ilanı ile çıkılıp konferanslar, mitingler, yürüyüşler ve yaratıcı sivil itaatsizlik eylemleriyle kitle desteği görünür kılınırsa (Ki çok fazla destek olacaktır) erken seçim çağrısı daha anlamlı hale gelir ve karşılık da bulur” ifadelerini kullandı.

    Demirtaş avukatları aracılığıyla Evrensel gazetesinden Meltem Akyol’un sorularını yanıtladı.

    “SAĞLIĞIM ÇOK İYİ DEĞİL, HENÜZ BİR TEŞHİS KONULAMADI”

    Çok geçmiş olsun, korkuttunuz… Nasılsınız, sağlık durumunuz nasıl?

    Sağlığım çok iyi değil maalesef. Avukatlarım ve milletvekilleri konunun detaylarını açıkladılar. O günden bu yana yeni bir gelişme yok. Zaman zaman göğsümdeki sancı nüksediyor, nefes alışverişimi zorluyor. Tetkikler devam ediyor. Henüz bir teşhis konulamadı.

    ESİR KAMPI UYGULAMALARININ 2000’Lİ YILLAR VERSİYONU

    Yargı paketi çıktı, hakkınızda iki tahliye kararı, bir AİHM kararı var, ama hâlâ hapistesiniz…

    Tüm halk faşizmin pervasız, ahlaksız, ağır saldırısı altındadır. Bizim sözde yargılamalarımız da bunun bir parçasıdır. AKP-MHP ortaklığının yargı içine çöreklenmiş ayağı tarafından rehin alınmış durumdayız. Binlerce siyasi tutsağın pozisyonu tam olarak budur. Bu nedenle kanun, usul, hukuk gibi tartışmalara girmenin bir anlamı yok. Esir kampı veya toplama kampı uygulamalarının 2000’li yıllar versiyonunu yaşıyoruz. Hangi esir kampında adalet, hakim, mahkeme, hukuk vardı ki bu dönemde olsun.

    Biz de bunun farkında olarak elimizdeki her türlü imkanla direnmeye devam ediyoruz. Yargılama varmış gibi yapılan duruşmalarda da, hukukun tüm imkanlarıyla tarihe not düşmeye gayret ediyoruz. AKP-MHP’nin yargı reformu gibi sözüm ona adımları da faşizmi sürdürme niyetinden başka bir amaç taşımıyor.

    “AMAÇ TASFİYE ETMEK, İRADESİNİ, UMUDUNU YIKMAK”

    Seçimlerin hemen ardından belediyelere yeniden kayyumlar atanmaya başladı. Seçilmişler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor… ‘Amaç Kürtleri sandıktan uzaklaştırmak’ değerlendirmesi yapılıyor, katılır mısınız?

    Faşist cephe kendisinden bekleneni ve öngörüleni yapıyor. AKP’nin Bahçeli, Ağar, Perinçek tarafından desteklenmesinin şartı, Kürtlere ve diğer muhalefete yönelik içeride ve dışarıda kesintisiz bir savaş yürütmesidir. AKP tekçi rejimi de bunu büyük bir şevkle yapıyor zaten. Burada asıl amaç sandıktan uzaklaştırmak değil, topyekün tasfiye etmek, yok etmek, iradesini, umudunu, geleceğe dair hayallerini yıkmaktır. Sandığa ve sandık sonuçlarına yönelik müdahale bu amacın aşamalarından biri sadece. Topyekün ve çok yönlü, asimetrik bir saldırıyla muhalefeti ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla şunu bilmek lazım, kayyum olsa da olmasa da faşizm başka yol ve yöntemlerle saldırılarını sürdürecektir. Tekrar söylüyorum, tek yol faşizmin yıkılmasıdır.

    “ERKEN SEÇİM ADIMININ DEVAMINI GETİRMEK GEREKİYOR”

    HDP, tüm bu süreci değerlendirdiği bir toplantı yaptı, ‘siney-i millet’i de tartıştı. Ve nihayetinde erken seçim çağrısı yaptı. Siz bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz ve bundan sonraki adım ne olmalı?

    HDP erken seçim çağrısı yaptı ve bence ilk adım olarak bu doğruydu. Şimdi bunun devamını getirmek ve seçime nasıl, hangi ittifaklar ve hangi ilkelerle gidileceğini netleştirmek, bunun için asgari bir demokrasi programı ilan edip hayata geçinceye kadar faşizme karşı her yerde mücadeleyi örgütlemek gerekir. Yoksa HDP istedi diye erken seçim olmayacak. Ama halkın önüne somut bir program ve demokrasi blokunun ilanı ile çıkılıp konferanslar, mitingler, yürüyüşler ve yaratıcı sivil itaatsizlik eylemleriyle kitle desteği görünür kılınırsa (Ki çok fazla destek olacaktır) erken seçim çağrısı daha anlamlı hale gelir ve karşılık da bulur.

    “BU KADAR BEDELİ BOŞ YERE Mİ ÖDÜYORUZ?”

    ‘Barış Pınarı’ adıyla Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyonla yeniden yavaş ve milliyetçi yaklaşımların kışkırtıldığına tanık olduk. Barış ve kardeşlik, yani çözüm konusunda tabloyu nasıl görüyorsunuz, karamsar mı olmalıyız?

    Faşizm son zamanlarını yaşıyor, bırakın da faşist iktidardan beslenen alçaklar sürüsü umutsuz olsun. Halkın umutsuz ya da karamsar olması için tek bir neden bile göremiyorum. Aksine karşımızda dibe vurmuş, çürümüş, yozlaşmış, halk desteğini daha şimdiden büyük oranda yitirmiş sefil bir iktidar varken korkmanın, karamsarlığın zamanı değil.

    Bu kadar bedeli boş yere mi ödüyoruz?

    Bu faşizan uygulamalara teslim olunsaydı iktidarlarını yirmi yıl daha sürdürebilirlerdi. Ancak milyonlarla birlikte direndik ve faşizmi gerilettik. Artık önümüzdeki görev, ilk seçimde faşizmi tuzla buz ederek içinde HDP’nin de olduğu demokratik bir iktidarı iş başına taşımaktır.

    “HDP’YE HABER VERMEMEKLE BELKİ DE EKSİK DÜŞÜNDÜM”

    ‘HDP’ ile sık sık gerilim yaşadığınıza ilişkin iddialar-tartışmalar var. Sağlık durumunuzdan geç haberdar olunması da yeniden bu yönde bir tartışma başlattı. Ne söylersiniz?

    Sağlık durumumu dışarıya geç iletmek benim kararımdı. HDP’nin bu nedenle haberi olmadı. Bunca sorunun ve hasta tutsağın olduğu bir dönemde gerçekten de sağlık meselem gündem olsun istemedim. Bakın, daha bu hafta Urfa Cezaevinde 64 yaşındaki Emine Aslan Aydoğan, hasta bir tutsak yaşamını yitirdi. Emine anaya Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm halkımıza da baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. Durum gerçekten çok ciddidir. Herkesin hasta tutsaklar sorununa ses vermesi, konuyu gündeme taşıması gerekir.

    Haber vermemekle belki de eksik düşündüm. Yoksa partimle aramızda en küçük bir sorun ya da gerilim yok. Dışarıda arkadaşlarımız yoğun saldırılara rağmen koşturuyor, mücadele ediyorlar. Her HDP’liyi kutluyor, alınlarından öpüyorum. Direnmeye devam, mutlaka kazanacağız diyorum.

    ROMANI OCAK AYINDA ÇIKIYOR

    Cezaevinde günleriniz nasıl geçiyor? Ne okuyor, ne yazıyorsunuz? Yeni kitaplar bekleyelim mi?

    Ne bulsak okuyoruz. Yeni kitapları sürekli ediniyoruz. Bir roman yazmaya çalıştım, ocak ayında yayımlanır belki. Resim ve karikatür yapıyorum bol bol. Böyle işte. Geçiyor günler…

    “KETILI RASTGELE ÇALIŞTIRINCA DA ‘SU KAYNATIYOR”

    ‘Ketıl’ ile haber alıyorduk sizden ancak son zamanlarda pek alamıyoruz, neden? Ketıl mı çalışmıyor?

    Sonuçta burası hapishane, bazen sorunlar oluyor elbette. Dışarıyı takip etmek kolay olmuyor. Seçim döneminde avukatlar günde üç defa gelebiliyordu, şimdi o sıklıkta olamaz tabii ki. Ketılı rastgele çalıştırınca da “Su kaynatıyor.” Çok elzem olursa çalıştırırız yine de.

    Ben ve Abdullah Zeydan arkadaşımız tüm dostlara selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

    Söyleşinin tamamı