PİRHA-Dersim’de kadınlar, Rojin Kabaiş için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘İntihar değil bu bir cinayet’ , ‘Kadın cinayetleri politiktir’ , ‘Rojin için adalet’ sloganları atıldı.
Dersim Kadın Platformu öncülüğünde yüzlerce kadın, Rojin Kabaiş için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. ‘Rojin Kabaiş’e ne oldu, Gülistan Doku nerede’ yazılı pankartın taşındığı yürüyüşte kadınlar tarafından sık sık ‘İntihar değil bu bir cinayet’ , ‘Kadın cinayetleri politiktir’ , ‘Rojin için adalet’ sloganları atıldı. Basın açıklamasını Dersim Kadın Platformu adına Eylül Yantemur okudu.
“ROJİN İÇİN ADALET ARIYORUZ”
Rojin Kabaiş’in cinsel saldırıya uğramış olduğuna dair kuvvetli bir şüphe söz konusuyken ATK tarafından 1 yıl buyunca delillerin saklandığını belirten Eylül Yantemur, “Kadınlar evlerinde, kaldıkları yurtların önünde, iş yerlerinde, sokakta öldürülüyor. Katiller cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Tıpkı Rojin’in ve Gülistan’ın ailesinde olduğu gibi acılı aileler adalet mücadelesi vermekten yas tutmaya zaman bulamıyor. Tüm bunlar olurken bilimsel bir kuruluş olan Adli Tıp Kurumu dahi cinsel saldırı ve cinayet şüphesinin olduğu ve toplum vicdanını böylesine derinden sarsmış bir hadisede bile delil saklayabiliyor. Yargı, bilim, siyaset el birliğiyle kadın cinayetlerinin üzerini örtmeye çalışıyor. Ailelerinin bin bir emekle yetiştirdiği, yetiştirirken gözünden sakındığı genç kadınların erkek şiddetine ve faili meçhul cinayetlere kurban gitmesine isyan ediyoruz. Kadına yönelik her türlü şiddet politiktir. Rojin Kabaiş dosyasında faillerin açığa çıkmaması için gösterilen bu çaba da münferit değil, sistematik fail koruyuculuktur. “Gülistan Doku Nerede” diyenler olarak Rojin için adalet arıyoruz. Katiller açığa çıkarılıp cezalandırılıncaya kadar susmayacağız” dedi.
“SOKAKLARI TERK ETMEYECEĞİZ”
‘Toplumda her gün kadın cinayetleri işlenirken kadın böyle bir ülkede nasıl güvende olabilir’ diye sorarak sözlerine başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Kadınların bu ülkede güvende olmadığını her gün işlenen kadın cinayetlerinden biliyoruz. Ataerkil sistem, kadının mücadelesini evlere kapatmak istiyor. Erkek egemen ideolojinin aklı da ataerkil sistem de şunu bilsin ki kadınlar mücadelesini savunmaya devam edecek. Sokakları terk etmeyeceğiz, kadınlar olarak mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.
PİRHA-68 kuşağının önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilişlerinin 53’üncü yıldönümünde Dersim’de anıldı.
Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, 68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 53’üncü yıldönümünde parti binasından yürüyüş gerçekleştirip Seyit Rıza Meydanı’nda anma programı gerçekleştirdi. Kitle yürüyüşte sık sık ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ , ‘Devrim şehitleri ölümsüzdür’ , ‘Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayın’ sloganları atıldı.
Anma programına yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan, DAD Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ile Zeynel Kete, DEM Parti Haklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Basın açıklamasını Eylül Yantemur okudu. Açıklamada ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ pankartı açıldı.
“EŞİT VE ÖZGÜR BİR ÜLKENİN OLABİLECEĞİNİ İLAN ETMİŞTİLER”
Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in dönemin sermaye sınıfı tarafından sınıfsız bir ülke ve dünya mücadelesini cezalandırmak amacıyla idam edildiğini söyleyen EMEP Dersim İl Gençlik Yöneticisi Eylül Yantemur, “Denizlerin mücadelesi tüm dünyada savaş çığırtkanlıklarının yükseldiği bir dönemde eşit ve özgür bir ülkenin olabileceğini ilan etmişti. Denizler barış, ezilen halkları ve işçi sınıfını savunmuşlardı” diye belirtti.
“ONLAR SOSYALİZM İÇİN MÜCADELE ETTİLER”
Türkiye’nin her yerinde devrimciler, demokratlar, halklar 6 Mayıs için bir arada olduğunu belirten DEM Parti Haklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “3 devrimci ve 68 kuşağının Türkiye’deki öncüleri idam edildi. 53 yıldır biz bu idamı protesto ediyoruz. 53 yıldır Deniz, Hüseyin ve Yusuf unutulmadılar. O gün bugündür aileler çocuklarının adını, Deniz, Yusuf, Hüseyin olarak koydu. Çünkü onlar idam sehpasına giderken yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği dediler. Onlar sosyalizm için mücadele ettiler” dedi.
“DENİZLERİN VE TÜM DEVRİMCİ GENÇLERİN MÜCADELESİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in demokratik ve özgür bir Türkiye hayali olduğunu ifade eden CHP Tunceli İl Başkanı Kemal Özcan, “Bizlere düşen görev de onların hayallerini gerçekleştirmektir. Biz inanıyoruz ki demokrasi, adalet ve özgürlük herkes içindir. Denizlerin ve tüm devrimci gençlerin mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“YOLUMUZ DENİZLERİN YOLUDUR”
EMEP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Orhan Kurul ise şunları dile getirdi:
“Yolumuz idam sehpasına giderken, ‘Yaşasın Kürt ve Türk halklarının bağımsızlık mücadelesi ’ diyen Denizlerin yoludur. Yolumuz Kürt halkının sorununun demokratik ve eşit temelde çözümünü savunan devrimcilerin yoludur. Hiçbir şüpheniz olmasın.”
PİRHA- Dersim’de kadınlar Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 5. yıldönümünde Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Yapılan açıklamada, “Gülistan Doku’nun akıbetinin peşini bırakmayacağız, failler yargılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kayboluşunun ya da kaybettirilişinin üzerinden 5 yıl geçti. Ailesi hala Gülistan’ı arıyor, Gülistan için adalet arıyor. Sadece ailesi değil, avukatları, arkadaşları, Dersim halkı ve kamuoyu da Gülistan’ın akıbetini soruyor.
Sanat Sokağı’nda toplanan kadınlar, buradan ‘Vazgeçmiyoruz Gülistan Doku nerede?’ pankartıyla Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü ve burada bir basın açıklaması yaptılar. Kadınlar yürüyüşte sık sık ‘Gülistan Doku nerede’ , ‘koruma, aklama yargıla’ sloganları attı. Dersim Kadın Platformu adına yapılan açıklamayı Munzur Üniversitesi öğrencisi Eylül Yantemur okudu.
“GÜLİSTAN DOKU, 5 YIL ÖNCE BUGÜN KAYBEDİLDİ”
Gülistan Doku’nun Dersim’in ve kadın mücadelesinin sembolik bir değeri olduğunu ifade eden Eylül Yantemur, “Gülistan Doku bundan tam beş yıl önce yine bir pazar günü kaybedildi. Kaybedildi diyoruz çünkü “Gülistan kayboldu” demek biz kadınlar için ne hukuken, ne vicdanen, ne de etik olarak kabul edilebilir bir cümle değil. Her tarafı mobeselerle çevrili, ormanları ve dağları dahi kameralarla izlenen bir şehirde, herkesin ve her şeyin adım adım izlenip takip edildiği, ormanlarındaki dağ keçilerinin bile sayılarak avcılık ihaleleri için raporlanabildiği bir şehrin göbeğinde bir üniversite öğrencisinin beş yıldır bulunamaması hiçbir bakımdan anlaşılabilir, kabul edilebilir veya normalleştirilebilir bir durum değildir. Gülistan Doku’nun kaybedilişinin beşinci yılına girdiğimiz bugüne gelmeden Gülistan dosyasında nice savcılar, hakimler değişti, şehre ve ülkeye nice yeni emniyet yetkilileri, valiler, adalet bakanları geldi. Gelinen noktada hiçbiri sorumluğunu yerine getirmediği gibi Gülistan’ın akıbetinin aydınlatılması için de somut bir ilerleme sağlamadı” dedi.
“GÜLİSTAN DOKU İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Yantemur, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:
“Gülistan’ın ailesinin ve kadınların ısrarlı duruşu olmasa dosyanın çoktan kapatılmak isteneceği ve Gülistan’ın akıbetinin sonsuza dek karanlıkta bırakılmak isteneceği açıktır. Ailesinin evinde, okuldaki sırasında, kaldığı yurdunda, kentteki yaşam alanlarında yokluğu bir an bile eksilmeyen Gülistan Doku’nun akıbeti aydınlatılmalı, ailesine, arkadaşlarına, kadınlara ve onu seven ve arayanlara Gülistan’ın kaybedilişindeki hakikatler açıklanmalı, suçlular cezalandırılmalıdır. O gün gelene kadar bulunduğumuz bütün alanlarda Gülistan için adalet istemekten ve “Gülistan Doku Nerede?” sorusunu sormaktan vazgeçmeyeceğiz.”
“DEVLET, NEDEN BİZE YARDIM ETMİYOR”
Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku ise şunları söyledi:
“Benim kızımı bulun. Dersim’de her yerde kamera var bir insan burada nasıl kaybolur. Devlet neden bize yardım etmiyor. Eğer vicdanınız varsa kızımı ortaya çıkartın, ben bir anneyim.”
“ADALET İSTİYORUM”
Kızımı neden kaybettiniz diye soran Gülistan Doku’nun babası Halit Doku, “Kızım bir suç işlemişse cezasını verseydiniz, 5 yıldır kızım nerede? Bir baba olarak adalet istiyorum” dedi.
“GÜLİSTAN DOKU^’NUN AKIBETİNİ SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Kadın cinayetlerinin politik olduğunu söyleyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Geçen sene bu ülkede yürekli savcılar var mı diye sormuştuk. Ancak görüyoruz ki yetkililer sürekli aileyi oyalıyor. Devlet erkekleri koruyor ve failleri yargılamıyor. İktidarın zihniyeti kadın düşmanı eğer kadın düşmanı olmasalardı İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmezlerdi. Eğer özel güvenlik tedbirlerinin en üst seviyede olduğu Dersim’de 5 yıl boyunca bir üniversite öğrencisi bulunamıyorsa yaşanan politik bir cinayettir. Yetkilileri göreve davet ediyorum, gerçekler açığa çıkana kadar Gülistan Doku’nun akıbetini sormaya devam edeceğiz.
“DOSYADA YENİ GELİŞMELER VAR, YARIN SAVCIYLA GÖRÜŞECEĞİZ”
Dosyada yeni gelişmeler olduğunu vurgulayan Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, “Kardeşim Gülistan Doku tam beş yıldır yok. Tunceli’de avuç içi kadar bir kentte kuş oldu uçtu dediler. Bizim de buna inanmamızı istiyorlar. Ben onu bulmadan o karanlıktan çıkarmadan onu bu karanlığı yaşatanlar adalet kürsüsüne gelmeden size yemin olsun durmayacağım. Şimdi dosyamıza yeni gelişmeler var. Bu gelişmeler hakkında biz yarın savcı hanımla görüşeceğimiz için bir bilgi veremem. Daha önceki savcı ısrarla ben dosyaya koymadığım dediği mesajları yeni savcı koymuş dosyaya. Biz o mesajları görebildik. Dosyada şu anda üç tane başsavcı değiştirdik. Yeni başsavcı bir kadın, bir üstelik kız evladı olan bir kadın. Dosyayı çok derinlemesine ele aldığını söylüyor. Evet bunu herkes bize söyledi. Ben burada hepinizin huzurunda yeni başsavcıya seslenmek istiyorum. Sayın savcım ben size inanmak istiyorum. Ben sizinle görüştüm. Siz bana dediniz ki ben bu dosyayı teker teker ele alacağım Aygül. Teker teker bu dosyada en ufak kimseyi sorgulamadan bırakmayacağım dediniz. Ben size inanmak istiyorum. Ben adalete inanmak istiyorum. Gülistan için adalet herkes için adalet” diye konuştu.
Açıklama ‘Gülistan Doku nerede?’ sloganlarının atılmasıyla sona erdi.
PİRHA-68 kuşağının önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilişlerinin 52’nci yıldönümünde Dersim’de anıldı. Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Üç Fidan’ı bedenen aramızdan almış olabilirler ama onların fikirleri, idealleri ve düşünceleri halen yanı başımızda” dedi.
Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, 68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 52’inci yıldönümünde parti binasından yürüyüş gerçekleştirip Yeraltı Çarşısı üstünde anma programı gerçekleştirdi.
Anma programına Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan ve Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Basın açıklamasını Eylül Yantemur okudu. Açıklamada ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ pankartı açıldı.
“ÜÇ FİDAN’IN SÖZLERİ HALEN HALKIN MÜCADELESİNE GÜÇ VERİYOR”
Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in emperyalizme karşı mücadelesinin halka ilham kaynağı olmaya devam ettiğini belirten Eylül Yantemur, “Onlar baskının, sömürünün olmadığı sınıfsız bir toplumun kurulması nihai amacıyla, emperyalizme ve işbirlikçi egemen sınıfların köhne düzenine ve yöneticilerine karşı taviz vermeden mücadele ettiler. Bu mücadelenin tam zaferi, bugün de işçi sınıfının ve ezilen halkların, baskının ve sömürünün tüm biçimleriyle yok edildiği sınıfsız toplum davasının hedefi olmaya devam ediyor. Deniz Gezmiş’in idam sehpasında söylediği “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!” sözleri yarım asırdır, bu topraklarda çınlamayı sürdürüyor. Deniz Gezmiş’ten sonra darağacına çıkarılan Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın “Kahrolsun faşizm” haykırışı, bugün hâlâ grevlerde, meydanlarda, kampüslerde mücadeleye güç veriyor” dedi.
“YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM”
“Üç Fidan bedenen aramızdan almış olabilirler ama onların fikirleri, idealleri ve düşünceleri halen yanı başımızda” diyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “52 yıl geçmesine rağmen halen onların düşünceleri mücadelemizi büyütmemizi sağlıyor. Denizler idam sehpasında son sözlerini daha insanca yaşanacak sömürüsüz bir düzen için söylediler. Sömürüsüz bir dünya kurmak özlemiyle yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelesi sözünü söyleyerek yeni gelen kuşakların gideceği adresi göstermiş oldular. Bizde buradan onların sözlerini miras olarak kabul ediyoruz yaşasın devrim ve sosyalizm diyoruz” diye konuştu.
Anma şiir ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.
PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, Aydın Efeler ilçesindeki Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş için basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Yurt öğrencilerinin defalarca kez şikâyet ettiği, tamir edilmesini talep ettiği yurt asansörünün düşmesi nedeniyle arkadaşımız yaşamını yitirdi. Öğrenci düşmanı sistem kurumlarının hiçbiri bu ihmalin sorumluluğunu almadı” denildi.
Aydın’ın Efeler ilçesindeki KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda bir süredir arızalı olan ve şikayetlere rağmen onarılmayan asansörün düşmesi sonucu 22 yaşındaki Zeren Ertaş isimli öğrenci hayatını kaybetti. Ertaş’ın hayatını kaybetmesi büyük bir protesto dalgası yarattı. Türkiye’nin dört bir yanında yaşananlara tepki yükseliyor.
Munzur Üniversitesi öğrencileri, Aydın Efeler ilçesindeki Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı öğrenciler adına Eylül Yantemur okudu. Açıklamada, ‘Kaza değil cinayet, sorumlular hesap versin’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de destek verdi.
“YAŞANAN KAZA DEĞİL”
2 gün önce KYK’ya bağlı Aydın Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda cinayet işlendiğini söyleyen Eylül Yantemur, “Yurt öğrencilerinin defalarca kez şikâyet ettiği, tamir edilmesini talep ettiği yurt asansörünün düşmesi nedeniyle arkadaşımız yaşamını yitirdi. Öğrenci düşmanı sistem kurumlarının hiçbiri bu ihmalin sorumluluğunu almadı. Öğrencilerin uyarılarını dikkate almayan, verdikleri yurtları ve yemekleri dahi bir lütuf olarak gören insanca yaşayabilmemiz için gerekli sorumluluğu almayanlar bu facianın sorumlusudur. Yaşananların kaza olmadığını biliyor, ihmallerin önüne geçmek yerine cinayetin üstünün kapatıldığını görebiliyoruz” diye belirtti.
Son bir haftada farklı nedenlerle öğrencilerin yaşamlarını kaybetmesinin tesadüf olmadığını ifade eden Yantemur, şunları ifade etti:
“Öğrencilerin barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçları gasp ediliyor, talep eden öğrenciler psikolojik desteğe ulaşamıyor. Zaten bilimsel olmayan Üniversitelerde eğitim almak temel bir hak olmaktan uzaklaşıyor. Öğrencilerin ihtiyaçları için ayrılmayan bütçe, tarikatlara, sermaye çetelerine ve savaşa ayrılıyor. Öğrencilerin yaşamlarından çalınanlar, saray giderlerine, iktidarın kendi mega projelerine veriliyor. Öğrenci ölümlerinin sorumluları her türlü temel hakkımızı gasp edenlerdir. Munzur Üniversitesi öğrencileri olarak gücümüzü birbirimizden, kol kola verdiğimizde değiştirebildiklerimizden alıyoruz. Bugün ülkenin dört bir yanında üniversite öğrencileri birbirlerinden aldıkları bu güçle buluşuyor, direngen ruhuyla öldürülen arkadaşlarının hesaplarını soruyorlar. Tüm üniversite gençliğini, gücünü gücümüze katmaya çağırıyoruz. Bizleri öldüren bu sistemin sorumlularından hesap soracağız.”