Etiket: ezan

  • Nezahat Doğan: Koyunbaba Türbesi’ne cami, Alevi köyünde ezan okunmasını kabul edemeyiz- VİDEO

    Nezahat Doğan: Koyunbaba Türbesi’ne cami, Alevi köyünde ezan okunmasını kabul edemeyiz- VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Çorum’un Osmancık ilçesinde Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Doğan, yıllardır insanların cemlerini yaptığı, deyişlerini söylediği bir yere cami yapılmasının bir asimilasyon girişimi olduğunu belirtti. Doğan, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce’de zorla ezan okunmasının insan hakları ihlali olduğunu da kaydetti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılması ve Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce‘de ezan okunmasına tepki gösterdi.

    “Alevilerin OLDUĞU HER ALANDA ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    PİRHA’ya konuşan Nezahat Doğan, Alevilere dönük asimilasyon politikalarının hızını kesmeden devam ettiğini belirterek, “Çorum Osmancık’ta bulunan “Koyunbaba Türbesi/Derahı’na daha önce gidip ziyaretlerde bulundum. Orada yıllardır cemlerimiz yapılır, deyişlerimiz okunurdu. Gelinen noktada Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın olduğu yere bir cami yapılmak isteniyor” dedi.

    “ALEVİLERE AİT KOYUN BABA TÜRBESİ’NİN OLDUĞU YERE CAMİ YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın Aleviler için çok önemli bir yer olduğunu belirten Doğan, Koyunbaba Türbesi/Dergahı’ na cami yapılması bir asimilasyon girişimidir. Bunun önüne geçilmesi gerekir” diye belirtti.

    Cami yapımının önüne geçilmesi için Alevi kurumlarına çağrıda bulunan Doğan, sözlerini söyle sürdürdü:

    “Bunun önüne geçilmesi için ne yapılmalı? Bütün canlar, bütün kurumlar bir araya gelmeli. Çünkü bu tür uygulamaları biz daha önce farklı yerlerde gördük. Geçmişte bu tür girişimlere karşı protestoların yapıldığı, alanlara çıkıldığı ve kazanımlarımız olduğunu biliyoruz. Yine buna benzer bir şey yapılabilir. Bu bağlamda o yüzden ben buradan tüm canlara, tüm kurumlara  Koyunbaba Türbesine/Dergahı’na sahip olmaya, sahip çıkmaya davet ediyorum.”

    “ALEVİ KÖYÜNDE ZORLA EZAN OKUNMASI İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    Asimilasyonun bir örneğinin de Tokat’ın Reşadiye ilçesi Güllüce köyünde yaşandığını belirten Doğan, “Alevi köyü olan Güllüce de bir cami var. Oradaki yaşayan köylülerin ‘bunu yapmayın, biz istemiyoruz’ demelerine rağmen ısrarla ezan okunması sürdürülüyor. Köylülerin ezan okunmasını istememesine rağmen zorla dayatma yaşanıyor. Siz istemeseniz de yine de biz yaparız dayatması var. Elbette bu yapılanlar bugünle sınırlı bir şey değil. Bu daha önce alt yapısı hazırlanmış, yıllardan beri süregelen bir asimilasyon politikasıdır. Orada bulunan insanların insanlık hakları, görüşleri, yaşamı dünyaya bakışının hiçbir önemi yok. İstenmediği halde ezanın zorla okutulması insan üzerinde yapılan en büyük psikolojik baskıdır” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Alevi köyü Hasançelebi’de megafonla ezan okutuluyor, ancak ne cemaat ne de imam var

    Alevi köyü Hasançelebi’de megafonla ezan okutuluyor, ancak ne cemaat ne de imam var

    PİRHA – Malatya’da Hasançelebi köyünde megafonla ezan okutulmasına tepkiler büyüyor. Köye imam atandığı bilgisini alan köylülerin, bu yönlü girişimlere karşı olacakları belirtiliyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Hasançelebi’de ezan okutulmasının ardından köylülerle görüştüğünü, halkın, yaşananlardan ötürü tepkili olduğunu kaydetti.

    Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Alevi köyü Hasançelebi’de ezan okutulması bölge halkının tepkisini büyütüyor.

    Köydeki harabe haldeki caminin uzun yıllardır kapısının kapalı olduğunu belirten köy sakinleri, dört gün önce söz konusu camiye imam atandığı bilgisini vererek durumdan rahatsız olduklarını belirttiler.

    ULUTAŞ: ALEVİ KÖYÜNDE EZAN OKUNMASI KABUL EDİLEMEZ!

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Alevi yerleşkesinde ezan okutulmasını eleştirdi. Ulutaş, Hasançelebi’de ezan okutulmasının ardından köylülerle görüştüğünü, halkın, yaşananlardan ötürü tepkili olduğunu belirtti.

    “KÖYLÜLER TEPKİLİ”

    Ulutaş, atanan imamın, muhtarı arayarak, kalabileceği bir lojman ya da ev talebinde bulunduğunu da aktararak “Köylüler henüz atanan imamı görmemiş, ancak gün içerisinde okunan ezandan ötürü rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Alevi köyünde ezan okunması kabul edilemez. Bu konuda köylülerin de bir rızalığı, talebi yok” diye konuştu.

    Latife Ulutaş, hafta sonu PSAKD Genel Yönetim Kurulu toplantısında konunun görüşüleceğini ifade ederek, “Yapılanlara dair bir eylemimiz olacaktır. Halkla bir dayanışma içerisinde olup bu konunun takipçisi olacağımızın da bilinmesini isterim” dedi.

    YILDIRIM: HASANÇELEBİ BU TÜR GİRİŞİMLERE PRİM VERMEZ

    Hasançelebi’nin belde belediyesi olduğu dönemde 20 yıl belediye başkanlığı yapan Mehmet Şerif Yıldırım da konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “Burası son 20 yıldır imamı, hocası olmayan, ezan okunmayan bir yer” diyen Yıldırım, şu bilgileri paylaştı:

    “Geçtiğimiz günlerde ezan okunduğunu ben de duydum. ‘Bu ne iş?’ diye de sordum. İmam atandığı konusunda bilgi sahibi değilim ancak imam atansa dahi burada oturabileceği bir ev de yok. Türkiye’de her tarafta bir karışıklık yaratmaya çalışıyorlar ama Hasançelebi sağduyuludur, bu tür şeylere prim vermez. Burada imamın gelip görev yapacağını, caminin faal olacağını zannetmiyorum. Belediye başkanlığı yaptığım dönemlerde böyle bir şey olmadı. Şimdi bu nereden çıktı bilemiyor, yorum yapamıyorum.”

    “SAMİMİYETTEN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Mehmet Şerif Yıldırım, hükümetin kurduğu Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı projesinin de samimi olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Geçtiğimiz yıllarda Ballıkaya köyünde hükümet, bir toplantı yaptı. O toplantıda devlet yetkilisi isimlerin yanı sıra Ali Arif Özeybek de vardı. Alevi Dernek yöneticileri ile muhtarları toplamışlardı. Vatandaş, bu toplantının ‘Alevilere şirin görünmek için’ yapıldığının bilincindeydi. Sonrasında köyün ortak kullanım alanlarına masa, sandalye, klima gibi yardımların yapıldığını da duydum. Ama Hasançelebi ve çevre köyleri bu tür girişimlere prim vermez. Hekimhan’da Alevi-Sünni ayrımı olmaz. Bu konu kaşınmak mı isteniyor bilmiyorum ama Hasançelebi bu konuda duyarlıdır. Birkaç yerde bu duruma benzer olaya da rastladım.”

    Eren GÜVEN/MALATYA

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi köyündeki harabe camiye ikinci kez imam atandı

  • Dersim Kanoğlu Mahallesi’nde elektrik direğine takılan hoparlörle ezan dinletiliyor-VİDEO

    Dersim Kanoğlu Mahallesi’nde elektrik direğine takılan hoparlörle ezan dinletiliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Kanoğlu Mahallesi’nde 2 aydır elektrik direğine takılan hoparlörle yüksek sesle ezan okunuyor. Bu duruma tepki gösteren HDP PM Üyesi Alaaddin Erdoğan, “12 Eylül sonrası Dersim’de Alevi köylerine cami ve mescit yapıldı. Dersim’in Alevi kenti olduğunu herkes bilmesine rağmen farklı bir inancı zorla dayatmak anayasanın 24. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin birçok maddesine aykırı bir tutumdur” dedi.

    Dersim’de asimilasyon politikaları çeşitli şekillerde sürüyor. 1937-1938’de Dersim Katliamı, 1994 köy boşaltmaları, barajlar, maden ocakları, inanç merkezlerine yapılan peyzaj projeleri, Alevi köylerine cami yapılması ve karakollardan hoparlörle ezan okutulması gibi uygulanan birçok asimilasyon politikası toplumun tepkisini çekiyor.

    Dersim’de Kanoğlu Mahallesi’nde 2 aydır elektrik direğine takılan hoparlörle yüksek sesle ezan okunuyor.

    “DERSİM’DE GEÇMİŞTEN BERİ ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Dersim’de geçmişten beri Alevi inancı üzerinde asimilasyon politikalarının uygulandığını belirten HDP PM Üyesi Alaaddin Erdoğan, “12 Eylül sonrası Dersim’de Alevi köylerine cami ve mescit yapıldı. Dersim’in Alevi kenti olduğunu herkes bilmesine rağmen farklı bir inancı zorla dayatmak anayasanın 24. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin birçok maddesine aykırı bir tutumdur. Kürt halkına dilde, kültürde ve inançta asimilasyon politikası uygulanıyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi köylerine karakollardan ezan okuma uygulaması yaygınlaşıyor, köylüler tepkili!
    >Alevi köyünde kapalı camiden ezan sesi veriliyor; köylüler tepkili: Biz Aleviyiz
    >Alevi köyünde kapalı camiden 5 aydır ezan dinletiliyor

  • Alevi köyünde kapalı camiden 5 aydır ezan dinletiliyor-VİDEO

    Alevi köyünde kapalı camiden 5 aydır ezan dinletiliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü köyünde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle 5 aydır yüksek sesle ezan dinletiliyor. 

    Dersim’de asimilasyon politikaları çeşitli şekillerde sürüyor. İnanca, Dersim kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri devam ediyor.

    1937-1938’de Dersim Katliamı, 1994 köy boşaltmaları, barajlar, maden ocakları, inanç merkezlerine yapılan peyzaj projeleri, Alevi köylerine cami yapılması ve karakollardan hoparlörle ezan okutulması gibi uygulanan birçok asimilasyon politikası toplumun tepkisini çekiyor.

    Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü köyünde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle 5 aydır ezan sesi dinletiliyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bu durum sonlandırılmadı.

    Alevi olduklarını ve köylerinde ezan okunmasını istemediklerini belirten köylüler, PİRHA‘ya yaptıkları açıklamada, “Ezan okunmasını istemiyoruz, köyümüze hizmet getirilmesini istiyoruz. Cami yerine cemevinin olması gerekiyor” şeklinde tepki göstermişti.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi köyünde kapalı camiden ezan sesi veriliyor; köylüler tepkili: Biz Aleviyiz

  • Dersim’de camilere rağmen sokak aralarına hoparlör takılarak ezan okunuyor -VİDEO

    Dersim’de camilere rağmen sokak aralarına hoparlör takılarak ezan okunuyor -VİDEO

    PİRHA- Dersim’de çok sayıda cami olmasına rağmen sokak aralarında elektrik direklerine hoparlör takılarak, yüksek sesle ezan okunuyor. Alevi yurttaşlar cami olmasına rağmen bu yöntemin kullanılmasına tepkili. 

    Dersim’de Alevi köylerine cami yapımları sürüyor. Hiç camiye gidilmemesine rağmen bir köye veya bir mahalleye ikişer cami inşa ediliyor.

    Sokak aralarına hoparlör kuruldu. Artık ezan okunduğunda her sokaktan duyulacak. Halk ise bu gelişmeye tepkili.

    DAM (Dersim Araştırmaları Merkezi) Başkanı Selman Yeşilgöz, sosyal medya hesabından “Din bezirganlığı” olarak tepkisini dile getirdi.

    Yeşilgöz, “Din bezirganlığınıza bu kent boyun eğmeyecektir! Küçük bir kent merkezinde 5-6 camiye rağmen, sokak aralarına bile ezan hoparlörü takılarak yayın yapılıyor. Dersim, bir Alevi kentidir ve bu görüntü, Alevi toplumuna, inancına tahammülsüzlüğün açık bir göstergesidir” dedi.

    PİRHA/ DERSİM

  • Yazar Dalkılıç: Tamamı Alevi olan Kırmızıköprü’de ezan okutulması inancımıza saygısızlıktır-VİDEO

    Yazar Dalkılıç: Tamamı Alevi olan Kırmızıköprü’de ezan okutulması inancımıza saygısızlıktır-VİDEO

    PİRHA-Devletin Dersim’de Alevi inancına yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuşan Yazar Rıza Dalkılıç, Alevi inancı üzerindeki baskı ve asimilasyon politikalarına son verilmesini istedi. Dalkılıç, Kırmızıköprü’de kapalı olan camide Ramazan ayından beri günde 5 vakit ezan okutuluyor, bu bir topluma saygısızlıktır” dedi.

    Dersim’de inanca, kültüre, doğaya, dile yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri devam ediyor. 1937-1938’de Dersim Katliamı, 1994 köy boşaltmaları, barajlar, maden ocakları, inanç merkezlerine yapılan peyzaj projeleri, Alevi köylerine cami yapılması ve karakollardan hoparlörle ezan okutulması gibi uygulanan birçok asimilasyon politikası var.

    Tunceli Müftülüğü’nün, Munzur Üniversitesi’nde ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına tepkiler artarken, Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü Beldesi’nde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle günde 5 defa ezan sesi verilmeye başlandı.

    Yazar Rıza Dalkılıç, devletin Dersim’de Alevi inancına yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SÜNNİLERİN YAŞAMADIĞI KIRMIZIKÖPRÜ’DE EZAN OKUTULMASI ALEVİLERE SAYGISIZLIKTIR”

    Alevi inancı üzerinde asimilasyon politikalarının çok sıkı bir şekilde uygulandığını ifade eden Yazar Rıza Dalkılıç, “İnancımızı yaşatmak istiyoruz, başka inançlara saygısızlık yapmayız ama bizim inancımıza da saygı gösterilmesini istiyoruz” dedi.

    Dalkılıç, “Biz sadece eşit yurttaşlık istiyoruz başka inanca ne haklar veriliyorsa bize de o haklar verilsin” diyerek şöyle devam etti:

    “Bugün günümüzde bile hala inancımız üzerinde asimilasyon politikası çok sıkı bir şekilde uygulanıyor. 12 Eylül döneminde Türkiye’nin genelinde Alevi köylerine zorla cami yaptırıldı. Sünni vatandaşların yaşamadığı, imamın, cemaatin olmadığı Kırmızıköprü’de (Belde) kapalı camide Ramazan ayından itibaren günde 5 vakit yüksek sesle ezan okutuluyor. Kırmızıköprü’de yapılan, bir topluma saygısızlıktır. O yüzden inancımız üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarına son verilsin.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Alevi köyünde kapalı camiden ezan sesi veriliyor; köylüler tepkili: Biz Aleviyiz-VİDEO

    Alevi köyünde kapalı camiden ezan sesi veriliyor; köylüler tepkili: Biz Aleviyiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü Beldesi’nde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle günde 5 defa yüksek sesle ezan verilmeye başlandı. Alevi olduklarını ve köylerinde ezan ezan okunmasını istemediklerini belirten köylüler, “Ezan okunmasını istemiyoruz, köyümüze hizmet getirilmesini istiyoruz. Cami yerine cemevinin olması gerekiyor” ifadelerini kullandılar. 

    Dersim’de asimilasyon politikaları sürüyor. İnanca, Dersim kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri devam ediyor. 1937-1938’de Dersim Katliamı, 1994 köy boşaltmaları, barajlar, maden ocakları, inanç merkezlerine yapılan peyzaj projeleri, Alevi köylerine cami yapılması ve karakollardan hoparlörle ezan okutulması gibi uygulanan birçok asimilasyon politikası var.

    Tunceli Müftülüğü’nün, Munzur Üniversitesi’nde ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına tepkiler artarken, Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü Beldesi’nde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle günde 5 defa ezan sesi verilmeye başlandı.

    Köylerine ezan sesi verilmesine tepki gösteren Alevi yurttaşlar PİRHA’ya konuştu.

    “ZORLA EZAN DİNLETİLİYOR”

    Ezanın okunmasıyla uykudan uyandığını söyleyen Zekiye Doğan, “Ezan okunduğu zaman rahatsız oluyorum. Kimse camiye gelmiyor, niye ezan okuyorlar. İnsanlar camiye gelip namaz kılsa bir şey demem ama kimse gelmiyor” dedi.

    Ezan okunmasından rahatsız olduğunu belirten Fatma Satık, “Küçük çocuklarımız ezan okunduğu zaman korkuyorlar. Ezan okunmasını istemiyoruz, köyümüze hizmet getirilmesini istiyoruz” diye belirtti.

    Halka sorulmadan zorla ezan sesinin verildiğini ifade eden Hüseyin Şahin, “Ezanın amacı namaza çağrıdır, Alevi insanların yaşadığı yerde ezan okunmasını doğru bulmuyorum. Halkın talebi olursa ezan okutulur ama burada yaşayan halk yapılanı kabul etmiyor” dedi.

    Köylülerin ezanın okunmasına karşı olduğunu belirten Ahmet Canerik de, “Halka zorla ezan dinletiliyor. Alevi köyü olduğu için cami yerine cemevinin olması gerekiyor” diye ifade etti.

    “KAPALI OLAN CAMİDE GÜNDE 5 KERE EZAN DİNLETİLİYOR”

    Kapalı camide yüksek sesle ezan okunduğunu dile getiren Kemal Doğan, “Yapılanı doğru bulmuyoruz, ezan veya cami karşıtı değiliz sadece caminin cemaatinin olmamasına rağmen ezanın yüksek sesle ısrarla okunmasına karşıyız. Köyümüzde camiye giden birkaç kişi olsaydı ezan okunmasını saygıyla karşılardım ama Sünni-İslam inancının farklılıkları asimile etme çalışması olarak görüyorum. Devlet halka hizmet götürmek yerine asimilasyon amacıyla halka yüksek sesle ezan dinletiyor” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI İLGİLENMELİ”

    Kapalı olan camide günde 5 kere ezan okunduğunu söyleyen İsmail Aslan ise, “Yapılan bir asimilasyon politikasıdır. Yapılan, inancımıza hakarettir, inancımız gereği biz 72 millete aynı nazarla bakarız ama başka inanç gruplarının bizim inancımıza hakaret etmesini gerektirmez. Yapılanlar, Aleviler üzerinde uygulanan bir baskı politikasıdır. Alevi kurumları asimilasyona karşı neler yapılması gerektiğini söylerler ama köyümüzde ezan okunmasını sosyal medya hesabımdan paylaşmama ve birkaç kuruma da özellikle bilgi vermeme rağmen bu konuda cümle kurulmadı. Eğer Alevi kurumları bu tarz asimilasyon girişimlerine karşı ses çıkarmayacaksa varlık nedenlerini sorgulamaları gerekiyor. Bu konuda herkesin cümle kurması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim’de kullanılmayan bir camiden ezan sesi verilmeye başlandı-VİDEO

    Dersim’de kullanılmayan bir camiden ezan sesi verilmeye başlandı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de devletin uyguladığı asimilasyon politikaları her geçen gün artarak devam ediyor. Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü beldesinde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle günde 5 defa ezan sesi verilmeye başlandı.

    Dersim’de asimilasyon politikaları günden güne artıyor. İnanca, Dersim kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikaları uzun süreden beri sürüyor. 1937-1938’de Dersim Katliamı, 1994 köy boşaltmaları, barajlar, maden ocakları, inanç merkezlerine yapılan peyzaj projeleri, Alevi köylerine cami yapılması ve karakollardan hoparlörle ezan okutulması gibi uygulanan birçok asimilasyon politikası var.

    Tunceli Müftülüğünün, Munzur Üniversitesi’nde ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına tepkiler sürerken Dersim’in Pülümür İlçesi, Kırmızıköprü beldesinde 12 Eylül döneminde yapılan ve kullanılmayan camiden merkezi sistemle günde 5 defa ezan sesi verilmeye başlanması devletin uyguladığı asimilasyon politikalarını bir kez daha gündeme getirdi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

  • Altınova PSAKD Başkanı Aslan: Alevi yerleşkelerinde ezan okunmasına net tavır alınmalı-VİDEO

    Altınova PSAKD Başkanı Aslan: Alevi yerleşkelerinde ezan okunmasına net tavır alınmalı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Antalya-Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, Alevi yerleşkelerinde yüksek sesle ezan okunmasını eleştirerek; “Biz kimseye inancımızı dayatmıyoruz. Kimse de bize dayatmasın” dedi. Aslan, Alevilerin yargıya başvurması gerektiğini belirterek, “Yargıya başvururuz bunu kim astı bulun deriz, bulamadılar mı söker atarız. Alevilerin net olarak tavır almaları lazım” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya-Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, Alevi yerleşim yerlerine hoparlör asılarak yüksek sesle ezan okunmasına tepkisini dile getirdi. Alevilerin kimseye inancını dayatmadığını belirten Aslan,  ‘Kimse de bize inancını dayatmasın. Biz saygı duyuyorsak onlar da bize saygı duyacak’ diye konuştu.

    “KİMSE BİZE İNANCINI DAYATMASIN”

    Osmanlı’dan günümüze kadar Alevilere çeşitli şekillerde dayatmalar yapıldığını ifade eden Aslan şunları dile getirdi:

    “Bunlar kabul edilebilecek durum değildir. Aleviler 72 millete bir nazarla bakıyor, insan ayrımı yapmıyor. Yani dini, inancı, düşüncesi, ırkı ne olursa olsun bizim için insandır. Ama biz bunu düşünürken, böyle bakarken karşıdaki insanın da bize böyle bakmasını istiyoruz. Bize inancını dayatıp illa ezan okunacak, illa ben buraya cami yapacağım, siz camiye gidin derlerse biz bunu kabul etmeyiz. Kabul edilebilecek bir durumda değildir.

    Biz camiye karşı değiliz, yapsınlar. İnananlar camiye gitsinler inanmayanlar gitmez. Benim ibadet yerim cemevidir, cemevine gidiyorum. Sen nasıl camiye gidiyorsan ben sana saygı duyuyorsam sen de bana saygı duyacaksın. Toplumu rahatsız etmenin hiçbir anlamı yoktur. Bütün kâinatı yaratan Cenabı Allah’tır. Sen Cenabı Allah’ın yarattığı canlıya saygı duymazsan Cenabı Allah’ın her türlü durumuna karşı gelmiş olursun. Bu kabul edilmez.”

    “BU YOL KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİNDİR” 

    Alevi köylerine cami yapılmasını ve hoparlörlerden ezan okunmasını asla kabul etmeyeceklerini söyleyen Aslan; “Bu dayatmaları kabul etmiyorum ve doğru da bulmuyorum. Böyle bir durumu reddediyoruz. Gitsinler camiye ibadetlerini yapsınlar karşı değiliz saygı duyarız. Ama onlarda bize saygı duysun dayatmasınlar. Biz inancımızı dayatıyor muyuz illa cemevine gel veya illa şunu yap, bunu yap diyor muyuz? Hayır. Hatta Sünni kesimi boş verin biz kendi Alevi canlarımıza bile illa gelin demiyoruz, inanan gelsin.

    Bu Yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Bu Yola inanan gelsin. Bu Yola dedikodu ile kimse gelmesin. İnanıyorsan geleceksin, ibadetini özünle yapacaksın. Öyle göstermelik değil. Eğer kalben inanıyorsan ibadetini yapacaksın, kalben inanıyorsan cemevine geleceksin, lokmanı vereceksin. Burası hak yoludur, rızalık yoludur. Rızalık olmadan bu Yola girilmez. Onun için biz o tür durumları Altınova Şubesi olarak kabul etmiyor ve reddediyoruz” dedi.

    “ALEVİLERİN NET OLARAK TAVIR ALMASI LAZIM”

    Alevi yerleşkelerinde ezan okunması olayını kimin yaptığını soran Aslan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bunu kim yapıyor ise vali mi, kaymakam mı, Diyanet mi yapıyor? Kim yapıyor bunu bulmak lazım. Mesela adam geldi ben bu Altınova da Alevilerin yoğunlukta olduğu yere cami yapıyorum dedi. Kim gelir? Diyanet İşleri Başkanlığı yapıyor ise biz onunla müzakere ederiz, bu doğru değil deriz. Buradaki toplumun inancı farklı, zorlayamazsın, Anayasada da böyle bir şey yoktur deriz. Böyle bir durum yaşandığında bence Alevilerin şunu yapması lazım: Örneğin cemevinin önüne hoparlör asıyorlar. Kim astı belli değil, kimse kabul etmiyor. Yargıya başvururuz bunu kim astı bulun, bulamadınız mı söker atarız. Söküp attığın zaman onun sahibi çıkar. Alevilerin net olarak tavır almaları lazım.

    Ben buradan örnek veriyorum bizim tabelayı indiriyorlar bulamıyoruz, gittik birileriyle görüştük. Demek ki bunu birileri yapıyor ki birileri de görüyor ama üstlenen yok. Üstlenen yoksa o hoparlörü kim getirip benim cemevimin önündeki direğe astı ise üstlenen de yoksa o hoparlörü kırar çöpe atarım. O zaman bir sahibi çıkar, böyle tavır alınmalıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ALTINOVA-ANTALYA

     

     

  • Söke AKD Başkanı Kaya: Aleviler üzerinde kirli oyunlar oynanıyor-VİDEO

    Söke AKD Başkanı Kaya: Aleviler üzerinde kirli oyunlar oynanıyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Söke Şube Başkanı Şevki Kaya, devletin Alevilere yönelik izlediği politikalara tepki gösterdi. Alevi yerleşkelerinde yüksek sesle ezan okunması, gri pasaportla Avrupa’ya dedelerin gönderilmesi, İçişleri Bakanlığı’ndan bürokratların cemevlerini gezmesini eleştiren Kaya, “Bizim içimizde de Hızır paşalar mevcut. Çürükleri kendi içimizde ayıklamak zorundayız” dedi.

    Son süreçte devletin çeşitli kurumlar aracılığı ile Avrupa’ya gri pasaportla dedeler göndermesi, Alevi yerleşkelerinde yüksek sesle ezan okunması ve İçişleri Bakanlığı’nda görevli bürokratların cemevlerini gezerek istek ve taleplerini sorması sıkça gündeme geldi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Söke Şube Başkanı Şevki Kaya devletin Alevi yurttaşlar üzerinde izlediği politikalara ilişkin konuşarak asimilasyon politikalarının yıllardır sürdüğünü, Alevilerin içinde de bu politikalara alet olanların olduğunu ama bu tür politikaların hiçbir zaman başarıya ulaşamayacağını ifade etti.

    “YÜKSEK SESLE EZAN OKUMA DEVLET POLİTİKASI”

    Yüksek sesle ezan okuma durumunun birçok bölgede yaşandığını belirten Kaya şunları dile getirdi:

    “Bizim de burada karşımızda bir cami var. Bazen orada ezan okunurken öyle bir yüksek sesle okunuyor ki yani insan hayretler içinde kalıyor. Normal bir şekilde, daha düşük sesle okunabilir. Ama sürekli yüksek sesle okunuyor. Bizim bir arkadaşımızın evinin yanına böyle bir hoparlör koymuşlardı. Arkadaşımız müftüye şikâyette bulundu. Müftü ilgilenmedi, camii imamına söyledi. Cami imamı da tamam dedi ve kaldırdı. Bu niyete bağlı. Şimdi karşındaki insanda art niyet varsa ne yaparsan yap yüksek sesle de okur, hoparlör de takar. Zaten devletin politikası bu.

    Aleviler üzerinde yıllardır asimilasyon politikası uygulanıyor. Ezan okuyarak veya başka bir şekilde, ne yaparız da bir provokasyona getirebiliriz Alevileri diye uğraşıyorlar. Ama biz bugüne kadar böyle bir duyguya düşmedik, düşmeyiz de. Ama devletin kendi Alevi’sini yaratma politikası yıllardan beri devam ediyor. Ben Erzincan’da yaşadığımdan dolayı biliyorum. Bazı şeyler bu bölgelerde daha ağırlıkta. Bazı gruplar Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde böyle olaylar yaratmaya çalışıyorlar. Aleviler üzerinde kirli oyunlar oynuyorlar. Ama biz yıllardan beri bu kirli oyunlara hiçbir şekilde gelmedik.”

    “BİZİM İÇİMİZDE DE HIZIR PAŞALAR MEVCUT”

    Alevi yurttaşların her türlü katliama ve zulme maruz kaldığından da bahseden Kaya; “Yaktılar bizi, neler yaptılar neler… Ama yine de biz o kirli oyunlara düşmemeye gayret ediyoruz, düşmeyiz de. Devletin de asimilasyon politikası bitmek bilmiyor. Kendi dedelerini yaratmaya çalışıyorlar. Devlet kanalından Avrupa’ya belli zamanlarda dedeler gönderiyorlar. Bunlar devletin Aleviler üzerinde oynadığı bir asimilasyon politikasıdır. Maalesef bizim içimizde de Hızır paşalar mevcut. Biz çürükleri kendi içimizde ayıklamak zorundayız. Çürükleri ayıklamazsak devlet asimilasyon politikasını her zaman sürdürecektir” diye konuştu.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BU BÖLGEDEKİ CEMEVLERİNİ GEZİYOR”

    İçişleri Bakanlığı’nda görevli bürokratların Akdeniz bölgesinde de birçok cemevini ziyaret ettiğinden ve kendilerini de ziyaret etmek için aradıklarından bahseden Kaya son olarak şunları aktardı:

    “Bizi aradılar bu ayın 22’sinde. Cumartesi günüydü. Talepleriniz, şikayetleriniz nedir diye sordular. Bizim taleplerimiz zaten belli dedik. Bizim öncelikli talebimiz cemevlerimizin resmi statüye kavuşmasıdır. Devletten bizim dedelerimize şunu verin, bunu verin diye bir talebimiz yoktur. Ama tabi bize de gelecekler, Nazilli’ye de gelecekler, Köşke’ de gelecekler, Davutlar Cemevine de gelecekler. Bunlar benim geleceklerini bildiğim cemevleri. Geldiklerinde biz de tabi taleplerimizi açık ve net bir şekilde söyleyeceğiz.”

    “Biz bu ülkede vergi veriyoruz, biz bu ülkenin vatandaşıyız. Şimdi burada çalışanlarımızın maaşını oradan buradan toplayarak veriyoruz. Niye?” diye soran Kaya,  şöyle devam etti:

    “SÖKE’DE BİR CEMEVİ VAR”

    ,”Söke’de kaç tane cami var. Sadece bir tane Cemevi var. Biz devletten tabii ki bazı haklar, bazı şeyler talep edeceğiz. Ama ben onların yapılacağına da inanmıyorum. Hep bu tür kandırmacalar oluyor veya seçimden seçime bir algı oluşturmaya çalışıyorlar, sonra da üstüne yatıyorlar.”

    Cebrail ARSLAN/SÖKE-AYDIN

     

  • Dede Kamil İçöz: İkinci bir Muaviye dönemini yaşıyoruz-VİDEO

    Dede Kamil İçöz: İkinci bir Muaviye dönemini yaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kâmil İçöz, Alevilere yönelik asimilasyona dikkat çekerek, tüm Alevileri birlik olmaya ve Yola sahip çıkmaya çağırdı. İkinci bir Muaviye dönemi yaşandığını söyleyen İçöz, Hakk’a uğurlama erkanlarında bazı Alevilerin hala kendini öğretinin içinde bulmadıklarına da işaret etti.  

    Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kâmil İçöz, Alevilere yönelik asimilasyona ve Alevi köylerinde karakollardan ezan okunmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İBADET BİR GÖNÜL İŞİDİR”

    Dede Kamil İçöz, “Aleviler üzerinde oynanan oyunlar sadece bugün değil asırlardan beri devam etmektedir. Belki bu dönemde ikinci bir Muaviye dönemi yaşadığımız muhakkak” dedi.

    Alevi köylerinde ezan okunmasını hoş karşılamadıklarını belirten İçöz, “Yüksek sesle zorla ibadete çağırmak gibi bir durum söz konusu olamaz, ibadet bir gönül işidir” dedi.

    Dede İçöz şöyle devam etti:

    “Kişinin Hakk ile kendi arasında olan muhabbetidir, öz çekişmesidir. Bu bağlamda yani bulunduğumuz yerlerde yüksek sesle hoparlörlerle sadece Tunceli ve köylerinde değil, yani bulunduğumuz mekân içerisinde de hoparlörlerden gerçekten rahatsız edici bir şekilde bu işler yapılmakta.”

    “İKİNCİ BİR MUAVİYE DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ”

    Dede Kamil İçöz, “Bizler Muharrem aında yaptığımız, özümüzü yokladığımız o güzel günlerde hiç kimseyi rahatsız etmiyoruz, bu konuda ibadetlerimizi gönül rızası ile razılıkla birlikte yapıyoruz. Onun için de bu baskı, zulmü daha önce de söylediğim gibi ikinci bir Muaviye dönemi olarak görüyorum ve hoş karşılamıyorum” diye konuştu.

    “DEVLETİN DİNİ ADALET OLMALIDIR”

    Dede Kamil İçöz “Devletin dini adalettir” diyerek şunları kaydetti:

    “Adaleti olmayan devlet zaten dinsizdir der Hz. Ali. İnsanlar gönlünden geçen Hakk ile Hakk olabilmeyi, kendi özünde turab olabilmeyi bilmek gerekiyor. Bu bağlamda yani dağda, bayırda, çayırda, ovada biz size illa namaz vaktini duyuracağız şeklinde bir şeyin olmasını pek doğru bulmuyorum.”

    “ALEVİ CANLAR OLARAK YOLUMUZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Bizler, Alevi canlar olarak gerçekten çözüm olarak önce yolumuza sahip çıkmalıyız, öğretilerimize sahip çıkmalıyız. Uluların, velilerin, dervişlerin, pirlerin bizlere bıraktığı o güzellikleri o emanetleri iyi korumalıyız.”

    “BİZLER ÖNCE YOLA TURAB OLABİLMELİYİZ

    Bizler önce yola turap olmalıyız. Kenetlenmeliyiz, birlik olabilmeliyiz. Bugün cenaze erkanlarında yaptığımız veya yapabileceğimiz şekliyle canlar daha kendilerini o öğretinin içerisinde bulamamış ki cenaze erkanını dedeler, babalar canıyürekten gönüllü olarak yapmaya çalışıyorlar ama en çok engelleyenler de kendi taliplerimiz.”

    “ALEVİ OLARAK YAŞAYIP ALEVİ OLARAK HAKK’A YÜRÜMEYİ BİLMELİYİZ”

    “Ne yapmak lazım?” diye soran Dede Kamil İçöz, “Cem ibadetlerin de ikrar verilirken bu düsturla iyi bir şekilde canlara anlatılmalı. Alevi olarak yaşayıp Alevi olarak da Hakk’a yürümeyi bilmeliyiz, duruşumuzdan ödün vermemeliyiz” diye çağrıda bulundu.

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA -GÖNEN

     

  • Aktaş: Bugün Alevilere yapılanlar 12 Eylül faşizminden daha kötü-VİDEO

    Aktaş: Bugün Alevilere yapılanlar 12 Eylül faşizminden daha kötü-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Ali Aktaş, Dersim’de bulunan Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına ve Alevi köylerine camii yapılmasına tepki gösterdi. Aktaş, “Dersim‘de Alevi köylerinde ezan olayı yeni değil. Direklere değil, her evimize bir hoparlör bağlasanız da Alevi toplumu hiçbir zaman asimile olmadı, olmayacak” dedi. 

    Alevi Kültür Dernekleri  (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Ali Aktaş, Alevi köylerine yönelik asimilasyon ve baskı politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Alevi Kültür Dernekleri Cemevinin bulunduğu Manavgat bölgesinden bahsederek konuşmasına başlayan Aktaş, bölgede 10 binin üzerinde Alevi yaşadığını, yazın ise bu sayının turizmden dolayı 100 binlere kadar yaklaştığını aktardı. Son iki senedir ise pandemiden dolayı çok göç verildiğini ve Alevi nüfusunun kışın 10 binin altına kadar düştüğünü söyledi.

    “CAMİ YOKSA YOL, SU, ELEKTRİK DE YOK!”

    2 yıl önce İstanbul Ayazağa’da cemevinin önündeki elektrik direklerine takılan hoparlörlerden yüksek sesle ezan okutulmasına ve son dönemde Dersim’deki Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına değinen Aktaş, şunları ifade etti:

    “Dersim‘de Alevi köylerinde ezan olayı yeni değil. Özellikle Anadolu’daki köylerde insanlar taciz ediliyordu. O ezanların okunduğunu çocukluğumda gördüm ve yıllardan beride yaşıyoruz. Bizim yöremiz olan İmranlı’da bunu yapamadılar hiçbir Alevi köyünde cami yoktur. Ama başka türlü baskı gördük, başka türlü eziyet gördük. Neydi bu? Mesela bizim köylerimiz ana yola en fazla üç veya 5 km mesafede olmasına rağmen ne yazık ki köylerimizde yollar yapılmadı. Gidip yol talebinde bulunduğumuz zaman söyledikleri şey şuydu: ‘Cami yapın yolunuzu da yapalım, suyunuzu da getirelim, elektriğinizi de getirelim.’

    Düşünebiliyor musunuz bizim köyümüz ana yola 2 km ama elektriğimiz 10-15 sene önce geldi, yolumuz daha yeni yapıldı. O da tek aracın geçebileceği şekilde bir yol. Karataş İmranlı’nın en büyük köylerinden biridir. Ama ne yazık ki insanlar ekonomik yönden memleketlerinde durmadılar, gurbete geldiler. Ama şu anda millet yavaş yavaş köyüne dönüyor ve ev yapıyor. Özellikle emekli olanlar köylerine dönüyorlar.

    “ALEVİ KÖYÜNDE EZAN ZULÜMDÜR”

    Köylerimizde ezan insan haklarına aykırı bir tutumdur, bu bir zulümdür. Direklere değil, her evimize bir hoparlör bağlasanız da Alevi toplumu hiçbir zaman asimile olmadı, olmayacak. Kerbela’dan bu zamana kadar bizim direnişimiz Hazreti Hüseyin direnişidir, Hüseyin’ce bir duruştur. Biz o duruşumuza devam ediyoruz. Kimsenin bizi asimile etmeye hakları da yok, böylesi bir güçleri de yok, yapamazlar da.”

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞTILAR AMA BAŞARAMADILAR”

    12 Eylül askeri darbe döneminde Alevilere yönelik uygulanan asimilasyon politikasının bir parçası olan Alevi köylerine camii yapılması ile bugünkü yürütülen uygulamalar arasında farklılık olmadığını belirten Aktaş şunları dile getirdi:

    “Evet, 12 Eylül döneminde Alevi mahallelerine hoparlör bağlanıyordu. Alevi toplumunu asimile etmek için çok uğraştılar, beceremediler, yapamadılar. Çünkü Alevi toplumu okuyan, düşünen, biat etmeyen bir toplumdur. O kültürünü yol önderlerimizden aldık. Dedelerimizle, pirlerimizle, seyitlerimizle yolumuza devam ediyoruz. Bizi asimile etmeye güçleri yetmez. Daha önceden de valiler, kaymakamlar ve devletin yetkilileri tarafından baskılarla köylerimize cami yaptırmaya çalıştılar olmadı, yapamadılar. Biz bu yapılanların hiçbirini kabul etmiyoruz, bu yaptıkları bir zulümdür, insanlık suçudur. Kaldı ki bu ülkede sadece Sünni inançtaki insanlar yaşamıyor. Bu ülkede Aleviler var, Ermeniler var, Süryaniler var, daha nice, değişik inançlardan, değişik kültürlerden olan insanlar var.”

    ALEVİLERE VE KÜRTLERE ZULÜM EDİYORLAR”

    Alevilerin kimsenin inancına karışmadığını vurgulayan Aktaş, “Biz kimseye niye camiye gidiyorsun demiyoruz. Niye namaz kılıyorsun demiyoruz. Ama ne yazık ki onlar bizim cemevlerimizin yasal statüsünü kabul etmedikleri gibi cemevlerimizi cümbüş evi, cemevlerimizi terör yuvası olarak görmeye çalıştılar. Bunu yapan da memleketin en üst tepesinde bulunan insanlar, orada zoraki oturanlar. Özellikle söylüyorum zoraki oturanlar. Ne yazık ki memleketimizde biz Alevilere ve Kürtlere zülüm ediyorlar. Biz boyun eğmedik elbette ki bir takım haksızlıklara maruz kaldık” diye konuştu.

    “BUGÜN YAPILANLAR 12 EYLÜL’DEN DAHA KÖTÜ”

    Bugün hala devlet dairelerinin üst yönetimlerinde Alevi olmadığını, Alevilerin belirli makam ve mevkilere gelmesinin engellendiğini söyleyen Aktaş, şöyle devam etti:

    “Bir Vali yok, 956 ilçe var bir tane kaymakam yok, emniyet müdürü yok, okul müdürü yok, genel müdür yok, askerin tepesinde kimse yok. Çünkü almıyorlar. Ayrıca şu an yapılan zulümler 12 Eylül döneminden daha kötü. Ne yazık ki cemaatler yoluyla asimilasyon işine giriştiler ama başaramadılar. Cemaatler yoluyla yapamadıklarını karakollarda ezan okutulması gibi uygulamalarla yapmaya çalışıyorlar. Bu tür yapılanlar insanlık dışıdır, faşizmdir, kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu yapılanları insan haklarına aykırı buluyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/MANAVGAT

     

  • ‘Mazgirt’te Alevi köylerine ezan sesi verilmesi sistematik uygulamanın habercisidir’-VİDEO

    ‘Mazgirt’te Alevi köylerine ezan sesi verilmesi sistematik uygulamanın habercisidir’-VİDEO

    PİRHA- Mazgirt’teki karakollardan ezan okutulmasını değerlendiren Baba Mansur Ocağı evladı Baki Erdoğan, yaşananın sistematik bir uygulamanın habercisi olduğunu ifade ederek, “Alevilerin ezanla bir derdi yok ki. Biz ezana karşı değiliz. Bu zorlamaya, Alevilere yapılan ezaya, cefaya ve zihniyete karşıyız. Devlet bu tür uygulamalardan vaz geçmeli” çağrısında bulundu.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de ezan okutulmaya devam ediyor.

    “BARAJDA ÇALIŞANLAR HOPARLÖRLE EZAN SESİ VERİYOR”

    Yapılan uygulamaya tepkiler yükseliyor.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyesi ve Baba Mansur Ocağı evladı Baki Erdoğan, yaşanan durumun hem tarihsel hem de güncel yanının olduğunun altını çizerek, “Karakoçan’ın Seyid Mamudan diye Baba Mansurluların ikamet ettiği bir köy var ve bu köyde halka rağmen Pembelik Barajı kuruldu. 5-6 yıl önce gittiğimde gece bir sesle irkildiklerini ve çocuklar da korktu. Sorduğumuzda barajda çalışanların hoparlörlere ezanın sesini verdiklerini öğrendik. Öyle bir ses ki yer gök inliyor. 12 Eylül döneminde bizim bölgemizde bile bu uygulama yapılmadı. Köylülerin karşı çıkmasına karşın durum devam etmiş” dedi.

    “DEVLET BU UYGULAMALARDAN VAZGEÇSİN”

    Bunun bir zorlama olduğuna işaret eden Erdoğan, “Neyin zorlaması? Alevileri tarihten beri ‘yola’ getiremedik. Şimdi de ‘bildiğimizi okuyoruz, zorla yapıyoruz, işinize gelirse’ anlayışını dayatıyorlar. Peki bu köylerde Sünni kardeşlerimiz var mı? Yok. Tamamı Alevi inancına mensuplar. Hiçbir tane Sünni görevli dahi yoktur” diye konuştu.

    Erdoğan, “Bir tek Sünni kardeşimizin olmadığı bir yerde yapılan ‘Ey Aleviler biz sizin kulağınıza ezanı üfüreceğiz’ demektir. Alevilerin ezanla bir derdi yok ki. Biz ezana karşı değiliz. Bu zorlamaya, Alevilere yapılan ezaya, cefaya ve zihniyete karşıyız. Devlet bu tür uygulamalardan vaz geçmeli” çağrısında bulundu.

    DEMOKRASİYE İNANMAYAN AKIL

    Mazgirt’te yaşananın sistematik bir uygulamanın habercisi olduğunu ifade eden Erdoğan, Meclis’te AKP Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz’ın “Bağırta bağırta Akdeniz Belediyesi’ni aldık, kanırta kanırta da büyükşehri alacağız” söylemine de dikkat çekerek, “Ezan işte bu aklın devamıdır. Demokrasiye, insan haklarına inanmayışının cümleleridir. Dolayısıyla inançlara ve inançlar arasındaki mesafeye saygılı olmadığınızı beyan ediyorsunuz. Bir an önce aklı selimin galip gelmesini ve Alevilere bu zulmün uygulanmamasını belirtiyorum” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Eliaçık: Alevi köylerinde karakoldan ezan okutmak zorbalıktır

    Eliaçık: Alevi köylerinde karakoldan ezan okutmak zorbalıktır

    PİRHA-İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık, Dersim’de Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasına ilişkin konuştu. “İstenmeyen yerlerde ezan okutulması zorbalıktır” diyen Eliaçık, “Din bekçiliği” yapmanın da Müslümanlıkta yer bulmadığını ifade etti.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi’nin ziyaretinin ardından ezan okutulmaya başlandı. Köylüler, Alevi yerleşkelerinde bu tür uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade ederken, duruma bir tepki de İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık’tan geldi.

    “KABUL EDİLEMEZ UYGULAMA!”

    “Zorla ezan dinletmenin dini bir temeli yoktur” diyen İhsan Eliaçık, “Alevi yerleşimlerinde ezan okutmak, zorla namaz kıldırmak, oruç tutturmak ve birtakım şeyleri zorla yaptırmak kabul edilemez. Dolayısıyla bu uygulamaların bir dini temeli yok. Bu tamamen keyfi, tamamen inadına ve dini zorbalık aracı olarak kullanmaktır” dedi.

    “İKTİDARIN BASKI ARACIDIR”

    İhsan Eliaçık, ezan vaktinin megafon haricinde farklı yollarla da öğrenilebileceğini işaret ederek, “Eğer insanlar ezan sesi duymak istemiyor ve bundan rahatsızlık duyuyorlarsa oralarda ezan okunmaması gerekir. Karakoldan ezan okutmak, özellikle bunu Alevi köylerinde yapmak, inadına ve zorla dayatmak bir dini iktidarın baskı aracı olarak kullanma anlamına geliyor” yorumunu yaptı.

    “ZORBALIK VE DİN BEKÇİLİĞİ YAPMAK YASAKLANIR”

    İhsan Eliaçık, dinde zorlamanın olamayacağına vurgu yaparak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bakara Suresi 256. ayette dinde zorlama olmayacağı belirtilir. Her türlü zorlama yasaklanır. Bunu yapanlar Kuran’a aykırı hareket etmiş olur. Alevi toplumunun cemevleri var. Orada ibadet ediyorlar. Cemevleri de ibadethanedir. Cemevlerinde yükselen duaları da dilekleri de Allah işitir. İnsanlar ne şekilde isterse Tanrıya öyle ibadet eder. Her insan Sünni inanca göre Allah’a dua edecek diye bir şart yok. Kiliselerde yapılanı da Allah işitir, tapınaklarda yapılan duaları da… Peygambere ve ‘Ben Müslümanım’ diyenlere Kur’an’da zorbalık ve din bekçiliği yapmak yasaklanır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ayazağa Cemevi önünde korsan hoparlörlerle ezan okunmasına kayıtsızlık sürüyor

    Ayazağa Cemevi önünde korsan hoparlörlerle ezan okunmasına kayıtsızlık sürüyor

    PİRHA- İstanbul’da Sarıyer Şubesi/Ayazağa Cemevi ile Alevilerin evlerinin önünde bulunan elektrik direklerine 2 yıl önce yasa dışı bir şekilde takılan 22 hoparlörden yüksek sesle ezan okunmaya devam ediyor. Ne müftülüğün, ne kaymakamlığın müdahale ettiği bu yasa dışı durum karşısında Alevi kurumlarının da kayıtsızlığı sürüyor. 

    İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Alevilerin evlerinin önünde bulunan elektrik direklerine 2 yıl önce kimliği henüz belirlenmeyen şahıslarca toplam 22 hoparlör takıldı. Bu direklerdeki hoparlörlerden yüksek sesle ezan yükselmeye başladı.

    Hoparlörleri elektrik direklerine yasa dışı bir şekilde takanlar hala yakalanmadı ve hoparlörler indirilmedi.

    Sarıyer Kaymakamlığı’nın, müftülüğün bu yasa dışı durumdan haberi olmasına rağmen korsan hoparlörlerden yüksek sesle ezan okunmasına son verilmedi.

    “ALEVİ KURUMLARI NEDEN DUYARSIZ KALDI?”

    PİRHA’ya konuşan Ayazağa Cemevi Dedesi Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, korsan hoparlörlerin hala elektrik direklerinden indirilmediğini ve kimsenin ilgilenmediğini söyledi.

    “Alevi kurumları ilgilenseydi farklı bir gelişme olabilirdi. Alevi kurumları neden duyarsız kaldı” diye soran İbrahim Erdoğan Dede, yalnız bırakıldıklarını kaydetti.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun bu durumu Meclis gündemine taşıdığını hatırlatan İbrahim Erdoğan, henüz bir haber çıkmadığını söyledi.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Erdoğan’ın sözlerinden sonra gerici güruhtan Mis Sokak’ta ‘ezan’ eylemi

    Erdoğan’ın sözlerinden sonra gerici güruhtan Mis Sokak’ta ‘ezan’ eylemi

    PİRHA – Erdoğan’ın “Ezana terbiyesizlik ettiler ” sözlerinin ardından Taksim’de bir güruh, “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganı attı. Mis Sokak’tan Tarlabaşı’na inen grup HDP il binasına yürüdükten sonra halk HDP il binası önünde nöbet tutmaya başladı.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın, 8 Mart’ta Taksim’deki gece yürüyüşünü kastederek, “Ezana ıslıklarla terbiyesizlik ettiler” sözlerinin ardından sarıklı ve cübbeli bir grup Taksim’de toplandı ve “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganlarını attı.

    Olay, akşam saatlerinde Taksim İstiklal Caddesi’nde bulunan Mis Sokak’ta meydana geldi. Cübbeli ve sarıklı bir grup tekbir getirerek, “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganlarını attı ve barların bulunduğuı yerde yürüyüş yaptı. Ellerinde Türk bayrağı da taşıyan gruba polisin bir süre engel olmaması tepki çekti.

    Öte yandan Mis Sokak’tan Tarlabaşı’na inen grup HDP il binasına yürüdükten sonra halk HDP il binası önünde nöbet tutmaya başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yıldırım’dan korsan hoparlörle ezan tepkisi: Bu provokasyonu yapanlar derhal bulunmalı-VİDEO

    Yıldırım’dan korsan hoparlörle ezan tepkisi: Bu provokasyonu yapanlar derhal bulunmalı-VİDEO

    PİRHA- Araştırmacı Yazar Ali Yıldırım, İstanbul Sarıyer’de Ayazağa Cemevi yanında ve Alevilerin yoğun yaşadığı mahallede yapılan korsan hoparlörle yüksek sesli ezan uygulamasına sert tepki gösterdi. Bunun 1980’li yıllarda uygulanan kablolu asimilasyon benzeri olduğunu belirten Yıldırım, bunu yapanların bir an önce bulunup haklarında işlem yapılmasını istedi. 

    İstanbul’da Ayazağa’da cemevinin bulunduğu sokakta elektrik direklerine korsan hoparlör bağlanarak yüksek sesle ezan okunması tepki çekmeye devam ediyor.

    Cemevi yöneticilerinin korsan hoparlörün kaldırılması yönündeki girişimleri sonuçsuz kalırken, Sarıyer müftülüğü hoparlörün kendi bilgileri dışında bağlandığını yazılı belge ile doğruladı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ayazağa Cemevi’nin dilekçesine yönelik cevap veren Sarıyer Müftülüğü, bahsedilen yerde kendilerine ait hiçbir ezan sisteminin bulunmadığını söyledi.

    Ancak olayın gündeme gelmesinden bu yana hiçbir gelişme yaşanmazken, aksine bazı çevreler tarafından mahalle sakinlerine yönelik tehditler yöneltildi. Müftülüğe, valiliğe, belediyeye ve kaymakamlığa konuya ilişkin dilekçe ile başvuruda bulunan cemevi yönetimine şimdiye kadar herhangi bir dönüş olmadı.

    Araştırmacı Yazar Ali Yıldırım İstanbul’da Ayazağa’da cemevinin bulunduğu sokağa yetkililerden habersiz hoparlör bağlanarak yüksek sesle ezan okunmasıyla ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “BU BİR KABLOLU ASİMİLASYONDUR”

    Yıldırım, “Biz bu gelişmeleri daha önceki yıllarda kablolu asimilasyon olarak değerlendirmiştik. Bu kablolu asimilasyon biliyorsunuz Alevi köylerine cami yapılamayan yerlerde kablo ile ilçe merkezlerinden çekilen kablolarla hoparlörlere takılarak köyü bir anlamda cami varmış gibi, bir camiden yapılacak her türlü dini yayını bu hoparlörler aracılığı ile yapmak anlamına geliyordu” dedi.

    Kaplolu asimilasyonun 1980’li yıllarda uygulanan bir yönetem olduğunu belirten Yıldırım, “Alevi köyleri cami yapılmasını kabul etmediler ve buna karşılık bir asimilasyon yöntemi olarak geliştirilmişti.  Şimdi bunun İstanbul gibi bir Metropolde gündeme gelmiş olması son derece şaşırtıcı ve ilginç daha doğrusu soru işaretleri taşıyor” diye konuştu.

    “BİR PROVOKASYON GİRİŞİMİDİR”

    Yıldırım konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bugün bu reddedilmiş bir anlayış, bir yaklaşım ama karşımıza yeniden ısıtılıp sunulmuş durumda. Bunun araştırıldığında hiçbir sorumlusunun olmadığı görülüyor. Hiç kimse biz yaptık demiyor. Yani bu da ayrıca bir soru işareti. Ne Diyanet ne ilçe, ne kaymakamlık. İstanbul Sarıyer bölgesinde özellikle cemevimizin olduğu bölgede yapılan bir tür provokasyon olarak değerlendirmek lazım.”

    LAİKLİĞİN ÖNEMİNE VURGU

    “Bunun bir sahibi yok, bir ihtiyaç yok. Camilerin olduğu bir yerde insanlar zaten ibadetlerini yapıyor. İbadet edecek olanlar, müslümanlar ibadetlerini camilerde yapıyorlar” diyen Yıldırım şunları kaydetti:

    “Bu bir provokasyon diye düşünüyorum, nitelendiriyorum ben. Bir taciz aynı zamanda. Bu yeniden bir anlamda kablolu asimilasyonun hortlaması anlamına da geliyor. Şu zamanda yani toplumda gerçek anlamda da bir hoşgörünün karşılıklı sevgi, saygı ihtiyacının en yoğun olduğu zamanlardayız. Alevi toplumu insanların ibadetine, inançlarına, ritüellerine ilişkin, bunların olmaması yönünde herhangi bir tavır içerisinde değiller. Daha doğrusu kimsenin inancını, ibadetini engellemek ya da onlara yönelik bir karşı tavır içerinde değilken, kendilerine yönelik bu türden bir durum kabul edilebilecek bir şey değil. O nedenle laiklik meselesi burada tekrar gündeme geliyor.”

    “DEVLET BİR İNANÇ YANINDA TAVIR ALMAMALI”

    Yıldırım, ”Yani devletin bir inancının olmaması gerektiğini, devletin bir inanç yanında tavır almaması gerektiğini, bunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. O yüzden ben bu kablolu asimilasyona bir an önce son verilmesi gerektiğini, sorumlular kimse onların bir an önce ortaya çıkartılması ve haklarında gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini de düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “İNSANLAR İBADETLERİNDE ÖZGÜRDÜR, HİÇ BİR ŞEKİLDE ZORLANAMAZ”

    Bu korsan hoparlör tacizinin sadece Ayazağa’da Alevilerin sorunu olmadığını bütün Alevi toplumunun, laiklikten yana demokrasiden yana olan, insanım diyen herkesin sorunu olarak değerlendirmesi gerektiğine işaret eden Yıldırım, “İnsanlar ibadetlerinin gereklerini kendi bildikleri şekilde yapmalıdırlar. Devlet bunun sorumlularını biran önce açığa çıkarmak zorundadır diye düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Kaplan’dan online ezan tepkisi: Bu asimilasyonun bir parçasıdır-VİDEO

    Kaplan’dan online ezan tepkisi: Bu asimilasyonun bir parçasıdır-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Ayazağa Cemevi’nin tam karşısına bağlanan ‘korsan hoparlör’den yüksek sesle ezan okutulmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, devlet Alevi köylerinde online olarak hoparlör koyarak ezan okutmayla başladı. Bu asimilasyonun bir parçasıdır” dedi. 

    İstanbul Şişli ilçesi Ayazağa Mahallesi’ndeki cemevinin bulunduğu sokak ve çevresine aylardır ‘korsan hoparlör’ bağlanarak yüksek sesle ezan dinletilmeye başlandı.

    Belediye ve müftülük hoparlörün kendi bilgileri dışında bağlandığını açıkladı. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da ‘korsan hoparlörü’ Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sormuştu.

    Cemevinin önünde bulanan direklere bağlanan ‘korsan hoparlör’den ezan okutulmasına ise tepkiler büyüyor. Konuya ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan PİRHA’ya konuştu.

    “Öncelikle arkadaşlar bu hoparlörü söküp atacaklar” diye sözlerine başlayan Kaplan, “Bizim cemevlerimiz karşısında hoparlör koymaya cesaret etseler biz söker atarız. O direği oradan kaldırırız” ifadelerini kullandı.

    ALEVİ KÖYLERİNE ONLİNE EZAN

    Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet böyle çok gizliden birbirinin üzerine attığı bu tip şeylerde iyi sonuç verdiğinde herkesin kabul ettiği, üstlendiği diğer sonuçları hiç kimsenin kabul etmediği, tepki duyduğu anda herkesin birbirine attığı suç ile karşı karşıyayız. Devlet Alevi köylerinde online olarak hoparlör koyarak ezan okutmayla başladı. Ege’de bu çok yaygındır. Bunu zaman zaman köyün içerisinde köyün bir gencini valiliğe, bir gencini kaymakamlığa işe alarak ona yaptırarak işe başladı böyle şeyler. Bu asimilasyonun bir parçasıdır. Kulakları ezana alıştırmaya çalışıyorlar. Bu ülkede artık ezanın hoparlörle okunmasına da gerek yoktur. Çünkü herkes ezan vaktini saatini biliyor. Asıl olan ezanın çıplak sesle okunmasıdır. Dinin emri odur.”

    “HOPARLÖRDEN HABERLERİ VARDIR”

    Cemevi yönetiminin konuya ilişkin başvurduğu yetkili mercilerin haberinin olmadığını söylemesine de tepki gösteren Kaplan şöyle konuştu:

    “Gelip özellikle bizim ibadethanelerimizin karşısında ve Alevi köylerinde böyle bir online ezan okunması kaymakam ‘benim haberim yoktu’ müftü, vali ‘benim haberim yok’ deme şansına sahip değil. Onlardan habersiz bir şey olmaz. Biz geçen Erzincan’a girdik, on dakika sonra derneğe gittik; dernek başkanını aradılar ‘genel başkanınız buraya gelmiş açıklama mı yapacaksınız’ diye. İstihbaharatın bu kadar güçlü olduğu bir ülkede bir cemevinin karşısında ezan okutulmasından kaymakamın, valiliğin, müftülüğün benim haberim yok deme şansı yok. Haberleri vardır.”

    “İNANCIMIZA SAYGILI OLMALILAR”

    Bunu bilerek yaptıklarını söyleyen Kaplan, “Burada asıl sorun bizde. Bizim buna karşı ne yapmamız gerektiği noktasında. Nasıl ki Aleviler bir caminin önünde cemini yapmıyorsa, (çünkü biz tüm inançlara saygılı olmak durumdayız.) o hoparlörü koyanların da bizim inancımıza saygılı olması gerekir. Eğer bu işi kaşırlarsa sonu kötü olur. Dolayısıyla takanlar sessizce söksünler” diyor.

    “KATLİAMLARIN ALTINDA DİNİ İÇERİKLİ ÖGELER YATIYOR”

    Kaplan sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Biz de zaman zaman din dersi öğretmenleri ile karşı karşıya geldiğimizde, “Sen müslüman mısın? gibi bir tepkiyle karşılaşıyorduk. O zaman ‘Biz müslüman değiliz Aleviyiz’ deseydik belki bu sorunların çoğu aşılmış olurdu. Orada cemevi yöneticilerine de hak vermek gerekiyor. Din hassas biz konu, Türkiye’deki 12 Eylül öncesi ve sonrası aşağı yukarı katliamların hepsinin altında dini içerikli ögeler yatıyor. ‘Aleviler camiye saldırdı, Aleviler camiye silah soktu, Aleviler camiyi bombaladı’ savıyla ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla bu hassas bir konu ama oraya nasıl gece takılmışsa gece de rahatlıkla sökülebilir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Korsan hoparlörle ezan okunmasından müftülüğün de bilgisi yokmuş

    Korsan hoparlörle ezan okunmasından müftülüğün de bilgisi yokmuş

    PİRHA- İstanbul’da Ayazağa’da cemevinin bulunduğu sokağa yetkililerden habersiz hoparlör bağlanarak yüksek sesle ezan sesi verilmesi haberi geçtiğimiz günlerde gündemde yerini almıştı. Sarıyer müftülüğü hoparlörün kendi bilgileri dışında bağlandığını yazılı belge ile doğruladı. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ayazağa Cemevi’nin dilekçesine yönelik cevap veren Sarıyer Müftülüğü, bahsedilen yerde kendilerine ait hiçbir ezan sisteminin bulunmadığını söyledi.

    Ancak olayın gündeme gelmesinden bu yana hiçbir gelişme yaşanmazken, aksine bazı çevreler tarafından mahalle sakinlerine yönelik tehditler yöneltilği ve orada yaşayanların ezandan rahatsız oldukları için din düşmanı ilan edildikleri öne sürülüyor.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine hoparlör takılmıştı. İki direkte bulunan beş hoparlörden ezan sesi yükselmeye başladı. Son hoparlör ise aşure lokmalarının dağıtıldığı gün takıldı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, beş vakit aşırı yüksek sesle ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörleri, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sormuştu.

    HALA BİR DÖNÜŞ OLMADI

    Müftülüğe, valiliğe, belediyeye ve kaymakamlığa konuya ilişkin dilekçe ile başvuruda bulunan cemevi yönetimine şimdiye kadar herhangi bir dönüş olmamıştı.

  • Büyük provokasyon: Cemevinden sonra Alevilerin evlerinin önünde de yüksek sesle ezan-VİDEO

    Büyük provokasyon: Cemevinden sonra Alevilerin evlerinin önünde de yüksek sesle ezan-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi’nin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne korsan hoparlörler takılarak yüksek sesle ezan sesi dinlettiriliyor. Buna tepki gösteren Cemevi Başkanı Celal Özer, “Alevi canlarımız huzursuz, Sünni canlarımız da sesten rahatsız. ‘Yatamıyorum. Çocuklarımız ezan sesi ile sıçrıyorlar’ diyorlar. Niçin yaptılar? Yetkililerin bu konuda duyarlı olup bu işi çözmesini istiyoruz” dedi. 

    İki ay önce bir sabah İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi önündeki elektrik direklerine hoparlör takıldı. İki direkte bulunan beş hoparlörden ezan sesi yükselmeye başladı.  Son hoparlör ise aşure lokmalarının dağıtıldığı gün takıldı. Kim tarafından konduğu belli olmayan, beş vakit ezan yayını yapan ve mahalleli tarafından tepki ile karşılanan korsan hoparlörleri, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    6 tane caminin bulunduğu mahallede hem cemevi önünde hem de mahalledeki pek çok yere hoparlörün takılmasına ilişkin Cemevi yönetimi ve dedesi PİRHA’ya konuştu. Mahalle sakinleri ise korku ve baskıdan dolayı yaşadıkları mağduriyetlere ilişkin açıklama yapmak istemedi.

    ‘Korsan hoparlör’ bağlanarak yüksek sesle ezan dinletilmeye başlaması ile birlikte cemevinde Perşembe günleri yapılan cemleri yarıda kesmek zorunda kalıyorlar. Cemevinin önüne hoparlör takıldıktan sonra ceme gelen insan sayısında da azalma oldu. Cemevi dedesi bunu Alevilere yönelik yüzyıllardır uygulanan baskından kaynaklandığını söylüyor.

    Müftülüğe, valiliğe, belediyeye ve kaymakamlığa konuya ilişkin dilekçe ile başvuruda bulunan cemevi başkanı Celal Özer ise hiçbir yanıt alamadı.

    ALEVİLERİN EVLERİNİN ÖNÜNE DE HOPARLÖR TAKILMIŞ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi Başkanı Celal Özer, hoparlörün takılma sürecini anlatarak cemde yaşadıkları zorlukları aktardı:

    “İki ay önce iki kolon olarak buraya bağlandı. Biz de bir şey demeyelim. ‘Galiba ezan sesi duyulmuyor’ diye. Gerçi duyuluyor. Çünkü minarelerde ezan okunur. Tepki vermedik. Bizim tepki vermediğimizi görünce getirdiler 3 tane daha koydular. En son Cumartesi günü aşure lokmasından sonra bir tane daha büyük bir kolon getirilerek cemevimizin tam karşısına koyuldu. Ezan sesini oradan duyurmaya çalışıyorlar. Biz diğerleri varken bile cem yaptığımızda ezan okunduğu zaman o kadar çok ses geliyordu ki zakir ve dedemizin sesini duyamaz oluyorduk.”

    Ayazağa Mahallesi’nde bulunan insanların da rahatsız olduğunu söyleyen Özer, mahalle aralarında bulunan Alevilerin yaşadıkları evlerin kenarlarına da hoparlör takıldığına dikkat çekti.

    Özer, konu ile ilgili müftülüğü aradıklarını, kendilerine ‘Bizim minarenin dışında ezan duyurmamız gibi bir şey söz konusu değil. Bu belediyenin bir uygulamasıdır’ dediğini aktardı.

    “Bu kolonları kimin hangi amaçla getirdiğini bunu öğrenmek istiyoruz” diyen Özer, kaymakamlığa da dilekçe verdi.

    “AYAZAĞA’DA ALEVİLERE KARŞI BASKI VAR”

    Özer, “Alevi canlarımız huzursuz, Sünni canlarımız da sesten rahatsız. ‘Yatamıyorum. Çocuklarımız ezan sesi ile sıçrıyorlar’ diyorlar. Niçin yaptılar? Amaçları ne? Yetkililerin bu konuda duyarlı olup bu işi çözmesini istiyoruz. Aleviler ezana karşıymış gibi bir his uyandırıp buradaki toplumu karşı karşıya getireceklerinden korkuyoruz. Burada zaten Alevi olmak çok zor. Gerçekten Ayazağa’da Alevilere karşı bir baskı var. Daha önce de cemevi yaparken bize baskılar yapıldı” ifadelerini kullandı.

    Burada amaçlarının Alevileri sindirmek olduğunu söyleyen Özer, “Ne yapsalar da biz cemevimizden de inancımızdan da vazgeçmeyiz. Haklarımızı aramaya devam edeceğiz” dedi.

    “İÇ KARGAŞA ÇIKARMAK İSTİYORLAR”

    Ağucan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan da bu cemevinde inanç hizmetini yerine getiriyor. Erdoğan, son dönemlerde yaşanan ‘korsan hoparlör’ olayından çok fazla insanın rahatsız olduğunu söyledi.

    Bu olayın insanların cemevine gelmelerini de etkilediğini ifade eden Erdoğan, “Bu baskılar tarihte bütün Alevilere hep yapılmış. Alevilere yönelik yapılan tüm bu katliamların nedeni bu toplumu susturmak sesini kesmek istemeleri. Alevilerin rızalık sistemini yok etmek istediler. Tarihten bu yana bütün hükümetler Alevilere yönelik yapmış olduğu katliamların hiçbirisinden başarı sağlayamadı. Belki zaman zaman zayıflamıştır. Ama hiçbir zaman baskıya, katliama boğun eğmedi. Bundan sonra da eğmeyecek. Cemevinin önüne 6 tane kolon getirenler bu ortamı tekrar germek istiyorlar. Kendi hırsızlıklarının, katliamlarının üstünü örtbas edip bir iç kargaşa çıkarmak istiyorlar. Ama kapatamayacaklar” dedi.

    YETKİLİLER NEREDE?

    Cemevi başkanının çeşitli yerlere başvurduğunu söyleyen Erdoğan, “O diyor benim işim değil. Diğeri diyor benim işim değil. Ben gitsem caminin önünde cem yapsam o zaman senin işin olur değil mi? Peki cemevinin önüne 6 tane kolon koyulması neden senin işin değil?” diye sordu.

    İNSANLAR KORKUDAN CEME GİTMİYORLAR

    Pir Erdoğan son olarak şöyle konuştu:

    “Geçen cumartesi Muharrem ayının lokması vardı. Aşure verildi. Bu kalabalığı görünce bir tane daha kolon takıldı. Böyle olunca canlarımız cemlere katılmıyorlar. Katılanlar ise çocuklarını getirmiyor. İster istemez korkuyorlar. Geçmişten gelen korkular var. Başkasının inancına saygısı olmayanın kendi inancına da saygısı olmaz. Bunun bir an önce çözülmesini istiyoruz.”

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    İSTANBUL